Kültürel Diplomasi ve İletişim T Ü R K I Y E ’ N I N Y U M U Ş A K G Ü Ç E N S T R Ü M A N I O L A R A K Kültürel Diplomasi ve İletişim T Ü R K I Y E ’ N I N Y U M U Ş A K G Ü Ç E N S T R Ü M A N I O L A R A K İletişim Editörler Kızılırmak Mahallesi Mevlana Bulv. No:144 Çukurambar Ankara/TÜRKİYE T +90 312 590 20 00 | webinfo@iletisim. gov. tr Zakir Avşar Mehmet Şahin M. Mücahit Küçükyılmaz Serkan Ökten Mariana Popescu Veske Prestij Grafik Rek. ve Mat. San. ve Tic. Ltd. Şti. T 0 212 489 40 63, İstanbul Matbaa Sertifika No: 45590 Baskı 1. Baskı, İstanbul, 2022 © 2022 CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI YAYINLARI TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK ISBN: 978-625-7377-21-8 Kültürel Diplomasi ve İletişim Kültürel Diplomasi ve İletişim T Ü R K I Y E ’ N I N Y U M U Ş A K G Ü Ç E N S T R Ü M A N I O L A R A K TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK Kültürel Diplomasi ve İletişim İ Ç İ N D E K İ L E R Takdim Prof. Dr. Fahrettin Altun 09 Ön Söz Prof. Dr. Zakir Avşar 13 1. Teorik Çerçevede Kültürel Diplomasi 17 Giriş 19 Kültürel Diplomasi Nedir 21 Tarihsel Olarak Kültürel Diplomasi 28 Yakın Dönemde Kültürel Diplomasi 30 Kültürel Diplomasi Araçları 31 Kültürel Diplomasinin İki Hedefi: Ülke İmajı ve Ulus Markalama 32 Halkla İlişkiler ve Kültürel Diplomasi İlişkisi 35 Sonuç 36 Kaynakça 37 2. Kültürel Diplomasi ve Yumuşak Güç 41 Giriş 43 Kültürel Diplomasi 46 Yumuşak Güç 49 Bir Yumuşak Güç Aracı Olarak Kültür 58 Kültürel Diplomasi ve Yumuşak Güç 59 Sonuç 61 Kaynakça 62 3. Kültürel Diplomasi ve Sivil Toplum 67 Giriş 69 Sivil Toplum 71 Sivil Toplum Kuruluşları 78 Kültürel Diplomasi ve Sivil Toplum 82 Sonuç 89 Kaynakça 91 4. Kültürel Diplomasi ve Medya 97 Giriş 99 Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Geleneksel Medya 102 Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Film ve Diziler 110 Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Sosyal Medya 119 6 | IÇINDEKILER Kültürel Diplomasinin Medya ve İletişim Aktörleri 124 Sonuç 135 Kaynakça 138 5. Kültürel Diplomasi ve Akademi 147 Giriş 149 Kültür 150 Diplomasi 154 Yumuşak Güç 160 Kamu Diplomasisi 165 Kültürel Diplomasi 167 Kültürel Diplomasi ve Akademi 171 Sonuç 179 Kaynakça 180 6. Kent ve Kültürel Diplomasi Boyutuyla Uluslararası Yerel Diplomasi Ağları 187 Giriş 189 Kentlerin Belirli Hedefler Doğrultusunda Sınır Ötesi İş Birlikleri 192 Yerel Diplomasi ve Kültürel Diplomasi Kavramları 193 Kültürün Yerel Diplomasideki Yeri 195 Kültür İçin Gündem 21 Belgesi 195 Kültür 21 Eylemleri 196 Kültür, Haklar ve Vatandaşlık 197 Sürdürülebilir Kalkınmanın Kültürel Faktörleri 197 Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları 198 Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Dış Politikalarını İçeren Yerel Diplomasinin Yönetimi ve Yasal Dayanağı 199 Uluslararası Yerel Diplomasi Ağlarının Kültürel Diplomasi Boyutu 200 Uluslararası Yerel Diplomasi Ağları 201 Kardeş Şehir İlişkilerinin Kültürel Diplomasi Boyutu 212 Sonuç 221 Kaynakça 223 7. Amerikan Dış Politikasında Yumuşak Güç Enstrümanları ve Kültürel Diplomasi 231 Giriş 233 Kültürel Diplomasi Üzerine Oluşturulan Teorik ve Kavramsal Yaklaşımlar 234 Kültürel Diplomasi 237 Amerikan Kültürel Diplomasinin Araçları ve Uygulama Alanları 243 Amerikan Kültürel Diplomasisinin Sınırlılıkları 249 Sonuç 253 Kaynakça 254 8. Moldova Diasporasının Avrupa Birliği ve Moldova Cumhuriyeti Kültürel İlişkilerindeki Rolü 259 Giriş 261 Kültürel Diplomasi, Diaspora ve Diaspora Diplomasisi Kavramları 263 AB-Moldova Cumhuriyeti İlişkilerinin Kronolojisi 267 Moldova Cumhuriyeti-AB İlişkilerinde Eğitim, Araştırma ve Kültür 272 İÇINDEKILER | 7 Moldova Diasporası 272 Moldova Diasporasının Bulunduğu Ülkeler 275 Sınır Komşularındaki Moldovalılar 276 Avrupa Birliği Ülkelerindeki Moldova Diasporası 277 “Moldovalılar” İnternet Sayfası - https://m.moldovenii.md/ 285 Moldova Diasporasının Facebook Hesabı 286 Gazeta Basarabiei/Besarabya’nın Gazetesi 287 Sonuç 288 Kaynakça 289 9. Türk Kızılayın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 295 İnsani Yardım 297 İnsani Yardım ve Kültürel Diplomasi 299 Türkiye Kızılay Derneği 300 Geçmişten Günümüze Kızılay 301 Kızılayın Faaliyet Alanları 302 Uluslararası Kızılhaç Kızılay Hareketi 303 Kızılayın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 304 Sonuç 313 Kaynakça 314 10. AFAD’ın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 317 Giriş 319 Girişimci ve İnsani Dış Politika Temelinde Dünya Genelinde Yaşanan Afetlerde AFAD’ın Yürütmüş Olduğu Müdahale Çalışmaları ve Sürdürülen İnsani Yardım Faaliyetleri 321 Kültürel ve İnsani Diplomasi Çalışmaları Bağlamında AFAD’ın İş Birliği İçinde Bulunduğu Uluslararası Kuruluşlar 342 AFAD’ın Yönetici Kadrosunda Yer Aldığı/Üyesi Olduğu Uluslararası Kuruluşlar 342 AFAD’ın İlişkili Olduğu Uluslararası Kuruluşlar ve Yürütülen Proje Çalışmaları 346 AFAD Başkanlığınca İmzalanan veya AFAD Başkanlığının Taraf Olduğu Uluslararası Anlaşmalar, Mutabakat Zaptları, İş Birliği Protokolleri ve İyi Niyet Mektupları ile Katılım Sağlanan Uluslararası Faaliyetler 351 Kaynakça 354 11. Kültürel Diplomasi Aracı Olarak YTB 357 Giriş 359 Yurt Dışı Vatandaşlar 360 Soydaş ve Akraba Topluluklara Yönelik Çalışmalar 361 Uluslararası Öğrencilerle İlgili Çalışmalar 361 8 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TAKDİM | 9 K amu diplomasisi kavramının ilk olarak ortaya çıktığı za- manlardan bugüne kadar önemli anlam ve uygulama deği- şimleri yaşadığını görmekteyiz. Günümüzde değişen ulusla- rarası koşullar, dijitalleşme ve Kovid-19 salgının da etkisiyle 21. yüzyıl kamu diplomasisi anlayışının hüküm sürdüğünü söyleyebili- riz. Bu perspektifle kamu diplomasisinin etki gücünü artıran ana aktör kültürel diplomasi ve yumuşak güç enstrümanlarıdır. Yumuşak güç, ülkelerin farklı kamuoylarında gündem oluşturma ve konuların sınırlarını belirlemede başat faktör olması sebebiyle son 20 yıldır devletler nezdinde çok daha kritik hale gelmiştir. Ülkelerin yu- muşak güç unsurları, birer iletişim aracına dönüştürülerek devletler tarafından yabancı halkların zihninde yer edinmek, farklı ülkelerin kamuoyunda kendiliğinden gündeme gelmek ve medyada yer almak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda Türkiye kendi yumuşak gücünü keşfetmekte ve bu gücünü farklı coğrafyalarda dev- reye sokmaktadır. Kamu diplomasisi çerçevesinde Türkiye, 2002’den itibaren yumuşak gücünü aktif hale getirmiş ve değerlerini, gelecek tasavvurunu ve kültürel niteliklerini dünyaya anlatma çalışmalarına hız kazandırarak imajını daha net şekilde ifade etmeye başlamıştır. Dolayısıyla kamu diplomasisi politikaları ve yumuşak gücü ile Tür- kiye ilk kez kendi imajını kendisi inşa edecek pozisyona ulaşmıştır. Türkiye bölgesel gücünü tahkim etmek, küresel güç olma hedefini gerçekleştirebilmek için kamu diplomasisi alanında etkin bir politika izlemektedir. Türkiye’nin son dönemde ekonomi, enerji, savunma sa- nayi, üretim ve turizm konularında ivme kazanması, Avrupa Birliği, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar, Kafkasya ve Afro-Avras- ya ile ilişkilerini geliştirmesi Türkiye’nin uluslararasılaşmasının önü- nü açmıştır. Türkiye başta komşu ülkeler olmak üzere yumuşak güç unsurları çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın T A K D İ M 10 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM da gayretleriyle dünyaya kendisini daha iyi anlatmaya çalışmaktadır. Bu çabalar neticesinde de Türkiye’nin, yabancı kamuoylarındaki al- gısında geçmişten günümüze pozitif anlamda çok önemli farklılıklar görülmektedir. Türkiye son yıllarda uluslararası düzeyde gerçekleştirdiği kamu dip- lomasisi çalışmalarıyla kendisi hakkındaki yanlış, eksik ve aksak al- gıları restore etme çabasına girmiştir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının garantörlüğünde Türkiye’nin tüm kamu diplomasisi projeleri ve uygulamaları ivmelenerek hayata geçirilmektedir. Türki- ye, yabancı kamuoylarındaki ülke markasını güçlendirmek ve algısını yönetmek amacıyla üniversiteler, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maa- rif Vakfı, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, AFAD, Türk Kızılay gibi kamu kurumlarıyla çok yo- ğun şekilde faaliyetler gerçekleştirmektedir. Türkiye, sürdürülebilir kamu diplomasisi politikalarını etkin şekilde uygulamaktadır. Bu minvalde kültürel diplomasi faaliyetleri de orta ve uzun vadede ülkemizin imajını, itibarını ve algısını daha da güç- lendirmektedir. Kültürel diplomasi, Türkiye’nin kendisi hakkında- ki pozitif duygu ve düşünceleri güçlendirmesi ve olumsuz imajı kır- ması nedeniyle yabancı kamuoylarına nüfuz edebilmemize zemin hazırlamaktadır. Türkiye’nin manipülasyonla ve dezenformasyonla mücadelesinde kültürel diplomasinin yabancı halkları etkileme gücü ülkemiz adına çok büyük bir fırsattır. Bu doğrultuda devletimiz tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla kültürel diplomasi faaliyetlerini stra- tejik akılla sürdürmektedir. Şunu da çok iyi biliyoruz ki; oryantalist bakış açısı dünya siyasetine her zaman zarar vermiştir. Bu doğrultuda üretilen medya içerikle- ri, çekilen dizi ve filmler, bütün değerli hasletlerin Batı toplumların- da; tüm negatif nitelikler, kaos, anti-demokratik uygulamalar, insan ve hayvan hakları ihlalleri gibi durumlar Doğu toplumlarında yaşa- nır mesajı medya eliyle dünyaya yayılmıştır. Tam bu noktada Türki- ye’nin kültürel diplomasi çalışmaları bu kısır döngüyü kırmak, nega- tif algıların yerini hakikatin alması üzerine kuruludur. Uluslararası siyasette kendi tanımlarımızı kendimiz üretiyor, bizi belli kalıplara sokmak isteyenlere karşı, argümanlarımızı tüm ileti- şim yöntem ve tekniklerini kullanarak yabancı kamuoylarına aktarı- TAKDİM | 11 yoruz. Bu minvalde kültürel diplomasi en önemli enstrümanımızdır. Kültürel diplomasi ve yumuşak güç unsurlarımız sayesinde diploma- tik anlamda aşamadığımız birtakım duvarları ve engelleri yabancı ka- muoylarının kalbine girerek aşıyor, kalıp yargıları yıkıyor ve halklar arasındaki diyaloğu güçlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı “İleti- şim Seferberliği”nin bir boyutu olarak gördüğümüz kamu diplomasisi çalışmalarımızın mütemmim cüzü olarak değerlendirdiğimiz kültü- rel diplomasi faaliyetlerimizi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı- mızın koordinasyonunda farklı coğrafyalarda ve farklı kamuoylarına yönelik olarak hayata geçiriyoruz. Bu minvalde hazırladığımız “Ulu- sal Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ile ülkemizin yumuşak gücünün geçmişte hiç olmadığı kadar aktif şekilde kullanıl- ması sağlanmıştır. Bu belgemizde de kültürel diplomasi konusundaki stratejimizi de net bir biçimde ortaya koyduk, devletimizin söylem ve eylem birliğini sağladık. “Türkiye’nin Yumuşak Güç Enstrümanı Olarak Kültürel Diplomasi ve İletişim” kitabımız kamu diplomasisi literatürüne önemli bir kat- kı sunarak teorik bir çerçeve çizmektedir. 11 bölümden oluşan çalış- ma, kavramsal ve kuramsal boyutunda kültürel diplomasiyi akade- mi, sivil toplum, medya, kentler ve uluslararası yerel diplomasi ağları üzerinden ele almaktadır. Kitabın uygulama boyutunda iki dünya ör- neğine ve kamu kurumlarımız bağlamında ise Türk Kızılay, AFAD ve YTB’nin kültürel diplomasi faaliyetlerine yer verilmektedir. Bu kıymetli eserin ortaya çıkmasında emek sarf eden tüm akademis- yenlere ve kamu kurumlarımızın yöneticilerine şükranlarımı sunuyo- rum. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak kültürel diplomasi alanında sahada yaptığımız etkinliklerin yanı sıra bu kitapta oldu- ğu gibi teorik düzlemdeki faaliyetlerimiz de hızla devam etmektedir. “Türkiye’nin Yumuşak Güç Enstrümanı Olarak Kültürel Diplomasi ve İletişim” eserinin kamu diplomasisi, yumuşak güç ve kültürel diplo- masi konularında yapılacak ampirik ve teorik çalışmalara kaynaklık edeceğini ümit ediyorum. TÜRKIYE CUMHURIYETI CUMHURBAŞKANLIĞI İLETIŞIM BAŞKANI PROF. DR. FAHRETTIN ALTUN 12 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ÖN SÖZ | 13 K ültürel diplomasi kamu diplomasisinin bir alt başlığı olarak ele alınmaktadır. Kamu diplomasisi çok geniş bir uygulama alanını içerirken kültürel diplomasi onun bir bileşeni olarak değerlendirilmektedir. Nicholas Cull kamu diplomasisi etkinliklerini beş başlıkta topla- mıştır. Bunlar: araştırma ve incelemeyi içeren “dinleme”, siyasal ve/veya ekonomik çıkarları korumaya yönelik “savunma”, “değişim diplomasisi”, “uluslararası yayıncılık” ve “kültürel diplomasi”. Başlangıcı çok eski tarihlere dayanan kültürel diplomasinin teme- linin millî değerler ile ilgili olduğu açıktır; ulus devletler kendi fark- lılıklarını, gelişmişlik düzeylerini, itibarlarını kültürel diplomasi aracılığıyla ortaya koymaya çalışmışlardır. Kültürel diplomasinin değişik tanımları vardır. Bu tanımlarda iki vurgu öne çıkmaktadır: Birinci grup tanımda kültürel diplomasi- nin ortaklık kurmak için değişime dayalı bir yönelimi olduğu vur- gulanmaktadır. Bir tanıma göre kültürel diplomasi, “ilişkileri güçlendirmek, sos- yo-kültürel iş birliği sağlamak, ulusal çıkarları geliştirmek ve ben- zeri amaçlar için kültürün ya da kimliğin düşünceler, değerler, gelenekler ve diğer yönlerinin değişimine dayalı etkinlikler bütü- nü”dür. Louis Belanger kültürel diplomasiyi “kültür, eğitim, bilim ve teknik ortaklıkları içeren dış politika faaliyetleri” şeklinde açık- lamaktadır. Bu tanımlardaki ortaklık, kültürel diplomasinin temel amacının kültürel öğeler aracılıyla ulusların birbirlerini tanıması- nı sağlamak ve bu sayede kurulabilecek iş birliği ve ortaklıklarla barışa katkı yaratabilmek olduğu şeklindedir. İkinci grup tanımda ise kültürel diplomasinin ulusların kendi kül- türel öğelerini bir iletişim kanalı olarak kullanarak kendilerini ta- nıtmalarına odaklanmaktadır. Ö N S Ö Z 14 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Her iki grup kültürel diplomasi tanımı incelendiğinde daha çok amaçlara odaklanıldığını söylemek doğru olacaktır. Scott-Smith kültürel diplomasinin sekiz amacı olduğunu ifade et- mektedir. Bunlar: diğer uluslarla diyalog geliştirmek ve güven inşa etmek, kültürel ve siyasal tanımayı sağlamak, ekonomik çıkar sağ- lamak, ulusal kültürün imajını ve saygınlığını arttırmak, ön yar- gıları ortadan kaldırmak, ulusal kültürle ilgili olumsuz görüşlerle mücadele etmek, ileride başka alanlarda gerçekleştirilebilecek or- taklıklar için zemin hazırlamak, belirli söylem, inanç veya ideoloji- lere dayalı bir dünya görüşü ortaya koymak şeklindedir. Kültürel diplomasi, kültürü içeren bir kavram olmakla birlikte her tür kültürel alışverişi kültürel diplomasi olarak kabul etmek müm- kün değildir. Öncelikle kültürel diplomasi, bir ülkenin dış politika amaçlarına yönelik bir etkinlik olmalıdır. Bu yüzden devlet örgütü içinde ve devlet örgütü tarafından desteklenen inisiyatifler kültü- rel diplomasi etkinliği olarak kabul edilebilir. Kimi bilim insanla- rı geniş bir perspektifle kültürel diplomasi aktörlerini siyasetçiler, kurum ve kuruluşlar, kültür üreticileri ve son olarak da kültürel ürünle karşılaşan kişiler olarak sınıflandırmıştır. Günümüzde “insanların yabancı bir ülke veya onun resmî kurum- ları tarafından yapılan yayınların propaganda ile ilişkilendirilece- ği ve sunulan mesajların da beğenilmeyeceği” bu yüzden de sivil toplum ve özel sektör ile devlet kurumlarının ortaklıklarının çok daha etkin olacağı düşüncesi hâkimdir. Bu nedenle kültürel diplo- masi olarak nitelendirilen pek çok etkinlik, giderek daha çok oran- da devlet destekli kurumlar, dernekler veya vakıflar aracılığıyla yürütülmeye başlamıştır. Kültürel diplomasi iki yönlü ya da tek yönlü bir iletişim etkinliği ola- bilmektedir. Kültürel diplomasinin bazı araçlarının, örneğin bir fo- toğraf sergisi açmak, tek yönlü iletişime dayalı bir etkinlik olarak kabul edilirken iki ülke arasında öğrenci değişim programı gerçekleş- tirmek, iki yönlü iletişime dayalı bir etkinlik olarak kabul edilebilir. Ülkemizde kültürel diplomasi konularına çok fazla önem verilmiş, büyük merhaleler kaydedilmiştir. Bugün dünya, Cumhurbaşkanı- mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” çı- kışının anlamını, önemini ve değerini sadece bir retorik değil, aynı ÖN SÖZ | 15 ANKARA HACI BAYRAM VELI ÜNIVERSITESI İLETIŞIM FAKÜLTESI DEKANI PROF. DR. ZAKIR AVŞAR zamanda insanlığın uyanışı ve daha adil, güvenli, barışçıl bir dün- yada yaşaması için samimi bir çağrı olduğu gerçeğini Türkiye’nin dünyanın dört bir yanında sürdürdüğü kültürel diplomasi kapsa- mında ele alınacak güçlü, etkili faaliyetlerle bütünleştirildiği za- man daha iyi kavrayabilmektedir. Her bölgesel ve küresel krizde Türkiye’nin bir barış, huzur ve gü- ven iklimi yayan ülke olarak görülmesinin arkasında ülkemizin tüm insanlığa yönelik bu yaklaşımlarının etkisi büyüktür. Türk Kızılay, AFAD, TİKA, Türksoy, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitü- sü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, üniversiteler, hayırda yarışan sivil top- lum yapılanmaları vb. pek çok kurum ve kuruluş ile ülkemiz ve in- sanlarımız dünyanın dört bir yanında her renkten, dilden, dinden, inançtan insanın yanında bulunabilmektedir. Dostluğa, kardeşli- ğe, yardımlaşmaya, dayanışmaya, paylaşmaya ve birlikte büyüt- meye dayalı yaklaşımlarımız tüm insanlığa adeta bir tohum gibi ekilmektedir. Hepimizi gururlandıran, insanlığa güven ve umut veren Türk dış politikasında ulaşılan başarılarda elbette bu yakla- şımın ve yapılanların iz düşümlerini görmek lazımdır. Bu çalışma ile kültürel diplomasi konusunda alana akademik bir katkı hedeflenmiş, uzman isimlerce kaleme alınan bölümler oku- yucunun tetkik ve takdirine sunulmuştur. Çalışmanın ortaya çıkmasında emekleri, teşvikleri olan pek çok kıy- metli isim bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanımız saygıdeğer Prof. Dr. Fahrettin Altun’u kuşkusuz ki ilk olarak zikret- mek ve teşekkürlerimizi bildirmek ifa edilmesi gereken bir borçtur. Doç. Dr. Mücahit Küçükyılmaz, Doç. Dr. Oğuz Göksu, Prof. Dr. Meh- met Şahin, Dr. Serkan Ökten, Dr. Mariana Popescu Veske kardeşle- rim ve tüm yazarlarımız yine bu eserin ortaya çıkmasında büyük katkılar sağlamıştır. Bu vesile ile hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Umuyor ve diliyorum ki attığımız bu adımın gerisi gelir, alan yeni çalışmalarla zenginleşir. 16 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 17 Teorik Çerçevede Kültürel Diplomasi 0 1 18 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 19 K ültürel diplomasi, kamu diplomasisi çatısı altında yer alan ve etkin bir şekilde uluslararası alanda kullanılan bir dip- lomasi türüdür. Çağın diplomasi uygulamalarına ilişkin yapılan tanımlamaların ortak bir bileşeni olarak dikkat çeken kamu diplomasisi kavramı, ülkelerin ulusal ve uluslararası ka- muoyuna yönelik bakış açılarını içermektedir. Kamu diplomasisinin temel amacı; kamuoylarını anlamak, empati kurmak ve onları etki- lemektir. Kamu diplomasisi, aynı zamanda stratejik bir iletişim pra- tiğidir ve kamuoyunun anlaşılması, bilgilendirilmesi ve etkilenmesi faaliyetlerinin toplamını ifade etmektedir (Krause & Evera, 2009, s. 4). Uzunca bir geçmişe sahip olan kamu diplomasisi kavramı, ilk kez 1965 yılında bugünkü anlamı ile literatüre dâhil olmuştur (Cull, 2009, s. 19). Bu tarihten önce ise kamu diplomasisi kavramını ifade etmek üzere farklı sözcükler de kullanılmıştır. Kamu diplomasisi kullanılan yöntemler açısından propagandadan tümüyle farklı bir yaklaşımdır. Kamu diplomasisinin diğer amaçları, objektif verilere ve gerçeklere dayanan stratejik bir iletişim dilini oluşturmak ve bunu uygulama- ya koymaktır (Kalın, 2012, s. 150). Bilindiği üzere, propagandada gerçeklere sıkı sıkıya bağlı bir yöntemden söz etmek mümkün değil- dir. Kamu diplomasisinin geleneksel tanımı, dış politika hedeflerine ulaşmak için yabancı kamuoylarıyla iletişim kurulmasına da atıfta bulunur (Cull, 2008). T e o r i k Ç e r ç e v e d e K ü l t ü r e l D i p l o m a s i 0 1 Giriş 1 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı. 2 Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi. Zakir Avşar 1 Serhan Koyuncu 2 20 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Bununla birlikte, kamu diplomasisinin öncelikleri her yüzyılda ve belli dönemlerde farklılık gösterebilmektedir. Leonard ve beraberin- deki bilim insanları da (2005, s. 38-52), 2000’li yılların başında kamu diplomasisinin yeni önceliklerinin neler olması gerektiğine yönelik yaptıkları değerlendirme neticesinde, “haber yönetimi”, “stratejik iletişim”, “ilişki inşası”, “iki yönlülük ihtiyacı”, “bağımsızlık ve gü- ven”, “birlikte başarmak” gibi temel özellikler belirlemişlerdir (Le- onard, Small & Rose, 2005, s. 38-52). Kamu diplomasisinin bu yeni öncelikleri içerisinde kültürel boyut da ayrı bir yere sahiptir. Kamu diplomasisi içerisinde kültürel boyut kültürel diplomasiye işaret eder. Clyde ve Richard Kluckhohn’a göre (1954), birey için bel- lek ne ise toplum için de kültür odur. Kültürün toplum için ne denli önemli olduğuna vurgu yapan bu anlayışa göre, kültürel diplomasi yoluyla doğrudan kamuoylarına ulaşmanın da kamu diplomasisi içerisinde ayrıcalıklı bir konumu bulunmaktadır. Fiilî olarak kamu diplomasisi, olağan dışı durumlarda afet yardım- ları, burslar, değişim programları, askerî diyaloglar, seminerler ve konferanslar, yayıncılık faaliyetleri vb. dâhil olmak üzere hem devlet hem de devlet dışı aktörler tarafından kullanılan bir dizi tamamla- yıcı önlemi içerir. Stratejik olarak yönetildiğinde, politik bir yönü de bulunan bu önlemler, tutarlı bir küresel itibar olarak anlaşılabilecek bir ulus markasının oluşmasına katkıda bulunabilir. Uluslararası iti- bar ve imaj; ülkenin çekiciliği, insan hakları gibi normlara bağlılık, misafirperverlik, kültür ve kültürün küresel boyutta ilgi görmesi gibi çeşitli faktörlere dayanmaktadır (Anholt, 2006, s. 116). Kültürel diplomasi, kamu diplomasisinin merkezî bir unsurudur. Fakat bununla birlikte kendi başına da güçlü bir uygulama özelliği bulunmaktadır. Kültürel diplomasi; dil, din ve tarihsellik de dâhil olmak üzere bir toplum tarafından kolektif kimliğin yaratılması ve sürdürülmesi için inşa edilen her şeyi kapsayan kültürü ifade etmek- tedir. Kültürel diplomasiyi kullanan ülke, kendisine karşı bir hayran- lık veya takdir uyandırmak için kültür ve değerlerinin yumuşak güç potansiyelini en üst düzeye çıkarmaya çalışır. Bununla birlikte, örne- ğin, yabancı ülkelerdeki kültürel faaliyetlere sponsorluk, yurt dışın- da kültürel içerikli konferanslar düzenlemek, festivaller ve sergiler organize etmek gibi uygulamalar da kültürel diplomasi çerçevesinde değerlendirilebilir. Kültürel eylem ajansları da kültürel diplomasiye TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 21 hizmet eder (örn. Fransız Enstitüsü, Goethe Enstitüsü, Konfüçyüs Enstitüsü) (Van Ham, 2008). Kültürel diplomasi, ortak değerlere dayalı anlaşmalar tasarlamak ve tesis etmek amacıyla dünya ulusları arasındaki iletişim ve etkileşim düzeyini iyileştirme girişimi olarak da tanımlanabilir (Ninkovich, 1996, s. 3). Cummings’e göre ise kültürel diplomasi, ortak hedeflere ulaşmak için fikirlerin, bilgilerin, sanatın, yaşam tarzının, değerler sisteminin, geleneklerin ve inançların değiş tokuş edilmesidir (Cum- mings, 2003, s. 1). Bu doğrultuda, hükûmetler tarafından uygulanan “dünya ile etkileşimi yönetme tekniği” olan diplomaside, bu yöneti- mi uygulamak için çeşitli araç ve mekanizmalar kullanılabilir. Siyasi, ekonomik ve güvenlikle ilgili konular geleneksel olarak dış politika söyleminin üç temel alanını oluştururken, uluslararası sistem gele- neğinde ülkelerin dış politikası, söz konusu üç alanda ulusal çıkar- ları güvence altına almak amacıyla tasarlanmakta ve aynı üç tür mekanizma ve araçlarla işler hale getirilmektedir. Bununla birlikte, uluslararası ilişkiler alanındaki pek çok analist, “kültür ve kültürel bileşenlerin” dış politikanın dördüncü direğini oluşturduğunu ve ço- ğu durumda diğer üç alanın çatısı altında bulunan katmanların da buradan beslendiğini vurgulamaktadır. Kültürel bileşenler aktif bir diplomasinin tasarımı ve başarılı bir şekilde ilerlemesi için zemin hazırlayabilir. Kültürel Diplomasi Nedir? Kültürel diplomasi, sanat ve kültürü çeşitli şekillerde kullanan bir hükûmet aracıdır. Kültür, farklı ulusların buluşmasını kolaylaştıra- bilir. Kültürel diplomasi, ilişkiler dondurulduğunda bir kapı aralayı- cı olarak hareket edebilir. Kültürel diplomasi ilişkiler zorlaştığında gerilimi azaltabilir. Buna en iyi örnek; New York Filarmoni Orkest- rasının 2008’de Kuzey Kore’ye yaptığı ziyarettir. Benzer şekilde Bri- tish Museum’daki İran sergisi sırasında İngiliz ve İranlı politikacılar buluşabilmektedir. Kültürel diplomasi aynı zamanda savaş halinde olan iki ülkenin, müzakereleri rahat bir zeminde yapabileceği bir ortam da sağlayabilir (Holden, 2011). Buradan da anlaşılacağı üzere, kültürel diplomasinin, ona başvuran ülkeler sayısınca farklı tanımı bulunmaktadır (Zamorano, 2016, s. 169). Kültürel diplomasi, sıklık- la “kamu diplomasisi”, “kültürel değişim” ve “propaganda” ile bir- birinin yerine kullanılan, giderek daha kafa karıştırıcı ve tartışmalı 22 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bir terim haline gelmiştir. Bu karışıklık, kültürel diplomasinin diğer diplomatik etkileşim türlerinden çok farklı olması gerçeğinden kay- naklanmaktadır. Hükûmetler arası iletişim değil, en katı anlamıyla bile hükûmetler ile yabancı insanlar arasındaki iletişimdir. Kültürel diplomasi dolaylı olarak geleneksel bir dış politika meselesidir (Gie- now-Hecht & Donfried, 2010a, s. 13). Kültürel diplomasi, bir ülkenin sahip olduğu kültürel değerlerle ve ürünlerle ilgilidir. Her ülkenin kendine özel bir ulusal anlatı hedefi bulunabilir ve bu amaçla kül- tür de bir bileşen olarak kullanılabilir. Ülkeler arasında resmî ve/ veya gayrı resmî bir kültürel etkileşim yaratan ve bunu sürdüren bir süreç olan kültürel diplomasi (Falk, 2010, s. 7-8) esas olarak ül- kelerin dış politika hedeflerini desteklemeyi amaç edinir. Kültürel diplomasi, geleneksel olarak “uluslararası ilişkilerde bir araç ve dış dünyayla etkileşim kurmanın bir yolu” olmuştur (Gienow-Hecht & Donfried, 2010b, s. 11). Kültürel diplomasi, diplomasi sanatının kül- türü ön planda tutması ve kullanması anlamına gelir. Bu da kültü- rel geçmiş hakkında daha fazla farkındalık yaratma potansiyeline sahiptir. Bu tür bir farkındalık, resmî ve gayrı resmî aktörler, dev- letler ve milletler arasında bir etkileşime yol açabilir. Bu etkileşim, genellikle ülkeler arasında çeşitli etkinliklerin veya bir dizi kültürel faaliyetin düzenlenmesi ve bir ülkenin ekonomik, politik ve strate- jik alanlarda çıkarlarını savunmada “kültür” aracının kullanılması yoluyla sağlanır. Karşılıklı anlayışı geliştirmek için uluslar ve halk- lar arasında fikir, bilgi, sanat ve kültürün diğer yönlerinin alışverişi olarak da tanımlanan kültürel diplomasi, farklı ülkelerden insan- ları, birbirlerinin kültürlerini ve geleneklerini öğrenebilmeleri için bir araya getirmeyi amaçlar (Cummings, 2003). Kültürel diplomasi, kültürel ilişki kurulması ile ilintilidir. Kültürel ilişkiler, herhangi bir toplumda yerleşik olan, sınırları aşma ve yabancı kurumlarla bağlan- tı kurma eğiliminde olan bir yaklaşımdır. Kültürel ilişkiler, doğal ve organik olarak gelişir. Ticaret, turizm, eğitim, iletişim, kitap dolaşı- mı, göç, medya, evlilikler vb. sınırsız sayıda kültürel ilişki türünden bahsedilebilir. Kültürel diplomasinin ise, ulusal hükûmetlere hizmet eden resmî diplomatlar bu doğal akışı ulusal çıkarları ilerletmek için şekillendirmeye ve kanalize etmeye çalıştıklarında gerçekleştiği söy- lenebilir (Arndt, 2005, s. 18). Kültürel diplomasi, dünyada modern anlamda kitlelerin ortaya çık- masıyla eş zamanlı bir geçmişe sahiptir. Bilindiği üzere, modern top- TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 23 lum ile modernite öncesi halkları ayıran en önemli göstergelerden biri kitleleşmedir. Buna göre, modern dünyada küçük topluluklar giderek önemsizleşmiştir ve bireyler üst kimlikler yoluyla kendile- rini bir kitlenin parçası olarak algılamaktadırlar. Öyle ki muhayyel bir entite olarak kitle, modern dönemde yaşayan herkesin zihninde tartışılmaz bir sözcük olarak yerini almıştır. Kitlesel üretim, kitlesel tüketim, kitlesel göç, kitlesel imha, kitlesel eğitim, kitle sağlığı, kitle iletişimi ve kitle psikolojisi gibi sayısız tamlama, teorileştirme ça- baları ile karşımıza çıkan kavramlardır. Modern anlamda kitlelerin ortaya çıkışı 18’inci yüzyıla kadar geriye götürülebilir. 1789 Fransız Devrimi’ne kadar ne Avrupa’da ne de dünyanın geri kalanında bugün kastedilen anlamıyla bir kitlenin varlığı kabul edilmiş değildir. Fran- sız Devrimi’nden sonra başta insan hakları ve milliyetçilik kavramla- rının konuşulmaya başlaması ile eş zamanlı olarak kitlelerin ortaya çıkışından söz edilebilir. Bu kapsamda kitlelerin ortaya çıkışına eşlik eden iki önemli göstergeden bahsetmek mümkündür. Bunlardan bi- rincisi Sanayi Devrimi’ni ortaya çıkaran öncüller, diğeri ise bu öncül- lerin hem ortaya çıkmasını hem de ideolojik olarak savunulmasını sağlayan ve matbaanın ortaya çıkması ile ilk adımlarını atan kitle iletişim araçlarıdır (Altun, 2022, s. 5). Kültürel diplomasi, en önemli yumuşak güç enstrümanlarından bi- ridir. Kültür, yumuşak gücün özellikle de başkaları için çekici olan önemli bir kaynağıdır. Kültürel diplomasi, siyasi, ekonomik ve askerî diplomasinin sunamayacağı bir şey sunar: askerî, siyasi veya eko- nomik bir güçle zorlamadan kültür, değerler ve fikirler yoluyla ikna etme yeteneği. Kültürel diplomasi, niceliksel olarak ölçülemese de gücün bu kadar yaygın olduğu ve karşılıklı bağımlılığın etkisindeki dünyada faaliyet gösterme kabiliyetine sahiptir. Kültürel diplomasi- nin birkaç temel gücü vardır. Kültürel diplomasi, tek taraflı bir güç yerine iki yönlü bir bağlantıya sahiptir. Böylece güven inşasına yol açan diyaloglar için ortam sağlar. Kültürel diplomasi alıcıların ilgisi- ni çektiği için insanlar ve kültür arasındaki anlaşılabilirliği arttırabi- lir. Kültürel diplomasi uzun vadede sonuç verir. Olumsuz diplomatik ilişkilerde bile çatışan taraflardan insanları birbirine bağlayabilir. Bu nedenle, gerilim ve çatışma devam ettiğinde tek uygulanabilir çözüm yolu olarak hizmet edebilir (Scheneider, 2006, s. 196). Bunun yanında, kültürel diplomasi aynı zamanda bir savaş aracıdır. Soğuk Savaş, geleneksel bir siyasi-askerî çatışma değil, küresel ölçek- 24 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM te ve tarihsel emsali olmayan ideolojik ve kültürel bir rekabetti. Kül- türel araçların savaş silahı olarak kullanılmasını önceki yüzyılların dinî ve kültürel çatışmalarından ayıran şey; kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması nedeniyle bir çatışma sahnesi olarak kitlelerin varlı- ğıydı. Burada savaş, kültürel değişim veya kültürel diplomasi kılıfı içinde yürütüldü. Kültürel araçların birer savaş aracı olarak kullanıl- ması, kültürel diplomasinin ne olduğu veya olması gerektiği konu- sunda tercih edilen bir anlayış değildir. Bununla birlikte, bu şekilde kullanımlarının tarihî göz önüne alındığında, “kültürel diplomasi” kavramının tanımının bu boyutunun da göz ardı edilmemesi gerek- mektedir (Arndt, 2005, s. 6). Kültürel diplomasi aynı zamanda siyasi, diplomatik veya diğer ulu- sal güvenlik odaklı gizli ve açık kaynaklı bilgilerin toplanmasında önemli bir bileşendir. Bu elbette kültürel diplomatik faaliyetlere katı- lanların istihbarat toplayıcıları olduğu veya olması gerektiği anlamı- na gelmemelidir. Bunun yanında, kültürel diplomasi faaliyetlerinin yararlı etkilerini en üst düzeye çıkarmak için bu faaliyetleri yürüten- lerin veya koordine edenlerin tam olarak istihbarat faaliyetlerinden uzak durmaları gerekmektedir. Ayrıca, kültürel diplomatlar ve kültü- rel diplomatik faaliyetlere katılanlar, çoğu zaman, büyükelçiliğe bağ- lı siyasi görevlilerin sahip olmadığı dış siyasi koşullar ve yabancı ka- muoylarının tutumları hakkında bilgi sahibidir. Kültürel diplomatik katılımcılar ayrıca, istihbarat veya benzeri bilgi kaynağı niteliği taşı- mayan, ancak kişisel ilişki ağları bu tür bir hizmete yol açabilecek ki- şilerle ilişkiler kurar ve geliştirir. En iyi bilgi toplama operasyonları, kişisel ilişkilerin genişletilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Kültürel diplomasi, bu fikir ve ideallerin etkili bir şekilde yayılmasını içerdi- ği ölçüde potansiyel kaynak havuzunu arttırır. Kültürel diplomasi; siyasi eylem, siyasi savaş ve yıkımla da bütünleştirilebilir. Stratejik psikolojik operasyonlar da kültürel diplomasinin bir parçası olabi- lir. Hükûmetler, kültürel diplomasiyi gündelik siyasetle ilişkilendir- meden etkin şekilde kullanabilir. Bu şekilde kullanıldığında kültürel diplomasi, paradoksal olarak muazzam bir pozitif politik etkiye sa- hip olacaktır. Bu nedenle, kültürel diplomasi, barış elçisi olunması, yabancı tıbbi yardım, afet yardımı, burslar, kalkınma yardımları vb. diğer kamu diplomasisi örneklerinde olduğu gibi birçok durumda çeşitli hükûmet ve hükûmet dışı katılımcılar tarafından stratejik ola- rak üstlenilebilir (Lenczowski, 2007, s. 8-9). TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 25 Kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan Kültürel Diploma- si Enstitüsü (ICD) de kültürel diplomasiyi “ilişkileri güçlendirmek, sosyo-kültürel iş birliğini genişletmek ve ulusal çıkarları destekle- mek için fikirlerin, değerlerin, geleneklerin, kültür ve kimliğin diğer yönlerinin devlet, özel sektör veya sivil toplum tarafından değişimi- ne dayalı eylemler” olarak tanımlamaktadır. Enstitü, kültürel diplo- masinin beş temel ilkesini şöyle sıralamaktadır: ‡ Kültürel çeşitlilik ve mirasın tanınması ve saygı gösterilmesi; ‡ Küresel kültürler arası diyalog; ‡ Uluslararası düzeyde insan haklarının korunması; ‡ Adalet, eşitlik ve karşılıklı bağımlılık; ‡ Küresel barış ve istikrar (Kültürel Diplomasi Enstitüsü, 2022). Uluslararası ilişkiler alanındaki realist yaklaşımcılar, her ne kadar kültürel diplomasinin devletin gücü üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığını veya bir ülkenin uluslararası sistemdeki yerini belirleme- diğini ve sonuç olarak göz ardı edilebileceğini iddia etseler de, bu id- diaya karşı “yumuşak güç” terimini ortaya atan Joseph Nye, kültürel diplomasinin 21’inci yüzyılda uluslararası arenayı etkilemenin kilit araçlarından biri olduğunu vurgulamaktadır (Umińska-Woroniecka, 2016). Kültürel diplomasi (veya kültürler arası diplomasi) yüzyıllardır var olagelen bir uygulamadır. Kültürel diplomasi, bir kavram olarak son zamanlarda ortaya çıkmış gibi görünse de aslında tarih boyunca uy- gulamaları görülebilir. Bu nedenle kültürel diplomasinin yüzyıllardır uluslararası alanda etkili olduğu söylenebilir. Kavramın ilk kullanımı ise 1959 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından gerçekleşmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığına göre kültürel diplomasi; farklı uluslardan insanlar arasında resmî ilişkilerin yürütülebileceği daha iyi seviyede bir uluslararası güven ve anlayış ortamı yaratmaya yardımcı olmak için doğrudan ve kalıcı temas kurulmasıdır (ABD Dışişleri Bakanlığı, 2022). Bununla birlikte kimi dönemlerde (örn. iki dünya savaşı ara- sında) “kültürel diplomasi” kavramı yerine “kültürel propaganda” kavramının kullanıldığı görülmektedir. Özellikle bu dönemde kültü- rün bir propaganda aracı olarak kullanılabileceği üzerinde sıklıkla durulmuştur. 26 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Soğuk Savaş süresince propaganda ile bu ilişkilendirme nedeniyle uzun yıllar olumsuz bir çağrışıma da sahip olan kültürel diplomasi- nin kamu diplomasisinin temel bileşeni olduğu ve kültürel unsurlar aracılığıyla insanlara ulaşmayı amaçlayan diplomatik davranışları açıklamak için kullanıldığı savının yanında, kimi teorisyenlerce bu iki kavram iki farklı yapı ile açıklanmaya çalışılmıştır. Özünde kül- türel diplomasi, dış politika hedeflerini ilerletmek için o ulusun kül- türel ürünlerinin ihracatını desteklemek amacıyla tasarlanmış bir ulusal politika setidir. Kamuoyunun yabancı bir hükûmete veya ya- bancı bir devlete karşı olan tutumunu etkilemeye teşvik etmek için tasarlanmış herhangi bir politika olarak yorumlanabilen kültürel diplomasi, kültürün ana eksen olarak kullanılmasının gerekliliğini vurgular (Aguilar, 1996, s. 10-11). Ülkelerin sahip oldukları kültürel kurumlar, uluslararası alanda her zaman bir yönüyle politik bir işlevi yerine getiren bir aktör olarak dip- lomaside yer almıştır. Örneğin, müzeler kültürel turizmi geliştirerek veya yabancı ülkelerle diplomatik diyaloğu kolaylaştırarak sınırlar arasında kültürel köprüler kurma hedefiyle ulus devletlerde gelenek- sel olarak önemli kültür politikası aktörleri olmuştur. Londra’daki British Museum, 1753’te Parlamento tarafından belirlenen temel il- keleri izleyerek kuruluşundan bu yana önemli bir diplomatik aktör olarak hizmet vermektedir. Bu müzede ziyaretçiler hem eski hem de daha yeni kültürel öğeler aracılığıyla çağdaş siyaset ve uluslararası ilişkilere dair ipuçlarına tanıklık etmektedir (MacGregor, 2004). Kültürel diplomasi bireye odaklanarak ülke çıkarlarına hizmet etme- yi amaçlamaktadır. Bu kapsamda kültürel diplomasinin genel uygu- lama alanları; yabancı halkları etkilemek, yabancı halklar tarafından benimsenmek ve yabancı halkların, kendilerinden yana olmasını sağlamak şeklinde sıralanabilir (Aydemir, 2018, s. 58). Kültürel dip- lomasi pratik kullanımda iki farklı boyutu içerir. Kültürel diplomasi araçsal veya doğrudan bir güç olarak kullanılabilir. Araçsal boyutta güç, farklı etki araçları yoluyla bir tarafın belirgin kimlik özelliklerini diğer taraf karşısında güçlendirerek veya sınırlayarak işler. Araçsal bakış açısı, rolüne başvurulan enstrümanların özneler üzerinde na- sıl etkide bulunduğuna odaklanır. Bu güç, iletişimi başlatan kaynağa özgüdür ve alıcı tarafın algılarında değişikliğe yol açan belirli retorik, psikolojik veya sosyal etki araçlarına odaklanır. Buna karşın, doğru- dan güç anlayışının dönüştürücü yönü her iki tarafı da eşit olarak TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 27 birbirlerinin kimliklerini şekillendirdikleri bir süreci içerir. Kültürel diplomasiden bahsedilirken “kültürel küreselleşme” kavramını da hatırlamak gerekir. Kültürel küreselleşme; çağdaş değerlerle gele- neksel normların, sembollerin ve söylemlerin bir arada var olabil- mesini olanaklı hale getiren, Batı kaynaklı belirli kültürel kalıpların evrenselleşmesine uygun bir zemin hazırlarken yerel değerler ile ge- leneklerin yeniden canlanmasına da fırsat tanıyan çok boyutlu bir süreçtir (Keyman, 2001, s. 8). Kültür kavramını oluşturan maddi ve manevi değerlerin, yaşam biçiminin, estetiğin ve düşünüş tarzının toplumlar arasında paylaşımını temel alan kültürel diplomasi, toplum- ları birbirine yakınlaştıran önemli bir yaklaşımdır (Purtaş, 2013, s. 2). Kültürel diplomasi, bir ülkenin diğer milletlerden insanları kendi kül- türüne, toplumuna ve insanlarına çekerek farklı ülkelerden insanlar arasında kişisel bağlantıları güçlendirip bir ülkenin, siyasi ideallerini ve politikalarını yabancı izleyicilerin gözünde daha çekici hale ge- tirmesini sağlar. Bir ülkenin kültürü, oluşturduğu cazibe sayesinde, arzu edilen sonuçları elde etme olasılığını arttırır. Kültürel diplomasi programları, farklı ülkelerden insanlar arasında etkileşim için ortam oluşturur. Böylece farklı milletlerden insanlar arasında dostlukların ve güçlü bağlantıların kurulması için zemin hazırlar. Kültürel diplo- masi, diğer halklarla bir “güven temeli” oluşturmaya yardımcı olur. Politika yapıcılar, siyasi, ekonomik ve askerî anlaşmaları bu güven zemini üzerinde inşa edebilirler (ABD Dışişleri Bakanlığı, 2022). Güç, geleneksel olarak uluslararası ilişkiler disiplininde merkezî bir konuma sahip olsa da kültür bu alanda görece yeni bir eğilimi temsil etmektedir. 1980’lerden itibaren kültürün uluslararası ilişkiler konu- sunda ayrı bir akademik çalışma alanı haline gelmesi yönünde bir eğilim ortaya çıkmıştır. Bu eğilim, tarihsel araştırmaları zenginleş- tirirken, aynı zamanda uluslararası ilişkiler disiplinini “sert güç” ve “yumuşak güç” olarak iki temel bölüme ayırmıştır. Bu doğrultuda, kültür ve güç ne ayrılmaz bir şekilde ne de hiyerarşik olarak iç içe geçmiştir. Fakat birbirinden bağımsız olarak var olabilirler ve birbir- lerine karşı çıkabilirler. Uluslar politik olarak zayıf ama kültürel ola- rak çok güçlü olabilir ama bunun tersi de geçerlidir. Örneğin, Kanada diplomatik bir kilit oyuncudur. Fakat çok az insan Kanada kültürünü neyin oluşturduğunu söyleyebilir. İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler kötüye giderken kültürel ilişkiler tersi yönde bir gelişme gösterebi- lir. 1930’larda, Japonya’nın güçlü kültürel diplomasi atağı sayesinde 28 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ABD’nin Japon medeniyetine yönelik hayranlığı yoğunlaşırken Çin üzerindeki çatışmalar nedeniyle ABD ve Japonya arasındaki siyasi ilişkiler kötüleşmiştir. İran’ın İran medeniyetinin hazinelerine odak- lanan kültürel diplomasisi yurtdışında beğeni toplarken ülkenin nükleer programıyla ilgili uluslararası endişeler devam etmektedir (Gienow-Hecht, 2016, s. 232). Tarihsel Olarak Kültürel Diplomasi Kültür, ülkeler arasındaki bağların geliştirilmesi ve ulusal sanat ürünlerinin yayılması dışında dış politika aracı olarak da ayrı bir kullanıma sahiptir. Ancak kültürel diplomasi ile eş anlamlı olarak kullanılan kültür propagandası ile tarihte bazı devletlerin sömürgeci anlayışlarını güçlendirmeye çalıştıkları da görülmektedir. “Kültürel sömürgecilik” olarak da isimlendirilen bu yaklaşım, Afrika ve As- ya’da genellikle Fransız, İngiliz, İspanyol ve Portekizlilerle ilişkilen- dirilmiştir. Benzer şekilde, Nazi rejimi de kültürel siyaseti, milliyet- ten bağımsız olarak Almanca konuşan bir kimlik yaratmak ve sözde Aryan ırkının diğerlerine, özellikle de Slavlara ve Yahudilere karşı kültürel üstünlüğünü iddia etmek için özellikle saldırgan bir şekilde kullanmıştır (Mulcahy, 2010, s. 10). Kültürel diplomasinin tarihî uluslararası ilişkiler tarihî kadar eskiye dayanır. Antik çağda kimi ülkeler, klasik anlamdaki savaşın yanında kültürlerini de birer güç aracı olarak kullanmışlardır. Örneğin Roma- lı olmak, o dönemde yaşayan insanlar açısından bir ayrıcalık sayılı- yordu. Öyle ki Romalı olmak, düşman devletlerin vatandaşları tara- fından bile arzu edilen bir şeydi. Sosyal ve hukuksal sistemi, refah seviyesi, altyapı olanakları vb. etkenler, Roma’nın gerçekleştirdiği fetihlerde de kolaylık sağlamaktaydı. Böylece Roma, sadece bir coğ- rafi konum olmaktan öte kültürel bir kavramı da temsil etmekteydi. Romalı olmak, Roma kültürüne de dâhil olmak anlamına gelmektey- di. Halk arasında ortak bir kültürel bağın korunması, Roma İmpara- torluğu’nun etnik olarak çok farklı kökene sahip üyelerini bir arada tutan güçlü bir bağ haline gelmişti. 19’uncu yüzyıldan itibaren ise Av- rupa’daki ulus devletler kültürü daha genel düzeyde dış ilişkilerin bir parçası olarak kullandılar. Örneğin, Fransız kültürünün etkileri bu- gün Levant’ta, Çinhindi’de ve Afrika’daki eski Fransız kolonilerinde hâlâ güçlüdür. Fransız kültürü, 19’uncu yüzyıldan beri Alliance Fran- çaise gibi özel kuruluşlar tarafından desteklenmeye devam etmek- TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 29 tedir. Bunun yanında Fransız medeniyetini yayma çabalarının kap- sam olarak sadece kültürel nitelikte olmadığı da açıktır. Fransa’nın sömürgelerinde gerçekleştirilen faaliyetlerle Fransız dilini kalıcı ha- le getirmek ve bu coğrafyalarda siyasi egemenliği sürekli kılmak asıl amaç olmuştur. Büyük Britanya ise 1934’te British Council’ı kurarak resmen kültürel diplomasi alanına girmiştir. British Council’ın resmî amacı; “İngiliz yaşamını ve düşüncesini yurt dışında daha yaygın şe- kilde bilinir kılmak, İngilizcenin öğrenimini teşvik etmek ve İngiliz- lerin edebiyat, bilim ve güzel sanatlara yaptığı güncel katkıları yurt dışında erişilebilir kılmak” olarak belirlenmiştir. British Council’ın ardından İngiltere, Birleşik Krallık ülkeleri ve Amerika Birleşik Dev- letleri de dâhil olmak üzere, eski İngiliz kolonileri arasında hâlâ ya- kın bağları sürdürmeye çalışan English Speaking Union and Rhodes Scholarship Society gibi özel kuruluşlar da kültürel diplomasi ala- nındaki çalışmalara katılmıştır. Bunun yanında Winston Churchill, İkinci Dünya Savaşı’nın en kasvetli döneminde Britanya’yı savun- mak için İngiliz dilini seferber etmiş olmakla itibar etse de ABD’li- ler, Kanadalılar, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için atalarından kalma bir mirasa karşı var olan duygusal bir bağın yanı sıra ortak bir kültürel mirasa ve demokratik siyasi geleneğe yönelik bağlılık da bu ittifakın sağlanmasında güçlü bir rol oynamıştır (Mulcahy, 2010, s. 9-10). Tarihsel olarak bakıldığında, kâşifler, gezginler, tüccarlar ve sanat- çılar tarih içerisinde birer “kültürel diplomat” olarak kabul edilebi- lir. Gerçekten de farklı kültürlerle etkileşime giren herhangi bir kişi; sanat, spor, edebiyat, müzik, bilim, işletme ve ekonomi gibi birçok alanda ülkeler arasında gerçekleşebilecek bir kültürel alışverişi ko- laylaştırıcı bir rol üstlenebilir. Tarih boyunca halkların etkileşimi, dil, din, fikir, sanat ve toplumsal yapıların alışverişi, farklı gruplar arasındaki ilişkileri sürekli olarak dinamik tutmuştur. Örneğin, dü- zenli ticaret yollarının kullanılması, tüccarlar ve hükûmet temsil- cileri arasında sık sık bilgi, kültür ve fikir alışverişi sağlamıştır. Bu tür bilinçli kültür ve bilgi alışverişi çabaları, kültürel diplomasinin erken örnekleri olarak kabul edilebilir. Bugün ise uluslararası iliş- kiler disiplini içinde önemli bir yeri olan kültürel diplomasi, gün- cel bir akademik araştırma alanıdır ve kendisini bağımsız bir teori ve uygulama alanı olarak başarıyla kurmuştur (Kültürel Diplomasi Enstitüsü, 2022). Ayrıca, kültürel diplomasinin gelişimi “hakikat” 30 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM kavramıyla da yakın bir ilişkiye sahiptir. Çünkü kültürel diplomasiyi propagandadan ayıran en temel nitelik; kültürel diplomasinin haki- kate bağlılığıdır. Tarihsel gelişim içerisinde kimi zaman propaganda ile eş anlamlı olarak kullanılsa da propagandanın gerçeklerden uzak bir yönü var iken kültürel diplomasi hakikat temelinde inşa edilir. Kültürel diplomasinin propaganda sözcüğü ile eş anlamlı kullanımı aslında büyük bir yanılgıdan ibarettir. Kültürel diplomasi hakikat kavramını temel alır. Hakikat, tarih boyunca insanlığı en çok meşgul eden kavramlardan biri olagelmiştir. Olayların, eşyaların ve canlıla- rın iç yüzünü anlamakla ilgili çabaların bir biçimde hakikat kavramı ile yollarının kesiştiği ve başta felsefe olmak üzere insan bilgisinin hakikati tanımlamak üzere işe koyulduğu bir gerçektir. Bu çerçevede ortaya çıkan tanımların, siyasetten gündelik yaşama kadar insanlık halleri üzerinde derin etkileri ortaya çıkmıştır. Özellikle 1960’lı yıl- larda Kıta Avrupası’nda gündeme gelen post-yapısalcılık dalgasının da etkisiyle, 1970’li yıllarda Amerikan üniversitelerinde tartışılmaya başlanan ve kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına alan post- modernizm akımı ve onun önermesi olan “hakikatin müphemliği” yaklaşımı, insanlık tarihînde zaman zaman karşılaşılmış olan bu bakış açısının en yakın tarihli temsili olarak karşımıza çıkmaktadır. Postmodern felsefecilerin, günümüzde insanlığın hakikatle kurduğu çetrefilli ilişkinin entelektüel tarafını temsil ettikleri düşünülmekte- dir (Altun, 2021, s. 368). Bu entelektüel ilişki kültürel diplomasiyi de önemli ölçüde etkilemiştir. Yakın Dönemde Kültürel Diplomasi İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi, dünyada politik, ekonomik ve kültürel olarak dramatik değişiklikler için zemin hazırlamıştır. Yine de bu değişikliklerin ortaya çıkması neredeyse yarım yüzyıl almıştır. Batı’da siyasi, ekonomik ve kültürel milliyetçilik gözden düşmüştür. Bu ortamda UNESCO’nun 1957’de “Doğu ve Batı Kültürel Değerleri- nin Karşılıklı Değerlendirilmesine İlişkin Doğu-Batı Büyük Projesi”- ni başlatması, 20’inci yüzyıldaki ilk ve en önemli kültürel diplomasi uygulaması olarak değerlendirilebilir. Bu son derece iddialı girişim, kültürel ilişkileri ve bölgeler arasında -özellikle de Avrupa ve Asya arasında- “kültürel değerlerin” değişimini teşvik etmek için organize edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin karşılaş- tığı zorluklara ve Soğuk Savaş gerilimlerine çözüm bulmayı amaçla- TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 31 yan proje; sanat, folklor, müzik, zanaat, edebiyat, sinema ve arkeoloji aracılığı ile barışın sürekli kılınmasını amaçlamıştır. Avrupa Birli- ği’nde de üye devletler arasında kültür alanında etkileşimi arttırmak amacıyla 2016 yılında Avrupa Kültürel Diplomasi Platformu kurul- muştur. Ayrıca 2021’de de AB içerisinde ulusal kültür enstitüleri ağı (EUNIC 2021) oluşturulmuştur. Bu çalışmalar, Avrupa Komisyonu tarafından 2016 yılında başlatılan “Ortak İletişim Kültürü - Uluslara- rası Kültürel İlişkilere Yönelik Bir AB Stratejisine Doğru” isimli giri- şim ile doğrudan bağlantılıdır. Kültürel Diplomasi Araçları Kültürel diplomasi, halkın gerçek anlamda aktif olması üzerine ku- ruludur ve kültürü diğer ülkelerle paylaşmak artık tek yönlü bir et- kileşim olarak kabul edilmemektedir (Snow, 2009, s. 8). Müzeler de uluslararası ziyaretçileri eğitici müze faaliyetlerine aktif olarak ka- tılmaları için teşvik ederek kültürlerarası fikir alışverişini daha da kolaylaştırabilir ve tanıtımını yaptıkları kültürel içeriğe daha fazla izleyici çekebilir. Müzelerin sahip olduğu kültürel miras ile yeni di- jital kültürel içerik oluşturma arasındaki ilişkinin etkin yönetimi, aktif katılımlı yöntem ile kültürlerin daha kolay anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Diğer kültürleri anlamanın ve takdir etmenin öğrenme deneyimleri yoluyla daha kolay olduğu dikkate alındığında, etkili kültürel diplomasi için müzelerin eğitim işlevi üzerinde özenle du- rulmalıdır. Müzeler, geleneksel olarak ziyaretçiler için yalnızca bir bilgi kaynağı olan eğitim kurumları gibi hizmet etmiş olsalar da son yıllarda müzelerin eğitim rolünün öneminin de farkına varılmıştır (Dierking, 2006). Hem öğrenme hem de katılım fırsatları sunan böy- le bir proje, 2010 yılında British Museum tarafından BBC ile iş birliği içinde geliştirilmiş ve uygulanmıştır. BBC Radio 4’teki “100 Nesnede Dünyanın Tarihî” adlı eğitim dizisi, sergilenen nesnelerin hikâye an- latma güçleri arasında bir bağ kurmayı amaçlamış ve pek çok ülke- den insana ulaşmıştır. British Museum’un BBC ile olan bu ortaklığı, projeye radyo, televizyon ve çevrimiçi medya platformları aracılığıy- la mümkün olan en geniş erişimi sağlamıştır. Bunun yanında sinema endüstrisi, televizyon dizileri, dijital platformlar, müzik kültürü vb. de kültürel diplomasi araçları olarak kabul edilebilir. “Hallyu” olarak bilinen “Kore Dalgası” bu konuda verilebilecek en iyi örneklerden bi- ridir. “Kore Dalgası”na “K-Pop” ve “K-Drama” öncülük etmektedir ve 32 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bu tür kültürel girişimler Güney Kore’de resmî olarak da desteklen- mektedir. Kültürel Diplomasinin İki Hedefi: Ülke İmajı ve Ulus Markalama İmaj kelimesinin sözlük anlamı; duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylardır. Bir ülkenin imajı ise “ülke hakkında sahip olunan inançlar, fikirler ve izlenimler dizisi”ne bağlıdır. İmaj genellikle kamu diplomasisi, uluslararası algı ve uluslararası ilişkilerle ilişkilendirilen ulusal markaya atıfta bulu- nur (Zhang, Meadows III, 2012, s. 77). Ayrıca, bir ülkenin vatandaşla- rının diğer ülke halklarına duyduğu güveni, bireylerin diğer ülkenin bireylerine olan sevgisini ve o ülke ile etkileşime girme arzusunu ge- liştirir (Laroche, Papadopoulos, Heslop & Mourali, 2005, s. 100–101). İmaj yaratılması olumlu ya da olumsuz, çok çeşitli iletişim kaynak- larını ve etkileşimli aktörleri kapsayan çok karmaşık, uzun vadeli bir süreçtir. Burada medya, süreçle ilgili bilgilerin halka iletilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte günümüzde uluslararası iletişim, belirli bir devleti, kuruluşu veya kurumu temsil etmeyen si- vil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Tüm bu ile- tişim yolları bir ülkenin kamuoyu algısını etkileyebilir. Devletler de uluslararası imajlarını yükseltmek için sahip oldukları kaynaklara göre farklı stratejiler kullanabilirler. Bu stratejiler yönetilebilir fakat genellikle uluslararası imaj ilk olarak bir ülkenin iç dinamikleri tara- fından oluşturulur. Bir ülkenin olumsuz iç gelişmelerle karşı karşıya kalması, yabancı medyanın bu gelişmelere ilgi göstermesi ve dünya- ya buna dair bilgi aktarması, o ülkenin uluslararası algısını da etki- ler. Bilindiği gibi, bir ülkenin yumuşak gücü kültür, değer ve politika kaynaklarına dayanır. Yumuşak güç, etki etme ile eş anlamlı değildir. Etki; zorlama veya ödeme biçimindeki sert güce de dayanabilirken; yumuşak güç, çok önemli bir bileşen olmasına rağmen, iknanın ve- ya ikna etme yeteneğinin ötesinde bir olgudur. Ancak yumuşak güç, davranışsal açıdan bakıldığında, çekici olma yeteneğini gösterir; bu ise çekim gücü ile ilişkilidir. Yumuşak güç aynı zamanda demokratik politikalar bütünüdür. Kültürel diplomasisi faaliyetleri yoluyla ülke- nin uluslararası imajı arttırılabilir (Saliu & Llunji, 2022, s. 64). Ülkeler açısından imaj yönetimi kültürel diplomasisinin önemli bir alanıdır. Ülkeler kültürel diplomasisi ile elde edebilecekleri sonuçla- TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 33 rın onların imajlarına doğrudan katkıda bulunmasını isterler. İmaj “tüm bileşenlerle elde edilen toplam değer” olarak tanımlanabilir (Fomburn, 1996, s. 37). “Kamu diplomasisi” kavramı literatüre ilk dâhil olduğu dönemlerde imaj yönetimi ile yakın bir ilgi kurulduğu görülmektedir (Szondi, 2009). Bir ülkenin imajı işlevsel boyut, nor- matif boyut ve estetik boyuta göre şekillenmektedir. İşlevsel boyut, ülkenin siyasi ve ekonomik performansına; normatif boyut, ülkenin norm ve değerlerine ilişkin inançlara; estetik boyut ise ülkenin kül- türüne, tarihîne ve doğal çekiciliğine atıfta bulunur (Buhmann & In- genhoff, 2015). Bir ülkenin imajının doğru bir şekilde yönetilmesi, ül- kenin ekonomik potansiyeline dünya pazarlarında rekabet edebilme avantajı da sağlayabilir. Bunun için ülkeye ait bir ulusal imaj yaratma ve sürdürme konusunda hükûmetlere de görevler düşer (Jaffe & Ne- benzahl, 2001, s. 396). Tablo 1. Ulusal İmaj / İtibar Yönetimi (Szondi, 2009, s. 298). Yukarıdaki tabloda ulusal imaj yönetiminin alt kategorileri yer al- maktadır. İmaj yönetiminde medya kilit bir rol üstlenmektedir. İmaj yönetiminde algısal yönlendirme de önemli yer tutar ve medya bura- da çok aktif bir şekilde kullanılır. Ulusal imaj yönetimi, kültürel diplo- masisinin önemli amaçlarından biridir. Kültürel diplomaside medya, aktif bileşenlerden biridir. Kültürel diplomasiden ulus markalamaya doğru ilerleyen süreçte ise medya pasifleşir ve hedef markalamada 34 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM medya tamamen pasif bir konuma erişir. Ülkeler, imajlarını sürekli şekilde ölçerek değerlendirme ve yönetme eğilimindedirler. Burada önemli olan; ülkelerin, imajlarını ölçecek mevcut araçlarının olup ol- madığıdır (Passow, Fehlmann, & Grahlow, 2005, s. 309). Yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi, ulus markalama ile kültürel dip- lomasisi arasındaki ilişki beş grupta incelenebilir. Birincisi, birbi- rinden bağımsız, aralarında ilişki olmayan ve ortak paylaşım alanı da bulunmayan iki ayrı kavram olduğunu belirten görüştür. Diğer yaklaşıma göre ise ulus markalama kamu diplomasisini kapsar. Bu- nun karşıtı olan görüşte ise kamu diplomasisi ulus markalamayı içerisinde barındırır ve onu kuşatır. Bir diğer yaklaşımda ise kamu diplomasisi ile ulus markalamanın kesişen yönleri bulunmaktadır. Son görüşe göre ise kamu diplomasisi ile ulus markalama birbirine tamamen eşit iki alandır (Tayfun, 2015, s. 6). Ulus markalama süre- cinde ülkenin (varsa) olumsuz imajları olumlu yönde değişim gös- terir. Cezbedici kültürün markalaştırılması, ülkenin tanıtılması, sa- natsal-kültürel etkinliklerin, reklam kampanyalarının düzenlenmesi yoluyla farkındalık ve bilinirlik düzeyi arttırılır (Szondi, 2008, s. 19). “Ulus markalama” kavramı ilk kez Anholt tarafından 1996 yılın- da kullanılan bir kavramdır. Ulus markalama ile kamu diplomasisi arasındaki ilişkiyi irdeleyen çalışmalar, kamu diplomasisinin ulus Şekil 1. Szondi’nin modelinin (2008, s. 14-15) ulus markalama ile kültürel diplomasi arasın- daki ilişkiye uyarlanması TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 35 markalamanın bir aracı olduğunu belirtmektedir. Ulus markalama, kültürel diplomasinin amaçlarından biridir ve ülkenin uluslararası alandaki çekiciliğini ve tanınırlığını arttırmayı hedefleyen bir yak- laşımdır. Ülke imajı ve ulus markalamanın dayandığı ulusal pro- jeksiyon anlayışı, araçsal güç yaklaşımının temsilcisidir. Kültürler arası iletişimin en önemli rolünün yabancıların zihninde olumlu bir ulus imajı oluşturmak, ulusal siyasi ve ekonomik politikaları teşvik etmek, desteklemek ve devletlerin uluslararası alanda çıkarlarını güvence altına almak olduğu fikrine dayanmaktadır. Ulusal projek- siyon anlayışı, tek yönlü bir iletişim modeli üzerine kuruludur ve yapılandırmacı bir yöntem içinde, küresel izleyicilere ulusal kültürel değerleri ve inançları sunan ve empoze eden belirli bir sosyal inşa sistemi olarak değerlendirilebilir (Herz, 1981, s. 187). Halkla İlişkiler ve Kültürel Diplomasi İlişkisi “Halkla ilişkiler”in çok sayıda tanımı bulunmaktadır. Rex Francis Harlow’a göre halkla ilişkilerin karşılıklı iletişimi ve anlayışı oluş- turmaya ve devam ettirmeye yardımcı olan bir yönetim görevi var- dır (Canpolat, 2012, s. 96). “Halkla ilişkiler” ve “propaganda” iç içe geçmiş, çoğu kez örtüşen, birbiri ile yakın ilişkide olan kavramlardır. Propaganda, reklam, halkla ilişkiler gibi etkinlikler, genellikle bütün- cül bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir. Bu nedenle de yöntem- lerden birinin olumsuz imajı diğerlerini de olumsuz bir şekilde etki- lemektedir. Bu durum yöntemin, araç ve tekniklerin benzerliğinden, bazı durumlarda ise nihai amacın ortak oluşundan kaynaklanmak- tadır (Biber, 2003, s. 49). Bu nedenle de propagandanın sahip olduğu olumsuz imaj halkla ilişkileri de içine almakta, böylece halkla ilişki- lerin olduğundan farklı bir kimliğe bürünmesine neden olmaktadır. Halkla ilişkiler ile propaganda arasındaki ilişki düzlem boyutunda- dır. Asimetrik halkla ilişkiler, propaganda niteliği kazanır. Destekle- yiciler (organizatörler), propaganda yürütenler, lobi faaliyetlerini yö- netenler ve diğerleri asimetrik halkla ilişkilerin özneleridir. Simetrik bir halkla ilişkiler herhangi bir ülkenin ya da tüm dünyanın toplum- sal iletişim sistemlerinin değerli bir bileşenidir (Grunig, 1993, s. 149). Simetrik halkla ilişkilerin barışçıl bir fonksiyonu da vardır. Simetrik halkla ilişkiler karşılıklı anlayışı geliştiren bir role sahiptir (Grunig & Hunt, 1984, s. 22). Başarılı bir halkla ilişkiler faaliyeti savaşların, te- rörün, kişisel şiddetin aşılmasında insanlığa yardımcı olabilir (Hie- 36 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bert, 1988, s. 1). Culbertson, uluslararası halkla ilişkiler alanında ilk kitaplardan biri olan ve Chen ile birlikte yayımladığı kitabında, ulus- lararası halkla ilişkileri “uluslararası veya kültürler arası iletişimin ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlamıştır. Culbertson, uluslararası halkla ilişkilerin dört ayrı grupta incelenmesini önermiştir: Uluslara- rası organizasyonlar, hükûmetler arası ilişkiler, ulus ötesi ekonomik girişimler ve farklı ulusların vatandaşları arasındaki etkileşimler (Culbertson & Chen, 2009, s. 2). Halkla ilişkiler ile diplomasi bazı or- tak fonksiyonlara sahiptir. L’Etang ve Pieczka (1996) bu fonksiyon- ların “temsil”, “diyalog” ve “danışma” olduğunu belirtmiştir. Halkla ilişkiler faaliyetlerinin uluslararası ilişkilerde de başvurulan bir yön- tem olması diplomasi ile ortaklığa örnek olarak verilebilir (Berth & Sjoberg, 1998, s. 29). Halkla ilişkiler ve diplomasi arasındaki bu or- taklık, çoğu durumda kültürel diplomasinin kapsamı içerisinde yer alır. Kültürel diplomasi ile halkla ilişkiler arasındaki ilişki kültürün doğrudan halka ait bir olgu olmasından kaynaklanır. Fakat kültürel diplomasi tümüyle hakikat olgusuna ve gerçeklere dayanma niteliği ile öne çıkar. Sonuç Kültürel diplomasi, 21’inci yüzyılda yumuşak gücün en etkin şekilde kullanıldığı kamu diplomasisi disiplinidir. Kültürel diplomasi, kamu diplomasisi çatısı altında gelişen bir olgudur. Kültürel diplomasinin önemi; sert güç – yumuşak güç – akıllı güç etkileşimi içerisinde yu- muşak gücün giderek daha da ön plana çıkmasıyla artmaya devam etmektedir. Savaş halinde olan iki devlet arasında dahi kültürel dip- lomasi yoluyla ilişki kurulması mümkün hale gelebilmektedir. Bu da kültürel diplomasinin önemini ortaya koyan bir durumdur. Müzake- relerin durduğu, iletişimin kesildiği bir uluslararası ortamda dahi kül- türel değerler ön planda tutularak toplumlar arasındaki etkileşimin dinamik tutulması mümkün hale gelebilmektedir. Her ülke ekonomik, politik ve kültürel açıdan imajını güçlendirmeyi amaçlar. İmaj geliştir- me, kültürel diplomasi yöntemiyle uluslararası alana çok sayıda olum- lu mesaj göndermek anlamına gelir. Ülkeler arasındaki ticaret, turizm, ekonomik ittifaklar, enerji işbirlikleri dünyada iyi bir imaja sahip olunduğunda anlam taşımaktadır. Elde edilen fayda açısından değer- lendirildiğinde kültürel diplomasi araçlarıyla ulaşılan hedeflerin sıcak savaşlarla ulaşılan hedeflerin çok ilerisinde olduğu görülebilecektir. TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 37 Kültürel diplomasi, savaş durumunda olan iki ülkenin, savaş sonrasın- da ilişkilerini yeniden geliştirebilmelerinin önünü açma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, kültürel diplomasinin sıcak savaşı bir önce sona erdir- meye yönelik bir baskı aracı olma özelliği de bulunmaktadır. Kültürel diplomasi yoluyla savaş halinde olan iki ülkenin halkları arasındaki iletişim bağının kopmasının önüne geçilebilir ve iki ülke halkı arasın- da düşmanlık algısının ortaya çıkması engellenebilir. Kaynakça ABD Dışişleri Bakanlığı. (2022). Ocak 21, 2022 tarihînde ABD Dışişleri Bakanlığı Web Sitesi: https://www.state.gov/ adresinden alındı. Aguilar, M. (1996). Cultural Diplomacy and Foreign Policy: German - American Rela- tions, 1955-1968. New York: Peter Lang. Altun, F. (2021). “Hakikat” Kavramının Dönüşümü: Bir Tarihsel Sosyoloji Denemesi. Medya ve Din Araştırmaları Dergisi (MEDİAD), 4(2), 367-379. Altun, F. (2022). Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya Propaganda: Süreklilik ve Deği- şim. Mevzu: Sosyal Bilimler Dergisi(7). Anholt, S. (2006). Brand New Justice. Routledge. Arndt, R. T. (2005). The First Resort of Kings: American Cultural Diplomacy in the Twentieth Century. Washington D.C.: Potomac Books. Aydemir, E. (2018). Kamu Diplomasisi. İstanbul: Kalkedon Yayıncılık. Berth, K., & Sjoberg, G. (1998). Halkla İlişkiler Eğitiminin Evrimi ve Küreselleşmenin Etkisi / Halkla İlişkilerde Kalite. (A. Ünver, Çev.) İstanbul: IPRA Altın Kitaplar 12. Biber, A. (2003). Bir Meşrulaştırım Yöntemi Olarak Halkla İlişkilerin Meşruiyeti. Amme İdaresi Dergisi, 36(4), 43-53. Buhmann, A. & Ingenhoff, D. (2015). The 4D Model of the Country Image: An Integra- tive Approach from the Perspective of Communication Management. The Internatio- nal Communication Gazette(77), 102-124. Canpolat, N. (2012). Halkla İlişkiler ve Reklam Ajanslarının Hizmet Alanları: Web Sitelerine Yönelik Bir İnceleme. Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, 5(2), 95-106. Culbertson, H. M. & Chen, N. (2009). International Public Relations: A Comparative Analysis. New York: Routledge. Cull, N. J. (2008). Public Diplomacy: Taxonomies and Histories. ANNALS of the Ame- rican Academy of Political Science, 616(1), 31-54. Cull, N. J. (2009). Public Diplomacy Before Gullion. N. Snow, & P. M. Taylor (Dü) için- de, Routledge handbook of public diplomacy (s. 19-23). New York: Routledge. Cummings, M. (2003). Cultural Diplomacy and the US Government: A Survey. Was- hington DC: Centre for Arts and Culture. 38 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Dierking, J. (2006). Museums and Free Choice Learning. S. Macdonald (Dü.) içinde, A Companion to Museum Studies (s. 325-339). Oxford: John Wiley and Sons. Falk, A. J. (2010). Upstaging the Cold War: American Dissent and Cultural Diplomacy. Amherst: University of Massachusetts Press. Fomburn, C. J. (1996). Reputation: Realizing Value From The Corporate Image. Bos- ton: Harvard Business School Press. Gienow-Hecht, J. C. (2016). Nation Branding. F. Costigliola, & M. J. Hogan (Dü) içinde, Explaining the History of American Foreign Relations (s. 232-244). Cambridge Uni- versity Press. Gienow-Hecht, J. C. & Donfried, M. C. (2010a). The Model of Cultural Diplomacy: Power, Distance, and the Promise of Civil Society. J. C. Gienow-Hecht, & M. C. Donf- ried (Dü) içinde, Searching for a Cultural Diplomacy (s. 13-32). New York: Berghahn Books. Gienow-Hecht, J. & Donfried, M. (2010b). Searching for a cultural diplomacy. Oxford: Berghahn Books. Grunig, J. E. (1993). Public Relations and International Affairs: Effects, Ethics And Responsibility. Journal of International Affairs, 137-162. Grunig, J. E. & Hunt, T. T. (1984). Managing Public Relations. Holt, Rinehart and Winston. Herz, J. (1981). Political Realism Revisited. International Studies Quarterly, 25(1), 182-197. Hiebert, R. E. (1988). Precision Public Relations. Longman Publishing Group. Holden, J. (2011). How We Value Arts and Culture. Asia Pasific Journal of Arts and Cultural Management, 6(2). Jaffe, E. D. & Nebenzahl, I. D. (2001). National Image and Competitive Advantage: The Theory and Practice of Country-of-Origin Effect. Copenhagen: Copenhagen Business School Press. Kalın, İ. (2012). Türk Dış Politikası ve Kamu Diplomasisi. A. Özkan, & T. Ersoy Öztürk (Dü) içinde, Kamu diplomasisi (s. 145-160). İstanbul: Tasam Yayınları. Keyman, F. (2001). Globalization and Turkey: Economy, Society and Culture. EUI Working Paper(38). Kluckhohn, C., & Kluckhohn, R. (1954). Culture and behavior. New York: Free Press. Krause, P. & Evera, S. V. (2009). Public Diplomacy: Ideas for the War of Ideas. Belfer Center for Science and International Affairs, 16(3). Kültürel Diplomasi Enstitüsü. (2022). Ocak 7, 2022 tarihînde Instute for Cultural Diplomacy Web Sitesi: https://culturaldiplomacy.org/index.php?en_culturaldiploma- cy adresinden alındı. Laroche, M., Papadopoulos, N., Heslop, L. A. & Mourali, M. (2005). The Influence of Country Image Structure on Consumer Evaluations of Foreign Products. Inernational Marketing Review. Lenczowski, J. (2007). Cultural Diplomacy, Political Influence and Integrated Strate- gy. Washington DC: The Institute of World Politics. TEORIK ÇERÇEVEDE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 39 Leonard, M., Small, A. & Rose, M. (2005). British Public Diplomacy in the “Age of Schisms”. London: The Foreign Policy Centre. L’etang, J. & Pieczka, M. (1996). Critical Perspectives in Public Relations. New York: Routledge. MacGregor, N. (2004). The British Museum - Museums of the World. ICOM. Mulcahy, K. V. (2010). Cultural Diplomacy and the Exchange Programs: 1938-1978. The Journal of Arts Management, Law and Society, 29(1), 7-28. Ninkovich, F. (1996). U.S. Information Policy and Cultural Diplomacy. Foreign Policy Association. Passow, T., Fehlmann, R. & Grahlow, H. (2005). Country Reputation - From Measure- ment to Management: The Case of Liechtenstein. Reputation Review, 7(4), 309-326. Purtaş, F. (2013). Türk Dış Politikasının Yükselen Değeri: Kültürel Diplomasi. Gazi Akademik Bakış, 7(13), 1-14. Saliu, H. & Llunji, V. (2022). Cultural Diplomacy of Kosovo After the Declaration of Independence. Information & Media(93), 62-76. Scheneider, C. P. (2006). Cultural Diplomacy: Hard to Define, But You’d Know It If You Saw It. The Brown Journal of World Affairs(13). Snow, N. (2009). Rethinking Public Diplomacy. N. Snow, & P. M. Taylor (Dü) içinde, Routledge handbook of public diplomacy (s. 3-11). New York: Routledge International Handbooks. Szondi, G. (2008). Discussion Papers in Diplomacy - Public Diplomacy and Nation Branding: Conceptual Similarities and Differences. Clingenndael: Netherlands Instı- tute of International Relations. Szondi, G. (2009). Central European Public Diplomacy - A Transitional Perspective on National Peputation Management. P. Taylor, & N. Snow (Dü) içinde, The Routled- ge Handbook of Public Diplomacy. New York: Routledge. Tayfun, R. (2015). Küresel Barışça Bir Çağrı: Kamu Diplomasisi Bağlamında Anzak Günü Etkinlikleri. 100. Yılında Çanakkale Savaşları Uluslararası Kongresi. Umińska-Woroniecka, A. (2016). Cultural Diplomacy in International Relations Theo- ry and Studies on Diplomacy. Aktualni Problemy Mizhnarodnykh Vidnosyn, (127), 4-19. Van Ham, P. (2008). Place Branding: The State of the Art. The ANNALS of the Ameri- can Academy of Political and Social Science, 616(1), 126-149. Zamorano, M. M. (2016). Reframing Cultural Diplomacy: The Instrumentalization of Culture Under The Soft Power Theory. Culture Unbound, 8(2), 165-186. Zhang, C. & Meadows III, C. W. (2012). International Coverage, Foreign Policy and National İmage: Exploring The Com-Plexities of Media Coverage, Public Opinion and Presidential Agenda. International Journal of Communication, 6(20), 176-192. 40 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 41 Kültürel Diplomasi ve Yumuşak Güç 0 2 42 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 43 K ültürel diplomasi açısından kültürün merkezinde küresel- leşme, küreselleşmenin merkezinde de kültürel pratikler yer almaktadır. Küreselleşme ile kültür arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Bununla birlikte küreselleşme ve kültür kavramları yaygın bir şekilde kullanılan ve anlamları tartışı- lan kavramlardır. Bugün artık küreselleşme, karmaşık bağlantılılık (karşılıklı bağlar ve bağımlılıklar) kavramı ile sıkça yorumlanır hale gelmiştir (Tomlinson, 2004, s. 12). Bu açıdan düşünüldüğünde, da- ha fazla ulus, insan ve kültür, sürekli değişen uluslararası toplulukla uyumlu hale geldikçe diplomatik profesyoneller, politikacılar ve di- ğer uluslararası temsilciler, ulusların ihtiyaç ve isteklerinin aslında tam olarak ne olduğu konusuna daha fazla zaman ayırmaya başla- mıştır. Klasik diplomasi elbette pek çok biçimde uygulanabilir; barış görüşmeleri, yazılı anayasalar, saha deneyimleri vb. yoluyla. Bunun- la birlikte kültür de tanıdık bir terimdir ve tanımı gereği evrensel bir nitelik taşımaktadır. Ancak küreselleşme ve uluslararası ilişkilerin gelişen ve dönüşen dinamiği kültür olgusunu sürekli olarak hem olumlu hem de olumsuz yönde değiştirmiştir. Küreselleşme, dünya çapında teknolojiyi ve popüler ürünlerin hızlı ve etkili bir şekilde paylaşılmasını olanaklı kılmaktadır. Küreselleşme; çeşitli düzeyler- de uluslararası ilişkiler alanında ekonomik, politik ve diğer sosyal K ü l t ü r e l D i p l o m a s i v e Y u m u ş a k G ü ç 0 2 Giriş 1 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı. 2 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi, kemahan@yahoo.com, ORCID ID: 0000-0002-7044-6089 Zakir Avşar 1 Mehmet Şahin 2 44 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM politikalar etrafında kültürleri birbirine bağlamıştır. Bu doğrultuda da uluslararası ilişkiler, amacına ulaşmak için küreselleşmeyi kültür- leri anlama amacıyla kullanmıştır. Uluslararası ilişkiler ülkelerin, bi- reylerin ve kuruluşların nasıl etkileşime geçtiğine odaklanır ve küre- selleşme, uluslararası ilişkiler üzerinde derin bir etki yapar. Kültürü, küreselleşmeyi ve uluslararası ilişkileri anlamak, yalnızca hükûmet- lerin, insanların ve ekonomik işletmelerin geleceği için değil, insan ırkının hayatta kalması için de kritik bir öneme sahiptir (Matthes, 2010, s. 1). Küreselleşme ve kültürel yapının bir aradalığıyla yakından ilintili olan kültürel diplomasi de bu açıdan önem taşımaktadır. Baş- langıçta yeni-sömürgeci yayılma ve propaganda ile bağlantılı olduğu sanılan kültürel diplomasi, kademeli olarak yeni özellikler kazanmış ve çeşitli kurumsal biçimler ve yöntemler ile farklı hedefler ortaya koymaya başlamıştır (Zamorano, 2016, s. 180). Bir kamu diplomasisi türü olan kültürel diplomaside yumuşak güç araçları kullanılır. Yu- muşak gücün kapasitesini belirleyen kültürel araçlar kültürel diplo- masinin ana bileşenleridir. Yumuşak güç ile kültürel diplomasi ara- sında doğrudan ve belirleyici bir etkileşim bulunmaktadır. Kültürel diplomasi yöntem olarak yumuşak gücü kullanır. Nye’a göre güç, bir şeyleri yapma ve başkalarını kontrol etme, başkalarının normalde yapmayacaklarını yapmalarını sağlama yeteneği anlamına gelmek- tedir. Başkalarını kontrol etme yeteneği genellikle belirli kaynaklara sahip olmakla ilişkilendirildiğinden, politikacılar ve diplomatlar ge- nellikle gücün nüfusa, toprağa, doğal kaynaklara, ekonomik büyük- lüğe, askerî güce ve politik istikrara bağlı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin, 8’inci yüzyıl Avrupa’sının tarım ekonomilerinde nüfus kri- tik bir güç kaynağıydı. Tarihsel olarak ise gücün en önemli göstergesi savaştaki başarıydı. Bugün ise bu durum değişmiştir. Teknoloji, eği- tim ve ekonomik büyüme faktörleri uluslararası güçte daha önemli hale gelirken coğrafya, nüfus ve doğal kaynaklar daha önemini yitir- meye başlamıştır. Dünya siyaseti 21’inci yüzyılda öncesine göre da- ha karmaşık hale gelmiş ve bu da güçleri birbirine yakın devletlerin sayısının çok olduğu 19’uncu yüzyıldakine benzer “çok kutuplu” bir uluslararası sistem yaratmıştır. Bu nedenle “büyük” olarak tanımla- nan devletlerin, hedeflerine ulaşmadaki güçleri azalmaktadır (Nye, 1990, s. 154-158). Büyük devletlerin güçlerinin azaldığı yönündeki algının temel nedeni; bu devletlerin güçlerinin büyük oranda “sert güç”ten oluşmasıdır. Büyük devletler bir strateji değişikliğine gide- rek “sert güç”lerinin kapladığı alanı boşaltarak, bu alana “yumuşak KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 45 güç”ü yerleştirmektedirler. Böylece azalan güçlerini telafi etmek, yu- muşak gücü temel bir bileşen hale getirmek istemektedirler. Güç, çok kutuplu dünyada karşılıklı bağımlılık esasına göre işleyen uluslararası sistemde diğer devletlerden bağımsız olarak karar ala- bilme ve onların aldığı kararlardan ya hiç etkilenmeme ya da en az etkilenme kapasitesinin ifadesidir. Sahip olunan hareket serbestisi, ulusal güvenliği tehlikeye atmaksızın izlenebilecek politika alanı- nın genişliğinin de göstergesidir (Waltz, 1990). Nye’a göre (2008, s. 94-95) “güç”, başkalarının davranışlarını üç temel şekilde etkileye- bilir: zorlama, teşvik ve çekicilik. “Zorlama” ve “teşvik” sert güç ola- rak nitelendirilebilirken, “çekicilik” yaratmak ise yumuşak güç ile ulaşılmak istenen hedefler arasındadır. “Yumuşak güç” terimine ilk kez 1990 yılında Nye tarafından “Bound to Lead” adlı kitapta yer ve- rilmiştir (1990). Nye’ın tanımına göre yumuşak güç, zorlama yerine çekiciliğin kullanılarak istenen sonuçların elde edilmesine çalışılma- sıdır (2005, s. 7-32). Yumuşak güç gündelik siyasetin bir ürünüdür (Nye, 2008, s. 95). Bir ülkenin yumuşak gücü ülkenin içerisinde pek çok unsuru barındıran kültürel kapasitesine, değerlerine, sanatsal ürünlerine ve genel entelektüel birikimine dayanmaktadır. Yumu- şak güç ile zorlama değil, ikna, rıza – gönül kazanma, “kazan-kazan” bağlamında inandırıcılıkla politika üretilmesi amaçlanır. Yumuşak güç araçları karşı tarafın kolayca kabul edilebileceği enstrümanları kapsamaktadır (Keohane & Nye, 1998, s. 86). Kamu diplomasisi 21’inci yüzyılda siyasi bir bölge ve çeşitli sosyal gruplarla ilgili olumlu bir dış ilgi yaratmak için tasarlanmış iletişim- sel faaliyetlerden (örneğin, TV kampanyaları, radyo programları ve uluslararası projeksiyon etkinlikleri) oluşmaktadır. Hükûmetler, bu faaliyetleri kullanarak belirli bir siyasi alan için faydalı olduğu düşü- nülen çeşitli dış eylemleri (turizm, yatırım vb.) teşvik eder. Kültürel diplomasi ise kamu diplomasisinin bir alt başlığı olarak ulusal kimli- ğin resmî bir sınıflandırmasının temeli şeklinde sanat, bilim ve diğer kültürel ifadelere hükûmetlerin sistematik müdahalesini içerir. Hâli- hazırda kültürel diplomasinin özelliği, farklı ölçeklerde ve seviyeler- de müdahaleci aktörlerin çoğalması ve ulus-üstü organizasyonların artan önemi ile karakterize edilmektedir. Bir ulusun hükûmetinin yanı sıra iş adamları, sanatçılar, göçmenler vb. de bu karmaşık alana katılır. Değişimleri genellikle resmî kültür tanımları tarafından ön- ceden belirlenir ve resmî kültür politikası ve ulusal kimlikle özdeş- 46 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM leşen bir grup sanatsal ve kültürel ürün ve etkinliği şekillendiren ve destekleyen devlet kurumu ve temsilcileri tarafından işler hale ge- tirilir. Genel bir strateji olarak çerçevelenen bu uluslararası kültürel tanıtım politikalarının birleşimi kültürel diplomasi olarak kabul edi- lebilir. (Zamorano, 2016, s. 168-169). Kültürel diplomasi, sert güçten apayrı bir alandır ancak buna karşın ulusal güvenlik stratejisini oluş- turan bileşenler grubunda normatif şekilde kendine yer bulur (Lenc- zowski, 2007). Bunun yanında kültürel diplomasi, sanat ve kimlikle- rin (araçsal biçimlerine öncelik vermenin aksine) kültürel değerini vurgular. Aynı zamanda sanatsal yayılmayla bağlantılı yaratıcı süreç üzerinde hükûmet kontrolünün görece yokluğunu varsayar. Aynı şe- kilde kültürel diplomasi, yerel aktörlerin kendi ülkelerinde ve yurt dışında bölgesel kalkınmayı sağlamak için dış politikaya katılımı ve ulus üstü örgütlerde hükûmetlerin demokratik katkısı ile karakteri- ze haldedir. Bu süreçler, uluslar üstü düzeyde normatif çerçevelerin yapısından devletlerarası kültür politikalarına kadar kültür yoluyla kolektif gücün inşası için farklı yöntemler ortaya koymaktadır (Za- morano, 2016, s. 179). Kültürel Diplomasi Kültürel diplomasi, genel bir ifade ile “karşılıklı anlayışı teşvik etmek için uluslar ve halklar arasında fikir, bilgi, sanat ve kültürün diğer yönlerinin değişimi” olarak tanımlanabilir (Cummings, 2003, s. 1) Yumuşak güç araçları kullanılarak kamu diplomasisine yönelen ül- kelerin en sık başvurdukları kamu diplomasisi türlerinden biri olan kültürel diplomasi, yumuşak güç aracı olarak kültürel ögelerin kulla- nıldığı bir kamu diplomasisi yaklaşımıdır; kamu diplomasisinin bir alt başlığı olarak kabul edilebilir. Sinema, televizyon dizileri, televiz- yon programları ve sanatsal etkinlikler, kültürel diplomaside sıklıkla kullanılan yumuşak güç araçlarıdır. Kültürel diplomasi, literatürde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ağırlık kazanan bir çalışma alanıdır. Bunun nedeni, ülkelerin uluslararası politikada hedeflerine ulaş- mada yalnızca sert güç araçları ile hedeflerine ulaşamayacaklarını deneyimlemiş olmalarıdır. Kültürel diplomasinin öneminin farkına varılmasıyla, bu alandaki bilimsel çalışmaların da arttığı görülmek- tedir. Bu alanla ilgili olarak hem Türkiye’de hem de yurt dışında pek çok yüksek lisans tezi, doktora tezi, makale ve proje üretilmiştir. Bu doğrultuda pek çok tanım ve analiz yapılmış; farklı yaklaşımlar irde- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 47 lenmiş; kültürel diplomasi araçları tanımlanmış ve kimi zaman da modeller geliştirilmiştir. Kültürel diplomasi, belli oranda kültürel olanın uluslararasılaşması ve ticarileşmesi ile de yakından ilgilidir. Özellikle moda, sanat, mi- mari ve gastronomi gibi alanlarda bu daha sık görülmektedir. Kültü- rel ürünler, bir anlamda maddi değerin tüketici memnuniyetinin bir göstergesi olarak kabul edilmediği deneysel ürünlerdir; tüketicilerin arzularının tatmini ancak tüketimden sonra ortaya çıkar. Böylece kültürel ticaret yoluyla ve dolaylı olarak da karşılıklı ticaret sayesin- de kültürler yakınlaşır (Spoalore & Wacziarg, 2013). Bu şekilde dünya çapında kültürlerin uluslararasılaşması ve birbirine bağlanması sü- reci nedeniyle kültür mikro düzeyin ötesine geçerek daha fazla böl- geselleşmektedir (Hermans & Kempen, 1998). Yeni yüzyılın başlarından itibaren ülkeler kültürel diplomasi uygula- malarına daha fazla ilgi göstermeye başlamıştır. Kültürel diplomasi, yeni bir alan olmasa da uluslararası ilişkilerin kültürel boyutlarının ve kalkınma söylemlerinin ortaya çıkmasıyla daha fazla tanınır ha- le gelmiştir. Kültürel diplomasi ile ilgili akademik çalışmaların sayı- sı 2000’li yıllardan itibaren artmaya başlamıştır. Özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından kültürel diplomasi yumuşak güç kavramıyla birlikte bu alana canlılık kazandırmıştır. Uluslararası ilişkilerin gi- derek artan karmaşıklığını analiz etmede kültürel boyutun da artan önemi nedeniyle, kültürel diplomasi ulus ötesi etkileşimlerin ulusal kimlikleri ve yabancı algıları şekillendirme üzerindeki etkisini vur- gulamaktadır. Uluslararası para birimleri (örn. avro) kültürel ilişki- leri, kültürel iş birliğini, kamu diplomasisini ve hatta propagandayı da bir yönüyle ifade eder. Bununla birlikte eski AB Terörle Mücadele Direktörü Gijs de Vries, bunun barışı sürekli hale getirmede yetersiz olduğunu ifade etmiştir (Vries, 2005, s. 9). Kültürel diplomasi ile küreselleşme olgusu arasında yakın ve sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Küreselleşme ile birlikte kültürel diplomasinin önemi de artmaya başlamıştır. Bu bağlamda, kültür endüstrisi kavra- mından da elbette söz etmek gerekmektedir. Küreselleşme sürecinde kitle iletişim araçlarının yadsınamaz bir etkinliği ve rolü vardır. Bu doğrultuda kültür, bir anlamda her şeye “benzerlik” bulaştırmakta- dır. Kültürel benzeşme, kültür endüstrisinin önünü açar; kültür en- düstrisi de kültürleri yeniden üreterek farklı ülkelere yeniden sunar 48 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM (Adorno, 2012). Kültürel ürünlerde görülebilen küçük farklar tüketi- cilerin yani farklı ülkelerde yaşayan insanların sınıflandırılmasından kaynaklanan farklardır. Kültürel küreselleşmenin, küreselleşme ile yerelliğin bir karşıtlığının sonucu olduğuna dair iddialar olsa da kül- türel diplomasi; küresellikle yerelliğin eş zamanlı, birlikte ve uyum içinde işleyişine atıfta bulunur (İçli, 2001, s. 163). Bhabha (1994) da bu durumu “kültürel melezlik” (cultural hybridity) kavramıyla açıklar. Kültürel küreselleşme, ekonomik anlamdaki küreselleşmenin ardın- dan en etkili küreselleşme konularından birini temsil etmektedir. Kültürün küreselleşmenin etkisiyle değişime uğraması, kültür ile küreselleşme arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır (Talas, 2004, s. 242). Küreselleşme ile birlikte kültürel hayatta da bir akışkanlık meydana gelmeye başlamıştır. Bu akışkanlık sayesinde kültürel ai- diyetler ulus devletin sınırlarını aşan sosyal hareketler güçlenmiş- tir. Bunun yanında çeşitli aidiyetlerin yeniden gündeme gelmesi de gerçekleşmiştir. Bir anlamda yerel kimlik ve aidiyetlerin küreselleş- mesinden söz edilmeye başlanmıştır (Öncü & Weyland, 2005, s. 9). Robertson’a göre, dünya giderek küçülen ve tek dünya olarak tanım- lanan hale gelmiş; ulusal olarak kurulmuş toplumlar ise çok kültürlü bir şekle bürünmüştür. Aynı zamanda, çok etnikliğin hem iç hem dış zorlamalarıyla karşı karşıya kalan toplumlar söz konusu olmaya baş- lamıştır. Bu da birey ile kolektif ötekilerin özdeşleşme koşullarının her zamankinden daha karmaşık hale gelmesine yol açmıştır (Ro- bertson, 1998, s. 99-100). Kültürün küreselleşmesi, çeşitli ülkelerin ve sosyal grupların etkisi- nin yayılmasında ve ülkelerin birbirine bağımlı hale gelmesinde ve aynı zamanda bunlar arasında bölünmeler yaratmada kilit bir rol oynar (Huntington, 1993). Küreselleşmeyi kültürel boyutu açısından düşünmek, küreselleşmenin özündeki diyalektik yapıyı da açık bir şekilde ortaya çıkarır. Bireysel eylemlerin toplumsal yaşamın geniş yapısal ve kurumsal nitelikleriyle sıkı bir biçimde bağlantılı olması, küreselleşmenin küresel yapılar tarafından belirlendiği “tek yönlü” bir süreç olmadığını, ancak küresel süreçlerde yerel müdahalelerin de rolünün olma olasılığını gösterir. Küresel olanın kültürel bir siya- seti de bulunur (Tomlinson, 2004, s. 43-44). Türkiye’deki literatüre bakıldığında da kuramsal kaygıların ötesinde yaratıcı içerik endüstrilerinin kültürel diplomasiye katkılarının neler KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 49 olabileceğine yönelik çalışmalara gereksinim olduğu görülmektedir. Kültürel diplomasi alanındaki akademik çalışmalar yaratıcı içerik endüstrilerinin gelişmesinde yol gösterici ve destekleyici bir rol üst- lenmelidir. Yaratıcı içerik endüstrilerinin kendi yakınsak ürünlerini yaratmasının kültürel diplomasi için önemi ve değeri tartışmasızdır. Akademik çalışmalar ise yeni pazar politikalarının geliştirilmesinde, ürün içeriklerinin serbestçe oluşmasında ve belirlenmesinde, ulus-a- şırı popüler kültür pazarının analizinde ve artyöresel niteliklerin belirginleştirilmesinde önemlidir. Ayrıca, küyerel ürünlerin kültürel diplomaside vazgeçilmez bir öğe grubu olduğundan hareketle, Netf- lix gibi dijital aktörlerin TV yayıncılığına girmesiyle anlatı biçeminin de yeniden şekillenmesi gerekliliği akademik çalışmaların bir diğer yoğunlaşma alanı olmalıdır. Bu sayede uzun erimli politikalar üretil- mesi mümkün hale gelecektir. Yumuşak Güç İçinde bulunduğumuz dijital çağda yumuşak güç araçları hem çeşit- lilik hem de nitelik açısından zenginleşmiştir. Dijital çağın toplum- sal hayatın içine yerleştirdiği bir kavram olan “post truth” anlatısı da toplumsal hayatı şekillendirmede etkisini ve gücünü giderek da- ha da pekiştirmektedir. “Post truth” kavramı, gündelik yaşamdan siyasal alana kadar birçok mecrada ana gündem unsurlarından biri haline gelmiş ve hatta sosyolojik teorinin kayıtsız kalamayacağı bir fenomene dönüşmüştür (Altun, 2022, s. 249). Bu doğrultuda “post truth” anlatısının bir yumuşak güç aracı olarak da kullanılabildiği görülmektedir. Bu da “aslında yumuşak gücün ne olduğuna” yönelik tartışmaların derinleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Son dönemde yoğunlaşan bir şekilde dünya siyasetinin gündemi, dikey ve yatay oynanabilen üç boyutlu bir satranç oyunu haline gel- miştir. Yumuşak güç kavramı, geleneksel diplomasinin askerî veya ekonomik güç gereksinimi olmaksızın, kültürel ve evrensel değerleri içeren normal geliştirilerek güçlendirilmesi anlayışına dayanmak- tadır. Yumuşak güç üç kaynağa dayanır: kültür, politik değerler - ve “küresel bilgi çağına uygun politika üretimi” (Nye, 1990, s. 181-182). Yumuşak güç, uluslararası politikada zorlama veya ekonomik baskı yerine bir ülkenin kültürünün, politik ideallerinin ve politikalarının çekiciliğinin kullanılarak istenilen hedefe ulaşılabilmesidir (Nye, 2005). Bu doğrultuda Nye’ın “yumuşak güç” yaklaşımı şu şekilde 50 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM özetlenebilir: “Eğer istediğimi yapmak istemeni sağlayabilirsem, o zaman seni zorlamak zorunda değilim” (Nye, 1990). Yumuşak güç kavramı, son yıllarda dış ilişkiler alanında bilimsel kamuoyu tartış- maları içerisinde önemli ölçüde yer edinmeye başlamıştır. Yumuşak gücün gerçek anlamda anlaşılması ve tartışılması bugün daha fazla önem taşımaktadır (Gallarotti, 2011, s. 25-26). Devletler arasındaki ilişkilerde güç kesin bir şekilde önem taşımaktadır. Bununla birlikte, burada üzerinde durulması gereken, gücün sert ve yumuşak olmak üzere iki biçimde var olabileceğidir. Asıl önemli olan nasıl uygulan- dığı ve güç ile gönderilen mesajlardır. Bazen yumuşak güçten önce sert güç gerekli olacaktır; ancak bunun uygulanması akıllıca plan- lanmalıdır. Diğer zamanlarda yumuşak güç, daha etkili olabilir ve daha iyi ve uzun vadeli getiri sağlayabilir. ABD’nin Irak müdahalesi burada hatırlanabilir. Çünkü ABD’nin Irak tecrübesinden aldığı ders; yumuşak gücü hesaba katmadığı zaman, politikalarının yürütülme- sinin çok daha zor hale gelmesidir (Hackbarth, 2008, s. 11). Yumuşak güç, bir kavram olarak kategorik şekilde sert güçten ve ulus markalama yaklaşımından ayrılır. Bununla birlikte, yumuşak güç mantığına dayanan kültürel diplomasiyle ilgili literatür bu yöndeki politikaları genellikle ekonomik veya jeopolitik amaçlara dahil eder (Aronczyk, 2008, s. 43). Devletler, diğer devletlerin normalde yap- mayacakları şeyi yapmalarını sağlamak için ekonomik veya askerî kaynakları kullandıklarında, sert güç kullanmış olurken başkalarını kendileri gibi olmaya ikna edebildiklerinde yumuşak güç kullanmış olurlar. Sert güç, baskı ve tehdide dayalı bir şekilde işlemektedir. Yumuşak güç ise bir devletin dış politikasına, devletin içinde bulun- duğu toplumun kültürüne, normlarına ve onun iç politik sisteminin çekiciliğe dayanır (Green, 2015, s. 61). Soğuk Savaş sırasında geliştirilmiş olan yumuşak güç kavramı, kültü- rel diplomasiyi analiz etmek için ana araç olarak ve onun kuralcı çer- çevesini çizme açısından konumunu sağlamlaştırmaktadır (Bélan- ger, 1999, s. 678). Her ne kadar Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan bir kavram olsa da yumuşak güç ekonomik kaygıların bir yansıma- sıdır. Çünkü, kapitalizmle birlikte ekonomi artık hem siyasi meşrui- yetin hem de toplumsal yaşamın temel bir kaynağı haline gelmiş ve üretim ilişkileri insan yaşamını şekillendiren en temel parametreye dönüşmüştür (Altun, 2021, s. 117). Soğuk Savaş sonrası dönemde ise KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 51 özellikle 2003 yılındaki Irak müdahalesi sonrası yumuşak güç hak- kındaki tartışmalar yoğunlaşmıştır (Schneider, 2006). Gelişmekte olan ülkeler de uluslararası sahnede giderek daha önemli hale ge- len bir güç türü olarak statülerini pekiştirmek için bir yumuşak güç politikası geliştirme ihtiyacının farkına varmışlardır. Bu kapsamda Çin, 105 ülkede Çincenin öğretildiği yaklaşık 400 Konfüçyüs Ensti- tüsü, ayrıca yerel okullarda 500 Konfüçyüs sınıfı ve 9 kültür merkezi açmıştır. Brezilya ise dünya çapında 30 kültür merkezi kurmuştur. Rusya’da 58 kültür merkezi ve 25 temsilcilik açarken, Hindistan hâ- lihazırda 30’dan fazla kültür merkezini hizmete sunmuştur (Secret, 2013, s. 104-105). Gerçekçi yaklaşım ile yumuşak güç arasında hiçbir çelişki yoktur. Yumuşak güç, bir idealizm veya liberalizm biçimi değildir. Bu ba- sitçe bir güç biçimidir, istenen sonuçları elde etmenin bir yoludur. Meşruiyet bir güç gerçekliğidir. Meşruiyet üzerindeki rekabete daya- lı mücadeleler, aktörleri yumuşak güçten mahrum bırakmanın bir parçasıdır ve bu özellikle de 21’inci yüzyılın enformasyon çağında geçerlidir. Yumuşak gücü bir hükûmet stratejisine dâhil etmek sa- nıldığından daha zor olabilir. Öncelikle, sonuçlar açısından başarı, genellikle sert güçte olduğundan daha çok konunun kontrolündedir. İkinci bir sorun, sonuç alınmasının genellikle daha uzun sürmesi ve çoğu politikacı ve halkın yatırımlarının hızlı bir şekilde geri dö- nüşünü görmek için sabırsız olmasıdır. Üçüncüsü, yumuşak gücün araçları tamamen hükûmetlerin kontrolü altında değildir. Hükûmet- ler politikalarını kontrol ederken kültür ve değerler sivil toplumların kontrolündedir. Yumuşak güç, sert güçten daha az riskli görünebilir, ancak genellikle kullanımı zordur, kaybedilmesi kolaydır ve yeniden kurulması maliyetlidir. Yumuşak güç, güvenilirliğe bağlıdır. Ancak hükûmetler manipülatif olarak algılandığında ve bilgi, propaganda olarak görüldüğünde güvenilirlik de yok olur. Ayrıca, yumuşak güç sadece devletlerin sahip olduğu ya da kullandığı bir araç da değil- dir. Sivil toplum kuruluşları, kurumlar, şirketler ve hatta bireyler de kendi yumuşak güç araçlarına sahip olup kullanabilirler. Bununla birlikte, elbette, yumuşak gücün etkisi her zaman aynı oranda ortaya çıkmayabilir. Yumuşak gücün çok az fayda sağladığı bazı durumlar da vardır. Örneğin, yumuşak gücün Kuzey Kore’nin nükleer silahları konusundaki anlaşmazlığı nasıl çözeceğini kestirmek zordur. Bazı eleştirmenler, yumuşak gücün çoğu zaman yetersiz olduğu için bir 52 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM iktidar biçimi olmadığını varsayma hatasına düşüyorlar. Ancak, bu sorun tüm iktidar biçimleri için geçerlidir. Öte yandan, küresel bil- ginin ve gücün devlet dışı aktörlere yayılmasının ortaya çıktığı bir yüzyılda yumuşak güç, akıllı güç stratejilerinin giderek daha önemli bir parçası haline gelmektedir (Nye, 2012, s. 152). Yumuşak güç, bir meta-güç biçimini temsil eder. Meta-iktidar, güç ilişkilerinin kendilerinin bu güç ilişkilerini etkileyen ve böylece ak- törler arasındaki etkileşimlerden kaynaklanan nihai sonuçları et- kileyen daha büyük sosyal ilişkiler kümesinin içine gömülü olduğu durumları tanımlar. Pazarlık sınırlarının yapıları, içine gömüldükleri daha büyük sosyal ilişkilerde devam eden süreçler tarafından belir- lenir. Meta-güç, sosyal eylemin içinde meydana geldiği olasılıklar ve yönelimler matrisini değiştirerek sosyal ilişkilerin, sosyal yapıların ve durumların şekillenmesini ifade eder (Hall, 1997, s. 405). Yumuşak gücün tanımlanmasında, sert gücün ne olduğunun ve sert güç ile yumuşak güç arasındaki ayrımın vurgulanması gerekmek- tedir. Sert ve yumuşak güç arasındaki temel fark şu şekilde anlaşı- labilir: Sert güç, esas olarak somut güç kaynaklarına dayalı şekilde işlerlik kazanır. Daha doğrudan ve genellikle zorlayıcı yöntemler (baskı, tehdit, fiilî kullanım) esastır. Yumuşak güçte ise dolaylı yollar kullanılarak diğer ulusların ilgisini çeken farklı politikalar, ödüller, teşvikler, ortaklıklar söz konusudur ve bunlar zorlayıcı değildir. Bu bakımdan sert güç, yumuşak güce göre daha büyük bir çıkar çatış- ması sergiler. Sert güç, ulusları, diğer ulusların normalde yapmaya- cağı şeyi yapmaya zorlar. Öte yandan yumuşak güç, hedef ülkeleri, kendilerinden istenileni gönüllü olarak yapmaya yönlendirir. Dola- yısıyla yumuşak güç sürecinde çok daha az çıkar çatışması vardır (Gallarotti, 2011, s. 28). Yumuşak güç, zorlama veya baskıdan ziyade çekicilik yöntemiyle istenilenin elde edilmesi yeteneğini ifade etmektedir. Sert güç ise zorlama potansiyelinden ve bir ülkenin askerî ve ekonomik gücün- den doğar. Yumuşak güç, bir ülkenin kültürünün, politik ideallerinin ve politikalarının çekiciliğinden kaynaklanır. Bir ülkenin uyguladığı politikalar diğer uluslarca geçerli görüldüğünde yumuşak gücün ka- pasitesi de artar (Nye, 2004, s. 256). Sert güç yolu ile de yumuşak güç gibi başkalarının davranışları etkilenmeye, değiştirilmeye ve yönlen- dirilmeye odaklanılır fakat bu, zor kullanılarak yapılır (Lukes, 2005, KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 53 s. 95). Bu kapsamda askerî ve ekonomik güç birer sert güç aracıdır. Nye, ikisi arasında fark olmadığını ifade ederken Walter Russell Me- ad, bu iki sert güç aracının farklı niteliklere sahip olduğunu, askerî gücün “keskin”, ekonomik gücün ise “yapışkan” şeklinde tanımlan- ması gerektiğini öne sürmektedir (Mead, 2004, s. 46, 50). Bilgi çağında daha önemli hale gelen yumuşak güç, yalnızca hükû- met eylemlerinin bir sonucu olmaktan çok kısmen sosyal ve ekono- mik bir araçtır. Yumuşak güçleri olan STK’lar, kimi zaman hükûmet- lerin belirledikleri resmî politikanın da önüne geçebilmektedir (Nye, 2002, s. 73). Bunun yanında, yumuşak gücün, gücün oluşmasında kullanılan araçlar ile ilişkisi çoğu zaman yumuşak güce ilişkin yanlış tanımlamalara ve yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır. Güç olarak kullanılan araçlar ile gücün kendisi farklı kavramlardır. Güç araçla- rı, kaynaklarla doğrudan ilintilidir ve bu kaynaklar kullanılamadan güçten söz edilmesi de olanaksızdır. Güç her zaman bir miktar kay- nak kullanımıyla gerçekleşir. Örneğin, basit bir göz kırpması bile, onu gerçekleştirmek için bazı bileşenler kullanmak zorundadır: bir göz ve “göz kırpma” denilen yüz ifadesine neden olan birtakım kas- ların hareketi. Bu eylemdeki göz ve “göz kırpma” hareketi birer güç kaynağıdır. Ancak unutulmamalı ki güç, kaynakları ile özdeş değil- dir. Aynı kaynak hem sert hem de yumuşak güç üretebilir. Örneğin, genellikle tipik bir güç kaynağı olarak düşünülen bir ordu, zafer ka- zandığında hem bazı insanları zorlayabilir hem de bazıları üzerinde hayranlık ve çekicilik uyandırabilir. Bunun yanında tipik bir “yumu- Şekil 1. Yumuşak Güç – Sert Güç İlişkisi (Nye, 2005) 54 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM şak güç kaynağı”, bir başkasını zorlamak için sert güç gibi kullanıla- bilir (Vuving, 2009, s. 4-5). Şekil 1’de de görüldüğü gibi, sert ve yumuşak güç birbiriyle ilişkili- dir. Çünkü her ikisi de başkalarının davranışlarını etkileyerek amaca ulaşma yeteneğinin yöntemleridir. Aralarındaki ayrım, hem davranı- şın niteliği hem de kaynakların somutluğu açısından belli bir oran- dadır. Direktif verme gücü (başkalarının davranışlarını değiştirme yeteneği) zorlamaya veya teşvik etmeye dayanabilir. İş birlikçi güç (başkalarının isteklerini şekillendirme yeteneği) kişinin kültürünün ve değerlerinin çekiciliğine veya siyasi seçimlerin gündemini ma- nipüle etme becerisine dayanabilir. Şekil 1’de gösterildiği gibi, sert güç ve yumuşak güç arasındaki ilişki zorlamadan ekonomik teşvik etmeye, gündem belirlemeye ve çekiciliğe kadar belli bir spektrum boyunca direktif verme ve işbirliği arasındaki davranış türlerini kap- samaktadır (Nye, 2005, s. 12). Yumuşak güç, kamu diplomasisinin en önemli bileşenlerden biridir. Bir diğer önemli bileşen ise ulusal ve küresel politikaların şekillen- mesinde giderek daha merkezî bir rol üstlenen kamuoyudur. Medya aracılığıyla ulusal ve uluslararası siyasi süreçler yakından izlenmek- te ve dünyaya sunulmaktadır. Bu nedenle halkın onayı olmadan eko- nomi, dış politika, enerji veya çevre ile ilgili bir politikayı uygulamak mümkün değildir. Başarılı bir kamu diplomasisinin temel koşulu rasyonel, ikna edici ve savunulabilir politikalar izlemektir (Kalın, 2011, s. 12). Nye’a göre de en önemli yumuşak güç aracı güvenilirlik- tir. Bu nedenle hükûmetler, kendi güvenilirliklerini arttırmak ve ra- kiplerininkini de zayıflatmak için birbirleriyle ve diğer kuruluşlarla rekabet ederler. Bununla birlikte ülkeler için itibar yönetimi her za- man dünya siyasetinde önemli olmuştur, ancak rolü nedeniyle güve- nilirlik daha da önemli bir güç kaynağı halini almıştır. Örneğin BBC, Soğuk Savaş sırasında Doğu Avrupa’da İngiltere için önemli bir yu- muşak güç kaynağıydı. Şimdi bu güvenilirliğini koruduğu ölçüde, bir yumuşak güç kaynağı olarak değerini koruması mümkündür (Nye, 2002, s. 69). “Değer temelli” güç anlayışına dayanan yumuşak güç, bir ülkenin başkaları için ne kadar çekici ve örnek olmaya layık görüldüğünü açıklar. Bir ülkenin politikalarının kabulü, başka ülkeler tarafından meşru görüldüğünü ve bunun yanında o ülkenin yumuşak güç ka- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 55 pasitesini de tanımlar (Kalın, 2011, s. 9). Yaşadığımız bilgi çağında ülkelerin yumuşak güçlerini arttırmaları için şunlar gerekmektedir: 1. Liberalizm ve çoğulculuk gibi küresel normlara daha yakın olunması, 2. Birden çok iletişim kanalına ve en çok erişime sahip olunma- sı ve dolayısıyla sorunların nasıl çerçeveleneceği üzerinde daha fazla etkiye sahip olunması (Nye, 2002, s. 70). Bir yumuşak gücün etkili olabilmesi için stratejik bir planlama ge- reklidir. Strateji olmadan, yumuşak güç yalnızca başkalarının izin verdiği ölçüde sonuç alınmasına destek olacaktır. Sert gücü yumuşak güçten fazla olan devletler, uluslararası alanda genellikle büyük bir etki yaratır. Ancak bu tür stratejiler, çoğunlukla baskıya dayanır ve uzun vadede engelleyici bir şekilde maliyetli olma potansiyeli vardır. Yumuşak güç, kendi başına ne kadar yaratılmış olursa olsun, taşıdığı riskler onu sonuç almaktan veya etkide bulunmaktan yoksun kıla- bilir. Bu nedenle, bir aktörün sert güç politikalarının güvenilirliği, yumuşak gücünün etkili olması için olmazsa olmaz bir şarttır (Gray, 2011, s. 38). Yumuşak güç kullanılarak amaçlanan asıl hedef, hitap edilen ulu- sun tutumlarını değiştirmektir. Bir devlet, mesajını etkili bir şekilde iletmede ve hedef kitlesinin tutumlarını değiştirmede başarılı olsa bile, değişen bu yeni tutum devletin uluslararası siyasi konumunda gözle görülür bir pozitifleşmeye yol açmazsa devlet, yumuşak gücü etkili bir şekilde kullanmış sayılamaz. Yumuşak güç teorisi, bireyle- rin tutumlarının politik davranışların belirlenmesinde merkezî bir nedensel rol oynadığını ve bu bireylerin davranışlarının ilgili ulus- lararası sonuçları şekillendirebileceğini varsayar. Bununla birlikte, bireylerin tutumlarının yalnızca belirli koşullar altında uluslara- rası siyasi sonuçlar üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olabileceği de unutulmamalıdır. Bireyler, uluslararası siyasi sonuçları kendileri etkileyebilecek bir konumda olmayabilir. Olsalar bile, statükocu güç- ler, uluslararası siyasi sonuçların itici gücü olarak bireysel tutumlar- la rekabet edebilir ve onları şekillendirebilir (Kroenig, McAdam&We- ber, 2010, s. 414). Yumuşak gücün küresel bağlamda giderek daha önemli olduğu an- laşılmaktadır. Özellikle kültür, spor, sanat, eğitim ve medya yoluy- 56 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM la yumuşak güce atıfta bulunulması uluslararası alanda kilit bir önemdedir. Bununla birlikte, yumuşak güç potansiyelini arttırma teşebbüsünün olduğu her yerde, her zaman yumuşak gücün sonuç veremeyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi bir durum yumuşak güçsüzleşmeye neden olacaktır. Yumuşak güçsüzleştirme kavramı, yalnızca yumuşak gücün pozitif olarak nasıl biriktirildi- ğini düşünmenin ötesine geçilmesini sağlar. “Güçsüzleşme” terimi, sosyal eylemlerin sırasıyla nasıl güçlendirici ve güçsüzleştirici olum- lu ve olumsuz sonuçlara sahip olabileceğinin incelenmesini sağlar (Brannagan & Giulianotti, 2015, s. 706). Bununla birlikte, yumuşak güce genelde sert güçle sonuç alma şansı olmadığında başvurula- bilmektedir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ülkeleri ve Çin, sert güç olarak daha çok ekonomik avantajlarını kullanmaya çalışır- ken yumuşak güç aracı olarak ise müzakere, iş birliği ve uzlaşma ara- yışlarına yoğunlaşmıştır (Bertonha, 2009, s. 16-17). Bununla birlikte, yumuşak güç söyleminin küreselleşmesi, kültürel diplomasiyle ya- ratıcı içerik endüstrileri arasındaki farklılaşmayı ortadan kaldırır ve bir ulusun çekici imgelerinin projeksiyonuna odaklanmayı daha da ileriye taşır (Iwabuchi, 2015, s. 422-423). Yumuşak güç, uluslararası siyasette önemli bir güçse ve devletler yu- muşak gücü bir diplomasi aracı olarak kullanacaksa o zaman dev- letlerin faaliyet gösterdiği ortamı karakterize etmesi gereken üç ön koşul olduğu söylenebilir. Birincisi, devletler, hedeflenen kitle ile iletişim kurabilmelidir. İkinci olarak, ilgili hedefin tutumları etkiye ve değişime elverişli olmalıdır. Üçüncüsü, hedefin tutumları, ulusla- rarası siyasette yumuşak gücü kullanmaya çalışan devletin çıkarla- rını destekleyen bir sonuç üzerinde nedensel etkiye sahip olmalıdır. Bir devletin yumuşak gücü etkin bir şekilde kullanması için bu üç koşulun her birinin gerekli olduğu, ancak yeterli de olamayabilece- ği unutulmamalıdır. Devletler, uluslararası düzeyde bir ulusun veya kamuoyunun tercihlerini şekillendireceklerse bu durumda mutlaka hedefle etkileşime girebilmeleri gerekir. Yalnızca böyle bir piyasa- da yumuşak gücün sahibi başkalarının tercihlerini şekillendirebilir. Eğer hedef, yumuşak güce sahip olan devletin mesajına maruz kal- mazsa bundan etkilenmesi kesin olarak beklenemez. Bununla bir- likte hedef, yumuşak güce sahip devletin mesajına yalnızca mesajı sistematik olarak çekici olmayan bir şekilde tasvir eden bir bağlam- da maruz kalırsa ve bu ön yargının düzeltilme fırsatı yoksa yumuşak KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 57 güç sahibi devletin hedefin tercihlerini kendi avantajına göre dizayn etmesi de pek olası olmayacaktır (Kroenig, McAdam&Weber, 2010, s. 414). Ülkeler, üç durumda yumuşak güç avantajını sürdürürler: kültürleri ve değerleri küresel normlarla eşleştiğinde, konuların kü- resel medyada nasıl çerçeveleneceğini etkileyebilecek çeşitli iletişim kanallarına daha fazla erişime sahip olduklarında ve bir ülkenin gü- venilirliği ulusal ve uluslararası yumuşak güç politikası ile arttırıldı- ğında (Nye, 2011). Yumuşak güç ve sert güç, varlıklarını birbirlerine borçludur. Yumu- şak ve sert güç arasındaki ilişki karşılıklı bağımlılık düzleminde iş- leyen bir ilişki türüdür. Her başarılı yumuşak gücün arka planında potansiyeli süreklilik arz eden bir sert güç, her başarılı sert gücün arkasında da geniş bir yumuşak güç ağı vardır. Yumuşak gücü ve sert gücü birbirlerinden bağımsız düşünmek olanaksızdır. Bu, ilişki bağlamında değerlendirildiğinde somut (sert) güç kaynakları, hem doğrudan hem de dolaylı (örn. tehdit) kullanımlarında güç eylemle- rini püskürtmek için kullanılabilir ve diğer aktörleri boyun eğmeye zorlayabilir. Somut olmayan (yumuşak) güç kaynakları bu şekilde bir garanti taşımaz. Tehditkâr bir aktörün bertaraf edilebilmesi için genellikle sert güç kaynaklarına başvurulur (Gallarotti, 2011, s. 27). Şekil 2’de de görüldüğü üzere yumuşak güç, ulusal ve uluslararası kaynaklardan beslenmektedir. Uluslararası kaynaklar, genel olarak, ikili ve çoklu antlaşmalardan, dostluk ilişkilerinden, uluslararası ku- rumlara ve ilkelere saygıdan ve gerektiğinde ulusal çıkarların geri plana itilmesinden beslenir. Ulusal çerçevede ise sahip olunan kültü- Şekil 2. Yumuşak Gücün Temelleri (Gallarotti, 2011, s. 30) 58 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM rel potansiyel, refah ve hayat standardının yüksekliği, demokrasinin olgunluğu, kaliteli bir bürokratik sistem, çoğulculuk anlayışına say- gı, fırsat eşitliği gibi bileşenler önem taşımaktadır. Bir Yumuşak Güç Aracı Olarak Kültür Bir ülkenin yumuşak gücü büyük ölçüde üç temel kaynağa dayanır: kültürü (başkalarına çekici geldiği yerlerde), siyasi değerleri (yurt içinde ve yurt dışında) ve dış politikaları (meşru ve ahlaki nitelikte). Belirtilen koşullar, potansiyel yumuşak güç kaynaklarının, diğerlerini olumlu sonuçlara doğru etkileyebilecek çekim davranışına dönüşüp dönüşmediğini belirlemede anahtardır. Yumuşak güç söz konusu ol- duğunda, hedefin ne düşündüğü özellikle önemlidir. Cazibe ve ikna sosyal olarak inşa edilmiştir. Yumuşak güç, partner gerektiren bir danstır. Kültür de önemli bir güç kaynağıdır. İnsan kültürünün bazı yönleri evrensel, bazıları ulusal; diğerleri sosyal sınıflara veya küçük gruplara özgüdür. Kültür, asla durağan değildir ve farklı kültürler farklı şekillerde etkileşime girer. Örneğin, Çin’deki birçok Amerikan ve Japon kültürel girişimleri, Güney Kore’ninkine göre daha çekici olarak kabul görmektedir. Bu şekilde, zamanla kültürler birbirleri ile karşılıklı olarak belli bir etkileşime de girerler. Örneğin, Beyrut’taki Amerikan Üniversitesi ilk olarak Lübnan’daki Amerikan yumuşak gücünü arttırmıştır; ancak araştırmalar daha sonra bunun Lübnan’ın Amerika’daki yumuşak gücünü arttırmasını da sağladığını göster- mektedir. Kültürle beraber yumuşak güç üreten başka kaynaklar da vardır. Ekonomik kaynaklar, hem yumuşak hem de bir sert güç aracı olarak kabul edilebilir. Zorlamanın yanı sıra cazibe için de kullanı- labilirler. Bazen gerçek dünya koşullarında, bir ekonomik ilişkinin hangi kısmının sert ve yumuşak gücü içerdiğini ayırt etmek zordur. Avrupalı liderler, diğer ülkelerin Avrupa Birliği’ne katılma arzusunu Avrupa’nın yumuşak gücünün bir işareti olarak tanımlıyor. Örneğin, Orta Avrupa’daki eski komünist ülkelerin beklentilerini yöneltmeleri ve yasalarını Brüksel çerçevesine uyacak şekilde revize etmeleri et- kileyicidir. Türkiye de insan hakları politikalarında ve kanunlarında benzer şekilde önemli değişiklikler yapmıştır. Bununla birlikte, bu değişimlerin ne kadar Avrupa’nın başarılı ekonomik ve politik siste- minin bir getirisi olduğu da tartışma konusudur (Nye, 2012, s. 153). Yumuşak gücün bir kültürel diplomasi aracı olarak kullanılması “kü- yerelleşme” kavramı ile ilişkilendirilebilir. Robertson (1995: 40) tara- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 59 fından türetilen “küyerelleşme” kavramı, küreselleşmeyi “yerelliğin yaratılması ve ardından onun içerilmesi” şeklinde, küresel ile yerel olanın ilişkisini açıklamak amacıyla kullanılmıştır. Bu ilişki, kavra- mın mekânsal göreliliği de işaret etme özelliğinden faydalanarak ye- rel olanın evrenselleşmesi, evrensel olanın yerelleşmesinin farklı şe- killer alabileceğine odaklanmaktadır. Küresel ile yerel olanın ilişkisi aynı zamanda “melezleşme”, “eklemlenme”, “kreolizasyon” (Dwive- di, 2015), “hibritleşme” gibi kavramlarla da açıklanmaktadır. Appadurai’ye göre, küreselleşmenin dinamikleri ve bunların sonuç- ları beş alandaki akışkanlıklarla açıklanabilir: medyatik, ekonomik, teknolojik, ideolojik, etnik. Kültür, bu akışkanlar arasında farklı yol- lar izleyerek birbirinden ayrılır. Yani, her bir kültür kendi maddiliği içerisinde birbiriyle örtüşmeyen sonuçlara neden olmaktadır (Appa- durai, 1990). Bunun yanında, Baumann da küresel kültürel etkileşimi teknolojik ilerleme ile ilintili bir şekilde ele almaktadır. Baumann, bir taraftan kültürel etkileşim ağının muazzam bir şekilde genişlediğini, diğer taraftan ise bu ağın birer işleticisi olarak bireyin kimliğinde bir kaymanın oluştuğunu vurgulamaktadır (Baumann, 1992). Kültürel Diplomasi ve Yumuşak Güç Yumuşak güç araçları kullanılarak kamu diplomasisine yönelen ül- kelerin en sık başvurdukları kamu diplomasisi türlerinden biri de kültürel diplomasidir. Kültürel diplomasi, yumuşak güç aracı olarak kültürel ögelerin kullanıldığı bir kamu diplomasisi yaklaşımıdır. Kül- türel diplomasi, kamu diplomasisinin bir alt başlığı olarak kabul edi- lebilir. Kültürel diplomaside kullanılan yumuşak güç araçları sıklıkla sinema, televizyon dizileri, televizyon programları ve sanatsal etkin- liklerdir. Özellikle küreselleşme ile birlikte, toplumların birbirlerine yakınlaşması, toplumlar arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması ve et- kileşimin artması kültürel diplomasinin önemini daha da arttırmış- tır. Küreselleşme, bir taraftan tüm milletlerin zamanla birbirlerine benzeme, buna bağlı şekilde de tek bir uluslararası kültürün ortaya çıkma süreci, diğer taraftan ise toplumların kendi farklılıklarını be- timleme, ifade etme süreci olarak düşünülebilir (Keyman & Sarıbay, 2000). Giddens da küreselleşmeyi zaman ve mekândaki dönüşüm- lerle ilintilemektedir. 18’inci asırda analog saatin yaygınlaşmaya baş- lamasıyla zaman yalnızca belli bölgelere has bir kavram olmaktan çıkarak evrenselleşmiştir. Evrenselleşen zamanın baz alınmasıyla 60 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM toplumsal hayat küresel sistem içerisinde yeniden şekillenmiştir. Zamanın mekândan bağımsız kalması modernleştirici bir dönü- şümdür. Bu bağlamda küreselleşmenin ilk şartı zamanın mekândan bağımsız hale gelmesidir. Bu sayede toplumsal ilişkiler mekâna ba- ğımlı olmaktan çıkmış ve uzak mekânlarla etkileşim mümkün hale gelmiştir (Giddens, 1998). Gelişen teknoloji ile birlikte dünyanın giderek daha küçük bir yer ha- line gelmesi ve ülkelerin birbirine yakınlaşması, daha sıkı ve yoğun ilişki ağları içerisinde var olmaları, Marshall McLuhan’ın (1964) kul- landığı “küresel köy” kavramını haklı çıkarmaktadır. Fakat “küresel köy” kavramı sadece birbirine bağımlılık değil, birliktelik, yakınlık ve ilişkilerde karşılıklılık anlayışına da atıfta bulunan bir kavramdır. Bu doğrultuda, küreselleşmenin kültürel sonuçlarının neler olduğu konusunda daha kapsamlı çalışmalar için bir haritalandırmaya ve kavramsallaştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin, Hannerz’e gö- re (Hannerz, 1996) küresel kültür dört temel organizasyonel çerçe- ve tarafından düzenlenmektedir. Bunlar: devlet, piyasa, trendler ve yaşam biçimleridir. Örneğin, küresel bağdaşıklaştırma senaryoları, tipik bir şekilde en çok piyasa ortamında hayat bulur. Piyasa açısın- dan düşünüldüğünde, engellerle karşılaşılmadığı sürece, sınırları tanımamak ya da onları yıkmak, sınırlara saygı duymaktan daha do- ğal bir nitelik taşır. Organizasyonel çerçevelerin her biri kültürü ele alırken kendi eğilimlerine sahip olsa da diğer yandan aynı insanlar ile ilişki kurdukları kadarıyla sürekli bir biçimde birbiriyle karışmış durumdadır. Bugün kültürel anlamda dinamik olana dair tespit edi- lenlerin çoğu, çerçeveler arasında var olan karmaşıklıklardır. Yani bunlar vasıtasıyla kültürün akışı hızını ve yönünü değiştirebilir ve onları taşıyan anlamlar ve biçimler yeni birimler ve birleşimler ola- rak yeniden paketlenebilir. Örneğin, yaşam biçiminin çerçevesinin “halk müziği”, piyasanın “popüler müziği”ne dönüştüğü anda, çap- razlama geçiş sosyal organizasyonun yanı sıra kültürel biçimde de değişimler içermektedir (Hannerz, 2018, s. 102-110). Kültürel diplomasi alanında son yıllarda Güney Kore, “Hallyu” (Kore Dalgası – Kore Akımı) ile öne çıkmıştır. “Hallyu” olarak bilinen kül- türel içerikler birer kültürel diplomasi aracı ve kanalı olarak devlet politikasıyla dünyaya yayılmaktadır. Bu kültürel içeriklerin dünya- ya yayılması sadece devlet desteği ile değil büyük şirketlerin de mü- dahalesiyle gerçekleşmektedir. Bu sayede Güney Kore’de üretilen KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 61 kültürel içerikler popüler kültür pazarına damga vurmuştur. Güney Kore’de KOCCA (Korea Creative Content Agency), KOFICE (Korean Foundation for International Cultural Exchange), KOFIC (Korean Film Policy Research Insitute), KOCIS (Korean Culture and Informa- tion Service), BFC (Busan Film Commission) gibi kamu kurum ve kuruluşları kültürel diplomasiyi destekleyici politikalar üretmekte ve uygulamaktadır. Ayrıca, Busan Content Market, BIFAN (Bucheon International Fantastic Film Festival), SICAF (Seoul International Cartoon & Animation Festival), Daegu Chimak Festival gibi Güney Kore Kültür, Spor ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen festi- val ve organizasyonlar yer almaktadır. Güney Kore’de bu alanda Seul, Busan, Gwangju ve Icheon şehirleri öne çıkmaktadır (Binark, 2019, s. 13). “Hallyu”; K-Pop (Kore Popüler Müziği), Kore dansları, televizyon dizileri, çevrim içi oyunlar, çizgi romanlar, animasyonlar, makyaj malzemeleri vb. Güney Kore ile ilgili hemen hemen tüm kültürel öğe- leri içermektedir (Yoo, 2019, s. 21). Güney Kore kültürel diplomasisi, Güney Kore ile Türkiye arasındaki yakın ilişki dolayısıyla Türkiye üzerinde de oldukça etkilidir. Sonuç Kültürel diplomasi ile yumuşak güç arasında yakın bir bağ vardır. Çünkü kültürel diplomasinin kaynağı ve temel araçları kültürel ni- telikteki yumuşak güç araçlarıdır. Bu kültürel yumuşak güç araçları kimi zaman bir müzedeki sergi, kimi zaman bir sinema filmi, kimi zaman bir televizyon dizisi, bir şarkı klibi, bir edebiyat eseri vb. ola- bilir. Yumuşak güç açısından değerlendirildiğinde kültürel diplo- masi ile kamu diplomasi arasındaki en temel farklardan biri belki de kullandıkları araçlardır. Örneğin, kamu diplomasisinde araçların niteliği bakımından (aracın sert veya yumuşak olması anlamında) tartışmalar yaşanabilmektedir. Bir ülkeye yapılan maddi yardımlar, doğal afetlerde vb. olağan dışı dönemlerde gerçekleştirilen ekipman yardımları, malzeme yardımları, hibeler vb. uygulamalar birer sert güç aracı olarak da değerlendirilebilir. Kültürel diplomaside ise kul- lanılan araçların tümünün kültürel niteliğinden dolayı, bu araçların birer sert güç aracı olma olasılığı neredeyse yoktur. Bu nedenle kül- türel diplomasi ile yumuşak güç arasındaki ilişki, nitelik bakımından kamu diplomasisi ile yumuşak güç arasındaki ilişkiden daha yoğun ve daha yakın bir ilişkidir. 62 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Kaynakça Adorno, T. W. (2012). Kültür endüstrisi - kültür yönetimi. İstanbul: İletişim Yayınları. Altun, F. (2021). Modernite ve Modernizm: Batı-İçi Bir Tartışma. İbn Haldun Çalışma- ları Dergisi, 6(2), 95-120. Altun, F. (2022). Sosyolojik Teori Bağlamında Post-Truth Anlatısının Eleştirisi. Erciyes İletişim Dergisi, 9(1), 249-267. Appadurai, A. (1990). Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. Theory, culture & society, 7(2-3), 295-310. Aronczyk, M. (2008). ”Living the brand”: nationality, globality and the identity stra- tegies of nation branding consultants. International Journal of Communication(2), 41-65. Baumann, Z. (1992). Dialektik der ordnung. Die moderne und der holocaust. Ham- burg: Europäische Verlagsanstalt. Bélanger, L. (1999). Redefining cultural diplomacy: cultural security and foreign poli- cy in Canada. Political Psychology(20), 677-699. Bertonha, J. F. (2009). Hard, soft or smart power? Perspectives for the new foreign policy of the United States. Meridiano, 47(104), 16-18. Bhabha, H. (1994). The Location of Culture. New York: Routledge. Binark, M. (2019). Kültürel diplomasi ve Kore dalgası “Hallyu”. Ankara: Siyasal Kita- bevi. Brannagan, P. M., & Giulianotti, R. (2015). Soft power and soft disempowerment: Qa- tar, global sport and football’s 2022 World Cup finals. Leisure Studies, 34(6), 703-719. Cummings, M. C. (2003). Cultural diplomacy and the United States Government: a survey. Washington: Center for Arts and Culture. Cummings, M. C. (2003). Cultural diplomacy and the United States Government: a survey. Center for Arts and Culture. Dwivedi, A. V. (2015). School of Languages & Literature, Horizon Research Publishing. Katra Jammu: Shri Mata Vaishno Devi University. Gallarotti, G. (2011). Soft power: what it is, why it’s important, and the conditions for its effective use. Journal of Political Power, 4(1), 25-47. Giddens, A. (1998). Modernliğin sonuçları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Gray, C. (2011). Hard and soft power: the utility of military force as an instrument of policy in the 21st century. Carlisle: Strategic Studies Institute Publications. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 63 Green, H. S. (2015). The soft power of cool: economy, culture and foreign policy in Japan. Toyo Hogaku, 58(3), 47-68. Hackbarth, J. R. (2008). Soft power and smart power in Africa. Naval Postgraduate School Monterey CA Center for Contemporary Conflict. Hall, P. M. (1997). Meta-power, social organization, and the shaping of social action. Symbolic Interaction(20), 397-418. Hannerz, U. (1996). Traditional connections. London: Routledge. Hannerz, U. (2018). Kültürü Küresel Bir Ekümende Düşünmek. J. Lull (Dü.) içinde, İletişim çağında kültür (E. S. Civelek, Çev., s. 95-124). Ankara: Hece Yayınları. Hermans, J. M., & Kempen, J. G. (1998). Moving cultures: the perilous problems of cultural dichotomies in a globalizing society. American Psychologist, 1111-1120. Huntington, S. P. (1993). The Clash of Civilizations? Foreign affairs, 22-49. İçli, G. (2001). Küreselleşme ve kültür. C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, 25(2), 163-172. Iwabuchi, K. (2015). Pop-culture diplomacy in Japan: soft power, nation branding and the question of “international cultural exchange”. International Journal of Cultural Policy, 21(4), 419-432. Kalın, İ. (2011). Soft power and public diplomacy in Turkey. Perceptions, 16(3), 5-23. Keohane, R. O., & Nye, J. S. (1998). Power and interdependence in the information age. Foreign Affairs(77), 81-94. Keyman, E. F., & Sarıbay, A. Y. (2000). Global Yerel Eksende Türkiye, Siyaset ve Top- lumsal Yaşam. E. F. Keyman, & A. Y. Sarıbay içinde, Global Yerel Eksende Türkiye (s. 1). İstanbul: Alfa Yayıncılık. Kroenig, M., McAdam, M., & Weber, S. (2010). Taking soft power seriously. Comparati- ve Strategy, 29(5), 412-431. Lenczowski, J. (2007). Cultural diplomacy, political influence, and integrated strategy. Washington: The Institute of World Politics. Lukes, S. (2005). Power and the battle for hearts and minds. Millennium, 477-493. Matthes, D. (2010). Culture, globalization, and international relations. International Conference on Cultural Diplomacy. Strasbourg. McLuhan, M. (1964). Understanding media. New York: McGraw-Hill. Mead, W. R. (2004). America’s sticky power. Foreign Policy. Nye, J. S. (1990). Bound to lead: the changing nature of American Power. New York: Basic Books. Nye, J. S. (1990). Soft power. Foreign Policy(80), 153-171. 64 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Nye, J. S. (2002). The information revolution and American soft power. Asia Pasific Review, 9(1), 60-76. Nye, J. S. (2004). Soft power and American foreign policy. Political Science Quarter- ly(119), 255-270. Nye, J. S. (2005). Soft power and higher education. Yüksek Öğrenimin Geleceği Foru- mu, (s. 11-14). Nye, J. S. (2005). Yumuşak güç - Dünya siyasetinde başarının yolu. Ankara: Elips Yayınları. Nye, J. S. (2008). Public diplomacy and soft power, public diplomacy in a changing world. G. Cowan, & N. J. Cull (Dü) içinde, The Annals of The American Academy of Political and Social Science (s. 94-109). Philadelphia: Sage Publications. Nye, J. S. (2011). The future of power. Public Affairs. Nye, J. S. (2012). China and soft power. South African Journal of International Affairs, 19(2), 151-155. Öncü, A., & Weyland, P. (2005). Küreselleşen Kentlerde Yaşam Alanı ve Toplumsal Kimlik Mücadeleleri. A. Öncü, & P. Weyland (Dü) içinde, Mekân, kültür, iktidar - küre- sel kentlerde yeni kimlikler (s. 9-39). İstanbul: İletişim Yayınları. Robertson, R. (1998). Küreselleşme: toplum kuramı ve küresel kültür. (Ü. H. Yolsal, Çev.) Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Schneider, C. (2006). “Cultural diplomacy: why it matters, what it can – and cannot - do?”. Short Course on Culture Industries, Technologies, and Policies Annual Meeting of the American Political Science Association. Philadelphia. Secret, A. G. (2013). Soft power: l’influence par la langue et la culture. Cairn Info, 1(89), 103-110. Spoalore, E., & Wacziarg, R. (2013). How deep are the roots of economic development? Journal of Economic Literature, 51(2), 325-369. Talas, M. (2004). Küreselleşme ve Kültür. Küreselleşme ve psikiyatri, 229-244. Tomlinson, J. (2004). Küreselleşme ve kültür. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Vries, G. D. (2005). The European Union’s Role in the Fight Against Terrorism: (Opening Address-The Role of the EU in the Fight Against Terrorism). Irish studies in international affairs, 16, 3-9. Vuving, A. L. (2009). How soft power works. American Political Science Association Annual Meeting. Toronto. Waltz, K. (1990). Realist thought and neorealist theory. Journal of International Affa- irs, 44(1), 21-37. Yoo, J. S. (2019). Kore Savaşı (Kan Kardeşi), Kore Dizisi ve K-Beauty (Kore Kozmetiği) KÜLTÜREL DIPLOMASI VE YUMUŞAK GÜÇ | 65 Merkezinde Türkiye’de Kore Akımının Günümüzdeki Durumu ve Geleceği. KARE - Uluslararası Edebiyat, Tarih ve Düşünce Dergisi, 8, 18-48. Zamorano, M. M. (2016). Reframing cultural diplomacy: the instrumentalization of culture under the soft power theory. Culture Unbound(8), 166-186. 66 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 67 Kültürel Diplomasi ve Sivil Toplum 0 3 68 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 69 K ültürel diplomasi bir yumuşak güç aracı olarak kültürel kaynaklardan beslenmekte ve kültür endüstrilerince üre- tilen kültürel öğeleri kullanmaktadır. UNESCO’ya göre; edebiyat, tarih, müzik, sinema, televizyon dizileri, mo- da ve yaşam tarzlarının sunumu kültürel diplomasinin ilgi alanına girmektedir (Terry, 2018). Bununla birlikte, reel politik anlayışın hâkim olduğu dış politikada kültürel diplomasi olumsuz bir algıya da sahip olabilir. Bunun nedeni; kültürel diplomasinin kimi zaman emperyalist ideallere ve propagandalaraa aracılık ettiği yönündeki inanıştır (Nisbett, 2012). Avrupa Birliği Konseyi yanlış algının orta- dan kaldırılması ve olumsuz anlaşılmaların önüne geçebilmek için 2016 yılında “kültürel diplomasi” kavramı yerine “kültürel ilişkiler stratejisi” kavramının kullanılmasını önermiştir. Benzer bir şekilde, British Council ve Goethe Enstitüsü de genelde “kültürel ilişkiler” terimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Farklı ve olumsuz algılara rağmen, “kültürel diplomasi” kavramı gelişmeye devam etmektedir. Çünkü kültürel diplomasi, özünde karşılıklı anlayışın geliştirilmesi- ni ve etnik merkeziyetçilikle mücadele edilmesini amaçlamaktadır (Mulcahy, 1999). 21’inci yüzyılda kültürel diplomasi alanında hükûmet dışı kuruluş- lar da aktif olmaya başlamıştır. Sivil toplum kuruluşları uluslarara- K ü l t ü r e l D i p l o m a s i v e S i v i l T o p l u m 0 3 Giriş 1 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı. 2 Doç. Dr., T.C. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Zakir Avşar 1 M. Mücahit Küçükyılmaz 2 70 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM sı ilişkilerde daha fazla söz sahibi olmaya başlayarak etkinliklerini arttırmıştır. Hükûmet dışı kuruluşların uluslararası ilişkilerdeki rolünün giderek artmasıyla (Gilboa, 2008) sivil toplum kuruluşları da küresel çapta toplumlar arasında benzeri görülmemiş etkisi olan bir iletişim mekanizması haline dönüşmüştür (Miller, 2009). Sivil toplum kuruluşlarının bir diğer önemli fonksiyonu da içerisinde bu- lundukları toplumun kimlik temsilcisi olma rolü ile ülkelerinin an- latısının oluşturulmasına katkı sunmalarıdır (Zatepilina-Monacell, 2012). Sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alanda etkin olmaya başlaması kültürel diplomasinin algılanış biçimini de etkilemiştir (Ociepka, 2017). Bilindiği gibi, uluslararası ilişkilerde başarı elde edilmesi yumuşak ve sert güç araçlarının birlikte kullanılmasına bağlıdır. İki gücün birlikte kombine edilmesi akıllı gücü ortaya çıkar- maktadır. Sert güç kaynaklarının sınırlılığına karşın, yumuşak güç sınırsız kaynaktan beslenmektedir ve yumuşak güç alternatiflerinin sayısı her geçen gün artmaktadır. Sivil toplum kuruluşları da kültü- rel diplomaside aktif olmaya başlayan ve ağırlığı artan önemli ens- trümanlardandır. Yaygın kanaate göre, kültürel diplomasi “sert güç” unsurlarına bağımlı olarak işlerlik kazanır. Bununla birlikte kültürel diplomasinin amaçlanan başarıya ulaşabilmesi için mutlaka faali- yetlerinin koordine edilmesi gerekmektedir. Bunun için de güçlü ve tutarlı bir kültürel diplomasi politikasının ve yapılanmasının var ol- ması şarttır (Bound, Briggs, Holden, & Jones, 2007, s. 13). Sivil toplum kuruluşlarının en önemli özelliği kâr amacı gütmemesi- dir. Sivil toplum kuruluşları temel olarak “hükûmetten destek alan” – “hükûmetten destek almayan” şeklinde ikili bir ayrıma tabi tutul- maktadır. Sivil toplum kuruluşlarının kültürel diplomaside öne çık- maya başlaması uygun maliyetli uluslararası halkla ilişkiler imkânı- nı doğurmuştur (Edwards, 2000, s. 11). Bununla birlikte, sivil toplum kuruluşları her zaman olumlu yönde bir halkla ilişkiler faaliyetinde bulunmayabilir. Sivil toplum kuruluşları ülkeler arasındaki ilişkilere zarar verme potansiyeline de sahiptir (Simmons, 1998, s. 83). Kültü- rel diplomasi açısından değerlendirildiğinde ise sivil toplum kuru- luşlarının her zaman ülkeler arası münasebetlere katkı sağlayıcı bir rol üstlendiği söylenebilir. Kültürel diplomasi, hem sivil toplum ku- ruluşlarına yönelik olumsuz algının ortadan kalkmasını sağlamakta hem de ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulun- maktadır. Kültürel diplomasi tarafından bir yumuşak güç enstrüma- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 71 nı olarak kullanılması, sivil toplumu geliştirici, güçlendirici, sivil top- lumun pozitif niteliklerini arttırıcı bir etkiye de sahiptir. Sivil Toplum Kitle iletişim araçlarının ortaya çıkışı ve kitlesel üretime geçilmesi kitle teorilerinin üzerinde en fazla durduğu iki olaydır. Bu iki yeni ge- lişme, insanoğlunu bireysel düzeyde anlamlı olduğu, yakın ve içten ilişkilerle tanımlanan, yüz yüze yürütülen ve küçük topluluk bağla- rı ile tanımlanan toplumsal örgütlenme yapısından çıkarmış; onu millet, ulus, ırk gibi kategoriler etrafında örgütlendiği bir toplumsal yapının içerisine yerleştirmiştir. Bu toplumsal yapı içinde insan top- lulukları da “kitleler” olarak kabul edilmeye başlamıştır. 21’inci yüz- yılın başlangıcından itibaren, özellikle yeni medya düzeneği içinde dijitalleşmenin giderek insan hayatının her alanına etki etmesinden söz edilebilir. Bu aşama, modernite içerisinde deneyimlenen ilk bü- yük kopuş olan ve “cemaatten cemiyete geçiş” olarak formüle edilene benzeyen bir kopuştur (Altun, 2022). İnsan topluluklarının kitleler olarak kabul edilmeye başlaması ile de yeni bir kavram olan “sivil toplum” kavramı oluşmuş ve önemini de gün geçtikçe arttırmıştır. Sivil toplum, kitlesel yaşama evrilen sistem içerisinde bireyin, kendi- ni temsil etme ve sesini öteki kitlelere ulaştırabilmesinde önemli bir fonksiyon üstlenmeye başlamıştır. Sivil toplumu tanımlamak basit bir eylem olmamakla birlikte (VanDy- ck, 2017, s. 1); Türk Dil Kurumu, bir devletin otoritesi altında varlık gös- terip kanunla yaşayan, devletten bağımsız, gönüllülük esasına dayanan örgütlü bir topluluğa atıfta bulunan “sivil toplum”u “Devletin denetimi altında olmayan, kararlarını bağımsız olarak vererek toplumsal etkin- liklerde bulunan bireyler topluluğu” şeklinde tanımlamıştır (Türk Dil Kurumu, 2021). Sivil toplum, hükûmet ve iş dünyası ile birlikte toplu- mun “üçüncü sektörü”dür (United Nations, 2021). VanDyck ise sivil toplumun “devlet, iş dünyası ve aile arasındaki alanda var olan, yerel ve yabancı bilgi, değerler, gelenekler ve ilkeler üzerine inşa edilen organize ve organik sosyal ve kültürel ilişkilerin bir ekosistemi” olarak tanımlan- masını önermektedir (2017, s. 1). Sivil toplum kavramını ilk kez devlet özdeşliğinden ayırarak yeniden tanımlayan kişi Hegel’dir. Hegel sivil toplumu özel menfaatlerle evrensel menfaatlerin uzlaştırılması çabası- nın bir unsuru olarak ele almıştır. Bu yaklaşıma göre sivil toplum, aile ile devlet arasında yer alan bir sosyal alandır (Keane, 1993, s. 100). 72 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Sivil toplum, genellikle hükûmetten ve kâr amacı güden ticari aktör- lerden farklı, ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında kolektif eylem alanı anlamına gelir. Sivil toplum hayır kurumlarını, kalkın- ma kuruluşlarını, topluluk gruplarını, kadın örgütlerini, inanç temel- li örgütleri, profesyonel dernekleri, sendikaları, sosyal hareketleri, koalisyonları ve savunuculuk gruplarını içerir. Ancak sivil toplum homojen değildir ve sivil toplum ile hükûmet veya ticari aktörler arasındaki sınırlar kimi zaman bulanıklaşabilir. Kesinlikle tek bir “sivil toplum” anlayışı yoktur ve sivil toplum aktörleri, diğer temsil- ciler ve savunucularınkine benzer temsil ve meşruiyet meseleleriyle uğraşmak zorundadır (World Health Organization, 2021). Sivil top- lum genel anlamda ise aile, ticari sektörler ve devlet dışındaki alan olarak tanımlanmıştır (World Economic Forum, 2013). Avrupa Bir- liği’ne göre sivil toplum, “devlete bağlı olmayan veya devlet tarafın- dan yönetilmeyen, bireyler ve gruplar tarafından gerçekleştirilen her türlü sosyal eylem”dir. Afrika Kalkınma Bankası ise sivil toplumun ortak çıkarlar, hedefler, değerler veya gelenekler tarafından organize edilen, birleştirilen ve kolektif eylemler yoluyla seferber edilen, va- tandaşların çıkarlarının ve özlemlerinin gönüllü bir ifadesi olduğu- nu ifade etmektedir (African Development Bank, 2012, s. 10). Sivil toplum çok çeşitli amaçlara, kültürel bağlamlara, ideolojilere, coğrafî kapsama, stratejilere ve yaklaşımlara sahip bir dizi aktörü içermek- tedir (World Economic Forum, 2013, s. 8). Geçmişi Antik Yunan’a kadar uzanan sivil toplum kavramı ile ilgili bilgilere Cicero ve diğer Romalı filozofların eserlerinde de rastlan- maktadır. Yakın dönemde ise ilk kez Locke tarafından 1690’da dile getirilen sivil toplum kavramı, devlet kavramı ile özdeş bir anlayışı ifade etmek için kullanılmıştır. Hobbes ve Rousseau gibi sosyal söz- leşmeci filozoflar sivil toplumu, doğa halinden çıkıp siyasi otorite etrafında bir araya gelmek şeklinde algılamışlardır. Locke açısından sivil toplum, bireylerin doğal durumdaki temel haklarını koruyabil- mek için sözleşme ile uzlaştıkları, bireysel hakların bizzat yaşandığı ve korunduğu bir alandır. Hegel, sivil toplum ile siyasal toplum ara- sında bir ayrım yaparak devlet ve toplum arasındaki sınırları çiz- miştir (devletin düzenlediği alanları ve toplumsal ilişkileri siyasal toplum kavramıyla ifade etmiş, geriye kalan özerk alanları ise sivil toplum olarak isimlendirmiştir). Tocqueville’in çözümlemelerinde sivil toplum; üyelik ve eylemlerin gönüllülük esasına dayandığı, aile KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 73 ve devlet arasındaki tüm ilişkileri ve ağları (sivil toplum kuruluşları, dinî grup ve kurumlar, mesleki örgütlenmeler, yardım amaçlı grup- lar, sosyal hareketler, bağımsız medya...) içermektedir. Bu yaklaşım- da üç ana sektöre dayalı toplum modeli temel alınmakta ve devlet, piyasa ve kâr amacı gütmeyen grupların, birbirlerinden bağımsız ancak birbirleri ile karşılıklı olarak bağlantılı olduğu savunulmakta- dır (Tamer, 2010, s. 90-103). Modern anlamda sivil toplum fikri ise 18’inci yüzyılın sonlarında İskoç ve Kıta Avrupası Aydınlanması’nda ortaya çıkmıştır. Paine’den Hegel’e kadar bir dizi siyaset teorisyeni, sivil toplum kavramını devlete paralel ama ayrı bir alan olarak ele al- mıştır. Onlara göre, sivil toplum yurttaşların kendi çıkarları ve istek- leri doğrultusunda birleştiği bir alandır. Sivil toplum düşüncesi aynı zamanda, Amerikan ve Fransız devrimlerinde ortaya konduğu gibi, halkın artan özgürlük talebinin bir sonucudur. Sivil toplum kavramı 19’uncu yüzyılın ortalarında politik olarak kullanılmaz hale gelmiş ve neredeyse tüm tartışmalarda ihmal edilmiştir (Shils, 1991, s. 3). Devlet-toplum ayrımını ilk kez yapan Hegel’e göre, bir tarafta sosyal ve ekonomik gereksinimlerin ve piyasa düzeninin ortaya çıkardığı rekabet ve bu doğrultuda çatışmanın var olduğu sivil toplum, diğer tarafta devleti meydana getiren, devlet kurumlarıyla özdeş hale ge- len ve devletle ayniyet içerisinde olan siyasal toplum vardır. Hegel, sivil toplumun siyasal toplumun ötesinde bir alan olduğunu söyler. Ancak Hegel, sivil toplum ile siyasal toplum arasında ayrım yapma- ya sıcak bakmaz. Ona göre, devletin sivil toplum alanını düzenleme- si gerekir; eğer bu yapılmazsa toplumda refah adaletsizliği ve etik bozulma meydana gelebilir (Stillman, 1980, s. 631). Devlet ile sivil toplum ayrımının ilk sistematik analizi ise Thomas Paine tarafın- dan yapılmıştır. Paine’e göre bazı düşünürler toplumu ve hükûmeti o kadar birbirine karıştırmışlardır ki ikisi arasında ya çok az ayrım yapılmakta ya da hiç yapılmamaktadır. Oysaki iki terim yalnızca ayrı olmayıp köken olarak da farklılık taşımaktadır. Toplum insan duy- gularını yoğunlaştırarak pozitif yönde, hükmet ise kötülükleri sınır- layarak negatif yönde işleyerek mutluluğun artmasına katkı sağlar. Sonuç olarak;, ikisi de mutluluğun artması için çaba sarf eder. Top- lum ilişkide kalmayı desteklerken devlet ayrımları ortaya çıkarır (Ke- ane, 1993, s. 49). Bununla birlikte, sivil toplum ile ilgili yaklaşımları üç grupta incelemek mümkündür. Larry Diamon’a ait olan ilk yakla- şım sivil toplumu devletten ayrı, bireyin kendi özgür iradesiyle oluş- 74 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM turulmuş bir düzen olarak kabul eder. Ernest Gellner’e ait olan ikinci yaklaşım daha geniş bir alanı içerisinde barındırır. Bu yaklaşıma gö- re sivil toplum, aile veya kamu ile devlet arasındaki mevcut boşluğu dolduran bir yapı olma niteliğine sahiptir. Sivil toplum sendikalar, siyasi partiler, dinsel örgütlenmeler, baskı grupları ve dernekler gi- bi ara kurumlardan oluşan bir sistemdir. Üçüncüsü ise John Keane’e ait olan yaklaşımdır. Buna göre sivil toplum, üyelerinin oluşturduğu devlet dışı faaliyetlerle devlet kurumları üzerinde baskı ve denetim yaratarak kendi kimliğini koruyan ve dönüştüren örgütlenmelerdir (Çulhaoğlu, 2001, s. 32-33). Tüm bu tartışmalarla beraber, sivil toplu- mun devletten bağımsız olmasıyla ifade edilmek istenen; devletten kopuk, bütünüyle kendi halinde bir alanın var olması değildir. Bu kapsamda sivil toplum; siyaset üzerinde de etkili olan, devletin ve siyasal gücün meşruiyetini kazandığı, karşı siyasi güçleri içerisinde bulunduran ve devlet politikalarını etkileyen bir toplumsal alandır (Durgun, 1997, s. 220). Keane’e göre, sivil toplum kavramı bugünkü anlamını kazanıncaya dek dört farklı evreden geçmiştir. Birinci evrede klasik sivil toplum ve devlet farklılığı söz konusudur. Yani klasik anlamda sivil toplum ve devlet birlikteliğinden söz edilemez. Bu evrede merkezîlik önem- li yer tutar. Egemen ve anayasal devletin gerekliliği ve bunun kar- şısında devletin otoriter gücüne karşı sivil toplumun içerisindeki bağımsız grupların gelişmesinin önemini vurgulama bu evrenin en tipik nitelikleri arasında yer alır. İkinci evrede bağımsız sosyal grup- ların, kendilerini devlete karşı savunmalarının gerekli olduğu iddiası vardır. Buradaki vurgu devlete karşı sivil toplumun önemine atıfta bulunur. Üçüncü evrede sivil toplum ve devlet ayrımında devlet kar- şıtlığı güç kaybeder. Sivil toplumun özgürlüğü çatışmaya sebep olan bir olgu olarak görülür ve sivil toplumun daha katı bir düzenleme ve denetim ile sınırlarının belirlenmesine vurgu yapılır. Dördüncü evre ise düzenleyici devlet gücünün sivil toplumu yavaş yavaş etkisizleş- tireceğinden endişe edilen evredir. Bu kapsamda çoğulcu, kendi ken- dini örgütleyen, devletten bağımsız bir sivil toplumun korunmasının önemine atıfta bulunulur (Keane, 1993, s. 50-53). Sivil toplumu anti demokratik anlayışa karşı çok önemli bir müca- dele alanı olarak konumlandıran Gramsci’nin çabaları, İkinci Dün- ya Savaşı sonrası “sivil toplum”un yeniden güç kazanmasına katkı KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 75 sağlamıştır. Sivil toplum, 1990’larda devlet başkanlarından siyaset bilimcilere kadar herkes için bir ilgi alanı haline gelmiştir. Demokra- siye yönelik küresel eğilim, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde si- vil toplum için alan açmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Av- rupa’da bir sosyal yenilenme aracı olarak sivil topluma ilgi artmıştır. Sivil toplum, elde ettiği yeni açılımla soğuk savaş sonrası dönemin temel unsurlarından biri haline gelmiştir (Carothers & Barndt, 2000, s. 18-19). Sivil toplum terimi, 1980’lerde Doğu Avrupa ve Latin Ame- rika’da yaşanan yönetim karşıtı protesto hareketleriyle özdeş hale gelerek popülerleşmiştir (Jezard, 2018). Sivil toplumun demokrasi açısından önemi elbette ki yadsınamaz. Demokratik işleyiş içerisin- de sivil toplum; devlet ile toplum arasındaki ilişkinin güçlendirilme- sinin yanında, çoğulculuğu, katılımı ve ifade özgürlüğünü mümkün kılma gibi temel fonksiyonlar da üstlenmiştir. Demokraside sivil top- lumun bu rollere sahip olmasının temel gerekçesi demokrasi ile sivil toplum arasındaki mevcut sıkı ilişkidir. Bu doğrultuda sivil toplum, bireysel özgürlüklerin maksimum seviyede elde edildiği, katılımın yaygın olduğu demokratik toplumsal bir alandır (Çaha, 1999, s. 123- 127). Sivil toplumun demokrasi açısından sahip olduğu etkili meka- nizmanın gücü demokratik taleplerin siyasal, ekonomik ve kültürel temellerine sahip olmasından ileri gelmektedir. Sivil toplum kuru- luşlarının bu etkisi; devlet merkezli ve toplumu yukarıdan aşağıya biçimlendiren anlayışa meydan okumaları, sosyal hayatı devletten bağımsız biçimde etkin hale getirmeleri ve ödev temelli vatandaş- lık anlayışı yerine hak ve özgürlükler çerçevesinde şekillenen aktif vatandaşlık anlayışını sağlama yönündeki çabalarından kaynaklan- maktadır (Keyman, 2006, s. 28). VanDyck, sivil toplum anlayışında zaman içinde önemli değişiklikler olduğunu ve kavramın farklı bi- çimler, işlevler ve boyutlardan oluşan çok çeşitli organize ve organik grupları içerecek şekilde ilişkisel platformlardan geliştiğini savun- maktadır. VanDyck’a göre; farklı dönemlerde, toplum temelli kuru- luşlar, işçi sendikaları, profesyonel dernekler ve STK’lar sivil toplum alanında öne çıkmışlardır (2017, s. 1). Son yıllarda dünya çapında, piyasa ve devlet sınırları dışında faaliyet gösteren farklı sosyal nitelikli kurum ve kuruluşa önemli bir ilgi ar- tışına tanık olunmaktadır. “Kâr amacı gütmeyen”, “gönüllü”, “üçüncü tür” veya “bağımsız” gibi nitelemelerle sektör olarak çeşitli şekiller- de tanımlanan bu oluşumlar kümesi, kendi içerisinde bazen şaşırtıcı 76 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bir dizi varlıkları (hastaneler, üniversiteler, sosyal kulüpler, meslek kuruluşları, çevre grupları, spor kulüpleri, mesleki eğitim merkezle- ri, insan hakları kuruluşları ve daha fazlasını) barındırır. Bu kadar fazla çeşitliliğe rağmen, bunlar aynı zamanda bazı ortak özellikleri de paylaşmaktadır: ‡ Kurumsal bir mevcudiyet ve yapıya sahiptirler. ‡ Özeldirler; yani kurumsal olarak devletten ayrıdırlar. ‡ Kâr dağıtımı yapmazlar; yani kârlarını yöneticilerine veya bir dizi “mal sahibine” dağıtmazlar. ‡ Kendi kendilerini yönetirler; kendi işleyişlerini kontrol eder- ler. ‡ Gönüllülük esastır; üyelik yasal olarak zorunlu değildir; bağış ve gönüllü çalışma gibi katkılarla faaliyetlerini sürdürürler (Salamon & Anheier, 1999, s. 3-4). Bununla birlikte, sivil toplum şu rollere sahiptir (VanDyck, 2017): ‡ Hizmet sağlayıcı (okullara destek olmak ve temel toplum sağ- lığı hizmetleri sağlamak vb.), ‡ Savunucu/kampanyacı (çevresel konularda hükûmetler veya işletmeler için lobi yapmak vb.), ‡ Gözlemci (hükûmetin insan hakları anlaşmalarına uyumunu izlemek vb.), ‡ Aktif vatandaşlık oluşturucu (yerel düzeyde sivil katılımı motive etmek ve yerel, bölgesel ve ulusal yönetişimle ilişki kurmak vb.), ‡ Küresel yönetişim süreçlerine katılımcı (Dünya Bankası iklim yatırım fonlarının danışma kurulunda hizmet vermek vb.). Sivil toplum tipolojik olarak şu aktörlerden oluşabilir: ‡ Organize bir yapıya veya faaliyete sahip olan ve tipik olarak kayıtlı gruplardan oluşan ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, ‡ Organize edilebilen, ancak fiziksel, yasal veya finansal yapı- ları olması gerekmeyen sosyal medya toplulukları ve çevrimi- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 77 çi gruplar ve etkinlikler, ‡ Çevrim içi veya fiziksel olabilen toplu eylem ve/veya sosyal hareketler, ‡ Dinî liderler, inanç toplulukları ve inanç temelli kuruluşlar, ‡ Sendikalar ve meslek örgütleri, ‡ Yenilikçi ve/veya pazar odaklı yaklaşıma sahip sosyal ve çev- resel girişimciler, ‡ Yerel düzeyde taban örgütleri ve faaliyetleri, ‡ Üyeleri tarafından demokratik olarak kontrol edilen koope- ratifler, ‡ Gençlik kulüpleri, ‡ Bağımsız radyo, televizyon, basılı ve elektronik medya, ‡ Mahalle veya topluluk temelli koalisyonlar, ‡ Akademik kurumlar. Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İletişim Departmanı’na bağlı Sosyal Yardım Dairesi içerisinde bir Sivil Toplum Birimi bulunmaktadır. Bu birimin görevi; Birleşmiş Milletler’i sivil toplum kuruluşları ile ilişki- lendirmek ve Küresel İletişim Departmanı’nın Birleşmiş Milletler’in çalışmaları ve rolü hakkındaki bilgi yayma çabalarını desteklemektir. Görev odaklı ve ortak çıkarları olan kişiler tarafından yönlendirilen sivil toplum kuruluşları çeşitli hizmetler ve insani işlevleri gerçekleş- tirir, vatandaşların endişelerini hükûmetlere sunar, politikaları izler ve topluluk düzeyinde siyasî katılımı teşvik eder. Sivil toplum kuru- luşları analiz ve uzmanlık sağlar, erken uyarı mekanizmaları olarak hizmet eder ve uluslararası anlaşmaların izlenmesine ve uygulanma- sına yardımcı olur. Tipik olarak, BM’nin barış ve güvenlik stratejisi, insan hakları ve kalkınma gibi belirli konular etrafında örgütlenirler. Küresel İletişim Departmanı, çeşitli girişimler aracılığıyla, yetkileri Birleşmiş Milletler’in hedefleri ve ilkeleriyle uyumlu olan STK’larla iş birliği yapmaktadır. Birleşmiş Milletler’i ilgilendiren konularda güçlü bilgilendirme programlarına sahip 1.500’den fazla sivil toplum kuruluşu, Küresel İletişim Departmanı ile resmî iş birliği içindedir ve Birleşmiş Milletler’e dünyanın her yerinden insanlar ve topluluklar 78 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM vasıtasıyla bağlantılar sağlamaktadır. Küresel İletişim Departmanı, sivil toplum kuruluşlarının Birleşmiş Milletler’in dâhil olduğu ko- nulara ilişkin bilgilere erişim sağlamalarına ve bunları yaymalarına, Birleşmiş Milletler Antlaşması’na3 destek olarak faaliyetlerini daha etkin bir şekilde yürütmelerine ve kamuoyunda bu sözleşmenin ça- lışmaları hakkında farkındalık yaratmalarına yardımcı olmaktadır (United Nations, 2021). Sivil toplum ile demokrasi arasında vazgeçilmez bir ilişki vardır. Si- vil toplum kavramı ve sivil toplum kuruluşları her zaman demokrasi tartışmalarının odağında yer almıştır. Demokratik bir sisteme sahip olmayan ülkelerde demokrasinin geliştirilmesi ve içselleştirilmesi için sivil toplum olmazsa olmaz bir ihtiyaç konumundadır. Bununla doğru orantılı bir şekilde, sadece demokratik bir devlette demokratik bir sivil toplumun var olabileceği, buna karşılık olarak da demokra- tik bir sivil toplumun demokratik anlayışın sürmesini sağlayabilece- ğine yönelik inanç pekişmiştir (Akpınar, 1997, s. 62). Sivil Toplum Kuruluşları Sivil toplum kuruluşlarını (STK), “devletten bağımsız, gönüllü bir- likteliğe dayalı ve üyelerinin çıkarlarının ötesinde, toplumsal çıkara odaklı çalışan, kâr amacı olmayan ve yasal zeminde faaliyet gösteren kuruluşlar” olarak tanımlamak mümkündür (Şahin, 2007, s. 31). Dia- mond’ın tanımına göre ise sivil toplum kuruluşu; gönüllü, kendi ken- dini üreten, kendi yaşamını büyük ölçüde kendisi sağlayan, özerk, hukuki bir düzen içerisinde işleyen ve ortak değerler kümesine sahip olan toplumsal bir yaşam alanıdır (Diamond, 1994). Sivil toplum ku- ruluşları, “belli sosyal, sanatsal, kültürel ve bilimsel amaçlar çevre- sinde gönüllü şekilde bir araya gelen, belirlenen amaçlar etrafında faaliyette bulunan bireylerin oluşturduğu, tüzel kişiliği ve devamlılı- ğı olan yapılardır (Bozkurt, Ergun, & Sezen, 1998, s. 90). STK’ların varlık sebeplerini ve niteliklerini açıklayan “devlet yeter- sizliği teorisi”, “işlem maliyeti teorisi”, “sözleşme başarısızlığı teori- si” ve “gönüllü sektör yetersizliği teorisi” gibi farklı teorik modeller geliştirilmiştir. Devlet yetersizliği teorisi açısından devletler, kamu- 3 Birleşmiş Milletler adlı uluslararası örgütü kuran 1945 tarihli Birleşmiş Milletler Antlaşması, ABD’nin San Francisco şehrinde 51 kurucu devletin 50’si tarafından 26 Haziran 1945’te imzalanmıştır. 4801 Sayılı Onay Kanunu 24 Ağustos 1945 gün ve 6902 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 79 sal mal ve hizmetlerin niteliği ve niceliği hakkında kamunun tercih- lerine göre karar verir. Ayrıca devlet, kamu hizmetlerini standardize edilmiş şekilde sunar. Demokratik oylama ve politika üretimi süreç- leri incelendiğinde hükûmetler, hizmetlerin kalitesini, seviyelerini, çeşitlerini ve vergi oranlarını belirlemek amacıyla ortalama bir seç- menin tercihlerini izler. Eğer kamunun tercihleri homojen değilse ve halkın, almak istediği hizmetle ödediği vergi arasında bir tutarsızlık varsa kamunun beklentileri karşılanamamış olur. Hizmetlerin sunu- mu ve kaynakların dağıtılmasında kimi zaman zayıf gruplar ihmal edilebilir. Devlet yetersizliği teorisine göre devlet, hizmetlerini hal- kın istediği nitelik ve nicelikte sunabildiğinde sivil toplum kuruluş- larına bu konuda çok az görev düşer. Bir toplum ne kadar homojense, yani kamunun tercihleri ne kadar birbirine benziyorsa sivil toplum kuruluşlarına o kadar az ihtiyaç kalır. İskandinav ülkeleri gibi görece homojen yapıdaki ülkelerde devlet farklı kamusal hizmetler için hal- kın isteklerini kolaylıkla karşılayabilir. Aslında devlet bu ülkelerde görece daha büyük, buna karşılık sivil toplum kuruluşları ise zayıf ve etkisizdir. Bu doğrultuda, zayıf grupların kamu politikalarına et- kin yansıtılamadığı heterojen toplumlarda bu gruplar kendi çıkarla- rı doğrultusunda daha fazla çıkar elde edebilmek amacıyla devlete baskı yaparak ortak hedefte buluşmaya çalışır ve sivil toplum kuru- luşu yapılanmasıyla bir araya gelir (Eriksen, 2011). İşlem maliyeti teorisine göre ise bir örgüt geliştikçe artan bürokra- tik faaliyetler genel maliyeti yükseltir. STK’lar, kâr amacı güden ku- ruluşlar gibi, kaliteyi düşürmek, hizmet gerekliliklerini yerine ge- tirmemek veya kârı arttırmak için hizmetleri benzeştirerek üretim maliyetini düşürme gibi bir zorunlulukla karşılaşmazlar. Devlet, kâr amacı güden kuruluşlardan daha fazla şekilde, STK’larla sözleşme imzalayarak farklı, ihtiyaca cevap veren toplum hizmetlerini sağla- makla birlikte daha düşük maliyetlerle karşılaşır. İşlem maliyeti teo- risi bakımından, devlet için temel nitelikte olmayan etkinliklerin fi- nansman desteği sağlanarak STK’lara devredilmesi devlet için daha etkili bir yol olarak kabul edilir. Bu sayede kamu sektörü başlangıç maliyetlerinden, personel düzenlemelerinden muaf olmak gibi pek çok avantaja sahip olacaktır (North, 1990). Sözleşme başarısızlığı teorisine göre; sivil toplum kuruluşları, tü- keticiler ve üreticiler arasında ortaya çıkan bilgi dengesizliği duru- munda hizmetleri sunabilmek için etkili bir araç olarak tercih edilir. 80 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Bilgi dengesizliği, kâr amacı ile faaliyet gösteren bir kuruluşun, kendi lehine tüketicinin bilgi sahibi olmamasından yararlanabilmektedir. STK’lar bu gibi durumlarda daha etkili olarak öne çıkar. Çünkü kâr amacı olmadığından, sivil toplum kuruluşlarının tüketicilerin aley- hine politika izlemesi düşünülemez. Bu da STK’ları daha güvenilir kılar. Devleti sivil toplum kuruluşları ile kamu hizmetleri sözleşmesi yapmaya zorlayan bir diğer önemli faktör ise devletin izleme maliye- tinin azalmasıdır. STK’lar, eşitlik ve hesap verebilirlik açısından dev- letle eşit zorunluluklarla karşılaşmaz. STK’lar daha az bürokratik ve daha fazla esnektir. Bununla birlikte STK’lar, devlet ve şirketlerden daha fazla güvenilirdir. Bunun sebebi, özellikle kamuya hizmet et- me inancı ile belli değerlere sahip sivil toplum kuruluşlarının kâr güdüsüyle hareket etmemesidir (Fletcher, Gordon, Nunamaker, & Richarz, 1995). Devletin ve özel sektörün yetersizlikleri ile birlikte STK’ların da bazı yetersizliklerinden bahsedilebilir. Gönüllü sektör yetersizliği teorisi, devlet ile devlet dışı aktörler arasındaki bağımlılığa atıfta bulunmak- tadır. Bu teori, sivil toplum kuruluşlarının çözüm için gerekli düzey- de sosyal bir probleme değinememesini ve/veya bir hizmeti yeterince sağlayamamasını vurgulamaktadır. Ekonomik açıdan gönüllü sektör yetersizliği, uzun bir süreçte ihtiyaç duyulan kaynakların sağlanma- sında STK’ların yetersizliğini açıklar. STK’lar, sermaye piyasası içeri- sinde gerekli fonları arttıramayacağı ve vergi uygulayamayacağı için yetersiz sayılabilecek gönüllü katkılarla ayakta dururlar. STK’ların yetersizliği birçok etkenden ortaya çıkabilir. Bunlar: yardım ve bağış yetersizliği, sadece belirli gruplara yardım edilmesi, yardım ve bağış yapmada kaynakların kontrolünü elinde bulunduran kişilerin kimle- re yardım yapılması konusunda belirleyici olması ve yardımların bu kişilerin birer lütfu gibi algılanması veya benzer şekilde profesyonel- ce olmayan pratiklerdir (T.C. Kalkınma Bakanlığı, 2018, s. 8-9). STK’lar, ülkenin itibarına önemli katkılar sağlamakla kalmaz, aynı zamanda uluslararası güçlü ilişkiler kurmak için ülkelerin dış poli- tika pratiklerini gerçekleştirdikleri faaliyetlerle hedef ülke ve kamu- oylarına aktarırlar. Türkiye’de yakın dönemde STK’ların önemi ve etkinliğinin artması ile birlikte, STK’lar ulusal politikaların ve kül- türel mesajların aktarılması gibi önemli işlevleri yerine getirmeye başlamışlardır. Çünkü STK’lar, dış politikada ülkelerinin çıkarlarını dikkate alarak işlev görürler (Aydemir, 2016, s. 355-356). KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 81 Devlet ile STK’lar arasındaki ilişki üç grupta toplanabilir: “Destek- leyici” (supplementary), “tamamlayıcı” (complementary), “muhale- fet edici” (adversarial). Destekleyici ilişki türünde, devlet tarafından yerine getirilmeyen hizmetler sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Kamuoyunun taleplerinin devlet tarafından eksiksiz olarak karşılanamadığı durumlarda STK’lar bu boşluğu ka- patmaya çalışır. Bu nedenle kamu harcamaları ile sivil toplum ku- ruluşlarınca yapılan harcamalar arasında ters bir korelasyon orta- ya çıkar. Sonuç olarak devlet, daha fazla hizmet üretmek amacıyla harcamalarını arttırdıkça sivil toplum kuruluşlarının harcamaları azalacaktır. Tamamlayıcı ilişki türünde STK’lar, hizmet üretiminde devletin partneri konumundadır ve devlet tarafından finanse edi- len hizmetlerin dağıtımının yerine getirilmesine yardımcı olmakla görevlendirilmiştir. Bu doğrultuda, STK’lar ile devlet harcamaları arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Devlet tarafından yapılan harcamalar arttıkça devletin, STK’ların etkinliklerine yap- tığı yardım miktarı da artacaktır. Muhalefet edici ilişki türünde ise sivil toplum kuruluşları devleti hizmet üretimi için devamlı şekilde teşvik etmekte, onu kamusal sorumluluğunu yerine getirmesi için izlemektedir. Bununla beraber, ABD, Japonya, İsrail gibi devlet-STK ilişkilerinin iç içe olduğu ülkelerde, ilişki türlerinin sınırları belirsiz- leşebilmektedir (Young, 2000, s. 150-151). STK’lar (non-governmental organisation - NGO) niteliklerine göre farklı kısaltmalarla anılmaktadır. INGO (international NGO – ulusla- Grup 1 Kültür ve rekreasyon Grup 2 Eğitim ve araştırma Grup 3 Sağlık Grup 4 Sosyal hizmetler Grup 5 Çevre Grup 6 Kalkınma ve konut Grup 7 Hukuk, savunuculuk ve politika Grup 8 Bağış araçları ve gönüllülüğü arttırma Grup 9 Uluslararası çalışmalar Grup 10 Din Grup 11 İş ve profesyonel meslekler, sendikalar Grup 12 Diğer Tablo 1. Sivil Toplum Kuruluşlarının Uluslararası Sınıflandırması Kaynak: (Salamon & Anheier, 1996) 82 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM rarası STK), BINGO (business international NGO – ticari uluslararası STK), LINGO (labour international NGO – iş gücü uluslararası STK), DINGO (development international NGO – gelişmeci uluslararası STK), DONGO (donor organised NGO – fona dayalı STK) ve TANGO (technical assistance NGO – teknik destek veren STK) bunlardan bazılarıdır. Ayrıca, sivil toplum kuruluşlarını işlevlerine göre iki ka- tegoriye ayırmak mümkündür. Bunlar, “operasyonel” ve “kampanya veya savunuculuk” STK’larıdır. Operasyonel sivil toplum kuruluşla- rı, planlanan projeleri uygulamakla görevlidir. Çevre, sağlık, yardım veya kalkınma yardımı gibi yerelleştirilmiş programlar sunmak için finansal kaynakları, materyalleri ve gönüllüleri seferber etmeye çalı- şır. Projeler için para toplamak amacıyla kendi fonlarını toplayabilir veya hükümetlerden veya özel ve kamu kuruluşlarından hibe ya da lojistik destek alabilirler. Operasyonel sivil toplum kuruluşları, yar- dım odaklı veya kalkınma odaklı olabilir ve dinî ya da seküler bir nitelik taşıyabilir. Ayrıca kamuya açık veya özel şekilde faaliyetleri- ni sürdürebilirler. Kampanya veya savunuculuk STK’ları ise küresel politikayı etkilemeye çalışır. Bu STK’ların temel amacı destekçilerini harekete geçirmek ve medyanın ilgisini çekmeyi sağlayacak gösteri- ler ve etkinlikler planlamak ve düzenlemektir. Genellikle insan hak- ları, kadın hakları ve çocuk hakları konularını ele alırlar; sorunlar ve politik tepkiler hakkında farkındalık yaratmaya çalışırlar; lobi yapa- rak basın açıklamaları yayımlayarak ve aktivist etkinlikler düzenle- yerek bilgi üretmeye çalışırlar (Kellow & Murply-Gregory, 2018, s. 3, 7). Kültürel Diplomasi ve Sivil Toplum Uluslararası ilişkilerin seyrini belirleyen temel paradigmalar tarihsel gelişimleri boyunca kültüre gittikçe daha fazla önem taşıyan bir rol yüklemiştir. Kültür, gerçekten de yeni uluslararası ilişkiler ve yumuşak güç paradigmaları içerisinde temel bir kaynak olarak kabul edilir ve “kültürel diplomasi” de dünyanın önde gelen ülkeleri tarafından ulus- lararası ilişkilerde başvurulan stratejik bir yöntem olarak kullanılır (Mazzei, 2012, s. 35). Bir kamu diplomasisi türü sayılan kültürel dip- lomasi, aynı zamanda kamu diplomasisinin bir alt dalıdır, hatta onun yapı taşıdır. Çünkü bir ulusun hakkındaki fikrinin en iyi temsil edildiği yer kültürel faaliyetlerdir. Ayrıca kültürel diplomasi, ulusal güvenliği ayrıntılı, geniş kapsamlı ve sürdürülebilir yollarla arttırabilir. Bununla birlikte, kültürel diplomasi tartışmalarına girmeden önce, kamu diplo- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 83 masisine dair tanımlara yer vermek uygun olacaktır. Bu çerçevede fark- lı gruplara ayrılabilecek pek çok tanımdan söz edilebilir. Bu doğrultuda denebilir ki kamu diplomasisi, bir ulus-devletin kendi ulusu hakkında yabancı kamuoyunu olumlu yönde şekillendirmek için diğer ülkelerin kamuoylarıyla doğrudan hükûmetler arası veya devlet dışı aktörler üzerinden kurduğu iletişim pratiğidir (Pigman & Deos, 2008). Kamu diplomasisi yabancı kamuoyları arasında daha pozitif bir ilişki geliştir- meyi hedefler (Cowan & Arsenault, 2008). Kamu diplomasisi devletler tarafından iş birliği içerisinde kültürleri, fikirleri ve tavırları anlamak, yabancı kamuoylarıyla ilişki kurmak ve bu ilişkiyi yönetmek, düşünce- leri etkilemek ve yönlendirmek amacıyla başvurulan bir eylem türüdür (Gregory, 2011). Diğer ülkeler için olumlu bir imaj/marka/itibar oluştur- mak (Arndt R. T., 2005) kamu diplomasisinin temel amaçları arasında yer alır ve kamu diplomasisi, yabancı ulusların tutum ve düşüncelerini etkileyerek nihayetinde yabancı hükûmetlerin politikalarını yönlen- dirmeye de çalışır (Manheim, 1994). Kültürel diplomasi, kamu diplomasisi içerisinde, zamanlama değişkeni bakımından üçüncü aşamada yer alır. İlk aşama, kısa vadeli hedeflere odaklanır ve benimsenen reaktif iletişim yönetimi saatler ve günlerle ifade edilecek kadar kısadır. Bir sonraki aşama olan orta vadeli stra- tejik iletişim ise birkaç ay ile ifade edilir. Üçüncü aşamada ise kültürel diplomasi devreye girer. Kültürel diplomasi, uzun vadeli ilişkilerin ge- liştirilmesiyle ilgilidir ve yılları içerisine alan bir sürece sahiptir. Kültü- rel diplomasi daha fazla demokrasinin, yeni iletişim teknolojilerinin, küresel medyanın ve uluslararası ağların yeni küresel ortamında ulusal çıkarları geliştirmenin bir yoludur. Bu doğrultuda iki bileşen önemlidir: Hedef kitle ve hedef kitleye gönderilen mesaj. Bu iki olgu, ülkeye dair algının nasıl olumlu yönde geliştirilebileceğini, ulusal çıkarların nasıl optimum düzeyde ilerletilebileceğini belirler. Bir halkın sahip olduğu olumlu algı ürünler için bir pazar yaratmaya ve yatırımları, öğrencileri ve turistleri çekmeye yardımcı olabilirken olumsuz algı, ekonomik çı- karlar dâhil olmak üzere dış politika hedeflerine büyük oranda zarar verebilir (Leonard, Stead, & Smewing, 2002, s. 4). Kültürel diplomasi geçmişte “uluslararası kültürel politika” ve “ya- bancı kültürel politika” olarak da adlandırılmıştır. Siyaset teorisi, diplomasi ve ondan türetilen kültürel diplomasi veya kamu diploma- sisi kavramlarını yalnızca devlet etrafında temellendirme eğiliminde 84 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM olmuştur. Diplomasi ile bir devletin dış politikası arasındaki yakın bağlantı, kamu diplomasisini ve kültürel diplomasiyi belirli diplo- matik uygulamalar yelpazesine ekler. Yeni kamu diplomasisi veya kültürel diplomasi biçimleri, herhangi bir diplomatik uygulamanın tartışılmaz konusu olarak devlete yeni uygulamalar ve muhataplar eklemekle sınırlıdır. Ancak gerçeklik, onu açıklamak için oluşturulan politik teoriden daha karmaşıktır. Devlet dışı aktörler, küresel alan- da giderek daha fazla siyasi oyuncular haline gelmektedir. STK’lar da bunlardandır. biridir. Bununla birlikte, bazı bilim insanları, kül- türel ilişkiler ile bir ulusun dış siyaseti arasındaki bağlantıya dikkat çekmekte ve dış politikanın kamusal iletişimini kucaklayan kültürel diplomasiyi belirli bir diplomatik uygulama olarak ele almaktadır. Kültürel diplomasi, sosyal söylemin çeşitli alanlarından yöntemler ve normlar ithal eder. Ancak yönetişimle sınırlı kaldığı ve araçsal do- ğasını koruduğu sürece bir tür “diplomasi” olarak kabul edilir. Bir ka- mu diplomasisi biçimi olarak kültürel diplomasi, doğal olarak, sivil toplumlar birbirine bağlı olduğunda çok daha etkilidir (Jora, 2013, s. 43). Yeni Zelanda, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya ve Japonya gibi birçok ülkenin dışişleri bakanlıkları kültürel diplomasi faaliyetlerini kamu diplomasisi çatısı altında koordine etmekte ve pratiğe dönüş- türmektedir. Bu da kamu diplomasisi ile kültürel diplomasinin yakın ilişkisini ve ayrılmaz birlikteliğini gösteren önemli bir ayrıntıdır. As- lında kültürel diplomasinin kamu diplomasisinin görev alanına dâhil edilmesi, kültürel diplomasinin tanımlanma ve uygulanma biçimin- de son zamanlarda yaşanan büyük bir değişimi temsil etmektedir. Uzun yıllar kültürel diplomasi herhangi bir şekilde kamu diplomasi- si ile bağlantılı bir uygulamadan çok kültürel anlaşmaların uygulan- masıyla ilgili bir uygulama olarak kabul edilmiştir. Elbette bu, kamu diplomasisinin son zamanlardaki yükselişini göstermektedir. Örne- ğin, Hindistan gibi kamu diplomasisini henüz tam olarak içselleşti- rememiş ülkelerin kültürel diplomasisi bile artık daha geniş kitlelere ulaşmaya ve modern yüzlerini dünyaya göstermeye odaklanmakta- dır. Hükûmetlerin kamu ve medya üyeleri gibi yabancı izleyicilerle iletişim kurmaya yönelik yeni vurgusu, bu izleyicilerin tutumlarının hükûmetlerin dış politika hedeflerini takip etme yeteneğinde belirleyici bir rol oynadığını kabul etmektedir (Mark, 2009, s. 12-13). Kültürel diplomasiyi benzer uygulamalardan ayıran en temel özel- lik zaman çerçevesidir. Örneğin, Leonard’a göre kültürel diplomasi, KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 85 kamu diplomasisinin uzun vadeli ilişkiler kurmakla görevli bir par- çasıdır (Leonard, 1997). Cummings de kültürel diplomasiyi “fikir, bil- gi, sanat ve kültürün farklı yönlerinin karşılıklı değişimi, yabancı dil öğrenimi, karşılıklı anlayış, ulusal hikâyenin diğer ülkelere anlatımı” olarak tanımlamaktadır (Cummings M. , 2003, s. 1). Kültürel diplo- masi uluslararası ilişkiler bağlamında “askerî yollardan ziyade kül- tür, değerler ve fikirler yoluyla ikna etme becerisi” olarak tanımlan- maktadır (Nye, 2002, s. 8-9). Kamu diplomasisinin ihtiyaç duyduğu içeriğin büyük çoğunluğunu sağlayan kültürel diplomasi, (Schneider C. , Cultural diplomacy: hard to define, but you’d know it if you saw, 2006, s. 194) uluslararası alanı kültürel kaynaklarla kontrol etmek ve kültürel değişimi basitleştirmek olarak da nitelenebilir. Kültürel ihracat ile bir ülkenin politikalarının benimsenmesi, onaylanması ve politikalarına sempati duyulması kültürel diplomasinin temel hedefleri arasındadır (Cull N. J., Public diplomacy: lessons from the past, 2009, s. 33). Kültürel diplomasideki bağımsızlık, uluslararası alanda güvenilirliğin garanti altına alınabilmesi adına önemli ilke- lerden biridir. Yeni Zelanda Kültür Bakanlığı ise kültürel diplomasiyi “kültürel yaşamın anlaşılmasını kolaylaştırmak ve kültürel bir ya- şam yaratmak için bir devlet tarafından kültürel faaliyetlerin ulusla- rarası sunumu” olarak tanımlamaktadır (New Zealand Ministry for Culture and Heritage, 2000). Kültürel diplomasi, bir hükûmetin dış politika hedeflerini veya diplomasisini ya da her ikisini desteklemek için gerçekleştirilir. Dış politika veya diplomasi ile bağlantısı nede- niyle, kültürel diplomasi genellikle doğrudan veya dolaylı olarak hükûmetin dışişleri bakanlığına bağlı birimler tarafından koordine edilmeye çalışılmaktadır (Balthazar, 1993). Hocking (2005, s. 35) iki farklı paradigma ile kültürel diplomasinin “iki dünyası”nı tanımlamaktadır: Hiyerarşik ve ağ temelli yaklaşım. Hiye- rarşik yaklaşım, hükûmetler arası ilişkilerin ve gerçekçi bir kültürel diplomasi modeline dayanan yukarıdan aşağıya hizalanmış bürokra- tik sistemlerin merkezîliğine vurgu yapmaktadır (Kemming, 2009, s. 70). Ağ temelli yaklaşım ise 21’inci yüzyılda diplomasinin nasıl işledi- ğine dair temelde farklı bir resim sunmakta ve hiyerarşik olmayan iş birliğini ve çok yönlü bilgi akışını vurgulamaktadır (Hocking, 2005, s. 37). İletişimsel eylemle ilgilenen Zaharna da (2010, s. 94) benzer şekil- de kültürel diplomasiyi, Laswell’in klasik iletişim modeline atıfta bu- lunarak “dikkatle hazırlanmış mesajlara dayanan bir strateji” olarak 86 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM tanımlamaktadır. Zaharna’ya göre (2010, s. 111) mesaj veya hikâye, kül- türler arasında birlikte oluşturulduğundan herhangi bir kültüre bağlı değildir. Kültür, bir engel olarak hareket etmek yerine, iletişim dina- miklerine dâhil edilir ve zengin bir iş birliği sinerjisi kaynağı haline ge- lir. İletişim sinerjisinin eklenmesiyle, yerel bir hikâye, ulusal ve kültürel sınırları kendine çeken ve ikna eden yumuşak gücü taşıyan küresel bir ana anlatıya dönüşebilir. Kültürel diplomasi ile ilgili olarak belli başlı özellikler şunlardır (Za- tepilina, 2009, s. 158); (U.S. Department of State, 2005, s. 16): ‡ Sivil toplumun büyümesini teşvik eder. ‡ Farklı insanlar ve kültürler arasındaki etkileşimi arttırabilir. ‡ Kültürlerin insan hakları, demokrasi, çeşitlilik, fırsat, ifade öz- gürlüğü gibi olumlu özelliklerini yabancı uluslara iletir ve tanı- tır. ‡ Ülkeler arasındaki ilişkiler gergin dahi olsa diplomatlar aracılı- ğıyla ev sahibi ülkeler arasında yeni kapılar açabilir. ‡ Kültürel diplomasinin etkileri nicel değil nitel olarak ölçülebi- lir; uluslar ve halklar arasındaki ilişkilerde niceliksel değil nite- liksel bir fark yaratır. ‡ Ev sahibi ülke veya bölgenin çıkarlarına hizmet ettiğinde en iyi sonucu verir. ‡ Kısıtlı bütçe ortamında kültürel diplomasinin yaratıcı, esnek ve fırsatçı olması beklenir. ‡ Uluslararası alanda “güven temeli” oluşturmaya yardımcı olur. ‡ Siyasi, ekonomik ve askerî anlaşmalar için zemin inşa eder. ‡ Yabancı insanları ülkeye dair şüpheleri gidermek konusunda cesaretlendirir. ‡ Belli politik sorunlar ve iş birliği talepleri için ortak ilgi alanları yaratır. ‡ Uluslararası kalıcı ilişkilerin oluşmasını sağlar. ‡ Geleneksel elçilik işlevleriyle ulaşılamayan yabancı dernekle- rin nüfuzlu üyelerine ulaşılmasının yolunu açar. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 87 ‡ Politika farklılıklarına rağmen iş birliği için olumlu bir gündem yaratır. ‡ Kişiler arası iletişim için tarafsız bir platform oluşturur. ‡ Diplomatik ilişkilerin gerildiği veya bulunmadığı ülkelerle ya- kınlaşma için esnek, evrensel olarak kabul edilebilir bir araç görevi görür. ‡ Genç bireylere ve seçkin olmayan kesimlere benzersiz bir şekil- de ulaşılmasına aracılık eder. ‡ Toplumların değerleri ve hassasiyetleri konusunda bilinç oluş- turarak, gaflardan ve yanlış adımlardan kaçınılmasına yardım- cı olur. ‡ Yanlış anlaşılmayı, nefreti ve terörü engeller. ‡ Dış kültürel tartışmaları açıklık ve hoşgörü çerçevesinde çözü- me kavuşturur. Pek çok bilim insanına göre, sivil toplum kuruluşları kültürel dip- lomasi alanında hem devletler hem de uluslararası aktörler için uygun maliyetli enstrümanlardır (Edwards, 2000). Sivil toplum kuruluşları, kültürel diplomaside son yıllarda diğer araçlarla kıyas- landığında öne çıkmaya başlamıştır. Sivil toplum kuruluşları, dünya meselelerinin çözümünde ve bu doğrultuda pratiklerine rastlanan kültürel diplomaside güç kazanmaya devam etmektedir (Ripinsky & Bossche, 2007). Küreselleşme ve devletin doğasında yaşanan dönü- şümler, diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanında yeni bir sürecin doğmasına yol açmıştır. Kamu diplomasisi uzun süredir varlığını sürdürürken yeni ve etkili aktörler olarak sivil toplum kuruluşları- nın da devreye girmesiyle bu alanda hızlı bir etkileşim yaşanmaya başlanmıştır. Sivil toplum kuruluşları, kamu diplomasisinde ve özel- de kültürel diplomaside yeni bir diyalog sürecini başlatmıştır. Resmî diplomasi, hükûmetler arası ilişkileri kapsarken son zamanlarda ka- mu diplomasisi zaman zaman sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ve genellikle hükûmetin desteğiyle, resmî olmayan aktörlerin ve grup- ların diyaloğa katıldığı kurumlara doğru kaymıştır. Bu değişim, sivil toplum aktörlerinin artan rolü ve sivil toplum kuruluşlarının sınır ötesi iş birliği ile devletin kendisinde yaşanan değişimler sayesinde ortaya çıkmıştır. Devletteki bu tür tektonik değişiklikler mantıksal 88 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM olarak dış ilişkiler faaliyetlerine adeta bir meydan okumadır. Kamu diplomasisi, uluslararası diyaloğu temel almaktadır ve “pazarlama”, “ulusal markalama” veya “yumuşak güç” gibi kavramların yanında, uluslararası ilişkilerden daha fazlasını içeren “cazibe” işlevi aracılı- ğıyla, yalnızca siyasi boyutu değil, aynı zamanda kültürel ve eğitim- sel olanları ve bir ulusun değerlerini çekici hale getiren diğer enstrü- manları da içerisinde barındırmaktadır (Ivanchenko, 2016, s. 10-11). Kültürel diplomasi, klasik anlamda devlet eliyle kurulan enstitüler, vakıflar, kütüphaneler, araştırma merkezleri tarafından gerçekleşti- rilen bir kamu diplomasisi türü olarak algılansa da STK’lar tarafın- dan yapılan kültürel üretimler de kültürel diplomasi uygulamaları arasında sayılmaktadır (Cull N. J., Public diplomacy: lessons from the past, 2009). Kültürel diplomasi hem ulusal hem de çok taraflı düzeyde artık sosyal uyum, ırkçılık, eşitsizlik, azınlıklara ve göçmen- lere karşı ayrımcılık, dinler arası konuların kültürel boyutu, çatışma sonrası çözüm gibi konuları da ele almaya başlamıştır (Green, 2010). Kültürel diplomasinin özellikleri, hedefleri, amaçları, uygulama alan- ları ve geleneksel diplomasi ile ilişkisine dair bilim insanları arasında görüş birliği yoktur. Kültürel diplomasi genellikle “karşılıklı anlayış” açısından ifade edilen, normatif, idealist hedeflere ulaşmak için üst- lenilen bir uygulama olarak kabul edilir. Kamu kurum ve kuruluşları, bakanlıklar, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, ajanslar kültürel diplo- maside önemli yeri olan aktörlerdir. Sivil toplum kuruluşlarının kül- türel diplomasideki yeri son yıllarda daha da netleşmeye başlamıştır. Bunun yanında, kültürel diplomasiye dair tanımların altyapısını oluş- turan “kültür” kavramına da burada değinmek gerekir. “Kültürel” keli- mesinin ne anlama geldiğine dair farklı görüşler bulunmaktadır. “Kül- tür” kelimesi özünde tanımlanması çok zor bir kelimedir. Geleneksel olarak, kültürel diplomasi kavramını oluşturan “kültürel” kelimesi “yüksek kültür” anlamında kullanılmıştır: Görsel sanatlar, edebiyat, tiyatro, dans (bale ve çağdaş dans) ve müzik, entelektüel seçkinlerin özelinde olan kültürel ifadeler. Son yıllarda bu varsayım değişmiştir: Kültürel diplomasi artık sık sık “popüler kültür”ü, kitleleri çeken kül- türel etkinlikleri de içermeye başlamıştır (Mark, 2009, s. 4-5). Kültürel diplomaside devlet dışı yeni aktörlerin ortaya çıkışı bu alan- da bir evrim niteliğindedir. “Devlet dışı aktörler” tanımı genellikle STK’ları, çok uluslu şirketleri ve hatta yeni teknolojiler aracılığıyla KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 89 uluslararası arenayı etkileyen bireyleri içerir. Bu evrimin nedenleri arasında küreselleşmenin genel etkileri ve devletlerin yaşadığı kriz- ler sayılabilir (La Porte, 2012, s. 1-4). Uluslararası ilişkilerde müza- kere gücüne sahip olmak önemli bir avantajdır ve STK’lar bu gücün elde edilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Uluslararası problemle- rin çözümünde müzakere gücünü arttırıcı bir etkide bulunan STK’lar klasik yöntemlerden çok daha fazla işlevseldir. Son yıllarda küresel- leşme koşullarına daha çok adapte olduğu görülen STK’lar kültürel diplomaside fiilî olarak ve plansız bir şekilde hareket ederek siyasi gündeme etkide bulunurlar ve yeni stratejiler ile eylem yöntemleri empoze ederler (Jora, 2013, s. 46). Kültürel diplomaside, kamu diplomasisinde olduğu gibi ülke ima- jı önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle son yıllarda, ulusal bir imajı uluslararası alanda pozitif yönde geliştirmek için kültürel diplomasi- nin kullanılmasına daha fazla vurgu yapılmaya başlanmıştır. Kültü- rel diplomasi sadece ülkenin sahip olduğu kültürel değerleri dünyaya göstermekle kalmayıp kültürel değerlerin yönetilebilen, planlanmış ve stratejik bir sunumunu da kapsamaktadır. Kültürel diplomaside ulusal imaja yapılan bu yeni vurgu, yalnızca bir devletin kültürel farklılığına ve canlılığına değil, aynı zamanda genellikle ekonomik ve teknolojik başarılarına da odaklanmaktadır (Mark, 2009, s. 22). İmaj ile birlikte, uluslararası alanda ülkelerin bir diğer hedefi de “ulus markalama”dır. Bir ülkenin genel profil algısını iyileştirmek ve itibarını uluslararası alanda sunmak için ulus markalamayı kullanma konusunda artan bir ilgi vardır. Ulus markalamanın henüz yeni bir kavram olmasıyla bir- likte, kültürel diplomasi ile ulus markalama arasındaki ilişki gelişmeye devam etmektedir. Örneğin, Hindistan gibi bazı ülkeler, dikkatlerini sadece son zamanlarda ulusal markalamaya ve bunun nasıl avantajlı bir şekilde kullanılabileceğine çevirmişlerdir (Anholt, 2008). Ulus mar- kalama ile kültürel diplomasi arasındaki ilişkinin gelişmesinde sivil toplumun stratejik bir önemi bulunmaktadır. Sivil toplumun daha et- kin bir şekilde kültürel diplomaside yer almasıyla birlikte ulus marka- lamanın işlevselliği daha da belirginleşecektir. Sonuç 20’nci yüzyılın son çeyreğinde dünya genelinde yaşanan demokra- tikleşme süreci ile STK’lara yönelik algı değişmiş ve böylece STK’lar 90 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM daha cazip hale gelmiş ve kültürel diplomaside kullanılan en önemli araçlardan biri olmuştur. STK’lar diğer ülkelerin STK’ları ile diyalog- lar geliştirerek kültürel alan başta olmak üzere pek çok alanda iş bir- liği kurarak ve karşılıklı dinleme/bilgi sahibi olma/anlama sürecini sürdürerek ülkelerin birbirlerini tanımaları ve ilişkilerini geliştirme- lerine katkı sağlamaktadır. Birbirleriyle yakından ilişkili toplumla- rın varlığı, kültürel diplomasi politikalarının uygulanması açısından önem taşımaktadır. STK’ların mesajları ve fikirleri bir kamu otori- tesinden ya da hükûmetten bağımsız oldukları için daha kolay be- nimsenebilir ve kabullenilebilir (Özkan, 2015, s. 41). Özellikle yeni medyanın kullanılmasıyla propagandanın geçmişten daha güçlü bir toplumsal dönüştürücü haline gelmesi (Altun, 2022), STK’ların propaganda karşısında mesajlarını ve fikirlerini daha iyi nasıl ve ne şekilde kitlelere ulaştırabileceği meselesini önemli hale getirmiştir. Mesela, elinde Hollywood ve sosyal medya platformları gibi pek çok yumuşak güç aracı bulunan ABD, 11 Eylül 2001’den sonra kültürel dip- lomaside STK’ların üstlendiği role daha fazla eğilmeye başlamıştır. Za- harna’ya göre (2010) STK’lar, ABD’nin kültürel diplomasi politikaların- da “ulusötesi savunuculuk ağları” (transnational advocacy networks – TAN) olarak işlev görmektedir. ABD, kültürel diplomasiye ve bir ens- trüman olarak STK’lara ulusal güvenliği açısından stratejik bir önem atfetmektedir. Avrupa Birliği de 2006 yılında oluşturulan ve 150’den fazla ülkede ofisi olan Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüsü (EUNIC) ile kültürel diplomasi alanında yeni eylem stratejileri oluşturmaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler kültürel diplomaside ikili yaklaşımın yerini çok taraflılığın alması şeklinde kendini gösteren evrimsel dönü- şümün sonuçlarını yansıtmaktadır (Green, 2010). Devletin otorite kul- lanan, aynı zamanda sert güç sahibi ve gerektiğinde yaptırım uygulaya- bilen bir aktör olması nedeniyle kurmakta zorlanacağı sivil ve kültürel bağlar, bir yumuşak güç aracı olan sivil toplum kuruluşları üzerinden inşa edilebilmekte ve bu yöntemle kurumsal-resmî araçlara göre çok daha hızlı ve kalıcı sonuçlar elde edilebilmektedir. Sivil toplumun diya- loğa açık, demokratik tartışma zeminini besleyen ve örneğin aktivizm yoluyla dezavantajlı kesimlerin sesini duyurabilen karakteri, gerçekte modern ulus-devletler gibi kendisini pek çok bürokratik ve mevzuata dair çerçeveyle sınırlamış olan yapılar açısından cazip bir imkân ve enstrüman olarak öne çıkmaktadır. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 91 Kaynakça African Development Bank. (2012). Framework for enchanced engagement with civil society organisations. Abidjan: African Development Bank. Akpınar, A. (1997). Sivil toplum: düşünsel temelleri ve Türkiye perspektifi. Yayımlan- mamış Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi S.B.E. Altun, F. (2022). Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya Propaganda: Süreklilik ve Deği- şim. Mevzu: Sosyal Bilimler Dergisi(7). Anholt, S. S. (2008). Place branding: is it marketing, or isn’t it? Place Branding and Public Diplomacy (4), 1-6. Arndt, R. T. (2005). The first resort of kings: American cultural diplomacy in the 20th century. Washington DC: Potomac Books. Atack, I. (1999). Four criteria of development NGO legitimacy. Worl Development, 27(5), 864-885. Aydemir, E. (2016). Dış politikada yumuşak güç ve medya. İstanbul: Kalkedon Yayınları. Balthazar, L. (1993). ‘Québec’s international relations: a response to needs and necessi- ties. B. Hocking (Dü.) içinde, Foreign Relations and Federal States (s. 140-152). London: Leicester University Press. Bound, K., Briggs, R., Holden, J., & Jones, S. (2007). Cultural diplomacy. London: Demos. Bozkurt, Ö., Ergun, T., & Sezen, S. (1998). Kamu yönetimi sözlüğü. Ankara: TODAİE Yayınları. Carothers, T., & Barndt, W. (2000). Civil society. Foreign Policy, 17-29. Cowan, G., & Arsenault, A. (2008). Moving from monologue to dialogue to collabora- tion: the three layers of public diplomacy. The Annals of the American Academy of Political and Social Science(616), 10-30. Cull, N. J. (2009). Public diplomacy: lessons from the past. Los Angeles: Figuoera Press. Cummings, M. (2003). Cultural diplomacy and the United States Government: a sur- vey. Washington: Center for Arts and Culture. Çaha, Ö. (1999). İslam ve sivil toplum. Ankara: Liberte Yayınları. Çulhaoğlu, M. (2001). Devlet, sivil toplum ve demokratikleşme. M. Çulhaoğlu, K. Oku- yan, & İ. Maga (Dü) içinde, Sivil Toplum: Devletin Büyümesi (s. 19-65). İstanbul: YGS Yayınları. 92 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Diamond, L. (1994). Rethinking civil society-toward democratic consolidation. Journal of Democracy, 5(3), 4-17. Durgun, Ş. (1997). Türkiye’de sivil toplum ve devlet. Yeni Türkiye Dergisi. Edwards, M. (2000). NGO rights and responsibilities: a new deal for global governance. London: Foreign Policy Centre and NCVO. Eriksen, S. S. (2011). ‘State failure’ in theory and practice: the idea of the state and the contradictions of state formation. Review of International Studies(37), 229-247. Fletcher, J., Gordon, T., Nunamaker, T., & Richarz, S. (1995). Asymmetrical information in the provision of human services: an empirical investigation of contract failure theo- ry. International Journal of Public Administration(18), 813-831. Gilboa, E. (2008). Searching for a theory of public diplomacy. The Annals of the Ameri- can Academy of Political and Social Science. Green, S. (2010). New directions” in culturay proyección exterior: nuevos valores y estrategias. Madrid: Real Instituto Elcano. Gregory, B. (2011). American public diplomacy: enduring characteristics, elusive trans- formation. The Hague Journal of Diplomacy, 6(3-4), 351-372. Hocking, B. (2005). Rethinking the “new” public diplomacy. J. Melissen (Dü.) içinde, The New Public Diplomacy: Soft Power in International Relations (s. 28-43). Basingsto- ke: Palgrave Macmillan. Ivanchenko, V. (2016). NGO public diplomacy as an instrument of global “soft power” competition. World Affairs: The Journal of International Issues, 20(3). Jezard, A. (2018). World Economic Forum. Şubat 17, 2021 tarihînde Who and what is ‘civil society?’: https://www.weforum.org/agenda/2018/04/what-is-civil-society/ adre- sinden alındı. Jora, L. (2013). New practices and trends in cultural diplomacy. Political Sciences and International Relations, 10(1), 43-52. Keane, J. (1993). Despotizm ve demokrasi - sivil toplum ile devlet arasındaki ayrımın kökenleri ve gelişimi - sivil toplum ve devlet. (L. Köker, Çev.) İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Kellow, A., & Murply-Gregory, H. (2018). NGOs and global politics. Cheltenham: Edward Elgar Publishing. Kemming, J. D. (2009). Nation brand management in political contexts: public diplo- macy for Turkey’s EU accession, yayımlanmamış doktora tezi. Justus Liebig University Giessen. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 93 Keyman, E. F. (2006). Türkiye’de sivil toplumun serüveni: imkânsızlıklar içinde bir vaha. Ankara: Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Yayını. La Porte, T. (2012). The legitimacy and effectiveness of non-state actors and the public diplomacy concept. Public Diplomacy Theory and Conceptual Issues. Leonard, M. (1997). Britain TM - renewinig our identity. London: Demos. Leonard, M., Stead, C., & Smewing, C. (2002). Public diplomacy. London: Foreign Policy Center. Manheim, J. B. (1994). Strategic public diplomacy and American foreign policy: The evolution of influence. Oxford: Oxford University Press. Mark, S. (2009). A greater role for cultural diplomacy. Discussion Papers in Diplomacy. içinde Clingendael: Netherlands Institute of International Relations. Mazzei, F. (2012). Relazioni internazionali. Milano: Egea. Miller, J. (2009). NGOs and “modernization” and “democratization” of media: stiuating media assistance. Global Media and Communication, 9(5), 9-33. Mulcahy, K. V. (1999). Introduction. The Journal of Arts Management, Law and Society, 29(1), 3-6. New Zealand Ministry for Culture and Heritage. (2000). The place of culture in New Zealand’s international relations. Wellington: Ministry for Culture and Heritage. Nisbett, M. (2012). New perspectives on instrumentalism: an empirical study of cultu- ral diplomacy. International Journal of Cultural Policy, 19(5), 557-575. North, D. C. (1990). A transaction cost theory of politics. Journal of Theoretical Politi- cs(2), 355-367. Nye, J. S. (2002). The paradox of American power. New York: Oxford University Press. Ociepka, B. (2017). Poland’s new ways of public diplomacy. Frankfurt: Peter Lang Edition. Özkan, A. (2015). Strategic practices of public diplomacy policies in educational field and Turkey’s potential for cultural diplomacy. Procedia - Social and Behavioral Scien- ces(176), 35-43. Pigman, G. A., & Deos, A. (2008). Consuls for hire: private actors, public diplomacy. Place Branding and Public Diplomacy, 4(1). 94 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Ripinsky, S., & Bossche, V. D. (2007). NGO involvement in international organizations: a legal analysis. London: British Institute of International and Comparative Law. Salamon, L., & Anheier, H. K. (1996). The emerging nonprofit sector: an overview. Man- chester: Manchester University Press. Salamon, L. M., & Anheier, H. K. (1999). Civil society in comparative perspective. L. M. Salamon, H. K. Anheier, R. List, S. Toepler, & S. W. Sokolowski (Dü) içinde, Global Civil Society - Dimensions of the Nonprofit Sector (s. 1-40). Baltimore: The Johns Hopkins Center for Civil Society Studies. Schneider, C. (2006). Cultural diplomacy: hard to define, but you’d know it if you saw. Brown Journal of World, 13(1). Shils, E. (1991). The virtue of Civil Society. Government and Opposition, 3-20. Simmons, P. J. (1998). Learning to live with NGOs. Foreign Policy(112), 82-96. Stillman, P. G. (1980). Hegel’s civil society: a locus of freedom. Polity, 12(4), 622-631. Şahin, M. (2007). Kamu ekonomisi ve sivil toplum kuruluşları. Ankara: Seçkin Yayınları. T.C. Kalkınma Bakanlığı. (2018). On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023) Kalkınma Sürecinde Sivil Toplum Kuruluşları Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara. Tamer, M. G. (2010). Tarihsel süreçte sivil toplum. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 27(1), 89-105. Terry, J. L. (2018). “Russian world:” Russia’s cultural diplomacy programs in Europe. Austin: The University of Texas. Türk Dil Kurumu. (2021, Şubat 10). Türk Dil Kurumu Sözlüğü. Şubat 10, 2021 tarihînde Türk Dil Kurumu Web Sitesi: https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı. U.S. Department of State. (2005). Report of the advisory committee on cultural dip- lomacy. Washington DC: n, Office of the Under Secretary of Defense for Acquisition, Technology, and Logistics. United Nations. (2021, Şubat 15). Şubat 15, 2021 tarihînde Birleşmiş Milletler Web Sitesi: https://www.un.org/en/sections/resources-different-audiences/civil-society/index.html adresinden alındı. VanDyck, C. K. (2017). Concept and definiton of civil society sustainability. Washington : Centre for Strategic and International Studies. World Economic Forum. (2013). The future role of civil society. Cenevre: Committed to Improving the State of the World. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE SIVIL TOPLUM | 95 World Health Organization. (2021, Şubat 21). Şubat 21, 2021 tarihînde Dünya Sağlık Örgütü Web Sitesi: https://www.who.int/social_determinants/themes/civilsociety/en/ adresinden alındı. Young, D. R. (2000). Alternative models of government-nonprofit sector relations: theoretical and international perspectives. Nonprofit and Voluntary Sector Quarterly, 29(1). Zaharna, R. (2010). Battles to bridges. U.S. strategic communication and public diplo- macy after 9/11. New York: Palgrave Macmillan. Zatepilina, O. (2009). Non-state ambassadors: NGOs’ contribution to America’s public diplomacy. Place Branding and Public Diplomacy, 5(2), 156-168. Zatepilina-Monacell, O. (2012). US nonprofit organizations and the US standing abro- ad. Public Relations Review, 38(3), 471-476. 96 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 97 Kültürel Diplomasi ve Medya 0 4 98 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 99 B ilinen klasik tanımıyla diplomasi, bir devletin başka dev- letlerle ilişkilerindeki öz, amaç ve tutumlar şeklinde tanım- lanmaktadır. Diplomasi, diyalog ve müzakereyi kullanırken aynı zamanda devletin bir aracı olmanın ötesinde devlet sisteminin bir kurumu niteliğini taşımaktadır. Kültürel diplomasi ise kamu diplomasisi içerisinde yer alan sanat, eğitim, dil, spor ve din gibi farklı konuları kapsayan bir alt dal olarak bilinmektedir. Kamu diplomasisinin Milton Cummings tarafından yapılan “karşılıklı an- layışı geliştirme niyetiyle fikir, bilgi, değerler, sistemler, gelenekler, inançlar ve kültürün diğer yönleri alışverişi” şeklindeki tanımı çok kişi tarafından kabul görmektedir. Günümüzde kamu diplomasisi ve kültürel diplomasinin devletlerin “yumuşak güç” cephaneliğinin en önemli silahlarından olduğu görülmektedir (L.I.A.N.G., 2014, s. 1). Birçok tanımı olmakla birlikte kültürel diplomasiyi temel anlamda bir toplumun değer, yargı ve kültürel birikiminin başka toplumlara aktarılması olarak ifade etmek mümkündür. Kültür diplomasisinin aktörleri bu alanın yöntemlerini kullanarak ulusal, ekonomik ve po- litik menfaatler elde etmekle birlikte diğer ülke aktörleri ve halkıy- la güven temelli ilişkiler kurmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte kültürün insan ve toplum hayatının bir parçası olmakla beraber ta- mamen toplumların ürettiği bir düşünce alanı olduğu yönünde görüş sunanlar da bulunmaktadır (Bulut, 2020, s. 871). K ü l t ü r e l D i p l o m a s i v e M e d y a 0 4 Giriş 1 Dr., T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, sokten@yahoo.com, ORCID ID:0000-0001-9531-3373. Serkan Ökten 1 100 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Kültürel diplomasinin çağdaş diplomasi teori ve uygulamaları içeri- sinde farklı tanımları yer almaktadır. Bu durum, her bir tanımın ko- nuyu ele alan akademisyen ve uygulayıcının genel olarak, konunun bağlamından ve pratik ihtiyaçlardan doğan kavramın farklı bir ve- ya birkaç yönünü vurgulama çabasından kaynaklanmaktadır. Yine, kültürel diplomasinin tanımı, bu tanımı yapanın “menşe ülkesi” ve dış politika öncelikleri ile çıkarlarının yanı sıra diplomatik hizmet yapısına göre de değişiklik gösterebilmektedir (Pajtınka, 2014, s. 99). Kültürel diplomasinin bugünün dünyasında pek çok devlet tarafın- dan diplomatik faaliyetlerde kullanılan önemli bir enstrüman oldu- ğunu söylemek mümkündür. Diğer taraftan, diplomaside özel bir alan olan kültürel diplomasi her ne kadar son yıllarda artan bir uy- gulama alanına ve öneme sahip olsa da ekonomi veya savunma dip- lomasisi gibi bazı diğer kamu diplomasisi türleri karşısında devlet- ler tarafından daha etkin kullanılmada hâlâ eksiklikler barındırdığı görülmektedir. Uygulamaya bakıldığında ise bu durumun genellikle, kültürel diplomasiyi organize edilen kültürel etkinlikler ve bunlara katılımla sınırlı bir alan kabul eden diplomatlara ait yanlış bakış açı- sından kaynaklandığı görülmektedir (Pajtınka, 2014, s.95-96). Kültürel diplomasinin uygulayıcı aktörleri olan büyükelçiliklerdeki veya kültür enstitülerindeki çoğu kültür danışmanı, kültür ataşesi veya direktörü gibi farklı görevde kamu çalışanlarının yürüttükleri faaliyetlerinin “kültürel diplomasi” boyutunu tam olarak anladıkla- rını söylemek zordur. Yaptıkları sergi, konser, konferans ve benzeri etkinliklerin ülkelerinin sanatını, sanatçılarını ve “kültürel ortamını” tanıtmanın yanı sıra “kültürel değişim” anlamı taşıdığını bilmedikle- ri görülmektedir. Temelde kültürel diplomasi alanındaki başarıların ölçütü, yetkililerden ve medyadan gelen yanıtlar ve etkinliklerdeki ziyaretçi sayısı ile gösterilmektedir (Norrman, 2013, s. 2). Ülke kültürü hakkında olumlu algı oluşturulmasında kültürel zengin- lik kadar bu zenginliğin sunumunun başarısı da önemlidir. Bu neden- le iç ve dış kamuoyuna yayın yapan medya, yararlanılması gereken vazgeçilmez bir araç ve yöntemdir. Kültürel diplomasinin bir yönü de ülkenin imajının aynı zamanda ülkenin kendi vatandaşlarına da su- nulmasıdır. Başka bir ifadeyle kültürel diplomasinin “evde” başladığı söylenebilir (Ryniejska–Kiełdanowicz, 2009, s. 13). Bu tespitin iki yö- nü bulunmaktadır. Birincisi, kendi kültürünü iyi bilen bir toplumun KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 101 başka ülkelere yönelik kültürel diplomasi faaliyetlerine aracılık etme- de başarısı artmakta, ikinci olarak ise başka ülkeler tarafından yürü- tülen kültürel diplomasi faaliyetlerine karşı daha az etki altında kal- dıklarıdır. Bu kapsamda vatandaşların yurt içinde veya yurt dışında bulunmalarının da bir önemi yoktur. Diaspora da bu kapsamda kültü- rel diplomasi içerisinde hedef kitle olarak görülmelidir. Kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi kavramlarının “markalaş- ma” yönetimi olarak da tanımlandığı bir görüş bulunmaktadır. Ülke markası oluşturmada yararlanılan ana ilkelerin, ticari kimlik oluş- turma alanı ile örtüştüğü görülmektedir. Sanat ve kültür, çoğu ülke için tanıtım amacıyla kullanılan önemli bir araç durumundadır. Bu ülkeler tarafından kültürel mirasın, olumlu bir imaj yaratırken ken- dilerinin kim olduğunu anlatmak ve böylece siyasi amaçlarını ger- çekleştirmek için kolaylaştırıcı bir etkisi olduğu kabul edilmektedir (Ryniejska–Kiełdanowicz, 2009, s. 2). Kültürel diplomasi, çeşitliliğe önem verirken aynı zamanda çeşitlili- ğin, geleceğin bilgi toplumuna ve sanayi sonrası dünyanın gelişimine yön verecek yaratıcılık ve yeniliği de özendirmesini teşvik eder (Jora, 2013, s. 48). Bunun gerekçesi, kültürün yayılmasının aynı zamanda farklı medeniyet algılarıyla yaratıcılık ve yeniliklere ilham verici ol- masıdır. Kültürün küresel anlamda yayılmasının önünü açan kültü- rel diplomaside çağın bütün iletişim araçlarının kullanılması gereği, bunun bir diğer nedenini oluşturmaktadır. Kitle iletişim araçları, yaşadığımız küresel çağda toplumların etki- lenmesinde, yönlendirilmesinde ve kamuoyunu oluşturulmasında öne çıkan unsurlar olmuştur. İletişim araçları kitleler üzerinde sahip olduğu “güven” hissinden yararlanarak kitlesel bir güce ulaşmıştır. Zira kitlelerin güven ve saygı duydukları, itibarlı olduğunu düşün- dükleri iletişim araçları aracılığıyla öğrendikleri bilgilere inanarak kanaat oluşturma ve bu kanaatler üzerinden karar alma eğilimleri bulunmaktadır (Özkan, 2015, ss. 11-12). Medyanın devletler tarafından belirlenen politikaların yaygın hale getirilmesi, başka toplumlara iletilmesi ve mesajların verilmesinde önemli bir gücü bulunmaktadır (Özkan, 2015, ss. 15-16). Bu güç, kül- türel diplomasi için de amacına ve hedef kitlesine ulaşmada önemli bir araç niteliği taşımaktadır. Medya, bu çerçevede devletler tarafın- 102 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM dan tek yönlü geleneksel medya veya sadece uluslararası yayıncılık özelinde ele alınmamalı, stratejik iletişimin bütün unsurlarıyla sos- yal medyadan film ve dizilere, uluslararası medya mensuplarına eği- timlerden devletler arası medya iş birliklerine kadar geniş bir pers- pektifte bakılmalıdır. Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Geleneksel Medya Kamu diplomasisinin, yürütmeden sorumlu kurumlar ve temsilci- lerinin medya ve haber ajanslarının kamuoyunun algılarını yönlen- direrek bir kanaat oluşturma gücünün farkında olarak kitle iletişim araçlarını sadece ülke içinde değil global düzeyde kullanacak şekilde stratejik iletişim çerçevesinde ele alması gerekmektedir (Özkan, 2015, s. 11). Kamu diplomasisinin ne olduğunun ve öneminin özel televizyon ka- nalları ve yazılı medya tarafından da bilinmesi yönünde devletlerin çalışmalar yürütmesi bu alanda başarılı olmak isteyen ülkeler için bir zorunluluktur. Bu çerçevede bir ülkenin kendi genel vizyonu- na sağlıklı katkı sağlayarak hem iç kamuoyunu hem de başka ülke kamuoylarını ikna edecek nitelikte yayınları yapmaları konusunda kitle iletişim araçlarını kullanması gerekmektedir (Özkan, 2015, ss. 15-16). Uluslararası yayıncı kuruluşların kültürel gelişim, diyalog ve iş bir- likleri geliştirilmesine yönelik katkı sağlamak, bunun yanı sıra farklı kültür ve alt-kültürel grupları tanıtmak gibi sivil alanlarda mevcut yayınlarına ek yayınlar yapması kültürel diplomasinin gelişimi açı- sından oldukça önemlidir. Bu kapsamda gerçekleştirilen uluslararası nitelikteki yayınların farklı kültürden insanların ilgisini çekerek kül- türler arası diyaloğun önünü açması diğer taraftan ise farklı ülkeler- de bulunan soy bağına sahip topluluklar veya ortak kültür ve aidiyet bağı bulunan gruplar için aidiyet duygusunu güçlendirmesi beklene- bilir (Bekiroğlu, 2019, s. 660). Kültürel tanıtım yapılırken medya ile iş birliğine gitmek etkinlik için önemlidir. Bu kapsamda kültürel diplomasi faaliyetlerinin içeriğinin yanı sıra doğru hedef kitlelere doğru şekilde aktarılması uzun vade- li fayda sağlamada öncelik taşımaktadır (Bulut, 2019, ss. 22-23). Bu itibarla, farklı dillerde farklı coğrafyalara uluslararası yayıncılık yap- mak iletişim kanalı olarak kültürel diplomasinin iletişim stratejinin KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 103 olmazsa olmazı iken buralardaki yayın içerikleri ile verilecek mesaj- ların niteliği de bir o kadar önemlidir. Ulusal ve uluslararası nitelikteki faaliyetlerde bilim, sanat, spor, kül- tür vb. konulardaki başarıların dünya genelinde oluşan ilgi sonucu ülkelerin tanınırlığına katkı sunduğu böylece ülkenin “kendi hikâye- sini” anlatma fırsatı oluşturduğu görülmektedir (Özkan, 2015, s. 21). Bu tür konuların içerik olarak kullanılması kültürel diplomasi çerçe- vesinde doğru mesaj kullanımı olarak tanımlanabilir. Kamu diplomasisinin yürütülmesinde kitle iletişim araçlarının gücü ayrı bir öneme sahiptir. Bu önemden hareketle bu alanda en etkili yayıncılığı yapan yayın kuruluşları kendi merkezlerinin bulunduğu ülkelerin kamu diplomasisi ve özelde yaptıkları yayınlar ile de kül- türel diplomasi alanında önemli birer uluslararası yayıncılık aracı durumundadırlar. Batılı ülkelerin, iletişim teknolojilerinin gelişiminin merkezinde yer almalarının da avantajıyla öncü rol oynadığı görülmektedir. Uluslara- rası yayıncılık yapan BBC World Service, Deutsche Welle, CNN, Ame- rika’nın Sesi Radyosu ve Radio France International gibi kuruluşlar bu alanda etkinliği sağlamış önemli ilk örneklerdir. Bununla birlikte, uluslararası ilişkilerde kamu diplomasisinin farkındalığı sonrası mer- kez ülkelerin desteği ile günümüzde bu alanda öne çıkmayı başaran Al Jazeera ve TRT World ile diğer ülkelere ait televizyon kuruluşları da aynı çerçevede değerlendirilebilir (Alemdar, 2018, s. 40). Kraliyet Tüzüğü ile kurulan BBC, dünyanın önde gelen kamu hizmeti yayıncılarından biridir. Kendi kurumsal ifadesiyle Birleşik Krallık’ta ve tüm dünyada tarafsız ve bağımsız bir yayıncı olarak televizyon, radyo ve çevrim içi formatta günlük olarak milyonlarca insanı bilgi- lendiren, eğiten ve eğlendiren özgün, birinci sınıf programlar ve içe- rikler üretmektedir. BBC World Service ise 40’tan fazla dilde yayın yaparak çok geniş bir coğrafyayı kendisine hedef belirlemiştir (BBC, “Learn About What we do” Erişim 12 Mart 2022). Böyle bir altyapı ile kamu diplomasisi alanında faaliyet yürütmesi için uygun bir araç niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte misyonu ve misyonunu ger- çekleştirmeye yönelik amaçları arasında “kültür yayınları” sayılmış- tır. Bu durum BBC’nin kültürel diplomasi açısından da zaten Birleşik Krallığın araçları arasında tasarlandığını göstermektedir. 104 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM BBC misyonunu “tüm izleyicilere tarafsız, yüksek kaliteli ve ayırt edi- ci çıktı ve bilgi veren, eğiten ve eğlendiren hizmetler sağlayarak kamu yararına hareket etmektir.” şeklinde ortaya koyarken bu misyonu elde etmede beş hedef belirlemiştir. Bu hedeflerden biri de Birleşik Krallık’ın, kültürünü ve değerlerini dünyaya yansıtmak olarak ta- nımlanmaktadır. Bu tanıma göre; “BBC, kesin olarak İngiliz doğru- luk, tarafsızlık ve adalet değerlerine dayalı olarak uluslararası iz- leyicilere yüksek kaliteli haber kapsamı sağlamalıdır. Uluslararası hizmetleri, Birleşik Krallık’ı bir dünya bağlamına oturtmalı ve uygun olduğu durumlarda ulusları ve bölgeleri de dâhil olmak üzere Birleşik Krallık’ın bir bütün olarak anlaşılmasına yardımcı olmalıdır. Birle- şik Krallık’taki ve dünyadaki insanlar tarafından beğenilecek çıktı ve hizmetler üretmesini sağlamalıdır.” (BBC, “About the BBC Mission, values and public purposes” Erişim 12 Mart 2022). 2008 yılında BBC Dünya Servisi Haber Merkezinde görev yapan medya çalışanları üzerine yapılan bir araştırmada kurumun belirle- diği habercilik kod ve değerlerinin içselleştirilmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre editörler tarafından medyanın devlet baskı- sıyla kontrol edildiği ülke vatandaşlarına “Batılı ve demokratik de- ğerlerin” bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde sunularak yaygınlaştırılmasının amaçlandığı görülmüştür. Bunun haricinde Dünya Servisi yayınlarının Britanya’daki izleyiciler için de erişimine olanak sağlanması ile kültürel diplomasinin beklentilerinin de öte- sine geçerek daha detaylı haber programlarının yapılması mümkün olmuştur. Netice olarak, diplomasinin beklentileri zamanla değişik- lik göstermiş olsa da haberciliğin gereklerinin yerine getirilmesinin, medya çalışanları üzerinde daha önemli bir algıya sahip olduğu tes- pit edilmiştir (Yanardağoğlu, 2014, s. 129). Bu çalışma doğrultusunda BBC’nin yapısal olarak kültürel diplomasi aracı olarak tasarlanmış olmasının kurum çalışanları üzerinde kurum kültürü oluşturduğunu söylemek mümkündür. Uluslararası yayıncılıkta ilk başarılı örnek olan BBC’den bu yana ba- şarı kazanan bu tür kuruluşlar bulunurken Al Jazeera son dönem örneklerinden biridir. Al Jazeera Katar hükûmetince kısmen finan- se edilen ve kamu yararı için kurulmuş özel bir şirket niteliğinde bağımsız bir haber kuruluşudur. 1996 yılında kurulduğunda Arap dünyasında detaylı haberlerin yanı sıra canlı tartışma programlarını KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 105 yayınlayan ilk kanal olan Al Jazeera Arabic’in 10 yıl sonrasında, da- ha geniş coğrafyalara ulaşmak amacıyla kurulan Al Jazeera English birçok kanal ve bölümden oluşan, büyümekte bir ağın parçası halini almıştır. Bu itibarla kanal küresel bir izleyici kitlesine alternatif bir yayıncılık içeriği ve tarzı sunmuştur. Bu ağın bir parçası olan Al Ja- zeera Balkans (El Cezire Balkanlar) gibi kanallar aracılığıyla da daha farklı ve özellik arz eden coğrafyalara da ulaşmayı hedeflemektedir (AL JAZEERA, ”About Us” Erişim 12 Mart 2022). En geniş yüz ölçümüne ve eski Sovyetler dönemi ülkeleriyle tarihsel bir bağa sahip olarak Rusçanın da gücünden yararlanmak isteyen Rusya uluslararası yayıncılık konusunda kendi araçlarını oluştur- muştur. Rusya’nın da yurt dışına yönelik Rusça olarak uydu yayını yapan “Pervıy Kanal-Dünya Ağı”, “RTR-Planeta” ile “TV Tsentr” ka- nalının uluslararası versiyonu “TVCI” gibi televizyon kanalları ile farklı ülkelerde yaşayan Rusların kendilerini ülkelerinden ayrı his- setmeyecekleri bir alan sağlanmıştır. Bununla birlikte, Avrupa, Bal- kanlar, Amerika ile Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine yönelik yayınlar ile geniş bir coğrafyaya hitap eden bir yayıncılık an- layışı kapsamında çok sayıda televizyon kanalı hayata geçirilmiştir. Burada kendi vatandaşlarına ulaşmanın yanı sıra kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi aracı olarak da bu kanallar hizmet vermek- tedir. Bu kapsamda Avrupa ülkelerine yönelik yayın yapan “1TV- RUS-Europe” 1999 yılında, Balkan ülkelerine yönelik yayın yapan “Pervyi Baltiiski kanal” 2002 yılında, ABD ve Kanada’ya yönelik ya- yın yapan “1TVRUS-USA&Canada” kanal ise 2004 yılında yayın ha- yatına başlamıştır. BDT ülkelerinde ise Rus televizyon ve radyo ka- nallarının yaygın olmasının yanı sıra Kazakistan gibi bazı ülkelerde ortak kültür ve eğlence programları gerçekleştirildiği görülmektedir (Muhametov, 2015; akt. Halidov, 2014). Ortak programların yapılma- sı ise kültürel diplomasi anlamında ortak zemin kurulması açısın- dan dikkat çekicidir. Türkiye’nin resmî devlet kanalı Türkiye Radyo ve Televizyon Kuru- mu (TRT), özellikle son 10 yılda kültürel diplomasiyi bilinçli bir gün- dem ve takvim çerçevesinde amaç haline getirip Türk kültürünün yaygınlaştırılması için çok sayıda yayın üretmiştir. Bu ürün zenginli- ğini ise daha sistematik ve organize yayın yapılanması ve planlaması ile sağladığını söylemek mümkünüdür (Bulut, 2019, s.22-23). 106 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Türkiye’nin kamu diplomasisi ve bunun bir parçası olarak kültürel diplomasi alanındaki en yeterli ve yetkin medya gücü olan TRT; son yıllarda TRT Avaz, TRT Arapça, TRT Word gibi yurt dışı kamuoyuna da ulaşacak altyapıya ve içeriğe sahip kanallarıyla ülke kültürünün ve politikalarının tanıtılarak anlaşılmasında başat role sahiptir (Öz- kan, 2015, s. 15-16). TRT’nin uluslararası kamuoyuna yönelik kültür yayınları ile kültürel diplomasi alanında ulusal kuruluşlar arasında önemli yer edinme- sinde, çok farklı dilde yayın yapma kapasitesiyle uluslararası alanda faaliyet göstermek üzere kurulan TRT Dış Yayılar Dairesi Başkanlı- ğı etkin olmuştur. Çok dilli yayıncılık Türk kültürünün barındırdığı zenginliğin uluslararası alana taşınmasında önemli bir araç niteliği taşımaktadır (Orhun Öz, 2021, s. 84). Günümüzde TRT, farklı dillerde iç ve dış kamuoyuna yönelik 14 tele- vizyon kanalı, 3 tanesi uluslararası olmak üzere 16 radyo istasyonu, trt.net.tr ve 41 dilde içerik barındıran www.trtvotworld.com web site- leri ile Türkiye ve dünyaya yayın yapmaktadır (TRT, “Türkiye Radyo - Televizyon Kurumu” Erişim 12 Mart 2022). TRT World, TRT Arabi, TRT Avaz, TRT Kurdî ve TRT Türk kanalları uluslararası kamuoyuna yönelik yayınlar yapmaktadır. Yayın içeriklerinde ise, ağırlıklı olarak kültür programları dikkati çekmektedir. Tablo 1. TRT Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı Yayın Dilleri Kaynak: TRT “Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı” Erişim, 12 Mart 2022 Afganca Almanca Arapça Arnavutça Azerice (2) Boşnakça Bulgarca Çince Darice Endonezce Ermenice Farsça Fransızca Gürcüce Hausa Hırvatça İngilizce İspanyolca İtalyanca Japonca Kazakça Kırgızca Macarca Makedonca Malayca Peştuca Portekizce Romence Rusça Sırpça Svahili Tatarca Türkmence (2) Özbekçe Urduca Uygurca (3) Yunanca TRT World’un TRT Avaz, TRT Kurdî ve TRT Arabia’nın farklı diller- de uluslararası kamuoyuna yönelik yayınlarının ardından İngilizce yayın dili ile daha geniş bir hedef kitleye ulaşarak kamu diplomasisi- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 107 nin beklentilerini en büyük ölçüde karşılaması düşünülmüştür. TRT World dünyada yaşanan gelişmeleri Türkiye’nin bakış açısı doğrul- tusunda değerlendirip dünya gündemini bu çerçevede oluşturmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’yi ilgilendiren pek çok konuda televizyonda ve internet ortamlarında ilk başvurulan kay- nak olması yönünde yürütülen çalışmalarla Türk kamu diplomasi- sinin etki gücünü artıracak önemli bir araç olması öngörülmektedir (Baritci ve Aydeniz, 2019, s.1571). TRT World, kendi sitesinde yer alan “Bizim Hikâyemiz” kısmındaki ifadesiyle kültürler arası iletişimde daha yaygın olarak kullanılan dilin İngilizce olduğu bir bilgi çağında küresel çapta daha çok izleyiciye yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır (TRT World, “Our Story” Erişim 12 Mart 2022). Di- jital platformlardan, pay TV platformlarına, TV uygulamalarından akıllı asistanlara, akıllı telefonlardan otellerde bulunan ticari dağı- tım platformlarına kadar birçok noktada ulaşılabilir olmasıyla TRT World, 96 ülkede izlenebilmektedir (TRT-Faaliyet Raporu, 2020). TRT Arabi, Arapça uluslararası haber kanallarıyla en gelişmiş tekno- lojileri kullanarak rekabetçi bir kalite yaklaşımıyla Türkiye’yi Arap coğrafyasındaki halklara tanıtma ve Türkiye siyasetini ve Orta Do- ğu’daki ve dünyadaki tüm yaşanan gelişmeleri doğru bir bakışla ek- ranına aktarma misyonu taşımaktadır (TRT-Faaliyet Raporu, 2020). TRT Avaz 21 Mart 2009 tarihînde eğitim, kültür, sanat, bilim, ço- cuk ve aile, tarih ve coğrafya, dil ve düşünce temalı içeriklerle Türk- çe konuşan halklara yönelik olarak yayınlar yapan bir kanal olarak kurulmuştur. Kurumsal internet sitesinde yer alan “Gaspıralı İsma- il’in ‘dilde, fikirde, işte birlik’ yaklaşımını ilke edinen bir anlayışla” Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Ta- cikistan’da yaşayan hakları öncelikli hedef kitle olarak belirleyerek yayın hayatına başlamıştır (TRT AVAZ, “Hakkımızda” Erişim 12 Mart 2022). TRT Avaz, kültürün ve dilin birleştirici gücünü kullanarak Türkiye ile soy ve tarih bağı bulunan Türk Cumhuriyetlerinin siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerinin gelişmesine destek vermeyi hedefle- mektedir (TRT-Faaliyet Raporu, 2020). 2018 yılında Kırgızistan’daki Liderler Zirvesi’nde TRT Avaz’ın Türk dünyasının ortak kanalı özel- liği taşıdığı konusunda mutabık kalınmış ve Türk Dünyası kanalları ile işbirliğinin geliştirilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda TRT Avaz’ın erişimle ilgili bütün sorunları giderilerek diğer Türk Konseyi üyesi ülkelerin devlet kanallarıyla artan bir şekilde iş birliğine giri- 108 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM şilmiştir. TRT Avaz 2019 yılında TÜRKSOY’un yayın sponsorluğunu üstlenmiştir (TRT AVAZ, “Hakkımızda” Erişim 12 Mart 2022). Bu- nunla birlikte, TRT’nin diğer bir aktif medya diplomasisi yürüttüğü coğrafya olan Balkanlarda içerik paylaşımı ve dış yayıncılık yaptığı en önemli kanalı yine TRT Avaz’dır (Eren, 2019: 38). 2009 yılında kurulan TRT Kurdî kanalı, Kürtçe yayıncılıkta kendi ör- nekleri çerçevesinde dünyada en önde gelen kanallar arasında kur- duğu geniş haber ağı, zengin altyapısı, izleyici kitlelerinin özellikleri doğrultusunda hazırlanan içerikleri ile önemli bir yere sahip bir aile kanalı niteliğindedir (TRT-Faaliyet Raporu, 2020). “Türkiye’nin Avrupa’ya açılan yüzü” olarak sitesinde tanımlanan TRT Türk, TRT’nin popüler yapımlarını ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ihtiyaç, sorun ve başarı hikâyelerini anlatan özgün yapımları izleyicisi ile buluşturmayı amaç edinmiştir. Tüm kıtalarda Türkiye’nin sesi olmayı hedefleyen kanal yayın içeriklerini dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Türk vatandaşlarının anavatan- ları, ana dilleri ve öz kültürlerini unutmamaları ve bağlarının güçlen- dirmelerine katkı sunacak nitelikte Türk toplumunun millî, manevi değerleri ile gelenek göreneklerini anlatan programlardan seçmekte- dir (TRT-Faaliyet Raporu, 2020). Uluslararası televizyon yayıncılığı dışında küyerel nitelikte coğrafya ve ülkeye özgülenmiş farklı geleneksel medya da kültürel diplomasi içinde kendisine yer bulmaktadır. Bunlardan biri geleneksel medyanın ilk bilinen hali gazete iken diğe- ri şüphesiz 20. yüzyılın başı ile ortası arasında iki dünya savaşında da kitlelere daha etkin ulaşmayı sağlayan radyodur. Tarihsel süreçte propagandanın önemli bir parçası olan radyonun İkinci Dünya Savaşında İngilizlerin BBC Türkçe Servisi üzerinden Türkçe konuşabilen bir İngiliz’in sunucuya yer vermesiyle Türk hal- kını etkileme çabasında olduğu gibi kullanılan bir araç olduğuna çok defa şahit olunmuştur (Aral, 2014, s. 32). Özellikle İkinci Dünya Savaşı döneminde propaganda savaşlarında öne çıkan radyonun soğuk savaş dönemi sonrasında kamu diploma- sisine evrilen uluslararası ilişkiler sürecinde rolü devam etmektedir. Radyo günümüzde diğer medya ile karşılaştırıldığında daha az etkin KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 109 gibi düşünülse de yine de birçok alanda kendine yer bulmaktadır. Te- levizyon ve internet yayınları ile meşhur olmuş birçok uluslararası yayıncı kuruluşun aynı zamanda radyo yayıncılığında da uluslara- rası nitelikte kanallara sahip olduğu bilinmektedir. Bunun ötesinde, kamu diplomasisi alanında faaliyet gösteren kurumların da kendi radyo kanalları ile bir kültürel diplomasi aracı oluşturduğu örneklere rastlamak mümkündür. Yunus Emre Enstitüsü tarafından 2015 yılında faaliyete konulan “Türkçenin Sesi Radyosu” kültürel diplomasi çerçevesinde medya özelinde yine önemli bir misyona sahip ayrı bir platform olarak orta- ya çıkmaktadır. Radyonun kuruluş amacı Türkiye’nin ve Türkçenin sesini daha fazla sayıda kişiye ulaştırmak ve dünyada Türkçe öğre- timini güçlendirmek olarak ortaya konulmuştur. Bu kapsamda akıllı telefonlar ve sosyal medya aracılığıyla dünyanın her yerinden insanın Türkçe öğrenmek istediği takdirde Avrupa Dil Portfolyosu’nda belir- lenen dil öğretimi sistemine göre temel, orta ve ileri düzey dil sevi- yelerinde hazırlanan Radyo’nun içeriğini oluşturan programlara ko- layca ulaşması hedeflenmiştir (Yunus Emre Enstitüsü, 2015, ss. 17-19). 1951 yılında faaliyete geçen Türkiye-Pakistan Kültür Derneğinin, 1953-1989 yılları arasında “Pakistan Postası” adıyla yayımladığı dergi buna bir örnek teşkil etmektedir. Pakistan’da meydana gelen olayları ve iki ülke ilişkilerini konu alan derginin eksikliğini fark eden Pakis- tan’ın Türkiye Büyükelçiliği dergiyi 2010’da tekrar yayımlamaya baş- lamıştır. Dergi hâlen, büyükelçilikçe düzenlenen etkinlik, ziyaret ve ikili ilişkilerle ilgili konuları aktarmaktadır (Ansari, 2019, ss.139-141). Geleneksel medya aracılığıyla sunulan kültürel yayın içerikleri sine- ma ve diziler haricinde müzik gösterileri, şarkı yarışmaları, sanat ve el sanatları gibi kültürel programlar da kültürel diplomasinin bir şekli olarak ortaya çıkmaktadır (Ansari, 2019, s.88). Bu içeriklerin ulusla- rarası ilişkiler ve diplomasi boyutu zaman zaman ülkeler arası mesaj verme için de bir fırsata dönüşmüş, coğrafi ve kültürel yakınlık olan ülke halkları arasındaki ilişkileri de gün yüzüne bir kez daha çıkar- mıştır. Buna en iyi örneklerden biri Eurovision Şarkı Yarışması’dır. Avrupa Yayın Birliği (EBU) tarafından üyeleri arasında bir müşterek yayın platformu oluşturmak amacıyla 1956 yılında bir televizyon programı olarak başlatılan Eurovision Şarkı Yarışması farklı ülke 110 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM kültürlerinin birbirlerini tanımaları ve dolayısıyla kültürel diploma- si alanında faaliyet yürütmek için önemli bir fırsat yaratmıştır. İlk etapta sıradan bir yarışma olarak düşünülen fakat her yıl yayınlanan bir popüler kültür müzik programı haline gelen yarışma 1998 yılın- da tele-oylama sistemine geçilerek genel izleyicinin oylamaya dâhil olmasıyla kültürler ve ülkeler arasında ayrı bir birliktelik ve rekabet ortamı yaratmıştır. Başarı kazanmak için yaşı, dili, solo, düet veya grup gibi şarkıcının özelliklerinin yanı sıra yarışan ülkenin tarihî, kültürel, coğrafi, siyasi yakınlık durumu gibi birçok etken de değer- lendirme sürecine dâhil olmuştur. 2019 yılında yapılan bir çalışmada ülkeler arasındaki kültürel yakınlık ve şarkının dilinin açık olarak oylamada önemli bir belirleyici olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, söz konusu yarışmanın ülkelerin Avrupa başta olmak üzere uluslararası kamuoyuna seslerini ulaştırmak için bir platform olarak görüldüğüne ilişkin örnekler mevcuttur. Bunun bilinen örneklerin- den biri olarak 1993 yılında Yugoslavya’da yaşanan savaşı dünyaya anlatmak amacıyla Bosna-Hersek yarışmacılarının demeçleri ile Hır- vatistan’ın bu savaşta ölen bir genci anlatan “Never Cry” adlı şarkıyla yarışması gösterilebilir (Mammadov, 2019, ss. 89-90). Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Film ve Diziler 1) Filmler ve Festivaller Yumuşak gücün ülkeler ve halklar arasındaki kültür ve iletişimi mer- keze alması niteliği onun bazı sanat dallarını araç edinmesine imkân tanımaktadır. Sinema ve film festivallerinin bu özellikleri berberinde taşıması ülkeler tarafından çoklukla kullanılan bir araç olarak görül- melerine neden olmaktadır (Akcakaya, 2020, ss. 108-109). Sinema ve dizi sektörü gelişmiş olan ülkelerin ihraç ettiği dizilerin dublaj veya alt yazılı olarak farklı ülkelerde izletilmesi sadece dil olarak değil ay- nı zamanda kaynak ülkenin yaşam ve kültür tarzının da ihracı anla- mına gelmektedir. Bu yöntem farklı bir kültürü bir insanın kültürüy- le tanıştırmanın en kolay ve etkili şekillerinden biri durumundadır. Günümüzde bu alanda en önde gelen ülkeler olan ABD, Hindistan ve Güney Kore’nin yanına Türkiye de katılmıştır (Ansari, 2019, s. 87). Sinema toplumla buluştuğu tarihten bu yana büyük kitlelere hitap edebilme gücüyle ortak görüşün oluşturulması ve kültürel perspek- tifin ortaya çıkmasına yön vermenin yanı sıra ülkeler arasında ticari, KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 111 siyasi ve kültürel rekabetin de artmasına neden olmuştur. Bu konu- da bilinen ve uygulamada en iyi örnek olarak kabul edilen şüphesiz ABD’nin Hollywood film endüstrisi başta gelmektedir. Hollywood, ABD hükûmetinin ekonomik ve ideolojik çıkarları doğrultusunda egemen iktidara ait değer ve hayat şeklini bir kültür çerçevesinde koru- yarak anlatılarını bu yönde şekillendirmektedir (Kalınca, 2020, s. 85). Küresel ölçekte kitlelere hitap eden popüler kültürün etkisi ve gü- cünü en üst düzeyde temsil eden Amerikan sineması Hollywood bir asırdan beridir referans noktası halindedir. Öyle ki “Kim Milyoner Olmak İster?” ve “En Zayıf Halka” gibi televizyon programları birçok ülkede paylaşılan kültürel bir unsur haline gelirken, “Friends, Coro- nation Street” veya “Sex and the City” gibi programlar başka bir yerden hayata açılan pencereler olarak sunulmaktadır (Bound vd., 2007, s. 29). Güney Kore örneğinde 2000’li yılların başına doğru demokratikleş- me hareketinin getirdiği politika değişikliği beraberinde kültür en- düstrisinin bir kalkınma aracı olarak görüldüğü bir devlet politikası dönemini getirmiştir. Sinema-televizyon, pop müziği, dijital oyun endüstrilerinin yanı sıra geleneksel mutfaktan, Kore dilinin eğitim ve kullanımının artırılmasına kadar birçok alanda kültürel diplomasiyle de bağlantılı olarak yaratıcı içerik endüstrisi politikasının geliştiril- diği görülmektedir. Bu kültür ürünlerinin küresel çerçevede tüketimi ise “Kore Dalgası” (Hallyu) olarak adlandırılmıştır (Binark, 2019, s. 17). Bu Dalga ile Kore kültür ürünlerinin uluslararası pazarlarda karşılık bulmasının önü açılmış Kore dramalarının ve “K pop” olarak adlan- dırılan Kore popüler müziğinin yıldızlarının bilinirliği artmıştır. Bu başarıda Güney Kore Kültür Spor ve Turizm Bakanlığına bağlı oto- nom bir kurum niteliğindeki Güney Kore Yaratıcı İçerik Ajansı’nın (Korean Creative Content Agency-KOCCA) yaratıcı içerik endüstrisi- nin geliştirilmesindeki payı ve etkisi büyüktür. Dünyadaki İngiltere, Avustralya gibi ülkelerde bile böylesi başarılı ve etkin bir kültür poli- tikası ve yönetimini sağlayacak nitelikte devlet organizasyonları ol- maması Endonezya, Malezya gibi çevre ülkelerce bu Dalga’nın örnek alınmaya başlanmasına neden olmuştur (Binark, 2019, s. 18). Kore Dalgası’nın Asya’nın Doğusu ve Güneydoğusu medya endüst- rileri üzerindeki etkisinin farklılık gösterdiğini söylemek mümkün- dür. Buna göre Güneydoğu Asyalı medya yapımcıları popüler yerel 112 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM müzik, televizyon programı ve film vb. kendi ürünlerini ortaya çıka- rırken bu dalga niteliğinde işler ortaya koymaktadırlar. Kore Dalga- sı’nın görünen başarısında medyanın da katkısı oldukça önemlidir. Yerel bir popüler kültürün başka ülkeler ve onların kültür endüst- rileri tarafından özümsenmesinde muhakkak ki medyanın tanıtım boyutu en büyük rollerden birine sahiptir (Peichi, 2013, s. 193). Diğer taraftan, Güney Kore dalgası kültür endüstrisinin bir ticaret zaferi olarak kabul görmesine karşın bu dalganın Kore kültürü ve ge- leneğinin özünde var olan her şeyi yok ettiği yönünde eleştiriler de bulunmaktadır. Özellikle medya aracılığıyla hızla yayılan K-pop’taki ürünler çok fazla “Korece” olmadığı için yurtdışındaki tüketicilere kolay bir “satış” sağladığı, K-pop’taki K’nın 1960’lardan beri ihraca- ta yönelik Güney Kore hükûmetinin tanıtımına önem verdiği Brand Korea markasının bir parçası olmanın ötesine geçemediği ve bu kül- türel ürünlerin geleneksel Konfüçyüsçü Kore kültürüne uzak olduğu yönüyle eleştirilmektedir (Lie, 2012, ss. 361-362). Hint Sineması Bollywood’un Asyalı komşuları olan Filipinler’deki Metro Manila, Malezya’daki Kuala Lumpur ve Kuzey Tayland’daki Chiang Mai ve Chiang Rai bölgeleri üzerinde algısını ortaya koyan bir araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıkmıştır. Buna göre, kültürel olarak yakın olmalarına karşın bu duruma tezat oluşturacak şekil- de birçok katılımcının modernitenin gündelik yaşamdaki sembolik inşasını ortaya koyan içerikteki yayınları tercih etme eğiliminde ol- duğu belirlenmiştir. Bu durumun medya ihracatı yönünden modern Hindistan’daki hikâyeleri değiştirmede önemli bir rol oynayacağı muhtemeldir. Özgürlük ve refah için ortak özlemlerle meşgul olabi- len veya “Three Idiots” filminde olduğu gibi ortak hayal kırıklıkla- rına ve kısıtlamalara hitap edebilen yenilikçi medya yapılmalarının Asyalılar arasındaki diyalogları teşvik etmek için önemli potansiyel- ler sunacağı öngörülmektedir (Athique, 2019, s. 481). Rusya kamu diplomasisi anlayışı medyayı, kültürel diplomasi hedef- lerine ulaşma, Rus diasporasını aktif hale getirme ve dünyaya ülke imajını olumlu gösterme konusunda önemli bir araç olarak görmek- tedir. Bu aracın gelişimi için önemli miktarda kaynak aktarımı yapıl- makta, Pro-Kremlin imajı yaratmak için son yıllarda film sektörüne önemli ölçüde destek sağlanmaktadır (Sak ve Adılbekova, 2016, ss. 73-74). Rusya’nın tarihsel ve kültürel zengin mirası göz önüne alın- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 113 dığında son dönemlere kadar benzer devletlerle karşılaştırıldığında etkin bir kültürel diplomasi yürütmediği yönünde eleştiriler bulun- maktadır. Bunun temelinde ise kültür faaliyetlerinin politik yönden önemi resmî belgeler üzerinde belirtilirken bu çerçevede sistematik bir yapının ortaya konulamaması gösterilmektedir (Sak ve Adılbeko- va, 2016, s. 42). Bununla birlikte, Rusya’nın kültürel diplomasi alanın- da sinema ve yayıncılık faaliyetleri kapsamında çalışmaları bulun- maktadır. Medya uluslararası kamuoyunda Rus dilinin ve kültürünün bilinirliğinin artmasını sağlamada önemli bir araç konumundadır. 2008 yılında Dmitriy Medvedev tarafından imzalanan “Rusya Fede- rasyonunun 2020 Yılına Kadar Ulusal Güvenlik Stratejisi” “vatanse- verlik şuurunu” vurgulayan filmlerin desteklenmesini hedeflemiştir. Sinema ve film festivallerinin kalabalık kitlelere gösterilebilmesi- nin yanı sıra hızlı bir iletişim süreci içermesi ve bir eğlence faaliyeti olması yönleri kültürel diplomasi için de değerli bir araç olmasını sağlamaktadır. Bu durum farklı kültürler arasında oluşacak diya- loğa zemin hazırlarken yapılacak etkinlikle bağlı etkileşim sonucu yaşanacak zengin deneyim, katılımcılar adına bu etkinlikleri cazip hale getirmektedir. Uluslararası film festivallerinin barındırdığı bu etkileşim ve diyalog fırsatı yumuşak güç kullanmak hedefindeki ül- keler arası bu süreçte karşılıklı etkileşim imkânı vermenin yanı sıra ülkelerin kendi kültürlerini tanıtma ve benimsetme olanağı da sağla- maktadır (Akcakaya, 2020, s. 108-109). Diğer taraftan, Hollywood’un popüler üretiminin alternatifi olarak gösterilen Avrupa’da sanat sinemasının kurumsallaşması için yürü- tülen çalışmalarda ise film festivalleri öne çıkmıştır (Kalınca, 2020, s. 85). Türkiye’nin bu anlamda kendi düzenlediği ve katıldığı diğer festivallerin yanı sıra bu festivallerde aldığı uluslararası nitelikteki ödüllerle uluslararası kamuoyunda bilinirlik ve marka değerini artı- rıcı başarılar elde eden bir ülke konumuna gelmiştir. Dışişleri Bakanlığı tarafından Türkiye’nin konuk ülke statüsüyle katıldığı yurtdışındaki sergi ve festivallere destek sağlanmaktadır. Örneğin, 27-30 Mayıs 2019 tarihleri arasında Portekiz’in Sesimbra kentinde düzenlenen “Finisterra Arrabida Film, Sanat ve Turizm Festivali”nde konuk ülke sıfatıyla bulunan Türkiye, festival dâhilin- de ülke tanıtımına katkıda bulunacak etkinlikler gerçekleştirmiştir (T.C.Dışişleri Bakanlığı, 2019, s. 91). 114 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Bununla birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yine Tür- kiye’de düzenlenen uluslararası festivaller yakından takip edilerek gerekli tanıtım ve destek sağlamak için çalışmalar yürütülmektedir. Merkezî hükûmetin kültürden sorumlu bakanlık aracılığıyla sinema sektörüne yaptığı desteğin yanı sıra yerel yönetiminler aracılığıyla Sayı Festival Adı 1 Ankara Uluslararası Film Festivali 2 Uluslararası Antalya Film Festivali 3 Uluslararası İstanbul Film Festivali 4 Randevu İstanbul Film Festivali 5 Gezici Festival 6 İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 7 Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 8 Malatya Uluslararası Film Festivali 9 Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 10 Sinemasal Açık Hava Sinema Festivali 11 Uluslararası Boğaziçi Film Festivali Tablo 2. Türkiye’de Düzenlenen Uluslararası Film Festivalleri Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı “Türkiye’deki Uluslararası Film Festivalleri”. Erişim 12 Mart 2022. gerçekleştirilen ve desteklenen film festivalleri de kültürel diplomasi anlamında önemli katkı sunan bir araç niteliğindedir. Bu durum as- lında iki yönlü olarak kültürel diplomasiye hizmet etmektedir. Buna göre yerel yönetimler düzenledikleri film festivalleriyle bir yandan ülke sinemasının uluslararası arenada tanıtımına zemin hazırlarken bir yandan da şehrin markalaşmasına ve dolayısıyla ülke imajının gelişmesine katkı sunmaktadırlar (Akcakaya, 2020, s. 113). Film festivallerinin yanı sıra Türk kültür endüstrisinin ürünü olan film ve dizilerin ihraç edildiği ülkelerde beğenilmesi ve bu çerçevede ülke sayılarının giderek artması kültürel diplomasi alanına da büyük katkılar sunmaktadır (Alemdar, 2018, ss. 109-110). Özellikle 2010 sonrası birçok Türk sinema filmi uluslararası başarı el- de etmiştir. 2010 yılında “Bal” Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı, 2011 KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 115 yılında “Bir Zamanlar Anadolu’da” Cannes Film Festivali Büyük Jüri Ödülü’nü, “Çoğunluk” Venedik Film Festivali “Geleceğin Aslanı” (Luigi De Laurentiis) Ödülü’nü ve 2012 yılında “Küf” yine aynı ödül ve Sela- nik Gümüş İskender ve Saraybosna Cinelink Post Republic Ödülü’nü, 2014 yılında “Sivas” Venedik Film Festivali Jüri Özel Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü, “Kış Uykusu” Cannes Film Festivali Altın Pal- miye ve FIPRESCİ Ödülü’nü, 2015 yılında “Abluka” Venedik Film Festi- vali Jüri Özel Ödülü ve Bağımsız Eleştirmenler Ödülü’nü, 2017 yılında ise “Kaygı” South by Southwest Film Festivali Luna Gamechanger Jüri Büyük Ödülü’nü kazanarak Türk sinema sektörünün başarısını ulus- lararası arenada tescillemiştir (Hurriyet.com.tr, “Uluslararası festival- lerde başarı kazanmış 10 Türk filmi”, Erişim 12 Mart 2022). Türk sinemasının uluslararası platformlarda elde ettiği başarıların kamu diplomasisi alanında ülke markasının güçlenmesinde önem- li bir katkı sağladığı muhakkaktır. Bu başarıların uluslararası plat- formlarda en iyi şekilde yansıtılması ve tanıtılması da bir o kadar önemli ve değerlidir. Türk kültür ve değerlerini farklı ülkelerde ta- nıtma ve anlatmada etkin ve kolay ulaşılabilir bir araç olması kamu diplomasisi açısından sinemayı güçlü kılmaktadır. Bu gücün etkisini artırmak için kültürel diplomasinin politikalarını planlayan ve faa- liyetler yürüten kurumlar tarafından sinemanın esas unsurları olan bağımsız film yapımcıları ve sanatçıların desteklenmesi gerekmek- tedir (Bulut, 2019, ss. 22-23). Bu kapsamda Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “5224 Sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırıl- ması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun” kapsamında; araştırma, geliştirme, senaryo ve diyalog yazımı benzeri yapım öncesi süreç- lerin desteklenmesi için “proje desteği”, filmin gösteriminin yapı- labileceği duruma getirilmesine kadarki tüm yapım aşamalarının desteklenmesi için “yapım desteği”, sinema filminin izleyiciye ulaş- tırılabilmesi için tanıtım, dağıtım ve gösterim aşamalarının destek- lenmesine yönelik “yapım sonrası desteği” verilmektedir (Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun, 2004). Söz konusu desteklerin yanı sıra yabancı filmlerin de Türkiye’de çe- kiminin yapılması da yine bu noktada benimsenen bir strateji duru- mundadır. Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2019- 116 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 2023 Stratejik Plan hedefleri doğrultusunda 2023 yılı sonunda 1.170 sinema filmi projesine destek verilmesi öngörülürken, aynı sürede Türkiye’de çekilen yabancı film sayısının da 70’e ulaşması hedeflen- miştir. Maddi anlamda yapılan desteklerin yanı sıra film festivallerinde ol- duğu gibi tanıtım boyutunda platformların oluşturulması da yine bir araç olarak kültürel diplomaside kullanılmaktadır. Bu durumdan hareketle Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı iş birliğinde geçekleştirilen www.live- turkey.com internet sitesi üzerinden Türk dizilerine ulaşmak müm- kün olabilmektedir. Film festivalleri düzenlenmesi ya da desteklenmesinin yanı sıra filmlerin gösterilmesine yönelik çeşitli platformlar hazırlanmasının dışında kültürel zenginliği aktarmak adına hazırlanan belgesel film- lerin gerçekleştirilen uluslararası kültür faaliyetleri ile birlikte akta- rılması da ayrı bir yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Londra’da dinî cemaat temsilcileri ile Türk ve Ermeni toplumundan temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen “Akdamar Kilisesi Fotoğraf Sergisi” açı- lışında “Anadolu’nun Saklı Anıtları Gün Yüzüne Çıkıyor: Ahtamar” adlı filmin İngilizce ve Türkçe olarak gösterilmesi bununun güzel ör- neklerinden biri olmuştur (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan- lığı, “Londra’da Akdamar Kilisesi Fotoğraf Sergisi açıldı”, Erişim 12 Mart 2022). 2) Diziler Diziler, hem eğlence endüstrisi temelinde ülkenin ekonomik geli- şimine hem de kültürel diplomasi boyutuyla dış politikada gücünü Yıl 2019 2020 2021 2022 2023 Desteklenen sinema projesi sayısı 390 585 780 975 1.170 Türkiye’de çekilen yabancı film sayısı 19 30 42 55 70 Tablo 3. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kültür endüstrilerinin gelişiminin desteklenmesi hedefleri Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (2018), 2019-2023 Stratejik Plan, s. 91 KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 117 artırmasına katkı sunmaktadır. Stratejik iletişim yönünden bakıldı- ğında ise sektör ve dış politika yapım süreci arasında kültürel dip- lomasinin etkin gerçekleştirilmesi için bir sağlıklı bağın oluşturul- masına ihtiyaç vardır. Tarihsel olarak yumuşak gücün dış politika içinde her zaman bir yere sahip olduğunu görmek mümkündür. Türk dizi sektörünün de bu çerçevede elde ettiği ticari ve popülerlik başa- rısı ile kültürler arası bağ kurmada önemli bir araç konumuna gel- miştir. Her ne kadar kültürel diplomasi faaliyetlerinin bu yönüne geç katılmış olsa da arka planda yatan zengin tarih ve kültür Türkiye için hızlı bir ilerlemenin de yolunu açmıştır (Yazar, 2020, s. 530). Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki ülkelerle ilişkilerinin gelişmesine paralel, uluslararası kamuoyunda Türk dizilerine ilgi de artmıştır. Bu durum Türk dizi sektörünün gelişimine katkı sağlamıştır. Bu ilgideki artışı yapım, oyuncu ve teknik kalite, romantizm, özgün içerik, tarihî mekânlar, senaryo kalitesi gibi unsurlar ifade edilmeden sadece si- yasi ilişkilerle açıklamak eksik bir tanımlama olacaktır. Dizi sektörü- nün kamu diplomasisinin politik amaçlarına oluşturduğu ekonomik katma değerle ve başka ülke toplumlarıyla kurduğu kültürel köprü- lerle hizmet ettiği muhakkaktır. Kültürel yakınlık ve ortak geçmişe sahip ülkelerle sempatinin daha çok arttığı, Latin Amerika gibi diğer ülkelerle yaşam tarzını ve değerlerini tanıtma fırsatının oluştuğu gö- rülmektedir (Yazar, 2020, ss. 537-538). Türk dizilerinin farklı ülke ve coğrafyalarda yarattığı etkiyi ölçmeye yönelik çalışmalar genellikle kültürel diplomasi alanında Türkiye ve Türk halkının tanıtımı anlamında oldukça başarılı bir etki oluştur- duğunu ortaya koymaktadır. Özellikle tarihsel ve kültürel bağ olan ülkelerde bu etki daha fazla görülmektedir. Bir Balkan ülkesi olan Kosova’da, Türkler için Türk dizilerinin ana- yurtlarının kültürünü öne çıkarması ve Türkiye ile bağlarının pe- kiştirilmesinde kendi oluşturdukları diaspora medyasıyla eş değer önemde görüldüğü ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra Türk kökenli olmayan Kosovalılar tarafından Türk dizileri bir eğlence aracı olarak algılanırken Türkiye’ye olan yakınlık duygularını da yaşadıkları or- taya konulmuştur (Çaylı Rahte, 2017, s. 76). Kazakistan’ın en büyük şehri Almatı’da 2014 yılında yapılan bir araş- tırma, Türk dizilerinin sadece Kazak Türkleri tarafından değil, tüm 118 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM kesimlerce büyük beğeni ve ilgiyle izlendiğini göstermiştir. Bununla birlikte araştırma ile Türk dizilerinin Türk soylu halklar arasında po- pülerliğinin daha fazla olduğu anlaşılmıştır (Arbatli, & Kurar, 2015, s.45). Diğer bir araştırmada Cezayir halkının Türk kültürüyle sahip oldu- ğu kültür arasında benzerlik kurmasının daha fazla izleyicinin bu anlamda Türk dizilerine ilgi göstermesine neden olduğunu ortaya koymuştur. Dizi izleyicilerinin Türkiye ve Türkler ile ilgili genel ola- rak olumlu görüşe sahip oldukları ise diğer bir tespit olarak ortaya çıkmıştır. Bu olumlu görüşler Türkiye ile iş birliğinin ve dostane iliş- kilerin artırılması temennisi ve dindaşlık temelinde yakınlık hissi ile ifade edilmektedir. Bu durum Cezayir medyasında gösterilen dizile- rin Türkiye’nin algılanma düzeyini bu ülke halkı arasında daha açık bir duruma getirdiğini göstermektedir (Temina, 2019, s. 98). Pakistan’da gösterilen Türk dizilerinin etkilerini tespit etmek için yapılan bir araştırmada ise, Türkiye’de gösterilen Pakistan dizilerine göre daha fazla izleyici bulduğu görülmüştür. Bu duruma teknik ola- rak söz konusu dizilerin izleyici ile buluşmasını sağlayan şartların da neden olduğu söylenebilir. Buna göre Türk dizileri Pakistan’da bü- yük televizyon kanallarında profesyonel nitelikli dublaj ile seyirciye sunulurken, Pakistan dizileri Türkiye’de hiçbir televizyon kanalında gösterilmemekte sadece altyazılı olarak sosyal medyada bu konu- da yayın yapan kişiler tarafından izleyiciye sunulmaktadır (Ansari, 2019, ss.139-141). Türk dizilerinin tarihsel ve kültürel ortak bağlara sahip coğrafyalar- daki etkisi diğer coğrafyalara göre daha fazla görülmektedir (Çaylı Rahte, 2017, s. 77). Türk dizilerinin başarısı sadece araştırmalar aracılığıyla ortaya ko- nulmamakta aynı zamanda uluslararası medya tarafından da ele alı- narak ikinci bir iletişim kanalı şeklinde Türk kültürünün tanıtılması ve anlatılmasına aracılık etmektedir. Bu konuda yapılan bir araştır- mada yine bu durum ortaya konulmuştur. Türk dizilerinin konu edildiği uluslararası bir dizi haberin incelen- diği araştırma sonucunda, haberlerin neredeyse dörtte üçünün (% 76,19) Türk dizilerin başarısını vurgular şekilde “büyük bir beğeni ve ilgiyle izlendiği” temasıyla çıktığını göstermektedir. Daha az vur- gu yapılmakla beraber “büyük ihracat gelirleri getirdiği” (% 47,6), KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 119 “teknik/oyunculuk/kostüm/senaryo vb. açıdan kaliteli olduğu” (% 23,80), “seküler değerler barındırması nedeniyle Ortadoğu’da kadın hakları konusunda toplumsal hareketleri tetiklediği” (% 23,80) gibi yine olumlu temalarla haberlerde ele alındığı sonucuna ulaşılmıştır. Olumlu temaların ele alınmasıyla tüm haberlerde sağlanan olumlu Türkiye imajı bu anlamda Türk dizilerinin kültürel diplomaside oy- nadığı başarılı rolün bir kanıtıdır (Özarslan, 2020, s. 215). Diğer taraftan dizilerdeki karakterlerin ve hikâyelerin Türk kültü- ründen ve tarihînden uzak içeriklerle popüler kültür malzemesi ola- rak senaryolaştırılması Türkiye ile tarihî ve kültürel bağları bulunan toplumlarda tersi bir olumsuz algıya neden oluşturabilmektedir. Söz konusu araştırmalarda bu durum sıklıkla dile getirilmektedir. Ülkelerin kendi hikâyelerini anlatırken kullanacakları etkili enstrü- manlar arasında önemli bir yere sahip olan diziler aracılığıyla vere- cekleri mesajları dikkatli bir şekilde belirlemeleri gerekmektedir. Bu kapsamda yanlış veya eksik algı doğurabilecek nitelikteki dizilerin kültürel değerlerde yozlaşma olduğu veya öz kültüre yabancılaşma olduğuna ilişkin bir algıya sebebiyet vermesi beklenebilir. Dolayısıy- la hedef kitlenin durumuna göre küresel ya da bölgesel nitelikte bir mesajın verilmesine odaklanılmalıdır. Hikâyesini anlatırken geçtiği ülkenin tarihsel arka planını, kültürel değerlerini ve turizm potansi- yelini uluslararası kamuoyuna sunmada bir fırsat sunan TRT dizisi Diriliş Ertuğrul bu duruma başarılı bir örnek teşkil etmektedir (Ök- men ve Göksu, 2019, s. 286). Kültürel Diplomasi Aracı Olarak Sosyal Medya Dijital medyanın gelişimiyle birlikte toplum tarafından daha fazla ter- cih edilmesi ve bu kapsamda toplumu etkileme gücündeki artış ka- mu diplomasisi uygulayıcıları arasında da farkındalık oluşturarak, bu mecranın daha fazla kullanılmasının önünü açmıştır. Stratejik iletişim çerçevesinde oluşan bu farkındalık ile kitlelere ulaşmada en etkili yol, yöntem ve araçların belirlenerek bu araçların özellikleri doğrultusunda mesajların verilmesi amaçlanmaktadır (Özkan, 2015, s.11-12). Web’in kamusal ve kültürel bir kalkınmada diplomasinin bir uygu- lama alanı olarak ortaya çıkmasında görünürlük ve yaygınlaştırma sağlayarak katkı sunduğunu söylemek mümkündür. Kültür konu- sunda faaliyet gösteren kuruluşlar bu çerçevede web’i pazarlama 120 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM veya bilgi faaliyetlerinin ötesinde verdikleri mesajların etkisi konu- sunda anlık bilgi toplamak ve mesajı geniş kitlelere yaymak için de önemli bir araç olarak görmektedirler. Bu noktada söz konusu ku- rumların faaliyetlerini daha fazla dijital medyaya doğru kaydırdığı bir eğilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu diplomasisinin ve kültürel diplomasinin de etkili bir şekilde küresel düzeyde faaliyet göstermede bu aracın çok uygun maliyetlerle kültürler arası diyaloğu ve artan düzeyde bir etkileşimi içermesi her geçen gün daha fazla tercih edilmesini sağlamaktadır (Jora, 2013, s. 48). Bu itibarla, günümüzde uluslararası paylaşım platformları olan Fa- cebook, Twitter, Instagram gibi popüler nitelikteki sosyal medya alanları diplomasi iletişiminde etkin ve yaygın bir araç niteliği ka- zanmıştır. Bu platformların dışında bu platformları yasaklayan Çin örneğinde olduğu gibi bölgesel nitelikte sosyal medya ortamlarının da kamu diplomasisi için kullanıldığı görülmektedir. Buna göre, sa- dece Çin kimlik numarası veya Çin’de kayıtlı bir telefon numarasıy- la giriş sağlanabilen Weibo uygulaması ile 16 ülkenin hesaba erişim sağladığı yapılan bir araştırma ile ortaya konulmuştur (Korkmaz ve Böyük, 2019, s. 37). Avrupa’dan beş ülkenin, Afrika’dan ise sadece bir ülkenin Weibo hesabı olduğu görülürken, en çok takipçi sahipliği, aktif kullanım ve etkileşim durumu bakımından İsrail ve ABD ilk iki ülke olarak göze olarak çarpmaktadır. Araştırmada özellikle Çin merkezli bir uygulamada bile ilk sırada yer alması İsrail’in küresel diaspora gücünün bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir (Kork- maz ve Böyük, 2019, ss. 37-46). Monolog şeklinde bir iletişimin yerine etkileşimli bir iletişimi sağ- laması sosyal medyayı kamu diplomasisi için uygun bir araç haline getirmiştir. Bu yeni açılan alan üzerinden kültürel tanıtım ve kültü- rel diplomasi faaliyetlerini daha etkin bir şekilde yürütmek mümkün olabilmektedir. Sosyal medyanın kültürel diplomasi kapsamında kullanılmasına ör- nek teşkil edecek bir çalışma Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının 2014 yılında gerçekleştirdiği “Turkey Home” kampan- yasıdır. Kampanyada Türkiye’nin yer markalaması için hedef kit- leye yönelik olarak İngilizce kullanılması ve sosyal medya ünlüleri aracılığıyla mesaj verilmesinin yanı sıra ülkenin kültürel değerleri, turistik yerleri ve yeme içme kültürüne dair zenginliklerine atıf ya- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 121 pılmaktadır. Bu kapsamda Türkiye’de yer alan Kapalıçarşı, Truva, Kapadokya, Efes, Zeugma, Antalya, Belek, Alaçatı, Pamukkale ve Nemrut vb. tarihî ve doğal kültürel miras alanları anlatılmakta ve Türk misafirperverliği bir değer olarak vurgulanmaktadır. Kampan- yanın turistleri ülkeye çekerek turizm diplomasisine ve Türkiye’nin tarihî ve kültürel zenginliklerini yurt dışına tanıtarak kültürel diplo- masiye hizmet ettiğini söylemek mümkündür (Sancar, 2017, s. 105). Bir diğer örnek çalışmada ise T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan- lığınca hazırlanan ve uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan 7 yabancının gözünden kendi dillerinde Türkiye’yi anlattıkları “Türkiye’nin Gur- betçileri” filmi Avrupa ve ABD başta olmak üzere tüm dünyaya sosyal ağ ve dijital platformlardan yayımlanmıştır. Yabancılar, Türkiye’de kendilerini etkileyen tarihî ve turistik mekânları ve Türk mutfağını anlatarak sosyal medya aracılığıyla Türk kültürünün tanıtımına kat- kı sağlamışlar, diğer bir ifade ile kültürel diplomasi çalışmalarında gönüllü elçi olmuşlardır (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Yabancılar kendi dillerinde Türkiye’yi anlattı”, Erişim 12 Mart 2022). Bu örneklerden görüldüğü üzere kültürel diplomasi çerçevesinde sosyal medya, tanıtım içeriğini sunma yönünde uygun bir araçtır. Bununla birlikte etkinliğini sağlamak ise sadece içeriği sunmakla değil sosyal medyanın kendi özelliklerine uygun şekilde hareket et- mekle mümkündür. 2018 yılında Türkiye’deki büyükelçiliklerin Facebook hesapları üze- rinde yapılan bir araştırmada o tarihte Türkiye’de büyükelçilik dü- zeyinde faaliyet gösteren 126 ülkenin 52’sinin aktif Facebook hesabı olduğu belirlenmiştir. Büyükelçiliklerin bu hesaplar üzerinden yap- tıkları paylaşımların konsolosluk tarafından yapılan bürokratik iş- lemlere ilişkin bilgilendirmelerin, büyükelçilik faaliyetlerinin, Türki- ye ile yürütülen işbirliği çalışmalarının, sosyal sorumluluk projeleri ile burs/eğitim ve iş imkânlarının yanı sıra kültürel diplomasiye de yönelik olarak ülkelerinin sosyokültürel ve turistik tanıtımlarını da içerdiği görülmektedir. Dijital diplomasinin bu yönü aynı zamanda kültürel diplomasiyi de destekleyen bir noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu yeni iletişim olanakları farklı halklarla diyalog geliştirerek ülkenin dış politika hedeflerini tanıtma/benimsetme olanağı sağlamaktadır. Fakat bu 122 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM diyaloğun sosyal medyanın sağladığı etkileşim imkânının değer- lendirilmesi ile mümkün olacağı açıktır. Buradaki örnekte bunun bir uygulaması olarak Finlandiya Büyükelçilik Facebook hesabında paylaşım yapılırken diyaloğa açık gündelik dil kullanılması, sosyal medya fenomenleri ile iş birlikleri yürütülmesi, ücretli reklamlar kul- lanılması, hesap yöneticilerinin fotoğraflarıyla iletişimi güçlendirici nitelikteki paylaşımlar yapılmasına karşın Birleşik Krallık Facebook hesabındaki paylaşımlarda resmi dilin kullanılmasının yanı sıra ru- tin konsolosluk bilgilendirmelerine ağırlık verilmesi sonucu Birleşik Krallık hesabına göre Finlandiya Büyükelçilik hesabının daha fazla kullanıcı etkileşimi (beğeni, yorum, yeniden paylaşım) aldığını orta- ya koymuştur (Çömlekçi, 2019, s. 9). Sosyal medyanın kamu diplomasisinin bir aracı olarak kullanılma- sında sunduğu en önemli fırsatların başında tek yönlü bir iletişimin yerine etkileşimli bir iletişim ortamını sunmasıdır. Bununla birlikte kültürel diplomasi gibi alanlarda bu tür bir faaliyet yürütürken bu alanın da etkin kullanılması ve doğrultuda tedbirler alınması önem- lidir. Troya yılı olarak kabul edilen 2018 yılında Troya Ören Yeri’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasının yirminci yılı Kültür ve Turizm Bakanlığınca Instagram üzerinden sosyal medya fenomenleri aracılığıyla düzenlenen etkinlik çerçevesinde yapılan bir araştırmada bu durumu ortaya koymuştur. Etkinlikte yapılan paylaşımlara fazla gelen yorum olmadığı bununla birlikte, sosyal medya fenomenlerinin paylaşımlarının altındaki yorumlarda Türki- ye özelinde bir diyalog oluşmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca, feno- menlerin yorumları genel olarak yanıtlamadıkları, yanıtlarında ise diyaloğu sürdürecek nitelik bulunmadığı görülmüştür. Çalışmada ortaya konulan değerlendirmede, Instagram’ın etkileşim özelliğin- den yeterince yararlanılamadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal medya araçlarıyla düzenlenen etkinliklerde çok daha fazla sistemli ve kontrollü hareket edilmesinin belirlenen amaçlara ulaş- madaki başarıyı etkilemedeki önemi vurgulanmıştır (Seyidov ve Ar- tan Özoran, 2021, s. 157). Bu itibarla, her mecrada olduğu gibi kültürel diplomasiyi etkili şekilde yapabilmek için stratejik iletişim çerçeve- sinde istenilen unsurların iletişim sürecinde kullanılması vazgeçil- mez bir gereklilik arz etmektedir. Hedef kitle bazında sosyal medyanın kültürel diplomasi açısından kullanım fırsatının değerlendirmesinde hep bilinenin dışında sade- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 123 ce uluslararası kamuoyu değil aynı zamanda yurt dışında yaşayan ülkenin kendi diasporası da bu araçla ulaşılması gereken bir kesim niteliğindedir. Sosyal medyanın halklar arasında belli bir ayrımı olmadan küresel erişiminin olması, yerli ve yabancı halklar arasında bulunan tekno- lojik ayrımı da tek bir küresel kamuoyunun varlığında birleştirmiş- tir. Bununla birlikte, sosyal medyanın küresel erişiminin getirdiği avantajla, ana ülkenin özellikli bir parçası olan diaspora halkları ile yeniden siyasi, sosyal ve kültürel bir çok konuda bağlantı kurmaya yardımcı olduğu görülmektedir (Zaharna ve Rugh, 2012, s. 3). Hindistan gibi gelişen güçler, küresel statüyü güçlendirmek ve farklı hikâyelerini dünyaya iletmek için kamu diplomasisini kullanmakta- dırlar. Hindistan, hedeflerin peşinde koşan dış diplomatik iletişimde güçlü bir sosyal medya kullanıcısı haline gelmiştir. Hindistan Baş- bakanı Narendra Modi’nin dijital diplomasiyi tüm iletişim süreçle- rinde kullanma arzusu kamu diplomasisi yönünden de kullanımının önünü açmıştır. Dijital kamu diplomasisi bir yandan geniş bölgeler- deki insanlarla bağlantı kurma kolaylığını sağlarken diğer taraftan, anlamlı bir içerik üretilemediğinde kötü yönetim ve eylem eksikli- ğinden liderlerin ve ülkelerin sorumlu tutulma kolaylığına da neden olabilmektedir. Dolayısıyla sosyal medya, kamu diplomasisini ye- niden gündeme getirirken, şüphesiz Hindistan gibi yükselen güçler için yeni zorlu meydan okumalar yaratmıştır (Palit, 2018, s. 165). Hindistan kamu diplomasisi ve kültürel diplomasisi açısından Hint kökenli denizaşırı nüfuslar, uluslararası kültürel ilişkilerin en önem- li hedef kitlesi olmuştur (Isar, 2017, s. 705). Bu itibarla, 2004 yılın- da Yerleşik Olmayan Hintliler İşleri Bakanlığı kurulmuş ve aynı yıl Denizaşırı Hindistan İşleri Bakanlığı (MOIA) olarak adı değiştiril- miş, 2016 yılında ise Dış İşleri Bakanlığı ile birleştirilmiştir. 9 Ocak 2003’te Hindistan ilk kez Yeni Delhi’de Pravasi Bharatiya Divas’ı (Yerleşik Olmayan Hintliler Günü) düzenlemiştir. Hindistan Dışişle- ri Bakanlığı, 2006 yılında kamu diplomasisi için yeni bir web portalı kurarak YouTube videoları ile resimlerini ve bir Facebook sayfasını yüklemiştir. Temmuz 2010’da açtığı Twitter hesabına ilk tweet’ini göndermiştir. Uluslararası Yoga Günü’nde başbakanlığın ofisinden atılan tweet, dünya çapında 20 milyon kişi tarafından takip edilmiş- tir (Mahapatra, 2016, s. 8). 124 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Sosyal medyanın etkileşimli ve geniş bir alana ulaşma gücünden hareketle Çin gibi kapalı toplumlar bile kendi oluşturdukları sosyal medya mecralarıyla diğer ülkelerle iletişime yönelme ihtiyacı hisset- mişlerdir. Sosyal medyanın kültürel diplomasi açısından kullanımı devletler için büyük bir fırsat oluşturmaktadır. Ancak burada etkili içeriği sağlamanın yanında sosyal medyanın etkileşim isteyen özel- likli yönünün kavranarak doğru kullanılması da bir o kadar önem- lidir. Sosyal medyanın internetin gittiği her bir noktada ulaşılabilir olması ise kültürel diplomasi açısından hedef kitlenin sadece yabancı ülke vatandaşları olmanın dışında diasporasını güçlendirmek adına deniz aşırı ülkelerdeki kendi ülke vatandaşları için de kültürel bağları kuvvetlendirme fırsatını doğurmuştur. Hindistan gibi ülkeler bu çer- çevede stratejilerini belirleyerek çalışmalarına başlamışlardır. Kültürel Diplomasinin Medya ve İletişim Aktörleri Kamu diplomasisi alanında medyanın gücü konusunda en kapalı toplumların bile farkındalığının arttığını görmek mümkündür. Bu kapsamda konuya ilişkin örneklerden biri de Çin’dir. 1990’larda Çin’in, Tibet’te yaşanan insan hakları sorunlarına yönelik eleştirileri 2008’de Pekin Olimpiyatları’na başarılı bir şekilde ev sa- hipliği yapmasına rağmen giderememesi karşısında Politika değişik- liğine gitmesine neden olmuştur. Bu kapsamda Çin hükûmeti med- yayı uluslararası nitelik kazandırmanın önünü açarak 6 milyar ABD Doları tutarında finansman sağlayacağını duyurmuştur. Bu çağrının ardından Xinhua Haber Ajansı, Çin Merkez Televizyonu (CCTV), China Radio International (CRI) ve China Daily/Global Times ulusla- rarası temsilcilikler açmışlardır (Schneider, 2009, s. 269). Görüldüğü üzere Çin örneğinde medya, sinema ve diğer kültürel araçlar diğer devletlerde olduğu üzere kültürel diplomasi aracı ola- rak uygulamada benimsenmektedir. Bununla birlikte, Çin’in propa- ganda düşüncesi kamu diplomasisi ile örtüşür bir nitelik arz etmek- tedir. Diğer taraftan, Çin’in kültürel diplomasiyi çift yönlü olarak ele aldığı görülmektedir. Bir taraftan, Çin kültürünü dışarıya yaymak gayretinde iken diğer taraftan ülkenin kültürel güvenlik ve iç sosyal uyum ile ilgili hedeflerini gözetmesi söz konusudur. Bu durum ise Çin’in yaptığının propaganda olduğu ve kendi ülkesi için algıladığı bir kültürel istila tehlikesine karşı yaptığı sosyal tezahürü engelleyen KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 125 koruma girişimlerinin keyfi devlet eylemleri olduğu şeklinde dışarda bir ön kabulü ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, Çin hükümeti- nin Çin hikâyelerinin duyulması, seslerinin yayılması ve kültür özel- liklerinin iyi anlatılması için faaliyetlerine devam edeceğine ilişkin güçlü kanıtlar bulunmaktadır (Becardve Menechelli, 2019). Almanya’da Dışişleri Bakanlığı Kültür ve İletişim Genel Müdürlüğü kültürel diplomasi ile ilişkili kuruluş olarak görev yapmaktadır. Al- man kültürel ilişkiler, eğitim, medya ilişkileri politikaları ile halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütmekten sorumludur. Genel Müdürlük halkla ilişkiler faaliyetleriyle beraber anılmakta böylece kurum ka- mu diplomasisi ve kültürel diplomasinin halkla ilişkiler boyutunda faaliyetler yürütmektedir (Yağmurlu, 2019, s. 1194). Rusya Rossotrudniçestvo (Bağımsız Devletler Topluluğu, Yurt Dışın- da Yaşayan Vatandaşlar ve Uluslararası İnsani İşbirliği İçin Federal Ajansı) ana çatısı altındaki Rusya Bilim ve Kültür Merkezleri ile sa- hada kültürel diplomasi faaliyetlerini ağırlıklı olarak yürütmektedir. 81 ülkede 98 temsilciliği bulunan Ajansın ayrıca 62 ülkede 74 Rusya Bilim ve Kültür Merkezi mevcuttur. Ajans, Rusya adına Orta Asya’da yumuşak gücün bir unsuru olarak kültürel iletişim ve kültürel diplo- masi çerçevesinde, iletişimsel, ekonomik, istihbari vb. nitelikte çalış- malar yürütmektedir (Temir, 2020, ss. 174-175). Fransa’da ise Dışişleri Bakanlığına bağlı Küreselleşme, Kültür, Eği- tim ve Uluslararası Gelişme Genel Müdürlüğü kültürel diplomasiden sorumlu birim durumundadır. Kültürel diplomasi internet sitesinde sayılı olan kurumlardan Alliance Française, Fransız Kültür Merkezi, Fransız Eğitim Ajansı (AEFE), Campus France, Medias Monde (Fran- ce 24 Televizyonu, Fransa Uluslararası Radyosu (RFI), Monte Car- lo Douliya Arapça Kanalı’nın dâhil olduğu devlet radyo televizyon yayınları kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi kurumları olarak gösterilmektedir (Yağmurlu, 2019, s. 1195). Kültürel diplomasinin yürütüleceği ülkelerde karşılıklı rızanın olma- sı, bunun için iş birliği halinde faaliyetler yürütülmesi ve uluslararası ortamlar yaratılması ile karşılıklı kültürel alışveriş imkânı oluşturul- ması ve sonuçta ülkeler arasında güven ortamının sağlanması önem- lidir (Alemdar, 2018, s. 122). 126 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Görüldüğü üzere kamu diplomasisinde sistemli ve yapısal bir ileti- şim ayağı yürütmek için birçok ülkenin kurumsallaşmış yapısı bu- lunmaktadır. Bununla birlikte bu yapıların etkin şekilde hareket et- mesi için ise karşılıklı iş birliklerine ihtiyaç vardır. Bu iş birliklerini sağlayacak mekanizmalar ise temelde ilgili kurumlar ve medya kuru- luşları, üstte ise devletler ve uluslararası teşkilatlardır. Temelde başlandığında kültürün aktarılmasında medyanın karşı kültürü anlaması ve kendi kültürünü anlatmasında dilin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Yabancı dilde yayın yapan medya or- ganları kadar verdikleri araç ve anlaşılmasının yanlış anlaşılmaları önlemesinin yanı sıra daha sıcak bir ilişkinin kurulmasının yolları- nın da aranması gerekmektedir. İşte bu yüzden, birçok küresel aktör niteliğindeki ülkenin bu alandaki yapısal ve stratejik pozisyonları yanında Türkiye örneği ilgi çekicidir. Dezenformasyonla mücadelenin yanında doğru anlamak ve doğru anlatmanın iletişimde önemi tartışmasız bir konu iken dilin en etkin şekilde kullanılması için her türlü önlemin alınması gereği de orta- dadır. Bu önemden hareketle Türkiye’de ulusal ve uluslararası med- yaya yönelik eğitici ve kolaylaştırıcı bir yaklaşım bulunmaktadır. Türkiye’nin bütünleşik iletişim stratejisini tasarlama ve uygulama görevi bulunan İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan “Kamu Terim Bankası” özgün bir diplomasi faaliyeti niteliği taşımaktadır. Yayın ile temelde ülkenin politika ve yaklaşımlarının uluslararası kamuoyuna daha doğru ve etkin şekilde anlatılması amaçlanmıştır. Yöntem olarak ise kamu kurumları tarafından yapılan açıklamalar- da söylem birliğinin tesisi için bir temel kaynak oluşturulması be- nimsenmiştir (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı “Cumhur- başkanlığı İletişim Başkanlığı, çeviride söylem birliğini sağlamak üzere, “Kamu Terim Bankası” “projesini hayata geçirdi”, Erişim 12 Mart 2022). Yayında kültürel diplomasi görevi bulunan kurumların da faydalanacağı bir içerik hazırlanmıştır. Bu yönüyle yayın kültürel diplomasinin ele alınmasında doğru anlatım pratiğine hizmet etme özelliği taşımaktadır. Yine İletişim Başkanlığının iletişimin doğru anlamak boyutuyla yürüttüğü diğer bir faaliyette Türkiye’de yerleşik uluslararası med- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 127 ya mensuplarına yönelik çevrim içi ücretsiz Türkçe kursu verilme- si sağlanmıştır. 2021 Yılında Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle dü- zenlenen kursa 28 ülkeden 51 medya mensubu başvurmuştur (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle Türkiye’de yerleşik uluslararası medya mensuplarına yönelik çevrim içi Türkçe kursu başlattı”, Erişim 12 Mart 2022). Bu eğitim faaliyetinde görüldüğü gibi ulusal ve uluslararası medya ile iş birlikleri ile eğitim faaliyetleri Türkiye’de kültürel diplomasi alanında faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluş tarafından özel- likle son dönemde daha da çok benimsenmiştir. Türkiye’de kamu diplomasisinin politik bir tercih olarak ele alın- masıyla yapısal olarak da bu işin planlamasını yapmak ve pratiği- ni uygulamak adına 2010 yılında kurulan Başbakanlığa bağlı Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü faaliyet gösterdiği iletişim ve tanıtım konusunda kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin iş birliği ve koordinasyonu sağlamayı amaçlamıştır (Kamu Diploma- sisi Koordinatörlüğü, 2010/3). Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğünün (KDK) 2010-2013 yılları ara- sında yaptığı faaliyetler üzerinde yapılan bir analizde Koordinatör- lüğün gerçekleştirdiği faaliyetlerin önemli kısmının siyasal iletişim faaliyetleri (%54) diğer kısmının ise eşdeğerde gerçekleşen üniversi- te programları ve medya-tanıtım çalışmalarından (%23) oluştuğu gö- rülmektedir. Gazeteci heyetleri programları (%8), uluslararası basın bilgilendirme faaliyetleri (%10), kültür ve tanıtım faaliyetlerini(%6) kapsayan medya-tanıtım alanındaki faaliyetlerin diğer çalışmalar ile karşılaştırıldığında istikrarlı bir seyir izlemediği ortaya konulmuş- tur. Buna göre; 2010 yılında 9, 2011 yılında 10 faaliyet görülürken 2012 yılında herhangi bir faaliyete rastlanmamış, 2013 yılında ise 5 faaliyetin gerçekleştiği ortaya konulmuştur (Yıldırım, 2015, ss. 8-9). Bu alanda yapılan çalışmaların Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü nezdinde uluslararası medya eğitim ve hareketlilik projelerini çok fazla kapsamadığı görülmektedir. Bununla birlikte, Başbakanlık Ba- sın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ve Radyo Te- levizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından gerçekleştirilen projeler bu alanda ilk örnekleri oluşturmuştur. 128 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Bu programların birçok kültürel diplomasi alanında faaliyet göste- ren kurum ve kuruluş tarafından destek verilmesi de ayrıca önem- lidir. BYEGM ve YTB iş birliğinde Türkiye burslusu uluslararası ile- tişim öğrencilerine yönelik olarak 2015-2016 yıllarında Ankara’da gerçekleştirilen Uluslararası Genç İletişimciler Buluşması Program- ları kapsamında, TRT, RTÜK, AA, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Türk Kızılay, AFAD gibi Türkiye’nin uluslararası alanda kültürel nitelikte faaliyet yürüten kurumlarının katılımcılara çoklu ev sahipliği buna bir örnek teşkil etmektedir (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), “Uluslararası Genç İletişimciler 23-24 Kasım’da Ankara’da Buluşuyor” Erişim 12 Mart 2022). Soydaş ya da akraba topluluklarından gelen uluslararası öğrenciler ile Türkiye’deki üniversitelerin iletişim fakültelerinde eğitim gören yabancı uyruklu öğrencilere yönelik Radyo ve Televizyon Üst Kuru- lunun (RTÜK) gerçekleştirdiği Gelecekle İletişim Çalıştayları Türki- ye’deki iletişim alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının yanı sıra Türkiye’nin kültürel, tarihî ve sosyal yaşamını katılımcılara tanı- tarak etkili bir kültürel diplomasi faaliyeti yürütülmektedir. İlki 2019 yılında yapılan çalıştaylara katılım sağlayan öğrenciler üzerinde ya- pılan bir anket çalışması sonucunda program öncesinde birçoğunun RTÜK’ü ceza vermek üzere kurulmuş sansür veya yaptırım uygula- yan anti-demokratik bir kurum olarak görürken program sonrasın- da kurumun görevlerini ve yapısını daha fazla kavradıkları ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarınca yü- rütülen bu tür kamu diplomasisi faaliyetlerinin söz konusu kurum dışında gündelik sosyal hayattan ülkenin kültürel zenginliklerine kadar birçok konuyla ilgili katılımcılar üzerinde bir etki yarattığı gö- rülmektedir (Aslan ve Öztekin, 2020, ss.1462-1463). Bu tür etkinlikler katılımcıların aynı zamanda kendi kamuoylarına birer kaynak aktarıcı olarak yer alacak olmaları nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Söz konusu katılımcıların doğru kaynaklardan ko- nulara vâkıf olması ve etkinlikten elde ettikleri her türlü kazanımı, birikim ve ilişkileri ülkelerinde kamuoyu oluşturma, gündem kurma ve manipüle etmede kullanma kapasitesi çok değerlidir (Aslan ve Öztekin, 2020, s.1463). Kültürel diplomaside hedef kitleye ulaşmada stratejik iletişimim önemli bir aracı olarak medya çalışanlarına ve geleceğin iletişimci- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 129 lerine bu yönde ilişkiler kurarak mesaj verdirmeye çalışmanın yanı sıra kendi yazılı medyasını çıkararak doğrudan istenilen mesajı ak- tarmak da bir yöntem olarak benimsenmektedir. Kültürel diplomasinin medya aracılığıyla etkin şekilde yürütülmesi için muhakkak ki bu çerçevede eğitim alarak yetişmiş medya meslek mensuplarına ihtiyaç bulunmaktadır. Aktarılan konunun niteliğini bilmek aktarmada mutlaka bir avantaj sağlamaktadır. Bu konuda genel anlamda birçok ülke için eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de Diplomasi Muhabirleri Derneği üyelerinin Avrupa Birli- ği algısını ölçmeye yönelik yapılan bir araştırma ulusal gazetecilik kültürünün, ülkenin dış politikasının Avrupalılaşmasındaki etkisi- ni sağlamada Avrupa Birliği muhabirliğini önermektedir (Kaymas, 2015, s. 235). Bu itibarla, aynı çerçeveden bakıldığında kültürel dip- lomasinin medya aracılığıyla etkin olarak yürütülmesinde mesleki olarak yetkinliği artıcı özel eğitim programlarının bu alanda görev yürüten medya mensuplarına sağlanmasının önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Özellikle son dönemde yaşanan pandemi sürecinin etkisiyle çevrim içi eğitim imkânının daha fazla kullanılır olması ile birlikte dünya- nın birçok noktasındaki medya profesyonelleri ve iletişim alanında eğitim gören öğrencilere yönelik eğitimlerde gözle görülür bir artış olmuştur. Bu eğitimlerin bir avantaj kişilerin kendi çalışma ya da yaşam ortamlarının rahatlığıyla ders alabilmeleri iken bir diğer sağ- ladığı avantaj kurumlar açısından konaklama, ulaşım başta olmak üzere birçok maliyetten kurtulma imkânı vermesidir. Dolayısıyla pandemi sürecinde test edilen bu eğitimlerin sağladığı avantajlar ile birlikte açıklanan eğitim programlarının yoğunlaşması pandemi sonrası süreçte de bu eğitimlerin benimsenerek devam edileceğini göstermektedir. Söz konusu eğitimler medya meslek mensupları ile başta iletişim alanındaki öğrenci ve diğer ilgililer olmak üzere iki he- def kitleye yönelik düzenlenmektedir. Bu eğitimlerde yine kamu dip- lomasisi alanında aktör niteliğindeki kurum ve kuruluşların öncülük etmişlerdir. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından farklı ülkelerden gençlere Türkiye veya yurtdışında farklı eğitimler düzen- lenmektedir. 2021 yılı içinde yurt dışında yaşayan ve medya sektö- rüne ilgi duyan Türk vatandaşı/çifte vatandaş veya mavi kart sahi- 130 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bi gençler için medyadaki değişimi algılama ve kendilerini ifadede kullanmalarını geliştirmek amaçlı “YTB Online Medya Akademisi” (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), “YTB Online Medya Akademisi” Erişim 12 Mart 2022). ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) iş birliği ile Türkiye’de ileti- şim alanında eğitim gören uluslararası öğrencilere yönelik medya sektörünün uzman profesyonellerden verilen derslerle “Medya Aka- demisi” (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), “Uluslararası Öğrenciler Medya Akademisi Tamamlandı”, Erişim 12 Mart 2022). eğitim faaliyetleri yürütülmüştür. Bir başka Türkiye’nin kültürel diplomasi kurumu olan Tiran Yunus Emre Enstitüsü tara- fından Türkiye’nin Tiran Büyükelçiliği başta olmak üzere Anadolu Ajansı, TRT ve Arnavutluk Radyo Televizyonu işbirliğiyle iletişim, siyaset bilimi, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler gibi değişik alan- larda eğitim alan öğrencilere düzenlenen Arnavutluk’un başkenti Tiran’da “Medya Akademisi” programı düzenlenmiştir (TRT Avaz “Arnavutluk’ta “Medya Akademisi” başladı”, Erişim 12 Mart 2022). T.C. İletişim Başkanlığının desteklediği Uluslararası Medya Enfor- masyon Derneği (UMED)tarafından genç iletişimcilere yönelik, ala- nının uzmanı medya meslek mensuplarının eğitmenliğiyle Anka- ra’da düzenlenen Uluslararası Medya Akademisi 2022 yılı itibarıyla eğitimlerine başlamıştır (Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED), 2022). Diğer taraftan, sadece öğrenciler için değil, iletişim alanına ilgi duyan herkese yönelik Anadolu Ajansı (AA) iş birliğinde YTB tarafından düzenlenen Rohingya Online Medya Eğitim Prog- ramı örneğinde olduğu üzere eğitimler de verilmektedir (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), “Rohingya Online Medya Eğitim Programı” Erişim 12 Mart 2022). Medya mensuplarına yönelik uluslararası mesleki eğitimler yine bir kültürel diplomasi faaliyeti olarak adlandırılabilir. Bu kapsamda yü- rütülen faaliyetlerin dış kamuoyunda daha fazla kişiye ulaşmak için doğrudan o ülkenin medyası eliyle tanıtım gerçekleştirmeye yönelik bir adım olarak görülmelidir. Bu sayede eğitimler aracılığıyla kültü- rel diplomasi faaliyeti yürüten ülkelerin yabancı medya mensupları tarafından daha fazla sempati ile yaklaşmasının önü açılmaktadır. Bu sempatinin yapılan haberlere yansıması da kültürel diplomasi açısından beklenen bir sonuçtur. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 131 Medya ve kamu diplomasisi alanında faaliyet yürüten Türkiye’de- ki kurum ve kuruluşların öğrenci ve profesyonel olamayan ancak iletişim alanına ilgili kimselere yönelik verdiği eğitimlerin yanında mesleki anlamda profesyonel nitelikte yerli ve yabancı medya men- suplarına yönelik yaptığı çok sayıda eğitim programı bulunmakta- dır. Yıllardır gerçekleştirilen söz konusu eğitimler her geçen yıl artan sayıda medya mensubunu verilen eğitimlere ev sahipliği gerçekleş- tirmiştir. Son dönemde Türk devletleri arasında gelişen iş birliklerinin bir yansıması olarak medya ayağında da TRT ile AZ TV arasında tecrü- be paylaşımı eğitimlerinde olduğu üzere iş birlikleri görülmektedir. 2022 yılında Bakü’de gerçekleştirilen söz konusu eğitim Türkiye ve Azerbaycan devlet kanalları arasında stratejik iş birliği kapsamın- da yürütülen ilk adım niteliğini taşımaktadır (TRT Haber, “TRT’den Azerbaycan’da habercilik eğitimi”, Erişim 12 Mart 2022). Bununla birlikte özellikle YTB’nin AA ve TRT iş birliğinde yürüttü- ğü farklı coğrafyalardaki eğitimler de yine bu alanda geniş bir hedef kitleye ulaşmanın amaçlandığını göstermektedir. Buna göre medya meslek mensupları için hazırlanan ve 2021 yılında gerçekleştirilen Asya Pasifik ülkeleri yönelik “Asya Pasifik Online Medya Akade- misi” programı (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “YTB’den AA ve TRT iş birliğinde ‘Asya Pasifik Online Medya Akademisi’ Erişim 12 Mart 2022). , Afrika kıtasında mukim medya temsilcileri için “Afrika Medya Temsilcileri Eğitim Programı II (AF- MED II)” , (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Afrika Medya Temsilcileri Eğitim Programı II (AFMED II)” Erişim 12 Mart 2022), Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden medya tem- silcilerine yönelik Ortadoğu Medya Temsilcileri Eğitim Programı (ORMED) çevrim içi olarak medyaya ilişkin farklı alanlarda teorik ve pratik eğitimler verilmektedir (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluk- lar Başkanlığı (YTB) “Ortadoğu Medya Temsilcileri Eğitim Programı (ORMED)” Erişim 12 Mart 2022). Söz konusu eğitim programlarının belirli bir strateji çerçevesinde bir kereye mahsus değil yıllık olarak planlandığı görülmektedir. YTB dışında Türkiye’nin kültürel diplomasi alanında etkin diğer bir kurumu olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlı- ğı (TİKA)’nın da uluslararası medya mensuplarına yönelik eğitim 132 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM programları bulunmaktadır. TRT ile işbirliği yapılarak Arnavutluk, Kosova ve Kuzey Makedonya’dan medya mensuplarının katılımıyla Balkanlar’a yönelik olarak Üsküp ve Tiran’da düzenlenen “Yeni Med- ya Habercilik Temel Seviye Eğitimi” bunlardan biridir. Söz konusu eğitimlerin Bosna-Hersek, Karadağ ve Hırvatistan’dan medya men- suplarının katıldığı Saraybosna’da yapılacak ikinci ayağıyla devam edilmesi planlanmaktadır (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) “Balkan Gazetecileri Yeni Medya Eğitimini Ta- mamladı” Erişim 12 Mart 2022). Yine TİKA tarafından AA Haber Akademisi ve TRT iş birliği ile ilk aşaması Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da, “Ye- ni Medya Habercilik İleri Seviye Eğitimi” başlıklı ikinci aşaması ise Türkiye’de söz konusu ülkelerden gelen medya mensuplarının katılı- mıyla 2021 yılında gerçekleştirilen “Türkiye – Muhabir Eğitim Prog- ramı (MEP)” diğer bir uluslararası eğitim uygulamasıdır (TİKA, 2021 Yılı İdare Faaliyet Raporu, s. 130) BYEGM tarafından 2013-2014 yıllarında ilki Bakan ülkeleri, ikincisi ise Moğolistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’tan genç med- ya mensuplarının katılımıyla Türkiye Medya Eğitimi Programı (TÜ- MEP) düzenlenmiştir. Program kapsamında katılımcılar Türkiye’nin TBMM, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Uluslararası Türk Kültürü Teş- kilatı (TÜRKSOY) ile YTB ziyaretlerinin yanı sıra ederek Türkiye’nin tarihî ve kültürel zenginlikleriyle de tanıştırılmışlardır (AA / Güncel, “Türkiye Medya Eğitimi Programı’nın İkinci Dönemi Sona Erdi” Eri- şim 12 Mart 2022). Eğitimlerin düzenlenmesi konusunda kendi görev alanları doğrultu- sunda faaliyet yürütün kurum ve kuruluşların yanı sıra bu eğitimleri veren profesyonellerin büyük oranda Anadolu Ajansı ve TRT tarafın- dan sağlandığı görülmektedir. Anadolu Ajansı Haber Akademisi tarafından verilen eğitimlere yıllar bazında artan sayıda medya mensubunun katıldığı görülmektedir. Bu kapsamda 2020 yılında 27 Eğitim programında 50 ülkeden 888 medya mensubuna eğitim verilirken, 2021 yılında 35 eğitim programı kapsamında 74 ülkeden 2 bin 474 medya mensubuna Türkçe, İngi- lizce, Arapça, Farsça, Portekizce, Özbekçe mesleki eğitim verilmiştir. Söz konusu eğitimlerde başlıca iş birliği yapılan kurum ve kuruluşlar KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 133 İletişim Başkanlığı, YTB, TİKA, İslam İşbirliği Gençlik Formu (ICYF), TRT Word ve TRT Arabi olmuştur (AA“AA Haber Akademisi 2021’de 74 ülkeden 2 bin 474 gazeteciye eğitim verdi” Erişim 12 Mart 2022). Diğer taraftan TRT tarafından ise yine doğrudan ya da iş birlikleri çerçevesinde Mart 2022 tarihî itibarıyla 99 ülkede 12 binin üzerinde medya mensubuna eğitim vermiştir (TRT Haber, “TRT’den Azerbay- can’da habercilik eğitimi”, Erişim 12 Mart 2022). Kültürel diplomasi açısından uluslararası medya eğitimlerin içerik- lerinin yanı sıra eğitimler esnasında ülke ziyaretleriyle oluşan hare- ketlilik, iş birlikleri ve kişiler basında kültür alışverişi ülke imajı ve tanıtımına zemin oluşturması yönüyle önemlidir. Eğitimlerin yanı sıra yurt dışında yaşayan vatandaşlara yönelik dü- zenlenen medya ödülleri de diğer bir kültürel diplomasi aracı olarak kullanılmaktadır. YTB tarafından ilk olarak 2020 yılında gerçekleşti- rilen “Türk Diasporası Medya Ödülleri” yarışması bunlardan biridir. Profesyonel olan olmayan ancak iletişim alanına ilgili yurt dışındaki Türk gençlerine açık yarışmayla gençlerin çalışmalarına destek veri- lerek teşvik edilmesi ve yeni yetenekler keşfedilmesi amaçlanmak- tadır (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), “2. Türk Diasporası Medya Ödülleri’ne Başvurular Başlıyor” Erişim 12 Mart 2022). Hindistan’ın da benzeri şekilde başarılı yurt dışındaki Hint köken- li insanları ödüllendirmek için Yurtdışı Hint Onuru/Ödülü (Pravasi Bharatiya Samman) vermesi örneği de yine bu çerçevede yarışma ve ödül mekanizmasının kültürel diplomasi açısından diaspora ile iliş- kiler kurmada önemli bir enstrüman olduğunu ortaya koymaktadır (Mahapatra, 2016, s. 9). Akraba Topluluklar ile yapılan iş birlikleri çerçevesinde iletişim alt- yapılarının geliştirilmesi de bu çerçevede kültürel diplomasinin ge- lişmesine katkı sunan bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. TİKA ta- rafından, Macaristan’da Moholy-Nagy Sanat ve Tasarım Üniversitesi (MOME) Medya Laboratuvarına Donanım Desteği sağlanması, Öz- bekistan’da Gazetecilik ve Kitlesel İletişim Üniversitesi Televizyon Stüdyosu Kurulması Projesi, Kuzey Makedonya’da MTV Stüdyo Ku- rulumu, Teknik Donanım ve Yazılım Desteği Projesi, Kırgızistan’da Kırgızfilm Millî Film Stüdyosu Önemli Evrak ve Eserlerin Dijitalleş- 134 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM tirilmesi Projesi bu faaliyetlerden bazılarıdır (TİKA, 2021 Yılı İdare Faaliyet Raporu, ss.146-147). Eğitim ve teknik destek konusunda kurumlar arasında yapılan işbir- liklerin ötesinde devletlerarasında üst düzey medya ve iletişim ala- nında yapılan iş birlikleri de bu anlamda alttaki iş birliklerini artırıcı bir mekanizma olarak ortaya çıkmaktadır. Son dönemde Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yürütülen bu nitelikteki çalışmalar örnek teşkil etmektedir. Türk Konseyince yürütülen çalışmalar kapsamında, bir Enformas- yon ve Medyadan Sorumlu Bakanlar Toplantısı ile üye ülkelerin so- rumlu kurum ve kuruluşlarından uzmanların katıldığı altı Çalışma Grubu toplantısı tertiplenmiştir (Türk Devletleri Teşkilatı, “Bakan- lar/Çalışma Grubu Toplantıları” Erişim 12 Mart 2022). Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Köklü Geçmiş, Güçlü Gelecek” temasıyla 22-24 Ekim 2021 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen “Türk Konseyi Medya Forumu”na Türk Konseyi üye ülkesi olan Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekis- tan ve gözlemci üye Macaristan ile birlikte Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin medya kuruluşlarının temsilcileri, aka- demisyenleri, üst düzey kamu kurum yetkilileri, sosyal medya fe- nomenleri ile iletişim fakültesi öğrencileri katılımcı sağlamışlardır. Formun teması kapsamında Türk dünyası özelinde iletişim alanında ve film, dizi ve medya sektörlerinde yapılabilecek iş birlikleri ve özel- likle sosyal medya üzerinden dezenformasyonla birlikte mücadele üzerinde konuşulmuştur (T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlı- ğı, “Türk Konseyi, “Medya Forumu” ile İstanbul’da buluştu”, Erişim 12 Mart 2022). 2020 yılında imzalanan “Türkiye ile Azerbaycan Arasında Medya Alanında Stratejik İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” kapsamında iki ülke arasında medya alanındaki iş birliklerini geliştirmek ama- cıyla “Ortak Medya Platformu”nun oluşturulması kararlaştırılmıştır. Söz konusu platformun iki ülke medyasının beraber hareket etmesi- ni sağlayacak bir stratejik medya ortaklığı kuracak bir mekanizma- nın hayata geçirilmesi düşünülmüştür. Platformun sağlıklı bir med- ya ilişkileri ağı sunması, bu alandaki karşılıklı bilgi, birikim, tecrübe ve kaynakların aktarımı, ilgili kurumların ortak çalışması böylece KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 135 uluslararası haberlerde karşılaşılan dezenformasyonla ortak müca- dele sağlanması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi öncelikle amaçlanmıştır. Ortak televizyon ve sinema projeleri; farklı medya ve sektör ortaklıkları, eğitim ve değişim programları, iki ülkenin kana- at önderleri arasında iletişim köprüsü oluşturulması ise bu amaçları gerçekleştirmede araçlar olarak belirlenmiştir (T.C. Cumhurbaşkan- lığı İletişim Başkanlığı “Türkiye ile Azerbaycan Ortak Medya Platfor- mu için imzalar yarın atılıyor” Erişim 12 Mart 2022). Devletler arası ve uluslararası çerçevede kamu diplomasi kurum ve ku- ruluşları arasında karşılıklı yapılan anlaşma ve iş birliklerinin önemi kadar bir ülke açısından kamu diplomasisi ve bununla birlikte kültü- rel diplomasi gibi özellikli diplomasi başlıklarından kendi devlet ku- rumları arasında iş birliğini artıracak mekanizmalarını kurması da bu çerçevede sahip olunan vizyonu göstermesi önemlidir. Bu kapsamda Türkiye’de İletişim Başkanlığınca yayınlanan “Ulusal Kamu Diploma- sisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” örnek bir nitelik taşımaktadır. Eylem Planı kapsamında Türkiye, benimsediği politikalarla kültürel diplomasi anlayışını çok yönlü ve çok kanallı bir biçimde gerçek- leştirmek amacı taşımaktadır. Bu politikaları ortaya koyarak ama- ca ulaşmak için faaliyet sorumlu kültürel diplomasi komitesinin üyesi kurum ve kuruluşlar ise Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İletişim Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajan- sı (TİKA),Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı (YTB) olarak belirlenmiştir (T.C. Cumhur- başkanlığı İletişim Başkanlığı, ““Ulusal Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlandı”, Erişim 12 Mart 2022). Sonuç Kamu diplomasisinin yumuşak gücün bir unsuru olarak yaygınlaş- tığı bu dönemde iletişim teknolojisinin gelişimi de bu alanın kamu diplomasisi aracı olarak kullanımın önünü açmıştır. Eğlence, haber ve kültür içerikleri ile yayıncılık yapan medya aktörleri, aynı zaman- da kültürel diplomasi aktörleri olmaya ya da iş birliği yapılacaklar arasında olmaya doğal olarak yatkındırlar. Kültürel diplomasinin medya ile ilişkisini bu anlamda geleneksel medya başta olmak üzere, film ve dizi, sosyal medya olarak üç mecra üzerinden değerlendir- mek gereklidir. 136 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Günümüzde kültürel diplomasinin bir aracı olarak geleneksel med- ya kullanımında çok dilli uluslararası yayıncılık, tarihî ve kültürel bağları birçok coğrafyayı etkileyen büyük devletler başta olmak üzere birçok devlet tarafından yapılmaktadır. Bu iletişim kanalı tercihi genelde televizyon gibi kitle iletişim aracılığıyla olmaktaysa da radyo ve gazete aracılığıyla da daha küyerel özellikli araçlarla da olabilmektedir. Stratejik iletişimde olmazsa olmaz nitelikte olan he- def kitleye özel kanal seçimi kadar mesaj da önemli olduğundan bu mecralardaki yayınların içeriğinin özenle seçilmesi ayrıca bir öneme sahiptir. Türkiye de bu anlamda TRT özelinde BBC gibi pek çok ya- yıncı kuruluşla farklı dillerde ve özellikli yayınla uluslararası alanda rekabet eder hale gelmiştir. Kültürel yayın olarak düşünüldüğünde film ve dizilerin farklı coğraf- yalarda etki doğurduğunu görmek mümkündür. Özellikle Hollywo- od ile bilinen günümüzde Güney Kore dalgası ile devam eden popü- ler kültür içerikleriyle ülkenin bilinirliğini artırmak mümkündür. Ancak ülke tanıtımı ile ülke kültürünün tanıtımı farklı konulardır. Bu çerçevede popüler kültür içerikler dış kamuoyunu ülke hakkında yanlış algılara yönlenmesiyle sonuçlanabilmektedir. Bununla birlik- te özenle seçilmiş kültürel içeriklerin kültürel yakınlık olan ülkelerle bağı kuvvetlendirdiği de görülmektedir. Sosyal medya geniş kesimlere ulaştığı için iki yönlü kullanımı vardır. Buna göre dış kamuoyuna yönelik paylaşımlar yapılırken aynı za- manda yurt dışında yaşayan ülke vatandaşlarının diğer bir ifadeyle diasporanın da hedef kitle olarak ele alınması stratejik iletişim çerçe- vesinde gereklidir. Kültürel paylaşımlarda da sosyal medyanın aynı zamanda iletişimdeki gücü olan etkileşime açıklık göz ardı edileme- yecek bir öneme sahiptir. Verilmek istenen mesajın gittiğinin teyi- dini yorumlara dönüş ve beğeni gibi araçlarla yapmayan bir sosyal medya kullanımı tarzı ülkeler için ikinci bir geleneksel medya gibi monolog ve ondan da etkisiz bir kültürel diplomasi faaliyeti olarak görülebilir. Medya ile ilişkilerin uluslararası medya mensupları ve iletişim öğ- rencileri nezdinde yapılacak eğitimlerle, iş birlikleriyle yürütülmesi mevcut anlayış ve gelecek iş birliklerine de zemin hazırlamaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında uluslararası kamuoyuna ulaşmak için öncelikle onlara dış haberi ulaştıran kendi medyalarına ulaşmak ge- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 137 rektiğini bilerek hareket etmek öngörülü bir stratejinin sonucudur. Türkiye’de bu konuda Anadolu Ajansı ve TRT, yetişmiş ve profesyo- nel çalışan ekibiyle güçlü bir pozisyona sahiptir. Kamu Diplomasi- si Koordinatörlüğü ile başlayan süreçte BYEGM, RTÜK, TİKA, YTB, YEE gibi kamu diplomasisi aktörlerinin bu güçten hareketle yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda iletişim eğitimini hayata geçirdiği görülmektedir. Bununla birlikte medya mensuplarının uluslararası nitelikte etkileşim içinde olmasını sağlayan bu tür medya eğitimleri kültürel diplomasi açısından önemli ancak koordinasyon gerektiren bir faaliyettir. Söz konusu koordinasyon ihtiyacı medyanın kültürel yayıncılık ve içerik üretiminde de kendini göstermektedir. Güney Kore’de olduğu üzere devlet destekli bir sistematik kültürel diplomasi yürütmenin tanınırlık ve marka olmada etkili olduğu gö- rülmektedir. Bununla birlikte aynı örnekte olduğu şekilde öz kültürü yabancılayan ve bu kaygılardan uzak bir içerik üretimi ise markalaş- manın ve kültürel endüstri ihracatı faaliyetinin ötesine geçememek- tedir. Oysa daha önce de belirtildiği üzere, belirli bir toplumun değer, yargı ve kültürel birikiminin diğer bir topluma aktarılmasına kültü- rel diplomasi denilmektedir. Diğer taraftan, Rusya örneğinde olduğu üzere dünya tarih ve kültü- ründe önemli bir mirasa sahiplik edilmesine rağmen sistematik bir devlet destekli kültürel diplomasi yapılanma ve planlamasının ol- maması etkinlik açısından eksiklik oluşturmaktadır. Zira, kültürün uluslararası kamuoyunda tanıtımı için sistemli ve destekli bir sürece ihtiyaç vardır. Bunda ise medya çok daha fazla kişiye kolay ve ücret- siz olarak ulaşmasıyla daha da etkili bir araç niteliğindedir. Dolayısıyla kültürel diplomasinin etkinliğini sağlamada tarihsel ve kültürel değerlerin bir ülke için varlığının yanı sıra bu değerler üze- rinden kendini tanıtmaya yönelik her türlü iletişim ve medya aracı- nın kullanımını sağlayacak nitelikte bir devlet iradesi ve politikası- nın varlığı gerekmektedir. Türkiye ise bu anlamda hem zengin tarihî ve kültürü ile kamu diplo- masisi için önemli kaynağa hem de teknolojik altyapısı, yetişmiş in- san gücü ile medya ve iletişim alanında önemli bir endüstriye sahip bir ülke olarak kamu diplomasisi yürütmede bir başarı yaratmak için yüksek bir potansiyele sahiptir. Bunun yanı sıra Kamu Diplomasisi 138 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Koordinatörlüğü ile başlayan yapısal süreçte bu yapıyı da içine ala- cak ve daha fazla yetki ile kamunun iletişim ihtiyacını karşılayacak şekilde İletişim Başkanlığı çatısı altında bu alandaki tüm görevler toplamıştır. Başkanlık, Cumhurbaşkanlığının da iradesiyle iletişimi alışılmışın ötesinde devlet birimlerinin bir destek unsuru olmaktan çıkarıp devlet yönetim kültürünün asli unsuruna dönüştürme hede- finin bir aracı olmuştur. Bu ölçüler çerçevesinde son yıllarda Türkiye’nin kamu diplomasisi faaliyetlerinde her türlü aracı kullanma politikası önceliği çerçeve- sinde yürüttüğü faaliyetlere ek olarak kültürel diplomasiyi de ayrı şekilde ele alan Ulusal Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planının hayata geçirilmesi önemli bir örnek olarak karşımıza çık- maktadır. Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasında olduğu gibi üst dü- zeyde güçlü iş birliklerinin medya alanına da yansıması bu alanda görev yapan eş değer kurumlarda daha yoğun iş birliği yapılmasının önünü açmıştır. Bu iş birliklerinin de süreç içerisinde medya yoluyla kültürel diplomasinin gelişimine daha fazla katkı sunacağı tabiidir. Bu itibarla, “insan odaklı bakış”, “adalet duygusu”, “gönül kazanma çabası”, “hakikat yolundan ayrılmama” ve “sürekli daha ileriye” viz- yonuyla hareket eden Türkiye İletişim Modeli’nin kültürel diplomasi çalışmalarına da yansıtılmasına yönelik mekanizmaların oluşturul- duğu görülmektedir. İlerideki süreçte bu modelle birlikte koordi- nasyon içinde ve küresel çapta yapılan iş birlikleriyle hareket eden kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi aktörlerinin faaliyetlerinin diğer ülke örnekleriyle karşılaştırıldığında köklü tarih ve kültür zen- ginliği, diplomasi gücünün ve geniş gönül coğrafyasının avantajıyla Türkiye için özgü uygulama ve daha büyük başarılara neden olması muhtemeldir. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 139 Kaynakça AA / Güncel “Türkiye Medya Eğitimi Programı’nın İkinci Dönemi Sona Erdi” 22.07.2014 https://www.haberler.com/guncel/turkiye-medya-egitimi-programi-nin-i- kinci-donemi-6290109-haberi/ AA “AA Haber Akademisi 2021’de 74 ülkeden 2 bin 474 gazeteciye eğitim verdi”. Erişim 12 Mart 2022..https://www.aa.com.tr/tr/haberakademisi/egitimler/aa-haber-akademi- si-2021de-74-ulkeden-2-bin-474-gazeteciye-egitim-verdi/533135 Akcakaya, E. (2020). Kültürel Diplomasi Bağlamında Türkiye’deki Uluslararası Film Festivalleri. Yüksek Lisans Tezi. Anadolu Üniversitesi Sinema ve Televizyon Anabilim Dalı, Eskişehir AL JAZEERA “About Us” ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.aljazeera.com/about-us Alemdar, A. (2018). Kültürel Diplomasi: Almanya ve Türkiye Örneği. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı, Ankara. Alemdar, A. (2018). Kültürel diplomasi: Almanya ve Türkiye örneği. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı, Ankara Ansari, K. Y. (2019) Kültürel Diplomasi: Pakistan Örneği. Yüksek Lisans Tezi. Anka- ra Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı, Ankara. Aral, A. E. (2014). Kültür Propagandasından Kültürel Diplomasiye: British Councıl’in Türkiye’deki Faaliyetlerinin 1940-1950 ve 2005-2014 Dönemlerinde Karşılaştırmalı İncelemesi. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Halkbilimi Bilim Dalı, Ankara. Arbatli, M. S., & Kurar, İ. (2015). Türk Dizilerinin Kazak-Türk Kültürel Etkileşimine Ve Türkçenin Yaygınlaşmasına Etkisi. Electronic Turkish Studies, 10(2). Aslan, Ö, Öztekin, A. (2020). Kamu Diplomasisi Örneği Olarak RTÜK Çalıştayları: Gele- cekle İletişim Çalıştayları’na Katılan Yabancı Uyruklu Öğrenciler Üzerine Bir İnceleme. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi, 8 (2), 1437-1465. DOI: 10.19145/e-gifder.727313 Athique, A. (2019). Soft power, culture and modernity: Responses to Bollywood films in Thailand and the Philippines. International Communication Gazette, 81(5), 470-489. Baritci, F, Aydeniz, H. (2019). Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Medya: TRT World Örne- ği. Erciyes İletişim Dergisi, 6 (2), 1551-1576. DOI: 10.17680/erciyesiletisim.509054 BBC “About the BBC Mission, values and public purposes”. Erişim 12 Mart 2022. htt- ps://www.bbc.co.uk/aboutthebbc/governance/mission/ BBC “Learn About What we do”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.bbc.co.uk/aboutthebbc 140 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Becard, D. S. R., & Menechelli, P. (2019). Chinese Cultural Diplomacy: instruments in China’s strategy for international insertion in the 21st Century. Revista Brasileira de Política Internacional, 62. Bekiroğlu, O. (2019). Propaganda, Kamu Diplomasisi ve Nesnellik Sarkacında Uluslara- rası Yayıncılık: Geçişkenlik Ekseninde Bir İşlevler Dizisi. Erciyes İletişim Dergisi, 6 (1), 641-662. DOI: 10.17680/erciyesiletisim.473012 Binark, M.(2019) Kültürel Diplomasi ve Kore Dalgası “Hallyu” Güney Kore’de Sinema Endüstrisi, K-Dramalar ve K-Pop. Siyasal Kitapevi, Ankara. Bound K., Briggs R, John H. Samuel J. (2007). Cultural Diplomacy. Demos, London, UK Bulut, F. (2019). Küresel Siyasette Kültürel Diplomasinin Yeri: Türkiye’nin Durumuna Dair Tespit ve Öneriler (Politika Notu No. 2019/09). İstanbul: İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği. Bulut, F. (2019). Küresel siyasette kültürel diplomasinin yeri: Türkiye’nin durumuna dair tespit ve öneriler. Politika Notu, (2019/09). Bulut, F. (2020). Kültürün Reklamı: İngiliz ve Alman Geleneklerinde Kültür Diplomasi- si. TRT Akademi, 5 (10), 870-881. Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/trta/ issue/56639/787252 Çaylı Rahte, E. (2017). Medya ve Kültürün Küresel Akışı: Türk Dizilerinin Kosova’da Alımlanması. Millî Folklor, Yıl 29, Sayı 114, 66-78. Çömlekçi, M. (2019). Dıjıtalleşen Diplomasi ve Sosyal Medya Kullanımı: Büyükelçilik Facebook Hesapları Üzerine Bir Araştırma. Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 8 (1), 1-13. Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/ klujfeas/issue/40803/492240 Eren, E. (2019). Medya Diplomasisi Aktörü Olarak TRT ve Balkanlardaki Örnek Faali- yetleri. TRT Akademi, 4 (7), 26-41. Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/trta/ issue/42992/485165 Gökhan Varan, Şeref Yılmaz Topbaş, YTB’den AA ve TRT iş birliğinde ‘Asya Pasifik Online Medya Akademisi’ eğitimi https://www.turkkon.org/tr/isbirligi-alanlari/medya-ve-enformasyon_8/bakanlarcalis- ma-grubu-toplantilari_31 Hurriyet.com.tr, “Uluslararası festivallerde başarı kazanmış 10 Türk filmi”, Aralık 03 Aralık 2018, ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.hurriyet.com.tr/galeri-uluslararasi-fes- tivallerde-basari-kazanmis-10-turk-filmi-41038951 Isar, Y. R. (2017). Cultural diplomacy: India does it differently. International journal of cultural policy, 23(6), 705-716. Jora, L. (2013). New practices and trends in cultural diplomacy. Romanian review of political sciences and international relations, 10(1), 43-52. Kalınca, Ş.(2020) İdeoloji Bağlamında Türkiye’deki Film Festivalleri. Yüksek Lisans Te- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 141 zi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalı Sinema Bilim Dalı, İstanbul. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü, 2010/3 Başbakanlık Genelgesi, T.C. Resmî Gazete, 27478, 30 Ocak 2010. Kaymas, S. (2015). Türkiye’nin Avrupalılaşma Süreci ve Diplomasi Muhabirleri: Dip- lomasi Muhabirleri Türkiye’nin Avrupalılaşması Üzerine Nasıl Bir Katkı Sunabilirler. Intermedia International E-journal, 2 (1), 235-264. Retrieved from https://dergipark. org.tr/en/pub/intermedia/issue/8644/107916 Korkmaz, A. ve Böyük, M. (2019). “Sosyal Medya Ortamlarının Diplomasi İletişiminde Kullanımı: Weibo Sosyal Medya Platformu Örneği”. Simetrik İletişim Araştırmaları Dergisi. 1 (1): 37-47. Lie, J. (2012). What is the K in K-pop? South Korean popular music, the culture in- dustry, and national identity. Korea observer, 43(3), 339-363. Mahapatra, D. A. (2016). From a latent to a ‘strong’soft power? The evolution of India’s cultural diplomacy. Palgrave Communications, 2(1), 1-11. Mammadov, Vasif (2019) Medya, Sanat ve Dil Üçgeni: Eurovision Şarkı Yarışmasında Ortak Kültürün Oylama Davranışına Etkisi (1998-2016). Yüksek Lisans Tezi. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı, Sakarya. Norrman, K. E. (2013).Definitions, Ideas, Visions and Challenges for Cultural Dip- lomacy. E-International Relations. JAN 3 2013 ISSN 2053-8626 https://www.e-ir. info/2013/01/03/definitions-ideas-visions-and-challenges-for-cultural-diplomacy/ Orhun Öz, Z.(2021) Türk Dış Politikası Zemininde Kültürel Diplomasi: Kuram, Araç ve Uygulama. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Kırşehir. Ökmen, Y. E. ve Göksu, O. (2019). Kültürel Diplomasi Bağlamında Türk Dizilerinin İhracatı ve Kültür Aktarımına Katkısı: ‘Diriliş Ertuğrul’ Örneği. Ed. Oğuz Göksu. Kamu Diplomasisinde Yeni Yönelimler (s. 247-291). Konya: Litertaütk Academia. Özarslan, K. (2020). Ülke Markalaması Bağlamında Uluslararası Basında Türk Dizileri Ve Türkiye İmajı. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 22(1), 215-238. Özkan, A. (2015) 21. Yüzyılın Stratejik Vizyonu Kamu Diplomasisi ve Türkiye’nin Kamu Diplomasisi İmkânları. Stratejik Rapor:70, TASAM Kamu Diplomasisi Enstitüsü, Ankara. Pajtınka, E. 2014. Cultural Diplomacy in the Theory and Practice of Contemporary Inter- national Relations. In Politické vedy. [online]. Roč. 17, č. 4, 2014. ISSN 1335 – 2741, s. 95-108. Palit, P. S. (2018) India’s Use of Social Media in Public Diplomacy. Public Diplomacy of Rising and Regional Powers, Volume 3, Issue 3, Dec., 151-171 Peichi, C. (2013). Co-creating Korean wave in Southeast Asia: Digital convergence and Asia’s media regionalization. Journal of Creative Communications, 8(2-3), 193-208. 142 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Ruslan S. Muhametov, “Kul’tura Kak İnstrument Vneshney Politiki Rossii” (The Culture an İnstrument of the Russian Foreing Policy), http://journals.urfu.ru/ index. php/Izvestia1/article/view/607, (15.06.2015).Den Aktaran: Halidov, İ. (2014). Rusya’nın Yumuşak Güç Araçları. Avrasya İncelemeleri Dergisi, 3(1), 37-75. Sf 51de Ryniejska–Kiełdanowicz, M. (2009). Cultural diplomacy as a form of international communication. Institute for Public Relations. http://www. instituteforpr. org/wp-con- tent/uploads/Ryniejska_Kieldanowicz. pdf (accessed in 2/11/2014). Sak, E, ve Adılbekova, K. (2016). Rusya ve Kültürel Diplomasisi. Barış Araştırmaları ve Çatışma Çözümleri Dergisi, 3 (1), 42-84. Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/ yalovabaccd/issue/21781/234064 Sancar, G. (2017). Turizm Diplomasisi Kapsamında Yer Markalama: Turkey Home Kampanya Analizi. Selçuk İletişim, 9 (4), 89-108. Retrieved from https://dergipark.org. tr/en/pub/josc/issue/27540/289731 Schneider, C. P. (2009). The unrealized potential of cultural diplomacy:“best practices” and what could be, if only…. The journal of arts management, law, and society, 39(4), 260-279. Seyidov, İ, Artan Özoran, B. (2021). Dijital Diplomaside Instagram Aracılığıyla Sosyal Medya Fenomenlerinin Kullanımı: Troya Ören Yeri Örneği. Galatasaray Üniversitesi İletişim Dergisi, İleti-ş-im Özel Sayı: 6, 139-160. DOI: 10.16878/gsuilet.867937 Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun (2004), T. C. Resmi Gazete, 25529, 21 Temmuz 2004. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ““Ulusal Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlandı”, 06 07 2021”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim. gov.tr/turkce/haberler/detay/ulusal-kamu-diplomasisi-strateji-belgesi-ve-eylem-pla- ni-hazirlandi T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ““Ulusal Kamu Diplomasisi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlandı””. ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/ haberler/detay/ulusal-kamu-diplomasisi-strateji-belgesi-ve-eylem-plani-hazirlandi T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, çeviride söylem birliğini sağlamak üzere, “Kamu Terim Bankası” “projesini hayata ge- çirdi”, 13.03.2021 ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/duyurular/ detay/cumhurbaskanligi-iletisim-baskanligi-ceviride-soylem-birligini-saglamak-uze- re-kamu-terim-bankasi-projesini-hayata-gecirdi T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle Türkiye’de yerleşik uluslararası medya mensupla- rına yönelik çevrim içi Türkçe kursu başlattı”, 20.04.2021 https://www.iletisim.gov.tr/ turkce/duyurular/detay/cumhurbaskanligi-iletisim-baskanligi-yunus-emre-enstitu- su-is-birligiyle-turkiyede-yerlesik-uluslararasi-medya-mensuplarina-yonelik-cevrim-i- ci-turkce-kursu-baslatti2004 KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 143 T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Londra’da Akdamar Kilisesi Fotoğraf Sergisi açıldı”, 03.12.2019 https://www.iletisim.gov.tr/turkce/duyurular/detay/londra- da-akdamar-kilisesi-fotograf-sergisi-acildi-03-12-2019 T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türk Konseyi, “Medya Forumu” ile İstan- bul’da buluştu”, 20.10.2021”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/ duyurular/detay/turk-konseyi-medya-forumu-ile-istanbulda-bulusacak2010 T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye ile Azerbaycan Ortak Medya Platformu için imzalar yarın atılıyor” ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim.gov. tr/turkce/stratejik_iletisim_calismalari/detaylar/turkiye-ile-azerbaycan-ortak-med- ya-platformu-icin-imzalar-yarin-atiliyor T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Yabancılar kendi dillerinde Türkiye’yi anlattı”, 27.11.2019”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/duyurular/ detay/yabancilar-kendi-dillerinde-turkiyeyi-anlatti-17-11-2019 T.C. Dışişleri Bakanlığı (2019) Kültürel Diplomasi/Cultural Diplomacy, TKGM Prestij Kitabı https://www.mfa.gov.tr/site_media/html/TKGM-Prestij-Kitab%C4%B1-R1.pdf T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (2018), 2019-2023 Stratejik Plan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı “Türkiye’deki Uluslararası Film Festivalleri”. Erişim 12 Mart 2022. https://sinema.ktb.gov.tr/TR-145428/turkiye39deki-uluslarasi-film-festival- leri.html Temina, A. (2019). Cezayir’de izlenen Türk Dizilerinin Türkiye Algısına Etkisi. Yüksek Lisans Tezi. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon ve Sine- ma Ana Bilim Dalı Temir, E. (2020). Orta Asya’da Rusya’nın Kültürel İletişim ve Kültürel Diplomasi Faaliyetleri: Rossotrudniçestvo. Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi Özel Sayı, 167-177. DOI: 10.33692/avrasyad.831618 TİKA | 2021 Yılı İdare Faaliyet Raporu TRT “Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı” “http://www.trtvotworld.com/ ”. Erişim 12 Mart 2022. TRT AVAZ “Arnavutluk’ta “Medya Akademisi” başladı” 06 Aralık 2021”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/arnavutlukta-medya-akademi- si-basladi/61ae2ab301a30a47a4c46fbd TRT AVAZ “Hakkımızda” 2017, ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.trtavaz.com.tr/ hakkimizda TRT Haber “Tiran’da ‘Medya Akademisi’ başladı” 6 Aralık 2021”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.trthaber.com/haber/egitim/tiranda-medya-akademisi-basladi-633321. html TRT Haber “TRT’den Azerbaycan’da habercilik eğitimi”, 7 Mart 2022”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.trthaber.com/haber/dunya/trtden-azerbaycanda-habercilik-egiti- mi-661528.html 144 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TRT World,” Our Story” 2022, ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.trtworld.com/about TRT-Faaliyet Raporu, 2020 ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.trt.net.tr/kurum- sal/2020/#giris Türk Devletleri Teşkilatı, “Bakanlar/Çalışma Grubu Toplantıları” 28.01.2021”. Erişim 12 Mart 2022. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) “Balkan Gazetecileri Yeni Medya Eğitimini Tamamladı” ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.tika.gov.tr/tr/haber/ balkan_gazetecileri_yeni_medya_egitimini_tamamladi-68328 Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED)(2022, Şubat) Uluslararası Medya Akademisi (Broşür). https://mobile.twitter.com/medyaumed Xu, L. I. A. N. G. (2014). Cultural Diplomacy and Social Capital in China. UK: Lancaster. Yağmurlu, A. (2019). Kültürel diplomasi: kuram ve pratikteki çerçevesi. Selçuk İletişim, 12(2), 1210-1238. Yanardağlu, E. (2014). Uluslararası İletişim ve Kamu Diplomasisi: BBC Dünya Servisi Haber Merkezi Örneği, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi - Sayı 38 / Bahar 2014,116-132 Yazar, F. (2020). Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Türk Dizi Sektörünün Değerlen- dirilmesi. Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4 (3) , 529-541. DOI: 10.30692/ sisad.778862 Yazar, F. (2020). Kamu Diplomasisi Aracı Olarak Türk Dizi Sektörünün Değerlendiril- mesi. Stratejik Ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 4(3), 529-541. Yıldırım, G. (2015). Türkiye Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü’nün Faaliyetlerinin Kültürel Diplomasi Bağlamında İncelenmesi. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Araştırmaları Dergisi, 5 (1), 2-24. Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/e-kiad/ issue/49300/629719 Yunus Emre Enstitüsü (2015), Yunus Emre Bülteni, Ankara. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “2. Türk Diasporası Medya Ödülleri’ne Başvurular Başlıyor”, Erişim 12 Mart 2022. https://www.ytb.gov.tr/duyuru- lar/2-turk-diasporasi-medya-odullerine-basvurular-basliyor Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Afrika Medya Temsilcileri Eğitim Programı II (AFMED II)” Erişim 12 Mart 2022. https://www.ytb.gov.tr/duyurular/ afrika-medya-temsilcileri-egitim-programi-ii-afmed-ii Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Ortadoğu Medya Temsilcile- ri Eğitim Programı (ORMED) ”. Erişim 12 Mart 2022. “https://www.ytb.gov.tr/duyurular/ ortadogu-medya-temsilcileri-egitim-programi-ormed Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Rohingya Online Medya Eği- tim Programı” ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.ytb.gov.tr/duyurular/rohingya-onli- ne-medya-egitim-programi KÜLTÜREL DIPLOMASI VE MEDYA | 145 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Uluslararası Öğrenciler Med- ya Akademisi Tamamlandı”, 06 Aralık 2021”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.ytb.gov. tr/haberler/uluslararasi-ogrenciler-medya-akademisi-tamamlandi Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “Uluslararası Genç İletişimci- ler 23-24 Kasım’da Ankara’da Buluşuyor” ”. Erişim 12 Mart 2022.https://www.ytb.gov.tr/ duyurular/uluslararasi-genc-iletisimciler-23-24-kasimda-ankarada-bulusuyor Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “YTB Online Medya Akade- misi” ”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.ytb.gov.tr/duyurular/ytb-online-medya-aka- demisi Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) “YTB’den AA ve TRT iş birliğinde ‘Asya Pasifik Online Medya Akademisi’ eğitimi”, 05.06.2021”. Erişim 12 Mart 2022. https://www.aa.com.tr/tr/egitim/ytbden-aa-ve-trt-is-birliginde-asya-pasifik-onli- ne-medya-akademisi-egitimi/2264629 Zaharna, R. S., & Rugh, A. W. A. (2012). Issue theme: The use of social media in US public diplomacy. Global Media Journal, 12(21), 1. 146 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 147 Kültürel Diplomasi ve Akademi 0 5 148 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 149 C oğunlukla dost çevreleri olarak ortaya çıkan örgütlü ve örgütsüz topluluklar ya zamanla akademi gibi yapılar ha- line dönüşerek kurumsallaşmışlar yahut mason locaları gibi hâlihazırda örgütlü halde olan yapıların desteğini ar- kalarına almışlardır. Akademiler ve cemiyetler başta olmak üzere, zamanla örgütlü hale gelen bu yapılar hızlı bir şekilde büyümüştür. Örneğin Almanya’da 18’inci yüzyılın başında sadece iki olan akademi sayısı yüzyıl sonunda bir düzineye yükselmiştir (Altun, 2021, s. 370). Platon’un Atina yakınlarındaki Akademos bahçesinde kurduğu Aka- demia isimli okula kadar uzanan akademi ile eş anlamlı olarak “üni- versite” sözcüğü de kullanılabilmektedir (Aydın, 2016, s. 1). Bu da akademinin çoğunlukla üniversitelerden oluştuğunu doğrulamakta- dır. 21’inci yüzyılda artık doğrudan toplumsal hayatın içerisinde yer alan ve onu şekillendiren bir kurumsal yapıya dönüşen akademinin bu denli güçlenmesi, onu kamu diplomasisi ve kültürel diplomasisi- nin de önemli bir enstrümanı haline getirmiştir. Kültürel diplomasi son yıllarda küresel çapta önemi artan kamu dip- lomasisinin alt başlıklarından biridir. Ülkeler, küresel diplomasinin 21’inci yüzyılda artan önemine bağlı olarak kurumsal düzenlemeler yapmaktadırlar. Türkiye’de de Dışişleri Bakanlığının kurumsal yapı- lanması içerisinde Kültürel Diplomasi Genel Müdür Yardımcılığı bu- K ü l t ü r e l D i p l o m a s i v e A k a d e m i 0 5 Giriş 1 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı. 2 Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi. Zakir Avşar 1 Serhan Koyuncu 2 150 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM lunmaktadır. Dünyadaki örneklere bakıldığında, kültürel diplomasi ça- lışmalarının genel olarak dışişleri bakanlıkları çatısı altında koordine edildiği görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 2019 yılında yayımlanan Kültürel Diplomasi isimli kita- bın ön sözünde, “Günümüz dünyasında kültür ve tanıtım faaliyetleri, diplomasinin mutlak unsurları arasında yer almakta” diyerek kültürel diplomasinin önemine dikkat çekmiştir (Çavuşoğlu, 2019, s. 2). Bir ül- kenin sahip olduğu kültürel kodlar, o ülkenin kamu diplomasisi pratik- lerini belirlemektedir. Uluslararası ilişkileri daha karmaşık hale getiren küreselleşmenin etkisi doğrultusunda, geleneksel diplomasi ile birlikte kültürel diplomasi de uluslararası toplumu etkileyebilen ve yönlendi- rebilen bir yaklaşım haline gelmiştir (Kalın, 2011). Paschalidis kültürel diplomasi kavramının 1870’lerde ortaya çıkan bir kavram olduğunu ileri sürmektedir. Bu kapsamda, ulusal dille- rin ve kültürlerin yayılması amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar ve başvurulan yöntemler kültürel diplomasinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Paschalidis, 2009, s. 277). Kültürel diplomasi kavramı bu tarihten 2000’li yıllara dek farklı süreçlerden geçmiş, dönemsel değişimler göstermiş ve çeşitli yumuşak güç araçlarını kullanarak uygulamalarda bulunmuştur. Medya ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler de kültürel diplomasiye hızlı şekilde adapte edilmiş, önce geleneksel medya, daha sonra radyo ve televizyon, 21’inci yüzyılda ise dijital medya birer araç olarak kullanılagelmiştir. Dizi film ve si- nema sektörü, dijital platformların da katkısı ile kültürel diplomasi alanı haline gelmiştir. Bunların yanı sıra üniversiteler ve akademik programlar da kültürel diplomasinin önemli bileşenleri olarak rol üstlenmeye başlamışlardır. Kültür “Kültür” sözcüğü Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araç- ların bütünü, hars, ekin” şeklinde tanımlanmıştır (TDK, 2021). Bazı çalışmalarda milattan önce Çiçero ve Horatius tarafından bugünkü anlamına yakın bir anlamda kullanıldığı belirtilen “kültür” sözcüğü, Fransızcada “tarlalara ve çiftlik hayvanlarına yapılan bakım” anla- mında kullanılmış; zaman içerisinde dönüşüm geçirerek 18’inci yüz- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 151 yılda “zekânın formasyonu ve eğitimi” anlamında kullanılmaya baş- lamıştır (Cuche, 2004). Dilbilim alanındaki bazı bilim insanları da “kültür” sözcüğünün Latincede “toprak kültürü” anlamında kullanı- lan “edere-cultura” kelimesinden geldiğini belirtmektedirler (Meju- yev, 1987, s. 22). “Kültür” sözcüğü 15’inci yüzyılın başında İngilizceye “culture” şeklinde geçmiş ve çiftçilik, tarımsal gelişimin izlenmesi gibi anlamlarda kullanılmıştır. 16’ncı yüzyıldan itibaren kelimenin anlamı insan gelişimini de içine alacak biçimde genişlemiştir. An- cak kelimedeki en can alıcı değişim, anlamına yüklenen soyut kav- ramlardan sonra gerçekleşmiştir. Anlamsal olarak genişleyen “kül- tür” kavramının gelişmesinde Aydınlanma Dönemi etkili olmuştur. Bu dönemden itibaren kültür sözcüğü ile birlikte eş anlamlı olarak uygarlık (civilization) sözcüğü de kullanılmıştır (Williams, 2005, s. 106-107). Kültür; insanın öğrendiği ve içselleştirdiği sanat, yetenek, inanç, beceri ve alışkanlıkların tümünü kapsayan karmaşık bir yapı- ya sahiptir (Tylor, 2016). Ziya Gökalp, “kültür” sözcüğünün iki farklı anlama sahip olduğunu belirtmiştir. Bu iki anlam “hars” ve “tehzib” kelimeleri ile tercüme edilmiştir. Gökalp’e göre hars demokratik, tehzib ise aristokratik bir nitelik taşır. Hars halkın ananelerinden, edebiyatından, musikisin- den, ahlakından ve iktisadi ürünlerini kapsar. Tehzib ise sadece yük- sek eğitimli, gerçek aydınlara ait bir kavramdır (Gökalp, 2014, s. 10). Cemil Meriç ise Fransızca “culture” kelimesinin karşılığı olarak “ir- fan”, Amerikan İngilizcesine ait “culture” kelimesinin karşılığı olarak “medeniyet” kavramının kullanılmasını tercih etmiştir (Meriç, 1986, s. 15). Bununla birlikte, kültür ve medeniyet arasındaki farka dair açıklamayı Thurnwald’ın net bir şekilde yaptığı görülmektedir. Thur- nwald’a göre medeniyet, teknik donanım ve bilgidir. Kültür ise bir toplumsal gruptaki sosyal ilişkilerin yapısı, sahip olunan zihniyet ve değerlerdir. Bireyin bir arada yaşama sürecinde oluşan geleneklerin, adetlerin, kurumların ve fikirlerin meydana getirdiği sistem “kültür” şeklinde tanımlanabilir. Kültür, toplumun yaşama ve hayatı değerlen- dirme biçimidir (Thurnwald, 1936, s. 387-395). Bu ikiliğin dışında, kül- tür sözcüğünün pek çok tanımı bulunmaktadır. Kültür, bireyle başla- yıp sonlanan değil, sürekliliği olan bir süreçtir (Köktürk, 2015, s. 249). Kültür, bir toplumsal grubun yaşam biçimini, davranış ve düşünce tarzını oluşturmakta; bunun yanında insanın doğa, teknik ve sanat- sal üretimle ilişkisinde belirleyicidir. Gündelik yaşamdaki toplumsal 152 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ve bireysel etkileşimlerden oluşan kültür, toplumsal kurallar ve kod- lar aracılığıyla davranış biçimleri üzerinde etkili olmaktadır (Bourse & Yücel, 2017, s. 135-141). Kültür kavramının farklı kullanımlarının ve bununla ilişkili olarak kavrama dair tam bir fikir birliği sağlanama- masında, erken dönemlerdeki arayışlar ve farklı yaklaşımlar belir- leyici olmuştur. Williams’a göre (1993, s. 11-12) öncelikle ağırlık, top- lumun kültürel etkinliklerinde kendini bulan hayat tarzının kurucu nitelikteki ruhuna kaymıştır. Daha sonra ise çeşitli sanatsal etkinlik- lerle sınırları keskin hatlarla çizilebilen kültür aslında diğer toplum- sal etkinlikler tarafından kurulan sosyal düzenin direkt ya da dolaylı bir ürünü olarak kabul edilmiştir. İdealist ve materyalist yaklaşım farkları kültürel üretimler ve sosyal hayatın farklı yönleri arasındaki ilişkilerin incelenmesini gerekli kılmaktadır. Yeni yaklaşım bu görü- şe zıt bir şekilde, kültürel faaliyetlerin toplumsal düzenin basit birer çıktısı değil, tam tersi, söz konusu toplumsal düzenin oluşmasında rol alan temel öğeler olduğuna atıfta bulunmaktadır. Toplumsal dü- zen, kaçınılmaz bir şekilde bu sistem içerisinden tekrar üretilmekte, yaşanmakta ve anlaşılmaktadır. Bu bakış açısı ile kültürün belirgin ve genel bir hayat tarzına atıfta bulunan antropolojik ve sosyolojik anlamının yanında, sanatsal ve düşünsel faaliyetlere işaret eden da- ha yaygın anlamları arasında ilişki kurulabilir (Williams, 1993). “Kültür” kavramı bireyin veya toplumun gelişimi dikkate alındığın- da farklı çağrışımlar yaratmaktadır. Bireyin kültürü, içinde yer aldığı topluluk ya da grubun kültürü ile yakından ilişkilidir. Bireyin birlik- te yaşadığı topluluk ve grubun kültürü de bir üyesi olduğu topluma dayanmaktadır. Buradan hareketle, bireyin kültürünün toplumun kültürü olduğu ve terim olarak kültürün öncelikle toplum ile ilintili bir şekilde incelenmesi gerektiği söylenebilir (Eliot, 1962, s. 21). Eti- molojik açıdan değerlendirildiğinde de “kültür” kavramını açıklayan tanımlar altı grupta toplanabilir (Smith, 2001, s. 2-3): 1. Kültürün betimsel tanımı: Kültür, bu tanımda sosyal hayatı oluşturan önemli bir olgu olarak görülmekte ve kültürü oluştu- ran alanlar betimlenmektedir. Tylor’ın 1871 yılında yaptığı ta- nımda kültür ya da uygarlık kavramları kullanılırken inanç, bilgi, kanun, gelenek, ahlak ve sanat kapsanmaktadır. 2. Kültürün tarihsel tanımı: Bu tanım, kültürü nesilden nesile ak- tarılan bir miras olarak kabul etmektedir. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 153 3. Kültürün kuralcı tanımı: Bu yaklaşımda kültür, bireyin davra- nışlarında belirleyici olan kurallar bütünü olarak ve davranışlara atıfta bulunmaksızın değer yargılarının insan hayatındaki rolü üzerinde durulmaktadır. 4. Kültürün psikolojik tanımı: Bu tanımda kültür, insanlar ara- sında iletişim kurulmasında, bireysel öğrenmede ve bireyin duy- gusal ihtiyaçlarını karşılamasında yardımcı bir araç olarak görül- mektedir. 5. Kültürün yapısalcı tanımı: Bu tanım, kültürün kolayca ayırt edilebilen nitelikleri arasındaki ilişkiler bütününü vurgulamak- tadır. Bu tanıma göre kültür soyut bir kavramdır ve insan davra- nışlarından farklı bir konuma sahiptir. 6. Kültürün genetik tanımı: Kültürün nasıl var olduğunu irde- leyen bu tanım, zaman içerisinde kültürel varlığın nasıl sürdü- rüldüğünü açıklamaya çalışmaktadır. Bu yaklaşıma göre kültür, insanlar arasında nesiller boyu devam eden etkileşimin bir ürü- nüdür. Farklı disipliner yaklaşımlar kültür kavramına farklı açılardan açık- lamalar getirmiştir. Bununla birlikte kültür, belli bir tanım içine alınamayacak genişlikte kavramdır. Bu nedenle herkes tarafından üzerinde uzlaşılabilecek bir tanımın ortaya konabilmesi güçtür. Di- ğer yandan, insan tarafından üretilen her değer ve ürün bütünsel bir şekilde kültürü oluşturmaktadır. Kültür kavramının bu çok yönlülü- ğü karşısında, bahsedilen tanımlar ortak yönlere atıfta bulunan ta- nımlardır. Bu konudaki her bir tanım, içerisinde yer alınan disiplin ve yaşama şekli, tasarlanan tanımın içeriğini belirlemenin yanı sı- ra sınırlarını da çizmektedir. Kültür konusu, bireylerin varlığını ve tüm etkinlik alanlarını içine alan bir nitelik taşımaktadır. Yapılan tanımlar ve geliştirilen açıklamalar, bu konunun farklı taraflarının fark edilmesi gibi bir fayda da sağlamaktadır. Bu ise aslında kültür kavramının tanımının daha da karmaşık bir yapıya bürünmesine yol açmaktadır (Çeçen, 1984, s. 10). Kültür öğrenilen bir olgudur; tarih- selliği vardır; toplumsaldır ve süreklilik taşır. İdeal veya idealleştiril- miş kuralların oluşturduğu bir sistemdir. Kültür ihtiyaçları karşılar, bütünleştiricidir, değişime açıktır ve doyum sağlayıcıdır (Güvenç, 1994, s. 101-104). 154 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Diplomasi Diplomasi kavramı Türk Dil Kurumu sözlüğünde “uluslararası iliş- kileri düzenleyen antlaşmalar bütünü” şeklinde tanımlanmıştır. Bu- nunla birlikte literatürde diplomasi terimi ile ilgili pek çok tanıma rastlanmaktadır. Örneğin, Yılmaz (2012, s. 190) diplomasiyi, “hükû- metler arasında var olan resmî ilişkilerin yürütülmesinde uygulanan zekâ ve zarafet” olarak tanımlarken Griffiths ve arkadaşları (2014, s. 80), “başka bir ülke üzerinde, müzakere önceliğine dayanan nüfuz etme hareketi” şeklinde bir tanımlama yapmaktadırlar. Diplomasi, bir uluslararası ilişkiler aracıdır, sıcak savaşın olmadığı bir yöntem- dir. Oxford sözlüğüne göre diplomasi, ülkeler arasındaki ilişkilerin ülkelerin yurt dışındaki temsilcileri aracılığıyla gerçekleştirilmesidir (Crowther, 1995, s. 147). Tuncer’e (1991, s. 1) göre ise devletler arasın- daki ilişkilerin görüşmeler yoluyla yürütülmesidir. Ülkeler arasında gerekli diyalog için resmî iletişim kanallarının açık tutulması gerekir. Çünkü diplomasi, devletler sisteminin üyelerinin kullandığı resmî iletişim kanalları yolu ile çalışır (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 1). İletişimin diplomaside stratejik bir konumu bulunmaktadır. Diplomasi bir iletişim eylemidir. Diplomasi, uluslararası ilişkiler ala- nında ilişkilerin müzakereler yolu ile yapılmasıdır. Daha genel bir ifade ile söylemek gerekirse ilişkilerin barışçıl düzlemde yürütülme- sidir (Murty, 1989, s. 1). Diplomasi sözcüğü, köken olarak Eski Yunancada “ikiye katlamak” anlamına gelen “diploma” kelimesine kadar uzanmaktadır. Antik Yu- nan’da ve Roma İmparatorluğu’nda devlete ait bütün resmî belgelere ve diğer bazı belgelere katlanış biçimlerinden esinlenilerek “diplo- ma” adı verilmiştir. Diplomasi terimi, 18’inci yüzyıla varıncaya dek bu belgeleri irdeleyen bilime verilen bir addır. Diğer bir ifade ile dip- lomasi, 18’inci yüzyıl öncesinde arşiv belgelerinin korunması, dev- letler arasında imzalanan antlaşma ve sözleşmelerin incelenmesi ve tarihlerinin irdelenmesi bilimi anlamında kullanılmıştır. Diplomasi kavramının günümüzdeki anlamı ile kullanılmaya başlaması ise an- cak 18’inci yüzyılın sonlarında mümkün olmuştur (Tuncer, 2009, s. 19). Bununla birlikte, Antik Yunan’dan başlayarak da devletlerin bir- birlerine geçici elçiler gönderdiği bilinmektedir. Ülkeler arasındaki ilişkilerin, tayin edilen sürekli elçiler vasıtasıyla yürütülmesi niteliğini taşıyan modern diplomasi anlayışı 15’inci yüz- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 155 yılda İtalyan şehir devletlerinde ortaya çıkmıştır. 1815 yılındaki Vi- yana Kongresi, Avrupa’da geçerli olan kamu hukukunun uluslararası hukuka uyarlanmasında ve diplomasinin kurallarının yerleşik hale gelmesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Çoğunlukla kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar şeklinde bir algıya da sahip olan diplomasi kavramı, 20’nci yüzyılın başlarından itibaren hem nitelik hem de yöntem olarak değişime uğramaya başlamıştır. ABD Başkanı Wilson, 1919’da düzenlenen Paris Konferansı’nda Avrupalı devletlere “açık diplomasi” ilkesini kabul ettirmeye çalışmış. Ancak bu ilkenin kâğıt üzerinde kalması ve uygulanamaması dünyayı yeni ve büyük bir savaşa sürüklemiştir. Machiavelli’den başlayarak Kissinger’a dek diplomasi olgusunun tarihsel gelişimi içerisinde önemli katkılar sağlamış isimlere bu bö- lümde değinmek gerekmektedir. Floransa’da 1469 yılında dünyaya gelen Niccolò Machiavelli, İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Diplomasi pratiklerine rağmen daha çok politika teorisi ile tanınmaktadır (Berridge, Ke- ens-Soper, & Otte, 2001, s. 7). Fakat kariyeri ve yaşadığı dönem iti- barıyla diplomasi alanında farklı fikirler üretmeyi tercih etmiştir. Floransa’nın siyasi yaşamı içerisinde 200 yıldır aktif şekilde yer alan bir aileye mensup olan Machiavelli, 29 yaşında Cumhuriyet’in “İkinci Şansölyesi” olarak atanmış ve Cumhuriyet’i temsilen sıklıkla farklı ülkelere giderek diplomatik görevler yerine getirmiştir. Bu şekilde hayatının büyük bir bölümünü diplomat olarak geçirmiştir. Machi- avelli’nin Aristo ve İbni Sina’nın katı bilimsel metodunu siyasette uygulayan ilk Batılı kuramcı olduğu iddia edilmektedir. Machiavel- li, pek çok eser de kaleme almış bir diplomattır. En önemli eserleri arasında “Prens”, “Titus Livy’nin İlk On Kitabı Üzerine Söylemler” ve “Floransa’nın Tarihî” bulunmaktadır (İskit, 2007, s. 21-22). Diplomasi literatürü içerisinde Francesco Guicciardini’den de bah- setmek yerinde olacaktır. Guicciardini de Machiavelli gibi Floran- sa’da dünyaya gelmiştir. 1483 yılında doğan Guicciardini, Machiavelli gibi asil bir aile mensubudur. Floransa Cumhuriyeti’nin yöneticisi Signoria tarafından 1512 yılında İspanya’ya büyükelçi olarak gönde- rilmiştir. İspanya iki yıl sonra Floransa Cumhuriyeti’ni yıktıktan ve Mediciler’i iktidara getirdikten sonra şehir Papa’nın nüfuzuna gir- miştir. Bunun üzerine Guicciardini, Papa X. Leo tarafından 1516’de Modena Valisi olarak görevlendirilmiştir. Guicciardini, diplomasi 156 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM konusunda kaleme aldığı eserlerinde prensler ile elçiler arasındaki ilişkileri irdelemiştir. Guicciardini’ye göre prensin değeri görevlen- dirdiği elçiler ile ölçülür. Devlet çıkarı, uluslararası ilişkilerde mut- lak bir şekilde belirleyicidir. Ancak, güven çıkardan çok daha önemli bir olgudur. Ona göre, güç dengesinin gerekleri diplomatik pratikle- re de yansıtılmalıdır. Guicciardini’nin bu yaklaşım biçimi modern diplomatik teoriye çok yakındır (İskit, 2007, s. 24-25). Guicciardini, diplomasi alanında “müzakere teorisi”ni geliştirerek uluslararası ilişkilerde müzakerenin önemine değinmiş; ülkeler arasındaki so- runlarda herhangi bir çözüm yolu bulunamadığında müzakere yolu ile problemin mümkün olduğunca ertelenmesinin ve ötelenmesinin en mantıklı yöntem olduğunu ileri sürmüş; uygun zamanın beklen- mesi gerektiğinin altını çizmiştir. Guicciardini’nin dünya çapında en çok tanınan eseri “İtalya Tarihî”dir (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 33-39). Dünya literatüründe önemli bir yere sahip olan bir diğer diplomat Hugo Grotius’tur. Grotius, Hollanda’nın Delft şehrinde 1583 yılında dünyaya gelmiştir. Diplomasi, Grotius için uyuşmazlıkların barış ve güven yolu ile çözülmesinde bir araç olarak çok önemli bir konuma sahiptir (İskit, 2007, s. 25-27). Grotius’a göre, uluslararası ilişkilerde karşılaşılan problemlerin çözümünde belirleyici üç yöntem bulun- maktadır. Bunlar: toplantı ve müzakere, taviz verilerek uzlaşı sağlan- ması, kura çekilmesi veya düellodur (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 53). Grotius “uluslararası toplum” kavramını ilk kullanan diplomatlardan biridir. Ona göre uluslararası toplum, ülkelerin uy- maları gereken kurallar etrafında birleşen bir devletler topluluğudur. Tüm insanlar ve milletler bu uluslararası hukuka üyedir ve uluslara- rası toplumu bu yazılı anlaşmalar bir arada tutmaktadır. Grotius’un en önemli eserleri; denizlerin herkese açık olması gerektiğine yöne- lik fikirlerinin yer aldığı “Mare Liberum” (Açık Deniz) ile diplomatik hukuk alanındaki düşüncelerini kaleme aldığı “De Jure Belli ac Pa- cis Libri Tres”tir (Savaş ve Barış Hukuku Hakkında Üç Kitap) (İskit, 2007, s. 25-27). İrdelenmesi ve üzerinde durulması gereken bir diğer önemli diplo- mat ve devlet adamı Armand Jean du Plessis de Richelieu’dur. Riche- lieu 1585 yılında Paris’te dünyaya gelmiştir. 1622 yılında kardinalliğe yükselen, 1624’te ise XIIX. Louis’in başbakanlığına atanan Richelieu, başbakanlığı sırasında önemli diplomatik tecrübeler kazanmıştır. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 157 Richelieu, elde ettiği tecrübeler sayesinde uluslararası ilişkilerde savaşın en son başvurulması gereken yöntem olduğunu belirtmiş- tir. Richelieu’ya göre uluslararası ilişkilerde diplomasi veya sürekli müzakere, temel yöntem olarak kabul edilmelidir. Richelieu, Guic- cardini’den farklı olarak, “uygun zaman” dışında bile müzakerenin aktif bir şekilde uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Ona göre müzakere, merkezde bulunan tek bir irade tarafından yönetilmeli- dir. Bu sayede “tek elden yönetim” ve “tek temsil” yaklaşımı Avrupa diplomasisinin temel ilkelerinden biri haline gelmiştir. Richelieu’ya ait olan binlerce resmî belge ve mektup ölümünden sonra “Memo- ries” (Hatıralar) ve “Testament Politique” (Siyasi Vasiyetname) adlı kitaplarla derlenerek yayımlanmıştır (İskit, 2007, s. 28-30). Abraham de Wicquefort da diplomasi literatüründe önemli bir yere sahip olan diplomatlardan biridir. Wicquefort 1606 yılında doğmuş- tur. Kariyerinde ikinci derecedeki diplomatik temsilcilik görevine ka- dar ilerleyen Wicquefort, Otuz Yıl Savaşı’nı (1618-1648) sona erdiren Vestfalya Kongresi’ne katılmış ve kongreyi yakından takip etmiştir. Wicquefort diplomatik temsilcinin görevini açıklarken sadakat ve bazı ideallere bağlılıktan çok başarıya ulaşmanın temel kıstas oldu- ğunu ifade etmiştir (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 88). Wi- cquefort’’un yazdığı “Büyükelçi ve Görevleri” isimli kitapta, ülkeler arasındaki iletişim yollarının her zaman açık tutulması, müzakere, siyasi istihbarat, ekonomik çıkar, yabancı ülkelerdeki vatandaşların çıkarlarının korunması ve desteklenmiş, resmî programlara katılma” şeklinde bugün de diplomaside önemli yer tutan konular bulunmak- tadır (İskit, 2007, s. 28-30). Burada bahsedilmesi gereken bir diğer önemli diplomat da François de Callières’tir. Callières 1645 yılında doğmuş ve Avrupa’nın farklı böl- gelerinde görev yapmıştır. Çok sayıda kitabı da bulunan Callières asıl şöhretini ise 1716’da yayımladığı “Diplomasi Sanatı” adlı eseri ile elde etmiştir. Callières’in bu eseri 18’inci yüzyılda Avrupa’daki diplomatik uygulamaların standart referansı ve diplomat adaylarının okuması gereken temel eserlerden biri haline gelmiştir (İskit, 2007, s. 28-34). Callières hayatının son zamanlarında XIV. Louis’e bağlı olarak resmî görevini yürütmüştür (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 106). Dünya diplomasi literatürüne önemli katkıları olan bir diğer dip- lomat Sir Ernest Satow’dur. Satow 1843 yılında dünyaya gelmiştir. 158 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM İngiliz diplomasisinin önemli temsilcilerinden biri olan Satow, ileri düzeydeki dil bilgisi sayesinde öğrenci tercümanlığı için İngiliz Dı- şişleri Bakanlığı’nın açtığı sınavı birincilikle kazanarak 1861 yılında diplomatik kariyerine başlamıştır. Kariyeri boyunca Uzak Doğu’da görevlerde bulunan Satow, bununla da kalmayarak; Almanya’da Marburg Üniversitesi’nde Roma Hukuku dersleri vermiş; Londra’da Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak avukatlık da yapmıştır. Aslın- da bir dil bilimci olan Satow’un yayımladığı birçok çalışması vardır. Satow’un bilinen en önemli eseri “Diplomatik Uygulama Rehberi”dir (İskit, 2007, s. 37-38). Satow’un bu eserinde de yer verdiği, ünlü “dip- lomasi” tanımı şöyledir: “Diplomasi, bağımsız devletlerin hükümet- leri arasındaki resmî münasebetlerin yürütülmesinde zekâ ve ince- liğin kullanılmasıdır.” Satow’un diplomasi tanımına göre; diplomasi için kendi kural ve ilkelerinin olması ve ileri derecede uzmanlaşma olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Ona göre diplomatik davranış ve tek- nikler, zamanla dönüşebilmekle birlikte etkili bir diplomasinin içe- riği her zaman aynıdır. Satow, diplomatik zekâ için ihtiyat, öngörü, akıl ve sorunların temeline inebilmenin gerekli olduğunun altını çiz- miştir (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 106). Harold Nicolson da burada bahsedilen diğer diplomatlar gibi dünya diplomasi tarihînde önemli bir yere sahiptir. Nicolson, İngiliz diplo- masisinin yazar yetiştirme geleneğinin en önemli isimlerinden biri- dir. 1886 yılında dünyaya gelen Nicolson, ailesindeki diğer diplomasi kariyerine sahip olanlar gibi diplomasi kariyeri yapmayı seçmiş ve bu kariyerine 1909 yılında başlamıştır. Önce Madrid’de, daha sonra ise İstanbul’da görev yapan Nicolson, İstanbul’un ardından Lond- ra’ya dönerek Birinci Dünya Savaşı süresince Londra’da yaşamıştır. Milletler Cemiyeti’nde görev yapmasının ardından İran’da da gö- revlendirilen Nicolson daha sonra Londra’ya çağrılmış; 1929 yılın- da ise diplomatlık kariyerini noktalayarak Beaverbook Press isimli kuruluşta gazetecilik yapmaya başlamıştır (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 151-153). Nicolson’ın sahip olduğu diplomasi anlayışı uluslararası politikada güç kullanmanın gerekli olduğu şeklindedir. Ancak bunun yanında uluslararası ilişkilerin ahlaki bir boyuta sa- hip olması gerektiğinin de altını çizmiştir. Açık biçimde ulaşılabilen anlaşmalara dayanan ve askerî çatışma tehlikesinin ortaya çıkması- na karşı en başarılı garanti olarak görülen “yeni diplomasi” kavramı Nicolson’ın kariyeri sırasında ortaya çıkmıştır ve diplomasi konu- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 159 sundaki çalışmalarını da etkilemiştir. Nicolson’a göre, dış politikada kamuoyunun önemi inkâr edilemez bir gerçekliktir. Ancak bununla birlikte kamuoyunun dış politikaya olan etkisi her zaman faydalı so- nuçlar doğurmamaktadır. Toplum, dış politikanın temel dinamikle- rini anlayabileceği gibi, taktiksel manevraları doğru şekilde değer- lendiremeyebilir (İskit, 2007, s. 45-48). Yakın dönemin en önemli diplomatlarından biri olan ve diplomasi literatüründe de kendine özgü bir yeri olan Henry Kissinger’ın dip- lomasi anlayışından ve diplomasi alanına katkılarından söz etmek gerekmektedir. ABD’li bir diplomat olan Kissinger 1923 yılında Al- manya’da dünyaya gelmiştir. Diplomasi konusundaki fikirleri ile kendisinden 21’inci yüzyılda da istifade edilmektedir. “20. yüzyılın Bismarck’ı3” ifadesi ile de anılan Kissinger’ın ailesinin Nazizm’in yükselişi ile 1938 yılında Almanya’dan önce Londra’ya, daha sonra ise New York’a göç etmek zorunda kalması üzerine Henry Kissinger da 1943 yılında ABD vatandaşlığına geçmiştir. Kissinger, Harvard’da- ki üniversite eğitiminin sonrasında lisansüstü öğrenimini de Har- vard’da yapmıştır. ABD’nin ABD doğumlu olmayan Yahudi kökenli ilk Dışişleri Bakanı olan Kissinger, 1973 yılından 1977’ye kadar bu gö- revi yürütmüştür (İskit, 2007, s. 55-56). Kissinger’ın dış politikadaki etkisi Dışişleri Bakanlığı görevi ile sınırlı kalmamıştır. Kissenger’ın dış politika ve diplomasi alanlarındaki fikirleri temel olarak akade- mik kariyeri boyunca edinmiş olduğu tecrübeden kaynaklanmak- tadır. Bu doğrultuda Kissinger, diplomasi tanımını şöyle yapmıştır: “Diplomasi ülkeler arasındaki ilişkilerin savaş yaşanmadan yürü- tülmesidir.” Kissinger’a göre diplomaside zafer peşinde koşmak tam tersi sonuçlara da sebep olabilir. Tek taraflı zaferler hiçbir koşulda uzun süreli olamayacaktır. Diplomatik zafer, geleceği ipotek altına almak anlamına gelmektedir. Diplomasinin savaşsız bir etkinliğe atıfta bulunması, askerî araçların tümüyle göz ardı edildiği anlamını da taşımamaktadır. Kissinger, tarih boyunca ülkelerin siyasi güçle- rinin daima askerî güçleri ile ilintili olduğunu vurgulamaktadır. Bir başka deyişle, uluslararası askerî güç dengesi diplomatik manevra- ların sınırlarını da belirlemektedir. Diplomasi ve askerî strateji bir- birini destekleyen iki bileşendir. Diplomatik amaçlara ulaşılabilmesi amacıyla gerekli olduğunda askerî araçlar da kullanılabilir. Bununla 3 Bismarck, 19. yüzyılda gevşek bir konfederasyon olan Almanya’nın güçlü bir imparatorluğa dönüşmesinde en önemli rolü oynayan kişidir ve Almanya’nın ilk Şansölyesi’dir (Başbakan). 160 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM birlikte müzakere, diplomasinin en temel aracıdır. Müzakere, karşı- lıklı tavizlerin verilmesine dayanır. Ayrıca, müzakerelerde gizlilik en önemli gerekliliktir. Tüm devlet politikalarında olduğu gibi diplo- maside de kamuoyunun desteğini sağlamak büyük öneme sahiptir. Kissinger, bürokrasi ile politikanın etkileşimini de irdeleyerek poli- tikada risk alınabileceğini, politikanın dönemsel olarak spekülatif nitelik taşıyabileceğini, güncel kalarak kendisini sürekli yenilemesi gerektiğini; buna karşın bürokrasinin ise “önceden hesap edilebilir- lik”, “riskten kaçış” ve “güven” ilkelerine bağlı şekilde hareket etme zorunluluğunun olduğunu ifade etmiştir. Bu açıdan bakıldığında diplomaside bürokrasinin etkisinin olabileceği söylenebilir. Zaman zaman bu etkinin kırılması da gerekli olabilir. Örneğin, müzakereler- de tam gizliliğin sağlanabilmesi amacıyla bürokrasi devre dışı bıra- kılabilir (Berridge, Keens-Soper, & Otte, 2001, s. 186-202). Yumuşak Güç Güç, karşılıklı bağımlılık temelli uluslararası sistemde diğer aktör- lerden bağımsız karar alabilme ve onların kararlarından en az etki- lenme potansiyelini ifade eden bir kavramdır. Bir ülkenin hareket serbestisine katkıda bulunan kurum, kuruluş ve uygulamalar gücün bileşenlerini oluşturur. Ülkelerin öncelikli amaçları, gücü en yüksek seviyeye çıkarmaktan çok güvenliği sağlamaktır. Sahip olunan hare- ket kabiliyeti ve serbestisi, güvenliği tehlikeye atmadan izlenebile- cek politika alanının genişlemesini de ifade etmektedir (Waltz, 1990). İstenen sonucu elde edebilmek için “diğer”lerini etkileme yeteneği olarak da tanımlanması mümkün olan “güç”, başkalarının davranış- larını üç temel yöntemle etkileyebilir: zorlama, teşvik ve çekicilik. Bir ülke, dünya siyasetinde diğer ülkelerin kendisine olan hayranlığı sa- yesinde arzu ettiği sonuçlara kavuşabilir. Bu doğrultuda, dünya siya- setinde gündemi belirlemek ve diğer ülkeleri ekonomik ya da askerî metotlarla belirli bir davranışa zorlamak yerine onu yanına çekmeye çalışmak daha önemlidir (Nye, 2008, s. 94-95). Güç elde edebilmek için birbiri ile rekabet halinde olan egemen devletlerin bulunduğu bir dünya gerçeği içerisinde, bütün ülkelerin dış politikalarının ka- çınılmaz bir şekilde belli oranda güce dayanmak mecburiyeti vardır. Bunun yanı sıra bir devletin dış politikasını belirlemede güç ve çıkar kavramlarının etkisi siyasal ve kültürel unsurlarla yakından ilintili- dir. Bu nedenle de her devletin dış politikası diğer devletlerin dış po- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 161 litikalarından belli farklılıklar taşımaktadır (Arı, 2013, s. 155). Nye’a göre, ülkelerin yumuşak güç potansiyelleri arasında sanat, eğitim, popüler kültür, kültürel etkileşim, turizm ve ziyaret yer almaktadır (2004, s. 5-13). Uluslararası ilişkilerde gerçekçi paradigma ülkelerin, aralarındaki ilişkilerde her zaman güç ve çıkar peşinde olacağı ön kabulünü sa- vunmaktadır. Bu varsayıma göre, uluslararası sistem aslında anarşik bir yapıya sahiptir. Doğal olarak, çatışmayı içerisinde barındıran bu anarşik yapıda ülkeler diğer ülkelere karşı baskı ve egemenlik sağ- lamaya çalışmaktadırlar. Devletlerin ulusal çıkarları, ulusal gücü en üst seviyeye çıkarmayı zorunlu kılmaktadır (Açıkmeşe, 2004, s. 10). Güç, uluslararası ilişkilerde istenen sonuçları elde etmek için baş- kalarını etkileme becerisidir. Sert güç “caydırıcı uyarılar, ekonomik yaptırımlar ve pozitif politikaları ödüllendirme vaatleri şeklinde kurgulanmaktadır” (Nye & Welch, 2015, s. 323). Yumuşak güç ise rıza- ya dayalı bir karşılıklı çıkar elde etme üzerine kuruludur. Bir ülkenin yumuşak gücü ülkenin kültürüne, sahip olduğu değerlere, politikala- rına dayanmaktadır. Gücün iki bileşeni olan “sert güç - yumuşak güç” karşıtlığında irde- lendiğinde sert güç, askerî gücün kullanılarak bir devletin başka bir devleti yönlendirme ve onu etkileme gücü olarak ifade edilebilir. Bir devlete rızası ile değil, baskı ile bazı dayatmalarda bulunmak ise sert gücün başlıca karakteristiğidir. Bu kapsamda, sert güce maruz kalan bir ülke bu baskıdan kurtulabilmek için farklı arayışlara yönelebil- mektedir. Farklı hamlelere yönelen devlet sert güce karşı koyabilecek olanaklara sahip ise o takdirde daha kolay hareket edebilmekte ve karşı devletin sert gücünü etkisiz hale getirebilmektedir. Yumuşak güç yolu ile bir devletin diğer devletin politikalarını yönlendirme- de sert güçten farklı bir yol kullanılır. Bu doğrultuda zorlama değil gönül kazanma, birlikte karar verme, ortak çıkara odaklanma, ikna, rıza, “kazan-kazan” bağlamında inandırıcılıkla hareket etmek gerek- mektedir. Yumuşak gücün içeriğinde cazibe, fırsat yaratma, avantaj elde etme, çıkar sağlama gibi, karşı tarafın tereddütsüz kabul edilebi- leceği araçlar söz yer almaktadır (Keohane & Nye, 1998, s. 86). Tercihleri şekillendirme becerisine dayanan yumuşak güç kavramı (Nye, 2008, s. 95) ilk kez 1990 yılında Joseph Nye tarafından “Bound to Lead” adlı kitapta kullanılmıştır (Nye, 1991). Nye’a göre (2005, s. 162 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 7-32) yumuşak güç, zorlamanın değil çekiciliğin kullanılarak amaçla- nan sonuçların elde edilmesine çalışılmasıdır. Yumuşak güç aslında günlük demokratik siyasetin bir ürünüdür (Nye, 2008, s. 95). Akıllı güç yöntemi ise yumuşak güç ve sert güç elemanlarının birleşimin- den oluşur. Kamu diplomasisi de yumuşak gücü teşvik eden bir yak- laşıma sahiptir ve uzun bir geçmişi vardır. Nye’a göre (2010, s. 224), yumuşak gücün tek başına etkili bir dış politika üretmesi olanaksız- dır. Kamu diplomasisi aynı zamanda küresel teröre karşı verilen bir mücadeledir ve akıllı gücün önemli bir enstrümanıdır. Uluslararası teröre karşı mücadelede kamu diplomasisi önemli ve stratejik bir konuma sahiptir. Kamu diplomasisi yumuşak gücün üretilmesinde güvenilirliğin, özeleştirinin ve sivil toplumun rollerini anlamaya da atıfta bulunur (Nye, 2008, s. 94). Bu bileşenlerin bulunmadığı bir ka- mu diplomasisi anlayışının 21’inci yüzyılda dijital medyanın önem kazandığı bir küresel köye evrilen dünyada başarılı olma şansı dü- şüktür. Sert Yumuşak Davranış Spektrumu En Uygun Kaynaklar • baskı • maddî destek • yaptırım • naklî yardım • kurumlar • değerler • kültür • politikalar emir verme yanına çekme zorlama çekicilik gündem oluşturma ikna etme Tablo 1. Yumuşak Güç – Sert Güç İlişkisi (Nye, 2005, s. 17). Tablo-1’den de anlaşılabileceği gibi, yumuşak gücün şu üç kaynaktan beslendiği söylenebilir: kültür, yerel değerler ve dış politika tarzı. Yu- muşak gücün belli amaçlar üzerinde değil, genel amaçlar üzerinde daha çok etkisi vardır (Nye, 2005, s. 7-32). Yumuşak güç davranışsal boyutta çekici bir güçtür. Uluslararası siyasette yumuşak güç, üre- ten kaynaklar bir ülkenin iç deneyimlerinden, değerlerinden ve kül- türünden beslenmektedir. Kamu diplomasisi de hükûmetlerin diğer ülkelerle iletişime geçmeleri için bu kaynakların kullanıldığı bir pra- tiktir. Kamu diplomasisi adı geçen bu kaynaklara diğer kamuoyları- nın dikkatini çekmeye çalışır. Bunu yaparken de televizyon, radyo, KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 163 dizi film, sinema, internet ve diğer dijital yayın olanakları kullanı- lır. Fakat bunun için ilk şart bu kaynakların belli bir çekiciliğe sahip olmasıdır. Tersi durumda yumuşak gücün üretilmesi imkânsız hale gelir (Nye, 2008, s. 95). Yumuşak güçten bahsedilince dünyada bu konuda lider konumda- ki ülkenin ABD olduğu konusunda genel görüş birliği vardır. Çünkü ABD oldukça fazla oranda yumuşak güç bileşenine sahiptir ve ço- ğu zaman da amaçladığı çıktıları elde edebilmek için bu kaynakları etkili biçimde kullanmıştır. ABD’nin enformasyon çağının lideri ol- duğu tartışmasız bir gerçekliktir ve ustalıkla hareket ettiği takdirde ABD, yumuşak gücünü çok daha etkili şekilde kullanabilir. ABD’nin dışında, diğer ülkelerin yumuşak güç potansiyellerine bu bölümde yer vermek gerekir. Örneğin, soğuk savaş sürecinde Sovyetler Birli- ği, ABD’nin en güçlü rakibiydi. Sovyetler Birliği, Hitler’e karşı olan direnişten dolayı 1945’ten sonra Avrupa halkını, Avrupa emperya- lizmine karşı olduğu için de Afrika toplumlarını kendine çekme- yi başarmıştır. Asya kıtası için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Sovyetler Birliği, bunun yanı sıra kamu diplomasisi programlarına yüksek bütçeler ayırmıştır. Sovyetler Birliği ekonomisinin yadsına- maz başarısı Sovyetler Birliği’ne sadece sert güç kaynakları açısın- dan değil, yumuşak güç kaynakları açısından da büyük bir avantaj yaratmıştır. 1957’de ilk uzay uydusu Sputnik’in fırlatılması, Avrupa ülkelerinde yaşayan milyonlarca insanın, Sovyetler Birliği’nin uzay alanında ABD’den daha başarılı olduğuna ve bilimsel açıdan Sov- yetler Birliği kültürünün daha fazla saygınlık taşıdığına inanmasına neden olmuştur. Bu yatırımların askerî sonuçları olduğu kadar, aynı zamanda, gelişen Sovyet yumuşak gücünü ve Sovyetler Birliği’nin ko- münizmin “bilimsel sosyalizm” o lduğuna ilişkin iddialarını da güçlü hale getirmiştir. Sovyetler Birliği bilim, eğitim, sanat, spor gibi alan- lara da önemli oranlarda bütçe ayırarak kültürel ve ekonomik yapıla- rının ABD’den daha üstün olduğunu göstermeye çalışmıştır. Bunun yanında, Sovyetler Birliği sisteminin kapalı niteliği ve burjuva kültü- rünün etkilerini içeri sokmamak için gösterilen çabalar sonucunda sinema, televizyon, müzik gibi alanlarda ABD ile rekabette başarısız olunmuştur. Batı Avrupa ülkelerinde düzenlenen anketler, Sovyetler Birliği’nin yumuşak güç faaliyetlerinin ne kadar etkisiz olduğunu or- taya koymuştur. 1959 yılında Avrupa’da yapılan bir anketin sonuçla- rına göre, İtalyanların yüzde 32’si, İngilizlerin yüzde 24’ü, Fransızla- 164 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM rın yüzde 17’si ve Almanların yüzde 7’si Sovyetler Birliği hakkında olumlu görüşe sahiptirler. 1989 yılında soğuş savaşın sona ermesinin ardından da Sovyetler Birliği’ne duyulan sempati İtalyanlar arasında yüzde 65’e, İngilizler arasında yüzde 59’a, Fransızlar arasında yüzde 45’e, Almanlar arasında yüzde 71’e yükselmiştir. Sovyetler Birliği’nin son lideri Gorbaçov’un “açıklık” politikasının, Sovyet yumuşak gücü üzerinde olumlu etkisi olmuştur (Nye, 2005, s. 77-79). Yumuşak güç, akademik olarak Soğuk Savaş döneminde tanımlanmamış olsa da ABD ve Rusya arasında sert güç ile birlikte kullanılmıştır. Bu süreçte kültürel diplomasi, çatışan kutupların birbirine karşı kullandıkları bir silah haline gelmiş ve genellikle propaganda niteliğinde uygulan- mıştır (Purtaş F. , 2013, s. 3). Yumuşak güç açısından dünyada ABD’nin en yakın rakiplerinin Av- rupa ülkeleri olduğu söylenebilir. Pek çok Avrupa ülkesinin kültürel açıdan etkili bir cazibesi bulunmaktadır. Avrupa’da konuşulan diller, dünyadaki en yaygın dillerin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Fransa, Fransız medeniyetini dünyaya tanıtmak ve yaymak için her yıl 1 mil- yar dolara yakın harcama yapmaktadır. Yumuşak güç potansiyellerine bakıldığında, Avrupa ülkelerine ilişkin şunlar ifade edilebilir: Fransa, Nobel Edebiyat Ödülleri alanında birinci; İngiltere, Almanya ve İspan- ya ise üçüncü, dördüncü ve beşinci sıradadır. İngiltere, Almanya ve Fransa, Nobel Fizik ve Kimya Ödülleri alanında sırasıyla ikinci, üçüncü ve dördüncü sıradadır. İngiltere, Almanya ve Fransa müzik satışlarında (ABD ve Japonya’dan sonra) sırasıyla üçüncü, dördüncü ve beşincidir. Almanya ve İngiltere, kitap satışlarında üçüncü ve dördüncü, internet sitelerini ziyaret edenlerin sayısında dördüncü ve beşinci sıradadır. Fransa, ülkeyi ziyaret eden turist sayısında ABD’nin önünde yer al- maktadır. İngiltere, politik sığınma için başvuranlar açısından birinci, Almanya ise ikincidir. Fransa’da, Almanya’da ve İtalya’da, doğumda ya- şam süresi umudu, ABD’den fazladır. Hemen hemen tüm Avrupa ülke- leri, gayrisafi yurt içi hasıla yüzdeleriyle, denizaşırı kalkınmaya yönelik yardımlar açısından ABD’nin önünde yer almaktadır. Avrupa’da en çok izlenen spor dalı olan futbol, dünya çapında Amerikan futbolundan veya beyzboldan çok daha popülerdir. Avrupa popüler müziğinin tüm dünyada dinleyicisi bulunmaktadır. Avrupa’nın çok uluslu şirketlerine ait markalar tüm dünyada tanınmaktadır. İngiltere ve Fransa’nın kamu diplomasisine ayırdıkları bütçe, ABD’nin bu alana ayırdığı bütçe ile ne- redeyse aynıdır (Nye, 2005, s. 79-80). KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 165 Tablo-2’de görüldüğü şekilde yumuşak güç ve sert güç arasında belli bir etkileşim söz konusudur. Yumuşak güç ve sert güç birbirlerine katkıda bulunabildiği gibi, bazen de çatışırlar. Popülerliğe önem ve- ren bir ülke gerektiğinde sert gücünü kullanmak istemeyebilir. Ancak yumuşak gücü üzerindeki etkilerini önemsemeden etrafına hükmet- mek isteyen bir ülke, karşısında sert gücünü engellemeye çalışanları bulabilir. Hiçbir ülke, yumuşak güç yolu ile bile olsa yönlendirilmeyi ve etki altına alınmayı tercih etmez. Aynı zamanda sert güç, başka- larını kendine çeken yenilmezlik ve engellenemezlik algısı yaratabi- lir. Bazen sert gücün de çekici ya da yumuşak bir yanı olabilir (Nye, 2005, s. 32-33). Yumuşak güç, 21’inci yüzyılda dijitalleşme ile birlikte daha önemli hale gelmiştir. Yumuşak güç, sadece hükûmet icraatının bir sonucu olmaktan çok kısmi olarak sosyal ve ekonomik bir yan üründür. Kendilerine ait yumuşak gücü olan ve kâr amacı olmayan kurumlar, hükûmetin çabalarını zorlaştırabilir ve bu çabalara engel oluşturabilir ve popüler kültürü pazarlayanlar, hükûmetin hedefleri- ne ulaşmasına yardım ettiği gibi aynı zamanda bunu engelleyebilir (Nye, 2005, s. 38). Kamu Diplomasisi Kamu diplomasisi kavramı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “bir ulu- sun düşüncelerini, hedeflerini, ideallerini, güncel politikalarını, ku- rumlarını ve kültürünü yabancı ülkelerin kamuoylarına anlatma amacıyla uygulanan politika” olarak tanımlanmıştır. Kamu diplo- Davranışlar Temel Araçlar Hükümet Politikaları Askerî Güç koruma caydırma zorlama tehdit kuvvet zorlayıcı diplomasi savaş ittifak Ekonomik Güç teşvik etme zorlama para verme yatırım yapma yardım rüşvet Yumuşak Güç hayranlık uyandırma gündem oluşturma değerler kültür politikalar kurumlar kamu diplomasisi iki taraflı ve çok taraflı diplomasi Tablo 2. Askerî Güç – Ekonomik Güç – Yumuşak Güç (Nye, 2005, s. 37). 166 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM masisi, iç ve dış politikada yumuşak güç araçlarının kullanıldığı bir yaklaşım şeklidir. Soğuk savaşın ardından ülkelerin, imajları ile ilgili eski kaygıları tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Uluslararası alanda iç ve dış politika arasındaki fark giderek kapanmaktadır ve uluslararası itibar yönetimi elitlerden daha geniş kitleleri içine alan bir dönüşü- mün içine girmiştir. Kamu diplomasisi de böylece kaçınılmaz olarak diplomasi pratiğinin temel bir unsuru haline gelmiştir. Dünyanın yabancı kamuoyları arasındaki temel iletişim sorunlarının farkına varması da görece geç olmuştur. Diplomatik kültür, yüzlerce yıllık süreç boyunca, her çağda çağın gereklerine göre biçimlenmiştir ve hem ekonomik hem de askerî güç ekseninde şekillenen uluslarara- sı ilişkilerin sonucunda üretilmiş olan bir kültürdür. Bu doğrultuda, diplomasi alanındaki çalışmalara bakıldığında, kamu diplomasisine çok az özel önem verildiğinin görülmesi şaşırtıcı değildir. Diplomasi ile kamu diplomasisi arasındaki temel fark; kamu diplomasisi ya- bancı bir toplumda kamunun tamamını, gayrı resmî grupları, kuru- luşları ve sivil toplum örgütlerini hedeflerken diplomasinin ülkelerin temsilcileri veya diğer uluslararası aktörler arasında veya yürütülen ilişkileri kapsamasıdır (Melissen, 2007, s. 3-4). Ülkeler tarafından yumuşak güç unsuru olarak kabul edilen kamu diplomasisi, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de daha farklı şekilde uygulanmaktadır. Türkiye’nin yumuşak gücü biçim ve muhteva açısından farklılık taşımaktadır. Bu farklılığın temel sebe- bi, Türkiye’nin kendine özgü tarihî tecrübesi ve Orta Asya’dan Bal- kanlara kadar uzanan geniş bir alanda bölgesel dinamikleri harekete geçirebilecek potansiyelidir. Ülkelerin öncelikleri ve kültürel kodları kamu diplomasisi pratiklerini belirlemektedir (Kalın, 2011, s. 5-23). Kamu diplomasinde kullanılan araçlar uzmanlık alanlarına göre farklı gruplar altında toplanır. Bunlar sivil toplum örgütleri, diaspora ve siyasi partilerdir (Leonard, 2002, s. 10-11). Kamu diplomasisi pra- tikleri, devletlerin sahip oldukları yumuşak güç araçlarının ülkenin çıkarları doğrultusunda ve karar vericilerce tespit edilen amaçlara yönlendirilmesi şeklinde gerçekleşmektedir (Karadağ, 2016, s. 25). Literatürde kamu diplomasisinin pek çok tanımına rastlanmaktadır. Cull’un tanımına göre kamu diplomasisi, normlar ve kurumlar ara- cılığıyla takip etmeleri için diğerlerini ikna etmeye veya razı etmeye çalışma pratiğidir (Cull, Public diplomacy: seven lessons for its futu- re from its past, 2010, s. 15). Manheim (1993) ise kamu diplomasisini KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 167 “halkı anlamak, onun hakkında bilgi sahibi olmak ve onu etkilemek” şeklinde tanımlamıştır. Potter (2003, s. 46) de kamu diplomasisini şöyle tanımlamıştır: “Kamu diplomasisi, bir hükûmetin başka bir ülkenin kamusunu ilgili devletin politikalarını kendi yararına ola- cak şekilde yönlendirmek amacıyla etkileme gayretidir.” Bununla birlikte kamu diplomasisi, uluslararası bir bilgi ve kültür projesidir (Walter, 2007, s. 45). Kamu diplomasisinin tanımı, genelde yabancı bir kamuoyuna yönelik bir pratik şeklinde tanımlansa da (Heller & Persson, 2009, s. 225) kamu diplomasisi hem iç kamuoyu hem de dış kamuoyuna yönelik olarak gerçekleştirilebilir. Leonard’a (2002, s. 10-11) göre ise kamu diplomasisinde roller politik, askerî, ekonomik ve sosyo-kültürel öğeler temelinde tasarlanmıştır. Bununla birlikte, kamu diplomasisinde temel prensipler; devletin politika ve aktivi- teleri, resmî kanal ve araçları üzerine kurgulanır (Kalın, 2011, s. 11). İki ya da daha çok ülke arasında gerçekleşen kamu diplomasisi pra- tiklerinde dinleme, savunma, kültürel diplomasi, değişim diploma- sisi ve yayıncılık gibi araçlar kullanılmaktadır (Cull, 2010, s. 11-17)) Kamu diplomasisi, resmî olan ve resmî olmayan aktörlerce yabancı bir kamu ile ilişki kurularak bu ilişkiyi millî çıkarlar doğrultusunda yönetme pratiğidir (Gregory, American public diplomacy: enduring characteristics, elusive transformations, 2011, s. 353). Bu pratik gün- dem yaratılarak, saygınlık sağlanarak, yanlış anlamalar düzeltilerek, karşılıklı anlayışı geliştirerek yürütülür (Lee & Ayhan, 2015, s. 57). Kültürel Diplomasi Kültürel diplomasi kamu diplomasisi dallarından biridir, bir alt kü- medir (Aydemir E. , Dış politikada yumuşak güç ve medya, 2016, s. 57). Kamu diplomasisi politikaları uygulanırken yumuşak güç nite- liğine sahip kültürel araçların kullanılması kültürel diplomasinin temelini oluşturur. Bu kültürel araçlar dizi film, sinema, yemek kül- türü, turizm, tarihî değerler vb. olabilir. Kültürel diplomasi tanımla- rında, kamu diplomasisi tanımlarında olduğu gibi oldukça geniş bir çeşitlilik mevcuttur. Tek bir tanım üzerinde uzlaşının beklenmesi gereksiz olmakla birlikte, literatürde benzer anlamlarda çok sayı- da kavramın kullanılması bu şekilde bir çeşitliliğe neden olmakta- dır. Küreselleşme ile birlikte kültürel diplomasinin önemi artmış ve uluslararası toplumu etkileyerek yönlendirebilen bir konuma yükselmiştir (Kalın, 2011, s. 8). Terim olarak ilk kez 1870’li yıllarda 168 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM kullanılan (Paschalidis, 2009, s. 277) kültürel diplomasinin ana da- yanak noktası, kültürleri arasında benzerlik olan ülkeler arasında daha rahat siyasal etkileşim oluşturulabilmesidir. Bu sayede bir ülke, etkilemek istediği ülke ile kültürel yakınlaşma sağlayarak iki yönlü ilişki kurmayı amaçlamaktadır (Sancar, 2012, s. 170-176). Bu iki yön- lü ilişki karşılıklı değiş-tokuşa atıfta bulunmaktadır (Cummings M. C., Cultural diplomacy and The United States Government: a survey, 2009, s. 1). Kültür alanındaki politikalar ile yürütülen kamu diplo- masisinin bir özeti (Mark S. , 2009, s. 64) olan kültürel diplomasinin ülkelerin sahip olduğu kültürel potansiyelin dış politika hedeflerini desteklemek amacıyla kullanılması olduğu söylenebilir (Hamilton & Langhorne, 1995, s. 42). Kültürel diplomasi, ülkeler ve milletler ara- sındaki karşılıklı anlayışın gelişmesi için fikir, bilgi, sanat ve diğer kültür ürünlerinin değişimi olarak da tanımlanabilir. (Cummings M. C., Cultural diplomacy and The United States Government: a survey, 2009, s. 1). Kültürel Diplomasi Enstitüsünün yayınladığı kültürel diplomasi sözlüğünde yer alan tanıma göre ise kültürel diplomasi; en iyi fikirlerin, değerlerin, geleneklerin, kültürün ve kimliğin karşı- lıklı paylaşılmasını teşvik eden, ilişkileri geliştirmek, sosyo-kültürel iş birliğini güçlendirmek, ulusal çıkarları teşvik eden uygulamaların belli bir plan halinde uygulanmasıdır. Kültürel diplomasi, kamu ta- rafından uygulanabileceği gibi, özel sektör ve sivil toplum kuruluş- ları da kültürel diplomasiye katkı sağlayabilmektedir (Chacraborty, 2013, s. 30). Bir ülkeye yönelik olumlu tutum üretilmesinde kültürel diplomasinin önemli bir rolü vardır ve ulaşılan sonuçların genel dip- lomatik başarıya katkısı olasıdır (Signitzer, 2008, s. 205). Bu diplo- matik başarı kültürel diplomasinin yarattığı çekicilik ile ilişkilidir (Nye, 2005, s. 20). Çekicilik ise kültürel diplomaside ülkenin kültür kodları üzerine inşa edilir (Kalın, 2011, s. 11). Kültürel diplomasinin uygulama alanlarının nitelikleri şöyle sırala- nabilir: ‡ Ülkenin sahip olduğu kültürel çeşitlilik, bireysel özgürlükler gibi değerlerin paylaşılması ve anlatılması, ‡ Yapılan etkinliklerde kültürel değişime ve etkileşime yer ve- rilmesi, ‡ Ülkeler ile kültürel bağ kurulması, KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 169 ‡ İletişimde bulunulan ülke ile resmî ilişkilerin ötesinde bir ilişki biçimi kurulduğu izleniminin kurulması, ‡ İki ülke arasında yaşanabilecek krizlerin etkilerini minimum düzeye çekebilmek için kültürel potansiyelin kullanılarak al- gının pozitif yönde değiştirilmesi, ‡ Tüm pratik eylemlerinde yaratıcı, esnek ve olası fırsatları de- ğerlendiren bir anlayış geliştirmek (Schneider, 2003, s. 3). 2000’li yılların başında dünya üzerinde var olan kültür enstitüleri- nin dörtte üçü Almanya, İtalya, İngiltere ve Fransa’ya aittir (Pasc- halidis, 2009, s. 286-287). Bu oranın bugün de değiştiği söylenemez. Bu devletlerin yanında, ABD’nin kültürel diplomasisi de bu ülkenin dünyadaki gücünün artmasına, küresel stratejilerine ve propaganda amaçlarına katkı sağlamaktadır (Fosler-Lussier, 2012). Hollywood, eğitim, değişim programları, green card gibi kültürel araçlar ABD’nin kültürel diplomasi alanında sıkça kullandığı unsurlardır. Kültürel diplomasi, kamu diplomasisi, propaganda ve ulus markala- ma arasındaki farklar aşağıdaki tabloda detaylı bir şekilde gösteril- Kültürel Diplomasi Kamu Diplomasisi Propaganda Markalama İdeal Türler Kültüra- list Yeni Propa- gandist Yumuşak Sert Hedef Karşılıklı Anlayış Güç / İkna Projek- siyon Vadesi Uzun Vade Kısa Vade İletişim Modeli İki Yönlü Tek Yönlü Mesajın Kontrolü Az Çok Az Çok Yüksek Alıcının Niteliği Aktif Pasif Aktif Pasif Pasif Sonuç Göreceli Spesifik Göreceli Spesifik Spesifik Sosyal Katılım Çok Az Çok Çok Hiç Etkinlik Değişken Tablo 3. Kültürel diplomasi, kamu diplomasisi, propaganda ve markalama arasındaki farklılıklar 170 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM miştir (Zamorano M. M., Reframing cultural diplomacy: the instru- mentalization of culture under the soft power theory, 2016, s. 180): Tablo-3’ten de anlaşılacağı gibi, kültürel diplomaside kültürel de- ğerler ön plandadır. Kültürel diplomasi temelde karşılıklı anlayışa dayanmaktadır. İki yönlü bir iletişim anlayışına sahip olan kültürel diplomasi uzun vadeli hedeflere odaklanır ve hedef kamuoyu kimi zaman aktif kimi zaman ise pasif konumdadır. Kamu diplomasisi dönemsel olarak kısa vadeli sonuç almaya yönelik katı yaklaşıma sahip reaktif bir anlayışı benimserken kültürel diplomaside uzun vadeli ve göreceli hedefler kimi zaman kendine özgü bir nitelik de taşıyabilmektedir. Tabloda belirtilen iki yönlülük, yalnızca iletişim açısından bir iki yönlülüğü değil, karşılıklı anlayışı, fikirlerin, her türlü bilginin ve sanatın karşılıklı değişimini ifade etmektedir (Cum- mings M. C., Cultural diplomacy and The United States Government: a survey, 2009, s. 1). Ulusal yönetim yapısı içerisinde kamu diplomasisinin bir alt uygu- lama alanı olan kültürel diplomasi (Alexandra & Agostinelli, 2012), kültürel diplomasi başlığında gerçekleştirilen etkinliğin bir yansı- masını ifade etmektedir (Tomic, 2011, s. 64). Türkiye açısından düşü- nüldüğünde ise kamu diplomasisinin Türkiye’yi seven, Türk tarihîni bilen, Türk insanına ve kültür değerlerine sempati ile yaklaşan ente- lektüel ve bürokratik bir topluluk oluşturma faaliyeti olduğu söyle- nebilir (Develi, 2014, s. 6). Kültürel diplomasi çalışmalarında pek çok farklı araç birlikte kullanılabilir. Bu araçlar, popüler kültür ürünleri ve popüler olmayan kültür ürünleri olarak iki gruba ayrılabilir. Po- püler kültür ürünleri genelde eğlenceye dayalı iken popüler olmayan kültür ürünleri ise sanat, edebiyat ve eğitim gibi alanları kapsar (Nye, 2005, s. 20). Kültürel diplomasi yüzyıllardır süregelen bir uygulama olarak var ol- muştur. “Kültürel diplomasi” terimi 21’inci yüzyılda önemini pekiş- tirse de tarihe bakıldığında yüzyıllardır belli şekillerde uygulandığı görülebilir. Geçmiş dönemlerde kâşifler, gezginler, tüccarlar, öğret- menler ve sanatçılar birer kültür diplomatı olarak kabul görmüşler- dir. Nitekim, farklı kültürlerle (şu anda veya geçmişte) etkileşimde bulunan herhangi bir kişi, sanat, spor, edebiyat, müzik, bilim, işlet- me ve ekonomi ve başka alanlarda gerçekleşebilecek kültürel alış- verişi kolaylaştırıcı bir rol oynar. Örneğin, düzenli ticaret yollarının KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 171 oluşturulması, tüccarlar ile hükûmet temsilcileri sıkı bir ilişki geliş- mesine zemin hazırlar. Yüzyıllar önce yaşanan bu tür bir ilişki kül- türel diplomasinin erken örnekleri olarak kabul edilmektedir. Tarih boyunca halkların etkileşimi, dil, din, fikir, sanat ve diğer toplumsal değerlerin değiş tokuşu, farklı gruplar arasındaki ilişkileri sürekli olarak geliştirmiştir. Kültürel diplomasi artık canlı ve yenilikçi bir akademik araştırma alanı haline gelmiştir ve kendisini bağımsız bir teori ve uygulama alanı olarak başarıyla ispat etmiştir (Institute for Cultural Diplomacy, 2020). Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan- lığınca 2019 yılında hazırlanan “On Birinci Kalkınma Planı”nda da kültürel diplomasi ile ilgili hedeflere yer verilmiştir. Plan’ın 643’üncü maddesinde “Kültürümüz yurt dışında tanıtılacak, kültürel diplo- masi faaliyetleri geliştirilecek, kamu ve sivil toplum kuruluşlarınca yürütülen kültürel diplomasi nitelikli faaliyetler arasında eşgüdüm sağlanacak ve uluslararası ilişkilerde kültürün yapıcı rolünden is- tifade edilecektir” ifadesine yer verilmiştir. 643.1’inci maddede ise yurt dışında kültürel diplomasi alanında faaliyet gösteren kuruluş- lara verilen desteklerin arttırılacağı ve bu kuruluşların idari kapasi- telerinin geliştirileceği açıklanmıştır. 643.2’nci maddede de “Dünya kamuoyunda olumlu bir Türkiye algısı oluşmasına yönelik kültürel faaliyetler gerçekleştirilecektir” denmiştir. Plan’ın 236.5’inci madde- sinde, Afrika açılımına değinilerek Afrika ülkeleri ile kültürel ilişki- lerin daha da güçlendirileceği vurgulanmıştır. 236.6’ncı maddede de benzer şekilde Ortadoğu ülkeleri ile kültürel ilişkilerin güçlendirile- ceği belirtilmiştir (T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan- lığı, 2019). Kültürel Diplomasi ve Akademi Kamu diplomasisi özellikle kriz dönemlerinde önemi pekişen bir alandır. 2019 yılının sonlarında ortaya çıkan ve 2020’den itibaren yaygınlaşan Kovid-19 pandemisi süreci de kamu diplomasisinin öne- minin ortaya konduğu ve devletler arasındaki ilişkilerin dönüştüğü bir süreç olmuştur. Kovid-19 pandemisi tüm eğitim sistemini ve aka- demiyi de doğrudan etkilemiştir. Yüz yüze eğitim yerini çevrim içi ve hibrid eğitime bırakırken akademik bilgi üretiminde de değişimler yaşanmıştır. Örneğin, yapılan bir araştırmaya göre, artan iş yükünün 172 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM bedensel ve ruhsal zorlanmaya neden olması özellikle entelektüel üretim yapan kadınların kariyerleri bağlamında bu süreçten erkek- lere oranla çok daha fazla etkilenmesine neden olmuştur. Bu durum, kadın akademisyenlerin makale üretiminde yüzde 50’ye yakın bir kayıp yaşamalarına karşılık erkek akademisyenlerin makale üretim- lerinin yüzde 50 oranında artmış olması gibi dengesiz bir tablonun ortaya çıkmasına yol açmıştır (Altun, 2021, s. 63). Yükseköğrenim, değişim programları, bilimsel teknolojinin ve uy- gulama pratiklerinin transferleri, sanat sergileri, müzik turları veya spor etkinlikleri 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren ulusal sı- nırları aşmıştır. Bu durum, bilim insanlarının “kültür”ü daha önce kabul edilmiş siyasi, ekonomik ve askerî faktörlerle birlikte ulusla- rarası ilişkilerin dördüncü boyutu olarak tanımlamasına neden ol- muştur. Bu noktada “kültürel eylem” ve “uluslararası kültür politi- kaları” arasındaki ayrımın net bir şekilde yapılması gerekmektedir. Kültürel eylem, farklı aktörler tarafından yürütülen bir faaliyettir. Bu aktörler arasında kamu kurumları, yarı kamusal kuruluşlar, üniver- siteler, dernekler ve diğer sivil toplum kuruluşları yer alır. Uluslara- rası kültür politikaları ise genellikle daha dar bir kapsama sahiptir ve yalnızca devletin belirlediği resmî politikaya katkı sağlamak için planlanan, koordine ve organize edilen belirli eylemlere atıfta bulu- nur (Niño, 2009, s. 32-33). Kültürel diplomasi, bu iki olgunun (kül- türel eylem ve uluslararası kültür politikaları) birleşiminden oluşur. Yükseköğrenim de hem kültürel eylem hem de uluslararası kültür politikaları aracılığıyla kültürel diplomasinin işlerlik kazanmasında önemli bir enstrümandır. Yükseköğrenimin uluslararasılaşması bugün temel bir akademik ça- lışma alanı haline gelmiştir. Bu kapsamda 1990’ların sonundan 2020 yılına kadar yapılan yaklaşık 2 bin akademik yayın incelendiğinde, temel çalışma konularının; artan öğrenci, akademisyen ve personel sayıları, kampüslerin niteliği, üniversitelerin başarı ve puan sırala- ması, yönetişim ve bölgesel entegrasyon olduğu görülmektedir. Bu, 2 bin akademik çalışma arasında, ilginç bir şekilde, en az analiz edi- len konunun müfredat olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, bazı çalışmalar ise uluslararasılaşmaya yönelik normatif çağrılarda bulunmuştur. Örneğin, Scott (2006), uluslararasılaşmayı Amerikan üniversitelerinin birincil görevi olarak görür. Benzer şekilde, Brus- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 173 tein de (2007) üniversitelerin küresel çapta yetkin öğrencilerin öğre- nim gördüğü küresel kampüslere dönüşmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerin müfredat düzenlemelerinin hangi ölçüde uluslararasılaştığına dair sistematik ve somut bilginin henüz yetersiz olduğu söylenebilir (Zapp & Lerch, 2020, s. 373-374). Yükseköğretim hem bir sosyal sermaye aracı olarak hem de kültü- rel aktarım ve yeniden üretim aracı olarak küçümsenemez öneme sahiptir (N’Diaye, 1981, s. 42). Öyle ki yükseköğretim, Nye’ın (2005) 1990’ların başında ortaya koyduğu yumuşak güç tezinde de önem- li bir yer tutmaktadır. Bu kapsamda değişim programları temel bir bileşendir (Jones, 2009, s. 47). Bir ülkenin yükseköğretim açısından sahip olduğu cazibe, o ülkenin genel akademik potansiyeline katkıda bulunurken aynı zamanda da o ülkenin halkı açısından pek çok avan- taj barındırmaktadır. Bilim insanları ve öğrenciler geldikleri ülkeye değer kazandırmaktadır. Öğrenci açısından bakıldığında, öğrencile- ri ülkeye çeken sebep; ilgili üniversitenin prestiji ve o üniversiteden mezun olmanın sosyal meşruiyetidir (Bourdieu, 1986). Hem devlet düzeyinde kalkınma hem de bireysel gelişim için değerli bir kamu- sal enstrüman olarak değerlendirilebilecek yükseköğretim, önemli bir yumuşak güç üreticisidir (Jones, 2009, s. 50). Yükseköğretimin uluslararasılaşması hem kurumsal hem de ulusal düzeyde yükse- köğretim sisteminin yapısına, amaçlarına, işlevlerine ve sunumuna küresel ve kültürler arası bir boyut eklemiştir (Knight, 2008). Yükse- köğretim aynı zamanda ülkeler tarafından bir nüfuz aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu durum, antik çağlardaki gezici bilim insanları- nın sahip olduğu role benzemektedir. Bu bilim insanları dünyadaki prestijli okullarda çalışmalar yapmaktaydılar. Lee’nin belirttiği gibi, daha sonraki dönemlerde ise Mısır’daki Al-Ezher, İtalya’daki Bolog- na, Hindistan’daki Nalanda üniversiteleri ulus devlet kavramının do- ğuşundan çok önce bilim insanları için cazibe merkezleriydi ve bu üniversiteler uluslararası kültür alışverişinde önemli bir görevi ye- rine getirmekteydiler (2015, s. 356). Bununla birlikte UNESCO, 1945 yılında yayımladığı bildiride uluslararası eğitimin salt hükûmetlerin politik ve ekonomik düzenlemelerine bağlı bırakılamayacağını, ulus- lararası anlamda eğitim konusunun ulusal hükûmet kurumlarının etkisinden uzaklaştırılması gerektiğini, bunun insanlığın ortak iyili- ği için gerekli olduğunu açıklamıştır (UNESCO, 1945). 174 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Dünyada yaklaşık 30 bin üniversite bulunmaktadır. Hindistan’da 8.407, ABD’de 5.758, Filipinler’de 2.060, Arjantin’de 1.705, İspanya’da 1.415, Meksika’da 1.341, Bagladeş’te 1.268, Endonezya’da 1.236, Ja- ponya’da 1.223, Rusya’da 1.108, Fransa’da 1.062, Çin’de 1.054, İran’da 343, Güney Kore’de 322, Türkiye’de 209, Vietnam’da 209, Mısır’da 173, Tayland’da ise 158 üniversite vardır. 196 ülkede yükseköğretim ala- nındaki enstitü sayısı 19 bin 900’dür (International Association of Universities, 2021). 2021 yılı itibarıyla, dünya çapında 250 milyona yakın yükseköğrenim gören öğrenci bulunmaktadır. Covid-19 pande- misi öncesi güncel istatistiklere göre, Türkiye’de yükseköğrenim gö- ren yabancı öğrenci sayısı 125 bin 138’dir. Yurt dışında bulunan Türk vatandaşı öğrenci sayısı ise 47 bin 546’dır. Türk vatandaşı öğrenciler en çok ABD’yi tercih etmişlerdir. ABD’de 6 bin 698 Türk vatandaşı üniversite öğrencisi öğrenim görmektedir. ABD’yi 7 bin 625 öğren- ci ile Almanya, 3 bin 420 öğrenci ile İngiltere, 2 bin 389 öğrenci ile İtalya, 2 bin 220 öğrenci ile Avusturya, bin 950 öğrenci ile Azerbay- can, bin 850 öğrenci ile Fransa, bin 593 öğrenci Ukrayna, bin 592 öğ- renci ile Bulgaristan, bin 304 öğrenci ile Kuzey Makedonya, bin 242 öğrenci ile Kanada, bin 113 öğrenci ile Macaristan, bin 1106 öğrenci ile Polonya, 893 öğrenci ile Bosna Hersek, 825 öğrenci ile Hollanda, 716 öğrenci ile Avustralya, 687 öğrenci ile İsviçre takip etmektedir. Türkiye’de yüksek öğrenim gören yabancı öğrenci sayısında ise ilk sırada 20 bin 701 öğrenci ile Suriye bulunmaktadır. Türkiye’ye Azer- baycan’dan 17 bin 88, Türkmenistan’dan 12 bin 247, İran’dan 6 bin 418, Afganistan’dan 5 bin 826, Irak’tan 5 bin 187, Almanya’dan 4 bin 19, Yunanistan’dan 2 bin 546, Bulgaristan’dan 2 bin 510, Somali’den 2 bin 307, Çin’den 2 bin 110, Kazakistan’dan 2 bin 65, Kırgızistan’dan bin 926, Mısır’dan bin 921, Yemen’den bin 826, Filistin’den bin 825, Pakistan’dan bin 822, Libya’dan bin 669 yükseköğrenim gören öğren- ci gelmiştir (UNESCO, 2020). Yükseköğretim sistemi ve üniversiteler kültürel diplomaside önemli paydaşlardır. Kültürel diplomaside üniversitelerin rolü yadsınamaz seviyede stratejiktir. Üniversiteler, uluslararası öğrenci hareketliliği yolu ile kültürel diplomasiye hizmet etmektedir. Uluslararası öğrenci hareketliliği, öğrencinin öğrenim görmek amacıyla ülkesinin sınırla- rının dışına çıkması olarak açıklanabilir (Kelo, Teichler, & Wachter, 2006). Öğrenim bursları, eğitim gezileri, değişim programları, dil kursları, seminerler, sempozyumlar, paneller, toplantılar, kongre ve KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 175 konferanslar aracılığıyla her yıl milyonlarca insanın başka bir ülkeyi ziyaret etmesi sağlanmaktadır. Akademik ortamlarda, kamu diplo- masisi başlığı altında da (Cull, 2009) kültürel diplomasi alanında da (Kim, 2016) irdeleyen çalışmalar bulunmaktadır. Bir kültürel diplo- masi etkinliği olarak düşünüldüğünde eğitim alanındaki programlar, toplumsal birlikteliğin oluşmasına mutlaka belli oranda katkı sağ- layacaktır. Bu programlar, müttefiklik anlayışını da geliştirmektedir (Scott-Smith, 2016). Eğitim alanındaki değişim programlarının tarihsel gelişimine bakıl- dığında, ilk değişim anlaşmasının 1905 yılında Fransa ile İngiltere ve Prusya arasında imzalandığı görülmektedir. 1906 yılında ise Fransa ile İskoçya arasında, 1907 yılında da Fransa ile Avusturya arasında eğitim alanında öğrenci değişim anlaşmaları imzalanmıştır. Almanya’da ise 1920 yılında Dışişleri Bakanlığı çatısı altında kültürel diplomasi ile il- gili programları düzenlemek amacıyla Almancılık ve Kültürel İlişkiler Genel Müdürlüğü kurulmuştur (Haigh, 1974, s. 31-33). Bu genel müdür- lüğün kurulmasının ardından Almanya’da 1925 yılında “Alman Akade- mik Değişim Servisi” (DAAD) kurulmuştur. Bu kuruluş, akademisyen ve üniversite öğrencilerinin uluslararası değişim programlarına katıl- malarını koordine etmekle görevlendirilmiştir. Almanya’da benzer bir kurumsal yapılanma da 1929 yılında lise öğrencilerinin uluslararası değişim programlarına katılabilmeleri için oluşturulmuştur. DAAD bugün de çalışmalarına devam etmektedir. DAAD’ın Ankara ve İstan- bul’da da danışma merkezleri bulunmaktadır. Uluslararası eşleştirme programları da sınır ötesi öğrenim alanın- daki yeniliklere bir örnektir. Eşleştirme programları dâhilinde bir öğrenci, herhangi bir üniversitede başladığı öğrenim hayatını başka bir ülkedeki üniversitede tamamlayabilmektedir. Bu önemli bir kav- ramsal değişime işaret etmektedir. Bunun yanında eğitim merkez- leri de 21’inci yüzyılda kültürel diplomasi açısından önemli bir yer tutar hale gelmiştir (Knight, 2008). Knight’a göre, eğitim merkezleri eğitim, öğretim, bilgi üretimi ve yenilikçilik stratejisine uygun şe- kilde uluslararası olarak kitleleri kendisine çekmek için planlanmış yerlerdir (2011). Knight’a benzer şekilde, Lee de bireysel ilişkileri ge- liştirmenin yumuşak gücün en basit yöntemlerinden biri olduğunu vurgulamıştır. Ona göre, bir eğitim merkezi içindeki uluslararası öğ- renciler kültürel diplomasi için önemlidir. Uluslararası öğrenci akını, ev sahibi ülkenin, kültürünü ve insanlarını yabancılara toplu olarak 176 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM tanıtması için bir fırsat sağlar. Bu bağlantı sayesinde uluslararası öğ- renciler, ev sahibi ülke ile anlamlı ilişkiler geliştirirler. İdeal olarak bu öğrenciler, daha sonra kendi ülkeleri ile ev sahibi ülke arasındaki bağları da geliştirmiş olurlar (2015, s. 357). Yabancı bir ülkede dil ve kültür merkezleri açan ilk ülke Fransa’dır. Fransa, dönemin bu yeni uygulamasını 19’uncu yüzyılın sonlarında başlatmıştır (Anderson, 1993). Fransa’nın 1883’te açtığı bu kuruluşun adı Alliance Française’tir. Fransa’yı İtalya izlemiştir. İtalya da Dan- te Alighieri isimli dil ve kültür merkezi kurmuştur. Daha sonra ise Birleşik Krallık tarafından British Council açılmıştır (Kwan, 2013, s. 112). Fransa’nın bu akımı ilk başlatan ülke oluşu, Fransızcanın uzun süre diplomasi dili olarak kalması gibi, Fransa açısından önemli bir kazanımla sonuçlanmıştır. Almanya ise akademik alanda ortaklık- lar geliştirmek ve yeni iş birliği olanaklarını belirlemek amacıyla “Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Ajandası”nda eğitim başlığına özel bir önem vermiştir (Anheier, 2017, s. 2). Özellikle Almanya ve Fransa arasında imzalanan değişim programı anlaşmasının asıl amacı, iki ülke arasında yaşanan savaşların izlerini silmektir. İki ülke arasında- ki değişim programına 2000’li yıllara dek beş milyonu aşkın öğrenci katılmıştır. Almanya ve Fransa arasında 1988 yılında da üniversite öğrencileri arasındaki değişim programlarına yönelik yeni bir anlaş- ma imzalanmıştır (Cull N. J., 2008, s. 40-42). Bu örnekler incelendi- ğinde Fransa’nın Avrupa’da kültürel diplomasiye en erken adım atan ülke olduğu, akademi özelinde en yoğun kültürel ilişkinin Fransa ile Almanya arasında yaşandığı söylenebilir. Fransız Kültür Merkezi, Fransız Eğitim Ajansı ve Campus France tüm dünyada akademik de- ğişim faaliyetleri yürütmektedir. Ayrıca Fransa Büyükelçiliği ile Türk Eğitim Vakfı arasında imzalanan anlaşma ile iki kuruluş tarafından ortak bir şekilde burslar verilmektedir. Fransa Büyükelçiliği ve Türk Eğitim Vakfı, yüksek lisans öğrenimi için 2004 yılından beri Fran- sa’da yaşam gideri bursu vermektedir. Burs başvurusunda herhangi bir alan sınırlaması yoktur. Burs kapsamına eğitim dili Fransızca ve- ya İngilizce olan programlar alınmıştır. Türkiye ile İtalya arasında 2006 yılında kültürel iş birliği protokolü imzalanarak ilk ve ortaöğretim ile yükseköğretim seviyesinde deği- şim programı düzenlenmiştir. Protokol ile ayrıca ömür boyu eğitim ortak eylem programı hazırlanmış; burslar verilmiş; eğitim malze- meleri lojistiği için çalışmalar yürütülmüştür. Diploma denklikleri KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 177 konusunda adımlar atılmış; kitap fuarları, kültürel etkinlikler, kü- tüphane hizmetleri, sinema, tiyatro, arkeoloji, müzecilik, kültürel miras, opera ve bale alanında iş birliği yapılmıştır. Aynı zamanda, modern dans ve folklor kursları açılmış; kültür günü ve haftası gibi organizasyonlar düzenlenmiş; gastronomi kültürlerinin tanıtılması için programlar açılmıştır. Kültürel diplomasi alanında tüm ülkeler enstitüler açarak bu yön- deki çalışmalarına hız vermişlerdir. Fransız Enstitüsü 1907 yılında, İtalya Kültür Enstitüsü 1926 yılında, Goethe Enstitüsü 1930 yılında kurulmuştur (Haigh, 1974, s. 33-35). Benzer bir enstitü olan Yunus Emre Enstitüsü ise 2009’da açılmıştır. Dil eğitimi de kültürel diplo- masi açısından önemlidir. Dil eğitimi karşılıklı anlayış, kültürlerin birbirini yakından tanıması ve sempati yaratmak amacıyla zemin oluşturulmasını sağlamaktadır (Sancar, 2012, s. 170). Kültürel dip- lomasi özelinde dil eğitimi yabancı ülkelerdeki dil okullarını ve dil kursu düzenleyen kurumları içermektedir (Haigh, 1974, s. 29). Uluslararası alanda farklı ülkelerce kurulan kültür enstitüleri başlı- ca üç işlevi yerine getirmektedir. Bu enstitüler öncelikle dil öğrenimi için kurulan merkezlerdir. Her seviyede öğrenciye bu merkezlerde dil öğretimi hizmeti sunulmaktadır. Ayrıca, öğretmenler için for- masyon eğitimleri de verilmekte, uluslararası geçerliliği olan dil sı- navları yapılarak sertifikasyon düzenlenmektedir (ör. İngilizce için IELTS, Fransızca için DALF, İtalyanca için CILS). Bu enstitüler aynı zamanda kültür, kültürel miras, gelenek – görenek, örf ve adetler gibi değerlerin tanıtım faaliyetlerini yürütmekte; konserler, sergiler, top- lantılar, film gösterimleri gibi etkinlikler organize etmektedir. Kül- tür enstitülerinin en önemli fonksiyonlarından biri de ülkenin kendi lehine beyin göçü sağlamaktır. Beyin göçünü gerçekleştirmenin en etkili yolları öğrenim teşvikleri, burs ve bilimsel çalışmalara katılım- dır. İtalya’nın, Rönesans değerlerinin Batı toplumları için önemini vurgulaması örneğinde olduğu gibi, ulusal inanç sistemlerini ve dü- şünce akımlarını yaymak da kültür enstitülerinin görevleri arasında yer alır (Fürjész, 2013, s. 5-6). Uluslararası değişim programları alanında dünyanın en büyük ku- ruluşu Uluslararası Eğitimciler Birliğidir (NAFSA). NAFSA sayesin- de 1948 yılından bu yana on binlerce akademisyen ve öğrenci ken- di ülkeleri dışında akademik çalışmalar yaparak kültürel alışverişe 178 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM katkı sağlamıştır. NAFSA’nın her yıl düzenlediği konferans ve fu- arlara 100’den fazla ülkeden 10 binin üzerinde akademisyen ve öğ- renci katılmaktadır (Association of International Educators, 2021). Ayrıca, Avrupa Birliği ülkelerini kapsayan Erasmus öğrenci değişim programına da her yıl milyonlarca öğrenci katılmaktadır. Bu değişim programı, belli sürelerde Avrupa Birliği’ne üye ya da aday ülkelerde yükseköğretim öğrencilerine hizmet vermektedir. Bu programa Tür- kiye de dâhildir. Türkiye’nin dâhil olduğu bir diğer değişim progra- mı Mevlana Değişim Programı’dır. Mevlana Değişim Programı, yurt içinde eğitim veren yükseköğretim kurumları ile yurt dışındaki yük- seköğretim kurumları arasında öğrenci ve akademisyen değişimini gerçekleştirmeyi amaçlayan bir programdır. 23 Ağustos 2011 tarih ve 28034 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile yürürlü- ğe girmiştir. Bu programın finansal destekçisi Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu Başkanlığıdır. Mevlana Değişim Programı iki farklı hareketlilikten oluşmaktadır. Bunlar: Mevlana Değişim Prog- ramı ve Proje Tabanlı Uluslararası Değişim Programı’dır. Mevlana Değişim Programı’na tüm kıtalardan ülkeler üyedir. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, ABD’de de kültürel diplomasi ala- nında akademik program ve projelere büyük önem verilmektedir. Fulbright bursları tüm dünyada tanınan ve en yaygın burs hizmetle- rinden biridir. Fulbright programı, ABD Enformasyon Dairesi (Uni- ted States Information Agency - USIA) tarafından yönetilmektedir. Bu program, ABD’nin en prestijli burs programı kabul edilmektedir. Program, 1946 yılında İkinci Dünya Savaşı sonrası, Senatör J. Willi- am Fulbright’ın eğitim ve kültürel değişim yoluyla, ülkeler arasında ortak bir anlayış geliştirmek amacıyla Amerikan Kongresi’ne sundu- ğu bir kanun teklifiyle başlamıştır. Bu kanun tasarısını hazırlayan Fulbright, programı uluslararası alanda sıcak savaş ihtimaline karşı atılan önemli bir adım olarak gördüğünü ifade etmiştir. Bu program yolu ile ABD’li öğrenciler ve sanatçılar dünyanın pek çok bölgesinde eğitim ve araştırma imkânlarından yararlanmakta; her kıtadan gelen öğrenci, öğretmen ve akademisyenler ise Amerika’da araştırmalar yapmakta ve öğrenim görebilmektedirler (Fulbright, 2021). Yükseköğretimin uluslararasılaşması müfredatların da uluslararası standardizasyonunu gerekli kılmıştır. Uluslararası Üniversiteler Bir- liği (IAU) bu konuda çalışmalar yürütmektedir. 1950 yılında UNES- CO himayesinde oluşturulan IAU, küresel yükseköğretim toplulu- KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 179 ğuna uzmanlık ve eğilim analizi, yayınlar ve portallar, danışmanlık hizmetleri, küresel savunma, karşılıklı öğrenme, etkinlikler aracılı- ğıyla hizmet veren üyelik tabanlı bir kuruluştur (International As- sociation of Universities, 2021). Bologna Süreci de benzer çalışma- lar yürütmektedir. Bologna Süreci, tüm Avrupa’da yükseköğretim ve akademik konularda standartlar geliştirmek ve uyumsuzlukları en aza indirgeyerek eğitim sistemlerini bağdaştırmak ve Avrupa’da birbiriyle tam uyumlu bir yükseköğretim alanı yaratmak amacıyla oluşturulmuş bir programdır. Bologna Süreci’nin temelleri 1998 yı- lında Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere eğitim bakanlarının Sor- bonne’da gerçekleştirdikleri toplantı sonunda yayımlanan Sorbonne Bildirisi ile atılmıştır. Avrupa’da ortak bir yükseköğretim alanı yarat- ma fikri ilk kez bu bildiri ile ortaya çıkmıştır. Ancak, Bologna Süreci resmî olarak 1999 yılında Bologna Bildirisi’nin 29 Avrupa ülkesinin yükseköğretimden sorumlu bakanları tarafından imzalanması ve yayımlanması ile başlamıştır. (Bologna Process and the European Higher Education Area, 2020). Bologna Süreci’ne Türkiye de dâhil olmak üzere 48 ülke üyedir. Sonuç Sonuç olarak, kültürel diplomasinin yoğun olarak 1945 yılından sonra, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlanmasıyla dünya çapında uy- gulanmaya başladığı düşünüldüğünde, 1945 sonrası dönemin kül- türel çıktıların ideolojik bir propaganda aracı olarak popülerleştiği dönemi ifade ettiği söylenebilir. Bu dönemde kültürel diplomaside yükseköğretim önemli bir bileşen haline gelmiştir. Hatta denebilir ki devletlerin, sivil toplum örgütlerinin ve bireylerin sanat, değişim programları, kültürel tanıtımlar için en fazla para ve zaman harcadı- ğı, en fazla projeler ürettiği başka bir dönem olmamıştır (Gienow-He- cht & Donfried, 2010, s. 54). Değişim programları, sadece eğitim ala- nında düzenlenmekle kalmayıp bilimsel, sanatsal, mesleki, sportif ve dinî konularda da farklı değişim projeleri geliştirilebilmektedir (Lenczowski, 2007, s. 13). Bir ülkenin yükseköğretim sisteminin uluslararasılaşması, kültürel diplomasi açısından o ülkeye katkı sağ- layacaktır. Bunun yolu da yükseköğretim alanında uluslararası prog- ramların, süreçlerin ve diğer yapılanmaların içerisinde yer almaktır. UNESCO’ya göre, 2030 yılında dünyadaki üniversite öğrencisi sayısı 380 milyona, 2040 yılında 594 milyona yükselecektir. 2020 yılında başka bir ülkeye yükseköğrenim için giden öğrenci sayısı yaklaşık 180 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 6 milyondur. Bu rakamın 2040 yılında 20 milyonu aşacağı tahmin edilmektedir (UNESCO, 2020). Bu durum, kültürel diplomasi açısın- dan yükseköğretimi daha da stratejik bir konuma yükseltmektedir. Kaynakça Açıkmeşe, S. A. (2004). Uluslararası ilişkiler teorileri ışığında Avrupa bütünleşmesi. Uluslararası İlişkiler Dergisi, 1(1), 1-32. Alexandra, C., & Agostinelli, M. (2012, Şubat 21-24). Cultural diplomacy and the concept of the other. Şubat 8, 2021 tarihînde Institute for Cultural Diplomacy Web Sitesi: http:// www.culturaldiplomacy.org/culturaldiplomacynews/content/articles/participantpa- pers/2012-02-unccd/Cultural_diplomacy_and_the_concept_of_the_Other-__Margari- ta_Alexandra_Coppi_Agostinelli.pdf adresinden alındı Altun, F. (2021). “Hakikat” Kavramının Dönüşümü: Bir Tarihsel Sosyoloji Denemesi. Medya ve Din Araştırmaları Dergisi (MEDİAD), 4(2), 367-379. Altun, F. (2021). Yüzyılın Sağlık Krizi Olarak Kovid 19’un Toplumsal Yaşama ve Kadın- ların Sosyo-Ekonomik Durumlarına Etkileri. Marmara Üniversitesi Kadın ve Toplum- sal Cinsiyet Araştırmaları Dergisi, 5(1), 51-73. Anderson, M. S. (1993). The rise of modern diplomacy 1450-1919. London: Longman. Anheier, H. K. (2017). Die Auswärtige kultur- und bildungspolitik Deutschlands im internationalen vergleich. Berlin: Hertie School of Governance. Arı, T. (2013). Uluslararası ilişkiler teorileri - çatışma, hegemonya, işbirliği. Bursa: MKM Yayıncılık. Association of International Educators. (2021). Şubat 2, 2021 tarihînde Association of International Educators: https://www.nafsa.org/about/about-nafsa/history-nafsa-as- sociation-international-educators adresinden alındı Aydemir, E. (2016). Dış politikada yumuşak güç ve medya. İstanbul: Kalkedon Yayınları. Aydın, İ. (2016). Akademik Etik. Ankara: Pegem Akademi. Berridge, G. R., Keens-Soper, M., & Otte, T. G. (2001). Introduction. G. R. Berridge (Dü.) içinde, Studies in diplomacy - diplomatic theory from Machiavelli to Kissinger. New York: Palgrave. Bologna Process and the European Higher Education Area. (2020, Ocak 1). Policies: Bologna Process. Şubat 6, 2021 tarihînde Bologna Process Web Sitesi: https://ec.europa. eu/education/policies/higher-education/bologna-process-and-european-higher-educa- tion-area_en adresinden alındı Bourdieu, P. (1986). The forms of capital. Handbook of Theory and Research for the Sociology of Education (s. 241-258). içinde Greenwood. Bourse, M., & Yücel, H. (2017). Kültürel çalışmaları anlamak. İstanbul: İletişim Yayınları. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 181 Brustein, W. I. (2007). The global campus: challenges and opportunities for higher education in North Amerika. Journal of Studies in International Education, 11(3/4), 382-391. Chacraborty, K. (2013). Cultural diplomacy dictionary. Berlin: Institute for Cultural Diplomacy. Şubat 7, 2021 tarihînde Kültürel Diplomasi Enstitüsü Web Sitesi. adresin- den alındı Crowther, J. (1995). Oxford advanced learner’s dictionary (Cilt V). (K. Kavanag, & M. Ashby, Dü) Oxford: Oxford University Press. Cuche, D. (2004). Sosyal bilimlerde kültür kavramı. İstanbul: Bağlam Yayınları. Cull, N. J. (2008). Public diplomacy: Taxonomies and Histories. The Annals of the American Academy of Political and Social Science. Cull, N. J. (2009). Public diplomacy: lessons from the past. Los Angeles: USC Center on Public Diplomacy. Cull, N. J. (2010). Public diplomacy: seven lessons for its future from its past. Place Branding & Diplomacy, 6(1). Cummings, M. C. (2009). Cultural diplomacy and The United States Government: a survey. Washington: Center of Arts and Culture. Çavuşoğlu, M. (2019). Kültürel Diplomasi. Ankara: T.C. Dışişleri Bakanlığı. Çeçen, A. (1984). Kültür ve politika. İstanbul: Hil Yayınları. Develi, H. (2014). Türkiye’nin kültürel diplomasi stratejisi ve Yunus Emre Enstitüsü. Bilim ve Sanat Vakfı Bülteni(85). Eliot, T. (1962). Notes towards the definition of culture. London: Faber. Fosler-Lussier, D. (2012). Music pushed, music pulled: cultural diplomacy, globalization and imperalism. Diplomatic History, 36(1), 53-64. Fulbright. (2021). Hakkımızda: Fulbright Programı. Şubat 4, 2021 tarihînde Fulbright U.S. Student Program: https://fulbright.org.tr/posts/21/Fulbright-Program%C4%- B1-Hakk%C4%B1nda adresinden alındı Fürjész, J. É. (2013). The role of cultural institutes in the European integration. Berlin: Academi for Cultural Diplomacy. Gienow-Hecht, J. C., & Donfried, M. C. (2010). The model of cultural diplomacy: power, distance and the promise of civil society. J. C. Gienow-Hecht, & M. C. Donfried (Dü) içinde, Searching for a Cultural Diplomacy. New York: Berghan Books. Gökalp, Z. (2014). Türkçülüğün esasları. İstanbul: Ötüken Neşriyat. Gregory, B. (2011). American public diplomacy: enduring characteristics, elusive trans- formations. Hague Journal of Diplomacy, 6(3), 351-372. 182 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Griffiths, M., O’Callaghan, T., & Roach, S. C. (2014). International relations: the key concepts. London: Routledge. Güvenç, B. (1994). İnsan ve kültür. İstanbul: Remzi Kitabevi. Haigh, A. (1974). Cultural diplomacy in Europe. Strasbourg: Council for Cultural Coope- ration. Hamilton, K., & Langhorne, R. (1995). The practice of diplomacy - its evolution, theory and administration. London: Routledge. Heller, K. S., & Persson, L. M. (2009). The distinction between public affairs and public diplomacy. London: Routledge . Institute for Cultural Diplomacy. (2020). Hakkında: Cultural Diplomacy. Şubat 8, 2021 tarihînde Institute for Cultural Diplomacy Web Sitesi: https://www.culturaldiplomacy. org/index.php?en_culturaldiplomacy adresinden alındı International Association of Universities. (2021, Şubat 1). Şubat 10, 2021 tarihînde International Association of Universities World Higher Education Database: https:// www.whed.net/home.php adresinden alındı İskit, T. (2007). Diplomasinin gücü, modern Ortadoğu’nun şekillenmesi. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Jones, W. J. (2009). European Union soft power: cultural diplomacy & higher education in Southeast Asia. Silpakorn University International Journal, 9, 41-70. Kalın, İ. (2011). Soft power and public diplomacy in Turkey. Perceptions Journal of International Affairs, 16(3), 5-23. Karadağ, H. (2016). Uluslararası ilişkilerde kamu diplomasisi. Ankara: Nobel Yayınları. Kelo, M., Teichler, U., & Wachter, B. (2006). Student mobility in European higher educa- tion. Bonn: Lemmens. Keohane, R. O., & Nye, J. S. (1998). Power and ınterdependence in the information age. Foreign Affairs, 77, 81-94. Kim, J. (2016). Public relations and public diplomacy in cultural and educational exchange programs: a coorientational approach to the Humphrey Program. Public Relations Review(42), s. 132-145. Knight, J. (2008). Higher education in turmoil: the changing world of internationaliza- tion. Rotterdam: Sense. Knight, J. (2011). Education hubs: a fad, a brand, an innovation? Journal of Studies in International Education, 15(3), 221-240. Köktürk, M. (2015). Kültürün dünyası. Ankara: Hece Yayınları. Kwan, C. Y. (2013). Cultural diplomacy and internationalization of higher education: the experience of three Confucius Institutes in Canada. Front. Educ. China, 9(1), 110-126. KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 183 Lee, G., & Ayhan, K. (2015). Why do we need non-state actors in public diplomacy: theo- retical discussion of relational, networked and collaborative public diplomacy. Journal of International and Area Studies, 22(1), 57-77. Lee, J. T. (2015). Soft power and cultural diplomacy: emerging education hubs in Asia. Comparative Education, 51(3), 353-374. Lenczowski, J. (2007). Cultural diplomacy, political influence and integrated strategy. Washington: The Instıtute of World Politics. Leonard, M. (2002). Diplomacy by other means. Foreign Policy, 132, 48-56. Manheim, J. B. (1993). The war of images: strategic communication in the gulf conflict. A. R. Stanley (Dü.) içinde, The Political Psychology of the Gulf War - Leaders, Publics and the Process of Conflict. Pittsburgh: University of Pittsburgh Press. Mark, S. (2009). A greater role for cultural diplomacy. Discussion Papers in Diplomacy. içinde Clingendael: Netherlands Institute of International Relations. Mejuyev, V. (1987). Kültür ve tarih. (S. H. Yokova, Çev.) Ankara: Başak Yayınları. Melissen, J. (2007). The new public diplomacy: between theory and practice. J. Melis- sen (Dü.) içinde, The New Public Diplomacy: Soft Power in International Relations. New York: Palgrave. Meriç, C. (1986). Kültürden irfana. İstanbul: İnsan Yayınları. Murty, B. S. (1989). The international law of diplomacy - the diplomatic instrument and world order. New Haven: New Haven Press. N’Diaye, P. G. (1981). Culture development: some regional experiences. UNESCO. Niño, A. (2009). Uso y abuso de las relaciones culturales en la politica internacional. Ayer, 75(3), 25-61. Nye, J. S. (1991). Bound to lead: the changing nature of American power. New York: Basic Books. Nye, J. S. (2004). Soft power: the means to success in world politics. New York: Public Affairs. Nye, J. S. (2005). Dünya siyasetinde başarının yolu - yumuşak güç. Ankara: Elips Yayınları. Nye, J. S. (2008). Public diplomacy and soft power - public diplomacy in a changing world. G. Cowan, & N. J. Cull (Dü) içinde, The Annals of the American Academy of Poli- tical and Social Science (Cilt 616, s. 94-109). Philadelphia: Sage Publications. Nye, J. S. (2010). Responding to my critics and concluding thoughts - soft power and US foreign policy. I. Parmar, & M. Cox (Dü) içinde, Soft Power and US Foreign Policy - Theorotical, Historical and Contemporary Perspectives. London: Routledge. Nye, J. S., & Welch, D. A. (2015). Küresel çatışmayı ve işbirliğini anlamak. (R. Akman, Çev.) İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları. 184 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Paschalidis, G. (2009). Exporting national culture: histories of cultural institutes abro- ad. International Journal of Cultural Policy, 15(3), 275-289. Potter, E. (2003). Canada and the new public diplomacy. International Journal, 58, 43-64. Purtaş, F. (2013). Türk dış politikasının yükselen değeri: kültürel diplomasi. Gazi Aka- demik Bakış, 17(3), 1-14. Sancar, G. A. (2012). Kamu diplomasisi ve uluslararası halkla ilişkiler. İstanbul: Beta Yayınları. Schneider, C. P. (2003). Diplomacy that works: best practices in cultural diplomacy. Washington: The Center for Arts and Culture. Scott, J. C. (2006). The mission of the university: medieval to postmodern transforma- tions. Journal of Higher Education, 1-39. Scott-Smith, G. P. (2016). Cultural Diplomacy. A. R. Holmes, & S. Rofe (Dü) içinde, Glo- bal Diplomacy - Theories, Types and Models. Boulder CO: Westview Press. Signitzer, B. (2008). Public relations and public diplomacy: some conceptual explorati- ons. A. Zerfass, B. van Ruller, & K. Sriramesh (Dü) içinde, Public Relations Research (s. 205-218). Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften. Smith, P. (2001). Cultural theory: an introduction. Blackwell: Oxford University Press. T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı. (2019). 100. Yıl Türkiye Planı - On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023). Ankara: Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bilgi ve Belge Yönetimi Dairesi Başkanlığı. TDK. (2021). Şubat 6, 2021 tarihînde sozluk.gov.tr: https://sozluk.gov.tr/ adresinden alındı Thurnwald, R. C. (1936). Civilization and culture: a contribution toward analysis of the mechanism of culture. American Sosiological Review, 1(3), 387-395. Tomic, D. (2011). Cultural diplomacy as a political tool of European integration. Socio- logical Discourse. Tuncer, H. (1991). Eski ve yeni diplomasi. Ankara: Dış Politika Enstitüsü. Tuncer, H. (2009). Diplomasinin evrimi - gizli diplomasiden küresel diplomasiye. İstanbul: Kaynak Yayınları. Tylor, E. B. (2016). Primitive culture. New York: Dover Publications. UNESCO. (1945). UNESCO Constitution. Ocak 2021 tarihînde UNESCO Web Sitesi: http://portal.unesco.org/en/ev.php-URL_ID=15244&URL_DO=DO_TOPIC&URL_SEC- TION=201.html adresinden alındı UNESCO. (2020, Şubat 26). Global Flow of Tertiary-Level Students. Şubat 8, 2021 tarihînde UNESCO Web Sitesi: http://uis.unesco.org/en/uis-student-flow adresinden alındı KÜLTÜREL DIPLOMASI VE AKADEMI | 185 Walter, R. R. (2007). What is public diplomacy? Past practices, present conduct, possib- le future. Mediterranean Quarterly. Waltz, K. (1990). Realist thought and neorealist theory. Journal of International Affairs, 44(1), 21-37. Williams, R. (1993). Kültür. (E. Başer, Çev.) Ankara: İletişim Yayınları. Williams, R. (2005). Anahtar sözcükler: kültür ve toplumun sözvarlığı. İstanbul: İleti- şim Yayınları. Yılmaz, S. (2012). Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde kamu diplomasisi ve güç projeksiyonu. A. Özkan, & T. E. Öztürk (Dü) içinde, Kamu Diplomasisi (s. 189- 228). İstanbul: TASAM Yayınları. Zamorano, M. M. (2016). Reframing cultural diplomacy: the instrumentalization of culture under the soft power theory. Culture Unbond, 8, 166-186. Zapp, M., & Lerch, J. C. (2020). Imagining the world: conceptions and determinants of internationalization in higher education curricula worldwide. Sociology of Education, 93(4), 372-392. 186 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 187 Kent ve Kültürel Diplomasi Boyutuyla Uluslararası Yerel Diplomasi Ağları 06 188 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 189 “D eğişmeyen tek şey, değişimin kendisidir” demiştir Heraklitos. Geçmişten günümüze kadar gerek yerel, gerek ulusal, gerekse uluslararası boyuttaki geliş- meler, büyümenin ve dolayısıyla kalkınmanın etki- siyle değişimleri de gerekli kılmıştır. Dünya nüfusu içinde yer alan kent nüfusuna bakıldığında, nüfusun yarısından fazlasının hızlı kentleşme sonucu ile birlikte kentlerde yer aldığı görülmektedir. Bu durum, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı tarafından 2018 yılında yayımlanan “Dünya Kentleşme Beklentileri: 2018 Revizyonu” raporuna göre açıklanmış- tır. Raporda nüfus tahminleri ve projeksiyonlarından yararlanarak dünyanın dört bir yanındaki şehirlerdeki nüfusların mevcut ve gele- cekteki yörüngeleri vurgulanmıştır (UN, 2022a). 2018 yılında dünya nüfusunun tahmini olarak yüzde 55,3’ü kentsel yerleşim yerlerinde yaşamakta olduğu saptanmış, 2030 yılına kadar ise bu oranın yüzde 60’a yükselebileceği açıklanmıştır. Dolayısıyla her üç kişiden birinin en az yarım milyon nüfusu barındıran kent- K e n t v e K ü l t ü r e l D i p l o m a s i B o y u t u y l a U l u s l a r a r a s ı Y e r e l D i p l o m a s i A ğ l a r ı 0 6 Giriş 1 UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Doktora Bursiyeri, YÖK 100/2000 Doktora Öğrencisi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, E-mail: azizeokten@hotmail.com, ORCID ID: 0000-0001-7725-7670. Azize Ökten 1 190 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM lerde yaşayacağı tahmin edilmektedir (UN, 2022b). Türkiye İstatis- tik Kurumunun 2022 yılında yayımladığı ve verilerin 2021 yılına ait olduğu “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları”na göre Türki- ye’de yaklaşık 85 milyon nüfusun bulunduğu ve bu nüfusun da yüz- de 93,2’sinin kent nüfusunu oluşturduğu açıklanmıştır (TÜİK, 2022). Sanayileşme ile birlikte küreselleşme, teknolojik ve ekonomik ge- lişmeler kent nüfuslarındaki hızlı artışı da beraberinde getirmiştir. Böylesi bir durumun kentlerde yoğun hareketliliğe sebep olmasının yanı sıra, küresel alanda iş birliklerinin de yoğunlaşması sonucunu doğurmuştur. Bu durum karşısında kentlerin rollerinde, imkânların- da, sorumluluklarında özellikle yerelin, geleneksel düzeninin dışına çıktığı ve gerek sosyo-ekonomik alanda gerekse de kültürel alandaki farklı imkânlarla birlikte etki alanlarında dönüşümü gerekli kıldığı görülmüştür. Kentlerdeki nüfus artışı ve kentleşmenin yoğunlaşma- sı, ulus ötesi etkiler doğurmaya başlamıştır. Kent teriminin sözlük anlamı, nüfusun büyük parçasının ekonomik faaliyet alanı olarak ticaret, sanayi, yönetim ve hizmetle ilgili işler- le geçimini sağladığı, sosyo-ekonomik, toplumsal ve kültürel bir ör- gütlenmenin bulunduğu yerleşim alanları şeklinde tanımlanmıştır (Yahyagil, 1998, s. 105). Kentleşme ise genellikle tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, hareketliliğin yaygın olduğu yerleşim alanları olarak tanımlanmıştır (Keleş, 2016, s. 38). Kentsel sistemin içinde yer alan ekonomik, teknolojik, siyasal, sosyo-kültürel türden ilişki siste- mi kent dinamikleriyle etkileşim içinde oldukları görülmektedir. Bu karşılıklı ilişkiler, kentsel sistemi oluşturmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerinin en yoğun olarak hissedildiği yer- ler olan kentlerde, uluslararası iş birlikleri ile birlikte atılacak adım- ların, yerel yönetimlerin uluslararası faaliyetleri ile daha da pekişti- rilmesinin hedeflendiği görülmektedir (Erdem ve Ersavaş Kavanoz, 2021, s. 29). Birleşmiş Milletlerin Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olarak bilinen UNESCO, kuruluş sözleşmesinde ilke edindiği “Sa- vaşlar insanların zihninde başladığına göre barış savunusunun inşa edilmesi gereken yer de insanların zihinleridir” misyonu ile hareket etmektedir. UNESCO’ya göre barış, “insanlığın ahlaki ve entelektüel dayanışması temelinde tesis edilmelidir” şeklinde belirtilmektedir. 1946 yılında yürürlüğe giren anayasada tanımlandığı gibi, uluslara- rası barış içinde bir arada yaşama koşullarını oluşturma misyonu, KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 191 insanlığın gözden geçirilmiş bir vizyonuna dayalı yeni bir dünya gö- rüşü üzerinde çalışmak ve o vizyonu yaymak üzere oluşan küresel ölçekteki iş birliğini içermektedir (UNESCO, 1946). Kentlerde barışın yeniden tesis edilmesi zamanla kentler arasında ekonomik ve kültü- rel diyalogların gelişimini beraberinde getirmiştir. Farklı ülkelerde- ki kentler arasındaki ilişkilerin kapsamı genişlerken aynı zamanda da kurulan ilişki türleri ve aktör yapıları da değişmeye başlamıştır. Kentler arasındaki ilişkiler, yerel düzeyde çok aktörlü bir yapıya ev- rilmiştir (Erdem ve Ersavaş Kavanoz, 2021, s. 29). Ülkeler kadar kentler de küresel aktörler olarak birbirleriyle etkile- şim halinde faaliyet göstermekte, bu faaliyetlerini de uluslararası yerel diplomasi ağları, kardeş şehir ilişkileri, uluslararası kent ağları oluşturmakta ve pek çok uluslararası paydaşla tematik iş birlikleri ve projeler geliştirmektedir (MBB, 2022). Yerel yönetimlerin bu kap- samda bulunan uluslararası ilişkileri kent diplomasisini, yerel diplo- masiyi, bunların bir kısmının sonucu olarak da kültürel diplomasiyi beraberinde getirmiştir. Çalışmanın amacı, yerel diplomasi ağları içinde yer alan birçok ulus- lararası kuruluşun, sivil toplumun kültürel alandaki faaliyetlerini or- taya koymanın yanı sıra özellikle kardeş şehir ilişkileri ile ülkelerin karşılıklı iş birliklerini ortaya çıkarmaktır. Dolayısıyla bu kapsamda yer alan ağın kentlerin birbirleriyle karşılıklı ilişkiden doğacak olan kültürel diplomasi boyutundan da bahsedilecektir. Küreselleşme ile birlikte artan nüfusun, farklı gereksinimlere ihtiyaç duyması merke- zi yönetimle birlikte yerel yönetimlere de sınır ötesi roller üstlenme- lerine sebebiyet vermiştir. Bu bakımdan, özellikle gelişmiş ülkeler ile kurulmuş olan karşılıklı iş birlikleri, sürdürülebilir kalkınma üzerin- den ülkelerin ekonomilerini kültürlerinin korunmasını daha efektif hale getirecektir. Özellikle yerel birimler üzerinden çeşitli yerel dip- lomasi ağları ile iş birliklerinin kurulması ve bu iş birliklerin Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile Türkiye arasında kurulan kardeş şehir ilişki- leri kültürel diplomasi boyutuyla açıklanmaya çalışılarak çalışmanın kapsamını oluşturacaktır. Çalışmanın yönteminde öncelikli olarak literatür analizi gerçekleştirilecektir. Çalışmada, üzerinde çokça du- rulan yerel diplomasi ağlarından kardeş şehir ilişkileri konusunda Türkiye ve AB üyesi ülkelerin kurmuş oldukları ağlar UCINET paket programı kullanılarak bir sosyogram ile açıklanacaktır. 192 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Kentlerin Belirli Hedefler Doğrultusunda Sınır Ötesi İş Birlikleri Sürdürülebilir kalkınma amaçlarını gerçekleştirebilmek adına küre- sel hedefler çerçevesinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDGs), 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yoksulluğu sona erdir- mek, dünyayı korumak ve 2030 yılına kadar tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak amacıyla, evrensel bir eylem çağ- rısı olarak 17 temel hedef ve bu temel hedefler içinde yer alan 169 alt gösterge dâhilinde kabul edilmiştir (UNDP, 2022a). Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkması muhtemel olan kentleşmedeki temel eğilimleri anlamak, şehirleri ve insan yerleşimlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak için Sürdürülebilir Kal- kınma Hedefleri kapsamında 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Günde- mi’nin uygulanması önem arz etmektedir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için yaratıcılığa, bilgi birikimine, teknolojiye ve finansal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır (UN, 2022b). Uluslararası arenada yerel yönetimlere olan ilginin artmasının temel nedenlerinden biri ekonomik etkililik ve kalkınmanın günümüzde ancak ademimerkezileşme ve yerel yönetimler aracılığıyla gerçek- leştirilebileceği görüşünün kabul görmesidir. Yerel yönetimler, kendi devletlerinin bürokrasilerini ve politikalarını aşarak ulusal sınırların dışına çıkabilmektedir. Bu bağlamda yerel yönetimler küreselleşme- nin hem hedefi hem de taşıyıcısı olarak değerlendirilmektedir (Ak- doğan, 2007, s. 75). Küreselleşme, ülkelerin merkezî yönetimlerindeki politikalarının gelişimine katkı sağlamasının yanı sıra yerel yönetim sistemine de yansımış ve dolayısıyla uluslararası arenada yerel dış politika iş bir- liklerinin de giderek artmasına ortam hazırlamıştır. Bu gelişme be- raberinde, yönetim sisteminde alışılagelmişin ötesine geçip bu yö- netim sistemine ilgili aktörler tarafından sınır ötesi farklı bir bakış açısıyla bakabilmeyi sağlamıştır (Yaylı ve Gönültaş, 2018, s. 274). Küreselleşme, modern dünyanın temel itici gücü olmakla birlikte, tüm ulusların kalkınması için gerekli olan küresel siyasi, ekonomik ve kültürel gündemleri önemli ölçüde şekillendirmektedir (Kuznet- sov, 2014, s. 1). Yerel yönetimler, kendi ulusal sınırları içinde farklı yapıda ve büyüklüklerdeki topluluklarda yaşayan insanların, ortak ve yerel nitelikteki gereksinimlerini karşılamak amacıyla hukuk dü- KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 193 zeni içinde kurulan anayasal kuruluşlardır (Poyraz, 2017, s. 139). 1982 Anayasası’nın 127. maddesinde yerel yönetim birimleri, tüzel kişili- ğe sahip il özel idareleri, belediyeler ve köyler şeklinde belirtilmiştir (T.C. 1982 Anayasası). Küresel ile yereli birleştirmenin yolu, pekâlâ terim olarak dayatılan glokalleşme olarak adlandırılabilmektedir. Kısaca söylemek gere- kirse küyerelleşme, fikirlerin ve uygulamaların etkilerinin ulusal alandan uluslararası alana yayılmasını içermektedir. Küyerelleşme fikri, tüm dünyada insan toplumunun birçok yönüne yayılmıştır. Bu akış veya yayılma, tanım gereği bir glokalleşme sürecini doğurmuş- tur. Bunlar arasında göç, sağlık, yemek kültürü, sergiler, festivaller miras alanları, müzik ve dans gibi sanatın ve kültür alanının çeşitli türleriyle, akademik ve profesyonel disiplinlerle, spor, turizm, mo- da, bürokrasi ve yönetimle hayatın diğer alanları veya yönleri sayı- labilmektedir. Bununla birlikte, özellikle farklı ülkelerdeki ilişki te- masının bu şekilde yorumlanabileceği söylenebilmektedir. Küresel ve yerel arasındaki ilişki diğerlerinden daha fazla dikkat çekmiştir (Robertson, 2015, s. 3-18). Küreselleşme ve ulus ötesi rejimler özellikle yerel yönetimlerin sorum- luluk alanlarını dönüştürmüştür. Yerelde, yerel diplomasi olarak ad- landırılan bu durumun nedenleri hem devlet düzeyindeki hem ulusla- rarası sistemdeki gereksinimlerle hem de yerelin kendi içindeki siyasi ve ekonomik gelişmelerle açıklanabilmektedir (Keating, 1999, s. 1). Yerel Diplomasi ve Kültürel Diplomasi Kavramları Bir ülkenin yumuşak gücü, kültürüne, değerlerine ve politika kay- naklarına dayanmaktadır. Kamu diplomasisi, bir ülkenin yumuşak gücünü geliştirmenin bir aracı olarak uzun bir geçmişe sahiptir. Ka- mu diplomasisi, yumuşak güç üretmede güvenilirlik, öz eleştiri ve çok düzeyli yönetişim anlayışı ile sivil toplumun rollerinin de anla- şılmasını gerekli kılmıştır (Nye, 2008, s. 94). Yerel diplomasi, diğer bir ifade ile yerel yönetimin uluslararası alanda- ki iş birliği faaliyetleri sonucunda, yerelin dış politikaları kapsamında bulunan uygulamaları, dış politikalarını dolayısıyla yerel diplomasi için diğer bir kavram olarak da ifade edilen paradiplomasinin ana unsurunu oluşturmuştur (Yaylı ve Gönültaş, 2018, s. 273). Birleşmiş 194 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Milletler Kalkınma Programı (UNDP) paradiplomasi terimini, “farklı kent veya kasabalardaki topluluklar arasında uzun vadeli ve bölgeler arasında doğrudan ilişkilere odaklanan yeni bir ortaklık modeli oluş- turma mekanizması olarak tanımlamaktadır (Tavares, 2016, s. 9). Pek çok ülkenin, yumuşak güç unsurunu birer araç olarak kullanarak ye- rel diplomasi ve kültürel diplomasi kapsamında yerel yönetimlerin kü- resel sorunların çözümü konusunda çeşitli politikaları bulunmaktadır. Kamu diplomasisi aracı olarak hem yerel diplomasi hem de kültürel diplomasi, dünya çapında hükûmetlerin, özellikle de son yıllarda ye- rel yönetimlerin, ikincil bir rol oynadığı dış politikalarının yurt dışın- da kabulünü sağlamayı amaçlayan ve giderek artan popüler bir meş- guliyeti haline gelmiştir (Ordeix-Rigo ve Duarte, 2009, s. 549). Kamu diplomasisi faaliyetlerinin yelpazesi, belirli politikaların doğrudan savunulmasında etkin rol oynamıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde kültür; tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi-manevi değerler ile bunları ya- ratmada, sonraki nesillere aktarmada kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bü- tünü olarak tanımlanmıştır (TDK, 2022). Kültür, liderlerin ve ülkele- rin kim olduklarını göstermeleri, güçlerini ortaya koymaları ve kalıcı ilişkiler kurmaları için bir yol olarak kullanılmıştır (Bound vd., 2007, s. 11). Klasik kültürel diplomasi kavramı, kültürü geleneksel diplo- masinin bir bileşeni olarak kullanmayı gerektirmekte ve çoğunlukla, diğer uluslarla ilişkileri güçlendirmek, iş birliğini geliştirmek veya ulusal çıkarları desteklemek için bir ulusun kültürünün yurt dışında tanıtılmasıyla sınırlandırılmaktadır (Kozymka, 2014, s. 9). Kültürel diplomasi, karşılıklı anlayışı geliştirmek için uluslar ve halk- lar arasında fikirlerin, bilgilerin, değer sistemlerinin, geleneklerin, inançların ve kültürün diğer yönlerinin değişimi olarak tanımlan- mıştır (Barnhisel, 2015, s. 11). Kültürel diplomasi, bir aktörün kendi kültürel kaynaklarını ve başarılarını yurt dışında tanıtarak ve/veya yurt dışına kültürel aktarımını kolaylaştırarak uluslararası çevreyi yönetme girişimidir. Tarihsel olarak kültürel diplomasi, bir ülkenin kendi kültürünün örneklerinin ihracatını kolaylaştırma politikası an- lamına da gelmektedir. Antik dönem içinde, İskenderiye’deki büyük kütüphane, Roma sınırlarından “dost kralların” oğullarının Roma’da KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 195 eğitim almaya davet eden politikalar bu kapsamda örnek olarak veri- lebilir. Bugün buna British Council veya İtalyan Kültür Enstitüsü gibi kuruluşların çalışmalarının yanı sıra, Fransız dilini sürdürmek için uluslararası okullar ağını büyük ölçüde sübvanse eden Fransızlar da dâhil edilebilmektedir (Cull, 2008, s. 33). Uluslar, kültürel diplomasi- yi diğer ülkelere karşı yumuşak güç yansıtma aracı ve ulusal kültürel zenginliği sergileme yeri olarak kullanmaktadır (Kozymka, 2014, s. 9). Kültürel diplomasi, bugün kültürün uluslararası ilişkilerde her za- mankinden daha fazla hayati bir role sahip olduğunu savunmakta- dır. Bu durum, kültürün kapsamlı olmasından, bağlayıcılığından ve insani değerlerinden kaynaklanmaktadır: kültür, hem başkalarını anlamak için geldiğimiz bir araç hem de hayatın doğuştan gelen de- ğere sahip, zevk alıp aradığımız bir yönüdür. Kültürel değişim bize ortak noktaları takdir etme ve farklılıkların olduğu yerlerde bunların altında yatan motivasyonları ve insanlığı anlama şansı vermektedir. Kimlik siyaseti, yerel ve uluslararası değişimler üzerinde artan bir et- kiye sahip olduğundan, bu nitelikler kültürü, müzakere için kritik bir forum ve ortak çözümler bulmada bir değişim aracı hâline getirmek- tedir (Bound vd., 2007, s. 11). Kültürün Yerel Diplomasideki Yeri Yerel yönetim birimleri, küreselleşme, yerelleşme gibi faktörlerle birlikte farklı nitelikler kazanmışlardır. Ortaya çıkan çeşitli uluslara- rası organizasyonlar, kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ile birlikte ulus ötesi yerel yönetim iş birliğinin hareketliliği artarak devam et- miş, farklı yerel birimlerle iş birlikleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, yerel birimlerin uluslararası ilişkileri neticesinde; kardeş şehircilik, ulus ötesi iş birlikleri, yerel yönetimler arasında kurulan birlikler, temel dinamiklerini belirleyen yerel dış politika sürecini yani yerel diplomasiyi ortaya çıkarmıştır (Yaylı ve Gönültaş, 2018, s. 271). Türk yerel yönetimlerinin dış ilişkilerindeki kültürel unsurların yoğunlu- ğu Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci ile artarak Türkiye’nin dış dünya ile etkileşiminin önemli yapı taşlarından biri hâline gelmiştir. Kültür İçin Gündem 21 Belgesi Kültür için Gündem 21, 8 Mayıs 2004’te dünyanın insan haklarına, kültürel çeşitliliğe, sürdürülebilirliğe, katılımcı demokrasiye ve barış 196 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM koşullarının yaratılmasına bağlı şehirler ve yerel yönetimler tarafın- dan onaylanmıştır. Bu belge, kültürel gelişmeyi teşvik etmek için şe- hirler ve yerel yönetimler arasında bir uzlaşmanın temelini oluştur- mayı amaçlamaktadır. Dünya çapında giderek artan sayıda şehir ve yerel yönetim, yerel konseylerinde kültür için Gündem 21’e bağlı ka- larak politikalarını şekillendirmiştir (Agenda 21 For Culture, 2022a). Kültür için Gündem 21, şehirler ve yerel yönetimler tarafından kül- türel kalkınma için bir taahhüdün dünya çapında zeminini oluştur- mayı savunan misyona sahip ilk belgedir. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı (United Cities and Local Governments-UCLG), Kültür Gündem 21’i kültür programları için referans belge olarak be- nimsemiş ve onaylanmasını müteakip sürecin koordinatörlüğünü üstlenmiştir. UCLG Kültür Komitesi, kültürü kalkınma süreçlerinin merkezine yerleştiren şehirler, yerel yönetimler ve ağlar için bir bu- luşma noktasıdır. Söz konusu süreçler, uluslararası kuruluşların, ulusal hükûmetlerin ve sivil toplumun ilgisini bu yönde artırmıştır. (Agenda 21 For Culture, 2022b). Yeni Kentsel Gündem ile kültürün ve kültürel çeşitliliğin insanlık için farklı zengin kaynaklar barındırdığı ve bu farklılıkların, kentlerin sürdürülebilir kalkınmasında son de- rece önemli katkılar sağlayacağını kabul etmektedir (UCLG-MEWA Rapor, s. 17). Yeni Kentsel Gündem, kent çalışmaları için mevcut şartların değişimini sunarak kentlerin kalkınması, iyileştirilmesi ve yönetilmesinde temel standart ve ilkeleri belirlemektedir (Biçer ve Kodaz, 2021, s. 142). Kültür 21 Eylemleri Kültür 21 kapsamında oluşturulan Eylem Belgesi, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı (UCLG)’nın 18-20 Mart 2015 tarihleri arasında İspanya’nın Bilbao kentinde gerçekleştirdiği Kültür Zirvesi kapsamında onaylanmıştır (Agenda 21 For Culture, 2022c). Eylemleri şunlardır: ‡ Vatandaşlık, kültür ve sürdürülebilir kalkınma arasındaki birbirine bağlı ilişkiyi vurgulamak için Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetim Teşkilatının taahhütlerini yenilemektir. ‡ Kültür için Gündemi 21’i tamamlamak dolayısıyla onu somut taahhütlere ve eylemlere dönüştürmektir. KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 197 ‡ Tüm dünyada geçerli bilgiyi teşvik eden uluslararası bir reh- ber olmayı hedeflemektedir. ‡ İyi uygulamalar kapsamında iş birliğini kolaylaştırmaktır. ‡ Etkililiği, etkinliği teşvik ederek, yenilikçi kentler ve yerel yö- netimlerden oluşan küresel bir ağı güçlendirmektir. Bu değerler, kentlerin ve yerel yönetimlerin gerçek, pratik deneyim- lerinin yanı sıra uluslararası kuruluşların, üniversitelerin ve aktivist- lerin katkılarına dayanmaktadır. Kültürü hem yerel hem de küresel olarak sürdürülebilir kalkınmaya entegre etmek için yerel yönetim- lerin taahhütlerini ve isteklerini şekillendirmektedirler (Agenda 21 For Culture, 2022d, s. 11). Kültür, Haklar ve Vatandaşlık Kültür, insanların bireysel veya toplu olarak hem insanlığın hem de yaşamın seyrine verdikleri anlamı ifade ettiği değerlerden, inanç- lardan, dillerden, bilgiden, sanattan ve bilgelikten oluşmaktadır. Herkesin kendi geleceğini şekillendirdiği ortak bir faydadır. Tüm bi- reyler kültürün araçları ve gelişiminin katılımcıları olarak kültürün gerçekliğini anlamamıza, yorumlamamıza ve dönüştürmemize izin veren aktörlerdir. Dolayısıyla kültürel haklar, insan haklarının ayrıl- maz bir parçasıdır. Bireylerin ve toplulukların kültürel özgürlükleri, gerçek demokrasinin hem sonucu hem de temel koşuludur. Kültürel haklar, herkesin yaşamları boyunca kültürel tanımlama sürecini öz- gürce sürdürmek ve mevcut kültürlere aktif olarak katılmak ve onları yeniden şekillendirmek için ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişebilme- sini garanti etmektedir. Kültürel vatandaşlık, haklar, özgürlükler ve sorumluluklar anlamına gelmektedir. Kültüre yaşam boyu erişim ve katılım, toplumlarımızda yurttaşlığın ve barışın inşasına izin veren duyarlılık, ifade, seçim ve eleştirel düşünme kapasitelerinin geliştiril- mesi için temel faktörlerdendir (Agenda 21 For Culture, 2022d, s. 11-12). Sürdürülebilir Kalkınmanın Kültürel Faktörleri Sürdürülebilir kalkınma veya sürdürülebilirlik, birbirine bağlı bir dizi faktörün (kültürel, çevresel, sosyal ve ekonomik) birleşimini gerek- tirmektedir. Kültürel çeşitlilik insanlığın temel mirasıdır. Binlerce yıllık tarihîn ürünü ve tüm halkların dilleri, fikirleri, teknikleri, uy- 198 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM gulamaları ve yaratımları aracılığıyla ortak katkılarının meyvesini oluşturmaktadır. Kültürel çeşitlilik, kimliklerin ve farklılıkların sü- rekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak tanıyarak sosyal uyum, vatandaşlık ve barışçıl bir toplum yaratılmasının temel bir bileşeni haline gelmektedir. Kültürel miras, hatıralardan manzaralara kadar tüm biçimleriyle insan yaratıcılığının bir kanıtı olarak insanların ve toplulukların kimliklerinin inşası için gerekli bir kaynaktır. Kültü- rel mal ve hizmetler, anlam ve kimlik taşıyıcıları olmaları nedeniyle diğer mal ve hizmetlerden farklıdır. Sanatçılar, kültür kuruluşları ve kültür kurumları sürdürülebilir bir şehir geliştirmede merkezî rol oy- namaktadır. Kültürün ekonomik değerine indirgenmesi, ortak yarara katkılarını ve dolayısıyla dönüştürücü potansiyelini azaltabilmekte veya ortadan kaldırabilmektedir. İyi bir yönetişim sistemi, şeffaflığı ve tüm vatandaşların güvenilir bilgi alma, arama ve iletme hakkını garanti etmelidir. Dolayısıyla kültürel gelişmeler, kültürel ekosistemi oluşturan çok çeşitli aktörlerin (kamu kurumları, sivil toplum kuru- luşları ve özel sektör dâhil) yeniliği teşvik edecek şekilde etkileşim ve iş birliğine dayanmaktadır (Agenda 21 For Culture, 2022d, s. 12). Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları Yerel yönetimler, uluslararası süreçlerin vazgeçilmez temel aktör- leridir. Kültürel hakların savunulması ve geliştirilmesinde yerel yö- netimler ön saflarda yer almaktadır. Temel insan hakları, yerel de- mokrasi katılımın temel bir koşuludur. Vatandaşların kamusal karar alma süreçlerinde yerel yönetimler ayrıca ülkeler arasındaki diya- loğu ulusal hükûmetler ve uluslararası kuruluşlarla birlikte teşvik edebilmektedir. Yerel yönetimler, küresel sorunlara etkili ve uygun çözümleri test eden ve uygulayan en uygun laboratuvarlardır (Agen- da 21 For Culture, 2022d, s. 12). Bu çözümleri gerçekleştirebilmeleri, Türkiye’de 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile büyükşehir belediyesi yönetiminin hukuki statüsüne göre görev, yetki ve sorum- luluklarını yerine getirilmelidir. Yine 5393 sayılı Belediye Kanu’na gö- re belediyelerin yetki ve sorumlulukları belirtilmiştir. Bu kapsamda 6360 sayılı kanun ile belediyelerin yetki ve sorumlulukları genişletil- miştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile de büyükşehir belediyelerin hukuki statüsüne uygun bir şekilde yetki ve sorumlu- luk alanları belirlenmiştir. Yine mahallî idareler yapısı içerisinde yer alan 5302 sayılı İl Özel İdare Kanunu bu kapsamda Türkiye’de yerel KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 199 yönetimler için yetki ve sorumlulukların çizildiği en önemli kanun metinleridir. Son on yıl içinde, çoğu yerel yönetim birimi (metropoller, kentler, bölgeler, iller ve ilçeler), sivil toplum kuruluşları, bakanlıklar ve ulus- lararası kuruluşlar politika ve programlarını Kültür için Gündem 21’e uyumlu hale getirmişlerdir (Agenda 21 For Culture, 2022d, s. 14). Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Dış Politikalarını İçeren Yerel Diplomasinin Yönetimi ve Yasal Dayanağı Türkiye’de 2004 yılından itibaren başlayan yerel yönetim reformları kapsamında birçok yasal düzenlemelerle değişikliklere gidilmiştir. Bunlar arasında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sa- yılı Belediye Kanunu, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu, 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Ka- nunu yürürlüğe girmiştir. Küresel, ulusal ve yerel olarak kentler, sürdürülebilir kalkınma he- deflerine ulaşabilmeleri için küresel çapta ortaklıklar kurarak eylem planları oluşturmuşlardır. Bunların etkin ve usulüne uygun bir şekli- de gerçekleştirilebilmesi için yasal dayanakları bulunmaktadır. Tür- kiye’de bu kapsamda özellikle belediyelerin uluslararası ilişkilerini düzenleyen mevzuat bilgilerinden birkaçı şunlardır: ‡ 1969 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan ve yürürlüğe giren 1173 Sayılı, Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinas- yonu Hakkındaki Kanun metninin 1. maddesinin 6. Fıkra’sına göre, mahallî idarelerin ve kanunda belirtilen diğer kurum, ku- ruluş ve teşebbüslerin dışişlerinden bir temasından doğacak herhangi bir durum için Dışişleri Bakanlığı’na bilgi vermesi ge- rekmektedir (Mevzuat Bilgi Sistemi (a)). ‡ 2005 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan ve yürürlüğe giren 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 74. maddesinde, belediyelerin uluslararası bir mahallî idarelere ile ortak faaliyet ve hizmetler kapsamında önceden T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı izni alınarak kardeş kent ilişkisi kurabileceği hükme bağlanmıştır (Mevzuat Bilgi Sistemi (b)). ‡ Yine aynı kanun metninin 18. maddesinde yer alan p fıkrasına göre, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı izni 200 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM alınarak yurtdışında bulunan belediyeler ve mahallî idareler ile karşılıklı iş birliği gerçekleştirilmesine, kardeş kent ilişkisi ku- rularak ekonomik ve sosyal kalkınmaya destek olacak şekilde kültür, sanat ve spor alanlarında faaliyetler ve projelerin gerçek- leştirilebileceği ve bu kapsamda yer alacak masrafların karşıla- nabileceği karara bağlanmıştır (Mevzuat Bilgi Sistemi (b)). ‡ İçişleri Bakanlığının yayımlamış olduğu 2005/36 sayılı genelge- sine istinaden, belediyelerin görev alanlarına uygun faaliyet ger- çekleştireceği kardeş şehirlerin kuruluşunu geliştirmek amacıy- la yurt dışı ilişkileri, kardeş şehir uygulamaları için protokollerin imzalanması ve ikili kardeş şehir ilişkilerinin, o ülkenin ilgili be- lediyelerine ait karşılıklı meclis kararı ile kurulabileceği belirtil- miştir (T.C. İçişleri Bakanlığı – İller İdaresi Genel Müdürlüğü). İki şehrin bu bağı kurabilmesi için karşılıklı olarak imzalayacakları Kardeş Şehir Protokolü’nün, izin alınmak suretiyle T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğüne resmî yazı ile iletildikten sonra bakan, olur yazısı sonrasında söz konusu Ortaklık Protokolü imzalanabilecektir ve iki kardeş şehir arasındaki ilişki resmiyet kazanacaktır. ‡ İçişleri Bakanlığının yayımlamış olduğu 2005/62 sayılı genelge- sine istinaden, kardeş şehir ilişkisi kurulacak yabancı belediye hakkında temel bilgilerin bildirilmesi, hangi alanda kardeş şehir ilişkisinin yürütüleceği ve bu ilişkiden fayda sağlaması beklenen unsurların açıklanması gerekmektedir (Yerel Diplomasi Resmî Web Sitesi ). ‡ Bu maddelere ek olarak; 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Te- şekküllerin Kurulması Hakkında Kanun’un 1. Maddesi’nin 6. Fıkrası, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun ve 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’nu kapsamın- da yer alan ilgili maddeleri ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın ilgili maddeleri bu kapsamda yer almaktadır (Kardeş Şehirler Web Sitesi). Uluslararası Yerel Diplomasi Ağlarının Kültürel Diplomasi Boyutu Sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde, küreselleşmeyle ve yeni kamu yönetimi anlayışının özellikle 2000’li yıllardan sonra hâ- KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 201 kim olmaya başlamasıyla birlikte yerelleşmenin etkisi hissedilmeye başlamıştır. AB üyelik süreci ile ilgili olarak oluşturulmuş olan bu ağ- lar kentlerin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birbirleriyle iş birliği sağlayarak etkileşim içinde bulunmalarına olanak tanımıştır. Bu yerel diplomasi ağlarının kültürel diplomasi boyutu ülkelerin sa- nat, bilim, eğitim, teknik gibi kültürel öğelerin hâkim olduğu alanlar- da itibarlarını artıracak ortaklıklar kurmalarını sağlamaktadır. Uluslararası Yerel Diplomasi Ağları Yerel yönetim birimlerinin gerçekleştirdiği uluslararası alandaki faa- liyetler, çeşitli kuruluşlar aracılığıyla yürütülmektedir. Bunlar aşağı- daki tabloda görülebilmektedir. Yerel yönetimlerin, bölgeler ve uluslararası arenada kültürel konula- ra odaklanarak etkileşim içerisinde olması için güçlü bir araca, dost- luk bağlarına birlik oluşturmaya, öğrenmeye ve geliştirmeye ihtiyaç- ları vardır. Ağın Logosu Ağın Adı Ağın Vizyonu Ağın Misyonu International City Leaders (ICL) - Uluslararası Şehir Yöneticileri Teşkilatı “İlgili, yenilikçi, son teknoloji araçla- ra erişim yoluyla şehirleri kalkınma motorlarına dönüş- türmek için şehir liderlerine ilham vererek, onları ka- nalize etmektir.” “Hedeflenen şehir liderlerinin sürdü- rülebilir kentsel gelişim uygulama- ları ve politikaları oluşturma kapasite- lerini geliştiren ve güçlendiren yüksek kaliteli ulusal ve uluslararası kapasi- te geliştirme ürün- leri ve hizmetleri sunmak.” International City/ County Manage- ment Association – (ICMA) Uluslararası Şehir/Belde Yöne- timleri Derneği “Dünya çapında gelişen topluluklar yaratmaya, destek- lemeye adanmış önde gelen pro- fesyonel yönetimi geliştirerek ve teşvik ederek yerel yönetimde mükem- mellik yaratmaktır.” “Özünde, yerel yönetimde etik bir kültürü teşvik etme misyonu vardır.” 202 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM International Committee on Monuments and Sites (ICOMOS) - Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi “Mirası korumak, restorasyon tek- niklerini ilerleterek; binalar, tarihî kent- ler, tarihî bahçeler, kültürel peyzajlar ile arkeolojik alanlar gibi tüm taşınmaz kültürel miras var- lıkları için standart- lar geliştirmektir.” “Anıtların, binaların ve alanların korun- masını, muhafa- zasını, kullanımını ve geliştirilmesini teşvik etmekle birlikte, doktrinin gelişimine, fikirlerin geliştirilmesine ve yayılmasına katılır, farkındalık eylemle- rine öncülük eder.” Union of Turkish World Municipali- ties (TDBB) – Türk Dünyası Belediyeler Birliği “Türk Dünyası ile birlikte mevcut bu- lunan ortak kültür ve medeniyet mira- sını dikkate alarak kardeşlik, dayanış- ma ve yardımlaşma yaklaşımı ile bilgi, görgü ve karşılıklı deneyimlerden istifade etmektir.” “Türk dili ve lehçele- rinin konuşulduğu ülkeler, bölgeler ve buralarla coğrafi, tarihî, kültürel ortaklıkları bulunan yerlerde, kent ve kent yönetimi, belediye hizmetleri, sosyal ve kültürel hizmetler, eğitim hizmetleri, ulus- lararası ilişkilerin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliği halinde çalışmalar yürüterek tarihî ve kültürel mirasın korunmasını teşvik etme misyonu vardır.” Network of Asso- siations of Local Authorities South East Europe (NA- LAS) - Güney-Doğu Avrupa Yerel Yöne- tim Birlikleri Ağı “Yerel özerk yönetimini kilit bir konu olarak dikkate alarak merkezî hükûmet- ler ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde ademimer- keziyetçilik sürecini desteklemektedir.” “Bölgedeki uzlaşma ve istikrar sürecine katkıda bulunmak amacıyla ortaklık- lar kurarakAvrupa entegrasyonu sürecine katkıda bulunmaktadır. Güneydoğu Avru- pa’daki yerel yöne- timler için önemli olan belirli temalar üzerinde, öncelikle yerel finansman, şe- hir planlaması, atık yönetimi, kurumsal gelişim ve enerji ve- rimliliği konularına odaklanmaktadır.” KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 203 Sister Cities In- ternational (SCI) - Küresel Kardeş Kentler “Yerel yönetimler için bilgi merkezi ni- teliğinde, zengin bir vatandaş diploma- sisi geçmişine sahip olarak dünyanın her yerinde ilişkiler kurmaktır.” “Belediye, iş, ticaret, eğitim ve kültür alışverişi ve bu alanlardaki projeler dâhil olmak üzere kendileri ve toplu- lukları için önemli olan faaliyetleri, te- matik alanları takip ederek küresel iliş- kiler yaratmaktadır. Ağa dâhil olanlar, bire bir “vatandaş diplomasisi” yoluyla refah ve barışı sağ- layan ömür boyu sürecek dostluklar geliştirerek, insan- lar aracılığıyla barışı teşvik etmeyi görev edinmiştir.” Conference of Peripheral Maritime Regions (CPMR- CRPM) Kıyı Bölgele- ri Konferansı “Yaklaşık 200 milyon insanı temsil eden CPMR, Avrupa ülkeleri arasında daha dengeli bir kalkınmanın sağ- lanması için faaliyet gösterir.” “CPMR, kurulduğu 1973 yılından bu yana, Avrupa Birliği kurumları ve ulusal hükûmetler için- deki geniş temas ağı aracılığıyla, Üye Bölgeleri’nin ihtiyaçlarının ve çıkarlarının yüksek bölgesel etkiye sahip politikalarda dikkate alınmasını sağlamaya yönelik eylemler hedefleye- rek çalışmalarını bu kapsamda yürüt- mektedir. Temelde sosyal, ekonomik ve bölgesel uyum, denizcilik politikala- rı ve mavi büyüme stratejisi ile deniz güvenliği erişilebi- lirliğine odaklan- maktadır.” 204 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Global Mayors’ Fo- rum (GMF) - Küresel Belediye Başkanları Forumu “Kentsel gelişim konusunda, sürdü- rülebilir kalkınma ekseninde, farklı coğrafi bölgelerden kamu ve özel sektör katılımcılarını bir araya getirerek ulusal ve kurumsal engelleri aşmaktır.” “Sürdürülebilir kalkınma ile ilgili konulara odaklana- rak aynı zamanda uluslararası iş birliği, modern kalkınma uygulamaları, halkla ilişkiler, büyük öl- çekli etkinliklere ev sahipliği yapma, şe- hir planlama, eko- nomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında- ki diğer konuları da kapsamaktadır.” Metropolis - Metro- pol Kentler Birliği “Vatandaşları tarafından katılımcı ve etkili metropol yönetiminin ekono- mik kalkınmayı, sür- dürülebilirliği, sos- yal uyumu, cinsiyet eşitliğini ve yaşam kalitesini destek- lediği metropoller oluşturmaktır.” “Metropollerin çı- karlarını savunmak ve yerelin küresel zorlukların üstesin- den gelme perfor- mansını geliştirmek için dünya çapın- daki siyasi liderleri, politika yapıcıları ve uygulayıcıları arasında etkileşimi artırmaktadır. Katı- lımcı metropoliten yönetişim, çağdaş kentsel zorluklarla yüzleşmek için kritik öneme sa- hiptir. Bu nedenle, metropol yöneti- mi ile karakterize edilen, ekonomik, sosyal, kültürel bağlamda duyarlı sürdürülebilir şehirleri oluşturarak mutabık kalınan il- kelere dayalı olarak kentsel diplomasi yürütmektedir.” KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 205 Logical Towns As- sociation - Logical- towns Teşkilatı “Özellikle küçük ve orta ölçekli tarihî kasabalara odakla- narak yerel, ulusal ve Avrupa düze- yinde faaliyetlerin yaygınlaştırılması ve tanıtımı ile ilgili tüm faaliyetlere katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.” “Kentsel hareketli- lik optimizasyonu perspektifinde sürdürülebilir çevre dostu şehir lojistik kültürü hakkın- da iş insanlarına, politikacılara, kamu sektörüne ve şirket- lere yönelik iletişimi sağlamaktır.” Organization of Islamic Capitals and Cities (OICC) - İslami Başkent ve Şehirler Kurumu “Üye başkentlerde ve şehirlerde sürdü- rülebilir kalkınmayı sağlamak, geliş- tirmektir. Kentsel, çevresel, ekonomik, sosyal ve kültürel koşulların teşviki için İslami başkent- lerin ve şehirlerin büyümesine, refa- hına hizmet edecek kapsamlı kentsel normlar, sistemler ve planlar oluştur- mak, geliştirmektir.” “İslami başkent- lerin ve şehirlerin kimliğini ve mirasını koruyarak, bele- diye hizmetlerinin düzeylerini teşvik ederek, topluluklar için kapasite geliş- tirme programlarını geliştirmek, İslami başkentler ve şehir- lerarasında sami- miyeti, kardeşliği ve dostluğu pekiştirip, aralarındaki işbir- liğinin kapsamını destekler ve koordi- ne eder.” Cooperation for Ur- ban Mobility in the Developing World (CODATU) - Gelişen Dünyada Kentsel Hareketlilik için İşbirliği “Kentsel ve çevresel hareketlilik üzerine eğitim faaliyetleri ve bilimsel değişim- ler yoluyla sürdü- rülebilir hareketlilik politikalarını teşvik etmektir.” “Gelişmekte olan şehirlerde sürdürü- lebilir hareketlilik için çalışarak, geliş- mekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki bilgi paylaşımına olanak tanımaktır.” Strong Cities New- tork (SCN) - Güçlü Şehirler Ağı “Küresel tehditlerin arkasındaki yerel itici güçleri belirle- yerek ve ele alarak nefret, kutuplaşma ve aşırıcılık teh- ditlerini önlemeyi hedefler.” “Yoğun kapasite geliştirme projeleri ile bağımsız araş- tırma ve analiz yo- luyla, kanıta dayalı politika ve küresel olarak bilgilendiril- miş yerel uygulama oluşturmak için çeşitli üye ihtiyaçla- rı üzerinde çalışır.” 206 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Global Fund for Cities Development (FMDV) Kentsel Gelişme Küresel Fonu Kentsel kalkınma- yı finanse etmek için stratejilerin ve kurumsal mekaniz- maların tasarlan- ması ve uygulan- masında teknik destek ve danış- manlık hizmetleri yoluyla bakanlıkları, yerel yönetimleri ve onların birliklerini, uluslararası kuru- luşları ve finans- man kuruluşlarını destekler.” “Ortaklarına politika diyaloglarının orga- nizasyonu, kapasite geliştirme döngüle- ri, yerel finansman konusunda ulusal ve yerel stratejile- rin oluşturulması, ulusal ve yerel prog- ramların gelişti- rilmesi, bağışçılar ve yatırımcılarla aracılık yoluyla tüm finansman değer zincirinde pilot pro- jelerin geliştirilmesi vb. teknik yardım sağlar.” Eurocities - Avrupa Şehirler Birliği “Herkes için iyi bir yaşam kalitesi sağ- lamak amacıyla bir- likte çalışan büyük Avrupa şehirlerinin önde gelen ağıdır.” “İnsanların kapsayı- cı bir toplumda yer aldığı daha iyi bir gelecek yaratmak için şehirlerin AB şehirleri ile gerçek ortaklar olduğu bir Avrupa için çalışır.” Cities Alliance - Kentler İttifakı “2030 yılına kadar 20 ülkedeki 200 şehirde 60 milyon kentsel yoksulun yaşamını iyileş- tirmeyi amaçla- maktadır. Ülke ve şehirlerde kapsamlı programları des- tekleyerek ve uy- gulayarak kentsel değişim için lider bir ajan olmaktır.” “Kentsel yoksul- luğa yenilikçi, çok sektörlü çözümler sunarak kentsel nüfusun refahını artırmaktır.” KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 207 Cittaslow - Yavaş Şehirler “Cittaslow’un ana hedefi, eko gastro- nomi kavramlarını günlük yaşam pra- tiğinde uygulayarak yavaş yemek (slow food) felsefesini yerel toplulukla- ra ve şehirlerin yönetimine entegre etmektir.” “Cittaslow birliğine katılan belediye- ler, insanların hâlâ mevsimlerin yavaş ve sağlıklı geçişi- nin başkahramanı olduğunu kabul eder. Vatandaşların sağlığına yararlı, bu ürünlerin ve yemek- lerin özgünlüğünün korunduğu; iyileş- miş bir zamanın meraklı insanları tarafından motive edilerek değerli sanatların büyüleyi- ci zanaat gelenek- lerin zenginliği- nin korunduğu, yavaş ve sessiz bir yaşama sevinci ile geleneklere saygı çerçevesinde karak- terize edilmesini sağlamaktır.” C-40 Cities (C40) - C-40 Kentleri “Birlikte, herkesin her yerde gelişebi- leceği bir gelecek yaratabilmek vizyonuyla oluşan C40, iklim kriziyle yüzleşmek için ihtiyaç duyulan acil eylemi gerçekleştir- mek adına işbirliği yapan yaklaşık 100 dünya lideri şehrin belediye başkan- larından oluşan bir ağdır.” “C40’ın misyonu, on yıl içinde üye şehir- lerinin emisyonları- nı yarıya indirirken, eşitliği geliştirirken, dayanıklılık inşa etmek ve herkes için her yerde başa- rılı olacak koşulları yaratmaktır.” 208 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM World Urban Campaign (WUC) - Dünya Kentsel Kampanyası “Kentsel Gündemi, kalkınma politi- kalarında en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan Dünya Kentsel Kampan- yası, BM-Habitat tarafından koordine edilerek, dünyanın dört bir yanından yürütülmekte olan ağın vizyonunu, kimseyi geride bırakmadan şehir- lerin geleceğini bir- likte şekillendirmek için oluşturmuştur." “2030 yılına kadar sürdürülebilir kal- kınma hedeflerine (SDG) ulaşılmasını hızlandırmak için Yeni Kentsel Gün- dem’in uygulan- masında şehirlerde ve topluluklarda çözümler geliştir- meye katkıda bu- lunmak ve harekete geçmektir.” Regions 20 (R20) - Bölgeler 20 “Yerel yönetimlerin net sıfır küresel he- define ulaşmak için iklim hedeflerine ulaşabilmeleridir.” “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefle- rine (SDG) anlamlı bir şekilde katkıda bulunmak için yeşil ekonomi kapsamın- da ulusal altyapı yatırımlarını hızlan- dırmaktır.” Organization of World Heritage Ci- ties (OWCH) - Dün- ya Mirası Şehirler Kurumu “Nüfusun, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunma- sına Dair Sözleş- mesi kapsamında yer alan miras değerlerine ve bunların korunması için duyarlı hale gelmesini sağlama- yı hedeflemektedir.” “Üye şehirlerin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne ka- yıtlı bir alana sahip olmanın özel ge- reksinimleriyle ilgili yönetim yöntemle- rini uyarlamalarına ve geliştirmelerine yardımcı olmak için oluşturulmuştur.” KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 209 Mayors for Peace - Barış için Belediye Başkanları “Nükleer silahların tamamen orta- dan kaldırılmasını gerçekleştirerek, tüm insanlığın barış içinde bir arada yaşamasını sağla- yarak ve sürdürerek herkesin güçlü bir dayanışma duygusuyla hareket ettiği şehirler inşa ederek barıştan ya- rarlanabileceği bir dünyaya ulaşması hedefiyle Barış İçin Belediye Başkanla- rı’nı benimsemiştir.” “Barış için Belediye Başkanları Ağı’nın misyonu; ağa üye şehirlerin arasında yakın dayanışma yoluyla açlık ve yoksulluk, mülteci- lerin durumu, insan hakları ihlalleri ve çevresel bozulma gibi konularda ve özellikle nükleer silahların tamamen ortadan kaldırıl- ması için sorunları çözmeye katkıda bulunmaya çalış- maktır.” European Historical Thermal Towns Association (EHT- TA) - Avrupa Tarihî Termal Kasabalar Derneği “Avrupa düze- yinde deneyim ve iyi uygulama etkileşimi yoluyla kaplıca kentlerinin ekonomik gelişimi, kültürel ve yerleşik miraslarının korun- masını sınır ötesi turizm kapsamında geliştirmeyi amaç- layarak, Avrupa Birliği içindeki Avrupa kaplıca kentlerinin yenilikçi ve kültürel nitelik- lerinin tanınmasını sağlamaktır.” “Zengin bir tarihî ve kültürel mirasa sahip olan tüm üye- ler için Avrupa’da termalizmi geliştir- mek, korumak ve teşvik etmektir.” Heritage Europe - European Asso- ciation of Historic Towns and Regions - Avrupa Tarihî Kentler ve Bölgeler Birliği “Kültürel mirasın sürdürülebilir yönetiminde iyi uygulama örnek- lerini belirleyerek yaygınlaşmasını sağlamaktır.” “Avrupa’daki tarihî kasaba ve şehirlerin çıkarlarını, şehirler ve bölgeler ara- sında uluslararası işbirliğini, deneyim ve iyi uygulama paylaşımını, sürdü- rülebilir yönetimini teşvik etmektir.” 210 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Congress of Local and Regional Authorities (COE) - Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kong- resi “İnsan hakları ve hukukun üstünlü- ğünün yerel ve böl- gesel boyutunun yanı sıra şehir ve toplum demokrasi- si alanında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile hareket ederek hem yerel hem de bölgesel özerkliğin tanınmasını sağla- maktır.” “Kongre, Avrupa yerel yönetimleri- nin ve bölgelerinin ortak kaygılarını tartışmak, dene- yimlerini paylaşmak ve politikalar geliş- tirmeyi sağlamak amacıyla yerel yönetimi ve demok- rasiyi geliştirmeyi görev edinmiştir.” United Cities and Local Governments (UCLG) - Birleşmiş Kentler ve Yerel Yö- netimler Teşkilatı “Dünyanın en büyük yerel yönetim kuruluşu olan UCLG, hizmet verdikleri topluluk- ların büyüklüğü ne olursa olsun yerel yönetimlerin çıkar- larını dünya sahne- sinde temsil etmeyi ve savunmayı hedef edinmiştir.” “Dünya genelinde şehirlerin ve yerel yönetimlerin de- ğerlerini, amaçlarını ve çıkarlarını teşvik etmeye adanmış, demokratik yerel özyönetimin birle- şik sesi ve dünya savunucusu olan bir teşkilattır.” European Walled Towns (EWT) - Av- rupa Kaleli Kentler Birliği “Avrupa Kaleli Kentler Birliği faali- yetlerini ekonomik canlılık üretmeye yönelterek, pazar- lanabilir ürünler ortaya koymak üzere ortak politi- kalar geliştirmeyi sağlamaktır.” “Avrupa Kaleli Kentler Birliği, kentlerde bulunan sur içlerinin ihmal ve yıkımlarının en- gellenmesidir.” Energy Cities - Av- rupa Enerji Kentleri “2050 yılına kadar herkes için eko- nomik, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi olan karbondan arındı- rılmış bir şekilde dirençli şehirlerde yaşamayı sağla- yarak, herkesin erişebileceği yaşam alanları sunmaktır.” “Esnek topluluklar inşa ederek, yerel ölçekte zenginlik ve refahı paylaşarak sektörler arasında, bölgeler arasında, ekonomik, sosyal ve kültürel anlam- da şehir liderleri arasında karşılıklı bağımlılığı teşvik etmektir.” KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 211 The Council of Euro- pean Municipali- ties and Regions (CEMR) - Avrupa Belediyeler ve Böl- geler Konseyi “Belediyeler ve bölgeler üzerinde etkisi olan tüm alanlarda Avrupa politikasını ve mev- zuatını dikkate ala- rak, ulusal temsilci birlikleri aracılığıyla yerel ve bölgesel yönetimler arasında bir tartışma forumu sağlanmasıdır.” “1951’de kuruluşun- dan bu yana CEMR, yerel öz yönetim, yerindelik ilkesine saygı ve vatandaşla- rın katılımı üzerine kurulmuş birleşik, barışçıl ve demok- ratik bir Avrupa’nın inşasını oluştur- maktır.” Asian Mayors Forum (AMF) - Asya Belediye Başkanları Forumu “Asya’da daha fazla yakınlaşmayı teşvik etme doğrultusun- da halkın katılımı ile birlikte Asya Parla- menterler Meclisini aktif kılmaktır.” “Asya şehirleri ve şehir yetkilileri ara- sında etkin iletişim ve iş birliğini tesis etmek ve geliştir- mektir.” World Smart Cities (WSC) - Akıllı Dünya Kentleri “Şehir paydaşları- nı küresel bazda bir araya getire- rek hareketlilik, su, enerji, siber güvenlik ve gizlilik gibi akıllı şehir gelişimini engelle- yen dört en önemli unsura odaklanarak kentlerin gelişimini sağlamaktır.” “Akıllı kentlerde, kent sistemleri hem fiziksel hem de sa- nal olarak birbirine bağlı olduğu an önemli verimlilik iyileştirmeleri ger- çekleşeceğinden dolayı, şehirlerin hedeflerine daha hızlı, daha verimli ve daha iyi sonuç- larla ulaşmalarını keşfetmelerine rehber olma görevi üstlenir.” 212 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Mayors Adapt - Adapte Belediye Başkanları “2050 yılına kadar ekonomik, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi olan karbondan arındırılmış ve dirençli şehirlerde yaşıyor olabilmeyi sağlamaktır.” “Belediye Başkan- ları Sözleşmesi ile Avrupa hareketinin bir parçası olarak, bölgedeki sera gazı emisyonlarını azaltmaya, dayanık- lılığı artırmaya ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine hazırlanmaya ve enerji yoksunluğu ile mücadele etmek ve etkili eylem plan- ları oluşturmaktır.” Assembly of Euro- pean Regions (AER) - Avrupa Bölgeler Komitesi “Bölgelerin Avrupa içinde önemli bir yönetişim düzeyi olarak tanınmasını sağlamaktır.” “Avrupa Birliği’nin hedeflerine bölge- sel uyumun dâhil edilmesi ile yerellik ilkesinin bölgesel ve yerel düzeylere genişletilmesini teşvik etmektir.” Tablo 1: Türkiye’nin Üyesi Olduğu Uluslararası Yerel Diplomasi Ağları 2 2 Söz konusu ağlara ait bilgiler, resmî web sitelerine bağlı kalınarak tablolaştırılmıştır. Yerel düzeyde uluslararası ortaklıkların, ağların, iş birliklerin, proje- lerin yanı sıra, kardeş şehir eşleştirmeleri ile bu ağlar içerisinde ül- kelerin şehirleri arasında birçok kültürel etki ile kültürel diplomasi ilişkileri kurulmaktadır. Bu yerel diplomasi ağları içerisinde kültürel diplomasi boyutunun en yoğun hissedildiği ağ kardeş şehir projele- ridir. Kardeş Şehir İlişkilerinin Kültürel Diplomasi Boyutu Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) 1951’de kurulduğun- da, üyeleri Avrupa’da şehir eşleştirmenin kalıcı yapılandırılmış bir Pan Avrupa hareketi olmasını sağlamıştır. Başkan Dwight D. Eisenhower tarafından 1956’da Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk kardeş şehir kurulmuştur (Sistercities, 2022a). Şe- hirlerin eşleştirilmesi, uluslararası bir dostluk ve kültürel değişim aracından kapasite geliştirme ve ekonomik kalkınma için güçlü bir araca dönüşmüştür. Bu bağlamda, farklı şehir veya kasabalardaki top- KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 213 luluklar arasında belediyelerin kilit aktörler olduğu uzun vadeli strate- jik ittifakları olarak tanımlanabilmektedir (Villiers vd., 2007, s. 1). Avrupa şehirleri arasındaki ikili ilişkilerin geçmişi Antik Yunanis- tan’a kadar uzansa da şehir eşleştirme kavramı esas olarak yüzlerce Avrupa kasabasının, ulusal sınırların ötesinde insan ilişkileri geliş- tirmeye karar vermiştir. 20. yüzyılda iki tane Dünya Savaşı deneyi- minin yaşanmasından sonra barışçıl bir Avrupa inşa etmenin önemli bir yolu olduğu düşünülmüştür. Daha sonra 1988’de, CEMR’nin eyle- mini takiben Avrupa Birliği, şehir eşleştirme için topluluk programı- nı oluşturmuş ve böylece eşleştirmenin etkinliği ve geleceği için mali destek de sağlanmıştır (CCRE-CEMR, 2007, s. 1). Bir kardeş şehir, ilçe veya eyalet ilişkisi, iki ülkedeki iki toplum ara- sında geniş tabanlı, uzun vadeli bir ortaklıktır. Her iki toplumdan en yüksek seçilmiş veya atanmış belediye başkanlarının, kardeş şehir olma anlaşmasını imzalamasından sonra bu ilişki resmî olarak baş- lamaktadır. Bir şehrin, yüzlerce gönüllüye kadar değişen topluluk katılımıyla, herhangi bir sayıda kardeş şehri olabilmektedir. Gönül- lülere ek olarak, kardeş şehir kuruluşları kâr amacı gütmeyen kuru- luşlar, belediye yönetimleri, özel sektör ve diğer sivil toplum kuru- luşları temsilcilerini de içerebilmektedir (Sistercities, 2022b). Kardeş şehirleri ile belediyeler iş, ticaret, eğitim ve kültür alışverişi ve projeleri dâhil olmak üzere kendileri ve toplulukları için önemli olan faaliyetleri ve tematik alanları takip etmektedirler. Avrupa Birliği; Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cum- huriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hol- landa, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, GKRY, Letonya, Litvanya, Lük- semburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan olmak üzere 27 üye ülkeden oluşmaktadır. AB üye ülkeleri ve Türkiye’nin kardeş şehir ağ ilişkisi yukarıda bulu- nan sosyogramda, mavi olan düğümler aktör olarak AB üye ülkele- rini, kırmızı düğüm ise Türkiye kardeş şehir ilişkisini göstermekte- dir. Şekil 1’de yer alan çizgiler ise bu ülkeler arasındaki kardeş şehir ilişkilerinin varlığını göstermektedir. Yukarıda bulunan ağda 28 dü- ğüm ve 746 bağ bulunduğu sosyal ağ analizi paket programı UCINET aracılığıyla elde edilmiştir. Ağ analizinde AB üyesi ülkelerin Türkiye ile kardeş şehir ilişkilerinin analiz edilmesinde, AB üyesi ülkelerin 214 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM seçilmesini, ilişkinin bölge yoğunluğuna göre karar verilmiş olması sebebiyle bu kapsamda bir sosyogram oluşturulmuştur. Ağ analizlerinde okların tek yönlü olduğu durumlarda ilişkinin asi- metrik olduğu, çift yönlü yani gelen – giden okların karşılıklı ilişki durumlarında ise ilişkinin simetrik olduğu ifade edilmektedir (Ök- ten ve Ağcasulu, 2020, s. 207). Burada kardeş şehir uygulamalarında ikili yani karşılıklı bir ilişki olması dolayısıyla ilişkilerin tümünün simetrik olduğu söylenebilmektedir. Aşağıda yer alan sosyogramda Türkiye’nin, AB üyesi ülkeler; Eston- ya, İrlanda, Malta, Lüksemburg ve GKRY ile aralarında kardeş şehir ilişkilerinin bulunmadığı saptanmıştır. Sosyogramda da görüldüğü gibi bu ülkelerin Türkiye ile kardeş şehir özelinde birbirleriyle ikili ilişkilerinin bulunmaması sebebiyle, bu 5 ülke sol tarafta en dış kı- sımda Türkiye ile hiçbir bağ bulunmayacak şekilde konumlanmıştır. Dolayısıyla Türkiye’nin kardeş şehir ilişkileri incelendiğinde 22 AB üyesi ülke ile en yoğun iş birliği içerisinde olduğu görülmüştür. Tür- kiye’nin, AB üyesi ülkeler arasında en çok kardeş şehir ağına sahip olduğu ülke Bulgaristan’dır. Bu durum da coğrafi yakınlık, kültürel ve tarihî bağların birbirine yakın olarak etkileşim içerisinde olmalarıyla açıklanabilmektedir. Kardeş şehir ilişkilerinde ülkeler özellikle kar- şılıklı saygı, anlayış ve iş birliğiyle kültür alanında, sanatta, eğitimde, Şekil 1: AB Ülkeleri ve Türkiye’nin Kardeş Şehir İlişki Sosyogramı KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 215 Türkiye’nin 27 AB üyesi ülkeler içinden 5’i ile kardeş şehir ilişkisi bu- lunmamaktadır. Grafik – 1 ile görüldüğü üzere, 22 AB üyesi ülke ile toplamda kardeş şehir sayısı 629’dur. Bu kardeş şehir sayısı en çok Bulgaristan ile Türkiye arasında bulunmaktadır. Bu ilişki dâhilinde toplamda 147 kardeş şehir ilişkisi bulunmaktadır. Burada coğrafi ya- kınlık, Batı Trakya Türkleri ile akrabalık ilişkileri, tarihî ve kültürel yakınlık karşılıklı ilişki kurmada yeterli sebepleri oluşturduğu düşü- nülebilir. Daha sonraki yoğun ilişki 107 kardeş şehir ağı ile Alman- ya ve Türkiye arasında gerçekleştirilmiştir. Bunun sebebi olarak da göçmen nüfustan kaynaklı olarak hareketliliğin olması gösterilebilir. sağlıkta, turizmde, gençlik faaliyetlerinde ve diğer sosyal sektörlerde yerelin kalkınması ve geliştirilmesi temalarında ön plana çıkmıştır. Grafik 1: AB Ülkeleri ve Türkiye’nin Kardeş Şehir Sayıları Kaynak: https://yerelyonetimler.csb.gov.tr/dokumanlar 3 Adana 28 Bursa 143 Hatay 9 Adıyaman 3 Çanakkale 33 Isparta 10 Afyon 17 Çankırı 1 İçel (Mersin) 46 Ağrı 2 Çorum 8 İstanbul 338 Amasya 9 Denizli 21 İzmir 162 Ankara 160 Diyarbakır 2 Kars 5 Antalya 97 Edirne 25 Kastamonu 4 Artvin - Elazığ 3 Kayseri 18 Aydın 37 Erzincan 1 Kırklareli 29 3 T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün yayımladıkları dokümandan faydalanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. 216 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Türkiye’de 81 il kapsamında, kardeş şehir ilişkilerine bakıldığında; Artvin, Bingöl, Hakkâri, Muş, Siirt, Aksaray, Bayburt, Batman illeri haricinde diğer 73 ilin toplamda 1955 kardeş şehir ilişkisi bulunduğu görülmektedir. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetim- ler Genel Müdürlüğünün paylaşmış olduğu dokümanın incelen- mesi sonucunda, bu kardeş şehir ilişkilerinin en yoğun bulunduğu Kahramanmaraş 7 Trabzon 20 Iğdır 2 Mardin 9 Tunceli - Yalova 42 Muğla 40 Şanlıurfa 13 Karabük 7 Muş - Uşak 5 Kilis 4 Nevşehir 23 Van 2 Osmaniye 5 Niğde 6 Yozgat 6 Düzce 7 Ordu 5 Zonguldak 25 Toplam: 1955 Rize 7 Aksaray - Sakarya 22 Bayburt - Samsun 29 Karaman 1 Siirt - Kırıkkale 4 Sinop 8 Batman - Sivas 10 Şırnak 1 Tekirdağ 44 Bartın 3 Tokat 9 Ardahan 5 Tablo2: Türkiye’deki İllerin Kardeş Şehir Sayıları Kaynak: https://yerelyonetimler.csb.gov.tr/dokumanlar 4 4 T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün yayımladıkları dokümandan faydalanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. Balıkesir 31 Erzurum 16 Kırşehir 12 Bilecik 12 Eskişehir 46 Kocaeli 50 Bingöl - Gaziantep 45 Konya 69 Bitlis 1 Giresun 11 Kütahya 21 Bolu 12 Gümüşhane 2 Malatya 6 Burdur 10 Hakkari - Manisa 29 KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 217 kentlerin Avrupa Birliği üye ülkeler içerisinde yer alan kentler old- uğu görülmüştür. Türkiye’de kardeş şehir üyeliğinin en yoğun yaşandığı iller arasında; 338 üyelik ile İstanbul ilk sırada, 162 üyelik ile İzmir ikinci sırada, 160 ile Ankara üçüncü, 143 ile Bursa dördüncü, 97 üyelik ile de Antalya beşinci sırada yer almaktadır. Özellikle büyükşehir belediyelerinin yer aldığı illerde bu yoğunluğun varlığı nüfus yoğunluğu ile birlikte de düşünüldüğünde beklenilen bir durumu oluşturmaktadır. Türkiye’de son 30 yıl içinde kurulan kardeş şehir eşleştirmelerine bakıldığında, ilk kardeş şehir ilişkisinin 1992 yılında gerçekleştirildiği ve bu ağın İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Avustralya’nın Melbourne kenti ile kurulmuş olup Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün say- fasında yayımlanmıştır. Grafik-3’de görüldüğü üzere, özellikle bu sayılar 2000’li yıllarda genel itibarıyla artış göstermiştir. Bu durum, o yıllarda yoğun bir şekilde yerel yönetimleri etkileyen Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı kapsamında gerçekleştirilen bir takım yeni düzen- lemeler ile birlikte yaşanabileceği ihtimalini akıllara getirmektedir. Grafik-3’te dikkati çeken bir diğer durumun 2010 yılında yaşandığı görülmektedir. 2010 yılında kardeş şehir eşleştirmesi 80 iken bu sayı 2011 yılında yaklaşık %90 artmıştır ve 2011 yılında Türkiye diğer ülkel- erle 151 kardeş şehir ilişkisi kurmuştur. Bu dönemin yoğun hükûmet politikaları gereği kamu diplomasi politikasına yöneldiği bilinmek- tedir. 2010 yılında, Resmî Gazete’de 27478 sayılı Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü konusunda genelge yayımlanarak bu kapsamda bir koordinatörlük oluşturulmuştur. Günümüzde küreselleşme ile birlik- te, devletlerin ilişkilerinin yanı sıra uluslararası toplum ilişkilerinde onları etkileme ve yönlendirme ihtiyacı başlamıştır. Dolayısıyla bu alandaki ihtiyacı karşılamak üzere kurulan Kamu Diplomasi Koor- dinatörlüğü ile birlikte gerek merkezî yönetim içerisinde gerekse de yerel yönetim birimlerinde uluslararası toplum özelinde etkileşim ve yönlendirme çalışmaları hız kazanmıştır. Bu duruma örnek olarak yerel yönetim birimlerinin diğer birçok uluslararası şehir ile kardeş şehir ilişkisi kurmasındaki sebebin sadece dostluk amacıyla kurul- madığı, ülkelerin bir dış politikası olarak kendilerini etkili bir şekilde tanıtma ve markasını oluşturma konularında etkin bir rol oynamayı amaçladığı anlaşılmaktadır. 218 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Grafik 2: Türkiye’deki İllerin Kardeş Şehir Sayıları Kaynak: https://yerelyonetimler.csb.gov.tr/dokumanlar5 5 T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün 2020 yılında yayımladıkları dokümandan faydalanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 219 Grafik 3: Yıllara Göre Kardeş Şehir Sayıları Kaynak: https://yerelyonetimler.csb.gov.tr/dokumanlar 6 Yerel diplomasi ağları ve iş birliği projeleri; sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik, ekolojik birçok alanda iş birliğini teşvik ederek sorun- lara çözüm yolları belirlemekte ve uygulamaya çalışmaktadır. Yerel diplomasi ağları içerisinde yer alan kardeş şehir projesi, uluslararası kültürel ilişki stratejileri ile birlikte yumuşak güç olarak sınır aşan kentler arasında kültürel diplomasi anlayışını da beraberinde ge- tirmiştir. Kardeş şehir projesinde özellikle Avrupa kentleri, uluslar- arası kültürel ilişkiler için Avrupa Birliği (AB) stratejisinin hedefler- ine ulaşma potansiyelini göstermeyi amaçlamaktadır. Uluslararası kuruluşlardan, sivil toplum kuruluşlarından, ulusal ve yerel yönetimlerden kültürün sürdürülebilirliği kapsamında rapor- lar, beyanlar ve taahhütler bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Eği- tim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporları, Birleşmiş Milletler Özel Raportörünün Kültürel Haklar alanındaki çalışmaları, Küresel Yerel ve Bölgesel Yönetimler Görev Gücü, 2015 Sonrası Sürdürülebil- ir Kalkınma Hedefleri taslakları, yerel için küresel anlamda kültürel, ekolojik, sosyal ve ekonomik faktörlerle birlikte katkılar sunacağı beklenmektedir (Agenda 21 For Culture, 2022d, s. 15). Küresel anlam- da katkı sunması beklenen bu tür politika oluşturma süreçleri yalnız 6 T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün 2020 yılında yayımladıkları dokümandan faydalanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. 220 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM yerel boyutta bir iş birliği ile gerçekleştirilebilmesinin mümkün ola- mayacağı, dolayısıyla tüm paydaşların etkin bir şekilde rol aldığı or- taklıkların sonucunda hedeflere ulaşılması gerçekçi olabilecektir. Avrupa kentleri, sınır aşan kültürel bağların gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır ve kendilerini giderek artan bir şekilde özerk uluslararası kültür politikası aktörleri olarak kabul etmektedirler. Çok aktörlü ve çok düzeyli diplomatik arenanın yükselişiyle birlikte, kentler ve ulusal hükûmetler giderek daha önemli bir rol üstlenmişle- rdir. 2000’li yılların başından bu yana ulus ötesi kent ağlarındaki üs- tel artış, kentlerin gelenekselliğinden giderek uzaklaşarak daha geniş uluslararası ittifaklar oluşturmaya başladıklarını göstermiştir (Ab- dullah ve Molho, 2020, s. 1). Hem bu küresel kalkınma lokomotifleri- nin karşılıklı bağlantısı hem de sinerjisi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer lokomotiflerin işleyişini etkileyen kararlar, özellikle yerel yöne- tim ve belediye yetkililerinin uluslararası faaliyetlerini incelemeye olan ilgisini artmış bulunmaktadır (Kuznetsov, 2014, s. 1). Bu ağların çoğu, kentleri uluslararası kültür politikası aktörleri olarak teşvik ederek kültür öncülüğünde kentsel ve sosyoekonomik kalkın- ma, kültürün yerel mirası geliştirmek için kullanımı, kültürel çeşitlil- iği ilerletmek ve vatandaşların refahını iyileştirmek için bilgi pay- laşımı bakımından çeşitli fırsatlar sunmaktadır. Diplomasinin küresel ortamı giderek çok yönlü ve ağ bağlantılı hale geldikçe, kamu diplomasisi sürecinde devlet dışı aktörler olarak uluslararası kuruluşların ve ağların iş birliklerini de o doğrultuda artırmak- tadır (White, 2015, s. 305). Karşılıklı protokollerin imzalanması ve ikili kardeş şehir ilişkilerinin re- smiyet kazanması sonucunda, o ülkenin ilgili belediyeleri kendi görev alanları dâhilinde sosyo-ekonomik amaçları da gözeterek, kendi yerel di- Kardeş Şehir Protokol Taslağı Kaynak: http://www.kardessehirler.org.tr/assets/ uploads/KARDE%C5%9E%20%C5%9EEH%- C4%B0R%20PROTOKOL%20%C3%96RNE%- C4%9E%C4%B0.pdf (ÜLKE ADI) (BELEDİYE ADI) BELEDİYESİ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ …. İLİ …. BELEDİYESİ ARASINDA KARDEŞ ŞEHİR PROTOKOLÜ Türkiye Cumhuriyeti …. İli … Belediyesi ile …. Cumhuriyeti … Belediyesi, (Bundan böyle “taraflar” olarak ifade edilecektir) aralarındaki dostluk ilişkilerine dayanarak, TDBB koordinatörlüğünde Kardeş Şehir ilişkisi kurmuş olup aşağıda belirtilen alanlarda, belirtilen yollarla işbirliği yapma konusunda anlaşmışlardır. ❖ Taraflar, karşılıklı saygı, güven, işbirliği ve eşitlik prensibine dayanarak, ayrıca iki ülkenin şu an yürürlükte olan yasal mevzuatlarına uygun olarak iki taraflı ilişkilerini geliştirirler. ❖ Taraflar öncelikli olarak aşağıda yer alan alanlarda işbirliği gerçekleştirir ve gerçekleştirilmesini teşvik ederler. □ …….. □ ……… □ ……… ❖ Taraflar, bahsi geçen alanlar ile ilgili işbirliğini geliştirmek üzere tecrübe paylaşımı, uzman değişimi programları ve çeşitli projeler gerçekleştirirler. ❖ Taraflar, kardeş şehir ilişkisinin verimliliğini arttırabilmek için iki şehirden de konuyla ilgili bir yetkili tayin ederler. ❖ Taraflar proje ve iş birliği süreçlerinde, yerel kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, esnaf odaları, eğitim kurumları, uluslararası örgütler vb. kuruluşlar ile bir arada çalışarak kardeş şehir ilişkisini toplumsallaştırır. ❖ Bu protokol, günün ihtiyaçları gözden geçirilerek 5 yılda bir yenilenir. Bu protokol …/…/… tarihinde … / … Türkçe olmak üzere 3 nüsha olarak düzenlenmiştir. ❖ Kardeş Belediye İşbirliği Protokolü her iki (…. Belediyesi – …. Belediyesi) belediyenin ilgili organlarının onay ve kabulü ile yürürlüğe girer. …/…/… … … …. Belediye Başkanı ……. …. Belediye Başkanı KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 221 plomasi ağları içerisinde gerek yerelde gerekse de ulusalda ve ulus öte- si alanda kültürün ikili iş birliklerle tanıtılmasına ve dolayısıyla ülkel- erin kültürel etkileşimleriyle birlikte, kültürel diplomasi ilişkilerini karşılıklı olarak tanıyarak hayata geçirmelerine olanak tanımaktadır. Sonuç Küreselleşme, beraberinde yönetim politikalarına da yansıyarak değişiklikleri gerekli kılmıştır. Yerel yönetimlerin yeni kamu yöne- timi anlayışını benimsemiş olmasıyla birlikte merkezî yönetim- ler yerel yönetimlere yetki, görev ve kaynak aktarımını sağlayarak yerelleşmeye yani bir diğer ifade ile desentralizasyona sebep olmuşlardır. Türkiye’de yerel yönetimlerin kendi dinamikleri içerisinde dış il- işkilerinin temel amaçlarında, özellikle merkezin diğer ülkelerle gerçekleştireceği kardeşlik ilişkilerindeki görevleri, yerelin faali- yetleriyle perçinlenmektedir. Aynı zamanda burada yerel yönetimler olası tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Belediyelerin dış ilişkiler birimlerinin özellikle 2000’li yıllar itibarıy- la dönemin gereklerine de uyarak ulus ötesi politikalara yoğunlaştığı görülmüştür. Yerel yönetimler bu şekilde hem merkezî yönetimlerin dış politikasına hem de kendi dış ilişkilerindeki faaliyetlerini anlam- landırmaya çalışmışlardır. Şehir eşleştirmelerinin yerel düzeyde başarılı olabilmesi için kültürel duyarlılıklar genel olarak olumlu bir ortak tutum sergilemelidir. Kardeş şehir eşleştirmelerinde toplum bilinci, ortak taahhütler, yöne- tim kalitesi bu kapsamda önemli rol oynamaktadır. Kültür için Gün- dem 21, yerel yönetimler için küresel boyutta kültür stratejisi hede- flerinin belirlendiği ilk belgedir. Devletler arası ilişkilerin en önemli aktörleri haline gelen yerel yöne- timler, özellikle kurmuş oldukları kardeş şehir ilişkileri ile sadece yerele değil uluslararası alanda dış politikaya merkezî yönetimle bir- likte katkı sunmayı hedeflemektedir. Yerel yönetimlerde sınır ötesi iş birlikler artarak karşılıklı ilişkilerinde birbirlerini daha yakından tanımaları, sempati duymaları, ilişkilerini geliştirmeleri ile ülkeleri- nin marka değerine üstel fayda sunmaktadırlar. 222 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Yerel diplomasi ağları içerisinde kentler, kardeş şehir ilişkilerinde ti- cari ve kültürel bağların teşvik edildiği ortaklıklar ile karşılıklı avanta- jların sağlandığı yasal bir oluşumdur. Yumuşak güç enstrümanı olan kültürel diplomasi, uluslararası toplumla karşılıklı etkileşim içinde olup dostluklar kurmanın yanı sıra ülke vizyonunu geliştirmede bir araç olmuştur. Çalışmada oluşturulan sosyogram ile Türkiye ve Avrupa genelinde- ki belediyelerin de birbirleriyle kapsamlı uluslararası ağlar geliştird- iği görülmüştür. Yerel dış politikada kardeş şehir ilişkilerinde sınır ötesi iş birliği ve bölgeler arası iş birliği oluşturan bu ağlar, kentler- in sosyo-ekonomik gelişimine katkı sunmasının yanı sıra özellikle kültürel etkileşim ve iş birlikleri ile farkındalıklar yaratarak kentlerin kalkınmasına katkı sunmuştur. Türkiye’nin üyesi olduğu 33 uluslararası yerel diplomasi ağının ba- zılarıyla elde edilen kültürel diplomasi boyutu ile kurulan ilişkilerde ülkelerin sanatta, bilimde, eğitimde, turizmde, teknik konular gibi kültürel öğelerin hâkim olduğu alanlarda itibarlarını artıracak iş bir- likleri ve ortaklıklar kurmalarını sağlamaktadır. Türkiye’nin kardeş şehir ilişkileri üzerinden kültürler arası bir dayanışmanın sağlandığı görülebilmektedir. Özellikle 2000’li yıllar- dan sonra sayıca artan kardeş şehir ilişkileri, yeni kamu yönetiminin gerekleri olarak açıklanabilmektedir. Bu kapsamda vatandaşı etkile- mek için kullanılan birçok unsurlardır bunlar ve bu şekilde ülkeler kendilerini güçlü göstermektedirler. Türkiye’nin kurmuş olduğu ağlar içerisinde kardeş şehir ağlarından en çok iş birliği Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında gerçekleştirildiği görülmüştür. Kardeş şehir sayılarına bakıldığında özellikle bu et- kileşimin ve iş birliği ortamının Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasın- da yoğun yaşandığı çalışma kapsamında oluşturulan sosyogram ile görülebilmektedir. Yine bu kapsamda 2010 yılında Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü oluşturulduktan sonra kardeş şehir ilişkileri 2011 yılı için yaklaşık %90 oranında artış göstermiştir. Dolayısıyla belli dönemlerde bu kapsamda oluşturulan hükûmet politikalarının yönetim birimlerinin görev ve yetki alanlarını da dönüştürmeye başlamıştır. KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 223 Özellikle büyükşehirlerde kardeş şehir ilişkilerinin yoğun kurulduğu hem kentlerin gelişmişlik seviyeleri ile hem de nüfus yoğunluklarıy- la açıklanabilmekle birlikte, hükûmetin oluşturduğu politikaları kapsamında büyük kentlerde etkisinin daha derinden hissedildiği görülmektedir. Diğer şehirlere göre daha fazla sayıda farklı köken- lerde insana ev sahipliği yapan büyükşehirlerde bu bağların yeni kardeş şehirler oluşmasında katkı sunması daha muhtemeldir. Komşuluk ve akrabalık ilişkileri nedeniyle kültürel anlamda daha yük- sek bir bağa sahip Bulgaristan ile daha fazla kardeş şehir ağ ilişkisi ve iş birliğinin bulunması şaşırtıcı değildir. Sonuç olarak kamu diploma- sisi iki yönlüdür. Kardeş şehir ağlarının oluşturulması için öncesinde bir etkileşim ihtiyacı bulunmaktadır. Bu etkileşim ise tarihî ve kültürel bağlardan kaynaklı olarak daha kolay bir şekilde meydana gelebilme- ktedir. Batı Trakya Türkleri ile akrabalık ilişkileri, tarihî ve kültürel yakınlık karşılıklı ilişki kurmada yeterli sebepleri oluşturduğu kesindir. Daha sonraki yoğun ilişki 107 kardeş şehir ağı ile Almanya ve Türkiye arasında gerçekleştirilmiştir. Bunun sebebi olarak da göçmen nüfustan kaynaklı olarak hareketliliğin olması gösterilebilir. Ülkeler kardeş şehir ilişkilerini kendi siyasi, sosyal, ekonomik çıkar- larına göre kurgulamaktadırlar. Kardeş şehir ağlarında birlikteliklerin oluşmasında kilit rol oynayan etkili faktörler arasında, ülkelerin tarihi ve kültürel mirasları, soy bağları, coğrafi yakınlıkları, çok farklı kökle- rden oluşan nüfus yapıları, ticari, teknik altyapıları, eğitim ve sağlık imkânları, turizm olanakları konuları yer almaktadır. Bu kapsamda kurulan bağlar hem ulusal hem de uluslararası ölçekteki etkileşim- ler ile sağlanabilecektir. Kamu diplomasisi kapsamında kardeş şehir ağlarının artırılmasına yönelik çalışmalar ülkelerin gerek yerel diplo- masi gerekse kültürel diplomasi politika ve faaliyetlerinin güçlendir- ilmesine katkı sunarak farklı ülkelerin şehirleri ve toplumları arasın- da karşılıklı fayda sağlayacak nitelikte fırsatlara kapı açmaktadır. Kaynakça Abdullah, H., Molho, J. (2020). Towards a multi-level strategy for EU external cultural relations : bringing cities on board, Policy Briefs, 2020/03, page 1-8. Global Governance Programme, Cultural Pluralism - http://hdl.handle.net/1814/65897. Agenda 21 For Culture. (2022a). Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://www.agenda21cul- ture.net/documents/agenda-21-for-culture 224 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Agenda 21 For Culture. (2022b). Agenda 21 for Culture. Erişim Tarihî: 15.03.2022. htt- ps://www.agenda21culture.net/sites/default/files/files/documents/multi/ag21_en.pdf Agenda 21 For Culture. (2022c). Culture 21: Actions. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https:// www.agenda21culture.net/documents/culture-21-actions Agenda 21 For Culture. (2022d). Agenda 21 for Culture - Document 1. 16.03.2022. htt- ps://www.agenda21culture.net/sites/default/files/files/documents/multi/c21_015_en_2. pdf Akdoğan, A. (2007). Yerel Yönetimlerin Uluslararası İlişkileri, Yerel Yönetimlerde İşbir- liği ve Katılım, Editör Ayşegül Sabuktay. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Yayını, No: 336, Yerel Yönetimler Araştırma ve Eğitim Merkezi Yayını, No: 21, I. Basım, Ankara. Asian Mayors Forum. Erişim Tarihî: 10.01.2022. https://www.mayors.asia/Who-we-are/ About-us Assembly of European Regions. Erişim Tarihî: 10.01.2022. https://en.wikipedia.org/wi- ki/Assembly_of_European_Regions#:~:text=The%20Assembly%20of%20European%20 Regions,a%20forum%20for%20interregional%20cooperation Avrupa Kaleli Kentler Birliği. Erişim Tarihî: 07.01.2022. www.yereldiplomasi.gov.tr/ aglar/avrupa-kaleli-kentler-birligi-european-walled-towns/&hl=tr&gl=tr&strip=1&vws- rc=0 Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi. Erişim Tarihî: 07.01.2022. https://tr.wiki- pedia.org/wiki/Avrupa_Yerel_ve_B%C3%B6lgesel_Y%C3%B6netimler_Kongresi Barnhisel, G. (2015). Cold War Modernists - Art, Literature, and American Cultural Diplomacy. Columbia University Press, New York. ISBN 978-0-231-53862-6. Biçer. Y., Kodaz, M. (2021). Yerel Diplomasi ve Kardeş Şehir İlişkileri. Türkiye Belediye- ler Birliği, Ankara. Bound. K., Briggs, R., Holden, J., Jones, S. (2007). Cultural Diplomacy. Printed by IPrint, London. ISBN: 978 1 84180 177 3. C40 Cities. Erişim Tarihî: 29.12.2021. https://www.c40.org/about-c40/ Cities Alliance. Erişim Tarihî: 23.12.2021. www.citiesalliance.org Cittaslow. Erişim Tarihî: 29.12.2021. www.cittaslow.org Conference of Peripheral Maritime Regions. Erişim Tarihî: 15.12.2021. http://www. crpm.org/ Congress of Local and Regional Authorities. Erişim Tarihî: 07.01.2022. Cooperation for Urban Mobility in the Developing World. Erişim Tarihî: 17.12.2021. http://www.codatu.org/ Cull, N. J. (2008). Public Diplomacy: Taxonomies and Histories. The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science, 616(1), 31–54. https://doi. org/10.1177/0002716207311952 KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 225 Erdem, N. Ve Ersavaş Kavanoz, S. (2021). “Türkiye’de “Yerel Diplomasi Yönetimi”ne Dair Bir Araştırma”. Kent ve Çevre Araştırmaları Dergisi, 3(1), 28-49. Eurocities. Erişim Tarihî: 23.12.2021. www.eurocities.eu European Historical Thermal Towns Association. Erişim Tarihî: 31.12.2021. https:// ehtta.eu/our-network/ Global Fund for Cities Development. Erişim Tarihî: 23.12.2021. www.fmdv.net Global Mayors’ Forum. Erişim Tarihî: 17.12.2021. http://www.globalmayorsforum.org/ Heritage Europe - European Association of Historic Towns and Regions. Erişim Tarihî: 07.01.2022. http://www.historic-towns.org/ https://www.bmeia.gv.at/en/oev-strasbourg/council-of-europe/congress-of-lo- cal-and-regional-authorities/ International City Leaders. Erişim Tarihî: 12.12.2021. http://www.cityleaders.org/ International City/County Management Association. Erişim Tarihî: 12.12.2021. www. icma.org International Committee on Monuments and Sites. Erişim Tarihî: 12.12.2021. http:// www.icomos.org/ Kardeş Şehirler Web Sitesi. Erişim Tarihî: 19.03.2022 http://www.kardessehirler.org. tr/assets/uploads/KARDE%C5%9E%20%C5%9EEH%C4%B0R%20PROTOKOL%20 %C3%96RNE%C4%9E%C4%B0.pdf Resmî Gazete. 27478 Sayılı Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü Genelgesi. Erişim tarihî: 21.03.2022. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/01/20100130-19.htm Keating, M. (1999). Regions and International Affairs: Motives, Opportunities and Stra- tegies. Paradiplomacy In Action The Foreign Relations of Subnational Governments - Editors: Francisco Aldecoa - Michael Keating. New York. ISSN 1363-5670. Keleş, R. (2016). Kentleşme Politikası. İmge Kitabevi, 15. Baskı, Ankara. Kozymka, I. (2014). The Diplomacy of Culture - The Role of UNESCO in Sustaining Cultural Diversit Martin’s Press, New York. ISBN 978-1-137-36626-9. Kuznetsov, A. S. (2014). Theory and Practice of Paradiplomacy: Subnational Govern- ments in International Affairs - Routledge New Diplomacy Studies. New York. ISBN: 0415738881, 9780415738880. List of twin towns and sister cities in Austria. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Austria List of twin towns and sister cities in Belgium. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Belgium List of twin towns and sister cities in Bulgaria. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Bulgaria 226 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM List of twin towns and sister cities in Croatia. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Croatia List of twin towns and sister cities in Czech Republic. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https:// en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_the_Czech_Republic List of twin towns and sister cities in Denmark. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Denmark List of twin towns and sister cities in Estonia. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Estonia List of twin towns and sister cities in Finland. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Finland List of twin towns and sister cities in France. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_France List of twin towns and sister cities in Germany. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Germany List of twin towns and sister cities in Greece. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Greece List of twin towns and sister cities in Hungary. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Hungary List of twin towns and sister cities in Italy. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wikipe- dia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Italy List of twin towns and sister cities in Latvia. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Latvia List of twin towns and sister cities in Lithuania. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https:// en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Lithuania List of twin towns and sister cities in Luxembourg. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https:// en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Luxembourg List of twin towns and sister cities in Malta. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Malta List of twin towns and sister cities in Netherlands. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https:// en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_the_Netherlands List of twin towns and sister cities in Northern Cyprus. Erişim Tarihî: 15.03.2022. htt- ps://en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Northern_Cyprus List of twin towns and sister cities in Poland. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Poland List of twin towns and sister cities in Portugal. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Portugal KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 227 List of twin towns and sister cities in Republic of Ireland. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_the_Repub- lic_of_Ireland List of twin towns and sister cities in Romania. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Romania List of twin towns and sister cities in Slovakia. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Slovakia List of twin towns and sister cities in Slovenia. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Slovenia List of twin towns and sister cities in Spain. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Spain List of twin towns and sister cities in Sweden. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wi- kipedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Sweden List of twin towns and sister cities in Turkey. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://en.wiki- pedia.org/wiki/List_of_twin_towns_and_sister_cities_in_Turkey Logical Towns Association. Erişim Tarihî: 17.12.2021. http://www.logicaltown.eu/ Mayors Adapt. Erişim Tarihî: 10.01.2022. http://mayors-adapt.eu/ Mayors for Peace. Erişim Tarihî: 31.12.2021. http://www.mayorsforpeace.org/english/ index.html MBB - Marmara Belediyeler Birliği Web Sitesi, Yerel Diplomasi. Erişim Tarihî: 15.03.2022. https://marmara.gov.tr/calisma_alanlarimiz/yerel-diplomasi/ Metropolis. Erişim Tarihî: 17.12.2021. http://www.metropolis.org/ Mevzuat Bilgi Sistemi (a). 5393 Sayılı Belediye Kanunu. https://www.mevzuat.gov.tr/ mevzuat?MevzuatNo=5393&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 Mevzuat Bilgi Sistemi (b). 1173 Sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun. https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?Mevzuat- No=1173&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5 Network of Assosiations of Local Authorities South East Europe. Erişim Tarihî: 15.12.2021. www.nalas.eu Nye, J. S. (2008). Public Diplomacy and Soft Power. The ANNALS of the Ame- rican Academy of Political and Social Science, 616(1), 94–109. https://doi. org/10.1177/0002716207311699. Ordeix-Rigo, E., & Duarte, J. (2009). From Public Diplomacy to Corporate Diplomacy: Increasing Corporation’s Legitimacy and Influence. American Behavioral Scientist, 53(4), 549–564. https://doi.org/10.1177/0002764209347630. Organization of Islamic Capitals and Cities. Erişim Tarihî: 17.12.2021. http://www.oicc. org/ 228 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Organization of World Heritage Cities. Erişim Tarihî: 30.12.2021. https://www.ovpm. org/all-about-owhc/introduction-and-mission/ Ökten, A. ve Ağcasulu, H. (2021). #Takibetakip: Büyükşehir Belediyesi ve Başkanları- nın Twitter Ağlarının Karşılaştırmalı İncelenmesi. İNİF E- Dergi, 6(1), 200-221. Poyraz, E. (2017). Yerel Yönetimlerde Siyasal Katılım ve Temsiliyet Sorunsalı Üzerine Bir Değerlendirme: Belediye Meclislerinin Etkinliği. Injosos Al-Farabi Internatıonal Journal On Social Sciences / Al-Farabi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 1(1), 136- 146. Regions of Climate Action. Erişim Tarihî: 30.12.2021. https://regions20.org/about-us- 2/#r20-mission Robertson R. (2015). European Glocalization in Global Context - Europeanization as Glocalization. ISBN 978-1-349-59657-7 ISBN 978-0-230-39080-5 (eBook), England. Sister Cities International. Erişim Tarihî: 15.12.2021. http://www.sister-cities.org/ Sister Cities International. Abaout Us. (2022a). Erişim Tarihî: 17.03.2022. https://sister- cities.org/about-us/ Sister Cities International. What is a Sister City? (2022b). Erişim Tarihî: 17.03.2022. https://sistercities.org/about-us/what-is-a-sister-city-3/ Strong Cities Newtork. Erişim Tarihî: 23.12.2021. http://strongcitiesnetwork.org/ Tavares, R. (2016). Paradiplomacy – Cities and States as Global Players. Oxford Univer- sity Press, UK. ISBN 9780190462116. T. C. Anayasası (1982). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Yerel Yönetimler Genel Müdürlü- ğü. 2020 yılında yayımladıkları Belediyelere Ait Kardeş Kent İstatistiki Verileri. Erişim Tarihî: 20.03.2022. https://yerelyonetimler.csb.gov.tr/dokumanlar T.C. İçişleri Bakanlığı – İller İdaresi Genel Müdürlüğü Genelge 2005/36. https://docp- layer.biz.tr/21370454-T-c-icisleri-bakanligi-mahalli-idareler-genel-mudurlugu-sayi- b050mah0650002-865-80970-7-4-2005-genelge-2005-36-valiligine.html The Council of European Municipalities and Regions. Erişim Tarihî: 09.01.2022. htt- ps://www.ccre.org/en/article/introducing_cemr The Council of European Municipalities and Regions (CCRE – CEMR). (2007). Twin- ning for Tomorrow’s World. (2007). https://www.ccre.org/img/uploads/piecesjointe/ filename/rhodes_firstprogramme_en.pdf Türk Dil Kurumu [TDK]. (2022). “Kültür”. Erişim Tarihî: 10.03.2022. https://sozluk.gov. tr/ Türkiye İstatistik Kurumu [TÜİK]. 2021 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuç- ları. Erişim Tarihî: 22.02.2022. https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Daya- li-Nufus-Kayit-Sistemi-Sonuclari-2021-45500#:~:text=T%C3%9C%C4%B0K%20Ku- rumsal&text=T%C3%BCrkiye’de%20ikamet%20eden%20n%C3%BCfus,252%20bin%20 172%20ki%C5%9Fi%20oldu. KENT VE KÜLTÜREL DIPLOMASI BOYUTUYLA ULUSLARARASI YEREL DIPLOMASI AĞLARI | 229 UCLG-MEWA Yeni Kentsel Gündem Raporu - Bogoto Taahhüdü. http://uclg-mewa.org/ uploads/file/f9961ba4033045049b95efd366c26765/Yeni_Kentsel_Gundem.pdf Union of Turkish World Municipalities. Erişim Tarihî: 15.12.2021. http://www.tdbb.org.tr/ United Cities and Local Governments. Erişim Tarihî: 09.01.2022. http://uclg-mewa.org/ about-uclg-world-organization/ United Nations [UN]. (2022a). Department of Economic and Social Affairs Population Dynamics - World Urbanization Prospects 2018. Erişim Tarihî: 19.02.2022. https://po- pulation.un.org/wup/Publications/ United Nations [UN]. (2022b). The World’s Cities in 2018. Erişim Tarihî: 19.02.2022. https://www.un.org/development/desa/pd/sites/www.un.org.development.desa.pd/ files/files/documents/2020/Jan/un_2018_worldcities_databooklet.pdf United Nations Development Programme [UNDP]. (2022a). The SDGs in Action. Erişim Tarihî: 17.02.2022 https://www.undp.org/sustainable-development-goals?utm_sour- ce=EN&utm_medium=GSR&utm_content=US_UNDP_PaidSearch_Brand_Englis- h&utm_campaign=CENTRAL&c_src=CENTRAL&c_src2=GSR&gclid=EAIaIQobChMI- ucvh8u7S9gIVkP93Ch08DgezEAAYAiAAEgLfoPD_BwE United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization [UNESCO]. UNES- CO’s Constitution. Erişim Tarihî: 02.03.2022. https://en.unesco.org/news/75-years-a- go-unescos-constitution-adopted Villiers, J. D., Coning, T. J. & Smit, E. M. (2007). Towards an understanding of the suc- cess factors in international twinning and sister-city relationships, 38(1), pages 1-10. White, C. L. (2015). Exploring the role of private-sector corporations in public diploma- cy. Public Relations Inquiry, 4(3), 305–321. https://doi.org/10.1177/2046147X15614883 World Smart Cities. Erişim Tarihî: 10.01.2022. http://www.worldsmartcity.org/ World Urban Campaign. Erişim Tarihî: 29.12.2021. https://www.worldurbancampaign. org/about Yahyagil, M. Y. (1998). Kentlerin Kültürün Gelişmesindeki Etkileri. Sosyoloji Konferans- ları, S.25, 105-120. Yaylı, H, Gönültaş, Y. (2018). Uluslararasılaşan Yerel Yönetimler: Yerel Dış Politika (Paradiplomasi) Kavramına Teorik Bir Bakış. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 20 (2) , 271-288. Yerel Diplomasi Resmî Web Sitesi. Yasal Prosedür. Erişim Tarihî: 22.03.22. http://www. yereldiplomasi.gov.tr/yasal-prosedur/ 230 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 231 Amerikan Dış Politikasında Yumuşak Güç Enstrümanları ve Kültürel Diplomasi 07 232 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 233 K ültürel diplomasi, son dönemlerde küresel politikada ulus aşırı gelişmelerin etkisi ve küreselleşmenin derinleşen ya- pısıyla devletler ve devlet dışı aktörler arasındaki etkile- şim ve ilişkiler ağını belirleyen en önemli politik enstrü- manlardan birine dönüşmüştür. Uluslararası politikada ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve sosyolojik değişimlerin yanı sıra askerî/güvenlik boyutlarıyla jeopolitik dönüşümlerin yaşanması devletlerin dış po- litika yapım sürecinde kendi kültür ve geleneksel değerlerini etkili bir araç olarak kullanabilmesine müsaade etmiştir. Bahse konu de- ğişimlerin ötesinde küreselleşmenin başka bir önemli çıktısı olarak bölgesel ve yerel politikaların uluslararasılaşması, devletlerin kendi kültürlerini uluslararası sistemde bir güç aracı olarak kullanabil- mesine olanak sağlarken küresel meselelerin ve politikaların yerel düzeyde görünürlüğünü arttırması diplomasinin kültürel belirgin- liğinin toplumlar üzerinde somutlaşmasında önemli bir faktör ol- muştur. Kültürel diplomasinin diğer bir etki alanı ve önemi ise ulus A m e r i k a n D ı ş P o l i t i k a s ı n d a Y u m u ş a k G ü ç E n s t r ü m a n l a r ı v e K ü l t ü r e l D i p l o m a s i 0 7 Giriş 1 Prof. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, İletişim Fakültesi, kemahan@yahoo.com, ORCID: 0000-0002-7044-6089 2 Doktorant/Araştırma Görevlisi, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, orhan.cifci93gmail. com, ORCID: 0000-0002-5746-4258 Mehmet Şahin 1 Orhan Çifçi 2 234 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM üstü kurumlar nezdinde ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede devletlerin yanı sıra uluslararası ve bölgesel örgütlerin diplomatik faaliyetlerin- de kültürel diplomasi son dönemlerde göz önünde bulundurulması gereken bir önem kazanmıştır. Uluslararası sistem içerisindeki her devlet kendi yönetim teamülle- rine, siyasi geleneklerine ya da idari yapılarını göre kültürel dinamik ve araçlarını farklı politik metotlar çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Bu çalışma, uluslararası politikada başta askerî ve ekono- mik indikatörler olmak üzere hâlihazırda süper güç konumunda bulu- nan ABD’nin, dış politika uygulamalarında kültürel diplomasinin yeri ve önemini açıklama çabası içindedir. Buna mukabil ilk olarak kültürel diplomasi temeline oturtulan teorik ve kavramsal çerçeve analiz edi- lecek ve ilgili literatür içindeki kültürel diplomasi kavramsallaştırma- sına odaklanılacaktır. Bahse konu bölüm ayrıca kültürel diplomasinin devletler tarafından nasıl ve hangi araçlarla kullanıldığına teorik yön- leriyle bir açıklama üretecektir. Çalışmanın odaklandığı vaka özelinde ABD’nin Soğuk Savaş dönemi ve günümüzde kültürel diplomasiye dış politikasında nasıl bir önem atfettiği ve uygulamalarında hangi araçla- rı öne çıkardığı açıklanmaya çabalanacaktır. Bununla birlikte bilhassa son dönemlerde ABD’nin gerek iç politikasında gerek dış politikasında ortaya çıkan gelişmeler ışığında hegemonik bir gerileme süreci içerisi- ne girmesi sonucu kültürel diplomasi uygulama alanlarında da önemli sınırlılıklar belirmiştir. Dolayısıyla çalışmanın son bölümünde, hangi dinamiklerin ABD’nin yumuşak gücü ve kültürel diplomasisine zarar verdiğine yönelik bir açıklama üretilecektir. Kültürel Diplomasi Üzerine Oluşturulan Teorik ve Kavramsal Yaklaşımlar Kültürel Diplomasinin Bileşenleri Olarak Kamu Diplomasisi ve Yumuşak Güç Kültürel diplomasi kavramı üzerine literatürde derinlemesine bir tartışma yürütülmektedir. Bilhassa kültürel diplomasinin kavram- sallaştırması üzerine gerçekleştirilen tartışmalar neticesinde geniş bir literatür ortaya çıkmış ve kültürel diplomasi kavramı konuyu ele alan uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, sosyoloji ve tarih disiplin- leri özelinde farklı değişkenler sunularak açıklanmaya çalışılmıştır. Genel çerçevesiyle analiz edildiğinde kültürel diplomasi kavramı, AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 235 kamu diplomasinin bir aracı ya da alt düzeyi olarak kabul edilmiş ve oluşturulan tanımlamalar bu yönde sunulmuştur. Pratik uygulama- larında ise kültürel diplomasinin son dönemlerde farklı politik dina- miklere sahip ülkeler tarafından çeşitlilik arz eden araçlarla kullanıl- ması, kavramın tanımlanmasında önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Bu durum kavrama yönelik genel geçer tek bir tanımlama yapılama- ması problemini yanında getirmiştir (Zomarano, 2016). Son dönemlerde kültürel diplomasinin çalışma ve yazın alanı önem- li ölçüde genişlemesine rağmen pratikte ülkeler tarafından ayrı me- totlarla uygulanması akademik düzlemde kültürel diplomasinin farklı şekillerde yorumlanmasına zemin hazırlamıştır. Bu yaklaşımı destekler biçimde kavramın içinde barındırdığı farklılıklar Simon Mark’ın çalışmasında belirttiği gibi kültürel diplomasinin kavram- sallaştırmasında genel bir konsensüse ulaşamama problemini or- taya koymuştur (Mark, 2010). Dolayısıyla kültürel diplomasinin ele alındığı çalışmalarda önemli bir teorik ve metodolojik boşluk bu- lunmaktadır. Bu minvalde kültürel diplomasi, genel olarak Joseph Nye’ın ortağa attığı yumuşak güç kavramıyla birlikte ele alınmakta ve yumuşak gücün bir parçası olarak tanımlanmaktadır (Carrijio, 2015). Kültürel diplomasi kavramı, genel olarak yumuşak güç ve kamu diplomasisinin parçası olarak kabul görmesinden dolayı kavramın teorik ve kavramsal çerçevesinin yine yumuşak güç ve kamu diplo- masisi kavramları özelinde açıklanması önemlidir. Genel bağlamda yumuşak gücün kültürel diplomasinin temeli olarak kabul edilmesi ve ayrıca kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi arasında doğrudan nedensellik bulunması, kavramın tanımlanmasında üçünün birlikte ele alınması gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere yumuşak gücün kavramsallaştırılma- sına yönelik ilk ve en önemli katkı Joseph Nye tarafından yapılmıştır. Nye, yumuşak gücü diğer aktörlerin tercihlerini şekillendirebilme ve belirleyebilme kapasitesi olarak tanımlanmıştır. Ortaya attığı yumu- şak güç kavramını cezbetme yeteneği ile ilişkilendiren Nye, yumuşak güç kaynaklarını cazibeyi oluşturan değerler olarak nitelendirmiştir. (Nye, 2017, ss. 25-26). Nye’a göre devletlerin sahip olduğu yumuşak güç temelde üç farklı kaynağa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Nye bu kaynakları; 1) Kültür 2) Politik Değerler ve 3) Dış Politika Özel- likleri olarak tanımlamıştır. Nye’a göre devletler, değinilen bu kay- 236 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM naklarını doğru bir şekilde kullanabildiği takdirde dış politikaların- da yumuşak gücü başarılı bir araca dönüştürebilme yetisine sahip olabilmektedirler (Nye, 2008, ss. 94-95). Joseph Nye, ele aldığı üç farklı kaynağı yumuşak güç ve kamu dip- lomasisi arasındaki ilişki özelinde de incelemiştir. Nye’a göre kamu diplomasisi, hükûmetlerin yumuşak gücün söz konusu üç kaynağını kullanarak diğer ülkelerin toplumlarıyla iletişime geçtiği ve onları etkilediği bir araçtır. Dolayısıyla kamu diplomasisi aracılığıyla hükû- metler diğer hükûmetlerden daha çok farklı toplumlar üzerinde etki yaratmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede Joseph Nye’ın üzerinde durduğu en önemli unsurlardan birisi cazibedir. Nye’a göre devlet- lerin kamu diplomasisi yürütmek amacıyla başvurduğu yumuşak gücün üç kaynağı diğer toplumlar üzerinde bir etki ya da cazibe ya- ratamayacak nitelikteyse kamu diplomasisi yumuşak güç olmaktan uzaklaşmakta ve bir sonuç üretememektedir (Nye, 2008, s. 95). Nye’a göre tarihsel süreç içerisinde uzun dönemdir devletler tarafından kamu diplomasisine başvurulsa da son dönemlerde kamu diplomasisi- nin hem tanımlanmasında hem de devletler tarafından uygulanışında radikal farklılıklar oluşmuştur. Nye, bu farklılaşmanın nedeni olarak bilgi çağını işaret etmektedir. Nye’a göre günümüzde bilgi, bir güç ola- rak öne çıkmış ve dünya nüfusunun büyük çoğunluğu farklı araç ve teknolojiler aracılığıyla bu güce erişebilmiştir. Uluslararası politikada toplumlar tarafından bilgiye ulaşımın kolaylaşması kamu diplomasi- sinin yapısının geçmişle mukayese edildiğinde son dönemlerde daha etki yaratabilir bir yapıya evrilmesine neden olmuş ve kullanımının da kolaylaşmasına müsaade etmiştir (Nye, 2008, s. 97). Kamu diplomasisinin tanımlanması ve uygulanışı açısından farklı bileşenleri bulunmaktadır. Bu çerçevede kavramın literatürdeki hâ- kim tanımlamalarından bir diğeri Nicholas Cull’a aittir. Cull, kamu diplomasisini uluslararası politikada aktörlerin yabancı toplumlar- la daha yakın ilişki kurabilmesi için kullandığı bir dış politika ara- cı olarak tanımlamıştır. Cull’a göre kamu diplomasisinin beş farklı bileşeni bulunmaktadır. Bunlar: 1) Dinleme, 2) Taraflılık, 3) Kültürel Diplomasi, 4) Değişim ve 5) Uluslararası Radyo ve Televizyon Yayın- cılığı’dır (Cull, 2009, s.12). Nicholas Cull da Nye gibi kamu diplomasisinin son dönemlerde ge- rek teorik anlamda tanımlanmasının gerekse devletler tarafından AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 237 dış politika aracı olarak uygulanışında değişikliğe uğradığını ileri sürmüştür. Bu minvalde dünya politikasında devletler ve diğer farklı dinamiklere sahip aktörlerin geleneksel niteliklerinde değişimlerin görülmesi, bunların yapısal olarak bir farklılaşma süreci içerisine hızla dâhil olması ve hükûmet/devlet dışı aktörlerin hem iç hem dış politika yapım sürecinde daha etkin bir role kavuşması kamu diplo- masisinin kullanım alanının genişlemesine olanak sağlamıştır. Ka- mu diplomasisinin farklı aktörler tarafından öncelikli kullanımının artmasında başka bir motivasyon ise başta internet, ulaşım ve bilgi teknolojilerinin ilerlemesi olmuştur. Teknolojinin her geçen gün dur- durulamaz gelişim kaydetmesinin ülkelerin hem iç politikasındaki hem de uluslararası arenadaki gelişmeleri daha şeffaf bir yapıya dö- nüştürmesi, kamu diplomasisinin devletler tarafından daha etkili bir şekilde kullanılmasının önünü açmıştır (Cull, 2009, ss.12-13). Küreselleşme ve bilgi teknolojisinin etkinlik seviyesinin artması ne- ticesinde Soğuk Savaş ve sonrası dönemde uygulanan kamu diplo- masisi içerik olarak birbirinden ayrışan karakteristik özellikler taşı- mıştır. Günümüzde kamu diplomasisi, devlet ve devlet dışı aktörler tarafından yürütülürken önceki dönemlerde kamu diplomasisinin pratiği daha çok devletlerin tekelinde bulunmuştur. Günümüz kamu diplomasisinin diğer bir önemli özelliği ise rolünden kaynaklanan farklılıklardır. Günümüzde uygulanan kamu diplomasisi devletler arasındaki ilişkileri inşa edici bir yapıdayken önceki dönemlerde uygulanan kamu diplomasisi daha çok hedef kitleye hitap ederek yalnızca algı yaratma sınırları içerisinde kalmıştır. Bu çerçevede gü- nümüzde uygulanan kamu diplomasisinde daha çok teknolojik ağlar kullanılırken, Soğuk Savaş döneminde uygulanan kamu diplomasi- sinde konjonktürel yetilere de bağlı olarak basılı propaganda yön- temlerine ağırlık verilmiştir (Cull, 2009, s. 14). Kültürel Diplomasi Kültürel diplomasi kavramının eksiksiz anlaşılabilmesi için ilk ola- rak kültür olgusu ve kavramına yönelik tartışmaların anlaşılması önemlidir. Joseph Nye, “Yumuşak Güç” çalışmasında kültürü top- lumlar için belli bir anlam yaratan uygulamalar ve değerler olarak tanımlamıştır (Nye, 2017, s. 32). Yine benzer bir şekilde kültür, belli bir toplumsal grubu ya da tüm toplumu şekillendiren sanat, yaşam biçimi, değer sistemleri, gelenek ve inançları içeren ruhani, materyal, 238 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM entelektüel veya duygusal özellikler olarak belirtilmiştir. Söz konusu kültür tanımlamalarından da çıkarım yapılabileceği gibi toplumların kültür yapısının temellerini oluşturan birçok bileşen bulunmaktadır. Bunlardan bazıları: dil, inanç, kıyafet, kurumlar, araçlar, teknikler, ritüeller ve sembollerdir (Kitsou, 2013, ss. 21-39). Bu çerçevede kül- tür, farklı kaynaklarda toplumların sahip olduğu kimliğin kaynağı ve işlevi olarak da kabul edilmektedir (Kitsou, 2013, s. 22). Nye, kültürü popüler kültür ve üst kültür olarak iki farklı yaklaşımla analiz etmek- tedir. Nye’a göre üst kültür sanat, eğitim ve edebiyat gibi alanları içerir- ken popüler kültür eğlence unsurlarını içermektedir (Nye, 2017, s. 32). Literatürde kültürel diplomasi kavramına odaklanan başat çalışma- lardan biri Richard Arndt’a aittir. Arndt, kavramın tanımlanmasının eksiksiz yapılabilmesi için kültür kavramının hangi değişkenleri kapsadığının üzerinde durulması gerekliliğinden söz etmektedir. Ar- ndt’a göre ülkelerin sahip olduğu fikir, düşünce, değer, bilim ve sanat onların kültürlerinin bileşenlerini oluşturmakta ve ülkeler kültürel diplomasiyi kendi ulusal çıkarlarını korumak amacıyla kullanmak- tadır. Diğer teorisyenler gibi Arndt’a göre de kültürel diplomasinin ülkeler tarafından kullanım alanı ve nasıl kullanıldığı zaman içinde değişiklik göstermiştir (Arndt, 2011). Bununla birlikte Arndt, kültü- rel diplomasi kavramını kültürel ilişkilerden ayrı tutmuş ve kültürel diplomasinin devletlerin yalnızca bu alana odaklandıklarında başarı getirebileceğini ileri sürmüştür (Zamorano, 2016, s. 169). Kültürel diplomasiyi bilgi çağı ve teknoloji arasındaki nedensellik ile ele alan çalışmalardan bir diğeri Enders’e aittir. Enders kültürel dip- lomasiyi devletlerin politik amaçlarına hizmet eden bir araç olarak tanımlamış ve kültürel diplomasinin kendi içerisinde barındırdığı farklı bir yapısı olmasına rağmen söz konusu diplomasinin bütünsel olarak genel dış politika karakteristiğini yansıttığını ileri sürmüş- tür (Pajtinka, 2014, ss. 95-108). Kültürel diplomasiyi benzer kavram ve değişkenlerle açıklama getirmeye çalışan Milton Cummings ise kavramı karşılıklı anlayışı güçlendirmek amacıyla fikir, bilgi, değer, gelenek, sistem, inanç ve değerlerin karşılıklı olarak değişimi olarak tanımlamıştır (Cummings, 2009). Shizuru Saeki, kültürel diplomasiyi toplumlar ve farklı ülkeler ara- sında karşılıklı anlayışı geliştirmek amacıyla kültür, sanat, fikir ve bilgilerin değişimi ve etkileşimi olarak nitelendirmiştir. Saeki, kültü- AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 239 rel diplomasinin yaratabileceği ideolojik baskılardan kaçınabilmek için tek taraflı değil çok taraflı bir yaklaşım şeklide uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Myung-Sub Kim ise farklı bir bakış açısı ortaya koyarak kültürel diplomasi kavramını devletlerin ulusal çı- karlarıyla ilişkili olarak kullanmıştır. Kim’e göre kültürel diplomasi, devletlerin kültürel çıkarları çerçevesinde şekillenen bir dış politika stratejisidir. Bu kapsamda devletlerin kültürel diplomasi uygulama- larına hükûmet, hükûmet dışı kurumlar ya da bireyler dahil olabil- mektedir (Kim, 2011). Kültürel diplomasi, kavramsal açıdan ele alındığında ayrıca propa- ganda kavramı ile de benzer ya da ilişkili olarak kullanılabilmektedir. Buna rağmen özellikle günümüz uygulamalarında kültürel diplomasi ve propagandanın önemli farklılıklara sahip olduğu görülmektedir. İl- gili yazındaki bazı çalışmalar kültürel diplomasiyi ulusal propaganda olarak tanımlamıştır. Buna rağmen kültürel diplomasi ve propaganda kavramı arasında doğrudan bir bağ kurulabilmesi için propaganda- nın tanımının nasıl yapıldığı önemlidir. Propaganda, insanların fi- kirlerini etkilemek amacıyla bilgi, düşünce, görüş veya görüntülerin yayımlanması olarak tanımlanmaktadır. Propaganda kavramı bu şe- kilde ele alındığında kültürel diplomasi ile arasında kısmen bir bağ oluşmaktadır. Buna rağmen kültürel diplomasi, çift yönlü bir dış poli- tika aracı olarak kullanılırken propaganda daha çok tek yönlü bir dış politika aracı olarak sınıflandırılmaktadır (Mark, 2009, s. 20). Kültürel diplomasinin uluslararası politikada bir dış politika aracı olarak önem kazanması hükûmet düzeyinde çalışmaların da öne çıkmasına olanak sağlamıştır. Bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 2005 yılında yayımlanan bir raporda kültürel diplomasi kamu diplomasinin temeli olarak nitelendirilmiş ve bir ülkenin ve ulusun fikirlerinin kültürel aktivitelerle en iyi şekilde temsil edil- diği araç olarak görülmüştür. Bununla birlikte bahsi geçen raporda devletlerin ulusal güvenliği ve kültürel diplomatik faaliyetleri iliş- kilendirilmiştir. Bu minvalde, kültürel diplomasi devletlerin ulusal güvenliğini geniş çaplı bir şekilde ve sürdürülebilir bir metodolojiyle koruyabilen bir strateji olarak betimlenmiştir (U.S. Department of State, 2005). Dış politikanın uygulama alanlarından biri olarak kültürel diploma- sinin, devletlerin ulusal çıkarlarının gözetilmesi ve diğer toplumlar 240 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM üzerinde etki yaratabilmesi açısından çeşitli niteliklere sahip misyon- ları bulunmaktadır. İlk olarak kültürel diplomasinin farklı toplumlar arasında bir güven bağı oluşturduğu ya da hâlihazırda bulunan ilişki- ler ağını güçlendirdiği düşünülmektedir. Bu durum, devletlerin diğer devletlerle imzaladığı politik, ekonomik ve askerî anlaşmalarda uzla- şıya varılma konusunda kolaylık sağlamaktadır. Kültürel diplomasi- nin diğer devletlere kendi değer ve inançlarının tanıtılması açısından da önemi bulunmaktadır. Kültürel diplomasi, bu yöntemle devletle- rin geleneksel dış politika araçlarıyla ulaşamadığı yabancı toplumla- ra daha kolay ulaşılabilmesi ve bu toplumlar üzerinde etki yaratabil- mesinin önünü açmaktadır (U.S. Department of State, 2005). Kültürel diplomasinin göz önünde bulundurulması gereken diğer bir işlevi devletlerin diğer devletler üzerinde olumlu bir algı yaratabilmesinde kolaylık sağlamasıdır. Bu çerçevede kültürel diplomasi, devletler ara- sında ticari, politik, ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirirken karşı- lıklılık ilkesinin olumlu düzeyde seyretmesine yardımcı olmaktadır (Köselerli, 2017, s. 116). Dolayısıyla kültürel diplomasi, farklı topluluk- lar arasında iletişim sağlanmasında veya yeniden inşa edilmesinde önemli bir görev üstlenmektedir (Goff, 2013). Devletlerin kültürel diplomasi yoluyla daha etkili bir şekilde iletişim sağladığı yabancı toplumlarda etki yaratabilme kapasitesini arttır- ması devletler arasında iş birliğinin de konsolide edilebilmesini ko- laylaştırmaktadır. Bu kapsamda, kültürel diplomasinin rolünün en fazla öne çıktığı mecralardan biri diplomatik ilişkilerin durduğu ya da düşük seviyede izlediği iki devlet arasındaki ilişkilerdir. Böyle bir ortamda kültürel diplomasi iki ülke arasındaki politik yakınlaşmayı sağlayabilecek niteliklere sahiptir (U.S. Department of State, 2005). Bununla birlikte kültürel diplomasi yoluyla geniş kitlelere hitap edi- lebilmesi, diğer devletler içinde sivil toplumun da geliştirilmesine katkıda bulunularak karşılıklı yanlış anlaşılma, nefret ya da nihai olarak oluşabilecek terör faaliyetlerinin engellenebilmesini sağla- maktadır (U.S. Department of State, 2005). Kültürel diplomasi, devletlere birçok avantaj sağlamasına rağmen bir dış politika aracı olarak devletler tarafından tam ve doğru kullanıl- ması da önemlidir. Kültürel diplomasinin etkili bir dış politika aracı olarak kullanılabilmesi için devletlerin bu diplomasi türünü tek ta- raflı bir politikadan ziyade karşılıklı ve çok taraflı olarak uygulamaya AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 241 geçirmesi ve dayatma gibi yaklaşımlara başvurmaması gerekmekte- dir. Bu çerçevede devletler kültürel diplomasiden elde edeceği fayda- yı uzun vadede ele almalı ve hemen etkili bir sonuç beklememelidir. Nitekim kültürel diplomasi devletlere niceliksel bir faydadan daha çok niteliksel bir fayda sağlamaktadır. Böyle bir ortamda ise kültürel diplomasi yaratıcı ve esnek araçlarla desteklenmelidir (Schneider, 2006, s. 196). Kültürel diplomasi kavramsallaştırmasının doğru yapılabilmesi için aynı zamanda kültürel ilişkilerden ayırt edilmesi gerekliliği de önem arz etmektedir (Rivera, 2015, s. 11). Kültürel diplomasi, kültürel iliş- kiler kavramıyla karşılaştırıldığında daha dar bakış açısıyla tanım- lanmaktadır. Kültürel ilişkiler, kültürel diplomasiden farklı olarak toplumlar ve devletler arasında uzun dönemli ilişki kurabilme ve kurulan ilişkinin belli bir güven ve anlayış çerçevesinde sürdürüle- bilmesi amacıyla yürütülen ilişkilerdir (Rivera, 2015, s. 11). Kültürel ilişkiler, kültürel diplomaside olduğu gibi farklı ülkelerde etkiyi ve iyi niyeti arttırmak amacıyla yapılsa da kültürel ilişkilerin farklı top- lumlar arasında kendiliğinden ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Do- lasıyla kültürel ilişkilerin oluşumunda devletlerin dolaylı ve çevresel olarak görülen bir rolü bulunmaktadır (Rivera, 2015, ss. 11-12). Kültü- rel ilişkilerin kültürel diplomasiden ayrı bir alan olarak incelenmesi ve hükûmetlerin kültürel ilişkileri inşa etme sürecinde daha fazla gö- rev alması özellikle 9/11 olaylarından sonra ortaya çıkmıştır. Bu dö- nemden sonra kültürel ilişkilerin uygulanışı için devletler tarafından ayrı bir inisiyatif alınmıştır (Rivera, 2015, ss. 14-15). Hâlihazırda uygulama alanın genişlediği ve çeşitlilik gösterdiği kül- türel diplomasinin son dönemlerde kullanım şekillerinin farklılık göstermesi medyanın küresel ve yerel anlamda etkisinin artmasıyla da yakından ilgilidir. Medya ve iletişim araçlarının hızlı bir değişim ve gelişim göstermesi kültürel diplomasinin de hızla evrilmesine ve önem kazanmasına olanak sağlamıştır. Medya araçlarının gelişimi kültürün transnasyonel bir yapıya daha hızlı bir şekilde geçiş sağla- masına imkan sağlamış ve kültürel diplomasinin daha etkili ve hızlı bir şekilde yayılmasını kolaylaştırmıştır. Bu çerçevede özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ve yenilikler belli ülkelere ait değerlerin ve düşüncelerin kolaylıkla iletilebilmesini sağlamakta- dır (Grincheva, 2013, s. 14). 242 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Kültürel diplomasinin devletler tarafından bir dış politika aracı olarak kullanılmasına zemin hazırlayan en önemli etkenlerden biri şüphesiz küreselleşmedir. Küreselleşmenin uluslararası politikadaki görünürlüğünün artmasıyla birlikte kültürel değerlerin devletler ta- rafından kullanımının da kolaylaştığı görülmektedir. Küreselleşme- nin devlet davranışlarını etkileyecek bir biçim kazanması özellikle popüler kültürün bu alandaki önemini bir ileri seviyeye taşımıştır. Tarihsel süreç boyunca devletler kültürel diplomatik faaliyetlerinde genel olarak üst kültür unsurlarını kullanmasına rağmen küreselleş- meyle birlikte daha çok popüler kültürün diplomasi de bir araç ola- rak önceliğe yerleştiği söylenebilir. Popüler kültürün bir diplomatik faaliyetler arasında sokulmasında özellikle ABD önemli bir rol oy- nasa da Japonya, Fransa, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler de son dönemlerde popüler kültürü dış politikalarında bir araç olarak kul- lanmaya başlamıştır (Goff, 2013) Kültürel diplomasinin uygulanmasında en önemli aktörlerden bir diğeri ise hükûmetlerdir. Günümüzde kültürel diplomasinin uy- gulanmasında birçok aktörün aktif rolleri bulunmasına rağmen hükûmetlerin kültürel diplomasinin bir dış politika aracı olarak kul- lanılmasında önemli görevi üstlendiği düşünülmektedir. Kültürel diplomasinin uygulanmasında hükûmetlerin önemi farklı boyutlar- da ortaya çıkmaktadır. Hükûmetler, kültürel diplomasinin uygulan- masında en önemli araçlardan biri olan ekonominin yanında birey- leri ve sivil toplumu da kültürel diplomasinin işleniş sürecine dâhil etmektedirler (Ellis, 2012). Hükûmetlerin kültürel diplomasinin uygulanmasında öncü aktörler- den biri olmasının en önemli nedenlerinden biri dış politika ve dip- lomasi araçlarını elinde tutmasıdır. Bu çerçevede Dışişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı vb. kurumlar kültürel diplomasinin yürütülmesin- de önemli bir görev üstlenmektedir. Bakanlıklar dışında hükûmetler ayrıca kültürel enstitü ve kültürel sekretaryaları da kültürel diploma- sinin araçları olarak kullanmaktadır. Hükûmetler, kültürel diploma- sinin uygulanması amacıyla diğer hükûmetlerle karşılıklı kültürel anlaşmalar da imzalayabilmektedir. Hükûmetler arasında kültürel diplomasinin geliştirilmesi amacıyla imzalanan bu anlaşmaların yönetimi ise çoğunlukla diplomatlar tarafından yürütülmektedir (Mark, 2010, s. 11). Kültürel diplomasiyi bir araç olarak kullanarak diplomatlar, ülkelerinin ulusal çıkarlarının korunması ve diğer ülke- AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 243 lerle yapıcı ilişkiler oluşturulması yönünde görevlerini sürdürmekte- dir (Arndt, 2011, s. 7). Hükûmetler, devlet kurumlarının yanında ayrıca farklı sektörler aracılığıyla da kültürel diplomasinin uygulanmasına katkıda bulun- maktadırlar. Bu çerçevede en fazla öne çıkan alanlar eğitim, sanat, film endüstrisi, müzik ve spordur. Bu alanlar üzerinde devletlerin eğitim alanında öğrenci değişimlerine; ulusal film, dans ve tiyatro alanlarına, uluslararası kültür festivallerine yaptığı yatırımlar olduk- ça önemlidir. Amerikan Kültürel Diplomasinin Araçları ve Uygulama Alanları ABD günümüzde kültürel diplomasinin küresel seviyede uygulan- masında en başarılı devletlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bil- hassa Soğuk Savaş’ın başlangıcından itibaren ABD askerî ve güven- lik enstrümanları gibi sert güç unsurlarının yanı sıra yumuşak güç araçlarından biri olarak kendi kültürünü başta rakip büyük güçler olmak üzere birçok ülkede ve uluslararası arenada nüfuz alanını ge- nişletebilmek amacıyla aktif bir şekilde kullanmaya özen göstermiş- tir. Bahse konu süreç boyunca ABD, kültürel diplomasinin birçok kolunu bir dış politika aracı olarak kullanmıştır. Öyle ki, 1990’lı yıl- ların başında Soğuk Savaş’ın ABD’nin üstünlüğüyle sona ermesinde kültürün önemli bir payı olduğu görüşü baskın varsayımlar arasında yerini korumaktadır.. Bu nedenle, Soğuk Savaş döneminin hemen başında ABD, kültürel ilişkiler ve kültürel diplomasiyi kendi ulusal çıkarlarıyla yakından ilişkilendirmiş ve konjonktürel olarak öncelik- li dış politika aracı haline dönüştürmüştür. Bu varsayımı destekler biçimde 1940’lı yılların ortalarında Sovyetler Birliği’ne karşı çevrele- me politikasının mimarı olarak kabul edilen George Kennan “Mr. X”, kültürel ilişkileri ve diplomasiyi ABD hakkındaki olumsuz izlenimle- ri yıkabilmek ve uluslararası politikada daha aktif olabilmek için en önemli araçlardan biri olarak tanımlamıştır (Bu, 1999). 20. yy’ın ikinci yarısında ABD’nin kültürel diplomasiyi politika yapı- mının öncelikleri arasında tanımlamasında Sovyetler Birliği’nden as- kerî, ekonomik ve diplomatik tehdit algılamalarının yanı sıra, kendi yaşam biçimi ve geleneklerine karşı Sovyetler Birliği’ni tehdit kaynağı olarak nitelendirmesi önemli bir etken olmuştur. Söz konusu süreç iti- barıyla ABD kültürel diplomasinin araçları olarak sanat, edebiyat, ga- 244 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM zetecilik, popüler müzik gibi alanları küresel kamuoyunu etkilemek için kullanmaya başlamıştır (Ivey ve Cleggett, 1999, s. 2). Bu anlamda 1950’li yıllar önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde ABD, kültürel diplomasinin kullanım alanının genişletilmesi amacıyla kurumsal- laşmaya gitmiş ve 1953 yılında USIA’nın (United States Information Agency) oluşumu için inisiyatif almıştır. Kurumun erken dönemleri içinde özellikle jazz, rock ve modern klasik müzik tüm dünyada temel operasyon alanları kapsamına alınmıştır (Fisher, 2014). USIA’nın kültürel diplomasi pratiğinde dört farklı alan üzerinde et- kisi olduğu söylenebilir. İlk ve en önemli olarak USIA, Amerikan po- litikalarındaki değer ve simgelerin diğer kültürlere aktarılmasında ve bunların savunulmasında en önemli kurumlardan biri olmuştur. İkinci olarak USIA, ABD’nin resmî düzlemde belirlediği politikalarına ilişkin bilgi verilmesinde inisiyatif almış ve bahse konu politikaların ABD’nin değerlerini nasıl yansıttığı ve şekillendirildiğini açıklamaya çalışmıştır. Diğer bir faaliyet alanı olarak USIA, Amerikan vatandaş- larının ve kurumlarının diğer ülkelerdeki karşılıklarıyla ilişkilerini geliştirmesine olanak sağlamıştır. Son olarak farklı ülkelerin ABD hakkındaki algılamaları hakkında başkan ve hükûmete karşı danış- manlık görevi üstlenmiştir (Chodkowski, 2012, s. 2). ABD, Soğuk Sa- vaş’ın sonlarına doğru USIA’nın görev alanını olabildiğince genişlet- miş ve bu durumu kurumun yıllık bütçesine de yansımıştır. 1980’lerin başında yıllık yaklaşık 500 milyon dolar olan USIA bütçesi, Soğuk Savaş’ın sonunda 1 milyar dolara ulaşmıştır (Chodkowski, 2012, s. 1). USIA’nın yanında Soğuk Savaş döneminin erken yıllarında ABD, özel- likle Dışişleri Bakanlığı ve CIA gibi kurumları aracılığıyla da düşünce, değer ve fikirlerini kültürel diplomasinin araçları içerisine yerleştire- rek tüm dünyada geniş bir etki alanı yaratmaya çalışmıştır. 1953 yı- lında Sovyet lider Stalin’in ölümünün ardından ABD, kültürel diplo- masiyi Sovyetler Birliği ve ona bağlı devletler içerisinde daha etkili bir şekilde kullanmaya başlamış ve bu dönemde Amerikan ve Rus yazarlar, oyuncular ve farklı alanlardaki uzmanlar arasında değişim programları başlatmıştır. Bu değişim ve aktiviteler kanalıyla ABD, ifa- de özgürlüğü ve demokrasi gibi öne çıkan değerleri aracılığıyla diğer ülkeleri Batı Blok’una dâhil etmeye çalışmıştır (Schneider, 2004, s. 6). Söz konusu dönem içinde ABD yazılı ve görsel basın-yayın organ- larını da belirgin bir biçimde işletmeye başlamıştır. Amerika isimli AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 245 bir dergi yayın hayatına geçirilmiş ve bu dergi aracılığıyla Sovyetler Birliği ve diğer komünist rejimlere sahip ülkelerde Amerikan yaşam biçimi yansıtılmaya ve empoze edilmeye çalışılmıştır. Bununla bir- likte aynı dönemde ABD, Sovyetler Birliği içindeki rejime muhalif yazarların eserleriyle birlikte dönemlerinin dış politika karar alım mekanizmalarında başta gelen isimler arasında yer alan ve ulusal güvenlik danışmanlığı yürüten Henry Kissinger ve Zbigniew Bre- zinski gibi isimlerin eserlerinin Rusçaya çevrilmesinde inisiyatif al- mıştır (Schneider, 2004, s. 7). Soğuk Savaş dönemi içinde Sovyetler Birliği’nin yanı sıra ABD önemli ekonomik ve stratejik çıkarlarının bulunduğu Ortadoğu bölgesi üzerinde de kültürel diplomasiyi etkin bir araç olarak kullanmıştır. Arap ve Müslüman dünyasını ABD’ye yaklaştırabilmek ve buradaki toplumları etkileyebilmek amacıyla bölgede edebiyat, bilimsel makaleler ve diğer bazı yazılı fikir araç- ları kültürel diplomasinin bir türevine dönüştürülmüştür. 1950’lerde bölgedeki birçok ülkeden oyuncu ve yazar ABD’ye davet edilmiştir (Schneider, 2004, s. 7). ABD’nin Soğuk Savaş döneminde kültürel diplomasisinin içeriğine yerleştirdiği diğer bir araç müziktir. ABD, bu dönemde kültürel et- kisini arttırabilmek amacıyla özellikle Jazz ve Rock’n Roll müziğini ön plana çıkarmıştır. Jazz müziği aracılığıyla özgürlük fikri üzerinde durulmuş ve farklı coğrafyalar üzerinde bu müzik türü farklı mecra- larla yayınlanmıştır. Bu dönemde Louis Armstrong ve Charlie Parker gibi müzisyenler, müziğin tüm dünyada yalnızca elitler tarafından değil toplumun tüm kesimleri tarafından dinlenebilmesini sağlamış- tır. Bunun yanı sıra ABD’deki Afro-Amerikan müzik ve dans grupları Afrika kıtasının farklı bölgelerinde turnelere çıkmış ve kültürel dip- lomaside müziğin etkin bir araç olarak kullanılmasına olanak sağla- mıştır. Diğer dans ve müzik türlerine benzer bir şekilde ABD, özel- likle 1960’lı yıllarda büyük bir ses getiren Rock’n Roll’u da kültürel diplomaside kullanmaya devam etmiştir. Rock’n Roll müziklerinde de özellikle özgürlük kavramı üzerine vurgu yapılmış ve bu müzik türü, 60’lı ve 70’li yıllarda Jazz müziğinde olduğu gibi tüm dünyada dinlenmeye başlamıştır (Schneider, 2004, s. 9). Kültürel diplomasi temelinde düşünüldüğünde geçmişte olduğu gibi günümüzde de ABD küresel müzik endüstrisinde hâkim konumda bulunmaktadır. Özellikle 1980’li yıllardan itibaren müziğin teypler ve CD’ler aracılığıyla daha kolay yaygınlaşması Amerikan müzik 246 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM türlerinin tüm dünyaya daha fazla ihraç edilmesine olanak sağla- mıştır. Müzik dağıtım araçlarının gelişme göstermesinin yanında bu dönemde medyanın da güçlenmesi Amerikan müzik endüstirisini küresel anlamda daha görünür hale getirmiştir. ABD’de MTV kana- lının kurulması ve birçok ülkede yayına geçirilmesi ABD’nin müzik kültürünün yaygınlaşmasında önemli bir etken olmuştur. MTV, yal- nızca Amerikan müzisyenlerinin müziklerini yayımlayarak bu duru- mu daha da desteklemiştir. 2000’li yıllardan itibaren ABD kültürel anlamda farklı müzik türleriyle etkisini arttırmaya devam etmiştir. Bu dönemden itibaren özellikle Hip-Hop ve R&B müzik türleri daha fazla ön plana çıkarılmıştır (Hennesey, 2014). Müziğin yanında film endüstrisinin de Soğuk Savaş boyunca ABD’nin kültürel diplomasisinin bir bileşeni olduğu gözlemlenmektedir. Bu dönem içinde Dr. Strangelove, On the Waterfront ve Rebel Without a Cause ABD kültürünün küresel anlamda etki kazanmasında önem- li filmler arasındadır. (Scheneider, 2004, s. 10). Joseph Nye da Holl- ywood’u yalnızca geçmiş dönemler için değil günümüz koşullarında da ABD’nin en büyük görsel sembol ihracatçısı olarak nitelendirmiş- tir (Nye, 2017, ss. 77-78). Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş süreci içinde ABD yapımı filmlerin gösterimini sınırlamaya çalışsa da farklı film türleri aracılığıyla Sovyet halkına Amerikan yaşam biçimi ve kültürü tanıtılmıştır (Nye, 2017, ss. 79-80). Soğuk Savaş döneminde ABD’nin Sovyetler Birliği’ne karşı üstünlük sağlamasında Hollywood’un önemli bir payı olduğu kabul görmüş bir gerçektir. Hollywood filmlerinin yanı sıra Amerikan televizyon programlarının 1970 ve 1980’lerde Sovyetler Birliği’nde gösterilme- ye başlaması buradaki gençler ve orta yaş üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. ABD’nin Sovyetler Birliği üzerinde film endüstrisi ara- cılığıyla yarattığı kırılma 1960’larda başlamıştır. “The Magnificent Seven” ve “Witness for the Prosecution” gibi filmler yalnızca Sovyet entelektüelleri arasında değil ayrıca Sovyet genç nüfus üzerinde de büyük bir etki yaratmıştır (Zhuk, 2014). 1975 yılında Helsinki Nihai Senedi’nin imzalanmasının ardından taraflar arasında yumuşama dönemine geçilmesiyle birlikte Ameri- kan film endüstrisi Sovyetler Birliği içinde daha büyük bir kültürel dönüşüm yaratabilme imkânı elde etmiştir. Hollywood’un yarattığı kültürel dönüşüm süreci Sovyet toplumuna Amerikan yaşam biçimi- ni göstermekle kalmamış, Sovyet film ve televizyon endüstrisinin de AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 247 yeniden şekillenmesinin önünü açmıştır. Böylelikle Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru Sovyetler Birliği içinde yapılan filmlerin türleri fark- lılaşmaya başlamıştır. Bunun sonucunda Sovyetler Birliği’nde de Amerikan film sektörüne benzer bir şekilde drama, batı (Western), casusluk filmleri ve sitkom gibi türler yaratılmıştır.(Zhuk, 2014). Amerikan kültürel diplomasisinde bilimsel ve akademik alanda ya- pılan değişim programları da önemli bir yere sahiptir. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’nden gelen birçok bilim insani tekrar ül- kelerine döndüklerinde liberalizm, insan hakları gibi değerlerin ken- di ülkelerinde önemli bir destekçisi haline gelmiştir. 1958 ve 1988 yıl- ları arasında akademisyen, dansçı, müzisyen ve diğer birçok alandan uzman, Sovyetler Birliği’nden ABD’yi ziyaret etmiştir. ABD’de bilim ve teknolojinin ulusal çıkarlarla ilişkili olarak kullanılması bunların kültür özelinde bir araç olarak kullanılmasıyla yakından ilgili olmuş- tur. Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi günümüzde de bu durum geçerliliğini sürdürmektedir. National Science Foundation tarafın- dan yayımlanan raporda özellikle bilim ve teknoloji alanında yükse- len güçler tarafından önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalsa da ABD’nin söz konusu alanda lider konumda olduğu görülmektedir (Science News, 2014). ABD, 21.yy itibarıyla uluslararası politikadaki gelişmelere bağlı olarak ve bu dönemden itibaren devlet dışı aktörlerin öneminin artmasıyla kültürel diplomaside kullandığı araçlarda da farklılaşmaya gitmiştir. Devlet dışı aktörler olarak Mcdonald’s 2000’li yılların başından iti- baren tüm dünyada hizmet vermeye başlamış ve bu dönemde günde yaklaşık 20 milyon kişiye ulaşmıştır. Benzer bir şekilde Coca-Cola, tüm dünyada ortalama 1 milyar kişiye ulaşmıştır (Hunter ve Yates, 2002, s. 324). Soğuk Savaş dönemi boyunca kültürel diplomasinin en önemli kurumu olarak kullanılan USIA’nın 1999 yılında kaldırılma- sıyla ABD’de kamu sektörü özelinde kültürel diplomasinin kullanım alanı dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönemden itibaren ABD’de fe- deral hükûmet tarafından kültürel diplomasi iki farklı kanattan yürü- tülmeye başlanmıştır. Bunlardan birincisi, dünya çapında yayıncılık işlevlerini yürüten Broadcasting Board of Governers (BBG) ve bilgi ve değişim hizmetlerini yürüten ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Under Secretary for Public Affairs and Public Diplomacy’dir. BBG 2000’li yılların başından itibaren uluslararası yayıncılığa başlamış ve 5 farklı televizyon yayıncılığını dünyanın farklı bölgelerinde faaliyete 248 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM geçirmiştir. Bunlar: Voice of America, Radio Free Europe/Radio Li- berty, Radio/TV Marti, Radio Free Asia ve Middle East Broadcasting Networks’dur. BBG’ye ABD’de federal hükûmet tarafından sağlanan yıllık bütçe 700 milyon doların üzerindedir (Chodkowski, 2012, s. 6). ABD’nin resmî yayın organı olarak dünya genelinde en etkin kullan- dığı araç Voice of America’dır. Voice of America, günümüzde BBG’nin toplam bütçesinin yüzde 30’unu oluşturmakta ve tüm dünyada yak- laşık olarak 43 farklı dilde yayın yapmaktadır (Chodkowski, 2012, s. 7). 2012 yılında ABD’nin medya kolları özellikle Amerikan popüler kültürü ve spor gibi farklı alanlardaki yayınlarıyla yaklaşık olarak haftalık 187 milyon izleyiciye ulaşmıştır (Thussu, 2014, s. 8). 2020 yı- lında ise medya kollarının dünya çapında ulaştığı izleyici sayısı haf- talık 278 milyon seviyesine yükselmiştir (USAGM, 2021). 2012 itibarıyla ABD, küresel anlamda en büyük 5 eğlence şirketinin 4’ünü kendi içerisinde barındırmaktadır. Söz konusu şirketlerin özel- likle Brezilya, Çin ve Hindistan gibi yükselen pazarlarda daha faz- la etkisini arttırdığı gözlemlenmektedir. ESPN, Hollywood, Disney, CNN, Discovery gibi haber, eğlence ve spor medya araçlarının yanı sıra Youtube, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformları ABD’nin kültürel diplomasisinin uygulanmasında en önemli araçlar arasında kabul görmektedir. Nitekim ABD’nin kültürel diplomasi özelinde medya kolu küresel anlamda GSYİH’nın toplamda ortalama yüzde 7’sini oluşturmaktadır (Thussu, 2014, ss. 7-8). Günümüzde ABD, uygulama alanlarına yerleştirdiği farklı kültürel araçlar ile de diplomatik manevralarını çeşitlendirme çabası içeri- sinde hareket etmektedir. Tüm dünyada en fazla izlenilen spor or- ganizasyonlarından biri olan olimpiyatların 2028 yılında ABD Los Angeles’ta gerçekleştirilecek olması ve Amerikan Ulusal Basketbol Ligi NBA ve diğer ulusal spor organizasyonlarının her geçen yıl daha fazla izleyiciye hitap etmesi, sporun da bir yumuşak güç aracı olarak kullanılmasına ortam hazırlamaktadır. Öte yandan, ABD’nin günü- müz koşulları içinde farklı endekslere göre en başarılı üniversitelere sahip olması sayısal olarak uluslararası öğrencilerin en fazla ABD’de öğrenim görmesine zemin hazırlamaktadır. 2019 yılı verilerine göre ABD, en fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yaparken sıralama- da hemen arkasında yer alan Birleşik Krallık’tan sayısal olarak iki kat fazladır. Aynı zamanda ABD, tüm dünyada en fazla talep gören AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 249 teknoloji şirketlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Google, Microsoft, Tesla ve Apple gibi şirketlerin yanında Netflix, Uber ve Airbnb gibi alanların kültürel anlamda farklı toplumlarda bir dönü- şüm yarattığı kabul görmektedir (USC Center on Public Diplomacy, 2019, ss. 45-48). Amerikan Kültürel Diplomasisinin Sınırlılıkları Yumuşak güç ve kültürel diplomasinin uygulama ve faaliyet alanları özelinde günümüzde ABD’nin küresel politikada en avantajlı ve ba- şarılı devletler arasında yer aldığı kabul görmüş bir gerçektir. Buna rağmen özellikle son dönemlerde hükûmet düzeyinde uygulamaya konulan yaklaşım ve politikalar ABD’nin kültürel diplomasisine za- rar verdiği gibi küresel seviyede bir gerileme süreci içine girmesine neden olmaktadır. Geçmiş Amerikan yönetimlerden beri devam eden ve dönemsel olarak sürekliliğe oturtulan göçmen politikaları, farklı coğrafyalar üzerinde yürütülen savaşlar, hızla silahlanma- ya devam etmesi ve uluslararası meselelerin birçoğunda tek taraflı (Unileteral) yaklaşımlar benimseyerek ekonomik ve askerî yaptırım güç kullanımını arttırması ABD’nin kültürel diplomasi temelinde in- şa ettiği yaklaşımlarına da zarar vermektedir. Öte yandan, ABD’nin kronik bir sosyolojik ve iç politik problemi haline dönüşen ve George Floyd’un ölümü sonrasında daha fazla tartışmaya açılan etnik/ırk- sal ayrımcılık konusu, James Truslow Adams’ın 1931 yılında kaleme aldığı Epic of America (Adams, 2014) eserinde popülerize edilen öz- gürlük, fırsat ve eşitlik unsurları temeline oturtulan Amerikan Rü- yası (American Dream) söyleminin de geçerliliğini görece anlamda yitirdiğini açıkça göstermektedir. Donald Trump yönetiminin iç ve dış politikada uygulamaya koyduğu yaklaşımlar şüphesiz ABD’nin küresel anlamdaki cazibe merkezi rolü- ne en büyük zararı veren dinamikler arasında başı çekmektedir. 2017 yılından itibaren ABD’nin gerek müttefikleriyle gerekse diğer birçok ülkeyle başta askerî, ekonomik ve diğer birçok alanda diplomatik kriz yaşaması ABD’ye karşı takınılan tavırların olumsuz seyirde ilerlemesi- ne neden olmuştur. Aynı zamanda Trump yönetiminin ABD’nin nere- deyse kuruluşunun başlangıcına dayandırılabilecek ve özellikle Soğuk Savaş döneminin başından itibaren sürekliliğini korumaya çalıştığı liberal küresel ekonomik düzen ve açık ticaret fikirlerine karşı bir söy- lem ve tutumla hareket etmesi de ABD içinde yoğun tartışmaları be- 250 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM raberinde getirmiştir. Dış politikadaki yerleşik anlayış ve geleneklerin birçoğundan vazgeçilmesi diğer toplumlarının ABD’ye karşı yaklaşımı- nı büyük oranda değiştirmiştir (Krenn, 2017). Trump yönetiminin “America First” ve “Make America Great Again” gibi politika önceliklerinin gerek seçim kampanyası gerekse başkan- lık görevi sürecinde düzenli bir şekilde kullanması ve politika uy- gulamalarına yerleştirmesi ABD’nin kültürel diplomasisini küresel anlamda sınırlayan etkenler arasında ön sıralarda yer almıştır. Söz konusu söylem ve politik yaklaşımlar aracılığıyla Trump yönetimi, yalnızca kendi ülkesinin ekonomik gelişimini ön plana yerleştirirken dış politikada kültürel faktörleri neredeyse tamamen geri planda bı- raktığı argümanı rahatlıkla ileri sürülebilir. Yönetimin yarattığı tüm bu koşullar, uluslararası sistem içerisinde ABD’nin hem müttefik- lerinde de hem de rakip devletlerde emperyal devlet algısının olu- şumuna zemin hazırlarken ABD’nin bir cazibe merkezi değil kendi değer ve yaklaşımlarını karşı tarafa dayatmaya çalışan bir güç olarak tanımlamalarının önünü açmıştır. Böylelikle söz konusu devletler, ABD’nin kültürel ve normatif değerlere dayanan önceliklerinin yeri- AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 251 ni ekonomik dayatmalara bıraktığı yönünde bir fikir birliğine sahip olmuşlardır (Krenn, 2017). Trump yönetimi sürecinde yaşanan bahsi geçen tüm gelişme ve ol- gular aynı zamanda ABD’nin temel politik değerleri arasına yerleştir- diği demokrasi alanına da büyük bir zarar vermiştir. Alanında başlı- ca hâkim endeksler arasında bulunan Polity verilerine göre ABD, en uzun geçmişe sahip demokratik ülke sınıfından çıkarılmış Yarı De- mokrasi, Yarı Diktatörlük “Part Democracy, Part Dictatorship” olarak nitelendirilmiştir. Başkanlığının son günlerinde Trump’ın Kongre Baskını’nı (Capitol Siege) tetikleyici tutumda bulunması, ABD için- deki demokrasi tartışmalarını daha da alevlendirmiştir (Kokas and Mastro, 2021). ABD’nin yumuşak güç ve kültürel diplomasi alanla- rındaki sınırlılıklarını ve düşüşünü gösteren diğer bir indikatör ise dünya çapında konu ile ilgili yürütülen anket çalışmalarıdır. Gallup International’ın anket verilerine göre 29 farklı ülkenin nüfuslarının çoğunluğu ABD’nin tutum ve politikalarını olumsuz bulurken (Ray, 2020) A Eurobarometer birçok Avrupalının ABD’nin küresel fakirlik ve iklim değişikliği gibi konularda yeterince önlem almadığını öne sürmektedir (Eurobarometer, 2019). Tüm bu sonuçlar, başta mütte- fik ülkeler olmak üzere ABD’ye karşı olumsuz tutumların toplumsal düzeyde arttığını açıkça göstermektedir. Öte yandan The Washin- gton Post tarafından yürütülen bir çalışmaya göre başkanlığı süre- since Trump’ın günde yaklaşık yedi farklı yanlış bilgi içeren ya da yanıltıcı ifadeler kullandığının ortaya çıkması ABD’nin kredibilitesi- ne büyük zararlar verirken yumuşak güç araçlarının etki alanını da daraltmıştır (Nye, 2019). Amerikan dış politikasında kültürel diplomasinin sınırlılıkları göz önünde bulundurulduğunda yalnızca Trump yönetimi politikalarını analiz etmek eksik sonuçlar ortaya koymak anlamına gelmektedir. ABD’nin Soğuk Savaş ve sonrası süreçte farklı coğrafyalarda yürüt- tüğü ve hâlihazırda devam eden birçok savaş ülkenin yumuşak güç cazibesine zarar verirken dünya kamuoyunun ABD’ye yönelik ba- kış açısını da büyük oranda yeniden biçimlendirmiştir. Nye’ın “Do Morals Matter? Presidents and Foreign Policy from FDR to Trump” eserinde açıkça belirttiği üzere Trump yönetimi öncesinde George W. Bush, Lyondon Johnson ve Richard Nixon gibi başkanlar iç ve dış politikada aldıkları kararlarla ülkenin kültürel dinamiklerine önem- li zarar vermişlerdir (Nye, 2019). Özellikle 1970’li yıllarda ABD’nin 252 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Vietnam savaşı, 2001 ve 2003 yıllarında Irak ve Afganistan savaşları ve günümüzde ise Suriye’de yürütülen savaş neticesinde ABD’nin yu- muşak güç kabiliyeti gerileme sürecine girmiştir. Aşağıdaki birinci tabloda da açıkça görüldüğü gibi, Soft Power 30 en- deksine göre 2016 ve 2019 yılları arasında ABD uluslararası alanda yumuşak güç sıralamasında istikrarlı bir düşüş eğilimindedir (USC Center on Public Diplomacy, 2019, s. 48). Söz konusu gerilemeyi te- tikleyen dinamikler arasında ise farklı değişkenler öne çıkmaktadır. Soft Power 30, ülkelerin yumuşak güç kapasitelerini ölçüme tabii tu- tarken girişimcilik, kültür, dijital alan, hükûmet faaliyetleri ve dav- ranışları, iş birliği ve eğitim değişkenleri kullanmaktadır. Şekil 1’de açıkça gösterildiği üzere sunulan değişkenler özelinde 2016 yılında ABD küresel yumuşak güç endeksinde birinci sırada bulunurken 2017 yılında üçüncü, 2018 yılında dördüncü ve 2019 yılında beşinci sıraya gerilemiştir. İkinci tablo ise Pew Research Center tarafından yürütülen kapsamlı bir anket çalışmasının sonuçlarını ortaya koy- maktadır. 2016 ve 2020 yılları arasını kapsayan anket çalışmaları ABD’nin uluslararası toplum tarafından olumlu/olumsuz şekillendi- rildiğine yönelik bir açıklama sunmaktadır. Buna göre 2016 yılında uluslararası toplumda ABD’yi olumlu görenlerin oranı %60’ın üze- rindeyken, 2017 ve 2020 yılları arasında söz konusu oranlar %30-50 arasında seyretmiştir. Ülke/Yıl 2016 2017 2018 2019 ABD 1. 3. 4. 5. İngiltere 2. 2. 1. 2. Almanya 3. 4. 3. 3. Kanada 4. 5. 6. 7. Fransa 5. 1. 2. 1. Avustralya 6. 8. 10. 9. Japonya 7. 6. 5. 8 İsviçre 8. 7. 7. 6. İsveç 9. 9. 8. 4. Hollanda 10. 10. 9. 10. Tablo 1: Soft Power 30 İndeksine Göre Ülkelerin Yumuşak Güç Alanında Başarı Sıralamaları- Kaynak: USC Center on Public Diplomacy, 2019 AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 253 Sonuç Kültürel diplomasiye yönelik literatürdeki çeşitli yaklaşımlar kav- ramın farklı değişkenler aracılığıyla açıklanması sonucunu doğur- muştur. Her ne kadar teorik anlamda kültürel diplomasi kavramı üzerine genel bir görüş birliği sağlanamasa da kavramın yumuşak güç ve kamu diplomasisinin bir alt aracı olduğu yönünde fikir birliği sağlanmıştır. En genel anlamıyla kültürel diplomasi, devletlerin di- ğer toplumlar üzerinde kültürel değerlerini kullandığı ve çift taraflı yürüttüğü bir dış politika aracı olarak kabul edilmektedir. Çalışmada konunun teorik ve kavramsal çerçevesi ayrıntılı bir şekilde ele alın- dıktan sonra vaka çalışması özelinde Amerikan dış politikasında kültürel diplomasinin uygulama alanlarının nasıl ve hangi araçlar vasıtasıyla kullanıldığı analiz edilmiştir. Soğuk Savaş ve sonrası dö- nemde ABD başvurduğu metotlarla bir dış politika aracı olarak kul- landığı kültürel diplomaside en başarılı ülkelerden biri olarak kabul görmektedir. Özellikle 1940’lı yıllardan itibaren ABD’nin Sovyetler Birliği’nden askerî ve ekonomik tehdit algılamalarının yanı sıra de- mokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi kendi politik değerleri olarak gördüğü unsurlara yönelik meydan okumalarla karşı karşıya kaldığı düşüncesi kültürel diplomasiyi uluslararası politikada aktif bir şe- kilde kullanmasına yol açmıştır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ABD müzik, film, basın-yayın organları ve farklı görsel araçlarla yürüttüğü kültürel diplomaside kendi yaşam biçimi ve değerlerini küresel anlamda yayma arayışında hareket etmektedir. ABD Soğuk Grafik 1: ABD’nin Uluslararası İmajı/ % Olumlu (2016-2020) Kaynak: (Wike, Poushter, Silver,Fetterolf ve Mordecai, 2021) 254 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Savaş döneminde kültürü bir dış politika aracı olarak USIA, Dışişleri Bakanlığı ve CIA gibi resmî kurumlar aracılığıyla kullanmasına rağ- men 1990’lı yıllardan günümüze kadar geçen süreç içinde küreselleş- menin derinleşen yapısı neticesinde devlet dışı aktörlerin öneminin artması, ABD tarafından kültürel diplomasinin çeşitli alanlarda faa- liyet gösteren şirket, organizasyon ve diğer hükûmet dışı kurumlar aracılığıyla kullanımına önem verilmesine zemin hazırlamıştır. Soğuk Savaş dönemiyle mukayese edildiğinde ABD’nin günümüz koşulları içinde yumuşak güç ve kültürel diplomasi araçlarının sa- yısı önemli ölçüde artarken söz konusu araçların diğer ülkelerin top- lumlarına ulaşabilme niteliğinde de artış gözlemlenmektedir. Buna rağmen bilhassa son dönemlerde Amerikan kültürel diplomasisinin etki derecesi önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalmaktadır. Bahse konu meydan okumaların bir kısmı ABD’nin politik geçmişin- den kaynaklanırken diğer bazı problemler son dönemlerde ortaya çıkan yönetimsel ve sosyolojik sorunlar çerçevesinde kendini gös- termektedir. ABD’nin uzun yıllardır farklı coğrafyalar üzerinde as- kerî müdahale ya da vekâlet yoluyla yürüttüğü savaşlar, sahiplendiği politik değerlerin dünya kamuoyu bakış açısındaki yerini bütünüy- le olumsuz etkilemiştir. Diğer taraftan 2017 Ocak ayında başkanlık görevine başlayan Donald Trump’ın iç ve dış politikada uygulamaya koyduğu yaklaşım ve söylemlerin yanı sıra ülkenin göçmenlere bakış açısı ve ülke içinde ırklar arası ayrımcılığın derinleşmesi de ABD’nin kendi kültürel değerlerini diğer toplumlar üzerinde kullanabilme ka- pasitesini kısmen ortadan kaldırmıştır. Kaynakça Adams J.T. (2014). The Epic of America. London: Routledge. Arndt, R. (2011). Cultural Diplomacy and International Understanding. Minnesota: Global Programs and Strategy Alliance at the University of Minnesota. Bu, L. (1999). Educational Exchange and Cultural Diplomacy in the Cold War. Journal of American Studies, 33 (3), 393-415. doi.org/10.1017/S0021875899006167 Carrijo, F. B. (2015). A Theoretıcal and Methodologıcal Proposal in Cultural Dıplomacy Analysıs. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Universitat Autonoma de Barcelona, Barce- lona. Chodkowski, W. M. (2012). The United States Information Agency. Washington: Ameri- can Security Project. AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 255 Cull, N. J. (2009). Public Diplomacy: Lessons from The Past. Los Angles: Figueora Press. Cummings, M. C. (2009). Cultural Diplomacy and the United States Government: A Survey. Cultural Diplomacy Research Series. Washington: Americans for the Arts. Ellis, W. (2012). Cultural Diplomacy: Does it Work?. www.ditchley.com: https://www. ditchley.com/past-events/past-programme/2010-2019/2012/culturaldiplomacy adresin- den alındı, 12 Mart 2012. Eurobarometer. (2019). Special Eurobarometer 490: Climate Change. Eurobarometer. Fisher, R. (2014). United States of America Country Report. European Union: Culture in EU External Relations. Goff, P. M. (2013). Cultural Diplomacy. Andrew F. Cooper, Jorge Heine ve Ramesh Tha- kur. (Ed.) Oxford Handbook of Modern Diplomacy içinde. Oxford: Oxford University Press. Grincheva, N. (2013). Psychopower’ of Cultural Diplomacy in the Information Age. Los Angles: Figueroa Press. Hennesey, E. (2014). How American Music Took Over the World. www.univerisytimes. ie: http://www.universitytimes.ie/2014/03/how-american-music-took-over-the-world/ adresinden alındı. Hunter, J. D. ve Yates, J. (2002). In the Vanguard of Globalization. Peter L. Berger ve Samuel Huntington (Ed.) Many Globalization: Cultural Diversity in the World içinde (ss.323-259). Oxford: Oxford University Press. Ivey B. and Cleggett P. Cultural Diplomacy and National Interest. Washington: The Curb Center for Art, Enterprise and Public Policy. Kim, H. (2011). Cultural Diplomacy as the Means of Soft Power in an Information Age. https://www.scribd.com/document/246089363/Cultural-Diplomacy-as-the-Me- ans-of-Soft-Power-in-the-Information-Age. Kitsou, S. (2013). The Power of Culture in Diplomacy: The Case of U.S. Cultural Diplo- macy in France and Germany. Surface. 2 (1), 21-39. Kokas A. and Mastro O.S. (2021). The Soft War That America Is Losing. The Center for International Security and Cooperation. https://fsi.stanford.edu/news/soft-war-ameri- ca-losing Köselerli, B. B. (2017). The Usage of New Media in Cultural Diplomacy: A Case Of Turkey. European Journal of Multidisciplinary Studies. 2 (6), 115-120. doi:10.26417/ejms. v6i1.p115-120 Krenn, M.L. (2017) The History of United States Cultural Diplomacy: 1770 to the Presi- dent Day. New York: Bloomsbury Academic. 256 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Mark, S. (2009). A Greater Role for Cultural Diplomacy. Hague: Clingendeal Netherlan- ds Institute of International Relations. Mark, S. L. (2010). Rethinking Cultural Diplomacy: The Cultural Diplomacy Of New Zealand, The Canadian Federation and Quebec. Political Science, 62 (1), 62-83. doi:10.1177/0032318710370466 Nye, J. S. (2008). Public Diplomacy and Soft Power. The Annals of the American Aca- demy of Political and Social Science, 616(1), 94-109. doi.org/10.1177/0002716207311699 Nye, J. S. (2017). Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Araçları. Ankara: BB101. Nye, J.S. (2019). Joseph S. Do Morals Matter? Presidents and Foreign Policy from FDR to Trump. Oxford: Oxford University Press. Pajtinka, E. (2014). Cultural Diplomacy in the Theory and Practice. Politicke Vedy, 17(4) 95-108. https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=196328. Ray, J. (2020). Biden Inherits a Battered U.S. Image Abroad. Gallup. Biden Inherits a Battered U.S. Image Abroad (gallup.com). Rivera, T. (2015). Distinguishing Cultural Relations from Cultural Diplomacy: The British Council’s Relationship With Her Majesty’s Government. Los Angles: Figueroa Press. Schneider, C. P. (2004). Culture Communicates: US Diplomacy That Works. Hague: Clingendea, Netherlands Institute for International Relations ‘l’. Schneider, C. P. (2006). Cultural Diplomacy: Hard to Define, but You’d Know It If You Saw It. Brown Journal of World Affairs. 13 (1), 191-203. https://www.jstor.org/stab- le/24590653. ScienceNews.(2016).www.sciencedaily.com:https://www.sciencedaily.com/relea- ses/2016/01/160119151244.htm adresinden alındı, 19 Ocak 2016. Thussu, D. (2014). De-Americanizing Soft Power Discourse?. Los Angeles: Figueura Press. USAGM. (2020). Performance and Accountability Reports (PAR). U.S. Agency for Glo- bal Media, Performance and Accountability Reports (PAR) – USAGM USC Center on Public Diplomacy. (2019). The Soft Power 30: A Global Ranking of Soft Power. USC. https://softpower30.com/wp-content/uploads/2019/10/The-Soft-Power- 30-Report-2019-1.pdf U.S. Department of State (2005). Cultural Diplomacy: The Linchpin of Public Diploma- cy. Washington: U.S. Department of State.Wike, R., Pouhster, J., Silver L., Fetterolf, J., Mordecai, M. (2021). America’s Image Abroad Rebounds with Transition From Trump AMERIKAN DIŞ POLITIKASINDA YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANLARI VE KÜLTÜREL DIPLOMASI | 257 to Biden. https://www.pewresearch.org/global/2021/06/10/americas-image-abroad-re- bounds-with-transition-from-trump-to-biden/ Zamorano, M. M. (2016). Reframing Cultural Diplomacy: The Instrumentalization of Culture under the Soft Power Theory. Journal Of Current Cultural Research. 8 (2), 166- 186. doi:10.3384/cu.2000.1525.1608165 Zhuk, S. (2014). Hollywood’s İnsidious Charms: The Impact Of American Cinema And Television On The Soviet Union During The Cold War. Cold War History. 14 (4), 593-617. doi.org/10.1080/14682745.2014.950252 258 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 259 Moldova Diasporasının Avrupa Birliği ve Moldova Cumhuriyeti Kültürel İlişkilerindeki Rolü 08 260 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 261 A vrupa entegrasyonu kavramı, Moldova Cumhuriyeti’nin 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinden hemen sonra, Av- rupa Birliği’ne eğilimli olan Moldovalı politikacılar tara- fından da sıkça kullanılmaya başlamıştır. Moldova, Avru- pa’nın tarihî, siyasi, kültürel ve coğrafi bir parçası olmakla birlikte, uzun yıllar Sovyet Birliği’nde yer aldığı için söz konusu kimliğini geri plana atmıştır. Dolayısıyla 1991 sonrasında beklendiği gibi yüzünü Batı’ya dönmüştür. Avrupa Birliği (AB), demokrasi, siyasi istikrar, sosyal ve ekonomik refah kavramlarının geliştiği bir model olarak karşımıza çıkmakta- dır. Dolayısıyla Moldova Cumhuriyeti’nin bu yapıya entegrasyon ar- zusunun da söz konusu gerekçelere dayandığını söyleyebiliriz. Mol- dova’nın AB’ye yakınlığı, dahası onun bir parçası olmayı arzu etmesi, siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda ciddi dönüşümler geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Siyasi açıdan bu, demokratikleşme sürecini sür- dürmek, ülkenin ve vatandaşlarının güvenliğini arttırmak anlamını taşırken ekonomik açıdan Avrupa pazarına ve Avrupa kalkınma fon- larına erişimi, yeni yatırım olanaklarını ve yeni teknolojileri ifade et- M o l d o v a D i a s p o r a s ı n ı n A v r u p a B i r l i ğ i v e M o l d o v a C u m h u r i y e t i K ü l t ü r e l İ l i ş k i l e r i n d e k i R o l ü 0 8 Giriş 1 Dr., T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Mariana Popescu Veske 1 262 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM mektedir. Bu durumun, sosyo-kültürel açıdan ise Moldova’nın Avru- pa eğitim standartlarına yakınlaşma, iş gücü güvencesi vb. alanlarda ilerlemesinin yolunu açtığı söylenebilir. AB, refah seviyesi, kalkınma, yaşam standardı, temel hak ve özgür- lükler konularında sahip olduğu gelişmişlik düzeyi sebebiyle, diğer devletler için olduğu gibi, Moldova için de çekici bir hâle gelmiştir. Avrupa entegrasyonu, Moldova toplumuna, özellikle genç nesle bü- yük olanaklar sunmaktadır. Zira genç nüfus, yabancı dil imkânları ve yeni teknolojiyi kullanma yetkinliği sayesinde yeni ortamlara kolay- lıkla adapte olabilmektedir. Moldova’nın ilerlemesinin AB ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine sıkı sıkıya bağlı ol- duğu inancı, Moldova halkı arasında oldukça yaygındır. Nitekim son yıllarda ikili ilişkilerin geliştirilmesi, Moldova için ana hedef haline gelmiştir. Bu hedefe yönelik ilk hukuki adım 1994 yılında imzalanan ve 1 Temmuz 1998 tarihînde yürürlüğe giren Moldova ve Avrupa Bir- liği Arasında Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması’dır (Gudîm, 2002, s. 1). AB ile siyasi ilişkiler, Parlamento İş Birliği Komisyonu ve İş Birliği Konseyinin ikili toplantıları tarafından desteklenen bu diyalog yo- luyla geliştirilmektedir. Ekonomik ilişkiler, özellikle ticaret ve yatı- rımın karşılıklı teşviki ile güçlendirilmektedir. Bunlar, İş Birliği Ko- mitesinin ve dört alt komitenin çalışma gündeminin bir parçası olan konulardır. Kültürel ilişkiler ise karşılıklı öğrenci değişim program- larını içeren eğitim, gençlere yönelik çalışma ve dil eksenli projeler, sinema sanat destek programları ve kültür bakanlıkları iş birliğinde yürütülen ortak çalışmalarla desteklenmektedir. AB’nin Avrupa projesinin merkezinde kültürel çeşitlilik kavramının yer aldığı görülmektedir. AB genelinde, kültürel kimlik ve ifadenin temel unsurları olan kültürel miras ve kültürel çeşitliliğin korunma- sına özel olarak odaklanılmakta ve tüm politika alanlarında kültürel çeşitliliği yaygınlaştırmak için güçlü bir taahhüt bulunmaktadır. Eko- nomik açıdan bakıldığında, Avrupa Birliği’nde milyonlarca kişiye is- tihdam sağlayan kültür sektörünün dinamikliği dikkat çekmektedir ve bireysel yaratıcı özgürlük için sunduğu çeşitlilik ve alan sayesinde büyük bir büyüme potansiyeline sahip olduğu gözlemlenmektedir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık haklarının korunması gibi siyasi temelli yaptırımlar, güçlü ortak pazarı, iş bir- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 263 liği ve yardım alma olasılığı gibi nedenlerle diğer ülkeler için de il- gi odağı olan AB, her aday ülkeye uyulması gereken kriterler listesi sunmaktadır. Ayrıca, topluluğa katılımından sonra da AB direktif- lerinin ve ilkelerinin ülkenin mevcut yasaları ve yönetim politikala- rıyla uyumlu bir şekilde birleştirilmesini sağlayan bir dizi yeni yasal ve idari sisteme sahip olma şartı koşulmaktadır (Gudîm, 2002, s. 1). Moldova’nın, bu kriterleri karşılamada henüz yeterli düzeyde olma- masına rağmen AB uyumunu yakalamaya yönelik ciddi çabalar sarf ettiği açıkça görülmektedir. Moldova Cumhuriyeti, coğrafi konumu ve kültürel özellikleri açısın- dan küçük bir Avrupa devletidir. İlişki içinde bulunduğu tüm ülke- lerle barışçıl bir diyalog tesis etmeyi önemseyen Moldova için AB, birçok alanda en önemli partner durumundadır. Ayrıca Moldova, Avrupa’nın yaptığı yardımlardan en çok yararlanan ülkelerden biri- dir (Călugăreanu, 2014). Dolayısıyla özellikle AB ile ikili ilişkilerinin geliştirilmesi Moldova için ayrı bir önem arz etmektedir. AB-Moldova kültürel ilişkileri açısından bakıldığında, birçok AB ül- kesinde ikamet eden Moldova vatandaşlarından oluşan diasporanın önemi göz ardı edilemez. Nüfusu 2 milyona varan Moldova diaspo- rasının bu ilişkilerde lokomotif rol oynadığını söyleyebiliriz. Zira bu nüfusun, kültür elçisi olarak Moldova’nın yurt dışında tanıtımı ve olumlu ülke imajı yaratılmasındaki rolü yadsınamayacak kadar büyüktür. Günümüzde dijital medya kullanımının yaygınlaşması, ülkeler ve toplumlar arasındaki mesafeyi büyük oranda ortadan kal- dırmıştır. Moldova diasporasının, sosyal medyayı sadece özlem gi- dermek ya da hemşehrilerini bir araya toplamak için değil, kültürel eksende Avrupa’nın bir parçası olduğunu ortaya koyma gayesi ile de kullandığını söylemek mümkündür. Kültürel Diplomasi, Diaspora ve Diaspora Diplomasisi Kavramları Bu çalışmada, Moldova diasporasının sosyal medya paylaşımları, kültürel diplomasi ve diaspora diplomasisi kavramları ekseninde ir- delenmiştir. Son yüzyılda kamu diplomasisi yöntem ve araçları hızla gelişmiştir. Buna, Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası siste- min değişen yapısı, farklılaşan tehdit algıları, uluslararası aktörlerin çeşitlenmesi, ülkeler ve toplumlar arasındaki karşılıklı bağımlılık 264 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ve etkileşimin artması sonucunda iç ve dış politika ayrımının iyice ortadan kalkması ve kamuoylarının karar vericiler üzerinde giderek artan etkisi sebep olmuştur. 21. yüzyıldan itibaren uluslararası are- nada köklü değişimlerin yaşanmasıyla birlikte devletler, yumuşak gücü diplomatik bir strateji olarak benimsemeye başlamışlardır. Zira yumuşak güç, bir ülkenin kültür-sanat alanlarındaki birikimleri ve gelenekleri, diğer ülkelerin ilgisini çeken en demokratik ve en barış- çıl yoldur. Bu sayede yumuşak güç, ülkeler arasında daha yakın iş birlikleri, diplomatik ilişkiler ve kültürel etkileşimler oluşmasında etkili unsurlar olarak önem kazanmıştır. Modern toplumlarda, anlaşmazlıkları çözmenin barışçıl yollarıyla ana hedefe ulaşılmaya çalışılmaktadır; insani müdahaleler veya diplomasi gibi askerî olmayan yollarla, devletlerin ve toplulukların davranışlarını şekillendirmek için bir araç olarak diğer türden çatışma çözümü yön- temleri kullanılmaktadır (Fleischer ve Piersinaru, 2010, s. 196). Bir kamu diplomasisi araçlarından biri olarak kültürel diplomasi, devletler arasında bir güven ilişkisi tesis etmek yoluyla yumuşak güç stratejisinin en önemli parçasını oluşturmaktadır. Kültürel dip- lomasi, ülkenin kültürel zenginliklerini, tarihîni, gelenek-görenek- lerini, dilini, doğal mirasını diğer ülkelerin ilgisini çekecek biçimde tanıtması gibi konuları kapsamaktadır. Bu bağlamda ülkelerin sahip olduğu kültürel zenginlikler, bu nedenle de politik bir enstrüman olarak büyük bir önem taşımaktadır. Dolayısıyla kültürel diploma- side devlet yetkilileri kadar, kültür ve sanat alanında çalışan her bir birey ve sivil toplum örgütleri de aktif olarak yer almakta ve ülkenin dış politikasına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır (Yumuşak Güç ve Kültür Diplomasisi, 2018). Kültürel diplomasi, dünyada barış ve istikrarı güçlendirmek için de önemlidir. Çin ve ABD’nin bu alanda yaptığı büyük yatırımlardan sonra, AB kültür paydaşları arasında ağ kurmak, iş birliğini kolay- laştırmak ve kültür politikası tavsiyesi sağlamak için 2016 yılında bir Kültür Diplomasisi Platformu oluşturulmuştur. Avrupa filmlerini Birlik dışında tanıtmak için, dünyanın dört bir yanındaki AB dele- gasyonları, AB üye devletlerinden bir dizi filmin katılımıyla film fes- tivalleri düzenlemektedir (Pasikowska-Schnass, 2019, s. 1-3, 7). Kültürel diplomasi enstrümanlarından ve ülkelerin dış politika ak- törlerinden biri olan diasporanın siyaseti hem yaşadığı ülkenin hem MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 265 anavatanının siyasi ve ekonomik kültürel yapısı ile şekillenmekte- dir (Çoban Öztürk, 2013, s. 143). Diaspora kavramı genelde sosyal bir form, bir biliş tarzı ve kültürel üretim modu olarak üç farklı şekilde ele alınmaktadır (Vertovec, 1997, s. 277-299). Sosyal bir form olarak diaspora, negatif anlamlar içeren ve büyük ölçüde zorunluluk ifade eden yersizleşme, yabancılaşma, kurban edilmişlik ve kaybetme an- lamlarını taşımaktadır. Bir biliş tarzı olarak diaspora, daha çok ulus ötesi topluluklarda rastlanan bir olgudur. Çoklu yerellerin farkında- lığı, diaspora oluşumunu destekleyen bir unsurdur. Aynı anda hem oralı hem buralı (hem anavatanı olan ülkesine hem ikamet ettiği ül- keye ait) olmak ve hissetmek anlamına gelmektedir. Kültürel üretim modu bakımından ise diaspora, göçmenlerin inşa ettikleri her türlü kültürel üslup ve kimliklerin akışkanlığını ifade etmektedir (Çakırer Özservet, 2014, s. 94). Diasporalar, belli bir ülkede kamu diplomasisi kurumlarının o ülke- nin dilini bilen kişiler olarak ihtiyaçlarına kolayca cevap verebilme- leri, hedef kitlenin belirlenmesi bağlamında söz konusu ülke içinde saha çalışması yapabilmeleri, kamuoyu ve beklentileri hakkında bil- gi toplayabilmeleri, vatanları ile doğrudan ilişki kurabilmeleri dola- yısıyla önemli birer kamu diplomasisi uygulayıcısıdırlar (Hatipoğlu, 2014, s. 238). Diaspora, sembolik ya da gerçek bir anavatanın dışında yaşayan ve anavatandakilerle etnik, dinî benzerlikleri olan veya olduğu düşünü- len gruplardır; dış politika ve uluslararası ilişkiler bakımından farklı roller oynayabilmektedir (Esman, 1986, s. 333-349; akt. Çoban Öz- türk, 2013, s. 151). Şöyle ki, “Diasporanın bir kısmı, yaşadığı devlette dış politikada aktif rol edinen etkin kişilerden oluşur, bir kısmı sessiz kalarak asimile olmayı tercih etmekte, diğer bir kısmı ise pasif rol- ler oynamaktadır. Aktif rolde olan kişiler, genelde diasporanın elit- leridir ve bunlar, kriz zamanlarında hem pasif hem sessiz diaspora üyelerini harekete geçirmek ve organize etmek için liderlik rolünü de üstlenen kimselerdir” (Çoban Öztürk, 2013, s. 151). “Diaspora aracılığıyla kamu diplomasisi faaliyetinde bulunmak” biçiminde özetlenebilecek diaspora diplomasisinden anavatanın temel beklentisi, politik nüfuzunu arttırmaktır. Diasporaların öne- mi ve etkinliği; anavatanın hassas olduğu belirli konuların günde- me gelmesini sağlamak ya da engellemek, bu güce ulaşabilmek için 266 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM önemli görevlere yükselecek şekilde bir kariyer planı çizmek, sivil toplum örgütlenmelerinde aktif olmak, ekonomik olarak güçlenerek anavatanın avantajına olacak ekonomik iş birliklerinin kurulmasını sağlamak, anavatanın kültürünü sanatsal faaliyetlerde öncü olarak tanıtmaya çalışmak, bilimsel faaliyetlerde bulunarak anavatanın prestijini arttırmak gibi noktalarda kendini göstermektedir (Kishan, 2011, s. 94-110). Diasporanın anavatanlarının dış politikaları üzerinde etkili olmak istemelerinin pek çok sebebi bulunmaktadır. Diasporanın, kendi topluluklarının tamamının iyiliği ve çıkarları için hareket ettiğini düşünmesi, bunlardan biridir. Topluluğun tamamının çıkarlarına, topluluğun kimliği üzerinden vurgu yapılarak, toplumsal hafıza ya- şatılarak, diaspora ve anavatanda yaşayanlar arasında dayanışma oluşturarak ya da ortak ekonomik çıkarlar yaratılarak ulaşılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca diaspora, dış politika yapımının anavata- nın geleceği üzerinde çok etkili olduğu fikrinde de olabilir (Çoban Öztürk, 2013, s. 151-152). (2016 ve 2020 yıllarında gerçekleştirilen Moldova Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Moldova diasporasının ol- dukça etkin rol oynadığı gözlemlenmiştir). Genel kanıya göre diasporalar, yaşadıkları ülkede aynı fikirleri pay- laşan insanlar topluluklarından oluşmaktadır. Bu kanı aslında doğru değildir. Zira diaspora, kendi içinde anavatana ilişkin de çok farklı görüşlere sahip olabilir. Moldova diasporası da homojen bir yapıya sahip olmamakla birlikte, bu topluluğu anavatanından kopup ya- bancı ülkelere gitmeye iten konularda uzlaşmış ve anavatanla olan ilişkilerde bu konuları öncelemektedir. Moldova Cumhuriyeti vatan- daşları, 1991 yılında bağımsızlığını kazandığından beri daha iyi bir yaşam için mücadele etmektedir. Anavatanlarında geçimini dahi zor sağlayan birçok insan, Romen vatandaşlığı sayesinde tüm AB ülkele- rine rahat bir şekilde seyahat edebilmektedir. Fakat Moldovalıların çabaları turist olarak Avrupa’yı gezmek değil, iş imkânlarını elde et- mektir. Dolayısıyla yurt dışında bulunanların ortak istekleri, Moldo- va’nın bir an önce AB üyesi olması yönündedir, denilebilir. Böylece hem anavatanlarının refah düzeyinin artacağını hem de yaşadıkları ülkelerdeki koşullarının iyileşeceğini düşünmektedir. Bu anlamda, Moldova diasporasının öncelikli ve değişmez konularının bazıları AB üyelik süreci, Romanya ile birleşme fikri vb. olmaktadır. (Bu du- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 267 rum, yine 2016 ve 2020’lerde Moldova Cumhurbaşkanlığı seçimle- rinde diasporanın AB yanlısı adayı desteklemesinde açıkça gözlem- lenmiştir). Moldova’nın temel hedeflerini küresel boyutta ülke çıkarlarına uy- gun bir ortam yaratmak, tanınmak, olumlu bir imaj ve marka yarat- mak olarak değerlendirirsek, Moldova diasporasının bu anlamda ro- lünün oldukça önemli olduğu açıktır. Ancak bunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmenin yolu, kamu diplomasisi oluşturan kurumların, diasporaların faaliyetlerine uygun bir zemin yaratmaları ve bu doğ- rultuda bir strateji belirlemeleridir. Ayrıca diasporanın da bulunduk- ları ülkede yönlendirici bir güç olabilmek üzere örgütlü ve iş birliği halinde hareket etmesi kaçınılmazdır. AB-Moldova Cumhuriyeti İlişkilerinin Kronolojisi Bağımsızlık ilanından bu yana, Moldova Cumhuriyeti ile Avrupa Bir- liği arasında nispeten istikrarlı bir diyalog kurulmuş, yasal bir çerçe- ve oluşturulmuştur. 28 Kasım 1994’te Brüksel’de Moldova Cumhuri- yeti ile AB arasında imzalan Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması (PCA) uzun bir onay sürecinden geçeceği için taraflar, eş zamanlı olarak mal ticaretine ilişkin bir geçici anlaşma imzalamış, böylece ekono- mik ve ticari ilişkilerin düzenlenmesinde yasal boşluk oluşması ön- lenmiştir (Ţugui, t.y., s. 72). Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması (PCA), Moldova Cumhuriyeti ile AB arasındaki ilişkilerin yasal dayanağıdır. Bu düzenleme, AB ile siyasi, ticari, ekonomik, hukuki, kültürel ve bi- limsel alanlarda iş birliğinin temelini oluşturmaktadır. Moldova Cumhuriyeti’nin AB ile ilişkilerini güçlendirmek için attığı bir başka adım, 13 Temmuz 1995 tarihînde Avrupa Konseyi’ne katı- lımıdır. Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması (PCA), 10 yıllık bir planlama süreciyle 1 Temmuz 1998 tarihînde yürürlüğe girmiştir. Bu, Moldo- va’nın AB ile ilişkilerinin gelişiminde demokratik değerler ilkesine dayalı ve istikrarlı bir yasal çerçeve içinde yeni bir aşama oluştur- muştur. Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması, Moldova Cumhuriyeti’ni AB’nin doğrudan ortağı olarak tanımlamıştır. Anlaşmanın 1. madde- sine göre bu ortaklığın hedefleri şunlardır: ‡ Taraflar arasında siyasi ilişkilerin gelişmesine izin verecek siyasi diyaloğa uygun bir çerçevenin sağlanması; 268 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ‡ Sürdürülebilir ekonomik gelişmeleri teşvik etmek için taraf- lar arasındaki ticaret ve yatırımın yanı sıra uyumlu ekonomik ilişkilerin teşviki; ‡ Yasama, ekonomik, sosyal, mali ve kültürel alanlarda iş birli- ği için temelin sağlanması; ‡ Moldova Cumhuriyeti’nin demokrasiyi pekiştirme, ekono- miyi geliştirme ve piyasa ekonomisine geçişini tamamlama çabalarının desteklenmesi (Tratate Internaţionale, 1999, s. 127-177). 10 Mayıs 2000 tarihînde 23 siyasi partinin onayıyla Moldova Cum- huriyeti, Avrupa Birliği ile Ortaklık Stratejisi Taslağı’nı imzalamıştır. Taslağın özünde, Moldova Cumhuriyeti’nin coğrafi konumu, tarihî, gelenekleri ve kültürüyle bir Güneydoğu Avrupa devleti olduğu ve AB’ye katılan veya aday olan kıtanın güneydoğusundaki diğer ül- kelerle aynı muameleyi görmek istediği belirtilmektedir. Stratejide belirtilen nihai hedef, Moldova’nın AB’ye katılımıdır. Ne yazık ki bu belge sadece taslak olarak kalmıştır (Strategia Republicii Moldova privind Asocierea la Uniunea Europeană, 2000). 8 Mayıs 2001’de Moldova, Dünya Ticaret Örgütünün (WTO) 142. üye- si olmuştur. WTO’ya katılım, bir dereceye kadar ticaretin serbest- leştirilmesini sağlamak üzere tüm ulusal ekonominin gelişmesine katkıda bulunabilir. Bütün bunların tamamlanması, AB ile ticaret alanında bir Serbest Ticaret veya Tercihli Anlaşmanın imzalanma- sına büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. 28 Haziran 2001 tarihînde Moldova Cumhuriyeti, Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı’nın tam üyesi olarak kabul edilmiştir. Bu yapı; barış, demokrasi, refah ve bu bölgedeki devletleri Avrupa yapılarına entegre etmeyi hedefleyen bir Güneydoğu Avrupa yaratmayı amaçlamaktadır. 1999-2000 yılla- rındaki Moldova’nın diplomatik girişimleri sonucunda AB, nihayet Moldova’yı bazı şartlar karşılığında Pakt’ın tam üyesi olarak kabul etmeye karar vermiştir (Cernencu, 2001, s. 7). 11 Mart 2003 tarihînde Avrupa Komisyonu, AB Konseyi’ne ve Avru- pa Parlamentosu’na “Doğu ve Güneydoğu Komşularımızla İlişkileri- miz İçin Yeni Bir Çerçeve: Genişlemiş Avrupa-Komşuluk Bildirimi”- ni sunmuştur. Bildirim, AB’nin Avrupalı komşularıyla ilişkilerinin perspektifini tanımlamayı amaçlayan stratejik bir yapıya sahiptir. MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 269 AB’nin, 2002 Kopenhag Avrupa Konseyi kararlarına göre, yakın gele- cekte Birliğe katılamayacak olan komşu ülkelerle siyasi diyalog ve iş birliği ilişkileri geliştirme konusundaki istekliliğini teyit etmektedir. Bildirim, yeni komşulara yönelik Avrupa politikasının temel unsur- larının ana hatlarını çizmeyi hedeflemektedir. Yeni komşular arasın- da, Romanya’nın entegrasyonundan sonra Birliğe sınırı olan Moldo- va da yer almaktadır. Belgede ayrıca, bu politika çerçevesinin temel ilkesi gereği, genişlemiş AB’nin yeni komşularından her birinin is- teklerine, reformları uygulama arzusuna ve her ülkenin çabalarına göre farklı muamele göreceği belirtilmektedir. Moldova Cumhuriyeti ile ilgili olarak AB’nin karşılıklı ilişkilerin derinleştirilmesinin; re- formları, sürdürülebilir kalkınmayı ve ticareti teşvik etmeye yönelik uzun vadeli bir yaklaşıma dayanmasını istediğinden açıkça bahse- dilmektedir. Belirlenen nihai hedefler, Moldova’ya, gelecekteki diğer komşuları ile birlikte Avrupa pazarına katılma, entegrasyon ve dört dolaşım özgürlüğünün (hizmetlerin, sermayenin, malların ve kişile- rin) gerçekleştirilmesini sağlamak için serbestleşme fırsatı verilme- sidir. Belge, Moldova’nın AB’ye katılım olasılığını tam anlamıyla ön- görmese de kapılarının tamamen kapalı olmadığını belirtmektedir (Communication from the Commision to the Council and the Euro- pean Parliament, 2003). Müteakiben, 14 Nisan 2003 tarihînde Lüksemburg’daki AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantısında Birlik ülkelerinin dışiş- leri bakanlarının çoğu, Moldova ve Ukrayna’nın Birliğe üyeliğinin yüksek bir ihtimal olduğundan bahsetmişlerdir. Esasında Moldova Cumhuriyeti, AB için özel bir jeopolitik ve/veya jeoekonomik önem arz etmemektedir. Bu, Moldova’nın Ukrayna ile Romanya arasındaki sıkışmış konumundan, Karadeniz’e bir çıkışı olmamasından, Rus- ya’nın çıkar alanına “ait” olmasının yanı sıra iç siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan kaynaklandığı söylenebilir. Buna rağmen, AB’nin doğuya doğru genişlemesiyle birlikte, Moldova’nın jeopolitik değe- rinin de arttığı söylenebilir. Zira AB yetkilileri hem ülkedeki hem de sınırındaki durumlarla oldukça ilgili görünmektedirler. Yıllar içinde Moldova yetkilileri AB’ye entegrasyon isteğini her fır- satta dile getirmiştir. Eski Moldova Cumhurbaşkanı V. Voronin2 bile 2 Komünist Partisi lideri, Sovyetler Birliği döneminden kalma tümgenerallik rütbesi vardır. Rusya vatandaşlığı da olan Voronin Rusya’ya yakınlığıyla bilinir. Dolayısıyla AB’ye daha uzak olması beklenirdi. 270 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Moldova Cumhuriyeti’nin Avrupa entegrasyonuna yönelik özlemle- rini defalarca dile getirmiştir. 16-17 Nisan 2003 tarihlerinde Atina’da- ki Avrupa Konferansı’nda 10 Orta ve Doğu Avrupa devletiyle katılım anlaşmaları imzalandığında Voronin, konuşmasında şunları söyle- miştir: “Moldova Cumhuriyeti için, Avrupa entegrasyonu hem içeri- de hem de dışarıda öncelikli bir devlet politikası haline geldi. Bizim için dış yönelim sadece Avrupa kültürüne ve medeniyetine dönüş sü- reci değil, aynı zamanda Avrupa siyasi ve ekonomik standartlarına ve normlarına bağlanma sürecidir” (Ţugui, t.y., s. 72). Takip eden yıllarda Moldova ve AB arasında imzalanan bir dizi an- laşma ile entegrasyon süreci ilerletilmiştir. Mayıs 2009’da AB, Mol- dova Cumhuriyeti de aralarında olmak üzere 6 post-Sovyet devleti (Belarus, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan) Avrupa Komşuluk Politikası Doğu Ortaklığı’na (ENP) dâhil etmiştir. Bu pro- jesinin amacı, Doğu Avrupa ve Güney Kafkasya’daki altı post-Sovyet ülkenin AB ile siyasi birlikteliğini ve ekonomik entegrasyonunu güç- lendirmektir. 2009 yılının Kasım ayına gelindiğinde ise AB ile Ortak- lık Anlaşması konusunda müzakereleri başlatma kararı alınmıştır (Cotidianul, 2014). 15 Haziran 2010’da Moldova-AB Vize Serbestisi Diyaloğu başlatıl- mıştır. Ocak 2011’de Moldova Cumhuriyeti, Vize Serbestisi Eylem Planı’na kabul edilmiştir. 24 Ocak 2011’de Moldova Cumhuriyeti, AB İçişleri Komiseri’nden kısa süreli seyahatler için vizesiz bir rejimin kurulması için resmî olarak bir eylem planına dâhil edilmiştir (Ra- dio Free Europe/Radio Liberty, 2011). 28-29 Kasım 2013 tarihlerinde Vilnius’ta düzenlenen Üçüncü Doğu Ortaklık Zirvesi’nde Moldova Cumhuriyeti, Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Bölgesi ve AB ile vi- ze rejiminin serbestleştirilmesi dâhil olmak üzere Ortaklık Anlaşma- sı’nı imzalamış (Puiu, 2013) ve Moldova Cumhuriyeti vatandaşları için Avrupa Birliği topraklarında giriş vizelerinin kaldırılmasına izin veren yönetmelik 14 Mart 2014 tarihînde Avrupa Birliği Konseyi ta- rafından onaylanmıştır (Mihai, 2014). Karar, 8 Nisan 2014 tarihînde Avrupa Birliği Resmî Gazetesi’nde yayımlanmıştır (Sanduta, 2014). Moldova, toplumda eşitliği sağlama yasasının (sözde ayrımcılık karşıtı yasa) kabul edilmesi gibi, AB’nin gerektirdiği bir dizi koşulu yerine getirdikten sonra, Doğu Ortaklık’taki Vize Serbestisi Eylem Planı’nın tüm kriterlerini karşılayan ilk devlet olmuştur. Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması’nın (PCA) aksine Ortaklık Anlaşması (AA), Mol- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 271 dova’nın AB ile çeşitli alanlardaki ilişkilerini düzenleyen daha kap- samlı bir belgedir ve onun uygulanması, ülkenin modernizasyonu ve demokratikleşmesini nihai hâle getirmesi beklenmektedir. Moldova vatandaşları Nisan 2014’ten itibaren AB’de özgürce hare- ket edebilmek hakkına kavuşmuştur. Ayrıca, Moldova ihracatının 2 milyar ABD doları hacimle, yaklaşık %70’i Birlik pazarına yöneliktir. Bu anlamda AB, Moldova Cumhuriyeti’nin ana ticaret ortağı haline gelmiş durumundadır. İlaveten AB, siyasi ve ekonomik reformları desteklemek için mali ve insani yardım sağlayarak Moldova’ya en çok yardım yapan yapı konumundadır. AB yardımları daha ziyade adalet, ekonomi ve eğitim sektörlerine yöneliktir. Enerji konusu ise Moldova-Birlik ilişkisinde stratejik bir alandır. AB, enerji ara bağlan- tısı ve enerji ve ulaşım altyapısı için Moldova Cumhuriyeti’ne mali kaynaklar tahsis etmektedir. AB ayrıca, çok sayıda altyapı projesine yatırım sağlamakta ve sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimleri desteklemektedir (Tăbârtă, 2019, s. 10, 12-13). Müzakerelerin başlamasından anlaşmanın imzalandığı ana kadar Moldova Cumhuriyeti, ülkeyi AB’ye yaklaştıran bir dizi reform ve ya- sal değişiklik gerçekleştirmiştir. Ortaklık Anlaşması’nın (AA) yürür- lüğe girmesiyle bu süreç ivme kazanmış ve Moldova toplumu bir dizi önemli gelişim ve dönüşümden geçmiştir. Diğer yandan, Ortaklık Anlaşması’nın uygulanmasında, Moldova hükûmetinin bazı siyasi zaafları sebebiyle yaşanan gecikmeler nedeniyle ülke vatandaşları- nın AB kriterlerine uygun, daha iyi şartlardaki yaşam standartları- na kavuşmaları da gecikmektedir (Tăbârtă, 2019, s. 8). Bunda ayrıca, “Avrupa Birliği” olgusunun toplum ve siyasi sınıf tarafından yeterli derecede tanınmamasının ve bu yapıyla entegrasyon sürecinin kar- maşıklığının da etkisinin olduğu da söylenebilir. AB’nin Moldova Cumhuriyeti’ne karşı şimdiye kadar takındığı ihtiyatlı tavrının altın- da birçok sebep daha gösterilebilir; Moldova’daki Transdinyester ça- tışmasının3 başlangıcı ve varlığı, ülkenin iç durumunun kırılganlığı, 3 Başlangıcı çok eskilere dayanan Transdinyester sorunu, SSCB’nin dağılma izleri gösterdiği 1980’li yılların sonlarında Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSC) içinde sıcak çatışmaya dönüşen bir anlaşmazlıktır. Bu sorun, toprak temelli bir anlaşmazlık olarak görülmektedir. Ancak bu problemin ortaya çıkmasında dönemin Rus yönetiminin önemli bir payı bulunmaktadır. Rus Çarlığı’nın 18. yüzyılda, bugünkü Moldova topraklarını ele geçirmesini takiben söz konusu topraklara Rus ve Slav nüfusu iskân etmesinin sorunun temel nedenlerinden biri olduğu söylenebilir (Kurt, Khasanov, 2019, s. 417). Transdinyester, Moldova Cumhuriyeti içinde tek taraflı bağımsızlığını ilan eden de facto bir cumhuriyettir. Kendi siyasi yapısı, meclisi, ordusu, polisi ve posta sistemi olan bölge, Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir devlet tarafından tanınmamaktadır. Güney Osetya, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ve Abhazya tarafından tanınmaktadır. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Transdinyester) 272 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM egemenliğin yetersiz konsolidasyonu ve bağımsızlık ilanından son- raki yıllarda hükûmetlerin belirsiz durumu bu sebeplerin en belirgin olanlardandır. Buna rağmen, AB’nin Doğu’ya doğru genişleme amacı doğrultusunda potansiyel komşuları (Romanya’nın Birliğe katılımıy- la birlikte Moldova da dâhil olmak üzere) ile gelecekteki ilişkilerini giderek daha fazla güçlendirmek konusunda kararlı olduğu gözlem- lenmektedir (Ţugui, t.y., s. 68). Nitekim 24 Şubat 2022 tarihînde Rusya’nın “Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması” gerekçesiyle askerî operasyon başlat- ması sonucunda Moldova Cumhuriyeti de toprak bütünlüğünün ve güvenliğinin tehdit altına girmesi endişesiyle AB üyeliğine resmî başvurusunu yapmıştır. Moldova Cumhuriyeti-AB İlişkilerinde Eğitim, Araştırma ve Kültür Moldova Cumhuriyeti vatandaşları, eğitim, araştırma ve kültür alan- larında çeşitli Avrupa programlarına katılma fırsatına sahiptir. Eras- mus + programı, 2014-2020 dönemi için eğitim, öğretim, gençlik ve spor alanlarında 7 AB programını bir araya getirmektedir. Doğu Or- taklığı ülkeleri, Erasmus + programının çoğu eylemlerine başvurabil- me hakkına sahiptir. Moldova Cumhuriyeti, bu programdan en çok yararlanan ülkedir. 2015-2019 yılları arasında, Erasmus + programının hükümlerinden yaklaşık 2.500 öğrenci ve öğretmen yararlanmış ve 3.000 kişi çeşitli gayri resmî eğitim projelerinde yer almıştır. Moldova, 1 Temmuz 2014 itibarıyla AB Horizon 2020 araştırma ve yenilik programına katılan ilk Doğu Ortaklığı üyesi devletidir. Moldova’nın bu programa 5 yıllık or- taklığı içinde, Moldovalı kurum ve kuruluşlar 5 milyon avronun üzerin- de finansmanla 46 hibe/proje imzalamıştır. Kültür alanında, Moldova Cumhuriyeti 2015 yılında “Yaratıcı Avrupa” AB programına katılmıştır. Bu program kapsamında Moldova, kültür bileşenine tam olarak, med- ya bileşeninin ise % 20’sine katılmaktadır (Tăbârtă, 2019, s. 15). Moldova Diasporası Moldova’nın dış politikasında, birçok aktörün yanı sıra Moldova di- asporasının da önemli bir rol oynadığı muhakkaktır. Bu nedenle, AB MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 273 ve Moldova Cumhuriyeti arasında başlatılabilecek olumlu ilişkiler- de, diasporanın da etkili bir taraf olarak dikkate alınması elzemdir. Moldova diasporasının temelini, son yıllarda ülkeden çeşitli neden- lerle göç eden vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu çerçevede denilebilir ki Moldova Cumhuriyeti, göçmenler için bir varış veya geçiş ülkesi olmaktan ziyade, bir göç kaynağı ülkesi konumundadır. Moldova’nın göç durumu; çoğunlukta çalışmaya, okumaya veya aile birleşmesi amacıyla giden ve kalıcı olarak yurt dışında ikamet eden, toplam nüfusunun yaklaşık %17,5’ini oluşturan vatandaşlarının gö- çüyle karakterize edilmektedir. Nüfusunun %15’inden fazlası yurt dışında olan ülkelerin çoğu, yerleşik ve uzun süreli göç modelleri- ne sahip ada devletleri veya kara ile çevrili ülkelerdir. Bu ülkelerin vatandaşları, genellikle komşu veya kültürel olarak benzer ülkelere göç etmektedirler. Moldova’nın göç yapısı ise bu kategorideki ülke- lerinkine benzemekle birlikte, kendine has özelliklere de sahiptir. Moldova’dan göç akışları Rusya Federasyonu, Ukrayna ve diğer BDT ülkelerinin yanı sıra Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika’ya yoğunlaş- maktadır. Göç artışında AB ülkeleri arasında İtalya başta olmak üzere İrlanda, Portekiz ve İspanya yer almaktadır. Bu göç profilinin önemli bir stratejik avantaj olarak görülebildiği gibi, aynı zamanda ülke için potansiyel bir risk olduğu da aşikârdır. (Diaspora 2025, 2016, s. 8). Küreselleşmenin hâkim olduğu bir dünyada, devletler arasındaki sı- nırlar giderek silinmekte ve bir bakıma “sınırları olmayan bir dünya” inşa edilmektedir. Bununla birlikte diğer ülkelere seyahat, eğitim ve iş gibi imkânlar doğmaktadır. Moldova’dan göç, göçmenler için hem iş anlamında hem özel yaşamlarında kendilerine daha iyi olanaklar sunabilen, daha gelişmiş ülkelere yöneliktir. Bir insanın bilinmeyen bir ülkede yalnız olacağını düşündüğünde sevdiklerinden uzaklaş- ma kararını alması daha zordur. Gideceği yerde yabancılık çekeceği ve bilinmeze doğru sürüklenebileceği düşüncesi, gitme kararını zor- laştırmaktadır. Dolayısıyla, gideceği ülkede adaptasyonunu kolay- laştırmanın yanı sıra ulusal kimlik unsurlarını da korumak amacıyla çoğu yabancı, diaspora adı verilen gruplara katılmaktadır. Çalışmak, okumak veya başka bir amaç için yurt dışına gitmeye karar veren kişiler, hedef ülkedeki diasporaya yeni koşullara uyum sağlamaları konusunda yardım için başvurabilmektedir. 274 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Çok yönlü işlevi olan diaspora, her şeyden önce göçmenler arasın- da iş birliğini ve yeni gelenlerin entegrasyonunu desteklemeyi he- deflemektedir. Bu hedeflere ulaşmak için toplum üyeleri arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin, yardımlaşma sağlanmasının yanı sıra vatanla bağlantıyı sürdürmeye yönelik de çeşitli faaliyetler gerçek- leştirmektedir. Moldova diasporasının amaçlarından biri, Moldova- lıların bulundukları ülkedeki hükûmet ve sivil toplum kuruluşların- da, ayrıca Moldova Cumhuriyeti’nde de temsil etmektir. Bu anlamda Moldova diasporası, Moldova Cumhuriyeti’nin yurt dışındaki olum- lu imajının desteklenmesindeki rolünün büyük olduğu bir gerçektir (https://www.migratiesigura.md/2019/03/diaspora-un-sprijin-pent- ru-moldovenii-aflati-peste-hotare/). Bu bağlamda, birden fazla alan- da ikili ilişkilerin güçlendirilmesine katkıda bulunabilme ve yurt dışında edindiği tüm deneyimlerle kendi ülkelerini desteklemenin yollarını kullanabilme potansiyeline sahip olan Moldova diaspora- sının kurumsallaştırılması özellikle önem kazanmaktadır (http://m. moldovenii.md/md/section/412). 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Moldova Cumhuriyeti’nin, va- tandaşlarına özgür bir yaşam (ifade özgürlüğü, seyahat özgürlüğü vb.) sunmasına karşın, çok sayıda Moldovalı daha iyi bir yaşam stan- dardı için anavatanını terk etmektedir. Dünyanın dört bir yanına da- ğılmış bu vatandaş kitlesi “Moldova diasporası”nı oluşturmaktadır. Tabii burada, bu insanların kim oldukları, kaç kişi oldukları, memle- keti terk edip neden gittikleri, geride ne bıraktıkları ve en önemlisi, bulundukları ülkelerde umduklarını bulup bulamadıkları gibi soru- lar ayrı bir tartışma konusudur. Moldova diasporasının, yurt dışındaki farklı sosyal kategorilerden Moldovalılar tarafından temsil edildiği ve son yıllarda gözle görülür büyüme kaydettiği gözlemlenmiştir. Tarih boyunca pek çok Moldo- valı siyasi, ekonomik veya sosyal, manevi veya dinî nedenlerden do- layı diasporaya gönüllü veya mecburiyetten katılmıştır. Son yıllarda Moldovalıların kitlesel göçü neticesinde farklı sosyal kategorilerden oluşan Moldova diasporası hem batıda hem de doğuda sayısal olarak oldukça büyümüştür. Ülkeyi terk edenlerin sayısını yansıtacak kesin bir istatistiğin bulunmamasına karşın bu sayı 1 milyon olarak telaf- fuz edilmektedir. Ancak, resmî verilere göre, 1989 yılında 4.335.360 olan Moldova nüfusu, 2014 istatistiklere göre 2.804.801 olmuştur. Bu MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 275 da nüfusun 25 yılda yaklaşık yarısı kadar azaldığının göstergesidir (Anuarul Statistic al Moldovei, 2017, s. 41). Hâlihazırda Moldova Cumhuriyeti diasporası, çeşitli girişim ve pro- fesyonel mükemmellik grupları dâhil olmak üzere 30’dan fazla ülke- de yaklaşık 250 dernek içinde yapılandırılmıştır. En çok dernek İtal- ya, Romanya, Ukrayna, Rusya Federasyonu, Portekiz, Fransa, ABD ve Kanada’da faaliyet göstermektedir. Diaspora derneklerinin tipolo- jisi, yasal statüye, faaliyetlerin yönetim modeline ve faaliyet alanına bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. (Diaspora 2025, 2016, s. 11). Diaspora dernekleri ve grupları, diasporanın göç ve kalkınma alanla- rında stratejik eylem ve hedeflere ulaşmada önemli bir role sahiptir. Diasporanın tüm yapılarını bütünleştiren faktör, 3 boyutta konsoli- dasyona ve sermayeye ihtiyaç duyan ulusal ve sivil bağlılıktır: 1. Gönüllülük: Diaspora üyelerinin sivil ve gönüllü katkı potan- siyeli faaliyetlere dâhil edilebilir ve Moldova Cumhuriyeti’nde kendilerine adanmış programlarda şart koşulabilir; 2. Savunuculuk ve kamu diplomasisi: Proaktif topluluklar ve mükemmel diaspora grupları, Moldova Cumhuriyeti imajının ge- liştirilmesini ve ekonomik, yatırım, kültürel ve akademik alan- larda ikili diyalogların başlatılmasını kolaylaştırabilir; 3. Sadaka/hayır kurumu: Diaspora üyeleri, Moldova Cumhuri- yeti’ndeki sosyal açıdan savunmasız insanlarla güçlü bir duygu- sal ve kültürel bağa sahiptir (Diaspora 2025, 2016, s. 11). Moldova Diasporasının Bulunduğu Ülkeler Moldova diasporasını dünyanın birçok ülkesinde kalıcı veya geçici olarak yaşayan 1,5 milyondan fazla Moldovalı oluşturmaktadır; Uk- rayna - 258.619 (2001), Rusya – 156.400 (2010), İtalya - 142.583 (2011), İspanya - 17.426 (2011), Romanya – 15.000 (2009), Kazakistan - 14.245 (2009), Portekiz - 13.586 (2011), Yunanistan - 9.920 (2006), Kanada - 8.050 (2011), Amerika Birleşik Devletleri - 7,859 (2000), Belarus - 3.465 (2009), Letonya - 2.284 (2011), İrlanda - 1.967 (2016), Litvanya - 540 (2011), Kırgızistan - 505 (2009), Estonya - 502 (2011), İsveç - 186 (2008), Tacikistan - 157 (2010), Meksika - 20 (2012) (https://en.wiki- pedia.org/wiki/Moldovan_diaspora). 276 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Son yıllardaki yeni verilere göre ise Moldovalıların en çok göç ettikle- ri ülkeler sıralaması ve göç edenlerin sayısı şöyledir: Rusya – 294.245, İtalya – 188.923, Romanya – 177.482, Ukrayna – 151.242 ve ABD – 47.437 (EUDİF, 2020). Bu verilere göre, Moldovalıların Ukrayna’ya göçün göz- le görülür şekilde azaldığı gözlemlenirken (258.000’lerden 150.000’le- re düşüş var) Rusya’ya (150.000’lerden 290.000’lere) ve Romanya’ya (15.000’lerden 170.000’lere) keskin bir artışta olduğu anlaşılmaktadır. Moldova Cumhuriyeti Ulusal İstatistik Bürosunun 2014 nüfus sa- yımının verilerine göre, Moldova nüfusunun (2.804.801 kişi) bü- yük çoğunluğunu Moldovalılar oluşturmaktadır (toplam nüfusun %73,7’si). 1989 yılına göre toplam nüfusta ciddi düşüş gözlemlenmiş- tir (1989’da toplam nüfus 4.335.360’tı). Moldova’da ayrıca toplam nü- fusun; %6,9’u Romen, %6,5’u Ukraynalı, %4,0’u Rus, %4,5’u Gagauz, %1,8’i Bulgar, %0,3’ü Çingene (Roman), %0,1’i Yahudi ve 0,4’ü diğer etnik kökenlidir. Nüfusun %1,8 için kayıt oluşturulmamıştır (Anua- rul Statistic al Moldovei, 2017, s. 41). Sınır Komşularındaki Moldovalılar Yurt dışında yaşayan Moldovalılar arasında millî kimliğini en iyi mu- hafaza edenlerin Romanya’dakiler olduğunu tahmin etmek zor de- ğildir. Zira onların büyük çoğunluğu ana dillerinde eğitim imkânına sahiptir. Ayrıca gelenek ve görenek açısından da ortak kültüre ait olma- ları, uyum sağlamalarını kolaylaştırmaktadır. Romanya’daki Moldova diasporası, bu ülkede yaşayan Moldova doğumlu insanları ve onların torunlarını da kapsamaktadır. Romanya’daki en büyük yabancı grup Moldova Cumhuriyeti’nden gelmektedir. Moldova ve Romanya arasın- daki eski birlik dönemine dayanan bağlar sebebiyle, pek çok Moldovalı soy gerekçesiyle Romanya vatandaşlığına hak kazanmıştır. Moldova kültürü, esas olarak çoğunluk nüfusunun Romanya kökeninden etki- lenir, klasik Romen kültürüyle güçlü bir şekilde ilişkilidir ve bu neden- le komşu Moldova’dan insanların çağdaş Romanya kültürüne entegre olması kolaydır. Moldova Cumhuriyeti’nden birçok göçmen, Roman- ya’nın Moldova bölgesinden gelen ilçelerine yerleşmeyi tercih etmekte- dir. Çünkü buradaki kültür kendi ülkelerine daha çok benzemektedir. Romanya’nın Bükreş, Cluj-Napoca ve Timişoara (Temeşvir) gibi en bü- yük şehirlerinde de önemli Moldova toplulukları vardır. Romanya’da bulunan toplam Moldovalı nüfusu 161.846 - 177.000 arasındadır (2019). Bu nüfus çoğunlukla Moldova bölgesi ve büyük MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 277 kentsel alanlarda yaşamaktadır. Bu bölgelerde konuşulan diller: Ro- mence, Rusça, Gagavuzca, Ukraynaca, Bulgarca, Lehçe, Ermenice, Yidiş dili, İbranice ve Türkçedir. Bu nüfusun içinde farklı din men- supları bulunmaktadır: Protestan, Katolik, Yehova Şahitleri, Yahudi, Oryantal Ortodoksluk, Malakan ve Müslüman azınlıklar, ayrıca ate- istler ile ağırlıklı olarak Doğu Ortodokslar (https://en.wikipedia.org/ wiki/Moldovan_diaspora_in_Romania). Moldova’nın bir diğer sınır komşusu olan Ukrayna’nın 2001 genel nüfus sayımına göre ise ülkedeki Moldovalılar, Ruslar ve Belarus- lardan sonra üçüncü büyük azınlık olarak kaydedilmiştir. Diğer pek çok azınlığın aksine Moldovalılar, genellikle şehirlerden (%28,5) zi- yade, kırsal kesimlerde (%71,5) yaşamayı tercih etmektedirler. Bu ço- ğunluk, tarihî Besarabya’nın kuzey ve güney bölgesindedir (https:// en.wikipedia.org/wiki/Moldovans_in_Ukraine). Besarabya’nın yak- laşık %65’i günümüz Moldova’sının bir parçasıdır, Ukrayna Budjak bölgesi (Odessa Oblastı’nın bir bölümü) güney kıyı bölgesini ve Uk- rayna Chernivtsi Oblast’in bir kısmı kuzeydeki alanı kaplamaktadır. Moldovalıların sayısı 2001 yılında 258.619 idi (2001 Ukrayna sayımı) (http://2001.ukrcensus.gov.ua/results/general/nationality/). Avrupa Birliği Ülkelerindeki Moldova Diasporası AB ülkelerinde bulunan Moldova diasporasının en büyük avantajı, coğrafik konumun yanı sıra birçok ortak özellikleri sebebiyle ikamet ettikleri ülkelere kolayca adapte olabilmeleridir. Bu sayede, bulundu- ğu ülkede sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi anlamda aktif olabilen Moldova diasporası, anavatana da olumlu katkılar sağlayabilmekte- dir. Bunun en önemli enstrümanı da o ülkelerde diasporaya yönelik faaliyet gösteren çeşitli kuruluşlar, sivil örgütler ve derneklerdir. Bu çalışmada, AB ülkelerinde faaliyet gösteren birkaç Moldova diaspo- rası derneğinin sosyal medya hesaplarındaki, farklı yıllarda düzenlen- miş etkinliklere ait fotoğraflar incelendiğinde, Moldova’yı temsil eden kültürel semboller ve ögelerin kullanıldığı gözlemlenmiştir: Moldova halk dansları, fıçılarda muhafaza edilen ve sunulan ev yapımı şarap, geleneksel ekmek (colac) ve tuz sunumu, buğday başağı, işlemeli göm- lekler ve havlular (prosop), duvara asılı el dokuması rengârenk halılar, dinî sembolü olan ikonlar vb. Moldova kültüründe özel değere sahip bu sembollerin bazılarının anlamına kısaca değinmekte fayda vardır: 278 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Buğday başağı motifi, temel meslek/geçim kaynağı (köylerde tarım) hakkındaki bilgileri sembolize etmektedir (m.moldovenii.md/md/ section/691). Ekmek ve tuz, Doğu Avrupa’daki birçok Slav halkının geleneğinde misafirperverlik ve dostluk anlamına gelen iki unsurdur. Bu gelenek- te, misafirler beyaz işlemeli bir havlu (prosop) üzerine yerleştirilmiş, özenle hazırlanmış yuvarlak bir somun/ekmek (colac) ile karşılanır- lar. O ekmekten konuklar küçük bir parçayı tuza banıp tadına bakar- lar (https://ro.wikipedia.org/wiki/P%C3%A2ine_%C8%99i_sare). Dünyanın pek çok yerinde bir yabancıyla ekmeği ve tuzu paylaşmak, dostluk kurmak ve yakın, kalıcı bir birliktelik yaratmak demektir. Çünkü ekmek hayatı sembolize eder; tuz, değerli, değiştirilemez, ka- lıcı bağlar anlamına gelir. Ayrı ayrı ele alındığında hem ekmek hem de tuz önemli ögelerdir. Ekmek, eski çağlardan beri insanın temel besini olmuştur, emeğinin meyvesidir. Ekmek, sadece aile üyelerine değil, aynı zamanda misafirlere veya yabancılara ziyafet ve cömert- lik işareti olarak dağıtılmaktadır. Tanrılara da onları sakinleştirmek (daha merhametli olmalarını sağlamak) için ekmek sunulmaktadır. Ekmek, aynı zamanda İncil’de ve Babamız Duası’nda “günlük ek- meğimiz” olarak nitelendirilmektedir. Hristiyan inancında Hazreti İsa’nın bedenini sembolize etmektedir. Dinî ritüellerde kutsal bir ro- le sahiptir ve günlük hayatta iki temel insani kavramı ifade eder: iş ve arkadaşlık. Tuz ise yüksek değerde bir ürün olarak kabul edilmektedir. Ekmek- ten farklı olarak tuz bozulmaz, özelliğini kaybetmez. Eski medeni- yetler, tuzsuz et ve sebzelerin tadına bakılmayacağını ve uzun süre korunamayacağını biliyordu. Tuzun çıkarılması zordu. Tuz uğruna taş yollar kazılmış, üzerine imparatorluklar inşa edilmiştir. Antik çağda, savaşçılar maaşlarını para olarak değil tuzla alırlardı. Öte yan- dan, tuz, insanlığın başlangıcından beri pahalı ve elde edilmesi zor bir mücevher gibi muamele görmüştür. Yahudiler, Araplar, Yunan- lılar, Romenler için tuz, kalıcı dostlukların bağlayıcısıdır. Yahudiler bunu ölüleri kutsallaştırmak için, Japonlar ise kirletilmiş yerleri ve nesneleri arındırmak için kullanmaktadır. Romencede “dünyanın tuzu” ifadesi daha değerli, daha pahalı olanı ifade etmektedir (htt- ps://www.realitatea.net/stiri/actual/de-ce-ne-intampinam-oaspe-i- i-cu-paine-i-sare-este-uluitor_5dcc924e406af85273d5a592). MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 279 Foto: https://moldova.md/ro/content/cultura Bu noktada, Avrupa’da faaliyet gösteren başlıca Moldova diaspora- sı derneklerinden bazılarının amaçları ve faaliyetlerine değinmekte fayda vardır (EUDİF, 2020: 6-7): AMOL Derneği/Fransa 2016 AMOL Derneği, Lyon’da faaliyet göstermektedir. Kültürel, ekonomik ve sosyal alışverişi teşvik etmek, üyelerinin çıkarlarını korumak ve savunmak için Lyon ve Rhône-Alpes-Auvergne bölgelerindeki tüm Moldova diasporasının (etnik köken ve din ne olursa olsun) çabaları- nı birleştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, diasporanın sosyal yaşama entegrasyonuna katkıda bulunarak ortaklıklar ve yardımlaşmanın teşvikiyle ticaret ve yatırım fırsatları yaratmak, yeni gelen Moldova- lılara idari prosedürler konusunda rehberlik etmeyi ve onları bilgi- lendirmeyi amaçlamaktadır (https://www.facebook.com/amol.fr/). AMOL Derneğinin Facebook hesabındaki paylaşımlarda ağırlıklı ola- rak Moldovalıların geleneksel dansları, el işlemesi kıyafetler, buğday, duvar halıları ve kilimler yer almaktadır. 280 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Assomoldave Derneği/İtalya 2004 Roma’da faaliyet gösteren bu der- neğin amacı, Moldovalı kadınla- rın medeni ve evrensel haklarının yanı sıra, kültürel gelenekleri ve değerleri korumak ve kendi ül- keleri ile bağlarını sürdürmektir. AssoMoldave, 19 Haziran 2016’da Roma’da “Casa Mare (Büyük Ev)” “Şezătoare4 la Roma in IE” (Ro- ma’da “Oturma” Etkinliği) düzen- lemiştir. Etkinliğin teması: “Öz- lem: Kökenlerden ve Köklerden Uzak. Yurt dışında kendimizi nasıl hissediyoruz? Eve ne zaman dönüyoruz?” olmuştur (https://www.fa- cebook.com/pg/AssoMoldave/about/?ref=page_internal). Foto: https://www.facebook.com/amol.fr/ 4 Köy kadınlarının akşam oturması. Foto: http://festa-popoli-casa-mare-moldo- va.blogspot.com/?fbclid=IwAR0P_Tgwi1E- dwl9T5HjcTlK87UcX0tp3zGRgpwuVpk6r- HycqSAk1n8DsUKk MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 281 Yoğun katılım sağlanan Halkların Festivali, Roma Piskoposluğu ve Laterano’daki Piazza San Giovanni’deki Scalabrini Rahipleri tarafın- dan düzenlenen geleneksel bir etkinliktir. Meydanda, başkentteki 35 etnik topluluğun temsilcileri ve göçmenler yararına çalışan çeşitli gönüllü kuruluşlar toplanmıştır. Program kapsamında konserler, göç tartışmaları, sergiler ve çocuk oyunları gibi aktiviteler yer almıştır. Etkinliğe katılan Roma’daki 35 etnik grubun çadırları; faaliyetleri, kültürleri ve gelenekleri hakkında geniş bilgiler vermiştir. Etkinlik, Moldova için de kendi kültürünü tanıtmak, katılımcı Moldova vatan- daşlarına sıcak bir “ev/vatan” ortamı yaşatmak için eşsiz bir fırsat olmuştur. Moldova standında geleneksel seramik objeler, ikonlar, halılar, havlular, tatlılar ve Moldova yurttaşları için faydalı bilgiler ile Moldova Cumhuriyeti ekonomisi ve turizm ile ilgili broşürler, tak- vimler, dergiler dağıtılmıştır. 282 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Incredere Derneği/İtalya 2011 INCREDERE Derneğinin amacı, göçmenlerin İtalya’ya entegre olma- larına yardımcı olmaktır. Romence güven anlamına gelen bu ad, İtal- yan vatandaşları ve göçmenler tarafından birlikte inşa edilmesi ge- Foto: http://festa-popoli-casa-mare-moldova.blogspot.com/?fbclid=IwAR0P_Tgwi1Edwl9T5HjcTl- K87UcX0tp3zGRgpwuVpk6rHycqSAk1n8DsUKk MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 283 Moldova Enstitüsü Leipzig e.V./Almanya 2005 Almanya’da faaliyet gösteren bir başka kuruluş Moldova Enstitüsü Leipzig e. V.’dir. Enstitünün amacı, Moldova ile Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkeleri ve Almanya ile Batı ve Orta Avrupa ülkeleri arasın- da özellikle bilim, eğitim, medya, kalkınma iş birliği, sağlık ve sosyal işler, kültür, insan hakları ve uluslararası ilişkiler alanlarında iş birli- ğine katkı sağlamaktır. Ayrıca enstitü; bilgi transferini, çağdaş eğitim reken ortak bir geleceğe, güzelliğe ve kültürler arası hoşgörüye olan güveni ifade etmektedir (https://incredere.weebly.com/). Deutsch-Moldauischer Freundeskreis e.V./Almanya 2004 Almanya’da faaliyet gösteren Deutsch-Moldauischer Freundeskreis e.V. Derneğinin temel görevleri; Moldovalıları ve Almanları barış ve huzur ortamında bir arada yaşamaya teşvik etmek, iki ülke arasında- ki kültürel alışverişi sağlamak ve geleneklerini korumaktır. Dernek, 2007’den beri Moldova Cumhuriyeti’nde hasta ve engelli çocuklar için sosyal projelerde de yer almaktadır (http://www.ges-moldau.de/ ueber-uns/). 284 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM uygulamaları (örneğin, öğrencilerin ve bilim insanlarının eğitimi, deneyim alışverişi ve eğitimsel iş birliği yoluyla), halkla ilişkileri ve bir iletişim ağı oluşturmayı da teşvik etmektedir (https://www.face- book.com/Moldova-Institut-Leipzig-eV-586803978116770/; https:// www.moldova-institut.org/). Estonya’daki Moldova-Romanya Topluluğu (CASA MARE/BÜ- YÜK EV)/Estonya Estonya’daki “Casa Mare” (Büyük Ev) adlı Moldova-Romanya Top- luluğu; gönüllü, kâr amacı gütmeyen, kamu yararına çalışan bir der- nektir. Topluluğun başlıca faaliyet alanları şunlardır: Estonya enteg- rasyon politikasına katılmak ve Moldova topluluğunun Estonya’nın dilsel ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak; Estonya ile Moldova arasındaki kalkınma iş birliğine imkân sağlamak, ortaklıkları ve iş birliğini desteklemek; kültürel çeşitlilik ve entegrasyon süreçlerine ilişkin bilgi alışverişi ve çalışma uygulamaları sağlamaktır (http:// www.casamare.ee/?page_id=2). Foto: Estonya http://www.casamare.ee/?page_id=2 MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 285 “Moldovalılar” İnternet Sayfası - https://m.moldovenii.md/ Bu sayfa, Moldova diasporası ve kalkınma programları hakkında bilgi ve haberleri içeren bir bilgi platformudur. Sayfanın amacı, Mol- dova kültürünün ve medeniyetinin tarihîni ve değerlerini incelemek, anlamak ve tanıtmaktır. Burada yer alan materyaller metin, ses, vi- deo ve fotoğraf formatında yayımlanmaktadır. Bu site, aynı zaman- da gelişmiş bir arama motoru özelliğine de sahiptir. Böylece Moldo- va’nın müzik, film, edebiyat, sanat, gelenek, mutfak, doğa, mimarisi vb. alanlarıyla ilgili olarak her türlü bilgiyi içeren zengin bir kütüp- haneye erişim sağlamaktadır (https://m.moldovenii.md/). Moldovalılar internet sitesi, Moldova diasporasına yönelik içerdi- ği mesaj bakımından değerlendirildiğinde, sitenin en dikkat çekici içeriğinin Crezul Moldovenilor (Moldovalıların İnancı) olduğu söy- lenebilir. Söz konusu içeriğin, dinî kaynaklarda yer alan Hristiyan Ortodoks İnanç Sembolü’nden (Ortodoks İnanç/İman Sembolü) uyarlandığı düşünülebilir. Diğer yandan, yurt dışında yaşayan Mol- dovalılarda ve yeni nesillerinde millet bilinci geliştirilmesi gayesi hissedilmektedir. Adeta bir manifesto niteliğindedir. Ortodoks İnanç veya İman Sembolü, ilk iki Ekümenik Sinodda (Kon- seyde) 325’te İznik’te ve 381’de Konstantinopolis’te formüle edilmiştir. Pratik anlamda, “crez/inanç” kelimesi Latince inançtan, güvenden ge- lir. Kutsal Üçlü’nün ilk iki Kişisi (Baba ve Oğul) ile ilgili teolojik spekü- lasyonların neden olduğu rahatsızlıklar bağlamında, imparatorluğun tüm piskoposlarının katılması gereken genel bir meclis toplama giri- şimi, Kutsal İmparator Konstantin’e aitti. Bu İnanç/İman Sembolü 12 maddeden oluşmakta; ilk 7’si (Tanrı Baba ve dirilmiş Tanrı Oğul ile ilgi- li) 1. Ekümenik Konseyde, son 5’i ise (Tanrı - Kutsal Ruh, Kilise, Kutsal Ayinler, ölülerin dirilişi ve ebedî yaşam ile ilgili) 2. Ekümenik Konsey- de formüle edilmiştir. “Crezul”/İnanç Sembolü, Hristiyan inancının ve kimliğinin bir itirafıdır. Bu sembolün ifadesi hem inancın Ortodokslu- ğunun hem de inancın birliğinin kanıtıdır. “Rab’bin Bedeni ve Kanı ile birleşme ve Vaftizin vaftiz babası olmak için Kutsal Kurbanı’nın Kutsal Ayin’e getirmenin şartıdır” (http://revistaortodoxa.ro/?p=1132). “Moldovalılar” adlı sayfadaki metinde de Hristiyan Ortodoksların “İman Sembolü”ne benzer içerik kullanıldığı ve metnin Moldova- lılara bir çağrı mahiyetinde kurgulandığı şeklinde yorumlanabilir. 286 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Metin, 136 maddeden oluşmakta ve ilk 55’maddesi “Ülke ve Millet”, 57- 86 arasındaki maddeler “Gençlik ve Siyaset”, 87-113 arasında- ki maddeler “Aile” ve 114- 136 arasındaki maddeler ise “Çevre” alt başlıkları olarak adlandırılmaktadır. Her alt başlıkta Moldovalılara öğütler verilmekte ve çağrılar yapılmaktadır. Uyarlanan metin, ya- bancı ülkelerde bulunan Moldovalılara manevi anlamda aidiyet duy- gusunun aşılamaya çalışılması olarak yorumlanabilir. Zira metnin birçok maddesi, Moldovalıların kim olduklarını unutmamalarını, birbirinden kopmamalarını ve memleketlerine sahip çıkmalarını öğütlemektedir. Örneğin: ‡ “Vatanınız Moldova’yı sevin. Hiçbir zaman ülkenizle ilgili kö- tü konuşmayın…” (Crezul Moldovenilor, 1). ‡ “Yurt dışına/yabancı memleketlere gitmeyin, yeteneklerinizi anavatanınızda uygulamaya çalışın. Ayrılmak zorunda kalır- sanız, diğer Moldovalılarla birlikte memleketimizin küçük bir köşesini yaratın ...” (Crezul Moldovenilor, 23). ‡ “İlk fırsatta eve dönün; çocuklarınız, ebeveynleriniz ve arka- daşlarınız size çok ihtiyaç duyuyor. Ülkenin size ihtiyacı var ve ülke demek, biz ve siz birlikte demektir.” (Crezul Moldove- nilor, 24). ‡ “Siz Moldovalılar, çoğunuz en uygar ülkeler dâhil olmak üze- re yabancı ülkeleri ziyaret ettiniz. Sizin için, aileniz için ve tüm Moldovamız için önemli olan yeni bir deneyim biriktir- diniz. Ama asıl anladığımız şey şudur ki Moldovalılar diğer birçok insandan daha çalışkan, daha akıllı ve daha cömerttir. Ülkemizi seviyoruz ve evimizde çocuklarımız ve ebeveynle- rimiz için onurlu bir yaşam için koşullar yaratabileceğimizi biliyoruz.” (Crezul Moldovenilor, 25). ‡ “Başka devletlerin vatandaşı olan Moldovalılar, vatanınızı unutmayın. Daha sık eve gelin. Çocuklarınızı Moldova ge- lenekleri ruhuyla eğitin ve atalarınızın topraklarını sevin.” (Crezul Moldovenilor, 26). Moldova Diasporasının Facebook Hesabı Moldova diasporası Facebook hesabı “dünyanın her yerindeki Mol- dovalıların topluluğu” olarak tanımlanmıştır. Moldovalıların yaşadı- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 287 ğı ülkelerden bilgilerin, haberlerin, tartışmaların, dernek katalogları- nın ve web reklamlarının yer aldığı bir platformdur. Sayfanın kapak fotoğrafı olarak Moldova’nın coğrafyasına ve bayrağına gönderme yapan bir fotoğraf kullanılmıştır (https://www.facebook.com/Di- aspora-moldoveneasc%C4%83-226127844079527/). Gazeta Basarabiei/Besarabya5’nın Gazetesi Gazeta Basarabiei, Moldovalı göçmenlere yönelik bir gazetedir. Bu gazetenin yayın kadrosunda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çalışan Moldovalı tarihçi, filolog, gazeteci vb. yer almaktadır. Burada Moldo- valılar, diaspora ile ilgili haberleri takip edebilmektedirler. Gazetenin bazı nüshaları incelendiğinde, pandeminin ilk zamanla- rında gittikleri ülkelerde mahsur kalan Moldovalıların “Eve gelmek 5 Besarabya (Basarabia) bugünkü Moldova’nın tarihteki adıdır. Prut ve Dinyester nehirlerinin arasında yer alır. Besarabya terimi, bölgeyi yöneten Eflaklı Basarab ailesinden gelir. Bu terimi ilk kullananlar 15. yüzyılda Eflak ve Boğdan’ı ele geçirmiş olan Osmanlılardı. Besarabya, Osmanlılar zamanında Boğdan Prensliğinin bir parçasıydı. 1812 yılında Rusya bu bölgeyi egemenliğinin altına alınca Besarabya adını kullanmaya başladı. Besarabya, 1918 yılında Rusya’dan ayrılarak Romanya’ya katıldı. 1945 yılında SSCB Besarabya’yı tekrar ele geçirdi ve Moldova Cumhuriyeti hâline getirdi. 1991 yılında Moldova Cumhuriyeti SSCB’den bağımsızlığını kazandı. (https://tr.wikipedia.org/wiki/ Besarabya) 288 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM benim hakkımdır” çağrısı dikkat çekmiştir. Küresel salgının yarattı- ğı yeni koşullarda, önemli sayıda göçmen anavatanlarına acilen ge- ri dönmek isteklerini dile getirmişlerdir. Moldova Cumhuriyeti, son yıllarda ikamet ettikleri yabancı ülkelerde zor durumda olan göçmen vatandaşların geri gönderilme durumları ile karşı karşıya kalmıştır. Böyle bir durum karşısında, gazetede vatandaşlara sakinlikleri- ni korumaları, ayrıca Moldova hükûmetine de gereğinin yapılması yönünde çağrılar yapılmıştır (http://gazetabasarabiei.com/e-drep- tul-meu-sa-vin-acasa/?fbclid=IwAR3_HkSjVGmrjWkne_H8H1rE- iqOw-xnFXJf5KsD glV7NpvbL5WavoY6tss). Sonuç Moldova diasporası, Moldova’nın hem kamu diplomasisinin hem kültürel diplomasinin bir alt başlığı olarak ve AB-Moldova Cumhuri- yeti ilişkileri özelinde değerlendirilmiştir. Moldova diasporasına yö- nelik kurumsallaşmanın gerçekleşmesi amacıyla AB ülkelerindeki girişimlerin içeriği, Moldova diasporasının kurumsal yapısı ve işlevi analiz edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Moldova’nın AB’ye üyelik süre- cinde izlediği dış politikada diaspora diplomasisinin ne kadar etkin kullanabildiği konusunda genel bir çerçeve sunulmuştur. AB ülkelerinde ikamet eden Moldova diasporasının din, dil, kültür ve diğer ortak özellikleri büyük avantaj teşkil etmektedir. Bu benzer- likler sayesinde Moldovalıların, göç ettikleri ülkeye başka milletlere göre nispeten daha kolay adapte olabildikleri de söylenebilir. Yurt dışında diasporası olan her ülkenin arzu ettiği ve hedeflediği; diliy- le, kültürüyle, gelenekleriyle, inançlarıyla anavatanına ve yaşadığı ülkeye tüm alanlarda katkı sağlayan bir diasporadır. Bu anlamda Moldova diasporasının temel hedefi, bir yandan ana dili ve öz kültü- rüyle bağlarını koruyarak yaşadığı ülkeye sağlıklı bir şekilde adapte olmak, diğer yandan anavatanın dış politikasına fayda sağlamaktır. Moldova diasporasının farklı kültürel gruplara örgütlenme hakkı tanıyan Avrupa ülkelerinde bulunması, diasporadaki Moldovalıla- ra hem yaşadıkları ülkede hem anavatanları Moldova’da etki sahibi olabilme fırsatı sunmaktadır. Bu gelişmiş demokratik ülkelerdeki mevcut siyasi sistemin, lobilere ve bu örgütlenmeler çerçevesinde sunulan taleplere açık olduğu ve kendi dış politikasını oluşturmada bunları dikkate alabildiği bilinmektedir. Bu bakımdan, Moldova di- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 289 asporası, ülkenin dış politikası ve olumlu imajı konusunda önemli bir etken konumundadır. Moldovalıların, bulundukları ülkelerin sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi hayatına aktif olarak katılan, mutlu ve başarılı bireyler olarak yaşamalarını sağlamak için somut politikalar ve projeler uygulana- bilmesi çok önemlidir. Bu noktada diasporanın çeşitli kuruluşları, sivil örgütleri, dernekleri vb. devreye girmektedir. Ayrıca Moldova dilinin, kültürünün, gelenek ve göreneklerinin gelecek nesillere akta- rılmasında lokomotif rol oynayan ilk kuşak diasporanın nüfusunun giderek azalması sebebiyle bu misyonun daha ziyade sosyal medya aracılığı ile gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak, Avrupa’daki Moldova diasporası, varlığını devam et- tirmek gayreti içindedir. Bu bağlamda, diasporayı temsil eden Avru- pa’daki Moldova kuruluşları faaliyetlerini tam bir dayanışma içinde sürdürmektedir. Moldova Cumhuriyeti de bağımsızlık sonrasında yurt dışındaki Moldovalılarla sağlıklı iletişim kurmayı başarmış ve sürecin devamını sağlamıştır. Bağımsızlıktan bu yana Moldova di- asporası ile Moldova hükûmeti arasında kapsamlı ve çok yönlü bir iletişim yürütülmektedir. Kaynakça Anuarul Statistic al Moldovei (Moldova İstatistik Yıllığı). (2017). 23 Şubat 2021 tarihînde https://statistica.gov.md/public/files/publicatii_electronice/Anuar_Statistic/2017/2_ AS.pdf adresinden erişildi. Călugăreanu, V. (Haziran, 2014). Moldova, cel mai mare beneficiar de asistentă europe- ană din lume pe cap de locuitor (Moldova, dünyadaki kişi başına Avrupa yardımından en çok yararlanan ülke). 24 Nisan 2021 tarihînde https://www.dw.com/ro/moldo- va-cel-mai-mare-beneficiar-de-asisten%C8%9B%C4%83-european%C4%83-din-lu- me-pe-cap-de-locuitor/a-17703763 adresinden alındı. Cernencu M. (2001). Pactul de Stabilitate din Europa de Sud-Est şi Republica Mol- dova. // Moldova şi Lumea. (Güneydoğu Avrupa ve Moldova Cumhuriyeti’nde İstikrar Paktı. // Moldova ve Dünya). Sayı 4. Communication from the Commision to the Council and the European Parliament. Wider Europe – Neighbourhood: A new Framework for Relations with our Eastern and Southern Neighbours. COM (2003) 104 final. Brussels, 11 march 2003. 24 Şubat 2021 290 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM tarihînde https://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=COM:2003:0104:- FIN:EN:PDF adresinden erişildi. Cotidianul. (1 Eylül 2014). Reuniune İstorică la Chişinău (Kişinev’de Tarihî Buluşma). 5 Nisan 2021 tarihînde https://www.cotidianul.ro/reuniune-istorica-la-chisinau/ adre- sinden erişildi. Crezul Moldovenilor (Moldovalıların İnancı). 19 Şubat 2021 tarihînde https://m.moldo- venii.md/md/appeals adresinden erişildi. Çakırer Özservet, Y. (Nisan 2014). Türk Kökenli Göçmen Diasporası ve Zeytin Burnu Mekânında Örgütlenme İzleri. Almagül Asina (Ed.), Türk Diasporası ve Türk Dünyası Vizyon 2023. içinde (s. 93-101). Çoban Öztürk, E. (2013). Diaspora ve Dış Politika: Türkiye-Ermenistan İlişkilerinde Diasporanın Rolü, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı 46. Çankaya Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü. 15 Şubat 2021 tarihînde file:///D:/Diaspora%20 Moldoveneasca/Kulland%C4%B1klar%C4%B1m/diaspora%20ve%20d%C4%B1%- C5%9F%20politika.pdf adresinden erişildi. Diaspora 2025. (2016). 23 Şubat 2021 tarihînde https://brd.gov.md/sites/default/files/ sn_diaspora_2025_web.pdf adresinden erişildi. EUDİF (European Union Global Diaspora Facility). (Mart, 2020) Cartografierea impli- căriidiasporei MOLDOVA (MOLDOVA diasporasının katılımının haritalandırılması). 25 Şubat 2021 tarihînde https://diasporafordevelopment.eu/wpcontent/uploads/2020/09/ CF_Moldova_ROM-v.3.pdf adresinden erişildi. Fleischer, H. ve Piersinaru, A. (2010). Modele Ale Diplomatiei Culturale. Importanta Implicării Tinerilor În Procesul De Democratizare (Kültürel Diplomasi Modelleri, Demokratikleşme Sürecinde Gençlerin Katılımının Önemi). MOLDOSCOPIE, nr. 4 (LI), s. 196. Gudîm, A. (2002). Republica Moldova şi Uniunea Europeana ca Parteneri (Ortak Ola- rak Moldova Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği). “Moldova - AB Ortaklık ve İş Birliği Anlaş- masının Uygulanması” Projesi. Kişinev. 30 Mart 2021 tarihînde https://www.cisr-md. org/pdf/0208%20Republica%20Moldova%20si%20Uniunea%20Europeana%20ca%20 parteneri.pdf adresinden erişildi. Hatipoğlu, E. (Nisan, 2014). Küresel Kamu Diplomasisi’nde Türk Diasporası: 2023 Perspektifi. Almagül İsina (Ed.), Türk Diasporası ve Türk Dünyası Vizyon 2023 içinde (s. 238). TASAM Yayınları, İstanbul. 13 Şubat 2021 tarihînde file:///D:/Diaspora%20Moldovene- asca/TASAM-%20T%C3%BCrk%20diasporas%C4%B1.pdf adresinden erişildi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Besarabya https://www.migratiesigura.md/2019/03/diaspora-un-sprijin-pentru-moldovenii-afla- ti-peste-hotare/ http://m.moldovenii.md/md/section/412 MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 291 m.moldovenii.md/md/section/691 https://m.moldovenii.md/ https://en.wikipedia.org/wiki/Moldovan_diaspora https://en.wikipedia.org/wiki/Moldovan_diaspora_in_Romania https://en.wikipedia.org/wiki/Moldovans_in_Ukraine http://2001.ukrcensus.gov.ua/results/general/nationality/ https://ro.wikipedia.org/wiki/P%C3%A2ine_%C8%99i_sare https://www.realitatea.net/stiri/actual/de-ce-ne-intampinam-oaspe-ii-cu-paine-i-sa- re-este-uluitor_5dcc924e406af85273d5a592 https://moldova.md/ro/content/cultura https://www.facebook.com/amol.fr/ https://www.facebook.com/pg/AssoMoldave/about/?ref=page_internal http://festa-popoli-casa-mare-moldova.blogspot.com/?fbclid=IwAR0P_Tgwi1Edwl9T- 5HjcTlK87UcX0tp3zGRgpwuVpk6rHycqSAk1n8DsUKk https://incredere.weebly.com/ http://www.ges-moldau.de/ueber-uns/ https://www.facebook.com/Moldova-Institut-Leipzig-eV-586803978116770/ https://www.moldova-institut.org/ http://www.casamare.ee/?page_id=2 http://revistaortodoxa.ro/?p=1132 https://www.facebook.com/Diaspora-moldoveneasc%C4%83-226127844079527/ http:// gazetabasarabiei.com/e-dreptul-meu-sa-vin acasa/?fbclid=IwAR3_HkSjVGmrjWk- ne_H8H1rEiqOw-xnFXJf5KsD-glV7NpvbL5WavoY6tss https://tr.wikipedia.org/wiki/ Transdinyester Erişim tarihî 24 Haziran 2021. Kishan, S. R. (2011). “21st Century Diplomacy”, New York, The Continum International Publishing Group, s. 94-110. Kurt, S., Khasanov, İ. (2019). Güvenlikleştirme Kuramı Açısından Transdinyester Sorunu. Karadeniz Araştırmaları. XVI/63 (s. 417-434). 24 Haziran 2021 tarihînde http:// www.karamdergisi.com/Makaleler/1370639643_3.%20KHASANOV%20TM.pdf adre- sinden erişildi. Mihai, C. (14 Mart 2014). Consiliul UE și-a dat acordul pentru liberalizarea vizelor pentru cetătenii moldoveni (AB Konseyi, Moldova vatandaşları için vize serbestisini onayladı). Bükreş. 5 Nisan 2021 tarihînde https://www.mediafax.ro/politic/consiliul-u- 292 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM e-si-a-dat-acordul-pentru-liberalizarea-vizelor-pentru-cetatenii-moldoveni-12264962 adresinden erişildi. Pasikowska-Schnass, M. (Haziran 2019). (Briefing). Promovarea Culturii Europene. EPRS Serviciul de Cercetare al Parlamentului European. (Avrupa Kültürünü Teşvik Etmek. Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS)). 19 Şubat 2021 tarihînde file:///D:/diplomatie%20culturala/kulland%C4%B1klar%C4%B1m/Promovarea%20cul- turii%20europene.pdf adresinden erişildi. Puiu, V. (29 Kasım 2013). Zi İstorică. Acordul de Asociere a RM cu UE a fost PARAFAT. İurie Leancă: Moldova, astăzi am asigurat drumul nostru spre UE! (Tarihî Gün. Mol- dova Cumhuriyeti’nin AB ile Ortaklık Anlaşması paraflandı. Iurie Leancă: Moldova, bugün AB yolumuzu güvence altına aldık!) 5 Nisan 2021 tarihînde https://www.timpul. md/articol/acordul-de-asociere-a-rm-cu-ue-a-fost-parafat--iurie-leanca-moldova-asta- zi-am-asigurat-drumul-nostru-spre-ue-51936.html adresinden erişildi. Radio Free Europe/Radio Liberty (24 January 2011). EU Gives Moldovans ‘Action Plan’ For Visa-Free Travel. 5 Nisan 2021 tarihînde https://www.rferl.org/a/moldova_eu_vi- sa-free_travel/2286182.html adresinden erişildi. Sandua, İ. (8 Nisan 2014). Jurnalul Oficial al UE: Cetăţenii din R. Moldova pot călători FĂRĂ VIZE în ţările UE. 5 Nisan 2021 tarihînde https://www.zdg.md/editia-print/sti- ri-vechi/doc-jurnalul-oficial-al-ue-cetatenii-din-r-moldova-pot-calatori-fara-vize-in-ta- rile-ue/ adresinden erişildi. Strategia Republicii Moldova privind Asocierea la Uniunea Europeană. (2000). Proiect. // Arhivă curentă a Ministerului Afacerilor Externe al Republicii Moldova (Moldova Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği ile Ortaklık Stratejisi. Proje. Moldova Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının güncel arşivi). Tăbârtă, İ. (Temmuz- Aralık, 2019). Vectorul Vestic de Dezvoltare a Republicii Moldova (2009-2019). Relatiile de Cooperare cu Uniunea Europeană şi România (Moldova Cumhuriyeti’nin Batı Kalkınma Vektörü (2009-2019). Avrupa Birliği ve Romanya ile İş Birliği İlişkileri). Moldova Cumhuriyeti’nin 2009-2019 Döneminde Dış Politikasının Gelişimine Dair Analitik Sentez (içinde), s. 8-17. APE Moldova Dış Politika Derneği, Ki- şinev, Moldova. 15 Mart 2021 tarihînde Sinteza-privind-evolutia-politicii-externe-a-Re- publicii-Moldova-2009-2019[3761].pdf adresinden erişildi. Ţugui, E. (tarih yok). İntegrarea Republicii Moldova în Uniunea Europeană: Opţiuni, Realităţi şi Perspectıve. İnstitutul de Studii Politice şi Relaţii İnternaţionale. Republica Moldova. Chişinău. Pdf. (Moldova Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne Entegrasyonu: Seçenekler, Gerçekler ve Perspektifler. Siyasal Araştırmalar ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü. Moldova Cumhuriyeti. Kişinev). 31 Mart 2021 tarihînde file:///D:/K%C3%- BClt%C3%BCrel%20Diplomasi/AB%20-%20Moldova%20ili%C5%9Fkileri/kulland%- C4%B1klar%C4%B1m/Integrarea%20Republicii%20Moldova%20in%20Uniunea%20 Europeana[3755].pdf adresinden alındı. Tratate Internaţionale, (1999). Acordul de Parteneriat şi Cooperare dintre Comunităţile Europene şi statele lor membre, pe de o parte şi Republica Moldova pe de altă parte (Uluslararası Anlaşmalar. Bir tarafta Avrupa Toplulukları ve Üye Devletleri, diğer taraf- MOLDOVA DIASPORASININ AVRUPA BIRLIĞI VE MOLDOVA CUMHURIYETI KÜLTÜREL ILIŞKILERINDEKI ROLÜ | 293 ta Moldova Cumhuriyeti arasında Ortaklık ve İş Birliği Anlaşması) (s.127-177). Vertovec, S. (1997). Three meanings of diaspora exemplified among South Asian religi- ons, Forum: Diaspora 6 (3), pp. 277-299. Yumuşak Güç ve Kültür Diplomasisi, (2018). 5 Şubat 2021 tarihînde https://eu.bilgi.edu. tr/en/blog/yumusakguckulturdiplomasisi/ adresinden erişildi. 294 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 295 Türk Kızılayın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 09 296 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 297 İnsani Yardım İnsani yardım “doğal afet, savaş, çatışma vb. etkenler neticesinde or- taya çıkan kıtlık, yoksulluk, salgın hastalık, barınma gibi nedenlerle mağdur/muhtaç nüfusların olduğu kriz bölgelerine yönelik insani yardımın muhtelif alanlarında –acil durum, sağlık, sosyal, eğitim, kültürel vb.– gerçekleştirilen yardım/yardımlar” şeklinde tanım- lanabilir. “İnsani yardım ekosistemi” devletler ve kamu kurumları, mavi bayraklı BM kurumları, kırmızı bayraklı Kızılay-Kızılhaç hare- keti mensupları, uluslararası örgütler, şirketler, özel bağışçılar, sivil toplum kuruluşları gibi toplumun farklı bileşenlerinden oluşan çok aktörlü ve çok yönlü bir sistemdir. Nakdî (cash aid) ve ayni (aid in kind) olmak üzere iki temel maddi kaynağa dayanarak gerçekleşti- rilen insani yardımlar; iki taraflı (bilateral) veya çok taraflı (multila- teral) olabilen bağışçı (donör) ile faydalanıcı (beneficiaries) arasında bir yardım akışıdır (aidflow). Uzun süreli krizlerin, kalkınma sorunlarının ve acil durumların ya- şandığı kırılgan coğrafyalarda yürütülen insani yardım faaliyetleri- nin, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk teamüllerine uygun bir çerçevede sürdürülmesi gerekir. İnsani yar- dım ekosisteminin öncü organizasyonları tarafından belirlenmiş ve uluslararası kabul görmüş “insani yardım ilkeleri” de insani yardım aktörlerinin dikkate aldığı önemli bir referanstır. BM kuruluşları ça- T ü r k K ı z ı l a y ı n K ü l t ü r e l D i p l o m a s i Ç a l ı ş m a l a r ı 0 9 1 Dr., Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölüm Başkanı, Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanı, IFRC Başkan Yardımcısı. Kerem Kınık 1 298 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM lışmalarında insancıllık (humanity), tarafsızlık (neutrality), yansız- lık (impartiality) ve bağımsızlık (independence) (UN OCHA, 2006) ilkelerini gözetir. Uluslararası Kızılhaç-Kızılay Hareketi, BM’nin be- lirlediği bu ilkelere ilaveten Hareket’e özgü gönüllülük (voluntary service), birlik (unity) ve evrensellik (universality) (ICRC, 2021) il- kelerini benimsemiştir. Uluslararası hukuk teamüllerine ve insani yardım ilkelerine bağlılık, büyük bütçelerin emanet edildiği insani yardım aktörlerinin kriz coğrafyalarında etkili, verimli ve doğru pro- jeleri zamanında hayata geçirmesi, kırılgan coğrafyaların mağdur insanlarının bir kez daha mağdur ve istismar edilmemesi için son derece önemlidir. İnsani yardımın nasıl yapılması gerektiğine dair yukarıda bahsedi- len hukuki ve etik çerçevenin yanı sıra insani yardımın içeriği, nele- ri kapsaması gerektiği ve hedefleri gibi hususlar gerek fiilî gerekse akademik sahanın hâlen tartışılan konularının başında gelmektedir. Kuzey ülkelerinin güney ülkeleriyle geliştirdiği bağışçı-faydalanıcı ilişkisinin kırılganlığın azaltılması, dirençliliğin artırılması ve muh- taçlığın giderilmesi yönünde bir artı değer oluşturmadığı anlaşıl- mıştır. Bununla birlikte BM bünyesindeki reform hareketleri bağla- mında belirlenen 2030 Kalkınma Hedefleri’nde sadece ihtiyaçların karşılanması değil risk ve kırılganlığın azaltılması da öngörülmüş; dünya liderleri gelecek 10 yılda gerçekleştirilmek üzere aşırı yoksul- luğu sona erdirme, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele ile iklim de- ğişikliğini düzeltmeyi de içeren 17 küresel hedefte mutabık kalmıştır (UNDP, 2021). 2016 yılında İstanbul’un ev sahipliğinde yapılan Dün- ya İnsani Zirvesi’nde kabul edilen “Yeni Çalışma Yöntemi (NoW)” ise NEXUS açılımını beraberinde getirmiş; insani yardım, kalkınma ve barış üçlüsünün eş zamanlı ve eş güdümlü olarak yürütülmesi ka- rarlaştırılmıştır (ICVA, 2021). Diğer yandan COVID 19 süreci, insani yardımın sadece gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarıyla sınırlana- cak bir kavram olmadığını, uluslararası hareket serbestliğinin sınır- lanması, dolayısıyla yerel paydaşlara duyulan ihtiyacın artması ve insani yardımda dijitalleşme gerekliliği gibi yeni hususları da alanın gündemine taşımıştır. Bahsedilen bu uluslararası bağlamda dünya ülkeleri arasında kendi gayrisafi millî hasılasına oranla en fazla yardım yapan ülke konu- mundaki Türkiye, resmî ve sivil kurumlarıyla birlikte insani yardım alanının başat aktörlerinden biridir. Türkiye, 90’lı yıllardan bu yana TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 299 –yurt içi yardımların yanı sıra– komşu coğrafyalarında ve dünyanın muhtelif bölgelerinde yaşanan insani krizlerde hem acil yardımlar alanında hem de kalkınma yardımları alanında mühim projeler ha- yata geçirmektedir. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle Somali’de hayata geçirilen kalkınma hamlesi, Suriye İnsani Yardım Operasyonu, Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerindeki insani yardım operasyonları bu bağlamda örnek verilebilir. Sınır ötesi insani yardım faaliyetleri, ülkenin yumuşak gücünü artı- ran etkisine binaen genelde kamu diplomasisinin, özelde ise kültürel diplomasinin bir enstrümanı olarak kabul edilebilir. Ulusal dernek olarak “insani yardım alanında –” olma rolüyle hareket eden Türkiye Kızılay Derneğinin sınır ötesi yardım faaliyetlerinin de kültürel dip- lomasiyle örtüşen yönleri bulunmaktadır. İnsani Yardım ve Kültürel Diplomasi İçerisinde bulunduğumuz konjonktür uluslararası ilişkilerin başat kavramlarından birini oluşturan güç olgusunun esaslı bir şekilde dönüşümüne tanık olmuştur. Sert güç unsurlarının karşısında yu- muşak ve akıllı güç unsurları kavi bir yer edinmiş; uluslararası iliş- kiler ve diplomasi alanında resmî yapıların yanı sıra yarı resmî ve sivil nitelikli yapılar da devletlerin dış politikalarını kolaylaştırıcı, yaygınlaştırıcı ve etkileyici birer diplomasi aktörü olarak rol almaya başlamıştır. Resmî, yarı resmî yahut sivil kuruluşların ve hatta birey- lerin kültürel, eğitsel, sanatsal ve sosyal alanlar ile medya alanındaki faaliyetleri devletlerin yumuşak gücüne katkıda bulunan faaliyetler olarak değerlendirilmekte ve “kamu diplomasisi”, “sağlık diplomasi- si”, “kültürel diplomasi” ve “insani diplomasi” gibi yeni ve/veya mün- hasır başlıklar altında incelenmektedir. Kültürel diplomasi; toplumlar arasında karşılıklı anlayışı geliştirmek üzere fikirlerin, bilginin, sanatın ve diğer kültürel ögelerin ülkeler ve halklar arasındaki alışverişi (Ceylan, 2020, s. 326); kültür yahut kim- liğin düşünce, değer, gelenek vb. unsurlarının mübadelesine dayalı faaliyetler bütünü, ülkelerin kültürel ve siyasi değerlerini diğer ül- kelere tanıtmak için kullandıkları araçlar (Ceylan, 2020, s. 327) gibi çerçevelemelere konu olmaktadır. Kültürel diplomasi, tanımlarından da anlaşıldığı gibi ilişkiye geçen toplumlar arasındaki ilişkileri güç- lendirme ve birbirlerini zenginleştirme, sosyokültürel iş birliği sağla- 300 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ma ve ulusal çıkarları geliştirme konularında öncü veya kolaylaştırıcı olabilmektedir (Institute for Cultural Diplomasy). İnsani yardım kuruluşları için dil, sanat, fikir, gelenek vb. kültür öge- lerinin tanıtımı ve yaygınlaştırılması konusunda çalışmak öncelikli olmamakla birlikte kimi zaman bu alana giren faaliyetler gösterdik- leri vakidir. Türkiye Kızılay Derneğinin de rutin/olağan insani yar- dım çalışmalarının yanı sıra arşiv çalışmaları ve yayın faaliyetleri, araştırma inceleme projeleri, sergi vb. sanatsal etkinlikleri kültürel diplomasi faaliyeti babında görülebilir. Beri taraftan insani yardım kuruluşlarının kültürel diplomasiye asıl katkısı asli görev ve faaliyet- lerinin sonuçları itibarıyla gerçekleşmektedir. Türkiye Kızılay Derne- ğinin sınır ötesi yardım çalışmalarını toplumlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, farklı uluslarla iş birliği geliştirilmesi, ulusların bir- birini tanımaları yoluyla güven ortamının oluşması, insani yardım ve kalkınma projeleri ile barış ve istikrara katkı sağlanması, kültür ögeleri üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin ve halkının tanınırlığının ve saygınlığının artırılması gibi sonuçları yönüyle kültürel diplomasi kapsamında değerlendirmek mümkündür. Çalışmanın ilerleyen kı- sımlarında Türkiye Kızılay Derneğinin hem kültür ögeleri üzerinden hem de insani yardım projelerinin sonuçları vasıtasıyla kültürel dip- lomasiye katkıda bulunan çalışmalarına yer verilecektir. Türkiye Kızılay Derneği Türkiye Kızılay Derneği, yaralı ve hasta askerlere destek olmak üzere “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” (Mecruhin ve Mar- da-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti) adıyla kurulmuştur. Osmanlı-Rus Savaşı’nın hemen öncesinde 1877’de aldığı kararla sembolünün “kızıl ay”, adının “Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti” olduğunu Uluslararası Komiteye ve ilgili devletlere bildirerek savaş sırasında ve sonrasındaki faaliyetlerini bu isim ve sembolle gerçek- leştirmiştir. Dünyanın ilk “Kızılay”ı olması hasebiyle “kızıl ay” amb- lemini insanlığa hediye eden ve yeni Kızılayların doğmasını sağlayan Osmanlı Hilal-i Ahmer’i 1923’te “Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti”, 1935’te “Türkiye Kızılay Cemiyeti” ve nihayet 1947’de “Türkiye Kızı- lay Derneği” adını almıştır. Türk Kızılay, Uluslararası Cenevre Sözleşmelerinde öngörülen ve koruma altına alınan görev ve sorumluluklarını yerine getirmek TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 301 üzere gerek savaş gerekse barış dönemlerinde hiçbir bedel ve karşı- lık ummadan salt insancıl amaçlarla mağdur ve muhtaç durumdaki kişilerin hizmetine koşmaktadır. Uluslararası Kızılay Kızılhaç Hare- keti’nin ilan etmiş olduğu “insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, gönüllü hizmet, birlik ve evrensellik” ilkeleri doğrultu- sunda faaliyet gösteren Türk Kızılay, mensubu olduğu Uluslararası Kızılay Kızılhaç Dernekleri Federasyonunda (IFRC) Avrupa ve Orta Asya bölgesinden sorumlu başkan yardımcılığı görevini de üstlen- miştir. Kızılay “proaktif bir kurum olarak afetlerde ve olağan dönemde ihti- yaç sahipleri ve korunmasızlara yönelik yardım sağlamak, toplumda yardımlaşmayı geliştirmek, güvenli kan teminini gerçekleştirmek ve zarar görebilirliği azaltmak” şeklinde tanımladığı misyonuyla hare- ket ederken sembolünde tecessüm eden tarihî, millî, coğrafi vs. çok veçheli arka planının yüklediği sorumlulukları gözetebilmek uğrun- da azami bir dikkat ve çaba sarf etmektedir. Geçmişten Günümüze Kızılay Günümüzde insani yardım ekosisteminin önemli bir aktörü olan Kı- zılay, kuruluşundan bu yana çok sayıda insani operasyonda varlık göstermiştir. Türkiye’nin tarafı olduğu veya olmadığı savaşlar ve as- kerî harekâtlar sırasında gezici hastaneler, hastane vapurları ve ilk yardım istasyonları aracılığıyla hasta ve yaralıların bakımı; sağlık malzemeleri tedariki, ordunun gıda, giyim, ilaç ihtiyaçlarının karşı- lanması ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede görev almış, savaşlar veya siyasi, sosyal, ekonomik sonuçları dolayısıyla yerini yurdunu bırakıp göç etmek zorunda kalan kitleleri şefkatle karşılamış, savaşın kimsesiz bıraktığı kadın ve çocukların himaye edilmesini sağlamıştır. Türk Kızılay, ülkemizde veya dünyanın herhangi bir yerinde mey- dana gelen afetlerde insani yardım misyonu gereğince sorumluluk üstlenmiş, her nerede olursa olsun insan ızdırabını dindirmek üzere vakit kaybetmeksizin harekete geçerek sahadaki yerini almıştır. Türk Kızılayın hâlihazırdaki en büyük uluslararası faaliyeti paydaş- larıyla birlikte yürüttüğü Suriye İnsani Yardım Operasyonu’dur. Ope- rasyon kapsamında yer alan uluslararası fonlarla finansmanı sağla- nan nakit temelli yardım programlarıyla Türkiye’ye sığınan yaklaşık 1.900.000 geçici koruma ve uluslararası koruma altındaki kişiye her 302 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ay düzenli nakdî yardım yapılmaktadır. Ayrıca büyük şehirlerimizde kurulan 16 Toplum Merkeziyle sığınmacılar ve yerel halk için psiko- sosyal destek, yönlendirme, koruma ve eğitim hizmetleri sağlanır- ken Suriye içerisinde kurulan kamplarla da 1.875.000 yerinden edil- miş insana ulaşılmaktadır. Kızılayın Faaliyet Alanları Türk Kızılay, çalışmalarını üç temel üzerinde yapılandırmaktadır: afet müdahalesi ve acil yardım, insani yardım ve kalkınma, halk sağ- lığı ve kan hizmetleri. Bu temellere dayanarak yurt içinde ve dışında afete müdahale, kan hizmetleri, uluslararası yardımlar, halk sağlığı, sosyal hizmetler, göç hizmetleri, teşhis ve tedavi hizmetleri, eğitim hizmetleri, gönüllülük çalışmaları, gençlik hizmetleri alanlarında fa- aliyet yürütmektedir. Kızılay, afet alanındaki yurt içi tecrübesiyle uluslararası afet müda- hale faaliyetlerine iştirak etmektedir. Bu kapsamda Endonezya, Hai- ti, Sri Lanka, Pakistan, Arnavutluk, Hırvatistan gibi afet bölgelerinde müdahale çalışmaları gerçekleştirmiştir. Türk Kızılay, daimî temsilciliklerinin bulunduğu ülkelerde insani yar- dım faaliyetlerinin yanı sıra konut ve sosyal/ toplumsal tesis inşası, TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 303 geçim kaynağı temini ve desteği bağlamında çeşitli faaliyetler, sağlık, eğitim, sosyal yardım, tarım, temiz suya erişim başlıklarına sahip pro- jelerle kalıcı refahı hedefleyen çalışmalara da imza atmaktadır. Uluslararası Kızılhaç Kızılay Hareketi Türkiye Kızılay Derneği, insani sorunların çözümü için çalışan 80 milyon üyeli bir ağın, Uluslararası Kızılhaç Kızılay Hareketi’nin önemli bir mensubudur. Yardıma muhtaç olanlara ayrım yapmadan yardım etmek, barışın korunması ve desteklenmesine katkı sağla- mak amacıyla çalışan Uluslararası Kızılhaç Kızılay Hareketi üç farklı oluşumu bünyesinde barındırır: (i) Kısaca “Komite” şeklinde anılan Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC/ International Committee of the Red Cross), (ii) “Hareket” ve “Federasyon” olarak ifade edilen Uluslararası Kızılhaç Kızılay Federasyonu (IFRC/ International Fe- deration of Red Cross and Red Crescent Societies) ve (iii) “Ulusal Dernekler” diye de zikredilen ulusal Kızılay-Kızılhaç dernekleri. Hi- yerarşik olarak birbirine üstünlüğü bulunmayan bu üç unsurun her birinin statüsü diğerinden bağımsız olarak tanımlanmıştır (ICRC, 2021). Türkiye Kızılay Derneği, Hareket bünyesindeki 192 ulusal der- nekten biridir. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), 1863 yılında Cenevre’de Sol- ferino Savaşı’nda yaşanan insani dram ve bu dramın ortaya koyduğu bir uluslararası insani yardım organizasyonuna duyulan ihtiyaçtan hareketle kurulmuştur. Uluslararası Kızılhaç Kızılay Federasyonu (IFRC) ise 1919 yılında Paris’te I. Dünya Savaşı sonrası artan ortak çalışma ve insani faaliyet lüzumuna müsteniden tesis edilmiştir. Uluslararası insancıl hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri çatısı altında faaliyet gösteren Komitenin ve Federasyonun çalışma alanları ayrış- maktadır. Komite (ICRC), silahlı çatışma yahut iç savaş sonucunda mağdur olan kişilerin korunması ve çatışmalar sonrasında oluşabi- lecek acil etkilerin giderilmesi noktasında çalışır, Federasyon (IFRC) ise savaş ve çatışma dışı, doğal afet vb. etkenler dolayısıyla doğabile- cek sorunları giderme, yeniden yapılanma ve iyileştirme faaliyetleri alanında çalışır (IFRC, 2021). Uluslararası Kızılay Kızılhaç Hareketi’nin bir diğer unsuru olan ulu- sal dernekler, ülkelerindeki kamu otoritelerine insani çalışmalarda yardımcı olmak üzere hem savaş hem de afet dönemlerinde insani 304 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM vazifeler üstlenir. Ülkelerinde ihtiyaç duyulan kan hizmetleri, sosyal hizmetler vb. alanlarda da çalışmalar yapar. Kızılayın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 1) Arşiv Çalışmaları Türk Kızılay, Türkiye’nin insani yardım hafızasını oluşturan bir arşi- ve sahiptir. Kızılay arşivi Mecruhin ve Marda-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyetinden Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyetine ve on- dan da Türk Kızılay’a kadar uzanan dönemin belgelerinden oluşmak- tadır. Kızılayın savaş dönemlerinde üstlendiği rol ve sorumlulukları sebebiyle bu arşivdeki birçok malzeme yakın dönem Türk ve dünya tarihîne ışık tutacak niteliktedir. Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar geçen süreci çok yönlü yansıtan arşivde Türk-Yunan Savaşı, Trablusgarp ve Balkan savaşları, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’yle ilgili binlerce belge bulunmaktadır. Cephelerde ve cephe gerisinde gerçekleştirilen faaliyetler, yurt içi ve yurt dışı çalışmalar ve ilgili kurumlarla yapı- lan iş birlikleri, Hilal-i Ahmer’in sosyal hayata katılımı konularında belge ve evraklar bulunmaktadır. Kızılay arşivinde Osmanlı bakiyesi topraklarda kurulan çok sayıda devleti ve halkı ilgilendiren malzeme bulunmaktadır. Arşivdeki belgelerin mevcut durumu şu şekildedir: Kızılay Arşivi Kapsamı Adet Osmanlıca belge sayısı 1.150.000 (yaklaşık) 1928 öncesinden dijitalleştirilmiş belge sayısı 867.901 1928 öncesinden defter sayısı 2.410 Yeni yazı belge sayısı (1929-2005) 3.508.000 (yaklaşık) Esir kartları 308.645 Esir defterleri 75 Esir listesi 127 (5.419 sayfa) Fotoğraf sayısı 45.000 (yaklaşık) TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 305 Arşiv bünyesinde yürütülen önemli çalışmalar şunlardır: ‡ Arşiv dijitalleştirme çalışmaları: Kurum kaynakları ve perso- neli kullanılarak arşivimizde bulunan tarihî belgelere uygun tarayıcıyla 2019 yılında toplam 900.000’e yakın belgenin diji- talleştirilmesi bitirilmiştir. Kızılayın sadece 1939-1945 arasın- da gerçekleştirdiği “uluslararası yardımlar”a ilişkin belgeler 10.000 pozluk bir seri oluşturmaktadır. ‡ Esir Kartları/Esir Mektupları Projesi: Kızılay arşivinde Bal- kan Savaşı 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde tut- sak edilen Türk ve yabancı esirlere ait 25.575 esir mektubu, 308.645 adet esir kartı mevcuttur. 2019 Şubat ayında başlatı- lan projeyle bu esir kartları ve mektuplarının tümünün çevi- ri yazısı yapılmıştır. Hâlen tarihsel ve coğrafi veriler dikkate alınarak dijital kartografik ortama konumlandırma ve görsel- leştirme çalışmaları devam etmektedir. Projenin 2021 sonun- da tamamlanmasıyla herhangi bir savaş esirinin katettiği yol ve güzergâhı dijital harita üzerinden takip edilebilecek, gör- sel raporlaması alınabilecektir. ‡ Hilal-i Ahmer Mecmuaları Projesi: 1921-1923 arasında Os- manlı Hilal-i Ahmer Mecmuası ve 1923 sonrasında Türkiye Hilal-i Ahmer Mecmuası ismiyle neşredilen mecmuaların 87 sayısının çeviri yazısı tamamlanarak okuyucuların ilgisine Kızılay Arşivi Kapsamı Adet Kütüphane kaynak sayısı 6.516 Araştırmacı sayısı 759 Malzeme envanter kaydı 4.020 Eski/yeni yazı tasnif 68.628 Eski/yeni yazı numaralandırma 842.603 Restorasyon çalışmaları 747 Arşiv sergi alanı ziyaretçi sayısı 18.617 Fotoğraf sayısı 45.000 (yaklaşık) 306 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM sunulmuş olup ilgili web adresinden açık erişimle online (ht- tp://hilali-ahmer-mecmualari.kizilay.org.tr/1/6/) ulaşılabil- mektedir. ‡ Millî Mücadele Döneminde Hilal-i Ahmer Kataloğu Proje- si: Hilal-i Ahmer Cemiyetinin Millî Mücadele Dönemi’ndeki (1918-1923) çalışmalarına yönelik olarak İstanbul ve Anadolu gazetelerinde yer alan haberler derlenerek günümüz Türkçe- sine aktarılmış ve katalog hâline getirilmiştir. Bahsi geçen bu Kızılay arşivi, önemli bir kültürel diplomasi aracı olarak hizmet etmektedir. Kızılay arşivi, ulusal ve uluslararası araş- tırmacılara ve araştırma iş birliklerine açıktır. Bu yönüyle insani yardım tarihîni, Osmanlı bakiyesi coğrafyalarla irtibatımız ve insani yardım faaliyetlerimiz üzerinden araştırma ve inceleme imkânı sun- maktadır. Ayrıca Alman Kızılhaçı tarafından Türk Kızılay desteğiyle hazırlanan kitap örneğinde görüldüğü üzere farklı kültür ve coğraf- yalarla da tematik iş birlikleri geliştirme imkânı sunmaktadır. 2021 yılı itibarıyla Harvard Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, An- kara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Kaliforniya Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Loughborough Üniversitesi, Trakya Üniver- sitesi, Akdeniz Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi gibi Türkiye’de ve yurt dışında bulunan üniversiteler ile kamu kurum ve kuruluşla- rından 759 araştırmacı arşivimize başvuruda bulunarak kaynakları- mızdan yararlanmıştır. 2) Uluslararası Etkinliklere Ev Sahiplikleri Kızılayın kültürel diplomasi faaliyetlerinin diğer bir boyutu da ev sa- hipliği yaptığı ve/veya paydaşı olduğu uluslararası etkinliklerdir. Bu etkinliklere dünyanın farklı bölgelerinden devlet temsilcileri, STK yöneticileri, kanaat önderleri katılım sağlamakta ve dolayısıyla Türk kültürüyle etkileşime geçmektedir. IFRC Genel Kurulu, Dünya İnsani Eylem Forumu (WHAF), OIC Red Network ve Kızılay Talks kültürel diplomasi bağlamında iş gören bu etkinliklere emsal olarak zikredi- lebilir: • IFRC Genel Kurulu Türk Kızılayın ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenen Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Dernekleri Federasyonu Genel Kurulu Toplantı- TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 307 sı’nın resmî açılışı ulusal derneklerin delegelerinin katılımıyla ger- çekleştirilmiştir. Toplantıya Kızılhaç ve Kızılay yöneticileri başta ol- mak üzere 189 ülkeden 1.600 delege katılmıştır. • Dünya İnsani Eylem Forumu (WHAF) Dünya İnsani Eylem Forumu (World Humanitarian Action Forum-W- HAF), insani yardım sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar arasın- da koordinasyonu güçlendirmek, küresel kuzey ve küresel güney ül- keleri arasındaki iş birliği imkânlarını geliştirmek üzere 15-16 Ekim 2019 tarihleri arasında “İnsanlık Onuru” temasıyla Türk Kızılay ev sahipliğinde düzenlenmiştir. Etkinliğe 60 ülkeden 350 STK yöneti- cisi katılım sağlamıştır. Forumda aşağıda belirtilen konularda çalış- taylar ve oturumlar gerçekleştirilmiştir: Finans: İnsani yardım sektörünün finansal sistemleri, finansal eri- şim için özel sektör ve teşebbüsleri, barış ve kalkınmaya engel olan terör gruplarının finansmanı ve para akışı, günümüz finansal tek- nolojilerinin dünyaya entegre edilmesi (ödeme şekilleri: kripto para, blok zinciri, mobil ödeme). Yerelleşme: İnsani yardım sektöründe yerel yönetimlerin rolü, yerel yönetimlerde öne çıkan liderlik örnekleri/modelleri, sivil toplum ku- ruluşlarının yerel yönetimler ile iş birliği, belediyeler için sürdürüle- bilir yatırım örnekleri ve kapasite geliştirme çalışmaları. Çatışma: Çatışmanın tanımı ve çatışma problemlerine örnekler, çö- züm önerileri (iş birlikleri, insani yardım diplomasisi), çatışma çö- zümlerine yönelik tarafların rolleri ve etkileri (etik tartışmalar, yerel liderliklerin güçlendirilmesi ve barış çözümüne etkileri). Dirençlilik: Dirençlilik tanımı (insani yardım ve dirençlilik), iklim değişikliği (iklim değişikliği kaynaklı afetler, devlet yönetimlerine ve sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler), afet risk yönetimi. • OIC Red Network İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) üyesi ülkelerdeki Kızılay ve Kızılhaç toplulukları arasındaki iş birliğini ve bilgi alışverişini artırmak, so- runlara ortak çözüm aramak, bünyesindeki politik mekanizmalara etki ederek insani sorunları gündeme getirmek amacıyla kurulmuş- 308 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM tur. Sekreteryası İstanbul’da olan “Kırmızı Ağ”ın (OIC Red Network) açılış toplantısı 2019 yılında İstanbul’da gerçekleştirilmiştir (https:// www.kizilay.org.tr/Haber/HaberArsiviDetay/4563). • Kızılay Talks Kızılay kuruluşunun 150. yılı etkinlikleri kapsamında organize edilen, küresel ölçekteki insani yardım organizasyonlarından pro- fesyoneller, kuruluş yöneticileri, farklı sektörlerden iş insanları ve akademisyenlerin katıldığı Kızılay Talks Konferansı, 6 Aralık 2019 tarihînde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir (https://www.youtube. com/watch?v=3kpAPrwcxMY). Ev sahipliği yapılan etkinliklerin yanı sıra katılım sağlanan uluslara- rası etkinliklerde de yan etkinlikler, sergiler, müzik dinletileri düzen- leyerek kültürel diplomasi çalışmalarına katkı sağlamaktadır. 3) Gençlik Çalışmaları, Uluslararası Gençlik Kampları Tüm dünyadaki Kızılhaç-Kızılay örgütlenmelerinde olduğu gibi Kı- zılayın bünyesindeki gençlik teşkilatı (Genç Kızılay) da kurumun en önemli kollarından biridir. Çocuk ve gençlerin eğitim, sağlık, gelişim ve diğer ihtiyaçlarıyla ilgili oldukça etkin görevler üstlenmiştir (ht- tp://kizilaytarih.org/makale-tez/mk009.pdf). Kızılay gençlik çalışmalarının bir amacı da dış ülkelerdeki benzer gençlik dernekleriyle ilişki kurmaktır. Bu amaçla kültürler arası pay- laşım, iletişim ve öğrenmenin gerçekleştirilmesi, ortak insanı yardım projeleri hazırlanması gerçekleştirilen önemli çalışmalardır. Uluslararası gençlik kamplarında kültürler arası paylaşım, iletişim ve öğrenme, çok kültürlü gruplarda yaşamak, farklı ulusal toplum- ların bilgi ve kültürlerinin karşılaştırmasını yapmak gibi yaşantı te- melli eğitimlerin yanı sıra drama, görsel sanatlar, müzik, spor, halk oyunları ve gönüllülük atölyeleri uygulanır. IFRC’ye bağlı Kızılhaç-Kızılay Derneklerinin katılımıyla her yıl ger- çekleştirilen Uluslararası Tematik Kampları etkinliği kapsamında Ağustos 2019’da düzenlenen Uluslararası Gençlik Kampı’na Kızılhaç Kızılay Hareketi’ne bağlı 47 ülkeden 85 genç katılmıştır. Bu kampla- rın dışında farklı vesilelerle de kültürel diplomasiye katkı sağlayacak çalışmalar yürütülmüştür: TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 309 Genç Kızılayın düzenlediği çalışmalar arasında Kültürel Balkanlar Turu burada değinilmesi gereken özel bir etkinliktir. Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla 2019 yılının temmuz ayında gerçekleştirilen defin ve anma törenlerine katılmak üzere İstan- bul’dan Srebrenitsa’ya doğru otobüsle yolculuğa çıkan Genç Kızılay teşkilatları, Balkan coğrafyasında kültürel bir seyahat gerçekleştirdi- ler. Bu çerçevede; ‡ Mayıs 2019’da Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde 300 yerli ve uluslararası öğrenciye iftar verildi. ‡ Temmuz 2019’da Srebrenitsalı mazlumların aziz hatıralarını anmak üzere yürüyüş yapıldı. ‡ Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Marş Mira’ya (Srebre- nitsa Barış Yürüyüşü) Türkiye’nin 25 şehrinden gelen Kızılay Gönüllüleri ile katılım sağlandı. 4) Yayın Çalışmaları Türkiye Kızılay Derneğinin matbu ve görsel yayınları önemli birer kültürel diplomasi enstrümanıdır. Kızılay arşiv belgelerine dayana- rak üç dilde yayımlanan eserlerin tamamı http://kizilaytarih.org/ya- yinlar.html adresinde ücretsiz olarak erişime açıktır. Bu yayınlardan son dönemde yayınlananlardan örneklere aşağıda yer verilmiştir: ‡ Kızılay Arşivi Belgelerinde 1. Dünya Savaşı ‡ Kızılay Arşivi Belgelerinde Savaş Esirleri ‡ Kızılay Arşivi Belgelerinde Savaşlar ‡ Kızılay Arşivi Belgelerinde Afetler ‡ Millî Mücadele Dönemi’nde Hilal-i Ahmer Cemiyeti Matbu yayınların dışında özellikle arşiv kaynaklı içerik desteği sağ- lanan muhtelif film ve belgesel çalışmalarıyla insani yardım tarihî- mizin detayları ilgilisinin istifadesine sunulmuştur. Örneğin, I. Dün- ya Savaşı sırasında Rusya’ya esir düşen Türk esirlerini, harp bittikten sonra İstanbul’a getirmekle görevlendirilen Japon gemisini ele alan “Hey Mey Moro” belgeseli bu yayınlardan biridir. 310 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 5) Uluslararası Yardımlar • Uluslararası Yardımlardan Örnekler Dil, din, ırk ayrımı gözetmeden çalışmalarını sürdüren Kızılay, dün- yanın farklı bölgelerinde milyonlarca insana yardım eli uzatmakta- dır. Her geçen gün insani yardım alanında yürüttüğü çalışmalarıyla kapasitesini arttıran Kızılay, insani yardım çalışmalarında küresel bir aktör hâline gelmiştir. Doğal ve insan kaynaklı afetlere müdahale eden, ihtiyaç sahiplerinin barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaç- larını karşılayan, kalkınma yardımları yapan, kalıcı projelere imza atan Kızılayın Afganistan, Bangladeş, Bosna Hersek, Bulgaristan, Endonezya, Filistin, Güney Sudan, Irak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuri- yeti, Myanmar, Pakistan, Senegal, Somali, Sudan, Suriye ve Yemen’de olmak üzere hâlihazırda 16 ülkede Daimî Delegasyon Başkanlığı bu- lunmaktadır. Türk Kızılay Daimî Delegasyonları üzerinden yürütülen uluslararası insani yardım faaliyetleri aşağıda tanımlanmış alanlarda gerçekleş- tirilir: ‡ Acil insani yardım operasyonları, ‡ Uluslararası afet müdahale, su sanitasyon ve hijyen, gıda, barınma, okul, yetimhane, hastane ve geçim kaynaklarını destekleme, psikososyal destek, toplum merkezi ve sağlık merkezi faaliyetlerini destekleme, medikal malzeme yardımı alanlarında insani yardım hizmetleri, ‡ Uluslararası Ramazan ve Kurban dönemleri insani yardım faaliyetleri, ‡ İhtiyaç sahibi toplumların dirençliliğini artırmak için toplum temelli veya Kızılay ve Kızılhaç derneklerinin kurumsal ka- pasitelerini güçlendirme alanında program ve projeler, ‡ Küresel, bölgesel ve yerel düzeyde ikili ve çok taraflı iş birlik- leri tesis etmeye ve koordinasyona yönelik çalışmalar. Türk Kızılayın yukarıda belirtilen alanlarda gerçekleştirdiği çalışma- lardan spesifik örneklere aşağıda yer verilmiştir: ‡ Bosna Hersek Kızılhaçı iş birliğinde “Respekt Futbol Okulu” isimli kuruluşa tahsis edilen etüt merkezinin restorasyonu ve TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 311 tefrişatı sağlanmış, ayrıca kırtasiye malzemeleri temin edil- miştir. ‡ Endonezya’da Sulawesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile im- zalanan proje kapsamında yıl boyunca toplam 420 kişiye ba- lıkçılık, mobilyacılık ve terzilik eğitimi verilmiştir. ‡ Filistin’de Engelsiz Yaşam Projesi kapsamında Assalama Derneği ile Çocuk ve Kadın Kalkınma Derneği olmak üzere iki yerel paydaşın iş birliğiyle Gazze’de bulunan yaralı, felçli, hasta ve engelli ihtiyaç sahibi ailelere yardımlar gerçekleşti- rilmiştir. ‡ Güney Sudan’da Nimule bölgesine yönelik Su ve Sanitasyon (WASH) Projesi kapsamında; Güney Sudan ve Uganda Sınır Kapısı’na güneş enerjili su kuyusu inşası ve Nimule Hastane- si Karantina Tesisinde hijyenik tuvalet ünitelerinin kurulu- mu tamamlanmıştır. ‡ Kuzey Kıbrıs Türk Kızılayına Kıbrıs Türk kültürünün tanıtı- mına yönelik projeler için fon desteği sağlanmış; bu bağlam- da Kuzey Kıbrıs Kızılayı ve Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi iş birliğinde hazırlanan “Vatanınla Tanış” projesi kapsamın- da İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı lise öğrencilerinin adanın ta- rihsel ve kültürel miraslarını yerinde gözlemlemesi çalışma- larına katkı sunulmuştur. ‡ Kuzey Kıbrıs Türk Kızılayına Güvenli Kan Temini Projesi kapsamında kurumumuz tarafından bağışlanan otobüsün tadilatı ile giydirme işlemleri tamamlanmıştır. ‡ Myanmar Kızılhaçına kapasite geliştirme desteği sağlanmış- tır. ‡ Pakistan Kızılayı ile Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslara- rası Mücadele Günü kapsamında toplumsal farkındalık ve duyarlılığı artırmak için iş birliği geliştirilmiştir. ‡ Senegal Kızılhaçı genel merkez yerleşkesinde bulunan Roo- sevelt Anaokulunun renovasyon çalışmalarına katkı sağlan- mıştır. ‡ Somali Mogadişu Kadın Cezaevi Dikiş Kursu Projesi ile kadın tutukluların sosyal hayata katılmalarını kolaylaştıracak pro- 312 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM jeler yürütülmüş, Al-Basiir Sağır ve Görme Engelliler Okulu- na finansal destek sağlanmıştır. ‡ Sudan Kalakla’da bulunan bir yetimhanede yetim çocuklar için çeşitli etkinlikler organize edilmiş, T.C. Sudan Büyükelçi- liği koordinesinde gerçekleştirilen Geleceğe Nefes Kampan- yası çerçevesinde Türk Kızılay olarak Hartum’da 1.000 adet fidan dikimi faaliyetine katılım ve destek sağlanmıştır. Daimî delegasyonların olmadığı ülkelerde de afetlere müdahale ve kapasite geliştirme çalışmaları yürüten Kızılay, bu bağlamda 2020 yılı itibarıyla Arnavutluk, Botsvana, Çad, Kamboçya, Kosova, Mol- dova, Nijer, Romanya, Ukrayna, Uganda, Lübnan ve Azerbaycan’da yaşanan afet, çatışma gibi durumlara müdahale için yardım operas- yonları organize etmiştir. Türk Kızılay Derneği 2020 yılında 3 kıtada, 57 ülkede, 16 delegasyon başkanlığı, 27 kurum personeli ve 68 yerel personel ile yurt dışı insa- ni yardım faaliyetlerini sürdürmüştür. • COVID-19 Yardımları Kızılay, 2020 yılının en önemli insani yardım gündemi olan Covid-19 pandemisiyle mücadele kapsamında Türkiye’de yürüttüğü faaliyet- lerin yanı sıra uluslararası yardım çalışmalarına da aktif olarak ka- tılmıştır. Covid-19 pandemisi yardımları kapsamında Afganistan, Arnavutluk, Bangladeş, Bosna Hersek, Cibuti, Dağıstan, Dominik, Endonezya, Etiyopya, Gine Bissau Gürcistan, Haiti, Irak, İngiltere, İtalya, Kırgı- zistan, KKTC, Kosova, Kuzey Makedonya, Madagaskar, Mali, Moldo- va, Moritanya, Pakistan, Romanya, Senegal Sırbistan, Somali, Sudan, Suriye, Tacikistan, Tanzanya, Uganda ve Yemen ve olmak üzere 34 ülkeye yardımlar ulaştırılmıştır. • Ramazan ve Kurban Yardımları Geleneksel insani yardım çalışmalarının yanı sıra Ramazan ve Kur- ban dönemlerinde yürütülen çalışmalar Türk Kızılayın kültürel diplomasi çalışmalarının önemli bir bileşenidir. Sınır ötesinde de gerçekleştirilen bu çalışmalar genellikle kriz coğrafyalarında ve kül- türel bağımızın olduğu ülkelerde yürütüldüğü için büyük önem arz etmektedir. TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 313 Bu çalışmaların her biri Türk halkı ile bölge halkları arasında ünsi- yet sağlayan çalışmalardır. Geleneksel ve yeni medya platformları aracılığıyla iletişimi yapılan bu çalışmalar temel insani ihtiyaçları karşılamanın ötesinde halkların yakınlaşmasına ve böylece kültürel etkileşim ve tanıtıma da vesile olmaktadır. 6) Akademik Çalışmalar Türk Kızılayın eğitim ve araştırma birimi olan Kızılay Akademi, yü- rüttüğü uluslararası çalışmalarla kültürel diplomasiye katkı sağla- maktadır. Uluslararası üniversitelerle yapılan araştırma iş birlikleri, akademik etkinlikler ve yayın çalışmaları Türk Kızılayın uluslara- rası akademik camia ile yoğun bir etkileşim hâlinde olmasını sağ- lamaktadır. Bu kapsamdaki çalışmalara Kızılay Akademi tarafından yayımlanan akademik dergiler, araştırma raporları yürütülen ortak araştırma projeleri de örnek olarak verilebilir. Kızılay Akademi bünyesinde yürütülen eğitim çalışmalarının bir bileşeni olan uluslararası eğitim iş birlikleri çerçevesinde afet, ulus- lararası yardımlar vb. alanlarda Türkiye’den dünyanın farklı ülke- lerindeki eğitim programlarına eğitmen gönderilmesi, bazı eğitim çalışmalarına ev sahipliği yapılması gibi etkileşimlerle de kültürel diplomasiye katkı sağlayan çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda yürütülen ve katılım sağlanan bazı eğitim çalışmaları şunlardır: ‡ Diğer ülkelerdeki Kızılhaç ve Kızılay ulusal derneklerine yö- nelik kapasite artırma çalışmaları, ‡ Ulusal ve uluslararası paydaş kurum ve kuruluş personeli, üyeleri ve gönüllülerine yönelik eğitim çalışmaları, ‡ Uluslararası İnsancıl Hukuk alanındaki eğitim ve yarışmalar, ‡ Türkiye’deki uluslararası öğrencilere yönelik atölye çalışma- ları. Sonuç Türkiye’nin insani yardım hafızasını taşıyan, 153 yıllık bir iyilik ha- reketi olan Kızılay yukarıda ayrıntılı şekilde bahsedilen faaliyetleri bağlamında kültürel diplomasi alanının önemli bir aktörü olarak öne 314 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM çıkmaktadır. Zira çatışma ve kriz bölgelerinde aktif faaliyet gösteren, insani diplomasi alanında diplomasinin her türlü aracını kullanarak insan ızdırabını dindirmeye yönelik çalışmalar yürüten Türk Kızılay birçok faaliyet alanında uluslararası aktörlerle yoğun etkileşim hâ- lindedir. İnsani yardım çalışmalarının acil durum faaliyetlerinin yanı sıra sos- yoekonomik boyutta sürdürülen eğitim, geçim kaynağı geliştirme gibi çalışmalarının her bir yüzünün tedarik, lojistik, iletişim gibi bi- leşenleri olduğu düşünüldüğünde Kızılayın insani yardım ekosiste- minde etkileşime girdiği aktörlerin çeşitliliği görülmektedir. Kızılay, çalışmalarının tamamını uluslararası kabul görmüş yasal ve etik çerçeve dâhilinde yürütmektedir. Ulusal Kızılay ve Kızılhaç der- neklerinin bulundukları ülkede kamu otoritelerinin yardımcısı rolü de dikkate alındığında Kızılay ve kültürel diplomasi konusunun kü- resel ve yerel boyutu ayrıca görülmektedir. Türk Kızılay, 7 temel ilke doğrultusunda son 10 yıl içinde 138 farklı ülkede insani yardım çalışması yürütmüştür. İş birliği içinde oldu- ğu paydaşlarla karşılıklı öğrenme prensibiyle hareket eden Kızılay, bu sayede çok farklı tecrübeler edinmiş ve tecrübelerini uygun plat- formlarda paylaşmıştır. Uluslararası insani yardım çalışmaları Kızılayın 7 temel ilkesi olan insanlık, bağımsızlık, tarafsızlık, ayrım gözetmeme, gönüllü hizmet, birlik ve evrensellik prensipleri çerçevesinde ve insani yardım stan- dartları temel alınarak yürütülmektedir. Bu yönüyle bu çalışmalar- daki esas amaç, kültürel diplomasi faaliyeti yürütmenin ötesinde insan ızdırabını dindirmektir. Ancak zikredilen çalışmaların doğal sonucu olarak kültürel diplomasi kapsamında değerlendirilebilecek çıktılar ürettiği aşikârdır. Kaynakça Ceylan, E. (2020). Kültürel Diplomasi. A.R. Usul ve İ. Yaylacı (edt.), Dönüşen Diplo- masi ve Türkiye içinde (s. 326). İstanbul: Küre Yayınları. http://hilali-ahmer-mecmualari.kizilay.org.tr/1/6/ https://www.kizilay.org.tr/Haber/HaberArsiviDetay/4563 https://www.youtube.com/watch?v=3kpAPrwcxMY TÜRK KIZILAYIN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 315 http://kizilaytarih.org/makale-tez/mk009.pdf http://kizilaytarih.org/yayinlar.html Institute for Cultural Diplomacy. ICRC, The International Red Cross and Red Crescent Movement, https://www.icrc. org/en/who-we-are/movement, [Erişim 17/05/2021]. ICRC, The Fundamental Principles, https://www.icrc.org/sites/default/files/topic/ file_plus_list/4046-the_fundamental_principles_of_the_international_red_cross_and_ red_crescent_movement.pdf, [Erişim 30/05/2021]. ICRC, Who We are / History, https://www.icrc.org/en/who-we-are/history, [Erişim 17/05/2021]. ICVA, Learning Stream: Navigating the Nexus, https://reliefweb.int/sites/reliefweb. int/files/resources/ICVA_Nexus_briefing_paper%20%28Low%20Res%29.pdf, [Erişim 10/06/2021). IFRC, Who We are, https://www.ifrc.org/en/who-we-are/, [Erişim 17/05/2021]. UNDP, Küresel Amaçlar, https://www.kureselamaclar.org/, [Erişim 03/06/2021]. UN OCHA (2006), “What are Humanitarian Principles”, https://www.unocha.org/ sites/dms/Documents/OOM-humanitarianprinciples_eng_June12.pdf, [Erişim 30/05/2021] 316 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 317 AFAD’ın Kültürel Diplomasi Çalışmaları 10 318 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 319 K üreselleşmenin ulaşım ve iletişim teknolojilerinde ortaya çıkardığı yeni gelişmeler, ekonomik anlamda sadece mal ve sermaye hareketliliği ile sınırlı kalmamış, toplumlar arasında yeni birtakım sosyal ve kültürel ilişkilerin de oluşmasına neden olmuştur. İçinde yaşanılan bilgi toplumu çağın- da, özellikle iletişim teknolojilerinin çeşitlenmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni dijital platformlar, insanların birbirlerinden hem haber- dar olmalarına hem de birbirlerini etkileme gücüne ulaşmalarına ve yoğunlaştırdıkları bu ilişkiler ağı sayesinde yaşadıkları ülkelerin dış politikalarını dahi şekillendirebilecek bir potansiyelin ortaya çıkma- sına yol açmıştır. Bu açıdan küresel dünyanın mottosu olan mal ve sermayenin serbest dolaşımı ilkesi, milletler arası ilişkilerde kültürel ilişkiler ağının da doğmasına vesile olarak ulus devletleri adına “yu- muşak güç” denilen yeni bir dış politika kavramıyla tanıştırmıştır. Yumuşak güç kavramının en iyi örneği ise kültürel diplomasi olup kültür, değerler ve fikirler yoluyla ikna etme yeteneği anlamına gelen bu kavram, artık fetheden veya zorlayan “askerî güç ya da sert güç” kavramlarının yerine kullanılmaya başlamıştır (Schneider, 2005, s. 147). Bu açıdan günümüz bilgi ve akıl çağında bir ülke için yumuşak güç unsurlarının hem nicelik hem de nitelik itibarıyla oluşturduğu önem ve önceliğin artık tartışma konusu olmaktan çıkarak ülkeler A F A D ’ ı n K ü l t ü r e l D i p l o m a s i Ç a l ı ş m a l a r ı 10 Giriş 1 Dr., İçişleri Bakanlığı-AFAD Başkanlığı, Başkan Yardımcısı, bbozkurtonder@gmail.com, ORCID ID: 0000 0003 1152 3096 Önder Bozkurt 1 320 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM arası ilişkilerde genel bir toplumsal kabule doğru evrildiğini söyle- mek yanlış olmayacaktır. Konuya Türkiye açısından bakıldığında ise kültürel diplomasinin özel- likle son dönemde etkili ve ağırlığı hissedilen kuruluşları arasında yer alan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı-TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı-YTB, TÜRKSOY, Yunus Emre Enstitü- sü, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Türkiye Maarif Vakfı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türk Hava Yolları (THY), Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), Kızılay gibi önemli kuruluşların yapmış oldukları çalışmalar bağlamında uluslararası alanda adların- dan sıkça söz edildiği görülmektedir. Yine Türkiye açısından devlet eliyle kurulan ve faaliyet yürüten bu kurum ve kuruluşların yanı sıra son dönemde teknolojik gelişmelerin de etkisiyle kitlelere ulaşma im- kân ve kabiliyetleri artan sivil toplum kuruluşları ve özel işletmelerin de ülkenin yumuşak güç unsurları arasında sayılmasının ötesinde, mevcut varlıklarından neredeyse vazgeçilmez ve görmezden geline- mez bir boyut kazandıklarına da şahit olunmaktadır. Hatta kamu diplomasisi ve kültürel diplomasi açısından sivil toplum kuruluşlarının giderek aratan rollerinin burada özel olarak belirtil- mesi gerekmektedir. Küreselleşmeyle küçülen dünyada sivil toplum aktörleri ve kuruluşları (STK’lar) giderek daha fazla çaba göstermek- te, daha fazla etki alanı oluşturarak kamuoyunda daha önemli hale gelmeye başlamaktadırlar. Dünya ölçeğinde yaşanan tüm bu geliş- melerde şüphesiz ki Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile birlikte demok- ratik değerlerin ve fikirlerin insanlar arasında iletilmesi ve bunun bir ihtiyaç olarak toplumun her düzeyindeki insanlar tarafından her zamankinden daha büyük bir şekilde talep edilmesinden kaynaklan- dığı (Michalski, 2005, s. 156) görülmektedir. Bu çerçevede yeri gelmişken vurgulanması gereken en önemli nokta ise yukarıda adlarından söz edilen kurum, kuruluş ve işletmelerin ortaya çıkmasına ve küresel ölçekte adlarından söz edilmesine kay- naklık teşkil eden temel parametrenin doğru teşhis edilmesi gerek- tiğidir. Türkiye’de 2000’li yılların başından bu yana genel anlamıyla sosyal, ekonomik ve demokratik gelişimin ve bunların doğal bir yan- sıması olan artan refah seviyesinin bu gelişimde inkâr edilemez bir payı bulunduğunu belirtmek, sözü edilen bu parametrenin gerçekçi bir açıklaması olacaktır. AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 321 Girişimci ve İnsani Dış Politika Temelinde Dünya Genelinde Yaşanan Afetlerde AFAD’ın Yürütmüş Olduğu Müdahale Ça- lışmaları ve Sürdürülen İnsani Yardım Faaliyetleri İnsani yardım yoluyla kişiler arası bağlar inşa etmek, kamu diploma- sisi için bir başka destekleyici faaliyet teşkil etmektedir. Bu açıdan AFAD’ın faaliyetleri, Türkiye’nin insani yardımdaki küresel duruşu açısından kesinlikle olumlu sonuçlar vermiştir (Atcı, 2019, s. 103). Bu bağlamda kamu diplomasisinin bir alt bileşeni olan ve yukarıdaki başlıklarda daha geniş olarak ele alınan kültürel diplomasi alanı ile doğrudan ilişkilendirilebilecek olan AFAD Başkanlığının farklı coğ- rafyalardaki afetlere müdahale ve insani yardım çalışmalarının son yıllarda ciddi olarak artış gösterdiği görülmektedir. Aşağıdaki başlık- larda ele alındığı üzere AFAD, dünyanın farklı kesimlerinde oluşan her türlü afet durumları ile insani krizlere müdahale etmekte ve bu açıdan Arnavutluk’tan Nijerya’ya, Irak’tan Hırvatistan’a, Filistin’den Mozambik’e, Somali ve Sudan’dan Pakistan’a, Etiyopya’dan Panama ve Honduras’a, Afganistan’dan Yemen’e, Sırbistan’dan Bangladeş ve Cibuti’ye kadar dünyanın farklı kesimlerindeki mazlum ve zorda kalmışlara insani yardımlar ulaştırmaktadır. Bu çalışmanın sınırları içinde özet olarak AFAD Başkanlığının yürütmüş olduğu çalışmaları ülke isimleri bazında şu şekilde açıklamak gerekirse; Arnavutluk: 26 Kasım 2019 tarihînde meydana gelen deprem ne- deniyle AFAD Başkanlığından 17 personel, UMKE’den 6 ve Anadolu Ajansından 2 olmak üzere toplam 25 personel afet bölgesinde arama kurtarma ve insani yardım çalışmalarına katılmıştır. Tedarik edilen 1.000 gıda kolisi Fush Mamurras (223), Droje (70), Shperdhet (148), La- gja Demokracia (76), Zheje (120), Gjorm (150), Laç (113) ve askeri üstte kalan ailelere (100) ulaştırılmıştır. Ayrıca 03.12.2019 tarihînde gönde- rilen ekibi almaya gelen uçakla getirilen 120 adet aile tipi çadır Manez (20), Vora (30), Durres (30), Kurbin (20), Kruja (20) bölgelerinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. Ayrıca karayolu üzerinden tırlarla 300 adet çadır (1.050.000 TL/177.966 USD) 08.01.2020 tarihînde gönderilmiştir. 21 Eylül 2019 tarihînde Arnavutluk’un Durres şehrinin 30 km kuze- yinde 5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Depremden etkilenen insanların barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıy- la 480 adet çadır yollanmıştır. Bu faaliyet için nakliye bedeli dahil 1.762.600 TL harcanmıştır. 322 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 1-5 Aralık 2017 tarihlerinde meydana gelen sel afetinden etkilenen kişilerin giyim ve gıda ihtiyacını gidermeye yönelik Türkiye’den te- min edilen 2 TIR (15.087 adet) giyim malzemesi ve yerelden temin edilen 1.300 gıda kolisi yardımında bulunulmuştur. Bu faaliyet için 110.000 TL harcanmıştır. Şubat 2015’te meydana gelen sel felaketi sebebiyle 184.760 TL de- ğerinde (yaklaşık 76.095 USD) 1.700 gıda kolisi, AFAD Başkanlığı ve Ankara İl AFAD Müdürlüğü’nden 4 personel ile afetten etkilenen bölgelere ulaştırılmıştır. Ağustos 2012’de meydana gelen orman yangını sebebiyle 2 yangın söndürme uçağı gönderilmiştir. Ocak 2010’da meydana gelen sel felaketi sebebiyle 64 bin TL değe- rinde (yaklaşık 43.445 USD) 7,2 ton gıda, ilaç ve tıbbi malzeme ile 20 adet su pompası gönderilmiştir. Sel felaketinden etkilenen 3.800 kişi güvenli bölgelere tahliye edilmiştir. Cibuti: 2020 yılı Şubat ayında Büyükelçilik vasıtasıyla Cibuti’ye 420 adet çadır ve bunun yanı sıra insani yardım malzemeleri ulaş- tırılmıştır. Bu faaliyet için 202.444 TL harcama yapılmıştır. Ayrıca Cibuti’de 21 Nisan’da 3’ü çocuk 8 kişinin yaşamını yitirdiği yağan şid- detli yağmur nedeniyle selden etkilenen 110 bin kişiye ve yardıma muhtaç insanlara yardım etmek amacıyla 140 adet gıda kolisi ile 140 adet hijyen paketi gönderilmiştir. Bu faaliyetler için toplam 242.039 TL’ye karşılık gelen 37.179 Amerikan doları tutarında ayni yardımda bulunulmuştur. Özbekistan: Mayıs 2020 tarihînde Özbekistan’ın Taşkent iline 150 km uzaklıkta bulunan Sırderya bölgesindeki Sardoba Barajı’nın kazık duvarlarından su sızıntısı meydana gelmesi sebebiyle Qurghontepa köyü su altında kalmış olup alınan önlemler kapsamında bölgedeki 3 köyden toplam 11.598 kişinin tahliyesi sağlanmıştır. Meydana gelen baraj kazası sebebiyle 205.665 TL’ye karşılık gelen 30.000 Amerikan doları tutarında nakdî yardım gönderilmiştir. Haziran 2010’da Kırgızistan’daki iç karışıklıklar sebebiyle Özbekis- tan’a gerçekleşen nüfus hareketinin etkilerini giderme faaliyetlerine destek olmak amacıyla 90 bin TL değerinde gıda ve temizlik malze- mesi 1 kargo uçağı ile gönderilmiştir. AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 323 Pakistan : 2018 yılında Pakistan’daki yardıma muhtaç insalara Kızı- lay iş birliği ile 500 adet gıda kolisi dağıtılmıştır. Yardımın maliyeti 42.000 TL’dir (9.989 USD). Ağustos 2010 tarihînde meydana gelen sel felaketi sebebiyle ilk aşa- mada Pakistan afetzedelerinin acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere 10.000.000 ABD doları (15.000.000 TL) nakit yardımda bulunul- muştur. Ayrıca Başbakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TRT’nin açtığı yardım kampanyaları sonucunda 206.000.000 TL yardım top- lanmıştır. Türk Kızılayı da Pakistan’da binlerce kişiyi barındıracak Mevlana evleri kurmuştur. Sel bölgesine gıda, çadır, battaniye, mut- fak seti, ilaç ve Mevlana evleri gibi muhtelif malzemelerden oluşan toplam 14.170 ton insani yardım malzemesi bölgeye ulaştırılmıştır. Söz konusu malzemelerin değeri ulaşım masrafları dâhil 91.828.000 TL’ye ulaşmıştır. Bu malzeme 21 kargo uçağı, 586 TIR ve 10 trenle (161 vagon) bölgeye intikal ettirilmiştir. Böylelikle Türkiye tarafın- dan Pakistan’a gönderilmiş olan ayni ve nakdî yardımların toplamı 106.828.000 TL’ye ulaşmıştır. Afet bölgesinde ortaya çıkan salgın hastalıklarla mücadelede kullanılmak üzere gönderilen ilaçları böl- geye taşıyan Genelkurmay Başkanlığınca tahsis edilen C-130 tipi as- kerî kargo uçağı bölgede yaklaşık iki ay süreyle kalarak insani yar- dımların Pakistan içindeki nakil ve dağıtımını sağlamıştır. Biri Sindh Eyaletindeki Khairpur’da, diğeri ise Sindh Eyaleti sınırına yakın Belucistan Eyaleti’ndeki Dera Murad Jamali’de olmak üzere 2 Sah- ra Hastanesi kurulmuştur. Her bir hastanede, 31’er kişilik toplam 62 personelden oluşan sağlık ekibi görevlendirilmiştir. 2010 Ağustos ayında meydana gelen sel felaketi sonrası insani yar- dım çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanlığınca sağlanan 1.100 m3 hacminde ve 121 ton ağırlığındaki tıbbi malzeme Genelkurmay Başkanlığı ve THY’ye ait kargo uçaklarıyla ihtiyaç sahiplerine ulaş- tırılmıştır. Zekât Dağıtım Projesi kapsamında 46.000 ailenin ihti- yaçlarının karşılanmasına yönelik İnsani Yardım Malzemesi tırlar vasıtasıyla Pakistan makamlarına teslim edilmiştir. 4 Mart 2011 tarihînde Dubai’de düzenlenen “Pakistan Appeal” başlıklı etkinlik marjında 35.000 ABD doları bağışta bulunulmuştur. Sağlık Bakan- lığı tarafından Dera Murad Jamali ve Khairpur kentlerinde kurulan sahra hastaneleri, tıbbi malzemesi ve ekipmanıyla birlikte Pakistan’a hibe edilmiştir. Türk Kızılayı tarafından 9 Mayıs 2011 tarihînde TH- 324 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Y’ye ait bir kargo uçağı ile 50 tonluk kuru gıda malzemesi Karaçi’ye gönderilmiştir. Pakistan’ın kuzeybatısında bulunan FATA bölgesinde, sürdürülen operasyonlar sebebiyle, yerlerinden edilmiş kişilere verilmek üzere Türk Kızılayınca temin edilen battaniye, kışlık kıyafet, gaz sobası ve 11 tonluk kuru gıdadan müteşekkil insani yardım malzemesi Türki- ye Cumhurbaşkanı’nın 30 Mart – 1 Nisan 2010 tarihleri arasında söz konusu ülkeye ziyaretleri öncesinde, AFAD Başkanlığı koordinasyo- nunda Pakistan’a gönderilmiştir. Fiji: 8 Nisan 2020 tarihînde meydana gelen Harold Kasırgası’ndan Fiji de etkilenmiş ve Fiji’nin Türkiye’den yardım talep etmesi üzeri- ne Harold Kasırgası’ndan etkilenen Fiji’ye 68.555 TL’ye karşılık gelen 10.000 Amerikan doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. 17 Aralık 2020 tarihînde Yasa Fırtınası’ndan Fiji Cumhuriyeti de etkilenmiş, fırtınanın beraberinde getirdiği şiddetli seller tüm kıyıları ve düşük rakımlı alanları etkilemiş ve 24.000 kişi bu durumdan zarar görmüş- tür. Adı geçen ülkeye 10.000 ABD doları tutarında yardım gönderil- miştir. Filipinler: Mindanao Adası’nın (Filipinler) merkez ve güney bölge- lerinde (Müslüman Mindanao’da Bangsamoro Özerk Bölgesi-BAR- MM ve Filipinler Devlet Başkanı Rodrio Roa Duterte’nin memleketi olan Davao Bölgesi) 16, 29 ve 31 Ekim 2019 tarihlerinde 6,3-6,6 bü- yüklüğündeki depremler dolayısıyla 21 kişinin ölmesine, 432 kişinin ise yaralanmasına sebep olmuştur. Afetten etkilenenlerin sayısının 146.745 kişiye (35.661 aile) ulaşmış olup bu kapsamda, meydana ge- len deprem sonrası ülkeye 212.187 TL’ye karşılık gelen 30.000 Ameri- kan doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. Lübnan: 4 Ağustos 2020 tarihînde meydana gelen patlama sonra- sı 750 gıda kolisi dağıtılmış ayrıca Sayda Türk Hastanesinin yazı- lım ihtiyacının karşılanması için nakdî yardımda bulunulmuştur. Lübnan’daki patlama sonrası operasyonel bedel dahil 409.000 ABD doları tutarında nakdî harcama yapılmıştır. Beyrut Büyükelçiği ara- cılığıyla 29 Ocak 2021 tarihînde Lübnan-Trablus’ta halkın içinde bulunduğu zor durumda, mevcut gerginliğin azaltılabilmesini temi- nen, Türkiye’den talep edilen gıda yardımı Trablus’a ulaştırılmış ve 40.000 ABD doları tutarında yardım gönderilmiştir. AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 325 Çad: Ülkede yaşanan sel afeti sonrasında 40.000 ABD doları tutarın- da nakdî yardım yapılmıştır. Nijer: Yaşanan sel afeti sonrasında 40.000 ABD doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. Honduras: Yaşanan kasırga sonrasında 20.000 ABD doları tutarın- da nakdî yardım yapılmıştır. Gueatemala: Yaşanan kasırgası afeti sonrasında 20.000 ABD doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. Panama: Yaşanan kasırga sonrasında 40.000 ABD doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. Etiyopya: Yaklaşık 100 milyon nüfusa sahip ve barındırdığı 900.000 mülteci ile Afrika’da en fazla mülteci barındıran ikinci ülke konu- munda olan Etiyopya’da, kıtlık ve iç savaş gibi nedenler yüzünden yaklaşık 10 milyon kişi acil insani yardıma ihtiyaç duymaktadır. Özellikle suyun güvenli olmaması, su, sanitasyon ve hijyen hizmetle- rinin düzenli bir şekilde sağlanmaması bölge halkının sağlığını cid- di şekilde tehdit etmektedir. Bu kapsamda 2020 yılı içinde Etiyop- ya’daki yardıma muhtaç insanlara yardım etmek amacıyla 280 adet hijyen paketi THY uçağıyla gönderilmiştir. Bu faaliyetler için toplam 25.447,60 TL’ye karşılık gelen 3.908 ABD doları tutarında harcama yapılmıştır. Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki çatışmalar neticesinde insani krizin ileri bir boyuta taşındığı bölgede 4.5 milyon kişinin acil gıda yardımı- na muhtaç olduğu, Etiyopyalı hükûmet yetkililerinin hemen yardım sağlanmadığı takdirde yüz binlerce kişinin açlıktan öleceğini belirt- mesi üzerine Türkiye’den destek talep etmiştir. Bu kapsamda söz ko- nusu ülkeye 40.000 ABD doları tutarında yardım gönderilmiştir. Somali: Somali’nin Beledweyne bölgesinde yaşanan sel neticesinde 2-27 Kasım 2019 tarihleri arasında AFAD ekibi tarafından 4.800 adet gıda kolisi 17.600 adet klor tableti ( 200.000 USD /1.161.119 TL) dağı- tılmıştır. Somaliland bölgesinde yaşanan kuraklık sonucu 21-23 Eylül 2019 ta- rihleri arasında AFAD insani yardım ekiplerince 100.000 USD tuta- rında 2.125 adet gıda kolisi ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmıştır. 326 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 14 Ekim 2017 tarihînde meydana gelen patlamada 277 kişi hayatını kaybetmiş, 300 kişi yaralanmıştır. AFAD koordinasyonunda 10 ara- ma kurtarma personeli, 27 sağlık personeli ve 3 Türk Kızılayı perso- neli bölgede görevlendirilmiştir. 2017 yılı Haziran ayı içinde 13.000 tonluk yardım gemisiyle Kızılay iş birliğiyle un, şeker, muhtelif gıda malzemesi, muhtelif giyim mal- zemesi, hijyen malzemesi, battaniye, oyuncak, tekerlekli sandalye, halk sağlığı laboratuvarı, vidanjör, ilaç ve tıbbi malzeme Mogadi- şu’ya gönderilmiştir. Bu faaliyetin nakliye bedeli olarak 2.739.361,12 ABD doları (10.582.152,00 TL) ödenmiştir. 2017 yılında Somali’de meydana gelen kıtlık sebebiyle yerelden te- min yöntemiyle Mogadişu, Baidoa, Kismayo, Laascaanood bölgele- rinde 5.446 aileye ve 1.820 öğrenciye gıda kolisi yardımı yapılmıştır. Bu faaliyet için 150 bin ABD doları (547.800 TL) harcanmıştır. Soma- lili askerî öğrencilerin ulaşım masrafları için 300.000 USD (1.031.520 TL) gönderilmiştir. 2016 yılında Türk Kızılayı tarafından temin edilen 5 bin ton şeker ve 6 bin ton un yüklü gemi, AFAD koordinasyonunda gönderilmiştir. Ayrıca, Mogadişu sivil havacılık merkezi yapım işi, Mogadişu yol re- habilitasyonu çalışması, 3 konteyner kadın doğum-çocuk hastanesi, 4 konteyner ekipman-yedek parça, cami için dış cephe kaplama, çini seramik malzemesi nakliye işi faaliyetleri gerçekleştirilmiş olup 2016 yılı faaliyetleri kapsamında 21,2 milyon TL harcanmıştır. Söz konusu faaliyetlerin devamı niteliğinde Türk Kızılayı iş birliğiyle Etiyopya’ya 2.500 ton un ve şeker, Somaliland’a 5.000 ton un ve şeker, Puntland’a 3.500 ton un ve şeker gönderilmiş, 2.692.992 USD (9.606.000 TL) harcanmıştır. 2011-2016 yılları arasında, Somali’ye Türkiye tarafından 21 uçak ve 12 gemi ile toplam 61 bin ton insani yardım malzemesi gönderilmiştir. AFAD Başkanlığı koordinasyonunda Somali’ye yapılan insani yar- dımların toplam bedeli 456 milyon TL’yi aşmış durumdadır. Bangladeş: AFAD Başkanlığı tarafından Myanmar’ın zulmünden kaçıp Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlar için bugüne ka- dar; Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle Arakanlı Müslümanların sağlık ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kamp bölgesinde sahra hastane- si kurulmuş olup Şubat 2018’den itibaren işletimi AFAD Başkanlığı AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 327 tarafından yapılmaktadır. Hastane işletimi kapsamında ilaç ve tıbbi malzeme ödemeleri, hastanenin her türlü bakım, işletim gideri, yerel personel maaşları AFAD Başkanlığınca karşılanmaktadır. Bangladeş’te 2020 yılında, 3.390.775 ABD doları tutarında ayni yar- dımlar yapılmış olup bu bağlamda Bambu barınma evleri, hastane işletimi ve ilaç, tıbbi sarf malzeme gideri, gıda paketleri dağıtımı, yardım malzemesi dağıtımı, çocuk oyun alanları, mescid ve şadırvan yapımı, eğitim ve sağlık altyapı inşaları, pazar yeri yapımı, mesleki eğitim kursları, ulaşım ve lojistik giderleri, konaklama ve diğer sarf harcamaları gibi farklı yardım türlerinde çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bu yardımların detayına bakılacak olunursa; Bangladeş’te Kızılay iş birliği ile 3 adet sağlık ocağı kurulmuş ve 4.570 adet bambu barınağın yapımı tamamlanmıştır. Yapımı tamamlanan bambu evle- rin bulunduğu bölgede kullanılmak üzere 100 adet banyo ve 324 adet tuvalet yapılmıştır. Bambu barınakların bulunduğu alanda 1 adet mescit yapılmış, bölgedeki su ihtiyacının karşılanması amacıyla 11 adet su kuyusu açılmış ve 1 adet çamaşır yıkama ünitesi yapılmıştır. 90.000 gıda kolisi, 20.000 adet AFAD logolu şemsiye, 5.000 oyun- cak, 410 bayramlık, 59.050 battaniye, 8.000 çift terlik dağıtımı yapıl- mıştır. Bunun yanında 2019 yılı Ramazan ayında TİKA iş birliğiyle 6.500 aileye iftar yemeği verilmiştir. Myanmar: Myanmar’ın Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2017 yılında Arakan bölgesinde okul, sağlık tesisi, ticari merkez, yol, vb. yapı projeleri için TİKA he- saplarına 1,4 milyon ABD doları aktarılmıştır. Ayrıca “Çatışmalardan Etkilenmiş Çocuklara ve Ailelerine yönelik Su, Sanitasyon ve Hijyen yardımı projesi kapsamında 1 milyon ABD doları UNICEF Myanmar Ofisi’ne aktarılmıştır. Bu faaliyetler için 8,72 milyon TL harcanmıştır. 2016 yılında Arakan bölgesindeki ihtiyaçlar çerçevesinde TİKA iş birliği ile 500.000 ABD doları (1.766.960 TL) tutarında 16.000 çuval pirinç ve 3.000 kutu sıvı yağdan oluşan insani yardım malzemesi da- ğıtılmıştır. 2015 yılında UNICEF iş birliğinde gıda dışı yardım malzemeleri da- ğıtımına ilişkin proje devam ettirilmiş ayrıca TİKA’nın bambu konut yapma projesi de desteklenmiştir. Bu faaliyetler için 9,55 milyon TL harcama yapılmıştır. 328 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 2014 yılında AFAD Başkanlığı tarafından aktarılan kaynaklarla, Tİ- KA tarafından yürütülen gıda ve gıda dışı malzeme yardımı projesi kapsamında 1.156.351,99 TL, UNICEF ile yapılan “Rakhayn eyaletin- de yerlerinden edilmiş şahıslara acil su, sanitasyon ve hijyen yardımı projesi” kapsamında 1.168.695,61 TL olmak üzere toplam 2.325.047,61 TL harcanmıştır. 2013 yılında, Rohingyalı Müslümanlar için temin edilen gıda ve gıda dışı malzemesi için 418 bin TL harcanmıştır. 2012 yılında Arakan eyaletinde meydana gelen iç karışıklıklar sebe- biyle Türkiye’den 39 ton insani yardım malzemesi gönderilmiş, ala- na gönderilen Türk Kızılayı personeli ile de yerelden temin yoluyla 1.250 ton gıda malzemesi ile 100 bin ABD doları tutarında sıtma ilacı ve sinek teli bağışlanmıştır. Yemen: Kaynaklarda eski çağda Romalıların, “Arabia felix” (Ta- lihli Yemen); Arapların da “Yemenü’l Meymun” (Bereketli Yemen) ve “el-Yemen es- Sa’id” (Mutlu Yemen) dedikleri bölgeyi, milattan takriben 400 sene evvel Heredote, Güney Arabistan’ı dünyanın en zengin memleketi olarak tanıtmıştır. Bu bağlamda Yemen ülkesi bir- çok medeniyete beşiklik etmiş ve uzun yıllar ilim merkezi olmuştur (Bozkurt, 2016, s. 71). Bu bilgiler ile Yemen’in şimdiki hali arasında kıyaslama yapıldığında, yaşanan son gelişmeler akılla izah edileme- yecek boyutlara varmıştır. Bu açıdan Yemen’e ayrı bir başlık açılması gerekmekte olup AFAD Başkanlığınca da özellikle 2019 yılında sür- dürülen insani faaliyetlerde önemli artışlar olmuştur. Şöyle ki Ye- men’deki mevcut durum, dünyanın en dramatik insani krizi olarak nitelendirilmekte ve sürekli olarak kötüye gitmektedir. Bu sebeple, Yemen halkının mümkün olan bütün yardımlara ihtiyacı bulun- maktadır. 28 milyon nüfuslu ülkede 24 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda olup binlerce çocuk yetersiz beslenme ve tedavi edilebilecek hastalıklardan vefat etmektedir. Ülkedeki altyapının neredeyse tamamı yok edilmiştir. Bu doğrultuda AFAD tarafından Yemen’de insani yardım malzemesi dağıtımlarına ek olarak sağlık kümesine hizmet veren mobil klinikler projesi yürütülmüş ve binler- ce yardıma muhtaç kişiye sağlık hizmeti verilmiştir. 2020 yılında Yemen’de devam eden savaş ortamı sebebiyle insani yardıma muhtaç halka yardım etmek amacıyla Ramazan Bayramı AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 329 öncesinde 6.000 adet gıda kolisi dağıtılmıştır. Bu faaliyet için toplam 1.313.000 TL’ye karşılık gelen 192.000 ABD doları tutarında harcama yapılmıştır. İnsani yardıma muhtaç halka yardım etmek amacıyla 8 Kasım 2019 tarihînde 2.305 gıda kolisi ulaştırılmıştır. Bu faaliyet için 69.150 USD (470.000 TL) harcanmıştır. Ayrıca 15 Mayıs-5 Ağustos 2019 tarih- leri arasında Yemen’e ulaşan AFAD insani yardım ekibi aracılığıyla 28.351 gıda kolisi, 1.170 ton içme suyu, 10.000 adet sıcak yemek, 2 adet mobil klinik yardımı bölge halkına ulaştırılmıştır. Tüm bu faali- yetler için 982.324,98 ABD doları harcanmıştır. 4 Ocak 2019 tarihînde Yemen’e ulaşan AFAD insani yardım ekibi ara- cılığıyla 7000 gıda kolisi, 640 uyku seti, 850 battaniye ve 1.000 adet okul çantası yardımı bölge halkına ulaştırılmıştır. Tüm bu faaliyetler için 275.292 ABD doları harcanmıştır. Yemen’de yaşanan çatışmalar nedeniyle 2017 yılında AFAD koordi- nasyonunda TMO tarafından hazırlanan 10.000 ton un, Sağlık Ba- kanlığı tarafından sağlanan 2 adet ağır iklim tipi 50’şer yatak kapasi- teli sahra hastanesi ile TİKA tarafından sağlanan 100 adet tekerlekli sandalye 9 Temmuz 2017 tarihînde gemiyle gönderilmiştir. Ayrıca, Yemen’e Türkiye’nin taahhütleri kapsamında UNICEF hesaplarına 1.000.000 ABD doları (3.430.000 TL) aktarılmıştır. 12 Şubat 2016 tarihînde AFAD koordinasyonunda Beşir Derneği, Deniz Feneri Derneği, Dosteli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Hayrat Vakfı, İHH İnsan Hak ve Hürriyetleri Derneği, Türk Kızıla- yı ve Yeryüzü Doktorları Derneği kaynaklı 5.400 ton İnsani Yardım Malzemesini (un, şeker, sıvı yağ, salça, makarna ve pirinç) taşıyan Şefkat Gemisi yola çıkmıştır. İnsani yardım malzemelerinin toplam değeri 1,79 milyon ABD dolarıdır. 2015 yılında Yemen’de meydana gelen iç karışıklık nedeniyle Cibu- ti’ye sığınan Yemenlilere ve Yemen’e yönelik insani yardım faaliyet- leri kapsamında 2.400 gıda kolisi hazırlanmıştır. 200 adedi Cibuti’de dağıtılan gıda kolilerinin kalanı Yemen’e sevk edilmiştir. 3 Ağustos 2015 tarihînde ise 45 ton ağırlığında 2.000 adet gıda kolisi yerinden temin edilmiştir. Gıda kolilerinin toplam maliyeti, nakliye masrafları dahil 652.400 TL’dir (235.000 USD). Ayrıca, bölgeye 6 tonluk yakla- şık 280.000 ABD doları değerinde ilaç sevk edilmiştir. 330 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 21 Aralık 2012 tarih ve 28504 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti Sağlık Bakanlığı ile Yemen Cum- huriyeti Hükûmeti Sağlık Bakanlığı Adına Yemen Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçiliği Arasında Sağlık Alanında Hibe Yapılmasına Dair Anlaşma” uyarınca, AFAD Başkanlığı koordinasyonunda, kargo bedeli dâhil 4.300.000 TL tutarında ve 30 ton ağırlığında Sahra has- tanesi ve donanımı Türk Hava Yollarına ait bir adet uçak ile 7 Ocak 2013 tarihînde Yemen’e gönderilmiştir. Irak: Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Suriye’de terör örgütü unsur- ları ile girilen çatışmada şehit olan Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın bıraktığı vasiyet üzerine Irak Telafer’de kurulacak ve şe- hidimizin isminin verileceği “Şehit Musa Özalkan Kültür Merkezi” projesinin gerçekleştirilebilmesi için Türk Kızılayı ile iş birliği içinde çalışmalar yapılmış olup bu kapsamda 574.659 TL’ye karşılık gelen 100.000 ABD doları tutarında harcama yapılmıştır. Yine Irak’ın Musul/Telafer bölgesinden yüz binlerce insanın yerinden edildiği, yerlerinden edilen insanların hayatlarını göçmen olarak sür- dürmek zorunda kaldığı, Irak içindeki kamplardan biri olan Kerkük yakınlarındaki Yahyava Kampı’nın Irak yetkili makamlarınca kapatıl- dığı ve bahse konu kampta yaşayan 550 ailenin bölgelerine dönmeye zorlandığı, 550 aileden 384’ünün Efgenli (İyaziyye) kasabasına dön- düğü ve birçok ailenin bölgesindeki yıkımlar nedeniyle çadırlarda yaşamak zorunda olduğu belirtilmiş olup yerlerinden edilmiş aileler için AFAD Başkanlığından insani yardım talep edilmiştir. Bu kap- samda Irak’a 40.000 ABD doları tutarında nakdî yardım yapılmıştır. 2019 yılında Hakkâri ilinde kış mevsiminde önceki yıllara oranla da- ha fazla yağışın meydana geldiği ve aşırı yağışlar sebebiyle bir çok yerde hayatın olumsuz etkilendiği, askerî makamlarca, komşu ülke Irak’ta çok zor şartlarda yaşayan ve insani yardıma ihtiyacı olan köy- ler olduğu bilgisi üzerine bölgede gıda kolisi ve temizlik paketlerinin alımı ve bahse konu insani yardım malzemelerinin sınır birliklerine ulaştırılıp ilgili kişilere dağıtılması için 160.000,00 TL ödenek Hak- kâri İl Afet ve Acil Durumu Müdürlüğüne aktarılmıştır. 2018 yılında sınır ötesinde yaşayan köylerde dağıtılmak üzere 20.000 gıda kolisi gönderilmiş olup nakliye masrafları dâhil değeri 2.413.300 TL (519.167,88 USD) tutarında nakdî yardım yapılmıştır. Ayrıca Hak- AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 331 kâri İli Şemdinli ilçesi sınır ötesinde yaşayan insanlar için 103.000 TL (23.411,22 USD) değerinde gıda ve hijyen yardımı Hakkâri İl AFAD Müdürlüğü aracılığıyla gönderilmiştir. Aralık 2017 yılında Irak-İran sınırında meydana gelen 7,2 büyüklü- ğündeki deprem sonrasında 10 arama-kurtarma personeli, 10 sağlık personeli, 320 battaniye ve 1.380 çadır Genelkurmay Başkanlığına ait askerî uçakla bölgeye sevk edilmiştir. 2016 yılında Irak’tan Türkiye’ye yönelik göçü yerinde durdurmak amacıyla 1.500 adet 28 m² büyük AFAD aile çadırı, 50 adet WC kon- teyneri, güneş panelleri ve aparatları, 50 adet duş konteyneri, güneş panelleri ve aparatları ve 50 adet çok amaçlı çadır Erbil’e gönderil- miştir. Bu faaliyetler için 7.500.000 TL harcanmıştır. Haziran 2014’te Musul’da meydana gelen kriz sebebiyle 12 Haziran 2014 tarihînde AFAD koordinasyonunda insani yardım malzemesi gönderilmeye başlanmıştır. İnsani yardım faaliyetleri kapsamında bugüne kadar 1.224 TIR’lık insani insani yardım malzemesi AFAD Başkanlığı koordinasyonunda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üze- re bölgeye sevk edilmiştir. Toplam 34.500 kişi kapasiteli 3 barınma merkezi Kuzey Irak’ta kurulmuştur. Kamp kurulumu, konteyner alı- mı ve nakliyesi, operasyonel giderler ile 12.304 gıda kolisi ve Türk Kızılayı vasıtasıyla 2.000 gıda kolisi, 2.000 mutfak seti, 10.000 batta- niye, 1.920 yatak alımı için 72,4 milyon TL harcanmıştır. Kosova: 19 Eylül 2012 tarihînde trafik kazasında ağır yaralanan üç Kosovalı, Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçakla Türkiye’ye getiri- lerek tedavileri gerçekleştirilmiştir. 30 Eylül 2010 tarihînde Kosova Güvenlik Güçleri bünyesinde Drenas bölgesinde görevli ağır yaralı subay, tedavi edilmek üzere Genelkurmay Başkanlığı ile eş güdüm sağlanarak Türkiye’ye getirilmiştir. Makedonya: 6-7 Ağustos 2016 tarihlerinde meydana gelen selden etkilenen kişiler için 3 TIR ile 500 çamaşır makinası ve 500 mutfak seti ulaştırılmıştır. Nakliye giderleri dâhil, gerçekleştirilen insani yar- dımın bedeli 366.310 TL’dir. 23 Haziran 2014 tarihînde Ramazan ayı münasebetiyle AFAD Baş- kanlığı ve Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2.000 adet kuru gıda yardımı gönderilmiştir. 332 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 12 Ekim 2013 tarihînde Kurban Bayramı’nda dağıtılmak üzere Türk Kızılayı ve AFAD Başkanlığı koordinesinde dağıtılmak üzere 1 TIR ile 200 bin TL değerinde 4,3 tonluk giyim yardımı gönderilmiştir. Bosna Hersek: Mayıs 2014’te meydana gelen sel felaketi dolayısıyla AFAD tarafından görevlendirilen 3 personel ile yerelden temin yo- luyla 105.000 TL (34 bin Euro) değerinde hijyen malzemesi ve ekip- man yardımı yapılmıştır. Türk Kızılayı tarafından 150 bin TL değe- rinde ekipman, hijyen malzemesi, battaniye ve mutfak seti, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 47 personel, motopomp, jeneratör ve araç, TİKA tarafından 45 bin Euro değerinde gıda, hijyen malze- mesi ve ekipman ile GEA, EUFOR, İHH ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gıda, personel ve araç yardımı gönderilmiştir. Temmuz 2010 ve Temmuz 2013 aylarında meydana gelen orman yangınlarına müdahale etmek üzere toplam 3 yangın söndürme heli- kopteri gönderilmiştir. Haziran ve Aralık 2010 aylarında meydana gelen sel felaketleri son- rası 1 kargo uçağı ve 1 TIR ile toplam 229 bin TL değerinde gıda, ba- rınma, vb. insani yardım malzemesi gönderilmiştir. Sırbistan: 2020 yılında dünya genelinde yaşanan Kovid-19 salgı- nından dolayı 2 parti halinde toplamda 200.000 adet tıbbi malze- me (maske) Sırbistan İçişleri Bakanlığına teslim edilmiştir. Bunun 100.000 adeti (2. parti) Sağlık Bakanlığı tarafından AFAD’a hibe edil- miştir. 2014 yılında gerçekleşen sel felaketi sebebiyle 210 bin TL değerinde 800 adet duvar kurutma makinesi yerelden temin edilerek yetkilile- re teslim edilmiştir. 2010 yılında gerçekleşen sel felaketi sebebiyle Sırbistan’a 245 bin TL değerinde 20 ton insani yardım malzemesi gönderilmiştir. Afganistan: Afganistan’da meydana gelen doğal afetler ve Kovid-19 Pandemisi nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçlar, Türk Kızılayı Afga- nistan Delegasyon Başkanlığınca iş birliği içinde toplam bütçesi 3.250.000 TL olan 8.000 adet gıda kolisinden oluşan Gıda Destek Projesi’nin hayata geçirilmesi planlanmış ve bu kapsamda, Türk Kı- zılayı ile Afgansitan’da ortak gerçekleştirilen “Covid-19 Gıda Destek AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 333 Projesi” kapsamında toplam 3.250.000 TL’ye karşılık 446.448 ABD doları tutarında nakdî harcama yapılmıştır. 2018 yılında; Afganistan’da yaşanan sel, su taşkınları, kuraklık ve iç karışıklıklar nedeniyle Herat’ta 10 kg pirinç, 5 lt sıvı yağ, 3 kg toz şeker, 2 kg çay, 2 kg makarna, 3 kg kuru fasulyeden oluşan 50.000 USD (270.425 TL) değerinde 1.100 gıda kolisi ihtiyaç sahiplerine ulaş- tırılmıştır. Kuzey vilayetlerinde ise 10 kg pirinç, 5 lt sıvı yağ, 3 kg toz şeker, 2 kg çay, 2 kg makarna, 3 kg kuru fasulye, 6 lt sudan oluşan 100.000 USD (631.000 TL) değerinde 2.500 gıda kolisi ihtiyaç sahip- lerine ulaştırılmıştır. 26 Ekim 2015 tarihînde Afganistan’ın Badakşan vilayetinde meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki deprem sonrası, AFAD koordinasyonunda 5 ton ilaç muhteviyatından oluşan 136 bin USD değerinde insani yar- dım malzemesi, 2 AFAD personelinin eş güdümünde 2 Kasım 2015 tarihînde Türk Hava Yollarına ait Tarifeli Uçak ile Afganistan’ın Baş- kenti Kabil’e gönderilmiştir. Operasyonun toplam maliyeti 150.000 USD’dir (435.000 TL). Mayıs 2014’te Afganistan’ın Badakşan Vilayeti Abi-Darak köyünde meydana gelen heyelan ve Cevizcan vilayetinde meydana gelen seller nedeniyle bölgeye giden AFAD ekibi tarafından toplam 213 ton 3.000 ailelik gıda yardımı ve 2.400 kişilik giysi yardımı yapılmıştır. Yapılan yardımların toplam değeri 357.000 TL’dir (170.000 ABD doları). Aralık 2011’de bombalı saldırı sonucu yaralanan 4 kişi 4 refakatçisi ile birlikte 1 ambulans uçakla ülkemize getirilerek tedavi edilmeleri sağlanmıştır. Mayıs 2010’da meydana gelen sel felaketi sonrası, 230 bin TL değe- rinde çadır, battaniye ve gıdadan oluşan 11 ton insani yardım malze- mesi Genelkurmay Başkanlığınca tahsis edilen bir uçak ile 17 Mayıs 2010 günü Mezar-ı Şerife ulaştırılmış ve 20 Mayıs 2010 tarihînde tö- renle Cevizcan’daki Afgan makamlarına teslim edilmiştir. Sudan: 2019 yılında Sudan’da yaşanan sel felaketi sonucu diğer ku- rumlarla beraber kaldırılan askerî uçakla 100 adet çadır gönderilmiştir. 2018 yılı 3 Haziran tarihînde Türkiye’den yola çıkan gemi ile 10 bin ton buğday insani yardım gerçekleştirilmiş olup nakliye masrafla- 334 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM rı dâhil değeri 15.248.800 TL’dir (3.112.064 USD). Ayrıca 15.000 ton mazot yardımı yapılmış olup nakliye dahil bedeli 11,1 milyon USD’dir (53.261.188,48 TL). 2016 yılı Haziran ayı başından itibaren devam eden yağışlar sebebiy- le Sudan Hartum Büyükelçiliğimiz hesaplarına 50.000 avroluk nakdî yardım gönderilmiştir. 2013 yılı Ağustos ayında aşırı yağışlar sonucu tüm ülkede meyda- na gelen sel özellikle güneybatı ve güneydoğu bölgelerinde hasara sebep olmuş, 320 bin kişi etkilenmiştir. Battaniye, cibinlik, çadır ve mutfak setinden oluşan 15,5 tonluk 164 bin ABD doları (55.000 ABD doları nakliye bedeli dâhil) tutarındaki insani yardım malzemesi 1 Ekim 2013 tarihînde Türk Hava Yolları uçağı ile gönderilmiştir. Mozambik: Yaşanan terör saldırıları sonrasında ortaya çıkan insani yardım ihtiyacı için 40.000 ABD doları tutarında nakdî yardım yapıl- mıştır. Mozambik’te 23 Ocak 2021 tarihînde başlayan Eloise fırtınası sonrası 6 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmış ve 176.000 kişi de etkilenmiştir. Bu nedenle söz konusu ülkeye 20.000 ABD doları yardımda bulunulmuştur. 2019 yılında Mozambik’in orta kesimlerinde etkili olan ve özellikle liman şehirlerinden Beira’da büyük hasara yol açan İdai Kasırgası ve neden olduğu sel felaketi sonrasında AFAD Başkanlığı koordinasyo- nuyla AFAD, UMKE, AKUT, Anadolu Ajansı ve Türk Kızılay perso- nellerinden oluşan 50 kişilik Türk ekibi ülkeye görevlendirilmiştir. Fırtına ve selden etkilenen insanlar için AFAD tarafından Tica şeh- rinde 60 ailenin yaşayabileceği çadır kent kurulmuştur. Ek olarak yi- ne AFAD tarafından Beira, Tica, Dondo, Buzi şehirlerinde 1300 gıda ve hijyen kolisi dağıtılmıştır. (Umke tarafından 109 kutu ilaç dağı- tımı, Türk Kızılayı tarafından 50 çadır kurulumu, 825 hijyen kolisi dağıtımı, 200 gıda kolisi dağıtımı yapılmıştır.) Yapılan bu yardım- larla beraber Türk ekibinin Askerî Kargo uçağı ile ülkeye erişiminin sağlamasıyla toplam yardım miktarı yaklaşık 1,2 milyon Amerikan doları olmuştur. 2017 yılında Dineo tropikal fırtınasından etkilenen Inhambane Vila- yeti’nin Maxixe, Malalane ve Mauene yerleşim birimlerinde çok sa- yıda evin kullanılamaz duruma gelmesi nedeniyle 118 aileye barınak AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 335 inşa edilmesi amacıyla inşaat malzemesi yardımında bulunulmuş- tur. Bu faaliyet için 100 bin ABD doları (375.050 TL) harcanmıştır. Filistin: 2020 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdaha- le kapsamında Filistin’e gönderilmek amacıyla AFAD Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak üzere 06.11.2019 tarih, 2019/1745 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi’nden temin edilen 26.000 ton un ve 1.200 ton nohut UNRWA’ya teslim edilmiştir. Bu operasyonun maliyeti 93.206.296 TL’dir. 2018 yılında acil tıbbi yardım çağrısı kapsamında Dünya Sağlık Ör- gütüne 1.200.000 USD (5.365.080 TL) nakdî yardım yapılmıştır. Ay- rıca UNRWA iş birliğiyle 26.000 ton un yardımı gönderilmiştir. Un yardımının nakliye dahil değeri 34.149.690 TL’dir (6.073.416,83 USD). Ramazan Bayramı nedeniyle 20 Haziran 2017 tarihînde içinde 5.000 ton un ile şeker, bisiklet, tekerlekli sandalye, gıda kolisi, giyim malze- mesi ve oyuncak olan 10.000 tonluk insani yardım gemisi Gazze’ye gönderilmiştir. Ayrıca, Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ile iş birliğiyle 15.000 ton un sevk edilmiştir. Bu faa- liyetler için 29,13 milyon TL harcanmıştır. (UNRWA iş birliğinde 2011 yılından bugüne Filistin’e gönderilen un miktarı 73,5 bin tondur.) Ramazan Bayramı’ndan önce 1 Temmuz 2016 tarihînde yaklaşık 25,5 milyon TL değerindeki 10.104 adet oyuncak, 1.500 bebek bezi, 19.155 gıda kolisi, 4.113 ton un, 2.935 ton şeker, 2.030 ton pirinç, 500 ton Ayçiçek yağı, 4 kamyonet ilaç, 100.000 kıyafet ve 20.000 ayakkabı, Lady Leyla isimli yardım gemisi ile Gazze’ye gönderilmiştir. Kurban Bayramı’ndan önce 2 Eylül 2016 tarihînde 14.100.000 TL de- ğerindeki 296.230 parça giyecek, 1.000 adet bisiklet, 10.000 çift ço- rap, 100.000 adet okul çantası ve kırtasiye seti, 512 takım Anaokulu seti, 1.288 ton un, 170 ton pirinç, 64 ton şeker, 95 ton yağ, 20 adet klima, 100 adet tekerlekli sandalye, 350.000 adet bebek bezi, 3 kon- teyner yatak, 2 konteyner gıda kolisi, Eclips isimli gemi ile Gazze’ye gönderilmiştir. Devam eden elektrik kesintileri sebebiyle 13 hastane ve 54 sağlık mer- kezinde kullanılan jeneratörlerin yakıt ihtiyacının karşılanması için 336 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 1,5 milyon USD Dünya Sağlık Örgütüne aktarılmıştır. Türk Kızılayının projesi El Emel Yetimhanesi Destekleme Projesi ile yetimlerin yıllık gıda ve giyim ihtiyaçları, Şecaiye bölgesinde 1 yıl boyunca 4 kez 3’er aylık gıda ve hijyen paketi dağıtımı, Şecaiye bölgesinde evlerini kay- beden aileler için 1 yıl boyunca kira yardımı, içerik detayları Filistin Sağlık Bakanlığı ve Filistin Kızılayı ile belirlenecek muhtelif sağlık projeleri, Filistin Kızılayı Gazze Al Kuds Hastanesi Destekleme Proje- si, Filistin Kızılayı Afet Yönetim ve Lojistik Merkezi İnşaatı projeleri- nin fonlanması kapsamında 20.288.721 TL ödeme yapılmıştır. 2015 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdahale kapsa- mında Filistin’e gönderilmek amacıyla AFAD Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak 4.086.000 USD tu- tarında 15.000 ton un gönderilmiştir. 2014 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdahale kapsa- mında Filistin’e gönderilmek amacıyla Başkanlığımız ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak 6.255.000 USD tuta- rında 15.000 ton un gönderilmiştir. 8 Temmuz 2014 tarihînde Gazze Şeridi’ne yönelik başlatılan hava ve deniz saldırıları nedeni ile AFAD Başkanlığı tarafından 1,5 milyon dolarlık tıbbi yardım bedeli Dünya Sağlık Örgütüne gönderilmiştir. Ayrıca AFAD Başkanlığınca tedarik edilen 445.300 USD değerinde 10.000 gıda kolisi ile TOBB’un 1.000 gıda kolisi Gazze’de dağıtılmak üzere UNRWA iş birliğinde İsrail’e gönderilmiştir. 2013 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdahale kapsa- mında Filistin’e gönderilmek amacıyla AFAD Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak 6.610.000 USD tuta- rında 10.000 ton un gönderilmiştir. 2012 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdahale kapsa- mında Filistin’e gönderilmek amacıyla AFAD Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak 6.610.000 USD tuta- rında 12.500 ton un gönderilmiştir. AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 337 2011 yılında Filistin’de devam eden insani krize müdahale kapsa- mında Filistin’e gönderilmek amacıyla AFAD Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) iş birliğinde dağıtımı yapılmak 3.861.132 USD tuta- rında 6.000 ton un gönderilmiştir. Mayıs 2010 tarihînden itibaren Filistin’e 22,5 milyon TL nakdî yar- dım, 5 uçak ve 106 TIR ile 11 milyon TL değerinde insani yardım gönderilmiştir. Farklı tarihlerde denizyoluyla tüm giderler dâhil 29,5 milyon TL değerinde 28.500 ton un gönderilmiştir. 2009 yılın- da başlatılan yardım kampanyası kapsamında 105 milyon TL bağış toplanmış, su rehabilitasyon projesi, jeneratör hibesi, su kuyusu ve kanalizasyon pompası inşaatı, ilaç ve tıbbi malzeme alımı, hastane hakediş ödemesi, üniversite ekipman ve kitap hibesi, yıkılan camile- rin bakım ve onarımı çerçevesinde toplanan bağış harcanmıştır. Ay- rıca Mavi Marmara olayı sonrası 20 vatandaşımız, 470 gönüllü ve 9 cenaze ülkemize getirilmiş, yaralılar tedavi altına alınmıştır. Libya: Libya’da yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle 2017 yılında ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyacı ortaya çıkması nedeniyle Türk Kızılayı ta- rafından tedarik edilen yaklaşık 1 milyon TL değerindeki ilaç ve tıbbi malzeme AFAD koordinasyonunda Libya Trablus Mitiga Havalima- nına gönderilmiştir. 2011 yılında Libya’da meydana gelen iç karışıklıklar sebebiyle 3.197 ton insani yardım malzemesi gönderilmiştir. 575 yaralı, 264 refakat- çisi ile birlikte Türkiye’de tedavi altına alınmıştır. Madagaskar: Madagaskar genelinde Ocak 2021 itibariyle Kovid-19 vakalarında artış görüldüğü, salgında ikinci dalganın yaşandığı, hastanelerde kapasite yetersizliği ve su kesintisi şeklinde altyapı sorunlarının bulunduğu, ayrıca ülkenin güneyinde kuraklık ve gıda yetersizliğinin baş gösterdiği belirtilmektedir. Bu nedenle adı geçen ülkeye 40.000 ABD doları tutarında yardım gönderilmiştir. Nepal: 25 Nisan 2015’te başkent Katmandu’ya 77 km uzaklıkta, 7.8 büyüklüğünde ve 15 km derinlikte meydana gelen deprem sebebiyle AFAD Başkanlığından 3 personel, İstanbul AFAD Müdürlüğünden 25 personel ve 10 UMKE personeli bölgeye sevk edilmiştir. AyrıcaTürk Kızılayı 4, GEA 15, İHH 13, Yeryüzü Doktorları 3 ve AKUT ise 20 kişi ile bölgedeki çalışmalara destek vermiştir. İnsani yardımlar kapsa- 338 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM mında, AFAD Başkanlığınca 814 bin TL (301.700 USD) değerinde ilaç ve tıbbi malzeme, hijyen malzemesi ve gıda ile Türk Kızılayı tarafın- dan 1.000 battaniye ve 320 gıda kolisi gönderilmiştir. 12 Mayıs 2015 tarihînde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki ikinci deprem sonrası bölgeye 198 bin TL (76.260 USD) değerinde, ilaç ve gıda malzemesi ile gıda gönderilmiştir. Yukarıda tafsilatlı bir şekilde açıklandığı üzere, mazlum ve mağdu- run yanında olmayı tarihten bugüne ilke edinen ve bunu medeniye- tinin omuzlarına yüklediği bir sorumluluk olarak addeden Türkiye; Kızılay, AFAD ve TİKA gibi aracı kurumlarla dış insani yardımları bir başka deyişle insani diplomasi çalışmalarını en yoğun şekilde sür- dürmektedir. Yine bu minvalde olmak üzere kamu/insani diploma- sinin son örneğini oluşturan ve Mart 2020 tarihînden bu yana Ko- vid-19 genel salgın döneminde Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı, NATO gibi kurumlar aracılığıyla ve yine Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve AFAD gibi kurumları eliyle sağlık alanında yaptığı dış yardımlar da (Tuncer, 2020, s. 445) kültürel ve insani diplomasi alanında yü- rütülen önemli birer başarı hikâyesi olarak tarihteki yerini almıştır. Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan “Koronavirus Salgınındaki Rol ve Vizyonumuz” başlıklı raporda (http://www.mfa.gov.tr/data/ pandemi/koronavirus-salginindaki-rol-ve-vizyonumuz-6-11-2020. pdf); Dışişleri Bakanlığının salgınla mücadele kapsamında, yaban- cı ülkelerden taleplerin alınması, değerlendirilmesi ve yönlendiril- mesiyle tedarikinde Sağlık Bakanlığı ve diğer kurumlarla güçlü bir iş birliği içinde çalışıldığı, bugüne kadar 158 ülkeden farklı nitelik- te (malzeme hibesi, nakdî yardım, satış/ihracat izni) yardım talebi alındığı, şu ana kadar 155 ülkeye yardım yapıldığı belirtilmektedir. Yardım talepleri içinde 48 ülkeyle Afrika kıtasının başı çektiği, bunu sırasıyla, Avrupa (41 ülke), Asya (33 ülke), Amerika (21 ülke) ve Ok- yanusya (15 ülke) ülkelerinin izlediği, adı geçen bu ülkelerin yanı sı- ra, uluslararası kuruluşların da (19 uluslararası kuruluş/bağlı organ) Türkiye’den tıbbi malzeme yardım talebinde bulundukları ve bun- lardan 9’unun (OCHA, UNICEF, PAF, SICA, CARICOM, NATO, IGAD, DSÖ, AGİT) talebinin kısmen veya tamamen karşılandığı ifade edil- miştir. Dışişleri Bakanlığı sağlık ve diğer insani yardım süreçlerinde yer alan başlıca kurum ve kuruluşları sayarken Sağlık, Millî Savunma ve Ticaret Bakanlıkları ile Kızılay, Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 339 (TİKA), AFAD, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Türk Hava Yollarını ayrıca zikretmiştir. Yine söz konusu raporda, salgın koşullarında gıda güvenliği sorunu yaşayan ülke ve bölgelere gıda yardımlarının da yapıldığı ve yaşlılar, engelliler, kimsesiz çocuklar gibi dezavantajlı gruplara yönelik özel yardım programlarının gerçekleştirildiği, bu bağlamda Bangladeş, Etiyopya, Kenya, Pakistan, Sudan, Suriye, Tunus ve Yemen’de yerle- rinden edilmiş kişiler, mülteciler ve göçmenlere; Bangladeş’te sokak çocuklarına, Gine’de engellilere ve yetim çocuklara, Güney Sudan’da yetimhanedeki çocuklara, Kazakistan’da görme engellilere, Kenya’da yetim çocuklara, KKTC’de engellilere, Romanya’da engelli ve kim- sesiz çocuklara, Moğolistan’da Çocuk Esirgeme yurtlarına, yaşlı ve engelli bakımevlerine, Moldova’da huzurevleri, yetimhaneler, kimse- siz çocuk yetiştirme evleri, evsizler için barınma evlerini kapsayan 15 sosyal yardım merkezine, Mozambik’de kimsesiz çocuk ve yaşlı bakım evlerine, Namibya’da engelli çocuk ve ailelerine, Yemen’de ise kadın sığınma evlerine ve diğer dezavantajlı kesimlere çeşitli yar- dımların yapıldığı ifade edilmiştir. Lauri’nin dediği gibi (Lauri, 2018, s. 4); Norveç, İsveç, İsviçre ve İn- giltere gibi ülkeler tarafından yürütülen insani yardım görüşmele- rinin arkasında jeo-politik, ekonomik çıkar, uluslararası hukuk ve insani değerleri savunma gibi birçok faktör birarada bulunmakta ve bu bağlamda çok boyutlu bir nitelik arz etmektedir. Ancak bu ko- nuda yapılan son araştırmalar ortaya koymuştur ki özel işletme ve dini bağışçıların yanı sıra ortaya çıkan yeni bağışçı devletler ve on- ların dış politikalarında gittikçe örtüşerek gelişen insani diplomasi çalışmaları, insani yardım faaliyetlerinin doğasını ve alanını gittikçe değiştirmektedir. Bu konuda yapılacak yeni araştırmalar ise bölge- sel politik tansiyon ve çatışmalar bağlamında insani yardımlar ko- nusunda uzun dönemdeki etki ve değişimleri ve yardımlara ulaşma konusunda temel zorunlu nedenleri araştırmak zorunda kalacaktır. Burada bir noktanın daha altının çizilmesi gerekmektedir ki o da Türkiye Cumhuriyeti, adına yumuşak güç denilen diplomatik süreç- leri, yukarıda sözü edilen ülkelerin saiklerinden tamamen farklı bir şekilde ve en temelinde dini ve vicdani duygularla yürütmekte olup yapmış olduğu insani yardımları herhangi bir maddi beklenti içinde 340 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM olmadan yerine getirmekte ve bu açıdan “soft power” ya da “smart power” gibi kavramları ortaya atan düşünürlerin arzu ve hayal et- tiklerinin çok ötesinde bir yerde konumlandırmaktadır. Bir sonraki kısımda ele alınacak olan ve Türkiye’nin diğer tüm kurum ve kuru- luşları yanında sadece AFAD Başkanlığı tarafından Suriye özelinde son 10 yılda yapılan insani yardımları dile getirmek, az önce mevzu bahis edilen bu tespit ve değerlendirmelerin en temel kanıtlarından sadece biridir. Suriye: 2011 yılı Mart ayından bu zamana kadar devam eden Suriye krizinde, gerek Zeytin Dalı ve Barış Pınarı, gerekse Fırat Kalkanı ve İdlib Gerginliği azaltma bölgelerinde birçok defa zorunlu göçe tabi tutulan insanlara temel barınma, iaşe, sağlık ve diğer temel insani yardımları AFAD Başkanlığı, diğer kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleriyle iş birliği içinde yürütmektedir. BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre bu süre zarfında 5,5 milyondan fazla Suriyeli ülkesinden göç etmek zorunda kalırken 6 milyondan fazla kişi de ülke içinde yerlerinden edilmiştir. Dünyada en fazla sığınma- cı barındıran ülke olan Türkiye’de ise geçici barınma merkezlerinde kalanlarla birlikte 3,6 milyondan fazla Suriyeli bulunmaktadır (Boz- kurt, 2020, s. 33). AFAD’ın Kızılay başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunu koordine ederek Suriye İdlib özelinde başlattığı insani yardım ve briket evler inşa etme projesinden burada yeri gelmişken söz etmek gerekmektedir. Bilindiği üzere İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde (İGAB) 1 Aralık 2019 sonrası rejim tarafından yapılan saldırılar so- nucunda İdlib’in güneyi ve Halep’in batısından İdlib merkezi ve İdlib kuzeyine doğru ve Zeytin Dalı bölgesine ve Fırat Kalkanı bölgesine yönelik yoğun bir göç hareketliliği yaşanmıştır. İdlib merkezinde ve kırsalında Suriye iç savaşı öncesinde yaklaşık 1.5 milyon kişi yaşa- makta iken iç çatışmaların artması süresince bölge Suriye’nin diğer alanlarından yoğun göç almış olup söz konusu bölgede nüfus yo- ğunluğu yaklaşık 3.8 milyon kişiye ulaşmıştır. İsviçre merkezli ülke içinde yerinden edilmeleri izleme merkezi (IDMC)’nin 2019 yılında yayımladığı küresel raporda, İdlib bölgesinden hem içindeki hem de yakın çevresindeki kamp alanlarında yaşayanlarla birlikte, Suriye içinde en fazla yerinden edilmiş insanın yaşadığı yer olarak söz edil- mektedir (Global Report On Internal Displacement, 2019, s. 24). AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 341 AFAD Başkanlığınca göç eden kişilerin barınma ihtiyaçlarını karşı- lamak üzere yeni kamp alanlarının çalışmaları başlatılmıştır. Göçün ilk evresinde çadır kampların kurulumu yapılmış olup 2020 Mart ayında kararlaştırılan ateşkes ile göç hareketinin durması üzerine bölgede AFAD Başkanlığı koordinesinde ulusal STK’lar ile birlikte briket ev yaşam alanlarının kurulmasına başlanmıştır. Yapımı plan- lanan evlerin altyapı ve kanalizyon hizmetlerinin tamamının AFAD tarafından üstlenildiği İdlib briket evler projesinde Suriyelilerin is- teği doğrultusunda 2 oda, mutfak, banyo, tuvalet ve avlu olarak yak- laşık 40 metrekareye projelendirilen konutların çatılarına 1 tonluk su depoları da yerleştirilmiştir. Briket ev yapılan alanların hepsinde sosyal alanlar düşünülerek projelerde cami, okul, sağlık ocağı ve ida- re binasına da yer ayrılmıştır. Mart 2021 tarihî itibarıyla İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde bu- lunan kamplarda 1 milyon 146 bin 527 kişi yaşamaktadır. İdlib’te ya- şam mücadelesi veren insanların yaralarını sarmak üzere Türk Kı- zılayı ve AFAD’ın yanı sıra Türkiye’deki diğer yardım kuruluşlarının yer aldığı kampanya bizzat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin destek ve yardımları ile hayata geçirilmiş ve Mart 2021 tarihî itibarıy- la 700 milyon lirayı aşkın nakdî bağış toplanmıştır. İdlib kırsalında 124 farklı noktada yapımına başlanan briket evlerin inşasının Mart 2021 tarihî itibarıyla büyük bir kısmı tamamlanmış olup bu kapsam- da yapılması planlanan 52 bin 772 briket evden 27 bin 665’inin inşası bitirilmiştir. Yapımı tamamlanan bu evlere dul, yetim ve engelliler öncelikli olmak üzere 17 bin 553 aile çadırlardan kurtularak yerleş- tirilmiş ve 80 binden fazla kişi ev sıcaklığına kavuşmuştur (https:// www.icisleri.gov.tr/turkiye-umut-oluyor-idlibte-50-bin-briket-e- vin-insaatinda-sona-gelindi). Yukarıdaki geniş bilgi ve açıklamalar ile yapılan değerlendirmelerin ardından sonuç olarak şu yorum ve tespitte bulunulabilir ki Türkiye, AFAD Başkanlığı ile birlikte uluslararası alanda faaliyet yürüten di- ğer kurum ve kuruluşları ile birlikte 5 kıtada 65 ülkede, deprem, sel, kuraklık, kıtlık, yangın ve iç karışıklıklar gibi afet ve acil durumlar- dan etkilenen nüfusa yardım etmek üzere insani yardım çalışmaları gerçekleştirmektedir. 2019 yılı Küresel İnsani Yardım Raporu’na göre Türkiye, gerçekleştirdiği 8,399 milyar ABD doları tutarındaki resmî 342 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM insani yardımla 2017 yılında olduğu gibi 2018 yılında da dünyanın en büyük donör ülkesi olmayı sürdürmüştür. Türkiye ayrıca, aynı yıl millî gelirinin % 0.79’unu insani yardım için ayırarak “Dünya’nın en cömert ülkesi” olmaya devam etmiştir. 2017 yılında bu veriler, sıra- sıyla 8.07 milyar ABD doları ve % 0.85 olarak gerçekleşmiştir (https:// www.aa.com.tr//kuresel-insani-yardim-dunyanin-en-comert-ulke- si-tur). Kültürel ve İnsani Diplomasi Çalışmaları Bağlamında AFAD’ın İş Birliği İçinde Bulunduğu Uluslararası Kuruluşlar AFAD, kurulduğu 2009 yılından bu zamana kadar hem uluslarara- sı kuruluşlar ile sürdürülen ilişkilerde hem de farklı coğrafyalarda yürütülen insani yardımlar konusunda oldukça aktif bir rol almış ve bu açıdan Türk dış politikasında özellikle son dönemde vurgulanan “girişimci” ve “insani diplomasi” hedeflerinde Türkiye’nin yüz akı kurumlarından biri olmuştur. Bu bağlamda AFAD, iş birliği içinde bulunduğu uluslararası kuruluşlar ile gerek kriz ve acil müdahale gereken bölgelerde insani yardım ve ortak proje çalışmalarında bu- lunmakta gerekse bölgesel ve küresel çapta yapılan çalıştay ve or- ganizasyonlara katılım sağlayıp katkı sunarak masa başı insani ve kültürel diplomasi faaliyetlerinin etkin bir şekilde yerine getirilmesi yönünde çaba sarfetmektedir. Bu başlık altında öncelikle AFAD’ın yönetici kadrosunda yer aldığı ya da üyesi olduğu uluslararası ku- ruluşlar konusunda bilgiler verilecek ve ardından AFAD’ın ilişkili olduğu uluslararası kuruluşlar ve uluslararası fonlardan istifade edilerek hayata geçirilen ve tamamlanan projeler hakkında açıkla- malarda bulunulacaktır. Bu başlıkta son olarak AFAD Başkanlığının Türkiye’yi temsilen imzaladığı uluslararası anlaşmalar, mutabakat zaptları, iş birliği protokolleri ve iyi niyet mektuplarından ve katılım sağlanan uluslararası faaliyetlerden söz edilecektir. AFAD’ın Yönetici Kadrosunda Yer Aldığı/Üyesi Olduğu Uluslararası Kuruluşlar 1. Avrupa Afet Risk Azaltma Forumu (EFDRR) - Afet Zararlarının Azaltılmasında Yönetişim ve Hesap Verebilirlik Çalışma Grubu: Yılda 1 kez toplanan bu forum, BM tarafından Avrupa ülkelerinin afet risk azaltmaya yönelik çalışmalarının aktarıldığı bir forumdur. Özellikle “iklim değişikliği”, “yerel düzeyde risk azaltma çalışmaları”, AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 343 “yönetişim” ve “hesap verebilirlik” konuları ile spesifik olarak çalış- maktadır. Formun üyesi ülkelere bakıldığında; Ermenistan, Belarus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, ÇEK Cumhuriyeti, Finlandi- ya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Monako, Hol- landa, Norveç, Polonya, Portekiz, Rusya Federasyonu, Sırbistan, İs- panya, İsveç, İsviçre, Makedonya, Türkiye ve Birleşik Krallık olmak üzere 25 üyesinin bulunduğu görülmektedir. 2. Asya Afet Azaltma Merkezi (ADRC): Asya ülkeleri arasında afet risk azaltma konusunda iş birliğini geliştirme ve Asya kıtasında gü- ven içinde yaşayabilen bir toplum oluşturma misyonuyla 1998 yılın- da Japonya’nın Kobe kenti merkezli olarak kurulmuştur. 22 üye, 4 danışman ülke ve bir gözlemci ajansın katılımıyla kurulan merkezin bugün Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 31 üyesi vardır ve 5 ülke merkeze danışman ülke statüsünde katılmaktadır. Türkiye 2018 yı- lında merkeze üye olmuştur. 3. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) “Acil Durumlar İşbirliği” Çalışma Grubu: Afet ve acil durumlarda iş birliğini güç- lendirmek amacıyla kurulan bu platformda Türkiye 2013-2015 yılları arasında çalışma grubuna başkanlık etmiştir. Türkiye başkanlığında etkili ve verimli bir iş birliğini sağlamak amacıyla bölge ülkelerinin en fazla maruz kaldığı deprem, sel ve fırtına, orman yangını afetleri- ne ilişkin alt çalışma grupları kurulmuştur. Üye ülkelerin sayısı; Ar- navutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan olmak üzere 11’dir. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) “Sismik Risk Uzmanları” Alt Çalışma Grubu ise afet ve acil durumlarda iş birliğini teknik an- lamda güçlendirmek için kurulmuş bir alt çalışma grubudur. Türkiye 2014-2016 yılları arasında çalışma grubuna başkanlık etmiştir. 4. Güney Doğu Avrupa Afet Risklerini Azaltma ve Uyum Prog- ramı (SEEDRMAP): Aralık 2013 itibarıyla Güney Doğu Avrupa Afet Risklerini Azaltma ve Uyum Programı (SEEDRMAP) ile AFAD Baş- kanlığı çatısı altında faaliyet gösteren Planlama ve Zarar Azaltma Daire Başkanlığı “afet risklerini azaltma konusunda iletişim” birimi olmuştur. 5. Güneydoğu Avrupa Afete Hazırlık ve Önleme İnisiyatifi (DPPI SEE): 1999 yılında kurulan Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı’nın (SP 344 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM SEE) bir çalışması olarak 2000 yılında oluşturulan Güneydoğu Avru- pa Afete Hazırlık ve Önleme İnisiyatifi (DPPI SEE), afetlere hazırlık ve bunlarla mücadele alanında bölgesel iş birliğinin daha da gelişti- rilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalara ağırlık vermektedir. Bu platformun üyeleri; Makedonya, Bulgaristan, Türkiye, Moldova, Hırvatistan, Arnavutluk, Slovenya, Romanya, Bosna Hersek, Kara- dağ, Sırbistan’dır. DPPI SEE Genel Sekreterliği Bosna Hersek’te bu- lunmaktadır. 2015 yılında AFAD Başkanlığı ve DPPI SEE iş birliğinde “KBRN Olaylarında Hazırlık, Müdahale ve İyileştirme Aktivitelerine Yönelik İyi Uygulamalar ve Çıkarılan Dersler” konusunda ülkeler arası bilgi paylaşımı amacıyla farklı ülkelerden KBRN uzmanları ve ilk müdahale personelinin katılımı ile bir çalıştay düzenlenmiştir. 6. Avrupa Sismoloji Komisyonu: 2012-2014 yılları arası Avrupa Sis- moloji Komisyonu (ESC) 2’ nci Başkanlık görevi AFAD Başkanlığı ça- tısı altındaki Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilmiş- tir. ESC, Avrupa Deprem Mühendisliği Komitesi ile ortaklaşa 2’ nci Avrupa Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı 24-29 Ağustos 2014 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Bu komisyonun alt bi- rimleri olan Avrupa – Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) ve Avrupa Sismoloji Gözlem Evleri ve Araştırma Tesisleri (ORFEUS)’ne AFAD Deprem Dairesi üyedir. 7. Birleşmiş Milletler Merkezi Acil Durum Müdahale Fonu (CERF-The United Nations Central Emergency Response Fund): CERF, doğal ve insan kaynaklı afetlerden etkilenenlere daha zaman- lı ve tahmin edilebilir insani yardım sağlamak amacıyla, Birleşmiş Milletler Meclisi tarafından 2006 yılında kurulan küresel bir insa- ni yardım fonudur. Her yıl, hükûmetler, bölgesel ve yerel makamlar, özel sektör, vakıflar ve bireyler tarafından ödenen katkılarla destek- lenmektedir. 8. Uluslararası Sismoloji Merkezi (ISC): Uluslararası Sismoloji Merkezi (ISC) UNESCO’nun yardımıyla 1964 yılında kurulmuştur. Tüm ulusal akademiler, kurumlar, bilimsel kuruluşlar veya sivil top- lum kuruluşları ISC üyesi olabilmektedir. AFAD Başkanlığına bağlı Deprem Dairesi ISC’nin üyesidir. Deprem araştırma çalışmaları ile ilgili iş birliği yapılmaktadır. AFAD Başkanlığı Deprem Dairesi, tüm ISC üyeleri gibi meydana gelen depremlerle ilgili katalog, bülten ve deprem istasyonu bilgilerini ISC ile paylaşmaktadır. AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 345 9. Birleşik Sismoloji Araştırma Enstitüleri (IRIS): Ulusal Bilim Kurumu’nun desteğiyle 1984 yılında kurulan IRIS, sismolojik verile- rin elde edilmesi, yönetimi ve yaygınlaştırılmasını amaçlayan bilim kuruluşlarının işleyişine odaklanmış olan 100’den fazla Amerikan üniversitesinin oluşturduğu bir birliktir. AFAD Başkanlığı Deprem Dairesinin üyesi olduğu bu birimin Türkiye’deki IRIS benzeri bir yapı AFAD Başkanlığı tarafından kurulan Türkiye Deprem Veri Merkezi (AFAD-TDVM)’dir. Deprem verilerinin toplanması, arşivlenmesi ve paylaşılması hususlarından IRIS ile teknik işbirliğinin geliştirilmesi planlanmaktadır. 10. Avrupa Akdeniz Doğal ve Teknolojik Afetler Anlaşması (EUR-OPA): Avrupa Akdeniz Doğal ve Teknolojik Afetler Anlaşması, Avrupa, Güney Akdeniz ve Batı Avrupa arasında Avrupa Konseyi ça- tısı altında büyük doğal ve teknolojik afetler konusunda iş birliği için kurulmuş hükûmetler arası bir platformdur. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu kurucu 9 ülke (Fransa, Yunanistan, İtalya, Lüksem- burg, Malta, Portekiz, İspanya, San Marino Cumhuriyeti ve Türkiye) tarafından imzalanan anlaşmanın Türkiye’de uygulayıcı kuruluşu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığıdır. 11. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) Risk Forumu: Türkiye OECD’nin kurucu üyelerindendir. OECD High Level Risk Fo- rum; afetlerde bilgi paylaşımının önemi, afet zarar azaltma konusun- da politikaların üretilmesi, afet konusunda halkın farkındalığının arttırılması, risk yönetiminde hesap verebilme sorumluluğu ve şef- faflık için denetimler vb. konular üzerinde faaliyetler geliştirmekte- dir. AFAD Temsilcileri, OECD’nin son iki yılda gerçekleştirdiği afetler ile ilgili yüksek seviyeli tüm toplantılarında etkin katılım sağlayarak karar verme mekanizmalarında yer almışlardır. 12. Avrupa Komisyonu İnsani Yardım ve Sivil Koruma Genel Müdürlüğü (DG ECHO): 2001 yılında kurulan AB Sivil Koruma Mekanizması, AB içinde ve dışında afet anında insan, çevre ve kül- türel mirasın korunmasına yönelik ayni yardım, ekipman, personel ve uzman desteği sağlamaktadır. 17 Aralık 2013 tarihînde yenilenen mevzuatı ile hazırlık ve önleme alanında da birçok faaliyet gerçekleş- tirmiştir. 28 AB üyesi ülkenin, İzlanda, Lihtenştayn, Norveç, Make- donya ve Sırbistan’ın üye olduğu Mekanizmaya Türkiye 2015 yılında imzalanan ve 2016 yılında yürürlüğe giren anlaşma ile üye olmuştur. 346 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 2018 yılı kapsamında Genel Müdürler ve Komite toplantıları dâhil çeşitli toplantılara katılım sağlanmış, risk azaltma vb. temalı çalış- taylara temsilci gönderilmiştir. 13. Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komis- yonu (UNESCAP): Mayıs 2015’te Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (UNESCAP) 71/11 numaralı kararı kabul ederek komisyonun bölgesel bir kurumu olarak Asya Pasi- fik Afet Bilgi Yönetimi ve Geliştirme Merkezi (APDIM) kurmuştur. APDIM İran’ın başkenti Tahran’da bulunmaktadır. Bu merkez, afet riskinin azaltılmasında bölgesel iş birliğini güçlendirmek ve bölge- de kapsayıcı, sürdürülebilir ve esnek kalkınma için etkili politikala- rı teşvik etmek için çalışmaktadır. Türkiye, Asya Pasifik Afet Bilgi Yönetimi ve Geliştirme Merkezinin (APDIM) 2019-2022 yılları arası üyeliğine seçilmiştir. AFAD’ın İlişkili Olduğu Uluslararası Kuruluşlar ve Yürütülen Proje Çalışmaları 1. Birleşmiş Milletler (BM): AFAD’ın en çok iş birliği içerisinde bu- lunduğu BM kuruluşları; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Ko- miserliği (UNHCR), Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNI- CEF), Birleşmiş Milletler Afet Risklerinin Azaltılması Uluslararası Stratejisi (UNISDR), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Gıda Prog- ramı (WFP), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Dünya Bankası (WB)’dır. Yukarıda sözü edilen BM çatısı altındaki uluslararası kuruluşlardan biri olan UN OCHA, afetten etkilenen ülkelerin uluslararası destek talebi üzerine, öncelikli ihtiyaçlar, müdahaleler ve son durum ile ilgi- li bilgiyi alarak kriz bölgesine zamanında uygun müdahale ve yardı- mın sağlanmasını amaçlamakta ve tahmin edileceği üzere AFAD ile pek çok iş birliği alanında birlikte çalışmaktadır. Bu noktada AFAD Başkanlığı, UN OCHA ile 15 Mart 2013 tarihînde Eylem Planı imza- lanmıştır. Yürütülen iş birliklerinden başlıcaları: AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 347 • UNDAC (BM Afet Değerlendirme ve Koordinasyon Sistemi): UNDAC ekibi, OCHA’nın 3-4 haftalığına 12-24 saat içerisinde afet bölgesinde konuşlanabilecek afet yönetim uzmanlarından olu- şan hazır kapasitesidir. Afetten etkilenen ülkenin talebi üzerine harekete geçen UNDAC ekibi, bilgi yönetimi ve değerlendirme- sinde ve uluslararası yardım ve müdahale ekiplerinin yerinde koordinasyonu konusunda ulusal yetkililere destek vermektedir. • INSARAG (Uluslararası Arama ve Kurtarma Danışma Grubu ): INSARAG’ın amacı, uluslararası yardım gerektirecek depreme müdahale ve yardımlardaki koordinasyon metodolojisi ve stan- dartlarını geliştirmek amacıyla ülkelere ve örgütlere platform sağlamaktır. Türkiye’de, AFAD’a bağlı İstanbul Arama ve Kurtar- ma Birlik Müdürlüğü bu standartlara göre sınıflandırmaya gire- rek Ağır Ekip olarak tescillenmeye hak kazanmıştır. Yine yukarıda sözü edilen BM çatısı altındaki uluslararası kuruluş- lardan bir diğeri olan Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ile de AFAD Başkanlığının önemli çalışmaları bulunmak- tadır. UNICEF çocuk haklarını, Birleşmiş Milletler Şartı’nda ve Bin- yıl Kalkınma Hedefleri’nde de öngörüldüğü gibi, beşeri kalkınmanın vazgeçilmez bir bileşeni olarak görmektedir. UNICEF ile AFAD Baş- kanlığı arasında yapılan projelerden bazıları şunlardır: Geçici Barın- ma Merkezlerindeki Suriyelilere Yönelik Eğitim Projesi, Kayıp Çocuk Vakaları ile Çalışma ve Medya Yönetimi Eğitim Projesi, Acil Durum- larda Çocuk Koruma Temel Eğitim Programı. Kısa adı UNISDR olan bir başka uluslararası kuruluş Birleşmiş Mil- letler Uluslararası Afet Risk Azaltma Merkezi ise BM Genel Meclisi tarafından 2000 yılında kurulmuş olup afet yönetimi konusunda dünya çapında faaliyet gösteren uluslararası bir kuruluştur. BM üye ülkeleri tarafından 2005 yılında kabul edilen “Hyogo Çerçeve Eylem Planı: 2005-2015 (HFA)”nın uygulanmasından sorumlu kuruluş olan UNISDR, küresel, bölgesel ve ulusal platformlar aracılığı ile afet risk azaltma konusundaki faaliyetlerini sürdürmektedir. AFAD Başkan- lığı, UNISDR tarafından düzenlenen Avrupa Afet Risk Azaltma Fo- rumu ve Küresel Platformlara aktif katılım sağlamakta ve UNISDR’a düzenli olarak 2 yıllık periyotlarda sunulan Türkiye Hyogo Çerçeve Eylem Planı İzleme ve Değerlendirme Raporları aracılığı ile Türki- ye’de gerçekleştirilen afet risk azaltma çalışmaları dünya kamuoyu 348 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM ile paylaşılmaktadır. UNISDR ile AFAD Başkanlığı arasında aktif bir iş birliği yürütülmekte olup gerçekleştirilen projelerden bazıları şunlardır: Batı Balkanlar ve Türkiye Afetlere Dirençli Toplum Oluş- turma Projesi, Okul Güvenliği Projesi, Güneydoğu Avrupa Afet Risk Azaltma ve Uyum Programı (SEEDRMAP), Afetlere Dirençli Şehirler Oluşturma Projesi. Bir diğer BM kuruluşu olan UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) ile de AFAD Başkanlığının ortak yürüttüğü çalışmalar bu- lunmaktadır. UNDP, hükûmetlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşla- rı, üniversiteler ve özel sektör dâhil çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluşla iş birliği yaparak kalkınma önceliklerine yönelik pratik çö- zümler bulmayı hedeflemektedir. UNDP ile AFAD Başkanlığı arasında yürütülen projelerden bazıları şunlardır: Suriyeli misafirlerin yoğun olarak yaşadığı illerde yerel hizmetleri güçlendirmek ve desteklemek için ihtiyaç duyulan 17 adet arama kurtama, 4 adet itfaiye, 4 adet de- fin, 4 adet arazöz ve 4 adet çöp kamyonlarının alınması projesi. AFAD Başkanlığı, Dünya Gıda Programı (WFP), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ile de iş birliği içinde çalışmakta ve bu kuruluşların ana faaliyet alanlarına ilişkin bazı proje faaliyetlerinde yer almaktadır. Örneğin; afet ve acil durumlarda alanda kurulacak olan geçici barın- ma merkezlerine hızla hijyenik bir ortam oluşturabilmek amacıyla hayata geçirilen “Mobil Bulaşıkhane Konteyneri Projesi” bunlardan biridir. 2. Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA): 2002 yılında kurulan Japon İşbirliği Ajansının amacı, gelişmekte olan bölgelerin sosyoe- konomik kalkınmaları, iyileşme ya da ekonomik istikrarını destek- leyerek Japonya’nın ve global ekonominin kalkınmasının yanı sıra uluslararası iş birliği geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. AFAD Başkanlığı ile JICA arasında pek çok proje yürütülmektedir. 3. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT): 1985 yılında kurulan örgüt afet ve acil durumlar alanında iş birliği yürütmeyi amaçlamaktadır. Afganistan, Azerbaycan, İran, Kırgızistan, Kazakistan, Pakistan, Ta- cikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Türkiye olmak üzere 10 üyesi bulunmaktadır. 17 Mart 2021 tarihînde İçişleri Bakanı Süleyman Soy- lu’nun katılımlarıyla Ekonomik İşbirliği Teşkilatının afet risk azalt- AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 349 ma 8. Bakanlar Konferansı çevrim içi olarak AFAD Başkanlığında gerçekleştirilmiştir. 4. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ-BSEC): 25 Haziran 1992 tarihînde İstanbul’da düzenlenen zirvede imzalanan anlaşma ile kurulan ve Karadeniz havzasındaki ülkelerin ekonomik iş birli- ğini amaçlayan uluslararası kuruluştur. Kurucu üyeler; Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Roman- ya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan’dır. Sırbistan ise sonra- dan katılmıştır. 5. Doğal Afetlere Karşı Türk-Yunan Ortak Görev Gücü (JHET-SD- RU): Arama kurtarma ekiplerinin gerek bu iki ülke gerekse üçüncü ülkelerde ortaya çıkacak bir afet sonrasında ortak bir görev gücü ile müdahale etmesi için kurulmuştur. 6. İnsani Yardım Operasyon Gücü Girişimi (HOPEFOR): Afet ve acil durumlarda sivil-asker iş birliğini sağlamak amacı ile 2011 yılın- da Dominik Cumhuriyeti, Katar Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak girişimi ile BM çatısı altında başlatılmıştır. Türkiye’de 28-30 Kasım 2012 tarihînde AFAD Başkanlığı ev sahipliğinde uluslararası bir konferans düzenlenmiştir. 7. Dünya İnsani İşler Zirvesi (World Humanitarian Summit): Ana sorumlu bakanlığın Dışişleri Bakanlığı olduğu bu zirve, 2016 yılın- da Türkiye ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Zirvenin sekreteryasında görevlendirilmek üzere AFAD Başkanlığından 3 personel seçilmiştir. 8. Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komis- yonu (UNESCAP): BM Ekonomik ve Sosyal Konseyinin Asya ve Pa- sifik için bölgesel kolu olarak 1947 yılında kurulmuş olup 62 üyesi bulunmaktadır. Felaket Risklerinin Azaltılması Komitesi ise 2008 yılında kurulmuştur. Komite, afet risklerinin azaltılması konusunda politikalar üretmek, afet risk yönetimine yönelik bölgesel iş birliği mekanizmaları oluşturmak ve afet risklerinin önceden haber veril- mesi ve hazırlık konusunda değerlendirmeler yapmakla görevlidir. 9. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT): Avrupa bölgesin- de güvenlik ve istikrarı sağlamak amacı ile 1995 yılında kurulmuştur. 350 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM 57 üyesi vardır. Türkiye örgütün tüm alt gruplarında aktif yer alırken AFAD Başkanlığı, “ekonomi ve çevre” başlığı altındaki faaliyetlere katılmaktadır. 10. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW): Merkezi Hollanda’nın Lahey şehrinde bulunan bu örgüt, kimyasal silahların kullanımının yasaklanmasına ilişkin çalışmalar yürütmekte ve bün- yesindeki ekipler aracılığıyla ülkelerdeki şüpheli kullanımları araş- tırmaktadır. Örgüt tarafından düzenlenen kimyasal silahların genel özellikleri, tarihteki kullanımları, analiz edilmeleri, insan ve çevreye etkileri, kullanımları durumunda alınması gereken önlemler ve mü- dahale yöntemleri gibi konularda teorik ve pratik uygulamaları içe- ren eğitim ve çalıştaylara AFAD Başkanlığının bu konularda görev üstlenen birimi olan Sivil Savunma Dairesi Başkanlığı aktif olarak katılım sağlamaktadır. 11. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA): Merkezi Viyana’da olan bu ajans, nükleer bilim ve teknolojinin barışçıl amaçlarla kulla- nılması için üye ülkelere destek vermektedir. Radyolojik ve nükleer acil durumlara ilişkin yürütülen planlama çalışmaları IAEA kılavuz- ları temel alınarak yürütülmektedir. Bu kapsamda AFAD Başkanlığı koordinasyonunda Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı hazırlanmış- tır. Yine radyolojik ve nükleer acil durumlara ilişkin IAEA tarafından gerçekleştirilen acil durum tatbikatlarında AFAD Başkanlığı, Türki- ye Atom Enerjisi Kurumu ile birlikte ülkemizi temsil etmektedir. 12. NATO Sivil Olağanüstü Hal Planlama Komitesi (CEPC): NATO ülkelerinin ve ortaklık ülkelerinin krizlerin, çatışmaların ve afetlerin sonuçlarının üstesinden gelebilmesi ve bu konuda yapılan hazırlık- ların ülkeler arası yardımlaşma ile yürütülmesi amacıyla NATO bün- yesinde kurulmuş bir oluşumdur. Komite altında bulunan Sivil Ko- runma Grubu’nda AFAD Başkanlığı çatısı altında faaliyet gösteren Sivil Savunma Dairesi Başkanlığı ve Müdahale Dairesi Başkanlığınca iş birliği yürütülmektedir. Her yıl düzenlenen NATO Sivil Olağanüs- tü Hal Planlama Komitesi Genel Kurul Toplantılarına, Türkiye’den insani yardımlar ve sivil korunma alanında yapılan çalışmalara iliş- kin katkı vermek üzere AFAD Başkanlığı personelinden katılım sağ- lanmaktadır. AFAD’ın ilişkili olduğu uluslararası kuruluşlar ve bu kuruluşlar ile birlikte yürütülen projeler konusunda son olarak kısa adı IPA olan AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 351 Avrupa Biriliği Katılım Öncesi Mali İş Birliği sürecinden söz etmek gerekirse; bu kapsamda AFAD Başkanlığınca farklı alanlarda IPA Projeleri yürütülmüş olup bunlardan birkaçı şu şekilde özetlenebilir: • AFAD ve diğer ilgili kurumların kapasitelerinin artırılması ve afet yönetim sisteminin güçlendirilmesi yoluyla Türkiye’de top- lumun afete duyarlı/dayanıklı hale getirilmesi ve kurumsal kapa- sitelerinin güçlendirilmesi, afet ve acil durum sisteminin iyileşti- rilmesi projesi. • Batı Balkanlar ve Türkiye Afete Dirençli Toplum Oluşturma Projesi; Hyogo Çerçeve Eylem Planı doğrultusunda UNISDR ve WMO tarafından yürütülen, IPA faydalanıcısı ülkelerin doğal afetlere karşı incinebilirliğini azaltmak ve iklim değişikliğine karşı direnci artırmak amacıyla Batı Balkanlar ve Türkiye’de ça- lışmaları yürütülmektedir. • Okul Güvenliği Projesi; Hyogo Çerçeve Eylem Planı’nın uygu- lanmasının iyi örneklerini dünya kamuoyuna duyurmak ve Tür- kiye’nin okul güvenliği konusundaki başarılarını dünya kamu- oyuna sunmak amacıyla UNISDR ile iş birliği içerisinde “okul güvenliği projesi” yürütülmüştür. • Bunun yanında AFAD Başkanlığınca, 2014-2020 yıllarını kap- sayan IPA II dönemi’nde afet sektörünün ön plana çıkması için çalışmalar yapılmış olup bu dönemde Çevre ve İklim Değişikliği kapsamında önerilen projeler kabul edilmiştir. AFAD Başkanlığınca İmzalanan veya AFAD Başkanlığının Taraf Olduğu Uluslararası Anlaşmalar, Mutabakat Zaptları, İş Birliği Protokolleri ve İyi Niyet Mektupları ile Katılım Sağla- nan Uluslararası Faaliyetler Afet ve acil durum yönetimi alanında dünya çapında öncü kuruluş olma hedefine sahip olan AFAD Başkanlığı, ülke ve kuruluşlarla iş birliklerini arttırmak amacı ile ikili ve çoklu andlaşmalar, mutaba- kat zaptları, iyi niyet mektupları ve eylem planları imzalanmakta ve hayata geçirmektedir. Çalışmanın sınırları içinde aşağıda kısaca özetlenen bu faaliyetlere AFAD Başkanlığında yapılan uluslararası toplantı ve heyetlerin ziyaretleri dâhil edilmemiştir. Bu kapsamda, 352 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM • Makedonya ile Afetlerin Sonuçlarının Önlenmesi, Sınırlandırıl- ması ve Hafifletilmesi Alanında İşbirliği Anlaşması, • Bulgaristan ile Acil Durumlar Alanında İşbirliği Anlaşması, • Azerbaycan ile Afet Yönetimi Konusunda İşbirliği Anlaşması, • Romanya ile Felaketlerin Zararlarının Önlenmesi, Sınırlandırıl- ması ve Hafifletilmesine Yönelik İşbirliği Anlaşması, • Kazakistan ile Doğal Afetlerde İşbirliğini Öngören Mutabakat Zaptı, • Bosna Hersek ile Afet Yönetimi Mutabakat Zaptı, • Endonezya ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Mutabakat Zaptı, • Afganistan- Pakistan ile Afet Yönetimi Mutabakat Zaptı, • Yunanistan ile İnsani Yardım Alanında İşbirliği Mutabakat Zap- tı, • Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile İyi Niyet Mektubu, • Birleşmiş Milletler İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi ile Eylem Planı, • Pakistan İslam Cumhuriyeti ile Afet Yönetimi İşbirliği Protoko- lü, • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile İşbirliği Pro- tokolü, • Dominik Cumhuriyeti ile Afet Yönetimi Mutabakat Zaptı, • DPPI SEE kapsamında 11 Balkan ülkesi ile Mutabakat Zaptı, • UNICEF ile Myanmar Yardım Anlaşması, • Gürcistan ile Deprem Veri Paylaşımı İşbirliği Protokolü, • Kosova ile Afet Yönetimi Mutabakat Zaptı, • Japonya ile İşbirliği İyi Niyet Mektubu, • UNICEF ile Myanmar’a Yardım Anlaşması ve Avrupa Birliği ile AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 353 CPM üyelik anlaşmaları onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlan- mıştır. • İslam Kalkınma Bankası, AFAD, TİKA ve Türk Kızılayı arasında iş birliği anlaşması 23 Mayıs 2016 tarihînde İstanbul’da Dünya İnsani Zirvesi sırasında imzalanmıştır. • Dünya İnsani Zirvesi (DİZ), 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde Tür- kiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenmiştir. • BM OCHA ile 2017-2019 Eylem Planı imzalanmıştır. • Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Katar Devleti Hükûmeti ara- sında İnsani Yardım Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. • 5-6 Mart 2018’de Belçika’da Düzenlenen Avrupa Sivil Koruma Forumuna Katılım sağlanmıştır. • Müslüman Amerika Cemiyeti-Kuzey Amerika İslam Camiası (MAS-ICNA) Kongresine Katılım sağlanmıştır. • AFAD ile Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operas- yonları Genel Müdürlüğü (DG ECHO) arasında işbirliğinin geliş- tirilmesine yönelik olarak 13-14 Haziran 2019 tarihleri arasında AFAD Başkanlığında iş birliği çalıştayı gerçekleştirilmiştir. • Ankara’da, 25-27 Kasım 2019 tarihleri arasında, Asya Afet Azalt- ma Konferansı gerçekleştirilmiştir. Konferansa 36 üye ülkeden üst düzey temsilciler ve uzmanlar, uluslararası ve yerel kuruluş- lardan temsilciler katılmıştır. • 27 – 29 Kasım 2019 tarihlerinde AFAD Başkanlık Yerleşkesi ve Kongre Salonu’nda 2. Uluslararası KBRN Kongresi yapılmıştır. • 36. DPPI SEE Bölgesel Toplantısı, 4-5 Nisan 2018 tarihleri ara- sında Ankara’da AFAD Başkanlık binasında, Türkiye’nin dönem başkanlığında gerçekleştirilmiştir. • Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Karadağ Hükûmeti Arasın- da Afet ve Acil Durumlar Alanında İşbirliği Anlaşması 21.02.2019 tarihînde imzalanmıştır. • 1 Eylül 2020’de Sivil Koruma Mekanizması 1. Çalışma Grubu Toplantısı yapılmıştır. 354 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM • 18-20 Şubat 2020 tarihînde İstanbul’da yapılan UNSPIDER ça- lıştayı ve 25 Aralık 2020 tarihînde Türkiye-Japonya Ortak Semi- neri online olarak gerçekleştirilmiştir. • Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yö- netimi Başkanlığı (AFAD) ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Ara- sında Mutabakat Zaptı 13 Mart 2019 tarihînde imzalanmıştır. • Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi (UNHCR) Arasında Mutabakat Zaptı 8 Ekim 2019 tarihînde imzalanmıştır. • 28 Ocak 92020 tarihînde Senegal ile Afet Yönetimi Alanında İş- birliği Mutabakat Zaptı, 17 Ağustos 2020 tarihînde Haiti ile Afet Yönetimi Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı, 3 Şubat 2020 ta- rihînde Ukrayna ile Afet ve Acil Durumların Önlenmesi Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı ve 22 Mayıs 2020 tarihînde TİKA ile Yemen’e Yönelik İnsani Yardım Konusunda İşbirliği Pro- tokolü imzalanmıştır. Kaynakça AFAD Başkanlığı, Uluslararası İnsani Yardım Faaliyetleri (2009-2018), International Humanitarian Aid Activities. AFAD Başkanlığı, Uluslararası İnsani Yardım Faaliyetleri (2019, International Huma- nitarian Aid Activities. AFAD Başkanlığı, Uluslararası İnsani Yardım Faaliyetleri (2020), International Hu- manitarian Aid Activities. AFAD Başkanlığı, Uluslararası İnsani Yardım Faaliyetleri (2021), International Hu- manitarian Aid Activities. Atcı, Ö. (2019). Türkiye’nin Balkanlara Yönelik Kültürel Diplomasi Faaliyetleri: Stra- tejik Kamu Diplomasisi İçin Bir Model, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı, 2019. Bozkurt Ö. (2016). Yemen’de Zeydilik İnancı ve Husi Hareketi, İdarecinin Sesi Dergisi, 173. Sayı, Eylül - Ekim 2016. (http://www.tid.web.tr/idarecinin-sesi-dergisinin-173-sa- yisi) Bozkurt, Ö. (2020). Hatay’ın Yayladağı İlçesine Göç Eden Suriyelilerin Bütünleşme AFAD’IN KÜLTÜREL DIPLOMASI ÇALIŞMALARI | 355 Süreçleri, Doktora Tezi, Sosyoloji Anabilim Dalı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversi- tesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü. Çavuşoğlu, M. (T.C. Dışişleri Bakanı). 2020 Yılına Girerken Girişimci ve İnsani Dış Politikamız, Dışişleri Bakanlığı’nın 2020 Mali Yılı Bütçe Tasarısının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na Sunulması Vesilesiyle Hazırlanan Kitapçık. Global Report On Internal Displacement (2019). (GRID-2019), Internal Displacement Monitoring Centre, Norwegian Refugee Council. https://explora.globalpresence.realinstitutoelcano.org/en/country/iepg/global/TR/ TR/2019# http://www.mfa.gov.tr/data/BAKANLIK/pandemi/koronavirus-salgininda- ki-rol-ve-vizyonumuz-6-11-2020.pdf)- https://www.aa.com.tr//kuresel-insani-yardim-dunyanin-en-comert-ulkesi-tur https://www.icisleri.gov.tr/turkiye-umut-oluyor-idlibte-50-bin-briket-evin-insaatin- da-sona-gelindi. Lauri, A. (2018). Humanitarian Diplomacy: A New Research Agenda, Michelsen Insti- tute Number 4, CMI, Brief. Leaving No One Behind, 2018 Dünya Afetler Raporu, International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies. Tuncer, B. B. (2020). Covıd-19 Sürecinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Ulusla- rarası Halkla İlişkileri, Kamu Diplomasisi Örneği Olarak Dış Yardımlarla Yarattığı Etki Üzerine Bir Değerlendirme, The Journal of Social Science, Year: 4, Volume: 4, Number: 8 / Yıl: 4, Cilt: 4, Sayı: 8. 356 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 357 Kültürel Diplomasi Aracı Olarak YTB 11 358 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 359 T ürkiye Cumhuriyeti, sadece bir imparatorluk bakiyesi de- ğil, aynı zamanda tarihî ve kültürel bağları bakımından hem soydaşlarının hem de akrabalık ilişkisi kurduğu mil- yarlarca insanla ve onların oluşturduğu devlet ya da top- luluklarla öteden beri yoğun ilişkiler yaşayan bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurum ve kuruluşları da bu ilişkilerin aktörü durumundadır. Bu itibarla, Türkiye’nin kültür hudutları 1923’te çizil- miş hukuki sınırların çok ötesindedir. Tarihîn ve coğrafyanın Türkiye’ye yüklediği yük ülkemizi yönetenle- rin omuzlarında hep var olmuştur. Ayrıca, gerek gönül coğrafyasında gerek küresel düzeydeki siyasal gelişmelerde söz söyleme hakkı ve sorumluluğu, bu tarihsel ilişki ve bağların da doğal neticesidir. Tarihî ve kültürel ilişkiler coğrafyasının dışında, 1960’ların başında yurt dışına gönderdiğimiz işçiler başta olmak üzere, vatandaşlarımı- zın oluşturduğu nispeten yeni ilişki biçimi yani diasporamıza yöne- lik ihtiyaçların da zorlamasıyla Türkiye bir başka sahada daha faali- yet göstermek durumunda kalmıştır. Bu itibarla, yukarıda sözünü ettiğimiz coğrafya ve kesimlerden Tür- kiye’ye yönelen talepleri karşılama, ilişkileri düzenleme ve küresel düzeyde etkisini artırma maksadıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çeşitli kurumları vasıtasıyla faaliyet göstermiştir. Türkiye, bu görev- K ü l t ü r e l D i p l o m a s i A r a c ı O l a r a k Y T B 11 Giriş 1 YTB Başkan Yardımcısı. Sait Yusuf 1 360 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM leri ilgili bakanlıklar, Başbakanlık bünyesinde oluşturulan koordi- nasyon yapılanması, kamu STK’ları gibi kuruluşlar marifetiyle yeri- ne getirmeye çalışmıştır. Hal böyle olunca, kurumlar arası uyum ve saha uzmanlığı eksikliği sorunları hizmetin yeterince verimli yerine getirilememesine sebep olmuştur. Türkiye, özellikle kültür diplomasisi alanında çalışacak kurumları 1990’ların başında önce TİKA, daha sonra Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı(YTB) ve Maarif Vakfını kurarak yeni bir aşamaya geçmiştir. Bu kurumların hepsi kendi alanında çok yararlı faaliyetler hayata geçirmiştir. Bunların arasında YTB’ye ve faaliyetlerine kısaca değin- menin bu süreci anlamak ve anlatmak bakımından faydalı olacağı düşünülmektedir. YTB, 2010 yılında Başbakanlığa bağlı müsteşarlık düzeyinde bir kamu kurumu olarak kurulmuş; Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Siste- mi’ne geçişin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığının bağlı kuruluş- larından biri haline gelmiştir. Başkanlığın yürütmekte olduğu çalış- malarla üç ana gruba hitap etmektedir: • Sayıları 6,5 milyonu bulan yurt dışı vatandaşlarımız, • Dil, din, kültür ve tarihî bağlar ile bağlı bulunduğumuz soydaş ve akraba topluluklarımız, • Türkiye’nin gönüllü elçileri olarak addettiğimiz uluslararası öğ- rencilerimiz. Bu üç görev de YTB kurulmadan önce Başbakanlık bünyesinde bir devlet bakanının uhdesinde koordinasyon olarak yürütülmekteydi. Kültürel diplomasinin önemli vasıtalarından olan bu üç başlık altın- da bugüne kadar ne tür çalışmaların yapıldığına özet olarak değini- lecektir. Yurt Dışı Vatandaşlar YTB’nin kurulmasının temel amaçlarından birini yurt dışı vatandaş- larımız ile ilgili daha bütüncül bir çalışmanın yürütülmesi hedefi teş- kil etmektedir. Bu kapsamda; diaspora mensuplarının kimliklerinin korunması, anavatan aidiyetinin muhafaza edilmesi ve diasporanın KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 361 bulunduğu toplumdaki statüsünün yükseltilmesi temel amaçlardan- dır. Bu doğrultuda hayata geçirilen çalışmalar; özellikle yurt dışın- daki gençlerimizin kendi kültürleriyle bağlarının korunabilmesini merkeze alan Türkçe öğretimi, kültürel programlar, eğitim destekleri ve staj imkânlarından, diaspora mensuplarımızın maruz kaldıkları hak ihlalleri ve ayrımcılıkla mücadeleye uzanan geniş bir yelpazede yer almaktadır. Soydaş ve Akraba Topluluklara Yönelik Çalışmalar Başkanlığın ikinci faaliyet alanını, gerek tarihîn belirli dönemlerin- de aynı çatı altında yaşadığımız ancak tarihsel süreç içerisinde ayrı düştüğümüz soydaş ve akraba topluluklarımız ile din ve kültür bağı- mızın olduğu kardeş ülke ve topluluklarla yoğun ve sıcak ilişkilerin yeniden tesis edilmesi ya da güçlendirilmesine yönelik çalışmalar teşkil etmektedir. Ülkemiz, ortak bir geçmişe ve hafızaya sahip oldu- ğumuz topluluklara yönelik unutulmaya yüz tutmuş bu ortak değer- lerin yeniden tesisine ilişkin çalışmaları, insan odaklı bir yaklaşımla sürdürmektedir. Bu kapsamda özelde Türk Dünyası tanımı içine gi- ren soydaş ve akraba topluluklar ile; din ya da kültür bağımızın ol- duğu kardeş ülke ve topluluklarla çeşitli alanlarda kültürel ve sosyal faaliyetler gerçekleştirilmekte, projeler marifetiyle soydaş ve akraba topluluklarımız desteklenmekte, ayrıca kültür envanteri ve sözlü ta- rih çalışmaları gibi çalışmalarla ortak hafızamızın korunması ve ge- lecek nesillere aktarılması hedeflenmektedir. Uluslararası Öğrencilerle İlgili Çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti gerek ikili anlaşmalarla gerekse tek taraflı tasarruflarla öteden beri Türkiye’ye burslu öğrenci getirmektedir. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası 1992 yılından başla- mak üzere, Türk Cumhuriyetleri ile soydaş ve akraba topluluklardan büyük çaplı öğrenci getirme girişimini başlatmıştır. Bu program “Bü- yük Öğrenci Projesi” adıyla markalaşmış ve Türkiye’nin Türk Dün- yasına yönelik faaliyetleri arasında çapı ve sürekliliği bakımından en başarılı faaliyetlerinden biri olmuştur. Türkiye’nin uzun yıllardır sağladığı yükseköğrenim burs program- ları 2010 yılında kurulan YTB’nin görevleri arasına girmiştir. Ulusla- rarası öğrenci burs verme faaliyetleri 2012 yılında “Türkiye Bursları” 362 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM adıyla markalaşmış ve çalışmalar YTB’nin koordinasyonunda yürü- tülmeye başlanmıştır. Türkiye Bursları, ülkeler arasındaki sosyal, kültürel, politik ve ekono- mik bağları genişletme ve geliştirme vizyonuyla uluslararası öğren- cilere Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinde eğitim ve burs imkânı sağlamayı amaçlamaktadır. Türkiye Bursları, uluslararası öğrencile- re sunduğu imkânlarla dünyanın en kapsamlı burs programlarından biri olarak kabul görmektedir. Türkiye’nin bu alandaki performansı dikkat çekici boyuttadır. Şöyle ki 2000’li yılların başında yılında Türkiye’deki uluslararası öğrenci sayısı 16.328’ken 2012 yılında bu rakam 31.933 olmuş, 2021 yılında ise ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı 200 bine ulaşmıştır. Özellikle son 10 yılda gözlenen artışla birlikte Türkiye, uluslararası öğrencile- re ev sahipliği yapan ülkeler sıralamasında ilk 10 içinde yer almayı başarmıştır. Bu başarıda, Türkiye Bursları’nın da önemli bir katkısı söz konusudur. Türkiye Bursları, 2012 yılında 42 bin başvuru alırken 2021 yılında 178 farklı ülkeden 165.511 başvuru almıştır. Başvuru sayısı yıldan yıla artış gösterirken Türkiye Bursları kapsamında uluslararası öğrenci- lere yönelik her yıl yaklaşık 4.000 burs verilmektedir. Ülkemiz, 1992-2011 yılları arasında 136 ülkeden 41.653 burs verirken 2012-2021 döneminde 176 ülkeden 57.125 burs vererek uluslararası öğ- renci hareketliliğindeki yerini her geçen gün giderek pekiştirmektedir. Şimdiye kadar toplam 180 ülkeden 98.778 burs veren Türkiye, bölge- sinde ve dünyada bir eğitim üssü haline gelmiştir (Bakınız Tablo1). Türkiye Bursları kapsamında, hâlihazırda 144 ülkeden 15.327 burslu öğrencimiz bulunmaktadır. Öte yandan, uzun yıllardır yürütülen program neticesinde Türki- ye’de eğitimini tamamlayarak ülkesine dönen Türkiye mezunlarının sayısı 150 bini geçmiştir. Türkiye mezunları bugün kendi ülkelerin- de siyasette, bürokraside, ekonomide, akademide, kültür-sanat ve diğer birçok alanda önemli konumlara gelmiş, ülkemiz ve diğer ül- keler arasındaki ilişkilerde birer “Gönül Elçisi” olmuşlardır. Türkiye Bursları, geleceğin liderlerini, sanatçılarını, bilim, fikir ve iş insanları yetiştirmeye devam etmektedir. KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 363 Görüldüğü üzere, kültür diplomasisi alanında YTB de çok önemli ve özel görevler üstlenmiş ve bunun gereğini yerine getirme konusunda son derece başarılı mesafeler kat etmiştir. Çok dinamik bir alan olan kültürel diplomasi, araçları ve uygulama yöntemleri bakımından sü- rekli biçimde değişime ve geliştirmeye muhtaç bir konudur. YTB de her daim yeniliğe açık biçimde Türkiye’nin dış politika vizyonuna uygun kültürel diplomasi araçlarını geliştirmekte ve uygulamakta- dır. Dil Kursu Ön Lisans Lisans Yüksek Lisans Dok- tora Araş- tırma Tıpta Uzman- lık Genel Toplam Afganistan 234 244 2877 930 345 15 4645 Almanya 65 2 10 6 4 87 ABD 29 6 26 10 23 94 Angola 27 10 1 38 Arjantin 3 3 2 8 Arnavutluk 101 8 712 163 70 7 4 1065 Aruba 1 1 Avustralya 5 1 4 10 Avusturya 25 2 1 1 29 Azerbaycan 176 379 3316 1308 539 17 196 5931 Bahamalar 1 1 Bahreyn 1 31 4 2 38 Bangladeş 50 284 211 148 3 696 Barbados 1 1 Belarus 96 1 15 13 5 1 131 Belçika 16 1 1 2 20 Belize 4 1 5 Benin 3 60 68 48 1 180 Bhutan 1 1 2 Birleşik Arap Emirlikleri 1 1 1 3 Birleşik Krallık 4 7 9 3 23 Bolivya 1 1 6 3 11 364 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Bosna-Hersek 131 32 600 196 78 4 5 1046 Botsvana 6 13 5 24 Brezilya 2 3 20 2 27 Brunei 1 6 7 Bulgaristan 144 116 1315 179 49 4 9 1816 Burkina Faso 6 1 86 58 33 184 Burundi 4 123 51 19 197 Cezayir 21 157 141 232 8 559 Cibuti 8 197 57 14 276 Çad 18 1 192 89 60 360 Çekya 28 6 3 4 41 Çin 286 34 611 439 77 7 4 1458 Danimarka 6 2 1 9 Demokratik Kongo Cumhuriyeti 7 1 171 125 19 2 325 Diğer 12 12 Dominik Cumhuriyeti 4 1 5 Dominika 1 1 Ekvator 1 6 15 1 23 Ekvator Ginesi 1 12 13 El Salvador 1 3 3 7 Endonezya 106 497 338 140 8 1089 Eritre 1 13 116 14 144 Ermenistan 2 2 5 9 Estonya 42 10 2 4 58 Etiyopya 16 1 285 239 211 1 753 Fas 24 270 97 83 5 1 480 Fildişi Sahili 5 101 48 28 182 Filipinler 1 182 88 21 1 293 Filistin 94 2 945 555 531 11 3 2141 Finlandiya 22 2 2 26 KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 365 Fransa 10 1 7 5 23 Gabon 2 26 25 6 59 Gambiya 4 100 96 16 216 Gana 7 213 204 66 490 Gine 30 1 150 106 15 302 Gine Bissau 11 160 13 3 187 Grenada 1 1 Guatemala 4 4 Guyana 3 3 Güney Afrika 2 34 9 45 Güney Kore 6 12 67 9 94 Güney Sudan 1 143 22 6 172 Gürcistan 172 8 306 177 39 43 6 751 Haiti 7 40 30 2 79 Hırvatistan 90 2 53 17 6 3 171 Hindistan 25 78 129 122 23 377 Hollanda 4 1 1 6 Honduras 7 7 Hong Kong (SAR) 1 1 Irak 195 64 876 958 521 7 39 2660 İran 78 4 517 361 528 39 12 1539 İrlanda 4 1 5 İspanya 33 2 31 13 9 88 İsrail 4 31 19 2 1 57 İsveç 3 1 1 5 İsviçre 1 1 2 İtalya 67 14 25 20 126 Jamaika 1 3 1 5 Japonya 19 2 5 2 9 37 Kamboçya 3 40 26 1 70 Kamerun 9 1 140 98 97 3 348 366 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Kanada 5 3 3 11 Karadağ 36 15 329 89 10 479 Katar 2 2 4 Kazakistan 675 427 2892 1070 463 14 21 5562 Kenya 11 207 129 32 379 Kırgızistan 418 511 2190 1129 327 3 26 4604 Kolombiya 5 41 118 12 1 177 Komorlar 15 76 46 14 151 Kongo 6 72 28 15 121 Kosova 176 239 1659 319 156 12 2561 Kosta Rika 5 7 12 Kuveyt 3 5 3 11 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 641 18 12 671 Kuzey Makedonya 171 87 936 283 84 5 1566 Küba 2 1 8 3 14 Laos 3 3 2 1 9 Lesoto 3 20 7 30 Letonya 3 7 4 14 Liberya 3 64 27 5 99 Libya 4 125 73 39 1 242 Litvanya 40 20 19 5 1 85 Lübnan 60 227 76 46 2 411 Macaristan 56 5 18 9 8 96 Madagaskar 4 93 35 11 143 Malavi 1 55 27 4 87 Maldivler 4 31 8 5 48 Malezya 22 104 95 33 5 259 Mali 2 147 77 40 266 Malta 1 1 Mauritius 4 35 15 3 57 KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 367 Meksika 8 6 32 2 48 Mısır 113 469 317 162 29 1090 Moğolistan 198 25 1005 280 60 4 1572 Moldova 130 63 590 109 21 1 1 915 Moritanya 10 118 76 42 246 Mozambik 2 59 15 3 79 Myanmar 3 75 14 4 96 Namibya 1 9 2 1 13 Nepal 2 49 26 10 2 89 Nijer 8 141 71 71 1 292 Nijerya 5 167 150 81 6 409 Nikaragua 2 2 Norveç 4 3 1 1 1 10 Orta Afrika Cumhuriyeti 15 1 79 52 14 161 Özbekistan 73 260 1733 293 151 2 1 2513 Pakistan 103 380 442 354 62 1341 Panama 1 4 5 Papua Yeni Gine 1 1 2 Paraguay 2 6 3 1 12 Peru 2 8 9 1 20 Polonya 35 1 20 17 13 86 Portekiz 2 2 4 3 1 12 Romanya 139 15 132 74 29 4 4 397 Ruanda 1 120 85 25 231 Rusya Federasyonu 578 297 1903 530 125 17 12 3462 Saint Kitts ve Nevis 1 1 Saint Lucia 3 1 4 Saint Vincent ve Grenadinler 1 6 7 Sao Tome ve Principe 14 14 368 | TÜRKIYE’NIN YUMUŞAK GÜÇ ENSTRÜMANI OLARAK KÜLTÜREL DIPLOMASI VE ILETIŞIM Senegal 6 1 95 55 29 186 Seyşeller 2 2 1 5 Sırbistan 143 116 732 136 44 3 1174 Sierra Leone 1 50 25 9 85 Singapur 1 10 3 14 Slovakya 17 2 14 14 1 48 Slovenya 5 1 7 2 3 18 Solomon Adaları 1 1 Somali 48 7 669 510 150 1384 Sri Lanka 3 40 15 8 66 Sudan 9 303 287 223 1 823 Surinam 2 2 Suriye 99 596 6404 891 435 8 12 8445 Suudi Arabistan 180 35 28 13 256 Svaziland 1 19 10 30 Şili 1 1 8 2 12 Tacikistan 88 68 565 138 24 883 Tanzanya 12 189 107 42 1 351 Tayland 3 212 51 22 288 Tayvan 8 13 30 9 1 61 Togo 1 47 28 16 92 Tonga 2 2 Tunus 50 250 200 105 13 618 Türkmenistan 225 769 3704 313 50 3 5064 Uganda 14 179 158 41 392 Ukrayna 133 157 795 245 53 7 3 1393 Umman 1 1 6 2 10 Uruguay 1 4 5 Ürdün 34 310 227 159 5 735 Vanuatu 3 4 7 Venezuela 5 35 30 8 78 KÜLTÜREL DIPLOMASI ARACI OLARAK YTB | 369 Vietnam 4 33 29 7 73 Yemen 27 3 888 322 154 4 1398 Yeni Zelanda 1 1 Yeşil Burun 1 7 2 10 Yunanistan 190 41 1809 171 44 9 2264 Zambiya 105 55 11 171 Zimbabve 112 64 20 196 Genel Toplam 7063 4598 50736 18636 8513 503 405 90454 Kültürel Diplomasi ve İletişim T Ü R K I Y E ’ N I N Y U M U Ş A K G Ü Ç E N S T R Ü M A N I O L A R A K