İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İstanbul - Kudüs - İskenderiye Hava Seyahati 8 Şubat - 15 Mayıs 1914 Hazırlayanlar Dr. Şefik Memiş Fatih Türkyılmaz Görsel Yönetmen Murat Arslan Yapım Koru Medya Yayınevi Levent Mahallesi Sümbül Sokak No: 39 Beşiktaş / İstanbul Tel: 0212 280 60 90 Yayıncı Sertifika No: 49379 Basım İmak Ofset Basım Yayın Tic. ve San. Ltd. Şti. Akçaburgaz Mah. 137. Sok. No: 12 Esenyurt/ İstanbul Tel: (0212) 656 49 97 Sertifika No: 45523 ISBN: 978-605-74741-0-0 Eser, 1914 adet basılmış ve tamamı numaralandırılmıştır. Bu kitap, “Kudüs Semalarında Bir Osmanlı Tayyaresi” Projesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından desteklenmiş olup parayla satılamaz. 0013 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 Kudüslüler Edremid tayyaresini büyük coşkuyla karşıladılar İSTANBUL Eskişehir İznik Halileli Kemerdere Küçükkuyu Edremit Bilecik Bozüyük Adapazarı Akpınar Aziziye (Emirdağ) Bolvadin (Karahisar-ı Sahib) Afyon Konya Karaman Tarsus Adana Misis Artah (Reyhanlı) Halep Ebu Zuhur Hama Humus Beyrut Şam Taberiye Gölü KUDÜS El-Ariş Tel El-Kebir Tanta Yafa Port Said İSKENDERİYE KAHİRE Lefke Poyra Köyü Fethi ve Sadık Beylerin Muavenet-i Milliye Tayyaresi Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin Prens Celâleddin Tayyaresi Salim ve Kemal Beylerin Ertuğrul Tayyaresi Salim ve Kemal Beylerin Edremid Tayyaresi İstanbul - Kudüs - İskenderİye Hava Seyahatİ’ne katılan uçakların rotaları Çanakkale İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 TAKDİM 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Türk havacılığı günümüzde, imkân ve kabiliyetleri ile dünyada hak ettiği saygın bir konumda bulunmaktadır. Günümüzde ülkemiz, sınırları içerisinde kendi imkânları ile ürettiği insansız hava araçları başta olmak üzere pek çok ileri teknoloji ürünüyle dünya havacılık tarihinde müstesna bir yer edindi. Özellikle Türk savunma sanayiinin son 20 yıl içinde gerçekleştirdiği muazzam gelişme askeri ve sivil havacılık alanlarında ülkemiz adına önemli kazanımlara dönüştü. Bununla birlikte, Türk havacılığının sahip olduğu gelişmiş insan gücü ve milli teknolojik araçların da vasıtasıyla gelecekte daha iyi konumlara geleceğini söylemek mümkündür. Öte yandan bugün, Türk havacılığının gele- ceğini inşa ederken geçmişte canını ortaya koyan havacılık kahramanlarımızı da anmayı ihmal etmemeliyiz. 20. yüzyılın başında havacılıkla tanışan Türk tayyarecileri bütün teknik sıkıntılara rağmen ortaya koydukları cesaret ve sahip oldukları vatan aşkıyla Türk milletini yeni ufuklarla tanıştırdılar. 1914’te Kudüs halkının talebi üzerine gündeme gelen ve daha sonra güzergâhı İskenderiye’ye kadar uzatılan hava seyahati de bu çerçevede hayata geçmişti. Bununla bir- likte, söz konusu hava seyahati Osmanlı İmparatorluğu ve halkı açısından başka anlamlar da taşıyordu. Bilhassa Balkan Harbi’nin kötü anılarının zihinlerde taze olduğu bu dönemde, Türk havacılığının gösterdiği gelişme halkın özgüveni ve morali açısından büyük önem arz ediyordu. Öte yandan, hava seyahatinin İstanbul’da başlayıp Orta Doğu coğrafyasına kadar uzanması Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı bölgelerini ve toplumsal kesimlerini bir araya getirmek açısından sem- bolik bir anlam taşıyordu. Ayrıca, dünyanın yeni tanıştığı bir teknolojik gelişmeye kısa sürede uyum sağlamak hem teknik hem de siyasi açıdan Osmanlı İmparatorluğu’nun önemsediği bir husustu. 8 Şubat 1914 tarihinde Türk ordusuna mensup iki subay ve gözlemcinin kullandığı iki uçak Yeşilköy’de Tayyare Mekte- bi’nde gerçekleştirilen törenin ardından söz konusu hava seyahatini gerçekleştirmek üzere yola çıktılar. Muavenet-i Milliye isimli uçağı Yüzbaşı Fethi Bey ile Mülazım-ı Evvel Sadık Bey kullanırken, Prens Celaleddin isimli uçak ise Mülazım-ı Evvel Nuri Bey ile gözlemcisi Yüzbaşı Hakkı Bey yönetimindeydi. Güzergâh boyunca hava seyahatinin halkta uyandırdığı merak ve sevinç, Türk milletinin havacılığa gösterdiği ilgiyi de ortaya koyuyordu. Maalesef Fethi ve Sadık Beylerin Şam’da, Nuri Bey’in ise Yafa’da şehit düşmesi ile akamete uğrayan hava seyahati ancak müteakip süreçte Yüzbaşı Salim Bey ve Kemal Bey tarafından tamamlanabilmiştir. Türk havacılık tarihinin ilk şehitleri olan bu isimler gösterdikleri cesaret ve kahramanlıkla Türk milletinin gönlünde eşsiz bir yere sahiptir. 15 Mayıs 1914 tarihinde İskenderiye’de başarı ile sona eren hava yolculuğu Osmanlı İmparatorluğu için çok önemli bir dönüm noktası teşkil etmiş ve Osmanlı basını tarafından yakından takip edilmişti. Basında yer alan haberler aracılığıyla hem Osmanlı’nın yönetici elitinin hem de güzergâhta yaşayan yerel halkın duygu ve düşünceleri geniş kitlelere ulaşmıştı. Basının havacılığa dair gelişmeleri ilgiyle izlemesi ve halkta yarattığı etkiyi geniş bir kesime ulaştırması sayesinde, Osmanlı İmparatorluğu da yeni tanıştığı havacılığı stratejik bir hedef haline getirerek ülkenin geleceğinde oynayacağı önemli rolün üzerine dikkatle eğilmiştir. Elinizdeki eserde yer alan haberler dönemin ruhunu yansıtması, hava seyahati hakkında detaylı bilgiler vermesi, ha- vacılığın yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı coğrafyalarında yaşayan halkın beklentilerini ve devletle kurdukları ilişkiyi ortaya koyması açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Habercilikte fikr-i takibin gerçekleşmesi, güzergâh üzerinde bulunan şehirlerde gerçekleşen karşılamaların ayrıntılarının özel mektuplarla okuyucuya aktarılması ve ilk fotoğrafların yayınlanması Türk basını için de ciddi yenilikler içermekte ve Türk basınının haberciliğe bakış açısını ortaya koymaktadır. Bu eser ile birlikte havacılık tarihimize ışık tutmaya çalışılırken hem Türk havacılığının ilk şehitlerinin aziz hatırası yaşatılmaya hem de söz konusu hava seyahatinin Türk basınının perspektifinden çok boyutlu bir bakış açısıyla sunulmaya çalışıldı. İtinalı ve titiz bir araştırma neticesinde ortaya çıkan bu çalışmanın faydalı olması ve benzer eserlerin verilebilmesi için bir öncü olmasını dilerim. Bu vesileyle bir kez daha tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.. R E C E P TAY Y İ P E R D O Ğ A N T Ü R K İ Y E C U M H U R B A Ş K A N I FETHİ VE SADIK BEYLERİN [MUAVENET-İ MİLLİYE TAYYARESİNİN] SEYAHAT KRONOLOJİSİ HAREKET TARİHİ KALKIŞ YERİ İNİŞ YERİ 08.02.1914 YEŞİLKÖY ADAPAZARI 08.02.1914 ADAPAZARI AKPINAR 09.02.1914 AKPINAR ESKİŞEHİR 10.02.1914 ESKİŞEHİR KARAHİSAR-I SÂHİB 10.02.1914 KARAHİSAR-I SÂHİB KONYA 11.02.1914 KONYA TARSUS 12.02.1914 TARSUS ADANA 13.02.1914 ADANA HALEP 15.02.1914 HALEP HUMUS 15.02.1914 HUMUS BEYRUT 19.02.1914 BEYRUT BEYRUT [Zorunlu iniş] 24.02.1914 BEYRUT ŞAM 27.02.1914 ŞAM TABERİYE [Kudüs için havalanan tayyare, Taberiye civarında düştü ve Fethi ile Sadık Beyler şehit oldu] NURİ VE İSMAİL HAKKI BEYLERİN [PRENS CELÂLEDDİN TAYYARESİNİN] SEYAHAT KRONOLOJİSİ HAREKET TARİHİ KALKIŞ YERİ İNİŞ YERİ 08.02.1914 YEŞİLKÖY YEŞİLKÖY [Sis nedeniyle geri dönüş] 08.02.1914 YEŞİLKÖY İZNİK 08.02.1914 İZNİK LEFKE 09.02.1914 LEFKE BİLECİK 09.02.1914 BİLECİK POYRA KÖYÜ [Sis nedeniyle zorunlu iniş] 10.02.1914 POYRA KÖYÜ BOZÜYÜK [Arıza nedeniyle zorunlu iniş] 12.02.1914 BOZÜYÜK ESKİŞEHİR 13.02.1914 ESKİŞEHİR ESKİŞEHİR [Arıza nedeniyle geri dönüş] 14.02.1914 ESKİŞEHİR AZİZİYE (EMİRDAĞ) 15.02.1914 AZİZİYE (EMİRDAĞ) BOLVADİN 16.02.1914 BOLVADİN KARAKAYA 17.02.1914 KARAKAYA KONYA 18.02.1914 KONYA KARAMAN 18.02.1914 KARAMAN KARAMAN [Hava muhalefeti nedeniyle geri dönüş] 19.02.1914 KARAMAN TARSUS 20.02.1914 TARSUS ADANA 21.02.1914 ADANA MİSİS [Arıza nedeniyle zorunlu iniş] 22.02.1914 MİSİS ARTAH [Yakıt bittiğinden zorunlu iniş] 23.02.1914 ARTAH HALEP 24.02.1914 HALEP EBU ZUHUR ŞİMENDÜFER MEVKIFİ [Hava muhalefetinden zorunlu iniş] 25.02.1914 EBU ZUHUR ŞİMENDÜFER MEVKIFİ HAMA 26.02.1914 HAMA HUMUS 27.02.1914 HUMUS ŞAM 06.03.1914 ŞAM BEYRUT 09.03.1914 BEYRUT YAFA 11.03.1914 YAFA YAFA [Kudüs’e doğru havalanan tayyare kalkıştan hemen sonra denize düştü, Nuri Bey şehit oldu.] SALİM VE KEMAL BEYLERİN [ERTUĞRUL/EDREMİD TAYYARELERİNİN] SEYAHAT KRONOLOJİSİ HAREKET TARİHİ KALKIŞ YERİ İNİŞ YERİ 06.03.1914 YEŞİLKÖY ÇANAKKALE 07.03.1914 ÇANAKKALE HALİLELİ 09.03.1914 HALİLELİ KEMER DERE 13.03.1914 KEMERDERE KÜÇÜKKUYU [Ertuğrul tayyaresi burada düştü ve büyük hasar gördü.] 14.03.1914 Tayyarecilerimiz Edremit’e geldi. Halk, Edremid namında yeni bir tayyare siparişinde bulundu. 17.03.1914 Salim ve Kemal Beyler Elizabet vapuruyla Edremit’ten İstanbul’a hareket ettiler. 19.03.1914 Salim ve Kemal Beyler İstanbul’a ulaştılar. 07.04.1914 Sipariş edilen Edremid tayyaresi Marsilya’dan geldi. 11.04.1914 Salim ve Kemal Beyler, Edremid tayyaresi ile birlikte Saidiye vapuruyla İstanbul’dan Beyrut’a hareket etti. 19.04.1914 Tayyarecilerimiz ve Edremid tayyaresi Beyrut’a ulaştı. 01.05.1914 BEYRUT KUDÜS 04.05.1914 KUDÜS EL-ARİŞ 06.05.1914 EL-ARİŞ PORT SAİD 08.05.1914 PORT SAİD TEL EL-KEBİR 09.05.1914 TEL EL-KEBİR KAHİRE 15.05.1914 KAHİRE TANTA 15.05.1914 TANTA İSKENDERİYE 22.05.1914 Salim ve Kemal Beyler, Romanya’nın Daçya vapuruyla İskenderiye’den İstanbul’a hareket ettiler. 25.05.1914 İSTANBUL’A VARIŞ İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 GİRİŞ İnsanoğlu dünya sahnesinde varoluşundan beri göklerde kuşlar gibi uçma hayali kurar. Türklerin 1000’li yılların başın- da İmam Cevheri’den, 17. yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi’ye, Tayyareci Fethi Bey’den şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’e kadar uzanan köklü havacılık tarihi emsali görülmemiş kahramanlıklar ihtiva eder. Türk havacılığının tarihsel gelişimine baktığımızda, kaydedilen başarıların günümüzü şekillendirmede etkili olduğunu görmek mümkündür. Milletimizin cesur fertleri her alanda gösterdikleri fedakârlık ve yüksek gayretle isimlerini tarihe yazdırdıkları gibi havacılık tarihinde de unutulmayacak örnek başarılar elde ettiler. 1900’lü yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun yoğun çaba ve özverisi ile başlayan tayyarecilik girişimleri, yıllar içinde Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi havacılık kahramanlarımızla daha yüksek bir noktaya ulaştı. Bu eserde, bugünün teknolojisinden uzakta henüz daha emekleme seviyesinde olan tayyare teknolojisiyle, İstanbul’dan Kudüs’e gitmek için yola çıkan kahraman Türk pilotları Fethi ve Nuri Bey’in hikâyeleri anlatılıyor. İstanbul’dan Kudüs’e ulaşma arzusuyla sefere çıkan tayyarecilerimizin yaşadıkları, dönemin gazete ve mecmualarına yansıyan haberlerle okuyucuya sunuluyor. Bu ça- lışmada ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu’nun merak ve sevinç dolu ilk tayyare yolculuğu ile bu seyahate katılan uçakları ve uçuş güzergâhlarını eşsiz görseller eşliğinde görebileceksiniz. 1914’te Kudüs halkının talebi üzerine gündeme gelen bu seyahat, hiç şüphe yok ki Osmanlı İmparatorluğu ve halkı açı- sından büyük anlamlar taşıyordu. Balkan Harbi’nin ardından Osmanlı toplumunda ortaya çıkan umutsuzluk bulutlarını, göklere çıkan tayyarecilerimiz dağıtacaktı. Nitekim bu gelişmelerin ışığında, Türk havacılarının gayreti ve cesareti Türk havacılığının gelişmesine müsait bir zemin hazırladı. Osmanlı İmparatorluğu dünyanın yeni tanıştığı havacılık teknolojisi- ne kısa sürede uyum sağladı. 8 Şubat 1914 tarihinde Osmanlı ordusuna mensup iki subay ve iki gözlemcinin kullandığı iki uçak Tayyare Mektebi’ndeki törenin ardından söz konusu hava seyahatini gerçekleştirmek üzere yola koyuldular. Muave- net-i Milliye isimli uçağı Yüzbaşı Fethi Bey ile gözlemcisi Mülazım-ı Evvel Sadık Bey kullanırken, Prens Celaleddin isimli uçak ise Mülazım-ı Evvel Nuri Bey ile gözlemcisi Yüzbaşı Hakkı Bey yönetimindeydi. Türk milletinin havacılığa gösterdiği ilgiyi bütünüyle gözler önüne seren haberlerden meydana gelen bu eser, Fethi ve Sadık Bey’in Sam’da, Nuri Bey’in ise Yafa’da şehit düşmesi ile akamete uğrayan hava seyahatinin Yüzbaşı Salim Bey ve Ke- mal Bey tarafından nasıl tamamlandığını okuyucusuna sunuyor. Bu bağlamda, dönemin ulusal ve uluslararası basınında yer alan haberlerin derlenmesiyle ortaya koyulan bu eserin aynı zamanda Türk basın tarihi açısından önemli bir yere sa- hip olacağı kuşkusuzdur. Bilhassa, Osmanlı İmparatorluğu’nun havacılıkla tanışmasının toplumda yarattığı ilgi ve sevinci aktarmasıyla öne çıkan bu eserde, dönemin ulusal basınının titizlikle yürüttüğü çalışmaları genç nesillere ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türk havacılık tarihinin ilk şehitleri olan Fethi, Sadık ve Nuri Bey, gösterdikleri cesaret ve kahramanlıkla Türk milleti- nin gönlünde eşsiz bir yere sahiptir. Bu eserle, istikbali göklerde arayan bugünün gençlerine Türk pilotlarının unutulmaz kahramanlıklarını belgeleriyle sunmayı ve aziz hatıralarını yaşatmayı temenni ettik. Bu vesileyle Türk tarihine kahramanlık hikâyeleri bırakan aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. PROF. DR. FAHRETTİN ALTUN TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANI Balkan Savaşlarındaki Havacılık Tecrübeleri ........................................................... 10 Edirne’den İstanbul’a Hava Seyahati ........................................................................... 12 Fransız Tayyarecilerinin İstanbul’a Gelişi ................................................................... 14 Kudüs Halkının Osmanlı Tayyarecilerini Daveti ...................................................... 16 Fethi ve Nuri Beylerin Müsabaka ile Seçilmesi .......................................................... 18 İstanbul’dan Hareket ..................................................................................................... 20 “Kudüs’te, Kahire’de Nasıl Karşılanacaklarını Düşündükçe Sevincimizden Titriyoruz” 22 Celâleddin Tayyaresinin Sis Yüzünden Mektebe Avdeti .......................................... 24 Muâvenet-i Milliye Tayyaresinin Sis Yüzünden Adapazarı’na İnişi ........................ 24 “Vefat Edersem Beni Uçağın Düştüğü Yere Defnedin” .............................................. 26 Ayastefanos Karargâhında ............................................................................................ 28 Tayyarecilerimizin Kudüs’te İki Gün Kalmalarına Müsaade Olunmuştur ............. 30 Fethi ve Sadık Beyler Eskişehir’de / Nuri Bey Lefke’de .............................................. 32 Fethi ve Sadık Beyler Konya’da ................................................................................... 36 Fethi ve Sadık Beylerin Toros Dağlarını Geçişi ve Tarsus’a İnişi .......................... 40 Prens Celâleddin Eskişehir’de ...................................................................................... 42 Muâvenet-i Milliye Tayyaresi Adana’da ...................................................................... 44 Muâvenet-i Milliye Tayyaresi Halep’te ......................................................................... 46 Prens Celâleddin Akşehir’de ........................................................................................ 48 Torosları Geçen İlk Türk: Fethi Bey ............................................................................ 50 Muâvenet-i Milliye’nin Humus ve Beyrut’a Varışı ..................................................... 52 Osmanlılar Mukaddes Toprakların Havasına da Sahip Olduklarını İspat Ettiler .. 54 Prens Celâleddin Tayyaresi Konya’ya Doğru Hareket Etti ....................................... 56 Fethi Bey Beyrut Civarında ve Deniz Üzerinde Uçuş İcra Etti ............................... 58 Nuri Bey Torosları Geçen İkinci Türk Pilot Oldu ..................................................... 60 Muâvenet-i Milliye Beyrut’dan Ayrılır Ayrılmaz Kazaya Uğradı .............................. 62 Fethi ve Sadık Beyler Nehirden Çıkarıldılar ............................................................... 64 Prens Celâleddin Tayyaresi Adana’da ........................................................................... 66 Beyrut ve Şam İlk Defa Bir Tayyare Görecek ............................................................. 68 Prens Celâleddin Tayyaresinin Halep’e Varışı ............................................................. 72 Tayyarecileri Şam’da Yüz Bin Kişi Karşıladı ................................................................ 74 Nuri Bey Şam’da .............................................................................................................. 76 Fethi ve Sadık Beylerin Halep’ten İlk Resimleri ......................................................... 78 Ebediyen Milletin Hafızasında Yaşayacak İki Fedakâr ............................................. 80 Milletin Bu Fedakâr ve Fakat Bahtsız Evlatlarına Fatihalar İthaf Ederek Ağlıyoruz 84 Fethi ve Sadık Beyler Şehit Oldular ............................................................................. 86 Şam’dan Kudüs’e Uçan İki Havacının Düşüşü ............................................................ 88 Balkan Savaşı Kahramanı Fethi Bey ............................................................................ 90 Nuri Bey’in ve Râsıdının Seyahatinden Bir Dakika Evvel Alınmış Fotoğrafı ........ 92 Salim ve Kemal Beylerin Seyahati İcraya Başlamadan Bir Dakika Evvel Alınan Resimleri ............................................................................ 94 Şehitler İçin Selahaddin Eyyubi Haziresi’nde Türbe, İstanbul’da Sütun İnşası ....... 96 Köylüler Uzun Süre Enkazın Yanına Gitmekten Çekindiler .................................... 98 Fethi ve Sadık Bey’in Kıyafetleri Askeri Müzeye Getirtilip Sergileniyor ............... 100 Fethi Ve Sadık’ın Naaşları Selahaddin Eyyubi Türbesi’nde ....................................... 102 Tren İstasyonuna Vâsıl Olduğu Zaman Yüz Binlerce Halk Teessürden Çıldırıyordu 104 Fethi ve Sadık Beyler Vatanı Yükseltmek Türklüğe Şeref Vermek İçin Canlarını Feda Ettiler ..................................................................................................... 106 Kudüslüler Mescid-i Aksa’da Hatim ve Mevlid Okutuyor ......................................... 108 Üçüncü Bir Tayyare İstanbul’dan Hareketle Kahire Yolunu Tutacaktır .................. 108 Şüphe Edilmemelidir ki Bu Uçuş Mekke’ye, Bağdad’a Kadar Yapılacaktır ........... 110 Nuri ve Hakkı Beyler Beyrut’a Gidiyor ....................................................................... 110 Şeref Yolunda .................................................................................................................. 112 Görev Yüzbaşı Kemal Bey’de ......................................................................................... 114 Fethi Bey Merhûmun Pederi Abdurrahman Efendi .................................................. 114 Mısır Seyahatini Tamamlayacak Pilot Kura ile Seçildi ............................................. 116 Üçüncü Tayyare İzmir’e Hava Yoluyla Oradan Beyrut’a Gemiyle Gidecek ............ 120 “İlk Tayyare Kurbanları’’ Şiiri ....................................................................................... 122 “Nenem Nenem! Durma Mahzun Gelmeyecek Güzel Fethi’n” ................................ 124 Salim ve Kemal Beyler Bugün Seyahate Başlıyor ....................................................... 126 Salim ve Kemal Beylerin Başarı Dolu Geçmişleri ...................................................... 128 En Büyük Hasletlerimizden Biri De Ölümü Küçük Görmektir .............................. 130 Salim ve Kemal Bey’in Çanakkale’ye Varışı ................................................................ 132 Edremid Yolcuları Hava Muhalefeti Sebebiyle Halileli Köyü’ne İndiler ................. 136 Kemal Bey Sisten Dolayı Kemerdere’ye İnmeye Mecbur Oldu ................................ 140 Nuri Bey’in Yafa’ya Varışı .............................................................................................. 140 Salim Bey’i Gayet Âteşîn Bir Tayyareci Olmuş Bulduk ............................................. 144 Kudüs’e Doğru Hareket Eden Nuri ve İsmail Hakkı Beyleri Taşıyan Tayyare Düştü 146 Osmanlı Tayyareciliğinin Üçüncü Kurbanı ............................................................... 148 Kudüslüler Son Vazifelerin İfa İçin Yafa’ya Gidiyorlar .............................................. 150 Nuri’mizin Tabutu Kudüs’den Gelen Heyetlerin Tekrimâtı Arasında İskeleye İndirildi ............................................................................................................ 152 Muâvenet-i Milliye Tayyaresi Nasıl ve Niçin Sukut Etti ............................................ 154 Feci Menkıbeleri Hem Gücümüze Hem İftiharımıza Kaynak Oluyor .................... 158 Nuri Bey’in Cenazesi Şam Ahalisinin Kanlı Gözyaşlarıyla Uğurlandı ................... 162 Mümkün Olsa Bütün Kudüslüler Cenazeyi Başlarında Yafa’ya Taşımak İçin Koşacaklardı ........................................................... 164 Şehid Tayyareciler İçin İnşa Edilecek Abide .............................................................. 166 Muavenet-i Milliye Tayyaresinin Kazadan Sonraki Fotoğrafı ................................. 168 Mersiye ............................................................................................................................ 174 Boğulmakta Olan İsmail Hakkı’yı İsimsiz Bir Genç ile Bir Alman Kurtardı .......... 176 Şehidlerin Madalyası Askeri Müze’deki Elbiselerine Asılacak ................................. 180 Hava Şehitleri Abidesi Mimar Vedat Bey Tarafından Yapılıyor ............................... 184 “Bu Kur’an’ı Kudüs’te Mescid-i Aksa’da Okuyun” ..................................................... 190 Kemal ve Salim Beyler Beyrut’dan Uçmaya Başlayacaklar ........................................ 190 Edremid Tayyaresi Kudüs’te .......................................................................................... 194 Kudüslüler Tarif Edilemez Bir Şevk İçinde ................................................................ 196 Mescid-i Aksa’da Kur’an Okudular ............................................................................... 196 Kudüs Üzerinde Yafa Belediye Başkanı İle Uçtular ................................................... 198 Kudüslülerin Nihayetsiz Tezâhürâtı, Arzu ve Israrları Karşısında Bir Gün Daha Kaldılar .................................................. 200 Edremid Tayyaresi El-Ariş’te ......................................................................................... 202 Port Said’deki Gösteri Uçuşunu En Az 15 Bin Kişi İzledi ......................................... 206 Tayyaremiz Kahire’de ..................................................................................................... 210 İstanbul-Mısır Seyahati Tamamlanmış Oldu ............................................................. 216 Halkın “Yaşasın Türkiye” Sadâları Kubbe-i Semaya Kadar Yükseliyordu .............. 220 Seyahati Tamamladılar Cuma Günü Romanya Vapuru ile İstanbul’a Dönüyorlar 222 Tayyarecilerimiz İstanbul’da ........................................................................................ 228 İsmail Hakkı Bey Bu Sefer İzmir Seyahatine Talip Oldu .......................................... 232 Nuri ve İsmail Hakkı Beylere Şam Belediyesi’nden Kılıç Hediyesi ......................... 236 Hava Şehidlerinin Türbesinin Türk Basınındaki İlk Fotoğrafı ................................ 236 Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin Hatıraları İçin Dikilen Abide Açıldı ......................... 238 İÇİNDEKİLER İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 Kudüs’e başarıyla inen Salim ve Kemal Beyler Edremid tayyaresinin önünde 10 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İnsanlar yalnız rüzgârdan müteessir oluyorlar ve yerden kalktıklarını hissetmiyorlar” Balkan Savaşlarının talihini değiştiren vasıtalardan biri havacılık oldu. Özellikle tayyare ile yapılan keşifler, ordunun başarısında büyük pay sahibi olur. Şehbal, cepheden fotoğraflarla verdiği haberlerinde tayyareciler ve tayyareciliğe de yer verir. “Osmanlı Tayyareciliği Hakkında” başlıklı fotoğraflı haber şöyleydi: “Son haftalar tayyarelerimiz arasında şâyân-ı dikkat bazı hâdisâtı ihtiva etmişti. Ezcümle tayyareci Fethi Bey’in liyakat madalyasıyla, Kemal Bey’in gümüş imti- yaz madalyasıyla, Mösyö Şefer’in iftihar madalyasıyla taltifleri; Osmanlı tayyare parkı için müteaddid siparişlerin icrâsı ve nihayet Nisan’ın yirmi üçüncü günü İstanbul ufuklarında bir cevelân icra eden Fethi Bey’in tayyaresine havada arız olan sakatlık… Bütün şu vekâyi’ âlât-ı tayerâniyeye tekrar nazar-ı dikkati istic- lâb etti (çekti). Bu sahifeye kârimizin (okuyucumuzun) alaka ile temaşa edecekleri birkaç resim derç ediyoruz (koyuyoruz). Ve o müna- sebetle tayyare cevelânın ne his verdiği hakkında bazı ma’lûmât i’tâsını (verme- yi) fazla görmüyoruz. Umumiyetle tay- yarecilerin verdikleri tafsilâta nazaran, tayyare ile seyahat, saatte yüz kilomet- reden fazla giden bir otomobil ile gezin- tiye benziyor; insanlar yalnız rüzgârdan müteessir oluyorlar ve yerden kalktık- larını hissetmiyorlar. Kendilerini deniz tutanlar tayyarede bir rahatsızlık duy- muyorlar; hatta aşağıya doğru bakılınca baş dönmüyor. Tayyarelerin oturulacak yerleri rahat bir koltuk sandalyesi gibidir. 600:800 metre irtifaa çıkıldığı zaman in- sanlar, hayvanlar, arabalar, istihkâmlar, hülâsa her şey tamamıyla tefrik olunabiliyor. 800:1000 metre irtifaadan siper içindeki askerler ile tek insan veyahut hayvan fark edilmiyor; fakat kalabalık insanlar, yol kolları, bütün yollar, binalar, istihkamlar, çadırlar ve orduların ihtiyat kıtaatı manzûr oluyor (görülüyor). 1000:1500 metre irtifaada ise beyaz çadırlar kâmilen, portatif sarı çadırlar sıra halinde, toplu kıtaat ile istihkamât ve turuk ve mebâni tamamen fark ediliyor.” Fotoğraf altı: “[Üstte] Tayyareci Mülâzım-ı Evvel Fethi Efendi ile tayyareci Yüzbaşı Mösyö Kuray / Son muharebeler [Balkan Savaşları] esnâsında tayyaresi ile düşman üzerinde müteaddid defalar istikşâfât (keşifler) icrâ etmiş olan Fethi Efendi mesâi-i vakıasına mükâ- faten gümüş liyakat madalyasıyla taltif edilmiştir. / [Orta sağ] Erkân-ı Harp Yüzbaşı Kemal Bey ile tayyareci Yüzbaşı Mösyö Kuray / [Erkân-ı Harp Yüzbaşısı Kemal Bey’le tayyareci Mösyö Şefer”] Şehbal, 14 Mayıs 1913 “Tayyare ile seyahat, saatte yüz kilometreden fazla giden bir otomobil ile gezintiye benziyor” İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Servet-i Fünun / 9 Mayıs 1912 Türk Ordusuna ilk tayyare, 1912’de katıldı “Harbin dördüncü silahı: Askerî tayyareler” Osmanlı Ordusuna ilk tayyarelerin katılması, 1912 baharında oldu. Servet-i Fünûn, Harbiye Nâzırı Mahmud Şevket Paşa ta- rafından alım işlemleri tamamlanan ilk tayyareleri Ayastefa- nos’ta Türk subaylarla birlikte gösteren fotoğrafları kapak yaptı. Fotoğraf altı olarak da şu cümlelere yer verdi: “İlk tayyarelerimiz: Culûs-ı Humâyûn-ı rûz-ı firûzunda (tahta çıkış gününde) bir tanesi su’ûd ettirilen (uçurulan) ve İstanbul üzerinde kemâl-i muvaffakıyetle (tam bir başarıyla) seyahat-i havâiye (hava seyahati) icrâ eden askerî tayyarelerimizin Ayas- tefanos’da Tayyare Parkı’nda Harbiye Nâzırı Mahmud Şevket Paşa ile diğer zevât tarafından ahz ve tesellüm muamelesi (tes- lim etme ve alma işlemi) yapılır iken [17 Nisan]. [Dördüncü Silah-ı Harb Makalesine müracaat]” Aynı sayıda yer alan “Dördüncü Silah-ı Harb” makalesi ise şöyle başlıyordu: “Ümidlerini, arzularını parlak teşbihlerle bezenmiş terkipler içinde hülasa etmek temâyülünde bulunan efkâr-ı umûmiye (kamuoyu), “askerî tayyareleri yerine”, “dördüncü silah-ı harb” tabirini kabul etmiş; piyade, süvâri ve topçu askerlerine bir de tayyare askerlerini ila(v)e ederek şu murabba-ı hey’et-i muha- rebeyi meydana getirmiştir…” Servet-i Fünun, 9 Mayıs 1912 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 12 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyareci Fethi Bey uçmaya hazırlanıyor” İkinci Balkan Savaşı sırasında Şehbal cepheye özel bir muhabir gönderir. O muhabirin çektiği cephe fotoğraflarını ve başarı hikayele- rini okuyucularıyla paylaşır. Bunlar arasında savaşın gidişatını değiştirecek istihbaratı sağlayan tayyareler de vardır: Fotoğraf altı: “[Solda] Ordugâhda tayyare / Tayyareci Fethi Bey uçmaya hazırlanıyor/ [Sağda] Büyükçekmece’de bir tayyare seyrânından avdetden sonra.” Şehbal, 28 Mayıs 1913 “Deniz üzerinde 90 kilometre uçuş, memleketimizde ilk olan büyük bir başarıdır” “Kırk Kilise’den (Kırklareli’nden) Bandırma’ya Tayyare İle” baş- lıklı haber ve fotoğrafları şöyleydi: “İstanbul’a gelmek üzere Kırk Kilise’den (Kırklareli’nden) hare- ket eden tayyareci Yüzbaşı Salim Bey ile refiki istikşâf zabiti Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey, hükümferma olan sis- ten dolayı yollarını şaşırarak iki buçuk saat tayerândan sonra Marmara’nın diğer sahilinde Bandırma’ya inmişlerdir. [...] Tayyare, cenûba döndükten sonra Çatalca veya Küçükçekmece istikametlerinden Marmara’ya gelmiş ve Marmara’nın üzerin- de de mâil bir istikamette Bandırma’ya kadar tam doksan ki- lometre uçmuştur. Deniz üzerinde doksan kilometre tayerân, memleketimizde birinci defa vâki’ olan bir muvaffakıyet-i uzmâdır. Bu pervaz bil-iltizam yapılmamış olsa dahi yine tay- yarecilerimizin mesleklerinde ma’rûz kaldıkları her nevi nevâ- kıs ve mahrumiyetlere, takdirsizliklere rağmen nasıl yavaş yavaş terakkî ve tekemmül ettiklerini ispat eylemektedir. [...] Tayyarenin bozulan motoru ta’mir edilecek ve hava müsâid olursa tayyarecilerimiz Bursa, Gemlik tarîkiyle Ayastefanos’a tayyareci karargâha avdet edeceklerdi.” Fotoğraf altı: “[Üstte] Edirne’den Ayastefanos’a havadan üç sa- atte gelmiş olan Celâleddin tayyaresi / Tayyare Zabiti Mülâ- zım-ı Evvel Osman Nuri Efendi ile refiki Mülâzım Hami Efeni [Celâleddin tayyaresi 9 metre tûlundadır (uzunluğundadır), motoru 70 beygir kuvvetindedir. Bu seyahatin tafsilatı geçen nüshamızda idi] / “İkdam” refikimizin klişesi. [Yan sayfada üstte] Kırk Kilise’den (Kırklareli’nden) Bandır- ma’ya kadar Marmara üzerinden seyahat-ı havâiye icrâ eden ve Bandırma civârında nâzil olan tayyaremiz / Tayyare zabitâ- nından Yüzbaşı Salim Bey ile refiki Yüzbaşı Kemal Bey / [Kırk Kilise’den tayyare ile İstanbul’a hareket eden zabitlerimiz, sisten mevki tayin edemeyerek, cesaretle Marmara üstünden geçmişler ve Bandırma civarına vâsıl olmuşlardır] “Tasvir-i Efkâr” refikimizin klişesi / [Yan sayfada altta] Kırk Kilise Tayyare Müfrezesi / 1- Tayyare Topçu Yüzbaşısı Salim Bey, 2- Kırk Kilise Tayyare Müfrezesi Kumandanı Erkân-ı Harp Yüzbaşısı Kemal Bey, 3- Tayyare Râ- sıdı Mitralyöz Zabiti Tahsin Bey / ” Servet-i Fünun, 6 Kasım 1913 “deniz üzerinde 90 kilometre uçuş, memleketimizde ilk olan büyük bir başarıdır” Servet-i Fünun / 6 Kasım 1913 Edirne’den İstanbul’a üç saatte geldiler: Osman Nuri ve Hami Beyler Havacılarımızla ilgili ilk fotoğraflardan Servet-i Fünun’da yayınlanır. İki genç tayyareci subayın fotoğrafının altında şunlar yazıyordu: “Osmanlı tayyarecileri – Bu hafta tayyare ile Edirne’den İstanbul’a üç saatte gelmişlerdir. (Sağdaki) Tayyareci Zabiti Osman Nuri Bey, (Sol- daki) Telgraf Zabiti Hami Bey [“Tasvir-i Efkâr” refikimizin klişesi]” Servet-i Fünun, 30 Ekim 1913 14 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Birinci Kolordu Kumandan Vekili Cemal Bey ile tayyare zabiti Fethi Bey tayyarede” [Foto-İbrahim Ferid] “Ayastefanos’da Tayyare Mektebi Müdürü Veli Bey ile tayyare zabitânı” [Foto-Ferid İbrahim] “Dahiliye Nâzırı Talat Bey ile tayyare zabiti Fethi Bey, tayyarede” [Foto: Ferid İbrahim] Osmanlı tayyarecileri, Fransız tayyarecilerle... Servet-i Fünûn kısa zamanda havacılıkta kat edilen mesafeyi fotoğraflı haberleriyle duyurmaya devam ediyordu. Kapakta İs- tanbul’a hava yoluyla gelen ve Türk hava seyahatine ilham kay- nağı olan Dökor’la çekilmiş bir fotoğraf bulunuyordu. Ayrıca bu haberlerden biri de, “hava seyahati” sırasında şehit olacak Fethi Bey’e aitti. Kapak fotoğraf altı: “Fransa Sefarethanesi’nde tayyareci Mösyö Dökor ile refiki Mösye Ru hazır oldukları halde şereflerine ve- rilmiş olan ziyafeti müteâkip çıkarılan resim. Birinci sırada otu- ranlar: [Sağdan sola] Osmanlı Tayyare Zabiti Fesa Bey, Fransa Sefiresi Madam Bonpar, Dahiliye Nazırı Talat Bey, Fransa Sefi- ri Mösyö Bonpar, Tayyareci Mösyö Dökor, Matmazel Bonpar, Mösyö Dökor’un refîk-i seyahati Mösyö Hanri Ru. Ayakta Birinci Sıra: [Sağdan Sola] Kaptan Labord, Mösyö Rey, Mösyö Pisar, Şehremini Cemil Paşa, Beyoğlu Belediye Müdürü ve gazetemiz sahibi Ahmed İhsan Bey, Tayyare Mektebi müdü- rü Veli Bey, Mösyö Vilmoren.” Servet-i Fünun, 13 Kasım 1913 HAVA YOLUYLA İSTANBUL’A GELEN İLK TAYYARECİLER, FRANSIZLAR OLDU Servet-i Fünun / 13 Kasım 1913 Fransız pilotun İstanbul’dan havalanışı Servet-i Fünûn, Fransız tayyarecilerin İstanbul’dan ayrılışlarıyla ilgili bir fotoğraf altı haber yayınlar: “Paris’den şehrimize tayyare ile vürûd eden Dökor’un Safraköy Tayyare Mektebi’nden zaman-ı hareketinde râsime-i vedâ’ (veda töreni)” [Foto- Febus] Servet-i Fünun, 20 Kasım 1913 “Osmanlı Tayyareleri “Bizde henüz tayyarecilik umûmiyetle inkişâf etmedi. Fakat askerî tayyarelerimiz ve tayyareci zabitlerimiz bu hususta Avrupa’ya karşı şerefimizi muhafazaya medâr ol- cak cesaretler gösteriyorlar. Bu hafta içinde tayyareci zabitlerimizden Osman Nuri Bey refakatinde telgraf zabiti Hami Bey bulunduğu halde Edirne’den tayyare ile cevv-i havaya yükselmiş ve Edirne’den İstanbul’a, yolda, yani havada sise, rüz- gâra, sağanaklara tesâdüf olunduğu halde, bu müşkilât içinde, üç saat zarfında gelmiş, Ayastefanos’ta tayyare parkına nâzil olmuştur. Edirne ile İstanbul arasında tayyare ile seyahat, Avrupa ve bilhassa Fransız tayyarecilerinin bütün Avrupa kıta- sı üzerinde icrâ eyledikleri seyahatlere, Paris, Petersburg, Stockholm, Karistiyanya devrelerine nispetle küçük bir şey ise de bizde henüz tayyareciliğin bidâyetinde olması, âlât ve edevâtın, tertibâtın pek noksan bulunması muhterem tayyareci zabitlerimizin Edirne İstanbul Seyahatini takdir etmeğe ve büyük muvaffakıyetle- rini temenni eylemeğe bizi mecbur eder.”. Servet-i Fünun, 30 Ekim 1913 16 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyareci zabitlerimiz tayyare ile Kudüs’e gidecek” “Bundan dört beş gün mukaddem yeni yetişen tayyarecilerimizden Muhammed Ali Bey’in Bursa’ya vâki’ olan seyahat-i havâiyesinden bahsederken bu cevelânın (gezinin), genç, fe- dakâr ve gayyûr (gayretli) tayyareci zabitlerimiz için Anadolu’da icrâ edilecek uzun taya- ranlara (uçuşlara) mebde (başlangıç) teşkil eylemesi temennisini izhâr etmiştik. Ahiren istihbar ettiğimize göre, tayyarecilerimizin İstanbul’dan kalkarak Anadolu’nun muhtelif merâkiz (merkezleri) ve bilâdını (beldelerini) dolaşıp Kudüs’e kadar aralarında bir müsâba- ka icrâ eylemeleri takarrür edilmiştir (kararlaştırılmıştı). Esasen Fransız tayyarecilerinin Paris’ten kalkıp İstanbul’a gelerek oradan da Anadolu tarîkiyle Kahire’ye kadar azimet- lerinden (gidişlerinden) beri, bizim tayyareci heyet-i zabitânımız da aynı seyahati icrâ eylemek arzusunu izhâr etmekte idiler. Zabitânlarımızın bu arzularına nihayet muvafakat edilmiş olması memleketimizde tayyareciliğin terakkisi itibariyle fevkalâde şâyân-ı şükran tezahürâttandır. İstihbarâtımıza nazaran, zabitlerimiz İstanbul’dan havanın ilk müsâid olduğu günlerde hareket edecekler ve ânifen (yukarıda) söylediğimiz veçhile, başlıca şe- hirlerimizden geçerek Kudüs’e gideceklerdir. Bu seyahat esnâsında birinci olarak Kudüs’e muvâsalat edecek (ulaşacak) zabitimize mühim miktarda mükâfât-ı nakdiye verileceği gibi diğerlerine de münasip hediyeler i’tâ olunacak ve Kudüs’te kendilerine bir tayyare ihdâsı esbâbı düşünülecektir. Anadolu’nun birçok şehir ve kasabasında tayyareciliğin kıymet ve ehemmiyetini takdire vesile teşkil edecek olan bu seyahat-i havâiye hakkında istihsal olunacak ma’lûmâtı pey- derpey neşredeceğiz.” Tasfir-i Efkâr, 19 Ocak 1914 “kudüslüler fransız pilotlar kudüs’e geliyorsa osmanlı pilotları niye gelmesin diye düşündüler” Le Moniteur Oriental / 19 Ocak 1914 “Osmanlı Tayyarecilerini, Kudüs’ün hamiyetli insanları davet etti” Tasfir-i Efkâr, ertesi gün yayınlandığı “Tayyareci zabitlerimiz ve Kudüs seyahati” başlıklı haberinde seyahetin, Kudüslülerin talebi üzerine gerçekleştiğini açıklar: “Dün Osmanlı tayyareci zabitânının İstanbul’dan Kudüs’e kadar bir tayyare seyahati icrâsı Harbi- ye Nezâretince takarrür ettiğini (kararlaştırdığını) tebşîr eylemiş ve bu bâbdaki istıtlâât-ı mütem- mimemizi (tamamlayıcı bilgi edinme gayretlerimizi) kârîlerimize (okuyucularımıza) peyderpey arz eylemeyi vaat etmiş idik. Dünde vâki’ olan tahkikâtımız neticesinde bu Kudüs seyahatinin Kudüslüler tarafından vâki’ olan teşebbüsât üzerine karargir olduğunu öğrendik. Filhakîka Kudüs hamiyet-mendânî (hamiyetli insanları) Paris’ten hareket eden iki üç Fransız tayyare- cisinin Anadolu’yu dolaşarak ta Kudüs’e kadar gelmeleri üzerine böyle bir seyahatin Osman- lı tayyarecileri tarafından neden yapılamadığını düşünmüşler ve hükûmete telgrafla müra- caat ederek tayyareci zabitânımız böyle bir seyahate teşebbüs eylediği sûrette birinci gelecek tayyarecimize iki yüz lira vereceklerini, diğerlerine de hedâyâ-yı münasebe i’tâsı sûreti ile takdir edeceklerini ve Ordu’ya da bir tayyare ihdâ eyleyeceklerini bildirmişlerdir. İşte Kudüs ahalisinin bu müracaat ve talebi, Harbiye Nezâretince de tasvip edilerek seyahatin icrâsına ruhsat verilmiştir. Bazı Karşı (Beyoğlu) gazeteleri, bu seyahatin bu hafta içinde icrâ olunacağını ve şu kadar veya bu kadar zabitin seyahate iştirâk edeceğini yazmışlar ise de bizim tahkikâtımıza nazaran bu bâbda henüz takarrür etmiş bir şey olmayıp, hatta henüz hatt-ı seyahat bile tayin edilmemiştir. Hele se- yahatin bu hafta içinde başlayacağı yolundaki haber nâ-bimevsimdir (mevsime uygun değildir). Çünkü tayerâna (uçuşa) başlamak her şeyden evvel havanın müsaadesine mevkuf (bağlı) olduğu cihetle bu bâbda şimdiden bir zaman tayini adîmü’l-imkândır (imkansızdır).” Tasfir-i Efkâr, 20 Ocak 1914 “İstanbul-Kudüs arasında hava yarışması düzenleniyor” “İstanbul-Kudüs Seferi” haberi ise şöyleydi: “İstanbul-Kudüs sürat seferi için Osmanlı askeri havacıları arasında bir süre sonra bir yarışma düzenlenecek. Bu şehir sakinleri, birinci gelecek havacıya 200 lira vermeyi taahhüt ettiler. Ayrıca ordu için bir tayyare inşasını maddi olarak üstlenecekler. Savaş Bakanlığı Osmanlı havacılarına gerekli izni verdi. Hareket tarihi hava durumuna bağlı olacak.” La Moniteur Oriental, 19 Ocak 1914 18 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Pazar günü sabahı zevâlî saat sekizde hareket edecekler” Bütün gazeteler gibi Peyam da “İstanbul-İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi Programı”nı yayınlayarak ayrıntılarıyla okuyucularına duyurdu: “1- Seyahate Bileryo sisteminde Muâvenet-i Milliye ile Döpredüs sistemindeki Prens Celâleddin tayyareleri iştirâk ettirilecektir. 2- Muâvenet-i Milliye tayyaresinin süvârisi tayyareci Yüzbaşı Fethi Efendi yolcusu Nezâret-i Celile yaveri Mülâzım-ı Evvel Sadık Bey makinisti Sermakinist Yüzbaşı Murat Efendi’dir. 3- Prens Celâleddin tayyaresinin süvârisi tayyareci Mülâzım-ı Evvel Nuri Efendi yolcusu (ismi okunamamıştır) makinisti Mülâzım-ı Evvel Cemal Efendi’dir. 4- Her iki tayyarenin marangozları nefer Saim! 5- Hava fırtınalı -yağmur, kar- olmadığı takdirde Pazar günü sabahı zevâlî saat sekizde Safraköy civarındaki mektebden doğru Eskişehir’e hareket edeceklerdir. 6- Esnâ-yı seyahatte tayyare bervech-i âti mevâki’de konaklayacaklardır: Eskişehir, Afyon Karahisar, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Musul, Beyrut, Şam-ı Şerif, Kudüs-i Şerif, Edris, Port Said, Kahire, İskenderiye. 7- Adana, Şam, Kahire şehirlerinde birer gün fazla kalınarak tayyare motorları temizlenecektir. 8- Tayyarelerin Dersaâdet’den hareketi müşâhede arzusunda bulunanlar ale’s-sabah zevâlî saat sekizde Ayastefanos tayyare talimgâhında bulunabilirler.” Peyam, 6 Şubat 1914 “Bu iki gencin geçmiş başarıları, bu seyahatte üstün geleceklerinin delilidir” “İstanbul-İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi” başlıklı ha- berin spotu ise “Tayyareci zabitlerimiz yola çıkıyor” şeklindeydi. Fotoğraf altı: “[Sağda] En muktedir ve cesur tayyare- cilerimizden Yüzbaşı Fethi Bey / [Solda] Edirne’den ilk defa İstanbul’a gelmek sûretiyle derece-i iktidarını isbât eden Mülâzım-ı Evvel Nuri Bey / İstanbul-İsken- deriye seyahat-i havâiyesini icrâ edecek olan tayyareci zabitlerimiz.” “Kudüslülerin müracaatı üzerine Harbiye Nezâreti’nin tensibiyle tayyareci zabitlerimiz tarafından icrâ edile- ceğini çoktandır haber verdiğimiz Dersaâdet-İsken- deriye Seyahat-i Havâiyesi başlamak üzere bulunuyor. Bu seyahatin icrâsı -evvelce haber verdiğimiz üzere ba’de-l-müsâbaka- Yüzbaşı Fethi Bey ile mülâzım olan Nuri Efendi’ye havale edilmiştir. Tasfir-i Efkâr kârîleri, bu iki genç ve muktedir tayyarecimizi pek iyi tanıyorlar. Kendilerinden şimdiye kadar, gösterdikle- ri muvaffakiyet dolayısıyla birçok defalar bahsettik, Müslümanların istedikleri vakit kem âlât ile nasıl iz- hâr-ı kemâlât eylediklerini müteadid defalar parlak sûrette isbât eden bu cesur zabitlerin hizmetlerini bü- tün ehemmiyetleriyle kârîlerimizin nazar-ı takdirine vaz’ eyledik. Fethi Bey iktidarı mertebesinde cür’et ve gayreti ile ma’ruftur. Nuri Bey de Edirne’den ilk defa olarak kalkıp İstanbul’a gelen, yani Payitaht-ı Sâ- ni-i Saltanat’ı, merkez-i Hilâfet’e tarîk-i havâi ile rabt eden tayyarecimizdir. Bu iki gencin, muvaffakiyet-i sâbıkaları, yeni başladıkları uzun, mühlik ve fakat pek şerefli seyahatte de ihrâz-ı galebe edeceklerine bir delildir. Kendilerine an-samîm kalb-i selâmet ve muvaffakiyet temenni eder, Osmanlı zabitlerinin ce- saret ve vazife-i şinasânelerini bir defa daha pür-şân ve şa’şaa izhâra vesile bulduklarından dolayı tebrik ey- leriz. […]” Tasfir-i -Efkâr, 6 Şubat 1914 “yüzbaşı fethi bey ve mülâzım nuri efendi, müsâbaka ile seçildiler” Peyam / 6 Şubat 1914 20 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına 2370 kilometrelik yolculuğun güzergâhı ve pilotları Tasfir-i Efkâr, Osmanlı basınındaki farklı haberciliğini bu olayda da gösterdi. Bu destansı uçuşta kullanılacak uçağın çizimini, pilotlarının fotoğrafları ile uçuş güzergahını uğranacak yerlerin işaretlenmiş olduğu haritayı birinci sayfadan tafsilâtlı bir haberle verdi. Böylece seyahatin res- men başlamasından önce iyice meraklanan okuyucuya doyurucu bilgiler ulaştırdı: “İstanbul-İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi” üst başlığı ve “Tayyarecilerimiz bugün gidiyorlar” manşetiyle verilen haberin alt başlığı ise iyi niyet temennilerini içeriyordu: “Kendilerine selâ- met ve muvaffakiyet temenni ederiz.” Haberden önce verilen ve kuyruğunda Ayyıldız bayrağın yer aldığı uçak çiziminde şu açık- layıcı bilgiler vardı: “Bileryo sistemindeki bir tayyare uçarken. / Müddet-i seyahat: 25 gün / Ve bu seyahat 2370 kilometredir.” Uğranılacak şehirler ile uçuş rotasını gösteren haritanın altında ise şu cümle vardı: “Der- saâdet-İskenderiye seyahat-i havâiye haritası. / Hatt-ı seyahatinin münkasım olduğu on dört merhale ile her merhalenin tûlu (uzunluğu) harita üzerinde yegan yegan (teker teker) göster- mişlerdir.” Fotoğraf yazıları: “[Üstteki] Tayyareci Yüzbaşı Fethi Bey / Tayerân (uçuş) kıyafetiyle tayyaresi üzerinde alınan yeni bir resimden yapılmıştır. / [Alttaki] Tayyareci Mülâzım-ı Evvel Nuri Bey / Esnâ-yı tayerânda soğuktan tahaffuz (korunmak) için kullandığı sarığı (atkı) ve başlık ile alınan resimden.” “İstanbul-İskenderiye seyahatinin ehemmiyeti: Merkez-i Saltanat-ı Osmaniye’den bugün iki Müslüman ve Türk zabitinin hareketi ile başlaya- cak olan Dersaadet-İskenderiye seyahat-i havâiyesi, yalnız Osmanlı tayyarecilerinin değil, bü- tün âlem-i tayerânın en mühim teşebbüsâtından biri add edilmeye layıktır. Çünkü bu seyahat ile Ordumuzun iki genç ve cesur uzvu (üyesi) (2000) kilometreyi mütecaviz medîd (uzun) bir tarîk-i tayerân (uçuş rotası/yolu) takip edecekler, Anadolu’yu bir baştan diğer başa kat’ eyle- yecekler (geçeceklerdir), Arabistan üzerinde de medîd bir hatt-ı seyerân çizerek Müslüman ülkelerini lebriz-i iftihar ve sürûr edecekler (övünç ve sevin taşkınlığı verecekler) ve nihayet koca Asya’yı Afrika’ya rabt ile diğer bir İslam ülkesine geçip onun sahildeki bender-i meşhur-ı balâlarında (meşhur limanının üsttünde) allı beyazlı sancağımızı pür-şân ve şeref mevc etti- receklerdir (dalgalandıracaklardır). Fransızlardan başkası böyle seyahat yapmadı: Bu uzun cevelân-ı havaî, gerek Garb âlem-i tayerâni ve gerek henüz pek ibtidaî bir halde bu- lunan Osmanlı tayyareciliği için nasıl hadisât-ı mühimmeden ma’dâd olmuştur ki, Fransa’dan başka henüz hiçbir memlekette bu kadar uzun bir seyahat-ı havâiyeye teşebbüs eden bulun- madı. [..]. Tayyarecilerimiz de muvaffak olacaklar mı? Acaba bizim bu genç, cesur iki zabitimiz de bu seyahatlerinde muvaffak olabilecekler, Osman- lı payitahtının selamını, Mısırlı dindaşlarımıza îsâl edebilecekler (ulaştıracaklar) midir? Şüphe etmiyoruz: Biz kendi hesabımıza bunda şüphe etmiyoruz. Bir kere bu seyahati deruhte eden iki tayyarecimizin her ikisi de pek muktedir, gay- yûr ve ehildirler. Yüzbaşı Fethi Bey bir seneyi mütecaviz bir zamandan beri birçok tayerânlar icrâ etmiş, eski ve bozuk âletler ile bile böyle muvaffakiyetler göstermiş, fenn-i tayerânda bihakkın ihtisas sahibi, pek cesur ve himmetli bir tayyarecimizdir. Mülâzım-i Evvel Nuri Bey’e gelince o da derece-i iktidarını, gayretini, cesaretini Edirne’den ilk defa olarak İstanbul’a iki saatte gelmekle isbât eylemiş- tir. İşte Dersaadet-İskenderiye seyahati bu iktidarda iki zabıtamıza tevdi’ edilmiş bulunuyor. Bu seyahat ise hadd-i zatında o kadar müşkil’ül-icrâ değildir. Birinin müşkil olmadığı evvela iki Fransız tayyarecisinin muvaffakiyetiyle tahakkuk ediyor. Sâniyen mecmu’u (2370) kilometre kadar olan bu hatt-ı seyahat tam on dört merhaleye ayrılmıştır. Yukarıdaki sûret-i mahsûsa da yaptığımız haritaya kârîlerimiz imâle-i nazar ederlerse görürler ki bu (14) merhaleden hiçbiri azami (220) kilometre tûlu (uzunluğu) geçmiyor. Halbuki Edirne ile İstanbul arasındaki mesafe de bu kadardır. Bu mesafeye ise bugün hareket edecek olan tayyarecilerimizden Nuri Bey ilk defa suhûletle kat’ etmiş, sonra da Fethi Bey bir günde hem gitmiş hem de gelmiş, yani (400) kilometreden fazla yol gitmişti. İkinciliği tayyarecilerimiz ihrâz edecek (elde edecek): Şu halde her iki zabitimiz de bu (220)şer kilometrelik mesafeleri kemâl-i suhûletle kat’ edebilirler. Hatta bir günde daha ziyade yol alabilirler. Yalnız yolda mürûru müşkil olan bir iki nokta vardır ki onlardan birincisi (Toros) Dağlarının üzerinden geçen (Ulukışla) ile (Adana) arasındaki mesafedir… Ma’lûm olduğu üzere (Dökor) da bu dağları geçerken hava cereyânlarına tutularak kazazede olmuştu. Mamafih ondan sonra (Vederin) ile (Bonye) bu dağları geçmeğe muvaffak olduklarına göre bizim tayyarecilerimizde şüp- hesiz geçebileceklerdir. Bunun içinde tayyarelerin lede’l-icap (gerektiğinde) dört, beş bin metre kadar yükselmesi kifayet eder. İkinci tehlikeli noktada (Beyrut), (Şam), (Kudüs-ü Şerif) arasındaki Lübnan Dağları’dır. Mamafih ihtiyat ve basiret, dikkat ve mahâret ile bu dağların da mürûru müyesser olur. Bununla beraber tayyarecilerimiz yolda bu dağlardan başka muhalefet-i hava, hava kuyuları, anaforları, motor bozukluğu gibi bir çok müşkilâta ve hatta bazı defa tehlikelere ma’rûz kalacaklardır ki bunları da daima derpiş (gözününde), hesap eylemek icap eder ve işte bundan dolayı gaye-i seyahatleri olan İskenderiye’ye vâsıl oldukları zaman Osmanlı tay- yareciliği için cidden pek şanlı ve şerefli bir muvaffakiyet istihsal eylemiş, hatta Fransızlardan sonra bütün cihan-ı medeniyette ikinci mertebeyi ihrâz etmiş (elde etmiş) olacaklardır. O cihetle kendilerine Tasfir-i Efkâr’ın nasıl halis-i kalp ile temenni-yi muvaffakiyet (başarı temenni) ettiğini, mazhar-ı selâmet olmaları duâsını nasıl îsâl-i dergâh-ı İlahi eylediğini (Allah katına ulaştırdığını) söylemeye hacet yoktur zannederiz. [...]” Tasvir-i Efkâr, 8 Şubat 1914 “tAyyarecilerimiz bugün gidiyorlar” Tasvir-i Efkâr / 8 Şubat 1914 22 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İslam Halifesi ve Türklerin temenni rüzgârlarıyla tayyarelerimiz yükseliyor” İkdam’ın başlığı “Bütün Türklerin kalbiyle beraber tayyarelerimiz bu sabah yükseliyor” şeklindeydi: “Bu sabah İslamiyet’in en mübeccel, en muazzez, en mübarek bir gününe tesâdüf ediyor: Veladet-i Hazret-i Nebevî. Bu münasebetle bütün alem-i İslam pür-şevk ve mübâhî (şevk dolu ve övünüyor). Bu mukaddes günün ufk-ı meâliyâtında yükselen güneşle be- raber, başta Halife-i İslam olduğu halde, bütün Türklerin gönlünden nefha-i temenniyât ile tayyarelerimizde yükseli- yor. Bu tayyarelerle… Diyardan diyara İslam’dan İslam’a selâm götürecek bu iki peyk-i muhâdenetle (dostluk uydusuyla) be- raber sevgili Osmanlı bayrağı da yükseliyor. (İkdam) Şimdiden tayyarelerimize bütün Osmanlılarla beraber: Selamet ve muvaffakiyetle… diyor.” Fotoğraf altı: “[Üstte] Muâvenet-i Milliye tayyaresi ve Fethi Bey / [Altta] Prens Celâleddin tayyaresi ve Nuri Bey”. İkdam, 8 Şubat 1914 “Kudüs’te, Kahire’de İskenderiye’de bunlara karşı nasıl bir eser-i kabul gösterileceğini düşündükçe sevincimizden titriyoruz” “Sevinçli bir haber” başlıklı haberin alt başlığı “İstanbul-İskenderi- ye Seyahat-ı Havâiyesi” idi: “[...] Bu mühim seyahat-ı havâiyeye en güzide tayyarecilerimizden Yüzbaşı Fethi Bey ile Mülâzım-ı Evvel Nuri Efendinin ba’de’l müsabaka (yarıştan sonra) me’mûr edildikleri (görevlendi- rildiği) anlaşıldı. Bu program mûcebince yarınki pazar günü –Hava müsâit olduğu takdirde- (Muâvenet-i Milliye) ve ( Prens Celâleddin) tayyareleri sabahleyin zevâlî saat sekizde Ayastefa- nos Tayyare Talimgâhı’ndan hareket edeceklerdir. Tayyarelerde birer yolcu ve birer makinist bulunduğu halde Eskişehir, Afyon- karahisar, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şâm-ı Şerîf, Kuds-i Şerîf, el-Ariş, Port Said, Kahire ve İskenderiye’den Osmanlı bayraklarıyla geçeceklerdir. İnsan bu sevinçli haberi okudukça inanamayacağı geliyor, o ka- dar tatlı, o kadar ruh-nevâz (ruh okşayan)! Tayyare müsabaka- larında daima birinciliği ihraz eden Fransızlar bile böyle me- dîd bir seyahat-ı havâiyeye ancak pek az zaman evvel cesaret edebilmişlerdi. Tayyareci doktor ile, (Bonye)’nin Mısır’a müte- veccihen memleketimizden geçtikleri tarih henüz pek yenidir. Halbuki onların seyahat-ı havâiye teşebbüsü Paris’in en meşhur gazeteleri için günlerce sermaye-i makâl (söz sermayesi) olmuş ve yalnız tayyarecilik alemi değil, bütün cihan-ı medeniyet bu se- yahatin teferruât ve tafsilâtıyla iştigal etmiş idi. Bu tayyareciler nereden geçmiş, nereye uğramış ise oradan her tarafa telgraflar yağdırılmış ve bu cesur adamlara karşı fevkalâde bir hüsn-i kabul gösterilmişti. Hayat-ı mevcûdiyeti -hakikati söylemek lazım gelirse Edirne’nin istirdâdından (geri alınışından) sonra baş- layan- Türk tayyareciliğinin ancak teşebbüsünde bulunduğu bu mühim ve şâyân-ı dikkat hatve (dikkate değer adım), bizim için bihakkın iftihara şâyân bir eser-i tekâmül ve terakkî ad- dedilebilir. [...] Yarınki sabah, şarkın nesîm-nevaz şikârisi ve bütün milletin nef- ha-i ümidiyle temevvüç edecek Osmanlı bayrağını ve Türklüğün ta a’mâk-ı kalbinden kopan samîmî duaları ve temennileri hâmil olarak Ayastefanos’tan yükselecek, şehrimiz ahalisinin perestiş- kâr nazarları önünden süzülüp gidecek olan tayyarelerimizin her uğrayacağı Osmanlı memleketinde nasıl bir hiss-i iftihar ve surûr hasıl edeceğini ve sonra Kudüs’te, Kahire’de İskenderi- ye’de bunlara karşı nasıl bir eser-i kabul gösterileceğini dü- şündükçe sevincimizden titriyoruz. Muharebe esnasında Ha- midiye zırhlısı süvâri ve mürettebatına karşı pek hâr ve samimi bir mihman-nevâzi göstermiş olan Mısırlıların bu vesile ile ispat eyledikleri farîza-i hamiyetin menâkıbı henüz hatırımızdadır. O zaman Kahire eşrâf ve muteberânı fevç fevç İskenderiye’ye inmiş- lerdi. Hamidiye’yi ziyaret edenlerin miktarı o kadar çok idi ki bu, günlerce imtidâd etmişti. Osmanlı bayrağını öpenler, Hamidiye süvârisini der-âguş ederek gözlerinden takbîl edenlerin hadd ü hesabı yoktu. Hamidiye’nin İskenderiye’de bulunuşu bir mü- him hadise olmuştu. Bütün gazeteler bundan bahsediyorlardı. Herkes için zemin-i musahabe Hamidiye idi. Şimdi yalnız Fransız tayyarecilerini, Avrupa tayyareleri mü- sabakalarını görebilen Mısırlıların bu Osmanlı tayyarelerini görünce ne hissedeceklerini, ne yapacaklarını düşündükçe şimdiden kalbimiz hiss-i iftihar ile doluyor. Tayyarelerimiz için sad-hezar temenni-i muvaffakiyet.” İkdam, 7 Şubat 1914 “KUDÜS’TE, KAHİRE’DE NASIL KARŞILANACAKLARINI DÜŞÜNÜNCE SEVİNCİMİZDEN TİTRİYORUZ” İkdam / 8 Şubat 1914 24 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare ve Tayyareciliğimiz” Muâvenet-i Milliye sis yüzünden Adapazarı’na indi “Kısm-ı mahsûsamızda tafsilâtını verdiğimiz veçhile dünkü gün uzun bir seyahat-ı havâiye tertip etmiş olan tayyare fi- lomuzun ileri hareketine dair Osmanlı ajansında âtideki ih- barât vârid olmuştur: Adapazarı 8 Şubat— Fethi Bey’in râkip (binici) olduğu Muâ- venet-i Milliye tayyaresi kemâl-i muvaffakiyetle buraya gel- miştir. İkinci haber: Sabahleyin saaat on biri on geçe Adapazarı’na muvâsalat olundu. İstanbul’dan hareketi müteâkip müsadif olduğumuz kesîf bir sis tabakası bizi arkadaşlarımızdan ayırdı. Bugün sis açıldığı takdirde hemen Eskişehir’e müteveccihen hareket edeceğiz. Prens Celaladdin Tayyaresi İznik 8 Şubat – Nuri Bey’i hamil olan “Prens Celâleddin” tayyaresi buraya muvâsalat eyledi. Havanın fenalığı ve sisin kesafeti hasebiyle bu seyahat son derece mezâhim-i alûde (karışık sıkıntılar) olmuştur. Hükûmet ve ahali istikbâle şitâb ederek (karşılamaya koşarak) fevkalâde bir merâsim-i kabûl olunmuştur.” Peyam, 9 Şubat 1914 “Celâleddin tayyaresi Mektebe avdete mecbûr olmuştur” Peyam’ın başlığı “İstanbul-Kahire Müsâbaka-i Havâiyesi”, spotu da “Birkaç günden beri i’lân edilen seyahat-ı havâiye, dün sabah vukû’ buldu. Tayyareci Fethi ve Nuri Beyler, Ordu-yı Osmani’nin bu gayyûr uzuvları, dün, üzerinde Osmanlı bayrağı temevvüç eden tayyareleriyle, tabakât-ı havâiyeyi yararak, kemâl-i metanet ve meharetle yükseldiler” şeklindeydi. “[…] Hareketten Evvel Zevâlî saat dokuza takarrüp eylediği esnada Harbiye Nâzı- rı Enver Paşa tarafından verilen emir üzerine tayyarelerin, benzin ve sâire gibi bütün levazımâtı ihzâr olunmağa (hazır- lamaya) başlandı ve müçtemian (toplu olarak) fotoğraf ahzı için tayyarelere tertibat-ı mahsûsa aldırıldı. Hangarların sol tarafında isabet eden meydanın en başında Yüzbaşı Fethi Bey’in süvârisi bulunduğu “Muâvenet-i Milliye” ve yan tarafında da tayyareci Mülâzım-ı Evvel Nuri Bey’in ida- re eylediğei “Prens Celâleddin” tayyaresi ahz-ı mevki’ etmiş idi. Bunların sağında mektebin talim tayyareleri ve sol tarafında Fazıl ve Salim Beylerin “Düpredüş” ve “Beleryo” sistemindeki tayyareleri bulunmakta idi. […] Tayyare Filosunun Teşî’i Bu esnada tayyare filosunun hareketi zamanı tekarrüp etmiş ol- duğundan filoyu teşyî’ etmek üzere Yüzbaşı Salim Bey ile refîki Mülâzım-ı Evvel Tahsin ve diğer bir tayyare ile de Mülâzım Fa- zıl ve arkadaşı tayyareci Abdullah Beyler su’ûd ve bir müddet cevelândan sonra cevvü havada filonun su’ûduna (havalanma) intizâr etmekte ediler. Samîmî Tezahürât Filonun vakt-ı hareketi yaklaşdığı esnada züvvar meyanında bu- lunmakta olan Cennetmekan Sultan Murad Han Hazretleri- nin kerime-i muhteremeleri Hatice Sultan Hazretleri tayyare- cilere birer buket ihdâ buyurmuş ve Harbiye Nâzırı Enver Paşa ile diğer vükelâ tayyarecileri nezdlerine davetle selâmet ve mu- vaffakıyet temenniyâtı izhâr ve kendilerine iltifat olunmuştur. Filonun Hareketi Bu esnada tayyareler su’ûda hazırlanmış ve tayyarecilerimiz de mahall-i mahsûslarında ahz-ı mevki’ eylemiş idi. Zevâlî saat dokuzu çeyrek geçe Harbiye Nâzırı Enver Paşa tarafından vâki’ olan işaret üzerine Mülâzım Nuri Bey ile refîki Kemal ve Serma- kinist Yüzbaşı Cemal Beylerin süvâri olduğu “Prens Celâleddin” ve bunu müteâkip Yüzbaşı Fethi Bey ile Harbiye Nezâreti yaveri Mülâzım-ı Evvel sadık ve Başmakinist Yüzbaşı Murad Beylerin râkip olduğu “Muâvenet-i Milliye” tayyaresi hazirûnun temen- niyât ve alkışları arasında su’ûd etmişlerdir. Filoyu Takip Filoyu berren (karadan) takip ve esnâ-yı nüzûllerinde icap eden ihtiyacâtını temine memur edilen makinist Yüzbaşı Murad ve Cemal Efendileri yedek eşya ve levâzımâtı hamil ve refakatle- rinde de Vahram ve Haym nâmında iki nefer makinist bulun- maktadır. Yollarda bulunamamak ihtimali olan benzin ve yağ gibi levâ- zımât-ı esâsiye istasyonların bazısına sevk olunmuştur. Eki- şehir, Afyon Karahisar, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Musul, Beyrut, Şam-ı Şerif, Kudüs-i Şerif, Edris, Port Said, Kahire, İs- kenderiye tayyare filosunun istasyonlarını teşkil edecektir. […] Tayyarecilerin hareketinden bir saat sonra Adalar üzerinde kesîf bir sise tesâdüf eden “Celâleddin” tayyaresi süvârisi Nuri Bey sisin karayı göstermeyecek derecedeki kesafetine rağmen yararak geçmiş ve fakat İzmit üzerlerine doğru sü- rekli yağmura tesâdüf eylediğinden Mektebe avdete mecbûr olmuştur. Nuri Bey mektepte bir müddet istirahatten sonra mahall-i mak- suduna doğru sisler arasında tayerân eden “Muâvenet-i Milliye” tayyaresini takip için zevalî saat on iki raddelerinde feza-yı nâ- mütenâhîye atılmıştır. Cenab-ı Hakka selâmet ve muvaffakıyet ihsan buyursun. Amin.” Peyam, 9 Şubat 1914 “Hatice Sultan Hazretleri tayyarecilere birer buket HEDİYE ETMİŞTİR” Peyam / 9 Şubat 1914 26 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyarecilerimizin Hareketi” Tanin’in spotu: “Ayastefanos’ta samîmî bir resm-i teşyî’ (uğurlama töreni)-Havada mü- saadesizlik- Sis – Adapazarı ve İznik.” “Ayastefanos’taki tayyare karargâhında dün sabah, daha pek erken bir faaliyet-i meş- hûd oluyordu. Tayyarecilerimizin haraketlerini selamlamak üzere birer ikişer, hatta pek uzaklardan gelen birtakım meraklılar karargâh civarında toplanıyorlar, gazeteciler, zevât-ı resmiye yekdiğerini takiben mektebe geliyorlardı. Seyahate iştirâk edecek olan (Bileryo) sisteminde “Muâvenet-i Milliye” ve (Royeduş) sistemindeki “Prens Celâled- din” tayyareleri mektebin önünde duruyorlardı. Memurlar, gazeteciler tayyarelerin et- rafına toplanmışlar, son hazırlıkların sürat-ı cerayanını temaşa ediyorlardı. [...] Artık seyyahlar yerlerine geçiyorlardı. Fethi Bey refîk-i seyahati Harbiye Nezâreti Yave- ri Mülâzım Sadık Bey’le Muâvenet-i Milliye ve Nuri Bey de refîki Hakkı Bey’le beraber Prens Celâleddin tayyarelerine bindiler. Hava pek sisli idi; Tayyareler iki üç yüz metreye çıkınca görünmemişlerdi. Bu esnâda yalnız gürültüleri işitiliyordu. Sonra İstanbul üze- rinde birkaç cevelân yaparak yollarına devam ettiler. Nuri Bey’le binmiş olduğu tayyare Kartal’a gittikten sonra tekrar geri dönmüş ve kalın sis tabakası arasında yolunu arar gibi dolaşmış ve bunun gayr-i mümkün olduğuna kanaat ederek Ayastefanos’a avdet etmiştir. Ba’de’z-zuhr Ayastefanos’dan hareket edip havanın mümkün mertebe müsaa- desinden bil-istifâde Adapazarı’na doğru yolculuğuna başladı. [...] İstihbaratımıza nazaran Sadık Bey refîkasından birine bir vasiyetname bırakmıştır. Bunda vefat ettiği takdirde mahall-i sukutuna defnedilmesini ve bir büyük seng-i meza- rın üstüne tunçtan bir tayyare vaz’ı (konulması) için arkadaşlarının muâvenetini istir- hâm eylemiştir. Biz cesur askerimizin muvaffak ve mes’ud dönmesini temenni ederiz. Yalnız böyle bir vasiyetname terk etmesi, ölümü pek de sakınılmayacak hafif bir tehlike mertebesine indirmek olduğu için de kendisinin ne kadar asil ve şeci’ bir ruha malik olduğunu isbât eyler. Filonun kumandanlığı Fethi Bey’e ait olduğundan hareket ve nüzûl saatlerini mektebe derhal bildirecektir. Makinist Yüzbaşı Murat ve Cemal Beylerle nefer Saim de trenle birçok levazımı müs- tashiben bir gün evvel hareket etmişlerdir. *** Adapazarı ve İznik Fethi Bey, zîrde münderiç muhâbirimizin telgrafnâmesinden de anlaşılacağı veçhile, büyük bir kazâ savuşturduktan sonra havanın küşayişine (açıklığına) intizâran Adapa- zar’ına inmeye muvaffak olmuştur. [...] Tayyareciler burada bazı ta’mirât ile iştigal etmişler ve benzin ile yağ tedârik eylemişlerdir. Fethi Bey bir aralık diğer tayyarenin ne ol- duğunu İstanbul’dan telgrafla sordurmuş, onun da sisten gidemeyerek evvela Ayastefanos’a avdet ve ba’dehu Eskişehir’e müteveccihen hareket etmiş olduğunu öğrenmiştir. Hava şimdi biraz açıldı. Fethi Bey geceyi burada geçirmek istemediği için biraz evvel, dörde çeyrek kala, ahalinin alkışlar ve duâları arasında Eskişehir’e müteveccihen hareket ettiler. *** İznik’ten aldığımız husûsi telgrafımız da şunları haber veriyor: İznik, 26 Kanunusâni- Tayyareci Nuri Bey, refîki Hakkı Bey’le birlikte bugün alafranga saat iki buçukta kasabamıza indiler. Eskişe- hir’e gidecekken buraya inmelerinin sebebi ise sisten yolu kaybetmiş olmalarıdır. Fakat, bu nâgehani ziyaret ahali arasında azim bir memnûniyet hasıl etmekten de hali kalmadı. Bundan evvel 5 Kanunuevvel’de Fransız tayyarecisi Mösyö Bonye buraya gelmiş, halk tarafından hakkıyla karşılanmıştı. Şimdi bir Osmanlı tayyarecisinin gelmesi azim memnûniyet mucip oldu. Nuri Bey mutlaka Eskişe- hir’e gitmek istediği için tayyaresinde bazı ta’mirât icrâ ettikten sonra saat üçü kırk beş geçe Eskişehir’e müteveccihen hareket etmiştir.” Tanin, 9 Şubat 1914 SADIK BEY’İN VASİYETİ: “VEFAT EDERSEM, BENİ UÇAĞIN DÜŞTÜĞÜ YERE DEFNEDİN, MEZAR TAŞIMA TUNÇTAN BİR TAYYARE KOYUN” La Moniteur Oriental / 9 Şubat 1914 “Şanslı olan Fethi Bey, sisten bir boşluk yakalayıp yolculuğuna devam etti” “İstanbul-Kahire” ve “Hareket” başlıklı haber, ilk tayyarenin yola çıkışını aktarıyordu: “İstanbul-Kahire seferi için Osmanlı havacılarının hareketi sa- bah 08.00 için belirlenmişti ve sabahın erken saatleri olmasına, soğuk ve sise rağmen aralarında birçok kadının da bulunduğu önemli bir kalabalık, tarihi günlerinden birini yaşayan havaala- nında hazır bulunuyorlardı. Fethi bey önce 10 dakikalık bir irtifa için öncelikle Denizcilik Bakanı Mahmud Paşa’yı götürdü. Bakan bu ilk yolculuğundan büyük bir mutluluk duyduğunu açıkladı. Saat 09.00’da Savaş Ba- kanı Enver Paşa hareket emrini verdi. Faaliyetler hızlandırıldı ve cihazlar ‘kalkış’ için rüzgara karşı konumlandırıldılar. Havacıla- ra, Prenses Hatice Hanım tarafından çiçek demetleri sunuldu ve Enver Paşa’nın bir hareketiyle Nuri Bey, beraberinde yolcusu Kemal Bey olduğu halde, Prens Celaleddin isimli Depardassin uçağıyla uçmaya başladı; üç dakika sonra, Yüzbaşı Fethi Bey de, yolcusu Sadık Bey ile birlikte Muâvenet-i Milliye adlı Bleriot tipi uçağıyla uçuşa geçti. Denizin üstündeki sis oldukça kesifti ve seferin daha ilk başla- rında havacılar büyük zorluklarla karşılaştılar. Daha şanslı olan Fethi Bey, sisten bir boşluk yakalayıp yolculuğuna devam ede- bilirken, kumanda edemeyen Nuri Bey, depoyu doldurmak ve öğlen tekrar kalkmak için havaalanına geri döndü. Fransız havacılarının gelişiyle, Osmanlı havacılığının kat etti- ği gelişmeleri izleme fırsatı bulmuştuk. İstanbul-Kahire seferi, dayanıklıkları ve soğukkanlıklarını göstermek için havacılara ciddi bir fırsat vermektedir. […]” La Moniteur Oriental, 9 Şubat 1914 28 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Osmanlı tayyarecilerinin Dersaâdet-İskenderiye seyahati dün başladı” Fethi ve Nuri Bey yönetimlerindeki iki ayrı uçak 8 Şubat 1914’te Ye- şilköy’dan Kudüs’e doğru yola çıkarlar. Pilotlar, düzenlenen büyük bir törenle uğurlanırlar. Törene Harbiye Nâzırı Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Bey ile diğer kabine üyeleriyle önde gelen isimler ka- tıldı. Gazeteler, törende yapılan konuşmalar ile uçak ve pilotların fotoğraflarını yayınladılar. Tasfir-i Efkâr da tören sırasında çektiği fotoğrafları haberle birlikte okuyucularına ulaştırdı. Fotoğraf altı: “[Üst sağda] Fethi Bey’in tayyaresi azîmet ederken (yola çıkarken) / Sağda görülen Zabit Tayyare Mektebi Müdürü Veli Bey’dir. [Üst solda] Dün azîmet eden tayyareci zabitlerimiz ile fotoğrafları: Tayyareci Nuri Bey, Tayyareci Fethi Bey, Nuri Bey’in refîki İsmail Hakkı Bey, Fethi Beyin refîki Sadık Bey. [Alt solda] Tayyarecilerimizi teşyî’ etmek (uğurlamak) üzere gelmiş bulunan Erkân-ı Hükûmetin (Hükûmet üyelerinin) grup halinde resmi / Sağdan: Elinde baston tutan Talat Bey, yanda Enver Paşa, önünde Adliye Nâzırı İbrahim Bey, solda Cemal Paşa.” Aynı başlıklı hambmerin bir kısmı şöyleydi: “Seyahat: Osmanlı tayyareciliği, Osmanlı askerliği için tarihi ve şanlı bir vak’a, mühim bir devr-i mahsûs teşkil edecek Dersaadet-İsken- deriye Seyahat-i Havâiyesi, yazdığımız veçhile, dün başladı ve iki tayyareci zabit ile iki de yolcu zabitten mürekkep olan küçük ka- file-i tayerân (uçuş ekibi), (2300) kilometrelik tarîk-i seyahatleri- nin (seyahat rotasının) ilk merhalesini kat’ eylemek üzere Ayaste- fanos karargâhından pür-şevk ve iftihar bir halkın alkış sadaları, kalbî temennileri, müteessirâne inzâr-ı teşyî’i arasında havalanıp Asya yolunu tuttular. Ayastefanos Karargâhında: Ayastefanos karargâhında dün sabah, vaktin erken olmasına rağmen büyük bir faaliyet manzûr oluyor (görülüyor), bulut- lu havadan dolayı ortalık henüz ağarmaya başladığı bir zaman- dan itibaren muhtelif istikametlerden fevc fevc temâşâgeranın (seyircilerin) mütehalikane (tehlikeli şekilde) şitâbân oldukları (koştukları) görülüyordu. Saat sekiz raddelerine geldiği vakit ise Ayastefanos’tan birçok arabalar ile birtakım ecnebiler ve koka- nalar (yaşlı Rum kadınlar) geldiği gibi İstanbul’dan da otomobil ile ricâl ve erkân-ı Hükûmet vürûd etmeye (gelmeye) başladılar. Vükelâdan (bakanlardan) birinci olarak Nafia Nâzırı Cemal Paşa, yaverleri ile gelmişti, onu müteâkip bir otomobilde Adliye Nâ- zırıyla Dahiliye Nâzırı Talat Bey, daha sonra Bahriye Nâzırı Çü- rüksulu Mahmut Paşa ve müteâkiben de Harbiye Nâzırı Enver Paşa muvâsalat ettiler (ulaştılar). Tayyarecilerimizi Şehremaneti nâmına teşyî’ etmek üzere de Altıncı Dâire Belediye Müdürü İh- san Bey irice bir otomobil ile karargâha vâsıl oldu. İhsan Bey’den maada İttihat ve Terakki Kâtib-i Umûmîyesi Mithat Şükrü Bey, Polis Müdürü Bedri Bey, ümerâ-yı askeriye ve me’mûrîn-i mülki- yeden daha bir çok zevât da tayyarecilerimizin hîn-i azimetinde (yola çıkışlarında) râsime-i selâm ve teşyî’i (uğurlama ve selamla- ma adetini) îfa etmek üzere gelmişti. Erkân-ı hükûmet ve zevât-ı sâire vürûd eyledikçe Müdir-i Mekteb Veli Bey kendilerini karşı- lıyor, sabahtan beri hazırlanmış, pervaza müheyya (uçuşa hazır) bulunmuş olan tayyarelerin bulunduğu mahalle götürüyordu. Cevelân tecrübeleri: Tayyare karargâhını teşkil eden sundurmaların önüne dört tayya- re çıkarılıp sıralanmış ve bunlardan Fethi Bey ile yolcusu Harbiye Nâzırı Yaveri Sadık Bey’in râkip (binici) olacağı (Bileryo) siste- mindeki tayyare ve Nuri Bey ile yolcusu Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’in râkip olacağı (Prens Celâleddin) nâmındaki (Deperdüs- sen) tayyaresi en başa vaz’ olunmuşlardı (konulmuşlardı). Nüzzâ- rın vürûdunu (bakanların gelişini) müteâkip huzurlarında bir iki tayerân tecrübesi icrâsı arzu edildiği cihetle evvela Yüzbaşı Salim Bey ile bir arkadaşı ve ba’dehu (sonra) Mülâzım Fazıl Bey ayrı ayrı tayyarelere binip mahirâne bir iki devir (tur) yaparak halkın enzâr-ı hayreti (hayret bakışları) ve temaşası önünde yere indiler. Bahriye Nâzırı da tayerân etti: Bunu müteâkip Bahriye Nâzırı Mahmut Paşa da tayyare ile ce- velân yapmak arzusunu izhâr eylediğinden kendisine tayyarecile- re mahsûs ceket ve başlık giydirilmiş ve Fethi Bey ufak bir tayyare ile müşarünileyhi berça yek (uygun bir) dakika kadar mütead- did devirler ile dolaştırmış, ba’dehu ta seyircilerin önüne gelecek sûrette zemine indirmiştir. Bahriye Nâzırı, Erkân-ı Hükûmet içinde tayyareye râkip olan dördüncü nâzırımızdır. Filhakîka elyevm kabineyi teşkil eden zevât meyanında Nafia Nâzırı Ce- mal Paşa, Dahiliye Nâzırı Talat Bey, Harbiye Nâzırı Enver Paşa daha evvel tayyare ile cevelân etmişti. Hele Enver Paşa geçen sene Çatalca Harbi esnâsında ve ba’dehu Edirne’de iken mütead- did defalar bizzat tayyare ile su’ûd etmiş (yükselmiş), istikşâfâtda (keşif çalışmalarında) bulunmuştu. Talat Bey ve Cemal Paşa’nın ise (Dökor)un İstanbul’a vürûdu münasebetiyle bir akşam ayrı ayrı tayyareye binerek cevelânlar yaptıkları kârîlerimizin el’ân hatırındadır. Şu sûretle hey’et-i hâzıre-i Hükûmetin dört uzv-ı mühimmi (önemli üyesi) tayyarenin derece-i kıymet ve ehemmi- yetini bizzat tecrübe ve tetkike muvaffak olmuş zevâttır. Tayyarecilerimize çiçek takdimi: Bu tecrübe ve cevelânlar icrâ edilirken saat alafranga sekiz buçu- ğa gelmiş idi. Artık tayyareci seyyahlarımızın ân-ı pervazı (uçuş anı) takarrüb eylemeye başlamış, Harbiye Nâzırı Enver Paşa azi- metin daha ziyade te’hîr etmemesi için emir vermişti. Tayyare- cilerimiz derhal son hazırlıklarını görmeye başladılar. Fethi ve Nuri Beyler ile arkadaşları Sadık ve İsmail Hakkı Beyler için sûret-i mahsûsa da güderi ceketler, kalın meşinden tozluklar, içi fanilalı gayet iyi lastik eldivenler alınmış idi. Bu levâzım, mevsimin soğuklarına karşı tahaffuz için pek müfîd (faydalı) idi. Mamafih tabakât-ı havâiyenin (hava tabakalarının) yük- sek kısımlarında bürudet (soğukluk) pek ziyade şedîd olacağı cihetle güderi ceketler, meşin tozluklar vücudu muhafazaya ancak kifayet edecektir zanneyleriz. Bu sırada Harbiye Nâzırı Enver Paşa tayyarecilerimize takarrüp (yaklaşma) ile genç ve gayyûr zabitlerimizin sûret-i azimetlerini (yola çikmâlarını) temaşa etmek üzere bizzat karargâhı teşrif ey- lemiş bulunan selâtin-i i’zâmdan Hadice Sultan Hazretleri tara- fından kendilerine birer buket ihdâ kılındığını (hediye edildiğini) tebşîr etti (müjdeledi) ve bir ağa tarafından çiçek buketleri tayya- recilerimize i’tâ kılındı (verildi). Zabitlerimiz, haklarında izhâr edilen şu teveccüh-i nüzhetpervâneden dolayı hissiyât-ı şükran-ı güzarânelerinin Sultan Hazretlerinin hâk-i pâylerine arzını rica eylediler.” Tasfir-i Efkâr, 9 Şubat 1914 “FETHİ, NURİ, SADIK VE İSMAİL HAKKI BEYLER İÇİN ÖZEL OLARAK GÜDERİ CEKETLER, KALIN MEŞİN TOZLUKLAR VE İÇİ FANİLALI LASTİK ELDİVENLER ALINDI” Tasfir–i Efkâr / 9 Şubat 1914 30 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye 2480 Kilometrelik Seyahat” Sabah’ın geniş haberinin bir bölümü şöyleydi: “Dün Osmanlılar için şanlı bir gün, bir yevm-i ibticâl ve iftihar idi. […] … Harbiye Nazırı Enver Paşa Hazretleri Fethi ve Nuri Beyefendi- lere harekete müheyya (hazır) bulunmalarını emretmişlerdir. Bu- nun üzerine gerek tayyareciler ve gerek tayyareler râkip olacak yolcular, pervane cihetleri ay ve yıldızla müzeyyen bulunan tay- yarelerin başına gelmişler ve orada hazır bulunan ahaliden bir- çokları Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya, Adana, Halep, Şam, Kudüs, Kahire ve İskenderiye’de bulunan ehibbâsı ile hemşeh- rilerine i’tâ olunmak üzere mektuplar tevdî’ eylemişlerdir. Os- manlı hanımlarından birçokları dahi evvelden ihzâr etmiş ol- dukları bazı mektupları tayyareci beylere tevdî’ etmişlerdir. […] Uçuyorlar!.. Seyahati icrâ edecek olan tayyarelerden evvel tayyareci Salim Bey ile Fazıl Bey birer tayyareye binerek yükselmişler, hava kahra- manlarını teşyî’e (uğurlamaya) hazır bulunmuşlardır. Bunlardan sonra evvela (Prens Celaleddin) tayyaresi hareket etmiştir. Artık temâşâ-geran kalplerinden kopup gelen medid ve müheyyeç bir alkış sedâsı yükselmişti. Sanki bu tayyareler uçtukça bütün Os- manlıların kalbi genişliyor, herkes sevincinden bağırıyor, gülü- yor. Mendiller sallanıyor. Ellerle bûseler gönderiliyor. Bu neş’e ve ibtihâcın tesiriyle gözlerin yaşardığı his olunuyordu. Aradan birkaç saniye geçmişti ki (Muâvenet-i Milliye) de (Prens Cela- leddin)’i bulutlar arasında ta’kîbe koyuldu. Göğüsler, bu sefer daha şiddetle feverâna başladı… Ve bu sayha-i zevk ve meserret dakikalarca temâdî etti. Mezkûr tayyarelere binen zevât şunlardır: (Muâvenet-i Milliye) Tayyaresi: Süvârisi, Yüzbaşı Fethi Bey – Yolcusu Mülâzım-ı Evvel Sadık Bey (Prens Celaleddin) Tayyaresi: Süvârisi, Mülâzım Nuri Efendi – Yolcusu Hâfız Efendi (Muâvenet-i Milliye) ve (Prens Celâleddin) hareketleriyle doğruca İstanbul cihetine geçmişler ve Saray-ı Hümâyûn-ı Mülûkâne üzerinde bir devr icrâ ettikten sonra Üsküdar, Kadı- köy üzerinden Adalar ve İzmit istikâmetini almışlardır. Teşyî’ için bunlara refakat eden tayyareler Kadıköyü’ne kadar gitmişler ve oradan Ayastefanos’a avdet etmişlerdir. Tayyare filosunun kumandanlığı Fethi Bey’e tevdî’ olunmuştur. Mumâileyh her taraftan Harbiye Nezareti’ne seyr ve seyahat hak- kında i’ta-yı ma’lûmâtla mükelleftir. Yolda Tayyareleri karadan takip etmek üzere Harbiye Nezareti tara- fından bir hey’et-i mahsûsa intihap olunmuştur. Mezkûr hey’et makinist Yüzbaşı Murad ve Mülâzım Cemal Efendilerden mü- rekkeptir. Mumâileyhümânın refakatinde Haym ve Vahram isminde iki de marangoz vardır. Bu hey’et evvelki gün şimen- düferle Eskişehir’e müteveccihen hareket etmiştir. Tayyarelerin tevakkuf edecekleri şehirlerde kendilerine lâzım olan benzin ve sâire de Mektep tarafından lâzım gelen yerlere şimdiden irsâl olunmuştur. Her tevakkuf mahallinde tayyarelerin ineceği yerlerin tayyare- cilerce müşkilâtı bâdi olmayacak bir sûrette görülebilmesi için buraya muhtelif nişanlar ve bayraklar vaz’ı Dahiliye Nezare- ti’nden lazım gelenlere emr ve iş’âr olunmuştur. Yüzbaşı Fethi ve Mülâzım Nuri Beyler küçük paftalar dahilinde kat’ edecekleri vilâyet ile kıtaât-ı sâirenin haritalarını ahz etmiş- lerdir. Mumâileyhim geçecekleri yerlerde müşâhedât ve tetkikât- larını kayd ile mükellef bulunuyorlar. Tayyarecilerimizin indikleri yerlerde elbise-i askeriyeyi lâbis bulunmaları için kendilerine Harbiye Nezareti tarafından evâ- mir-i kat’iye i’tâ olunmuştur. […] İltifât-ı Mülûkâne “Zât-ı Hazret-i Şehriyâri, yâverân-ı şâhânelerinden bir zâtı lütfen Tayyare Mektebi’ne i’zâm buyurmuşlardır (göndermişlerdir). Mû- maileyh nâm-ı nâmi-yi tâcidârîye tayyareci efendilere tevfîk-i selâmet-i ilâhiyeye nâiliyetleri temennisinde bulunmuştur.” […] İndikleri Mahallerde “Tayyarecilerimiz dün geceyi Eskişehir’de imrâr etmişlerdir (geçir- mişlerdir). Bugün de Eskişehir’den hareket ederek Afyonkarahi- sar’a gideceklerdir. Afyonkarahisar’da da bir gece kaldıktan sonra Ulukışla’ya azîmet eyleyecekler ve orada da bir gece imrâr eyleye- ceklerdir. Ulukışla’dan sonraki merhale Adana’dır. Tayyare motor- larının temizlenmesi için burada iki gün kalınacaktır. Tayyareciler Halep’te, Humus’ta, Beyrut’ta, birer gece kaldıktan sonra Şâm-ı Şerîf’e muvâsalat eyleyeceklerdir. Motorlar şehr-i mezkûrda da bir kere daha temizlenecektir. Şâm ile Kuds-i Şerîf arasında hiçbir mevkıf (durak) yoktur. Seyahat Kudüslülerin arzusu üzerine tensîb ve icrâ edilmiş olduğundan tayyarecilerimizin burada iki gün kalmalarına müsâade olunmuştur. Bilâhare el-Ariş, Port Said, Kahire’de yalnız birer gece imrâr eyleyeceklerdir.” Sabah, 9 Şubat 1914 “SEYAHAT KUDÜSLÜLERİN ARZUSU ÜZERİNE İCR edilmiş olduğundan tayyarecilerimizin ORADA iki gün kalmalarına müsÂADE OLUNMUŞTUR” Sabah / 9 Şubat 1914 32 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Fethi Bey de, Nuri Bey de Eskişehir’de Tasfir-i Efkâr, ertesi gün de hava seyahati ile ilgili haberlere devam ederek, ikinci uçak mürettebatının fotoğrafları ili iki uçağın ilk gün takip ettikleri rotayı göste- ren haritayı yayınladı. “Maba’d-ı intibaât/İntibaların devamı” anonsu ve “Dersaa- det-İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesi” manşetli haberinde Nuri Bey ve İsmail Hakkı Bey’in fotoğrafları altında şu spot yer alıyordu: “Tayyarecilerimiz seyahatlerinde muvaffakiyetle devam ediyorlar.” Fotoğra altı: “[Üst sağda] Prens Celâleddin tayyaresini sevk ve idare eden tayya- reci mülâzım-ı evvel Nuri Bey / [Üst solda] Celâleddin tayyaresinin yolcusu tay- yareci yüzbaşı İsmail Hakkı Bey / [Alttaki harita] Tayyareci Fethi ve Nuri Beyle- rin pazar günü kat ettikleri mesafe ve vâsıl oldukları mahalleri gösterir harita.” Haritanın altında ayrıca şu haber yer alıyordu: “Tayyarecilerimiz başladıkları seyahat- i havâiyede kemâl-i muvaffakiyet ile de- vam ediyorlar. Dünkü nüshamızın son saat kısmında tayyareci Fethi Beyin Ada- pazarı’ndan hareketle akşamüstü Eskişehir civarındaki (Akpınar) İstasyonu’na muvâsalat ettiğini ve gündüz ikinci defa Ayastefanos karargâhından azîmet eden Nuri Bey de evvela (İznik) ve ba’dehu (Lefke)ye vâsıl olduğunu yazmıştık. Dün ba’de’z-zuhr (öğleden sonra) Fethi Bey’in Eskişehir’den 10 kilometre kadar uzak- ta olan Akpınar İstasyonu’ndan pervaz (uçuş) ile birkaç dakika sonra Eskişehir’e indiğini muhâbir-i mahsûsamız bir telgrafnâme ile bildirdi. [...] Tayyarelerimizin cevelânı ve vilayâtta tezahürât Genç ve cesur tayyarecilerimiz tarafından icrâsına başlanılan bu cesurâne ve fe- dakârâne seyahatin Anadolu’nun ve Arabistan’ın vatanperver muhitinde safiyâ- ne ve âli tezahürâta vesileler teşkil edeceğini yazmıştık. İznikliler Nuri Bey’in muvâsalatı üzerine derhal iâne cem’ine (toplamaya) başlamak sûretiyle bu iddi- amızın haklı olduğunu isbât eyledikleri gibi diğer taraftan tayyarelerimizin geç- tiği yerlerde ahalinin gösterdiği şevk ve tehlike de buna ayrı bir delildir. Bu cüm- leden olmak üzere evvelki gün Adapazarı’ndan olup kesret-i mündericâtımıza binâen derç edemediğimiz (yoğun içeriğimiz sebebiyle yer veremediğimiz) bir telgrafı, bugün maaşşükran derç-i sütun eyliyoruz (şükrolsun sütuna alıyoruz): Adapazarı 26 Kanunusâni — Tayyareci Fethi ve refîki Sadık Beyler sâlimen bu- raya geldiler. Dökor’un tayyaresini gören ve o günden beri semâlarında bir de Müslüman tayyaresinin uçuştuğunu görmek isteyen halk, Fethi Bey ve refîkini nihayetsiz bir iştiyâk ve ihtirâmla karşıladı. Bu münasebetle, havanın sisli olmasına rağmen bu milli ve cesurâne teşebbüste gayret ve fedakârlık gösteren Fethi Bey’le refîkini ve bu seyahat-i havâiyeyi tertip eden Harbiye Nâzırı muhterem Enver Paşa’yı ve muhterem Ordumuzu kemâl-i hürmetle selamlarım. Ali Râşid Hasan Câvid Abdulkerim Sebati Avukat Hasan Şevki” Tasfir-i Efkâr, 10 Şubat 1914 “Hafif bir sakatlık sebebiye Lefke’ye indik” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” başlıklı haber şöyleydi: “Prens Celaleddin tayyaresi ile seyahat etmekte olan Mülâzım Mehmed Nuri Bey Os- manlı Ajansı’na âtîdeki telgrafnâmeyi keşîde eylemiştir: Lefke 8 Şubat – Karamürsel Dağları üzerinde makineye ârız olan hafif bir sakatlık hase- biyle İzmit’e inmeye mecbûr olduk. Ta’mîrât-ı lâzimeyi müteâkip Lefke’ye hareketle saat dört buçukta buraya vâsıl olduk. Yarın seyahatimize devam edeceğiz Eskişehir 8 – Tayyareci Fethi Bey yolcusu Eskişehir-Ankara hattı üzerinde Akpınar’a vâsıl olmuşlardır. Tayyareciler geceyi mahall-i mezkûrda geçirecekler ve yarın sabah hareket eyleyeceklerdir.” “İlk defa hava yoluyla posta paketi götürüyorum” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” başlıklı son saat haberi: “Lefke 9 Şubat – Ordu-yu Osmâni’ye “Ertuğrul” nâmında bir tayyare ihdâ etmek taahhüdünde bulunmuş olan Bilecik ahalisinin talebi üzerine mezkûr kasabaya müteveccihen hareket ediyorum. İlk defa olarak tarîk-i havâî ile iki posta paketi nakl eyliyorum. Bunlardan biri Bilecik’e, diğeri de Eskişehir’e gidecektir. Bu sabah tayyaremize ârız olan ufak bir bozukluğu ta’mîr eyledik. Prens Celâleddin tayyaresinden Mülâzım Nuri” Sabah, 10 Şubat 1914 “SEMALARINDA BİR DE MÜSLÜMAN TAYYARESİNİN UÇUŞTUĞUNU GÖRMEK İSTEYEN HALK, FETHİ BEY VE REFÎKİNİ NİHAYETSİZ BİR İŞTİYÂK VE İHTİRÂMLA KARŞILADI” Sabah / 9 Şubat 1914 34 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Kışa rağmen seyahat başarıyla devam ediyor” Seyahati özel muhâbir vasıtasıyla günü gününe takip eden gazetelerden biri olan Tanin, 11 Şubat 1914 tarihli nüshasında “İstanbul-Kahire Seyahati” başlıklı haberi ve “Kışa rağmen seyahat kemâl-i muvaf- fakiyetle devam ediyor” spotlu haberiyle gelişmeleri şöyle aktarıyordu: “Fethi Bey Konya’ya doğru” “Şu satırları yazdığımız esnâda Karahisar-ı Sahib muhâbirimizden aldığımız bir telgrafta Fethi Bey’in muvâsalatı bildiriliyor, bir iki saat sonra Konya’ya müteveccihen hareket ettiği ilave ediliyor- du. Demek oluyor ki tayyarecilerimiz kışın icrâ-yı şiddet etmekte olmasına rağmen kemâl-i muvaffa- kiyetle ilerlemekte devam ediyorlar. Filhakîka bu mevsim Eskişehir, Karahisar ve Konya havalisinin en soğuk rüzgârlı bir mevsimidir. İstanbul-Eskişehir merhalesinde tayyarecilerimizin uğradıkları müşkilât ve mevâni’ ise bundan sonra Toros Dağları’nı aşıncaya kadar uğrayacakları müşkilât için bir fikir vermeye kâfîdir. Fethi Bey’in Eskişehir’den azimeti ve Karahisar’a muvâsalatı hakkında muhâbirîn-i mahsûsamızdan (özel muhâbirlerimizden) aldığımız telgrafnâmeler bervech-i âtidir: Eskişehir, 28 Kanunusâni [11,28] — Bugün zevâlî saat dokuzda Muâvenet-i Milliye tayyaresi Kara- hisar-ı Sahib’e müteveccihen buradan hareket etmiştir. Ahali tayyarecilerimizi pek samîmî merâsim teşyî’ etmiştir. Karahisar-ı Sahib, 28 Kanunusâni [12,40] — Fethi ve Sadık Beylerin râkip olduğu Muâvenet-i Mil- liye tayyaresi bu sabah saat on buçukta sâlimen buraya vâsıl oldu. Tayyarecilerimizin Eskişehir’den hareket ettikleri pek az zaman içinde şehirde şâyi’ olduğu için esasen bu ziyarete intizâr eden halk kendilerine samîmî bir resm-i istikbâl yapmışlar ve kendilerini mütemadiyen alkışlamışlardır. Bu- gün hemen iki buçukta Konya’ya müteveccihen hareket etmeyi tasvir ettiklerinden hareketleri ay- rıca yazılacaktır. Karahisar-ı Sahib, 28 [3,40] — Muvâsalatlarını yazdığımız gayyûr ve fedakâr tayyarecilerimiz yarım saat evvel Konya’ya müteveccihen hareket etmişlerdir. Esnâ-yı harekette beş altı bin kadar halk tay- yare etrafına toplanmışlar, en hâr (sıcak) alkışlarla kendilerini teşyî’ etmişlerdir. Kendileriyle konuştum. Eskişehir’den buraya kadar seyahatleri ârızasızca güzarân etmiştir. Hava oldukça müsâidtir. Fethi Bey bir ârızaya uğramaksızın iki buçuk saat zarfında Konya’ya muvâsalat ümidinde bulunduğunu beyân ve ahali tarafından gösterilen hüsnükabûlden pek ziyade müteessir olduklarını söylemiştir. [...] *** Nuri Bey Bozöyük’te Prens Celâleddin tayyaresine râkip olan Nuri ve Hakkı Beyler elyevm Bozöyük’te bulunuyorlar. Buna dair de muhâbir-i mahsûsamız- dan aldığımız telgraf bervech-i âtidir: Eskişehir, 28 Kanunusâni — Nuri Bey’in tayyaresinde bir ârıza bulunduğu için hareketi kâbil olmamıştır. Evvelce buraya gönderilmiş olan me’murlar kemâl-i faaliyetle tayyarenin ta’miri ile iştigal etmektedirler. Zannedildiğine göre üç günden evvel ta’mirât nihayet bulamayacaktır. Şu halde Nuri Bey’in seyahate devamı ancak üç gün sonra kâbil olabilecektir. *** Türk Tayyarecilerin Nümayişi Dersaadet’ten (Times) gazetesine keşîde edilen bir telgrafnâmede Dersaadet-Kahire müsâbaka-yı havâiyesi mevz-u bahs edilerek deniyor ki: Harbiye Nâzırı’nın bu seyahati icrâ ettirmekten maksadı, şüphesiz Anadolu’da, Suriye’de, Mısır’da mukim-i İslamlara tayyareciliğin yalnız Avrupa’ya münhasır olmadığını göstermektedir.” Tanin, 11 Şubat 1914 “Saat dört buçukta mahall-i maksûda (arzu edilen mahalle) muvâsalat eyledik (ulaştık)” “İstanbul – Kahire Seyahati” başlık haber şöyleydi: “Prens Celâleddin Tayyaresi Lefke 8 Şubat – Prens Celâleddin tayyaresi ile seyahat etmek- te olan Mülâzım Mehmed Nuri Bey, Osmanlı Ajansı’na âtîdeki telgrafı göndermiştir: “(Karamürsel) dağlarının fevkinde bulunduğumuz esnada ma- kinede vukû’a gelen hafif bir ârizadan dolayı İzmit’te karaya in- meye mecbur olduk. Makinenin ta’mirinden sonra (Lefke)ye müteveccihen hareket edip saat dört buçukta mahall-i maksûda (arzu edilen mahalle) muvâsalat eyledik (ulaştık). Yarın seyahatimizde devam eyle- yeceğiz. Bilecik’e Azimet Mumâileyh Mehmed Nuri Bey’den Osmanlı Ajansı’na âtîdeki telgraf vârid olmuştur: Lefke 9 Şubat – Orduya (Ertuğrul) namında bir tayyare takdi- mini taahhüt etmiş olan Bilecik ahalisinin davet-i mahsûsası üzerine beraberimde biri Bilecik’e, diğeri Eskişehir’e ait iki pos- ta çantası bulunduğu halde Bilecik’e azimet ettim. Tayyaremiz- de vukû’a gelen hafif bir ârizayı bu sabah ta’mir ettik. Fethi Bey’in Ağapınar’a vusûlü Eskişehir 8 Şubat – Tayyareci Fethi Bey’le yolcusu (Ağapınar)’a vâsıl olmuşlardır. Fethi Bey ve refîki geceyi Ağapınar’da geçirdikten sonra yarın sabah hareket edeceklerdir.” Fotoğraf altı: “[Orta sütun üst] ‘Foto İbrahim Ferid’ Tayyarele- rimizi vükelâ teşyi’ eder (uğurlar) iken) / [Orta sütun alt] ‘Foto İbrahim Ferid’ Hadice Sultan Hazretlerinin çiçek demetleri / [Sol sütun üst] ‘Foto İbrahim Ferid’ Tayyarecilerimizle rüfekâsı / [Sol sütun alt] ‘Foto İbrahim Ferid’ Tayyareler yükselirken” İkdam, 10 Şubat 1914 “bu mevsim Eskişehir, Karahisar ve Konya havalisinin en soğuk rüzgârlı bir mevsimidir” İkdam / 10 Şubat 1914 36 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Beyler büyük bir heyecana sebep oldular” Tasfir-i Efkâr, husûsi muhâbir- leriyle hava seyahatininin tüm aşamalarını günü gününe takip ediyordu. “Seyahat-i Havâiyye Devam Ediyor” başlıklı haberi- nin şu spotlar yer alıyordu: “Fethi ve Sadık Beyler kemâl-i muvaffakiyetle uçuyorlar-Es- kişehir’den hareket ve Afyon- karahisar’a muvâsalat-Kon- ya’ya doğru / Nuri ve İsmail Hakkı Beyler (Poyra) köyün- den sonra (Bilecik) ötesinde (Bozüyük)de inmeye mecbûr ol- muşlardır.” Gazetenin Fethi ve Sadık Beylerin Konya’ya doğru hareketle- rinden önce çektiği fotoğrafın altında, “Konya’ya doğru muvaf- fakiyetle seyahatlerinde devam eden tayyarecilerimiz / Fethi ve Mülâzım evvel Sadık Beylerin Ayestefanos’ta kable’l-azîmet alı- nan resimleri (Husûsî fotoğrafîmiz tarafından)” yazıyordu. “Tayyarelerimizden (Muâvenet-i Milliye) tayyaresiyle hareket eden Fethi ve Sadık Beyler seyahatinde kemâl-i muvaffakiyetle devam ediyorlar. Filhakîka dün Afyonkarahisar muhâbir-i mah- sûsamızdan aldığımız telgrafnâme evvelki geceyi Eskişehir’de ge- çirmiş olan Fethi ve Sadık Beylerin dün Afyonkarahisar’a vâsıl olduklarını bildirmekte idi. [...] Ondan sonra husûsi sûrette istihbar eylediğimize nazaran Fethi Bey arkadaşı Sadık Bey’le beraber ba’de’z-zuhr saat birde Afyon- karahisar’dan hareket ile Konya istikametini tutmuştur. Bu satır- ları yazdığımız vakte kadar iki tayyarecimizin ümid ve temenni- miz vechile Konya’ya muvâsalat edip etmediklerine dair yeni bir haber almadık. Şayet muvâsalat ettilerse Muâvenet-i Milliye tay- yaresi üç gün zarfında bervech-i âti mesafe kat’ eylemiş olacaktır: [Güzergâh] Kilometre İstanbul’dan Eskişehir’e 220 Eskişehir’den Afyonkarahisar’a 120 Afyonkarahisar’dan Konya’ya 220 Mecmûu’(Toplamı) 560 kilometre İstanbul’dan İskenderiye’ye kadar mesafe takribî olarak (2370) kilometre olduğuna göre Fethi Bey umûm hatt-ı seyahatinin şim- diden dörtte birini tayy etmiş (uçmuş) demektir. Tayyareci Nuri Bey’e gelince mûmâileyh dün vâsıl olduğu (Pora) köyünden gündüz hareket etmiş ve Eskişehir’e muvâsalat edeme- yerek motora ârız olan bir bozukluktan dolayı Eskişehir hattı üze- rindeki (Bozüyük) İstasyonu’na inmeye mecbûr olmuştur. Gerek Nuri Bey ve gerek arkadaşı lehüllhamd sıhhatdedirler. (Bozüyük) İstasyonu’nda tayyarelerini ta’mir için elyevm dört gün kalmaları melhuz imiş (öngörülüyormuş). Bu babda alacağımız son haberler bermutad Son Saat kısmımızda münderiç bulunacaktır.” Tasfir-i Efkâr, 11 Şubat 1914 “Fethi ve Sadık beyler saat beşte Konya’ya ulaştılar” Tasfir-i Efkâr, 11 Şubat tarihli nüshasında, bir gün önce son dakikada Konya husûsi muhâbiri Haşmet’in gönderdiği telgrafı “Husûsî Telgraflarımız: Tayyareci Fethi Bey Konya’da” başlıklı haberiyle bildiriyordu: “Cesur tayyarecimiz Fethi Bey’le refîki Sadık Bey’in Eskişehir’den hareketle Afyon- karahisarı’na muvâsalatları ve ahiren Karahisar’dan da Konya’ya müteveccihen hare- ket eyledikleri kısm-ı mahsûsamızda yazılmıştı. Dün gece geç vakte tayyarecimizin Konya’ya muvâsalat eylediği hakkında muhâbir-i mahsûsamızdan almış olduğumuz telgrafı bervech-i âtî derç ediyoruz: “Tayyarecileri Konya’da 30 bin kişi karşıladı” Konya 28 Kanunusâni: Saat (8,37) – Muâvenet-i Milliye tayyaresine râkiben bu- gün ba’de’z-zeval saat ikide Afyonkarahisarı’ndan uçan Fethi ve refîki Sadık Beyler zevalî saat beşte Konya’ya vâsıl olmuşlardır. Tayyaremiz şehrin üzerinde birkaç defa tayerân eyledikten sonra etrafı bayraklarla tezyîn edilmiş olan mahall-i mah- sûsa sâlimen ve âminen nüzûl etti. Bütün ahalinin şevk ve süruru tarif edilemeye- cek derecede azîmdir. Herkeste azîm bir teheyyüç revnüma oluyor (kendini göste- riyor). Tayyarecilerimiz erkân-ı hükûmet ve belediye ve askeriye ile bütün mektep talebeleri ve kadın, erkek otuz binden fazla ahali ve üç bando-ı muzika tarafından fevkalâde alkışlar ve tezahürât ile karşılanmıştır. Konyalılar şehirlerine ilk defa olarak bir Osmanlı tayyaresinin nüzûlunu görmekten mütehassıl (meydana gelen) bir şevk ve meserret (sevinç) ile ağlıyorlardı. Bu (dün) gece tayyarecilerimizin şerefine millî bir ziyafet tertip ve hissiyât-ı milliye ve vatanperverâneyi tehyiç edecek nutuklar irâd edildi. Yarın (bu) sabah tayyarecilerimize İttihad ve Terakki Kulübü tarafından bir çay ziyafeti verilecek ve fırka-i askeriye heyet-i zabitânı tarafından da öğleyin şereflerine parlak bir ziyafet keşîde olunacaktır. Memleket bayram içindedir. Tayyarecilerin yarın (bu- gün) Ulukışla’ya hareket edecekleri ümid ediliyor. Haşmet.” Tasfir-i Efkâr, 11 Şubat 1914 Yüzbaşı Fethi Bey Afyon’da “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” başlığı altında: “Yüzbaşı Fethi Bey’in Muâvenet-i Milliye tayyaresiyle Afyon Karahisarı’na muvâsalat eylediği müstahberdir.” “Muâvenet-i Milliye tayyaresi on buçukta Karahisar’a indi” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” devam başlığı altındaki haber şöyle: “Karahisar-ı Sahib 10 Şubat – Eskişehir’den dokuz buçukta hareket etmiş olan Muâvenet-i Milliye tayyaresi on buçukta Karahisar’a vâsıl ve zemine nâzil olmuştur (inmiştir). Her şey yolundadır. Ba’de’z-zuhr saat ikide Fethi Bey ile yolcusu tayya- releriyle hareket ve Konya’ya müteveccihen seyahat-i havâiye- lerine devam etmekte idiler. Akşamleyin Konya’ya muvâsalat etmek ümidindedirler’’ Sabah, 11 Şubat 1914 “TAYYARECİLERİMİZ KADIN ERKEK OTUZ BİNDEN FAZLA AHALİ TARAFINDAN ALKIŞLARLA KARŞILANMIŞTIR” Sabah / 11 Şubat 1914 38 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Harbiye Nezâreti, İstanbul-Mısır Seyahat-i Havâiyesinin icrâsı için “Muâvenet-i Milliye”, “Prens Celâleddin” tayyareleri ile tayyareci Yüzbaşı Fethi Bey ve Mülâzım-ı Evvel Nuri Bey’in tayeranlarını tensip etmiştir” “Osmanlı Tayyareleri, Ehrama Doğru” başlıklı haberde Türklerin gerçekleştirdiği ilk hava seyahatinin Kudüslülerin isteği üzerine gerçekleştiği duyuruluyordu: “Paris’den Mısır’a kadar İstanbul ve Memâlik-i Osmaniye tarîkiyle bir seyahat-ı havâiye icrâsı için hareket etmiş olan tayyareci Dökor ile, yalnız Fransa matbuâtı değil, bütün Avrupa matbuâtı meşgul olmuş idi… Mösyö Dökor, İstanbul’da birçok takdirât ve ihtirâmât gördü. Ne çare ki tâli’ ona, ancak Toros dağlarının zirvelerine kadar yâr olabildi; orada bir girdaba da (hortuma) tutul- du, yere indi, tayyaresi sakatlandı ve sonra yandı. Dökor seyahatini, Vedrin, Bonya isimlerinde iki tayyareci birbiri ardı sıra ikmâl ettiler, Fransızların tayyarecilikteki mahâretini gösterdiler, şerefini kurtardılar. Aynı zamanda tayyarecilik sahasında, bu muvaffakıyetleriye, ümidlerini takviye ettiler. Tayyare ile devr-i âlem fikrini meydana koydular. Fransız tayyareciler uğradıkları yerlerde pek çok alkışlar görmüşlerdi. Hele tayyareci (Bonya) re’s-i sene-i milâdiyede, Kudüs-i Şerif’de bulunarak, Kudüslülerin şevk ve gayretini teheyyüç eylemişti (coşturmuştu). Bunun üzerine payitahta telgrafla müracaat etmişler, Kudüs’e havadan ilk defa vâsıl olacak Osmanlı tayyarecisine mükâfat-ı nakdiye vaat ettikleri gibi, Orduya bir de tayyare ihdâ eyleyeceklerini taahhüd eylemişlerdi. Kudüslülerin bu teşvik ve tergîbi şâyân-ı takdirdir, evvelen Fransa tayyarecilerinin muvaffakıyetini görüp de niçin bizim tayyarecilerimiz de böyle kudretler, mahâretler, harikalar göstermesinler diye bir vakar-ı millî izhâr etmiş oluyorlar. Saniyen bir teşvikde ön ayak oluyorlar, tekaddüm (önce olma) fazileti iktisap ediyorlar… Harbiye Nezâreti, İstanbul-Mısır Seyahat-i Havâiyesinin icrâsı için “Muâvenet-i Milliye”, “Prens Celâleddin” tayyareleri ile tayya- reci Yüzbaşı Fethi Bey ve Mülâzım-ı Evvel Nuri Bey’in tayeranlarını tensip etmiştir. Tayyarelerin konaklayacakları mevâki’ Eski- şehir, Afyon Karahisar, Konya, Ulukışla, Adana, Halep, Humus, Beyrut, Şam, Kudüs, Arîş, Por(t) Said, Kahire ve İskenderiye’dir. Fransız tayyarecilerin her uğradıkları yerlerde takdirler, ikramlar görmüş oldukları gibi Kahire’de büyük bir seyahat-ı havâiye ile Avrupa’dan Asya tarîkiyle Afrika’ya havadan vâsıl olan bu cesur hava seyyahları büyük şevk ve şâdümânîye sebeb olmuşlardı. Os- manlı tayyarecilerinin her nâzil oldukları yerde görecekleri i’zâz ve ikrâmdan başka, Kahire’ye muvasalatları, Mısırlı vatandaşlarımız arasında ne kadar büyük bir tesir hasıl edeceği, ne derecede iftihar ve memnûniyeti bâden olacağı tasavvur ve tahmin olunabilir. Dersaadet-İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesi Osmanlı tayyarecilere, tayyarecilik âleminden de büyük bir şeref kazandıracaktır. Bu yolda gösterecekleri azm ve cesaret bittabi’ kulûb-i ümmetde büyük bir hiss-i iftihar uyandıracaktır…” Servet-i Fünun, 12 Şubat 1914 “Kudüslüler başkente telgraf çekip Kudüs’e ilk gelecek Osmanlı tayyaresine ödül ve Orduya da bir tayyare vaat ettiler” Servet-i Fünun / 12 Şubat 1914 Fotoğraf altı: “[s. 316’da] Vükelâdan (bakanlardan) Cemal Paşa, İbrahim Bey, Talat Bey, Enver Paşa ve Şehremaneti namına Ahmed İhsan Bey / İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesi-Vükelâ-yı fihâm (sayın bakanlar) ve zevât-ı muhtereme (saygıdeğer kişiler) tayya- recileri teşyî’ ederken (yolcu ederken). / [s. 317’de] İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesi – Tayyareci Fethi ve Nuri Beylerle seyahat refîkleri.” 40 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyareci Fethi Bey, hiç durmadan dinlenmeden merhaleden merhaleye atlıyor” “Dersaadet-İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesi” manşetiyle çıkan 12 Şubat 1914 tarihli Tasfir-i Efkâr, şu spotla çıkıyordu: “Fethi Bey ve arkadaşı bugün de seyahatlerine muvaffakiyetle devam ediyorlar / Fethi Bey Konya’da-Konya’dan hareket-Karaman üzerinden mürûr-Dün Toros silsile-i cibâlini geçtiler mi?-Nuri Bey Bozüyük’te-Tayyaresinin ta’miri hitâm buluyor-Muhâbirlerimizin telg- rafnâmeleri.” Tayyarecilerin indiği Konya şehrinin fotoğrafını yayınlayan gazete, altına şunu yazıyordu: “Tayyareci Fethi Bey’in payitaht-ı Os- maniye’den payitaht-ı Selçukiyâna tarîk-i havâiye ile muvasalâtı münasebetiyle / Fethi Bey’in kemâl-i muvaffakiyetle nâzil olduğu Konya’nın manzara-i umûmiyesi.” Fethi Bey’in izlediği rotayı gösteren haritanın altında ise “Fethi Bey’in şimdiye kadar kat’ ettiği (geçtiği) mesafeyi ve elyevm (bu- gün) pervaz eylemekte (uçmakta) olduğu yerleri gösterir harita” ifadeleri bulunuyordu. “Tayyareci Fethi Bey, Muâvenet-i Milliye tayyaresiyle giriştiği seyahatte pek ziyade sür’at ile devam etmeye başladı. Evvelce bura- dan hareket ederken uğradığı başlıca merhalelerde bir iki gün tevakkufu (durması) mukarrer iken hiç durmadan dinlenmeden merhaleden merhaleye atlıyor, arkadaşı Sadık Bey ile beraber şanlı Osmanlı sancağını sevgili Anadolu’muzun âfakında pür-şeref ve mübahât (iftihar dolu) gezdiriyor. Dün bu satırlarda Fethi Bey’in Aydonkarahisar’dan Konya’ya müteveccihen hareketinden bahsederken şehr-i mezkûra akşama muvâsalatı kaviyyen (kuvvetlice) me’mûl olduğunu (düşünüldüğünü) yazmıştık. Nitekim gece olup Son Saatlerde kısmımız- da derç eylediğimiz telgrafnâmemiz bu ümidimizin isabetini isbât eyledi. Filhakîka Fethi Bey evvelki gün Afyonkarahisar’dan ba’de’z-zuhr hareket ile üç saat pervazdan (uçuştan) sonra iki şehri yekdiğerinden tefrik eden (ayıran) takriben (yaklaşık) (220) kilometreyi kat’ ederek Konya’ya muvâsalat etmiştir. Cesur ve gayyûrtayyarecimizin Konya’da makinesini temizletmek ve kendisi dinlenmek için lâekal (en az) iki gün tevakkufu me’mul iken dün ba’de’z-zuhr hareket etmiş ve hatta Karaman üzerinden mürûr ettiği (geçtiği) de görülmüştür. [...]” [Tayyarecilerimiz Toros’u Geçti Tafsilâtı Son Saat’te Okuyunuz] Tasfir-i Efkâr, 12 Şubat 1914 “Husûsi telgraflarımız: Toros Dağlarını Mürûr (Geçiş)” Gazetenin ilk baskılarından sonra gelen haberler, Son Haberler bö- lümüne konulup okuyucuya ulaştırılırken, en çok korkulan Toros Dağlarıyla ilgili müjdeli haber de veriliyordu. Osmanlı tayyareci- leri Torosları başarıyla ve zayiatsız geçmeyi başarmışlardı. Gazete meraklı okuyucular için her şeyi iki cümlede özetlemişti: “Cesur tayyarecimiz Fethi Bey dün Toros Dağlarını aşmış ve Tar- sus’a nâzil olmuştur. Osmanlı tayyareciliğinin muzafferiyet ve muvaffakıyeti.” “Kısm-ı mahsûsumuzda cesur ve fedakâr tayyarecimiz Fethi Bey’le refîki Sadık Bey’in dün öğleden sonra Konya’dan hareket eylediklerini ve Karaman üzerinden mürûr ettiklerini yazmış ve hava eğer müsâid olursa bu azimperver tayyarecilerimizin Ulu- kışla’da tevakkuf eylemeksizin doğruca Adana’ya azîmet eylemek niyetinde bulunduklarını söylemiştik. Fethi ve refîk-i fedakâri Sadık Beyler; en sonra aldığmız haberlere nazaran, havanın mu- halefetine ve oldukça kuvvetli bir rüzgâr hebûb etmekte bulun- masına ehemmiyet vermeyerek yollarına devam etmişler ve seya- hatin en müşkil bir kısmını teşkil eden Toros Dağlarını kemâl-i muvaffakıyet ve muzafferiyetle aşmışlardır. Ma’lûm olduğu veç- hile tayyarecilerimizin Toros Dağlarını Ulukışla-Çiftehan-Pozan- tı arasında (Külek) Boğazı’ndan geçmeleri mukarrerdi. Halbuki dün aldığımız ma’lûmâta göre Konya’dan tayerân eden Fethi Bey bu tarîk-i seyahati değiştirmiş ve Konya’dan Karaman’a kadar şark istikametini tuttuktan ve yazıldığı veçhile saat 9.50’de Kara- man üzerinden geçtikten sonra cenûb şarkîye teveccühle Lala ve Kodalâ mevkileri arasından Toros silsile-i cibâlini -ki bu nokta (Çiftehan-Pozantı) beynindeki (arasındaki) geçitten daha mürte- fi (yüksek) ve daha tehlikelidir- mürûr etmiş ve saat on buçukta (İçil/İçel) Sancağına tâbi’ (Mut) Kazâsı üzerinden geçerek akşam saat beşe yakın Tarsus’a nâzil olmuştur. Cesur tayyarecilerimiz bu sûretle takip edilecek tarîkin en mü- him bir merhalesi olan Toros Dağlarını aşmışlar ve benzinlerinin tükenmesi hasebiyle Adana’ya ancak yirmi beş, otuz kilometre mesafede ve Adana-Mersin şimendüfer hattı üzerinde kâin (bu- lunan) Tarsus mevkiine in- mişlerdir. Tayyarecilerimiz yarın benzin levazımâtını ikmâlden sonra Adana’ya gidecekler ve oradan Ha- lep’e tayerân edeceklerdir. Dün tayyarecilerimizin kat’ ettiği merhale üçyüz, üçyüz elli kilometredir. Muhtelif muhâbirlerimizden buna dair aldığımız telgrafları berveçh-i âtî derç eyliyoruz: Tarsus’ta Tarsus 29 Kanunusâni – Şimdi, saat beş raddelerin- de Fethi ve Sadık Beylerin râkip oldukları (Muâve- net-i Milliye) tayyaresi şeh- rimize vâsıl oldu ve halkın fevkalâde galeyanlı alkışları arasında karşılandı. Tayya- recilerimiz (Kodala) mevkii üzerinden Mut’a doğru ge- çerken üç bin beş yüz, dört bin metre irtifaına kadar yükselmeğe mecbûr kalmışlar ve vezan (esen) oldukça kuvvetli bir rüzgâra rağmen seyahatlerinde de- vam eylemişlerdir. Ancak Tarsus üzerinden geçerken benzinleri külliyen bitmiş olduğu cihetle mecbûren şehrimize inmişlerdir. Memlekette bir şevk ve sürur-ı umûmî hükümfermâdır. Yarın sa- bah (bu sabah) Adana’dan şimendüferle benzin yetiştirilecek ve tayyarecilerimiz akşama Adana’ya gidecektir. Ahali ve Belediye Tarsus Dağlarını aşmak sûretiyle seyahatin en müşkil bir merha- lesine tay eden cesur tayyarecilerimizin şerefine büyük bir ziyafet tertip etmiştir. Kemâl” Tasfir-i Efkâr, 12 Şubat 1914 “Cesur tayyarecilerimiz Toros Dağlarını aşmışlar ve benzinlerinin tükenmesiyle Tarsus mevkiine inmişlerdir” Tasfir-i Efkar / 12 Şubat 1914 42 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına La Moniteur Oriental / 12 Şubat 1914 “Fethi Bey ve arkadaşı coşkuyla alkışlanmıştır” “İstanbul-İskenderiye Seferi” başlıklı haber şöyle: “Adana 12. – Muavenet-i Mil- li öğleden sonra 3’de gelmiş- tir. Fethi Bey ve arkadaşı, ha- vacıları karşılayan muazzam bir kalabalıkça coşkuyla alkışlanmışlardır. A.O.” La Moniteur Oriental, 13 Şubat 1914 “Fethi Bey, Dünbelek Boğazı’ndan Torosları geçerek buraya başarıyla inmiştir” “İstanbul-İskenderiye Hava Seferi” haberi şöyleydi: “Tarsus 11. – Gece ulaşan haberde, öğleden sonra Konya’dan hare- ket eden Fethi Bey, Dünbelek Boğazından Torosları geçerek buraya başarıyla inmiştir. Muâvenet-i Milliye, 3000 metre yükseklikten uçmuş ve burada yakıtı bittiğinden durmuştur. Yarın Adana’ya seyahatine devam edecektir.” La Moniteur Oriental, 12 Şubat 1914 “Muâvenet-i Milliye akşam Konya’ya vâsıl olmuştur” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” üst başlığında yer alan telgraf: “Konya 10 Şubat – Muâvenet-i Milliye tayyaresi akşam buraya vâsıl olmuştur. Tayya- reciler ahali tarafından pek meserretkârâne bir kabule (karşılamaya) mazhar olmuş- lardır. Belediye tarafından yarın şereflerine bir ziyafet verilecektir. Ağleb-i ihtimâle göre Fethi Bey Perşembe sabahı (bugün) şehrimizden müfârakat eyleyecektir (ayrılacaktır).” Sabah, 12 Şubat 1914 “Fethi Bey koca Toros Dağlarını geçtiği yetişmiyormuş gibi Konya’dan Tarsus’a kadar olan üç yüz kilometre mesafeyi de bir hamlede geçti” “Toros Dağlarını Geçen Kahramanlar” Gazeteler, Türk pilotlarının Toros Dağlarını ‘kazâsız belasız’ geçmelerinden dolayı başır ve zafer manşetleriyle çıkarlar. Tasfir-i Efkâr “Toros Dağlarını Geçen Kahramanlar” başlığını atarken, spotlarında da övgü dolu ifadeler yer alıyordu: “Fethi Bey ile arkadaşı Sadık Bey Tarsus’tan Adana’ya da geç- mişlerdir / Garbın en mahir tayyarecilerine gıptabahş olacak bir muvaffa- kıyet.” Toros Dağlarını uçak ile geçen ilk Tür pilotlar olan Fethi ve Sadık Beylerin boy boy fotoğrafları basılır. Altlarında da şöyle yazılıdır: “[Üst sağda] Fethi Bey’in tayyare arkadaşı Harbiye Nezâreti Yaveri ve Sü- vârı (Binici) Mülâzım-ı Evvel Sadık Bey / [Üst solda] Bir günde Konya’dan Tarsus’a giden tayyarecimiz Fethi Bey / [Altta harita yazısı] Cesur tayyare- cimiz Fethi ve refîki Sadık Beylerin en cüretkar tayyarecileri bile vakfegîr hayret edecek bir azim ve metanet ile Konya’dan Tarsus’a kadar Çarşamba günü ba’de’z-zuhr bir hamlede tayy ettikleri muharrik seyahatin haritası.” “Garp tayyarecilerini hased ettirecek başarı” “Fethi Bey ile arkadaşının râkip olduğu Muâvenet-i Milliye tayyaresinin Konya’dan hareket ile hiçbir yerde tevakkuf etmeksizin Toros Dağlarını mürûr etmesi ve ondan sonra (150) kilometre kadar uçarak Tarsus’a muvâ- salat eylemesi bütün garp âlemi tayyarecilerine bile cidden reşk-aver (ha- sede düşüren) olacak muvaffakiyattandır. Şimdiye kadar Avrupa’da (Alp) veya (Pirene) Dağlarını mürûr eden tayyareciler parmak ile gösterilmekte idi. Toros Dağları ise ne irtifaca ne de ihata eyledikleri sahanın cesâmeti itibariyle (Alp) veya (Pirene)den aşağı kalırlar. Vakıan Tarsus dağların- dan Fethi Bey’den evvel yine Fransız tayyarecisi de geçmişti. Fakat Fransa gibi, tayyareciliğin merkez-i terakkisi olan bir yerde senelerce tayerân ve muvaffakıyetleriyle müşarunbil-beyân olmuş iki tayyarecinin günlerce in- tizâr ve tereddüdden (bekleyiş ve kararsızlıktan) sonra istihsal ettikleri bir muvaffakıyeti, Eskişehir’den vürûdundan pek az bir müddet sonra hiç du- rup dinlenmeksizin Fethi Bey’in de ihrâz etmesi kendisi için, Osmanlı Or- dusu için, Müslümanlar için cidden pek büyük bir şeref değil midir? Fethi Bey evvelki günkü tayerânıyla diğer bir muvaffakıyet daha göstermiştir ki ve de koca Toros Dağlarını mürûr ettiği yetişmiyormuş gibi Konya’dan Tarsus’a kadar olan üçyüz kilometre mesafeyi de bir hamlede kat’ etmesi ve benzini bitmeyince yere inmemesidir. Genç ve cesur tayyarecimiz kâfi derecede benzine malik olsaydı, belki Adana’da da durmaz, Haleb’e kadar giderdi. Fethi Bey’in Konya’dan Tarsus’a kadar olan tarîk-i tayerânı hari- tamızda gösteriyoruz. Hatta seyr-i tetkik edildiği vakit görüleceği veçhile Muâvenet-i Milliye Tayyaresi Tarsus’u Karaman istikametinden geçmiş ve (Mut) hizalarından Adana cihetine dönerek Tarsus’a inmiştir. Fethi Bey dün ba’de’z-zuhr saat iki buçukta hareket ile Adana’ya da muvâsalat ederek orada bir cem’-i gafîr (kalabalık) tarafından kabûl edilmiştir. Bu hususta alacağımız haberleri bermutad son kısmımızda ilave edeceğiz.” Tasfir-i Efkâr, 13 Şubat 1914 44 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Buradan gönderilmiş olan benzin-i matlûbe muvafık çıkmamıştır” “Son Havâdis” başlığında ise şu haberler vardı: “Muâvenet-i Milliye Adana’da” “Adana muhâbir-i mahsûsumuzun son telgrafı: Adana, 30 Kanunusâni, Saat 5 – Muâvenet-i Milliye’nin hareketi teahhur etmiştir. Tayya- renin Tarsus’dan Adana’ya kadar tayerânında isti’mal ve istihlâk edilip buradan gönderil- miş olan benzin-i matlûbe muvafık çıkmamış ve şiddetli taharrilere rağmen daha halisini tedârik kâbil olmamıştır. Binâenaleyh tayyare halis benzinin vürûduna intizâren pazara kadar burada kalacaktır. Tayyare şerefine şenlikler devam etmekte, tayyarecilerimiz bütün Adanalılar tarafından i’zâz ve ikrâm edilmektedir. *** Osmanlı Ajansı’ndan: Adana, 12 – Muâvenet-i Milliye bâde’z-zuhr Alafranga saat üçte buraya muvâsalat etti. Fethi Bey ve refîki külliyetli bir cemm-i gafîr tarafından hararetli bir sûrette alkışlanmıştır.” “Prens Celâleddin Eskişehir’de” “Prens Celâleddin tayyaresinin pervanesine ârız olan sakatlık üzerine Bozöyük’de kaldığı hatırlarda olsa gerektir. İki üç gün devam eden ta’mirâtını ikmâl eden Prens Celâleddin tayyaresi dün Bozöyük’den kalkarak Eskişehir’e muvâsalat etmiştir. Bu babda muhâbir-i mahsûsamızdan dün gece aldığımız telgrafnâme berveçh-i âtidir: Eskişehir, 30 Kanunusâni – [7,5]: Mülâzım Nuri Bey’in râkip olduğu Prens Celâleddin tayyaresi bugün ba’de’z-zuhr alafranga saat üçte ahalinin mütemâdî ve hararetli alkışları arasında Eskişehir’e muvâsalat etmiştir. Ahalinin bu defaki şevk ve süruru gayr-i kâbil-i tasvirdir. Prens Celâleddin Muâvenet-i Milliye’ye iltihak için yarın buradan hareketle yoluna devam edecektir.” Tanin, 13 Şubat 1914 “İkiyi çeyrek geçe Tarsus’tan kalkmış ve ikiyi kırk geçe Adana’ya vâsıl olmuştur” “Adana’da” başlıklı haberin alt manşeti ise “Muâvenet-i Milliye’ye parlak bir istikbâl (karşılama)” olarak atılmıştı. Haber şöyleydi: “Muhâbir-i mahsûsamızdan aldığımız telgrafnâme: Adana, 30 Kanunusâni — Dün Tarsus’a indiğini bildirdiğim Muâvenet-i Milliye tayyaresi için bugün ilk trenle benzin gön- derilmiş olduğundan tayyare ba’de’z-zuhr ikiyi çeyrek geçe Tar- sus’tan kalkmış ve ikiyi kırk geçe buraya vâsıl olmuştur. Me’mur, mektepli, esnâfdan mürekkep bütün Adana halkı tayyarecileri- mize samîmî, pür heyecan bir istikbâl yapmışlardır. Fethi ve Sadık Beyler seyahatlerinin hiçbir müşkilâta tesâdüf etmeksizin cereyan ettiğini ve Toros silsilesi üstünden geçerken üç bin beş yüz metreye kadar yükseldiklerini söylemişlerdir. Bugün ve yarın burada kalacaklar. Bu müddet zarfından kendi- lerine ziyafet ihzâr edilmiştir (hazırlanmıştır). *** Mısır Komiserliğine Ma’lûmât Dün Dahiliye Nezâreti’nden iki Osmanlı askerî tayyaresinin Kahire’ye müteveccihen hareket ettiklerine ve hatt-ı hareketle- rine dair bir telgrafnâme ile Mısır Komiserliğine ma’lûmât ve- rilmiştir.” Tanin, 13 Şubat 1914 “Fethi ve Sadık Beylerin Teşekkürleri Muâvenet-i Milliye tayyaresinin Toros Silsile-i Cibâlini (Sıra- dağlarını) kemâl-i muvaffakıyetle mürûr etmiş olması üzeri- ne kendilerine vürûd eden müteaddid tebrik telgrafnâmele- rine ayrı ayrı cevap vermek mümkün olmadığından, Fethi ve Sadık Beyler mukabeleten beyân-ı teşekküre gazetemizi tav- sît (vasıta) eylediklerine dair Adana’dan âtideki telgrafnâmeyi keşîde eylemişlerdir: Tasfir-i Efkâr Gazetesi’ne Adana 30 Kanunusâni, Saat 8 – Muâvenet-i Milliye’nin To- ros’u aşmasından dolayı her taraftan gelen tebrik talgrafna- melerine cevap vermek kâbil olmadığından gazetenizin te- vassutunu recâ ederiz. Fethi Sadık” Tasfir-i Efkâr, 13 Şubat 1914 “Eskişehir’e Muvâsalat (Varış) Eskişehir 30 Kanunusâni Saat 5,45 – Birinci telgrafımda iş’âr ey- lediğim veçhile mecbûren Poyra köyüne nüzûl etmiş olan Prens Celâleddin tayyaresi ta’mirât ve nevâkısını (eksiklerini) bil-ikmâl şimdi zevâlî saat beşi yirmi dakika geçerek buraya muvâsatla har- man yerine sâlimen nüzûl eylemiştir. Tayyarenin vürûduna in- tizâren harman yeri olup bu kere tayyare meydanı tevsîm edilen (adlandırılan) mahalde müçtemi’ bulunan me’mûrîn, eşrâf, aha- li, Prens Celâleddin tayyaremizin fedakâr süvârisi Nuri Bey’le râ- sıdı İsmail Hakkı Bey’i sûret-i fevkalâdede, hâr (sıcak) ve samîmî alkışlar, yaşasın nidaları arasında istikbâl eylemişlerdir. Ahalinin şevk ve meserreti tasavvurun (düşünülenin) fevkindedir. Prens Celâleddin tayyaresi süvârisi Nuri Bey’le refîki İsmail Hakkı Bey yarın Konya’ya müteveccihen tayerân edeceklerdir. Necati” Tasfir-i Efkâr, 13 Şubat 1914 “(ADANA’Da) Tayyare şerefine şenlikler devam etmekte” Tanin / 13 Şubat 1914 46 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyarecilerimizin büyük bir şeref ve zafer: Fethi Bey Halep’tedir” “Seyahat Şân ve Şerefle Devam ve Tetevvüc Ediyor [Taçlanıyor]” başlıklı haber 14 Şubat 1914 tarihi itibariyle okuycularına Fethi Bey’in Halep’e ulaştığını, şu spotlar eşliğinde veriyordu: “Tayyareciliğimiz için büyük bir şeref ve zafer-Fethi Bey’in mu- vaffakıyetleri-Adana’dan sonra Halep-Seyahat-ı havâiyenin nısfı (yarısı) ikmâl edilmiştir-Şimdiye Kadar (1060) kilometre kat’ olunmuştur (yol almıştır).” “Dünkü nüshamızda fedakâr ve cesur tayyarecimiz Fethi Bey’in benzinin fıkdanından (yokluğundan) dolayı nâzil olduğu (in- diği) Tarsus’tan hareket ederek muvaffakıyet ve selâmetle Ada- na’ya vâsıl olduğunu pek hâr ve samîmî alkışlar arasına karşı- landığını yazmıştık. Aynı zamanda muhbirimiz Adana’da saf benzin kalmadığı cihetle tayyarecilerimizin Pazara kadar Ada- na’da kalmağa mecbûr olduklarını ilave etmişti. Halbuki dün birdenbire almış olduğumuz haberler Fethi Bey’in Osmanlı nâm ve ünvânisini, Osmanlı şeref ve şanını hilâlimizle birlik- te göklerde dolaştıran bu arslan yürekli cüretkâr tayyarecimi- zin müntehâ-i seyahatine bir an evvel vâsıl olmak için tedârik edebildiği benzin ile Adana’dan tayerân eylediğini ve Halep’e müteveccihen tayy-i merâhile (merhaleleri geçmeye) başladığı- nı iş’âr ediyordu. Fethi Bey zan ve ümid olunduğundan daha büyük bir süratle İstanbul-İskenderiye seyahatini icrâya devam etmekte olduğu gibi şimdiye kadar İstanbul’dan itibaren (1060) kilometre tayy eylemiş ve yalnız Adana ile Halep arasını aşmak için (210) kilometre yol yapmıştır. Tayyarecimizin ve refîk-i fedakârının bilhassa böyle bir mev- simde tehlikeli ve müşkil olan bu seyahati yapmak için gös- terdikleri vakûr, gayret ve cesaret Osmanlı tayyarecilerinin de âlem-i medeniyete mümtaz bir mevkia layık oldukları ve artık yalnız İstanbul-Kahire değil belki daha uzun ve daha mühim seyahatlerin de muvaffakıyet ve muzafferiyetle icrâ olunabilece- ğini meydana koymuştur. [...] Tayyarecilerimiz şehrimizden (İstanbul’dan) hareket edeli beş gün oldu. Fethi Bey, İstanbul-Halep arasındaki yolu elde mev- cûd program mucibince altı merhale ve binâenaleyh ekalli yedi günde kat’ eyleyecekti. Halbuki cesur tayyarecimiz ekser merâ- hil-i seyahatini tayy etmek (geçmek), Adana’da iki değil yalnız bir gün kalmak sûretiyle bu müddeti dört güne indirmiştir. Biz aynı muvaffakıyetlerle Fethi Bey’in mütebâki (kalan) 1260 kilo- metreyi de ümidden pek kısa bir müddet zarfıında tayy edeceği- ni ve altı, yedi güne kadar seyahatinin nokta-i müntehâsına vâsıl olacağını ümid ediyoruz. Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Adana 31 Kanunusâni, Saat 2 – Bugün tayyarecilerimizin şere- fine mükellef bir ziyafet tertip edildi. Şehirde sûr-u-sürûr de- vam etmektedir. Yalnız misaferlerimizi Pazara kadar içlerinde görmek ümidiyle sevinen Adanalılar nâgehani (ani) bir haberle hem seyahate devam edileceğinden dolayı memnûn ve hem de misafirlerden bu kadar çabuk ayrılacakları için mahzun olmuş- lardır. Tayyareye muktazî (gereken) saf benzin gelmiş olduğu ci- hetle tayyarecimiz Fethi Bey bugün mutlaka tayerân emek ve Halep’e vâsıl olmak istiyor. Ahmed Hareket Adana 31 Kanunusâni Saat 4 – Cüretkâr tayyarecimiz Fethi ve refîki Sadık Beyler ilk telgrafımda söylediğim gibi bugün saat üç buçukta Halep’e müteveccihen tayerân etmişler ve vali, me’mûrîn, zabitân, ecânib, mektepler ve binlerce ahali tarafın- dan samîmî duâlar ve alkışlarla teşyî’ olunmuşlardır. Ahmed Tasfir-i Efkâr, 14 Şubat 1914 “İki cesur ve müteşebbis tayyarecimiz…” Şehbal, sayfa ortasında verdiği fotoğraf altı haberine “Osmanlı Tayyareciliğinin Büyük bir Hatve-i Terakkîsi” başlığnı atar. Ayrıca iki pilotun fotoğraflarını yayınlar. Fotoğraf altı yazıları şöyledir: “[Sağda] Tayyareci Fethi Bey, [Soldaki] Tayyareci Nuri Bey.” “Ayrı ayrı iki tayyare ile İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesini icrâya başlayan bu iki cesur ve müteşeb- bis tayyarecimizin merâhil-i seyahati hakkında her gün gazetelerde tafsilat alınıyor. Fethi Bey Kahi- re’ye doğru yaklaşmaktadır. Nuri Bey, râkip olduğu “Prens Celaleddin” ismindeki tayyarenin maattees- süf sakatlanmasından dolayı henüz ilk merhalelerde bulunuyor. Bizzat bu sakatlık bile tayyarecilerimizin vesâit-i nâkısa ile teşebbüsât-ı cesîmeye girişmeğe kâbiliyetli ve cüretkâr olduklarını isbâta kifayet eder.”. Şehbal, 14 Şubat 1914 “FETHİ BEY Adana ile Halep arasını aşmak için (210) kilometre yol yapmıştır” Şehbal / 14 Şubat 1914 48 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Husûsi Telgraflarımız: Fethi Bey Halep’te” Gazete basılırken ya da ikinci baskısı yapılırken gelen haberler, “Son Haberler” kısmına konuluyordu. Bu bölümde Fethi Bey’in Halep’e varışı ve durumuyla ilgili yeni gelişmelere yer veriliyordu: “Kısm-ı mahsûsamızda tafsilen yazdığımız veçhile tayyarecileri- mizin vürûdundan dolayı sûr-u-sürûr içinde bulunan Halep şeh- ri dün de bir yevm-i tarihî (tarihî gün) yaşamıştır. Tayyarecimiz Fethi Bey’le Sadık Bey’in Halep’te geçir- dikleri güne aid olarak muhâbir-i mahsûsamızdan aldığımız bir telg- rafı bervech-i âti derç eyliyoruz: Halep 1 Şubat, Saat 6 – Dünkü ve bugünkü telgaraflarda da iş’âr ey- lediğim veçhile Halep büyük bir bayram içindedir. Bütün şehir aha- lisi bugün (Halep) ve (Enver Paşa) tayyarelerinin iştirâsını te’min ede- cek mebâliği iâne sûretiyle derç için içtimâ’ eylemişlerdir. Bu içtimâ’da pek vatanperverâne nutuklar irâd edilmiş ve Fethi Bey evvela râsıdı Sadık ve muahharen süvâri mülâ- zımlarından Faik Beylerle birlikte mükerreren şehrin üzerinde ta- yerân tecrübeleri yaparak halk ta- rafından fevkalâde samîmî duâlar ve alkışlarla tes’îd edilmişlerdir. Bugün (Neura)da Baron Oteli’nde tayyarecilerimizin şerefine seksen kişilik büyük ve muhteşem bir zi- yafet tertip olunmuş ve bunda vali ve erkân-ı askeriye ve mülkiye ile ecanip (yabancılar) hazır bulunarak Osmanlı tayyarecilerinin iktisap eyledikleri muzafferiyet ve muvaf- fakıyetleri yâd ve tezkâr etmişlerdir. İanâta hâhişle (büyük istekle) de- vam olunuyor. Humus’a Doğru Halep 1 Şubat, Saat 7,5 – Fethi ve Sadık Beyler yarın Muâvenet-i Milliye tayyaresiyle Beyrut’a mü- teveccihen uçmak niyetindedirler. Kendileri hava müsâid olduğu takdirde Humus’da pek az bir müddet kalarak doğruca Beyrut’a gitmek arzusunu perude? ediyorlar. Harekât tafsilâtını bittabi’ bil- diririm. Sami Nuri Bey Aziziye’ye Nüzûl Aziziye 1 Şubat, Saat 7 – Nuri Bey’in râkip olduğu Prens Celâleddin tay- yaresi saat on buçukta buraya nüzûl etti. Havada fevkalâde kesîf bir sis hükümfermâ olduğu (hüküm sür- düğü) için tayyaremiz Afyon Ka- rahisarı’na inememiştir. Nuri Bey burada pek az bir müddet kaldıktan sonra Konya’ya müteveccihen uç- muştur. Muhsin Akşehir’de Akşehir 1 Şubat, Saat 9 – Sisin kesâ- fetinden dolayı Aziziye’ye nâzil olup (inip) muahharen (sonrada) Konya’ya doğru tayerân eden Prens Celâleddin tayyaresi bu akşam saat beş buçuğa doğru sâlimen Akşe- hir’e nâzil oldu ve bu gayr-i me’mûl (beklenmeyen) misafir, ahali tara- fından fevkalâde samîmî alkışlar ve duâlarla karşılandı. Tayyaremizin bu sûretle şehrimize inmesinden mütehassıl (meydana gelen) şevk ve sürûr fevkalâdedir. Tayyareci- miz yarın yoluna devam edecektir. Burada da tayyare için iâne cem’i- ne (toplanmasına) kemâl-i şevk ve hâhişle (büyük bir arzuyla) başlan- mıştır. Ekrem” Tasfir-i Efkâr, 15 Şubat 1914 “Fethi Bey HALEP üzerinde UÇUŞ tecrübeleri yaparak halk tarafından samîmî duâlar ve alkışlarla KUTLANMIŞTIR” İkdam / 14 Şubat 1914 “Hamiyetli Adanalılar Ordu’ya hediye etmek için bir tayyare bedeli toplamışlardır” “Tayyarelerimizin Menâkıb-ı Seyahati (Yolculuk Hikayeleri)” başlıklı ve “Hususi telgraflarımız: Yeni Bir Tayyare İçin” spotlu haber şöyleydi: “Adana 31 Kânunusâni (Gündüz Saat 12, Dakika 35) – Dün saat üçte buraya muvâsalat eylediklerini bildirdiğim sevgili (Muâve- net-i Milliye) o alkış tufanı ve ahalinin şimdiye kadar nâ-mes- bûk (benzersiz) nümâyiş ve âlâyiş (gösteriş) arasında mahall-i mahsûsuna nâzil olduktan sonra ihzâr olunan kurbanlar duâ-yı selâmet ve teyemmünü terdîfen ve teyemmünen zebh olunduğu (kesildiği) gibi hemen o dakikada hissiyât-ı vatanperverâneleri heyecan ve galeyana gelen hamiyetli Adanalılar Ordu-yu Os- mânîye ihdâ olunmak üzere aralarında bir tayyare esmâni (be- deli) dahi cem’ etmişlerdir (toplamışlardır). Teberruât esnâsın- da halkımızın gösterdikleri âsâr-ı hamiyet ve fütüvvet cidden şâyân-ı takdirdir. Tayyareci Fethi ve Sadık Beyler, tayyaremizin uğrayacağı her yer için numune-i imtisâl teşkîl edecek olan bu hareket-i vatan- perverâneden dolayı mütehassıl memnuniyetlerini icap edenler vasıtasıyla ahaliye tebliğ etmişlerdir.” “Adana’dan Hareket Kararı” “Adana 31 Kanunusâni – (Saat 2, Dakika 30) Muâvenet-i Milli- ye’nin bütün levâzımâtı ihzâr olunmuş ve bugün saat üçte Ha- leb’e müteveccihen azimeti takarrür etmiştir. Esnâ-yı muvâsalatta olduğu gibi esnâyı harekette dahi Müda- faa-i Milliye’nin cesur zabitlerini teşyî’ için ehemmiyetle istih- zarâtta bulunuluyor.” Haleb’e Muvâsalat Haleb 31 Kanunusâni – (Akşama Saat 7, Dakika 35) Tayyare zabitlerimizden Fethi ve Sadık Beylerin süvâr (binici) oldukla- rı Muâvenet-i Milliye tayyaresinin bugün saat üçte Adana’dan hareketi mukarrer olduğunu halkımız işitir işitmez hemen fevç fevç tayyarenin nüzulüne tahsis olunan yerde içtima’ temin eyledikleri muvaffakıyet-i azîme ile bütün kalplerini dilşâd ey- leyen kahraman zabitlerimizle tayyarelerinin vüruduna sabır- sızlıkla intizar etmişlerdir. Saat beşe doğru (Müdafaa-ı Milliye) uzaklardan gözükmüş ve halkın alkışları ve milletin tezâyüd-i şevket ve satvetini temenniyâtı arasında nazil olmuştur. Müda- faa-ı Milliye’nin istakbâli hakkında icrâ olunan merâsim em- salsizdir. Cesur zabitlerimizin Pazar günü veçhe-i mukarrerlerine müte- veccihen hareket edecekleri söylenmektedir.” İkdam, 14 Şubat 1914 50 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Torosları geçen ilk Türk: Fethi Bey” Tanin / 15 Şubat 1914 “Halep Vilayeti bir tayyare satın alıyor, ismini Şehbâ koyuyor” Tanin’in “İstanbul-Kahire Seyahati” başlık ve “Muâvenet-i Milliye Halep’de – İki tayyare – Nuri Bey gidiyor” spotlu haberi şöyleydi: “[...| Halep, 31 Kanunusâni — Muazzez hilâlimizi semâlarda dolaştıran Muâvenet-i Milliye buraya ba’de’z-zuhr beş buçukta vâsıl olmuştu. Sebil mevkiinde toplanan binlerce halkın göz- yaşları ve alkışları görülecek bir manzara teşkil ediyordu. Vali Celal Beyefendi tarafından Baron Oteli’nde tayyarecilerimizin şerefine mükemmel bir ziyafet verilmiştir. Yarın askeri mahfilinde bir öğle ziyafeti verileceği gibi akşam için de yine Baron Oteli’nde memleket nâmına belediye tarafın- dan seksen kişilik mükellef bir ziyafet tertip edilmiştir. Dünkü telgrafta Halep Vilayeti’nin bir tayyare alacağını yazmıştık. Tay- yarenin adı şimdiden “Şehba” tesmiye edilmiştir. Aynı zamanda Halep’te Kolordu Hey’eti tarafından orduya “Enver Paşa” ismiy- le bir tayyare alınması taahhüt edilmiştir. Halep bugün ve bu gece parlak bir bayram tes’îd ediyor. *** Prens Celâleddin gidiyor Dün Eskişehir muhâbir-i mahsûsamızdan âtideki telgrafnâme- yi aldık: Eskişehir, 1 Şubat — Prens Celâleddin tayyaresi süvârisi Nuri Bey mutlak sûrette seyahate devama azmetmiş olduğu için şim- di saat dokuz buçukta Karahisar’a müteveccihen buradan hare- ket etti. Tayyarede tekrar ta’mirât icrâ edilmiştir. Hava maa’t-te- essüf kapalıdır. Saat ikide de Karahisar-ı Sahip muhâbirimizden âtideki telgraf- nâmeyi aldık: Karahisar, 1 Şubat [1,10] — Saat dokuz buçukta Eskişehir’den hareket eden Prens Celâleddin tayyaresi havanın pek ziyade sis- li olmasından dolayı iki saat kadar havada muhtelif istikamet- lerde dolaştıktan sonra nihayet benzin bittiğinden sâlimen Azi- ziye kasabasına inmiş olduğu biraz evvel telgrafla haber alındı. Bunun üzerine Mutasarrıf Beyefendi şehirde mevcûd bütün benzinleri yanlarına alarak Jandarma Kumandanı beyle birlikte Aziziye’ye müteveccihen şimdi yola çıktılar. Tayyarenin herhal- de yarın Aziziye’den kalkarak buraya geleceği ümit olunuyor. Mamafih tayyarenin kaybettiği zamanı kazanmak üzere yarın doğrudan doğruya Konya’ya müteveccihen hareket etmesi ve buraya uğrayamaması da pek muhtemeldir. Aziziye kazâsı ile Karahisar arasındaki mesafe takriben altmış kilometre kadar olduğuna göre Eskişehir ile Karahisar arasında- ki tarîk-i havâiyenin nısfından biraz fazla olmak lâzım gelir. Şu hale göre Nuri Bey tayyaresiyle beraber sis içinde kalarak 60-70 kilometrelik bir yol için iki saat kadar dolaşmış demektir ki bu da sisteki kesâfetin ne derecelerde çok olduğunu ve Nuri Bey’in Aziziye’yi buluncaya kadar ne kadar zahmet çektiğini gösterir.” Tanin, 15 Şubat 1914 “Fethi Bey’in şanlı sûrette, geçtiği (Toros) Dağları” Hava seyahatinin en sıkı takipçisi neredeyse her konaklama yerinde özel muhâbirle gelişme- leri takip edip her gün birinci sayfasında son durumu okuycularına bildiren Tasfir-i Efkâr’dı. Gazetinin 15 Şubat 1914 tarihli manşeti “Tayyarecilerimizin Seyahati” ana başlığı altında “Fethi Bey Halep’te – Nuri Bey Aziziye’de” şeklindeydi. Böylece iki uçağın da kazâsız belasız yoluna devam ettiğini bildiriyordu. Gazete, Torosları geçen ilk Türk pilot olan Fethi Bey’in bu dağları hiç duraksamadan geçip Adana’ya gelişini, oradan da yine ilk defa Yılan Dağlarını geçen Türk pilot olarak Halep’i inişini harita üzerinde göstererek, o dönem için önemli bir gazetecilik yapıyor ve okuyucuyu, bu heyecanlı yolculuğun içinde dahil etmeyi başarıyordu. Önce spotlarla haber özetlenmişti: “Fethi Bey dünkü günü Halep’te geçirmiştir-Akşama kadar biri tayyare tecrübesi yapılarak Haleplilere tayyareciliğe dair ma’lûmât i’tâ edilmiştir-Prens Celâleddin tayyaresi dün Eski- şehir’den hareket ile Afyon Karahisar civarında (Aziziye)ye nâzil olmuştur.” “İntibaât/İzlenimler” başlığı altında yer alan harita ve fotoğraf altı yazılar ise şöyleydi: “Fethi Bey’in şanlı sûrette, geçtiği (Toros) Dağları ile Adana’dan Halep’e kadar olan mesafe- nin kuş bakışı haritası / Fethi Bey’in iki saat tayerândan sonra nâzil olduğu (Halep)imizin manzara-i umûmisi.” “[...] Tayyarecilerimizin seyahatlerine dair takarrür eden program mucibince başlıca konak yerlerinde birer gün kalmaları icap ediyordu. Biz de ona göre davranarak muhtelif merâkiz- deki (merkezlerdeki) muhâbirlerimize haber gönderip ma’lûmât talebinde biraz ihmalde bulunmuştuk. Halbuki Fethi Bey Eskişehir’den itibaren durup dinlenmeden, hiç fasıla ver- meden şehirden şehire uçmağa başladı. Hele Konya’dan sonra, (Toros) Dağlarını aşmak için hiç olmazsa bir gün tevakkufu (durması) sûret-i kat’iyede (kesin şekilde) me’mûl (umulur- ken) iken orada da beklemedi, geldiğinin ertesi günü havalanarak (Dökor)un geçemeyip düştüğü, (Vedrin)in de bir arkadaşıyla değil ancak yalnız başına mürûruna muvaffak oldu- ğu (Toros)u râsıdıyla beraber şayân-ı hayret bir cesaret ve süratle aştı ve (300) kilometreyi mütecaviz bir mesafeyi bilâ-tevakkuf kat’ ile Tarsus ve Adana’ya vardı. Adana’dan da aynı günde tayerân ederek nihayet iki saat zarfından Halep’e muvâsalat etti ki cesaret ve himme- tin bu derecesi ancak Fransız tayyarecilerine yakışır ve onlar da görülebilir. Fethi Bey Halep’e muvâsalat etmekle tarîk-i seyahatinin aşağı yukarı yarısını ve hemen en müşkil aksamını (kısımlarını) aşmış bulunur. Bundan sonra önünde Kahire’ye kadar (1200) kilometre kadar bir mesafe var. Geçmesi müşkil olarak da yalnız Lübnan Dağları bulunu- yor. Bu dağlar (Toros) kadar mürtefi’ ve müteassirü’l-mürûr (geçmesi zor) olmakla beraber tayyarecimizi Humus’tan Beyrut’a, Beyrut’dan Şam’a ve Şam’dan Kudüs-i Şerif’e giderken bir hayli yoracaktır. Mamafih Fethi Bey cesareti, gayreti, iktidarı, Toros’u geçerken iktisap eylediği tecâribi (tecrübeleri) sayesinde şüphesiz bu sahaların üzerinde de muvaffakıyetle, şân ve şerefle uçacak, Arap dindaşlarımızın enzâr-ı iftihar ve mübahetleri (sevinç ve gururlu bakışları) önünde hilâlimizi dolaştıracak, ondan sonra Mısır’a muvâsalat edecektir. [...]” Tafsir-i Efkâr, 15 Şubat 1914 52 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına xxx “Seyahat-i Havâiye Şerefle, Muvaffakıyetle Devam Ediyor” Bir anda İstanbul başta olmak üzere İmparatorluk şehirleri- nin gündemine oturan hava seyahati, büyük heyecanla takip edilirken, uçuşla ilgili her yeni gelişme, dönemin propagandist anlayışına uygun şekilde kapsamlı bir şekilde ve vurucu görsel ve başlıklarla veriliyordu. Yeni ve önemli gelişmelerden biri de Tasfir-i Efkâr’ın seyahatle ilgili kendisine ulaşan ilk fotoğrafları yayınlamsıydı. Aynı zamanda fotoğraflar uçak ile Lefke’den Bi- lecik’e götürüldüğü için ilk hava mektubu olarak kabul edilmişti. Gazete mektup ve fotoğraflarla ilgi ayrıntılı haberini şu spotlarda özetlemişti: “Tayyarecilerimizin Anadolu’da seyahatlerinin ilk resimleri/ Tasfir-i Efkâr’a hava postasıyla gönderilen ilk mektup/Fethi Bey Halep’ten hareket ediyor-İki saat sonra (Humus)a muvâsalat-(- Humus)dan da Beyrut’a doğru hareket-İstanbul-İskenderiye seyahat-ı havâiyesinin kısm-ı a’zamı tayy edildi demektir.” Fotoğraf altı: “[Üstte] Fethi Bey’in Anadolu’dan mürûruna ait ilk intibaât: Afyon Karahisar’da /’Muâvenet-i Milliye’nin Eskişe- hir’den Afyon Karahisarı’na vürûdu üzerine halkın tezahürâtı’/ [Altta] Yukarıdaki resim: Muâvenet-i Milliye harekete intizâren zabıta tarafından muhafaza edilirken/Aşağıdaki resim: Muâve- net-i Milliye Konya’ya müteveccihen hareket hazırlıkları görür- ken /Bu resimlerin hepsi (Afyon Karahisar) muhâbirimiz Sabit Bey tarafından alınarak sûret-i mahsûsada gazetemize gönde- rilmiştir.” “Hava Postasıyla Tasfir-i Efkâr’a Gönderilen İlk Mektup” “[Mektup zarfı ve içindeki kağıt] Yukarıdaki resim mektubun içinden çıkan kağıdın muhtevi olduğu cümleyi, aşağıdaki re- simde Lefke’den Bilecik tarîkıyla gönderilen bu mektup zarfını irae eylemektedir.” “Bâlâda resmini derç eylediğimiz zarf ile mektubu dün aldık. Bu mektup, tayyareci Nuri Bey’in (Lefke)den hîn-i azimetinde (yola çıktığında) mahall-i mezkûr posta ve telgrafhanesi tara- fından bizim nâmımıza olarak mûmâileyhe tevdi eylemiş, Nuri Bey de Bilecik’e indiği vakit oradaki postaya vermiş ve bu sûret- le mektup dün elimize geçmiştir. Bu mektubun Bilecik’ten bize kadar tarîk-i havâiye ile gelmemekle beraber, Lefke’den Bilecik’e kadar olan mesafeyi tayyare ile kat’ eylemiş bulunduğu cihetle nazarımızda cidden kıymettar bir mahiyeti hazidir. Bunu bize göndermeği düşünen muhterem kârimize burada beyân-ı te- şekkürle gerek zarfın ve gerek muhtevi olduğu mektubun re- simlerini enzâr-ı kâriine arz ediyoruz.” “Yola çıktıklarının bugün sekizinci günü” “Tayyarecilerimizin İskenderiye seyahat-i havâiyesini icrâ için yola çıktıklarının bugün sekizinci günü oluyor. Bidayet-i seya- hatten beri cidden büyük ve müstelzim-i şükran bir muvaffakı- yetle tayerânda devam eden Muâvenet-i Milliye’nin gayyûr ve şecî’ süvârileri, uzun ve ta’b-avar seyahatlerinin kısm-ı a’zamını kat’ eylemiş bulunuyorlar. Filhakîka Fethi Bey ile arkadaşı Sa- dık Bey, dünkü ve evvelki günkü husûsi telgraflarımızla bildir- diğimiz veçhile dün sabah evvelâ Halep’ten hareket ile iki saat sonra Humus’a muvâsalat etmiş, ba’de Humus’tan da havalana- rak Beyrut yolunu tutmuştur. Muâvenet-i Milliye’nin bu azîmet ve hareketlerine dair merâkiz-i muhtelife muhâbirimizden ge- len telgrafnâmeleri bervech-i zîr derc eyliyoruz: Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Halep muhâbir-i mahsûsamızdan: Halep, Pazar, Saat 9 – Tayyareci Fethi Bey ile arkadaşı Sadık Bey bu sabah, iki gündür temizlenip hazırlanmış olan tayyareleri- ne râkiben mikdar-ı kâfi benzini hâmil olarak saat sekizi yirmi geçe Humus’a müteveccihen hareket ettiler. Cesur tayyarecile- rimizin hîn-i azimetlerinde vali, kumandan, bilcümle erkân-ı mülkiye ve askeriye, tarif edilemez derecede bir kalabalık hazır bulunmakta idi. Fethi ve Sadık Beyler bütün kalplerden kopup gelen selâmet duâları, muvaffakıyet münâcatları arasında şanlı sûrette pervaz (uçuş) ile şehrin bâlâsında bir iki devir yaparak kendilerini sevinçlerinde göz yaşlarıyla teşyî’ eden halka resm-i selamî (selamlama töreni) îfâ ettikten sonra Humus yolunu tut- tular ve iki dakika zarfında gözden nihan (yok) oldular. Hava müsâid idi. Fethi Bey’in Humus’a Muvâsalatı - Humuslular Bir Tayyare İhdâ Ediyorlar Humus muhâbir-i mahsûsamızdan: Humus Pazar saat 12 – Bu sabah Halep’ten alafranga saat sekizi yirmi gece hareket eden Fethi Bey ile arkadaşı râsid Hakkı Bey saat onu beş gece yani bir saat 35 dakikada Humus’a muvâsalat ettiler. Tayyarecilerimizin hareketinden telgrafla haberdar olan erkân ve eşrâf-ı belde ile birçok halk Fethi ve Sadık Beyleri gayet parlak bir sûrette istikbâl eylemişlerdir. Öğle vakti iki arkadaşa bir ziyafet keşîde olundu. Umûm ahalinin sürûru, galeyan-ı his- siyâtı, vatanın selâmeti için duâları gayr-i kâbil-i tarif bir dere- cededir. Eşrâf ve umûm belde sükkânı Ordu-yı Hümâyûn’a bir tayyare ihdâsını ahd ile derhal iâne i’tâsına başladılar. Fethi Bey’in Humus’tan Hareketi Humus, Pazar, Saat 3 – Tayyareci Fethi Bey ile arkadaşı Sadık Bey evvelki telgrafımda söylediğim veçhile ziyafette hazır bu- lunduktan ve şehri dolaştıktan sonra, tayyarelerinin benzinini itmâm ettikten (tamamladıktan) sonra saat alafranga ikide teş- yî’e şitâbân olan (uğurlamaya koşan) bir cemm’-i gafîrin (büyük kalabalığın) selâmet temennileri arasında yükselerek Beyrut tarîkini tuttular. Hava az rüzgârlı idi. Fethi Bey bir buçuk saat zarfında Beyrut’a muvâsalat edeceğini ümit etmekte idi.” Tasfir-i Efkâr, 16 Şubat 1914 “Muâvenet-i Milliye Beyrut’da” Her sayıda olduğu gibi 16 Şubat 1914 tarihli nüshada da son dakikada gelen telgraf, Son Haberler kısmındaydı ve çok önemli bir haberi veriyordu: “Husûsi Telgraflarımız: Muâvenet-i Milliye Beyrut’da Dün gece geç vakit Beyrut muhâbirimizden, Muâvenet-i Milliye’nin şehr-i mezkûra muvâsalat ettiğine dair âtideki telgrafnâmeyi aldık: Beyrut 2 Şubat (Saat Dokuz) – Ba’de’z-zuhr saat ikide Humus’tan hareket eden Muâ- venet-i Milliye tayyaresi bir buçuk, iki saat müddet devam eden bir tayerân netice- sinde Beyrut’a zevalî saat dört raddelerinde ve umûm halkının hâr (sıcak) ve samîmî alkışları arasında sâlimen muvâsalat eyledi (ulaştı). Telgrafla vârid olan haber üzerine tayyaremizin vürûduna intizâren bilâ-mübalağa (abartısız) bütün Beyrutlular sokaklara dökülmüş- ler, şecî’ ve fedekâr Osmanlı tayyarecilerini samîm ruhtan kopan tebrikler ile istikbâl eylemişlerdir. Muâvenet-i Milliye süvârisi Fethi ve râsıdı Sadık Beylerin şereflerine ziyafetler tertip olunmakta, iâneler derci sûretiyle ibrâz-ı müessir-i vatanperverî edilmektedir. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 16 Şubat 1914 “MUÂVENET-İ MİLLİYE HUMUS’TAN 2 SAATLİK UÇUŞLA BEYRUT’A ULAŞTI” Tasfir-i Efkâr / 16 Şubat 1914 54 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Osmanlılar şu mukaddes toprakların yalnız zeminine değil, havasına da sahip olduklarını ispat ettiler” İkdam / 16 Şubat 1914 “Fethi ve Sadık Beyler yere (Beyrut’a) tam saat dörtte indiler” “Tayyarelerimizin Menâkıb-ı Seyahati” başlıklı haberi şöyleydi: “Ertuğrul Tayyaresi ve Bileciklilerin Fütüvveti” “Resmîdir: Bilecik ahali-i hamiyetmendânî tarafından Ertuğrul namıyla bir tayyare iştirâ ve ihdâsı taahhüt edildiği Ertuğrul Mutasarrıflığı- nın iş’ârı üzerine Hüdâvendigâr Vilâyetinden bildirilmiştir.” Halep’den Hareket Resmîdir: Dahiliye Nezâret-i Celilesine Halep Vilâyeti’nden vârid olan 2 Şubat 1329 tarihli telgrafnâmenin sûretidir: Sâlimen muvâsalatı tebşir edilmiş olan Fethi ve Sadık Beylerin suvâr olduğu Muâvenet-i Milliye tayyaresi bu sabah saat sekizi yirmi geçerek Humus’a müteveccihen hareket eylemiştir. Tay- yarecilerimizin şerefine yevm-i muvâsalatlarında yirmi dört ki- şilik bir ziyafet keşide edildiği gibi dün mahfil-i askeriyede otuz kişilik bir öğle taamı ve akşamı Belediye nâmına Barok Oteli’n- de altmış kişilik bir akşam taamı verilmiştir. Fethi Bey lâekal otuz bin züvvârın mütevâlî alkışları arasında dün birkaç defa su’ûd etmiştir. Osmanlıların şu mukaddes toprakların yalnız zeminine değil havasına da sahip olduklarnı fi’len isbât eden şu seyahat-ı havâiye bâhusûs ecnebi tayyarecilerinin uğradık- ları adem-i muvaffakıyete rağmen tayyarecilerin Toros cibalini suhûletle aşarak buraya kadar gelebilmeleri umum halkta tarifi gayr-i kabil derecede bir hiss-i mufahharet tevlîd eylemiş oldu- ğu ma’rûzdur.” “Şehbâ tayyaresi ve Haleplilerin Hamiyyeti Resmîdir: Fethi ve Sadık Beylerin râkip oldukları Celâleddin tayyaresinin 31 Kanunusâni 329 tarihinde zevalî saat üçü on geçe Adana’dan Halep’e binlerce halkın alkış tufanı arasında hareket eylediği Adana Vâli Vekâletinden ve akşamı saat beş buçukta da ihzâr edilen meydana ahalinin hâr ve şiddetli alkışları arasında Ha- lep’e nâzil olduğu ve Halep ahalisi tarafından Şehbâ nâmında bir tayyarenin ihdâ edileceği Halep Valiliğinden Harbiye Neza- ret-i Celilesine gelen telgrafnâmelerde tebşir edilmiştir.” “Beyrut’a Muvâsalat ve Parlak Merâsim-i İstikbâl” “Beyrut 2 Şubat – Muâvenet-i Milliye tayyaremizin Halep’te ikamet eylediği müddet, ne kadar cüz’i olursa olsun muazzez tayyare ve kahraman tayyarecilerimizi sabırsızlıkla görmek iş- tiyakını hisseden Beyrutlulara fevkalâde intizâr-âmiz dakikalar geçirtti. (Müdafaa-i [Muâvenet-i] Milliye) bugün zevalî saat sekiz rad- delerinde Halep’ten hareket ettiği istibşâr olunur olunmaz, tay- yaremizin her halde akşama doğru buraya muvâsalat edeceği hakkında memlekette kanaat hasıl olarak süvâri Fethi ve râsıd Sadık Beyleri görmek ve onlarla kardeşâne müsafaha etmek hiss-i samimisiyle mütehassis olan Beyrutlular Osmanlı tayyare ve tayyarecileri istikbâl hususunda her tarafta gösterilen âsâr-ı hamiyyet ve fütüvvetin hasıl eylediği şereften kendileri dahi nasipdâr olmak fikr-i vatanperverânesiyle tayyarenin nüzûlüne tahsis olunan yerde ta öğleden beri içtima’ etmeğe başladılar. Öğle vaktinden saat dörde kadar güzerân eden müddet, havâ- nın letafeti de inzimâm edince âdetâ bir îd-i millî anlarını teşkil ediyordu. Saat dörde on dakika kalaya kadar, bir taraftan bütün enzâr fart-ı iştiyakla semaya yükseliyor, diğer taraftan Müslü- man, Hristiyan, Musevî bilâ-tefrik din ve mezhep bütün Beyrut halkı aralarına nüzûl edecek olan kardaşları Fethi ve Sadık Bey- leri nasıl i’zâz ve ikrâm edeceklerini, ne yolda der-âgûş eylecek- lerini bilmüzâkere kararlaştırılıyordu. O sırada Muâvenet-i Milliye gözüktü. Halk pür heyecan ve pür galeyan olarak son derece ve sürekli alkışlara başladı. Fethi ve Sadık Beyler yere tam saat dörtte indiler. Kendilerine icrâ olu- nan resm-i kabulü Beyrut şimdiye kadar hiç görmemiştir.” İkdam, 16 Şubat 1914 “Osmanlılar şu mukaddes toprakların yalnız zeminine değil, havasına da sahip olduklarını ispat ettiler” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” daimi başlığında yeni gelişmeler: “(Muâvenet-i Milliye) tayyaresinin seyr-i havâiyesinde kemâl-i muvaffakıyetle devamını her gün mesrûriyetle yazıyoruz. Muâ- venet-i Milliye’nin Halep’e muvâsalatını ve oradan Beyrut’a ha- reketini de yazmıştık. Bu hususta Dahiliye Nezareti’ne 2 Şubat 1329 tarihli telgrafnâme ile âtîdeki ma’lûmât-ı resmiye verili- yor: Sâlimen muvâsalatı arz ve tebşir edilmiş olan Fethi ve Sadık Beylerin süvâr olduğu Muâvnet-i Milliye tayyaresi bu sabah saat sekizi yirmi geçerek Humus’a müteveccihen hareket ey- lemiştir. Tayyarecilerimizin şerefine yevm-i muvâsalatlarında yirmi dört kişilik bir ziyafet keşide edildiği gibi dün mahfil-i askerîde otuz kişilik bir öğle taamı ve akşamı belediye nâmına Baron Oteli’nde altmış kişilik bir akşma taamı verilmiştir. Fethi Bey lâekal otuz bin kişilik züvvârın mütevâlî alkışları arasında dün birkaç defa su’ûd etmiştir. Osmanlıların şu mukaddes top- rakların yalnız zeminine değil, havasına da sahip olduklarını fi’len isbât eden şu seyahat-i havâiye bâhusûs ecnebi tayyareci- lerin uğradıkları adem-i muvaffakıyete rağmen tayyarecilerimi- zin Toros Cibâlini suhûletle aşarak buraya kadar gelebilmeleri umum halkta tarifi gayr-i kâbil derecede bir hiss-i mufahharet tevlîd eylemiş olduğu ma’rûzdur. Fethi ve Sadık Beylerin râkib oldukları Muâvenet-i Milliye tayyaresinin 31 Kânun-ı Sâni (1)329 tarihinde zevâlî saat üçü on geçe Adana’dan Haleb’e binlerce halkın alkış tûfânı arasında hereket eylediği Adana Vâli Vekâleti’nden ve akşamı saat beş buçukta ahalinin hâr ve şiddetli alkışları arasında Haleb’e nâzil olduğu ve Halep ahalisi tarafından Şehba nâmında bir tayyarenin ihdâ edileceği Halep Vâliliği’nden Harbiye Nezâret-i Celîlesi’ne gelen telgrafnâmelerde tebşîr edilmiştir.” Sabah, 16 Şubat 1914 56 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Prens Celâleddin Konya’ya Doğru” “Aziziye, 2 Şubat [Gece Saat 9] – Umraniye’ye indiğini bildirdiğim Prens Celâleddin tay- yaresi, şimdi aldığım ma’lûmâta göre, ârizayı bi’t-ta’mir vasatî saat üçte Konya’ya tevcîh-i hareket eylemiştir. Tayyare, Bolvadin’de Bolvadin, 2 Şubat [Gece 5] – Nuri ve Hakkı Beylerin süvâr olduğu Prens Celâleddin tay- yaresi saat üç buçukta buraya vâsıl ve sâlimen nâzil olmuştur. Bolvadinliler bu gayr-i müterakkap (umulmayan) misafirin vürûdunu pek büyük bir memnûniyetle istikbâl etmişlerdir. Tayyarenin Umraniye’den üçü beş geçe hareket etmiş olduğuna nazaran buraya yirmi beş dakika içinde gelmiştir. Tayyaremiz birçok ârizalar görüp geçirmiş olmakla beraber tayyarecilerimizin cesaret ve himmeti onu yolculuğun- dan alıkoymamaktadır. Ufak tefek nevâkısı (eksikleri) ikmâl olunduğu, hava müsaid gö- ründüğü takdirde tayyare yarın hareket edecektir. Konya’ya Doğru Bolvadin, 3 Şubat [Saat 3] – “Prens Celaleddin” cepheden şedîd bir rüzgârın hebûbuna (şiddetli esmesine) rağmen şimdi Konya’ya müteveccihen tayerân etmiştir. Tayyarecilerimiz Anadolu’nun bütün mihmânperverliklerini görmüşler ve bundan pek mütehassis olduklarını söylemişlerdir. Esnâ-yı tayerânda binlerce halk müçtemi’ bulunuyor, Prens Celâleddin’in arkasından selâmet ve muvaffakıyetine duâlar ve alkışlar yükseliyordu.” Tanin, 17 Şubat 1914 Beyrut semalarında tayyare gezileri “Beyrut 3 Şubat Saat 4 — Sevgili misafirlerimiz Fethi ve Sadık Beyler bugünü ahali tara- fından gösterilen hahş ve tezahürât üzerine Beyrut’da geçirmeye ve yarın Şam’a mütevecci- hen hareket etmeye karar vermişlerdir. Ahali tarafından gösterilen şevk ve sürûr fevkalâde bir derecededir. Tayyarecilerimizin şerefine sokaklarda alaylar tertip olunmuş ve muzika- larla dolaşılmıştır. Fethi ve Sadık Beyler belediye ve erkân-ı askeriye tarafından mükellef ziyafetlerde hazır bulunduktan sonra şehrin mevki-i meşhuresini gezmişler ve bir iki defa tayyare cevelânları yapmışlardır. Ahali büyük bir şevk içinde i’tâ-yı iâneye şitâb ediyor. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 17 Şubat 1914 “PRENS CELÂLEDDİN ŞİDDETLİ RÜZGÂRA RAĞMEN KONYA’YA DOĞRU HAREKET ETTİ” Tanin / 17 Şubat 1914 “Tayyare rüzgârın şiddetinden çalkalandıkça korkumuzdan yüreğimizin titrediğini hissediyorduk” Tanin, Prens Celâleddin tayyaresini de yakından izliyordu. “İs- tanbul-Kahire Seyahati” başlıklı haberinde “Prens Celâleddin hareket etti…” müjdesini veriyordu: “Eskişehir muhâbirimizden: Eskişehir, 1 Şubat Prens Celâleddin tayyaresinin Cuma günü hareketi mukarrer- ken evvelce bildirildiği vech üzere tayyarenin matluba muvaf- fak bir sûrette tayerân etmemesi Nuri Bey’i düşündürüyordu. Vakit vakit icrâ edilen tecrübeler itminan-bahş olamadığından Nuri Bey İstanbul’dan yeni bir tayyare gönderilmesi hususunu iltizam ediyordu. Tayyarede anlaşılamayan bir fenâlık vardı. Sakatlanan yerin pervanede olduğu iddia olunurken bilâhare bu fikir terk edi- lerek sakatlık tekerleklerin istinatgâhı olan aksamına atf edil- mişti. Tayyarenin pervanesi, dingili, tekerleği vesâir aksamı ayrı ayrı tetkik edilerek temizlendi; bu sefer sakatlığın katiyen per- vanede olduğu tahakkuk etmişti. Herçi-bâd-âbâd son tecrübe- nin icrâsına karar verilmişti. Bu defa Nuri Bey makinistle beraber havaya uçmuş, şehrin et- rafında oldukça büyük bir tur yaptıktan sonra yere inmiş, tay- yarenin yoluna devam edeceğini te’min etmişti. Bugün hava, ümit ve temennilere rağmen muhâlif idi. Bir gün evvel tecrübe pervanelerini müstefidâne ve takdirkârane seyr ve temaşadan mebhût (şaşkın) kalan ahalinin teşyî’ için de tehâ- lük göstereceği tabiî idi. Bu son fırsatı fevt etmek istemeyen- ler akın akın Tayyare Meydanına şitâb ediyordu (koşuyordu). Fakat havadaki bulutlar adeta kapanıyor, rüzgâr saniyede (6,5) metre sûretle esiyor, bürûdet (soğukluk) tahte’s-sıfır (11,12) dereceyi gösteriyordu. Üşütücü bir soğuğun taht-ı tesirinde (etkisinde) titreşen teşyî’ciler için bürûdet (soğuk) değil, bora, hatta kıyamet de kopsa sevgili tayyarecinin yanından bir adım uzaklaşmak istemedikleri hallerinden istidlal ediliyordu (çıkar- tılıyordu). Bu kadar rüzgâra karşı uçmak, vakıa bizce cidden tehlikeli zannediliyordu. Halbuki fedakâr zabitlerimiz muhale- fet-i havayı mühimsemiyormuş gibi bî-muhaba (korkusuzca) tayyareye çeki düzen vermekle meşguldü. Yolcularımız azm-i kat’i ile hazırlanmıştı. Eldiven başlıklarını giyerek me’mûrîn ve rüesâ-yı hükûmet, eşrâf ve müttehayyizânla (önde gelenlerle) vedalaştıktan sonra ahaliye karşı son veda ve teşekkürlerini îfâ ederek tayyareye râkip olmuş, müteâkiben pervane çevrilerek tayyare harekete başlamış, hazirûnun medid ve sevgili alkışları arasında havalanmıştır. Zevâlî Saat 9, 8 dakika Tayyare evvela şark istikametine doğru kemâl-i süratle uçuyor- du. Sonra iğlâb-ı ihtimale göre (Kanlı Pınar) köyünün arkala- rına doğru vurup oradan dönerek cenûba müteveccihen aynı süratle yol almakta olduğu görülüyordu. Tayyare rüzgârın şiddetinden çalkalandıkça korkumuzdan yü- reğimizin titrediğini hissediyorduk. Ufk-ı cenûbiye ma’tuf olan nazarlar tayyareyi takip ediyor, iki kahramanı hâmil uzaklarda süzülen tayyaremiz artık küçülüyordu.” Tanin, 17 Şubat 1914 58 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi Bey’in İstanbul’dan beri kat’ ettiği mesafe: 1400 kilometre Kahire’ye kadar kalan mesafe: 800 kilometre” Tasfir-i Efkâr, 18 Şubat 1914 tarihli nüshasında yer alan “Dersaa- det-İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi” başlıklı haberinde hava se- yahatinin kapsamlı bir özetini yapar. Spotta ise hem içerik özeti, hem de pilotların kat ettikleri mesafler bulunuyordu: “Nuri Bey de dün Konya’ya muvâsalat etti-Bugün hareket ede- cek-Fethi Bey, Beyrutluların arzu ve iltimaslarına binâen el’ân şehr-i mezkûrede bulunuyor. Fethi Bey’in İstanbul’dan beri kat’ etttiği mesafe: 1400 kilometre Kahire’ye kadar kalan mesafe: 800 kilometre Nuri Bey’in İstanbul’dan beri kat’ ettiği mesafe: 560 kilometre Kahire’ye kadar daha kat’ edeceği mesafe: 1640 kilometre” “Dün tayyarecilerimizin seyahatine müteallik olarak aldığımız en mühim haber, bir gün evvel Osmaniye’den hareket ile yolda (Bol- vadin)e nüzûl eden ve oradan akşam fırtınalı bir havada azîmet eden (yola çıkan) Nuri Bey’in Konya’ya bi’s-selâme muvâsalatıdır. Nuri Bey’in evvelki akşam alafranga üçte esmekte olan şiddetli rüzgâra rağmen Konya’ya müteveccihen hareket ettiğini işittiği- miz zaman geç vakte kadar kemâl-i merakla tahkikâtta bulun- muş, Konya muhâbirimize müsta’cel şartıyla telgraf çekerek son dakikaya kadar bize haber yetiştirmesini ihtar eylemiştik. Fakat ne dün gece, ne de bu sabah ne Konya muhâbirimizden, ne de mevâki-i sâiredeki (diğer yerlerdeki) muhâbirlerimizden hiçbir haber vârid olmadığı cihetle bugün öğleye kadar hayliden hayli- ye endişe de ettik. Bereket versin vakt-i zuhûrdan iki saat sonra Konya muhâbirimizin telgrafnâmesi yetişerek Nuri Bey’in selâ- metle Konya’ya muvâsalatı müjdesini bize îsal eyledi. Telgrafnâ- meyi bervech-i âti derç ediyoruz:” Tasfir-i Efkâr, 18 Şubat 1914 “Fethi Bey, Beyrut civarında ve deniz üzerinde cevelânlar icrâ eyledi” Tasfir-i Efkâr / 18 Şubat 1914 Bütün Konya halkı meydana koştular “Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Konya, 4 Şubat, saat 2 — Dün Osmaniye’den geç vakit şiddetle esen rüzgâra rağmen hareket eden Nuri Bey ile râsıdı İsmail Hakkı Bey, havanın fenalığından ve gecenin hulûlundan do- layı yollarını şaşırarak Konya’nın iki saat kadar şarkında vâki’ (Karakaya) karyesine nâzil olmuşlar, geceyi orada geçirdikten sonra bu sabah (dün) saat on bire çeyrek kala Karakaya’dan hareketle bir çeyrek saat sonra Konya’ya muvâsalat eylemiştir. Nuri Bey’in hareketinden evvel Karakayalılar mûmâileyhin (anılan kişinin) vürûdundan (gelişinden) tamamen bîhaber idiler. Fakat muvâsalatı bir sürat-ı berkıyye (yıldırım hızı) ile şehre yapıldığından, iki genç ve Müslüman zabitin taht-ı idare ve sevkinde olarak İstanbul’dan gelen ikinci tayyareyi selam- lamak üzere belki bütün Konya halkı, kadın erkek şitâbân ol- dular. Şehirdeki şâdümâniyi tarif için söz bulmaktan acizim. Herkes, böyle yekdiğerini müteâkip hilâlli tayyarelerin vürû- dundan mütevellid meserret ile eşk-i şâdi (sevinç gözyaşı) döküyorlar, tayyarecilerimize karşı fevkalâde âsâr-ı hürmet ve takdir gösteriyorlar. Bu akşam zabitân tarafından Nuri ve İs- mail Hakkı Beylerin şerefine mükellef bir ziyafet keşîde edile- cektir. Tayyarecilerimiz yarın (bugün) Adana’ya müteveccihen hareket eyleyecekler. Refî’” “Fethi Bey, Beyrut ve deniz üzerinde gezinti yaptı” “Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Beyrut 4 Şubat, Saat 12 — Fethi ve Sadık Beylerin bugün Şam’a ve oradan da Kudüs’e hareketleri mukarrer iken Beyrutluların kendilerini alıkoymak için vâki’ olan ilhah ve ibrâmları üzerine muhterem tayyarecilerimiz bugünü de burada geçirmeye mec- bûr olmuşlardır. Beyrutlular, şehirlerini ilk defa olarak tarîk-i hava ile ziyaret eden Fransız tayyarecisi (Vedrin)e pek ziyade âsâr-ı mihmannevazi (misafirperverlik izleri) gösterdikleri ci- hetle şimdi de cesaret ve mahâretçe (Vedrin)den aşağı kalma- yan bir Osmanlı tayyarecinin pür şân ve şeref Beyrut’a nâzil olması üzerine kendisine daha ziyade ihtirâmât-ı misafirper- verâne de bulunmak arzusunda bulunuyorlar. Buna binâen Fethi Bey ile arkadaşına bugün de müşa’şaa ziyafetler keşîde ettikleri gibi kendilerine tayyare ile Beyrut’u ziyaretlerinin hatırası olmak üzere kıymetdâr hediyeler verdiler. Fethi Bey gündüz birkaç tayyare tecrübesi yaparak birkaç kişi ile biraz Beyrut civarında ve deniz üzerinde cevelânlar icrâ eyledi. Ya- rın, ale’s-sabah, Şam tarîkiyle seyahatine devam eyleyecektir. Nâmık” “Adana Tayyaresi” “Adana ahali-i hamiyyetmendanî tarafından son sistemde ve bin beş yüz lira kıymette bir tayyarenin iştirâsı taahhüd olunarak esbâbına tevessül kılındığı Adana vilayetinden bildirilmiştir.” Tasfir-i Efkâr, 18 Şubat 1914 Beyrut’tan Lübnan Dağlarını aşıp Şam’a gidecekler “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” üst başlığı ve “Muâvenet-i Milliye Tayyaresi” başlıklı haber şöyle: “Beyrut 13 Şubat – Bugün İttihad ve Terakki kulübünde büyük bir resm-i kabûl icrâ edilmiştir. Jurnal Dö Beyrut sahibi Harfuşe Efendi yâdigâr olarak Fethi Bey’e bir saat, Sadık Bey’e bir ağızlık ihdâ etmiştir. Ahali arasında şevk ve neş’e pek ziyâdedir. Tayyareciler yarın Lübnan dağlarını aşarak Şam’a gideceklerdir.” Sabah, 18 Şubat 1914 60 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Nuri Bey, Torosları geçen ikinci Türk pilot oldu Tasfir-i Efkâr’ın 20 Şubat tarihli nüshası birinci sayfasında, To- ros Dağlarını geçen iki Türk pilotunun Fethi ve Nuri Beylerin yolculuklarının Eskişehir safhasında iken çekilen fotoğraflarını yayınlar. Bu fotoğraflarla, okuycuların heyecanını daha artırır. Kuşkusuz hava seyahatinden taze haber vermeyi başaran gaze- telerin tirajları da artıyordu. “Nuri Bey de Toros’u geçti” başlıklı haberiyle yeni ve detaylı haberleri veren Tasfir-i Efkâr, şu gelişme- leri spotlarında aktarıyordu: “Evvelki akşamı Karaman’da geçiren Nuri Bey dün hareketle Toros’u bilmürûr Tarsus’a inmiştir-Fethi Bey de Beyrut’dan ha- reket etti. Fakat tayyaresinde husûle gelen ârızadan dolayı tek- rar Beyrut’a avdet eylemiştir / Anadolu âfâkında tayerânın yeni in’ikâsâtı (yansımaları).” Fotoğraf altı: “[Sol üstte] 1- Muâvenet-i Milliye’nin süvârisi Fet- hi Bey / 2- Fethi Bey’in refîk-i tayerânı (uçuş arkadaşı) Sadık Bey / Al bayrağımızı Mısır âfâkında temevvüç ettirmek üzere bulunan iki gayyûr ve cesur tayyarecimizin Eskişehir’den hare- ket etmek üzere iken alınan son resimleri / Eskişehir muhâbi- rimiz tarafından sûret-i mahsûsada gönderilmiştir / [Sağ üstte] Dün Tarsus’u kemâl-i muvaffakıyetle mürûr eden Prens Celâ- leddin’in süvârileri / ‘Eskişehir’de alınan son resimleri’ / 1- Tay- yareci Nuri Bey / 2- Arkadaşı İsmail Hakkı Bey.” “Fethi Bey’den sonra nihayet Nuri Bey de dün Karaman’dan hareketle Toros Silsile-i Cibâlinin şevâhik-ı mürtefiası (yüksek dorukları) üzerinden şân ve şerefle mürûr ederek Tarsus’a nâzil olmuştur. Fransızların bu yollardan daha evvel geçmeğe teşeb- büs eden üç tayyarecisinden yalnız ikisinin mürûr edebildiğini, dağlar üzerinden bizim iki tayyarecimizin her ikisinin de bi- la-ârıza ve kemâl-i muvaffakıyetle geçmeleri, tayyareciliği he- nüz hâl-i ibtidaiyede bulunan kâbil-i tayerân topu dört beş âlete malik olan ve yetişmiş tayyarecisi de nihayet altı yediyi tecavüz etmeyen bir memleket için ne büyük bir vesile-i iftihâr, Ordu- muz, Tayyare Mektebimiz, Mektebin Müdürü Binbaşı Veli Bey için ne şâyân-ı şükran âsâr-ı terakkiyedendir (ilerlemenin izle- rindendir). Fransız tayyarecileri bu gibi teşebbüsatta bulunur- lar ve muvaffak da olurlarsa taaccüp edilmez. Çünkü Fransa’da bugün lâekal sekiz yüz mükemmel tayyare ve onları kemâl-i iktidarla idare edecek kadar da tayyareci vardır. Bu sekiz yü- zün içinde tabiî pek cür’etkârları, muktedirleri çıkar, memleket- lerine şerefbahş olacak tayerânlar da icrâ ederler. Fakat bizim gibi henüz Fransa’dakilerin yüzde biri mikdarında bile tayyare ve tayyareciye malik olmayan bir memlekette aynı tayerânlar, aynı ve belki daha ziyade muvaffakıyetle icrâ edilirse bundan hakîkî bir hisse-i şeref çıkarmamak, sadrımız pek büyük bir hiss-i iftiharla kabarmamak kâbil değildir. [...] İşte Fethi ve Nuri Beylerin Anadolu seyahatlerinde şimdiye kadar ihrâz ettikle- ri muvaffakıyetler, bizde pek tabiî olan hiss-i iftihardan maada memleketin âtîsi için bu gibi ümidbahş mütalaalar da tevlid et- tiği içindir ki ayrıca mucîb-i minnetdâri ve şükran oluyor. Nuri Bey’in dün Torosu sûret-i mürûruna gelince ona aid dün aldığımız muhtelif telgrafnâmeleri berveçh-i âtî derç eyliyoruz: Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Tarsus 6 Şubat, Saat 3 – Bu sabah kable’z-zevâl saat onbiri 40 geçe Karaman’dan hareket eden Nuri Bey’in râkip olduğu Prens Celâleddin tayyaresi Karaman-Mersin istikametiyle Toros Dağlarını dört bin metreden bil-mürûr ba’de’z-zuhur saat iki- de buraya muvâsalat etmiştir. Halk Nuri Bey’in vürûduna pek muntazır olmadığı cihetle tayyarecilerimizin nâzil olduğunu işitir işitmez fevkalâde tezahürât-ı meserretkârâne ile kendisini alkışlamıştır. Nuri Bey bu akşam burada kalacaktır. Kendisine mükellef ziyafetler keşîde olunacaktır. Nuri Bey’le görüştüm. Toros Dağlarını oldukça sühûletle mürûr ettiğini, yalnız soğuk- tan biraz muztarip olduğunu söylüyor. Kendisi pek zinde, mu- vaffakıyetten pek emin ve metîn bir haldedir. Hüsnü” Tasfir-i Efkâr, 20 Şubat 1914 “bir saat bir dakikada Toros silsilesini 4 BİN metreden geçerek sâlimen Tarsus’a indim” Tasfir-i Efkâr / 19 Şubat 1914 Nuri Bey: “Tayyaremizin bize vefasızlık etmeyeceğini ümit ediyorum” “İstanbul-Kahire Seyahati” üst başlığını atan Tanin, “Prens Celâleddin Konya’dan hareket etti. Muâvenet-i Milliye Beyrut’da” diye bildiriyordu: “Konya muhâbir-i mahsûsamızdan dün öğleyin aldığımız telgrafnâme- dir: Konya, 5 Şubat — Prens Celâleddin süvârileri cesur tayyarecilerimiz, Nuri ve Hakkı Beyler, bu sabah İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Kon- ya Heyet-i Merkeziyesi tarafından şereflerine kulüpte keşîde edilen bir sabah ziyafetinde hazır bulundular. Ziyafet pek samîmî olmuştur. Ziya- fetten sonra zevâlî saat dokuzda tayyare ahalinin pek samîmî alkışları arasında havaya yükseldi. Havanın bugün gayet açık ve müsâid olması hem teşyî’cilerin miktarını tezyîd, hem de herkesi memnûn eylemişti. Ahalinin sürûru gayr-i kâbil-i tarifdir. Hareketinden evvel Nuri Bey’le konuştum. Tayyarenin hasarları hak- kındaki mütalaalarını sordum. Nuri Bey ne olursa olsun seyahatine devam edeceklerini ve tayyarenin de kendilerine vefasızlık etme- yeceğinden ümitvâr bulunduklarını söyledi. [...]” Tanin, 19 Şubat 1914 62 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Dün Prens Celâleddin tayyaresi ile Nuri Bey de Toros’u aştı” Tanin de, diğer gazeteler gibi takipçi haberciliğini hız kesmeden devam ettiriyor, “İstanbul-Kahire Seyahati” başlığı altında, Torosların aşıldığını duyuruyordu: “Dün kable’z-zeval saat on birde Konya muhâbir âtideki telgrafı aldık: Konya, 6 Şubat — Dün Toros havalisindeki muhalefet-i havadan dolayı Karaman’a indiğini yazdığım Prens Celâleddin tayyaresinin bu sabah saat dokuzda Tarsus’a müteveccihen hareket ettiği şimdi gelen bir telg- rafnâmeden anlaşılmaktadır. Diğer taraftan Tarsus muhâbirimizden tamam vakt-i zevalde âtideki telgrafı aldık: Tarsus, 6 [11,40] — Tayyareci Nuri Bey refîki ile beraber şimdi buraya vâsıl oldu. Toros’u Karaman-Mersin istikametinde geçmiş ve dağlardan aşmak için muhalefet-i havadan dolayı dört bin metreye kadar yüksel- meye mecbûr olmuştur. Tayyare geceyi burada geçirdikten sonra yarın Adana’ya müteveccihen hareket edecektir. Ahalinin heyecan ve mesreti nakâbil-i tariftir. [...]” “Muâvenet-i Milliye, Kazâzede Beyrut muhâbir-i mahsûsamızdan: Beyrut, 6 Şubat — Bugün havanın muhalefetine rağmen Muâvenet-i Milliye süvârileri Fethi ve Sadık Beyler yollarına devama karar verdik- lerinden sabahleyin saat on buçukta ahalinin hâr (sıcak) ve samîmî alkışları arasında Şam’a müteveccihen hareket etmişlerdi. Fakat, maa’t-teessüf tayyare Beyrut’dan ayrılır ayrılmaz bir kazaya uğramıştır. Fethi Bey bu dağlık arazide Şam’a doğru giderken birdenbire mo- torda bir ârıza vukûa elmiş, pervane hareketten kalmıştır. Bunun üzerine Fethi Bey sürat-ı müktesebeden (ka- zanılmış hızdan) istifâde ederek bütün mahâretiyle tayyareyi yere indirmeye çalışmış ise de uçtuğu havâlinin fev- kalâde dağlık olması hasebiyle tayya- reyi indirecek bir yer bulamamış ve nihayet bir dere içine inmeye mecbûr olmuştur ki bu nüzûl şiddetlice olmuş- tur. Cesur tayyarecilerimiz kazayı sâli- men atlatmışlardır. Alacağım tafsilâtı bilâhare yazacağım. [Muhâbirimizin geç gelen ikinci telgrafı son havâdisler kısmındadır.]” Tanin, 20 Şubat 1914 “Kazâ tafsilâtı: Fethi Bey’e bir şey olmadı, Sadık Bey’in eli kırıldı” “Beyrut muhâbir-i mahsûsamızdan: Beyrut, 5 Şubat [Akşam] — Tayyare buraya getirildi. Tayyarecilerimizden Fethi Bey’e hiçbir şey olmamış, Sadık Bey’in maa’t-teessüf yalnız sol eli bi- raz burkulmuştur. Mucib-i endişe hiçbir şeyi yoktur. Metîn yolcularımız yollarına devam edeceklerini söylüyorlar. Esbâb-ı kazâ hakkında verdik- leri izahata nazaran kazâ başlıca tayyare pervanesinin birkaç gün yağmur ve güneşe ma’rûz olarak inhiraf etmesinden ileri gelmiştir. Eğer nüzûl mecbûriyetinde bulunulan arazi ârızalı (engebeli) olmasaydı muvaffaki- yetle inilebilecekmiş. Tayyarenin pervanesi ve motoru sakatlandığı gibi tekerlekleri de hasarzede olmuştur. Mamafih heyet-i umûmiyesinde yola devama mâni’ olacak derecede hasar yoktur. Burada yedek pervane mev- cûd olduğu gibi elyevm Adana’da bulunduğu zannedilen tayyare maki- nistinin Beyrut’a gelerek icrâ edeceği ta’mirât ile seyahat ikmâl edilecektir. Kazâ Beyrut’da önce pek derin bir tesire bâ’is olmuşsa da neticede Fethi ve Sadık Beylere bir şey olmadığı ve tayyarenin de yoluna devam edebileceği anlaşılınca herkeste derin bir memnûniyet ve inşirâh husûle gelmiştir.” Tanin, 20 Şubat 1914 “Fethi Bey’in Hareketi ve Avdeti Beyrut’da bulunan Fethi Bey de dün Beyrut’dan Şam’a müteveccihen hareket etmiş, fakat makinesinin düçâr olduğu bir ârizadan dolayı tekrar avdetle Beyrut’a nüzûle mecbûr olmuştur. Fethi Bey’in tayya- re makinesinden ziyade pervanesi biraz sakat idi. Hatta o sakatlığın bugüne kadar teahhurunda dahli olmuştu. Muhâbirimiz makinede hasıl olan ârizayı izah etmediği cihetle bunun pervane sakatlığından ibaret o lup olmadığını anlayamadık. [...]”. Tasfir-i Efkâr, 20 Şubat 1914 sevinç ve elem bir arada: “muÂvenet-i milliye beyrut’dan ayrılır ayrılmaz kazaya uğradı” La Moniteur Oriental / 20 Şubat 1914 “Sadık Bey, motor arızası sebebiyle uçağını aniden bir uçuruma indirmek zorunda kalmıştır” “İstanbul-İskenderiye Seferi” başlıklı haber: “Tanin’in Beyrut’daki muhabirinin 19 Şubat tarihli haberi: Kötü havaya rağmen, Fethi Bey ve refakatçisi Sadık Bey, Mua- venet-i Milliye adlı uçaklarıyla hareket etmeyi kararlaştırdık- larından, sabah 10.00’da coşkun bir halkın tezahüratlıyla ha- valandılar. Anca, bir süre sonra, uçak motordaki bir arızadan mütevellit bir kazaya maruz kaldı ve dümeni çalışmadığından, Fethi Bey uygun bir yere inmek istedi. Ancak bölge ormanlarla kaplı olduğundan, Fethi Beyin uçağı bir uçuruma indi ve çar- pışma çok şiddetli oldu. Olaydan haberdar edilen yetkililer uça- ğı Beyrut’a naklettirdiler. Fethi Bey sağ ve salimdir. Sadık Bey’in sol eli ise ezilmiştir. Bu kazanın sebebinin, dümenin yağmurlar ve güneşten zarara uğrayan dümen olduğu düşünülmektedir. Düşüş esnasında, motor ve cihazın bir tekerleği zarar görmüş olmakla birlikte, hasarın giderilmesiyle tayyare yoluna devam edebilecektir. Mekanik uzmanının tamir için Beyrut’a varması beklenmektedir. Kaza haberi ilk başta Beyrut’ta büyük bir şok yarattıysa da, cesur havacıların fazla acı çekmemesi ve tayyarenin ciddi bir hasara maruz kalmamasıyla herkes büyük bir rahatlama hissetmiştir. Adana, 19. – Havacı Nuri Bey bu akşam 08.45’de Adana’ya in- miştir. Beyrut 19. – Sadık Bey, Şam’a müteveccihen Beyrut’tan uzakla- şırken, motorundaki bir arıza, uçağını aniden bir uçuruma in- dirmek zorunda bırakmıştır. Havacının durumu iyidir. Yolcusu da elinden hafif yaralanmıştır. Vuku bulan kaza, tayyarenin getirildiği Beyrut’ta büyük heye- can yaratmıştır. Sadık Bey uçağını tamir ettirip seyahatine de- vam ettirmeyi ümit etmektedir.” La Moniteur Oriental, 20 Şubat 1914 64 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Beyler nehirden çıkarıldılar Kazâ atlatıldı tehlike yok” Tasfir-i Efkâr, Fethi Bey’in kalkıştan hemen sonra Beyrut’da geçirdiği büyük kazânın taf- silâtını son dakikada aldığı telgraf nedeniyle Son Haberler kısmında paylaşıyordu. “Tay- yarecimizin Atlattığı Tehlike” başlıklı haberin ikinci başlığı “Muâvenet-i Milliye’nin Beyrut Nehri’ne Sukutu” Telgraf haberin tamamı ise şöyleydi: “Tasfir-i Efkâr’a Beyrut 7 Şubat, Gece Saat 11 – Pür-şevk ve ibtihâc bütün Beyrut halkının samîmî alkış- ları arasında Şam merhalesine doğru kanatlanan tayyaremiz tayerânından birkaç dakika sonra deniz üzerinde süzülüp giderken havada sendelemeğe, zemine doğru gayr-i tabiî bir meyl ile inmeğe başlamıştı. Fethi Bey pek mahirâne bir manevra ile âlet-i tayerânı karaya doğru sevk ederek Beyrut nehrinin hizasını tutmağa muvaffak olmuş ve sukut add edilecek bir şiddetle nehrin içine düşmüştür. Bir an evvel lebrîz-i şevk ve sürûr olan ahali facia-ı sukutu ne büyük bir halecan ile seyr ettiyse cesur tayyarecimizin i’tidal-i dem ve mahâretine de o decere mütehayyir (şaşkın) kalmıştır. Tayyare sukut eder etmez derhal her taraftan mahall-i kazaya şitâb edilerek genç zabit- lerimizin ikisi de nehirden sâlimen çıkarılmıştır. Fethi Bey’in vücudunda bir âriza yoksa da râsid Sadık Bey bir iki yerinden pek hafif sûrette yaralanmıştır. Maamafih hal ve sıh- hatinde mucib-i endişe hiçbir şey yoktur. Nehre düşmekle beraber sukutun tesiriyle tayyare suyun dibine kadar indiğinden teker- lekler kırılmış ve bittabi’ pervane de sakatlanmıştır. Mahall-i kazaya derhal yetişen Vali Bey tayyarecilerimizi geçirdikleri şu kazadan ve bil- hassa tehlikeyi bertaraf etmek için âleti nehre sevk etmek sûretiyle gösterdikleri harika-i meharetten dolayı samimiyetle tebrik etmiştir. Fedakâr zabitlerimiz o ân-ı müheyyiçde bile nefislerinden ziyade tayyarelerini düşünerek âriz olan sakatlığa izhâr-ı teessüf eyle- meleri üzerine Vali Bey kendilerini tatmin ve teselliyet etmiş, âleti ta’mir ettirmeği ve mu- vaffak olunamadığı takdirde sürat-i mümkine ile yeni bir tayyare getirmeği va’d etmiştir. Tekerlek, pervane gibi bir tayyareye lâzım olan aksam-ı esasiye şehrimizde mevcûd ol- madığından ta’mir bi’z-zaruriye bir iki gün uzayacaktır. Kazâ motorun anlaşılmayan bir sebepten dolayı birdenbire bozulup durma- sından ileri gelmiştir. Makineyi söküp muayene edilerek âriza-i tevakkuf anlaşılırsa onu da bilâhare iş’âr edeceğim. Sukutun akabinde tayyarecilerimizle görüştüm. Hallerindeki sükûnete ve tabiîliğe baktıkça bir ân evvel parça parça olmak gibi müthiş bir tehlikeye ma’rûz kaldıklarına insanın inanamayacağı geliyordu. Hele Fethi Bey “Geçmiş Olsuna” şitâb edenleri tatmine çalışıyor- du. Vak’ayı “Tasfir-i Efkâr”a yazacağımı kendisine söyleyince heyet-i tahririnize ve bütün İstanbul halkına selamlar ithaf eylediğini de yazmamı recâ etti. Tekerlekler ve pervane ısmarlandı. Bunlar gelinceye kadar tayyarenin gövde ve kanatlarındaki bazı ehemmiyetsiz âriza da ta’mir edilecektir. Halk Nuri Bey’in bugün yarın muvâsalatına muntazırdır. İnşaallah her iki tayyaremizin birkaç güne kadar birlikte havalandığını görmekle mübahî oluruz. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 21 Şubat 1914 “Kazâ motorun anlaşılmayan bir sebepten dolayı bozulup durmasından ileri gelmiştir” Tanin / 21 Şubat 1914 “Prens Celâleddin tayyaresi bu sabah zevâlî saat sekiz buçuk- ta Tarsus’tan buraya gelmiştir” Uçaklarla ilgili Tanin’in klasik “İstanbul-Kahire Seyahati” başlığı altında şu alt başlıklar yer alıyordu: “Prens Celâleddin tayyaresi Adana’ya vâsıl oldu — Muâvenet-i Milliye Beyrut’da.” “Dün ba’de’z-zuhr Toros muhâbirimizi âtideki telgrafı aldık: Tarsus, 7 Şubat — Tayyareci Nuri Bey rasıd İsmail Hakkı Bey’le beraber bu sabah saat sekizde ahalinin hâr ve samîmî alkışları arasında Adana’ya müteveccihen buradan hareket etti. Diğer taraftan Adana muhâbir-i mahsûsamız da tayyarecileri- mizin Adana’ya sûret-i muvâsalatları hakkında âtideki telgrafı göndermiştir: Adana, Şubat 7 — Prens Celâleddin tayyaresi bu sabah zevâlî saat sekiz buçukta Tarsus’tan buraya gelmiştir. Yarın sabah kable’z-zeval saat sekizde buradan Halep’e müteveccihen hare- ket edecektir. Bugünkü istikbâl merâsimi pek parlak olmuştu. Me’mûrîn-i mülkiye ve askeriye, on binlerce halk tayyarecileri- mizi davullar, zurnalar, millî müzikalarla Nuri ve Hakkı Beyleri mütemadiyen alkışlamışlardır. *** Muâvenet-i Milliye Beyrut’da Beyrut muhâbir-i mahsûsamızdan, dünkü nüshamızda haber verdiğimiz kazâ tafsilâtı itmâm etmek üzere dün de şu telgrafı aldık: Beyrut, 7 Şubat — Tayyarecilerimiz makinist Murad Bey’in muvâsalatına intizâran buraca kâbil-i ta’mir olan şeylerle iştigal ediyorlar. Dünkü telgrafta size yedek bir pervane bulunduğu için bunun takılacağını haber vermiştim. Ma’lûmât-ı mütem- mime nazaran yedek pervane tayyarecilerimizle beraber bulun- mayıp buradaki Fransız Konsolosu tarafından verilmiştir. Fran- sız tayyarecilerin esnâ-yı mürûrlarında kendilerine lüzûmu olması ihtimali düşünülerek bırakılmış iki pervane bulunduğu Konsolos Efendi tarafından tayyarecilerimize beyân edildiği cihetle Konsolos Cenaplarının gösterdiği bu cemile-i meved- detkârâneyi (güzel dostluğu) tayyarecilerimiz kemâl-i memnû- niyetle kabul ve kendisine teşekkür etmiştir. Tayyarecilerimiz ancak buradan Pazar veya Pazartesi günü hareket edebilecekle- rini ümit ediyorlar. *** Şam’da intizâr Şam muhâbir-i mahsûsamızdan: Şam, 7 Şubat — Dün bütün Şam ahalisinin ayakta, Muâvenet-i Milliye tayyaresini bekliyorlardı. Tayyarenin kazâzede olduğu haberi ahali arasında büyük bir teessür mucib olmuş, herkesi endişeye düşündürmüştü. Bilâhare kazânın mucîb-i teessür netâyic vermeksizin savuşturulduğu anlaşılması üzerine herkes memnûn oldu. Şam sabırsızlıkla tayyarecilerimize intizâr edi- yor. İstikbal pek parlak olacaktır.” Tanin, 21 Şubat 1914 66 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Nuri Bey, Halep’e vâsıl olamayarak, [Adana yakınlarındaki] (Misis) kasabasına nâzil olmuştur” Hava seyahatinin ilk yola çıkan uçağı Muâvenet-i Milliye’nin ar- dından gelen ikinci uçak olan Prens Celâleddin’e fark atarak ka- zandığı zaman Beyrut’da kaybettiği vakit sebebiyle gittikçe kapanı- yordu. Bir de Beyrut’dan kalkışından sonra ciddi bir kazâ geçiren Muâvenet-i Milliye pilotu Fethi Bey, artık tayyarenin ta’miriyle meşguldür. Bu sırada ikinci tayyarenin pilotu Nuri Bey ise hızla arayı kapatmaktadır. Tasfir-i Efkâr’ın 22 Şubat tarihli nüshasının manşeti bu yüzden birden fazladır. “Nuri Bey Seyahatinde Devam Ediyor” manşetinin hemen altında “Fethi Bey Beyrut’da tayyaresi- nin ta’miriyle meşguldür” başlığı yer alırken, diğer gelişmeler ise şu spotla veriliyordu: “Seyahat-i havâiyenin yeni intibaâtı-Fethi ve Sadık Beyle “Muâve- net-i Milliye”nin Adana’da alınan son fotoğrafları.” Fotoğraf altı: “[Üstteki] Ahiren Beyrut’da kazazede olarak tekerlek- leri kırılan ve kanatları kısmen hasara uğrayan “Muâvenet-i Mil- liye” tayyaresi Adana’da /Adana muhâbirimiz tarafından sûret-i mahsûsamızda gazetemiz için aldırılarak gönderilmiştir / [Altta- ki] Fethi ve Sadık Beylerin Adana’dan hareketlerinden evvel alınan yeni resimleri.” “Nuri Bey (Misis)te” “Dünkü nüshamızda, Adana muhâbir-i mahsûsamızdan aldığı- mız bir telgrafnâmeye atfen, uğradığı mâniaları atlattıktan sonra Beyrut’daki arkadaşına iltihaka (katılmaya) sarf-ı gayret ve faal- yet eden diğer tayyarecimiz Nuri Bey de Halep’e müteveccihen hareket edeceğini bildiriyorduk. Filhakîka, dün muhâbirimizden aldığımız telgrafnâme ile de verdiğimiz bu havâdisi teyit etmiş ve Nuri Bey dün sabahleyin halkın samîmî ve ibtihaç alkışları ara- sında Adana’dan hareket ederek Adana-Halep tarîk-i havâiyesini kat’ etmeye başlamışsa da -muhâbirimiz tarafından gönderilen telgrafnâmede izah olunduğu veçhile- tayyare motorunda hâdis olan bir ârızadan dolayı Halep’e vâsıl olamayarak, Adana’dan tak- riben (50) kilometre mesafede kâin (bulunan) (Misis) kasabasına nâzil olmuştur. Tayyarecimizin, merhale-i tevekkufunda, tayyare motorunu ta’mir eyledikten sonra, Halep’e müteveccihen hareket edeceği tabiî olup, bervech-i âtî derç olunan telgrafnâmede de izah olu- nacağı veçhile, ârızanın dün ta’mirine muvaffakiyet hasıl olduğu takdirde Nuri Bey’in Halep’e müteveccihen hareket etmiş olması kaviyyen melhûz bulunduğundan bu babda son saatte bir haber aldığımız takdirde kısm-ı mahsûsamızda derç edeceğiz. [...]” Tasfir-i Efkâr, 22 Şubat 1914 “Tayyarenin tamiratı Pazar ya da Pazartesi günü sona erecek” La Moniteur Oriental / 21 Şubat 1914 “Fransız Konsolos, dümeni hasarlı olan Fethi Bey’e dümen hediye etti” La Moniteur’ün “İstanbul- İskenderiye Seferi” başlıklı haberi şöy- leydi: “Tanin Beyrut muhabiri, 20 Şubat’ta bildirir: Size telgrafla bildirdiğim üzere, Fethi Bey’in uçağının dümeni hasarlı olduğundan değiştirilmeli ancak yedeği halihazırda şe- hirde mevcut değil. Fransız Konsolosu, ahiren Beyrut’tan ge- çen Fransız havacılarının bırakmış oldukları dümeni, bilabedel olarak hediye etti. Fethi Bey bu dostane davranışa içtenlikle te- şekkür etti. Tayyarenin tamiratının Pazar ya da Pazartesi günü sona ereceği ve Muavenet-i Milli’nin o gün Şam’a hareket ede- ceği umuluyor. Şam, 20 Şubat: Fethi Bey’in Beyrut’ta geçirdiği kaza, Muavenet-i Milli’ye ateşli bir karşılama düzenlemeye hazırlanan Şam halkında büyük bir endişeye yol açmıştır. Adana 20. – Türk-Adjagui Derneği havacı Nuri Bey ve yolcusu Said Bey için bir öğle yemeği tertiplemiştir. Yemekte vatanperver nutuklar atılmıştır. A.O.” La Moniteur Oriental, 21 Şubat 1914 68 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare Ceyhan üzerinde iki üç tur yaptı, kasabaya bayrak attı” Tanin’in haberi şöyleydi: “Misis’ten hareket Adana, 9 Şubat — [Muhâbir-i mahsûsamızdan:] Dün bir ârızadan dolayı Misis’e indiğini yazdığım Prens Celâleddin tayyaresinin ta’mirâtını ikmâle muvafffak olduğundan bu sabah zevâlî saat sekizde Misis’den hareket ettiği telgrafla bura- ya bildirilmiştir. Nuri ve Hakkı Beyler azimetden evvel Ceyhan ahalisi nâmına birtakım telgraflar almışlardı. Telgraflarda tayyarenin tevakkuf etmezse bile hiç olmazsa kasaba üzerinden geçmesi pek ziyade recâ edilmiş olduğundan tayyarecilerimiz bunu kabûl ey- lemişlerdir. Tayyare Ceyhan kasabası üstünde iki üç tur yaptıktan ve kasaba- ya Osmanlı bayrakları attıktan sonra İskenderun-Bilan istikametinde doğruca Halep’e gidecektir. Ceyhan’dan mürûr Ceyhan, 9 Şubat (Zuhr) — [Muhâbir-i mahsûsamızdan:] Prens Celâleddin tayya- resinin Misis’e indiği burada dün haber alınınca ahali hiç olmazsa Ceyhan üze- rinden geçmeleri için cesur tayyarecilerimize telgraflar keşîde etmişlerdi. Nuri ve Hakkı Beyler arzu-yı umûmiyi is’âf lütfunda bulunduklarından saat sekizi çeyrek geçe Halep’e müteveccihen giderken kasabamızın üzerinden geçmişlerdir. Üç defa kadar kasaba üzerinde dolaştı, halk sokaklara dökülmüş, tayyarecilerimizi mü- temadiyen alkışlıyor, selamlıyordu. Kasabanın üzerinden pek alçaktan geçmiştir. Benzin bitti Halep, 9 Şubat — [Muhâbir-i mahsûsamızdan:] Bugün bütün halk Prens Celâ- leddin tayyaresine intizâr ediyordu. Maatteessüf bu intizârları boşa çıkmıştır. Her ne kadar sevgili tayyaremiz Halep’in pek yakınına kadar gelmişse de benzi- ni tükendiğinden Artah nahiyesine inmeye mecbûr olmuştur. [Artah nahiyesi, Halep sancağına mülhak Hazım kazâsına tâbi’ bir nahiye merkezidir. Halep’e yirmi- yirmi beş kilometrelik bir mesafede bulunduğuna nazaran tayyare ile ancak bir çeyrek saatlik kadar bir yol demektir. Tayyareler için en mühim me- sele demek olan benzinin tükenivermesi maatteessüf tayyaremizi Halep’e vâsıl olmaktan men etmiş demektir.]” Tanin, 23 Şubat 1914 Nuri Bey Adana’dan ayrıldı, Fethi Bey bir kazaya düçâr oldu “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” ve “Nuri Bey’e Ziyafet” başlıklı haber: “Adana 20 Şubat – Türk Ocağı bugün tayyareci Nuri ve refîki Said (?) Beyler şerefine bir ziyafet vermiştir. Ziyafette pek va- tanperverâne nutuklar îrâd edilmiştir’’ Devam haberleri de “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” başlığıyla verildi: “Adana 20 Şubat – Tayyareci Nuri Bey’le yolcusu bu sabah Ada- na’dan müfârakat etmiş ve ahâlîden bir cemm-i gafîr tarafından alkışlanmıştır. Adana 20 – Tayyareci Nuri Bey’in tayyaresinin makinesine ârız olan ufak bir sakatlık hasebiyle ta’mîrât-ı lâzimeyi icrâ için Sis’e inmek mecbûriyetinde kalmıştır. “Tayyarecilik Aleminde Rekabet” “… Beyrutluların arzularını kırmamak için orada bir iki gün fazla kalmış olan Fethi Bey, Şâm’a müteveccihen pervâz ettiği halde bir kazâya dûçâr olmuş, makinesi durmuş. Fethi Bey’in i’tidâl-i demini kaybetmeyerek tayyaresini şiddetle zemîne doğru sukut ederken nehre sevk etmek sâyesinde, zemîn ile tayyarenin müsâdeme-i şedîdesine mâni’ olmuştur…Nuri Bey yoluna devam ediyor… Fethi Bey, nehirden çıkarılan tayyare- nin ta’mîrâtına imkân bulmak için cüz’i mecrûh olan refîk-i seyâhatiyle çâr ve nâçâr, Beyrut’ta bekliyor…’’ Sabah, 22 Şubat 1914 “PRENS CELÂLEDDİN’İN BENZİNİ BİTTİ, HALEP YERİNE ARTAH’A İNDİ” Sabah / 22 Şubat 1914 “Nuri Bey’in Misis’ten Hareketi” “Adana 21 Şubat – Tayyareci Nuri Bey tayyaresinin ta’mîrâtını ikmâl eylediğinden saat sekizde Halep’e müteveccihen Misis’ten hareket eyleyecektir.” Sabah, 23 Şubat 1914 “Prens Celâleddin” “Haleb-i muhâbir-i mahsûsamızdan: Halep, 9 Şubat – Artah nahiyesine indiğini bildirdiğim Celâleddin tayyaresi için tayyareci Nuri Bey’in talep ettiği miktarda benzin bugün gönderildi. Yarın sabah erkenden yola çıkarak buraya vâsıl olacaktır. Öyle zannederim ki Nuri Bey Muâve- net-i Milliye’ye yetişmek istediği için geceyi burada geçirmek istemeyerek ba’de’z- zuhr Humus’a müteveccihen hareket etmek fikrindedir. Bugün bir zaman intizâr içinde kalmış olan halkın yarınki istikbâli pek parlak olacaktır.” Tanin, 23 Şubat 1914 70 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “(Beyrut) halk(ı) Fethi Bey’i başlarının üzerinde taşımışlar ve çiçeklerden yapılmış bir iklîl (taç) giydirmişlerdir” İkdam’ın artık klasik olan “Tayyarecilerimizin Menâkıb-ı Seyahati” başlıklı haberi, “Arabistan Matbûâtı – “Muâvenet-i Milliye”nin Ha- lep’e muvâsalatı – Merâsim-i İstikbâliye – “Enver Paşa” Tayyaresi – Halep’ten Hareket – Humus’a Muvâsalat – Humus’ta Merâsim-i İstikbâliye – Humus’tan Hareket – Beyrut’a Muvâsalat – Fevkalâde Parlak Merâsim-i İstikbâliye – Çiçekten İklîl – Fethi Bey’in Bey- rutluların Başı Üzerinde Cevelânı – Prens Celâleddin Haleb’te” ise spotlarıydı: “Dün Halep’ten, Beyrut’tan, Şam’dan, vürûd eden gazetelerin kısm-ı a’zamı en mühim sütunlarını Dersaâdet-Kahire Seyahat-i Havâiyesine hasretmişlerdir. Mezkûr gazeteler Avrupa devletleri- nin malik oldukları bunca vesâit-i harbiyeye (savaş vasatılarına) zamîmeten (ek olarak) bir de havâî filolar tesisi hakkında gös- terdikleri faaliyetin ne derece şâyân-ı ibret ve intibah olduğunu delâil ve berâhîniyle (dellileri ve burhanlarıyla) beyan ve izah ile memleketimizde de tayyareciliğin tesis ve terakkisi hissinin uyanması ve bu hissin pek az bir zamanda fiiliyâta münkalib (dö- nüşmüş) olup semerâtının (meyvelerinin) iktitâf edilmesi şâyân-ı iftihar ve mübâhât olduğunu ilave ediyorlar. [..]” Muâvenet-i Milliye Halep’e muvâsalat (Cuma Ba’de’z-uhr Saat 5) “Şehr-i Kânûnusâni’nin otuz birinci Cuma günü Adana vilâyetin- den Halep vilâyetine keşîde olunan bir telgrafta Muâvenet-i Milli- ye tayyaresinin yevm-i mezkûrda ba’de’z zuhr saat üç raddelerin- de Adana’dan Halep’e müteveccihen tayerân eylediği bildirilmişti. Derhal keyfiyet münâdîler vasıtasıyla ahaliye tebliğ ve i’lân edil- miş ve tayyarenin nüzûlüne kasabanın haricindeki Sebil Meydanı tahsis olunmuştur. Münâdîlerin sesini işiten ve esasen tayyareyi görmek için pek azîm bir iştiyak ile mütehassis olan halk, önlerin- de vâli-i vilâyet ve ile birçok memurîn-i mülkiye ve askeriye bu- lunduğu halde mezkûr meydana giderek sabırsızlıkla tayyarenin vürûduna intizar etmeğe başlamışlardır. Saat beş raddelerinde Muâvenet-i Milliye; ufukta görülünce halkın nidâ-yı meserretleri ayyuka çıkmış ve alkışlar uzun müddet pek hâr ve samimi bir sû- rette temâdî eylemiştir. Tayyare yavaş yavaş yere inerek ihtirâmât ve ta’zîmât-ı fevkalâde ile istikbâl olunmuştur. O gün akşamüzeri Dâire-i Belediye tarafından Baron Oteli’nde cesur ve kahraman tayyarecilerimizin şerefine gayet mutantan bir ziyafet keşîde olunmuş ve bu ziyafette vâli-i vilâyet ve erkân-ı hükümetle memleketin vücûh ve eşrâfından bir hayli zevât hazır bulunmuştur. Ertesi gün (Cumartesi 1 Şubat) ikindiye doğru “Muâvenet-i Mil- liye” Sebil sahasından yine birçok müteferricînin (gezmeye çıkan- ların) alkışları arasında iki defa su’ûd ederek (havalanarak) şeh- rin üstünde bir manevra yapmış ve şehir dahilindeki bilumum emâkinin (yerlerin) damlarında içtima eden (toplanan) halkın son derece takdir ve tahsinlerine (aferinlerine) mazhar olmuştur.” “Enver Paşa” Tayyaresi Mezkur tayrânlardan evvel yani öğle vakti dâire-i askeriyede tay- yareci Fethi ve Sadık Beylerin şereflerine pek mükemmel bir ziya- fet verilmiştir. Heyet-i askeriye bu ziyafet esnasında “Enver Paşa” tesmiye olunmak üzere bir tayyare iştirâsını taahhüt etmişlerdir.” Halep’ten hareket (Pazar Kablez’z-zuhr Saat 9) “Pazar günü (2 Şubat) Muâvenet-i Milliye kable’z-zuhr saat dokuz raddelerinde muvâsalatında olunduğu gibi halkın birçok alkışları ve selamet ve muvaffakiyet temennileri arasında mezkûr mey- danda tayerân etmiş ve şehrin üzerinde bir devr yaparak büyük cami-i şerif ve daire-i hükümetle askerî kışlasına birer Osmanlı bayrağı atıp Humus’a müteveccihen yolunda devam etmiştir.” Humus’a muvâsalat (Pazar Kable’z-zuhr Saat 10 Dakika 30) “Muâvenet-i Milliye” tayyaresinin Pazar günü sabahleyin Ha- lep’ten Humus’a müteveccihen tayerân edeceğini cumartesi akşamından beri Halep’ten vârid olan haberlerle iştibşâr eden Humus ahalisi gece sabaha kadar içtimalar akdiyle müzâkerâtta bulunarak muhterem tayyarecilerimizi ne sûretle i’zâz ve ikrâm edeceklerini kararlaştırmakla meşgul olmuşlardır. Ertesi gün gü- neş doğar doğmaz bütün halk hükümetçe tayyarenin nüzûlüne tahsis olunan sahaya dolmuş ve öğleden evvel saat on buçuk rad- delerinde ufukta gözüken tayyareyi fevkalâde bir hiss-i hürmet ve muhabbetle alkışlamış ve aheste aheste nüzûle başlayan tayyare- ci Fethi ve refîk-i muhteremi Sadık Beyler ta’zîmât-ı mâlânihâye (nihayetsiz saygı ve yüceltme) ile istikbâl edilmiştir. Mûmailey- hümânın şerefine tertip olunan ziyafet esnâsında Humuslular Ordu-yu Osmânî’ye (Humus) tesmiye olunmak üzere bir tayyare ihdâsını taahhüt etmişlerdir.” Humus’tan hareket (Pazar Ba’de’z-zuhr Saat 2 Dakika 15) “Ziyafetin hitâmını müteâkip, henüz tayerân sahasından ayrılma- yan halk öğleden sonra saat ikiyi çâr-ı yek geçe Beyrut’a mütevec- cihen tayerân eden muhterem tayyarecilerimizi, muvâsalatında olduğu gibi fevkalâde parlak bir sûrette teşyî’ etmişlerdir. Esnâ-yı tayerânda (uçuş esnasında) Sadık Bey ellerindeki Osmanlı bayra- ğını sallamakta ve ahaliye beyân-ı teşekkür etmekte idi.” Beyrut’a muvâsalat (Pazar Saat 4 Dakika 30) “Beyrut vilayetinin Pazar günü öğleden sonra Humus’tan telak- kî eylediği telgrafta cesaret ve kahramanlıklarıyla Osmanlıların yüzünü ağartan tayyareci Fethi ve Sadık Beylerin süvâr oldukları Muâvenet-i Milliye tayyaresinin Humus’tan Beyrut’a mütevec- cihen tayerân eylediğinin bildirilmesi ve zaten o gün, memleket halkınca sık sık gelen telgrafların verdikleri ma’lûmâta nazaran (Muâvenet-i Milliye)nin her halde akşama doğru Beyrut’a muvâ- salat edeceğine dair kanaat mevcut olması ve Hükümet tarafın- dan da Osmanlı tayyaresinin zaman-ı muvâsalatını ahaliye tebşîr (müjdelemek) için münâdîler (tellallar) çıkarılması şehr-i Şu- batın ikinci Pazar gününü Beyrut şehrinde Osmanlılar için bir ‘îd-i millî (milli bir bayram) ve bir rûz-ı server haline getirmiştir. Sabahtan beri bilâ-istisna tekmîl-i halk en yeni libaslarını giymiş oldukları ve yüzlerinde alâim-i sürûr ve şâdumânî meşhûd bu- lunduğu halde reis-i Beyrut’ta (Şuran) mahallesindeki sahaya fevç fevç gitmeye başlamışlardır. Saat iki olunca (Şuran), (Ruşa) ve (Minare) meydanlıkları şimdiye kadar emsâli kat’iyen görülme- miş sûrette halk ile dolmuştur. Hele yollar araba ve otomobillerin geçilemeyecek bir hale gelmiştir. Saat dört olunca artık (re’s-i Bey- rut’un) her tarafı bir tek ferdin geçemeyeceği bir hal kesbetmiştir. Ahalinin önünde vâli-i vilâyet, merkez kumandanı, konsoloslar, erkân-ı hükümet, ümerâ-yı askeriye ve birer bando ve mızıka ile birlikte bilumûm mekâtib (okullar) talebesi hazır bulunuyorlardı. O sırada Cebel-i Lübnan Mutasarrıfı da yetişerek heyet-i istikbâ- liyeye iltihak etmiştir (karşılama heyetine katılmıştır). Bu esnada tayyare şark-ı şimâlî cihetinden gözükünce ahali kâmi- len heyecan ve galeyana gelerek alkışlara başlamışlardır. Tayyare askerî kışlası üzerinde bir cevelân yaparak bir Osmanlı bayrağı attıktan sonra re’s-i Beyrut’a tevcîh-i istikametle Karan- tina Meydanına inmiştir. Oraya giden Jandarma Kumandanı ta- rafından Fethi Bey’e vâki’ olan ricâ ve teklif üzerine Muâvenet-i Milliye tekrar tayerân ederek halkın bulunduğu meydana gelmiş ve üstlerinde mütemâdî alkış arasında bir cevelân yaparak aheste aheste yere inmiştir. Cesur tayyarecileri görmek için halkın gösterdiği tehâlük (coşku) pek fahr-âverdir, halk Fethi Bey’i başlarının üzerinde taşımışlar ve çiçeklerden yapılmış bir iklîl (taç) giydirmişlerdir. Bu sırada Vâli Bey Fethi ve refîki Sadık Beylere takarrup ederek her ikisi- ni kucaklamış ve sâlimen muvâsalatlarını tebrik eylemiştir. Ahali nâmına da beyân-ı hoş-âmedîyi ve ahalinin Beyrut nâmına bir tayyare iştirâsı teşvikini mutazammın bir nutuk îrâd olunduktan sonra Fethi ve Sadık Beyler (Basol) Oteli’ne nâzil olmuşlardır. Pazartesi günü vâli-i vilâyet tarafından daire-i hükümette kahra- man tayyarecilerimizin şerefine bir çay ziyafeti verilmiş ve Vâr- dânî ( Beyrut) tayyaresine mahsus olmak üzere piyango biletleri tertîb ve tab’ olunmuştur (düzenlenip basılmıştır).” İkdam, 23 Şubat 1914 “Muâvenet-i Milliye; ufukta görülünce halkın SEVİNÇ NİDÂLARI ayyÛka çıkmış ve alkışlar uzun müddet SÜRMÜŞTÜR” İkdam / 23 Şubat 1914 72 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Halkı heyecanlandıracak yeni gelişmelerin olmaması sebebiyle iç sayfadaki yerini koruyan hava seyahati haberlerinin 24 Şubat tarihli Tasfir-i Efkâr’da “İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesi” manşeti altında üç alt başlığı vardı: “Nuri Bey dün muvaffakiyetle Halep’e muvâsalat eylemiştir. Fethi Bey el’ân Beyrut’da tayyaresinin ta’miriyle meşguldür. Mısırlı kardeşlerimiz cesur tayyarecilerimizi istikbâle büyük bir şevk ile çalışıyorlar.” “Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Halep, 10 Şubat Saat 1,5 — Dün büyük bir intizâr ve iştiyâk- la beklenilen Prens Celâleddin tayyaresinin Bilân Dağlarında vizân olan (esen) şiddetli rüzgârlar dolayısıyla fazla yol kaybe- derek benzini tükendiğini ve Artah’a nüzûle mecbûr kaldığını yazmıştım. Mûmâileyh (anılan kişi) hemen yola çıkarılan ben- zini dün akşam geç vakit aldığı cihetle bugün mahall-i mezkû- reden tayerân etmiş ve vasatî dokuz buçukta şehir ve kal’a üze- rinde müteaddid devreler (turlar) icrâsından sonra azîm bir halkın alkış tufanları arasında Sebil mevkiine nâzil olmuştur. Sebil ve havalisinden cidden misli nâ-mesbûk bir kalabalık var- dı. Vali ve Kumandan ile erkân ve ümerâ-yı askeriye ve mülki- ye, zabitân, eşrâf, ecnebiler kâmilen hazır bulunuyor ve cesur tayyarecilerimizi kemâl-i meserretle alkışlıyorlardı. Şehirde bir bayram hayatı hükümrandır. Tayyarecilerimiz kemâl-i afiyet ve sıhhatdedirler. Seyahatlerinin muvaffakiyetle neticeleneğinden emîn görünüyorlar. Gündüz tayyarecimizin şerefine yüz elli ki- şilik mutantan ve parlak bir ziyafet verilecek ve tayyarecilerimiz yarın Şam’a hareket edeceklerdir. Ahali büyük bir galeyan ile tayyare iânesi i’tâsına şitâbân oluyor. Rahmi Fethi Bey Atlatmış olduğu mühim kazâ hakkında vakit ve zamanıyla taf- silât verdiğimiz Fethi ve Sadık Beyler el’ân Beyrut’da tayyare- lerini ta’mir ile meşgul bulunmaktadırlar. Dün ta’mirinin ne derecede ilerlediğine ve seyahate ne zaman devam mümkün olabileceğine dair telgrafla ma’lûmât göndermesini Beyrut muhâbirimize yazdık. Geç vakit mûmâileyhden cevap alırsak son havâdis kısmımıza derç edeceğimiz tabiîdir. [...] Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a Port Said 9 Şubat, Saat 11 — Tayyarecilerimizi istikbâl için terti- bât ve ihzârât-ı mahsûsada bulunmak üzere Port Said muhafızı, İngiliz Miralayı, Binbaşı Bahaeddin Bey ve polis dâiresi reisi ve eşrâftan mürekkep bir heyet teşkil olunmuştur. Bu heyet şim- diden çadırlar rekz ettirmekte (diktirmekte), davet mahallinin tefrîş ve tezyînine ve husûsât-ı sâireye itina eylemektedir. Tay- yareler için icap eden levazımât ve mesârifâtın kâmilen Hidv-i Mısır tarafından derûhte edildiğini de haber aldım. Otuz saatte Ariş’e yetiştirilmek üzere hecin develerine irkâben (yüklenerek) bir hayli sandık benzin ve yağ yola çıkarılmıştır. Necdet” Tasfir-i Efkâr, 24 Şubat 1914 PRENS CELÂLEDDİN ŞİDDETLİ RÜZGÂRA RAĞMEN HALEP’E ULAŞTI Tasfir-i Efkâr / 24 Şubat 1914 “Celâleddin tayyaresi sabah saat dokuz buçukta sâlimen Halep’e muvâsalat eylemiştir” “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” daimi başlığı altındaki haber: “Halep 10 Şubat – Havanın gayet rüzgârlı ve rüzgârın cihet-i harekete mukâbil vezân olmasına (es- mesine) rağmen fedakâr ve cesur tayyarecilerini hâmilen bu sabah saat dokuz buçukta sâlimen Halep’e muvâsalat eylemiştir. Şereflerine gündüz mahfil-i askeriyede bir ziyafet verileceği gibi bu akşam için de belediye tarafından yüz elli kişilik bir ziyafet tertip olunmuştur. Umûm ahâlîde hasıl olan hiss-i meserret gayr-ı kâbil-i tasvirdir.” Sabah, 24 Şubat 1914 “Prens Celâleddin tayyaresi şedîd rüzgara rağmen binlerce ahalinin ateşli heyecanları içinde Halep’e vasıl oldu” “İstanbul-Kahire Seyahati” başlıklı devam ha- berlerinin bugünkü konusu “Prens Celâleddin’in Halep’e muvâsalatı – Beyrut’da tayyare günleri” idi: “Halep muhâbir-i mahsûsamızdan: Halep, 10 Şubat [Zuhr/Öğle] — Dün benzini bit- tiğinden dolayı Artah karyesine inmeye mec- bûr olduğunu ve buradan benzin gönderildiğini iş’âr ettiğim Prens Celâleddin tayyaresi bugün saat dokuzu kırk geçe muhâlif ve şedîd bir rüz- gâra rağmen binlerce ahalinin ateşli heyecanları içinde buraya vâsıl oldu. Cesur tayyarecilerimi- ze karşı Halep’in göstermiş olduğu hiss-i istik- bâl her türlü tasvirin fevkindedir. Halep ikinci bayramını tes’îd ediyor. Tayyarecilerimiz bir müddet istirahatinden sonra şimdi askeri mah- filinde şereflerine keşîde edilen öğle ziyafetinde hazır bulunmak üzere mahfile gittiler. Bu akşam da Mekteb-i Sultanî’de Belediye tarafından yine şereflerine yüz elli kişilik mutantan bir ziyafet keşîde edilecektir. Tayyarecilerimiz yarın hava müsâid olursa sabahleyin saat sekizde Şam’a müteveccihen buradan mufârakat edeceklerdir. [Muhâbir-i mahsûsamız Prens Celâleddin tay- yaresinin bugün içinde hava müsâid olduğu taktirde Şam’a müteveccihen hareket edeceği- ni bildiriyor. Muâvenet-i Milliye’nin takip etti- ği hatt-ı seyahate göre Humus’a gitmeleri icap ediyordu. Biz muhâbirimizin sıhhat-i istihba- ratından emin isek de aradaki şu mübâyeneti de kaydetmeden geçemedik. İhtimal Nuri Bey evvela Şam’a, sonra da Humus’a ya Beyrut’a git- meyi tasavvur etmiştir ki bunun esbâbını anla- mak burada kâbil olamaz. Eğer Nuri Bey Ha- lep’ten doğruca Şam’a gidecek olursa bu seyahat esnâsında en uzun merhaleyi kendisi kat’ etmiş olacaktır. Halep ile Şam arasındaki mesafe 300 kilometre kadardır.] Muâvenet-i Milliye Muâvenet-i Milliye elyevm Beyrut’da bulunu- yor. Dün de geç vakte kadar muhâbir-i mahsû- samızdan hiçbir telgraf alamadığımıza nazaran henüz Fethi Bey’in tayyaresindeki ta’mirât ik- mâl edemediği anlaşılmaktadır. “Kudüs Belediyesi’nden 100 Lira Ödül” “Kudüs’te istikbâl Biri birini müteâkiben Yafa ve Kudüs’e gelen iki Fransız tayyaresini temaşa eden ahali de bir Os- manlı tayyaresine görmek için hasıl olan arzu ve iştiyâkın şükrane-i tatyîbi olmak üzere Kudüs-i Şerif Belediyesi, ilk defa gelecek Osmanlı tay- yaresi yüz lira mükâfat i’tâsına karar vermiştir.” Tanin, 24 Şubat 1914 74 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Şimdi alınan bir haberde tayyarenin Ebu Zuhûr Şimendüfer Mevkıfine nâzil olduğu anlaşılmıştır” “Nuri ve Hakkı Beyler” alt başlıklı haber şöyleydi: “Nuri ve Hakkı Beylerin süvâri olduğu tayyare, evvelki gün saat üçte Halep’ten ayrılmıştı. Halep’ten infikâk haberini veren muhâbir-i mahsûsamızın telgrafı –ki numarası 3231’dir- Şam’a tevcîh-i hareket eylediğini gösteriyordu. Zaten ondan bir gün evvel gelen 32194 numaralı telgrafta Nuri Bey’in havayı müsâid bulunduğu taktirde Şam’a gideceğini yazıyordu, ki iki telgraf haberi biri birini müeyyed (teyit eder) idi. Halbuki dün sabah matbaamızda bulduğumuz telgraf tayyarenin (Hama)ya vüsul maksadıyla tahrik edildiğini göster- miştir ki evvelki haberin ancak bir sehv-i tahrîr neticesi olduğuna hükmedilebilir. Nuri ve Hakkı Beyler bu anda, ıstırârî (mecbûrî) bir sukut ile sektedâr olan bir hamle-i seyahatten sonra (Hama)ya vâsıl olmuş bulunuyorlar. Aldığımız telgrafları sırasıyla derç ediyoruz: Hama’da İntizar Hama,12 Şubat [Sabah saat 7] — Nuri ve Hakkı Beylerin tayyaresi bu saate kadar buraya vâsıl olmadığı gibi nereye indiğine dair bir haber alınamamıştır. Resmî ve gayr-i resmî istıtlââte (öğrenmeye çalışmaya) rağmen şâfî (kifayet eden) bir haber alınamamıştır. Muhaberât cere- yan ediyor, neticesini bildiririm. Tayyare nerede? Şam, 12 Şubat [Saat 12] — Halep’ten dün akşam gelen bir telgraf Nuri ve Hakkı Beylerin Hama’ya müteveccihen uçtukları ve bugün de öğ- leye doğru ve Humus üzerinden buraya geleceklerini tebşîr etmekte idi. Tayyare bu dakikaya kadar gözükmedi. Halep’ten verilen cevaba nazaran tayyare hareketinden bir saat sonra Halep’e 60 kilometre ka- dar uzak olan Ebu’z-Zuhûr (Ebu Zuhûr) istasyonundan görülmüşse de ondan sonra nereye gittiği anlaşılamamıştır. Buradan da mülhaka- ta (bağlı yerlere) Hükûmetçe teblîgatta bulunuldu. Şam bir heyecan içinde ikinci misafirlerine intizâr etmektedir. Tayyare bulundu Halep, 12 [Saat 4] — Nuri ve Sadık Beylerin süvâri olduğu tayyarenin Hama’ya vâsıl olmadığı anlaşılması üzerine buraca ta’kibâta, tahar- riyâta başlanılmış idi. Şimdi alınan bir haberde tayyarenin Ebu Zuhûr Şimendüfer Mevkıfine -bu mevkıf buraya 60 kilometre mesafede kâindir – üç saat kadar şarkında nâzil olduğu anlaşılmıştır. Ma’lûmât-ı mütemmimize göre tayyare havanın şiddetine mukâvemet edememiş ve bu şiddet-i hava neticesinde nüzûle mecbûr olmuştur. Tayyaredeki sakatlık kâbil-i ta’mir olmakla beraber tayyarenin şimendüfere bi’l- irkâp (binerek) Hama’ya götürüldüğü de bildirilmektedir. *** Fethi ve Sadık Beyler Fethi Beyi’n, dün gece geç vakte kadar, Şam’dan ayrıldığına dair bir haber vârid olmamıştır. Mûmaileyh, Nuri Bey’e Şam’da intizâr edeceği ümîd olunabilir.” Tanin , 26 Şubat 1914 Fethi Bey Beyrut’tan Şam’a 45 dakikada ulaştı “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye”de yeni bir haber: “Fethi Bey’den Osmanlı Ajansı’na vârid olan telgrafnâmedir: Şam 24 Şubat – Beyrut’tan dokuz buçukta hareket ve onu çey- rek geçe Şam’a muvâsalat eyledik.’ Fethi Fethi ve Sadık Beyler “Suriye 11 Şubat – Fethi ve Sadık Beylerin süvâr oldukları tay- yare bugün zevâlî saat on buçukta yüz bine karîb ahalinin hâr ve samîmi alkışları arasında Şam’da Sultan Selim Tekkesi civâ- rında Mürce Meydanı’na nâzil olmuştur.’’ Halep’ten Hareket “Halep 11 Şubat – Bil-umûm Halep ahalisinin hâr ve samîmi alkışları arasında Nuri Bey’in râkip bulunduğu tayyare bugün üçü on dakika geçerek Hama’ya müteveccihen tayerân eyle- miştir. Tayyareciler yarın ale’s-sabah Humus’a ve öğleye doğru Şam’a muvâsalatı ümit ediyorlar. Bu havâliye iki Osmanlı tay- yaresinin vürûdu her türlü tahminin ve tasavvurların fevkinde hüsn-i tesir hasıl etmiştir.’’ Muhâlefet-i Havadan Dolayı “Halep Vilâyeti’nden 12 Şubat tarihiyle Dahiliye Nezâreti’ne vürûd telgrafnâmeler: “Dün Hama’ya müteveccihen hareketi arz olunan Nuri Bey’in tayyaresi ne dün ve ne de bugün vakt-i zuhra kadar Hama’ya vâ- sıl olmamıştır. Tayyare hareketinden bir saat sonra Halep’e alt- mış kilometre mesafede vâki’ Ebu’z-Zuhûr İstasyonu’ndan gö- rülmüş ise de ondan sonra bir yerden meşhûd olmadığı bu gece icrâ edilen tahkîkât ve muhâbereden anlaşılmıştır. Tayyarenin yolunu şaşırarak Ma’re, İdlib ve Cisr kazâları dâhiline inmesi ihtimâline binâen oralardan icrâ olunan tahkîkât da maattees- süf bir netice-yi müfîd olamamıştır. İcap eden yerlere, her tarafa jandarma çıkarılarak taharriyât icrâsı için teblîgat îfâ olundu. Alınacak ma’lûmâtın dakikasında arzı tabîîdir. Kezâ bugünkü telgrafnâmeye zeyldir: Nuri Bey’in tayyaresi Ebu’z-Zuhûr İstasyonu’nun şarkında, havanın şiddetinden, üç saat bir mesafede nâzil olarak bugün şimedüferle Hama’ya git- tikleri ve tayyarede bazı mertebe sakatlık olduğu şimdi haber alınmıştır. Alınacak ma’lûmât-ı mütemmime (tamamlayıcı bil- gi) arz olunur.” Sabah, 26 Şubat 1914 “TAYYARECİLERİ ŞAM’DA 100 BİN KİŞİ KARŞILADI” Sabah / 26 Şubat 1914 76 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Nuri ve Hakkı Beyler Hama’da” “Nuri ve Hakkı Beylerin râkip oldukları tayyarede âriz olan sa- katlık üzerine Ebu’z-Zuhûr Şimedüfer Mevkıfinin üç saat ka- dar şarkında nâzil olduğu ve tayyarenin şimedüfere bi’l-irkâp (bindirilerek) Hama’ya götürüldüğü dünkü nüshamızdaki muhâbir-i mahsûsumuzun telgrafnâmesinde yazılmış idi. Mû- maileyhümanın Hama’ya muvâsalatları hakkında muhâbir-i mahsûsamızdan dün gece aldığımız berveçh-i âti telgrafnâme- ye nazaran mûmaileyhimin Hama’ya tayyare ile muvâsalat ey- ledikleri anlaşılıyor: Hama, 13 Şubat (saat 7,30) Tayyareci Nuri ve refîki Hakkı Bey- ler sakatlanan pervanenin yerine ihtiyaten yanlarında bulunan diğer pervaneyi takarak bugün akşam üstü buraya muvâsalat eylemişler ve kendileri fevkalâde bir sûrette istikbâl edilmişler- dir. Mûmâileyhüma yarın Şam’a müteveccihen hareket edecek- lerdir. Nuri Bey yedek bir pervanenin Beyrut’a gönderilmesini İstanbul’dan talep eylemiştir.” Nuri Bey Dımeşk [Şam], 26 – Tayyareci Nuri Bey vâsıl olmuştur.” Tanin, 27 Şubat 1914 Nuri Bey Şam’da Son Haberler kısmında yine klasik “Ayastefanos’tan İskenderiye’ye” başlığı ve şu önemli önemli gelişme verilir: “Şam 26 Şubat – Tayyareci Nuri Bey şehrimize muvâsalat etmiştir.’’ Sabah, 27 Şubat 1914 Gösteri uçuşunu seyretmek için 150 bin kişi toplandı Tanin’in değişmez “İstanbul-Kahire Seyahati” başlığının spotu ise “Fethi ve Sadık Beylere ve Şam’da ihtirâmât – Mehmed Ali Pa- şa’nın tayerânı” idi. Haber şöyleydi: “Şam muhâbir-i mahsûsamızdan: Şam, 13 Şubat — Şam sekenesi iki gündür pek ateşîn bir heyecan-ı meserret içinde yaşıyor. Halk misafirleri bulunan cesur tayyarecilerimizi nasıl i’zâz edeceğini (ağırlayacağını) tayinde adeta mütehayyir (şaşırmış) kalmıştır. Misafirlerimiz a’yândan Abdurrahman Bey’in konaklarına nâzil olmuşlardı. Dün Makamat-ı Mübarekeyi ziyarete gittiler. Yollardan geçerken ahali kendilerini mütemadiyen alkışlıyordu. Öğle taamını askeri kulübünde tenavül eylediler. Sonra İttihat ve Terakki Kulübü’nde şereflerine keşîde edilen mükellef ve mutantan ziyafette hazır bulundular. Esnâ-yi taamda Osmanlılığın şân ve şerefi nâmına Arapça ve Türkçe ateşîn nutuklar irâd edilmiştir. Akşam üzeri belediye dairesinde verilen umûmi ziyafette belediye (Dimeşk) nâmıyla bir tayyare alınarak orduya hediye edilmesini taahhüd edildiği gibi muhterem tayyarecilerimize kıymetdar birer kılınç da ihdâ olunmuştur. Belediyeden sonra Nadi el-Terakki Kulübünde yine Fethi ve Sadık Beylerin şerefine ihzâr olunan (hazırlanan) büfeye gidildi. Burada da ekseri konsoloslar hazır bulunuyordu. Yine birçok nutuklar irâd ve tayyarecilerimiz tebcîl edilmişlerdir. Bugün kable’z-zuhr saat onu çeyrek kala Kolordu Kumandanı Mehmed Ali Paşa Hazretleri tayyareci Fethi Bey ile tayerân ede- rek memleket üzerinde uzun bir cevelân yapmıştır. Tayyarenin havalandığı Vece? Çayırında tayyareci ile kumandanı alkışlamak üzere hemen hemen yüz elli bin kişi toplanmıştır. Bundan dolayı Fethi Bey tayyareyi, bir kazâ vukûuna mahal kalmamak üzere, Meze Ovasına indirmiştir. Şam üç gündür pek tatlı bir tayyare bayramı yaşıyor. Yarın yolcularımız tulû’-ı şems (güneşin doğu- şu) ile beraber Kudüs’e müteveccihen yola çıkacaklardır.” *** Mısır’daki Hazırlıklar “Osmanlı tayyarelerini istikbâl için zât-ı Hidivînin himayesi ve Prens Aziz Hasan Paşa’nın riyâseti altında müteşekkil hey’et, ahiren Adlî Yeken, Hüseyin Vasıf, Muhammed İzzet, Muham- med Yeken, Ömer Sultan, Mithat Yeken, Seyfullah El-Seyri Pa- şalarla Seyyid Kâmil, Mithat Sami, Muhammed Fehmi, Ahmet Hayri, Habip Lütfullah, Mişel Lütfullah, Erhim Ratip, Abdullah Talat, Doktor Faris Nemer, Cebrail Takla, Ahmet Lütfi es-Seyid, Ebu Şâdi, Muhammed es-Senebavî, Muhammed Vehbi Kesbiye, Celâleddin Mahmud, Mustafa Reşid, Muhammed Şekib, Mu- harrem Rüstem, Doktor Behçet Vehbi, Mahmud Fehmi Hüse- yin Beyler ve Emin er-Râfiî, es-Seyid Emin, Abdulmelik Hamza Efendiler ve sâire hazır oldukları halde akd-i ictimâ’ etmiş ve istikbâl ve ihtifâl programını bervech-i âti tertip eylemiştir: Osmanlı tayyareleri Kahire’ye muvâsalat edince Helipolis’te ta- yerân meydanına nâzil olacaklar ve Mısır’da kalacakları müd- detçe ihtifâl heyetinin misafir-i hâss-ül-hâss olarak Helipolis Palas Oteli’nde ikamet edeceklerdir. Muvâsalatları günü mezkûr otelde Prens Aziz Hasan Paşa tara- fından şereflerine mutantan bir ziyafet keşîde olunacak ve öğle taamı burada tenavül edileceği gibi ziyafette heyetin resi ve aza- ları ve Kahire muhafızı hazır bulanacaklardır. O gün öğleden sonra Osmanlı tayyarecileri Prens Aziz Hasan Paşa tarafından El-Kubbe Sarayında Hidiv Hazretlerine takdim olunacaklardır. Ertesi gün misafirler öğle taamını Saray-ı Hidivî’de ve akşam taamını da Osmanlı Komiserlik Dairesinde tenâvül edecekler- dir. Her iki ziyafette tayyarecilerle birlikte ihtifâl heyeti azasıyla heyet-i nüzzâr ve nezâret vekilleri dahi davet olunacaklardır. Üçüncü günü muhterem misafirler öğle taamını (yemeğini) Mehmed Ali Kulübünde tenâvül edeceklerdir (yiyeceklerdir). Akşam üzeri de şereflerine Kontinal Otelinde umûmi bir ziya- fet keşîde olunacaktır ki bu ziyafete sûret-i mahsûsada med’uvv olanlardan (davet edilenlerden) gayri arzu edenler yirmi beşer kuruş mukâbilinde iştirâk edebileceklerdir. Dördüncü günü tayyareciler Kahire ve havalisinde tenezzühe çıkacaklardır. Beşinci günü İskenderiye’ye müteveccihen Kahire’den mufâra- kat edecekler ve hareketlerinden evvel Muhammed Yeken Paşa tarafından keşîde olunacak bir ziyafette hazır bulunacaklardır. İskenderiye’ye muvâsalatlarının birinci günü öğle vakti mahallî daire-i belediyesi tarafından sûret-i mahsûsada bir ziyafet keşî- de olunacak ve akşam vakti de Mısır’daki gibi med’uvvinden başka yirmi beşer kuruş mukâbilinde arzu edenler iştirâk et- mek üzere umûmi bir ziyafet tertip edilecektir. İkinci günü Osmanlı tayyarecileri Dersaadet’e avdet etmek üze- re vapura râkip olacaklardır.” Tanin, 27 Şubat 1914 “Nuri Bey yedek bir pervanenin Beyrut’a gönderilmesini İstanbul’dan talep eylemiştir” Tanin / 27 Şubat 1914 78 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyarecilerimiz Şamlıların istekle- ri üzerine bugünü şehirde geçiriyor” Uzun süre birinci sayfadan tayyareciler hakkında haber giremeyen Tasfir-i Ef- kâr, Halep’ten ulaşan yeni fotoğrafları yayınlayarak, son safha hakkında bilgi veriyordu. “Tayyarecilerimizin Âfâk-ı Mülkte Cevelânları İntibaâtından” baş- lığıyla verdiği haberin fotoğraf altında ise şunlar yazıyordu: “Fethi Bey Halep’te / [Üstte] Halep Fransız Konsolosu Fethi Bey’in tayya- resini ziyaret ederken (Fransız Kon- solosu zâid işaretiyle gösterilmiştir.) / [Altta] Fethi ve Sadık Beyler Halep Heyet-i Askeriyesiyle birlikte (1 Fethi Bey, 2 Sadık Bey) / Halep muhâbirimi- zin sûret-i mahsûsada alıp gönderdiği resimler.” Tasfir-i Efkâr, 27 Şubat 1914 Bir yalan haber kaosu Bir yalan haber, ortalığı birbirine kattı. İstanbul gazetelerini faka bastıran bu haber, Fethi ve Nuri Bey, Şam’da birleştiğini bildiriyor, hatta iki tayyarenin pilotlarının bir araya gelip sarıldıklarını bile aktarıyordu. Gazeteler birbirini atlatma gayreti içinde iken çok kötü bir şekilde oyuna gelmişlerdi. Henüz bunun farkında olmadan gece haberleri kıs- mına son saat haberi olarak giren gelişme (!) şöyle duyurulmuştu: “Tayyarecilerimiz Birleşti” “Kısm-ı mahsûsumuzda muhâbir-i mahsûsumuzdan aldığımız telgrafa atfen tayya- resini tamir eden Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin yeniden uçtuklarını yazmıştık. Dün gece yarısına doğru aldığımız haberler Nuri ve refîki İsmail Hakkı Beylerin de Şam’a muvâsalat ve el’ân orada bulunmakta olan Fethi Bey’e iltihak eylediklerini tebşîr ediyor. Şu halde eğer Nuri Bey Beyrut seyahatinden sarf-ı nazar edecek olursa iki tayyarecimiz birlikte Mısır yolunu tutacaklar demek olur ki bizde kendilerine, bu münasebetle bir daha temenni-i muvaffakıyet eyleriz [...]” Tasfir-i Efkâr, 27 Şubat 1914 ‘Tayyarenin indiği alana Fethi Bey adı verilsin’ teklifi “Tayyarecilerimiz” başlıklı haberin alt baş- lığı “Beyrut’da Fethi Bey Sahası” şeklindey- di: “Fethi Bey tayyaresinin Beyrut’da nâzil ol- duğu mevkiin “Fethi Bey Sahası” nâmıyla tevsîm edilmiş [edilmesi] Beyrutlulardan bazıları tarafından teklif edilmiş ve ilk defa olarak Beyrut afâkında tayyare müşâhede edilen bugünün teyid-i hatırasına vesile olan bu teklifin, Vâli-i Vilayet ile belediye azasının intizâr-ı dikkat ve teâmüllerine arz olunmuş olduğu Beyrut gazetelerinde okunmuştur. Beyrut’da Tayyare iştirâsı “Beyrut” nâmıyla nâmıyla bir tayyare iş- tirâsı için Beyrut’da bir piyango tertip edil- miştir. Piyangoda bin bilet mevcûd olup her birinin fiyatı bir mecidiyedir. Piyango hasılâtı Bank-ı Osmani’ye teslim edilecek ve Vâli-i Vilayet Bekir Sami Bey’in nezâre- ti altında belediye dairesinde biletler çeki- lecektir. Her cihetçe faideli olan bu meşrûa ahalinin kemâl-i tehâlike şitâb etmekte ol- duklarını görmekle mesrûruz. Her tarafta müşâhede edilen bu tezahürâtın devamı takdirinde bir değil, birkaç tayyarenin iş- tirâ edileceği ümit olunmaktadır. [Er-Re’yü’l-Âmm]” Peyam, 28 Şubat 1914 FETHİ VE SADIK BEYLERİN HALEP’TEN İLK RESİMLERİ... Peyam / 28 Şubat 1914 Fethi ve Nuri Beyler buluşuyor haberine düzeltme “Nuri Bey [...] Filhakîka evvelki gece pek geç vakit almış olduğumuz imzasız bir telgraf Nuri Bey’in Şam’a muavasalatını ihbar eyliyordu. Telgrafın im- zasız olmasını muhâbirimizin isti’câl (acele etmek) ile imza koymağı unutmasına haml etmekle beraber yine kârîlerimize mevsûk bir haber vermek için Şam muhâbirimize bir istifsâr (soruşturma) telgrafı daha çekmiş ve imzasız aldığımız haberi, ma’rûz telgrafımızın cevabına in- tizâren te’hire karar vermiştik. Ancak dün intişâr eden refîklerimizin kâffesinde görüldüğü veçhile (Osmanlı Ajansı) Nuri Bey’in Şam’a vâsıl olduğunu pek kat’î bir tarz-i ifade ile bize te’yîd ve tekrîr eylediği ve telgrafımızın -vaktin pek geç olmasına mebni- cevabı da tabiî teahhur ettiği (geciktiği) için artık işin içinde bu derece büyük bir yanlışlık olamayacağını hükmederek son saat kısmımıza Nuri Bey’in de Şam’a vâsıl olduğu haberi derç etmeğe mecbûr olmuştuk. [...] eğer Ajans Ot- toman tarafından da aynı haber teyid edilmemiş bulunsa idi, bizim asıl muhâbirimizden gelecek telgrafa intizâr etmekliğimiz tabiî idi. Lâkin Ajans Ottoman’ın aynen “Tayyareci Nuri Bey Şam’a vâsıl ol- muştur.” tarzında bir telgraf teblîğ etmesi üzerine bittabi’ daha ziyade tereddüde imkan kalmamıştır. Elimizde olmayan bir sebepten dolayı vukûa getirilen bu yanlışlık için kârîlerimize tekrar arz-ı i’tizâr eder(iz).” Tasfir-i Efkâr, 28 Şubat 1914 80 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “ebediyen milletin hafızasında yaşayacak iki fedakâr” Şehbal / 28 Şubat 1914 “Tarsus’ta Fethi ve Sadık Beyler” “Tarsus’dan uçmak üzere Fethi Bey tayyareye benzin doldururken” “[Üst] Adana’da Cami-i Kebir / [Alt] Tar- sus’un maruf şelalesi / Tayyarecilerimizin Geçtikleri Yerlerden İntibaât.” “[Üst] Adana’da Saat kulesi / [Alt] Adana’da Eski İstas- yon Caddesi / Tayyarelerimizin Merâhil-i Mürûrundan Muhtelif Manzaralar.” “Fethi ve Sadık Beyler Tarsus’da bulunan bir kârimiz Fethi ve Sadık merhûmların Tarsus’daki intibaâtına aid bazı fotoğrafiler gönderdi. Bunlardan birkaçını bu nüshaya derç ediyoruz. Yâdı ebediyen milletin hafızasında yaşayacak olan bu iki fedakârın dün- yadaki son irtisâmâtını kârîlerimizin hüzün ve alaka ile temaşa edeceklerine eminiz Şehid tayyarecilerimizi merhale be-merhale takip.” “Tarsus’ta Fethi ve Sadık Beyler” “Tarsus’tan tayyarenin mufârakatı (ayrılışı)” “Onlar sukut ederken (düşerken), hem kendilerini, hem bizi yükselttiler” Şehbal, ilk uçak şehitlerimizi kapak yaparak son görevini yapar. “Fethi ve Sadık Beyler, Tarsus’ta Sadık Paşa’nın Misafiri İken” baş- lığını taşıyan fotoğrafın yazısı ise şöyleydi: “[Sağda] Sadık Bey / [Ortada] Tarsus eşrâfından Sadık Paşa / [Solda] Fethi Bey.” Altta ise büyük punto ile şöyle yazıyordu: “Sukutlarıyla Kendilerini ve Bizi Yükselten İki Vücud-ı Muazzezin Son Hatırası” “Onları ne büyük bir samimiyetle, ne bî-pâyân sevinçlerle teşyî’etmiştik! Şimdi artık ebediyen avdet etmeyeceklerini düşünmek ne kadar acı ve ne kadar ağır! Fakat onlar sukut ederken hem kendilerini, hem bizi yükselttiler: Her sukuta bu müyesser olmaz; onlar ölürken hem kendilerini, hem bizi yaşattılar: Her ölüme bu müyesser olmaz…!” Şehbal, 28 Şubat 1914 82 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Beyler yüzbinlerce halkın başarı temennileri arasında Kudüs-i Şeri’fe doğru uçmuşlardır” “Tayyarelerimizin Menâkıb-ı Seyahatı” başlığındaki haberde “Fethi ve Sadık Beylerin Şam’dan Kudüs-i Şerif’e hareketleri” bil- diriliyordu: “Muhabir-i mahsûsamızın telgrafnamesi Şam-ı Şerif 14 Şubat – (Saat 7 Dakika 14 Akşam) Üç günden beri Şamlıların en samîmî ve en parlak ta’zîmât ve ihtirâmât ile ikram ve i’zâz eyledikleri tayyareci Fethi ve Sadık Beyler bugün saat yedi raddelerinde buradan yüz binlerce halkın şiddetli ve sürekli alkışları ve selamet ve muvaffakıyet temenniyâtı ara- sında Kudüs-i Şerif’e müteveccihen tayerân etmişlerdir. Hîn-i muvâsalatlarında(ulaştıkları zaman) haklarında icra edilen merâsim-i istikbâliye ne kadar parlak idiyse bugün teşyî’leri (uğurlanmaları) esnâsında yapılan ihtifalât dahi o kadar aza- metlidir (görkemlidir). Fethi ve Sadık Beylerin Merce Meyda- nından esnâ-yı tayerânlarında kendilerini teşyî’ etmedik mem- lekette bir ferd kalmamıştır. Muhterem misafirler, Şamlıların haklarında gösterdikleri fart-ı hürmet ve riâyetten son derece memnun oldukları halde ayrıldılar. Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin râkip oldukları tayyarenin nâ- gehâni (ansızın) bir sûrette Şam ufkunda görülüvermesi mem- lekette büyük bir hiss-i sürûr uyandırdı. Halk pür-galeyan ve heyecan olarak kimisi Merce Meydanına, kimisi de bunun nüzûlüne tahsis olunduğu evvelce i’lan olunan (Meze) karyesi (köyü) sahrasına koşuşmağa başladılar. Saat dörtte sâlimen yere nâzil olan Nuri Bey ve İsmail Hakkı Beylerin istikbâli merâsimi Fethi ve Sadık ve İsmail Beyler hakkında icrâ olunan merâsim- den dûn (eksik) değildir. Hele Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin memleket üzerinde yaptık- ları iki devr esnasında kendilerine karşı büyük bir iştiyak hissi ile mütehassis olan Şamlıların izhâr eyledikleri âsâr-ı sürûrun tavsifi gayr-i kâbildir. Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin buradan hareketlerinde keyfiyeti telgrafla bildiririm. Halidi”. İkdam, 28 Şubat 1-914 “Fethi ve Sadık Beyler yüzbinlerce halkın başarı temennileri arasında Kudüs-i ŞeriF’e doğru uçmuşlardır” İkdam / 28 Şubat 1914 Uçuştan bir dakika önce alınan fotoğraf Fotoğraf altı: “İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesinde Fethi Bey’in râkip olduğu “Müdafaa-i Milliye” tayyaresinin hazirûnun (hazır bulunanların) alkışları arasında Ayastefanos’tan hareketi (Foto: Ferid)” Resimli Kitap, Şubat 1914 84 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Son Haberler, bu kez elîm bir şehâdet haberini bildiriyordu: “Fethi ve Sadık Beyler şiddet-i sukuttan müteessiren şehîd ol- muşlardır” Gazetenin “Son Haberler” kısmının manşeti, büyük bir acıyı ha- ber veriyordu: “Osmanlılarda Tayyareciliğin İlk Kurbanları / Fethi ve Sadık Beylerin Facîa-ı Şehâdeti” “Bugün ‘Tasfir-i Efkâr’, kârîlerinin enzâr-ı teessür ve telehhüfü- ne (kederli ve hüzünlü bakışlarına) bir haber-i felâket vaz’ etmek mecbûriyet-i elimesinde bulunmakla dâğdâr-ı teessüftür (pek üzüntülüdür). Bu haber-i şeâmet bugün millet-i Osmaniye ve ümmet-i İslamiye için teessürât-ı azîmeyi bâdî ve hiç şüphesiz umûm simâlar da elîm bir matem-i milliyetin a’lâim-i hüznân- gîzi nümayan olacaktır. Osmanlılığın, İslamlığın ümîd-i necât ve i’tilâsını küngüre-i âsûmana kadar yükseltmek, İslam diyâr- larında hilâl-ı Osmaniyeyi tarîk-i havâiyede kat’-ı merâhil ede- rek temevvüç ettirmek, Osmanlıların, İslamların medeniyet-i hâzırayı ne kadar kolaylıkla temsil etmeğe müsteid bulunduk- larını enzâr-ı âlemde bilfi’l isbât eylemek azm-i vatanperverâne ve âlî-i himmetânesiyle İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesine teşebbüs etmiş ve birçok avârız arasında büyük muvaffakıyet- lerle İstanbul’dan Şam’a kadar tayerân eylemiş olan azimperver ve şecî’ tayyarecilerimizden Fethi Bey’le refîki Sadık Bey vazife ve fedakârlık uğrunda elîm bir akıbete dûçâr olmuşlardır. Şam’dan Kudüs-i Şerif’e müteveccihen hareket eden Muâvenet-i Milliye tayyaresi yolda henüz anlaşılamayan esbâbdan dolayı nâgehân sukut eylemiş ve parça parça olmuş ve çürük maki- nelerle Hüdâpendâne bir gayret ve şecâatle bu müşkil seyahat-ı havâiyeyi icrâya teşebbüs eden kahraman tayyarecimiz Fethi ve refîk-i himmeti Sadık Beyler de şiddet-i sukuttan müteessiren şehîd omuşlardır. Ufûl-ı nagihânileri millet-i Osmaniye ve üm- met-i İslamiye için zâyiât-ı elîme ve azîmeden olan bu şecâat ve vazie kurbanları hiç şüphesiz şehâdetleriyle kendi nâmlarını hafıza-ı millet ve tarihte ebediyen nakş etmiş ve Osmanlılığın, İslamiyetin şân ve şerefini i’lâ eylemiş bulunuyorlar. Bu elîm satırları karalarken dökülen demû’-ı teessür ve telehhüfümüzü ancak bu teslimiyetbahş hakikatle bir dereceye kadar zabta mu- vaffak oluyoruz. Hemen Cenab-ı Hakk Fethi ve Sadık Beyleri mazhar-ı rahmet ve gufrân ve kederdîde âilelerine sabr-ı cemîl ihsan etsin.” *** “Hadise-i Elîme Tafsilâtı” “Haber-i elîm-i şehâdetlerini derç-i sahife-i teessür eylediğimiz tayyareci Fethi ve refîki Sadık Beyler dün Şam’dan saat sekiz- de hareket etmişlerdi. Muâvenet-i Milliye tayyaresinin Şam’dan hareketinden telgrafla haberdar olan Kudüs Mutasarrıfı üç dört saat intizârdan sonra tayyarenin adem-i muvâsalatı hasebiyle dûçâr-ı endişe olmuş ve saat onbir, on iki raddelerinde her tara- fa telgraflar keşîde ederek kazâlardan, nahiyelerden tayyareci- lerimiz hakkında ma’lûmât talep eylemiş idi. Gelen telgraflarda Muâvenet-i Milliye’nin hiçbir tarafta görülmediği iş’âr olmak- la Kudüs Mutasarrıflığı Şam vilayetine ihbar-ı hal eylemiş idi. Şam Vilayeti derhal mülhakâta (bağlı yerlere) telgraflar keşîde etmiş ve jandarmalar, müfrezeler çıkarılmak sûretiyle Muâ- venet-i Milliye hakkında ma’lûmat istihsal ve iş’âr olunması müsta’celen bildirilmiş idi. Netice-i tahkîkatta Muâvenet-i Mil- liye’nin tarîk-i havâiye ile iki yüz yirmi kilometreye bâliğ olan Şam-Kudüs merhalesinin takriben vasatında bulunan (Taberi- ye) gölünün şark sevâhilini teşkil eden (Semre) nahiyesini ka- dar tayerân ettiği anlaşılmış ve oradan da nereye gittiği görül- memiş olduğu taayyün eylemiş idi. İşte bunun üzerine bütün taharriyat nahiyeyi teşkil eden arazi dahiline hasr olunmuştu. Nihayet birkaç saatlik taharriyâtdan sonra tahminen vasati saat üç raddelerinde nahiye merkezinden birkaç saat ba’d (uzaklık) mesafede kâin noktada taharri (araştırma) müfrezelerinden biri tayyarenin enkazını ve Fethi ve Sadık Beylerin hurdahaş olmuş na’ş-ı mağfiret-i nakşilerini keşfeylemişlerdir. Müfreze mahall-i hadiseye nöbetçiler ikame ederek nahiye merkezine azimetle haber-i müellimeyi telgrafla iş’âr eylemiş, vilayetten de gece İstanbul’a telgraflar keşîde olunarak Fethi ve Sadık Beyle- rin akıbet-i faciaları ihbar olunmuştur. *** Esbâb-ı sukutu tahkîk eylemek üzere Kudüs Mutasarrıflığı’n- dan mahall-i hâdiseye serian me’mûrîn-i mahsûsa, etıbba (ta- bipler) i’zam kılınmış (gönderilmiş) olduğu gibi birkaç gün ev- veli Şam’da bulunan Makinist Cemal Bey de oraya derhal trenle azîmet eylemiştir. Taberiye, tarîk-i havâi ile Şam’dan takriben yüz kilometre mesa- fede bulunduğuna ve Şam’dan hareketin de saat sekize müsadif olmasına nazaran kazânın sabahleyin saat dokuz buçuk radde- lerinde vukûa geldiği tahmin edilebilir. Binâenaleyh kazânın vukû’u ile şüyû’u arasında altı saat kadar bir zaman geçmiş ol- mak lâzım geliyor. *** Aldığımız ma’lûmât-ı mütemmimeye nazaran Fethi ve Sadık Beylerin na’ş-ı mağfiret-i nakşileri Salahaddin Eyyûbi Hazretle- ri türbe-i mübarekesi haziresine defn olunmak için Suriye Vila- yetince merci’-i âidîne müracaat edilmiştir.” Tasfir-i Efkâr, 28 Şubat 1914 “Milletin bu fEdakâr ve fakat bahtsız evlatlarına fatihalar ithaf edereK ağlıyoruz” Tasfir-i Efkâr / 28 Şubat 1914 “Kudüs’te Teessürât” “Kudüs muhâbir-i mahsûsamızdan: Kudüs 14 Şubat _ Beldemizde Belediye Fethi Bey’in şerefine ziyafetler hazırlamıştır. Tayyarenin ineceği yer seksen bin kişi ile mâli idi. Sad hay- fa ki vak’a-i şehâdet duyulunca tekmil sükkân-ı belde (belde sakinler) müstağrak-ı matem oldu (mateme düştü). Milletin bu fadakâr ve fakat bahtsız evlatlarına fatihalar ithaf ederece ağlıyoruz. Ahmet” Tasfir-i Efkâr, 28 Şubat 1914 86 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Dünkü gece geç vakit Şam muhâbirimiz bize pek elîm bir haber gönderdi” “Tayyare kazâzede: Fethi ve Sadık Beyler şehîd oldular!” Tanin, elîm haberi “Son Havâdis” kısmında “Osmanlı Terakkisinin İlk Kurbanları” manşe- tiyle duyurdu: “Şam, 14 Şubat – Dün sabah Şam’dan Kudüs’e müteveccihen yola çıkan Fethi ve Sadık Beylerin nerede olduklarına dair öğle vaktine kadar hiçbir taraftan- haber gelmemesi üzerine meraka düşülerek derhal Şam’dan etrafa telgraflar çekilmiş, taharriyâta başlanmıştı. Taharriyât neticesinde saat üçte Taberiye kazâsı dahilinde (Şemriye?) ve (Zül- ye?) nahiyeleri arasında bir mahalde jandarmalar parça parça olmuş bir tay- yare ile iki na’ş-ı bî-ruha tesâdüf etmişlerdir. Bunun üzerine derhal Şam’dan husûsî bir tren ile me’mûrîn-ı sıhhıye ve sâire Taberiye’ye müteveccihen ha- reket etmişlerdir. Haber Şam içinde şâyi’ olunca bir taraftan Nuri ve Hakkı Beylerin muvâsalatlarını tes’îd eden halk arasında derin bir matem ve elem uyandırmıştır. Esbâb-ı kazâ hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İşte bu elîm, cangüdaz haber bundan ibaret… Biz onların Şam’dan hareket- lerini, memnûn ve müftehir, henüz kayd etmiş, bitirmemiştik; Payitahtdan Kahire’ye kehkeşân-ı cevelân çizecek olan tayyarecilerimizin neşve-i muvaf- fakıyete henüz bütün şiddet ve heyecanıyla üzerimizde idi. Fakat nâgehân bir el, ölümün siyah, ... ... [kelimeler silik] eli bütün bu ruhu, bütün bu neşveyi zehirledi, boğdu ve öldürdü. Demek, Fethi ve Sadık Beyer Şam’dan ayrıldık- tan sonra düşmüşler ve … ölmüşlerdi!... Bizim tahakkukundan değil, hatta ihtimal vukûundan bile muzdarip, endi- şenâk olduğumuz bu müellem hadise bu anda emr-i vâki idi. Fethi ve Sadık Beyleri vatanın izzet ve ikbali yolunda fedâ-yı cân etmişlerdi. […] Bugün maatteessüf, Fethi ve Sadık Beyler, vatanın, fennin, marifetin, ve azim ve himmetin birer şehid-i ebediyyü’l-hayati bulunuyorlar. Daha düne kadar, hatta birkaç saat evveline kadar muvaffakıyetleriyle münbasit olduğumuz, mahâretlerinden birer hisse-i fahrî ve mesâr aldığımız Fethi ve Sadık’ın ruhu, bu dakikada yolunda fedâ-yı cân ettiği vatandaşları için bir mezar, bir mütâf his ve huşûdur ki ona en mutena tekaddümemiz, evvela samimi bir fatiha, bir duâ yollamak, sonra, o kadar şevk ve hâhişle, o kadar derin bir vecd ve tehâlükle başladıkları bu yolculukta onlara tayyarelerden mürekkep bir mevkib-i hürmetle (hürmet alayıyla) yol açmaktan ibaret gibidir. Fethi, Sadık! Bunlar asla unutulmayacaktır. Onlar daha sağlıklarında bu hayat-ı sermendî ve uhreviyiyi hazırlamışlardı. Bununla beraber, biz elbet- te bu elîm ziyâ’dan müteessiriz; fakat elbette onlar bu hayat-ı sermendî ve uhrevî içinde müteessir; münfail olmayacaklar, çünkü mezarlarına tunçtan bir heykel değil, bütün yarân-ı sabr ve mesâînin, bütün vatandaşlarının ta’zîz ve tekrîminden, takdir ve tahsininden ve gittikleri şerefli yolda kendilerine durmaksızın iktida ve iktifadan masnû’ bir çelenk-i müfahharet konduğunu göreceklerdir. Cenab-ı Hakk garîk-i rahmet ve mağfiret eyleye.” Tanin, 28 Şubat 1914 “Fethi ve Sadık Beyler şehîd oldular!” Le Moniteur Oriental / 28 Şubat 1914 “Fethi Bey, en tehlikeli yerleri geçip, ciddi bir risk arz etmeyen yerde hayatını kaybetti” La Moniteur Oriental, “Hava Kahramanları / Osmanlı Havacı- lığının İlk Kurbanları” başlıklı haberinde çok ilginç bir anekdot naklediyordu: “Birkaç ay önce, aralarında benim de bulunduğum bir dost or- tamında Fethi Bey, havacılık mesleğinden bahsederken, “Teh- likeye alışıyoruz ve kazayı hiç düşünmüyoruz. Gidilecekse, bu şekilde gidilsin zaten... Bu, güzel bir ölüm...” demişti. Bu cüm- le, Fethi Bey’in her zamanki neşesiyle çelişiyordu. O zaman bu durum beni tuhaf bir şekilde heyecanlandırmıştı. Şimdi, tam da kaderin onu gençliğinin baharında ve büyük başarı sağladığı bir anda yakalaması karşısında, daha da fazla heyecanlandırı- yor. Saf bir coşkuyla başladığı ve dünyaya Osmanlığı havacılığı- nın kaydettiği başarıları kanıtlamak için çıktığı bu sefer, birçok zorlukla doluydu aslında. Hava seferlerine alışkın Védrines ve Bonnier bunu başarmışlardı. Kendini kanıtlamış bir pilot olan Daucourt ise yarı yolda kalmıştı. Fethi Bey, tam da en tehlikeli yerleri geçip, havacılık açısından seferin ciddi bir risk arz etme- yen yerde hayatını kaybetti. Şam ile Kudüs arasında vuku bulan bu kazanın nedenini kim açıklayabilir? Fethi Bey, çok tedbirli ve muazzam bir hakimiyeti olan bir pilottu. İşini şansa, sade- ce bırakılabilecek kadar bırakırdı. “Gereksiz bir maceraperest değilim zira eşim ve çocuklarım var” demişti bana. Evet mace- raperest değildi ama sadece cesurdu. O yüzden ölümü, her za- man karşılaşılabilecek o açıklanamayan kazalara bağlıdır. Uçak uçuyor, aniden kanatlar katlanıyor ve kuş düşüyor. Görenler bu şekilde anlatıyor en azından... Fethi Bey ve Sadık Bey Osmanlı havacılığının ilk kurbanlarıdır. Bilim ve vatan için ölmüşlerdir. Umarım toprak onlara hafif ge- lir zira rüzgarlar onlara yardımcı olmamıştır. […]” La Moniteur Oriental, 28 Şubat 1914 88 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Fotoğraf altı: “[üstte] 25 Teşrinievvel’de Ayas- tefanos’ta tayyareci zabiti Fethi Bey’in idare ettiği “Osmanlı” nâm tayyare ile bir cevelan icra eden Birinci Kolordu Kumandan Vekil-i Muhteremi Cemal Beyefendinin tayyare de- rununda tayyareci elbisesiyle alınan resimleri (Foto: Ferid İbrahim) / [Altta] Paris-Dersa- adet-Kahire Seyahat-i Havâiyesini icrâ eden Fransız tayyaresi (Foto: Ferid İbrahim)” Resimli Kitap, Şubat 1914 “Fransızlar Paris-Kahire Seyahatini icra ediyor” Fotoğraf altı: “[Üstte] Paris-Dersaadet-Kahire Seyahat-i Havâiyesini icrâ etmekte olan Mösyö Dökor ile refîk seyahati Mösyö Ru’nun Ayastefanos’a muvâsalatını müteakip müstakbilîn (karşılayanlar) arasında alınan resim- leri / [Altta] Tayyareci Mösyö Dökor ile refiki Mösyö Ru ve şehir nâmına kendilerini istikbal eden (karşılayan) Şehremini Cemil Paşa Hazretlerinin bir arada çekilen resimleri (Foto: Ferid İbrahim)” Resimli Kitap, Şubat 1914 “Şam’dan Kudüs’e uçan iki havacının düşüşü” “Osmanlı Havacıları Öldü” başlıklı haber: “– İki Osmanlı askeri havacılık subayı Fethi Bey ve Sadık Bey, bugün Konstantinopolis’ten Mısır’ın İskenderiye’ye uçarken öldü. Makine, Ku- düs yolunda Şam’dan ayrıldıktan sonra havada bozuldu ve iki havacı da yüksek irtifadan düşerek hayatını kaybetti. Fet- hi Bey, Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna büyük yardımlarda bulunmuş, Bulgar mevzileri üzerinden pek çok cüret- kar uçuşlar yapmış ve çok değerli bilgiler almıştı.” The Sun, 1 Mart 1914 “Uçak Kudüs yolunda havada bozuldu” “Tayyare 2 kişiyi öldürdü” başlıklı haber: “Konstantinapolis, 28 Şubat – Türk askeri ha- vacılık teşkilatının genç subayları Fethi Bey ve Sadık Bey, bugün Konstantinopolis’ten İs- kenderiye, Mısır’a uçmaya çalışırken hayatını kaybetti. Şam’dan ayrıldıktan sonra Kudüs yolunda uçak havada bozuldu ve iki havacı yüksek irtifadan düşerek öldü.” The Las Vegas Daily, 28 Şubat 1914 “Kudüs’e Uçan Türk Havacıları Ölüme Uçtular” Aynı başlıklı haberin, spotu ise “Balkan Savaşı’nda Ordu İzcisi Olarak Rekor Kıran Fethi Bey Kurbanlardan Biri” şeklindeydi. Haber şöyle verilmişti: “İstanbul. 28 Şubat. Türk ordusunun iki genç subayı Fethi Bey ve Sadık Bey, bugün Konstantinopolis’ten İskenderiye, Mısır’a uçmaya çalışırken öldü. Şam’dan Kudüs yolunda ayrıldıktan sonra uçak havada bozuldu ve iki havacı yüksek irtifadan düşerek hayatını kaybet- ti. Fethi Bey, Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna büyük yardımlarda bulunmuş, Bulgar mevzileri üzerinden pek çok cüretkâr uçuşlar yapmış ve çok değerli bilgiler almıştı.” The Evening World, 28 Şubat 1914 “uçak havada bozuldu ve iki havacı yüksek irtifadan düştü” The Evening World / 28 Şubat 1914 90 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Düşüşte her iki havacı da hemen öldü” “İki Asker Pilot Düşerek Öldü” başlık ve “Uçuş Sırasında Uçak Bozuldu, İkisini de Hızlı Ölümle Karşıladı” spotlu haberde AP’nin içeriği aynen verilmişti: “Konstantinopolis, Şubat 28 – Türk askeri havacılık kolordusunun genç subayları Fethi Bey ve Sadık Bey, Konstantinopolis’ten İskenderiye, Mısır’a uçmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kudüs yolunda Şam’dan ayrıldıktan sonra uçak düştü. Bu düşüşte her iki havacı da öldü. Fethi Bey, Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna büyük yardımlarda bulunmuş, Bulgar mevzileri üzerinden pek çok cüretkâr uçuşlar yapmış ve çok değerli bilgiler almıştı.” The Bridgeport Evening Farmer, 28 Şubat 1914 “Fethi Bey, Bulgar mevzilerine cesur uçuşlar yapmıştı” “Türk Havacılar Öldü” başlık ve “Fethi ve Sadık Bey’in büyük yükseklikten düşüşü” spotlu haber şöyleydi: “Konstantinopolis, Şubat 28 – Türk Askeri Havacılık Kolordusu’nun genç subayları Fethi Bey ve Sadık Bey, Konstantinopolis’ten İskenderiye’ye, Mısır’a uçmaya çalışırken hayatını kaybet- ti. Şam’dan ayrıldıktan sonra Kudüs yolunda uçak havada bozuldu ve iki havacı yüksek irtifa- dan düşerek öldü. Fethi Bey, Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna büyük yardımlarda bulunmuş, Bulgar mevzileri üzerinden pek çok cüretkar uçuşlar yapmış ve çok değerli bilgiler almıştı.” The Evening Star, 28 Şubat 1914 Balkan Savaşı kahramanı: Fethi Bey Amerikan gazeteleri, AP’nin geçtiği ortak haberi yayınladıkla- rından haberle genellikle aynı içerikteydi. “Türk Pilotları Öldü” başlıklı haber de bunlardan biriydi: “Konstantinopolis, 28 Şubat – Türk askeri Havacılık kolordu- sunun genç subayları Fethi Bey ve Sadık Bey, Konstantinopo- lis’ten İskenderiye, Mısır’a uçmaya çalışırken hayatını kaybetti. Şam’dan ayrıldıktan sonra Kudüs yolunda uçak havada bozuldu ve iki havacı yüksek irtifadan düşerek öldü. Fethi Bey, Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna büyük yardımlarda bulun- muş, Bulgar mevzileri üzerinden pek çok cüretkâr uçuşlar yap- mış ve çok değerli bilgiler almıştı.” The Fargo Forum, 28 Şubat 1914 “elim birer kazâ neticesinde yolda şehîd olan kahraman tayyarecilerimiz” The Fargo Forum / 28 Şubat 1914 Şehid tayyarecilerin yolculuğa çıkmadan önce çekilen fotoğrafları Fotoğraf altı: “Dersaadet-Kahire Seyahat-ı Havâiyesine teşebbüs ederek elim birer kazâ neticesinde yolda şehîd olan kahraman tayya- recilerimiz (1) Fethi, (2) Nuri beylerle (3) râsıd Sadık Bey’in ve tahlîs-i hayata muvafaak olan (4) İsmail Hakkı Bey’in Dersaadet’ten mufarakattan evvel alınmış fotoğrafileri” Resimli Kitap, Şubat 1914 92 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Fedakâr tayyarecileri uğurlayanlar Fotoğraf altı: “İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesi müteşebbislerinden ve fedakâr tayyarecilerimizden Nuri Bey’in ve rasıdının seyahatinden bir dakika evvel alınmış fotoğrafileri / Fedakâr tayyarecilerimizi teşyî’ etmek üzere Ayastefanos’ta ictima’ eden zevât meyanında bulunan vükâla-yı fiham hazerâtından bazıları: (Resmin ortasında soldan itibaren sırasıyla: Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dahiliye Nazırı Talat Bey, Adliye Nazırı İbrahim Bey, Nafia Nazırı Cemal Paşa görülmektedir)” Resimli Kitap, Şubat 1914 Nuri Bey ile arkadaşının tayyarede çekilen fotoğrafları Fotoğraf altı: “Nuri Bey ile refik-i seyahati ve tayyaresi” Resimli Kitap, Şubat 1914 Tayyareci subaylar hareketten önce toplu halde Fotoğraf altı: “[Üstte] Tayyareci zabitlerimizle râsıdlarının kab- le’l-hareke alınan resimleri (Tayyarecilerimizin ellerinde tut- tukları buketler bir lütf-ı kadirşinâsâne olmak üzere Hatice Sul- tan Hazretleri tarafından ihdâ (hediye) buyrulmuştur) / [Altta] Nuri Bey’in süvar olduğu Prens Celâleddin tayyaresinin Ayas- tefanos’tan alkışlar arasında hareketi” Resimli Kitap, Şubat 1914 “Nuri Bey’in ve rÂsıdının seyahatinden bir dakika evvel alınmış fotoğrafileri” Resimli Kitap / Şubat 1914 94 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Fedakâr tayyarecilerimize nakdî mükâfat takdim edildi Fotoğraf altı: “[Sağ Üstte] İstanbul- Kahire Seyahat-ı Havâiyesini ikmale me’mur olan tayyareci Salim ve râsıdı Kemal Beyler / [Sağ Altta] Salim ve Kemal Beylerin seyahati icraya başlamadan bir dakika evvel alınan resimleri (Ma’lûm olduğu veçhile Ed- remid civarında bu fedakâr tayyarecilerimiz sukut ederek râkip oldukları tayyare parçalanmış ve le- hülhamd kendileri kurtulmuştur)” Resimli Kitap, Şubat 1914 Osmanlı’nın mahir tayyarecilerinden Fazıl Bey Fotoğraf altı: “[Üstte] Son zamanlarda tayyarecilikte ibrâz ettiği maharetlerle bihakkın mazhar-ı takdir olan tayyarecilerimizden Fazıl Bey / [Altta] Tayyareci Fazıl Bey ve tayyaresi (Foto: Ferid)” Resimli Kitap, Şubat 1914 “Salim ve Kemal Beylerin seyahati icraya başlamadan bir dakika evvel alınan resimleri” Resimli Kitap / Şubat 1914 “ Fedakâr tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beylerin Tayyare Mektebi’nde hareketten evvel Harbiye Nazır-ı Muhteremi Enver Paşa Hazretleri tarafından mükafat-ı nakdiye taltif edilmeleri (Foto: Ferid)” 96 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Peyam’ın şehîdler için attığı başlık: “Fennin Bizde İlk Kurbanları” “Evvelki gün, sabaha karşı Kudüs’ten matbaamıza gelen âtideki telgraf, bize bazı Türkçe refîkamızın evvelce neşretmiş olduk- ları o dilsûz (yürek yakan) tayyare fâcia’sından haber vermiş ve telgrafın gecikmiş olması, bittabi’, buna dair kârîlerimize dünkü nüshamızda i’tâ-yı ma’lûmât eylememize mâni’ olmuştu; bugün âtideki telgrafla beraber, tafsilât-ı mütimmeyi derç-i sütun ey- liyoruz: Der’aliyye Peyam Gazetesine Dün, (Evvelki gün) Seksen bin kişiden fazla bir kalabalıktan müteşekkil, muazzam ve muhteşem bir muvekkib ile beklenilen ve kable’z-zeval saat sekizde Şam’dan hareket etmiş olan Fethi ve Sadık Bey Tayyaresi Taberiye’ye tâbi’ “Sahra” karyesinde kazaen sukut etmiş ve muhterem süvârileri şehîden vefat eylemiştir. Bu sûzişli vak’aya muttali olan halk azîm bir heyecan içindedir. Cemil Tabiîdir ki bu heyecana, bu eleme İstanbul da, İstanbullular da iştirâk ediyor, burada her muvaffakiyeti birer zafer-i millî gibi ahalinin kalbini sürûr ve iftihar ile şişiren bu seyahat-i havâiye- nin böyle nâgehâni bir faciaya inkılabı cidden elîm bir matem-i millî makamına geçse sezadır. Bu matem yalnız millî değil be- şerîdir, bütün âleme, âlem-i ilm ve fenne şâmildir, bir Fransız belki bundan bir Türk kadar müteessir olur, bir Alman tayyare- cisi bu muhterem şehîdlerin hatırasını belki kendi refîkleri ka- dar ta’zîz ve tekrîmeyler; çünkü âlem-i fen vâsi’ bir vatandır ki orada Türk, Fransız, Alman milletlerinden bir an için tecerrüd ederek bir arada dest-bedest vifak (dostça) yaşarlar… Bu vata- nın her vatan gibi birçok guzâtı (gazileri), birçok şühedâsı var- dır, şühedâsı da guzâtı kadar mazhar-ı tekrîm ve tebcildir. İki- sinin nâmına da âbideler rekz olunur, âlem-i fende gerek yeni bir fen olsa ve gerek bizâtihi mehâlik bir endazâne, bir meslek bulunması itibariyle tayyareciliktir ki en ziyade kurban verir, kazânın bu demir kanatlı, muazzam kuşları uçmaya başladık- ları günden beri genç, ihtiyar, kadın, erkek böyle kaç kişinin, kaç kahramanın mevt (ölüm) ve helâkine sebep oldu: bu yolda kaç civânmert can verdi, hele bazıları kendi mezarını kendi ka- zarcasına, şiddet-i sukuttan toprağı delerek, zî-hâke (toprağın altına) gömüldü, kendi, az’za-yı cismi parça parça çıkarıldı, o kadar tarumâr oldu. Mamafih, bilinmelidir ki, böyle bir akıbette şân ve şeref vardır, ilim ve fen yolunda ölmekle, serhadde ölmek teve’ümdür, bâ- husûs ki, haber-i mevtleriyle dağdâr olduğumuz o iki kahraman bir az evvel üç Fransızın daha az bir muvaffakiyetle, daha sönük bir tarzda teşebbüs eyledikleri böyle bir seyahate, Osmanlı bay- rağını hamilen çıkmışlardı; hıttalar (ülkeler), kıtalar üzerinde bu mübarek timsal-i milliyetin sâyelerini salarak ve havada Os- manlı nâmının şerârelerini saçarak uçuyorlardı. Onlar Osmanlı ve fen adamı olarak öldüler, yani bu hayat-ı pestîden, iki kat şân ile, iki kat zaferle çıkılıp, gittiler. Onlara iki kat rahmet dileriz ve hatime-i makal (makalenin sonu) olarak şunu da, kârîlerimize beyân etmek isteriz ki, her cihetten dilsûz olan bu facia’nın bizi mütesellî eden bir ciheti mevcûd ki ba’de- ma, artık diyebiliriz ki, âlem-i fende bizim de bir mezarımız, pür-şân ve ihtişam bir mezarımız var!” “Harbiye Nâzırı Paşa Ta’ziyesi” “Gaybûbet-i ebedîyeleriyle pek müteessir olduğum Fethi ve Sadık Beylerin keyfiyet-i şehâdetten dolayı beyân-ı teessür ve ta’ziyeti mütezammın her taraftan vürûd eden mektup ve telgraflara ale’l-infirâd (birer birer) cevap i’tâsı kâbil olamadı- ğından Ordumuzun i’lâ-yı şânı yolunda ifnâ-yı hayat eden bu cesur zabitlerin hatıralarına karşı gösterilen âsâr-ı hürmet ve meclûbiyetten pek mütehassis ve müteşekkir olduğumun beyâ- nı hususunda gazetenizi tavsît ederim efendim. Enver “Harbiye Nezâreti’nden: Mısır’a kadar gitmek üzere İstanbul’dan tayerân ederek Şam’a vâsıl olmuş olan Müdafaa-i Milliye nâmındaki tayyaremiz ev- velki gün Şam’dan Kudüs’e müteveccihen hareketle yolda Tabe- riye Gölü’nün cenûb-i şarkîsindeki Kefr-i Harp Karyesi civarın- da parçalanarak râkipleri olan Yüzbaşı Fethi ve Mülâzım Sadık Beyler şehîd olmuştur. Bu sûretle vukû-ı şehâdetleri bittabi’ bâ- di-i teessür-i azîm olmuştur. Mevla kendilerini garîk-i rahmet etsin. [...] Cenâb-ı Hakk’tan niyaz ederim ki bütün zabitân ve efrâdı- mız istihsal-ı maksad yolunda istihkar-ı hayat eden bu şehîdler gibi Ordumuzun i’tilâ-yı şanına hizmet edecek muvaffakiyetler ve fedakârlıklarla bekâm (mesut/arzularına kavuşmuş) olsunlar. [...] Mûmaileyhin şehâdetlerinden pek ziyade teessüryâb olan Başkumandan-ı A’zamımız Padişahımız Efendimiz Hazretleri dahi kendilerinin ordumuzun tevkîr-i kadr-i celâletine hizmet etmiş olmalarıyla tadil-i teessür buyurmak istiyorlar. Ziyâ’larıy- la cümlemizi dilhûn ve aynı zamanda da müteselli eden bu iki şehîdimize karşı kalben hissettiğimiz tebcilâtı alenen dahi izhâr etmekliğimiz hem silah arkadaşlığının icabât-ı mübremesinden hem de vecâib-i diniyyedir. Binâenaleyh bilumûm kıtaât-ı aske- riyede tabur imamları tarafından on cuma ve pazartesi geceleri Sûre-i Yasin-i Şerif tilavet ve gelecek Cuma günü dahi kezâlik kaffe-i kıtaâtta birer Mevlid-i Şerif kıraat ettirilerek mesûbât-ı ma’neviyesinin (manevî mükafatlarının) mûmaileyhüma Fethi ve Sadık Beylerin ruh-ı pâklerine ihdâ olunmasını tebliğ ve tav- siye ederim. Bir de mûmaileyhümanın naaşlarının vedîa-i rah- met-i İlahiye kılındığı Şam’da Salâhaddin Eyyübî haziresinde kendilerine mahsûsen bir türbe inşâ ve i’kâ ve tebcil-i nâmları için dahi İstanbul’da bir sütun rekz ve ikâmesi mukarrer oldu- ğundan zabitândan arzu edenlerin bu maksad-ı hayra iştirâk için verecekleri iânâtların doğruca Makam-ı Senâveriye irsal olunması lâzımdır efendim. [...|” Peyam, 1 Mart 1914 “şehitler için selahaddin eyyubi haziresi’nde türbe, istanbul’da ise bir sütun inşa edilecek” Peyam / 1 Mart 1914 98 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İki pilot 800 fit yükseklikten düştü” The Washington Herald’ın “İki Türk Havacı Öldü” başlıklı ve “Şam Antik Kenti yakınlarında Ordu mensubu pilotlar hayatını kaybetti” spotlu haber şöyleydi: “İstanbul. 28 Şubat – Bugün bu şehirden Mısır’ın Kahire ken- tine uçmaya çalışırken Türk ordusuna mensup iki havacı öldü. Makinenin pilotu Fethi Bey ve Sadık Bey idi. Şam antik kenti- ne ulaştıktan hemen sonra uçağın motoru bozuldu ve her iki kişi de 800 fit yükseklikten düştü. Bir köyün yakınlarına düş- tüler ancak köylüler havada uçan adamların görüntüsünden korkmuştular. Bu korku yüzünden uzun süre enkazın yanına gidemediler. Düştükleri yere ulaşıldığında iki adam da hayatı- nı kaybetmişti. Fethi ve Sadık Bey Fransa’da havacılık eğitimi almışlardı.” The Washington Herald, 1 Mart 1914 “köylüler uzun süre enkazın yanına gitmekten çekindiler” The Washington Herald / 1 Mart 1914 “Tayyare Mektebi’nde” Ana haber konumundaki “Tayyare Mektebi’nde” haberi şöyleydi: “Elîm kazadan herkesten ziyade mütessir ve dilhûn olan yerin Ayestefanos’taki Tayyare Mektebi olduğunda şüphe edilemezdi. [...] Mektebin bayrağı yarıya indirilmiştir. Mektebin müdürü muhterem Veli Beyefendi muharririmizi ne- zaketle kabûl eylemişlerdir. Gerek Veli Beyefendi ve gerek diğer tayyarecilerimiz pek müteessir, fakat vazife ve itiyadın verdiği bir sükûn ile pek metîn ve azimkâr görünüyorlardı. Veli Bey’in pek müteessirâne idare-i kelâm ettiğini gören mu- harririmiz muhterem müdüre fazla bir ıstırap verdirmemek için muhavereyi başka bir cereyana sokmak isteyerek kazânın ne gibi sebepten tevvelüd edebileceğini sormuştur. Veli Bey şu sûretle ce- vap verdiler: - Tayyarelerde kazaların esbâbı pek muhtelif olduğu için hiç ol- mazsa sukutta tayyarenin ve şehîdlerin vaziyetleri hakkında biraz ma’lûmât almış olmak lâzım gelir. Halbuki siz de biliyorsunuz, henüz kâfi derece ma’lûmât almak kâbil olamamıştır. Yalnız ale’l- umûm tayyareleri korkutan üç mühlik (öldürücü) kazâ vardır: Bunlardan biri havada iken kanatlardan birinin râbıtaları kırı- larak diğerinin üzerine çevrilmesi ve binâenaleyh âletin derhal aşağı doğru akıvermesidir. Böyle bir kazâ vukûuna karşı havada yapılacak bir tedbir yoktur. İkincisi tayyarenin sis ve sâir sebebiy- le önüne çıkıveren tepelere çarpıp parçalanmasıdır. Üçüncüsü ise her tayyarecinin her yerde her gün geçirdiği bir kazâ, tayyarenin hava boşlukları arasında sukut edivermesidir. Bittabi’ bu boşluk- lar ufak ve büyük olmasıyla kazânın ehemmiyetini tezyîd veya tahfif eder. [...] Fakat ben Fethi ve Sadık’ın önlerine çıkan bir mania ile vukû’ bu- lan müsademeye kurban gittiklerine kaniyim. Kaniyim diyorum, çünkü Taberiye Gölü ve Bahr-i Lût havalisindeki avârız-ı tabiî- ye hakkında kendilerine ta’limât-ı mahsûsa verilmiştir. Bu iki göldeki tebahhurât-ı dâimeden (sürekli buharlaşmadan) dolayı hava boşlukları tehlikesi en ziyade burada mevcûddur. Onun için kendilerine Hicaz Hattı üzerinde kâin Mezirep’den itibaren 3000 metre irtifada tayerân ederek hava boşluklarından korunmaları için ta’limât verdim. Avârız-ı tabiîden dolayı takriben 1100 metre irtifaında bulunan Mezirep’ten itibaren Şeria Vadisi solda bıra- kılarak şimendifer hattı boyundan ve sırtlar üzerinden Kudüs’e gidilecekti. Şimendifer hattının Şeria Vadisini kat’ ettiği yerde ise irtifa (-250) metredir. Bahr-i Lût ise ma’lûm olduğu üzere (-450) dir. Demek ki Mezirep irtifaını ele alsak hava boşluklarına bun- dan 500, 600 metre yukarıda tesâdüf edilmek mümkün değildir. İhtimal pek yüksekten uçmayarak aşağıdan gidildi ve daima sis dolayısıyla bir müsademe vukû’ buldu. - Beyefendi motorun bozulması vârid değil midir? - Motor bozulabilir, fakat bununla böyle müthiş bir kazâ olmaz, tayyareci Vol Plane usûlüne müracaat eder. [Bu tabir yeni tay- yarecilik ıstılahıdır. Süzülerek uçmak manasını ifade eder.] Ve âletini fedayı göze aldırınca hayatını kurtarır. Böyle çok kazalar geçirdik. Bu usul mucibince motor bozulduğu gibi tayyare baş aşağı salıverilebilir, tayyare bu defa motorla değil, cazibe (çekim) ile yürür. Zemine yaklaşınca birdenbire başı kaldırabilir, tayerâ- nın tekerlekleri ve kuyrukları kırılsa da süvâri yere atlar, kurtulur. Binâenaleyh eğer tayyare enkazı ile tayyarecilerimizin naaşları hep bir yerde bulunmuş ise kazâ muhakkak bir müsademe ne- ticesi olarak vukû’ bulmuştur. Hava boşluğu olduğu takdirde ka- rışıklık olmaması mümkün değildir. Tayyareciler bellerinden bir kemerle alta merbûtturlar; fakat bir kazâ vukûunda kendileri ze- mine atlayabilmeleri için bu kemer önündeki düğmeye basmakla derhal açılıverecek derecede hassastır. Böyle bir kazaya Edirne’de Karagöz Tabyasında yine merhûm Fethi uğramış ve tayyaresi bir tarafa, kendisi bir tarafa düşmüştü. [...] Bir daha söylüyorum: Cesur arkadaşlarımızın şehâdeti pek elîm teessürâtı mucib olmuştur. Fakat san’at (sanayi) bundan mütees- sir olmayacak ve ilk emirde herhangi biri olursa olsun tayyareci- lerimizin başınız üzerinde uçup gittiğini göreceksiniz. Şurasını iyice kaydediniz ki kazâ en çok nerede oluyorsa tayyarecilik ora- da daha ziyade inkişaf etmiştir. [...].” Tanin, 1 Mart 1914 100 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi Bey ile Sadık Bey’in kıyafetleri Askeri Müzeye getirtilip sergileniyor” Le Moniteur Oriental’in “Fethi Bey ve Sadık Bey’in Cenazeleri” manşetiyle verdiği haberi şöyleydi: “Şam, 1 Mart. – Zavallı havacı Fethi Bey ve Teğmen Sadık Bey’in cenazeleri büyük bir ağırbaşlılık içinde gerçekleşti. Tüm Şam katılmıştı. Bu facia, bütün bölgede tarifsiz heyecana yol açmıştır. Kaza- nın sebebini saptamak için yapılan araştırmalar şimdiye kadar müspet bir netice vermemiştir. İki havacının defni Selahattin Eyyubi Kabrinde yapılmıştır. Parçalanan uçaktan geriye kalanlar Şam’a nakledilmiştir. Motor hemen hemen sağlamdır. Kanatlar tamamen parçalanmıştır. Şam, 1 Mart. – İttihat ve Terakki Kulübü Fethi ve Sadık Beylerin hatırasına bir mevlid okutmuştur. Beyrut’tan gelen heyet, töre- ne iştirak ettiler. Nuri ve Hakkı Beyler iki gün içinde Beyrut’a hareket edecektir. Üniformalarıyla konsolosluk mensupları ile tüm okulların tale- beleri gerçekten muazzam olan cenaze törenine katıldılar. A.O. Taziyeler Fransa Maslahatgüzarı Bay Boppe, Almanya ve Fransa askeri ateşeleri ve diğer birçok şahsiyet, Fethi Bey ve Sadık Beylerin ölümleri vesilesiyle Savaş Bakanlığına gelerek Enver Paşa’ya ta- ziyelerini sundular. Hidiv, Sadrazama bir taziye telgrafı gönderdi. Askeri Müzede Savaş Bakanı, Fethi Bey ile Sadık Bey’in uçak kalıntıları ile ölüm düşüşleri sırasında giydikleri kıyafetlerin Askeri Müzeye getirtilip sergilenmesi talimatını verdi.” La Moniteur Oriental, 2 Mart 1914 “altı gün zarfında programa tamamen riayet etmek üzere Beyrut’a ulaşmışlardı” La Moniteur Oriental / 2 Mart 1914 “Seyahatlerinin nihayet bulması için geçilmesi gereken mesafe de ancak 700 kilometreden ibaretti.” “Bir Mukayese Kahraman şehîdlerimizin teşebbüs ettikleri seyahat pek güzel, pek tabiî bir cereyan takip ediyordu. Beyrut’da geçirilen kazadan başka yolda hemen hemen hiçbir ârıza-i mühimmeye uğramamışlar, düştükleri yere kadar takriben 1700 kilometre kadar mesafe kat’ etmişlerdi; halbuki seyahatlerinin nihayet bulması için kat’i lâzım gelen mesafe de ancak 700 kilometre- den ibaretti. Programda tayin edilen merhalelerde pek az farklar hasıl olmuş, mevâni-i tabiî karşısında zarûri olarak vukû’a gelen teahhürleri ise tayyarecilerimiz serî’ gidişleriyle izale et- mişlerdi. Şu sûretle Beyrut’a kadar seyahat muayyen müddet zarfında devam etmiş, Beyrut’da kazânın verdiği teahhürden başka bir teahhür vukûa gelmemiştir. Fethi ve Sadık Beylerin seyahatleri hakkında başka bir nokta-i nazardan da bir mukayese yapmak kâbildir. Malumdur ki meşhur bir Fransız tayyarecisi olan Mösyö Dökor Toros’u at- lamaya muvaffak olmayarak sukut etmiş ve tayyaresi parçalanmıştır. Dökor’un Toros’a kadar kat’ ettiği merâhil bervech-i âtidir (aşağıdadır): İstanbul-Adapazarı 2 Teşrinisâni Adapazarı-Eskişehir 9 Teşrinisâni Eskişehir-Akşehir 10 Teşrinisâni Akşehir-Konya 11 Teşrinisâni Konya-Ereğli 12 Teşrinisâni Ereğli-Toros 13 Teşrinisâni Görülüyor ki Dökor ancak dokuz gün zarfında İstanbul’dan Toros’a kadar gitmişken Fethi Bey 26 Kanunusâni’de İstan- bul’dan kalktığı halde Şubat’ın ikinci günü Toros’u da en mür- tefi’ bir noktadan aşmak sûretiyle, Beyrut’a vâsıl olmuş bulu- nuyordu. Şu halde onlar altı gün zarfında programa hemen hemen tamamen riayet etmek üzere Beyrut’a ulaşmışlardı.” “Fethi Bey Ayazpaşa’da doğdu” “Fethi Bey” “Fethi Bey’in dünkü nüshamızda münderiç tercüme-i hâline dair aldığımız ma’lûmât-ı mütemmime bervech-i âtidir: Yüzbaşı Şehîd Fethi Bey [1]307 sene-i Hicrisinde İstanbul’da Ayazpaşa’da tevellüt etmiştir. Pederi Tophane Fabrikası’nda sermakinistlik eden Abdurrah- man Efendi’dir ve bir validesiyle bir de hemşiresi vardır. [1]327’de tayyare makineciliği tahsil için İngiltere’ye i’zâm edilmiş ve avdetinde Tayyare Mektebi’nde uçmayı öğrenmiş ve büyük bir kâbiliyet göstermiştir. Demek ki Fethi Bey Ayastefanos’un en mümtaz talebesinden biri- dir. Birinci Balkan Harbi’nde Feza, Nuri Beylerle beraber vazifeten Selanik’te bulunmuş ve râsitlik vazifesini yapmıştır. Bilâhare esaretten firar ederek Mektebe gelmiştir.” Halep Vilayeti’nden taziye Halep, 10 Şubat — İ’lâ-yı şân-ı Osmanî uğrunda hayatlarını istihkâr eden Fethi ve Sadık Bey- lerin bütün kulûb-i milleti cerîhadâr eden haber-i fecî’-i felâ- ketlerinden dolayı Halep Vilayeti ahalisi nâmına arz-ı ta’ziyet eylerim. Halep Belediye Reisi Muhammed Galip [….]” Tanin, 1 Mart 1914 102 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Vâdî-i’ş-Şerîa’nın siyah ve yalçın kayalarını pâk ve nezih kanlarıyla süslediler” Tasfir-i Efkâr, ertesi gün birinci safyadan bu elîm haberi, şehîd- lerin fotoğraflarını yayınlayarak daha geniş bir şekilde duyurur. Fotoğraf altı: “[Üstte] Muhterem Şehîdlerimiz / Tayyereci Yüz- başı Fethi Bey / Şehîd-i mağfûrun tayyarecilik muharririmiz Osman Vehbe Bey’e bizzat ihdâ ettiği resminden / Harbiye Nezâreti Yaveri Mülâzım-ı Evvel Sadık Bey / Yevm-i azîmetle- rinde husûsi fotoğrafi tarafından alınan son resminden / [Or- tada] Şehîd-ı muhterem Fethi’nin tayyaresi üzerinde alınan bir resmi / [Altta-harita] Son Merhale… Sahne-i Şehâdet / Fethi ve Sadık Beylerin Şam’dan hareketinden sonra Taberi civarında sukut ederek şehîd oldukları noktanın ale’t-tahmin haritası.” “Teessürâtımız Osmanlı tayyareciliği de hava seyahatlerinin çizmiş olduğu kanlı fakat şanlı iz üzerinde evvelki gün ilk iki kurbanını ver- di. Osmanlı vatanının iki dilâver, iki merd ve fedakâr evlâdı, Osmanlı Odusunun iki şecî’, itâatkâr, azimperver rüknü, Vâdî- i’ş-Şerîa’nın siyah ve yalçın kayalarını pak ve nezih kanlarıyla, memleket ve millet için ebedî bir fedakârlıktan başka bir hisle çarpmamış ve Osmanlı sancağının semâlara yükselmesinden başka bir mekr üzerinde harekete gelmemiş metin yürekleri ve büyük dimağlarıyla süslediler. […] Şân ve şeref size ey Müslüman ve Türk arslanları! Şân ve şe- ref size ey Osmanlı istikbâlinin semâ fatihleri! Siz öldünüz, siz hurdahaş oldunuz. Lâkin başladığınız iş bütün Osmanlıların, bütün silah ve meselek arkadaşlarınızın yüreklerinde yatıyor. […] Şimdi Osmanlılık ve İslamlık uhuvvet ve ittihâdının bir âbide-i fekîmeni gibi yükselecek olan türbeleriniz asırlar geç- tikten sonra bile vatan ve millet fedakârlarının bir mutâf-ı kıy- metdâr-ı dâimisi olacak. […] “Fethi ve Sadık’ın Na’ş-ı Mübârekeleri Salahaddin Eyyûbi’nin Türbesi’nde” “Dün son saat kısmımızda derç eylediğimiz veçhile bir sûret-i fe- cîada terk-i hayât eyleyen fedakâr Fethi ve Sadığımızın mahall-i kazada bulunan na’ş-ı mükerremleri ihtifâlât-ı fâika ile Taberiye kazâsı merkezine getirilmiştir. Kazâ-yı fecî’ etrafa şâyi’ olur olmaz derhal Akka Mutasarrıfı ile Taberiye Kaymakamı ve Şam’dan da me’mûrîn-i vilayetten bazılarıyla bir heyet-i sıhhıye Kefr-i Harp civarında kâin Sahra karyesine gelmişler ve tetkikât-ı lâzimeyi icrâ eden şehîdlerimizin na’ş-ı mağfurîlerini muayeneden sonra söylediğimiz gibi Taberiye’ye naklettirmişlerdir. Aynı zamanda Şam’da bulunan Nuri Bey de mahall-ı kazaya giderek vak’a-i fecîa hakkında icrâ-yı tetkikât etmiş lüzûmu teblîğ olunmuştur. Şehîdlerimizin na’şları mukarrer olduğu veçhile şânlarına layık ihtifâlât ile Şam’a getirilecek ve Hazreti Salahaddin Eyyûbi’nin merkad-ı mübarekeleri hazîresinde hazırlanan makber-i mah- sûsaya defn olunacaklardır.” Kazanın üç sebebi olabilir “Kazânın Esbâbı Fethi ve Sadık Beyerin fâcia-i şehâdetlerini intaç eden kazâ- nın esbâbı hakkında kat’î bir mütâlaa dermeyanı müstahildir (imkansızdır). Bu babda mahall-i kazadan alınacak tafsilâtdan da fazla bir şey öğrenileceğine ihtimal verilemez. [...] Şam’dan hareketi müteâkip zuhûr eden kazânın, ta’mirin iyi olmamasın- dan tevellüd ettiği hatıra gelebilir. İkinci bir ihtimal de Şam’dan Kudüs-i Şerif’e kadar olan arazinin pek dağlık ve ârizalı bir sil- sile teşkil eylemesine nazaran, Fethi Bey’in hava anaforlarına tutularak kurban gitmiş bulunmasıdır. Hatta bu ihtimal daha kavîdir. Çünkü Şam ile Kudüs arasındaki arazinin tehlekisi Toros Dağlarından fazla idi. Zira Toros xxx bir saatte geçile- bilirdi. Halbuki Şam’dan Kudüs’e kadar olan mesafe bilâ-inkıtâ’ dağ üzerinden devrediyordu. Tayyare de bir az bozularak kuv- ve-i su’ûdiyesini kaybetmiş bulunduğundan Fethi Bey avarız-ı havâiyeden masun kalmak için şüphesiz pek çok yükseklere çıkamamış ve nihayet dûçâr-ı kazâ olmuştur. O arazi de bu ka- zaların ihtimal-i vukû’u düşünülerek Fethi Bey’in o tarîki takip eylememesi düşünülmüş ve kendisine söylenmişti. Fakat Fethi Bey cesaret-i civânmerdanesi hasebiyle behemehal oralardan geçmek ve kimesinin yapamadığı muvaffakıyeti ihrâz eylemek istemiştir. Nice faide ki felek buna müsaade göstermedi.” Tafsir-i Efkâr, 1 Mart 1914 “Şân ve şeref size ey Müslüman ve Türk arslanları! Şân ve şeref size ey Osmanlı istikbâlinin semâ fatihleri!” Tafsir-i Efkâr / 1 Mart 1914 “Bir Rüya” “Bu kitabı bana Selahaddin Eyyûbî verdi” “Fethi Bey, muallim Orhan Salahaddin Bey’den de bir müddet sûret-i husûsiyede tahsil görmüştür. Birkaç gün evvel, hocasına keşîde ettiği bir cevab-ı telgrafîde, (Teşekkür ederim. Duânızla İnşallah muvaffak olurum) diyordu. Yine üç gün evvel Fethi Bey’in pederi, muallim Orhan Salahaddin Bey’i ziyarete gitmiş ve gördüğü şu rüyayı nakl etmiştir: - Fethi’yi rüyamda gördüm. Salahaddin Eyyûbî Hazretlerinin terbiyesinde bir kitap okuyormuş. ‘Oğ- lum bu hangi kitap?’ diye irâd ettiğim suale karşı: - Bu kitabı bana Salahaddin Eyyûbî Hazretleri verdi. Son sahifesine geldim, dur baba, bitireyim… cevabını verdi.” Tafsir-i Efkâr, 1 Mart 1914 104 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Hazin Cenaze Merâsimi” Kısm-ı mahsûsamızda Taberiye’ye getirildiklerini yazdığımız muhterem şehîdlerimiz Fethi ve Sadık Beylerin na’ş-ı mağfi- ret-i nakşiler dün mahall-i mezkûrdan tren-i mahsûs ile Şam’a getirilmiş ve cidden hazin ve muazzam ihtifâlât ile medfin-i ebedilerine tevdî’ kılınmışlardır. Dün gece muhâbir-i mah- sûsamızdan aldığımız telgrafları bervech-i âtî derç-i sahife-i teessür eyliyoruz: “Dersaadet’te Tasfir-i Efkâr’a” “Şam 15 Şubat Akşam 9, 43 – Dün fecî’a-ı şehâdetlerini telg- rafla bildirdiğim fedakâr tayyarecilerimiz Fethi ve Sadık Beylerin Taberiye’ye getirilmiş olan na’şları bugün saat onda tren-ı mahsûs ile şehrimize nakl edilmiştir. İ’tilâ-i şân-ı va- tan uğrunda fedâ-yı hayat eden bu muhterem şehîdlerimizin şiddet-i fevkalâde-i sukut neticesi olarak başları hurdehâş olduğu gibi el ve ayakları da bir sûret-i fecî’ada kırılmıştır. Matemi tren istasyona vâsıl olduğu zaman bütün Şam me- dîd bir vaveyla ile ağlıyor, yüz binlerce halk bir gün evvel alkışladıkları bu cesur zabitlerin cesed-i bî-ruhları önünde teessürden çıldırıyordu. Şehîdlerin gasl ve tekfin muamelesi Sultan Selim Camii’nde icrâ edilmiş ve ba’de Osmanlı tay- yareciliğinin bu ilk kurbanları şanlı Osmanlı sancaklarına sarılı iki tabuta konarak muhteşem fakat hazin bir alay ile Cami-i Emeviyye’ye götürülmüştür. Yolun iki tarafı bukâ-yı mütemâdi ile çırpınan halk ile dolu olduğu gibi alaya vâli, kumandan, erkân-ı mülkiye ve askeriye, mektep talebeleri, iki tabur asker, mikdar-ı kâfi jandarma ve düvel-i ecnebi- ye konsolosları iştirâk eylemişlerdi. Cenaze namazı Cami-i Emeviye’de cemaat-ı kübrâ ile edâ edildikten sonra bu iki Müslüman arslanın na’ş-ı mübarekleri saat birde Salahaddin Eyyübî Hazretlerinin merkad-ı münevverlerinde hazırlanan kabirlere tevdi’ kılınmıştır. Şam şimdiye kadar emsali gö- rülmemiş bir matem-i amîk-i millî geçirmekte, herkes ağ- lamaktadır. Aziz” “Mescid-i Münir-i Aksa’da” “Kudüs 15 Şubat, Akşam 9,57 – Cesur tayyarecimiz Fet- hi Bey’i der-âgûş etmek şerefinden mahrum kalan Kudüs, facia-i mellimenin istihbariyle -ecanib de dahil olarak- ber-matemgâha döndü. Bütün kalpler cerîhadâr ve gözler giryebâr. Yarın ervâh-ı mübarek-i şühedâya ithaf edilmek üzere Mescid-i Münir-i Aksa’da hatim ve mevlid-i şerif kıra- ati mukarrerdir. Kudüs, millet-i Osmaniyeye ve şehîdlerimi- zin muhterem ailelerine beyân-ı taziyet eyler. Ahmed” “Nuri Bey’le Mülakat” “Dün Nuri Bey’le bir mülakat yapması hakkında Şam muhâbirimize bir telgraf çekmiştik. Mûmâileyhten dün âti- deki telgrafı aldık: Şam 15 Şubat – Tavsiyeniz veçhile Nuri Bey’le mülakat ettim. Nuri Bey arkadaşının ziyâ’-ı fecî’inden dolayı şiddetle müteessir fakat seyahati başa çıkarmak azminde tamamen sâbit-i metindir. Bana dedi ki: “Vazifemi sonuna kadar îfâ edecek ve avn-ı Hakk’la Fethi Bey’in takip eylediği tarîk-i seyahatte ilerleyeceğim. Ancak merci’imden tebdil-i tarîk hakkında bir emir alırsa(m) emre itaat etmek- liğim tabiîîdir.” Kendisine muvaffakıyet temenni ettim. Aziz” Tafsir-i Efkâr, 1 Mart 1914 “Fethi Bey 12 Şubat’ta Torosları geçti” Fransız L’Aérophile dergisi Türk pilotlarıyla ilgili haberini kısa haberler bölümünde, “Türk Havacıların İstanbul – İskenderiye Uçuşu” ara başlığıyla vermişti: “Bu uçuşu gerçekleştirmek için, pilot Fethi Bey ve yolcusu Sa- dık Bey, pilot Osman Nuri Bey ve yolcusu Hakkı Bey, 11 Şubat sabah saat 09.00’da İstanbul-San Stefano’dan (Yeşilköy) yola ko- yuldular. Nuri Bey ikinci olarak yola çıkmıştı ve sis nedeniyle yaşadığı zorluklar nedeniyle yönünü Kartal’a çevirdi, ve San Stefano’dan tekrar öğleden sonra Adapazarı’na doğru yola çıktı ve akşam 4.30’da Lefke’ye ulaştı. Fethi Bey ve yolcusu, Adapazarı’na indikten sonra, Eskişehir ve Ankara arasındaki Ağapınar’a akşam sekizde ulaştı. 12 Şu- bat’ta Torosları geçtikten sonra Tarsus’a ve 15 Şubatta Beyrut’a vardılar.” L’Aérophile, 1 Mart 1914 “tren istasyona vÂsıl olduğu zaman yüz binlerce halk teessürden çıldırıyordu” L’Aérophile / 1 Mart 1914 106 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Beyler Vatanı Yükseltmek, Türklüğe Şeref Vermek İçin Canlarını Feda Ettiler” Şehitlerin ardından gazetenin birinci ve diğer sayfalarını şehit- lerle ilgili gelişmelere ayıran ikdam, aynı başlıklı haberinde, şe- hitlere övgü yağdırıyordu: “Dün yine bir kara haberle gönüller karardı ve bütün milletin çıldırasıya bir muhabbetle sevdiği, en samimî temennilerle ta- kip eylediği Fethi ve refiki Sadık Beylerin haber-i şehâdeti bü- tün yurtları, ocakları matem içinde bıraktı. Onlar için sade biz Türkler değil, memleketimizde yaşa- yanların hepsi acıdı, ağladı. Fethi Bey öyle sevimli, öyle sıcak kanlı simalardan idi ki onu sevmeye- cek kimse tasavvur edilemezdi. Yakı- şık, yiğit, cesur, vatanperver sahib-i fazilet bir genç idi. Denilebilir ki her ihtimale karşı canını vatanına fedâ etmeğe azmetmişti. Dünyada ancak bunu düşünür, bunun için yaşamağa istiyordu. Refiki Sadık Bey de onunla hem-fi- kir, hem-cisim idi. İkisinin ruhunda -büyüklük ve vatanperverlik için- vahdet vardı. Onun için yan yana yükseldiler, yine onun için yan yana ve sırf bir azm-ı vatanperverâne ile merdâne-i şecîâne oldular. […] Fethi ve Sadık beylerin bu kadar mü- him ve müşkil bir seyahat-ı havâiyeyi bî-perva ihtiyar etmiş olmaları Os- manlılık için medâr-ı şân ve şerefti. Fakat bu uğurda şehîd olup gitmeleri cihân nazarında bu şerefi eksiltme- di, artırdı. Bütün dünyanın matbûâtı şimdi bu hadiseden bahs ederken “Türklerin bir cesur tayyarecisi ile refiki gayet mühim ve icrâsı müşkil bir seyahat-ı havâiyeyi icra etmek- te iken fedâ-yı cân etti. Bu Osmanlı tayyarecilerinin ziyâ’ı Türklerin de milel-i medeniyeden olarak terakki- yat-ı fenniye nâmına fedakârlık et- meğe ve vergi vermeğe başladıklarını gösterir” diyecekler. Efrâdı (askerleri) böyle olan milletler yaşar. Bu ölüm, âdî bir mevt değil, bir milletin hayati nişanesidir. Bir mille- tin azmine ve memat ile pençeleşerek yaşamağa temin edecek kadar zinde ve kavî bulunduğuna delâlet eder. Canını millete fedâ eden zavallı Fethi Bey’le refiki işte bugün Osmanlılığa bu yüksek şerefi kazandırmış olu- yorlar. Bizim kalplerimiz bunun için hiss-i iftihar ile de çarpıyor!” […] Süferânın (Büyükelçilerin) Ta’ziyeti “Fethi Bey’le refîki Sadık Bey’in haber-i elîm-i şehâdetinden dola- yı şehrimizdeki sefârethânelerin cümlesi Harbiye Nezareti’ne zevât-ı mahsûsa-i azîmetle arz-ı taziyet et- mişlerdir.” […] Türk Ocağı’ndan “Birbirini takip eden muvaffakiyetleriyle günlerden beri bize nihayetsiz bir hakk-ı gurûr ve saadet veren iki sevgili kahrama- nımızın haber-i şehâdeti kalplerimize de ruhun nadiren idrak ettiği derecede vâsi’ bir keder uyandırdı. Fethi ve Sadık Bey- ler, bizi milli hislerimizde tatyîb eden (gönlümüzü hoş eden), bizi, mensup olduğumuz millet, en büyük istidatlara maliktir diye müftehir eden, iki mümtaz ve müstesna vatandaştı. On- ların fecaat-ı mevti (feci ölümleri) karşısında duyduğumuz keder ne kadar büyükse, kalbimizde açılan yaralar ne kadar derinse, aynı nispette büyük ve derin bir i’timâd ile İstanbul-Kahire Hava Yollarının yine millî kahramanlarımız tarafından aşılacağına mutmain bulunuyoruz. Bütün bir milleti aynı tesirle müte- hassis eden sebepler, daima müfîd, daima mukaddestir. Türk Ocağı aza- sı, Fethi ve Sadık Beylerin akıbetinde ailelerinin müsâdif oldukları kederi, en hassas bir kardeş kalp teessürüyle taziyet eder.” Türk Ocağı İdare Reisi Hamdullah Suphi *** “Salahaddin Eyyûbî Hazîresi’nde” “Vatanı yükseltmek ve Türklüğe şeref vermek için feda-yı cân etmiş olan şehîd-i muhterem Fethi ve Sadık Beylerin na’ş-ı gufrân-ı nakşî bulun- dukları mahalden ihtifalât-ı fevkalâ- de ile kaldırılarak Şam’a nakledilecek ve orada mutâf-ı mücâhidîn-i İslam olan Selahaddin Eyyûbî Hazretleri- nin türbe-i mübarekeleri haziresine defnedilecektir. Rahimehümallalüh Teâla Rahmeten Vâsia “Şehidlerin Defni” “Şam muhabirimizden dün gece aldı- ğımız telgrafnâme sûretidir: Şam 15 Şubat – Semra karyesi civa- rında şehîd olduklarını bildirdiğim Fethi ve Sadık Beyler cenazeleri bu- gün alafranga saat üçte Hayfa treniy- le getirilerek Sultan Selim Camii’nde gasledildikten sonra mekâtib-i umu- miye talebesi, me’mûrîn, eşrâf, ulemâ, rüesâ-yı ruhâniye, konsoloslar ve iki yüz bini mütecaviz ahaliden müte- şekkil gayet muhteşem bir mevkib ile saat beş raddelerinde Sultan Selahad- din Eyyubi haziresinde defin-i hâk-i mağfiret edilmişlerdir. Bütün ahaliyi ye’s ve hüzün istilâ etmiştir. Kâffesi ağlayarak cenazeyi teşyî’ etmişlerdir. Halidi” İkdam, 1 Mart 1914 “Efrâdı (askerleri) böyle olan milletler yaşar Bu ölüm, âdî bir mevt değil, bir milletin hayatÎ nişanesidir” İkdam / 1 Mart 1914 108 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İki tayyarecinin yarı kalmış emellerini tamam- lamak için yarın yüz genç çıkacaktır” Sabah, İstanbul’da Beyoğlu’nda yabancıların çıkardı- ğı haberleri, “Karşı Gazeteler Ne Diyor” diye haber yapmıştı: “[...] Bir milletin kuvve-i ma’neviyesi bu gibi fedakâr- lıklar ile neşv ü nemâ bulur. Fen kurbanları ile bir millet azim ve metânetin en mükemmel dersle- rini görür. […] Bu, genç Türkiye için bir mâtem-i millîdir, henüz doğan Osmanlı tayyareciliği için bir ziyâ’-ı azîmdir (büyük kayıptır). Fakat bu ziyâ’ gayr-ı kâbil-i telâfi değildir. Ulvî bir emelin tahakkuku için çalışırken mukadderâta boyun eğen iki tayyarecinin yarı kalmış emellerinin ikmâl etmek, bu fecî’ yolu takip etmek, aynı gâye-i emel için gençliklerini fedâ etmek üzere yarın yüz genç çıkacaktır. Hükûmet-i Osmâniye vatan uğrunda fedâ-yı hayât eden iki fe- dakâr ve vatanperverin ufûl-i fecî’ine ağlıyor. Biz bu kedere bütün samimiyetimiz ile iştirâk eyleriz.” La Turki diyor ki: “Fethi Bey gürültüsüzce, kemâl-i tevâzu’la İstanbul’dan hareket etmişti. Bu tehlikeli seyahati îfâ etmesi için hiç kimse, sâir tayyarecilere olduğu gibi, kendisine 200 bin Frank teklif etme- mişti. Mamafih böyle bir meblağ verilmiş olsa bile Fethi Bey kabul etmeyecekti. Çünkü kendisi sükû- neti, tevâzu’u severdi. Bütün memleket uzun müddet bu iki kahramâ- na ağlayacaktır. Fethi ve Sadık isimleri târih-i Os- mânî’de ebediyen pâyidâr olacaktır.” İstanbul da diyor ki: “Vatanın şân ve şerefi uğrunda fedâ-yı hayât eden bu cesur ve pür-şeref kurbanların kanları yeni kahramânlar yetişmesini te’mîn eyleye- cektir. Şân ve şeref Fethi ve Sadık Beylere ve onların misallerini takip ederek onlar gibi fedâ-yı hayat ede- ceklere.” Sabah, 1 Mart 1914 “Fethi Bey ile refiki Sadık Bey vâsıl-ı mertebe-i şehâdet olmuşlardır. Bu âkıbet, fecî’ olduğu ka- dar da şanlı bir ölümdür” Şan ve Vatan Uğrunda” üst başlığı ve “Fedâ-yı Cân Eden iki Uzv-i Kıymetdâr” manşetiyle, tayyarecile- rimizin şehit oluş haberini verir: “[…] Kazâ Tafsilâtı Fethi Bey tayyaresinde refiki Mülâzım Sadık Efen- di de olduğu halde Şam-ı Şerif’ten evvelki gün sa- bah zevâlî saat sekiz raddelerinde yüz binlerce aha- linin alkışları, meserret sadaları arasında Kudüs’e müteveccihen hareket etmiş idi. Tayyarenin muvâ- salat edeceğinden haberdar olan Kudüs ahalisi sokaklara dökülmüş, şevk ve iştiyâkla tayyarenin vürûduna intizâr ediyorlardı. Aradan birkaç saat geçtiği halde tayyarenin vürûd etmemesi gerek me’murîn-i mahalliyenin gerek ahalinin merak ve heyecanını mûcib olmuş ve berâ-yı taharri etrafa jandarmalar sevk edilmiştir. Jandarma müfrezesi şehid-i mağfur Fethi ve sadık Beylerin na’şları ile parçalanmış olan tayyareyi Semra ve Kefr-i Harip karyeleri arasında bulmuşlardır. Bu mahal, Taberi- ye gölünün cenub-i şarkîsindedir. Zannedildiğine göre tayyare buraya alaturka dörde doğru düşmüş- tür. Jandarmalar keyfiyeti hemen Züye Nahiyesi Müdiriyeti’ne bildirmişlerdir. Müdiriyet tarafın- dan kaza-yı fecîa vilayet iş’âr olununca Akka Mu- tasarrıfıyla etibbâ (doktorlar) trenle hemen sukut-ı fecîanın vukû’ bulduğu mahalle azimet etmişler ve cenazelerin Taberiye’ye nakline nezâret eylemişler- dir. […]” Sabah, 1 Mart 1914 “Kudüslüler, Mescid-i Aksa’da hatim ve mevlid okutuyor” Sabah / 1 Mart 1914 “Üçüncü bir tayyare kariben İstanbul’dan hareketle Kahire yolunu tutacaktır” Tanin hava şehîdlerimizle ilgili ayrınılı haber vermeye 2 Mart’ta da devam etti. “Kahire Yolun- daki Facia” manşetini attığı haberin spotu, “Yeni bir tayyaremiz gidiyor-Te’bîd-i Hâtıra- Bir Telg- raf-Şehîdlerin Aileleri-Ta’ziyetler” başlıklarını taşıyordu. “Üçüncü Yolcu Fethi ve Sadık hayatları pahasına açtıkları tarîk-i şehâmette Nuri ve Hakkı Beyleri yalnız bırak- mak ve Osmanlı Ordusu’nun fen ve terakkî yolunda nasıl hiçbir şeyden çekinmez fedakârlara malik olduğunu göstermek üzere, kemâl-i memnûniyetle haber alıyoruz ki, üçüncü bir tayyare kariben İstanbul’dan hareketle evvelki merhalelerden geçmek üzere Kahire yolunu tutacaktır. Esasen evvelki gün bera-yı ta’ziyet Tayyare Mektebi’ne gitmiş olan muharririmiz orada bütün tayyarecilerimizin her dakika böyle bir emrin vürûduna intizâr etmekte olduklarını görmüş ve bununla kalbinde derin bir meserret ve memnûniyet hiss eylemiştir. Tayyarecilerimiz, ar- kadaşlarının fecî’, fakat şanlı akıbetinin kendileri için nasıl yeni bir menba-ı şevk ve harâret ol- duğunu göstermek üzere böyle bir vesileyi nasıl büyük bir meserretle karşılayacaklarını bütün etvâr ve hareketleriyle i’lân ve ifhâm ediyorlardı. İşte aldığımız mevsûk ma’lûmât ile anlaşılıyor ki Osmanlılardaki gençlik azim ve kuvvetinin, fedakârlık hissinin ne kadar yüksek olduğunu göstermek üzere üçüncü bir tayyare yola çıkmak üzere bulunuyor. Henüz yevm-i hareket tayin etmemişse de bugün yarın anlaşılacaktır.” Kudüslüler, Mescid-i Aksa’da hatim ve mevlid okutuyor “Kudüs-i Şerif’te Teessür ve Taziyet Vatan uğrunda canlarını fedâ eden tayyareci şehîd-i muhteremlerimizin uğradıkları fâcia-i müellemenin buraca yalnız kulûb-ı İsla- miyeyi değil ecânibi de dahil olduğu halde edyân-ı muhtelife erbabını da cerîhadâr eylediği ve izhâr-ı ye’s ve teessüfte bütün memleket halkında başka ve birbirine müsâbaka edercesine kâffe-i rüesâ-yı ruhâniyeden ve konsoloslar tarafından ta’ziyetnâmeler alınmakta olduğu ve ervâh-ı şühedâya ithaf için Mescid-i Münir-i Aksa’da hatm-i Kur’an ve Mevlid-i Şerif tilavet olunacağı telgrafnâmeden anlaşılmıştır.” Tanin, 2 Mart 1914 110 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fert gider; millet kalır” Sabah “İstikbale Hizmet! / Ulvî Bir Misal Muvâcehesinde” baş- lıklı başyazısında şehitler hakkında görüşlerini yazar: “Fethi ve Sâdık Beyler şehit oldular; Nuri Bey seyahatine de- vam ediyor; yarın otuz yahut elli Osmanlı bahadırının daha tayyarecilik mesleğine intisâbını haber alacağı. Ve şüphe et- memelidir ki bugün İstanbul’dan ancak İskenderiye’ye kadar tertip olunan tayerân Mekke-i Mükerreme’ye, Bağdad’a, Basra Körfezi’ne kadar icrâ kılınacaktır. Fert gider; millet kalır. Bi- rinci def’a nâkıs bırakılmasına mecbûriyet elveren gâye ikinci def’ada ikmâl olunur; üçüncü, dördüncü, ilâ-âhir def’alarda ise yeni terakkîlere, yeni tekâmüllere mazhar olur. Bu sa’y-i mü- temâdî-i terakkîde iştirâki olanların ve gâye nâmına fedakârlık edenlerin hidemâtı –velev semere-i fi’liyesi mahdûd (fiili so- nuçları sınırlı bile) kalsa, yahut Fethi ve Sadık Beylerin ziyâ’-ı müessifi (üzücü kayıpları) gibi bir mâtem-i cânhırâş tevlîd etse (doğursa) bile– gayet muazzezdir…” “Şehit Ailelerine” “Vatanın şân ve şerefi uğrunda fedâ-yı hayat eden Fethi ve Sa- dık Beylerin aile-i keder-dîdelerine hükümet tarafından fev- kalâde bir muâvenette bulunulması taht-ı karâra alınmıştır. İşittiğimize göre her iki şehidin ailesine beşer yüz lira hediye i’tâ olunacak ve eytâm ve erâmiline de fevka’n-nizam maaşlar tahsîs edilecektir. Fethi Bey merhûmun pederi olup İmâlât-ı Harbiye fab- rikalarında müstahdem bulunan Abdurrahman Efendi’nin de bir derece terakki’i takarrur etmiş- tir.” Nuri ve Hakkı Beyler Beyrut’a gidiyor “Hakkı ve Nuri Beyler” başlıklı kısa haber: “Şam 1 Mart- Tayyareci Nuri ve Hakkı Beyler iki güne kadar buradan tay- yareleriyle pervâz edecekler ve Beyrut’a gideceklerdir.” Sabah, 2 Mart 1914 “Şüphe edilmemelidir ki, bu uçuş Mekke’ye, Bağdad’a kadar yapılacaktır” Sabah / 2 Mart 1914 “Yeni Bir Tayyaremiz On Beş güne Kadar Mısır’a Uçuyor!” “Fethi ve Sadık Beyler şehîd oldular. Osmanlı tayyareciliğinin ruh ve mevcûdiyetinde ilk kan- la fakat şanlı cerîhayı açtılar. [...] Tayyarecilerimiz, bu cesur ve genç zabitlerimiz daha bidâyet-i felâkette ruhlarındaki teessüre karışan bir azm-i merdâne ile arkadaşlarının başladığı işi bitirmek ve Osmanlı sancağının semâlara yalnız bir değil bin fethi eliyle yükseleceğini ve hiçbir kuvvetin artık o tıraz-şânı yer- lere indirmeyeceğini isbât etmek ateşiyle bayıyorlardı. Filhakîka dün kemâl-i memnûniyetle haber aldığımıza göre bu fedakâr tayyarecilerimizin şevk ve azimleri nazar-ı dikkate alınmış ve Nuri Bey’den maada Anadolu tarîkiyle Mısır’a bir Osmanlı tayyarecisinin daha gitmesi takarrür etmiştir. Osmanlı hamaset ve metanetinin hiçbir sûretle kırılmayacağını cihana karşı bir kere daha şeref ve şân ile isbât ve izhâr edecek olan bu tayyaremiz, takip edeceği güzergâhda seyahate muktezi levâzımın tamamıyla ve noksansız bir sûrette teheyyiesini müteâkip yani onbeş gün sonra Ayastefanos’tan tayerân edecektir. Bu seyahat hakkında alacağımız mufassal haberleri bittabi’ ayrı ayrı derç eyleceğiz.” “Şiddetli bir hava cereyanı sebebiyle düştü” Tasfir-i Efkâr, “Son Haberler” kısmında “Esbâb-ı Kazâ” başlığıyla kazânın sebebini şöyle akta- rıyordu: “Şam 17 Şubat – Vazife ve vatanperverlik kurbanı olan fedakâr tayyerecimiz Fethi ve refîki Sa- dık Beylerin fecî’a-i şehâdetleri hakında icrâ eylediğim tahkîkat neticesine nazaran bu meş’ûm kazâ bervech-i zîr vukûa gelmiştir: Şehîd-i muhterem Fethi ve Sadık Beylerin râkip oldukları Muâvenet-i Milliye tayyaresi (Zavye) mevkiinden bilmürûr müstevi arâzide cüz’i irtifa’da ta- yerân etmekte iken ikiyüz küsur metre umkunda (derinliğinde) olan göle müntehi (biten) vâdiye muvâsalat eylemiş ve sağ tarafki gölden vizan olan (esen) şiddetli bir cereyana tesâdüf ederek sukut etmiştir. Bu müellim ve fecî’ sukut göl kenarında kâin (Semra) karyesinin sağ ta- rafından vukû’ bulmuş ve tayyare karyenin eteğine kadar yuvarlanarak parça parça olmuştur. Aziz” “Şam Matemler İçinde Mevlid-i Nebevî Kıraâtı” “Şam 16 Şubat – Dünkü telgrafnâmemde mufassalan bildirmiş olduğum veçhile muhterem şehîdlerimizin cenaze alayı bütün şümûli ile bir matem-i millî şeklini almıştır. Mağfûr şehîd- lerimizin cenazesini derin bir hüzün ve huşû’ ile takip eden alay bilâ- mübalağa bütün Şam ahalisini ihtiva ediyordu. Çarşılar sokaklar bu matemimizde kitle-i beşerî istîâb edemiyordu, Beyrut’dan gelen heyet-i meb’ûsede cenaze ihtifâlinde hazır bulunmuş, Fethi ve Sadık Beyleri merakıd-ı mübarekelerine kadar takip eylemiştir. Bu akşam İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından Fethi ve Sadık Beylerin ervâh-ı pâkine ithaf olunmak üzere Mevlid-i Nebevî kıraat ettirilmiştir. Beyrut Heyet-i Mahsûsası da mevlidde hazır bulunmuştur. Aziz” Tafsir-i Efkâr, 2 Mart 1914 112 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Şeref Yolunda” Hava seyahati, yeni tayyarecilerle devam etmektedir. Çünkü artık bu seyahatin tamamlanma- sı bir şeref meselesidir. “Şeref Yolunda” başlıklı haberin spotları ise “Mısır Seyahatine devam ediliyor-Fecîa-i şehâdet etrafından-Teessürâtımız dâdedir (ihsan edilmiştir)-Nuri Bey Şam’da bulunuyor-Yeni tafsilât-Mısır’da hazırlıklar” diye atılmıştı. Fotoğraf altı: “Mısır seyahatini itmâm edecek tayyarecimiz ve refiki / Tayyareci Yüzbaşı Salim Bey / Erkân-ı Harp Yüzbaşı Kemal Bey” “[...] tayyarecilerimiz Nuri Bey’den maada Mısır’a yeni bir tayyarenin daha uçurulmasına ka- rar vermişlerdi. Dün aldığımız haberlere göre tıraz-şân-ı Osmaniyi Kahire ve İskenderiye ufuklarında dalgalandırmak için ibtâr-ı havâiyeye atılacak olan bu tayyareye Tayyareci Yüz- başımız Salim Bey’le erkân-ı harbiye yüzbaşılarımızdan Kemal Bey râkip olacaktır (binecek- tir). Tayyare ve tayyareciler şehîd-i mağfûr ve muhterem Fethi ile Sadık’ın mahall-i sukutu olan Taberiye Gölü sahilinde kâin Semra mevkiine kadar trenle gidecekler ve oradan tayerân ile Kudüs - el-Ariş - Port Said tarîkiyle Kahire ve Mısır’a azîmet eyleyeceklerdir. Salim Bey tayyarecilerimizin en muktedir, hassaten en bî-perva ve en cesurlarından olup ilk defa yine refakatinde Kemal Bey bulunduğu halde Kırk Kilise’den (Kırklareli) tayerân ile Marmara’yı baştan başa bil-kat’ Bandırma’ya gitmişti. Kendisinin muahharan İstanbul’da da icrâ eylediği müteaddid tayerân ve cevelânlarla bir kat daha tezâyüd eden rüsûh (ustalık) ve tecrübesi; cesaret ve cür’etkârlığı, tayyareciliğe olan vukûf-ı ciddisi bu seyahatin muvaffakıyetle hitâm bulacağı hususuna en kavî bir zamandır (kefildir). Kemal Bey’e gelince genç erkân-ı harbîlerimizin en mümtâz ve en cesurlarından olan bu fedakâr zabitimiz evvela Çatalca hutût-ı müdâfaasında (savunma hatlarında) rasıd sıfatiyle düşman hututu (hatları) üzerinde icrâ-yı keşfiyât eylemiş ve eğer bu tayerânları ve gerek or- dunun Edirne’ye doğru icrâ eylediği ileri hareket esnâsında yine tayyarelerle yaptığı keşiflere müstenid raporarından erkân-ı harbiyece pek büyük faideler te’min ve istihsal olunmuştur. Kârîlerimizin hatır-ı nişânî olsa gerektir ki Yüzbaşı Kemâl Bay şehîd-i mağfur ve merhûm Fethi Bey’e birlikte bir Mars tayyaresi üzerinde düşman hututunu tetkik edip Edirne’ye avdet ederlerken nâgehâni bir hava kuyu- suna yakanıp sukut etmiş ve bindikleri tayyare parça parça olduğu gibi kendisi de hafifçe yaralanmıştı. İşte Osmanlı azim ve himmetinin, Osmanlı cesaret ve şecâat-ı fıtriye ve medeniyesinin yeni pişvâları olacak, Osmanlı ve Türk nâm-ı celâdetini yeniden göklere çıkaracak olan zabitlerimiz bu iki genç kahramandır. Yevm-i seyahat henüz sûret-i kat’iyede takarrür etmemiş olmakla beraber bu birkaç gün zarfında yola çıkılması pek muhtemeldir. Tasfir-i Efkâr bütün Osmanlıların hissiyât-ı samimiyesine tercüman olarak bu iki fedakâr kahramanımız için kat’î bir muvaffakiyet ve selâmet temenni eder.” Tasfir-i Efkâr, 3 Mart 1914 “Fethi ve Sadık Beylerin şehâdetleri Kudüs’te de derin bir elem ve teessür DOĞURMUŞTUR” Tasfir-i Efkâr / 3 Mart 1914 Şehîdlerin bıraktığı görev kaldığı yerden devam ediyor Tanin”nin yeni başlığı “İstanbul-Kahire” idi: “Yeni Yolcu” “Dünkü nüshamızda yazdığımız veçhile Harbiye Nezâreti İstan- bul-Kahire Seyahati için üçüncü bir tayyarenin yola çıkarılma- sına karar vermişti. İstihbarat-ı mütemmimize nazaran henüz hangi tayyarenin ve hangi tayyarecimizin gideceği takarrür et- memişse de seyahatin on-on iki gün sonra başlayacağını te’min edebiliriz. Nuri ve Hakkı Beyler ise seyahatlerine devam edeceklerdir. Dün Şam muhâbir-i mahsûsamızdan yeni bir telgraf almadık. Yalnız muhâbirimizin en son telgrafından anlaşıldığına göre Nuri Bey ya bugün, yahut yarın Beyrut’a müteveccihen Şam’dan hareket edecektir. Fethi ve Sadık Beylerin şehâdetleri her yerde olduğu gibi, bilhas- sa kendilerinin muzafferan muvâsalatına intizâr edilen Kudüs’te de derin bir elem ve teessür tevlîd eylemiştir. Bunun için Fethi ve Sadık nâmlarına kavî bir iki tayyare iştirâsı için vukû’ bulan teşebbüsâta iştirâke karar verilmiş ve bunun için Belediye tara- fından iki yüz, bir zât-ı muhterem tarafından da üç yüz Fransız Lirası iâne i’tâsı taahhüt edilmiştir. Ahali yakın bir zamanda bu iânenin bin liraya iblâğını kararlaştırmıştır. […]” Tanin, 3 Mart 1914 114 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İki Türk Havacı Öldü” Gazetenin bu başlığı taşıyan kısa haberi şöy- leydi: “Konstantinopolis’ten İskenderiye’ye uçan iki Türk havacı Fethi Bey ve Sadık Bey, cu- martesi günü Şam ile Kudüs arasında Filis- tin üzerinden uçarken düştü ve öldü. Fethi Bey, Balkan Savaşı’nda çok hizmet vermiş kıdemli bir ordu havacısıydı.” Hopkinsville Kentuckian, 3 Mart 1914 “Millet Fedâisi Fethi ve Sadık Beylerin şehadetinden üzüntü duyan Kudüslüler, Fethi ve Sadık namına iki tayyare satın alıyor” Hopkinsville Kentuckian / 3 Mart 1914 “Fethi Bey Merhûmun Pederi Abdurrahman Efendi” Aynı başlıklı haber şöyleydi: “Bu resim, ulvî hâtırâtını kalbimize gömdüğümüz büyük fedakârımız şehîd Fethi Bey’in pederi Ab- durrahman Efendi’nindir. Kırk üç sene Tophâne Fabrikası’nda çalışmış olan bu pîr-i muhterem ne kadar pâk ve bülend bir nâsıyeye, ne sevimli bir sîmâya malik. İnsan baktıkça ciddi, mütevek- kil çehresinde derin bir mânâyı azim ve sebâtın bütün intibââ’tını görüyor ve bilâ-ihtiyâr onun mübarek ellerini öperek âsâr-ı ta’zîm göstermek ve gayr-ı kâbil-i teselli âlâmını tahfîf için: “Senin oğlunla yükselen millet yaşasın bunu düşün de if- tihâr et babacığım” demek istiyor. Resim, gazetemizin fotoğrafî Ferid İbrahim Bey tarafından evvelki gün pîr-i muhteremin Ayas- paşa’da çıkmaz ve dar bir sokakta kâin, küçücük ve vîrân hânesi önünde alınmıştır. Bu dar sokak içinde resim almak için bile güçlük çekilmiş ve ziyâ pek güç bulunmuştur. Zaten kapı, sağ taraf- taki duvar, sol taraftaki kaplamalar bu fakirhâ- nenin medhalini (girişini) pek müessir bir tarz- da gösteriyor. İşte Abdurrahman Efendi bakiye-i ömrünü bu küçücük hânede mütevekkilâne ikmâle çalışıyor.” İkdam, 3 Mart 1914 “Şân-ı Vatan Uğrunda Fedâ-yı Cân Eden Tayyarecilerimiz” “Merhûm Fethi ile Sadık’ın şehâdet-i fecîasından dolayı her taraftan ta’ziyetler, teessürler yağmakta, diğer cihetten de gerek türbe inşâsı, ge- rek âbide rekzi için bezl-i iânâtta hamiyetli halkımız tarafından adeta müsâbaka edilmektedir. Beyrut, Humus, Sivas ve Sayda’dan Makam-ı Sadaret-i Uzmâya ve Dahili- ye Nezaretine vürûd eden müteaddid telgrafnamelerde tayyareci Fethi ve Sadık Beylerin vuku-ı şehadetlerinden dolayı kemâl-i teessürle beyan-ı ta’ziyet olunmaktadır. […] Tayyarenin sukutuyla millet fedâisi Fethi ve Sadık Beylerin şehadet-i fe- cîasından cidden müteellim olan nefs-i Kudüs’ün galeyan-ı hissiyatıyla Fethi ve Sadık nâmlarına iki tayyare iştirasiçün (satın alınması için) Bele- diyeden iki yüz ve bir zat tarafından üç yüz Fransız Lirası i’tası taahhüdü olunmuş ve bu iânenin bin liraya iblağı (ulaşması) için me’mûrîn ve ahili- nin hisse-i iştiraki bitta’yin cem’ine mübaşeret edilmiş olduğu Kudüs’den gelen telgrafnâmelerden müsteban olmuştur.” Görev Yüzbaşı Kemal Bey’de “İstanbul – İskenderiye Müsabakası” başlıklı haber: İstanbul ile İskenderiye arasında tertip olunacağını yazdığımız ikinci müsabakaya Erkân-ı Harbiye Yüzbaşılarından Kemal Bey’in iştirak eyle- yeceği müstahbardır (haber alınmıştır”. “Ecel Geldi Cihâne, Baş Ağrısı Bahane” “İstanbul muhiti olsun, Memâlik-i Osmaniye’nin diğer muhitlerinde ol- sun, birkaç gündür, İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesine kemâl-i ce- saret ve fedakârî ile teşebbüs etmiş, yolun kısm-ı a’zamı 1700 kilometre kadar bir mesafesini kat’ eylemiş, Taberiye Gölü hizalarına kadar gelmiş olan Fethi Bey ile refîki Sadık Bey’in birden bire tayyarelerinin sukutuy- la şehîd oldukları haber-i elîmi, pek derin kederler, teessürler hasıl etti. Matemler tutuldu… İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesi, her tarafta hem merakı ve hem de iftiharı bâdi olmuş, cesur tayyareciler İstanbul’dan hedefe doğru yak- laştıkça, cevv-i havada tayy-ı merâhil ettikçe (merhaleleri geçtikçe) kalp- lerde uyanmış olan hiss-i fahr ve sürûr da tezâyüd etmekte bulunmuş idi. Toros Dağları geçildi… Tayyarecilerimiz Adana’ya, Halep’e, Beyrut’a, Şam’a, uğradı… Şam’dam Kudüs’e pervânelerinde (uçuşlarında) kazâ-yı fecî’ ile terk-i hayat etti. Yolun ancak 700 kilometre kadar bir mesafesi kalmış idi… İstanbul gazetelerinin birkaç günkü neşriyâtı, bu iki kıymetdâr vücûdun ziyâ’-ı nâgehânisi, kalb-i millette ne derece teessürât husûle getirmiş ol- duğuna delâlet eder. […]” Sabah, 3 Mart 1914 116 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare sandık içinde İstanbul’a nakledilecek” Tanin, şehîdleri ve seyahat hakkındaki gelişmeleri yakından takip etmekle kalmıyor, birinci sayfasından okuyucularına da aktarıyordu. 4 Mart tarihli nüshasında yine iki sütun üzerine attığı “İstanbul-Kahire Seyahati” manşeti ve diğer altbaşlıklarıyla doyurucu haberler vermeyi sürdürüyordu: “Şam’da Nuri Bey Şam Muhâbir-i Mahsûsamızdan: Şam, 18 Şubat — Elyevm tayyareci Nuri ve refîki İsmail Hakkı Beyler burada bulunuyor. Perşembe günü sabahleyin buradan Beyrut’a müteveccihen hareket edeceklerdir. Muâvenet-i Milliye’nin uğra- dığı facia burada el’ân pek derin teessürâtı mucip bulunuyor. Tayyarenin mümkün mertebe dağılmaması için sûret-i mahsûsada yapılacak bir sandık derûnuna mevdûan (konularak) İstanbul’a nakli takarrür eylemiş olduğu gibi bilâhare rekz edilecek âbidenin yeri şimdiden belli olmak üzere tayyare enkazının kaldırıldığı yere nişan konulmuştur. Şühedânın elbiseleri de Müze-i Askeriye gönderilecektir.” Tanin, 4 Mart 1914 Mısır Seyahatini tamamlayacak pilot kura ile seçildi Tanin / 4 Mart 1914 Mısır Seyahatini tamamlayacak pilot kura ile seçildi “Facia-ı Şehâdet, Yeni İntibâât” başlığı ve “Mübeccel Şühedâmız ve na’ş-ı mübârekelerinin vedîa kılındığı topraklar” altı başlığındaki haberinde şehitler hakkında ayrıntılar aktarılıyordu: “Fethi Bey ile Sadık Bey’in, gaye-i seyahatleri olan Mısır’a birkaç merhale kalıncaya kadar yaklaştıktan sonra sûret-i fecîa-i şehâ- detleri, memleket için o kadar büyük zâyiâ’dandır, hele iki buçuk senelik felâketlerle azürde-dil (kalbi kırık) olan ve ancak şu iki gencin semâpâye muvaffkakıyetlerinden kendilerine bir hisse-i teselli çıkarmak isteyen Müslümanlar için öyle açıklı bir âkibettir ki biz o şanlı ve fakat yürekleri yakıcı ziyâın bilcümle safahâtını enzâr-ı millete de elimizden geldiği kadar i’lân ve tespiti bir vazi- fe-i mahsûsa addediyoruz. Çünkü millet için fedakârlık edenle- rin, kanlarını bilâ-tereddüd îsâr edenlerin, ulvi hamiyyetleri layık olduğu mertebe mazhar-ı tebcîlât olmalıdır ki geri kalanların aynı râh-ı şecâate sâlik olmalarına bir sâik teşkil eylesin. Bu mülâha- zaya binâen muazzez şehîdlerimizden Fethi Bey’in tayyarecilik muharririmiz Vehbi Bey’e kıyafet-i askeriyesini lâbis olarak ayrı- ca ihdâ eylediği fotoğraf ile refîk-i civanmerdi Sadık Bey’in Bey- rut’da yaverlik kıyafetiyle çektirdiği en son resmini ve iki gencin bugün Şam’da vedîa kılındıkları makâmât-ı mübarekeyi gösterir diğer iki resmi vaz’-ı enzâr-ı kârîîn eyleriz. Aynı zamanda Sala- haddin Eyyübî Hazretlerine muzaf olarak Fransızca Larus lüga- tinde manzûrumuz olan bir resmi de bu vesile ile derç ettiğimiz gibi Fethi Bey’in Ayastefanos’dan yevm-i azimetinde tayyaresi üzerinde son istihzârâtda bulunurken pederleriyle beraber alınan resmini de son hatıra olmak üzere kârîlerimize takdim ediyoruz.” “Şeref Yolunda” üst başlık ve Mısır Seyahatinin İtmâmı / Salim Bey Kura ile Me’mur Olmuştur” başlıklı haber şöyledir: “Dün Fethi ve Sadık Beylerin kazalarıyla nâtamam kalan Mısır seyahatini itmâma muktedir tayyarecilerimizden Yüzbaşı Salim Bey’in memur olduğunu ve kendisine erkân-ı harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey’in refakat eyleyeceğini yazmıştık. Bu babda dün icrâ ettiğimiz tahkîkata nazaran bu seyahatin emr-i itmâmına en eski tayyarecimiz olan ve iktidar-ı fennisi bütün arkadaşlarının mü- sellem bulunan Feza Bey de talip olmuş ve bunun üzerine Sa- lim Bey ile Feza Bey arasında kur’a keşîdesine lüzûm görülerek neticede tâli’ Salim Bey’e isabet etmiş ve mûmâileyhin azimeti o sûretle takarrür eylemiştir. [...]” Tasfir-i Efkâr, 4 Mart 1914 Fotoğraf altı: “[Üstte sağdan sola] Selahaddin Eyyübi Hazretlerine muzâf olarak Larus lügatinde münderiç olan resim / [Üst sağdan ikinci] Fethi Bey’le pederinin son mülakatı / “Fethi Bey’in azimeti günü Ayastefanos’da aldığımız resimden” / [Üst sağdan üçüncü] Fethi Bey / “Kıyafet-i askeriyesiyle alınan son resmi” / [Üst sağdan dördüncü] Sadık Bey / “Beyrut’da yaver kıyafetiyle aldırdığı en son resmi. Vak’a-i şehâdeti müteâkip Beyrut muhâbirimiz irsâl eylemiştir.” 118 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Osmanlı tayyarecilerinin 30 bin kişi tarafından istikbâli” Şehitlerle ilgili haberini, “Osmanlı tayyarecilik hayatında bir fâ- cia” başlığı ve “Fethi ve Sadık Beylerin Taberiye Gölü civarında bir kazâ-yı müdhiş ile şehâdeti” spotuyla veren Servet-i Fünûn habere bol fotoğraflı üç sayfa ayırır: Fotoğraf altı: [s. 391- üst sağda] Fethi Bey merhûm - “Tasfir-i Efkâr” refîkimizin klişesi / [Üst solda] Sadık Bey merhûm - “Tasfir-i Efkâr” refîkimizin klişesi / [Altta] Fethi Bey, Belkıs Şevket Hanımın tayeranında.” “İstanbul Kahire Seyahat-i Havâiyesi Taberiye gölüne kadar, memlekete ve millete şân ve iftihar verecek bir sûrette kemâl-i azm ve cesaretle, devam ettirmiş olan Osmanlı tayyare zabiti Fethi Bey ile refîk-i muazzezi Sadık Bey, henüz sebebi tahkik edilmekte olan bir kazâ-yı elime uğramışlar, müdhiş bir sukut ile tayyareleri Taberiye civarında Kefr-i Harab mevkiinde parça parça olduğu gibi bu iki metîn, cesur ve azimkâr zabit de câm-ı şehâdeti nûş eylemişlerdir. İstanbul muhitinde, Memâlik-i Osmaniyede, tayyarecilerin muvâsalatına fevkalâde bir iştiyâk ve iftiharla intizâr etmekte olan hatt-ı Mısriye’de bu kazâ-yı elîm, pek derin tessürât hasıl etmiş, her tarafda bu iki kıymetdâr vücudun ziyâ’-ı ebedîsi için matem tutulmuştur. […]” “Fethi Bey” “Fethi Bey İstanbullu- dur. 304’de Ayaspaşa’da, Alman Sefarethanesi kurbundaki (yakının- daki) hanesinde tevel- lüd etmiştir (doğmuş- tur). Pederi Tophane Fabrikasında serma- kinist Abdurrahman Efendi isminde halûk (iyi huylu) bir zatdır. Elyevm bu vazifede bulunuyor. Fethi Bey küçük yaşından beri fen ve sanata ve bilhas- sa makineye fevkalade meyl ve hevesini gös- termiştir. Tophane’de Mekteb-i Feyziye’de rüşdiye tahsilini ik- mâl eylemşitir. Bahri- ye Çarkçı Ameliyat Mektebi’ne dahil olmuş, mektebi ikmâl ile çarkçı müzalım-ı evvel rütbesini ihrâz eylemiştir. Hamidiye Kruvazi vakityle Karadağ’a giderken toplarının tesbiti (sabit- lenmesi) vazifesiyle Fethi Bey Hamidiye ile gitmiştir. Bilâhare Tophane’de “Kano Otomobil”lere memur oldu. Balkan harbin- de beş altı ay evvel, tayyare makinistliği tahsili için İngiltere’ye i’zâmını istida etmiş, muvafakıyet gösterilmiştir. Bristol’de tay- yarecilik fabrikasında çalışmışdır. Burada tayyareciliği tahsil eylemiştir. Balkan Harbinin ilanı üzerine İstanbul’a avdet et- miş, Selanik Kolordusuna gönderilen tayyarelerle oraya gitmiş- tir. Selanik’ten İstanbul’a gelerek Çatalca ve Çorlu taraflarında tayyarenin istikşafâtına memur olmuştur. Edirne’nin istirdadı üzerine Fethi Bey tayyaresiyle Bulgaristan içerilerinde istikşafât da bulunmuş idi.. Bilâhare Safraköy Tay- yare Mektebi’nde en muktedir ve cesur tayyarecilerimizden biri olarak tanınmış, nüzzâr-ı kirâm Fethi Bey’in tayyaresiyle hava- da birer cevelan icrâ eylemişti.” “Sadık Bey” “Sadık Bey, 302 tarihinde Selanik’de Akça Mescid Mahalle- sinde tevellüd etmiştir. Selanik Rüşdiyesinde tahsil ile Manas- tır İdadi-i Askerîsine dahil omuş ve sunûf-ı i’dâdiyeyi ikmâl ile Mühendishane-i Berri-i Hümâyûna nakl edilerek 1325’de Mülâzım-ı Sânilikle diploma almıştır. Sadık Bey ibtida Taksim Kışlası’na memur olmuş, Trablusgarp Muharebesinde oraya gi- derek Enver Paşa’ya itlihak etmiştir (katılmıştır). Orada kuman- dânın takdir ve tahsini celb ile Balkan muharebâtında Enver Paşa’nın refakatinde yaver-i harbî olarak bulunmuş, Edirne’ye müşarünileyh ile birlikte girmiştir. Sadık Bey, vazifesine mer- bût, muhibb-i vatan, mütemayiz-i kıymetdâr bir genç zabit idi. Fethi ve Sadık Beylerin ufûl-ı nâ-gehanîsi (ansızın ölümü) Os- manlı Ordusu için zâyiâtdandır (kayıptır). […]” “… Bu facia, genç Türkiye için bir matem-i millîdir…” Servet-i Fünun, 5 Mart 1914 “Bu facia, genç Türkiye için bir matem-i millîdir…” Servet-i Fünun / 5 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Belkıs Şevket Hanım’ın Fethi Bey ile İstanbul ufkunda tayerânı sırasında. [Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvân Cemiyeti erkân-ı muhteremesi: Re- simde tam cemiyetin bayrağı önünde, ayakta duran iki hanım efendiden sağ taraftaki Fethi Bey merhûmun validesi ve solundaki hemşiresidir.]” Fotoğraf altı: “Taberiye Gölü civarında tayyare faciası: İki şehîd-i muhterem Fethi ve Sadık Beyler Beyrut’da [Fethi ve Sadık Beylerin Beyrut’a muvâsalat- ları ve şehrin üzerinde bir cevelân ile zemine nüzûlleri sırasında alınmış olan resim.] Fotoğraf altı: “Taberiye, tayyare faciası: İki şehîd-i muhterem Fethi ve Sadık Beyler, Beyrut’da [Beyrut’da Osmanlı tayyarecilerinin 30 bin kişi tarafından istikbâli]” Fotoğraf altı: “[Tayyare zabiti Fethi Bey merhûmun pederi Tophane’de sermakinist Abdurrahman Efendi.] 120 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Üçüncü tayyare İzmir’e hava yoluyla, oradan Beyrut’a gemiyle gidecek Servet-i Fünun / 5 Mart 1914 “Tayyarecilik bizde büyük ilerlemeler gösterecek...” Şehit haberleriyle morali bozulan okuyucuları, tayyarecilerin başarılı akrobatik uçuşlarıyla heyecana getirir. “Tayyarecileri- mizin Yeni Bir Muvaffakiyeti başlıklı haberde, büyük puntolarla “Tayyareci Fazıl Bey Geçen Gün Tayyare Mektebinde (Helezonî) yani burgu gibi uçmak tecrübeleri icrâ etmiştir” alt başlığı yer alıyordu. “Tayyereciliğin fennini İngiltere’de tecrübe etmiş olan ve tayya- recilerimiz içinde iktidarıyla günden güne temâyüz eylemekte bulunan Fazıl Bey geçenlerde gayet mühim tayerân tecrübeleri yapmıştır. Bu tecrübeler rüfekâmızdan birinin yazdığı gibi baş aşağı uçmak değil ise de havadan yere inerken helezonî daireler çizerek yani, burgu gibi hareketler icrâ etmekdir ki bu da hem fevkalâde tehlikeli, hem de son derecelerde iktidar ve mahâre- te mütevakkıf bir tecrübedir. Fransız tayyarecilerinden ancak birkaç kişiye nasip bu şâyân-ı hayret tecrübeleri Fazıl Bey’in bilâ-tereddüd icrâ etmesi tayyareciliğin bizde ne büyük terak- kıyât göstereceğine delildir. Bu babda yarın tafsilât vereceğiz.” Tasfir-i Efkâr, 5 Mart 1914 Fotoğraf altı: [Sağda] Tayyare Mektebi Müdir-i Hamiyetperverî Binbaşı Veli Bey / [solda] ahiren helezon çizerek tayerân tecrübeleri yapmak sûretiyle fev- kalâde ibrâz-ı cesaret ve mahâret eden Mülâzım Fazıl Bey.” “Fethi ve Sadık’ın elbiseleri özel bir memur ile gönderiliyor” “Son Haberler” kısımın ilk haberi, “Şehîdlerimizin Elbiseleri” idi: “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Şam 18 Şubat – Kazâ-yı fecî’ mevki’ine icrâ-yı tahkîkat için bir heyet gittiğini bildirmiştim. Bu heyet dün Şam’a avdet eylemiş ve esbâb-ı kazâ hakkında mümkün olabildiği kadar taf- silâtı hâvî bir rapor tanzim edip makam-ı âi- dine takdim etmiştir. Bu raporda evvelce size iş’âr eylediğim gibi bîçare tayyarecilerin gölün cihet-i garbiyesinde şedîd bir cereyana yaka- lanarak gittikçe inhitât kesp eden göl sahiline kadar sürüklendikleri ve orada tayyarelerinin parçalanması üze- rine bir sûret-i facîa’da terk-i hayat eyledikleri zikr olunmaktadır. Osmanlı tayyarecilik âleminin ilk kurbanı olan tayyare enkazıyla kazâ esnâsında fedakâr zabitlerimiz Fethi ve Sadık’ın lâbis olduk- ları elbise ve eşyaları İstanbul’a müteveccihen bir me’mûr-ı mahsûs ile gönderilmek üzere- dir. Vukû’ bulan talebiniz üzerine hazin cena- ze alayının safhatını musavver olarak sûret-i mahsûsada aldırdığım fotoğrafları postaya tevdîan yola çıkardım. Aziz” Tasfir-i Efkâr, 4 Mart 1914 Telli turna gibi çıktın yuvadan, Dedim: Sakla kötü gözden Yaradan, Günler geçti, aylar geçti, aradan, Hep gidenler geldi hâlâ gelmedin, Bir haber okuyla sinem delmedin! Sorarım her sabah yüce dağlara, Bakarım ağlarım sola, sağlara, Hasrette analar kara bağlara, Hep gidenler geldi hâlâ gelmedin, Bir haber okuyla sinem delmedin! Nereden arayım, bulayım seni, Kimseler dinlemez söylesem beni, Var ama herkesin gelip gideni, Hep gidenler geldi hâlâ gelmedin, Bir haber okuyla sinem delmedin! Bağdad’ın çölleri virandır, ırak, Halep, Şam’da isen yetişir, bırak, Artık ayp değil bana ağlamak, Hep gidenler geldi hâlâ gelmedin, Bir haber okuyla sinem delmedin! Ali Rıza Seyfî 16 Şubat 329 Ruh-ı Milletten Artık Gelmeyecek Tayyarecimize 122 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Fotoğraf altı: “Fethi” “İlk Tayyare Kurbanları” “Semâmızı siyahlatan bulutları yırtarak Şu zavallı yurdumuza biraz ziyâ verecek, Neticesi bir hakiki saadete erecek Bir yol açmak dileğiyle semalara uçarak * Hayatını vatan için fedâ eden vicdanlı Kahramanlar… Bu takdirin kastı nedir bilinmez, Fakat Fethi, Sadık ismi yüreklerden silinmez Nâmınızı takdis eder her yürekli Osmanlı Vatan için şehid olan topraklara atılmaz Güneşlenen sîneleri zulmetlere (karanlıklara) katılmaz Unutursa sa’yinizi (çalışmanızı) bu millete yazıktır!... * Düşmek değil yere şimdi yükseklere uçtunuz Şehâdetin, saadetin her zevkini duydunuz; Cennetlerin kapıları ruhunuza açıktır. Suad Fâhir” Talebe Defteri, 12 Mart 1914 “Hürmet Size…” Tayyareyle cihana Türk şöhreti saçarken, Göze alıp ölümü ufukları aşarken, Fethi, Sadık erleri şehit oldu pek yazık, Türkün iki aslanı gâip oldu pek yazık. Hürmet size kahraman ve muhterem şehidler… *** Her Osmanlı kalbinde yaşayacak nâmınız, Ufuklara ulaştı sizin yüce şânınız, Ateşiniz Türklerin kalplerinde yanacak, Kalpte ateş yandıkça Türklük sizi anacak. Hürmet size kahraman ve muhterem şehidler… *** Fethi, Sadık ölmedi, ufuklarda yaşarlar, Onlar bize mezardan şan ve şeref saçarlar… Ey Türk genci kalbine yaz bu yüce erleri, Çalıştılar bu mertler yükseltmeğe Türkleri. Selam size kahraman ve muhterem şehidler… Aksaray – Nazım Hürrem” Çocuk Dünyası, 5 Mart 1914 “İnsan ve Osmanlı sıfatıyla onlar için ağlıyorum” “İ’lâ-yı Şân-ı Vatan Uğrunda Fedâ-yı Cân Edenler İçin” başlıklı haber: Beyrut’dan Dahiliye Nezareti’ne vârid olan telgrafnâme sûretidir: “Kahramanlarımız Fethi ve Sadık âkıbet-i fecî’asına insan ve Osmanlı sıfatıyla, ağlıyorum. Şâbâş (şen ol/var ol) onlara ve vatana, onların hûn-ı asîl ve kıymetdârı (onların asil ve kıymetli kan- ları), bizim cesaretimizi kesr eylemek (kırmak) şöyle dursun tasavvurât-ı bahâdırânemizi (yiğit hayallerimizi) temsil buyuran zât-ı âlîleri sayesinde daha pek çok kahramanlar zuhûruna sebep olacaktır. Memleketime hissiyât-ı ta’ziyetkârânemi arz eylerim.” Rizkullah Arkaş” Sabah, 5 Mart 1914 “Fethi, Sadık ölmedi, ufuklarda yaşarlar” Çocuk Dünyası / 5 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Merhum Sadık Bey/ Tasfir-i Efkâr refikimizin klişesi” Genç kızın ayağının altındaki yazı: “T. Efkâr” Çocuk Dünyası, 5 Mart 1914 124 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Tayyareleri İçin İâne İ’tâ Eden Zevâtın Esâmisi (Yardım Veren Kişilerin İsimleri)” “Para Kuruş 54 Gazetemiz İdarehanesi 25 Hüseyin Efendi İkbal Kütüphanesi Sahibi 20 Seyyid Tahir Bey İtimad “ “ 30 Cum’a “ Cum’a “ “ 20 Kasımzâde Naci Bey Maarif “ “ 10 Hüseyin Bey Darü’ş-Şafaka “ “ 10 Hüseyin ve Kasım Efendiler Cemiyet Kütüphanesi Sahipleri 10 Sadık Efendi Âfitap Mağazası Sahibi 5 A. Aznavur Efendi Osmanlı Kütüphanesi Sahibi 5 Ohannes Efendi Kainat “ “ 5 Hasan Efendi Şehbal “ “ 5 Hacı Hasan ve Mehmed Baki Efendiler Hurşid Mağazası 5 Oadis Efendi İrfan Kütüphanesi Sahibi 5 Ayşe Güzide hanım Süleymaniyede 1 Süleyman Efendi Küçük Koğancılardan? 10 Kör Keciban Efendi Âsâr-ı Müfide Kütüphanesi” Çocuk Duygusu, 5 Mart 1914 “Çocuk Duygusu’nun Fethi ve Sadık Tayyarelerine İânesi” “Muhterem ve muazzez Fethi ve Sadık Beylerin fâcia-i şehâdetleriy- le milletin kalbinde açılan yara elân sızlamaktadır. Böyle büyük yaraların tesiri ile ağlamakta olan necip, âlî cenâp, bü- yük millet Fethi, Sadık namlarıyla tevsîm edilmek üzere muhterem, kıymetli ordumuza iki tayyare vermek için iâne vermeğe başladı. Bu sevgili memleketin nân ve nimetiyle yaşayan, bu muhterem mil- letin saadetleriyle mes’ûd, kederleriyle mahzun, bu vatanın terakkî ve teâlisi için – âcizâne olsa da- hizmet etmeği, çalışmağı boynuna borç bilen (Çoçuk Duygusu) dahi bu iânâta iştirak için küçük kâri ve kârielerini (bay ve bayan okuyucularını) davet ediyor. Muhterem kâri ve kârielerimizin verecekleri iânâtın hatta bir kuruşa kadar olanı bile kabul edilecektir. Ve bir kuruş iâne veren kâri ve kârielerimizin bile isimleri (Çocuk Duygusu) ile neşr olunacaktır. Muhterem kârilerimizin iâne i’tâsı hususunda büyük bir gayret gös- tereceklerini ümid ediyoruz.” Çocuk Duygusu, 5 Mart 1914 “Nenem nenem! Durma mahzun Gelmeyecek güzel Fethi’n” Donanma Nüsha-i Fevkalâdesi / 4 Mart 1914 “Şanlı Şahin*” -Fethi’nin annesine- “Ey sevgili güzel kadın Kirpiklerin kanla dolmuş Başındaki kınaların İki günde ak pâk olmuş Hiç bekleme, umma, bakma Önündeki ıssız yola Hicrânınla bizi yakma Boştur sorma, sağa sola Nenem nenem! Durma mahzun Gelmeyecek güzel Fethi’n Ulaştığı yer pek uzun Gitti koca şanlı şahin Ona duâ eden elim Bırak silsin gözlerini Onu yâd eyleyen dilim Bırak döksün sözlerini Boynu bükük durma ninem Şansız evlad boyun büker, Fethi’n için tutma matem Şanlı öldü o genç asker […]” [*] Terzi Osman Bey’in küçük kerimesi Müfide Hanım tarafından söylenmiştir. “Fethi ve Sadık Beyler İçin” “Bütün, duman dolu göklerde bir ziya arayan Kanatlarında mukaddes bir i’tilâ hevesi… Silerdi sisleri geçtikçe ateşîn nefesi, Açardı ufkuna yurdun sabah müjde-feşân. * Dilinde aşk-ı teâli, gözünde şân ateşi Arardı arşta devâlar sükûn-ı zilletine Bütün emelleri vermekti şu hasta milletine Şeref semâları üstünde parıldayan güneşi * […]” Donanma Nüsha-i Fevkalâdesi, 4 Mart 1914 126 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Hava Müsaid Olursa Üçüncü Tayyaremiz Bugün Uçuyor” Aynı başlığını atan Tasfir’in haberi şöyleydi: Fotoğraf altı: “[Altta harita] İstanbul’dan İzmir’e tarîk-i seyahatin haritası. Dün de söylediğimiz veçhile Salim Bey’in tayyaresi İs- tanbul’dan hareketden sonra evvelâ (250) kilometre kadar mesafe kat’iyle inecek, ertesi gün (120) kilometre uzakta bulunan (Ayva- lığa), üçüncü gün de (120) kilometre mesafede bulunan İzmir’e gidecektir.” “Bugün uçuyor. Şân ve şeref yolunun üçüncü seyyah-ı havaîsi olan ve merkez-i Saltanat ve Hilâfetin selâm muhabbet ve uhuv- vetini şanlı Osmanlı sancaklarının temevvüçlerine sarıp aktar-ı Osmaniye ve İslamiyedeki kardeşlerimize îsâl edecek, Mısır’ın sıcak semâlarında Osmanlı istikbâlinin bir timsal-i muallâ-yı semâvîsi gibi, Müslüman ve Türk’ün azim ve rezm-i medenisinin muhîb fakat tatlı ihtizarlarını aks ettirecek bulunan (Ertuğrul) tayyaresi bugün vakt-i muayyeninde, Fethi ve Sadık’ın ruh-ı bü- lendlerine kıraat olunacak mevlid-i nebeviyi müteâkip cesur sü- vârileri Salim ve Kemal Beylerle birlikte havalanacak ve takdirkâr ve müştak bir halkın hâr ve samîmî alkışları arasında Çanakkale yolunu tutacaktır. [...]” “Salim Bey Nasıl Tayyareci Olmuştur” Bugün Ayastefanos’tan hareket ederek şanlı bayrağımızı Mısır âfâkında temevvüç ettirmeğe çalışacak olan Salim Bey’in hayat-ı tayerâniyesi hakkında dünkü nüshamızda bir nebze ma’lûmât vermişdik. Bugün de mûmâileyhin tayyareciliğe ne sûretle inti- sap ettiğine dair bazı izihat i’tâ eyliyoruz. Salim Bey, Trablusgrap muharebesinin zuhûrunu müteâkip bazı ma’lûmat ifası için Paris’te bulunmakta iken tayyareciliğin Ordu- da lüzûmu ve ehemmiyetini, Tarablusgar’ta İtalyan tayyarelerinin her günkü muvafakıyatiyle takdir eden Harbiye Nezâretinden aldığı emir mucibince, Paris’te (Rep) fabrikasının Tayyare Mek- tebine dahil olmuştur. Fakat bu mektebe dahil olduğundan sonra muntazam sûrette tahsiline müsaade edilmemiş, Salim Bey hep Trablusgarp’a müteallik bazı işlerden dolayı iki üç defa Paris’ten uzaklaşmağa mecbûr olmuştur. Mûmâileyh böyle ınkıtalı sûret- te üç ay kadar mektepte kaldıktan sonra mecmû’-ı müddet-i ta- yerâni topu (12) saate baliğ olduğu halde tayyarecilik diploması- nı almağa muvaffak olmuş ve İstanbul’a gelmiştir. İstanbul’da bir müddet tayyarecilikle iştigale müsaade edilmemiş, ba’de Bristol sisteminde tayyareler ile tecrübeler başlamış, bir aralık (Deperdu- sen) tayyaresiyle uçmuş, nihayet (Beleryo) tayyarelerinde ihtisâs kesp ederek en muktedir tayyare- cilerimiz adâdine dahil olmuştur. Nuri Bey seyahate başladı “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Şam’dan Hareket Şam 20 Şubat, Saat 11,45 – Dün de iş’âr eylediğim veçhile moto- runun temizlenmesi hitâm bulan fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey ve refîki bu sabah sekiz buçuğa doğru buradan hareket etmiş ve fecî’i-sukut ile pek ziyade müte- ellim olan on binlerce halkın hü- zün ile müzevveç tezahürât-ı tak- dirkârânesiyle teşyî’ edilmişlerdir. Tayyarelerimiz şehir üzerinde iki devir icrâsını müteâkip Beyrut yolunu tutmuşlardır. Resimler postadadır. Aziz Beyrut’a Muvâsalat Beyrut 25 Şubat, Saat 1 – Bu sa- bah Şam’dan tayerân etmiş olan Nuri Bey ve refîki Beyrut ile Şam arasındaki mesafeyi elli dakikada kat’ ederek dokuzu yirmi geçe bu- raya kemâl-i muvaffakıyetle nâzil olmuşlar ve pek kalabalık bir halk tarafından muhabbet ve hürmet- le karşılanmışlardır. Tayyarecile- rimizin şerefine ziyafetler tertip edilmişdir. Nuri ve Hakkı Beyler Hayfa’ya kadar sahili bi’t-ta’kip oradan Kudüs’e geçeceklerdir. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 6 Mart 1914 Salim ve Kemal Beyler bugün seyahate başlıyor “Bugünkü Yeni Seyahat” başlığını taşıyan haber: “Evvelce de yazmış olduğumuz veçhile genç ve en muktedir tayyarecilerimizden Salim Bey bugün Fethi ve Sadık merhûm- ların sevk-i kaza ile ikmâl edemedikleri seyahate devam etmek üzere Ayastefanos’ta Safraköyü’nde kâin Tayyare Mektebi’n- den Mısır’a doğru uçacaktır. Malum olduğu üzere Salim Bey’e Erkân-ı Harp yüzbaşılarından Kemal Bey de refâkat eyleyecek ve râsıd vazifesini îfâ edecektir. Seyahat için lazım gelen istihzârât (hazırlıklar) tamamıyla icrâ edilmiştir. Bugün öğleden sonra saat üçte Salim Bey binlerce halkın muvâcehesinde (huzurunda) seyâhate bede’edecektir (başlayacaktır) . Salim ve Kemal Beyler Çanakkale – Ayvalık tarîkiyle İzmir’e gidecekler. İzmir’den Beyrut’a kadar vapurla se- yahat eyleyecekler ve buradan daima uçarak, inâyet-ı Hakk ile, İskenderiye’ye kadar gideceklerdir.” “Tayyareci Nuri Bey” Son gelen haberler ise aynı başlıkla “Son Haberler” kısmında ve- rilmişti: “Beyrut 5 Mart – Tayyareci Nuri ve refîki Hakkı Beyler bu sabah saat onda Beyrut’a muvâsalat et- mişlerdir. Öğleden sonra kışlada Fethi ve Sadık Beylerin ruhuna ithâf edilmek üzere mevlid-i şerîf ve hatemât-ı şerîfe kıra’at edilmiş ve bu resimde (törende) Lübnan- lı ve Beyrutlu olmak üzere binlerce kişi hazır bulunmuştur.” Sabah, 6 Mart 1914 “Nuri Bey ve refîki Beyrut ile Şam arasındaki mesafeyi elli dakikada alarak Beyrut’a inmiştir” Sabah / 6 Mart 1914 Fotoğraf altı: “[Üstte] Bugün İzmir’e müteveccihen tayerân edecek iki genç ve cesur zabitimiz / En muktedir ce cesur tayyarecilerimizden Yüzbaşı Salim Bey / [Solda] İkinci Fırka Erkân-ı Harb Reisi Yüzbaşı Kemal Bey.” 128 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Erzurum’dan Recâ” “Haber aldığımıza göre Yüzbaşı Salim Bey an-asıl Erzurumlu olduğu için orada kendisini tanıyan zevâttan birçokları kendisi- nin tayyare ile Erzurum’a gelmesini recâ etmişler ve geldiği tak- dirde Orduya bir tayyare ihdâsını taahhüt eylemişlerdir. Salim Bey bu mevsimde avârız ve mevâni-i tabiîyenin böyle bir seya- hate müsâid olmadığını, ilkbaharda mezuniyet istihsaliyle bunu kemâl-i memnûniyetle deruhte edeceğini cevaben bildirmiştir. *** Salim Bey Erzurum’da doğdu “Salim Bey “Ertuğrul” tayyaresinin süvârisi bulunan Topçu Yüzbaşı Salim Bey 1294 senesi Şubat’ının 29’uncu Pazartesi gecesi Erzurum’un Çırçır Mahallesi’nde tevellüt etmiştir. Pederi topçu mülâ- zımlarından merhûm Hacı Muharrem Efendi olup Hi- caz’da medfundur. Tahsil-i ibtidâiyeyi Erzu- rum’un en meşhur hoca- larından Yetim Hoca’nın rahle-i tedrîsinde ikmâl etmiştir. Salim Bey’in kalbi küçük yaşından beri pede- rinin silkine (mesleğine) intisap etmek için büyük bir arzu ile meşhûndu. Pe- derinin vefatından sonra Trabzon’da bulunan dayısı- nın nezdine gitmiş ve Rüş- diye tahsilini orada ikmâl ettikten sonra Kuleli Mek- teb-i İdadiyesine girmiş ve bilâhare oradaki tahsili- ni de ikmâl ederek Topçu Mühendishane-i Berriye-i Hümâyuna dahil olmuştur. 317 senesinde mezkûr mek- tepten mülâzım-ı sânilik ile neşet etmiş ve doğrudan doğruya Gökili/Günili’ye (???) tayin olunmuştur. On üç senelik hayat-ı askeriye- sinin kısm-ı a’zamını Rume- li’nin hemen her tarafında denilebilecek bir derecede imrâr etmiş (geçirmiş) ve 319 senesi Bulgar ihtilalinde iki cebel topu ile Cavid Pa- şanın maiyyetinde Manastır ve havalisinde dolaşmıştır. Avcı taburlarının Selanik’te hîn-i teşekkülünde Palan- ka’da, top ile arâm-saz iken irâde-i seniye ile 320 sene- sinde Dördüncü Avcı Tabu- ru’na Mitralyöz Takım Za- biti olarak tayin edilmiştir. İki sene Selanik’te kaldığı esnâda en ziyade görüştüğü arkadaşları Topçu Yüzbaşı- sı Muhyiddin ve Canpolat Bey’in oğlu İsmail Hakkı Bey idi. 322 senesi ibtidalarında Er- zurum’daki ihtilalin derece- sini anlamak üzere kendi arzusuyla İzmir, Ankara, Samsun ve Trabzon tarîkiyle mahall-i mezkûra azîmet etmiş ve ihtilalde bir mahiyet ve ehemmiyet mevcûd olmadığı ve fakat yalnız ahali beynine nifak ve şikak düştüğünü müşâhede etmiştir. Hükûmet-i Müstebide (İstibdad Hükûmeti) ise bu nifak ve şikâktan bil-istifâde Abdülvehhab Paşa’yı mahall-i mezkûra memur eylemiş ve bunun neticesi olarak 72 kişiyi Sinop Ka- lesi’ne i’zam edilmiştir. Salim Bey bir buçuk ay sonra tekrar Selanik’e avdetinde mülâzım-ı evvelliğe terfi edildiğini duymuş ve Manastır’da 3’üncü Obüs Alayı 2’üncü Bölüğüne tayin olun- muştur. Meşrutiyet’i müteâkip 31 Mart’ta gönüllü olarak İstanbul’a gel- miş ve 17 Nisan’da Hakan-ı Mahlû’un köşküne muhafız olarak tayin edilmiştir. 3 Eylül’de uhdesine yüzbaşılık tevcîh edilerek Topçu İkinci Alay Altıncı Bölük Zabitliğine tayin kılınmıştır. 327 senesinde Trablusgarp Muharebesinde bulunmuş ve bilâ- hare görülen lüzûm üzerine Harbiye Nezâreti’nden aldığı emir mucibince tayyarecilik tahsili için Paris’te kâin Rep Fabrikasına azîmet etmiştir. Fakat bu esnâda Salim Bey Trablus muhare- bâtına tekrar iştirâk etmiş ve tahsil sektedâr olmuştur. Mûmâi- leyh gayet iyi bir numara ile mezkûr mektepten diploma almaya muvaffak olarak İstanbul’a avdet etmiştir. Balkan muharebâtın- da ise topçu olarak hizmet-i vataniyesini îfâ etmiş ve muhare- benin hitâmından sonra Tayyare Mektebi’ne gelerek vazifesine ibtidâr eylemiştir.” Kemal Bey, Derviş Paşa’nın oğlu... “Kemal Bey” “Ertuğrul” tayyaresinde râsıdlık vazifesini îfâ etmekte olan Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey; sadr-ı esbak Halil Ha- mid Paşa hafidi (torunu) Yozgat Liva Kumandanı merhûm Mirliva Derviş Paşa’nın mahdumu olup 304 senesinde Silifke’de tevellüd etmiştir. Soğukçeşe Rüşdiyesi ile Topçu İdadi ve Harbiyesinde tahsilini bil-ikmâl 323 senesinde istihkâm mülâzım-ı sâniliği ile neşet etmiş ve Hicaz’a memur edilmiştir. Bir müddet Şam’da istihkam bölüğünde bulunmuş ve kendi arzusuyla Medine, Mekke istik- şâfına memur heyet-i askeriye ve taburlar kumandan yaverliği ile hareket etmiş, Mekke ile Medine arasında Arabân (Araplar) ile vukûa gelen müsadematta müfrezesinin selâmet ve ric’atini te’min ettiğinden dolayı rütbesi bir derece terfî’i ve Hicaz ma- dalyası ile taltif edilmiştir. 324 senesi Şubatına kadar Medine’de bulunmuş ve birçok mü- sademâtına iştirâk etmiştir. 325 senesinde yeni açılan Erkân-ı Harbiye Mektebine bilmüsabaka dahil olarak 328’de tahsili ik- mâl eylemiş ve Çanakkale’de Üçüncü Kolordu Erkân-ı Harbi- yesinde bulunmuştur. Balkan Muharebesi’nin ilanı üzerine Başkumandan Erkân-ı Harbiyesi Birinci Şubesi’ne memur edilmiştir. Harbin imtidâ- dınca Çatalca hattında sağ cenâhın tahkîmine memur edilmiş ve ikinci muharebenin bidâyetinde keşf-i taarruziye memur eyleyerek ilk defa Gültepe sırtlarını işgale muvaffak olmuştur. Ordudan tayyareye erkân-ı harp zabitânı arandığı zaman bi- rinci olarak talip olmuş ve bütün harp müddetince düşman üzerinde müteaddid istikşafâtta bulunmuş ve Edirne’ye mer- hûm Fethi Bey’le sukut etmiş ve bu esnâda cerîhadâr olmuş- tur. Cerîhası tedavi edildikten sonra Kırk Kilise (Kırklareli) Tayyare Müfreze Kumandanlığına tayin olunarak Salim Bey ile Bandırma seyahatini icrâ etmiş ve ba’dehu İkinci Kolordu Erkân-ı Harbiyesine memur edilerek Kırk Kilise’ye (Kırklareli) gitmiştir. Bilâhare İkinci Fırka Erkân-ı Harbine tayin olunmuş ve bu defa da Harbiye Nezâreti’nin tensibi ile bu seyahate me- mur edilmiştir. Kemal Bey Balkan Muharebesi’nde gösterdiği fedakârlık hase- biyle hizmetine bir sene zamm icrâ ve bir gümüş imtiyaz ma- dalyasıyla taltîf edilmiştir.” Tanin, 7 Mart 1914 salim ve kemal beylerin başarı dolu geçmişleri... Tanin / 7 Mart 1914 130 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Bütün subaylar göreve talip olunca kura çekildi Sabah klasik “Ayastefanos’tan İskenderiye” üst başlığı altında “Salim ve Kemal Beylerin Azimeti” haberini veriyordu: “Sevgili tayyarecilerimiz merhûm ve mağfûr Fethi ile Sadık’ın haber-i fecî’-i şehâdetini yazarken “Osmanlılar ölümden kork- maz; bizim en büyük hasletlerimizden biri de istihkâr-ı mevttir (ölümü küçük görmektir)” demiştik. Bu sözü muhterem Or- dumuzun genç ve muktedir zabitleri dün bil-fiil isbât ettiler. Kaderin Fethi ile Sadık tarafından ikmâline müsaâde etmediği seyahati itmâm için dün Salim’le Kemal yola çıktılar. Seyahate devam için tayyarecilerimizin müthiş kazânın bütün fecaâtine rağmen gösterdikleri hâ-hîş ve arzu o kadar büyüktü ki bu şe- refi ihrâz için birbirleriyle rekâbet eden bu metîn ve fedakâr za- bitlerimizden birini intihâp edebilmek (seçebilmek) için kura keşîdesine (çekilmesine) lüzûm görülmüştü. Tâli’ bu şerefe Sa- lim ve Kemal Beyleri mazhar etti. […] Mükâfât-ı Nakdiyye Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti tarafından Yüzbaşı Salim ve Ke- mal Beylere (25) lira, Yüzbaşı Feyzi, Refik Beylerle Mülâzım Murad, Cemal, İsmail, Yahya, Hüseyin, Kamil, Aziz Efendilerle tayyareci nefer Cemal Efendiye (5) lira mükafât verilmiştir. […]” Sabah, 7 Mart 1914 “EN BÜYÜK HASLETLERİMİZDEN BİRİ DE ÖLÜMÜ KÜÇÜK GÖRMEKTİR” Sabah / 7 Mart 1914 “Bu derece fedakâr evlâdları yetiştiren ve daha böyle binler- cesini yetiştirmeğe muktedir olan bir memleket olmaz” Tasfir, ilk manşeti yeni yola çıkan uçağa ayı- rırken, Nuri Bey hak- kında da yeni bilgileri manşetine taşımıştı: “Üçüncü Tayyaremiz de Seyahatine Başla- dı / Salim ve Kemal Beyler de dün tayyare mektebinden uçmuş- lar ve selâmet ve mu- vaffakıyetle Çanakka- le’ye vâsıl olmuşlardır. / Nuri Bey dünü de Beyrut’da geçirmiştir.” Fotoğraf altı: “Dün Çanakkale’ye azîmet ve iki saat yirmi daki- ka sonra muvâsalat ey- leyen tayyareci Salim ve refîki Yüzbaşı Ke- mal Beylerin (Beler- yo) tayyaresi üzerinde alınan resimleri / 1- Tayyarreyi sevk eden Salim Bey / 2- Râsıdı Yüzbaşı Kemal Bey” “[...] Salim ve Kâmil Beyler bütün Osmanlıların en samîmî duâları ara- sında semâlara yüksel- diler. Ve inşâllah her ikisi de ardaşları Nuri Bey’le beraber sancağımızı Mısır afâkında yükseltmeğe muvaffak olacaklardır. Biz kendilerine bütün Osmanlıların tercüman hissi olduğumuzdan mutmainne olarak parlak ve şanlı bir muvaffa- kıyet ve seyahat etmenni ederiz. Allah tayyarecilerimize selâmet versin.” “Ertuğrul Tayyaresi: Kemâl ve Salim Beylerin râkip oldukları Ertuğrul Tayyaresi Be- leryo sistemindedir. Kanatlarını uçtan uca tûlu takriben on met- reye bâliğ olmaktadır. Ganom sistemindeki sekiz istivaneli moto- ru seksen beygir kadar bir kuvvet hasıl edebilirse de tayyare beş aydan beri bir hayli istimal edildiğinden kuvvetin bir az azalmış olması muhtemeldir. Maamafih tayyare birkaç gündür bütün te- ferruatına kadar tetkik ve tamir edildiğinden yeni denilecek bir haldedir ve lâekal saatte yüz on kilometre tayy eder. Meşakk-ı sefere her halde mütehammildir.Tayyare iki yolcudan başka bir hayli benzin ve yağ kaldırabilmektedir. Dün dört saatlik bir ta- yerâna kifayet edecek mikdarda yani 90 kilo benzin ve 30 kilo hind yağı tahmil edebilmiş idi.” “Tayyareci Fazıl ve Mehmed Ali Beylerin Teşyî’i” “Seyyahlarımız yola çıktıktan bir iki dakika sonra Fazıl Bey (Tarîk bin Ziyad) tayyaresiyle ve arkasından Mehmed Ali Bey de rep sis- teminde eski bir tayyare ile havalandılar. Bir müddet arkadaşla- rını garp istikametinde uğurladıktan sonra avdet ederek Tayyare Mektebi üzerinde on dakika kadar cevelân ettiler. Fazıl Bey’in Tayerân Hünerleri: Fazıl Bey takriben âleti yüz elli metre kadar yükselmiş idi. Bir iki gündür mahâret-i cüretkârâ- nesinden bahs ettiğimiz bu cesur tayyareci tam mektebin üzerine geldiği anda helezo- nilerini tersim etmeğe baş- ladı. Âlete gâh sağa gâh sola mukavves zikzaklı istikamet veriyor, gâh yukarıdan aşağı- ya yedekileri tedhiş eylecek bir meyl ile geniş daireler ter- sim ettiriyor, yahud sağa sola yan gelecek kadar yalpalar yapıyordu. Tayyareyi “Bonya” tayyarelerine aid nispeten kü- çük ve muvakkat bir pervane tahrik eylediği için bu tehli- keli tecrübeleri daha ziyade ileriye vardırmak, mesela dar bir nazarla helozun çizmek veya âlete zemine nispeten mesela 80 derecelik bir meyl vermek kâbil olmamış idi. Dün âletin en fazla meyli 60 dereceyi geçmemiş ve daire- ler de takribi olarak yüz met- re bir fıtr (?) üzerinde tersim edilmiş idi. Cidden pek mühim olan bu havâî tayyare oyunlarına ve bunların Fazıl Bey tarafından memleketimizde icrâ edilen tatbikatına dair kârîlerimize yarınki nüshamızda tafsilât-ı kafiye vereceğimiz için burada bahsi kısa kesiyoruz. […]” “Nuri Bey Beyrut’da” “Dünkü nüshamızda sûret-i sâlime ve muvaffıkeytkârânede Bey- rut’a nâzil olduklarını haber verdiğimiz Nuri ve İsmail Hakkı Bey- ler Beyrutluların vukû’ bulan talepleri üzerine dün de Beyrut’da kalmışlardır. Tayyarecilerimizin hareketi ve Beyrut’da yapılan merâsim hakkında muhâbir-i mahsûsumuza çekdiğim telgrafın cevabını -aldığımız takdirde- son saat kısmımıza derç edeceğiz.” Tasfir-i Efkâr, 7 Mart 1914 132 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Enver Paşa, tayyarecilere hitap ediyor: “Korkarak günde bin defa ölmekten ise merdçe bir defa öl- mek tabîî daha evlâdır” İkdam, üçüncü tayyarenin yola çıkışı ve şehitler için okunan mevlid-i nebeviyi ayrıntılarını fotoğraflarla birlikte aktarıyordu: “Dün Salim ve Kemal Beylerin râkip oldukları tayyaremiz de yükseldi ve Kahire’ye doğru yol alarak ilerledi. Vatanın şeref ve haysiyetini i’lâ (yükseltmek) için yükselen bu tayyaremizi de Osmanlılar en samîmî temennileriyle alkışladı- lar ve nâil-i muvaffakıyât olmasına duâ ettiler. İnşallah tayyare- mizin her merhalede iktisâb edeceği takdirâtı tasvir ve tebşire muvaffak oluruz. […] Saat ikide Hafız Ali Rıza Efendi tarafından mevlid-i şerif kıraata başlandı. Hüzzarın (hazır bulunanların) teessüre o ka- dar âşikâr idi ki Fethi ile Sadık, hangarın içinde onların ruhla- rı için dua eden, onların matem-i ebedisiyle göz yaşları döken halkın önünde sanki canlanıyor, yükseliyordu. Mevlid-i Şerifin hitam-ı kıraâtını müteâkip bir taraftan hâzirûna şeker tevzî’ olunuyor (dağıtılıyor), diğer taraftan salim ve Kemal Beylerin tayyaresi hangardan çıkarılıyordu. […] Tayyare meydanlığa çıkarıldı. Müdafaa-i Milliye Cemiyeti tarafından verilecek mükâfâtın tevzîi hususunda tahsis edilen masanın etrafında Harbiye Nazırı Enver, Osman Paşalar ile Dahiliye Nazırı Talat Bey ve Müdafaa-i Milliye Cemiyeti Reisi Vekili Agâh, Meclis-i İdare azasından Rıza, Müdafaa-i Milliye Merkez-i Umûmi Müdürü Cemil ve Mektep Müdürü Veli Bey- ler ahz-ı mevki aldılar. […] Tevzîâtı müteakip Harbiye Nazırı Paşa cümlesine hitaben şu mealde bir hitabede bulundu: “Arkadaşlar; Bugün Fethi ve Sadık Beylerin ruhlarının şâd olması için mev- lid okundu. Fethi ve Sadık da burada bize vedâ ettiler, şüphesiz milletin terakkî ve saâdeti için fedâ-yı nefs ettiler. Onların ha- tırası milletin kalbinde ebedîdir. Rahat döşeğinde ölmekle fe- dakârâne bir sa’y neticesinde terk-i hayat etmek arasında büyük fark vardır. İşte onlar bize iyi bir numune, bir numune-i şecâat göstermek sûretiyle öldüler. Fethi ve Sadık Beyler gıbta edile- cek bir rütbeye, rütbe-i şehâdete nâil oldular. Tayyarecilik bugün en tehlikeli bir sanattır. Fakat ölüm her yer- de vardır. İnsan otomobil ile giderken bir ağaca çarpar ölür. Siz arkadaşlarımın bu mesleğe seve seve atılmaları memleketimiz için sizin daha ulvî bir hissin bulunduğunu gösterir. Siz bu his ve iştiyak ile çalıştakça daha büyük mevkilere yetişeceğinize şüphe yoktur. Ordumuza, yalnız bu ikinci teşebbüsünüzle değil, harp esnâ- sında da düşmanın mermilerine göğüs gererek çalışmakla hiz- met edeceksiniz. Korkarak günde bin defa ölmekten ise merdçe bir defa ölmek tabîî daha evlâdır. Arkadaşlar, size uğurlar olsun derim, inşallah şimdiki gibi av- detinizde de ellerinizi sıkarım.” [..] Nihayet saat üçe geldi. Salim Bey şen bir tavır ile ahaliye tevcih-i hitap etti: -Artık vakit geldi… Allah’a ısmarladık, dedi ve tayyaresine at- ladı. Kemal Bey de mevkiine geçtikten sonra pervane şiddetle dönmeğe başladı. [..]” Fotoğraf altı: “[Orta üst] Talimgâhdaki hangârların önünde tayyare / [Orta alt] Tayyare mektebi müdürü, zabitân ve şâkir- dânı / [Sol üst] Salim ve Kemal Beyler / [Sol alt] Tayyare, Ayas- tefanos sahası üzerinden geçerken.” “Salim ve Kemal Bey, Ayastefanos’tan Çanakkale’ye 2,5 saatte gittiler” “Kal’a-i Sultaniye’ye Muvâsalat” başlıklı ha- ber: “Dün akşam Kal’a-i Sul- taniye muhâbirimizden aldığımız bir telgraf- nâmeye nazaran Salim ve Kemal Beylerin râ- kip oldukları tayyare Ayastefanos’tan hare- ketlerinden iki buçuk saat sonra yani saat beş buçukta Kal’a-i Sultani- ye’ye muvâsalat etmiş- tir. Şehrin bütün ahali- si istikbâle çıkmıştı. Me’mûrîn, erkân ve ümerâ-yı askeriye, kon- soloslar ve asâkir-i Os- mâniye merâsim-i istik- bâliyede hâzır idi. Salim ve Kemal Beyle- rin şerefine hemen bir çay ziyafeti tertîb olunmuştur. Dün akşam Belediye Dâiresinde tayyarecilerimizin şerefine kırk kişilik muhteşem ve mutantan bir ziyafet verilmiştir. Şehrin ahâlîsi şevk ve heyecan içindedirler. Tayyarecilerimiz fevkalâde alkışlanmış ve i’lân-ı şâdumânî edilmiştir. Tayyâre bugün İzmir’e müteveccihen hareket edecektir.” İkdam, 7 Mart 1914 “Rahat döşeğinde ölmekle fedakârâne bir sa’y neticesinde terk-i hayat etmek arasında büyük fark vardır” İkdam / 7 Mart 1914 Bütün subaylar göreve talip olunca kura çekildi Sabah klasik “Ayastefanos’tan İskenderiye” üst başlığı altında “Salim ve Kemal Beylerin Azimeti” ha- berini veriyordu: “Sevgili tayyarecilerimiz merhûm ve mağfûr Fethi ile Sadık’ın haber-i fecî’-i şehâdetini yazarken “Osmanlılar ölümden korkmaz; bizim en büyük hasletlerimizden biri de istihkâr-ı mevttir (ölü- mü küçük görmektir)” demiştik. Bu sözü muhterem Ordumuzun genç ve muktedir zabitleri dün bil-fiil isbât ettiler. Kaderin Fethi ile Sadık tarafından ikmâline müsaâde etmediği seyahati itmâm için dün Salim’le Kemal yola çıktılar. Seyahate devam için tayyarecilerimizin müthiş kazânın bütün fecaâtine rağmen gösterdikleri hâ-hîş ve arzu o kadar büyüktü ki bu şerefi ihrâz için birbirleriyle rekâbet eden bu metîn ve fedakâr zabitlerimizden birini intihâp edebilmek (seçebilmek) için kura keşîdesine (çekilmesine) lüzûm görülmüştü. Tâli’ bu şerefe Salim ve Kemal Beyleri mazhar etti. […] Mükâfât-ı Nakdiyye Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti tarafından Yüzbaşı Salim ve Kemal Beylere (25) lira, Yüzbaşı Feyzi, Refik Beylerle Mülâzım Murad, Cemal, İsmail, Yahya, Hüseyin, Kamil, Aziz Efendilerle tayyareci nefer Cemal Efendiye (5) lira mükafât verilmiştir. […]” Sabah, 7 Mart 1914 134 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Gazeteler yeniden “Dersaadet-İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesi” başlığını atmaya başlamışlardı. Tasfir’in aynı başlıklı haberinin spotları ise “İkinci Safhanın İntıbââtı / Salim ve Kemal Beyler dün Çanakkale’den havalanmışlar ve havanın şiddetinden dolayı Ha- lileli karyesine inmişlerdir. / Edremidlilerin daveti.” şeklindeydi. “Edremidlilerin Daveti “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Edremid 21 Şubat 12,19 – Edremid İslamlarının her iânede otuz bin lira i’tâsı hususundaki hamiyet ve fedakârlıklarını lütfen takdir eden cesur ve kahraman tayyarecilerimizin yarın zevâlden iki saat sonra Edre- midimize gelecekleri haberi şimdi gece Kal’a’dan tebşîr edildi. Bu tebşîr telgrafının kıraate pek külli iâne i’tâ ve taahhüdü ile neticelendi. İn- şaallahu Teâlâ yarın sâlimen muvâsalat ve hareketlerini ikinci telgrafla bildiririm. Yazıcızâde Hakkı Çanakkale’den Hareket ve Halileli’ne Muvâsalat Tayyarecilerimiz kendi şe- reflerine verilen ziyafetlerde hazır bulunduktan sonra merâsim-i mahsûsa ile Ed- remid’e müteveccihen hare- ket etmişlerdir. Evvelki gün tayyaremiz buradan kalk- tığı vakit havada oldukça lodus var idi. Binâenaleyh bu lodu- sun Çanakkale’de daha ziyade şiddetlice vezan olması tabiîdi. Onun için tayyaremizin dünü Çanakkale’de geçireceğini tah- min eyliyorduk. Lâkin cesur ve fedakâr tayyarecilerimiz rüzgâ- rın şiddetine rağmen yine yollarında devama azim etmişler ve berveçh-i âtî görüleceği veçhile Edremid’e müteveccihen yola çıkmışlardır. Lâkin söylediğimiz gibi rüzgârın fevkalâde şiddetli olması ken- dilerini Edremid civarında kâin Erenköy nahiyesinin Halileli karyesine nüzûle mecbûr etmiştir. [...] Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Kal’a 22 Şubat Saat 6 – Ertuğrul tayya- resi bugün zevâlî saat üçü on geçe Edremid’de müte- veccihen kemâl-i muvaffakıyetle ta- yerân eylemiştir. İstikbalde olduğu gibi teşyî’ merâsim bütün şehir halkı iştirâk eylemişti. Kıraat edilen beliğ bir duâyı müteâkip eşrâfdan Mehmed Rasim Efendi tarafından teberrüken bir kurban kesilmiş ve bunun üzerine tayyare alkışlar ve duâlar arasında yükselmiştir. [...] Edremid 22 Şubat Saat 7 – Bugün tayyaremizin buraya vâsıl olacağı haberi fevkalâde bir sürûr tevlid etmiş ve binlerce halk pür-galeyan intizâra başlamıştı. Lâkin akşam üstü Erenköy nahi- yesinden gelen haberde tayyarenin muhalefet-i hava dolayısıyla yoluna devam edemeyerek Halileli karyesine sâlimen indiği iş’âr olunmuştur. Tayyaremiz yarın İzmir yoluna devam edecektir. Rıza” “Hava müsaid olursa Kudüs’e gidecektir” “Nuri Bey” “Gece geç vakit Beyrut muhâbirimizden aldığımız şu telgraf bize Nuri Bey’in dünü de Beyrut’da geçirdiğini tebliğ eylemektedir: Beyrut 22 Şubat Saat 9 – Hava pek ziyade muhâlif olduğu için tayyaremiz bugün hareket edemedi. Yarın hava müsaid olursa doğrudan doğruya Kudüs’e azîmet eylecektir. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 8 Mart 1914 salim ve kemal beylerin 100 metre yükseklikte alınan fotoğrafları... Tasfir-i Efkâr / 8 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Salim ve Kemal Beylerin Tayyaresi Yüz Metre İrtifâ’ında / “Tayyare tahminen yüz metre kadar irtifa’da iken husûsi fotoğrafimiz Necati Bey’in himmetiyle alınan bu resim, iyi basılmak için iki misli büyütülmüştür. Yarınki nüshamızda da tayyarenin üçyüz metre irtifâ’ında diğer bir resmini neşr edeceğiz. Yukarıdaki simâ cesur tayyarecimiz Salim Bey’indir” Fotoğraf altı: “Tayyareci Salim ve refîki Kemal Beyler Hareket Ederken / Ke- mal Bey – Salim Bey” Fotoğraf altı: “Tayyare Mektebi’nde Fethi Bey’in (sundurma)sında ve (Os- manlı) tayyaresi pişgâhında şehîdlerimizin ruhu için mevlid-i nebevî kıraat olunurken.” Fotoğraf altı:”Enver Paşa Müdafaa-i Milliye tarafından ihdâ olunan hedâyâyı tevzî’ ederken / 1- Enver Paşa / 2- Müdafaa-i Milliye Müdiri Cemil Bey” 136 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Peyam, yeni yola çıkan Salim ve Kemal Beyler ile ilgili haberleri: “Salim ve Kemal Beylerin Tayyaresi” “Bugün zevâlî saat üçü on gece Kal’a-i Sultaniye’den Edremid’e müteveccihen hareket eden cesur ve fedakâr tayyarecilerimizin râkip olduğu Ertuğrul tayyaresini istikbâl için Edremid ve Bur- haniye kazâlarının umûm binlerce ahalisi tayyarenin inmesi için ihzâr olunan mevkide kemâl-i tehâlükle beklemekte ve saat beşe geldiği halde henüz zuhûr etmemesine ve keyfiyet Kal’a-i Sultaniye Mutasarrıflığından sorulmasına mebni civar kazalar- dan derhal sorulmuş, o sırada telgraf memurlarının tayyaremi- zin Erenköy civarında ve Kal’a-i Sultaniye’ye beş saat mesafede kâin Halileli karyesine kazâsızca indiği haber verilmiş ve bu ha- ber Kal’a-i Sultaniye Mutasarrıflığının resmî telgrafnâmesiyle de teeyyüd eylemiştir. Maamafih bugün burada havanın bulut- lu olup ale’l-husûs Ezine, Ayvalık, Bayramiç, Günan kazalarını ihata eden cesîm Kaz Dağı kâmilen sisler içinde bulunduğu ci- hetle seyahatin kâbil olamayacağı iş’âr olunmuştur.” “Tayyarecilerimiz” başlıklı son dakika haberi ise şöyleydi: “İzmir 8 Mart – Ertuğrul tayyaresi buraya henüz vasıl olmamış- tır. Tayyareciler, Erenköyü’nden İzmir Valisi’ne gönderdikleri bir telgrafnâmede şiddetle nüzûl eden yağmurdan dolayı azi- metlerini tehir ettiklerini ve yarın sabahleyin dokuz buçukta yollarına devam edeceklerini bildirmişlerdir. Tayyarecilerin kabûlü için burada, vâsi’ mikyasta hazırlıklar icrâ ediliyor. Bütün İzmir ahalisi, muhterem misafirlerini, müdhiş bir sabırsızlıkla intizâr etmektedir.” Peyam, 9 Mart 1914 “Edremid yolcuları, hava muhalefeti sebebiyle HalİLEli köyüne indiler” Peyam / 9 Mart 1914 “Tayyaremiz alkışlar arasında havaya doğru uçmaya başladı” İkdam, “Tayyaremizin Kal’a-i Sultâniye’den Hareketi” üst başlığı ve “Kal’a-i Sultaniye Muhâbirimizden” spotuyla ha- beri şöyle veriyordu: “Kal’a-i Sultâniye 22 Şubat – Bugün (dün) Çimenlik kal’a- sındaki dâire-i askeriyede Kal’a-i Sultaniye kumandanlığı tarafından tayyareci Salim ve Kemal Beylerin şereflerine mükemmel bir ziyafet keşîde olunmuştur. Bütün halk fevç fevç tayyârenin bulunduğu mahalle şitâbân olmakta idi. Askerî mûsikası terennüm-sâz olmakta, umûm mekâtib talebesi millî şarkılar söylemekte idi. Öğleden üç saat son- ra tayyaremiz herkesin alkışları arasında havaya doğru kemâl-i intizâm ve süratle uçmağa başladı. O sırada tayyâ- recilerimiz fevkalâde merâsimle teşyî’ edildiler. Haber aldığımıza göre Edremidlilerin şedîd arzûsu ve ken- di nâmlarıyla bir tayyare hediye edeceklerini beyân etme- leri üzerine tayyâremiz Edremid’e müteveccihen hareke etmiştir.” Edremid yolcuları, hava muhalefeti sebebiyle Halileli köyüne indiler “Edremid Yolunda” başlıklı haberin spotu ise “Sâlim Bey’in Tayyâresi Halileli Karyesinde- Yarın Edremid’de” şeklindeydi: “Edremid muhâbirimizden: Edremid 22 Şubat (Akşam Saat 12, Dakika 25) – Civâr-ı kazâ ve kurrâ ahâlîsi (kaza ve köylerin ahalisi) Edremid’in Çalık meydanlığında Salim ve Kemal Beylerin vürûduna kemâl-i tehâlükle (tam bir coşkuyla) alaturka saat on ikiye kadar intizâr ettiler (beklediler). Fakat aynı zamanda hava bulutlu ve mağmûm olduğundan tayyâremizin geleceği meşkûk (şüpheli) idi. Bu muhâlefet-i havâ sebebiyle muhte- rem tayyârecilerimizin Kal’a-i Sultâniye’ye beş saat mesafe- de kâin Erenköy nâhiyesi civârında Halîleli karyesine lehü’l hamd sâlimen indikleri muhâberât-ı resmiye neticesinde anlaşıldı. Mûmâileyhümânın (anılan iki kişinin) yarın öğle veyahut ikindiye doğru vürûdlarına (gelişlerine) intizâr edilecek. İstikbâl hazırlıkları pek mükemmeldir. Nuri” Fotoğraf altı: “[Üstte] Salim ve Kemal Beylerin yükseldik- leri Ertuğrul tayyaresi / [Altta]Tayyarecilere mükâfât veri- lirken” İkdam, 8 Mart 1914 138 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Nuri ve İsmail Hakkı Beyler, dünkü günü Beyrut’da, Salim ve Kemal Beyler de (Halileli) karyesinde geçirmişlerdir” “Üçüncü Tayyaremizin Azimeti Safahâtından” başlıklı haberde, Kemal ve Salim Beylerin fotoğraf- ları da yayınlanıyordu: Fotoğraf altı: “[Üstte] Kemal Bey – Salim Bey / [Altta] Ertuğrul tayyaresi Ayastefanos’tan yevm-i hareketinde üçyü metre irtifâ’da iken / Dünkü nüshamızda Er- tuğrul tayyaresinin yüz metre irtifâ’da iken alınan bir resmini kârîlerimizin enzâr-ı temaşasına vaz’ etmiştik. Bugün de aynı tay- yarenin tahminen üçyüz metre irtifa’ında iken alınan fotoğrafını derç ediyoruz. Kârîlerimiz dünkü resim ile bugünkünü mukayese ederlerse tayyaremizin muhtelif irtifalarda iken gösterdiği eşkâl hakkında bir fikir almış olurlar. Aynı zamanda iki cesur tayyare- cimizin azimetlerinden bir gün evvel Resne Fotoğrafhanesi ta- rafından alınan son resimlerini de arz-ı enzâr-ı kârîîn ediyoruz (okuyucuların nazarlarına sunu- yoruz).” “Herkes bu muhterem cesetleri bir dakikacık olsun elleri üze- rinde taşımak ve onlara son vazife-i hürmet ve merbûtiyeti îfâ eylemek istiyordu” Şehit havacılarımızın ölümü ve töreniyle ilgili önemli ayrıntı- lar: “Şam’da Hazin Bir Gün” “Muhâbir-i mahsûsamızdan: 16 Şubat Güzel bir gün… Mavi semada yükselen Şubat güneşi esiri ve sıcak ziyâlarıyla Şam’ın beyaz damlarını, muazzam kubbelerini yaldızlıyor, sabahleyin Meze vadisinden cesur ve fedakâr tayya- reci Fethi ve Sadık Beyleri teşyî’ eden onbinlerce halk şimdi yeni bir sürûr ve saâdet içinde Hama ve Humus ufuklarından gelecek ikinci tayyaremizi Nuri ve İsmail Hakkı Beyleri bekliyor. Tayya- relerinin nüzûlünde tahsis edilen mahal ve civar sokaklar, hınca- hınç denecek kadar halk ile dolu… Hiç kimsenin halinde bir da- kika sonra muttali’ olacakları felâket haberinin ihtizaz-ı me’yûsu çarpmıyor… Sabahleyin muvaffakıyet-i kâmile ile o kadar mes- rûr ve şen uçan zavallı Fethi ile Sadık’ımızın bir saat sonra bu kadar fecî’ bir akıbete ma’rûz kalmalarını havsalalar nasıl alırdı? Fakat bu facia, size telgraflarda ağlaya ağlaya bildirdiğim bu hâile (trajedi) tahakkuk etti. Nuri ve Hakkı Beyleri başlarının üzerinde taşımakla mübâhî olan (övünen) Şamlılara tamam bu mahşer-i sur ve sürûrdan işlerine dönecekleri dakikada ruhlarını yakan, dimağlarını ezen haber-i matem-i âlûdî aldılar: Fethi ve Sadık Beyler Taberiye gölü sahilindeki Semra köyü eteklerine tayyare- leriyle beraber sukut ederek fecî’ bir şehâdete nail olmuşlar… Hiç kimse esbab-ı kazâyı sûret-i kat’iyede tayin edemiyor(du) […] Vâkıa-i facîanın (acıklı olayın) şüyûu (duyulması) üzerine (ma- halli-i hadiseye) Merkez Müdde-i Umûmisi Ziya ve Sıhhıye Mü- fettişi ve Mekteb-i Tıbbıye Müdürü Reşad ile Operatör Mustafa ve Mahmud ve Faik Beylerden mürekkep bir heyet, jandarma ve asâkir-i nizâmiyeden mürekkep bir müfreze şehîdleri Semâh İstasyonunda buldu ve doktorlar derhal bu muazzez cesedlerin muayenesine başladılar. Lâkin bu ne fecî’ ve müessir bir manza- ra idi. Birbirinde tefrik (ayırt) edilemeyecek bir sûrette hurdahaş olan bu iki kahraman sanki son saatlerinde birbirlerini kucak- lamışlardı. Sadık Bey setresinin üzerindeki sırma kordundan ta- nınabildi. Bu heyet esbâb-ı kazâ hakkında icrâ-yı tetkîkat ile be- raber şühedâyı alarak Şam’a getirmeğe de memur idi. Şam’da ise Hicaz Demiryolu mevkikinde binlerce halk bekliyordu. Asker tü- feklerin namluları yere müteveccih ve ahali bir huşû’ ve sükûn-ı ihtirâmkârâne içinde idi. Nihayet tren hazin bir reviş ile geldi. Ve bir zamanlar semâlarda dolaştırdıkları şanlı Osmanlı sancakları- na sarılmış olan muhterem şehîdler vagondan indirildi. İki tabut birbirini takiben indirilirken derin ve umûmî bir vaveylâ yük- seliyor ve bütün halk, orada bulunan çoluk çocuk, kadın erkek, büyük küçük herkes daha bir gün evvel kucaklarında taşıdıkları bu genç fedakârların akibeti için mübzûl ve sıcak gözyaşları dö- küyordu. Bir aralık ahali arasında umûmi bir hareket görüldü. Herkes bu muhterem cesetleri bir dakikacık olsun elleri üzerinde taşımak ve onlara son vazife-i hürmet ve merbûtiyeti îfâ eylemek istiyordu. Nihayet teşekkül eden bu hazin intima alay Sultan Selim Cami-i Şerifine vâsıl oldu. Merâsim-i diniyyenin icrâsından sonra Beyrut halkı nâmına ce- nazede bulunmak üzere Şam’a gönderilen Belediye Reisi Müniç Ramazan ve Jandarma Kumandanı Sabih ve Polis Müdürü Vekili Mustafa ve Valinin Yaveri Naci Beyler muvâsalat eyleyerek mate- me iştirâk ettiler. Kable’l-gurûb cenaze alayı Sultan Selim’den kalktı. Mevkib (alay) gayet azametli ve müessir idi. Şam’da bulunan bütün mekteplerin talebeleri, belediye çarşıları bütün ulemâ ve eşrâf, tüccar, hülâ- sa bir tek kelime ile bütün Şam ahalisi bu muvakkar tabutları ihata eyliyordu. Vali, kumandan, erkân ve ümerâ-yı askeriye ve me’mûrîn ve konsoloslar alayı göz yaşları içinde takip ediyorlardı. Merâsim kâfi mikdarda süvâri, piyade, topçu kıtaat-ı askeriyesi de iştirâk eylemişti. İşte şehîdlerimizin cenaze namazı bu cema- at-ı kübra ile ve azîm bir teessür ve teellüm arasında Cami-i Eme- viye’de edâ edildi. […]” Tasfir-i Efkâr, 9 Mart 1914 Binlerce Edremid ve Burhaniye ahalisi tayyareyi büyük heyecanla bekledi Sabah, daimi başlığının altında ayrıca şu telgrafa ye veriyordu: “Resmî Ma’lûmât Kal’a-i Sultâniye 22 Şubat – Bugün vasatî saat üçü on geçerek buradan Edremid’e müteveccihen hareket eden Ertuğrul tay- yaresinin havanın şiddetli muhalefetine mebnî âminen Kal’a-i Sultâniye’ye beş saat mesafede vâki’ Halileli ile karyesine indik- leri bildiriliyor. Edremid, 22 – Bugün zevâlî saat üçü on geçe Kal’a-i Sultani- ye’den Edremid’e müteveccihen hareket eden cesur, fedakâr tayyarecilerimizin râkip olduğu Ertuğrul tayyaresini istikbâl için Edremid ve Burhaniye kazalarının umûm binlerce aha- lisi tayyarenin inmesi için ihzâr olunun mevkiinde kemâl-i tehâlükle beklemekte ve saat beşe geldiği halde henüz zuhur etmemesine ve keyfiyet Kal’a-i Sultaniye Mutasarrıflığından sorulmasına mebni civar kazâlardan ledeltahkik o sırada telg- raf memurları tarafından tayyaremizin Erenköy civarında ve Kal’a-i Sultaniye’ye beş saat mesafede kâin Halilili karyesine kazasızca indiğini haber verilmiş ve haber-i mezkûr Kal’a-i Sultaniye Mutasarrıflığının resmî telgrafnâmesiyle de teeyyüd eylemiştir. Mamafih bugün burada havanın bulutlu olup alel- husus Ezine, Ayvalık, Bayramiç, Günan kazalarını ihata eden cesîm Kaz Dağı kâmilen sisler içinde bulunduğu cihetle seya- hatin kâbil olmayacağı iş’âr olunmuştur.” Sabah, 9 Mart 1914 “Bütün halk, orada bulunan çoluk çocuk, kadın erkek, büyük küçük herkes bu genç fedakârların ÂkIbeti için gözyaşları döküyordu” Sabah / 9 Mart 1914 140 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Kemal Bey, Kaz Dağı’ndaki kesîf sislerle tebahhürâtdan Ayvacığa yarım saat mesafede Kemer Dere mevkiine indiler…” Peyam’ın “Ertuğrul Tayyaresi” başlıklı haberinin ikinci başlığı ise “Salim ve Kemal Beyler” idi: “Matbuât-ı Umûmiye Müdiriyetinden Edremid 24 Şubat – Erenköyü’ne bir saat mesafede Halileli kar- yesinde olup bu sabah zevâlî saat yedi buçukta Edremid’e vusû- lüne intizâr olunan cesur ve fedakâr tayyarecilerimizin süvâr (binici) olduğu Ertuğrul tayyaresinin sisin kesretinden (çok- luğundan) Ayvacığa yarım saat mesafede Kemer Dere nâm-ı diğer Köse Dere mevkiine sâlimen inmişlerdir. Edremid 24 Şubat – Şimdi muhterem tayyarecilerimiz Salim ve Kemal beylerden aldığım telgrafnâmeye ve aynı zamanda Ke- mal Bey ile Ayvacık’tan telefonla vukû’ bulan mükâlememizde (konuşmamızda) Kaz Dağı’ndaki kesîf sislerle tebahhürâtdan Ayvacığa yarım saat mesafede Kemer Dere mevkiine indikleri ve lehülhamd afiyetde olup yalnız tayyarenin inerken tekerlek ve sâire gibi aksamında iki üç gün kadar ta’mire ihtiyaç gösterecek derecede sakatlık hasıl olduğu ve ta’mirâtdan sonra inşâllah Per- şembe gününe kadar Edremid’e geleceklerini ifade eylemişlerdir. Kal’a-i Sultaniye 24 Şubat – Kaz Dağı üzerindeki kesîf sisler ve tebahhurat tayyareyi Ayvacık’ta yere inmeğe mecbûr etmiş ve hamd olsun kendilerine bir zarar olmamış ise de makinenin ta’mire muhtaç olması hasebiyle makinistlerin oraya celbine te- şebbüs edildiğinden birkaç gün orada kalınacağı Salim ve Kemal Beyler tarafından şimdi alınan telgrafnâmede bildirilmiştir.” “Yaşasın Basralılar” “Basra 9 Mart – Fethi ve Sadık Beylerin aileleri namına açılan iâne defterine şimdiye kadar beşyüz Osmanlı Lirası derç edil- miştir. Bu meblağ İstanbul’a gönderilecektir.” Peyam, 10 Mart 1914 “KEMAL BEY, SİSTEN DOLAYI KEMER DERE’YE İNMEYE MECBUR OLDU” Peyam / 10 Mart 1914 Yüzbaşı Kemal Bey, Çanakkale’ye inince konuştu: “Eğer biz de bu şanlı vazifeyi îfâya muvaffak olamaz ve bu uğurda fedâ-yı ha- yat eylersek milletimizin ve ordumuzun bizi bu mübarek yolda takip edecek daha binlerce evlâd yetişreceğine şüphe yoktur” Tasfir-i Efkâr’ın Çanakkale muhabiri, tayyarecilerin bu şehre gelişi- ni ayrıntılarıyla anlatan bir mektup gönderir: “[...] Biz, mübarek ve muazzet şehîd arkadaşlarımızın ikmâline muvaffak olamadıkları bir vazife-i vataniye ve askeriyeyi ifaya memur edildik. Eğer biz de bu şanlı vazifeyi îfâ-ya muvaffak ola- maz ve bu uğurda fedâ-yı hayat eylersek milletimizin ve ordu- muzun bizi bu mübarek yolda takip edecek daha binlerce evlâd yetişreceğine şüphe yoktur. Biz vazifelerimizi ifadan başka bir şey yapmadık. Binâenaleyh bizi müstahak olmadığımız takdir- lere mazhar eden muhterem Çanakkalelilere ne sûretle beyân-ı teşekkür edeceğimizi tarifeden aciziz. Ümid ederiz ki muhterem Çanakkalelilerin gayret-i hamiyyetkârâneleriyle alacakları ve or- duya ihdâ eyleyecekleri tayyareler düşman orduları üzerinde ce- velân ederken vezâif-i askeriyemizi daha büyük bir fedakârlıkla îfâ edeceğiz.” “Yafa’ya Muvâsalat” “Kısm-ı mahsûsamızda cesur tayyarecilerimiz Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin Yafa’ya müteveccihen Beyrut’dan hareket eyledik- lerini yazmıştık. Dün gece geç vakit Yafa muhâbirimizden almış olduğumuz telgrafı berveçh-i âtî derç eyliyoruz: Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 24 Şubat 10,25 – Bugün ba’de’z-zuhr Beyrut’dan hareket eden fedakâr tayyarecimiz Nuri ve rasıdı Hakkı Beyler saat beşte şehri- mize muvâsalat etmişler ve halkın cidden harikulâde tezahürât-ı meserretkârânesiyle karşılanmışlardır. Tayyarecilerimiz göste- rilen şevk ve hâhiş üzerine yarını burada geçirmek ve öbür gün yollarına devam etmek niyetindedirler. Beyrut’dan itibaren sahili takip eden Nuri ve Hakkı Beyler şâyân-ı kayd hiçbir müşkilâta müsadif olmamışlardır. Şehirde umûmî bir sevinç hükümferma- dır. Ayrıca tafsilâtı gönderirim. Recep” Tasfir-i Efkâr, 10 Mart 1914 142 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Nuri ve Kemal Beyler” “Yafa 9 Mart – Nuri ve İsmail Hakkı Beyler beş buçukta Yafa’ya vâsıl olmuş ve binlerce eşhâs tarafından selamlanmışlardır. Ak- şam Kudüs’e müteveccihen hareket eylemişlerdir. [Osmanlı] Ma’lûmât-ı Resmiye Yafa 24 Şubat (Rûmî) – Bi-mennehi Teâlâ (Allah’ın yardımıyla) tayyareci Nuri ve İsmail Beyler bugün zevâlî saat beşte Yafa’ya sâlimen muvâsalat eylemişlerdir. Çarşamba günü ale’s-sabah Kudüs’e azîmet eyleyeceklerdir.’’ Ertuğrul’u Beklerken 23 Şubat (1)329 İzmir muhâbir-i mahsûsumuzdan: “Perşembe günü Vâli-i Vilâyet Rahmi Beyefendi’ye payitaht- tan iş’âr olunan (bildirilen) bir haberi akşam gazetelerinin neşr eylemesi bütün İzmir muhitini sevinçlere gark etti: “Ertuğrul” tayyaresi gelecek. [...] Rahmi Beyefendi Cumartesi günü refakatlerinde Kolordu Erkân-ı Harbiye Reisi Cafer Tayyar, Belediye Reisi Refik Be- yefendiler olduğu halde otomobil ile mahall-i mezkûra teşrif buyurarak teftiş eylemişlerdir. Halkın meserreti ve Hükûmetin gayreti karşısına umûmî, husûsî mekâtip de bigâne kalmamış, onlar da Pazar günü gelecek tayyaremiz için istihzarât-ı fev- kalâdeye tevvessül etmiş idi. […] Ba’de’z-zuhr saat iki de Buca Alanı bir insan mahşeri halini kes- betti (kazandı). Bunun ile beraber her yirmi dakikada bir gelen trenler binlerce halkı tayyare istikbaline nakilde berdevam idi. Saat üç raddelerinde Vâli Beyefendi dahi refakatlerinde mek- tûbi-i Vilâyet, Jandarma Kumandanı, yaverleri ve sâir zevât ol- duğu halde teşrif buyurdular. Artık saat dörde gelmiş; nazarlar semâya dikiliş idi. Yükseklerde pervaz eden bir kuş müstak- bilîni epeyce aldattı. Dürbünler havaya çevrildi, fakat program mucibince Ertuğrul’un vürûduna henüz yarım saat olduğu hesap olunduğu gibi görülen şeyin kuş olduğu da fark edildi. Tam bu esnada âtîde sûreti münderiç (aşağıya yerleştirilmiş) Salim ve Kemal Beylerin Vâli Beyefendiye çektikleri telgraf tayyaremizin muvâsalatının bilmecbûriye teahhur ettiğini iş’âr ediyordu. Mahreci Çanakkale civarındaki Erenköy olan telgraf şu tarzda idi: Aydın Vilâyet-i Celilesine “Sağanak dolayısıyla maatteessüf hareket edilemeyecektir. Ya- rın sabah alafranga saat dokuzda İzmir’e müteveccihen hareket etmek istediğimi ma’rûzdur. Salim ve Kemal” Sabah, 11 Mart 1914 “Tayyarecilerimiz, önce Kudüs’e sonra Gazze’ye geçmek niyetindedirler” Sabah / 11 Mart 1914 Yafalılar ısrar edince hareket ertelendi “Tayyarecilerimizin Seyahati” ve “Nuri ve Salim Beyler dünü ol- dukları yerlerde geçirmişlerdir” başlıklı haber, Nuri Bey’in Yafa’da olduğunu bildiriyordu: “[...] Aldığımız haberlere göre Kemer Deresine inmiş bulunan Salim ve Kemal Beyler tayyarelerinin ta’mirâtıyla iştilgal etmek- tedirler. Nuri Bey de dün son saat kısmımızda yazdığımız veçhile Yafalıların mükerreren dermeyan eyledikleri arzulara ittibaan Ya- fa’da kalmağa ve hareketini bu sabaha ta’lik etmeğe (ertelemeye) karar vermiştir. Tayyarecilerimiz hakkında alacağımız havadileri ve telgrafları son havâdis kısmımıza derç eyleyeceğiz.” Tayyarecilerimiz, önce Kudüs’e sonra Gazze’ye geçmek niyetindedirler “Nuri Bey” “Kısm-ı mahsûsumuzda tafsi- lan yazmış olduğumuz veçhile tayyarecilermiz dünü bulun- dukları yerlerde geçirmişlerdir, geç vakit husûsî muhâbirimiz- den aldığımız telgrafları ber- veçh-i âtî derç eyliyoruz: Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 25 Şubat 5,58 – Şehir, tayyarecimiz Nuri ve Hakkı Beylerin şerefine bayram içindedir. Bu sabah Beyrut’dan torpidoya râkip olan makinistler buraya muvâsalat ettiler. Akşama kadar tayyare motorununun tathîratıyla (temizlenmesiyle) iştigal olunmuştur. Bu akşam fedakâr tayyarecilerimizin şerefine büyük ve müdeb- deb bir ziyafet verilecek ve ziyafeti müteâkip de bir konser tertip olunacaktır. Gerek ziyafetin ve gerek konserin fevkalâde mükellef ve mükemmel olması için her türlü fedakârlık yapılmıştır. Nuri ve Hakkı Beyler yarın (bugün) Kudüs’e müteveccihen şehrimiz- den hareket edecekler ve yolda Ramla ile Led Kasabaları üzerin- de cevelânlar yapacaklardır. Tayyarecilerimiz Kudüs’ten Gazze’ye geçmek niyetindedirler. Recep “Salim Bey” “Edremid muhâbirimizden de Salim ve Kemal Beylere dair âtîde- ki telgrafı aldık: Edremid 25 Şubat 9,17 – Tavsiyeniz mucibince şimdi kahraman tayyarecimiz Kemal ve Salim Beylerle görüştüm. Zaten pek hafif bir sûrette hasarzede olan Ertuğrul tayyaresinin ta’mirâtı gösterilen mütevâlî gayretler dolayısıyla kâmilen hitâm bulmuştur. Fedakâr tayyarecilerimiz yarın (bugün) öğleye doğru lâzım gelen tecrü- beleri yaptıktan sonra Perşembe sabahı inşâllah şafakla beraber Edremid’e müteveccihen hareket edeceklerdir. Tayyarecilerimiz hakkında mahallinden haber alamamaklığımızın sebebi vesâit-i muhaberenin mefkûdiyetidir. Edremid ahalisi, tayyarecilerimizi istikbâl için her zamandan daha fazla bir şevk ve hâhiş içindedir. Hakkı” Tasfir-i Efkâr, 11 Mart 1914 144 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi ve Sadık Beylerin vazifesini îfâ etmek üzere İstanbul’dan hareket eden Salim ve Kemal Beyler…” Hava şehitlerimizin yarı bıraktığı kutsal vazifeyi tamamlamak için Salim ve Kemal Beylerin yola çıkışını, Servet-i Fünûn kapak yapmıştı: “Salim Bey” “Tayyareci Salim Bey 1327 (1912) senesinde Servet-i Fünûn delâletiyle tertip olunan Almanya seyahatine iştirâk eylemişti. Berlin civarında kâin tayyere mektebinde von Der Goliç Paşa ve maiyyeti Osmanlı zâirlerine seyahat-ı cevviye tüccarını gös- teriyor idi. Orada pingâhımızda imlâ olunan serbest balon, yani makinesiz tayeran eden bu balon havanın vizânına tâbi’ olarak o gün havada dolaşacak ve akşamüzeri tesâdüf eylediği mevkie nüzûl eylecek idi. Serbest balon ile suûd eden Alman zabitleri seyyâhîn-i Osmaniye meyanında bir heveskâr varsa alırız diye teklifte bulundular; Salim Bey o zamana kadar ba- lonculuğa hiçbir heves göstermemiş olduğu halde ani bir ar- zuya tâbi’ olarak o balona girdi, uçtu, nazardan kayboldu. İşte Salim Bey’in seyahat-i cevviye mesleğine intisabı böyle başla- mıştır. Seyahat arkadaşımıza bir gün sonra mülaki olduk. Sa- lim Bey’i gayet âteşîn bir tayyareci olmuş bulduk. Ahmed İhsan” Servet-i Fünun, 12 Mart 1914 “Tayyarecilerimiz dünü bulundukları yerde geçirdiler” “Dün tayyarecilerimizin hareketine dair muhâbirîn-i mahsûsamızın hiçbirinden telgraf almadık. Esasen Ertuğrul tayyaresi ancak yarın için hareket edebilecekti. Yafa’da bulunan Nuri ve Hakkı Beyler hakkında da evvelki günkü tarihle Yafa’dan âtideki resmî telgrafnâme gelmiştir: Yafa, 23 Şubat — Bimennihî Teâla tayyareci Nuri ve İsmail Hakkı Beyler bugün zevâlî saat beşte Yafa’ya sâlimen muvâsalat eylemişlerdir. Çarşamba günü ale’s-sabah Kudüs’e azîmet eyleyeceklerdir.” Tanin, 11 Mart 1914 “Basra’da İane Derci” “Basra 9 Mart – Şehîd-i mağfûr Fethi ve Sadık Beylerin aileleri nâmına toplanılan iânâtın (para yardımının) yekûnu 500 liraya bâliğ olmuştur. Meblağ-ı mezkûr Dersaâdet’e gönderilmiştir.” İkdam, 10 Mart 1914 “Salim Bey’i gayet âteşîn bir tayyareci olmuş bulduk” Servet-i Fünun / 12 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Merhum Fethi Bey’in nâtamam vazifesini itmâk etmek üzere hareket eden Salim Bey Ertuğrul tayyaresinde [Foto-Ferid İbrahim]” Fotoğraf altı: “Fethi ve Sadık Beylerin Taberiye civarında şehâdetinden sonra aynı vazifeyi îfâ etmek üzere İstanbul’dan hareket eden tayyare zabiti Salim Bey ve refîki Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey / Salim ve Kemal Beylerin râkip oldukları (bindikleri) “Ertuğrul” tayyaresi, Safraköy Tayyare Karargâhından pervaz ederken (havalınken). [Foto-Ferid İbrahim]” 146 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Yafa’daki bir kazâ – Tayyare denize düşüyor” “İstanbul-Kahire Seyahati” üst başlığı altına elîm haberi böyle duyurmuştu: “Dün akşam saat beşte Beyrut muhâbir-i mahsûsamızdan âti- deki telgrafı almıştık: Beyrut, 26 Şubat — Şimdi Yafa’dan alınan ma’lûmât elîm ve müthiş bir kazâ haber veriyor: Biraz evvel saat üç buçuk rad- delerinde Kudüs’e müteveccihen hareket etmiş olan Nuri ve İsmail Hakkı Beylerin râkip oldukları tayyare havalanır hava- lanmaz deniz üzerinden pek az bir irtifada şehre doğru bir ce- velân yapmakta iken birdenbire gayr-i tabiî bir hareketle sahile doğru dönmek ister, fakat o anda tayyarenin denize sukut ettiği görülmesi üzerine derhal sahilden sandallarla imdada koşulur ve tayyarecilerimiz kurtarılır. Rasat İsmail Hakkı Bey’e hiçbir şey olmamışsa da aynı mecruh olan Nuri Bey denizden baygın bir halde çıkarılmıştır. Aynı saatte İzmir muhâbir-i mahsûsamızdan da âtideki telgraf gelmiştir: İzmir, 26 — Şimdi Yafa’da bulunan tayyare rasıdı İsmail Hakkı Bey’den burada bulunan akrabasına bir telgraf geldi. Telgrafta tayyarenin bir kazâ geçirdiğini, arkadaşının mecruh olduğunu ve kendisinde hiçbir şey bulunmadığını haber veriyor. Haber şehirde şâyi’ olunca derin bir teessür uyandırmıştır. Muhâbirlerimizin bu telgraflarını alır almaz derhal Yafa’ya telgraf çekerek ma’lûmât talep ettik, alacağımız ma’lûmâtı son havâdis kısmımızda yazacağımız tabiîdir.” “Nuri Bey üç saat kadar yaşadıktan sonra şehid oldu” “Son Havâdis” kısmının manşeti “Üçüncü Kurbanımız” şeklin- deydi. Spotta ise “Nuri Bey üç saat kadar yaşadıktan sonra şehid oldu” diye yazıyordu: “Evet, maatteessüf, Osmanlı tayyareciliği üçüncü bir kurban daha verdi. Birinci şehidlerimizin hatıra-i ebed mefahirini ta’ziz ve takdis eylediğimiz bir sırada hepimizin enzârı, serap- lar memleketinin parlak ve temiz ufuklarına Osmanlı azim ve fedakârisinin selamlarını götürecek olan bu ikinci … takip ediyordu ki hiç beklemediğimiz, hatıra getiremediğimiz ikinci bir kazâ bize üçüncü bir kurban verdirdi. Yafa muhâbirimizden aldığımız şu telgraf dün gece geç vakit bize bu pek acı hakikati getirdi: Yafa, 26 Şubat – Bugün sevgili ve fedakâr tayyarecilerimiz saat dörtte Kudüs’e müteveccihen buradan hareket edecekler- di. Nuri Bey tayyarenin havalanması için sahilde muvâfık bir kumsal intihap etmiş ve halk da oraya toplanarak yolcularımızı teşyîe hazırlanmıştı. Nihayet vakt-i muayyen geldi ve tayyareci- lerimiz yerlerine geçerek binlerce halkın takdis ve ta’zîz âvâzesi içinde hareket ettiler… Fakat hemen oracakta sathın meylin- den dolayı kendisini lâzım geldiği veçhile kaldıramamış olan tayyarenin yüz metre kadar yükseldikten sonra birdenbire teh- likeyi görerek sahile doğru döndüğü görüldü Yarım dakika kadar evvel kendilerini en samimî hararetle al- kışlayan halk birdenbire şaşırmış, donakalmıştı. Zira o anda tayyarenin denize doğru indiği görüldü. Deniz sahilden ancak yüz elli metre kadar bir mesafede idi. Herkes imdada koşuş- tu. Heyecan ve teessürün tarifi kâbil değildi. Hemen o mahal- de sandal bulunmadığı için iskelelerinden sandallara koşuşup kazazedeleri tahlîs ettilerse de İsmail Hakkı kendisini yüzmek bilmek sayesinde kurtarabilmiş olduğu halde maatteessüf öteki kahraman hafif sûrette mecruh olduğu halde ancak yaygın bir halde çıkarılabilmiştir. Nuri Bey derhal hastahaneye getirildi, her türlü müdavata tevessül edildiyse de maatteessüf bütün gayretler tesirsiz kaldı ve hiç ayılmaksızın üç saat devam eden bir baygınlıktan sonra irtihal-i dar-i beka eyledi. Hadise Yafa’da pek elîm bir tesir husûle getirmişti. Fedakâr Nuri’nin haber-i şehâdeti şâyi’ oluncaya kadar halk hastahanenin etrafından ayrılmadı. Bu esnada kazadan Kudüs Mutasarrıfı da haberdar olduğu cihetle şimdi buraya geldi. Tayyare makinisti Murad Bey de buraya gelmişti. Mûmâileyh tayyarenin sukut ettiği ye- rin sığlık olmasını gördüğü için makineyi kurtarmaya teşebbüs ederek çıkardı. Mühim bir sakatlık yoktur. Tamir edilmek üze- re burada mevcûd bir Alman fabrikasına konuldu. Şimdi şehi- dimizin na’ş-ı mübareki hastahaneden kışlaya nakledilmiştir.” *** Kudüs için ikinci hayal kırıklığı ve ikinci matem: “Kudüs’te Teessürât” “Kudüs muhâbir-i mahsûsamızdan Kudüs, 26 Şubat – Kudüs ikinci bir yevm-i intizârdan sonra ikinci sukut-ı hayale ve ikinci bir mateme uğradı. Bu akşam herkes tayyarecilerimizin vürûduna intizâr ederken onun yeri- ne kazâ haberi geldi ve Kudüs derin bir mateme gark oldu. Mu- tasarrıf Bey şimdi Yafa’ya müteveccihen buradan hareket etti.” Tanin, 12 Mart 1914 “KUDÜS’E DOĞRU HAREKET EDEN NURİ VE İSMAİL HAKKI BEYLERİ TAŞIYAN TAYYARE DÜŞTÜ” Tanin / 12 Mart 1914 148 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Osmanlı Tayyareciliğinin Üçüncü Kurbanı” Gazetelerin “Son Haberler” kısmı yine acı bir haberi taşıyordu. “Bir Kazâ-yı Müessife Daha” alt başlıklı haber şöyleydi: “Nuri Bey dün tayyaresiyle Yafa’da denize düşmüştür - İsmail Hakkı Bey masundur (kurtulmuştur) - Zavallı Nuri Bey Osmanlı şân ve şerefi uğrunda terk-i hayat eyleyen zümre-i şühedâya ilti- hak eylemiştir. Bugün de kârîlerimize istemeye istemeye, kalemimizi titreye tit- reye pek müellim bir haber daha vermekle dilhûn ve müteessiriz. [...] Dün akşam geç vakit aldığımız telgrafları bervech-i âtî derç eyliyor ve kaharman tayyarecimiz Nuri Bey’in de bu kazadan refîk-i seyahati gibi masun olarak kurtulmasını eltâf-ı Subhani- yeden(Allah’ın lütuflarından) temenni eyliyoruz. Hiç olmazsa bu fedakâr zabitimizin hayatının kurtulması Osmanlı yürekleri için- yine bir teselli makamına geçecektir. Birinci Telgraf Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 26 Şubat saat 8,115 – Size müessif bir haber vermekle müte- essirim. Dünkü telgrafımda iş’âr eylemiş olduğum veçhile fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey’le refîki bugün şehrimizden Kudüs’e müte- veccihen hareket eyleyeceklerdi. Tayyaremiz tam saat dörtte bin- lerce halkın alkışları ve duâları arasında yükseldi ve Kudüs-i Şerif yolunu tutmak istedi. Lâkin sahilden henüz yüz metre mesafede bulunmakta iken el’ân meçhûl bulunan bir sebepten dolayı yük- selmemeğe başladı. Nuri Bey tayyaresine bu nâgehâni tevakkufu müteâkip bir devir yaptırmak istedi. Lâkin devir icrâ edilirken tayyare mâilen ve büyük bir süratle denize sukut etti. Biraz evvel tayyarecilerimizin hareketini kemâl-i şevk ve sürûr ile alkışlayan halk bu sukut-ı nâgihâni (ani düşüş) üzerine azîm vaveylâlarla sa- hile doğru koşmağa ve tayyarecilerimizi kurtarmağa başladılar. İs- mail Hakkı Bey lehülhamd kazadan masun (emin) olarak kurtul- muştur. Yalnız kemâl-i esef ve teessürle haber veririm ki fedakâr ve kahraman Nuri Bey’de iki saattir eser-i hayat görünmemekte ve şehrin en muktedir etıbbası tarafından kemâl-i dikkat ve ihtimâm ile tedavisine çalışmaktadır. Neticeyi bildiririm. Recep İkinci Telgraf Yafa, 26 Şubat, Saat 9,20 – Fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey’in tedavisine sarf-ı ihtimâm ediliyor. Fedakâr zabitimiz hayat ile memât arasında olup el’ân kendisine gelememiştir. Recep Kazânın Sûret-i Vukû’u [Kazanın Meydana Geliş Şekli] Bu fecî’ ve müellem kazânın sûret-i vukû’u hakkında geç vakitlere kadar tahkîkat icrâ eyledik. Teessürât-ı umûmiye arasında bitta- bi’ buraya tamaman mevsûk ve teferruâtlı ma’lûmât gelmemiş ise de bu facî’anın bir motor bozukluğundan inbiâs eylemiş olması kaviyyen maznûndur. Nuri Bey ağleb-i ihtimal motorun tayyare- yi kâfi derecede yüksekliğe çıkaramadığını görünce istikametini tahvil ile tekrar yere inmek istemiş, fakat işte bu esnâda kanatlar- dan birisinin muvazenesini kaybetmesi üzerine mâilen ve şedîden sukut vâki’ olmuştur. Herhalde buna dair ancak bugün mevsûk ve etraflı ma’lûmât almak kâbil olabilecektir. Tayyarenin sukutunu müteâkip derhal Kaymakam tarafından mahall-i kazaya tahlisi- ye sandalları gönderilmiştir. Gerek Nuri ve Hakkı Beyler ve gerek tayyare denizden çıkarılmıştır. Telgrafımızda da yazdığımız veçhi- le tayyarenin önünde bulunmakta olan zavallı Nuri Bey ihtimal ki birdenbire teller arasından kurtulamamak hasebiyle denizde uzun müddet kalmağa ve su yutmağa mecbûr olmak yüzünden kendi- sini kayb eylemiştir. İsmail Hakkı Bey’e ise bir şey olmamıştır ve Yafa’da bulunan bir Alman Darü’s-Sinâasına nakledilmiştir. Haber-i Elîm-i Şehâdet Gece pek geç vakte kadar kahraman fakat bedbaht tayyarecimiz Nuri Bey’in hayatının tahlîs edilebilmesine muvaffakıyet hasıl ol- duğu haber-i beşâretine intizâr ediyor ve bu fedakâr çocuğun da aramızdan bu derece fecî’ bir sûrette ve ebediyen ayrılabileceği- ne mümkün değil inanâmıyorduk. Lâkin heyhat ki gece yarısına doğru aldığımız haberler bu arslan yürekli Osmanlı yavrusunun da terk-i enfâs-ı hayat eyleyerek zümre-i muazzeze-i şühedâya, Fethi ile Sadık’a kavuştuğunu te’yîd eyledi Bu satırları yazdığımız dakikada bile yalan çıkmasını samimiyetle temenni eylediğimiz bu kara haberi verirken ruhunu bir Osmanlı ve Türk zabitine la- yık olacak kadar şanlı bir sûrette Allah’ına teslim eden mübarek vücud için Cenab-ı Bârî’den isti’tâf-ı rahmet eyliyoruz. Rahmetullahi Aleyh Rahmeten Vâsia” Tasfir-i Efkâr, 12 Mart 1914 “Havacı Denize Düştükten Sonra Bitkin Düştü ve Hayatını Kaybetti” Evening Star’ın bu başlığı taşıyan haberi, haberin kaynağındaki hatayı tekrarlıyordu: “Yafa, Filistin, 12 Mart – Türk ordusu iki havacısı Nuri Bey ve İsmail Bey, bugün bu limanın güneyinde uçarken denize düştü. Uçakları bozulmuştu ve hızlı bir şekilde suya atlayarak kendi- lerini makineden ayırıp kıyıya yüzebildiler. Her ikisi de sahile vardıklarında aşırı yorgun haldeydiler ve hastaneye kaldırıldı- lar. Nuri Bey günün ilerleyen saatlerinde öldü.” Newark Evening Star, 12 Mart 1914 “NURİ BEY İHTİMAL Kİ DENİZDE UZUN MÜDDET KALIP KENDİNİ KAYBETTİ” Newark Evening Star / 12 Mart 1914 150 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Âbide Planı” Fethi ve Sadık Beylerin tezkîr-i nâmı için rekzi takarrür eden abide- nin resim ve planlarının Sermimar Hazret-i Şehriyârî Vedad Beyefen- di tarafından bittanzim merci’ine takdim edildiği haber alınmıştır.” Sabah, 12 Mart 1914 “Nuri Bey’in vefatı Hakkı Bey’den gizlenmiştir” La Moniteur Oriental, “Nuri Bey’in Ölümü” şöyleydi: “Yafa’dan telgrafla bildirildiğine göre, müteveffa Nuri Bey’in can yoldaşı İsmail Hakkı Bey, hayati tehlikeyi atlatmışsa da, ha- len hastanede yatmaktadır. Hekimler kendisiyle konuşulmasını yasakladılar. Nuri Bey’in vefatı kendisinden gizlenmiştir. Mekanikçi Murat Bey ki havacıların dostudur, Tanin muhabiri- ne verdiği mülakatta, kazanın, uçuştaki zorluklardan kaynakla- nan yanlış bir manevradan vuku bulduğunu belirtmiştir. Uçaktaki hasarlar, ilk baştaki tahminlerden daha büyüktür. Nuri Bey’in, Malkara’da bulunan validesi Seher Hanım aşağıda- ki telgrafı Savaş Bakanlığına göndermiştir: “Yetiştirdiğim evladımın vatan için ölümü haberi gerçek ise, gözlerim yaşlı, orduya ve millete başsağlığı dileklerimi iletirim.” La Moniteur Oriental, 13 Mart 1914 “Kudüslüler son vazife-i ihtirâmı îfâ için Yafa’ya gidiyorlar” Le Moniteur Oriental / 13 Mart 1914 “Acıklı Gönüllerimiz ve Yeni Şehîdimiz” Aynı başlıklı haber şöyleydi: Fotoğraf altı: “[Üstte] Osmanlı tayyareciliğinin üçüncü kurbanı şehîd-i mü- beccile Nuri Bey / “Edirne seyahat-i havâiyesini müteâkip gazetemize bizzat ihdâ ettiği resimden” / [Altta] Biri rütbe-i şehâdeti nûş eden (içen), diğeri lehülhamd savn-ı Samedâni’ye mazhar olan iki fedakâr refîk / Refîk-i tayerâ- ni İsmail Hakkı Bey / Şehîd-i mübeccel Nuri Bey / Ayastefanos’dan yevm-i hareketlerinde aldırdığımız resimlerinden” “[...] Sekiz, on gün evvel bedbaht kardeşleri Fethi ile Sadık’ın o semâlarda yükseltmeğe azim eyledikleri şanlı sancaklara sarılmış tabutlarını taşıyan ve kim bilir ihtimal ki daha o zamandan kendisine de böyle bir akıbet-i fecîa- nın muntazır olduğunu düşünen cesur Nuri’nin bu kadar ümid edilmeyen bir zamanda ve bu derece elîm bir sûrette o muvakkar kafile-i şühedâya ilti- hak eyleceği kimin aklına gelirdi? Daha doğrusu kadere bu kadar zulmü kim isnad etmek isterdi… Fakat işte o tasvvuru bile tüyler ürperten ihtimal ma- alesef bugün acı ve canhıraş bir hakikat şeklinde karşımıza dikildi; Fethi ve Sadık’tan sonra Nuri!.. Âlemde tehlikeden korkmayan, felâketlerden ümit- sizliğe düşmeyen milletlerdir ki şân ile, haysiyet ve istiklal ile yaşayabilirler. [...] Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 27 Şubat 4,41 – Telgrafınızı aldım. İsmail Hakkı Bey geçirmiş oldu- ğu kazâ-yı müdhişeden dolayı biraz rahatsızdır. Nuri Bey’in fâcia-i şehâdeti kendisine bildirilmemiştir. Anlaşılabildiğine göre sebeb-i kazâ havanın ve tayerân ettiği mahallin müsaadesizliğidir. Tayyare Sermakinisti Yüzbaşı Murad Yafa 27 Şubat 1,12 – Dünkü telgrafımda söylemiş olduğum veçhile fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey en muktedir doktorlar tarafından mütevâliyen (ara- lıksız) icrâ edilen tedavilere rağmen gurûb-ı şems ile beraber hayata vedâ’ eylemiş ve hepimizi teselli bulmaz matemler içinde bırakmıştır. İttihaz edi- len tedâbir-i âcile ile İsmail Hakkı Bey’in hayatı lehülhamd kurtarılmış ise de kendisi birkaç gün daha berâ-yı ihtiyat hastanehanede kalacaktır. Facîa-i şehâdet bu muhterem zabite bildirilmemiş ve Nuri Bey’in ma’ş-ı muazzezi gece ihtilafât-ı lâzime ile kışlaya getirilmiştir. Cenazenin bugün merâsim-i fevkalâde ile defni mukarrerdir. Kudüs Mutasarrıfı buraya vâsıl olmuştur. Tafsilâtı ayrıca bildiririm. Recep “Kudüs’te Teessürât” Kudüs 27 Şubat – Bedbaht Kudüslüler ikinci bir inkisâr-ı emel ile yeni ve pek derin bir mateme dûçâr olmuşlardır. Kazâ ve şehâdet haberinin burada icrâ eylediği teessürât tasvir ve tasavvurun fevkindedir. Birçok Kudüslüler son vazife-i ihitramı îfâ için Yafa’ya gidiyorlar. Bütün Küduslüler nâmına muhterem milletimize ve şehîdimizin muvakkar ailesine beyân-ı teessür ve tarizye eylerim. Şevket” Tasfir-i Efkâr, 13 Mart 1914 152 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Türk savaş uçağı pilotları kaza geçirdi” Aynı başlıklı ve Yafa mahreçli haber, ABD’de Almanca yayınla- nan gazete yayınlanırken, İngilizce yayınlananlarla aynı bilgiyi veriyordu: “Yafa, Filistin 12 Mart İki Türk savaş uçağı pilotu Nuri Bey ve İsmail Bey, perşembe günü buradan güney yönüne uçmaya çalışırken denize düştü. İngiltere’de üretilmiş olan uçak kısmen parçalandı ve battı. Pi- lotlar şans eseri uçaktan kurtularak ve karaya yüzecek durum- dalardı. Karaya ulaştıklarında ikisi de tamamen bitkin halde- lerdi. Bir hastaneye kaldırılan pilotlardan Nuri Bey günün geç saatlerinde hayatını kaybetti.” Tagliches Cincinmaier Volkshlatt, 13 Mart 1914 “Nuri’mizin tabutu Kudüs’den gelen heyetlerin tekrîmâtı arasında iskeleye nakledildi” Tagliches Cincinmaier Valkshlatt / 13 Mart 1914 Tasfir ‘Son haberler’ kısmında, yeni gelen bilgiler ışığında kazânın ayrıntıları aktarı- yordu: “Şehâdet-i Fecî’a Tafsilâtı” başlık haberin spotları, “Nuri Bey nasıl şehîd oldu – Se- beb-i kazâ- Yafa matem içinde – Nurimizin cenazesi de Şam’a naklediliyor” şeklin- deydi: “[...] Dün gece, gevce yarısına yakın Yafa muhâbir-i mahsûsamızdan aldığımız uzun bir telgraflar bize oldukça vâzıh ma’lûmât getirdiği cihetle berveçh-i âtî aynen yazı- yoruz. Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 27 Şubat Gece 11,40 – Size bugün bütün Osmanlıları ve bitahsis bu hâile-i azî- meye şahid olan biz Yafalıları yüreklerinden cerîhadar eden kazâ-yı fecî’a hakkında biraz daha tafsilât vereceğim. Tayyaremizin kalktığı mevki’i denize doğru mâil ve ârizalı idi. Yafa ve civarında tayyarenin nüzûlü için daha iyi bir yer bulunmadığı ci- hetle bi’z-zarûre burası intihap edilmişti. Mevki’ aynı zamanda rüzgârların istikame- tine de muârız bulunuyordu. Cesur ve fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey bu müşkilâtı iktihâm edebilmek (dayanabilmek) ümidiyle ve mecbûren bu mevki’den tayerân et- miş, fakat hareketi müteâkip deniz üzerinde yüz metre kadar ilerlediği halde yükse- lemediğini görünce tekrar sahile dönmek için istikamet dümenini tahrîke mecbûr olmuştur. Lâkin tamam bu manevra icrâ edileceği esnâda birdenbire tayyare mâilen denize büyük bir süratle sukut etmiştir. Bir dakika evvel fedakâr tayyarecimizi al- kışlarla teşyî’ eden halk bu faciaya karşı mebhût (şaşkın) hep birden sahile doğru koşmuş ve iki yüz kadar ahali sevgili tayyare ve tayyarecileri kurtarmak ümidiyle denize atılmıştır. İcra edilen fevkalâde âcil mesâî neticesinde Nuri ve İsmail Hakkı Beylerle tayyare denizden çıkarılabilmiştir. İsmail Hakkı Bey icrâ edilen müdâvât (tedavi) neticesinde kendisine gelmiş ve tabipler mûmâileyhin hayatının tehlikede olmadığına dair rapor da vermişler ise de maalesef fedakâr tayyarecimiz Nuri Bey’in hayatını tahlîs mümkün olmamıştır. Cesur Nuri’nin başına sardığı sargı ile tayyare gözlüğü ve ağızlığı, ağız ve burnunu kapatmış ve zavallı zabitimiz bunları vaktiyle çözememek yüzünden ınkıtâ’-ı teneffüse dûçâr olarak -icrâ edilen bunca tedavilere rağmen- terk-i hayat eylemiştir. Mumaileyhin haber-i şehâdeti söylediğim gibi el’ân İsmail Hakkı Bey’den mektûm (saklı) tutulmaktadır. Recep [Nuri’mizin tabutu Kudüs’den gelen heyetlerin tekrîmâtı arasında iskeleye nakledildi] Nuri Bey de Şam’a Naklediliyor Yafa 27 Şubat 12,30 – Gece Kudüs Mutasarrıfı buraya vâsıl oldu ve ilk verilen karara rağmen bu cesur ve fedakâr tayyarecimizin de rüfakâ-yı şehâdeti Fethi ve Sadık gibi Şam’a nakl edilmesi takarrür eyledi. Gece nısfülleyden sonra saat üçte buraya muvâ- salat eden (Berk-ı Efşân) torpido geçeri? bugün muazzez şehîdimiz Nuri’nin na’ş-ı mübarekini hâmilen Hayfa veya Beyrut’a gidecek ve cenaze oradan Şam’a nakl olunacaktır. Bugün bütün Yafa azîm bir matem içinde olup bilâ-istisna bütün dükkanlar ve mektepler ka- panmıştı. Dün gece ihtifâlât-ı mahsûsa ile kışlaya nakl edilmiş olan fedakâr Nurimizin tabutu bugün askerlerin, ekâbir-i me’mûrînin, eşrâfın, bilumûm konsoloslar ve ecanibin, mekatip talebesinin, binlerce ahalinin ve Kudüs’den gelen heyetlerin tekrîmâtı arasında is- keleye nakl edildi. Ve oradan söylediğim gibi -yine merâsim-i askeriye ile- torpidoya götürüldü. Yafa şimdiye kadar bu derece azîm bir matem ile musâb olmamıştır. Kadın, erkek on binlerce halk şanlı Osmanlı sancaklarına sarılmış olan bu muazzez tabutun arkasından vaveylâlarla ağlıyor, teessür-i umûmîyi, heyecanı tarifden âcizim. Gerek Kudüs’ün ve gerek Yafa’nın bilumûm cevâmi’ ve mesâcidinde (camilerinde ve mescidlerinde) şehîd-i mübârekin ruhuna ithafen mevlidler ve mersiyeler kıraat edilmektedir. Recep” Tasfir-i Efkâr, 13 Mart 1914 “Türk Havacılar Denize Düştü” Aynı başlıklı haber, gerçekleri tam yansıtmamakla birlikte ilginç bir yorum içeriyordu; “Yafa, Filistin, 12 Mart – İki Türk ordusu havacısı Nuri Bey ve İsmail Bey, bugün bu li- manın güneyinde uçarken denize düştü. İki Türk ordusu havacısı Nuri Bey ve İsmail Bey bugün bu limanın güneyinde uçarken denize düştü. Uçakları bozulmuştu ve kendilerini makineden ayırabildikleri ve kıyıya yüzmeyi başardıkları suya hızlı bir şekilde süzüldü- ler. Her ikisi de sahile vardıklarında aşırı yorgun haldeydiler ve hastaneye kaldırıldılar. Nuri Bey günün ilerleyen saatlerinde öldü.” The Ohama Daily Bee, 13 Mart 1914 154 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Merhûm tayyareyi üç bin metrelik bir irtifâa yükseltmiş olsaydı, hafifçe atlatarak felaketten kurtulmuş olacaktı” “Kaptanlık edeceklerin malumâtı, yalnız tayyareyi idare edebilecek makinecilikten ibâret kalmayıp bunlara “ilm-i ahvâl-i cevvi” (hava durumu bilimi) tedrîs etmek lazım geliyor” Yeni kaza ile önceki hakkında birçok haberin yer aldığı gazetede, eski kazanın oluşu uzun uzun anlatıldıktan sonra sebepleri şu şekilde özetleniyordu: “Şu ahvâli güzelce derpîş ettiğimizde [uçağın neden düştüğünü] anlarız: 1: Sukut, muhtelif kesâfette iki tabaka-i havâiyenin fasl-ı müşterekinde dâimiyy’ül-ce- reyân (sürekli akım) olan anaforların tesir-i şedîdi altında vukûa gelmiştir. Merhûmun, bizzat bâlâda (yukarıda) zikrettiğim beyânâtı, bunun en sağlam müeyyididir (doğrula- yıcısıdır). 2: Tayyarenin o dakikada vâsıl olduğu mahallin, sath-ı bahirden (230) metre münhatt (aşağı) olan Şerîa Vadisi olup bu inhitâtın (düşüklüğün) peydâ ettiği şiddetli harâretin, vadi üzerindeki tabakât-ı havâiyeyi teshîn ederek (ısıtarak) mücâviri olan diğer tabakât ile azîm bir kesâfet-i mütevâfite (farklı yoğunluklar) husûle getirmesi, sukutun o nokta- da vukû’uyla kendi kendini te’yîd eden hakâiktandır (kendi kendini doğrulayan gerçek- lerdendir). 3: Tayyare, diğer mahallere birtakım vâdiler üzerinden geçtiği halde bu derece şedîd bir sukuta mahkûm olmaması, o vadilerin, seviye-i bahrdan (deniz seviyesinden) aşağı olmamasıyla bu derece şiddetli bir harâret neşrine (sıcaklık yaymasına) müsait bulun- mamasından neş’et ediyor ki tayyarenin daha hafif geçen muvâzenesizliğini merhûm hüsn-i idâresi ve mahareti ile bertaraf ederek te’sîs-i muvâzenetine muvafık olabiliyordu. 4: Bu vâdi havasının tesirât-ı harâretle anaforlar peydâ etmesi, tabakâtın bin metrelik irtifâına kadar cârî olmasına nazaran eğer merhûm bunu evvelden takdir ile tayyareyi üç bin metrelik bir irtifâa yükseltmiş olsaydı, bu inkılâb-ı havâîye maruz kalmayarak veya- hut tekrar te’sîs-i muvâzenet edebilecek derecede hafifçe atlatarak felaketten kurtulmuş olacaktı. 5: Ahvâl-i cevviyeyi bu gibi tecârib-i fiiliye geçirmedikçe anlamak kâbil olamayacağın- dan bu gibi hâdisât sûret-i mahsûsada kayıt ve ona göre harita-i havâiyeye işârât-ı lâzime ilave ve tayyarelerin bu kabîl (gibi) havâî fırtınalara karşı ne gibi vesâil-i ihtiyâtiye ve dâfi’a ittihâzı (ihtiyat ve savunma araçları alınması) lazım geleceğini teemmül ile âletin noksânı ikmâl edilmelidir. 6: Tayyarecilikte kaptanlık edeceklerin malumâtı, yalnız tayyareyi idare edebilecek ma- kinecilikten ibâret kalmayıp bunlara “ilm-i ahvâl-i cevvi” (hava durumu bilimi) tedrîs etmek (öğretmek) lazım geliyor ki tayyareci aynı zamanda ahvâl-i ilklimiyye ve arzıyeyi, bunların hava üzerinde ne gibi tesirât ve inkılap husûle getirdiğini, elhâsıl küre-i arzın bir ilm-i inkılâbât-ı havâiyesini güzelce öğrenmeli.” İkdam, 13 Mart 1914 “Muâvenet-i Milliye Tayyaresi Nasıl ve Niçin Sukut Etti!” İkdam, Muâvenet-i Milliye’nin düşüşüyle ilgili kapsamlı bir ha- ber yapar ve “Osmanlı Tayyarecilik Âleminde” manşetiyle verir: “Tayyareci Nuri Bey de şehid oldu. Türklüğün yükselmesi, Os- manlılık âleminde fen ve marifetin terakkisi uğrunda şehid olan her fedakâr, her kahraman, her vatandaş bizim için telafisi gayr-ı kâbil bir ziyâ’ (kayıp), teselli bulmaz bir acıdır. Fakat aynı zamanda memleketin bekâ-yı mevcudiyeti, ma’neviyâtı, şerefi, teâlîsi (yükselmesi) nâmına konulmuş birer temel taşıdır. Böy- le kudsiyetle, ulviyetle, şehâdetle yoğrulmuş, kavî ve rasin bir temel üzerinde teessüs edecek (kurulacak) mebna-yı terakkî (ilerleme temelleri) ebediyen bâkî kalır, yıkılmaz. Vâkıa Fethiler, Sadıklar, Nuriler gibi dilaverlere, yalnız mem- leketimizde değil dünyanın her yerinde az yetişecek böyle fe- dakâr, cesur, müteşebbis kahramanların şehadetine acımamak, ağlamamak kâbil değildir. Bütün efrad-ı milletin bu bî-çare şehidler için kalbi bir matem içinde bulundukları âşikardır. Fakat bu matem; ye’se hamledi- lemez. Biz asla me’yus olmayacağız. Bu lügati kitab-ı hayat ve ef’âlimizden artık silmek istiyoruz. Yaşamak için ümid, yaşa- mak için azm ve teşebbüs, yaşamak için her ihtimal ile müca- dele ve muharebe lazım geleceğini biliyoruz ve işte uğraşıyoruz, ölümün bütün dehşetine karşı bile uğraşmaktan geri durmu- yoruz. Fethi şehid oldu, Nuri onu takip ediyordu. O da şehid oldu. Fakat Salim yetişecek. Daha sonra Fethilerin, Sadıkların, Nurilerin yerini tutacak…” Kumsalda sandal olmadığı için derhal yardım edilememişti “Kaza Hakkında Tafsilat” “Dün hepimizi dilhûn eden bu kaza-yı fecî’ hakkında alınan tafsilât şudur:[...] Tayyare denize doğru inmiş ve sahilden yüz elli metre kadar uzak bir mesafeye sukut etmiştir. Kumsal sahilinde maattees- süf sandal bulunamadığı için derhal muâvenet icrası (yardım yapılması) kabil olamamış ve Yafa iskelesinden sandallar yeti- şinceye kadar hayli vakit geçmiştir. Sandallar kazâzedeleri tahlis eylemiş (kurtarmış) ise de İsmail Hakkı Bey yüzmek bilmek sâyesinde kendini kurtarabilmiş ise Nuri Bey hafif sûrette mecrûh olduğu halde ve baygın olarak denizden çıkarılmıştır. Nuri Bey derhal hastahaneye naklolun- muş ve elden geldiği kadar tedâvisine çalışılmış ise de bîçare kahraman üç saat devam eden baygınlıktan hiç ayılamayarak irtihal-i dâr-ı bekâ eylemiştir. Rahmetullahi Aleyh Rahmeten Vâsiah” İkdam, 13 Mart 1914 “TAYYARE SAHİLDEN YÜZ ELLİ METRE KADAR UZAK BİR MESAFEDE DÜŞMÜŞTÜR” İkdam / 13 Mart 1914 156 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İki havacının da sâlimen kurtulması, tamamen mucize eseridir” La Moniteur Oriental, “Osmanlı Havacılığı / “Ertuğrul” Kazası” başlıklarıyla verdiği haber şöyleydi: “Ahiren bahsettiğimiz Ertuğrul tayyaresinin düşüşüyle alakalı Edremid’ten dün gelen telgrafta “Bu sabah şafakta, süslenmiş sokaklarda tüm topluluk sokakları doldurmuş, Ertuğrul’u ve havacılar Salim ve Kemal Beyleri bekliyorlardı. Kısa süre önce Ayvacık’tan gelen telefon, adı geçenlerin az önce bu kasabadan ayrıldıklarını” bildiriyordu. Lakin bir saat sonra Kemal Beyden gelen telgrafta tayyarenin düşerek parçalandığı, neyse ki kendisi ve Salim Bey’in kurutul- dukları bildiriliyordu. Edremid’te bulunan Karesi Mutasarrıfı ve bu şehrin kaymaka- mı Şevket Bey, 8 saat mesafedeki kaza mahalline hareket ettiler. Telefonla bilgi alınan iki havacı, kaza hakkında aşağıdaki şekil- de konuştular: “08.45’de Ayvacık’taki Kemer Dere’den hareket ettik. 1600 met- reye çıkmıştık ki, kesif bir sis görüşümüzü engelledi. Motorda bir arıza vuku buldu. Hadisenin vahametini anlayınca, süzüle- rek konmak istedik. Ancak bölge kayalık ve ağaçlıktı. Düşüş korkunçtu. Tayyare, kullanılmayacak kadar hasar gördü. Düşme Kuyu nahiyesi civarında oldu. İki havacının da salimen kurtulması, tamamen mucize eseridir.” La Moniteur Oriental, 14 Mart 1914 “NURİ VE İSMAİL BEYLER YAFA’DAN KUDÜS-İ ŞERİFE GİTMEK İÇİN HAVALANDILAR BİRAZDAN DENİZE DÜŞTÜLER” La Moniteur Oriental / 14 Mart 1914 “Düşmesinin yegâne sebebi, sakatlanmış makinenin kâfi derecede tamir olunmadan havalanmasıdır” Peyam’ın “Üçüncü Tayyare Kazâsı / Salim Bey’in Tayyaresi De Düştü” başlıklı haberinin ayrıntıları şöyleydi: “Salim Bey’in râkip olduğu Ertuğrul tayyaresi, dün sabah, zevâlî saat dokuz buçukta, Edremid’e müte- veccihen uçmakta iken, bilinemez nasıl bir kazâ neticesinde, birdenbire sukut etmiştir. Tayyare artık ba’dema kullanılamayacak derecede hasarzede olmuş ve lehülhamd râkiplerine (binicilerine) hiçbir ziyân gelmemiştir. Sukutun esbâbı henüz pek ma’lûm değildir. Dün, buna deniz tarafından esen şiddetli bir rüzgârın sebebiyet verdiği söyleniyordu. Halbuki sonradan alınan ma’lûmât-ı mütemmimeye nazaran bu kazâ- nın sebeb-i yegânesi, evvelce sakatlanmış olan makinenin kâfi derecede ta’mir olunmadan havalan- dırılması imiş. Dün akşam intişâr eden “Monitor Oryantal” gazetesinin istihbaratına göre, Harbiye Nâzırı Enver Paşa tarafından Salim Bey’e hemen İstanbul’a avdet etmesi için emir verilmiştir.” Peyam, 14 Mart 1914 “Fethi Bey’in bir noksanı var idiyse geçeceği yerlerin hava durumunu lâyıkıyla bilmemesi idi” Sabah birinci sayfasında Fethi ve Sadık Bey ile kazanın muhtemel sebeplerini ana- lize ayarır. “Azim ve Cesaret Yolunda / Os- manlı Tayyarecilik Aleminde, Bir Şehid, Bir Matem Daha” başlıklı haber şöyleydi: “Henüz Fethi ve Sadık Beylerin, Taberiye Gölü civarında müdhiş bir kazâ ile mevt-i fecî’i sebebiyle bütün kalplerde hasıl ol- muş ye’s ve teessür bütün şiddetiyle his- sedilmekte idi. Dünkü gazeteler Yafa’dan Kudüs-i Şerîf’e gitmek üzere tayerân eden Nuri Bey ile refîki İsmail Hakkı Bey’in uğ- ramış oldukları kazâyı yazdılar, tayyarenin Yafa sahilinde biraz havalandıktan sonra denize düşerek Nuri Bey’in baygın ve mec- rûh bir halde, İsmail Hakkı Bey’in sâlimen denizden çıkarıldığı ve Nuri Bey’in hemen hastaneye nakl edilmiş ise de burada iâde-i hayatı mümkün olamayıp irtihal ettiğini haber verdiler. Bu haber-i mâtem-engiz, kapanmamış olan yürek yaralarına neşter saplamak gibi geldi… Bu kaza, bu şehâdet, yine her tarafta acılar hissettirecek, derin elemlere sebep olacak. […] Tayyarenin sukut halinde vâsıl olduğu ma- hall-i sath bahirden (denizden) 230 metre münhat olan Şeria Vadisi. Burada şiddetli hararet var. Üzerindeki tabakât-ı havâiyeyi teshin ediyor (ısıtıyor). Bin metre irtifâa kadar tesir ediyor. Merhûm bunu evvelden takdir ile iki üç bin metre irtifaa yükselme- ğe hasr-ı dikkat etse idi, ihtimal felâketten kurtulmuş olacaktı. Bu gibi hadisât sûret-i mahsûsada kayd ve harita-i havâiyeye ona göre işârât edilmeli. Tayyare kaptanlarının ma’lûmâtı tayyareyi idare edecek maki- nacılıktan ibaret kalmamalı, ilm-i ahvâl-ı cevviyeye vâkıf olmalı, kürre-i arzın in- kılâbât-ı havâiyesini öğrenmeli… A.Sünni Bey, makalesinde şu sözleri de söy- lüyor: “Merhum Fethi Bey bizde değil Avrupa’da da emsali nadir yetişen kahraman, cesur, arslan yürekli, aynı zamanda mütehassıs bulunduğu tayyarecilikte, makinacılıkta mahir, muktedir bir genç idi; bir noksanı var idiyse geçeceği yerlerin ahval-i cevvi- yesine lâyıkıyla muttali’ olmaması idi ki bunda da ma’zûr idi. Sebeb-i müstakil-i şehâdeti de o oldu.” Fakat bu memleketin her tarafında yer yer alâim-i cevviye rasadhaneleri yapılmaz da mütemâdî rasadât-ı cevviye icra edilmezse memleketin ahvâl-ı cevviye ve inkılâbât-ı havâiyesine vukûf bu memlekette kimin için mümkin ve müyesser olabilir? Mem- leketimizin, bu hususta, bütün alem-i me- deniyetin ortasında, alem-i fen ve mari- fetin tenkitleri içinde, bir çöl gibi kalmış olduğunu bilmiyor muyuz? Nuri Bey’in şehâdeti için tessürât ve tees- süfâtımızı izhâr ederken bu felâketin sebe- bini de aramamız lazım… […]” Sabah, 13 Mart 1914 158 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare Şehidlerimiz Nerede Medfûn?” Şehbal 14 Mart 1914 tarihli nüshasında ise şehid tayyarecileri- nin defnedileceği Selahaddin Eyyübi Hazretlerinin türbesi ile şe- hidlerin son fotoğraflarını yayınlamıştı. Şehbal, 14 Mart 1914 “FECİ MENKIBELERİ HEM GÜCÜMÜZE HEM İFTİHARIMIZA KAYNAK OLUYOR” Şehbal / 14 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Selahaddin Eyyübî’nin sanduka-i kabri / Foto: Bunfis” Fotoğraf altı: “Şam’da Selahaddin Eyyübî’nin Türbesi / Menkıbe-i fecîaları hem ikdârımıza (gücümüze), hem iftiharımıza medar (vesile) olan fedakâr tayyarecilerimizin habgâh-ı ebedîlerini teşkil eden “Salahaddin Eyyübî Tür- besi” burada manzûr oluyor (görülüyor). Şanlı mücâvir-i uhreviyelerine layık birer kahraman olan bu şehdiler için münâsib bir habgâh (uyunacak yer) … / Tayyare Şehidlerimiz Nerede Medfûn?” Fotoğraf altı: “Beyrut’da Son Ziyafet-i Vedâiye / 1 Vali Bekir Sami Bey, 2 Fethi Bey, 3 Sadık Bey, 4 Fransız Konsolosu Mösyö Koce, 5 Umur-ı Ecnebiye Müdürü Kemil Abdullah Efendi, 6 Jandarma Kumandaın Sabih Bey, 7 Polis Müdürü Mustafa Bey.” İki tayyare arkadaşı Fethi Bey Merhûm Sadık Bey Merhûm 160 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Küçükkuyu 28 Şubat 11,25 – Kazâ hakkın- da burada da icrâ-yı tahkîkat eyledim ve kazânın sûret-i vukû’u hakkında en sahih ma’lûmâtı almak üzere fedakâr zabitimiz Kemal Bey’e müracaat ettim. Kemal Bey bana kazâ hakkında aynen beyânat-ı âtiye- de bulundu: “Sabahleyin hava pek ziyade müsaid olduğu için artık hareket etmeğe karar vermiştik. Saat sekizi kırkbeş geçe Edremid’e müteveccihen hareket ettik. Lâ- kin cüz’i bir tayerânı müteâkip amik bir sis deryası içinde kaldık. Bütün Edremid Körfezi sisi çinde olup yalnız Kaz Dağı’nın karlı zirveleri görünüyordu. Saat dokuza yaklaşmış ve biz de bin yedi yüz metre ir- tifa’ ile sahile tekarrüp eylemiş idik (yak- laşmıştık). Bu esnâda motor da bozuk bir sûrette ses vermeğe başlamıştı. Deniz üze- rinde bir kazaya uğramamak için geri dön- dük. Fakat artık motor işlemiyor ve tayya- remiz gayr-i ihtiyari bir saikle yere doğru iniyordu. Sahile yaklaştıkça deniz cere- yanlarının tesiriyle (remu)larda başlamış- tı. Onun için sukutta daha ziyade şiddet ve sürat husûle geldi. Tayyare Küçükkuyu na- hiyesi yakınında sahilin zeytin ağaçlarıyla muhat (çevrili) sarp bir tepesine doğru inerken ağaca çarptı. Kanat parçalandı ve bu sayede sadme-i sukutun şiddeti biraz hafifledi. Zemine çarptığımız zaman ge- rek motor, gerek pervane ve gerek kanatlar kâmilen kırılmış idi. Sukut ile eğilen de- mir çubuklar Salim Bey’in başına çarptı, fakat bir şey olmadı. Ben yalnız şiddetle sarsıldım. Kendimizi kurtardıktan sonra tayyare enkazını nahiyeye naklettik.” Ay- vacıklılar bu kazadan pek müteessir olarak Ordu-yı Osmaniye bir tayyare ihdâsını de- ruhte etmişlerdir. Mahall-i kazaya derhal yetişen Ayvacık Kaymakamı ile me’mûrîni (memurları) tarafından tayyarecilerimizin istirahatı te’min edilmiştir. Salim ve Ke- mal Beyler yeni bir tayyare ile behemehal seyahate devam arzusunu izhâr ediyorlar. Edremid’de serian bir tayyare alınmak için tedârikane başlanmıştır. Derviş” Tasfir-i Efkâr, 14 Mart 1914 Tayyare havalanır havalanmaz şedîd bir sûrette sukut etmiş ve bir daha ta’mîr gelemeyecek derecede parçalanmıştır. “Müessif Kazâ” ve (Ertuğrul) Tayyaresinin Sukutu” başlıklı haber: “Kendi canlarını fedâ ederek gerek vatanın, gerek ordunun şânını i’lâya uğraşan muazzez tayyareci- lerimizden üçü şehit oldu, fen uğruna kurban gitti. Buna hâlâ ağlarken üçüncü olarak yola çıkmış olan (Ertuğrul) tayyaresinin de müessir ve müessif bir kazâya dûçâr olduğu haberi dün her tarafta intişâr etti. (Ertuğrul) da düştü denince zaten henüz ka- namakta olan kalpler tekrâr cızladı, acıdı. Bu habe- ri acaba Salim ve Kemal Beyler ne oldu suâli takip ediyordu. Cenâb-ı Hakk’a binlerce şükür olsun ki bu hâdisede muhterem tayyarecilerimize bir şey olma- mıştır, her ikisi de tâmmü’s-sıhhadırlar. Salim ve Ke- mal Beylerin süvâr oldukları tayyare Kemer Dere’de ta’mîrâtını bitirdikten ve bazı tecrübeler de icrâ et- tikten sonra dün sabah saat dokuzda Edremid’e mü- teveccihen mahall-i mezkûrdan hareket etmiş idi. Fakat tayyare havalanır havalanmaz yine cereyân-ı havânın şiddet-i tesirinden oldukça şedîd bir sûrette sukut etmiş ve bir daha ta’mîre gelemeyecek derece- de parçalanmıştır. Gerek Salim, gerek Kemal Beyler Cenâb-ı Hakk’a binlerce şükür olsun kendilerine hiçbir zarar gelmeden kurtulmuştur.” Sabah, 14 Mart 1914 “Edremidliler, tayyarecilerimizin bu kadar büyük bir kazadan bilâ-tehlike kurtulmuş olmalarından dolayı Cenab-ı Hakk’a şükür etmişlerdir” Tasfir-i Efkâr da ilk habere Salim ve Kemal Beyleri alıp “Üçüncü Tayyaremiz De Kazaya Uğradı” manşetini atmış ve “Lâkin le- hülhamd tayyarecimiz Salim ve râsıdı Kemal Beyler bu kazadan tamamıyla masun olarak kurtulmuşlardır” spotunu yazmıştı. [...] “Kazânın Sûret-i Vukû’u Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Edremid 28 Şubat Sabah 11,10 – Bugün daha sabahleyin şafakla beraber bütün Edremidliler, yollara, sokaklara ve bayraklarla tezyin edilmiş olan Tayyare Meydanına koşuyor ve fedakâr Sa- lim ve Kemal Beylerin Ayvacık’tan hareketleri telefonla bildi- rildiği cihetle gözleriyle ufuktan tayyaremizi arıyordu. Çanak- kale’den sûret-i mahsûsada getirilen muzika da terennümsaz oluyordu. Lâkin maalesef bu intizâr boşa çıktı ve Kemal Bey’den alınan bir telgraf da Ertuğrul tayyaresinin bir kazâ neticesin- de sukut ederek parçalandığı, fakat lehülhamd kendilerinin kemâl-i afiyette bulundukları haber veriliyordu. Edremidliler sevgili tayyarelerini aralarında görememekten dolayı pek ziya- de ye’se düşmüş olmakla beraber, tayyarecilerimizin bu kadar büyük bir kazadan bila-tehlike kurtulmuş olmalarından dolayı Cenab-ı Hakk’a şükür etmişlerdir. Şimdi burada bulunan Kare- si Mutasarrıfı Reşid ve Kaymakam Şevket Beylerle birlikte bu- raya sekiz saat mesafede kâin olan mahall-i kazaya gidiyorum. Millet kendisinin böyle kahraman evlâdlarına binlerle tayyare takdimiyle müftehirdir. Edremid kendi nâmına serian sipariş vereceği tayyare ile bu kahramanları inşâllah yakın bir zaman- da Edremid’de görecektir. Yazıcızade Hakkı Edremid 28 Şubat 1,15 – Hareketten evvel esbâb-ı kazâ hak- kında icrâ-yı tahkîkat eyledim (araştırmalar yaptım). Telefonla tayyarecilerimizden aldığım ma’lûmâta nazaran kazâ şu sûretle vukû’a gelmiştir: Salim ve Kemal Beyler bu sabah saat sekizi 45 geçe Ayvacık civarında kâin Kemer Dere mevki’inden hareket etmişler, fakat hareketi müteâkip cephelerini kesîf bir sisin kap- ladığını görmüşler ve birdenbire motorları da bozulmuştur. Bu esnâda tayyare 1600 metre irtifâ’ında bulunuyordu. Bunun üze- rine tehlikenin dehşetini takdir eden tayyarecilerimiz volplane ile yere inmeğe mecbûr kalmışlardır. Lâkin arazi pek ziyade sarp ve kâmilen ağaçlarla muhat olduğu gibi sukut da bittabi’ şiddetli olduğundan tayyare istimale salih olmayacak bir derecede par- çalanmıştır. Sukut edilen mahal Küçükkuyu nahiyesinin pek ya- kınında bir yerdir. Tayyarecilerimiz söylediğim gibi bu mühlik kazadan savn-ı samedânî ile sâlim ve emin olarak kurtulmuşlar- dır. Alacağım tafsilât-ı mütemmimeyi bittabi’ yazarım.” Fotoğraf altı: “[Sağda] Tayyareci Yüzsbaşı Salim Bey / [Solda] Refîk ve râsıdı Yüzbaşı Kemal Bey / Dünkü kazadan lehülhamd sâlimen tahlis-i girîban eden iki nevcivan fedâkâr zabitimiz.” Tasfir-i Efkâr, 14 Mart 1914 “Üçüncü Tayyaremiz De Kazaya Uğradı” Tasfir-i Efkâr / 14 Mart 1914 162 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Farklı öneri: “Biz Fethi ile Sadık ve Nurimizin payitahtımıza nakledilerek bugünün ve geleceğin nesiller için fedakarlığın merkezi ol- masını isterdik” “Şehîd Nurimizin Na’ş-ı Mükerremi Şam’a Nakl Edilirken” baş- lıklı haber şöyledir: [...] Biz tayyareciliğimizin ilk kurbanları olan Fethi ile Sadıkı- mızı Salahaddin’in, o büyük hâmî-i İslam’ın merkad-ı pâkine koyulduktan sonra bu üçüncü şehîdimizin olsun aramızda, kalpgâhımızda bulunması, Nurimizin de Payitahtımıza nakle- dilerek nesl-i hazır ve âtî için burada da bir tavafgâh-ı fedakârî yayılmasını isterdik. Lâkin söylediğimiz gibi aynı maksad-ı ulvî uğrunda seyahate çıkarak ayn-ı şân ve fecaatle terk-i ha- yat eden bu üç fedakâr kardeşin hayatta olduğu gibi mematta da yan yana: kucak kucağa bulunmaları Hükûmetimizce tensip edilmiş ve bu yolda ittihaz-ı tertibat olunmuştur. Fedakâr Nu- rimizin na’şının sûret-i nakli hakkında Yafa muhabirimizden gelen telgrafı berveçh-i âtî yazıyoruz. [...] Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Yafa 28 Şubat 3,30 – Dün gece telgrafla haber verdiğim gibi kış- lada bulunmakta olan muhterem şehîdimiz Nuri’nin cenazesi ihtifâlât-ı faika ile Liman Dairesine getirildi ve orada şehîd-i muvakkarın ta’ziz-i hatırası ve deruhde eylediği vazifenin ku- dsiyeti ve ulviyeti hakkında gayet müteessirane ve takdirkârâne nutuklar irâd edildi. Beyrut’dan cenazeyi almak üzere hareket eden Berk-i Efşan torpido muhribi gece yarısından sonra saat dört buçukta buraya vâsıl olmuştu. Geminin muvâsalatını mü- teâkip şanlı Osmanlı sancaklarına sarılmış olan şehidimizin cenazesi gemiye nakledildi ve Berk-i Efşan saat beşte hareket etti. Bugün akşam dörde doğru Beyrut’a muvâsalatı me’mûldür. Nuri Bey’in fecîa-ı şehâdeti refîki İsmail Hakkı Bey’e bugün ih- bar edildi. Hakkı Bey refîk-i seyahatinin bu akıbet-i fecî’asına kanlı göz yaşlarıyla ağlıyor. Kendisinin sıhhatı yerindedir. Ya- fa’da matem-i umûmî devam ediyor. Recep Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Beyrut 28 Şubat 7,10 – Şehîd-i mübeccel Nuri Bey’in na’ş-ı mağfiret-i nakşini hâmil olan Berk-ı Efşan torpido muhribi bugün ba’de’z-zuhr saat iki buçukta limanımıza geldi. Gerek torpido ve gerek limanda bulunan bilumûm sefâin bayraklarını alâmet-i matem olarak yarım çekmişlerdi. Vapurdan çıkarılan cenaze fevkalâde ihtifâlât ile Cami-i Kebire götürüldü ve saat beşte cenaze namazı cemaat-i kübra ile edâ olundu. Ba’de adedi kırk bini geçen bir halkın vâveyla-yı matemi arasında fevkalâ- de ihtifâlat-ı askeriye ile kaldırılan cenaze sûret-i mahsûsada ihzâr edilmiş olan birt rene götürüldü. Yolda bütün Beyrutlular ye’s ve teessürle ağlıyorlardı. Tren bu gece hareket edecek yarın sabah Şam’a vâsıl olacak ve devrede bulunan vâlimiz de cenaze merâsim şehr-i mezkûrda iştirâk eyleyecektir. Burada meşhâd teessürât-ı umûmîyeyi tasvir (anlatma) imkan haricindedir.” Tasfir-i Efkâr, 14 Mart 1914 “[cenazeyi taşıyacak] torpido ve gemiler bayraklarını yarım çekmişlerdi” Tasfir-i Efkâr / 14 Mart 1914 “Nuri Bey’in cenazesi Şam ahalisinin kanlı gözyaşlarıyla istikbâl edildi” “Şamdaki Cenaze Alayı” başlıklı haberde Nuri Bey’in cenazesinin Şam’da denfiyli ilgili şu ayrıntılar veriliyordu: “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Şam 1 Mart Saat 6 – Dün gece, Beyrutluların kanlı gözyaşları arasında trene irkâp edi- len şehîd-i mübeccel Nuri Bey’in cenazesi, bu sabah saat dokuzda Şam istasyonuna vâsıl olmuş, ve Şam ahalisinin aynı kanlı gözyaşları ile istikbâl edilmiştir. Şehîd-i fedakâriyi hâvî olan tabut, bu muhterem ölünün sağlığında semâlarda yükseltti- ği Osmanlı bayrağıyla sarılmıştı. Cenaze alayı, saat dokuz buçukta istasyondan hareket ederek Cami-i Emeviye’ye teveccüh eyledi. Tabut, efrâd-ı askeriyenin eyâdî-i ihtirâmın- da (askerlerin saygılı ellerinde) naklediliyor, bütün Şam ahalisi, fedakâr arkadaşları Fethi ve Sadık’ın cenaze merâsiminde hazır bulunduğu esnâda taşıdıkları bu üçüncü şehîd-i muazzezin tabutunu nihayetsiz bir buhran-ı elem ve teessür içinde takip ediyorlardı. Cenazenin etrafında bu muazzez şehîdi ellerindeki çiçekten taçlarla tekrîm eyleyen efrâd-ı askeriye bulunuyor, önünde alay sancağı bir alâmet-i hüzün ve matem olarak yere müteveccih olduğu halde bu şanlı ölüye karşı îfâ-yı resm-i selâm ediyordu. Vali, kumandan, ulemâ, meşâyih, rüesâ-yı ruhaniye, eşrâf, polis, jandarma ve binlerce ahali, tehlilât ve tekribât avazeleri içinde mevkib-i matemi takip ediyordu. Cami-i Emeviye’de cemaat-ı kübra ile cenaze namazı edâ edildikten sonra, bu üçüncü tayyare şehîdi de Salahaddin Eyyübi Haziresinde, Fethi ve Sadık’ın habgâh-ı ebedîleri (ebedi uyku mekanlarının) ıttısalında (yanında) ihzâr olunan (hazırlanan) makber-i mahsûsada vedia-i rahmet-i Rahman (Allah’ın rahmetine emanet) kılınmış, derin bir hüzün ve matemin, ha- zirûnun gözlerinden dümû’-ı teessür (üzüntü gözyaşları) akıttığı bu elem-engiz dakikada, selâm vaziyetinde duran askerler, fedakâr silah arkadaşlarına karşı son vazife-i tekrîmi îfâ eylemişti. Rahmetüllahi Aleyhi rahmeten vâsiâ Aziz” Tasfir-i Efkâr, 15 Mart 1914 164 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Kazaların sebebi, cihazları tamire muktedir makinistlerin kıtlığıdır” Nuri Bey’in defniyle ilgili gelişmelerin yanı sıra kazayla ilgili ya- bancı tayyarecilerin görüşlerine de yer verir. “Son Hadiselerin esbabı / Mösyö Beleryo’nun Beyanatı” başlıklı haber şöyle: “Birkaç günden beri şehrimizde bulunan ve büyük bir muvaf- fâkiyetle Manj Denizi’ni mürûra (geçişe) muvaffak olan Fransız tayyarecilerinden Mösyöyle bu, İstanbul Gazetesi muharrirle- rinden birine âtîdeki beyânâtta bulunmuştur: “İstanbul’u ziyaretim, seyahat maksadına müstenittir. Fethi, Sa- dık ve Osman Nuri Beylerin şehâdetlerini intâç eden tayyare kazalarının vukûa geldiği mahalleri de ziyaret etmek istiyorum. Buraya hiçbir cemiyet tarafından i’zâm edilmedim (gönderil- medim), husûsî bir saffetle seyahat etmekteyim.” Muharrir: Osmanlı tayyarecilerinin uğradıkları kazaların es- bâbı hakkındaki mütâlaanız nedir? - Cihazları ta’mire muktedir makinistlerin fikdanı (kıtlığı). İcrâ ettiğim tetkîkât bu neticeyi vermiştir. Bazılarının yaptığı veç- hile bunun hatasını tayyarecilere atfedemem. Cihâzların ida- resinde tayyarecilerin uhdesine isâbet eden vazife, fi’l vâki’ pek büyüktür. Bununla beraber tayyarelerin ta’miri fenninde son derece mütehassıs bir makinistin tayyareciye refâkat etmesi en esaslı bir meseledir. Bir tayyare bir saat derecesinde nâzik bir cihâzdır. En küçük bir müsâdemede, bir az şiddetlice vukû’ bulan en hafif bir nüzûl hareketinde tayyare derhâl bozulur. Bazı kereler bozulan nok- tayı keşfedebilmek için son derecede mütehassıs bir makinist olmak lazım gelir. Makinist, hatta bazı defa tekmil tayyareyi sökerek âletlerden her birini ayrı ayrı kemâl-i dikkat ve i’tinâ ile nazar-ı muâyeneden geçirmek mecbûriyetindedir. Aksi takdirde tayyareci kemâl-i i’timâd ile tayerânına (tam bir güvenle uçuşuna) devâm ederse kazânın vukûu muhakkaktır. Zuhûr eden felâketlerin sebeb-i yegânesi işte bundan ibârettir. Büyük seyahatler icrâsına teşeb- büs eden Fransız tayyarecileri aynı sebeb dolayısıyla her vakit pek mâhir ve mütehassıs makinistleri refâkatlerinde bulundur- muşlardır.” “Âbide rekzi (dikilmesi)” “Dersaâdet - Kahire Seyâhat-i Havâiyesi esnâsında şehit düşen kahraman tayyarecilerimiz için vücûda getirilecek âbidenin Fatih’te yeni açılan bulvârın münâsip bir mahalline rekzi mu- karrer bulunduğu Osmanisher Lloyd gazetesi haber veriyor. Âbidenin köşelerine kahraman tayyarecilerimizin tunçtan ma’mûl tasvirleri ta’lîk kılınacağı gibi âbide üzerinde ayrıca “İs- tanbul-Kahire” kelimeleri de mahkûk bulunacak imiş.” İkdam, 15 Mart 1914 “mümkün olsa bütün kudüslüler, cenazeyi başlarında yafa’ya taşımak için koşacaklardı” İkdam / 15 Mart 1914 Erdemidliler, Ordu’ya yeni bir tayyare satın alıyorlar “Salim ve Kemal Beyler Küçükkuyu’dan Edremid’e geldiler – Edremid’e yeni bir tayyare gönderilecektir. Edremid 1 Mart (Akşam: Saat 10) – Kahraman tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler, şimdi, Küçükkuyu’dan Edremid’e geldiler. Dükkân ve mağazalar kâmilen kapanmış, bütün memleket istikbâle koşmuştu. Şehrimiz, bugün kadar şerefli ve meserretli bir gün görmedi. Tayyarecilerimiz şiddetli alkışlar arasına, misafir oldukları Yazıcızâde Hakkı Bey’in hanesine gitmişler ve şereflerine keşîde olunan ziyafette hazır bulunmuşlardır. Harbiye Nezâreti’nden tayyarecilerimize vârid olan bir telgrafta, Nezâret-i müşaruniley- hanın Edremid’e yeni bir tayyare irsâl edeceği (göndereceği) ve tayyarecilerimizin bu yeni tayyare ile İzmir’e giderek oradan da seyahat-ı havâiyeyi şerâit-i mukarrere (kararlaştırı- lan şartlar) veçhile ikmâl eylemeleri mukarrer bulunduğu iş’âr olunmuştur. Harbiye Nezâ- reti’nin verdiği bu karar, bütün Edremidlileri medyûn-ı şükran ve minnetdâr bırakmış, tayyarecilerimiz, seyahat-i havâiyelerini ikmâl edebilmek için kendilerine yeni tayyare gönderileceği haberinden pek ziyade memnûn ve mesrûr olmuşlardır. Hamiyetli ve fe- dakâr Edremidliler, kazazede (Ertuğrul)un râsıdı Yüzbaşı Kemal Bey vesatetiyle (aracı- lığıyla) Harbiye Nezâreti’ne müracaatda bulunarak esmânı (tutarı) kendileri tarafından tesviye olunmak (verilmek) üzere Edremid nâmına serian bir tayyare iştirâ olunmasını (satın alınmasını) istirhâm eylemişlerdir (rica etmişlerdir). Tezahürât gayr-ı kâbil-i tariftir. Tayyarecilerimiz, yeni tayyarenin vürûduna intizâren, burada birkaç gün için daha bizim sevgili misafirlerimiz olacaktır.” “Tayyarecilerimizin Telgrafı” Edremid – 1 Mart (Saat 10,5) Vukûa gelen kazâ ahvâl-i ruhiye ve ma’neviyemizde hiçbir sû-i tesir husûle getirmedi. Bilakis seyahatte devam arzularımızı takviye etti. Seyahatimizi ikmâl etmek azm-i kat’iyesinde bulunuyoruz. İnşallah muvaffak oluruz. Kemal Salim” Tasfir-i Efkâr, 15 Mart 1914 Erdemidliler, Ordu’ya yeni bir tayyare satın alıyorlar Kudüs 27 Şubat – Fethi ve Sadık Beylerin bıraktığı acılar henüz zâil olmadığı hal- de fedakâr Nuri Bey’in vukû’-ı şehâdeti Kudüslüleri tasavvurun fevkinde incitti. Bütün sekene (ikamet edenler) ye’s ve mâtem içindedir. Mümkün olsa idi şehîd-i muhteremin cenâzesini başlarımızda taşımak üzere Yafa’ya şitâb edecektik. Umûm me’mûrîn ve ahâlî nâmına pek azîm teessürler takdîm-i ta’ziyete cür’et eylerim. Kudüs Mutasarrıfı nâmına: Yusuf . Sabah, 15 Mart 1914 166 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Sütunun baş tarafı, seyahatin nâ-tamam kalmış olmasına delâlet etmek üzere kırık bulunacaktır” Tanin, 17 Mart tarihli nüshasında, hava şehitleri için yapılacak âbidenin çizimini yayınlar ve manşeti de “İstanbul-Kahire Yo- lunda / Şühedâmız İçin Âbide-i İhtiram” şeklinde atar: “Birkaç gün evvelki nüshamızda İstanbul-Kahire seyahati uğ- runda şehîd olan kahraman tayyarecilerimiz için rekz edilecek (dikilecek) âbide-i şân (şan abidesi) için lâzım gelen projelerin ikmâl edildiğini yazmıştık. İşte bugün de hem âbidenin, hem de âbideye ait projeleri yapan ve bu resmi de gazetemize ihdâ eyleyen Sermimar-ı Hazret-i Şehriyâr Vedat Beyefendinin re- simlerini derç ediyoruz. Evvelce yazdığımız veçhile Şehzadebaşı Bulvarı üzerinde inşâ edilmekte bulunan Fatih Daire-i Belediyesi önündeki meydana inşâ edilecek olan bu âbide resimde görüldüğü gibi, bir çemen- zâr ortasına gelen bir kaide üzerine mevzu-i istivâni bir sütun- dan ibarettir ki sütunun baş tarafı, seyahatin nâ-tamam kalmış olmasına delâlet etmek üzere kırık bulunacaktır. Sütun üzerinde tunçtan ma’mûl büyük kıt’ada (parçada) madal- yalar bulunacaktır. Esasen şehîdlerimizin seyahatlerini ikmâle muvaffak olup avdet etselerdi bu madalyaları almış olacaklar- dı. Madalyaların tarafeyninden birinde bir tayyare resmi, diğer tarafında İstanbul-Kahire isimleriyle tarih-i seyahat menkûş bulunacaktır. Âbidenin kaidesi bir çemenzâr ile ihata edilecek, bu çemenzârdan sonra da bir mermer parmaklık yapılacaktır. İşte, memleketimizin terakki ve i’tilâ yollarında fen ve vazife nâmına ilk verdiği kurbanları nâmları bu sûretle teyit edebile- cek ve evlâd ü ahfâdımız bu sütun önünden geçerken babaları arasında böyle büyük ve yüksek gayeler için fedâ-yı hayat etmiş cesur kahraman insanlar bulunduğunu görmekten mütevellid bir fahr ve gurur ile göğüslerinin kabardığını hissedeceklerdir. Bu münasebetle Osmanlı mimarları arasında zevk ve mahâret-i sanatkârânesiyle temeyyüz etmiş muhterem mimarımız Vedat Beyefendinin yaptıkları projedeki muvaffakiyetlerini de ayrıca kaydetmeyi kadirşinâslık vezâifinden (değer bilme vazifelerin- den) addediyoruz (kabul ediyoruz). Filhakîka bu kadar ulvî bir gaye için bu kadar sade bir sûrette terk-i cân ve cihân eden saf ruhlu kahramanlarımızın hatırası için yakışacak da böyle sade, fakat zarif ve matbû’ bir âbide olmak lâzım gelirdi.” “Salim ve Kemal Beyler” “Edremid, 3 Mart — Kahraman tayyarecilerimiz hakkında Edremid İslamlarının tasavvurâtını tarifte cidden acizim. Ed- remid nâmına serian iştirâsını Hükûmetimizden istirhâm et- tiğimiz son sistem tayyarenin bedelini şayân-ı hayret bir sû- rette İslamlar ihzâr ettiler. Mutasarrıf Reşid Beyefendi Harbiye Nezâreti’ne telgraf verdi. Edremid’den (Edremid) tayyaresiyle bu kahramanlar inşâllahu Teâla Mısır seyahatini ikmâl edecek- lerdir. Tayyareciler pek muhterem misafirlerimizdir. Sıhhat ve afiyetleri yolundadır. Sipariş verdiğimiz Edremid tayyaresinin vürûduna kadar ken- dilerini bırakmayacağız. Hakkı” *** “Edremid’de Tezahürât-ı Hamiyyet” Edremidlilerin intibâh ve hamiyyetini gösteren birçok mesele- leri birçok defa bu sahifelerde zikretmiştik. Edremid donanma iânesinde, Müdafaa-i Milliye iânesinde hemen bütün vilayetle- ri geçmişti. Tayyaremizin ahiren Edremid’e giderken fecî’ su- kutu Edremidlileri pek müteessir etmiş ve (Edremid) isimli bir tayyarenin mübayaasıyla seyahatin Mısır’a kadar temadî ettiril- mesi (devam ettirilmesi) hususunu kararlaştırarak lâzım gelen parayı hemen toplamışlardır. Edremidliler mebusları Ferhad Bey’e çektikleri bir telgrafda toplanan para ile hemen bir tayyare mübâyaa edilerek Edre- mid’e sevk edilmesini Harbiye Nâzırı Paşa Hazretlerinden is- tirhâm etmesini recâ etmişlerdir. Ferhad Bey’in müracaatına Nâzır Paşa Hazretleri Edremid’in her hususta gösterdiği asâr-ı hamiyyetten pek müteessir ve müteşekkir olduklarını söyle- mişler ve Edremid tayyaresi mübâyaa edilir edilmez İstan- bul’dan Edremid’e bir seyahat-i havâiye tertip edileceğini vaat buyurmuşlardır. Biz bu münevver himmetli Edremid halkını bütün ruhumuzla alkışlar ve memleketin cihât-ı sâiresine (diğer cihetlerine) nu- mune olmasını temenni eyleriz.” “Âbide İânesi” “Şehîd tayyarecilerimiz nâmına inşâ olunacak âbide için Kal’a-i Sultaniye’de mukim Abraham Eskiciyan Efendi matbaamıza bir adet Lira-yı Osmani göndermiştir. Kezâlik Halıcılar Köşkü’nde Sultan Selim medresesinde icrâ edilen müzâyede neticesinde toplanan 34 kuruş matbaamıza teslim edilmiştir. Takdir olunur.” Tanin, 17 Mart 1914 “Sütunun baş tarafı, seyahatin nâ-tamam kalmış olmasına delâlet etmek üzere kırık bulunacaktır” Tanin / 17 Mart 1914 168 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Salim ve Kemal Beyler Edremid’de” “Edremid 1 Mart – Muhterem, cesur fedakâr misafirlerimiz Salim ve Kemal Beyler şimdi Edremid’e muvâsalat ettiler. El-minnetulla- hi hiçbir ârızaları olmadığı gibi âfiyetleri de ber-kemâldir. Yeni bir tayyare gönderilerek vazifelerini itmâma (tamamlamaya) me’mûr edildiklerinden dolayı arz-ı şükran ediyorlar. Binlerce muhterem Edremid ahalisi misafirlerimizi pek parlak bir sûrette der-ağûş ey- lemişlerdir.” Sabah, 17 Mart 1914 “Salim ve Kemal Beyler” “Edremid, 4 Mart — Harbiye Nezâreti’nden telakki ettikleri emir mucibince Kahire seyahatini ikmâl etmek üzere bugün Salim ve Kemal Beyler Edremid’ten Elizabet Vapuru’yla hareket ettiler. Kah- raman tayyarecilerimizin teşyî’ için gösterilen tezahürâtı tarif edemem. Memleket ahalisi hemen kâmilen on kilometre mesafede olan iskeleye dökülmüş idi. Vapur alayı sancaklarıyla donatılmış, tarifi gayr-i kâbil bir sûrette deniz sandallarla dolmuş idi. Bedelini ihzâr ettiğimiz Edremid tayyaresi ile Mısır’a sâlimen muvâsalatlarına duâlar edilmiştir. Perşembe ale’s-sabah kahramanlar Dersaadet’e muvâsalat edeceklerdir. Hilâfet-i İslamiyenin şanlı sancağını Mısır havalisinde temevvüç ettirmek (dalgalandırmak) gayesiyle hayatlarını istihkâr eden (küçük gören) bu arslan yürekli Ertuğrul ev- lâdlarını muhterem İstanbullularımızın pek parlak bir sûrette istikbâl edeceklerini ümit ederiz. Yazıcızâde Hakkı” Tanin, 18 Mart 1914 “Salim ve Kemal Beyler Edremid’ten hareket ettiler” “Osmanlı Havacılığı” haberi ise yarım kalan seyahati tamamla- yacaklar hakkında bilgi veriyordu: “Savaş Bakanlığının emriyle, havacılar Salim ve Kemal Beyler, buraya dönmek için Edremid’ten hareket etmişlerdir. Daha sonra, İstanbul- İskenderiye seferlerine devam etmek için ge- miyle Yaffa’ya gideceklerdir.” La Moniteur Oriental, 18 Mart 1914 Tanin, ilk düşen uçağın fotoğrafını yayınlıyor... La Moniteur Oriental / 18 Mart 1914 “Osmanlı tayyare filosunun mütecanis (homojen) olması ve aynı tarzda idare edilmesi gerekir” “Tayyarecilik Âleminde / Tayyareci Beleryo’nun Beyanatı” başlıklı haber şöyle: “Bir müddetten beri şehrimizde bulunmakta olan meşhûr Fransız tayyarecilerinden Mösyö Beler- yo’nun geçen gün İstanbul Gazatesi’ne vukû bulan beyânâtını nakletmiş idik. Mösyö (Bileryö), evvelki gün (Jön Türk) muharrirlerinden biriyle de ikinci bir mülâkâtta bulunmuştur. Fransız Tayyarecisinin bu ikinci mülâkâtta vâki’ olan beyânâtının mühim aksâmını bervech-i âti iktibâs eyliyoruz: Osmanlı tayyare filosunda icrâ kılınacak ıslâhât meyânında alel-husus tayyare filosunun mütecânis olması ve aynı tarzda idare edilmesi icap eder. Aynı tayyare filosunun muhtelif sistemlerde tayya- relerin idâresi pek müşkildir. Bu mesele ile bir ordunun mühimmât-ı harbiyesi arasında büyük bir müşâbehet (benzerlik) mevcuttur. Bir top bataryasında muhtelif sistemlerde toplar bulunduğu halde bundan tevellüt edecek mahzurları bir kere düşünmeli! Tayyareciliğe intisâb edebilmek için büyük bir kuvve-i mubsıra (görüş kuvvetine) , metin bir kalbe malik bulunmak, fevkalâde çevik ve her şeyden evvel i’tidâl-i dem (soğukkanlılık) ile hareket edebil- mek için icap eden evsâfı hâiz bulunmak icap eder. Bir müddetden beri şehrimizde bulunmakta olan Fransız tayyarecilerinden Mösyö (Beleryo) dün maa-âile Köstence’ye azimet etmiştir.” İkdam, 18 Mart 1914 Tanin, düşen uçağın fotoğrafını yayınlıyor: “İlk Kazazede Tayyaremizin Hali” Tanin’in bu başlıklı haberi, Fethi Bey’in şehîd olduğu kazâda uçağın halini gösteriyordu: “Fethi ve Sadık Beylerin Şam-Kudüs yolunda uğradıkları fâ- cia-i şehâdet ma’lûmdur. Şam muhâbirimiz bize mahall-i kazâda alınmış tayyare enkazının bir fotoğrafını yolluyor. Bu resim kazânın sûret-i vukûu’ hakkında evvelce muhâbir-i mahsûsamızdan gelen telgraflar ve mektuplardaki faraziyâtı (varsayımları) tamamen teyit ediyor. Tayyarenin böyle vâsi’ ve düz bir saha üstünde düşüp parça parça olması sisten bir dağa çarpmak ihtimalini ref‘ etmektedir (kaldırmaktadır). Herhalde tayyare bu kadar parçalanabilmek için pek yüksek bir irtifâ’dan düşmesi lâzım gelir. Fedakâr tayyarecilerimizin cesetlerinin bu enkaz altından çıkarılmış olması da kendileri- nin tayyareye bağlı olan kemerleri çözüp çıkarmaya muvaffak olamadıklarını gösterir.” Tanin, 19 Mart 1914 170 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Son Kazâ Tafsilâtı” Aynı başlıklı haberin spotu, “Salim ve Kemal Beyler İstanbul’a gelmişlerdir” şeklindeydi: “[...] Tayyarecilerimiz dün sabah saat yedi buçukta Elizabet Vapuruyla şehrimize gelmiştir. Beyân-ı hoşâmedi etmek üze- re nezdlerine i’zâm ettiğimiz muharririmizin istihsal ettiği ma’lûmâtı bervech-i âti neşr ediyoruz: Tayyarecilerimiz Ayastefanos’tan hareket ettikten sonra bir saat kadar sis ve bulut tabakâtı arasında kaldıkları cihetle biraz sı- kıntı çekmişlerdir. Mamafih Marmara Adası istikametlerinde bulundukları esnâda gayet güzel bir havaya tesâdüf etmişler ve saat beşi çeyrek geçe, yani İstanbul’dan hareketlerinden iki saat sonra Çanakkale’de hastahane civarında evvelce ihzâr edilmiş olan mevkiye muvâsalat eylemişlerdir. [...] Ertesi günü tayyareye ait levâzımât ihzâr ve ikmâl edilmiş ol- duğu cihetle tayyarecilerimiz öğle taamını (yemeğini) daire-i askeriyede tenavül ettikten sonra Tayyare Meydanına gitmiş- ler ve halkın alkış tufanları arasında saat üç buçukta Edremid’e müteveccihen hareket etmişlerdir. Tayyarenin esnâ-yı hareketinde halkın selâmet ve muvaffakiyet duâları arasında bir kurban zebh edilmiştir (kesilmiştir). Aradan pek cüz’i bir zaman geçtikten sonra havada alâim-i şid- det meşhûd olmaya başlamış ve daha 300 metre irtifada bu- lunduğu esnâda müthiş bir fırtına hasıl olmuştur. On ve yirmi metrelik sukutlar birbirini takip ettiği halde pek çok müşkilât içinde tayyare yoluna devam etmiştir. Birçok müşkilât neticesinde 700 metre irtifaı ihrâza muvaffakı- yet hasıl olduktan sonra tayyare, Erenköy civarında bulundu- ğu esnâda birdenbire 400 metreye sukut etmiş ve havada lastik topu gibi sıçramaya başlamıştır. Bu sûretle artık tayyarenin yo- luna devam etmesi gayr-i kâbil bir hale gelmiş ise de geri dön- memek azimetinde bulunulduğundan (Menderes) Ovası’nda “Halileli” karyesine Salim Bey’in yapmış olduğu mahirâne bir hareket neticesinde ve fakat pek çok müşkilât içerisinde inme- ye muvaffakiyet hasıl olmuş ve bir kazâ vukûa gelmemiştir. Nüzûl edilen mahal sürülü tarla ve bir vadi içinde olduğu ci- hetle mütemadi cereyanlara ma’rûz kaldığından ve havanın fır- tınalı olması hasebiyle ertesi günü tayerân etmek gayr-i kâbil bulunduğundan bi’z-zarure Pazar günü karye-i mezkûrede (anılan köyde) tevkif edilmiştir (kalınmıştır). Tayyarecilerimiz, Pazartesi günü şafakla beraber Halileli’nden hareket etmişlerdir. Bidâyet-i tayerânda (uçuşun başlangıcın- da) biraz sıkıntı çekildikten sonra 1200 metre irtifa’da ve sükû- net içinde (Ezine)ye kadar tayyare yoluna devam edebilmiş- lerdir. Fakat mahall-i mezkûrdan sonra karlarla mestûr (kaplı) Kaz Dağı kâmilen sis ve bulut tabakalarıyla muhat olduğundan ileriyi görebilmek imkan haricinde bulunmuş ve bulunulan mevki yani Ayvacık’a nüzûle mecburiyet-i kat’i (kesin zorun- luluk) hasıl olmuştur. Esnâ-yı nüzûlde rüzgârın şiddetinden husûle gelen hava dal- galarının tesiriyle tayyare sallanmaya başlamış ve bulunulan düzlük bir mevki Salim Bey’in mahâret ve cesareti sayesinde yalnız tayyarenin tekerleği kırıldığı halde inilmeye muvaffak olunmuştur. Bu esnâda pervanede cüz’i bir sakatlık vukûa gel- miştir. [...] Tayyarecilerimiz Mahallî Kaymakam ve Belediye Reisinin ve Adatepe ahalisinin haklarında göstermiş oldukları mihman- nevâzlıktan dolayı arz-ı teşekkürât ettikten sonra Cuma günü havanın müsâid bulunmasından bil-istifâde saat sekiz buçukta hareket etmişler ve ahali esnâ-yı harekette bir kurban zebh ey- lemişlerdir. Ayvacık’tan hareketi müteâkip Edremid Körfezi’ne doğru tayyare yoluna devam etmiş 1700 metre irtifa’ ihrâz ey- lemiştir. Bu esnâda Edremid Körfezi’ni istila eyleyen muharref bulutlar arasından geçildiği vakit artık kara ve deniz birdenbire görün- memeye başlamış ve bulutlar gittikçe peyda-yı kesâfet eylemiştir. Bulutların bu halde bulunması tayyarenin yoluna devamına pek büyük bir hâil olmuş ve bunların arasından geçmek im- kansız olmuştur. Bu imkansızlık üzerine Salim Bey tayyareyi sola çevirdiği esnâda motorda bazı sesler işitilmeye başlamış ve geriye dönüş esnâsında benzin içerisinde suyun mevcûdiyeti gibi silindirde bazı çatırtılar duymuşlardır. Bu çatırtılar, ağleb-i ihtimale göre karbüratörlerden benzine geçen hava yerine bu- lut parçaları kaim olmasından ve içerideki hararet ve buharın suya munkalip olarak bujileri söndürmeye başlamasından te- vellüd etmiştir. İ’tidal-i demi (soğukkanlılığı) elden bırakmayarak tayyareyi usulü dairesinde indirmek ciheti iltizam ve tayyareye ve volpla- ne vaziyeti verilmeye başlanmıştır. Bu süzülüş esnâsında motor bir iki defa daha cereyan elektiriği ile muayene edilmiş ise de motorun tekrar olarak cevap ver- mesi motorun işlemeyeceğine kanaat verdiğinden tayyarecile- rimiz evvelki hareketi takviye etmişlerdir. Tayyare 1700 metreden 400 metreye ininceye kadar kâmilen bulut tabakâtı dahilinde kalmış ve sath-ı bahirden 400 metre ir- tifaadan itibaren kara ve denizi görmek imkanı hasıl olmuştur. Harita üzerinde icrâ edilen tetkikâtta tayyareciler, “Küçük Köyü” civarında olduklarını anlamışlar ise de sahil ve ara- zi kâmilen ağaç ve sarp dağlarla muhit olduğundan tayyareyi kurtarabilmek imkan-ı haricinde kalmıştır. Fakat fedakâr tay- yarecilerimiz bu azimlerinden geri dönmeyerek herçabadabâd tayyareyi kurtarmak için sahildeki kumluğa inmeye karar ver- dikten sonra tayyareyi büsbütün baş aşağı dikmişler ise de o mevkide tutmak kâbil olamamış ve hava dalgaları da icrâ-yı te- sir etmeye başlamıştır. Tayyare bu zaman sağa doğru çevrilmiş ve seyrek ağaçlıklı bir tepeye doğru nüzûle başlanmıştır. Nüzûl esnâsında vukûa gelen ani bir sadme (çarpma), çatırtıyı müteâkip tayyare kanatlarının üst kısmındaki tellerin merbût olduğu çelik borular Salim Bey’in başına düşmüş ve Kemal Bey de epeyce sarsılmış ise de lehülhamd hiçbir kazâ vukûa gelme- miştir. Bu hadiseden sonra tayyareden inilmiş ve tetkikâta başlanmış- tır. Sukut neticesinde tayyarenin sağ kanadı bir armut ağacının köküne saplanmış ve kâmilen hurdahaş olmuştur. Alt kısmın- da bulunan çelik borular dahi zemine gömülmüş ve sol kanadı tamir olunabilecek bir derecede hasarzede olmuş, tekerlekler ve şasi takımı kâmilen kırılmış ve pervane parçalanmıştır. [...]” Tanin, 20 Mart 1914 “İSTANBUL’DAN HAREKETTEN 2 SAAT SONRA ÇANAKKALE’YE ULAŞTILAR” Tanin / 20 Mart 1914 “Salim ve Kemal Beyler” “Dersaadet-İskenderiye Seyâhatini itmâm itmek üzere azîmet ettikleri halde tayyareleri Ed- remid civârında maat-teessüf isti’male (kullanıma) sâlih olmayacak sûrette kazâzede olan muhterem tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler dün Avusturya vapuru ile Dersaâdet’e avdet eylemişlerdir.” Sabah, 20 Mart 1914 172 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Salim ve Kemal Beyler geldi “Tayyarecilerimiz” başlıklı haber: “Kazâzede olan Ertuğrul tayyaresinin râkibleri Salim ve Kemal beyler dün Avusturya ban- dıralı Elizabet Vapuru’yla Edremid’den Dersaâdet’e muvâsalet eylemişler ve bir cemm-i gafîr tarafından istikbâl edilmişlerdir” İkdam, 20 Mart 1914 “Enver Paşa, İstanbul’dan İskenderiye’ye havadan bir akın düzenlenmesine karar verdi” Fransız Journal Amusant, “Havacılık” başlığı ve “Osmanlı hava- cılığının ilk başarıları ve ilk yası” spotlu haberi şöyleydi: “Doğu’da bizim havacılarımızın kahramanlıklarını kıskanan Kudüs halkının talepleriyle, iki ordu uçağının Osmanlı subay- ları tarafından İstanbul Boğazından kutsal topraklara varınca- ya kadar uçuş yapmaları için Türk hükümetinden söz aldılar. Savaş Bakanı Enver Paşa, böylelikle İstanbul’dan İskenderiye’ye havadan bir akın tertip edilmesine karar verdi. Bu kararla Türk pilotlarının yabancı pilotlara meydanı bırakmayacağını göster- mek istedi. 8 Şubat’ta İstanbul kapılarındaki San-Stefano (Yeşilköy) Ha- vaalanından en son kalkan iki tane tek kanatlı Fransız yapımı uçaktan birinde pilot olarak Yüzbaşı Fethi Bey; beraberinde yolcu olarak Enver Paşa’nın emir subayı Teğmen Sadık Bey, di- ğer uçağın pilotluğunu Teğmen Nuri Bey yapmış; yanında da yolcu olarak Teğmen İsmail Hakkı Bey yer almıştır. Sultan Murad’ın kızı Sultan tarafından, Yüzbaşı Fethi Bey’e gi- dişlerinden önce bir çiçek buketi verilmiştir. İstanbul çevrelerinde kalın bir sis hakim olmuştu; uçaklar bu- lutların arasında yükseldi ve ayrılışlarına tanık olmak için ko- şan kalabalığın gözünden kayboldu. Nuri Bey yavaş ama sessizce İskenderiye yolculuğuna devam ederken, Kaptan Fethi arkadaşına göre gözle görülür bir hız kazanıyordu. Konya, Tarsus, Halep ve Beyrut’ta peş peşe mola verdi. 19 Şubat’ta liman üzerinden bir uçuş gerçekleştirdi ve denize düştü; o, yolcusu ve cihazı kurtarıldı. Beş gün sonra tek kanatlı uçak onarıldı. 24 Şubat’ta uçak Şam’a ulaştı. 27’sinde ayrıldı.” Journal Amusant, 21 Mart 1914 “[FRANSIZLAR:] Havacılarımızı kıskanan Kudüs halkı, Türk Hükümetinden kutsal topraklara iki ordu uçağının geleceği sözü aldılar” Journal Amusant / 21 Mart 1914 Âbide İnşâsı” “İstanbul’dan Kahire’ye tayyare ile seyahat uğrunda şehîd olan Fethi ve Sadık ve Nuri Beylerin tezkîr-i nâmları için Saraçhanebaşı’nda müceddeden (ilk defa) binâ edilmekte olan Fatih Dâire-i Belediyesi’nin önünde inşâsı takarrur eden âbidenin vaz’-ı esâsı zımnında tedârikât ve hafriyâta başlandığı müstahberdir.” Sabah, 22 Mart 1914 Salim ve Kemal Beylerin Çanakkale’de çektirdikleri fotoğraf “İstanbul-Kahire Seyahati İntibaatından” başlıklı fotoğraflı haber şöyleydi: “Bu resim üçüncü defa olarak yola çıkan Salim ve Kemal Bey- lerin Çanakkale’de bulundukları zaman alınmıştı. Bir rakamıyla gösterilen zat Salim Bey ve iki rakamıyla gösterilen zat da Ertuğ- rul tayyaresinin yolcusu Kemal Bey’di. Salim Bey’in solunda du- ran zat Çanakkale Mevki’-i Müstahkem Kumandanı Emin Paşa ve Kemal Bey’in sağında bulunan zat da Çanakkale Mutasarrıfı Murad Fuad Bey’dir.” [Not: Bu haberin fotoğrafı, hemen yan sütundaki Tayyarecilik Terakkiyâtından başlıklı haberin fotoğrafı ile karışmıştır.] Tanin, 21 Mart 1914 174 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Maliye, Nuri Bey’in annesine maaş bağladı “Takdir-i Fedakârî (Fedakârlığın Ödüllendirilmesi)” başlıklı haber: “Tayyareci Nuri Bey’in Ordu-yu Hümâyûn’un i’lâ-yı şânı (şanını yüceltmek) uğrunda, iltizâm-ı fedakârî ile ihrâz-ı rütbe-i şehâdet etmiş olmasına mebni Hazîne-i Celîle-i Mâliye hidemât-ı vataniye terettübünden te’diye olunmak ve hayatta bulunduğu müddetçe yalnız kendisine i’tâ kılınmak üzere mûmâileyh Nuri Bey’in vâlidesine şehrî bin kuruş maaş tahsîs kılınmıştır.” İkdam, 23 Mart 1914 Bir abide de tayyarenin düştüğü yere yapılacak “Âbide” başlıklı haber: “Şühedâ-yı muhteremenin nâm-ı mübeccelini hâtıra-i millette te’bîd için Muâvenet-i Milliye tay- yaresinin mahall-i sukutunda te’sîs edileceği yazılan âbidenin inşâsına mübâşeret olunmuştur.” İkdam, 24 Mart 1914 “Mersiye(1)” İzmir’de Kıymetli Türk bestekârı İsmail Bey’e: Ak kanatlı, altın tuğlu tayyare! Dağlar seni, taşlar seni gözlüyor, Neredesin? Kaldık ölgün, avâre Millet seni, can ve dilden özlüyor. Kuşlar döndü; dönmedi Meleklerin kardeşi; Cihan yaktı; sönmedi Firkatinin ateşi. Garip vatan! Şehîd oldu evlâdın Yükseklere götürerek şanını; Öksüz millet! Hiç susmasın feryadın Kahramanın fedâ etti canını. Dünya döndü; dönmedi Tarihimin güneşi; Cihan yaktı; sönmedi Firkatinin ateşi. Yeri göğe, göğü yere bağlayan Ak kanatlı, altın tuğlu tayyare! Dünyalardır hasretine ağlayan, Sensiz kaldı, ninecikler biçare, Uçtu gitti; dönmedi Şahinlerin bir eşi; Gönül yaktı; sönmedi Firkatinin ateşi. Aka Gündüz Tasfir-i Efkâr, 22 Mart 1914 Mısırlılar, tayyarecilerin karşılanması için toplanan parayı ailelerine verecek “Mısırlıların İanesi” başlıklı haber: “Kahire’de intişâr eden “eş-Şa’b” gazetesi tayyareci Nuri Bey’in haber-i şehâdeti henüz unutulmayan Fethi ve Sadık beylerin fâcia-i sukutlarından mütevellit teessürât-ı hissiyâtını pek derin bir sûrette uyandırdığından bahsettiği sırada Osmanlı tayyarecilerinin istikbâli için Prens Aziz Hasan Paşa’nın riyâseti altında müteşekkil komisyonun bu münasebetle akd-i içtimâ’ ederek Mısırlılar nâmına huzûr-ı sâmi-i sadaret-penâhîye bir telgraf keşîdesiyle beyân-ı ta’ziyet edilmekle beraber tayyarecilerin ikrâm ve i’zâzı zımnında cem’ olunan mebâliğin ailelerine i’tâsına müsaade olunup olunmayacağının istîzânını (izin istenilmesini) karar vermiş olduğunu yazıyor.” İkdam, 25 Mart 1914 “MUÂVENET-İ MİLLİYE’NİN DÜŞTÜĞÜ YERE ÂBİDE İNŞA EDİLECEK” İkdam / 25 Mart 1914 176 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Yafa’da bir matem başladı” “Hâdise-i Sukut” başlıklı haberin spotu ise “Nuri ve Hakkı Beyler Yafa’dan ayrılırken-Hakkı Bey’in Beyânatı” şeklindeydi: ‘[...] Saat üç raddelerinde Nuri ve İsmail Hakkı Beyler Kayma- kam-ı Kazâ ile birlikte tayyarenin bulunduğu yere geldiler. Tayyare münasip görülen mahalle getirildi. Samîmî bir mu- safahadan sonra Nuri ve İsmail Hakkı Beyler tayyareye râkip oldular. Üç dakika sonra Nuri Bey tayyareyi tutmuş olan asker- lere onu bırakmaların emretti. Askerler tayyareyi bırakıp çeki- lince tayyare alkışlar arasında yavaş yavaş yükselmeğe başladı. Bu sırada biraz mürtefi’ bir kum tepeye çarptı ve bu çarpmanın tesiriyle yerden biraz yükseldi. Bundan sonra bir kayaya çarp- tı yine yükseldi. Sahil-i bahre vâsıl olmazdan evvel 250 met- re yükseklikte ve deniz üzerinde seyerana başladı. Fakat nasıl oldu anlaşılamadı, bir sukut başladı. On metre yüksekliğe ge- lince nısf-ı daire (yarım daire) şeklinde sağa dönmek istedi ise de buna tali’i (talihi) müsaid olmadı, altı metre yükseklikten baş aşağı denize düştü, gark oldu. Denizde yalnız sol cenâhı ile kuyruğundan bir kısmı görünüyordu. Bütün bu hâdisâta beş dakika kifayet etmişti. Halk evvelâ bir helecân ve heyecan, mebhût ve mütehayyer bir halde idi; fa- kat tayyare iki süvârisiyle birlikte denize sukut edince herkes bir vaveylâ ile deniz kıyısına koşmağa başladı. Uzaktan tayya- recilerden birinin kendini tayyareden denize attığı görülünce herkeste felâketzedelerin sâlimen kurtulduğu ümidi hasıl oldu. Birkaç dakika geçer geçmez sath-ı bahrde yüzlerce baş görün- meğe başladı. Bunlar, tayyare henüz sukut ederken bir saniye fevt etmeksizin (kaybetmeden) soyunup denize dökülen Yafa mavnacılarıyla yüzmek bilen bazı zevâttı ki telâtum-ı emvâca (dalgaların çarpmasına) rağmen adeta koşmaya çalışıyorlardı. En evvel muvâsalat eden, bu dakikaya kadar ismini öğreneme- diğim, gayet genç bir mavnacıdır ki İsmail Hakkı Bey’i gark olmak üzere buldu. Hemen onu tuttu, fakat o sırada hücum eden bir dalgaya mukâvemet edememesinden dolayı ikisi bir- den batmak üzere iken Alman gençlerinden Mösyö Yusuf Hal yetişti, ikisini de bir eliyle yakalayıp çıkardı ve diğer mavnacılar gelinceye kadar İsmail Hakkı Bey’i elinden bırakmadı. Yetişen mavnacıların bir kısmı İsmail Hakkı Bey’i alıp sahile getirdiler, bir kısmı da Nuri Bey’in tahlisine koştular. İsmail Hakkı Bey sahile çıkarıldı. Sağ ve salim görülünce Nuri Bey’in de onun gibi tahlis edileceği ümidine düşen halk fart-ı meserretlerinden alkışlara başlamıştı. Hakkı Bey bir araba ile hastahaneye sevk edildi. Fakat Nuri Bey bulunamıyor, ye’s ve elem gittikçe artıyordu. Bu sırada tahlîsiye (kurtarma) sandalları tayyarenin bulundu- ğu mahalle varmış ve tayyare büyük mavnaya konarak sahile nakl olunmuştu. Ardınca Nuri Bey’i hâmil (taşıyan) bir sandal göründü; fakat Nuri Bey’i getiren mavnacılar o derece sâkit, ve me’yûs idiler ki bu vaziyet müdhiş hakikati i’lâm ediyordu. Nuri Bey sahile çıkarıldı. Halk ağlaya ağlaya etrafında toplandı. Doktorların tedâbîri boşa gidiyordu; hastahanaye nakl olundu, heyhat!... Nuri ölmüş, fen ve sanatın kurbanı olmuş idi… Yafa’da bir matem başladı. Saat yedi raddelerinde Nuri’nin cese- di, kadınların nuhâtı (hıçkırıkları), erkeklerin figân ve feryadı arasında Kışlaya naklolundu. Fakat halk bu vatan-ı fedakârînin bulunduğu yerden ayrılmak istemiyordu. Sabahleyin Hükûmet tarafından bilumûm konsoloslarla rü- esâ-yı ruhaniye ve müessesât-ı ecnebiye hey’atına tezkireler (pusulalar) tevzî’ olundu (dağıtıldı). Nuri Bey’in ibtidâ eş-Şeyh İbrahim el-Acemî’nin türbesinde defni takarrür etmişken Har- biye Nezâreti’nden vârid olan telgrafnâmede merhûm mûmâi- leyhin na’şının Salahaddin Eyyübî hazireleri civarında defn olunmak üzere Şam’a nakli iş’âr edilmesi üzerine pek müdeb- deb ve bununla beraber pek hazin-engîz bir alay tertip oluna- rak na’ş-ı gufrân-ı nakşi kışlada cami-i kebire, oradan da edâ-yı salatı müteâkip Bereket-i Kamer(?) tarîkiyle İskele civarındaki Liman Dairesine îsâl olundu. Cenaze burada bir oda içinde kondu, ba’de Müfti Efendi, Maro- ni Patriki Vekili taraflarından gayet müessir bir mersiye okun- du. Mersiyelerin halk üzerinde ettikleri tesir o derece derindi ki kimse kendini ağlamaktan men’ edemiyordu. Merhûm için taleb-i rahmet ve gufran edildikten sonra Tel Ebib Müstamerisi Reisi Mösyö De Zenkof Fransızca bir nutuk irâd ederek merhû- mun menakıbından ve ufûlünden dolayı hasıl olan teessürattan bahs ettikten sonra Yafa’da Musevilerin (Nuri) tesmiye olun- mak üzere bir tayyare iştirâsıyla Hükûmete takdimini kararla- tırdıklarını beyân etti. [...] Halkın dağılmasını müteâkip merhûmun cesedi tahnit edildi (ilaçlandı). Bu gece Beyrut’a götürülmek üzere sandığa konarak “Berk-i Efşân” torpidosuna teslim edildi Suya varmazdan evvel Nuri Bey esvabıyla, serpuşuyla, dürbünüyle birlikte kendini denize attı ve sahile doğru yüzmeğe başladı Hakkı Bey’in Beyânatı Yafa, 28 Şubat, Cuma Merhûm Nuri Bey’in tahnît olunmuş (ilaçlanmış) olan cese- didini Beyrut’a nakle memur edilen (Berk-i Efşan) torpidosu dün gece nısfülleylden sonra saat dördü çeyrek gece iskeleye yanaşmış, na’şı hâmil sandık der’akap Belediye Reisi ile bazı me’murîn hazır olduğu halde Liman Dairesinden kaldırılarak ihtirâmât-ı lâzıme ile torpidoya nakl olunmuştur. Torpido, bugün öğleden sonra saat dört raddelerinde Beyrut’a muvâsalat etmek üzere dün gece saat beş raddelerinde Yafa li- manından mufârakat etmiştir. Bugün sabahleyin henüz Otel De Park’ta yatan İsmail Hakkı Bey hâdise-i sukuta dair izahât-ı âtiyeyi vermiştir: “Tayyarenin sukutuna iki sebep vardır: Birincisi tayeran ettiği yerin iyi olmaması, düz ve tayeran için müsaid bulunmaması; ikincisi tayeran ederken rüzgarın arkamızdan esmesidir. Her iki cihete öğleden evvel merhûmun nazar-ı dikkatini celb et- tim; fakat o, bu mütalaamı ehram etmedi. Tayyarenin, seyr-i serî’i esnasında iki defa çarpması ve iki defa yükselip alçalması yüzünden benzin mahzeninin kapısı açıldı; fakat bu, iki çarp- manın tayyareye îrâs ettiği muvazenesizlik kadar bizce şâyân-ı ehemmiyet değil idi; Çünkü muvazanede hasıl olan halel yü- zünden tayyare titremeğe başladı. Deniz üzerinde iken Nuri Bey muhatarayı idrak etti. Keyfiyeti bana anlatmakla beraber tayyareyi rüzgâra karşı vermek istedi ise de devre dar oldu- ğundan tayyare denize doğru sukut etti. Suya varmazdan evvel Nuri Bey esvabıyla, serpuşuyla, dürbünüyle birlikte kendini denize attı ve sahile doğru yüzmeğe başladı. Ben ise yüzmek bilmediğimden kürsi üzerinde kaldım ve tayyare ile denize düştüm. Ağzıma kadar suya battığımdan hemen yerimi değiş- tirdim ve ceketimi, serpuşumu, dürbünümü ve çantama atıp tayyarenin gözüken kısmına durdum. O vakit Nuri Bey uzak- tan kendimi denize atmaklığımı işaret ediyordu. Bir taraftan tayyare yavaş yavaş batmağa başladığından Nuri Bey’in işareti veçhile kendimi denize attım. Nuri Bey tayyareye yüzerek dön- dü, bense su içinde dalgalanmaya başladım. Bu hal beni tahlis edenlerin muvâsalatına kadar, yani takriben 10 dakika devam etti. En evvel beni kurtarmaya gayet cesur ve pek genç bir ço- cuk geldi ki onu tanıyamadım. Fakat der’akap ikimizde bata- caktık, ancak Mösyö Hal yetişerek diğer sandalcılar gelinceye kadar beni tuttu. Buraya muvâsalat ettiğimizde makine bir dereceye kadar tami- re muhtaç idi. Bu tamirât muvâsalatımızın ikinci günü (Berk-i Efşân) torpidosuyla gelen makine mühendisi Murad Bey ile refîki tarafından yapıldı. Kendileri makinenin âlâtını birer birer çözüp temizledikleri gibi muattal olan aksamın yerine de yenilerini koydular. Ma- kine kurulduktan sonra iki defa tecrübesini yaptık. Pek iyi idi. Hatta denize düştükten sonra bile makine pek a’lâ işlemekte devam ediyordu. O halde tayyarenin sukutuna söylediğim iki sebepten başka hiçbir sebep yok idi.” Tanin, 23 Mart 1914 Boğulmakta olan İsmail Hakkı’yı isimsiz bir genç ile bir Alman kurtardı İkdam / 25 Mart 1914 178 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Nuri Bey’in tehlikeleri küçümsemesi, ölümden sonra da yaşamasının sebebidir” Şehbal, uçak seyaha- tini yakından takip etmeyi sürdürürken, üçüncü şehidimizle ilgili de yeni fotoğraf- lar yayınlıyordu. İşte onların fotoğraf altı yazıları: “[Üst] Tayyareci merhûm Nuri Bey ile râsıd (gözetleyi- ci/co-pilot) İsmail Hakkı Bey Halep’de iken / 1 Nuri Bey merhûm, 2 Refîk-i mehaliki rasıd İsmail Hak- kı Bey; [Alt] Üçüncü Şehid Tayyare Hakkında Son İntibâ’lar / Tayyareci Nuri Bey Merhûm / İstanbul – Kahire Seyahat-i Havâiyesinin son merhalesinde kazâzede ve şehîd olan Nuri Bey’in serâncam-ı fecî’i, kendisinin evvelki iki ziyâdan sonra ne kadar muzâafen elîm oldu! Makinesinin bozukluğuna vâ- kıf olduğu tayyare ile uçmakta sebât eden bu kahraman zabitin mehalike karşı gösterdiği istihfaf, kendisinin maba’d-ı mevtin- de sebeb-i hayatı olmaya layıktır.” Şehbal, 28 Mart 1914 Tayyare Mektebi’ne Fransız subay “Tayyarecilik” başlıklı haber: “İstanbul’dan (Tan) gazetesine çekilen bir telgrafnâmeye göre Tayyareci- lik Müdürlüğüne bir Fransız zabiti tayin olunmak üzeredir. Bu hizmet doğrudan doğruya Harbiye Nezâreti’ne tâbi’ bulunacaktır.” Tanin, 28 Mart 1914 “Makinesinin bozukluğuna vâkıf olduğu tayyare ile uçmakta sebât eden KAHRAMAN” Şehbal / 28 Mart 1914 Fotoğraf altı: “Tayyareci merhûm Nuri Bey Halep’de İken / 1 Nuri Bey merhûm, 2 Râsıd İsmail Hakkı Bey, 3 Halep Valisi Celal Bey, 4 Kumandan Ali Rıza Paşa, 5 Defterdar-ı Vilayet Hakkı Bey, 6 Belediye Reisi Galip Bey, 7 Tayyare Mektebi namzedi Arif Bey, 8 Talimgâh Muallimi Miralay Vaytman Bey, Mülkiye Müfettişi Şükrü Bey, 10 Meclis-i A’yân a’zasından Kehyâzade Ahmed Efendi; Fotoğraf altı: “[Alt] Son Kazazede Tayyaremizin Dem-i Vâpesini (Son Nefesi) / Tayyareci Merhûm Nuri Bey’in Halep’de Silah Arkadaşlarıyla Son Telakkîsi (Buluşması) / 1 Tayyareci Nuri Bey, 2 Rasıd İsmail Hakkı Bey, 3 Kumandan Ali Rıza Paşa, 4 Kolordu Ahz-ı Asker Reisi Ali Bey, 5 Halep Liva Kumandanı, 6 Talimgâh Muavini Miralay Vaytman Bey, 7 Halep Fırka Kumandan Vekili Erkân-ı Harp Binbaşısı Cemil Bey, 8 Tayyare Mektebi Namzedi Süvâri Mülâzımı Arif Bey (Ki bu zat Fethi Bey merhûmla Halep’de tayeran etmişti.)” 180 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Tanin’in Havacılık Sergisi La Moniteur Oriental, Osmanlı basınından özellikle Tanin’i takip edip oradaki haberleri alıntılıyordu. “Osmanlı havacılığı” haberini de Tanin’den naklen veriyordu. “Tanin’den: Az da olsa havacılığın gelişmesine hizmet etmek, havacılığı geniş çapta memlekete tanıtmak, bu bü- yük sanat için milli bir heyecan yaratmak amaçlarıyla, bilindiği üzere Tanin bir sergi düzenleyecek- tir. Bu amaçla kurulan komitenin programının son halinin belli olduğunu ilan etmekten mutluluk duyar. Sergi Mayıs sonu Pera’nın en büyük ve gösterişli salonlarından birisinde açılacaktır. Sergide birçok uçak ve aksesuarı yer alacaktır. Havacılarımız, izleyicilere havacılığın ilkeleri ve uçakların idaresi hakkında faydalı bilgiler verecektir. Böylelikle bir tayyarenin nasıl imal edildiği ve havaya nasıl yük- seldiği hakkında bilgiler edinilebilecek. Tertip Komitesi ayrıca havacılıkla alakalı oyuncakların, çiçeklerin ve diğer bazı eşyaların satışına karar vermiştir. Satışların geliri tamamen Osmanlı havacılığına tahsis edilecektir. Eminiz ki Tanin’in havacılığın inkişafı için geliştirdiği bu faaliyet tüm Osmanlılara faydalı olacaktır. Komitenin karar ve eylemleri peyderpey yayınlanacaktır.” La Moniteur Oriental, 22 Nisan 1914 “Şehidlerin madalyası, Askeri Müze’deki elbiselerine asılacak” La Meniteur Oriental / 22 Nisan 1914 “Tayyare İçin Madalya” “İstanbul – Kahire arasında başlayan seyahat-ı havâiye kahramanlarının birer madalya ile taltifi ta- karrür etmiş ve buna aid istihzârât da ikmâl olunmuştu. Maatteessüf, bu seyahat, üç cesur tayyareci- nin şehâdeti, üç tayyarenin de telef (ölüm) ve ziyâıyla (kaybıyla) şimdilik nâ-tamam kaldı. Bununla beraber Hükûmet tarafından şühedâ nâmına bir âbide rekz ile milletin nâtıka-i şükran ve sitâyişine bir timsâl-i şân ve şeref hazırladığı gibi diğer taraftan da bu seyahatin bugünkü bergüzârları (hediye- leri) hakkında taltif kararının tatbikini muvafık bulmuş ve hazırlanan madalyaların tevzîi esbâbına tevessül eylemiştir. Şekilleri hakkında, âbideye dair evvelce verdiğimiz tafsilât arasında ma’lûmât-ı kâffeyi verdiğimiz bu madalyalar -ki şekilleri âbidenin ortasında müressem ve münakkaş olacaktır- altun, gümüş ve tunç olarak üç cins üzerine i’mâl olunmuştur. Altun madalyalar şehîd olanların Askerî Müzesinde mevki’-i hürmete vaz’ olunan elbise-i metrukesi üzerine ta’lîk edilecek (asılacak), diğerleri bu hatıra-ı milliyenin berhayat-ı kahramanlarına verile- cektir.” Tanin, 1 Nisan 1914 Abide Temel Atma Töreni Duyurusu: “Âbide Rekzi Vaz’-ı Esas Merâsim” “1- Merâsim Fatih Belediye Dairesi yanındaki mahall-i mahsûsda Perşembe günü kable’z-zuhr saat onda icrâ edilecektir. 2- İki piyade ve süvâri bölüğüyle bir muzika bandosu vakt-i muayyenden yarım saat evvel mevki’-i merâsim gelmiş bulunacaktır. 3- Tayyare Mektebi Heyet-i Zabitânı kâmilen merâsime iştirâk edecektir. 4- Merâsimde bulunmasını arzu eden zevât için Harbiye Nezâretince icap edenlere ma’lûmât-ı lâzi- me i’tâ olunacaktır. 5- Vaz’-ı esas Harbiye Nâzırı tarafından icrâ edilecektir. 6- Hazır bulundurulacak bir hoca efendi tarafından münasip bir duâ kıraatiyle şühedânın ruhlarına fatiha ihdâ olunacaktır. 7- Duâyı müteâkip muzika selâm havasını terennüm edecek ve üç kere duâ-yı padişahî edâ olnacaktır. 8- Merâsimde bulanacak zevâtın yerleri me’mûrîn-i mahsûsa tarafından irâe edilecektir. 9- Mahall-i merâsim hazirûn dört cephe üzerine tertip olunup bir cephede vükelâ-yı devlet ve a’yân ve meb’ûsan, mukâbil cephede heyet-i askeriye, üçüncü cephede Tayyare Mektebi Heyeti ve Muzika ve mukâbil olan dördüncü cephede ricâl ve me’mûrîn-i mülkiye ve ilmiye ahz-ı mevki’ edeceklerdir. Bunlar haricinde Asâkir-i Şâhâne ve me’mûrîn-i zabıta saf-beste-i ihtiram olacaktır. Süvâri asâkiri icab eden yerlerde bulunacaktır. 10- Merâsim gelecek zevâttan me’mûrîn-i askeriye cumalık elbise ile, memurîn-i mülkiye “redingot” ile gelecektir. 11- İşbu tertibâtın ve mahall-i merâsim emr-i inzibât ve intizamın icrâsına Merkez Kumandanı me’mûrdur.” Peyam, 1 Nisan 1914 182 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Fethi Bey’in pederi, Nuri ve Sadık Beylerin akrabaları da törendeydi” “Tayyareci Şühedâ Âbidesi” ve “Vaz’-ı Esâs Merâsimi (Temel Atma Töreni)” başlıklı haber şöyledir: “Dersaâdet-Kahire Seyâhat-i Havâiyesi deruhte edip esnâ-yı râhd (yolculuk esnasında) şehîd olan fedakâr tayyarecilerimiz Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin nâm-ı muazzezlerine rekz oluna- cak âbidenin vaz’-ı esâs resmi yazdığımız veçhile dün Saraçhâ- nebaşı civârındaki mahall-i mahsûsta icrâ edilmiştir. Ba’de’z-zevâl saat dokuz raddelerinde iki piyâde ve bir süvâri bölüğü merâsim mahalline gelerek ahz-ı mevki’ eylemişlerdi. Âbidenin rekz olunacağı mahallin sol tarafında bir süvâri kıt’ası bulunmakta ve bu kıt’anın yan tarafında da Harbiye Nezâreti Mûsikası durmakta idi. Âbide mahallinin karşı cihetinde Bah- riye Mûsikası ile efrâd-ı bahriye saf-beste-i ihtirâm olmuştu. Miktâr-ı kâfi jandarma ve polis tertîbâtın muhafazasına sarf-ı mesâî’ etmekte idiler. Saat dokuz buçuk raddelerinde Divân-ı Âlî-i Askerî Reisi Mü- şir Osman Paşa ile Meclis-i A’yân a’zâsından Ali Rıza ve Salih Paşalar âbidenin rekz olunacağı mahalle geldiler. Bunları müteâkip Umûm Jandarma Kumandanı Numan Paşa ile maiyyetindeki jandarma zabitânı ve biraz sonra Amiral Limpos Paşa vâsıl oldular. Bilâhare Dâhiliye Nâzırı Talat Bey ile Polis Müdir-i Umûmîsi Bedri Bey ve birkaç dakîka sonra da Harbiye Nâzırı Enver Paşa teşrîf etiler. A’yân ve mebûsândan birçok zevât hâzır bulunduğu gibi Tay- yare Mektebi zabitân ve mensubunu da bir tarafta ahz-ı mevki’ etmişler idi. Ahâlîden büyük bir kalabalık bu resme iştirâk edi- yordu. Hazirûn meyânında şehîd-i mağfûr Fethi Bey’in pederi Abdurrahman Efendi ile Nuri ve Sadık Beyler müteallikâtın- dan (yakınlarından) bazı zevât da mevcûd idi. Huzûrî matlûp zevât (hazır olması istenilen kişiler) içtimâ’ ettikten (toplandıktan) sonra merâsimin îfâsına başlanmış- tır. Evvelâ Harbiye ve Bahriye mûzîkaları birer Selâm Havâsı çalmışlar, onu müteâkip Duâ-kû Efendi tarafından yüksek bir mevkî’de okunan bir duâ’ya bütün hâzirûn âmîn-hân olmuşlar- dır. Ba’dehû Harbiye Nâzırı Paşa ile ba’zı zevât tahta perde ile çevrilen âbide mahalline giderek Nâzır Paşa temele ilk atılacak harçtan bir malalık miktârını teminen kendi elleriyle koyduk- tan sonra kurbanlar zebh edilmiştir. Birinci taş Enver Paşa’nın attığı harç üzerine konulmasını müteâkip hüzzâr (hazır olan- lar) tekrâr tahta perdeli mahalden çıkarak hariçte ahz-ı mevkî’ edilmiş, yine mûzîkalar Selâm Havası çalarak (Pâdişâhım Çok Yaşa) duâsı ref’-i künküre-i âsuman olunmuştur (gökyüzünün en tepesine yükseltilmiştir). Bu sûretle misk’ül-hitâm olan merâsimi müteâkip kâffe-i hüz- zâr alâ-merâtib dağılmışlardır.” Fotoğraf altı: [Ortada] Tayyare şühedâsı (şehitleri) nâmına rekz olunacak (dikilecek) âbidenin vaz’-ı esâs resminde (temel atma töreninde) kurbanlar zebh olunurken (kesilirken) / [Altta] Tay- yare âbidesinin vaz’-ı esâs resminde hâzirûn duâdan evvel.” İkdam, 3 Nisan 1914 Mimar Vedad Bey malayı verdi, Enver Paşa ilk harcı koydu: “Vaz’-ı Esas Merâsimi / Temel Atma Töreni” “Dün merhûm tayyarecilerimizden Fethi ve Sadık ve Nuri Beyler nâmına Fatih’te yeni yapılan Daire-i Belediye önünde rekz edilecek (dikilecek) tayyare âbidesinin vaz’-ı esas merâsim (temel atma töreni) icrâ edilmiştir. Alafranga saat on raddelerinde bahriye ve piyade muzikasıyla bir bölük süvâri ve bir bölük piyade efrâdı ve Bahriye İtfaiye Taburundan bir kısım efrâd (asker) âbidenin cephesinde ahz-ı mevki’ etmişlerdir (yer almışlardır). Harbiye Nezâreti Müsteşarı Fuad Paşa, a’yândan Rıza ve Salih Paşalar, Bahriye ve Nafia nâzırları, Mimar Vedad Bey, Fransız jandarma zabitânı, Amiral Limbos Paşa, mebusandan bazı zevât ve Celal Paşa ile Fethi Bey’in ve Harbiye Nâzırı Enver Paşa’nın pederleri âbide mahallinde hazır bulunuyorlardı. Saat on buçuk raddelerinde Dahiliye Nâzırı Talat Bey ve biraz sonra Harbiye Nâzırı Enver Paşa geldiler. Bu sırada muzika selâm havası terennüm etmekte idi. Merâsim başlanmadan evvel bir hoca efendi tarafından güzel bir dua tilâvet edildi ve bilâhare Enver Paşa âbidenin bulunduğu mahalle gelerek evvelce hazırlanan mahalde ahz-ı mevki’ ettiler ve Mimar Vedad Bey Enver Paşa’ya ihzâr olunan harcı yeni bir mala ile beraber tevdî’ eylemiş ve müşarünileyh dahi temeli teşkil edecek olan mahalle harcı vaz’ etmiştir. Müteâkiben iki kurban zebh olunmuştur. Harbiye Nâzırı esnâ-yı avdetde ahali tarafından alkışlanmış ve esnâyı merâsim müteaddid fotoğ- raflar alınmıştır.” Peyam, 3 Nisan 1914 “Nâzır Paşa temele ilk atılacak harçtan bir malalık miktârını kendi elleriyle koydu” İkdam / 3 Nisan 1914 184 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Âbide kâmilen mermerden inşâ olunacağı gibi tunçdan ma’mûl (yapılmış) bazı aksam (kısımlar) ile de tezyin edile- cektir (süslenecektir)” “Şanlı ve Fedakâr Şehîdlerimizin İ’lâ ve Te’yîd-i Hatırası İçin” ve “Dünkü Fatih Merâsim Safahâtı ve İntıbââtı” başlıklı haber, hava şehitlerinin unutulmadığını gösteriyordu: “Vazife-i vatan uğrunda kurban olan muhterem tayyarecile- rimizin tezkîr-i namları maksadıyla dün vaz’-ı esas merâsim kısm-ı mahsûsumuzda tafsilen görüleceği üzere icrâ edilen âbi- de-i ihtirâmın (saygı abidesinin) resmini bâlâya derç ediyoruz. Bu âbidenin projesi Osmanlı âlem-i mi’marisinin en yüksek ve mümtaz simâlarından olan Vedad Bey tarafından tanzim edil- miş olup Fatih’de derdest-i inşâ bulunan (inşasına başlanan) Daire-i Belediye’nin önünde ve Şehremanetince bir bahçe ha- line ifrağ edilecek (sokulacak) meydanın ortasında rekz edil- mektedir. Bu babda bizzat Vedad Bey’den aldığımız ma’lûmâta göre, mühim bir eser-i sanatkârâne olan mezkûr âbide kâmilen mermerden inşâ olunacağı gibi tunçdan ma’mûl (yapılmış) bazı aksam (kısımlar) ile de tezyin edilecektir (süslenecektir). Kür- sünün üzerinde şühedânın isimleri mahkûk (kazınmış) tunç levhalar bulunacaktır ki bu levhalar Kahire’ye muvâsalatları (ulaşmaları) esnâsında kahraman şehîdlerimize ihdâsı (hediye edilmesi) mukarrer (kararlaştırılmış) madalyaların büyük kıt’a- larıdır (parçalarıdır). Âbidenin bir an evvel ikmâl-i inşâatına ihtimam edilmekte olduğundan (özen verildiğinden) nihayet iki buçuk ay zarfında küşâd (açılış) merâsimi icrâsı me’mûldür. Şu kadar ki resm- i küşâdi gününe kadar Şehremanetinin de meydanı tanzim ve tarhlarını ikmâle muvaffak olarak bu eser-i sanatın taş ve toprak yığını arasında kalmasına mahal bırakma- ması temenni olunur.” “Enver Paşa Vedad Bey’in uzattığı bir mala ile bir miktar kireci ve âbidenin ilk taşını vaz’ eylemiştir” Tasfir-i Efkâr, temel atma töreninin ayrın- tılarını da vermişti. Bir kısmı şöyleydi: “Hazırlıklar Dün daha sabahtan itibaren Fatih mey- danı ve civarı ile ma- hall-i mezkûra mü- teha olan Şehzade Bulvarı üzerinde pek çok halk toplanmış, Osmanlıların şanlı şehîdlerine yapılacak bu ulvî resm-i takdi- re iştirâki bir vazife-i milliye ve medeniye telakki eden bir hayli dindaşlarımız takım takım bu civara şitâp eylemişti (koşmuştu). Âbide temellerinin hafr edilmiş (kazıl- mış) olduğu mahallin etrafı bir tahta perde ile muhafaza edilmek- te ve polis, jandarma efrâdı kalabalığın âbi- de temelinin etrafına yaklaşmasına ve bu sûretle intizamın mu- tel olmasına mâni ola- rak vazie-i inzibatiye- yi îfâ eylemekte idi. Vaz’-ı esas resmi Tamam saat onda Harbiye Nâzırı Enver Paşa muvâsalat etmiş ve muzisak ile kıtaat-ı askeriye tarafından selam- lanmıştır. Müşarunileyhin vürûdundan biraz bir zaman sonra Hoca Ahmed Efendi tahta perdenin kenarında ha- zırlanmış olan bir kürseyi çı- karak beliğ bir duâ kıraat ve şühedâ-yı muhteremimizin ervah-ı tayyibesine ihdâ ey- lemiş(tir) […] Bundan sonra vaz’-ı esas resminin icrâsına ibtidar olunmuştur. Harbiye Nazırı Enver Paşa ile âbide- nin mimarı olan Vedad Bey merdivenle, tahta perdenin içinde açılmış olan temellere inmişler ve Enver Paşa Vedad Bey’in uzattığı bir mala ile bir miktar kireci ve âbidenin ilk taşını vaz’ eylemiştir. Vaz’-ı esas resminin icrâsından sonra gerek Enver Paşa ve gerek di- ğer med’uvvîn tahta perdenin önünde ve selâm vaz’iyetini al- mış olan kıtaat-ı askeriyenin karşısında ahz-ı mevki’ etmişler- dir (yer almışlardır). Bu sırada hazır bulunan askerî muzikası marş-ı sultaniyeyi terennüm ediyordu. Marş-ı Sultaniyi müteâ- kip muzika üç defa selâm havası çalmış ve gerek asâkir-i Osma- niye ve gerek hazirûn tarafından her defasında (Padişahım Çok Yaşa!) duâ-yı vâcibü’l-edâsı tekrar olunmuştur. […]” Tasfir-i Efkâr, 3 Nisan 1914 Hava Şehitleri Abidesi Mimar Vedat Bey tarafından yapılıyor Tasfir-i Efkâr / 3 Nisan 1914 Fotoğraf altı: [Üst sağda] Duâgû Ahmed Efendi tarafından şehîdlerin ruhuna fatihalar ithaf edilirken / [Üst solda] Âbidenin temelini teşkil eden çukur- da Enver Paşa tarafından Mimar Vedad Bey delâletiyle vaz’-ı esas resmi icrâ edilirken / [Alt sağda] Ba’de’l-merâsim (törenden sonra) Enver Paşa, Müşir Osman Paşa, Talat Bey ve sâir hazirûn çalınan Selâm havasını dinlerken / [Alt solda] Enver Paşa Fatih’e hîn-i vürûdunda müsteşar Fuad Paşa ile görüşür- ken / Bu resimler husûsî fotoğrafimiz (fotoğrafçımız) Necati Bey tarafından alınmıştır.” Fotoğraf altı: “Dün vaz’-ı esas resmi icrâ edilen âbidenin ba’de’l-hitâm alacağı şekil / “Bizzat Mimar Vedad Bey tarafından yapılan resimden müstensih (kopyalanmış)” / Şehîd-i Muhterem tayyareci Nuri Bey – Şehîd-i muhterem tayyareci Fethi ve Sadık Beyler” 186 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Temel için de iki kurban kesildi” “Şan ve Vatan Uğrunda” üst ve “Âbide-i Şânın Vaz’-ı Esâsı / Şan Abide- sinin Temel Atılması” alt başlıklı haber şöyle: “[…] Evvela Harbiye Nezareti İmamı Ahmed Efendi ihzâr edilmiş olan (ha- zırlanmış) kürsüye çıkarak bir dua kıraat eylemiş ve hazirûn âmin- hân olmuşlardır. Duanın hitam-ı kıraatinde önde Harbiye Nazırı Enver Paşa Hazretleri bulunduğu halde mevcûd bulunan zevât âbide inşâsı için çekilen tahta perdeden içeri girmişlerdir. Enver Paşa Hazretleri refakatinde Mimar Vedad Bey olduğu halde hafr edilen (kazılan) temele mevzû’ (konulan) merdivenden aşağıya inmiş ve bu sırada duâkû Ahmed Efendi tarafından tekbir alınarak temel içinde ihzar edilen iki kurban zebh olunmuştur. Bunu müteakip Ser- mimar-ı Hazret-i Şehriyarî Vedad Bey bir (mala) ile tekneden çamur alarak Harbiye Nazırı Paşa Hazretlerine vermiş, Enver Paşa Hazretle- ri dahi mezkûr çamuru zebh edilen kurbanların kanı üzerine dökmüş ve bilâhire Vedad Bey dahi bir mikdar çamur alarak karıştırmış ve sonra bir ucundan Enver Paşa tuttuğu halde temel taşı mahalline vaz’ ederek dışarı çıkmışlardır. Bunun üzerine en önde vükelâ safbeste-i ihtiram (bakanlar hürmetle saf tutmuş) bulundukları halde Muzika-i Askeriye tarafından Marş-ı Sultani terennüm ve bilâhire Selâm Hava- sı çalınarak gerek kıtaat ve gerekse hazirûn ve ahali tarafından üç defa ed’iye-i Padişâhî yâd ve tekrar edilmiş ve saat on buçukta merasime hitâm verilerek hazır bulunan zevât avdet eylemişlerdir. […]” Sabah, 3 Nisan 1914 “Şehidler Âbidesi” Tanin “Âbide-i şühedâ” ve “Halden İstikbale” başlıklı haberinde abidenin ve şehitlerin fotoğrafını bir uçak çizimiyle birlikte ve- riyor. Fotoğraf altı yazıları ise şöyleydi: “Sadık Bey / Âbidenin alacağı şekil / Fethi Bey” “Dünkü vaz’-ı esas (temel atma) merâsim Dün, evvelce yazdığımız veçhile, şehîd tayyarecilerimiz nâmı- na rekzi kararlaştırılan âbidenin esas-ı vaz’ı ve vaz’-ı esas mü- nasebetiyle de bir ihtifâl-i mahsûs tertip ve icrâ olunmuştur. Büyük bir şâirimizin söylediği gibi, semâdan bir başka semâya bir sukut-ı sâidâne ile intikal eden bu fen ve vatan fedâilerinin nâm ve ihtirâmını te’yîd ve te’yîd yalnız bugünkü neslin değil ensâl-i âtiyenin de zimmet-i şükrangüzârânesine terettüp eden bir vazife idi. Dün bugünkü neslin erkân-ı ve i’âzamı bu vazi- fe-i tevkîr ve takdîri, yüksek bir âbidenin ser-bülend-i takriri- ne tavsît ederek nesl-i âtiye tevdî’ ediyorlar. Fethi, Sadık, Nuri; bu aynı şeref yolunun ebedî üç yolcusu, bize verdikleri ders-i fedakâri ile bu mükâfata herkesten ziyade ve herkesten evvel istihkâk ve liyakat kesp etmiştiler. Onlar yalnız vazifelerini îfâ etmiş olanlara has bir huzur-ı vicdan almakla kalmışlar, vazife- lerini büyük ve nâmesbûk bir fedakâri ile de tetvîç eylemişler- di. Onun için bugünkü âbideyi ihya etmekle Hükûmet, kendi fedakârine hem bir mukabele-i şükranda bulunmuş, hem âtiye, va’z-ı fedakâri eden bir heykel-i belâgat hediye etmiş oluyor. *** Âbide Şehzadebaşı-Fatih Caddesi üzerinde inşâ edilmekte olan Fatih Daire-i Belediyesinin önünde rekz ediliyor. Harbiye Nezâreti’nin merâsim için tanzim ettiği program mu- cibince âbide mahallinin etrafına piyade, süvâri efrâddan, Bah- riye neferâtından, jandarma ve polislerden müteşekkil bir saff-ı murabba’ konulmuş ve safın arka taraflarında ahali için ruh- sat-ı temaşa verilmiş idi. Fatih tarafındaki jandarma ve polis hattının arkasında kadınlar için bir mahall-i mahsûsa ayrılmıştı. [...] Taraf-ı Şâhâneden Seryaver Salih Paşa gönderilmiş idi. Vükelâ- dan da Harbiye, Bahriye, Dahiliye, Adliye, Nafia nâzırları Har- biye Nezâreti Müsteşarı Fuad, Müşir Osman, a’yândan Rıza, Salih, Amiral Limpos Paşalar, İstanbul meb’ûsları Hüseyin Ca- hid Bey ve Manuel Karasu Efendi, Gümülcine Mebusu Hasan Fehmi Efendi, Karesi Mebusu Ferhad Bey, Adana Vâli-i Sâbıkı Azmi, Polis Müdürü Bedri, Merkez Kumandanı Halil Beyler, Alman Heyet-i Askeriyeden bazılarıyla Fransız Jandarma Za- bitânı hazır bulunuyordu. Harbiye Nâzırı Enver Paşa geldiği zaman asker resm-i selâm îfâ etmiş ve buna müzika da iştirâk etmiştir. Bunu müteâkip duâkû Ahmed Efendi ihzâr edilen kürsüye çıkmış ve Türkçe bir duâ irâd ile şühedâ-yı merhûmunun ruhuna fatiha ithaf edilmiştir. Ba’dehu Harbiye Nâzırı Paşa önde, vükelâ onu ta’kîp ettiği hal- de tahta perdeden içeriye girilmiş ve âbidenin temel mahalline merdivenle inilmiştir. Bu sırada iki koyun kurban edilmiş ve Enver Paşa, Mimar Vedad Bey’den aldığı çamuru yere ve onun üstüne de bir taş koyup bu sûretle âbidenin esas-ı mütemmi- mi vaz’ eylemiştir. Bu sırada da müzika Marş-ı Sultaniyi tekrar eylemiştir. Sonra Nizamiye ve Bahriye müzikaları dahi müşte- reken selâm havası çalmış ve merâsim de duâ-yı Padişahî ile hitambezîr olmuştur. *** Âbidenin ileride alacağı hali musavver olan resim ile onun ma’neviyatına hâkim olan fedakârların fotoğrafları bâlâda manzûr olmakdadır ki âbideye ait izahât bundan evvelki nüs- hamızda ber-tafsîl i’tâ edilmiş, Fethi Bey ve rüfekâsının evsâf-ı bergüzidesi ise hafıza-i inâma inkâş eylemiş olduğu için, yalnız ruhlarına fatiha niyâz ederek ma’neviyatları huzurunda vatan- daşlarımızı tecdîd-i azm ve emele davet eylemekle iktifa edi- yoruz.” Tanin, 3 Nisan 1914 “törende kadınlar için özel bir mahal ayrılmıştı” Tanin / 3 Nisan 1914 188 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyarecilerimizin Türbesi” Aynı başlıklı haber şöyle: “Fedakâr ve şehîd tayyarecilerimiz Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin Şam’da defnedildikleri mev- ki’ üzerine masârıf-ı inşâiyesi (inşa masrafları) Evkâf Nezâreti’nce tesviye edilmek (ödenmek) üzere Nezâret Hey’et-i Fenniyesince tanzîm kılınan güzel bir türbe projesi, Suriye vilâyetine gönderilmiş ve bu proje üzerine oraca keşfi bil-icrâ icap eden muamelenin îfâ ve neticesinin inbâsı (haber verilmesi) yazılmıştır.” İkdam, 5 Nisan 1914 “Harbiye Nazırı Enver Paşa, temel mahalline inerek âbide- nin ilk taşını vaz’ etmiştir” Fotoğraf altı: “Şehîd tayyarecilerimiz Fethi ve Nuri Beylerle Mülâzım Sadık Bey’in tey’id-i hatırası için Fatih meydanında inşâ olunan âbide-i ihtiramın vaz’-ı esâs resmi [Foto- Ferid İb- rahim] / İstanbul Kahire Seyahat-ı Havâiyesine kemâl-ı azm ve cesaretle teşebbüs ederek Taberiye Gölü civarına kadar varmış, burada şiddetli bir hava cereyanına tutulmuş tayyareleri par- çalanarak terk-i hayat eylemiş olan Fethi Bey ile Sadık Bey’in ve Yafa’da tayyare kazâsıyla mağrûren şehîd düşen Nuri Bey’in hatırâtını ibkâ için, şehîd Osmanlı tayyarecileri nâmına Fatih meydanında Belediye Dairesinin karşısında bir âbide-i şeref rekzi (dikilmesi takarrür etmiş, vaz’-ı esâs resmi mutantan bir sûrette [Perşembe, 20 Mart] icrâ olunmuştur. Harbiye Nazırı Enver Paşa, Mimar Vedad Beyefendi’nin delâletiyle hafr ve ih- zar olunan temel mahalline inerek âbidenin ilk taşını vaz’ et- miştir.” Servet-i Fünun, 9 Nisan 1914 “FETHİ, SADIK VE NURİ BEYLER İÇİN ŞAM’DA TÜRBE PROJESİ...” Servet-i Fünun / 9 Nisan 1914 Kazaların sebebi: “Kâfi derecede pratik yok…” “Osmanlı Tayyareciliği” başlıklı haber Fransız pilot Vedrin’in çok önemli görüşlerini aktarıyor: “Fransız tayyarecilerinin en meşhûrlarından olan ve Paris-Kahire Seyahatini herkesten evvel ikmâl etmiş bulunan Jul Vedrin ahiren “Genç Osmanlı tayyareciliğine şân ve şeref” serlevhasıyla bir makale neşreyle- miştir. Bu makaleyi şu sûretle iktibas eyliyoruz: Üç Türk tayyarecisi öldü. Bir gün bana: – Fransa nâmına hareket edin… denildi. Cüretkârâne bir seyahate atılmak için tereddüd etmedim. Os- manlı tayyarecilerine: – Osmanlı şeref ve haysiyeti için hareket edin denildi. Sadık bir hizmetkâr gibi üç kahraman hareket etti. Bir dördüncü kendilerini takip eyledi. Fakat gaye-i emele vüsûl kabil olamadı. Neden bir kısım -Fransızlar- muvaffak oldular, diğer bir kısım -Türkler- müşkilâta tesâdüf ettiler, bu şetâ- met neden inbiâs eyledi? Buna bir sebep görürüm: Kâfî derecede pratik olmaksızın son derece de kahra- manlık. Numune olması lâzım gelen bir tayyarecinin evsafını tayin etmekliğime müsaâde edilirse derim ki: Tayyareci – evvelâ müteşebbis olmalıdır. Metîn olmakla beraber sâkin, hiçbir şeyi tesâdüfe terk etmez ve her şeyi görmek, anlamak ister bir kimse olmalıdır. Tayyareci tayyaresini tamamıyla tanımalı, her kusurunu bilmeli, motoru, motorun aksamı hakkında bir fikr-i tâmmı bulunmalıdır. Tayyarecilik henüz gençtir. Tayyare denilen çocuk büyüdüğü, insan olduğu zaman emniyet edilebilir. Fakat şimdi her şeyden evvel tayyare makinelerinin ne sûretle işlediğine vukuf lâzımdır. Vekâyia gelelim: Hükümet-i Osmaniye hâl-i harbdedir. Muâvenet lâzım. Tayyarecilik mühim unsur görü- nüyor. Hükümet-i Osmaniye Fransız tayyare mekteplerine şâkirdler gönderiyor. Burada çabuk yetiştirili- yorlar. Hatta bazıları, mesela Fethi Bey gibi, şehadetnâme almak için vakit bulamıyorlar. Mamafih bu hal kendilerinin tamamıyla işe girmelerine mâni’ olamaz. İsim zikretmeyeceğim, fakat İstanbul’dan geçerken Osmanlı tayyareciliği, bunların düşman üzerindeki tayerânları hakkında pek şan-âver şeyler öğrendim. Harp bitince tayyareciler Tayyare Mektebi’nde kaldılar. Az talim yaptılar. Bir gün iki tayyareci İstanbul’a uğradı. Bu tayyarecilerde de aynı âlet-i tayerân vardı. Fethi Bey ve rüfekâsı bana: “Biz de Toros’u geçmek, seyahat etmek isteriz” diyorlardı. Bu husus hakkında me’mûrîn-i Hükümetle görüştüm. Talepleri üzeri- ne bir rapor takdim ettim. Neler yapılacağını anlattım. Tayyarecilerin kıymetine göre isimlerini yazdım. Bunlar bir parça isti’cal göstermekle beraber yine şâyân-ı takdirdirler. Evvela Fethi Bey hareket etti, şehid oldu. Nuri Bey kendisini takip eyledi, o da şehid oldu. Üçüncüsü şehid olmadı, tayyare kırıldı, fakat kahramanlar çıkarmak için kurbanlar lâzımdır. Burada birkaç nasihat vereyim: Tayyare hayatın âyinesidir. Acı ve iyi bir mücadele irase eder (gerektirir). Üç senelik tayyare- ciliğimden ve kat’ ettiğim 128 bin kilometre mesafeden şu neticeyi istihrâç ettim: İnsan tayyareye emin olmamalıdır. Vedrin ba’de Kahire seyahatine yeni teşebbüs decek zata muvaffakıyet temenni ederek makalesine nihayet veriyor.” Sabah, 10 Nisan 1914 190 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Bu Kur’an’ı Kudüs’te Mescid-i Aksa’da okuyun” Tasfir, “Dersaadet – İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi” başlıklı ha- berin spotunda müjdeyi veriyordu: “Yeniden başladı – Tayyarecile- rimiz dün şehrimizden Beyrut’a müteveccihen hareket etmişlerdir.” “Fedakâr ve şehîd tayyarecilerimiz Fethi, Nuri ve Sadık Beyle- rin i’lâ-yı şân-ı vatan uğrunda açtıkları kanlık fakat şanlı tarîk-ı havaîyeyi takip etmek, mukaddes sancağımızı Mısır âfâkında mutlaka temevvüç ettirmek maksatdıyla, birkaç günden beri hareket edeceklerini haber verdiğimiz tayyareci Yüzbaşı Sa- lim ve refîk ve rasıdı Yüzbaşı Kemal Beylerle makine muallimi Mülâzım-ı Evvel Hüseyin Efendi, ikinci makinist Edhem ve marangoz Sunullah Efendiler, dün ba’de’z-zuhr saat dört rad- delerinde Hidiviye Kumpanyasının Saidiye vapuruyla Beyrut’a müteveccihen şehrimizden hareket eylemişlerdir. Fedakâr tayyarecilerimiz, Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ya arz-ı vedâ’ etmek üzere, sabahleyin dokuz buçuk, on raddelerinde Harbiye Nezâreti’ne azîmet etmişler ve Harbiye Nâzırı Paşa ta- rafından kabûl edilerek müşarünileyhe arz-ı vedâ’ eylemişler- dir. Harbiye Nâzırı Enver Paşa, cesur ve muktedir tayyarecile- rimizi kabûl ettiği esnâda, kendilerine karşı ufak bir nutuk irâd etmiş (tir) […] Bu kısa nutuktan sonra Harbiye Nâzırından istihsal-ı müsaade iyleyen tayyarecilerimiz, erkân-ı nezâretten bazılarını da görerek aynı sûretle veda etmiş ve ba’de’z-zuhr saat iki buçuk raddelerinde, limanın açığında demirli bulunan “Sa- idiye” vapuruna gitmişlerdir. Tayyarecilerimize layık oldukları parlak ve samîmî teşyî’leri îfâ etmek üzere dün rıhtımda büyük bir kalabalık bulunduğu gibi, şehrimizde bulunan Edremidliler de, havaî filomuza ihde eyle- dikleri tayyare ile İstanbul- Kahire Seyahat-i Havâiyesini ikmâl etmek üzere yola çıkan âzim ve cesur tayyarecilerimizi teşyî’ etmek üzere (Saidiye) vapuruna şitâp etmişlerdi (koşmuşlardı). (Edremid) tayyaresini Mısır âfâkına îsâl edecek olan gayyûr za- bitlerimize karşı Edremidliler herkseten ziyade izhâr-ı alaka ve merbûtiyet ediyorlar. Takireben bir ay evvel sevimli misafirleri olan cesur tayyarecilerimize karşı temenni-i muvaffakıyet ve ihdâ-yı hüdaya eyliyorlardı. Bu meyanda Edremid Donanma Cemiyeti Reisi Yazıcızade İsmail Hakkı Bey, Edremid Ahali-i İslamiyesi nâmına olarak muhterem tayyarecilerimize fevkalâ- de müzeyyen bir altın mahfaza derununda ve altun kordunlara merbût iki adet küçük kıt’da da Kur’an-ı Kerim nüshası hediye eylemiş ve Salim ve Kemal Beylerden, Kudüs-i Şerif’deki Mes- cid-i Aksa’da tilavet eylemelerini reca etmiştir. […]” Tasfir-i Efkâr, 12 Nisan 1914 “Bu Kur’an’ı Kudüs’te Mescid-i Aksa’da okuyun” Tasfir-i Efkâr / 12 Nisan 1914 “Bugün uçmaya başlayacaklar” “Son Haberler”e yetişen telgraf bildiriyordu ki, “Tayyarecilerimiz / Bugün Uçmağa Başlayacaklar” “Beyrut Muhâbir-i mahsûsamızın telgrafnâmesidir: Beyrut 8 Nisan – Evvelki gün Beyrut’a vâsıl olan muhterem tayyarecilerimiz Yüzbaşı Salim ve refîki Kemal Beyler, dün beraberlerinde getirdikleri, “Edre- mid” tayyaresini sandıklarından çıkararak kurmuşlar ve bütün tertibâtını ik- mâl ederek seyahat-i havâiyeye müheyyâ bir hale getirmişlerdir. Evvece verilen karar mucibinde, tayyareci Salim Bey, bugün (dün) akşama doğru yalnız olarak tayyareye binecek ve ilk tecrübelerini icrâ edecektir. Muvafık neticiler verecek- leri ümid olunan bu ilk tecrübelerden sonra, yarın (bu) sabah saat dokuz rad- delerinde, Salim ve Kemal Beyler, yeni tayyarelerine râkip olacaklar ve İstan- bul-Kahire Tarîk-i Havâîsini ikmâl etmek üzere pervaza başlayacaklardır. [...] İlk defa olmak üzere tayyarecilerimiz, Hayfa ve Yafa üzerlerinden Kudüs-i Şeri- fe müteveccihen hareket edecekler ve oradan da el-Ariş’e gideceklerdir. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 22 Nisan 1914 Salim ve Kemal Beyler rıhtımda “Yeni Seyahat-i Havâiye İntıbaâtından” başlığı altında yer alan fotoğraf: “İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesini ikmâl edecek olan Salim ve Kemal Beylerle arkadaşlarının evvelki gün Beyrut’a müteveccihen azimetlerinden evvel rıhtımda alınan resimleri.” Tasfir-i Efkâr, 13 Nisan 1914 “Mütemadiyen fena giden havalar tayyaremizin uçmasına müsaade etmiyor” “Edremid Tayyaresi / Tayyaremiz henüz Beyrut’dan hareket etmedi” başlıklı haber şöyle: Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Beyrut 11 Nisan 5,50 – Mütemadiyen fena giden, yağmur ve rüzgarla bozulan havalar buradaki tayyaremizin Mısır seyahatini ikmâl etmek üzere uçmasına müsaid bulun- madığı cihetle yevm-i hareket küşâyiş-i havaya (havanın açılmasına) ta’lik kılınmıştır (ertelenmiştir). Şimdilik tayyarenin gerek burada ve gerek merhalelerde her türlü levâ- zımının ikmâliyle uğraşılmaktadır. Havaların müsaadesizliği sebsebiyle henüz tecrübe tayerânları da îfâ ve icrâ edilememiştir. Tayyarecilerimiz ilk fırsat havadan istifâde ile seyahatlerine ibtidar eyleyeceklerdir. Bittabi’ bu hususta lâzım gelem ma’lûmâtı veririm. Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 25 Nisan 1914 192 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Boğulmaktan kurtulan İsmail Hakkı Bey İstanbul’a döndü İşte Hakkı Bey’i kurtaran üç kişinin fotoğrafları… “Şehîd-i muhterem tayyareci Nuri Bey’in arkadaşı ve râsıdı fedakâr İsmail Hakkı Bey’in şehrimize avdeti” başlık ve “Yafa kazâ-yı fe- cî’inin sûret-i vukû’u – Nuri bey merhûmun menkıbe-i şehâdeti” spotlu haber şöyleydi: “[...] Yafa kazâsı, evvelce muhâbirlerimizden aldığımız mufassal telgrafnâmelerde de bildirdiğimiz veçhile sırf mahall-i tayerânın ve rüzgârın adem-i müsaadesi yüzünden tayyarenin muvafık sûrette havalanamamasından ve deniz üzerine muvâsalat ettiği (ulaştığı) vakit de arkadan esen rüzgârın iyi manevra icrâsına mâni olmasından ileri gelmiş ve tayyare âdeta baş aşağı denize sukut eylemiştir. Ba’de’s-sukut Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey yüzmek bilmediği cihetle bir müddet tayyarenin içinde kalmış ve niha- yet batmağa başlayarak bir hayli su yutmuş ve adeta kendinden geçmiş bulunduğu bu sırada tayyare kazâsı üzerine denize atıla- rak imdadlarına koşan yüzlerce fedakâran meyanında Yafa tüc- carânından Mahmud Ebu’l-Lisan ve Mehmed Ebu’l-Lisan Efendi isminde iki cesur ve hamiyetli vatandaş ile Mösyö Hal nâmın- da Alman ağyanından bir zatın mesâi ve himmatıyla kurtulmuştur. Nuri Bey merhûma gelince mûmâileyh gayet iyi yüzmek bildiği cihetle bir müddet kendi kendine yüzerek su üzerinde kaldı ise de bilâhare elbisenin sıkletinden dolayı o da batmağa başlamış ve diğer tarafından başlığını da atamaması inkıtâ’-ı teneffü- sünü mucip olarak o da imdada gelenler tarafından denizden çıkarıldığı halde icrâ edilen müdâvâte rağmen ecelin pen- çesinden kurtarılmamamıştır. [...]” Tasfir-i Efkâr, 30 Nisan 1914 “Salim ve Kemal Beylerin Hatt-ı Seyahati” “Muhâbir-i mahsûsamız 8 Nisan tarihiyle yazıyor: Salim ve Kemal Beylerin Edremid tayyaresiyle sûret-i vürûd- larını bu sabahki mektubunda bildirmiş ve devam-ı seyahat hakkında bazı tahminâtdan bahsetmiştim. Muahharen hem size daha sahih ma’lûmât vermek, hem kendilerine mahsûsen hoşâmedide bulunmak için Yasud Oteli’ne gittim, muhterem tayyarecilerimize mülaki oldum. Maba’d-ı seyahatlerinden pek ziyade ümitvâr bulunan kahraman yolcular, hatt-ı seyahatleri hakkında beyânât-ı âtide bulundular: “Tayyarenin kurulmasını müteâkip ne gün hava tayerâna müsâid bir hal alırsa o vakit buradan Kudüs-i Şerif’e gideceğiz. Kudüs-i Şerif’e muvâsalat için iki buçuk saat kadar bir zaman is- ter, ki bu müddeti nihayet iki bin metre irtifaadan kat edeceğiz. Seyahat için program tebeddül etmemiştir. Kudüs’e, oradan da Ariş ve Port Said’e uğradıktan sonra Kahire’ye gideceğiz. Kahi- re’den de birkaç gün tevakkufu müteâkip İskenderiye’ye tayerân edeceğiz. İstanbul seyahati bu radde tamam olacaksa da biz bundan ötesi için de bir hatt-ı hareket çizdik. İskenderiye’den vapurla İzmir’e gideceğiz. İzmir’de birkaç cevelân yaptıktan sonra, bu seyahatte kat’i ve serî’ müzaharette (destekte) bulunan, bineceğimiz tay- yarenin bedelini te’diye eden Edremid kasabasında da birkaç gün kalacağız. Edremid’ten sonraki bir merhale-i seyahat kalı- yor ki o da Çanakkale’den ibarettir.” Edremid tayyaresi hakkında bir istizahta bulundum; verilen ma’lûmâta göre Bileryo sisteminde ve evvelce Beyrut’dan geçen tayyarelerden büyük olan Edremid tayyaresinin; alât ve edavâtı kâmilen yeni olup hükûmetçe müceddeden mübâyaa olunmuş- tur. Tayyarenin motoru 90 beygir kuvvetinde olup saatte 160 kilometre mesafe kat’ ediyor. Salim ve Kemal Beyler hava müsâid olduğu takdirde yarın şeh- rimiz üzerinde bir tecrübe cevelânı yapacaklardır. Şimdiden istihzârat-ı evveliye ile meşgul bulunuyorlar.” Tanin, 29 Nisan 1914 “Ne gün hava tayerâna müsâid bir hal alırsa o vakit buradan Kudüs-i Şerife gideceğiz” Tanin / 29 Nisan 1914 Fotoğraf altı: “[En üstte] Yafa kazâsından kurtulan yüzbaşı İsmail Hakkı Bey ve kendisini denzinden kurtaranlar / Bu fotoğrafi, mûmâileyhin en yeni resmi olup dün Resne Fotoğrafhanesi tarafından sûret-i mahsûsada gazetemiz için alınmıştır. / [Üstte sağdan sola:] yafa tüccârânından Mehmed Ebu’l-San Efen- di, Yafa Alman Ağniyasından Mösyö Hal, Yafa tüccarânından Muhammed Ebu’l-Lisan Efendi” Fotoğraf altı: “Hakkı ve Nuri Beylere fevkalâde âsâr-ı misafirperverâne gösteren Yafa Belediye Reisi Muhteremi” Edremid tayyaresinin uçuş denemesi pek parlak ve başarılı oldu Son haber kısmındaki “Beyrut’daki Tayyaremiz” başlıklı haber: “Muhâbir-i mahsûsamızdan: Beyrut 13 Saat 7,15 – Tayyarecimiz Salim ve râsıdı Kemal Beyler kurul- muş olan Edremid tayyaresiyle müsaid-i havadan bil-istifade pek parlak ve muvaffakıyetkârâne tecrübeler yapmışlar ve ahali tarafından şiddet ve hararetle alkışlanmışlardır. Tayyarecilerimiz iki, üç güne kadar Mısır se- yahatine ibtidâr eyleceklerdir (başlayacaklardır). Nâmık” Tasfir-i Efkâr, 27 Nisan 1914 194 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Edremid Tayyaresi Kudüs’e doğru hareket etti ve sâlimen Kudüs’e ulaştı Tayyarecilerimiz pek parlak bir şekilde karşılandı” “Tayyare Hareket Etti” başlıklı haber, Beyrut’tan kalkan uçağın haberi verirken, salimen hedefine ulaştığını da duyuruyordu: “Merhûm ve mağfûr ve şehid Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin icrâsına teşebbüs etmiş oldukları İskenderiye seyahatini Beyrut’dan itibaren itmâm için muktedir tayyare- cilerimizden Yüzbaşı Salim Bey ile râsıdı Binbaşısı Kemal Bey’in şehr-i mezkûra azi- met ettikleri ve râkip (binici) olacakları (Edremid) tayyaresinin de oraya gönderildiği ma’lûmdur. Dün varid olan husûsî bir telgrafnâmeye göre Edremid tayyaresi Kudüs-ı Şerif’e müteveccihen Beyrut’dan hareket etmiştir. Muktedir tayyarecilerimizin resm-i teşyî’i pek parlak olmuştur. Tayyare Vâli-i Vilâyet erkânı ile yüzbinlerce halkın alkışları arasında uçmuştur. Muazzez tayyarecilerimizin menzil-i maksûdlarına kemâl-i emn ve selâmetle muvâsalatlarını temenni ve tevfîk-i Hüdâ’nın kendileriyle beraber olmasını duâ eyleriz. Edremid tayyaresinin dün sabah sâlimen Kudüs-i Şerif’e muvâsalat ettiği ve pek parlak bir sûrette istikbâl olunduğu da diğer bir telgrafnâmeden müstebân olmuştur.” Sabah, 2 Mayıs 1914 “Tayyaremiz Kudüs’de” Aynı başlıklı haberin üst başlığı ise “İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesi” şeklindeydi: “Beyrut’dan Hareket Muhâbir-i mahsûsamızın telgrafı: Beyrut, 18 Nisan [Saat 6] – Salim ve Kemal Beyler tulû’-i şems ile beraber Beyrut’dan ayrılmışlardır. Üç saat sonra Kudüs’e muvâsalatlarını hesap ve me’mûl etmekte idiler. Vaktin erken olmasına rağmen gayet samîmî bir teşyî’ yapılmıştır. *** Kudüs’e Muvâsalat Kudüs-i şerif muhâbir-i mahsûsamızdan: Kudüs, 18 Nisan [Saat 8] – Kemal ve Salim Beylerin râkip olduğu Edre- mid Tayyaresi şimdi Osmanlı sancağını memleketimizin âfâk-ı i’tilâsında gezdirerek sâlimen vâsıl ve nâzil oldu. Tayyarenin vürûdu bütün halkın en hâr samîmî alkışlarla istikbâl edildi. Kudüs’de umûmî bir şevk ve sürûr hüküm sürmektedir. Tayyarecilerimiz bugün ve yarın burada kalacaklar- dır. İnşallah pazar sabahı “el-Ariş’e” müteveccihen tayerân edeceklerdir.” Tanin, 2 Mayıs 1914 “Halkın alkışları ve selamet temennileriyle havalandı” İkdam, Salim ve Kemal Beylerin başarılı uçuşlarını takibe de- vam ediyordu. “Tayyaremiz Seyahatinde Devam Ediyor” üst başlığı altında iki haber yer alıyordu: “Beyrut’da Tayerân Dersaadet ile Kahire arasında icrasına başlanılıp büyük bir kısmı muvaffakıyet-i azîmeye iktirân etmesine rağmen kazâ ve kaderin ilcaâtı (zorlamaları) ile nâ-tamam kalan seyahat-ı havâiyenin ikmâl ve itmâmını büyük bir cesaret-i medeniye ve vatanperverâne ile deruhde eyleyen güzide tayyarecilerimiz- den Salim ve refîk ve râsıdı Erkân-ı Harbiye Yüzbaşılarından Kemal Beylerin işbu vazife-i mukaddeselerine Beyrut’dan itiba- ren bede’ ve mübaşeret eylemek üzere geçende Edremid Tayya- resini bil-istishâp Beyrut’a gittikleri ma’lûmdur. Tayyarecilerimiz Beyrut’a bundan on bir gün evvel muvâsalat etmişlerse de Beyrut’da devam eden yağmurlu ve bulutlu hava- lardan dolayı tayerân edemeyerek yalnız şehir üzerinde cevelân yapmak sûretiyle tecrübeler icrâ etmişler ve seyahatlerine baş- lamak için havanın düzelmesine intizar eylemekte bulunmuş- lardı. Dün Beyrut’dan vârid olan bir telgrafnâmeden anlaşıldığına göre havanın açılması üzerine muhterem tayyarecilerimiz dün erkân-ı me’mûrîn-i mülkiye ve askeriye ve vücûh ve mute- berân-ı beldeden birçok halkın alkışları ve selamet ve muvaffa- kıyet temennileri arasında zevalî saat yedi raddelerinde tayerân meydanından havalanarak şehir üzerinde bir cevelân yaptıktan sonra Kudüs-i Şerif’e doğru tevcih-i istikamet eylemişlerdir. Kudüs’e Muvâsalat Kudüs-i Şerif 18 Nisan – Muhterem tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler bugün saat dokuz raddelerinde on binlerce hal- kın fevkalâde heyecan ve meserret nidâları arasında buraya nâ- zil olarak son derece parlak bir sûrette istikbâl edilmişlerdir. Kudüs şehri bugün tarihî bir gün yaşadı. Misafirlerin ikram ve i’zâzı için mühim tertibât yapılmaktadır.” İkdam, 2 Mayıs 1914 “Kudüs şehri bugün tarihi bir gün yaşadı” İkdam / 2 Mayıs 1914 196 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Edremidlilere verdikleri sözü tutup Mescid-i Aksa’da Kur’an okudular “Tayyarecilerimiz Kudüs’e Vâsıl Oldu” Aynı başlıklı haberin spotu ise “Beyrut’dan Hareket – Yafa üze- rinden mürûr – Kudüs’e muvâsalat” şeklindeydi. “[...] Tayyarecilerimiz râkip oldukları tâir-i mehanikinin (me- kanik kuşun) mükemmeliyetine bittecrübe kanaat getirdikleri gibi havayı da müsaid bulduklarından -dün rüfakâmız meya- nında yalnız tarafımızdan yazıldığı veçhile- ale’s-sabah Bey- rut’dan hareket etmişler ve sekiz raddelerinde Yafa üzerine gelip dokuza yakın Kudüs’e vâsıl olmuşlardır. [...] Tayyarecile- rimiz için Kudüs’de gösterilmekte olan âsâr-ı ihtirâm ve me- veddet cidden her türlü takdirâtın fevkinde olup bu merbûtiyet ve teveccühün âsâr-ı maddiyesiyle sabit olacağı derkârdır. Dün kahraman tayyarecilerimizin seyahatlerine dair aldığımız telg- rafları berveçh-i âtî derç ediyoruz. Mütemmim olarak gelecek ma’lûmâtı son havâdis kısmımıza yazmaklığımız tabiîdir: Beyrut’dan Hareket Beyrut 18 Nisan 8,30 – Birkaç günden beri tecrübeler icrâ et- mekte olan tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler tecrübeleri- nin muvaffakıyet-i kâmile ile tetevvüc eylediğini ve havanın mü- layim olduğunu gördükleri cihetle bugün ale’s-sabah saat sekiz buçukta Kudüs’e müteveccihen uçmuşlardır. Tayyarecilerimizin hareketi bağteten (ansızın) olduğu cihetle, vaktinde haber alına- mamış ve binâenaleyn mutantan bir sûrette merâsim-i teşyîiye icrâ olunamamıştır. Öğleye doğru Salim ve Kemal Beylerin sâ- limen Kudüs’e muvâsalat ettikleri haberdar olması üzerine, tay- yarecilerimiz layık olduğu derecede teşyî’ edememekten dolayı mahzun olan Beyrutluların teessürü büyük bir şevk ve meserrete mübeddil olmuş ve samîmî duâlarla seyahat-ı havâiyenin muvaf- fakıyetle itmâm ve ikmâli temeni edilmekte bulunmuştur. Nâmık” “Tayyare Yafa üzerinden Kudüs’e gitti” “Yafa Üzerinde Yafa 18 Nisan 10,25 – Bugün sabahleyin saat dokuza doğru, Sa- lim ve Kemal Beyleri râkip oldukları tayyare bulutlar arasında Yafa’nın üzerinde Kudüs istikameteni doğru mürûr etmiştir. Hayri Kudüs’e Muvâsalat Kudüs 18 Nisan 12,10 – Kahraman tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler bu sabah Beyrut’dan hareket ederek saat dokuz- da sâlimen buraya muvâsalat ve halkın pek şiddetli ve hararetli alkışları arasında ihzâr edilen mahall-i mahsûsa nüzûl eylemiş- lerdir. Tezahürât-ı hamiyetkârâne pek parlaktır. Belediye Reisi Hüseyin “Tayyarecilerimiz Kudüs’de” Aynı başlıklı haber: “Dün gece geç vakit, Kudüs muhâbirimizden aldığımız telgraf- nâmedir: Kudüs 18 Nisan, (Saat:8) – Tayyarecilerimiz Yüzbaşı Salim ve Kemal Beylerin bu sabah, kemâl-i muvaffakıyetle Kudüs-i Şe- rif’e muvâsalatı, bütün şehir ahalisini, tarif edilemez bir şevk ve meserret içinde bırakmıştır. İstanbul – Kahire Seyahat-i Havâiyesinin icrâsına ilk defa teşeb- büs eden Kudüslüler olduğu halde henüz tayyarecilerimizin zi- yaretine mazhar olamamış ve ilk tayyarelerimizi büyük ve derin bir iştiyakla bekledikten sonra Fethi, Sadık ve Nuri’nin haber-i elîm-i şehâdetleriyle derin bir ye’s ve tessüre dûçâr olmuştu. Bu fecî’ vukû’atdan ve büyük tehassür ve intizâr- dan sonra, Salim ve Kemal Beylerin muvaffakıyet-i vâ- kıaları, bütün Kudüslüleri, pek büyük bir şevk ve meser- reti içinde bırakmıştır. Tayya- recilerimiz, bugün, mutasar- rıf, erkân-ı belde, asker ve muzak ve binlerce halk tarafından büyük bir sûr u sürûr içinde istikbâl olunduktan ve tayyareleri muhafaza altına alındıktan sonra Mescid-i Aksa’yı ziyaret eyle- yerek, namaz kılmışlardır. Bu esnâda kurbanlar zebh edilerek fukaraya tasadduk olunmuştur. Şimdi, “Edremid” tayyaresini râsıdı Kemal Bey’le de mülakata muvaffak oldum. Muhterem misafirimiz ifadâtına (ifadelerine) nazaran, Edremid tayyaresi, bu sabah havanın müsaid olduğu- nu görür görmez derhal ve alelacele Beyrut’dan hareket etmiş ve mütemadiyen sahili takip ederek Yafa üzerinden şehrimize gelmiştir. Seyahat-i havâiye, bi’n-nisbe ârizasız ve müşkilâtsız geçmiş ve üç saat imtidâd etmiştir (sürmüştür). Muhterem misafirlerimiz, burada üç gün kaldıktan sonra, Pa- zar günü sabahı, el-Ariş’e müteveccihen şehrimizden mufârakat etmek niyetindedirler. Nihad Tayyarecilerimize Ziyafet – Tayyare Makinistleri – Şehir üze- rinde tayerân “Gece yarası Kudüs muhâbirimizden aldığı- mız telgrafnâmedir: Kudüs 18 Nisan – (Saat 10,35) Muhterem tayya- recilerimizin şerefine mi- safir bulundukları Grando Oteli’nde mükellef bir ziyafet keşîde edilmiş ve esnâ-yı ziyafette nutuklar irâd olunmuştur. Tayyare makinistleri bu gece (dün gece) torpido ile Yafa’ya geleceklerdir. Son derece pür şevk ve meserret içinde bulunan ahalinin arzusu üzerine yarın akşam şehir üzerinde bir tayerân tecrübesi yapı- lacaktır. Tayyarecileriz yarın işlerini ikmâl ettikten sonra pazar günü sabahleyin el-Ariş’e hareket edeceklerdir. Nihad” Tasfir-i Efkâr, 2 Mayıs 1914 “KUDÜSLÜLER TARİF EDİLEMEZ BİR ŞEVK İÇİNDE...” Tasfir-i Efkâr / 2 Mayıs 1914 Fotoğraf altı: “Kudüs’e, Mescid-i Aksa’nın mebnâsı olan belde-i muazzamaya dün üç saat tayerândan sonra nihayet muvâsalat eden iki kahramanımız / [Sağda] tayyare râsıdı Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey / [Solda] Tayya- reci Yüzbaşı Salim Bey “ Fotoğraf altı: “Tayyarecilerimizin, Kudüs’e muvâsalat eder etmez ziyaret ile Ed- remidlilerin ihdâ ettikleri Kur’an-ı Kerimi tilavet eyledikleri Mescid-i Aksa.” 198 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına İşte gazetelerin beklenen manşeti: “Tayyerecilerimiz Kudüs Semâlarında” Fotoğraf altı: [Üstte] Tayyarecilerimiz nihayet Kudüs semâların- da pürşân ve şeref pervaz ederken / [Altta] Kudüs-i Şerif’in Ya- fa’ya müntehâ olan tarîki cihetlerinden manzara-i umûmisi” “Dün kârîlerimize muhâbir-i mahsûsalarımızdan aldığımız telg- rafnâmelerle tebşîr eylediğimiz veçhile tayyareci Salim Bey ile refîki Erkân-ı Harb Yüzbaşısı Kemal Beyler, evvelki sabah hava- nın müsaadesinden bilistifade saat sekiz buçuk raddelerinde Bey- rut’dan hareket ve üç saat kadar tayerândan sonra Yafa üzerinden bilmürûr Kudüs’e muvâsalat eylemişlerdir. Beyrut ile Kudüs ara- sındaki mesafe sahili takip etmek şartıyla takriben (275) ile (300) kilometre olduğuna göre tayyarecilerimiz saatta yüz kilometre bir süratle hareket eylemişler demektir. Salim ve Kemal Beylerin, refîk-i bedbahtları Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin elîm su-i tesâdüf- ler neticesinde bir türlü muvâsalat edemedikleri Kudüs-ı Şerif’e, Beyrut’dan itibaren bir hamlede ve bilâ-âriza vâsıl olmaları hiç şüphesiz bir muvaffakıyettir. İki arkadaş dün gazetemize çekilen muhtelif telgraflarda da bildirildiği veçhile hava müsaid olduğu takdirde bu sabah Kudüs’den hareket ile evvelâ Yafa üzerinden geçecekler ve ba’de sahili takiben Mısır toprağından ilk merhale- lerini teşkil eden (el-Ariş)e doğru tayerân edeceklerdir. Kudüs-i Şerif’den itibaren Yafa tarîkiyle (el-Ariş)e kadar olan mesafe tak- riben (175) kilometre olduğuna göre, tayyarecilerimiz muhâlif rüzgâra tesâdüf eylemezlerse a’zamî iki saat zarfından mahall-i mezkûra muvâsalat ederler. Müslüman ve Türk şerefini i’lâ, Müs- lüman ve Türk fedakârlığının derecesini cihana i’lâm maksadıyla ve arkadaşlarının seyahatlerini behemahal itmâm azm civanmer- danesiyle bîperva yola çıkan bu iki sevimli zabitimizin nihayet gaye-i seyahate bilâ-âriza vararak Darülhilafenin selamını ikinci buk’a-i İslamiye olan Mısır’a îsal eylemeleri duâsını, bâ-samîm-i kalp ref’-i bargâh-ı ehahdiyyet eyleriz. Tayyarecilerimiz dünkü günü Kudüs’de nasıl geçirdikerine gelince bu babda, Kudüs muhâbirlerimizden talep ettiğimiz ma’lûmât-ı mufassala alındığı takdirde son saat kısmımıza derç edilecektir. Bu münasebetle iki kişilik bir (Bileryo) tayyarecisi ve râsıdı ile beraber bulutlar içinde sûret-i tayerânini musavver bir resim ile Kudüs-i Şerifin bir de manzara-i umûmisini vaz’-ı enzâr-ı kariîn eyliyoruz.” Kudüs üzerinde Yafa Belediye Başkanı ile uçtular “Yafa Belediye Reisi’nin tayerânı – Tayyarecilerimize ziyafet” baş- lıklı haber: “Nısfulleyden (gece yarısından) sonra Kudüs muhâbir-i mahsû- samızdan aldığımız telgrafnâmedir: Kudüs 19 Nisan Saat 8 – Akşam – Tayyarecimiz Salim Bey ile refî- ki Kemal Beylerin refakatinde Yafa Belediye Reisi Ömer Efendi olduğu halde binlerce halkın alkışları arasında kasabamız üzerin- de bir müddet tayerân ettiler ve bu akşam şereflerine yüz kişilik bir ziyafet verildi.” Tasfir-i Efkâr, 3 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz Kudüs’te alkışlar arasında karşılandı” “İstanbul’dan Kahire’ye” başlıklı haber şöyledir: “İstanbul – Kahire Seyahati itmâm için fedakâr tayyarecileri- mizin Beyrut’dan hareket Kudüs’e sâlimen muvâsalat ettiklerini vârid olan husûsî telgrafnameler üzerine dünkü nüshamızda yazmıştık. Bu seyahat hakkında ajansların verdiği telgrafları da berveçh-i âtî derç eyliyoruz. Beyrut 1 Mayıs – Salim Bey’in taht-ı idaresinde bulunan Edre- mid tayyaresi bu sabah saat beşte Kudüs’e müteveccihen hareket eylemiştir. Tayyare me’mûrîn Hükûmet ve pür-şevk ve heyecan bir cemm-i gafîr (kalabalık) tarafından teşyî’ edilmiştir. Yafa 1 – Saat sekize doğru Edremid tayyaresi Kudüs’e mütevec- cihen Yafa üzerinden geçmiştir. Kudüs – Tayyareci Salim ve Kemal Beyler bu sabah saat sekiz buçukta muvâsalat eylemiş ve ahalinin alkışları arasında istik- bâl olunmuşlardır.” Sabah, 3 Mayıs 1914 “salim ve kemal beylerin Kudüs-İ Şerif’e, Beyrut’dan itibaren bir hamlede ve bilâ-âriza vâsıl olmaları hiç şüphesiz bir muvaffakıyettir” Sabah / 3 Mayıs 1914 200 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Nihayet, büyük arzu gerçekleşir: “Tayyarecilerimiz Kudüs’te” “Yafa Belediye Reisi Ömer Efendi, pek hamiyetli, fedakâr ve insani- yetli bir dindaşımız olup Nuri Bey merhûm ile refîki İsmail Hakkı Bey Yafa’da bulundukları esnâda kendilerine karşı fevkalâde iz- hâr-ı âsâr-ı mihmannevazî eyle- miş, genç zabitlerimizin tesrîr-i kulûbuna (kalplerinin sevindiril- mesine) pek ziyade bezl-i mesâi etmişti, bu defa Kudüs’e kadar gi- derek Salim Bey ile tayerân etme- si, fezâil-i insaniye ve hasâil-i ha- miyetkârâne ile beraber havass-ı cesaret ve fedakâri ile de müttasıf bulunduğunu isbât eylediği cihetle resimlerini kemâl-i iftihar ile der- ç-i sütun eyliyoruz.” “Tayyarecilerimiz” Kudüs’e bir türlü veda edemedi: “Kudüslülerin nihayetsiz teza- hürâtı, arzu ve ısrarları karşısın- da, bir gün daha kaldılar” “Bugün el-Ariş’e müteveccihen Uçuyorlar” başlıklı haber: “Muhterem tayyarecilerimiz dün Kudüs’de Kudüslülerin bi-pâyan tezahürât ve alkışları arasında son misafiret gününü geçirdikten sonra, bugün (el-Ariş)e mü- teveccihen seyahat-i havâiyelerine devam edeceklerdir. Kudüs muhâbir-i mahsûsumazdan dün gece aldığımız telgrafnâme ber- vech-i âtîdir: Kudüs 20 Nisan – (Akşam Saat Beş) Muhterem tayyarecilerimiz Yüzbaşı Salim ve refîki Kemal Beylerin bu sabah azimetleri ve (el-Ariş)e müteveccihen şehrimizden mufârakatları mukarrerdi. Fakat Kudüslülerin nihayetsiz tezahürâtı, arzu ve ısrarları karşı- sında, beldemizde bir gün daha tem- dîd-i ikamete mec- bûr kalmışlar ve Kudüslülerin kal- binde müeyyed ha- tıralarla yaşayacak olan bugünkü son misaferet gününü de umûmî bir he- yecan ve samimiyet içinde geçirmişler- dir. Bugün Salim ve Ke- mal Beyler Bab-ı Hıtta mahallesi ahalisinin davet ve ricâlarını ehram ederek, bu sabah öğleye doğru, önde ehviye-i latife terennüm eden askerî muzikası bulunduğu ve bu latif ve milli terennümâtın tezyîd ettiği şevk ve heyecanı binlerce halkın tezahürât ve nümâyişleri takip eylemekte olduğu halde Mutasarrıf Bey’in ikametgâhına giderek, müşaruni- leyhi büyük bir alayla hanesinden almışlar ve tezahürât-ı fevkalâ- de ile, tertip olunan bir öğle ziyafetinin ihzâr olunduğu mahalle gitmişlerdir. Tayyarecilerimizin şerefine keşîde olunan bu ziyafet, pek parlak ve müstesnâ tezahürât-ı samimane içinde geçmiş, mü- teatddid nutuklar irâd olunmuştur. Tayyarecilerimiz, yarın (bu- gün) sabah, (el-Ariş)e müteveccihen Kudüs’den ayrılacaklardır. Kendilerine selâmet ve muvaffakıyet temenni eden Kudüslüler, Salim ve Kemal Beylerin bu kısa misaferetlerine bir türlü kanaat edememekte ve tatmin edilmeyen bir tehassür ve iştiyak ortasın- da bizde ayrılacak olan tayyarecilerimizi, ellerinden kaçırmaktan korkarak, mufârakatlarına rıza göstermemektedirler. Nihad” Tasfir-i Efkâr, 4 Mayıs 1914 Salim ve Kemal Beyler, el-Ariş’te “İstanbul – Kahire Seyahati” başlıklı haber güzel gelişmeleri bildiriyor: “Yafa 3 Mayıs – Tayyareci Salim ve refiki Kemal Beyler şafakla beraber el-Ariş’e mütevec- cihen hareket eylemişlerdir. El-Ariş 3 – Tayyareci Salim ve refiki Kemal Beyler buraya vâsıl olmuşlar ve kemâl-i maha- retle karaya inmişlerdir.” Sabah, 5 Mayıs 1914 “Salim ve Kemal Beyler saat altı buçukta el-Ariş’e vâsıl ve nâzil olmuşlardır” Tanin’in 5 Mayıs 1914 tarihli nüshasının birinci sayfasında tay- yarecilikle ilgili iki haber vardı. Birincisi “Tayyarecilik” başlığını taşıyan fotoğraflı bir haberdi: Fotoğraf altı: “Tayyareci Yüzbaşı Mösyö De Gois.” “Mösyö De Gois Fransız tayyareci zabitânından idi. Mukadde- ma yazıldığı veçhile kendisi Hükûmet-i Seniyece Tayyare Mek- tebi Müdüriyetine tayin edilmek üzere celb-i davet olunmuştur. Şehrimize kariben muvâsalat edeceklerdir.” İkinci haber ise “İstanbul-Kahire Seyahat-ı Havâiyesi” manşetini taşıyordu: “Kudüs’ten hareket Kudüs-i şerif, 21 Nisan – Salim ve Kemal Beyler bu sabah Ku- düs’ten uçmuşlardır. Salim ve Kemal Beyler el-Ariş’te Mısır-ül Kahire muhâbir-i mahsûsamızdan: Kahire, 21 Nisan – Salim ve Kemal Beyler saat altı buçukta el-A- riş’e vâsıl ve nâzil olmuşlardır. Tayyare büyük bir şevk ve sürûr ile istikbâl olunmuştur. Mısır’da bütün mahrumiyetleri, tehassürleri telakki ve tazmin edecek bir tehâlük ile istihzârata devam olunmaktadır. Port Said’e Doğru Kahire muhâbirimizin ikinci telgrafı: Kahire, 21 Nisan – Şimdi haber aldığıma göre, tayyare yarın Port Said’e vâsıl olacaktır. Yafa, 3 Mayıs – Tayyareci Salim ve refîki Kemal Beyler tulû’ za- manında el-Ariş’e müteveccihen hareket ettiler. El-Ariş, 3 – Osmanlı tayyarecileri buraya muvâsalat ile sâlimen karaya nail oldular.” “Osmanlı” Tanin, 5 Mayıs 1914 “Kudüslülerin nihayetsiz tezÂhürâtı, arzu ve ısrarları karşısında, bir gün daha kaldılar” Tanin / 5 Mayıs 1914 Fotoğraf altı: “Tayyareci Salim Bey refatiyle Kudüs’te evvelki gün tayerân ettiğini ihbar ettiğimiz Yafa Belediye Reis-i Muhterimi Ömer Efendi” 202 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Port Said’e uçuşa hava muhalefeti “İstanbul-Kahire Seyahati” “Dün geç vakte kadar, Salim ve Kemal Beylerin el-Ariş’ten hareketlerine dair bir haber gelmemiştir. Dün aldığımız telgraf tayyarenin dün Port Said’e muvâsalat edebileceğini haber vermekte idi. Bu te’hîrin bir mânia-i havâiyeden ileri gelmiş olması me’mûldür (umuluyor). Port Said’den evvelki gece aldığımız âti- deki telgraf yalnız oradaki istikbâl hazırlıklarından bahsediyor: İstikbal için Muhâbir-i mahsûsamızdan: Port Said, 21 Nisan – Salim ve Kemal Beylerin el-Ariş’e muvâsalatı haberi burada bir sürûr-ı umûmî tevlîd eyledi. Yarın buraya gelmesi muhtemel olan tayyarenin istikbâli için Mısır Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Reisi Midhat Sami Bey’in riyâsetinde bir heyet-i mahsûsa teşkil olunmuştur. Tayyareyi istikbâl için bütün memleket hal-i heyecan ve faaliyettedir.” Tanin, 6 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz (el-Ariş)e gelmişlerdir. Seyahat-ı havâiye ârizasız geçmiş ve bir buçuk saat imtidad etmiştir (sürmüştür)” “Tayyarecilerimiz Mısır Toprağında” başlıklı haberin spotu “Salim ve Kemal Beyler dün kemâl-i muvaffakıyet ve selâmetle Mısır hudû- du dahilinde bulunan (el-Ariş)e muvâsalat etmişlerdir” şeklindeydi: “Dünkü nüshamızın son haberler kısmında, muhâbir-i mahsû- samızın iş’ârına atfen, Kudüs’den el-Ariş’e müteveccihen hareket edeceklerini bildirdiğimiz muhterem tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler dün saban tulû’-ı şemsle beraber Kudüs’den ha- reketle bir buçuk saat sonra Mısır hudûdu dahilinde bulunan “el-Ariş”e muvâsalat etmişlerdir. Dün öğleden evvel, tayyareci- lerimizin hareketlerini mübeyyin olarak Kudüs muhâbirimiz- den bir telgraf almış olduğumuz gibi, “el-Ariş” muhâbirimizden gelen bir telgrafla Kudüs muhâbirimizin gönderdiği ikinci bir telgraf “Edremid” tayyaresi süvârilerinin kemâl-i muvaffakıyet ve selâmetle, Mısır hududuna dahil olarak “el-Ariş”e muvâsalat eylediklerini mübeyyin bulunmakta (açıklamakta) idi. Dersaadet-Kahire Seyahat-i Havâiyesi kahramanları için bun- dan sonra Mısır toprağı ve semâsı dahilinde kat’ edilmesi lâzım gelen merhaleler, Port Said-Kahire-İskenderiye’den ibaret bu- lunmaktadır ki, tayyarecilerimiz, mütebâkî (kalan) bu üç mer- haleyi de kemâl-i muvaffakıyetle kat’ ederek, yarına, öbür güne kadar, kahraman şehîdlerimiz Fethi, Sadık ve Nuri’nin, üzerinde canlarını fedâ ettikleri şanlı ve şerefli tarîk-i havâiyenin gayesine muvâsalat eyleyecekler ve merkez-i Hilâfetin samîmî vedadkâr selamlarını Mısırlı dindaşlarımıza tebliğ ve îsal edeceklerdir. Muhâbirlerimizden aldığımız telgraflar berveçh-i âtîdir: Kudüs’den Hareket Kudüs 21 Nisan – (Sabah Saat:6) Salim ve Kemal Beyler, “Ed- remid” tayyaresine binerken, bu sabah saat beş buçukta tulû’-ı şemsle beraber, (el-Ariş)e müeveccihen Kudüs’den hareket ey- lemişlerdir. Vaktin pek ziyade erken olmasına rağmen binlerce halk, mutasarrıf ve erkân-ı belde, kahraman hava seyyahlarımızı teşyî’ etmiş, Kudüs-i Şerif’in âfâk-ı şarkiyyesini parlak ve handan şuâlarıyla yaldızlayan güneşe de, muvaffakıyet va’d eden tebes- sümleriyle hakın merâsim-i teşyî’iyesine (uğurlama törenine) refakat eylemiştir. Tayyarecilerimize Kudüs -Gazze-el Ariş istika- metine teveccüh etmişlerdir. Salim ve Kemal Beyler, bu merhale- yi, bir buçuk, iki saat zarfında kat’ edeceklerini ümid ediyorlardı. Nihad El-Ariş’e Muvâsalat El-Ariş 21 Nisan (Sabah: Saat: 8) – Bir müddet evvel, Kudüs’den hareketle “Gazze” üzerinden mürûr ettiğini telgrafla istihbar et- tiğimiz “Edremid” tayyaresinin süvârileri, bu sabah, saat yedide buraya muvâsalat etmişlerdir. Me’mûrîn ve erkân-ı mülkiyye, bütün (el-Ariş)liler, Salim ve Kemal Beyleri vasf ve tarifin fevkında (anlatmanın üzerinde) parlak vücûd-avar bir istikbâl ile karşılaşmışlardır. Tayyarecilerimiz, Kudüs ile el-Ariş arasındaki mesafe-i havâiye- yi sahili takiben kat’ eylemişler ve Kudüs’den hareket ile cenûb-ı garbî istikametini tutarak, (45-50) dakika zarfında (Gazze) üzerlerine muvâsalat ve oradan da yine sahili takiben (30-40) dakika zarfından (el-Ariş)e gelmişlerdir. Seyahat-ı havâiye âri- zasız geçmiş ve bir buçuk saat imtidad etmiştir (sürmüştür). “Edremid” tayyaresi süvârileri, şimdi Mısır toprağındaki ilk merhalede bulunmaktadırlar. Ahalide büyük bir şevk ve sürûr hükümran olmaktadır. Hakkı” Tasfir-i Efkâr, 5 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz Kudüs’den hareketle sahili takip ederek, Gazze üzerine ulaşmış, oradan da el-Ariş’e gelmişlerdir” Tanin / 5 Mayıs 1914 204 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Her iki tayyarenin felâket haberlerini en evvel Kudüslüler duyurdu, herkesten evvel acısını da onlar çektiler” İkdam, “Tayyaremiz el-Ariş’te” başlıklı haberiyle Kudüs’un bu seyahat için ne anlam ifade ettiğini veciz şekilde özetliyordu: “[…] Osmanlı tayyarecileri, Osmanlıların göz bebeği, Salim ve Kemal Beyler âtideki telgrafnâmelerde görüleceği üzere dün sa- bah erken Kudüs şehri üzerinde cevelân yaptıktan sonra tayerân etmişlerdir. Tayyarecilerimizin Kudüs-i Şerif’de ne gibi ihtifâlât (kutlamalar) ile istikbâl ve teşyî’ olundukları (karşılanıp uğurlan- dıkları), orada iken nasıl i’zâz ve ikrâmlar gördükleri hakkında mücmel bir fikir hasıl edebilmek üzere yalnız bir noktayı zikret- mek, yani Dersaadet – Kahire Seyahatinin tertibine sebep, esasen muhterem Kudüslüler olduğunu söylemek kifâyet eder. Kudüslüler, arz-ı Filistini’ye gelen Fransız tayyarecileri hakkın- da yapılan ihtifâlâttan (kutlamalardan) hissiyât-ı milliye ve va- taniyeleri (milli ve vatan hisleri) son derece heyecan ve galeya- na gelerek bu ihtifâlâtın kat kat parlağını Osmanlı tayyarecilere karşı icrâ etmek emniye-i vatanperverânesiyle (korkusuz vatan- severliğiyle) Harbiye Nezareti’ne müracaatla Kudüs’e kadar bir seyahat-ı havâiye tertibini recâ ve Kudüs’e gelecek ilk Osmanlı tayyarecilere mühim bir mükâfat va’d etmişlerdi. Nezaret-i Mü- şarunileyha, şimdiye kadar Makam-ı Hilâfete ve Osmanlılığa merbûtiyet (bağlılık) nâmelerini (mektuplarını) her fırsat düş- tükçe âsâr-ı fi’liyesiyle ispat eden bu hamiyyetli ve fedakâr aha- li-i muhteremenin recasını kabül ve is’âf ile ilk önce iki tayyare tarafından Kudüs-i Şerife ve oradan da Osmanlılar ile Mısırlılar arasındaki revâbıt-ı diniyye ve İslamiyyenin bir nişâne-i teyidi olarak Kahire’ye kadar bir seyahat tertip olundu. Kudüslüler, recalarının kabül ve is’âfından dolayı fevkalâde se- vindiler ve misafir-i hâss’ül-hasları olmak üzere semalarında Osmanlı bayrağını temevvüç ettirecek olan Osmanlı tayyare- cilerini i’zâz ve ikrâm için pek büyük hazırlıklarda bulundu- lar, misafirlerinin vüruduna sabırsızlıkla intizâr ettiler. Fakat sûi-tali’ icabâtı ve ta’bir-i diğerle kazâ ve kaderin ilcââtı olarak her iki tayyare birden, tam Kudüs muhitine duhûl edecekleri ve Kudüslüler tarafından her birinin istikbâli için hiçbir sûretle tasviri kâbil olmayan harikulâde hazırlıklar icra edildiği bir sı- rada, kazâzede oldular. Tabîîdir ki bu haber-i felâketi eser-i kurbiyeti itibariyle en evvel Kudüslüler duydular ve herkesten evvel o felâketin acısını onlar çektiler. Bu iki defanın her birinde o fedakârlar, istikbal için ta tayerân meydanına kadar çıkmış ve enzâr-ı iştiyâklarını mutta- sıl büyük bir hiss-i şevk ile semâya tevcih etmiş iken ansızın ge- len felâket haberleri kalplerini son derece dilhûn (kederli) ettiği halde ağlaya ağlaya dönmüşlerdi. İşte bu sûretle ne derece mahzûn ve mükedder oldukları ve kalplerinin ne kadar yanık bulunduğu muhtac-ı izah olmayan Kudüslülerin şimdi aynı seyahatin nâ-tamam kısmını ikmâl et- mek üzere yola çıkan üçüncü kafile tayyarecilerin sâlimen veya kemâl-i sıhhat ve âfiyet aralarına nâzil olduklarını ve kendile- rine kavuştuklarını görünce artık ne çıldırasıya sevindiklerini söylemeğe bittabi’ lüzum yoktur. Kudüslüler işte bu sevincin hasıl ettiği şevk ve hevesle iki gün iki gece seve seve yanların- da bulundurdukları ve var kuvvetleriyle ve gayet mutantan ve emsâli gayr-i mesbûk bir sûrette i’zâz ve ikrâmları hususunda müsabaka ve tehâlük gösterdikleri muazzez misafirlerini daha günlerce nezdlerinde alıkoymak istediklerine rağmen tayyare- cilerimiz son derece hiss-i memnûniyetle mütehassis oldukları halde vakitlerinin adem-i müsâadesini bil-beyân i’tizâr ederek Kudüs’den mufârakatle bir buçuk saat zarfında hatt-ı Mısrıyye- ye vâsıl olmuşlar ve payitaht ahalisinin selâm-ı uhuvvetkârâne- sini o hatt-ı İslamiyenin en evvel vâsıl oldukları (el-Ariş) kasa- bası ahali-i muhteremesine tebliğ etmişlerdir. [...] Kudüs semalarında pek mâhirâne gezinti “Kudüs’den Tayerân” Kudüs 21 Nisan (Sabah Saat 7) – Tayyareci Salim ve Kemal Beylerin el-Ariş’e müteveccihen tayerânları dün mukarrer iken ahalinin daha birkaç gün kalmaları hakkında pek musırrâne ve nevâzşikârâne bir sûrette vâki’ olan recâları üzerine bugüne kaldılar. Bugün de aynı sûretle vâki’ olan ısrarlara karşı kemâl-i nezaketle vakitlerinin adem-i müsaadesini beyan ile sabahleyin tayerân ettiler. Vakit pek erken olduğu halde ihtifalât-ı lâyıka ile teşyî’ olundular. Pek mahirâne bir cevelân yaparak selâmetle el-Ariş’e müteveccihen havalandılar.” “El-Ariş’e Muvâsalat” Ceridetü İkdam – Der’aliyye el-Ariş 4 Mayıs Efrenci, Saat 8 Dakika 25 – [Tercümesi: Tayyare bugün selâmetle vâsıl olmuş ve ahali ve me’mûrîn tarafından ihtifâlât-ı azîme ile istikbal olunmuştur. Buradan yarın tayerân edecektir. Türk kardeşlerimizi tehnie (tebrik) ederiz. Ariş Telgraf Müdürü] İkdam, 5 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz (el-Ariş)de” Aynı başlıklı haber şöyleydi: “Tayyareci Salim ve Ke- mal Beyler (el-Ariş)den sonra ma’lûm olduğu üzere (150) kilometre mesafede ve Kahire’den de (180) kilometre mesa- fede buluna (İskenderiye) ye azîmet edeceklerdir, şu halde tayyarecilerimizin önünde daha (500) kilometre kadar bir hatt-ı tayerân vardır.[...]” Tasfir-i Efkâr, 6 Mayıs 1914 “kudüslülerin şimdi ne çıldırasıya sevindiklerini söylemeğe bittabi’ lüzum yoktur” İkdam / 5 Mayıs 1914 Fotoğraf altı: “[Üstte] Tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler (el-Ariş) âfâkında tayerân eder- ken… / Bu resmi, tayyarecilerimiz, Mısır toprağında ilk merhale olan (el-Ariş)e muvâsalatlarını tes’îden (kutlayarak) (el-Ariş’i) gösterir bir kart postalı esas ittihaz ederek musavvirimiz sûret-i mahsûsada tertip ve tersim eylemiştir” Fotoğraf altı: “Tayyarecilerimizir Mısır’daki hatt-ı tayerânı.” 206 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyarecilerimiz Port Said’de gördükleri güzel karşılama sebebiyle hemen Kahire’ye hareket etmeyerek orada bir gün kalacaklar” Sabah’ın “Osmanlı Tayyareleri” başlıklı ve “Mısır Seyahati, Avru- pa Tetkikâtı (İncelemeleri)” spotlu haberi şöyleydi: “Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin şehâdetine sebep olmuş olan Dersaadet-Kahire Seyahat-i Havâiyesine Beyrut’dan devam eden Salim ve Kemal Beylerin Port Said’de vâsıl oldukları, ahali tarafından fevkalâde bir sûrette istikbal ve i’zâz edildikleri (kar- şılanıp ağırlandıkları) dünkü gazetelerde kemâl-i fahr ve sürûr (tam bir övünç ve sevinç) ile okunmuştur. Muazzez ve cesur tayyarecilerimiz, Port Said’de gördükleri hüsn-ı kabul ve sami- miyet üzerine oradan hemen Kahire’ye hareket etmeyerek bir gün kalacakları, Cuma sabahı, yani bu sabah, Kahire’ye muvâ- salat edecekleri de telgraf haberleri üzerine yazılıyordu. Osmanlı tayyarecilerinin bu muvaffakıyeti, tabîî, hiçbir zaman Fethi ve Sadık Beylerin ve Nuri Bey’in şehâdet-i fecîasından mütevellid elem ve kederi unutturmamakla beraber, memleke- timizin her tarafında, meserretle, iftiharlarla görülecektir. [...]” Sabah, 8 Mayıs 1914 Port Said’deki gösteri uçuşunu en az 15 bin kişi izledi Sabah / 8 Mayıs 1914 “el-Ariş’ten hareket eden tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler saat yedide Port Said’e vâsıl olmuştur” Mısır seyahati başta olmak üzere o dönemde yaşanan yeni gelişmeleri “Tayyarecilik” başlığı altında veren Tanin’in spotları ise şöyleydi: “İstanbul-Kahire yolunda: Tayyarecilerimizin Port Said’e muvâsalatları / Avrupa’ya giden heyet-i mahsûsanın tetkikâtı.” “Port Said’e muvâsalat” “Dün Kahire muhâbir-i mahsûsamızdan âtideki telgrafı aldık: Kahire, 23 Nisan – Bu sabah erkenden saat altıda (el-Ariş)ten hareket eden tayyarecile- rimiz Salim ve Kemal Beyler saat yedide Port Said’e vâsıl olmuştur. Ahalinin göstermiş olduğu istikbâlin ne derecelerde parlak olduğunu tarif kâbil olmadığı gibi resm-i istik- bâle heyet-i resmiye de kemâl-i hâhiş (tam bir arzu) ve memnûniyetle iştirâk eylemiştir. Konsoloslar, erkân-ı hükûmet resm-i istikbâlde hazır bulunuyorlardı. Tayyarecilerimiz hâr alkışlar, samîmiyâne ve muzafferâne nidalar arasında yere nâzil olduktan sonra eş- râfdan Ahmet Bey Sinari tarafından verilen öğle yemeğinde hazır bulunmuşlardır. Öğle yemeğinden sonra tayyarecilerimiz şehirde bir gezinti yapmışlar ve müessesât-ı meşhû- riyeyi (meşhur kurumları) temaşa eylemişlerdir. Şimdi telefonla aldığım ma’lûmâta göre tayyarecilerimiz yine Port Said eşrâfından Muhammed Bey Kesîb tarafından verilen çay ziyafete gitmek üzere bulunuyorlar. Akşam üzeride yine eşrâfdan Muhammed Ali Bey Sudanî tarafından verilmesi mukarrer olan ziyafet-i mutantanaya gideceklerdir. Gece şehir adeta bir donanma halinde donatılacak ve elâb-ı nâriye [ışık oyunları] ile i’lân-ı şâdumâni edilecektir. Port Said’de bulunan ecânib Osmanlı tayyarecilerinin muvaffakiyetlerine karşı lakayd kalmak istemediklerinden bu ziyafetten sonra bir balo tertip etmişler ve tayyarecilerimizi davet eylemişlerdir. .” Tanin, 7 Mayıs 1914 Port Said’deki gösteri uçuşunu en az 15 bin kişi izledi Tanin’in “Son havâdis” bölümündeki haberin başlığı ise “Tayyaremiz” idi: “Kahire muhâbir-i mahsûsamızdan dün gece nısf-ı leylden bir saat sonra vârid olmuştur: Kahire, 24 Nisan [Saat 7] – Salim ve Kemal Beyler sabah yemeğini Muhafız tarafından verilen bir ziyafette yemişler ve saat beşden altıya kadar da gösterilen arzu ve temenni üzerine bir cevelân yapmışlardır. Mahall-i tayerânda lâekal onbeş bin kişi bulunmuş, Edremid tayya- resiyle yükselen Osmanlı sancağı hiç ardı arası kesilmeyen alkışlarla ta’zîz etmişlerdir. Muvaffakıyetle neticelenen bu cevelândan sonra heyet-i mahsusa tarafından verilen ziyafete gidilmiştir. Bu telgrafı çektiğim zaman gelen haber, birçok ecânibin de hazır bulunduğunu bu ziyafetin ân-ı i’tâsına müsadif bulunuyor. Tayyareciler, yarın Kahire’ye geleceklerdir.” Tanin, 8 Mayıs 1914 Mısır’dan Salim ve Kemal Beylerin imzasıyla gelen fotoğraflar Birinci sayfada yayın- lanan Mısır fotoğraf- larının başlığı “Mısır’a giden şanlı tayyareci- lerimizin Tasfir-i Ef- kâr’a bir yadigârları” diye atılmıştı: Fotoğraf altı: “Bugün Mısır semâlarında âl sancağımızı şân ve şerefle dolaştırmakta olan sevgili tayyare- cilerimizin Beyrut’da aldıkları ve Tasfir-i Efkâr’a yadigâr olarak gönderdikleri en yeni resimleri / Resmin zîrindeki (altındaki) iki imza, Mehmed Salim Bey ile Kemal Bey’in gönderdikle- ri fotoğrafın üzerine hatt-ı destleriyle alt- tıkları imzalarıdır.” Tasfir-i Efkâr, 8 Mayıs 1914 208 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Şiddetli rüzgar tayyaremizi Tel El-Kebir’e indirdi “İstanbul-Kahire Yolunda” üst başlıklı haberin manşeti “Tayyare: Tel El-Kebir’de” diye atıl- mıştı: “Mısır muhâbir-i mahsûsamızdan telgraf Kahire, 25 Nisan [12,45 s] – Salim ve Kemal Beyler bu sabah erken, saat beş buçukta Port Said’den, vaktin erken olunmasına rağmen samîmî bir ihtifâl içinde Kahire’ye mütevec- cihen ayrılmışlardı. Fakat istikbâl için mahall-i mahsûsa toplanan halk tayyarenin, bilhassa yolculuğunun ilk nısfını (yarısını) geçirdikten sonra şiddetli bir rüzgârın mukâvemetine muarız kalarak “Tel El-Kebir” civarına indiği haberini almış ve tayyarenin te’hîrinden müteessir olmuştur. Tayyarenin bu sukut ve teehhürü bir tedbir ihtiyatı olup Elhamdülillah bir günâ kazâ yoktur. Salim ve Kemal Beyler yarın Kahire’ye vâsıl olacaklardır; istihzârât fevkalâdedir.” Tanin, 9 Mayıs 1914 “Port Said’den Hareket” “Port Said 25 Nisan (Saat 8) – Tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler binlerce aha- linin tas’îdatı, alkışları ve duâları arasında bu sabah Kahire’ye müteveccihen hareket eylemişlerdir. İhsan Kahire’de İstikbâl İhtifâlâtı (Karşılama Törenleri) Kahire 25 Nisan (Saat 1) – Bu sabah Port Said’den hareket eden cesur Osmanlı tay- yarecileri Salim ve Kemal Beylerin muvâsalatlarına intizâr olunmaktadır. Merâ- sim-i istikbâliyeye ricâl-i hükûmet (devlet adamları), yüz binlere ahali, konsoloslar, ecânip iştirâk etmişlerdir. Halkta azîm bir şevk ve galeyan meşhâd oluyor (görülü- yor). İstikbal ihtifâlât-ı fevkalâde denecek derecede mükemmel ve muhteşemdir. Muhterem tayyarecilerin muvâsalatlarını müteâkip şüphesiz telgrafla ma’lûmât vereceğim. Rıza” “Tayyarecilerimiz muhalefet-i havadan dolayı (Tel el-Kebir)e nâzil oldular (indiler), bu sabah Kahire’ye gidiyorlar” “Muktedir tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beylerin Port Said’den Kahire’ye müte- veccihen tayerân ettiklerini ve Kahire’de tertip olunan istikbâl ihtifâlatını (karşıla- ma törenlerini) müş’ir olarak (haber veren) Port Said ve Kahire muhâbirlerimizden aldığımız telgrafları kısm-ı mahsûsumuzda derç etmiş ve Kahire’ye muvâsalatları- na dair alacağımız telgrafları da son saat kısmımızda kârîlerimizin enzâr-ı ibtiha- cına vaz’ edeceğimizi va’d eylemişti. Gece geç vakit Kahire muhâbir-i mahsûsa- mızdan aldığımız bir telgrafta tayyarecilerimizin muhalefet-i havadan naşi Port Said ile Kahire arasında (Zekazek) şehri civarında (Tel el-Kebir) civarına nüzûle mecbûr oldukları bildirilmektedir. Haritada görüldüğü üzere tayyarecilerimizin indikleri mahal, Port Said ile Kahire arasındaki mesafenin tam nısfında (yarısın- da) bulunduğundan -telgrafta bildirildiği veçhile- bu sabah tayerân edecek olan tayyarecilerimizin bir iki saat zarfında (Kahire)ye muvâsalatıyla makam-ı Hilâfet ve Saltanatın selamını Mısırlı kardeşlerimize iblâğ eyleyecekleri (ulaştıracakları) şüphesizdir. [...]” Tasfir-i Efkâr, 9 Mayıs 1914 “Port Saidliler, tayyarecilerimizi ağırlamalarıyla Osmanlılığa olan bağlılık ve muhabbetlerini ispatladılar” “Evvelki akşam Kahire muhâbir-i mahsûsamızdan alınıp dün- kü nüshamızda derç edilen telgrafnâmeye göre tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler bugün Kahire’ye müteveccihen Port Sa- id’den hareket edeceklerdir. Kahire’de doğruca Mısrü’l-Cedîde denilen (Heliopolis) mevki’inde sûret-i mahsûsda hazırlanmış olan meydâna nâzil olacaklardır. Tayyarecilerimizin ahâlî-i muhteremenin son derece ısrâr ve ibrâmları üzere iki gün iki gece tevakkuf ettikleri Port Said şeh- ri, alınan telgrafnâmelere göre bir ‘îd-i millî geçirdi. Port Sa- idliler, epey vakitten beri sabırsızlıkla vürûdlarına (gelişlerini) intizâr ettikleri (bekledikleri) muhterem misafirlerini i’zâz ve ikrâm ve bu sûretle Osmanlılığa olan merbûtiyet ve muhab- betlerinin ne kadar ciddî ve samîmi olduğunu bütün kâinâta isbât için ellerinden geleni yapmakta kusur etmediler. Mih- man-nevâzlığın en âlî ve en yüksek derecesini bütün âsâr-ı fi’li- yesiyle izhâr eylediler. Ziyafetler, konserler, nutuklar, mûsîkalar, şenlikler kısa bir müddet zarfında yekdiğerini velî etmiş ve bu şenliklere iştirâk için her taraftan fevç fevç gelen halkın teşkîl ettikleri kalabalığı Port Sait şimdiye kadar hiç görmemişti. Hele Kahire’den sûret-i mahsûsadan gelen heyetlerin cidden sezâ- vâr-ı tizkâr bir sûrette izhâr eyledikleri âsâr-ı himmet ve gayret elhak son derece şâyân-ı memûniyet ve şükran bir derecededir. Port Sait’te yapılan bu şenliklerin tayyarecilerimizin bugün bi-tevfîkihî teâlâ muvâsalat edecekleri Kahire’de daha mükem- mel bir sûrette icrâ olunacağı o husustaki tertibât-ı hârik’ül-â- diye(olağanüstü hazırlıklara) dâir olan neşriyât ve ihbârât gös- termektedir. Kahire’de Hidiv Hazretleri tarafından isdâr olunan (yayınlanan) emre binâen Prens Aziz Hasan Paşa’nın riyâseti altında tayyare- cilerin istikbâl ve i’zâzı tertîbâtı ile iştigâl etmek üzere Mısır’ın hemen hemen bütün vücûh (öndegelenleri) ve ekâbirinden teşekkül etmiş olan hey’et-i mahsûsa “Edremid” tayyaresinin (El-Arîş)’e muvâsalat ettiği dakikadan itibaren birkaç şubeye ayrılarak ez ser-i nev (yeni baştan) faâliyet-i kâmile ibrâzına başlamıştır. Bu hey’etin kazâ-yı müessiften evvel yaptığı hazırlıklardan daha vâsi’ mikyasta tertîbât ile iştigâl etmekte olduğu te’mîn olunu- yor. Muhterem ve fedakâr Mısır’lı kardâşlarımız şimdiye kadar hakkımızda ilave ediyorlar. Var olsun Mısırlılar, Pâyidâr olsun uhuvvet-i İslâmiye…” İkdam, 8 Mayıs 1914 “tayyarecilerimiz HAVA MUHALEFETİ SEBEBİYLE (Tel el-Kebir) civarına inişe mecbûr oldular” İkdam / 8 Mayıs 1914 210 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare Kahire’de” Tanin’in müjdeli haberi: “Muhâbir-i mahsûsamızın telgrafı: Kahire, 28 Nisan [Saat 9] — Salim ve Kemal Beyler bu sabah saat beş buçukta buraya vâsıl ve sâlimen nâzil olmuşlardır. Tay- yarenin böyle ale’s-sabah vürûdu istikbâl hazırlıklarına mâni’ olmuşsa da ansızın vusûlü (ulaşma) haberi şehir içinde emsal- siz bir heyecan-ı meserret uyandırmıştır. Kahraman tayyarecilerimiz sabah yemeğini meduvven (davetli olarak) Prens Aziz Paşa’da yemişlerdir. Bugün Kanatir-i Hayriye de şereflerine bir de çay ziyafeti veriliyor.” “Kahire’de Muhâbir-i mahsûsamızın son telgrafı: Kahire, 9 Mayıs [Saat 6] – Salim ve Kemal Beyler şerefine Ka- natir-i Hayriyede verilen çay ziyafeti pek mutantan olmuştur. Tayyarecilerimiz Reis-i nüzzâr (Başbakan) ile Lord Kiçner’i zi- yaret eylemişler ve bir müddet kendileriyle mülaki olmuşlardır. Gerek reis-i nüzzâr gerek Lord Kiçner, tayyarecileri muvaffaki- yetlerinden dolayı tebrik etmişlerdir. Tayyareciler yollarda pek hararetli sûrette alkışlanmış, tayyare- nin beşâret-i vürûdu umûm Mısır’da bir hal-i fevkalâde husûle getirmiştir. Bu akşam komite tarafından kulüpte bir ziyafet-i mükellefe tertip olunmuştur. Tafsilâtını ba’dehu yazarım.” *** Edremid Belediye Reisi Yazıcızade Hakkı: “Edremid Mısır’a ulaşan tayyare için milli bayram yapıyor ve her sene yapacaktır” “Edremid’de Şenlik Edremid, 26 Nisan – Edremid tayyaresinin sâlimen Mısır’a muvâsalatı tebşîrâtına mazhar olduk. Edremid yaşadığı bu tarihî günün hatırâtını tebcilen îd-i millî (milli bayram) yapı- yor ve her sene yapacaktır. Memleketin her tarafı sancaklarla donatıldı. Tarifi gayr-i kâbil bir sürûr-ı umûmî içindeyiz. Bu gece halk pek parlak bir sûrette icrâ edilecek şenlik tedârikiy- le meşguldür. Telefonla haberdar edilen bütün köylüler şehre geliyorlar. Edremid İslamları vazife-i vataniyelerinin ma’nevî mükâfatını görmekle Cenab-ı Hakk’a şükür ediyorlar. İhda (he- diye) ettiğimiz Kur’an-ı Kerim’in himayesiyle tayyarecilerimi- zin İnşallahu Teâlâ sâlimen Edremid’e gelmelerini ve ba’dema memleket ve millete büyük hizmetler îfâ etmelerini Cenab-ı Hakk’dan temenni ediyoruz. Memleketin bu iki kahraman ev- lâdlarına millet ne yapsa ve ne türlü tezahürât ve ihtirâmâtda bulunsa haklarını ödeyemez. Bu fedakâr kardeşlerimiz hakla- rında hükûmetizin layık olduğu derecede takdirâtda bulunaca- ğını ümîd ederiz. Edremid Belediye Reisi Yazıcızade Hakkı” Tanin, 10 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz Cumartesi günü Kahire’ye ulaşarak seyahati ikmali başardılar” “Son Haberler” bölümünde “Kahire’ye Muvâsalat” üst başlığının manşeti, “Tayyarecileri- miz Menzil-i Maksûda Vâsıl Oldular” müjdesini veriyordu: “Kahire 9 Mayıs – Tel el-Kebir mevki’inde yere inmeğe mecbur olan Osmanlı tayyare- cileri Salim ve Kemal Beyler pek cüz’i bir zamanda Edremid nâmındaki tayyaredeki ufak tefek hasarâtı ta’mire muvaffak olarak tekrar tayerân etmişler ve bugün kemâl-i muvaffakıyetle şehrimize muvâsalat eylemişlerdir. Ahali kendilerini pek parlak bir sû- rette istikbâl etmişlerdir. Her tarafta meserret hükümfermadır.” Sabah, 10 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz Mısır Başbakanı ve Lord Kiçner’i ziyareT etmişlerdir” Tanin / 10 Mayıs 1914 “Tayyaremiz Kahire’de” İstisnasız tüm Osmanlı gazeteleri bu gurur manşetini anmışlardı. Haberin detayı ise şöyleydi: “İşte tayyaremiz tevfikât-ı Rabbâniye ile Kahire’ye vâsıl oldu. […] Der’aliyye – İkdam Yurdu Kahire Ziraat Sahası 9 Mayıs [Saat 3 Dakika 58 Akşam] – Tayyare- ciler bugün sabah saat altıda buraya vâsıl oldular. İstikbal Heyeti ile me’mûrîn-i mahalliye, Milli Tayyare Cemiyeti ve yüz binlerce ahali tarafından gayet mutantan ve müdebdeb bir sûrette istikbal edildiler ve Prens Aziz Hasan Paşa’nın konağına misafir oldular. Salim ve Kemal Beyler burada beş gün kaldıktan sonra İskende- riye’ye gidecekler. Mumâileyhümânın şerefine bu akşamdan iti- baren icrâ edilecek şenlikler, evvelki günden beri yapılagelmekte olan hazırlıklara ve bu hususta neşrolunan programlara nazaran her türlü tarif ve tavsifin fevkinde olacaktır. […]” İkdam, 10 Mayıs 1914 212 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Gaye-i Zafere Nihayet Vâsıl Oldular” Aynı başlıklı haberin başlığı ise “Fedakâr tayyarecilerimizin (Ka- hire)ye muvâsalatları” idi: Fotoğraf altı: “[Üstte] Darü’l-Hilafe-i İslamiyeye, ikinci mer- kez-i İslamiyan itlakına şâyân olan Mısru’l-Kahireye nihayet tarîk-i havâiye ile rabt eden şanlı iki zabitimiz ile Zât-ı Akdes-i Hazret-i Hilâfetpenahi ve Mısır Hidivi” “Nihayet dün de kısmen yazmış olduğumuz veçhile Osmanlı azim ve metaneti, Osmanlı hamaset ve fedakârlığı sûret-i kat’i- yede ihrâz-ı galibiyet etti. […] Salim ve Kemal Beyler, bu iki genç ve kahraman zabit bugün Mısır’ın misafiri ve Mısır’da Os- manlılığın şanlı ve şerefli mümessilleridir. Aylardan beri azim bir intizâr içinde fuuklardan Osmanlı tayyarecilerinin zemze- me-i vürûdunu duymak iskteyen fakat buna mukâbil fecî’ ve elîm şehâdet haberleriyle sukut-ı hayale uğrayan Arap kardeş- lerimizin nihayet her türlü mevâni’ ve havâili çiğneyerek kendi kucaklarına atılan bu iki kahraman Osmanlı zabitine karşı gös- termekte oldukları âsâr-ı ihtirâm ve meveddet en riyasız bir uhuvvet ve muhabbetin tecelliyât-ı bârizesinden değil midir? […] Havanın adem-i müsaadesinden (elverişsizliğinden) nâşi (dolayı) Zekazek civarında kâin (bulunan) Tel el-Kebir’e inmiş olduklarını yazdığımız Kemâl ve Salim Beyler dün bulundukları mevki’den tayerân ile saat yediyi kırkbeş gece sâlimen Kahire’ye vâsıl olmuşlardır. Tayyarecilerimizin Kahire’de buldukları hüsn-ı kabûl fevkalâde parlak ve samimidir. Dün sabah tayyarecilerimi- zin hareket ve muvâsalatlarına dair aldığımız iki muhtasar telg- rafı berveçh-i âtî aynen derç ediyoruz; merâsim-i ihtilfaliye hak- kında vârid olacak ma’lûmât ise son saat kısmımızda olacaktır: Hareket Kahire 26 (Nisan (saat 6,15) – Şimdi Tel el-Kebir’den alınan bir telgraf Salim ve Kemal Beylerin mahall-i mezkûrden hareket eylediklerini tebşîr etti. Me’mûrîn-i hükûmet, eşrâf, ecnebiler ve binlerce halk tayyareye intizâr eylemektedir. Halkın göster- mekte olduğu tezahürât cidden fevkalâdedir. Rıza Muvâsalat Kahire 26 Nisan (Saat 10) – Tayyarecilerimiz kemâl-i şân v eşeref- le buraya vâsıl odular. İstikbala fevkalâdedir. Tafsilen bildiririm. Rıza […]” ** “Tayyarecilerimizin tayy ettikleri merahil (geçtikleri yerler)” “Beyrut’da “Edremid” tayyaresiyle muvaffakıyetkârâne tec- rübeler icrâ eden tayyarecilerimiz, 18 Nisan sabahında şehr-i mezkûrdan hareketle Yafa üzerinden bilmürûr Kudüs-i Şerife nüzûl ve 21 Nisan’da da Kudüslülerin alkışları arasında el-Ariş’e müteveccihen pervaz etmişler ve sahil-i bahirde (deniz sahilin- de) kâin (bulunan) “Gazze” üzerinde mürûr eyledikten (geçtik- ten) sonra, Mısır toprağındaki ilk merhale olan el-Ariş’e muvâ- salat eylemişlerdi. Salim ve Kemal Beyler, 23 Nisan Çarşamba günü el-Ariş’ten uçarak aynı günde hatt-ı Mısriyedeki ikinci merhaleyi teşkil eden Port Said’e varmışlar ve evvelki gün (25 Nisan) sabahı dahi, Port Said’den tayerânla muhalefet-i hava- dan dolayı (Tel el-Kebir)e inmişler ve dün mahall-i mezkûrden tayerânla bir iki saat sonra hatt-ı Mısriyenin makarr-ı idaresi (yönetim merkezi) olan Kahire’ye nâzil olmuşlardır (inmişler- dir). Şu hesaba göre muktedir tayyarecilerimiz, şimdiye kadar takriben: Beyrut – Kudüs-i Şerif: 300 kilometre Kudüs – el-Ariş: 150 “ El-Ariş – Port Said: 150 “ Port said – Kahire 175 “ Ki, cem’an (toplam) 725 kilometrelik bir mesafe kat’ etmiş olu- yorlar. Son merhale olan Kahire – İskenderiye mesafe-i havâi- yesi dahi, 180 kilometreden ibaret bulunmaktadır.” Tasfir-i Efkâr, 10 Mayıs 1914 “KemAl ve Salim Beyler dün saat yediyi kırkbeş gece sâlimen Kahire’ye vâsıl olmuşlardır” Tasfir-i Efkâr / 10 Mayıs 1914 Fotoğraf altı: “Kahire şehrinin manzara-i umûmiyesi ile, tayyarecilerimizin dünkü muvaffakıyeti üzerine minarelerinden “Allah yensuru Sultanena” mü- nacâtı semâlara yükseldiiğne şüphe olmayan Mehmed Ali Paşa Cami-i Şerifi.” Spotlar: “Tel el-Kebir’den hareket – Kahire’ye muvâsalat – Hararetli ve fev- kalâde bir istikbâl – Edremid’de şenlikler” 214 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Salim ve Kemal Beyler Mısır semâlarında al bayrağımızı, Edremidliler iştirâ ettikleri tayyare ile temevvüç ettirmeğe muvaffak olmuşlardır” Edremid Belediye Başkanı Hakkı Bey’in fotoğrafının yer aldığı haberin başlığı “Tayyarecilerimizin Kahire’ye Muvâsalatı ve Edremidliler” idi: “Tayyarecilerimizin nihayet Kahire’ye, birçok mevâni’ ve müşkilâtı iktiham ile (yenerek) muvâsa- latlı umûm Osmanlılar ve belki bütün Müslümanları pek ziyade hisseyâb-ı şeref ve meserret ettiği gibi, bu muvaffakıyet bilhassa Edremidli dindaşlarımız için ayrıca bir vesile-i iftihar ve saadet ol- muştur, çünkü Salim ve Kemal Beyler Mısır semâlarında al bayrağımızı, Edremidliler iştirâ ettikleri tayyare ile temevvüç ettirmeğe muvaffak olmuşlardır. Bu münasebetle Edremidlilerin mümessili olan ve bu tayyarenin iştirâsında pek büyük himmâtı sebk eden Yazıcızade Hakkı Bey’in resmini vaz’ enzâr-ı kâriîn ediyoruz. Hakkı Bey, hissiyât-ı İslamiyesi, memleketine fevkalâde muhabbeti, usanmak bilmez mesâisi, faaliyet-i münevveresi ile Edremid’de İslam necatını adeta ihya etmiş, Müslümanların hayat-ı iktisadiyesine pek mühim bir küşayiş vererek ticaretin büyük bir kısmının sahip ve müstehakk-ı aslîleri olan Müslümanların eline geçmesine azîm hizmetleri îfâ eylemiş […] pek gayyûr (gayretli) ve hamiyyetkâr (şerefli) bir gençtir. […]” Fotoğraf altı: “İştira ettikleri (satın aldıkları) tayyare, Salim ve Kemal Beyleri, Kahire’ye kemâl-i şân ve şeref ile îsâl eden Edremidli vatandaşlarımızın mümessili ve Edremid Belediye Reisi Yazıcızade Hakkı Bey.” Tasfir-i Efkâr, 11 Mayıs 1914 “Bilcümle Kahire ahalisi yollara dökülerek tayyarecilerimizi her fırsatta mükerreren alkışladılar” “Tayyarecilerimiz Kahire’de” başlıklı haber, Kahire’den ayrıntıları aktarıyor: “Livâ-yı Osmanîyi Mısır âfâkında temevvüç ettirerek i’lâ-yı şân-ı vatan etmiş (vatanın şanını yüceltmiş) olan muhterem tayyarecilerimizin Kahire’de imrâr edecekleri (geçirecekleri) birkaç günün Mısırlı kardeşlerimizle aramızda mevcûd muhâ- denet (dostluk) ve samimiyetin izhâr ve i’lâsına pek müstesnâ bir vesile teşkil edeceği tabîî idi. Filhakîka dün akşam alınan telgraf haberlerine nazaran Kahi- re civarında Ayne’ş-Şems (Helyopolis) denilmekle ma’rûf olan belde-i cedîde tayyarelerimizin mahall-i mezkûra muvâsalatla- rından beri pek parlak şenliklere ve bu sûretle pek ulvî ve şanlı tecelliyâta mazhar olmuştur. Bilcümle Kahire ahalisi yollara dö- külerek tayyarecilerimizi her fırsatta mükerreren alkışladıkları, izhar-ı sürûr ve şâdümâni eyledikleri gibi, evvelki akşama da Salim ve Kemal Beylerin şerefine Prens Aziz Paşa tarafından (Mehmed Ali) Kulübünde pek mükellef bir ziyafet keşide olun- muştur. Bu ziyafette pek çok ricâl-i âliye, mu’teberân ve eşrâf hazır bulunarak Osmanlı tayyarecileri hakkında pek samîmî hissiyat izhar olunmuştur. [...]” Sabah, 11 Mayıs 1914 “Salim ve Kemal Beyler Mısır semâlarında al bayrağımızı, Edremidlilerin SATIN ALDIKLARI tayyare ile DALGALANDIRMAYI BAŞARMIŞLARDIR” Sabah / 11 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz on binlerce halkın sürekli alkış ve duaları arasında Helipolis üzerinde uçup ehramlara kadar gittiler” “Tayyarecilerimiz” başlıklı haber şöyleydi: “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Kahire 26 Nisan – Dün cesur ve kahraman tayyarecilerimiz Suriye Komitesi tarafından ehramlar civarına kadar tertip edilen bir tenezzühe iştirâk eyledikten sonra akşam üstü komiserhanede şe- reflerine keşîde olunan bir ziyafette hazır bulunmuşlardır. Tayyarecilerimiz aynı günde on binlerce halkın mütemâdî ve mütezâyid alkışları ve duâları arasında Helipolis üzerinde tayyare ile bir cevelân yaparak ehramlar akdar uçmuşlar ve orada yere indikten sonra tekrar avdet eylemişlerdir. Hakın gös- termekte olduğu tezahürat-ı uhuvvetkârâne cidden her türlü ümidin fevkindedir. Rıza” Tasfir-i Efkâr, 12 Mayıs 1914 Tiyatro geliriyle Mısır adına tayyare iştira edilecek “Tayyaremiz Kahire’de” başlıklı haber: “Muhabir-i mahsûsamızdan: Kahire, 12 Mayıs – Dün akşam operada Osmanlı tayyarecileri şerefine Heyet-i İstikbâliye’den bazılarının taht-ı nezâretinde olmak üzere Yerli Tiyatro Kumpan- yası tarafından vaz’-ı sahne edilen (sahneye koyulan) oyunlar gayet mükemmel idi. Mısır vücûh ve ekâbirden birçok zevât ve ecnebi mu’teberânı ve madameleri dahî tiyatroda hâzır bulunmuş idi. Tiyatronun hasılât-ı sâfiyesi Mısır nâmına iştirâ edilecek tayyareye tahsîs edilecektir. Salim ve Kemal Beyler bugün şâyân-ı temâşâ yerleri gezerek fevka’l-â’de mazhar-ı ihtirâm oldular. Osmanlı tayyarecilerinin İskenderiye’ye Perşembe veya Cuma günü gitmeleri me’mûldür. İskenderiye’de haklarında merâsim-i ihtirâmiye îfâsı için Kahire İstikbal Hey’eti nâmına oraya bir hey’et-i mahsûsa azîmet edecektir.” İkdam, 13 Mayıs 1914 216 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyericilerimiz sâlimen İskenderiye’ye ulaşmışlardır” Tanin’in “Son Havâdis”teki “İs- kenderiye’de” başlıklı haberi: “Muhâbir-i mahsûsamızdan telgraf İskenderiye, 1 Mayıs (Saat 10,20) — Fedakâr tayyareci- miz Salim ve refîki Kemal Bey- ler saat yedide sâlimen İsken- deriye’ye muvâsalat etmişler ve elli binden ziyade halk tarafın- dan müheyyiç ve hararetli bir sûrette istikbâl olunmuşlardır. Halk Makam-ı Hilâfette olan lâyetezelzel (sarsılmaz) mer- bûtiyetlerini (bağlılıklarını) bu istikbâl-i mübeccelde gözyaş- larıyla izhâr ediyorlardı. İskenderiyelilerin sürûru nâ- kâbil-i tasviftir (tarif edilemez- dir).” Tanin, 16 Mayıs 1914 “Ân-ı gururda halkın nihayetsiz alkışları ve duaları arasında tayyare özel mahalline indi” “Kahraman Tayyarecilerimiz Tanta’da” “Son Haberler” üst başlığında yer alan haberde “Kahire’den Hare- ket – Tanta’ya muvâsalat” aktarılıyordu: “Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a Kahire 2 Mayıs – Cesur tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Bey- lerin râkip oldukları (bindikleri) (Edremid) tayyaresi bugün, geldikleri zamanda olduğu gibi yine eşrâf, ekâbir-i me’mûrîn-i mahalliye, ecânib ve on binlerce ahaliden mürekkep bir cemm-i gafîrin (büyük kalabalığın) alkış ve duâları arasında kemâl-i muvaffakıyetle yükselmiş va Tanta’ya doğru uçmuştur. Rıza Tanta 2 Mayıs – Buradan sûret-i mahsûsada gönderilmiş bir heyetin davetine icabet etmek nezaketini gösteren tayyarecile- rimiz Salim ve Kemal Beyler şimdi sâlimen ve âminen (sağlık ve güven içinde) buraya vâsıl olmuşlar ve cidden tahmin ve ta- savvurun fevkinde tezahürât-ı samîmâne ve muhabbetkârâne ile karşılanmışlardır. Bütün Tanta bayram içindedir. Tayyareci- lerimizin şerefine mükellef bir ziyafet verilecektir. Tayyarecile- rimiz ya bu akşam veya yarın sabah İskenderiyeye mütevecci- hen tayerân edeceklerdir. Bu hususta ma’lûmât veririm. İskenderiye’ye Muvâsalat Tanta muhâbir-i mahsûsamızdan aldığımız yukarıdaki telgrafta tayyarecilerimizin Tanta’dan İskenderiye’ye akşam üzeri tayerân etmeleri muhtemel bulunduğu bildiriliyordu. Gazetemizin ma- kineye verileceği sırada, pek geç vakit hem Tanta hem İskende- riye muhâbirlerimizden birbirini müteâkip aldığımız iki telg- rafnâme tayyarecilerimizin Tanta’dan hareket ve İskenderiye’ye muvâsalat ettiklerini bildirmektedir ki bu sûretle İstanbul-Mı- sır Seyahati ikmâl ve itmâm olunmuş (bitirilip tamamlanmış) ve Türk ve Müslüman azim ve cesareti bütün âlem-i medeniyet nazarından isbât edilmiş oluyor. [...] İskenderiye’ye Muvâsalat İskenderiye 2 Mayıs – (Saat Gece 8) Salim ve Kemal Beylerin Tanta’dan tayerân ettikleri telgrafla bildirilmiş ve bu haber, esasen sabırsızlıkla Osmanlı tayyarecilerinin vürûduna intizâr eden ahali arasında bir sürat-ı berkıye ile (yıldırım hızıyla) in- tişâr ederek (yayılarak) tayyarenin nüzûlüne (inişine) tahsis edilen mahalle halk akın akın şitâp eylemiştir. Bilumûm erkân-ı me’mûrîn, ecânip, mekâtip talebisi ve on bin- lerce halk cesur tayyarecilerin vürûduna intizâr ediyordu. Saat alafranga yediye gelmişti ki ufukta hareket eden bir siyah nok- ta görüldü ve yavaş yavaş büyüyerek tayyare şekli aldı. Semâya mun’atıf olan onbinlerce nazar, tayyarenin nüzûlünü sabırsız- lıkla intizâr ediyordu (bekliyordu). Ân-ı gurâbda (gün batımı anında), saat yediye on dakika geçe halkın bî-nihaye alkışla- rı, duâları arasında tayyare mahall-i mahsûsuna nâzil oldu ve muhterem hava misafirleri son derece hâr ve samîmî tezahü- ratla istikbâl olundular. Vakit geç olduğundan bugünlük muh- terem tayyareciler hakkındaki tezahürâtdan bu kadarcık bahis edebildim, diğer telgraflarda tafsilât-ı lâzıme veririm. Şakir” Tasfir-i Efkâr, 16 Mayıs 1914 “tayyarecilerimiz İskenderiye’ye ulaştılar, İstanbul-Mısır Seyahati tamamlanmış oldu” Tasfir-i Efkâr / 16 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz bugün de şehir üzerinde birkaç uçuş tecrübeleri icrâ etmiştir” “Tayyarecilerimiz Kahire’de” başlıklı haber: “Kahire 12 Mayıs – Osmanlı tayyarecileri dün yerli ve ecnebi bir- çok zevât ile birlikte Mehmed Ali Kulübü’nde taam eylemiş, Mısır askerî zabitânı tarafından Abbasiye’de verilen çay ziyafetinde hazır bulunmuşlardır. Akşam Kontinental Oteli’nde şereflerine pek mü- kellef bir ziyafet verilmiştir. Bu ziyafete umûmî bir şekil vermek için davetiye gönderilmemiş, 20 kuruş veren herkes taaama kabul olunmuştu. Bu sebeple salonda pek ziyade kalabalık bulunuyordu. Tayyarecilerimiz bugün de şehir üzerinde birkaç su’ûd (uçuş) tec- rübeleri icrâ etmiş ve Başvekil tarafından Şeperd Otelinde verilen ziyafette hazır bulunmuşlardır. Bu akşam operada Arapça bir oyun verilecek, hasılat bir tayyare iştirasına sarf olunacaktır. Tayyareci- ler yarın İskenderiye’ye müteveccihen hareket eyleyeceklerdir.” Sabah, 14 Mayıs 1914 Salim ve Kemal Bey Mısır semalarında Osmanlı sancağını dalgalandırarak kalpleri İslam kardeşliği şevk ve ümidiyle doldurdular “Tayyarecilerimiz Mısır’da” başlığı altında fotoğrafların yazısı ve haberi şöyleydi: “[...] Ma’lûm olduğu üzere tayyarecilerimiz Kahire’ye muvâ- salattan sonra (Helyopolis)den uçarak ehram üzerinde tec- rübeler icrâ ettiğini ve Mısırlı kardeşlerimize Osmanlı tay- yarecilerinin, kendilerinden evvel Mısır’ı ziyaret eden Frenk tayyarelerinden hiçbir veçhile geri kalmamak için her fe- dakârlığı ihtiyar edecek şecâat ve alüvv-i fıtrat sahibi olduk- larını isbât eylediklerini muhâbirimizin telgraflarına âtifen tafsil eylemiştik. Salim ve Kemal Beyler için, arkadaşlarının kanlı izleri üzerinden uçarak nihayet Mısır semâlarında Os- manlı sancığını i’lâ eylemeleri ve bu münasebetle kalpleri nice şevk ve ümidler ile dolduran uhuvvet-i İslamiyenin bülend ve metin tezahürâtını isticlab eylemeleri o kadar büyük muvaf- fakıyettendir ki onun ehemmiyetini böyle resimlerle bir kat daha izhâr ve tespit eylemeği bir vazife add ediyoruz.” Fotoğraf altı: “Mısır’da meşhur Ebu’l-Hul ile ehram üzerinde tayerân uçarken…” Tasfir-i Efkâr, 13 Mayıs 1914 218 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Osmanlı tayyarecisi Osmanlı bayrağını dalgalandıra dalgalandıra yere yaklaştıkça Port Saidliler kalplerinin derinliklerinden kopan meserret nidalarını yükseltmişler ve muhterem misafirlerini pek şiddetli ve hararetli bir sûrette alkışlamışlardır” Tanin’in “Tayyarecilerimizin Port Said’e muvâsalatları” başlıklı haberinde Port Said’in tüm ayrıntıları aktarılıyordu: “Kahire muhâbir-i mahsûsamızdan: Çarşamba, 23 Nisan 330 [...] Tayyarenin Port Said’e muvâsalatı dünkü Salı günü mukarrer idi. Onun için, dün [17 Mayıs 1914] Port Said’den vârid olan müte- addid telgraflarda gösterildiği üzere, sabah- tan itibaren bütün Port Said halkı, yüzlerinde alâim-i sürûr ve şâdumâni (mutluluk ve se- vinç alametleri) olduğu halde fevc fevc (dal- ga dalga) etrafa dağılmaya başlamışlar ise de o aralık Ariş Muhafızlığından Port Said Muhafızlığına bir telgraf vârid olarak bunda tayyareci Salim ve Kemal Beylerin Port Sa- id’e müteveccihen tayerân etmek üzere iken Ariş vücûh ve mutebârîni (ileri gelenler) tarafından bizzat ve bilvasıta Muhafızlığa müracaat edilerek muhterem misafirlerinin bir gün daha aralarında kalmalarına delâ- let olunması (aracılık etmeleri) fevkalâde musırrane (ısrarlı) ve nevâzişkârane (gönül alıcı) bir sûrette recâ olunmuş olduğu ve bunun üzerine gerek Muhafızlık ve gerek bizzat bazı mu’teberân tarafından bu babta Salim ve Kemal Beyler nezdinde edilen ri- cayı mûmâileyhüma ehram ve is’âf sûretiyle el-Arişlilerin kulübünü tatyîb eyledikleri ve binâenaleyh muhterem Osmanlı tayyareci- lerinin Çarşamba günü (bugün) ale’s-sabah Port Said’e müteveccihen tayerân eylemek üzere Salı günü de el-Arişlilerin mazhar-ı ihtirâm ve i’zâzları olmak üzere el-Ariş’de geçirecekleri bildiriliyordu. Bunun üzerine halk ertesi güne intizâr etti. Port Said’de is- tikbâl heyet-i erkânı ile yapılacak hazırlıkla- ra nezâret etmek üzere Kahire İstikbal He- yeti nâmına sûret-i mahsûsada Port Said’e azîmet eden zevât tarafından hazırlıklara daha fazla germi verilmeye başlanmıştı. Bugün kable’z-zuhr müteaddid menâbi’den birçok zevâta ve husûsiyetle cerâid-i yev- miye (günlük gazetelerin) idarehanelerine Port Said’den vârid olan telgrafnâmelerde Edremid tayyaresinin el-Ariş’ten sabahle- yin alafranga saat beş raddelerinde tayerân eylediği ve tam saat yedide Port Said semâ- sında gözüktüğü bildirilmiş ve icrâ olunan merâsim-i istikbâliye hakkında uzun tafsilât verilmiştir. Bu tafsilâta göre Osmanlı tayyaresi saat ye- dide cevv-i semâda (gökyüzünde) gözüktü- ğü vakit tayerân meydanı binlerce halk ile mâlâmâl (dopdolu) idi. Osmanlı tayyareci- si Osmanlı bayrağını temevvüç ettire ettire yere takarrüp ettikçe Osmanlılığa merbû- tiyet ve Osmanlılara muhabbetlerini izhâr ve isbât için ellerinden geleni yapmaktan çekinmeyen Port Saidliler âmâk-ı kalplerin- den kopan meserret nidalarını yükseltmişler ve muhterem misafirlerini pek şiddetli ve hararetli bir sûrette alkışlamışlardır. Tayya- re, bu hayy ü huyy ü ‘izz ü ikbal arasında yere nâzil olunca muh- terem süvârileri şehr-i muhafız ile bilumûm erkân-ı Hükûmet ve vücuh (ileri gelenler) ve erkân-ı memleket ve Kahire Heyet-i İstikbâliyesinden gönderilen heyet-i mahsûsa ile on binlerce halk tarafından istikbâl olunmuşlardır. Bu heyet-i istikbâliyenin önünde Kanal Muhafızı Mehmed Bey Hidaye, Kahire Heyet-i İstikbâliyesi murahhasları Muhammed Paşa Nesim ve Mithat Bey Sami, Port Said Heyet-i İstikbâliyesi Reisi Ahmed Bey es-Senbarî, İnzibat Memuru Haşim Bey, Port Said – Suveyş Hattı Meclis İdaresi Reisi Vâtin bey ile kerime- si, vücûhdan (öngelenlerden) Muhammed Bey Kesibe ile Port Said İstikbal Heyeti’nin bilumûm a’zası hazır bulundular. Tayyarecilerle musafaha (tokalaşma) ve mu- anâka (kucaklaşma) edildikten sonra İstik- bal Heyeti azasından Muhammed Ali Bey Sûdan tarafından biri heyet reisi ve ikincisi Muhammed Kesibi Bey’in kerime-i muhte- remesi vasıtasıyla Salim ve Kemal Beylere birer demet takdim olunmuştur. Bundan sonra muazzez misafirler Nesim Paşa ile Midhat, Senbarî ve Kesibî Beyler ile birlikte olmak üzere Gazino Oteli’ne gitmişlerdir. Osmanlı tayyarecileri mezkûr otelin kapı- sına muvâsalatlarında tayyareci Kemal Bey Zât-ı Hazret-i Padişahî ve ricâl-i devlet nâ- mına Mısırlılara karşı olan hissiyât-ı şükra- nını havi bir nutuk irâd etmiş ve nutuk ara- sında: “Ben Mısırlı kardeşlerimizin yanına zahiren tayyaremle geldim, ve fakat hakikat-ı halde kalbimle uçuyordum!” demiş ve bu sözleri fevkalâde samîmî alkışlar ve (Allahu yensu- ru’s-Sultan) nidalarıyla karşılanmıştır. Bunu müteâkip muhterem misafirler mezkûr otelde Port Said Muhafızı ve Ka- hire Heyet-i İstikbâliyesi murahhasları ve zevât-ı sâire ile birlikte öğle taamını tenavül etmişlerdir. Bu ziyafet esnâsında dahi müte- addid nutuklar teati edilmiş ve akşam aynı gazinoda misafirlerin şerefine bir balo ter- tibi takarrür etmiştir. Bu baloda Port Said Muhafızı ile düvel-i müttehide konsolos ve madamları ve diğer mu’teberân ecânib hazır bulunacaklardır. Salim ve Kemal Beyler Port Said’e nâzil olup Gazino Oteli’ne gider gitmez Mısır Heyet-i İstikbâliye Reisi Prens Aziz Hüseyin Paşa’ya bir telgrafnâme keşîde ederek Hidiv Hazret- lerine arz-ı ta’zimât edilmesini recâ ve te- menni eylemişlerdir. Osmanlı tayyarecilerinin Port Said’e muvâ- salatları haberi Kahire’de istikbâl hazırlık- larına daha fazla faaliyet verdirdi. İstikbal Heyeti tarafından şimdi neşr olunan bir beyânnamede Osmanlı tayyarecilerinin Ka- hire’ye muvâsalatlarının üçüncü gecesi ope- rada Hidiv Hazretlerinin himayesi ve Prens Aziz Hasan Paşa’nın riyâset ve nezâreti altın- da bütün hasılatı “Kahire” nâmıyla iştirâ ve Osmanlı Ordusu’na ihdâ olunacak tayyare tahsis olunmak üzere lisan-ı Arabî ile pek yeni ve mükemmel bir piyes temsil olunaca- ğı i’lân edilmiştir. [...]” Tanin, 18 Mayıs 1914 Tayyareci Kemal Bey: “Ben Mısırlı kardeşlerimizin yanına zahiren tayyaremle geldim ve fakat hakikat-ı halde kalbimle uçuyordum!” Tanin / 18 Mayıs 1914 220 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Tayyare semâda gözükünce halkın (Yaşasın Türkiya) sadâları ta kubbe-i semâya kadar yükseliyordu” Tanin, Kahire’ye gelişi “İstanbul-Kahire Seyahati” üst başlığı ve “Tayyarecilerimiz Mısır’da” manşetiyle tafsilatlı bir şekilde aktarıyordu: “Kahire, muhâbir-i mahsûsamızdan: -Pazar, 28 Nisan- [...] Cumartesi günü Edremid Tayyaresi Tel el-Kebir’den sabahleyin tayerân eyle- miş ve aradaki mesafeyi saatte yüz yirmi kilometre kat’ etmek sûretiyle bir saat ve beş dakika zarfında Helipolis mevkine muvâsalat etmiştir. Mevki-i mezkûradaki halk Cuma günkünden kat kat fazla idi. Tayyare semâda gözükünce halkın âmâk-ı kalplerinden kopan meserret ni- daları, (Yaşasın Türkiya) sadâları bilâ-in- kıtâ’ ve gayet hâr ve samîmî bir sûrette ta kubbe-i semâya kadar yükseliyordu. Tayyare yere doğru takarrüp ettikçe bu velveleler o nispette tezâyüd ediyordu. Tayyare ibtida nefs-i Kahire yüzerinde bir cevelan yaptı ve kemâl-i meharetle dönerek Helyopolis mevkii üzerine gele- rek meydana doğru yavaş yavaş inmeye başladı. Tayyare, şimdiye kadar emsali hiçbir va- kit ve hiçbir sûretle görülmeyen bir ka- labalık arasında etrafı me’mûrîn-i inzi- batiye ile muhât (çevrili) olan yere nüzûl edip Salim ve Kemal Beyler tayyare için- den çıkınca bu kadar tedâbîr-i inzibatiye- ye rağmen kendilerini görmek için vâki’ olan tehâcümün bir türlü önü alınamadı. Herkes onlara doğru koşuyor ve her iki- sini de kucaklayıp öpüyordu. Velhasıl muhterem tayyareciler halk arasında bin meşakkat ile alınarak İstikbâl Heyeti’nin bulunduğu yere îsâl ve orada bulunan zevât-ı muhtereme ile kısaca musafaha ettikten sonra otomobile bil-irkâp Helyo- polis’de Fayili Havas Oteli’ne götürüldü- ler. Otomobile binerken kendilerine pek mükemmel birer demet takdim olundu. Otomobil hareket ettikten sonra halkın (Allahu yensuru’s-sultan, Allahu yensu- ru’d-devle! / Allah Sultan’a yardım etsin, Allah devlete yardım etsin) nidaları da- kikalarca devam etti. [...]” Tanin, 19 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimiz Kahire’de” Haber şöyleydi: “İstanbul – İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesini ikmâl için mer- hûm ve mağfûr Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin kazâzede olduk- ları havaliden, Beyrut’dan uçarak, Kudüs, el-Ariş, Port Said, Tel el-Kebir tarîkleriyle Kahire’ye vasıl olan muhterem tayyareci- lerimiz Salim ve Kemal Beylerin İskenderiye’ye, müntehâ-yı seyahata (seyahatin sonuna) vâsıl olduğunu (ulaştığını) telg- raflar haber vermektedir. Kemâl-i muvaffakıyetle neticelenen bu seyahat Mısır’da pek parlak tezahürâta sebebiyet vermiş, tayyarecilerimizin şerefine Kahire’de ziyafetler, oyunlar tertip edilmiştir. Son posta ile gelen Mısır gazeteleri tayyarecilerimi- zin Kahire’ye sûret-i muvâsalatlarını şu tarzda hikaye eyliyorlar: İki günden beri Port Said’de bulunmakta olan tayyareci Salim ve Kemal Beyler Cuma sabahı beşi kırk geçe şehr-i mezkûrdan hareket eylemişlerdir. Tayyarecilerin saat sekize doğru Kahi- re’ye muvâsalatlarına intizar ediliyordu (bekleniyordu). Böyle olmakla beraber saat beşten itibaren tayyarecilerin nâzil ola- cakları meydan binlerce kimse ile dolmuştu. Her beş dakikada bir Kahire’den kalkan tren mütemadiyen bu halkı tezyîd edi- yordu, birçok kimseler de arabalar, otomobillerle geliyorlardı. Saat altıda bilcümle mevkiler dolmuş, Tayyare Meydanında bü- yük bir izdihâm müşahede edilmekte bulunmuştu. Bu meyan- da Prens Aziz Paşa, Prens Muhammed Ali Hasan Paşa, Gaffar Paşa, Kahire Valisi Zülgaffar Paşa, Osmanlı Fevkalâde Komiseri Vekili Hakkı Bey, Mısır Seyahat-ı Havâiye Kulübü erkânı, bir- çok ekâbir ve İngiliz ve Fransız mu’teberânı bulunuyordu. Saat sekize kadar muzikanın terennümâtı, tayyarecilerin an be an vürûdu ihtimali ile vakit geçti. Sekiz olduğu halde tayyare görünmeyince sabırsızlık baş gösterdi. Dokuzda müstakbilîn (karşılayanlar) arasında bir şâyia deverân etmeğe başladı: Tay- yarenin makinesine sakatlık ârız olmuş. Aziz Paşa’ya gelen bir telgrafnâmede tayyarenin filhakika Tel el-Kebir’e nâzil olmağa mecbur kaldığı bildiriliyordu. Bunun üzerine hazirûn dağılma- ğa başladı. Resm-i istikbâlin (karşılama töreni) 24 saat tehiri tensip edildi. Ertesi gün erkenden yine binlerce müstakbilîn Helyopolis Tay- yare Meydanı’nda tecemmu’ eylemişti. Prens Aziz, Muharrem, İbrahim Halim, Ali, Zülgaffar Paşalar ve sâir birçok ekâbir bu kafilenin başında bulunuyordu. Altıya on kala şimal-i şarkî is- tikâmetinde tayyare göründü. Yavaş yavaş Tayyare Meydanı’na tekarrüp etmeğe ve yere inmeğe baladı. Birkaç saniye sonra tay- yare cesîm Osmanlı bayrağı önünde tevakkuf eylemişti. Tayyarenin tevakkufu üzerine hazirûn (hazır bulunanlar) ara- sında baş gösteren şevkî, neş’eyi, tezahürâtı tasvir etmek gayr-i kabildir. Herkes tayyarecileri alkışlıyor, çiçekler hediye ediyor- lardı. Tayyareciler Prens Aziz Paşa’ya misafir olmuşlardır. Öğle üzeri Aziz Paşa tarafından şereflerine bir ziyafet verilmiş, tayyareci- ler Lord Kiçner’i ve Mısır Reis-i Nüzzârını ziyaret eylemişlerdir. Akşam yine Prens Aziz Paşa tarafından Muhammed Ali Kulü- bünde mükellef bir ziyafet verilmiş, bu ziyafette Mısır ekâbi- rinden pek çok zevât hazır bulunmuşlardır. Prens Aziz Paşa tayyarecilere pırlanta ve yakut ile murassa’, üzerlerine Beleryo sisteminde birer tayyare resmi yapılmış altından birer tabaka ve kibritlik hediye eylemişlerdir. Pazar günü Mişel Bey Lütfullah tarafından muhterem tayya- recilerimizin şereflerine ehramlarda mükellef bir ziyafet veril- miştir. Med’uvvîn Muhammed Ali Kulübünde içtima’ etmiş ve otomobiller ile ehramlara azimet eylemişlerdir. Burada verilen mükellef ziyafette hazır bulunduktan sonra Suriyeliler Mahfili- ne azimet eylemişler ve orada keşide edilen çay ziyafetinde bu- lunmuşlardır. Çay ziyafetinden sonra tayyareciler ahalinin hâr ve samîmî alkışları arasında Helyopolis Tayyare Su’ûd Mahalli- ne azimet etmişlerdir. Salim Bey burada tayyare ile birkaç su’ûd tecrübesi icrâ etmiş, bir defasında Fevkalâde Komiserlik erkâ- nından Yusuf Azmi Bey ile birlikte uçarak ehramlara inmiştir. Tayyare Su’ûd Mahallinde cem’ edilen iâne yekûnu 500-1000 lira kadar tahmin edilmektedir. Akşam Fevkalade Komiserlik Dairesinde 120 kişilik mükellef bir ziyafet verilmiştir. Tayyareciler Tel el-Kebir’den su’ûd ettikten sonra Kubbe Saray önünden geçerken küçük bir Osmanlı bayrağı bırakmışlardır. Bayrak Saray kurbuna (yakınına) düşmüştür. Tayyareciler Pazartesi günü öğle taamını Muhammed Ali Ku- lübünde tenavül etmişler ve ba’de Mısır zabitanı tarafından verilen çay ziyafetinde hazır bulunmuşlardır. Akşam Fransız Kulübünde bir ziyafet verilmiştir. Bu münasebetle pek parlak nutuklar irâd edilmiş, Zât-ı Şâhâne, Hidiv-i Mısır, Fransa hak- kında temenniyâtta bulunulmuştur. [...]” Sabah, 19 Mayıs 1914 “Tayyarenin tevakkufu üzerine hazirûn (hazır bulunanlar) arasında baş gösteren şevkî, neş’eyi, tezahürâtı tasvir etmek gayr-i kÂbildir” Sabah / 19 Mayıs 1914 222 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Kahraman tayyarecilerimiz binlerce halkın duâları arasında Romanya vapuruna bindiler ve İstanbul’a müteveccihen hareket eylediler” “Tayyarecilerimizin İskenderiye’den Mufârakatı / Ayrılışları” başlıklı haber şöyledir: “Şanlı Osmanlı tayyarecilerinin İstanbul – Kahire – İskenderiye seyahat- leri muvaffakıyet ve muzafferiyetle hitâm bulmuş ve tayyarecilerimiz dün Romanya Vapuruna râkiben İzmir’e müteveccihen hareket eylemişlerdir. Tayyarecilerimiz mukarrer olduğu veçhile İzmir’e çıkacaklar ve oradan da tayyare ile Edremid ve Çanakkale’den geçip şehrimize muvâsalat eyleyecek- lerdir. [...] Dersaadet’de Tasfir-i Efkâr’a İskenderiye 9 Mayıs – Tayyarecilerimiz bugün mekteplerimizi ziyaret ede- rek fevkalâde samimî bir sûrette karşılandılar ve muhtelif nutuklar teâti eylediler. İshak ve Arif Paşalar, kahraman tayyarecilerimiz binlerce halkın tekrîmâtı ve duâları arasında Romanya vapuruna bindiler ve İstanbul’a müteveccihen hareket eylediler. İskenderiyeli- ler vapurun etrafında sandallarla vapurda fevkalâde tezahürât-ı uhuvvetkârâne ibrâz eylediler. Vapur gözden kayboluncaya kadar her taraftan (Allah yensuru’s-Sultan) duâları yükseliyordu. Şakir” Tasfir-i Efkâr, 23 Mayıs 1914 “Mısırlı Kardeşlerimiz Tayyarecilerimizi Nasıl Karşıladılar?” Fotoğraf altı: “Mısırlı dindaşlarımızın iki Müslüman ve Türk tayyarecisinin tarîk-i havaî ile Mısır’a muvâsalatını tes’îden (kutlamak için) neşrettikleri kart postallardan biri / [Karposta- lın üzerindeki yazı] Osmanlı Tayyarecileri İçin Yadigâr” “Salim ve Kemal Beylerin, şehîd arkadaşlarının pür-hûn ve fakat zî-şeref ve şân izleri üzerinde uçarak nihayet Mısır’a muvasatları Mısır’da ne kadar azîm tezahürât-ı meserretkârâneyi, ne câlib-i iftihar ve teselli nümayişleri mucib olduğunu defatle yazmıştık. Bugün de muhterem Mısırlı kardeşlerimiz, tayyarecilerimizin şeref-i muvaffakıyet ve musallatını tes’îden neşrettikleri bir kart postalın sûretini vaz’-ı enzâr-ı kâriîn eyliyoruz. Bu kart postalın bir köşesinde Makâm-ı Muallâ-yı Hilâfeti temsilen ta uzaklarda bir cami-i şerif manzûr olmakta ve biraz ileride de ba’d ve mesa- feye ima olmak üzere birçok bulutlar görülmektedir. Bulutların üzerinde şanlı bir tayyare uçuyor ve Mısır’a delâlet eden ehra- ma doğru teveecüh eyliyor. Ehramın bâlâsında (üzerinde) ise, Mısır’ın Makâm-ı Hilâfete lâyezal (sarsılmaz) ve bedi râbıta-i ma’neviyesine dâl olmak (göstermek) üzere necm (yıldız) ve hilâl-i Osmaniî hilâfet ve saltanatın o göklere nurlar, ümidler, meserretler bahş eden timsal-i azimetfişani runema oluyor. Mısırlı muhterem kardeşlerimiz bu kart postallardan birçoğu- nu memleketimizdeki muhiblerine gönderdikleri gibi ezcümle birkaç danesini de (Edremid) tayyaresini iştirâ eden Edremid Belediye Reisi Hakkı Bey’e irsal etmişlerdir ki işte bu resim de Edremid’e gelenlerden birini irâe eylemektedir.” Tasfir-i Efkâr, 22 Mayıs 1914 “Seyahati tamamladılar, Cuma günü Romanya Vapuru ile dönüyorlar” Tasfir-i Efkâr / 22 Mayıs 1914 “Selâm-ı Şâhâne iletilince tiyatro dakikalarca alkış seslerinden inledi” “İstanbul-Mısır Seyahati” üst başlıklı ve “İskenderiye’de” manşetli fotoğraflı ha- berin yazısı şöyleydi: “Tayyareci Salim ve Kemal Beyler / İstanbul-Kahire Se- yahat-i Havâiyesini muvaffakiyetle itmâm eden (tamamlayan) Salim ve Kemal Beyler, bu fotoğrafı son defa olarak Mısır’da çektirmişlerdir.” “Muhâbir-i mahsûsamızın telgrafı İskenderiye, 8 Mayıs [Saat 6,5] — Nezzehe Bahçesinde verilen ve mu’teberân-ı ecânibten bir çoğu bulunan bir çay ziyafetinden sonra, evvelki gün ceyş-i Mısrî (Mısır Ordusu) tarafından da bir çay ziyafeti verilmiş ve geceleyin dahi iâne derci maksadıyla tiyatro da oyun vaz’-ı sahne edilmiştir. Tiyatro hıncahınç idi. Oyun esnâsında Zât-ı Hazret-i Hilâfetpenâhinin selâm-ı Şâhâneleri tebliğ ve tebşîr olunmuş, tiyatro alkış seslerinden dakikalarca çın- lamıştır. Salim ve Kemal Beyler sabah yemeğinde Prens Tosun Paşa’da bulunmuşlar, akşamleyin de Muhammed Yeken Paşa tarafından verilen ziyafete icabet ey- lemişlerdir. Tayyareciler fevkalâde mazhar-ı i’zâz ve ikrâm olmakta ve bu vesileyle verilen iânât da azim bir yekün teşkil eylemektedir. Tayyareciler i’tâ-yı iâne edenlere bizzat donanma madalyaları ta’lîk etmişlerdir. Misafirler yarınki Cuma günü Romanya vapuruyla İstanbul’a müteveccihen hareket edeceklerdir.” Tanin, 22 Mayıs 1914 224 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Dün Avdet Etmişlerdir” Salim Bey: “Biz ancak vazife-i vataniyemizi îfâ ettik ve edeceğiz” “İstanbul-Mısır seyahatini muvaffakiyetle itmâm ve ikmâl eden tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Beyler dün saat üç buçukta Romanya Vapuru’yla İstanbul’a avdet eylemişlerdir. Rıhtımda avdetten haberdar olan birçok halk toplanmış ve kendilerini alkışlamıştır. Gazetemiz nâmına beyân-ı hoşâmedî etmek üzere Romanya vapuruna giden muharri- rimizin İstanbul-Kahire seyahatinin ikmâliyle ihrâz ettikleri muvaffakiyetten dolayı irâd ettiği kelime-i tebrîke, Salim Bey “Biz ancak vazife-i vataniyemizi îfâ ettik ve edeceğiz” cevabını vermiştir. Tayyarecilerimizi Mısır’ın muhit-i himmetinde ihata eden hâle-i i’zâz ve ihtirâm ta payi- tahta kadar devam etmiş ve Mısır Kabûl Komisyonu azasından İshak Paşa tayyarecileri- mizi Mısırlılar nâmına Romanya Vapuru’yla payitahtımıza kadar teşyî’ ederek gelmiştir. Tayyarecilerimiz esnâ-yı seyahatte oldukça tehlikelere ma’rûz kalmıştır ve ezcümle Ku- düs’e inmek için birçok ârızalara mukâvemet etmişlerdir. Port Said’ten İskenderiye’ye gayet güzel bir hava ile tayerân ederlerken birdenbire ha- raretin şiddetinden hasıl olan hava boşlukları tayyarenin ilerlemesine bir mâni-i azîm teşkil ettiği cihetle Tel el-Kebir’de nüzûle mecbûr olmuşlardır. İskenderiye’de bulundukları esnâda Osmanlı Komiserliğinde bulunan Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Yusuf Bey’le Salim Bey Kahire üzerinde tayerân etmişler ve ehramları dön- dükten sonra Nil üzerinde 700 metre bir irtifada bulundukları zaman motora bir bozuk- luk ârız olması hasebiyle ehramların yanına nüzûl etmişler ve akşam olması hasebiyle İskenderiye’ye gidememişlerdir. Orada bulunanlar tayyarecilerimize pek büyük ihtirâm göstermişler ve gece orada kalmışlardır. Tayyarecilerimiz Ömer Tosun Paşa vesâir zevât-ı kiram başda olduğu halde bütün Mı- sırlıların haklarında ibrâz ettikleri âsâr-ı nevâzeşe beyân-ı şükran eylemektedirler.” Tanin, 26 Mayıs 1914 “Ortalığı karanlık bastı, Tayyarecilerin uzaktan Tayerân Meydanını görüp fark edebilmeleri için meydana ateş yakıldı” “İskenderiye muhâbir-i mahsûsamızdan: Pazar 4 Mayıs 330 Cuma günü Osmanlı tayyarecilerinin sabahleyin pek erken Kahire’den hareket edip bir saatten az bir müddet zarfında Tanta’ya muvâsalat eyledikleri ve o gün ba’de’z-zuhr Tanta’dan hareketle bir saat zarfında İskenderiye’ye muvâsalat edecekleri haberi sabah- tan beri burada intişâr eder etmez herkeste büyük bir hiss-i şevk ve sürûr nemâyân olduğu halde öğleden itibaren bütün halk tayyarenin nüzûluna tahsîs olunan İbra- himiye Meydanı’na fevc fevc mecmua başladılar. Öğleden sonra İskenderiye İstikbal Heyeti tarafından neşr olunan beyânnamede tayyarecilerin saat beş ile altı araların- da İskenderiye muvâsalat edecekleri beyân olunduğundan saat beşte İskenderiye’den mezkûr meydana yaya ve vesait-i sâire ile bilâ-fasıla giden halkın arkası henüz kesil- memiş idi, bu halkın teşkil-i mevkibi hakikaten fevkalâde muhteşem idi. Mübalağasız söyleyebilirim ki İskenderiye şimdiye kadar böyle kalabalık bir gün yaşamadı. Saat altı oldu, halk tayyarenin vürûduna kemâl-i helecan ve heyecan ile intizâr ediyordu, fakat tayyare henüz gözükmedi. Bu intizâr esnâsında Tanta’dan vârid olan bir telgrafnâme- de tayyarenin Tanta’dan saat altıda hareket ettiği ve bir saaat zarfında İskenderiye’ye muvâsalat edeceği bildirildi. Saat yediye kadar mühim bir intizâr anı geçti. Herkes saat elinde olduğu halde semâya tevcîh-i enzâr etmiş, günlerden beri vürûdlarına intizâr olunan muhterem misafirlerine kavuşmak için sabırsızlıkla tayyarenin vürûdunu bek- liyordu. Hakikaten saat yedi olunca şark tarafından ufk-ı semâda kuş kadar ufak bir ci- sim gözüktü. Bunun Osmanlı tayyaresi olduğundan da herkesin kanaati bulunduğun- dan o dakikadan itibaren velveleler bilafasıla devam etmeye başladı. Tayyare takarrüp edince velveleler o nispette tezâyüd ediyor ve bir ağızdan (Allahü yensuru’s-Sultan) nidaları âsumana kadar yükseliyordu. Bura iklimine göre saat yedide ortalığı adeta karanlık bastı. Tayyarecilerin uzaktan tayerân meydanını görüp fark edebilmeleri için mezkûr meydana ateş yakıldı. Tayyare o hay huy içinde ateşin bulunduğu yere takarrüp ederek herkesi hayrette bı- rakacak derece bir cevelân yaptıktan sonra tayerân meydanının öbür tarafındaki mey- dana ki arada elli metre mesafe var- nâzil olarak bu sûretle tayyareciler tarafından her ihtimale karşı bir tedbir-i ihtiyat yapıldı. Halk derhal müsabakat edercesine mezkûr meydana gitmekte tehâcüm göstererek tayyarecileri kucakladılar ve omuzlarında taşı- yarak tayerân meydanına kadar getirdiler. [...] Tanin, 26 Mayıs 1914 Salim Bey: “Biz ancak vazife-i vataniyemizi îfâ ettik ve edeceğiz” Tanin / 26 Mayıs 1914 226 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Tasfir, “Şuûn ve hadisâtın in’ikâsâtı / Durum ve Olayların Yansı- maları” başlığı altında “Sevgili ve Şanlı Kayyarecilerimiz Geldi- ler” manşetini atmıştı: 3. sayfadaki devam haberinin başlığı “Fedakâr Tayyarecilerimi- zin Avdeti” idi: “Dün de tebşîr eylediğimiz veçhile, muhterem ve fedakâr tay- yarecilerimiz Salim ve Kemal Beyleri hâmil olan Romanya’nın (Daçya) vapuru dün saat dörde çeyrek kala Sarayburnu’nu do- laşarak Galata rıhtımına teveccüh ettiği sırada Salim ve Kemal Beylerin ehibba (sevenlerinden) ve eviddasından (sadık dost- larından) olan bazı zevât, ellerindeki mendillerle, metin kalpli fedakâr tayyarecilerimizi alkışlamakta, selamlamakta idiler. Vapura çıkıp, bizi mütebessim ve pür-neşat bir çehre ile karşı- layan Kemâl ve Salim Beylerle müsafaha ettikten, kendilerini sâlimen ve muvaffıkeytlerle avdet ettiklerinden dolayı tebrik eyledikten sonra seyahatleri hakkında bazı ma’lûmât talep et- tik. [...] Muhterem tayyarecilerimiz seyahatlerinin safahâtı hak- kında bize âtîdeki ma’lûmâtı vermek lütfunda bulundular: “3 şehit verdikten sonra hava şartlarını ve arazinin bozukluğu- nu düşünen Kudüslüler, Salim ve Kemal Beylere Kudüs’e gelme- melerini rica etmişlerdi” - Beyrut’da bulunduğumuz onüç gün zarfında iki defa tayerân- la tecrübede bulunduk. İstanbul’dan vapurla getirilen tayyare, Mülâzım Evvel Hüseyin Efendi ile makinist Edhem Efendinin himmetleriyle kurulmuştu. Beyrut’da on üç gün kalmaklığımı- zın sebebi havanın pek ziyade bozuk olmasıydı. Nihayet hava- nın ilk müsaadesinden istifâde ile ahalinin ayrılık ye’sleriyle müterafik fakat daima şevk-âmiz teşyî’leri arasında yükseldik, Yafa’ya kadar sahili takip eyledikten sonra Kudüs’e teveccüh ey- ledik. Havada müdhiş bir hararet hüküm sürüyordu. Bu sebep- le 800 metre irtifa’da uçuyor ve esnâ-yı seyrimizde birçok hava kuyularına tesâdüf ediyorduk. Kudüslüler bunu düşünmüşler, arazinin ârizasını nazar-ı dikkate almışlar ve mutasarrıf bey’in delâletiyle bir tehlikeye ma’rûz kalmamak için Kudüs’e gelme- mekliğimize dair birçok telgrafnâmeler çekmişlerdi. Maamafih avn-i İlahi ile, sahili takiben üç saatte Kudüs’e vâ- sıl olduk. Seyahat bilâ-ârıza geçti, Kudüs’e vâsıl olduğumuz za- man pek muhteşem bir istikbâle mazhar olduk. Şehrin muteber zevâtıyla Babü’l-Hıtta Mahallesi ahalisi -ki oranın en muteber ahalisidir- bizi azîm tezahürât-ı uhuvvetkârane ile karşıladı. Bu haller Osmanlılığa karşı bütün vatandaşlarda mevcûd olan mu- habbetlerin ne büyük bir tecellisi idi. Kudüs’de, bizi istikbâl için oraya gelen Yafa belediye Reisi, talebi üzerine bir defa tayyare ile uçtu. İki gün sonra da bu şehr-i muazzezi terk ederek bir buçuk saatlik bir tayerândan sonra Gazze üzerinden el-Ariş’e muvâsalat ettik. Orada hükûmet bir mahall-i mahsûs ihzâr ey- lemiş olmakla beraber biz nüzûle müsaid daha güzel bir mev- ki’ bulduğumuz için oraya indik. Me’mûrîn ve ahali ellerinde bayraklarla bizi istikbâl ettiler. Orada da iki gün bir gece kaldık ve ertesi gün Port Said’e vâsıl olduğumuz zaman her yerde ol- duğu gibi burada da fevkalâde tezahürât ile karşılandık, Mısırlı kardeşlerimiz ve ecânip bizi i’zâz ve ikrâm için ne yapacakları- nı bilmiyorlardı. İki gün muhterem Port Said ahalisine misafir kaldıktan sonra Kahirelileri daha ziyade bekletmemek için ha- vanın fırtınalı olmasına rağmen uçtuk ve bu hal ahalinin hiss-i hürmet ve takdirini bir kat daha i’lâ etti. Port Said’de bilumûm ahali ile beraber Şimendüfer Direktörü ve ailesi tarafından gör- düğümüz hürmetler pek ulvî idi. Port Said’den ayrıldıktan bir saat sonra kırk beş dakika devam eden şedîd bir fırtına başla- dı. Tayyaremiz bu mütemâdî hava cereyanlarının arasında alt üst olmağa müheyyâ vaziyetlerle sallanıyor ve muvazenesini kaybetmesine ramak kalıyordu. Artık ilerlemek kâbil değildi. Binâenaleyh el-Ariş ile Tel el-Kebir arasındaki kumluk mahalle indik ve biraz sonra da tayyareyi istasyona nakl eyledik. Ertesi gün Kahire’den bir heyet-i mahsûsa geldi. Ve biz de ha- vanın müsaadesinden bil-istifade şehr-i mezkûra müteveccihen hareket ettik. Kahire’de ihzâr edilen mahall-i mahsûsa indiği- miz zaman meşhûd olan tezahürât pek harikulâde idi. Tayyare- den inmekliğimizi müteâkip heyet-i nüzzâr (bakanlar kurulu) ile Lord Kiçner’i ziyaret ettik ve sonra o gece Mehmed Ali Paşa trarafından hükûmette verilen bir ziyafetde hazır bulunduk. Kahire’de de Komiserlik Katibi Aziz Bey tayyare ile bir defa uçtu, ancak motorda pan olduğu için tayerânı devam ettireme- yerek indik. Bu esnâda Tanta’dan gelen bir heyet-i mahsûsa bizi şehre davet etdiyordu. Havanın fırtına ve sisli olması bizi o gün bu nazikane davete icabetten men’ eyledi. Fakat ertesi günü ha- vanın hâlâ fena olmasına ehemmiyet vermeyerek uçtuk ve bir saat zarfında Tanta’ya vâsıl olduk. Tanta şehri kâmilen donanmış, vürûdumuzla bayram günleri yaşamağa başlamşıtı. Öğleden sonra beşi kırkbeş geçe kalkarak yediyi on geçe İskenderiye’ye vâsıl olduk. İskenderiye’de maz- har olduğumuz hüsn-ı kabûlde cidden tasavvur ve tahminlerin fevkinde idi. Muhterem dindaşlarımızın kimisi bize sarılıyor, kimisi tayyarenin kanatlarını öpmekte, demirlerine yüzünü gö- zünü sürmekte bulunuyor idi. Cumartesi günü Hidiv Hazretelri bizi ziyafete davet ettiler. Biz mahall-i ziyafete bir saat evvel gittiğimiz cihetle bir saat kadar müşarünileyh Hazretleriyle sûret-i mahsûsiyede görüştük. İs- kenderiye’de nâzil olduğumuz Macestik Otelinini pîşgâhı gece gündüz hamiyyetkârâne ve uhuvvetperverâne nümayişlere ma’rûz oluyordu. Ahali, Osmanlılık şerefine, sahibi Fransız olan bu hotele şanlı Osmanlı bayrağını çektirdiler. Bu esnâda Harbi- ye Nezâreti’nden vârid olan bir telgrafnâme doğrudan doğruya İstanbul’a hareket etmekliğimizi emr eyliyordu. Binâenaleyh vapura râkiben yine muhterem İskenderiyeli dindaşlarımızın azîm tezahürâtı arasında yola çıktık. İskenderiye’de hiç uçamadık, çünkü Tosun Paşa bir kazâ vukûundan tevahhüşle tayerâna mümânaat gösteriyordu. Mısır’dan ayrılacağımız o hazin ve tatlı demlerde ahali o kadar büyük merbûtiyet âsarı gösteriyordu ki polisin müdahalesine rağmen her tarafımız ahali ile doluyordu. Mısır, ruhlarımızda cidden ölmez ve tatlı hatıralar bırakmıştır.” Tasfir-i Efkâr, 26 Mayıs 1914 “3 şehidin ardından hava şartlarını ve arazinin bozukluğunu düşünen Kudüslüler, Salim ve Kemal beylerden gelmemelerini rica etmişlerdi” Tasfir-i Efkâr / 26 Mayıs 1914 Fotoğraf altı: “Salim Bey / Kemal Bey / Mısır’dan şân ve şerefle avdet eden fedakâr ve sevimli zabitlerimiz tayyareci Yüzbaşısı Salim ve Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Beyler / Romanya vapurunun muvâsalatını müteâkip husûsi fotoğrafimiz tarafından alınmıştır.” 228 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Sabah’ın müjdeli haberi: “Tayyarecilerimiz Geldi” “Edremid tayyaresiyle Beyrut’dan Yafa ve Kudüs-i Şerif tarîkiyle Kahire’ye oradan da İskenderiye’ye azimet eylemiş olan muhterem tayyarecimiz Salim ve râsıdı Kemal Bey- ler dün İskenderiye’den râkip oldukları Romanya’nın (Daçya) vapuruyla Dersaadet’e sâlimen muvâsalat eylemişlerdir. Tayyarecilerimizle beraber kendilerini karadan takip etmek üzere i’zam edilmiş olan makinist Hüseyin ve efrâddan (askerlerden) Safi, Ed- hem Efendiler de aynı vapurla şehrimize avdet eylemişlerdir. Tayyare dahi sandık için- de mahfuz olduğu halde getirilmiştir. Merhûm ve mağfûr Fethi ile Sadık’ın, müteakiben Nuri’nin kalplerimizi ilelebet titrete- cek ve canhıraş kazâlar neticesinde itmâm edemedikleri Mısır Seyahati Salim ve Kemal Beyler ikmâle muvaffak oldular. Kendilerini bütün samîm (öz) ruhumuzla tebrik eder ve livâ-yı Osmanîyi (Osmanlı bayrağını) Mısır ehramları üzerinde dalgalandırmağa muvaffak olduklarından dolayı kendilerini bütün mevcudiyetimizle alkışlarız. Cesur ve fedakâr tayyarecilerimiz dün Galata rıhtımında Tayyare Mektebi zabitânı tara- fından istikbâl edilmişler, zabitân mumâileyhim bu medîd (uzun) seyahati kemâl-i mu- vaffakıyetle itmâma (tamamlamaya) muvaffak olan arkadaşlarını alkışlamışlardır. Salim ve Kemal Beyler vapurdan çıkınca doğruca Harbiye Nezareti’ne azimet eylemişlerdir.” Sabah, 26 Mayıs 1914 “Salim ve Kemal Beyler Kahire’de iken” Tanin, “Tayyarecilik” haberinde başarılı Kahire seyahati hakkında yayınlandığı fotoğrafın altında şunlar yazıyor- du: “Salim ve Kemal Beyler Kahire’de iken / [Önündeki zat Mısır Fevkalâde Komiser Vekili Başkatip İsmail Hak- kı, onu takiben görünen iki zat Salim ve Kemal Beyler, arkadaki zat ise Prens Aziz Paşa’dır. Fotoğrafı, bir ziyafet- ten sonra alınmıştır.]” “Ertuğrul Tayyaresi” “İstanbul-Kahire Seyahatinin ikmâli için Edremid’e mü- teveccihen tayerân ettikleri sırada kesîf bir sise tutularak 1600 metre bir irtifada motorun sakatlanmasıyla Küçük- kuyu civarına sukut edip parçalanan Ertuğrul tayyaresi bu kere yeniden tamir edilmiştir.” Tanin, 27 Mayıs 1914 “Salim ve Kemal Beyler Mısır Seyahati’ni ikmâle muvaffak oldular” Tanin / 27 Mayıs 1914 “Tayyarecilerimizin Mısır Cevelânı İntıbââtından (Mısır Gezisi İzlenimleri)” Fotoğraf altı: “[Üstte] Salim ve Kemal Beylerin İskenderi- ye’ye muvâsalatı (varışı) müteâkip istikbâl heyeti ile birlik- te alınan resimleri / Sağdan birinci Kemal Bey, ikinci Ömer Tosun Paşa, üçüncü Komiser İsmail Hakkı Bey, dördüncü Salim Bey’dir / [Alt sağda] Salim ve Kemal Beylerin Edremid tayyaresi ile İskenderiye’ye muvâsalatları / [Alt solda] Kemal Bey, İskenderiye’de Mısır zabitânı ziyafetinde cevaben irâd-ı nutuk ederken (konuşma yaparken).” Tasfir-i Efkâr, 31 Mayıs 1914 230 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Tayyarecilerimize kol kanat geren Prens Ömer Tosun Paşa: “Hamiyyet-i dînîyyesiyle mümtaz bir Mısırlı” Fotoğraf altı: “İskenderiye’de tayyareci Salim Bey ile refîki Kemal Bey’e fevkalâde misafir- perverlik gösteren Prens Ömer Tosun Paşa.” “Tayyarecilerimiz Mısır’da gördükleri âsâr-ı ihtirâm ve muhaleseti şimdiye kadar birçok defa yazdık, bu tezahürât-ı muhabbetin mahzun gönüllerimizde husûle getirdiği şevk ve meserret, ümid ve teselliye minnetkârâne tercüman olduk. Osmanlı Ordusunun iki genç ve gayyûr zabitâna Mısır’da gösterilen i’zâz ve ikramlar meyanında İskenderiye’de istikbâl komisyonu riyâsetinde bulunmuş olan Prens Ömer Tosun Paşa Hazretleri hassaten şâyân-ı zikirdir. Müşarunileyh, hissiyât-ı İslamiyesindeki asabiyet-i fevkalâdesi ve Makâm-ı Hilâ- fete merbûtiyet-i mahsûsası ile temâyüz eyleyen gayet muhterem bir dindaşımız olup Sa- lim ve Kemal Beyler’e, Hilâfet’in selâmetini Mısır’a îsal eden bu havaî Müslüman sâîlerine, İskenderiye’de ikametleri esnâsında misafirperverliğin a’zam-ı derecâtını göstermiş, pek samimî ve müessir taltifât-ı nevazeşkârânede bulunarak iki genci cidden meftûn ve min- netdâr fezâil-i mihmanperveranesi eylemiştir. O cihetle müşarünileyhin bir resimlerini ayrıca ve yeniden kârîlerimizin enzâr-ı şükranına vaz’ı bir vazife add eyliyoruz.” “İzmir – Edremid Seyahati Nasıl Olacak?” “Tayyareci Salim Bey’in refîki Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey ile birlikte Kahire se- yahatini itmâmen Edremid’e gideceklerini ve orada Edremid tayyaresiyle bir iki tayerân icrâ ettikten sonra İzmir’e kadar uçacaklarını yazmıştık. Ahiren haber aldığımıza göre bu program ta’dil edilerek Salim Bey’in evvela vapur ile İstanbul’dan İzmir’e gitmesi ve oradan tayerân ile evvela Manisa’ya ve ba’de Edremid’e uğradıktan sonra Bursa tarîkiyle pervaz ederek İstanbul’a avdet eylemesi takarrür etmiştir. Salim Bey’e bu yeni seyahatinde Nuri Bey merhûmun refîki Topçu Yüzbaşısı İsmail Hakkı Bey refakat edecektir. Erkân-ı Harbiye Yüzbaşısı Kemal Bey’in memur bulunduğu İkinci Fırka Erkân-ı Harbiye- sinin vezâifi, kendisinin burada bulunmasını iktiza ettirdiği cihetle, Salim Bey’e bu defa da İsmail Hakkı Bey’in refakat eylemesi tensip olunmuştur. Salim Bey önümüzdeki Salı günü İstanbul’dan azîmet eyleyecektir.” Tasfir-i Efkâr, 1 Haziran 1914 “Tayyare Mektebi’nde” ve “Tayyarecilerimizin şerefine ziyafet” başlıklı haber şöyle: “İstanbul – İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesini kemâl-i muvaffakıyetle ikmâle muvaffak olup şan- lı, şerefli bir sûrette şehrimize avdet etmiş olan kahraman tayyarecilerimiz Salim ve Kemal Bey- lerin şerefine dün -evvelce yazdığımız veçhile- Tayyare Mektebi’nde Harbiye Nezareti tarafından mükellef bir ziyafet keşide olunmuştur. Muazzez tayyarecilerimize karşı pek mu’tena bir vesile-i takdir olan bu ziyafette med’ûvvîn (davetliler) musika ile istikbal olundukları (karşılandıkları) gibi, taam (yemek) esnâsında da ehviye-i latife terennüm olunmuştur. Yemeğin sonlarına doğru Harbiye Nazırı Enver Paşa Hazretleri irâd-ı kelam ederek Mısır Seyahat-ı Havâiyesini icrâya ibtidâ eyleyen Şehid-i Muhterem Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin namını hüzün ve teessürle yâd ettikten sonra Salim ve Kemal Beylerin vatan uğrunda bilcümle mehâlike (tehlikelere) rağmen icrâ ettikleri seyahatte muvaffakıyetlerini tebrik eylemiştir. Tayyareciler Harbiye Nazırı Hazretlerinin bu şecâat-âver nutkuna cevaben şân-ı âlî-i Osmanî- nin terakkî ve teâlisi için canlarını fedâdan hiçbir zaman hâli kalmaycaklarını beyan etmişlerdir. İşbu ziyafette Dahiliye Nazırı Talat Beyefendi, Harbiye Nazırı ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Enver Paşa hazerâtıyla Müsteşar-ı Harbiye Mahmud Kamil Beyefendi, Muhasebât-ı Umû- miye Dairesi Müdîr-i Umûmisi Hacı Muhyiddin Beyefendi, Birinci Kolordu Kumandanı Meh- med Ali Paşa, Erkân-ı Harbiye Reis-i Sânisi İsmail Hakkı Beyefendi, Polis Müdürü Bedri Beye- fendi, Merkez Kumandanı Halil Beyefendi, Sıhhıye Dairesi Reisi Süleyman Numan Beyefendi, Muamelât-ı Zâtiye Müdürü Nihad Bey ve sâir bazı zevât hazır bulunmuşlardır.” Sabah, 1 Haziran 1914 “SALİM BEY, ÖNCE VAPURLA İZMİR’E ORADAN DA UÇAKLA MANİSA VE EDREMİD’E GİDECEK” Sabah / 1 Haziran 1914 232 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Tayyare Mektebi’ne iki yeni tayyare geldi “Tayyare Mektebinde” haberi şöyle: “Fransa’dan şehrimize geldiğini yazdığımız Dopredosen sisteminde iki tayyare, Tayyare Mek- tebi’ne nakledilmiştir. Yakında tecrübelere başlanacaktır. Tayyare inşâ ve ta’mirâtından mütehassıs bir usta başı ile bir makinistin Fransa’dan celbi takar- rür ettiğini İstanbul [gazetesi] yazıyor.” Sabah, 4 Haziran 1914 “Tayyarecilerimiz İzmir’de” “İzmir 22 Mayıs – Edremid tayyaresi ve bu tayyare ile İzmir – İstanbul Seyahati icrâ edecek olan Salim ve İsmail Hakkı Beyler İzmir’e muvâsalat ederek hâr ve samîmî bir âgûş ile istikbâl edil- diler. Tayyare için (Paradiso) Mevkii karargâh ittihaz etdilmiştir. Tayyaremiz inâyet-i Bârî ile önümüzdeki Pazar günü ilk tayerânı- nın icrâ edecek ve bu ilk tayerânı (uçuşu) İzmir âfâkında pervaz eylemekten (uçmaktan) ibaret olacaktır. Bütün İzminr, tayyaremizin cevelânını temaşa edecebilmek in- tizârıyla pür-cûş ve huruştur. Peyderpey i’tâ-yıma’lûmât iyleye- ceğim. Hafız Hamid” “Tayyarecilerimize Ziyafet” “İzmir 22 Mayıs – Muhterem ve fedakâr tayyarecilerimizin bura- ya muvâsalatı gerek nefs-i İzmir’de gerek mülhakâtında büyük bir sûr u sürûr husûle getirmiştir. Tayyarecilerimiz tayyareyi tecrübe etmekle meşgul bulunuyorlar. Evvelki tegrafımda yazdığım veç- hile Pazar günü iki saatlik bir tayerân tecrübesi icrâ olunacaktır. Tayyare karargâhı fevkalâde sûrette tezyin olunmuştur. Tayyarecile- rimiz şerefine seksen kişilik mükellef bir ziyafet keşidesi musammemdir. Hıfzı” Tasfir-i Efkâr, 5 Haziran 1914 “Genç subaylarımız Ordunun şeref ve namusu adına kendilerini tehlikeye atmaktan hiçbir vakit çekinmiyorlar” “Tayyarecilerimiz” başlıklı haber şöyledir: Fotoğraf altı: “Salim Bey ile birlikte İzmir – İstanbul Seyahat-i Havâiyesini itmâm etmek üzere dün hareket eden Nuri Bey merhûmun refîk-i tayerânı Topçu Yüzbaşısı İsmail Hakkı Bey.” “İsmail Hakkı Bey ma’lûm olduğu veçhile, tayyareci Nuri Bey merhûm ile İstanbul – Kahire Seyahati icrâ etmek üzere Ayas- tefanos’tan hareket etmiş ve Yafa’da Nuri Bey’in tayyaresinin dûçâr olduğu kazâ üzerine gark olmasına ramak kalmış iken kurtulmuş idi. Geçirdiği o vahim tehlikeye rağmen İsmail Hak- kı Bey’in bu defa da Salim Bey ile birlikte İzmir – İstanbul Seya- hatini icrâya talip olması genç zabitlerimizde fikr-i fedakârinin ne derecelerde yüksek olduğuna ve ordunun şeref ve namusu nâmına nefslerini tehlikeye koymaktan hiçbir vakit çekinme- diklerine bir delil-i bâhir (açık delil) daha teşkil eylemektedir.” “Tayyarecilerimizin Hareketi Salim ve İsmail Hakkı Beylerin İkinci Seyahat-ı Havâiyeleri” “Dersaadet-İskenderiye Seyahat-i Havâiyesi kahramani cesur tayyarecimiz Yüzbaşı Salim Bey’le, bu ikinci seyahat-ı havâiye- de kendisine refakat edecek olan râsıdı Hafız İsmail Hakkı Bey ve makinist Hüseyin ve Edhem Beylerle marangoz Safiyullah Efendi dün “Midhat Paşa” vapuruyla İzmir’e müteveccihen şeh- rimizden mufârakat etmişlerdir. Bu ikinci seyahat esnâsında tayyarecilerimizin râkip olacağı “Edremid” tayyaresi de sanduklar derûnuna mevzû’ olduğu halde, “Midhat Paşa” vapuruna irkâp olunmuştur (binilmiştir). Vapur, ba’de’z-zuhr zevalî saat dörtte Sirkeci rıhtımından hare- ket etmiş ve tayyarecilerimiz, bilumûm meslekdaşları ile Har- biye Nâzırı Enver Paşa nâmına Harbiye Nezâreti Muvasale ve Muhabere Şubesi Müdürü Binbaşı Veli ve Yüzbaşı Hilmi Beyler tarafından teşyî’ olunmuşlardır. Resm-i teşyî’de (uğurlama töreninde), İstanbul – İskenderiye Seyahat-ı Havâiyesi esnasında, “Edremid” tayyaresinin rasıdlı- ğını icrâ eden Yüzbaşı Kemal Bey de isbât-ı vücud etmiş (ka- tılmış) ve tayyarecilerimizle musafaha edildikten ve bu ikinci seyahat-ı havâiyede de kendilerine temenni-i selâmet ve mu- vaffakıyet olunduktan sonra, resm-i teşyî’i îfâ eden zevât avdet etmiş ve tayyarecilerimiz, İstanbul’la İzmir arasında olarak va- purla başlayan ilk merhale-i seyahate doğru yola çıkmışlardır. Evvelce yazmış olduğumuz veçhile, tayyarecilerimiz İzmir’e vâ- sıl olduktan sonra, şehr-i mezkûrda tayyarelerini kuracaklar ve motoru temizledikten sonra uçmağa başlaycaklardır. Bu ikinci seyahat-i havâiye esnasında takip olunacak tarîk he- nüz tamamıyla taayyün etmemiş ve tayyarecilerimizin tensiple- rine muallak bulunmuş ise de, Salim ve İsmail Hakkı Beylerin takip edecekleri tarîk-i havâiyi, ağleb-i ihtimal, berveçh-i âtî (aşağıdaki) iki tarîkten birisi olacaktır: (1) İzmir-Edremid-Balıkesir-Bursa veya İstanbul; (2) İzmir-Ed- remid-Çanakkale-İsktanbul. Söylediğimiz veçhile bu iki tarîkten hangisi tensip olursa o ta- kip olunacak ve müddet-i seyahat kariben onbeş, yirmi gün im- tidad eyleyecektir (sürecektir). Maamafih, tayyarecilerimizin, Aydınlıların arzusu veçhile Aydın’a da giderek orada dahi bazı tayerânlar icrâ etmeleri muhtemeldir. Yüzbaşı Salim ve refîki Hafız İsmail Hakkı Beylere temenni-i selâmet ve muvaffakıyet eyleriz.” Tasfir-i Efkâr, 3 Haziran 1914 “Geçirdiği o vahim tehlikeye rağmen İsmail Hakkı Bey, bu defa da Salim Bey ile birlikte İzmir seyahatine talip... ” Tasfir-i Efkâr / 3 Haziran 1914 234 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “İki Osmanlı havacısı, Fransız Kulübü’nde misafir edildiler” Fransız havacılık dergisi La Revue Aérienne, “Fransızca ve Mı- sırlı Havacılar” başlıklı haberinde, Kemal ve Salim Beylerin Ka- hire’ye başarıyla inmelerinden sonraki gelişmeler anlatılıyordu: “Ulusal Hava Ligi Mısır Bölümü, Hükümetleri tarafından İs- tanbul – Kahire uçuşunu yapmakla görevlendirdiği iki Osmanlı havacısı Fethi ve Nuri Beylere özel hürmetlerini sundular. L’Echo Egyptien (Mısırın sesi), 12 Mayıs’ta bu vesileyle gerçek- leşen törenin raporunu hazırladı. Dün saat üç buçukta, iki Osmanlı havacısı Kemal Bey ve Sa- lim Bey Ulusal Hava Ligi ve Fransız Kolonisi tarafından Fransız Kulübü’nde misafir edildiler. Bu davet, ihtişam ve gösterişten uzakta, sade ve dostluk dolu bir tören oldu. Bu ufak davetin en önemli özelliği ise samimiyet ve iki havacıya gösterilen sevgi gösterisi idi. Ekselansları Prens Aziz’e eşlik ederek salona giren iki havacı, orada bulunan kişilerin alkışlarıyla sıra halinde karşılandılar, daha sonra biri kurmay subay ve topçu subayı üniforması giyen iki havacı subay oyun salonunda yer alan büfeye götürüldüler. M. Albert Defrance ilk konuşmayı yaptı: Cumhuriyetin Bakanı olarak, başarılarına değinen kısa ve samimi bir konuşma oldu, konuşmasında ayrıca, en uygun kelimelerle iki subayın cesaret ve dayanıklılığından bahsetti. Daha sonra ise sözü, Milletvekili M. Nicoullaud aldı; sık sık alkışlarla bölünen heyecan dolu doğaçlama konuşmasında, Mısır’ı, Türkiye’yi ve Fransa’yı birleştiren geleneksel bağlardan bahsetti. Salim Bey ve Kemal Bey’in yanında Sultanın ve Hi- div’in de isimlerinden bahsetti. M. Nicoullaud’un konuşması bitince, Salim Bey, Prens Aziz’e yaklaşarak alçak sesle konuştu. Ekselansları söz alarak iki ha- vacının Fransızcaları yeterli olmadığı için Salim Bey’in söy- lediklerini çevirdi, iki havacının bu daveti hayatları boyunca unutamayacaklarını ve Fransa sayesinde uçuşlarını tamamlaya- bildiklerini iletti. Prensin sözleri kuvvetli alkışlarla karşılandı. Sonunda, Ulusal Hava Ligi adına M. Bianchi son sözü aldı, iki havacının cesaretlerini ve başarılarını öven kısa bir konuşma yaptı, onun konuşması da alkışlarla karşıladı. Daha sonra, M. Defrance şampanya kadehini kaldırdı ve Sultan ve Hidiv ve Osmanlı Ordusu şerefine kadeh kaldırdı. Konuşmalar bitince, misafirler büfeye, balkona ve salona git- tiler. Bunların arasında tanıdıklarımız; Prens Aziz, Fransa Cumhuriyeti Bakanı M. Albert Defrance, Fransa Konsolosu M. Bonzon, Paşa Zülfikar, Eks. İsmail Hakkı Bey, Serionne Kontu Konsolos Vekili M. Carteron, Eks. Comanos Paşa, M. Bianchi, M. Dombre, M. Duzieh, M. Fonchet, M. Giriend, M. Bourguin, M. Albert Brouadr, Milletvekili M. Nicoullad ve Tramoni, M. Cantel Bey, M. Paul Conin Pastour, Habib Lütfullah Bey vs.” “Kemal Bey ve Salim Bey Kahire’ye 9 Mayıs 1914’te geldiler” La Revue Aérienne, 10 Haziran 1914 “Kemal Bey ve Salim Bey Ulusal Hava Ligi ve Fransız Kolonisi tarafından Fransız Kulübü’nde misafir edildiler” La Revue Aêrienne / 10 Haziran 1914 Fotoğraf altı: “Türk havacıların Heliopolis’e gelişi. 1- Prens Aziz Paşa Hasan, 2- Muhammet Ali Hasan, 3- İbrahim Paşa Hilmi, 4- Salim Bey, havacı; 5- Kemal Bey, havacı, 6- Hakkı Bey, Osmanlı İmparatorluğu Yüksek Komiseri, 7- Zülfikar Paşa, Kahire Valisi.” Fotoğra altı: “[s. 324 Üstte] Türk havacıları beklerken. Kemal Bey ve Salim Bey Kahire’ye 9 Mayıs 1914’te geldiler. Heliopolis’te resmi tribün: 1. Ekselansları Prens Aziz. 2. Osmanlı İmparatorluğu Yüksek Komiseri Hakkı Bey. 3. Ekse- lansları Kahire Valisi Zülfikar Paşa. 4. M. A. Bianchi. 5. Ekselansları Kairy Bey. 6. Habib Lütfullah Bey / [Altta] 1. Ekselansları Prens Aziz Paşa Hasan, 2. Havacı Kemal Bey. 3 Salim Bey. 4. Hakkı Bey. 5. Kahire Polis Kumandanı Binbaşı Russel. Fotoğra altı: “[Fotoğraf altı: “[s. 325] Havacı Türk subayları Heliopolis’e vardıkları gün. 1.Kemal Bey, 2. Salim Bey.” 236 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına Hava şehidlerinin türbesinin Türk basınındaki ilk fotoğrafı Tanin 27 Temmuz 1914 tarihli nüshasında ilk hava şehitlerinin Şam’da Selahaddin Eyyübi ha- ziresine yapılacak türbe- lerinin fotoğrafnı yayın- ladı. Altında ise şunlar yazıyordu: “Tayyarecilerimizin Türbesi Mısır yolunda şehîd olan tayyarecilerimiz için Şam’da inşâsı takarrür eden türbenin resmi ve planları yapılmıştır. Tür- be yapıldıktan sonra bu şekli alacaktır.” Tanin, 27 Temmuz 1914 “Osmanlı Tayyaresinin Mısır’daki Tesirât ve Meşhûdâtından Birkaç Hatıra” Şehbal, şehid tayyarecilerin vazifesini tamamlayıp Kahire ve İs- kenderiye inen tayyarecilerini başarılarını fotoğraflarla okuyu- cularına duyurur. Fotoğraf altı: “[Üst] Tayyarecilerimiz Port Said’de İken / 1 Sa- lim, 2 Kemal Bey, 3 Abdülhâdi Efendi el-Kasbi, 4 Port Said Sevk Memuru Baha Bey, [Orta Üst] Tayyarecilerimiz Tanta’da İken / 1 Prens Aziz Hasan Paşa, 2 Kemal Bey, 3 Salim Bey, 4 Hüseyin Efendi el-Kasbî, [Orta Alt] Tayyarecilerimiz İskenderiye’de İken / 1 Prens Ömer Tosun Paşa, 2 Meşihat-ı Ulemâ Reisi eş-Şeyh Ebulfazl Muhammed Efendi, 3 Abani Paşa, 4 rasıd Kemal Bey, 5 Tayyareci Salim Bey, 6 Port Said Sevk Memuru Baha Bey, 7 Tanta Müdürü Püşü, 8 Osmanlı Telgraf Komiseri Halil Bey, 9 Mısır Fevkalade Komiser Vekili İsmail Hakkı Bey, 10 Alâiyeli Sübhi Bey, 11 “el-Ahâli” Cerîdesi Müdürü Abdülkadir Efen- di, Gümrük Karakol Memuru Kolağası İzzeddin Bey, 13 Tay- yare Komisyonu Katibi Abdülhalim Bey, 14 binbaşı Platener, [Alt] Tayyarecilerimiz Kahire’de İken / Resmimiz, Kahire’de Re’sü’t-Tîn’deki askeri kışlasında zabitân tarafından verilen zi- yafeti müteâkip alınmıştır. 1 Prens Tosun Ömer Paşa, 2 Mısır Fevkalade Komiser Vekili İsmail Hakkı Bey, 3 Râsıd Kemal Bey, 4 Abani Paşa, 5 “el-Ahâli” Gazetesi Müdürü Abdülkadir Efen- di, 6 Gümrük Polis Memuru Kolağası İzzeddin Bey, 7 Tayyare Komisyonu Katibi Abdülhalim Cemi’i Bey, 8 Müfettişü’z-Za- btü’l-Umûm Binbaşı Ingram Gordon, 9 eş-Şeyh Muhammed Said Paşa / Osmanlı Tayyaresinin Mısır’daki Tesirât ve Meşhû- dâtından Birkaç Hatıra.” Şehbal, 14 Haziran 1914 “Nuri Bey’le refîki İsmail Hakkı Bey’e Şam Belediyesi tarafından iki adet Arapkâri kılınç hediye edildi” Şehbal / 14 Haziran 1914 Salim ve İsmail Hakkı Bey İzmir’den Manisa’ya 55 dakikada uçtular “İzmir muhâbir-i mahsûsamızdan / Edremid Tayyaresi Manisa’da” başlıklı ve “Parlak istikbâl – Şâyân-ı iftihar bir eser-i hamiyet – Ce- velânlar” spotlu haber şöyleydi: “Manisa 4 Temmuz – Cesur ve sevgili tayyareci Salim ve râsıdı İsmail Hakkı Beylerin râkip oldukları Edremid Tayyaresi bu- gün kable’t-tulû’ İzmir’den hareketle elli beş dakikade Manisa’ya muvâsalat etmiş ve halkın hâr ve sürekli alkışları arasında kara- ya sâlimen nâzil olmuştur. Daire-i Belediye ve Müdafaa-i Milliye Cemiyetlerinin iştirâkiyle tanzim ve tertip edilmiş olan merâ- sim-i istikbâliye cidden pek parlak bir sûrette icrâ olunmuştur. Merâsim-i mezkûrede eşrâf-ı memleket, ricâl-i mülkiye ve aske- riye bilumûm mekâtip talebesi, dükkânlarını kapayan bilcümle esnâf heyetleri, hülâsa umûm halk hazır bulunmuştur. Hissiyât-ı vatanperverâne ve hamiyetkârânesi cûş(u) hurûşa gelmiş olan Manisa ahalisi tayyare komisyonunun küşâd ettiği (açtığı) iâne defterine kemâl-i tehalükle (tam bir arzuyla) kaydo- lunmuş ve az bir müddet zarfında yediyüz liralık iâne derci gibi şâyân-i iftihar bir tezahür-i vatanperverane karşısında kalpler lebriz-i sürûr olmuştur. [...] Edremid tayyaresinin evvelce vukû’ bulan kazâ hasebiyle eski metanet ve kuvvetini kaybettiğini ve seyahat-ı havâiye devamı mümkün olamadığını maalesef istihbar ediverem. Edremid tayyaresi şimdi Manisa âfâkında cevelânlar icrâ etmiştir. Tayyarecimiz Salim Bey ile refiki, “Saruhan” tayyaresiyle inşâllah mümleketimizi tekrar ziyaret edeceklerin va’d etmişlerdir.[...] M. Ferid” Tasfir-i Efkâr, 18 Temmuz 1914 Nuri ve İsmail Hakkı Beylere Arapkâri kılıç hediyesi “Tayyarecilerimiz İçin” başlığıyla “Son Havâdis” kısmında yer alan haber şöy- ledir: Muhâbir-i mah- sûsamızdan: Şam, 24 Haziran — İstanbul-Ka- hire seyahat-i havâiyesini icrâ etmek üzere şehrimize gelen, fakat fecî’ bir sû- rette Yafa’da irti- hal eden Prens Celâleddin Tayyaresi süvârisi Nuri Bey’le refîki elyevm İzmir’de bulunan İsmail Hakkı Bey’e Şam Belediyesi tarafından iki adet Arapkâri kılınç ihdâ edildi. Mezkûr kılınçlar bu hafta zarfında buradan Harbiye Nezâreti’ne ir- sâl edilecektir. Biri gümüş ve diğeri altın olan bu kılınçlardan gümüşü mer- hûm Nuri Bey’in ailesine ve altın olan da İsmail Hakkı Bey’e verilecektir.” Tanin, 8 Temmuz 1914 238 İSTANBUL-KUDÜS-İSKENDERİYE HAVA SEYAHATİ 8 ŞUBAT-15 MAYIS 1914 İlk Hava Şehitlerimizin Aziz Hatırasına “Harbiye Nâzırı Enver Paşa bizzat âbidenin resm-i küşâdını icrâ eylemişlerdir” Tanin’in şehidler için yapılan âbidenin açılış haberine uygun gördüğü başlık “Âbide-i İh- tirâm / Saygı Abidesi” idi: “Dün, İstanbul-Kahire Seyahat-i Havâiyesini icrâ etmek üzere ilk önce yola çıkan ve fa- kat müthiş bir sukut neticesinde terk-i cân ve cihân iyleyen tayyareci merhûm Fethi ve Sadık ve Nuri Beylerin ibka-yı nâmları için Fatih Daire-i Belediyesi önünde inşâ edilen âbide-i ihtirâmın resm-i küşâdını temaşa etmek üzere herkes Saraçhane Meydanına top- lanmışlardı. Saat birde merâsim-i ta’zimeyeye me’mur olan İtfaiye Alayından iki bölük ile Daire-i Harbiye Muzikası âbidenin önünde ahz-ı mevki’ etmişledi. Yarım saat sona Bah- riye, Dahiliye, Adliye nazırlarıyla Divan-ı Temyiz-i Askerî Reisi Fuad ve Divan-ı Âlî Reisi Osman ve Birinci Kolordu Kumandanı Mehmed Ali ve Şehremini Cemil Paşalar mahall-i mezkûra glemişlerdi. Saat ikiye on kalarak Harbiye Nâzırı Enver Paşa teşrif buyurdular. Ve bu esnada musika tarafından bir marş terennüm edildi. Bunu müteâkip hazır bulunan Hoca Efendi tarafından bir dua kıraat olunarak merhûmların ervahına ihdâ ve ed’iye-i Padişahî îfâ olundu. Bundan sonra verilen işaret üzerine asâkir-i mevcûde selama durdu ve muzika tarafından selâm havası çalınarak üç defa dua-yı padişahi îfâ olundu. Merâsim-i mezkûreyi müteâkip Harbiye Nâzırı Enver Paşa bizzat âbidenin resm-i küşâ- dını icrâ eylemişler ve hâzirûn ile beraber âbide nazar-ı tetkikten geçirildikten sonra av- det etmişlerdir. Ma’lûm olduğu üzere âbide tayyarecilerin seyahatleri ikmâl etmeden vefat eylediklerini göstermek üzere yarım bırakılmış ve bu sütun üzerine tunçtan bir dal vaz’ olunmuştur (konulmuştur). Âbidenin bir tarafında merhûm tayyarecilerin isimleri ve diğer tarafından da seyahat-ı mezkûre dolayısıyla ihdâs edilen madalyanın resmi menkûş bulunmaktadır. Biz bu münasebetle muazzez şehidlerimizin ruhlarını takdis eyledikten sonra mezkûr se- yahati ikmâle muvaffak olmuş olan Salim ve Kemal Beyleri tekrar tebrik ve ta’zîz eyleriz.” Tasfir-i Efkâr, 11 Ağustos 1914 “Tayyare Âbidesi” açıldı “Şehîd tayyarecilerimiz, Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin teyid-i hatıraları için Saraçhane meydanına rekz olunan âbidenin resm-i küşâd merâsim, yazdığımız veçhile, dün ba’de’z-zuhr zevalî saat ikide Harbiye Nâzırı Enver Paşa tarafından icrâ edilmiştir.” Tasfir-i Efkâr, 11 Ağustos 1914 “Fethi, Sadık ve Nuri Beylerin teyid-i hatıraları için dikilen Âbide açıldı” Tanin / 10 Ağustos 1914 “Tayyare Âbidesi Resm-i Küşâd (Açılış Töreni)” “Bugün zevâlî saat ikide Fatih’te Saraçhane meydanında tayyare şühedâsı nâmına rekz edilen (dikilen) âbidenin icrâ olunacak resm-i küşâd merâsimi hakkında Harbi- ye Nezâreti’nden gönderilen program bervech-i âtidir: 1-Resm-i küşâd Temmuz’un yirmi sekizinci Pazartesi günü ba’de’z-zeval saat 2’de icrâ edilecektir. 2- İtfaiye alayından iki bölük ile Daire-i Harbiye Mu- sikası merâsim-i tazimiye memur olduklarından saat 1’de isbât-ı vücûd edeceklerdir. 3- Med’uvvînin (davetlilerin) mevki’-i mahsûsaları (özel yerleri) teşrifât-ı askeri (askerî protokol) tarafın- dan irâe olunacaktır (gösterilecektir). 4- Hazır bulundurulacak Hoca Efendi tarafından bir duâ okunup merhûmların ervahına ihdâ ve ed’iye-i Pa- dişâhî (Padişaha Dua) îfâ edilecektir. 5- Duâyı müteâkip teşrifat-ı askerî tarafından verilecek işaret üzerine mevcûd asker selâm duracak ve müsika tarafından selâm havası çalınarak üç defa duâ-i padişa- hi îfâ edilecektir Merâsim-i mezkûrayı müteâkip resm-i küşâd Harbiye Nâzırı Paşa Hazretleri tarafından îfâ buyurulacaktır. Elbise: Cumalık.” Tanin, 10 Ağustos 1914 KAYNAKÇA Çocuk Dünyası: 5 Mart 1914 Çocuk Duygusu: 5 Mart 1914 Donanma Nüsha-i Fevkalâdesi: 4 Mart 1914 Hopkinsville Kentuckian: 3 Mart 1914 İkdam: 7, 8, 10, 14, 16, 23, 28 Şubat 1914; 1, 3, 7, 8, 10, 13, 15, 20, 23, 24, 25 Mart 1914; 3, 5 Nisan 1914; 2, 5, 8, 10, 13 Mayıs 1914 L’Aérophile: 1 Mart 1914 La Moniteur Oriental: 9, 12, 13, 20, 21, 28 Şubat 1914; 2, 13 Mart 1914; 22 Nisan 1914; 10 Haziran 1914 Le Journal Amusant: 21 Mart 1914 Newark Evening Star: 12 Mart 1914 Resimli Kitap: Şubat 1914 Peyam: 6, 9, 28 Şubat 1914; 1, 9, 10, 14 Mart 1914; 1, 3 Nisan 1914 Sabah: 9, 10, 11, 12, 16, 18, 22, 23, 24, 26, 27 Şubat 1914; 1, 2, 5, 6, 7, 9, 11, 12, 13, 14, 20, 22 Mart 1914; 3, 10 Nisan 1914; 2, 3, 5, 8, 10, 11, 14, 19, 26 Mayıs 1914; 1, 4 Haziran 1914 Servet-i Fünun: 9 Mayıs 1912; 30 Ekim 1913; 6, 13, 20 Kasım 1913; 12 Şubat 1914; 5, 12 Mart 1914; 9 Nisan 1914 Şehbal: 14, 28 Şubat 1914; 14, 28 Mart 1914; 14, 28 Mayıs 1913; 14 Haziran 1914 Tagliches Cincinmaier Volkshlatt: 13 Mart 1914 Talebe Defteri, 12 Mart 1914 Tanin: 9, 11, 13, 15, 17, 20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 28 Şubat 1914; 1, 2, 3, 4, 7, 11, 12, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 28 Mart 1914; 1, 3, 29 Nisan 1914; 2, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 16, 18, 19, 22, 26, 27 Mayıs 1914; 8, 27 Temmuz 1914; 10 Ağustos 1914 Tasfir-i Efkâr: 19, 20 Ocak 1914; 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 20, 21, 22, 24, 27, 28 Şubat 1914; 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 22, Mart 1914; 3, 12, 13, 22, 25, 27, 30 Nisan 1914; 2, 3, 4, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 16, 23, 26, 31 Mayıs 1914; 1, 3, 5, Haziran 1914; 18 Temmuz 1914; 11 Ağustos 1914 The Bridgeport Evening Farmer: 28 Şubat 1914 The Evening Star: 28 Şubat 1914 The Evening World: 28 Şubat 1914 The Fargo Forum: 28 Şubat 1914 The Las Vegas Daily: 28 Şubat 1914 The Ohama Daily Bee: 13 Mart 1914 The Sun: 1 Mart 1914 The Washington Herald: 1 Mart 1914.