Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Görüşler ve Öneriler İletişim Kızılırmak Mahallesi Mevlana Bulv. No:144 Çankaya Ankara/TÜRKİYE T +90 312 590 20 00 | webinfo@iletisim.gov.tr Prestij Grafik Rek. ve Mat. San. ve Tic. Ltd. Şti. T 0 212 489 40 63, İstanbul Matbaa Sertifika No: 45590 Baskı 1. Baskı, İstanbul 2023 © 2023 CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI YAYINLARI TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ISBN: 978-625-7377-51-5 Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Görüşler ve Öneriler İ Ç İ N D E K İ L E R Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Görüşler ve Öneriler Giriş 9 TÜRKİYE ULUSAL RİSK KALKANI MODELİ TOPLANTISI 29 Açılış Konuşmaları 29 Recep Tayyip Erdoğan 29 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Fuat Oktay 33 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sunumlar 35 Prof. Dr. Aliye Ahu Akgün 35 Prof. Dr. İmdat As 38 Prof. Dr. Mustafa Erdik 40 Prof. Dr. Kasım Yenigün 43 Yoshinoru Moriwaki 47 Prof. Dr. Handan Türkoğlu 49 Prof. Dr. Okan Tüysüz 52 Emre Arolat 55 Prof. Dr. Ali Koçak 57 Dr. Sinan Genim 59 Prof. Dr. Şükrü Ersoy 61 Prof. Dr. Handan İnci Elçi 65 Prof. Dr. Ece Baban 67 Prof. Dr. Sibel Salman 70 Murat Bardakçı 73 Prof. Dr. Orhan Tatar 75 Yunus Sezer 77 Prof. Dr. Naci Görür 80 Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar 82 Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu 86 Prof. Dr. Tuncay Taymaz 90 Prof. Dr. Burcu Özsoy 92 6 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Feridun Emecen 95 Zeynep Yosun Akverdi 97 Prof. Dr. Lütfi Akça 100 Prof. Dr. Bahadır Sadık Bakır 104 Prof. Dr. Hasan Mandal 106 Dr. Öğr. Üyesi Cüneyt Tüzün 108 Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı 111 Prof. Dr. Erol Özvar 115 Dilek Bekiroğlu 117 Prof. Dr. İskender Pala 119 Dr. Öğr. Üyesi Vildan Koçbeker 121 Serkan Yavuz 124 Dr. Öğr. Üyesi Seda Yurtcanlı Duymaz 126 Prof. Dr. Kemal Önder Çetin 129 Dr. Öğr. Üyesi Fatih Sütcü 132 Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu 136 Prof. Dr. Gülfettin Çelik 138 Dr. Nilay Ergenç 140 Doç. Dr. Mehtap Aras 142 Prof. Dr. Nuri Aydın 146 Prof. Dr. Necdet Budak 148 Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz 149 Prof. Dr. Mahmut Ak 152 Prof. Dr. Cevdet Erdöl 155 Prof. Dr. Erhan Afyoncu 157 Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen 159 Prof. Dr. Sefa Saygılı 163 Prof. Dr. Doğanay Tolunay 164 Prof. Dr. Haluk Özener 168 Prof. Dr. Tamer Yılmaz 171 Doç. Dr. İsmail Tayfur 173 Prof. Dr. Hasan Sözbilir 176 Dr. Hayri Baraçlı 178 Dr. Erol Kesici 180 Prof. Dr. Orhan Şen 184 Prof. Dr. Mustafa Kurt 188 Talha Kös 189 Prof. Dr. Ertuğrul Karsak 191 7 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Uğur Çevik 193 Dr. Öğr. Üyesi Ruhi Can Alkın 194 Bora Hızal 197 Prof. Dr. Yaşar Tatar 198 Prof. Dr. Refik Korkusuz 202 Prof. Dr. Mustafa Kumral 204 Nevzat Sayın 207 Dr. Recep Çakır 208 Prof. Dr. Oğuz Cem Çelik 211 Süleyman Soylu 213 İçişleri Bakanı Murat Kurum 218 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Recep Tayyip Erdoğan 228 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı 9 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER K ahramanmaraş merkezli depremlerden sonra, olası Mar- mara Depremi ve iklim değişikliği kaynaklı sel ve yangın gibi Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tüm afet riskleriyle mücadele etme daha da önemli hale gelmiştir. Asrın felake- tinden sonra şehirlerin ve toplumun tüm değerleriyle birlikte afetlere karşı dirençli hale getirilmesinin ötelenmez bir zorunluluk olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Kentsel dönüşümden sosyal konut projelerine, atık yönetiminden millet bahçelerine, ekolojik koridorlardan altyapı yatırımlarına, akıllı şehirlerden yapı işleri ve teknolojilerine kadar tüm alanlarda bilim ve bilim insanları yürütülen çalışmaların paydaşı olmuştur. Yine Kah- ramanmaraş depremleri sonrası oluşan durumun çevre, şehircilik ve iklim değişikliği perspektifinden izlenmesi ve yönetimi ile şehirleri- mizin ihyası ve yeniden inşası sürecinde uygulanacak politikaların belirlenmesinde her zaman olduğu gibi bilim ve bilim insanlarıyla her zaman aktif rol üstlenmişlerdir. Bu çalışmalar ışığında alanında uzman isimlerden oluşan disiplinler arası bir kurulun oluşturulması kararlaştırılmıştır. Amaç kurulun çevre, şehircilik ve iklim değişikli- ği konularında afet bölgesinde yürütülecek çalışmalara akademik ve teknik katkı sunmak olarak belirlenmiştir. Kısa süre içerisinde birbirinden bağımsız olarak yaşanan iki depremle birlikte gelen afet gerek bölgesel nitelikli olması gerekse sonuçlarının yol açtığı yıkımın büyüklüğü bakımından deprem nedeniyle oluşan G İ R İ Ş 10 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER diğer afetlerden kati suretle ayrılmaktadır. Bu nedenle deprem böl- gesinin afet sonrası süreçte gerek arama kurtarma, ilk yardım, hasar tespit, geçici barınma alanlarının kurulması, enkaz yönetimi gerekse yeni şehircilik çalışmaları bakımından yönetimi çok özel bir çalışma gerektirmektedir. Bu çalışmanın temelinde bilim yatmakta, bilim in- sanları bulunmaktadır. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli tam da bu gereklilikten yola çıkılarak geliştirilmiş olan bir afet yönetimi mo- deli olmuştur. Topraklarının büyük bir kısmı deprem riski altında olan Türkiye’nin başta depremler olmak üzere sel, heyelan, yangın gibi iklim krizinden kaynaklanan diğer bütün afetlere karşı hazırlıklı olması ve afetlerle mücadele kapasitesinin her anlamda geliştirilmesi, afetlere dirençli şehirlerin ve toplumsal yapının oluşturulması amacıyla hayata geçi- rilmiştir. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli, afet yönetiminin afet öncesi, afet anı ve afet sonrası bütün aşamalarını kapsayan; sürecin tüm açılar- dan izlenmesini, yönetimini, ihya ve yeniden inşa politikalarını belir- lemek amacıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye’de sürdürülebilir afet yönetimini sağlamak üzere kurulmuş olan bu model 1 Başkan Yardımcısı, Danışma Kurulu, Genel Sekreter- lik ve 13 alt kuruldan oluşmaktadır. Destek hizmetleri ve sosyal poli- tikalar kurulundan deprem ve yer bilimleri kuruluna, şehirleri ihya ve inşa kurulundan kentsel ve kırsal dönüşüm kuruluna, coğrafi bilgi sistemleri ve akıllı şehirler kurulundan tarihi ve kültürel miras kuru- luna kadar afet yönetimi sürecinin her aşamasını kapsayan sürdürü- lebilir, iklim dostu ve afetlere dirençli şehirler kurma anlayışı teme- linde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tüm çalışmalara bilimsel ve teknolojik anlamda büyük bir katkı sağlamaktadırlar. 11 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Şekil-1: Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Teşkilat Yapısı 12 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 1. Destek Hizmetleri ve Sosyal Politikalar Kurulu • Afetzedelerin geçici barınma ihtiyacının karşılanması için yapılan ve yapılacak olan geçici barınma alanlarının afetze- delerin ihtiyaçları doğrultusunda sağlıklı ve güvenli bir şekil- de planlanması ve tasarlanması, • Başta çocuklar olmak üzere afet nedeniyle travma yaşayan depremzedelere psikososyal destek sağlayacak ve onların normal hayata dönüşünü hızlandıracak altyapının kurulması, • Afetzedelerin geçici yaşam alanlarında gündelik ihtiyaçlarını karşılayacak altyapının ve tesislerin kurulması, • Afete maruz kalanlar için gerek geçici yaşam alanlarında ge- rekse çeşitli vesilelerle afet bölgesinden tahliye edilenlere yö- nelik sağlık faaliyetlerinin yürütülmesi, • Devletin sağlamış olduğu destek faaliyetlerinin etkin bir şe- kilde yürütülmesi, • Arama kurtarma çalışmaları ile eş zamanlı olarak ilk yardım ve ilk müdahale çalışmalarına yönelik uygulamaların ve yön- temlerin belirlenmesi, • İlk yardım çalışmalarından sonra sahra hastanelerinin ku- rulması, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir ve afet sonrası süreçteki kırılganlıklara, risk ve tehditlere maruz kalmadan yönetilmesi, • Tüm bu çalışmalar yürütülürken eş zamanlı olarak afetzede- lerin giyecek, yiyecek, yakacak, gıda ve barınma sorunlarının çözülmesi ve bunlara dair alt yapıların hem çalışanları hem de afetzedeleri tatmin edecek düzeyde yürütülmesi, • Deprem sonrası süreçte afetzedelerin geçici barınma ihtiya- cını karşılamak amacıyla afet bölgesini terk etmesinden kay- naklanan demografik koşulların değerlendirilmesini sağlaya- cak katkıların sunulması amaçlanmaktadır. 13 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Kurul Üyeleri: Prof. Dr. Sefa Saygılı - İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz - İstanbul Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Aras - Gaziosmanpaşa Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ruhi Can Alkın - Necmettin Erbakan Üniversitesi Yunus Sezer - AFAD Başkanı Mehmet Demircioğlu - Sosyal Yardımlar Genel Müdürü Zeynep Yosun Akverdi - Akut Başkanı Eren Usül - Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Sami Kulaklıoğlu - Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı 2. Deprem ve Yer Bilimleri Kurulu • Marmara Bölgesi başta olmak üzere son depremin yaşandığı şehirlerin deprem tarihini, geçmişte yaşanmış depremlerin şehircilik tarihi perspektifinden etki ve sonuçlarının yorum- lanarak bugünün ve geleceğin şehirlerinin inşasında katkı sunması, • Deprem tarihi ve bölgenin depremselliği çalışmalarının tarih- çiler, jeologlar ve deprem bilimciler perspektifinden disiplin- ler arası bir yaklaşımla analiz edilmesi, • Yıkıma uğrayan yerleşim yerlerinin tarihsel geçmişlerinin değerlendirilerek yeniden inşa sürecinde yapılaşmaya uygun olup olmadığı konusunda öneriler geliştirilmesi, • Türkiye’deki deprem üreten ya da deprem üretme potansiyeli olan aktif fayların/fay bölgelerinin kesiştiği alanlardaki yapı- laşmaya dönük risk durumunu belirlemek için haritalandırıl- ması, • Elde edilecek çıkarımlar ile yeni şehircilik çalışmaları için uy- gulanabilir politikalar haline getirilmesi amaçlanmaktadır. 14 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Kurul Üyeleri Prof. Dr. Haluk Özener - Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Naci Görür - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Nurcan Meral Özel - Boğaziçi Üniversitesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy - Yıldız Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Ergin - TÜBİTAK MAM Prof. Dr. Okan Tüysüz - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Orhan Tatar - AFAD Deprem Risk Azaltma Genel Müdürü Vedat Yanık - MTA Genel Müdürü Dr. Ayşe Çağlayan - Mekânsal Planlama Gen. Müd. Dai. Bşk. 3. Hasar Tespit Kurulu • Deprem sürecinde hasar tespit çalışmalarının ayrı bir önem taşıdığı gerçeğinden hareketle gerek geçici barınma gerekse de kalıcı konutların hak sahipliği bakımından titizlikle yürü- tülmesi, • Hasar tespiti çalışmaları ile sonraki depremler ve muhtemel diğer afetler için risk yönetimi aşamasına hazırlık yapılması, • Deprem sonrasında yıkık binaların enkazlarının kaldırılma- sı, acil yıkılması gereken ve ağır hasarlı binaların yıkılması, enkazlarının taşınması ve hak sahipliği konusunda çevresel, hukuki ve ekonomik faktörlerin birlikte ele alınması, • Deprem sonrası süreçte hasar tespit çalışması ile elde edilen verilerin işlenmesi ve yapı stoğunun sayısallaştırılarak plan- lamaların ve değerlendirmelerin yapılması, • Hasar tespit çalışmalarının tüm bölgede yapılarak afet riski yüksek bölge ve şehirlerimizde depreme hazırlık kapsamın- da yapı stoğunun risk açısından taranması ve kayıt altına alınması, 15 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER • 11 ilimizde kadim şehircilik geleneklerimizi yaşatan tarihi ve kültürel yapıların ve eserlerimizin tamamının hasar tespit ta- ramasının yapılması ve onların dirençli hale getirilmesi için atılacak adımların belirlenmesi Kurul Üyeleri Prof. Dr. Ali Koçak - Yıldız Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Kadir Güler - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan - Düzce Üniversitesi Prof. Dr. Refik Korkusuz - Dokuz Eylül Üniversitesi Tuğrul Sezdirmez - Yapı İşleri Gen. Müd. Dai. Bşk 4. Enkaz ve Atık Yönetimi Kurulu • Afet bölgesinde özellikle yerleşim birimlerinde başta enkaz atıkları olmak üzere ortaya çıkan tıbbi, kompozit, metal, plas- tik ve diğer tüm atıkların çevresel hassasiyetler gözetilerek bertarafına yönelik olarak yeni model ve yaklaşımların geliş- tirilmesi, • Afet bölgesinde deprem sonrası ortaya çıkan enkaz ve diğer tüm atıkların yönetimi; ayrıştırılması, geri dönüşüme tabi olanların kazandırılması ile doğaya ve insan sağlığına zararlı atıkların bertaraf edilmesi konularında sürecin yönetimine katkı sağlaması, • Geçici yaşam alanlarında ortaya çıkan atıkların yönetimi ko- nusunda gerekli politikaların geliştirilmesi ve belediyelere teknik destek sağlanması amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu - Medipol Üniversitesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Osman Atilla Arıkan - İstanbul Teknik Üniversitesi Eyyüp Karahan - Çevre Yönetimi Genel Müdürü Hasan Bebek - Türkiye Çevre Ajansı Başkanı 16 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 5. Şehirleri İnşa ve İhya Kurulu • Kentsel dönüşümden sosyal konut projelerine, atık yöneti- minden millet bahçelerine, ekolojik koridorlardan altyapı yatırımlarına, akıllı şehirlerden yapı işleri ve teknolojilerine kadar tüm alanlarda yeni şehircilik çalışmalarında yürütüle- cek politikalara akademik ve teknik katkı sunulması, • Kalıcı konutlar için yeni yerleşim alanlarının belirlenmesinde mikro bölgeleme ve zemin etüdü çalışmalarına katkı sunul- ması, • İnşa edilecek deprem konutlarıyla ilgili hak sahipliği ve tah- sis işlemlerinin, yatırım ve planlamanın yürütülmesi konu- sunda katkı sağlanması, Kurul Üyeleri Prof. Dr. Yusuf Şahin - Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yakut - Orta Doğu Teknik Üniversitesi Emre Arolat - Mimar Ömer Bulut - Toki Başkanı Kutluhan Taşkın - Strateji Ve Bütçe Başkanlığı Başkan Yardımcısı Ahmet Nehar Poçan - AFAD Barınma Ve Yapım İşleri Genel Müdürü Hicran Çakmak - Emlak Konut Genel Müdür Yardımcısı Dilek Bekiroğlu - İnşaat Mühendisleri Odası Tufan Büyükuzun - Milli Emlak Genel Müdürü 6. Kentsel ve Kırsal Dönüşüm Kurulu • Kentsel dönüşüm stratejilerinin geliştirilmesinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği, • Deprem bölgesinde yıkıma uğrayan yerleşim birimleriyle il- gili olarak kentsel dönüşüm stratejilerinin her şehre uygun olarak belirlenmesi, 17 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER • Kentsel dönüşüm çalışmalarının afet bölgesinde deprem dönüşüm çalışmaları olarak sürdürülmesi dair akademik ve teknik destek sağlanması • İmar kanunu ve ilgili yönetmeliklere ilişkin mevzuat düzen- lemelerine katkı sunulması amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Handan Türkoğlu - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Mustafa Erdik - Boğaziçi Üniversitesi Dr. Seda Yurtcanlı Duymaz - Siyasal Bilgiler Fakültesi Hakan Gedikli - Emlak Konut Genel Müdürü Vedad Gürgen - Altyapı Ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Gen. Müd. Murat Oral - Mesleki Hizmetler Genel Müdürü Ahmet Küçükler - Hukuk Hizmetleri Gen. Müd. Ahmet Şimşek - Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Talha Kös - Kentsel Dönüşüm Uzmanı Sabri Paşayiğit - Mimar Turan Ateş - Em. Hâkim 7. Mekânsal Planlama Kurulu • Afet bölgesi şehircilik çalışmalarında şehirlerin ve kırsal alanların planlanması, • Afete duyarlı planlama yaklaşımlarının geliştirilmesi ve dep- rem başta olmak üzere diğer bütün doğal afetlere karşı di- rençli ve güvenli planlama süreçlerine katkı sağlaması, • Yeni şehircilik çalışmalarında bölgenin jeolojisi, morfolojisi, iklimi, trafiği, yeraltı kaynakları, ekonomisi gibi birçok bilgiyi barındıran haritalandırma ve harita tekniklerinin kullanıl- ması ve risk faktörlerinin belirlenmesi, 18 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER • Afet sonrası çevresel değişimlerin izlenmesi, • Bölgenin yeniden planlanmasında Türkiye Mekânsal Strateji Planı’na entegre bir yaklaşımın belirlenerek yeniden değer- lendirilmesi süreçlerine katkı sunması amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Aliye Ahu Akgün - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Cemalettin Okay Aksoy - Dokuz Eylül Üniversitesi Prof. Dr.Sadık Bakır - ODTÜ Prof. Dr. Taşkın Kavzoğlu - Gebze Teknik Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Cüneyt Tüzün - Yaşar Üniversitesi Yavuz Erdal Kayapınar - Mekânsal Planlama Gen. Müd. Fatih Turan - Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Bünyamin Derman - Mimar 8. Yeni Yapı Teknolojileri Kurulu • Afet sonrası yapılaşmaya dair temel ilkelerin ve teknolojilerin belirlenmesi, • Yeniden inşa çalışmalarında akıllı bina ve şehircilik uygula- malarının geliştirilmesi için deprem öncesi hazırlıkların yü- rütülmesi, • Bina Kimlik Sistemi (BKS) ile 2021 yılının ikinci yarısından itibaren iskân alan yapılarda deprem sonrası gerçekleştirile- cek arama kurtarma çalışmalarının hızlı ve etkin sonuçlana- bilmesi için veri bazlı katkı sağlaması, • Deprem riskli bölgelerde deprem ve yapı arasında ilişkinin yeni şehircilik çalışmalarında uygulanması, • Çelik, betonarme ve benzeri yapı türleri ile yeni mühendis- lik ve mimarlık tasarımlarını araştırarak afetlere karşı şehir direncini artıracak şekilde inşa edilmesi sürecine katkı sağla- ması amaçlanmaktadır. 19 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Kurul Üyeleri Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık - Karadeniz Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Alper İlki - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Mustafa Şahmaran - Hacettepe Üniversitesi Prof. Dr. Oğuz Cem Çelik - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr.Kürşat Esat Alyamaç - AFAD Dr. Öğr. Üyesi Fatih Sütcü - İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Yoshinori Moriwaki - Yüksek Mimar ve İnşaat Yüksek Mühendisi Banu Aslan - Yapı İşleri Gen. Müd. Levent Sungur - TOKİ Başkan Yardımcısı 9. Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Akıllı Şehirler Kurulu • Deprem bölgelerinin yeniden inşasında akıllı ve güvenli şehir konseptinin uygulanması, • Akıllı bina sistemlerinin aynı zamanda deprem anında erken uyarı sistemi olarak çalışmasını sağlayacak modellerin ve sis- temlerin yapay zeka metotlarıyla uygulanması, • Altyapı, ulaşım, enerji, sıfır atık ve diğer tüm alanların akıllı şehir uygulamalarına entegre edilmek sureti ile afetlere karşı dirençliliği artırıcı ve afet sonrası süreç yönetimini kolaylaştı- rıcı katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. İmdat As - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Prof. Dr. Tahsin Yomralıoğlu - İstanbul Teknik Üniversitesi Zeki Adlı - Tapu Ve Kadastro Gen. Müd. İsmail Tüzgen - Coğrafi Bilgi Sistemleri Gen. Müd. Zekeriya Çoştu - Milli Teknoloji Genel Müdürü 20 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 10. İklim Dostu Yeşil Dönüşüm Kurulu • Türkiye’nin ve şehirlerinin iklim dostu yeşil dönüşümü ça- lışmalarının deprem bölgesinde yeni şehircilik çalışmalarına entegre edilmesi, • Sanayide yeşil dönüşüm politikalarının bölgede inşa edilecek sanayi yapılarına ve sanayi alanlarına uyarlanması, • Yeni şehircilik çalışmalarında iklim değişikliğine uyum sağ- lanması amacıyla yenilenebilir enerji, temiz enerji, yağmur suyu hasadı, enerji verimliliği gibi doğa ve ekosistem temelli çözümler, mavi-gri-yeşil altyapı yatırımları konularında katkı sunması, • Yangınlar ve seller başta olmak üzere iklim krizine bağlı afet- lere karşı engelleyici çözüm mekanizmalarının ve stratejile- rin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr.Barış Salihoğlu - ODTÜ Prof. Dr. Burcu Özsoy - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Orhan Şen - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. İlker Murat Ar - Stratejik Araştırmalar Ve Verimlilik Gen. Müd. Dr. Öğr. Üyesi Erol Kesici - Süleyman Demirel Üniversitesi Volkan Mutlu Coşkun - Meteoroloji Gen. Müd. Orhan Solak - İklim Değişikliği Başkanı Bekir Karacabey - Orman Genel Müdürü 11.Kentsel ve Kırsal Altyapı Kurulu • Yeni şehircilik çalışmaları kapsamında kentsel altyapı ve mega yapılar olmak üzere deprem bölgesindeki tüm altyapı dirençli şehir konseptine uygun olarak tasarlanması ve bu yönde politikaların geliştirilmesi, 21 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İller Ban- kası eliyle bugüne kadar yürüttüğü çalışmaların bölge özelin- de depremsellik ve risk faktörleri bakımından yeniden değer- lendirilmesi, • Yeni şehircilik çalışmaları kapsamında yürütülecek altyapı çalışmalarının deprem bölgesinde iklim dostu yeşil dönüşüm çalışmalarına entegre edilmesi amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Kasım Yenigün - Kastamonu Üniversitesi Prof. Dr. Lütfi Akça - İstanbul Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Necdet Budak - Ege Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hayri Baraçlı - Yıldız Teknik Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Vildan Koçbeker - Selçuk Üniversitesi Yusuf Büyük - İller Bankası Gen. Müd. Turan Konak - Yerel Yönetimler Gen. Müd. M. Akif Balta - DSİ Genel Müdürü Yalçın Eyigün - Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı AYGM Genel Müdürü Ömer Sami Yapıcı - Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı TEDAŞ Genel Müdürü 12. Tarihi ve Kültürel Miras Kurulu • Bölgede daha önce deprem yaşamış ancak ayakta kalmış tari- hi ve kültürel yapıların mimari tasarımlar ve yapı teknolojile- ri açısından değerlendirilmesi, • Afet bölgesi yeni şehircilik çalışmalarında sürdürülebilir kentsel planlama yaklaşımlarının kullanılması, afet bölge- sindeki tarihi kentler hakkında bütüncül bir bakış açısının ortaya konulması, • Şehircilik geleneklerimiz temelinde afet bölgesinde zarar 22 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER gören tarihi mirasın korunması ve restorasyon sürecine ve ülkemizin “Medeniyetimizi Yaşatan Şehirler” vizyonuyla uyumlu politikaların belirlenmesine yönelik katkı sağlaması yapılması amaçlanmaktadır. • Bundan sonra afet riski ve depremsellik bakımından yüksek olan bölgelerde de şehircilik geleneklerimizin en güzel örnek- lerini yansıtan tarihi ve kültürel yapılarımızın tespitinin yapı- larak onların dirençli hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Erhan Afyoncu- Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Emecen - İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Sinan Genim - İstanbul Ticaret Üniversitesi Murat Bardakçı - Tarihçi Yazar Yahya Coşkun - Kültür Varlıkları Genel Müdür Yardımcısı Elif Uz - Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Aynur Gökalp Durna- Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Gen. Müd. Dai. Bşk. 13. Kriz Yönetimi ve İletişim Kurulu • Afet sonrası kriz, iyileştirme, inşa ve ihya süreçlerinde yürütü- len tüm çalışmaları kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılması, • Afetzedeler ile afet çalışmalarında görev alan kamu, özel sek- tör ve STK çalışanları arasındaki iletişimin sağlıklı bir zemin- de yürütülmesi amaçlanmaktadır. Kurul Üyeleri Prof. Dr. Zakir Avşar - Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Prof. Dr. Ece Baban - Fenerbahçe Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Nilay Ergenç - Afet Yönetim Uzmanı 23 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER İdris Kardaş - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformas- yonla Mücadele Koordinatörü Aysun Torun Orhan - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı İle- tişim Danışmanı Bu kurullar, dirençli şehirler hedefi için büyük önem taşımakta ve jeolojiden inşaat mühendisliğine, mimarlıktan sosyolojiye kadar di- siplinler arası çok sayıda alandan temsilciler yer almaktadır. Bilim insanlarımız Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’ne birikimleriyle, sahadaki tecrübeleriyle akademik destek sağlamaya devam etmekte- dirler. İlk toplantısını 3 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başkanlığında gerçekleştiren Türkiye Ulusal Risk Kalka- nı Modeli çalışmaları kapsamında alanında uzman, akademisyen, bürokrat, mimar, mühendis ve teknik personelden oluşan 159 kurul üyesi aktif bir şekilde görev almaktadır. İkinci Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Toplantısı 10 Mart 2023 tarihin- de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ev sahipliğin- de, deprem bölgesi Gaziantep’te düzenlenmiştir. Toplantıda, deprem sonrası fay hatlarından yeni konut inşa sürecine, doğal afet riskleriyle başa çıkmaya kadar 81 ilimizi ilgilendiren birçok konu ele alınmıştır. Bilim insanları, Deprem ve Yer Bilimleri’nden Hasar Tespit’e, Tarihi ve Kültürel Miras Kurulu’ndan Şehirleri İnşa ve İhya Kurulu’na ka- dar pek çok kurul oluşturarak, Türkiye’nin tamamını afetlere karşı dirençli hale getirme amacıyla çalışmalarını sürdürmektedirler. Bu kapsamda Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli bilim kurulu üyeleri Mart ayının son haftasında da Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Gaziantep illerindeki afet bölgelerinde saha çalışması ve teknik ince- lemede bulunarak önemli sonuçlara ulaşmışlardır. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Kurulu’nun üçüncü toplantısı 7 Nisan 2023 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında İstanbul’da Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilmiştir. Kamuoyunun ve basının büyük bir ilgi gösterdiği Dolmabahçe Değerlendirme Toplantısı kapanış konuşma- sında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yol haritasının belirlenmesine katkı sunacak bir deklarasyon ilan etmiş- tir. Sözü edilen konuların ana başlıkları şunlardır: (wwwcsb.gov.tr). 24 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER • Tüm afet türlerine dair erken uyarı gözlem istasyonlarını da 81 ilde yaygınlaştırılması. • Ortaöğretim, lisans ve lisansüstü eğitim statülerinde afet bilgisi derslerinin yaygınlaştırılması, vatandaşların bilinçlendirilmesi adına bu çalışmaların da hayata geçirilmesi. • Tüm iletişimin tek elden AFAD koordinasyonunda yürütülmesi ve şehirlerdeki sabit ve mobil baz istasyonlarına dair verimlilik çalışmalarının acilen yapılması. • Zemin etüt çalışmasını kamusal bir denetimin yapılmasını zo- runlu hale getirecek düzenlemenin hayata geçirilmesi. • Gerekirse radye temel kullanımını bazı bölgelerde zorunlu hale getirilmesi. • Türkiye’de dere yatakları ve sıvılaşma riski yüksek bölgeleri ima- ra kapatma, kat eksiltme dâhil olmak üzere tüm çalışmaları içe- ren planlama sürecini kararlılıkla hayata geçirilmesi. • Kamu hizmeti veren binaları riskli bölgelerden kaldırma, taşıma, güçlendirme ve yeniden yapım sürecinde her türlü yeni teknolo- jinin kullanılması. • Afet anlarında binalara yaklaşacak ve hatta içinde gezebilecek kabiliyette insansız hava ve kara araçlarının geliştirilmesi. • Türkiye’nin bina envanterinin hazırlanıp, hasar tespitiyle risk durumunun tamamlanıp tablonun ortaya konulması ve bu bilgi- lerin dijital veri tabanı havuzunda tüm kurumların istifadesine sunulması. • Bina kimlik belgesi sisteminin ve binaların denetiminin düzenli yapılarak Türkiye’deki tüm binalarda da aynı şekilde periyodik muayenelere tabi olmasına yönelik düzenlemelerin yapılması. • Yapılaşmada enerji verimli, iklim duyarlı, sıfır atık uyumlu ve ekolojik özellikli malzemelerin kullanımlarını 81 ilde yaygınlaş- tırılması. • Türkiye’yi afetlere karşı dirençli bir ülke haline getirmek için afet merkezi, yeni bir finansal yapılanma ve yeni bir teşvik sisteminin hayata geçirilip, mesleki mesuliyet sigortası ve yetkin mühendis- lik uygulamasını zorunlu kılınması. 25 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yarınların güçlü ve müref- feh Türkiye’si için tüm tedbir ve uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirmeyi amaçlayan bu model dünyada alanında ilk olması nedeniyle de önemlidir. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli kapsa- mında bilim insanlarının ve kurul üyelerinin saha çalışmaları, teknik incelemeler, değerlendirme toplantıları ve çalıştaylar yaparak muhte- mel afetlere karşı ortak bir akla dayalı istişare süreci sonucunda tüm Türkiye’de oluşması muhtemel afetlere karşı önleyici ve risk azaltıcı bir eylem planına dönüştürülecektir. Aynı zamanda İstanbul ve Mar- mara Bölgesi özelinde potansiyel afetlere karşı hazırlıklı olmak için, 39 ilçede kentsel dönüşüm ve 93 bin konutun yenilenmesi çalışmaları sürdürülmektedir. İstanbul’u olası bir afete karşı korumak için, böl- gesel ve alan bazlı dönüşümlerle yeni kentler kurmaktan, şehir mer- kezlerinde yerinde dönüşümlere ve mevzuat değişikliklerine kadar hemen hemen her alanda çalışmalar yürütülmektedir. Binlerce yeni konutun yer aldığı rezerv alanlar oluşturmak da hedefler arasındadır. Amaç, İstanbul’u güvence altına almak, yeni, güvenli konutlar inşa etmek ve sağlıksız yapı stokunun yenilenmesi için kentsel dönüşüm sürecini hızlandırılmaktır. Bu kitap, Kahramanmaraş depremlerinin ardından Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çalışmaları kapsamında 3 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında bakanların, uzmanların ve bi- lim insanlarının katılımıyla düzenlenen Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Toplantısı’nda yapılan konuşmaların deşifre edilerek düzen- lenmesiyle hazırlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi 3 Mart 2023 | İstanbul Açılış Konuşmaları Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kıymetli Bilim İnsanları, Değerli Misafirler, Sizleri en kalbî duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Milletçe 6 Şubat’ta yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli iki depre- min, devamında gelen 12 bin artçı sarsıntının etkilerini yaşadığımız sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Toplantısı 30 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bu depremler ülkemizin 11 şehrinde büyük can kayıplarına ve ağır yıkımlara yol açtı. Hayatını kaybeden 45 binin üzerindeki her bir vatandaşımızın, yaralanan 115 bin insanımızın her birinin acısı yü- reklerimizdedir. Yaklaşık 14 milyon insanımızın hayatını doğrudan etkileyen, bunların üç buçuk milyonunun ülkemizin diğer yerlerine göç etmesine yol açan bu felaketin yaralarını sarmak için gece gün- düz çalışıyoruz. Arama kurtarma işlemlerini enkaz kaldırma faaliyetleri, onu da yeni- den inşa ve ihya çalışmaları takip ediyor. Hasar tespit çalışmaları bitince, şehirlerimizde yapacağımız yeni ko- nutların ve köy evlerinin sayıları netleşecek. Şu an için yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı 214 bin binada 608 bin bağımsız bölüm belirledik. Depremzede vatandaşlarımızı şimdilik çadır kentlerde, konteyner kentlerde, yurtlarda, kamu misafirhanelerinde, otellerde misafir edi- yoruz. Ayrıca köylerine ve diğer şehirlerde kiraladıkları veya kendileri için tahsis edilen evlere giden çok sayıda vatandaşımız da var. Bu kadar büyük bir yıkım karşısında hayatı süratle normalleştirmek için önce insanlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamamız şart. İlk anda bu ihtiyaçlar arama kurtarma yardım ekibiydi. Bunu ekmek, su, çorba gibi gıda tedariki ihtiyacı takip etti. Hemen ardından da bat- taniye ve giyecek ihtiyacının yanı sıra çadır ve konteyner gibi barın- ma ihtiyacı geldi. Depremin ilk 2 haftası geride kaldığında artık kalıcı barınma ihtiyacı- nı süratle giderecek adımları atma mecburiyeti ile karşı karşıyaydık. Bu arada NATO’dan gelen gerçekten çok kaliteli, bunun yanında İsviç- re’den gelen çadırlar bir kompleks hâlinde burada yerlerini aldı. Bunun için zemin ve etüt çalışmaları bitmiş olan projelerimizden baş- layarak hızla yeni konutların yeni yaşam alanlarının inşasına başla- dık. Yeni yerleşimleri planlarken şehirlerimizin yönünü mümkün ol- duğu kadar ovalardan dağlara, zemini sağlam yerlere döndürüyoruz. 31 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Kadim şehir yerleşimlerimizi ise tarihî ve kültürel varlıklarımızı da yaşatacak, aynı zamanda afetlere karşı güçlendirecek bir anlayışla ihya etmeyi hedefliyoruz. Yatay mimariden taviz vermeyeceğiz. TOKİ’nin inşa edeceği konutlar, zemin artı üç veya dört katlı, üç oda bir salon olarak yapılarak hak sahiplerine verilecek. Yerinde ihya edilebilecek alanlarda da düşük yoğunluk, düşük kat ve güvenlik önceliğimiz olacaktır. Elbette yeni yerleşim yerlerini belirlerken bilim insanlarımızın, mi- marlarımızın, mühendislerimizin, şehir plancılarımızın, onlarla bir- likte yöre halkının görüşlerine göre hareket ediyoruz. Ancak acil işleri yaparken ülkemizi daha bütüncül bir afet hazırlığı ve yönetimi siste- mine kavuşturacak vizyonu da ihmal etmemek gerekiyor. Bugünkü toplantımızın gayesi, ülkemizi Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli olarak tasavvur ettiğimiz, işte böyle bir perspektife kavuştu- racak sürecin fikrî zeminini oluşturmaktır. Bu yaklaşımı oluştururken Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu afet kavramı altında toplanabilecek tüm tehlike ve tehditleri birlikte de- ğerlendirmeliyiz. Deprem bunlardan biridir. Aynı şekilde sel, yangın, heyelan, kuraklık gibi diğer doğal afetleri de buna eklemeliyiz. Yetmez! Ayrıca salgın hastalıktan teröre, sığınmacı akınlarından ekonomik krizlere, diğer unsurları da buna ilave etme- liyiz. Hiç şüphesiz yaşadığımız jeopolitiğin dayattığı terör, savaş, sosyal kaos gibi hususları da hesaba katmalıyız. Özetle, ülkemizin ve milletimizin varlığını, hayatını, geleceğini tehdit eden her krizi, bir afet olarak görmek, öncesi ve sonrasıyla tedbirleri- mizi buna göre düşünmek gerektiği kanaatindeyim. Devletin bekasını, vatandaşımızın bekası ile bütünleştiren böyle bir yaklaşımın siyaset üstü bir afet yönetimi için en doğru yol olduğuna inanıyorum. Hiç şüphesiz aslolan, sizlerin değerlendirmeleri, analizleri, tespitleri, teklifleridir. 32 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Şu ana kadar 11 vilayetin hemen hemen tamamını iki kez dolaşma fır- satı buldum. Bakan arkadaşlarımın hemen hemen her ilde bir koordinatörlük gö- revi var. Bakanlarımın içerisinde bir kez, iki kez, üç kez bu illeri dola- şan görevli koordinatör bakan arkadaşlarım var. Tabii bunun yanında birçok ilde asgari 2, 3 vali görev yapmakta. On- lar bu görevlerini sürdürüyor. Bir de özellikle belediye başkanlarımız- dan, şu anda gerek büyükşehir belediye başkanlarımız gerek il ilçe be- lediye başkanlarımız; kardeş belediye başkanları olarak ilan ettiğimiz yerlerde onlar da ayrıca görevlerini sürdürmektedir. Şimdi sizlerin katkılarına müracaat edeceğiz ve bu katkılarınız için şimdiden her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. 33 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Fuat Oktay Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Katılımcılar, Öncelikle yaşadığımız depremden, can kayıplarımızdan dolayı tüm milletimize bir kez daha geçmiş olsun ve başsağlığı diliyorum; yaralı- larımıza da acil şifalar diliyorum. Tabii ki biz, liderliğimizde her zaman şunu gördük, olayın büyüklüğü ne olursa olsun, asla ve asla panik yapmamak, son derece sakin şekil- de ve olabildiğince geniş çerçevede olayı değerlendirebilmek, sorun- ları doğru tespit edebilmek ama aynı soğukkanlılıkla da çözümlere odaklanabilmek. Dolayısıyla bugün de bunu yapıyoruz. Çok büyük bir afeti birlikte yaşadık. Bu sadece bizim tarafımızdan değil, uluslararası boyutta da itiraf edildi. Birleşmiş Milletler bunu özellikle ifade etti: “Arka arkaya 7.7 ve 7.6 depremi biz kendi kayıtlarımızda göremiyoruz.” şeklinde. Ama biz milletçe, devlet ve millet olarak liderliğinizde bir araya gel- dik. Hamdolsun akut dönemi de geride bırakmak üzereyiz. Şimdi tekrardan çok güçlü şekilde ayağa kalkma zamanı. Şimdi tek- rardan hep birlikte yaraları sarma dönemi ve yine çok daha bir güçlü Türkiye’yi hep birlikte liderliğinizde inşa etme dönemi. 34 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dolayısıyla bunu inşa ederken de sorunları sadece sorun olarak gör- me değil bir fırsat olarak da değerlendirme bakış açınızla da vizyonu- nuzla da bunu birleştiriyoruz. Bugün sadece jeoloji veya deprem bi- limleri açısından değil, farklı kesimlerden bilim insanları açısından, çok farklı alanlardan bilim insanlarımızın, kanaat önderlerimizin bir araya geldiği ve bunu fırsata dönüştürebileceğimiz bir çalışmayı baş- latıyoruz. Ulusal Risk Kalkanı Modeli ile ilgili hocalarımızın değerli çalışmaları ve görüşleri var. İlk olarak müsaadeleriniz olursa sunumlarına başla- mak üzere hocamız Prof. Dr. Aliye Ahu Akgün’e söz vermek istiyoruz. Buyurun sayın hocam. 35 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sunumlar Prof. Dr. Aliye Ahu Akgün İstanbul Teknik Üniversitesi Çok teşekkür ederim. Öncelikle hepimizin başı sağ olsun ve geçmiş olsun demek isterim. Çok hızlı bir şekilde, neler yapılması gerekiyor ve biz de Türkiye Mekânsal Strateji Planı’nda nelere dikkat ettik, onları size aktarmak isterim. Aslında ülkemizin bir doğal afet ülkesi olduğunu ve pek çok afet riski- ni de barındırdığını göz önünde bulundurarak, ülke bütününde bunu dikkate alarak planlama çalışmalarını yürüttük ve yürütülmesi de gerekiyor; ama bu noktada da bütünleşik afet üzerinden bir yaklaşım gerekiyor. Hızlı müdahalede aslında verilerin doğruluğunun ve envanter ça- lışmalarımızın ne kadar önemli olduğunu gördük. Bununla birlikte mikro bölgeleme, aktif fay hatlarının haritalanması ve sakınım alan- larının (zone) belirlenmesinin ne kadar önemli olduğunu da gördük. Bugüne kadar yapılan pek çok planlama çalışmasının doğruluğunu da aslında maalesef ispat etmiş olduk. Bizim burada hızlı müdahale için veri, hızlı iyileşme için de sadece barınma ihtiyacı değil, temel ihtiyaçları değil, kalkınmaya ve aslında 36 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER üretimi de canlandırmaya yönelik çalışmalara devam etmemiz gere- kiyor. Zaten köy evleri konusu oldu. Bölgenin özelliklerini de düşü- nürsek, bundan sonraki aşamalarda hayvancılık ve tarım sektörleri- nin başat olduğu bir bölge olmasından dolayı direkt olarak bunlara da odaklanmamız gerekecek. Ama bugünkü konumuz tabii ki deprem, ama çok farklı sonuçlar ve hızlı bir çözüm arayışı içerisindeyiz. Bu da doğrudur. Ancak dayanıklı ve kalıcı çözümler için biraz daha detaylı çalışmaya, birlikte ortak akıl oluşturmaya ihtiyacımız var. Özetle ülkemiz doğal afet ülkesi, hiçbir zaman bunu unutmamamız lazım. Bununla birlikte sadece mekânsal gelişme ve yapılı çevre üze- rinden, barınma ihtiyacı üzerinden değil, ama kalkınma ile birlikte iyileştirme sürecini devam ettirmemiz gerekiyor. Teşekkür ederim, efendim. 37 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 38 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. İmdat As İstanbul Teknik Üniversitesi Merhaba, Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Aslında burada Sayın Sanayi Bakanımızı da kutlamak istiyorum. Birkaç yıl evvel Esenler Belediyesi depremle ilişkili bir proje için Tür- kiye’ye çağırmıştı ve proje üzerinde çalışma fırsatım olmuştu. O proje, deprem riski bulunan 60 bin binanın, yeni bir geleceğin şe- hir projesi çerçevesinde geliştirilmesi üzerineydi. Aslında o projenin gelişmesinin bugünkü konuya da ışık tutacağını düşünüyorum. Biz İstanbul Teknik Üniversitesinde bu projeye son 3 yıl çok çalıştık ve uygulanabilirse, Ulusal Risk Kalkanı Modeli için de bir laboratuvar olabilecek bir proje. Deprem bölgesinde çok yıkım oldu ama kalan binalar da oldu. Bu- rada inşaat kodları veya bina kodlarının aslında uygulandığı zaman çalışabileceğini de gördük. Buradaki fırsat bence, bu kodların gerçek- ten uygulanması. Burada da aklıma birkaç düşünce geldi. Şimdi biz bir binanın yapımını fikir aşamasından uygulama aşamasına kadar düşündüğümüzde aslında dört faza ayırabiliriz. Fikir aşaması, avam projesi, uygulama projesi ve en sonunda uygulamanın kendisi. En bü- yük sorunun da uygulama projesinde olduğunu görüyoruz. 39 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Değişik ülkelerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde de çalışırken, Çin’e proje yaptığımızda uygulama projesini, oradaki yerel uygulama ens- titülerinin yaptığını gördük. Bunlar, devletin lisans verdiği kamu ku- ruluşları veya özel kuruluşlar olabiliyor. Bu sistem, uygulama proje- lerinin avam projesine ve kodlara uygun olmasını sağlıyor. O nedenle bu tip yaklaşımlar incelenebilir. Belki Türkiye’ye de uygulanabilir. Burada bence risk, biraz da tamamen uygulama projelerine dönüş- tüğü zaman, biraz tekdüze binaların ortaya çıkması, yani hem yerel kültürü yansıtacak, mahalle kültürünü yansıtacak, yerel malzemele- ri yansıtacak binaların, tipolojilerin meydana gelmesini istiyoruz. O yüzden avam projeleri kısmı yarışmalarla yapılabilse oradaki yerel mimarlara, genç mimarlara fırsat tanınmış olur. Yedi milyon yapıdan bahsediyoruz. Yani belki binlerce genç mimar fırsat kazanmış olur. Hem de bu uygulama şirketleri veya enstitüleri Çin’deki gibi kurum- larla bağdaştırılabilir. Yani böyle bir sistem geliştirilebileceğini, en azından önerilip incelenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Avam projeler üzerinde yaptığım yarışma platformu “ICON” diye Amerika’dan, üç boyutlu bir baskı şirketi hızlıca tek katlı, iki katlı bi- naları basabiliyor. Köy evleri için, belki öyle bir yerel şirket de olabilir veya ICON’la korelasyon da olabilir. Köy evleri için hızlı bir yapım sü- reci gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum. Bu bağlamda bu tip yeni teknolojiler de incelenebilir. Tekrar çok teşekkür ediyorum davet ettiğiniz için, dinlediğiniz için çok sağ olun. 40 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mustafa Erdik Boğaziçi Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Çok değerli Hazırun, Deprem zararının azaltılması için tüm dünyada dört ana yol vardır. Bunlardan; Birincisi, deprem riskini belirle. Bu konuda Türkiye dünyada belki ör- nek gösterilecek bir yerdedir. Gerek MTA’nın çok kıymetli çalışmaları gerekse AFAD’ın yapmış olduğu İRAP çalışmaları (İl Afet Risk Azalt- ma Planları) her açıdan gayet kıymetli değerlendirmelerdir. İkinci husus, deprem riskini artırma. Bu demektir ki yeni yapılacak tüm yapıların ilgili deprem şartnamesine tamamen uyularak yapıl- masını temin etmektir. Ülkemiz bunu % 100 duruma getirmek için 80 yıldır uğraşıyor. Önemli adımlar attık ama hâlâ atacağımız adımlar var. Bu kapsamda mevcut yapı denetim sistemini bazı revizyonlarla sürdürmemiz gerekiyor. Bu alanda 2000 sonrasında önemli iyileş- tirme sağlandı. Ancak gerek bina projelerinin hazırlanmasından ve gerekse bu projelerin denetiminden sorumlu tüm inşaat mühendis- lerinin, mezuniyet sonrası iki yıllık bir pratik eğitim ve imtihandan sonra verilebilecek yetkin mühendislik unvanına sahip olmaları is- tenmelidir. Bu bir anlamda iyi mühendisle kötü mühendisi ayırt et- memizi sağlayacaktır. 41 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Ayrıca bina yapımında görev alan tüm meslek mensuplarının hesap verebilirlik unsurlarına malî boyutun da katılması için mesleki me- suliyet veyahut da yanlış sigorta uygulamasını getirmek uygun olur. Üçüncü konumuz, mevcut deprem riskini azalt. Kentsel dönüşüm uy- gulamaları sürdürülüyor ve bunları sürdürmemiz lazım. Ancak bun- lar kısmen yavaş ilerliyor. Tüm kentlerimizde özellikle İstanbul’da deprem odaklı bina performans iyileştirme kampanyasını başlatma- ya mecburuz. Bu kampanyanın amacı sadece can kaybını engellemek olmalıdır. Ayrıca insanları boşaltmadan uygulanabilecek harici güçlendirme metotlarına öncelik verilmelidir. Biz insanlarımızı canlı kurtardıktan sonra gerek hane sahiplerinin sigortadan alacakları tazminat, gerek- se devletimizin sağlayacağı uygun kredi veyahut da bağış imkânlarıy- la yeniden ev yapmaları mümkün. Ama bu son depremde de gördük; özellikle bir deprem mühendisi olarak benim yüzümü kızartan un- sur, bu kadar çok can kaybı olmasıdır. Diğer bir unsur, bu konuda mevcut riskin azaltılması için, kamunun kullandığı, yoğun olarak insanların bulunduğu tüm ticari işletmeler, üçüncü şahıslara karşı malî sorumluluk sigortası temin etme yüküm- lüğünü yerine getirmelidirler. Örneğin belediyeler, alışveriş merkez- lerine, otellere işletme ruhsatı verirken, böyle bir sigorta isteyecekler. Tabii sigorta şirketleri de bu sigortayı vermek için deprem güvenliğini takip edeceklerdir. Bunlar kolay bir sigorta değil; bu da neticede ka- yıpları önleyecektir. Diğer bir uygulama, deprem performansı çok iyi olan binalara plaket verilerek “iyi örnek” bina olmasının sağlanması gerekir. Bugün “ye- şil bina” için herkes yarışıyor. Bizim bina sahiplerinin aynı zamanda “deprem güvenli bina plaketi” için de yarışması gerekir. Son olarak bu kapsamda satışı veya kiralanması yapılan her bir bina veya hane için “Deprem güvenliği vardır.” belgesi zorunlu olmalıdır. Yoksa kendilerine tapu verilmemeli veyahut da kontrat geçersiz ol- malıdır. Dördüncü husus bu konuda, deprem riskinin transferi. Türkiye bu konuda 2000 yılından beri en başarılı uygulamayı yapıyor. Bugün DASK uygulaması tüm dünyaya örnek olacak bir uygulamadır. Şimdiye 42 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER kadar benim bildiğim, bu depremde yaklaşık 300 küsur bin hasar ta- lebi geldi. Belki 500 bine çıkar. Bunlar başarılı yönetiliyor. Ödeyeceği para ya da tazminat tahmin edilen yaklaşık 30 milyar liradır ki, zaten ödeme kapasitesi 100 milyar liraya yakındır. Bugün hakikaten DASK tüm dünyada örnek alınan çok iyi bir uygu- lamadır. Yani bugün DASK’ın Türkiye’deki penetrasyonu % 50-60 se- viyesindedir. Japonya ve Amerika’ya bakarsanız penetrasyon % 20, % 30’dur. Türkiye’yi geçen bir tek Yeni Zelanda vardır. O da % 90’a yakındır. Bir konu daha var, o da yeni inşaat teknolojileri. Özellikle bu dep- remden sonra deprem yalıtımı teknolojisi ortaya çıktı. Deprem yalı- tımı uygulamaları daha çok depremde %100 işler durumda kalması ve bina muhteviyatının hasar almaması gereken, hastane, hükûmet binası, polis, itfaiye ve özellikle müzelerimiz için geçerlidir. Mevcut yapılara deprem yalıtımının uygulanması ise özel birikim ve tecrübe gerektirir. Deprem yalıtım projelerinde yetkin mühendislerin görev alması, pro- je ve test uygulamalarının yetkin mühendislerce denetlenmesi ve tüm uygulamaların Japonya’da olduğu gibi, üst kurul tarafından denetlen- mesi gerekir. Benim arz edeceklerim bu kadar. Çok teşekkür eder, saygılar sunarım, efendim. 43 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Kasım Yenigün Kastamonu Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Hazırun, Öncelikle yaşadığımız o felaket dolayısıyla ölenlere rahmet diliyo- rum; kalanlara, ailelerine başsağlığı ve bütün millete sabır diliyorum. Hastalara da Allah şifa versin. Bir an önce inşallah sağlıklarına kavu- şurlar. Şu anda içinde yaşadığımız deprem afeti elbette ki ülkemizin de dün- yamızın da önemli gerçeği. Deprem konusunun ya da deprem gerçeği- nin önüne geçmek mümkün değil. Hep söylenen, depremle ilgili yapı- lacak, atılacak adımlar konusu son derece önemli. Ama izniniz olursa benim doğrudan çalışma alanım olan ve bir süredir üzerine yoğunlaş- tığımız konu, bu depremden hemen önce geçtiğimiz yıl, ondan önce- ki yıl iklim değişikliğinin de etkisiyle yaşadığımız taşkın, orman yan- gınları ve benzeri diğer afetler. Aslında böyle bir Risk Kalkanı Projesi Modeli içerisinde bütün afetlerin bütün risk çalışmalarının sürekli iz- lemeyle ve ortaya çıkacak değerlendirmeler sonucu sunulacak proje- lerin takibi ile ilgili bir iki şey söylemek istiyorum. Söz gelimi bizim şu anda Su Yönetimi Genel Müdürlüğümüzün ciddi manada takip ettiği Taşkın ve Kuraklık Yönetim Eylem Planları var. Benim de içinde bu- lunduğum Fırat Havzası gibi, Batı Karadeniz Havzası, Yeşilırmak ve Sakarya Havzası gibi. Burada Taşkın Yönetim Eylem Planları nitelikli 44 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER bir şekilde yapılıyor, ortaya çıkıyor. Şunun üzerinde özellikle durma- mız gerekiyor; bunların izlenmesi. Çünkü bu Yönetim Eylem Planları- nın sonucunda ilgili kurumlara, belediyelere ve birtakım yapılara çok ciddi görevler düşüyor. Ama bu görevlerin gerçekten yapılıp yapılma- dığı ve takibi, bizim böyle bir modelimiz içerisinde son derece önemli. İkinci bir husus da içinde yaşadığımız için, annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz içinde olduğu için, meskenlere konutlara yüklendik. Ama bunlar kadar değerli olan ve önemli olan söz gelimi barajlar gibi stratejik yapılarımız var. Mesela Devlet Su İşleri nezdinde, Genel Mü- dürümüz de burada, onlarla beraber akademik veya sivil inisiyatif şeklinde birtakım ihtisas komisyonları oluşturduk ve bu konuya bir süredir ciddi manada eğildik. İstanbul barajları gibi, Ege barajları gibi yakın zamanda arka arkaya böyle baraj ziyaretleri yaptık. Bu depremden sonra malumunuz birta- kım dezenformasyon da oldu. İnsanlar da haklı olarak merak ediyor. Barajlarımız ne durumda, bir hareketlilik söz konusu. Biz bunları dü- zenli olarak izledik, izlemeye devam ediyoruz. İhtisas komisyonları çerçevesinde bu izlemelerin birazcık daha nite- likli hâle gelmesi ve belki akademisyenlerin gerek tez çalışmalarında gerek projelerinde, bürokrasi tarafından daha fazla motive edilmesi, daha fazla yüreklendirilmesi, cesaretlendirmesi son derece önemli. Çünkü akademisyenler bu anlamdaki çalışmalara girdiklerinde ba- zen, “Acaba bürokrasinin işine mi karışıyoruz? Ya da yanlış bir adım mı atıyoruz? Ya da bizden istenmeyen bir görev mi yapılıyor?” gibi bir hisse kapılmamaları açısından riyasetinizde eğer böyle bir yön- lendirme, böyle bir desteklenme söz konusu olursa, bunu da güçlü bir şekilde yapmak mümkün olacak. Bir de yine aynı şekilde kentsel altyapı projelerinde, altyapı çalışma- larında bazı belediyelerimizin ve merkezî idarenin ciddi çalışmaları var. Tecrübe paylaşımı anlamında, belki bu anlamda oluşturulacak ihtisas komisyonlarının talebi, bu hizmeti talep edecek yerel yapı- lanmalara tecrübe paylaşımı olarak aktarmaları son derece önemli. Bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın çok nitelikli bir çalışması oldu. Klasik bir akademik yayından ziyade, bir dergiden ziyade, pratik uygulamaları ve önerileri içerisinde barındı- ran bir dergi çalışmasına girdik. 45 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Aslında bu rutin bir dergi gibi görünmekle beraber, birkaç sayıda öneriler paketini içine aldık. Yani iklim değişikliği çalışmalarında, dirençli şehirler çalışmalarında, mesela şu anda kentsel dönüşümde, işin sosyolojisinden, psikolojisinden, bizim kültürel değerlerimizi bu kentsel dönüşüm çalışmalarını yansıtmasına kadar, teknik altyapıya kadar, sosyal olgulara kadar, bütün bunların tamamını içine alacak şekilde öneriler paketlerini önceliklendirmeye çalışıyoruz. Çünkü gerçekten nitelikli çalışmalar yapan akademisyenler var. Ayrıca illa teknik, illa yönetsel bir paye vermeye gerek olmadan, ama bu çalış- maları daha fazla, daha yoğun bir şekilde -çünkü bakanlıkların, bü- rokratların, oradaki uzmanların çok ciddi iş yüklerinde onlara katkı ve destek sunmak noktasında- teknoloji geliştirme bölgelerinde de böyle projelere arka çıkılması noktasında önerilerimi sunmak istiyo- rum. Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. 46 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 47 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Yoshinoru Moriwaki Yüksek Mimar ve Yüksek İnşaat Mühendisi Ben Türkiye’de, 32 senedir çalıştığım için Türkçe konuşacağım. Önce- likle, “Geçmiş olsun Türkiye ve başınız sağ olsun” diyorum. Bu deprem Japonya için de dünyanın en büyük depremi. Aynı acıyı Türkiye ve Japonya da yaşıyor. Ben de 2011 yılından beri Türkiye’nin 81 ilinde üniversitelere, liselere, okullara gidip deprem eğitimi veriyo- rum. Tabii ki, eğitim çok önemli. Çünkü bazen sorguluyorum ve deprem için bilginin biraz eksik olduğunu görüyorum. Onun için biz deprem için eğitim yapıyorken ilkokul, ortaokul hatta anaokulu da -anaokulu tabii biraz oyun gibi- olmalıdır. Eskiden, 99 depreminden sonra Işı- kara Hoca (Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara) vardı. Rahmetli oldu. Onun çizgi filmi var. Anaokullarına gidip çizgi filmleri beraber izliyoruz. Ondan sonra beraber hareket de yapıyoruz. Biraz da oyun gibi. Ama o çocuk anaokulundan öğrendiğini ilkokula gidince, bunu daha iyi, deprem nasıl olacak, bunları öğreniyorken daha iyi anlayacak, öyle kademe kademe... Japonya’da çok tehlikeli bir bölge var. Büyüklüğü 9.1’in üzerinde. İki bölge beraber kırılabilir durumda. Eğer iki bölge beraber kırılırsa büyüklüğü 9.1 olur ve yüzde seksen çok tehlikeli. Onun için ayda bir kere hem okullarda hem de mahallelerde olmak üzere çocuklar ayda toplam iki kere deprem tatbikatı yapıyor. O zaman yani geçen defa 48 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER deprem tatbikatında ne yaptığını hatırlamaya gerek yok, çünkü artık zihinlere yerleşiyor. Yani eğitimler böyle yapılırsa daha iyi olur, diye düşünüyorum. Tabii şimdi kentsel tasarımda, İstanbul’da, Türkiye’de bina yeri için sıkıntı var. Özellikle yumuşak zemin yerler. Onun için kentleri düzelt- mek lazım. Onun için tamamen yeniden yapmak değil, güçlendirme yöntemi çok var. Onun için ben şimdi bu depremden sonra özellikle sismik izolatör gibi yeni malzemeler için Japonya ile bağlantı kuruyorum. Bundan sonra Türkiye’de de artık hastaneler ve kamu binaları için kullanmak lazım. Okullar için de çok büyük sayıda kullanmak lazım. Ayrıca Türkiye’ye bakınca müteahhitler açısından da sıkıntı var. Ja- ponya’da müteahhit mutlaka, inşaat mühendisinin, mimarın kont- rolü altında olmak zorunda. Yani senelik cirona göre, 100 kişi lazım veyahut gökdelen yapacak şirket olsa mesela 500 kişi gibi. Böyle mü- teahhitler için biraz denetim yapmak lazım, diye düşünüyorum. Mimar ve inşaat mühendisinin biraz önce hocanın söylediği gibi, biz mutlaka mezuniyetten sonra iki sene çalıştırıyoruz, ondan sonra yine de devletin kontrolü altındaki sınavı kazandıktan sonra ancak imza atabilir hâle geliyor. Teşekkür ediyorum. 49 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Handan Türkoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Çok teşekkür ederiz, davetiniz için. Bu korkunç afetin sonuçları için de ne kadar üzgün olduğumu burada belirtmek isterim. Derinden yaralandık. Ben bu süre zarfında dikkatimi çeken birkaç konuyu burada zikret- mek istiyorum. Onlardan bir tanesi yerleşmelerle ilgili. Ona şöyle başlamak istiyorum. Bu daha meslek alanımızın birinci sınıfında bize öğretilen ve ben de burada onu tekrar ediyorum; doğal ve tarihî mira- sımızı sonuna kadar korumalıyız. Sizin de çarpık kentleşme dediğiniz kentleşme mirasımız çok hassas durumda. Bunu da gördük. Ama Türkiye doğal ve tarihî miras açısın- dan çok zengin, dünyada eşi bulunmayacak bir ülkedir. Yeni yerleş- meler yaparken onun her noktasını, her karesini korumamız lazım. Afet yönetimi kapsamında, riskli alanların tespiti, hepimiz tarafın- dan gayet iyi bilinmekte. 1999 depreminden sonra bunun derslerini de aldık. Bazen riskler üst üste de çakışır. Mesela bir dere yatağı aynı zamanda deprem açısından da sakıncalıdır. O zaman risk artar. Bu tür alanlara yerleşmemek, eğer yerleşildiyse de onun çözümlerini ge- tirmek gerekir. Yani mühendislik hizmetleri de olabilir bu; bazı du- rumlarda o fay hattına manzaralı korkunç sanayi tesisleri var. 50 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER İki örnek vereyim: Mesela İstanbul’da Ambarlı, Gemlik’te Azot Sa- nayii. Bunlar depremin tam merkezinde ikincil tehlikelere gebe. Bili- yorsunuz 1999’da TÜPRAŞ’ı da yaşadık. Bunu yapmamak lazım. Yani riskli alanlara dikkatli yaklaşmak, tehlikeli madde depolarını burada bulundurmamak lazım. Varsa da önlem almak lazım. Bu zaten herke- sin bildiği bir şey aslında, ben sadece hatırlatıyorum. Kentsel dönüşüm konusuna gelince; kentsel dönüşüm çok çapraşık bir konudur. Neden? Çünkü kullanıcısı bellidir ve oraya bağlıdır. On- larla uğraşmak çok özel metotlar gerektirir. Üstelik her yerde de aynı değildir. O nedenle kentsel dönüşüm konusuna bu anlamda katılım- cı bir yaklaşım, Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi hem pay- daşlar, aktörler, hem de halkla ilişki kurarak bir yaklaşım getirmek gerekir. Bu çok doğru bir yaklaşımdır ve ikna yoluyla başlarına ge- lebilecekleri de ifade ederek, bu yöntemleri değişik alanlara, değişik şekilde uygulayarak çözmek gerekir. Artık bu 2000’li yıllardan sonra kat artışı öyle bir safhaya vardı ki; onu da arazide deneyimledik. Yani zemin +3 konusuna sevindim. Geçen yıl kaybettiğimiz ünlü mimar Christopher Alexander, toplu ko- nutlar ilk defa meydana geldiğinde, en iyisinin 4 katlı olduğunu, ya- şam kalitesi en yüksek alanların 4 katlılarda olduğunu söylemiştir ve uygulamaları da bu yönde yapmıştır. Bu önemli bir konudur. Yaşam kalitesi, yüksek bloklarla sağlanamıyor. Bütün araştırmalar bunu gösteriyor. Yani zannetmeyin ki, katlar yükseliyor, çevrede açık alan- lar artıyor, insanlar çok mutlu. Araştırmalar bunun tersini söylüyor. Bir de afet yönetimi ile ilgili konuda dikkatimi çekti. Onu da burada söylemek istiyorum. Biz aslında aynı zamanda 1999’dan sonra uzun zaman afet yönetimi konusunda da eğitim aldık. Şimdi AFAD, FEMA (Federal Emergency Management Agency - Fede- ral Acil Durum Yönetim Kurumu) sisteminin bir ölçüde vücuda gel- miş hâli. Tabii kendimize özgü şeylerimiz de var. Fakat FEMA kosko- ca bir eğitim kampüsüne sahiptir ve sürekli eğitim verir. Bütün yerel teşkilatları, bütün afet yönetiminde görevli insanları, durmadan eğitir ve onlara tatbikatlar yaptırır. Yani AFAD’tan ben doğrusunu isterse- niz hemen bütün her şeyi çözmesini bekleyemem. FEMA da çözemez zaten, ama korkunç bir eğitim, kitap desteği verir. Hepimiz gittik o 51 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER eğitimleri de aldık. Yani AFAD’ın böyle bir misyon yüklenmesi, uzun vadede bütün afet gönüllülerini ve afet ile ilgili insanları eğitmesi çok faydalı olacaktır, diye düşünüyorum. Plan yaparsınız, acil durum planı, sonra öyle bir olay olur ki, o plan işlemez, ikinci plan devreye girer; ona operasyon planı diyoruz. Yani ülkemizin maalesef planlama ile ilgili bir zayıflığı var. Bu geçmişimiz- den mi geliyor, kültürümüzden mi geliyor; şehir planları da öyledir, afet planları da öyledir, başka planlar da öyledir. Yani plan yapıp onu uygulamada bir zafiyetimiz var. Hâlbuki, ne olursa olsun plan yap- mak, geleceği senaryo çerçevesinde değerlendirmek her zaman ger- çekleşmeyebilir, ama faydası olur. O nedenle plan yapma kültürümü- zü de geliştirmekte fayda var, diye düşünüyorum. Son söyleyeceğim şey de bütün bunların en önemli boyutu, yerelle ilişkidir. Yerelle devletin ilişkisinin güçlendirilmesi, çok çok önem ta- şıyor. Örnek olarak da itfaiye teşkilatlarını vereyim. İtfaiyeye o kadar çok görev yüklenmiş ki, bu durumuyla bunlarla baş etmekte zorlanı- yorlar. Arama kurtarma, yangın söndürme, ağaçlardan kedileri indir- me, yani her türlü iş onlarda. Onun için bu kötü bir şey değil ama acil durum yönetiminde itfaiye teşkilatlarımızı da güçlendirmemiz lazım. Amerika’da itfaiye teşkilatları o kadar güçlüdür ki, gerçi onlar da yanı- lıyorlar bazen. Mesela 11 Eylül’de ikiz kuleler çöktü, 300 itfaiyeci öldü. Yanlış bir şey vardı orada. Bizi korumaları için itfaiye teşkilatlarının güçlendirilmesi lazım. Teşekkür ederim. 52 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Okan Tüysüz İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Bakanlar, Değerli Konuklar, Ben jeoloji mühendisi olarak daha çok yer bilimleri konusuna değin- mek istiyorum. Şimdi MTA’nın çok değerli gayretleri ile yaptığı bir diri fay haritası var elimizde. Ancak bu haritaların hemen altında, imar planlarına esas olarak kullanılamayacağı yazılır, ölçeği gereği. O nedenle bizim eli- mizde yerleşim birimleri içerisinden geçen fayların gerçek yerini gös- teren ve detayların olduğu bir haritamız yoktur. Bundan dolayı benim birinci önerim, risk altında olan yerleşim birimlerinden başlamak üzere, 1/5.000 ölçekli diri fay haritalarının bir an önce yapılması ve buna bağlı olarak, bunun hemen arkasından da ikinci bir öneri olarak diri fay yasasının bir an önce çıkarılmasıdır. Bu konudaki çalışmaları biz AFAD içerisinde bir komisyonda yaptık ve bu çalışma taslak halinde AFAD’a teslim edildi. Üzerinde tartışıla- rak olgun hâle getirilip fay yasasının çıkartılmasının, hasarların azal- tılmasında önemli bir rolü olacağı kanaatindeyim ve bunun yapılma- sı gerektiğini düşünüyorum. Gördüğümüz gerek bu depremlerde gerekse bundan önce yaşadığı- 53 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER mız depremlerde, sıvılaşabilir zeminlerin hasarın artmasında çok ciddi etkisi olduğu şeklindeydi. Dolayısıyla sıvılaşabilir zeminlere özel önem verilmesi ve bunların imar planlarında kısıtlamaların ge- tirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeni imar planlarında buna dair sakıncalar, önlemler var; ancak özellikle eski yerleşim birimleri açı- sından bu araştırmaların bir an önce yine riskli bölgelerden başlamak üzere yapılmasında yarar olduğunu düşünüyorum. Zemin etütlerinin denetlenebilir olması son derece önemli. Zemin etütleri mevcut durumda, özellikle küçük belediyelerde ya da parsel bazında yapılan etütlerde çok denetlenebilir değildir. Bu bakımdan yapı denetim sistemi içerisinde ya da buna benzer bir sistemle zemin etütlerinin de değerlendirilmesinin son derece yararlı olacağı kana- atindeyim. Yine bu denetleme ve kontrol aşamasında belediyelerde jeoloji, jeofizik mühendislerinin yeterince istihdam edilmedikleri- ni, bunların hazırladıkları raporların belediyelerde incelenmeksizin onaylandığını görüyoruz. O nedenle belediyelerde jeoloji, jeofizik mü- hendislerinin istihdam edilmesi, bu kontrol mekanizması içerisinde mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde en önemli eksikliklerden biri, afet kültürünün yeterince yerleşmemiş olmasıdır. Bu anlamda bizim öğrenciliğimizde aldığımız ve çok yararını gördüğümüz jeoloji derslerinin, jeofizik derslerinin en azından afetle ilişkili kesiminin yine özellikle ilk ve orta öğretimde mutlaka yer alması gerektiğini ve bu yöndeki kültürümüzü artırmak üzere faaliyetlerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde deprem beklediğimiz çok sayıda yer var. Bunlardan bi- rincisi ve en problemlisi elbette ki, Marmara ve İstanbul. Dolayısıyla başka sismik boşluklarımız da var. Bunların zamanını, süresini bilmi- yoruz. Bu konuda araştırma eksiklerimiz var. Bu araştırmaların des- teklenmesi ve az önce belirttiğim önlemlerin büyük ölçüde bu sismik boşluk alanlarından başlayarak yapılması gerektiği kanaatindeyim. Saygılar sunuyorum. 54 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 55 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Emre Arolat Mimar Teşekkür ederim. Öncelikle şunu söyleyeyim; bu toplantı çok önemli. Hakikaten bu tür afetler zaman zaman bizi uyandıran afetlerdir. Gerçekten de ha- yatımızın normal seyrini değiştiren, birdenbire bütün gündemimizi değiştiren, öncelik sıralamalarımızı değiştiren durumlar. O nedenle şu anda burada, kendi alanında uzman bu kadar insanın bir araya toplanmış olmasını çok önemsediğimi söyleyerek başlamak isterim. O yüzden teşekkür ediyorum. Galiba işin iki yönü var. Bunlardan biri, hemen çok çabuk acilen ya- pılması gerekenler. Bir de fikirlerin biraz daha olgunlaşarak ve yeteri kadar tortulaşarak yapılması gereken durumlar. Bir de önleyici olan- larla tamir edici olanlar var. İçinde yaşadığımız coğrafyanın özellikle İstanbul’un ve Marmara Bölgesi’nin ne kadar kırılgan bir yapıya sahip olduğunu hepimiz bi- liyoruz. Hocaların aşağı yukarı tümü, birkaçı hariç, İstanbul’da çok yakında, çok büyük bir sarsıntının olacağını söylüyorlar ve hepimiz biliyoruz ki bu hakikaten sadece İstanbul için değil Türkiye için ciddi bir sorun. Ne yapılırdı ne edilirdi falan, bütün bunları bir kenara koyup şimdi ne yapmak gerekiyor diye sorduğumuzda, aslında birkaç dönem bazı konuları çok hızlıca halletmekte, bazı konuları da yeteri kadar o işe 56 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER zaman vererek halletmekte fayda var. Çünkü İstanbul’da -ben kişisel olarak bütün riskleri alarak burada söyleyeyim- öyle bir buçuk mil- yon konutu birdenbire bir yerden bir yere taşıyabileceğiniz durumu ne çok sağlıklı ne de sürdürülebilir görüyorum. O yüzden yerinde dö- nüşümün ve bir miktar daha tamiratın, güçlendirmenin önemli oldu- ğunu düşünüyorum. Bu anlamda belki tamamen vites değiştirmemiz, iş yapma biçimimizi değiştirmemiz, denetim mekanizmasını, sigor- tasını mutlaka gündemimize almamız ve bir an evvel bunlarla ilgili yasaları ortaya koymamız gerekiyor. Çok daha genel bir perspektiften, sanayinin Anadolu topraklarının verimsiz bölümlerine kaydırılarak, İstanbul nüfusunun bir bölümü- nün de Anadolu’ya doğru tekrar kaydırılması politikalarını önemli görüyorum. Onun dışında deprem bölgesinde yeniden yapılaşma kararlarının, büyük yerleşim bölgelerinin doğru zemin durumuna uygun olarak eteklere doğru kaydırılmasını; ovalarda, düzlüklerde ise mümkün ol- duğu kadar yoğunluğun azaltılmasını önemsiyoruz. Ama söz gelimi Hatay gibi, Antakya gibi bir bölgede bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu da çok önemli bir soru işareti. Bu tür durumlarda böyle çabuk ama çok acele olmayan planlamala- rın yapılması, o planlamaları mümkün olduğu kadar şeffaf olarak uy- gulanması gerekir. Katılımcıların artması; kent plancıları, mimarlar, arkeologlar, zemin bilimcileri, sosyologlar, antropologlar, kuşkusuz koruma ve restorasyon uzmanları, tarihçiler, hatta psikiyatrlar, eği- tim uzmanları gibi uzmanların mutlaka bu süreçlerin içine alınması- nı çok önemsiyorum. Şeffaflık derken de gerçekten hem halkın bu konuya katılması ve söz söyleme hakkının olması hem de yerel unsurların mutlaka işin içine alınması gerekir. Burada yerel unsurlar derken, kuşkusuz hakikaten oradaki yerel STK’ların ve her türlü unsurlarla birlikte yerel yönetimlerin de iş bir- liği içinde olması gerekir. Bu anlamda da bütün bu durumun aslında tamamen siyaset üzeri bir topyekûn seferberlik olarak düşünülmesi- ni, hepimizin iyiliği adına çok önemsiyorum. Çok teşekkür ederim. 57 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Ali Koçak Yıldız Teknik Üniversitesi Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Biz akademisyenler olarak bu tür toplantıları çok önemsiyoruz. Hele depremden sonra başlamış olması da hazır her şey yerindeyken yapa- bileceklerimizi tartışmak, diğer depremlerde hasarı en aza indirmek bakımından çok önemli. Tabii burada alınacak kararlar ve bundan sonra yapılacak çalışmalar da çok değerli, o nedenle teşekkür ediyo- rum. Bölgede saptadığımız sorunlarla ilgili diğer hocalarımızın açıklama- larına benim de ekleyeceklerim var. Tüm illerde yerleşime uygunluk haritalarının hemen başlatılması gerekiyor. Burada jeolojik açıdan önemli alanlar, heyelanlı bölgeler ve daha ayrıntılı zemin etüdü iste- yen bölgeler mutlaka haritalar üzerine işlenmeli. Bu imar planlarında yapılacak değişiklikler de önemle dikkate alınmalı. Ayrıca daha fazla ayrıntılı jeolojik incelemeler için zemin etüdü çalışan arkadaşların, jeofizikçi ve inşaat mühendisi arkadaşların mutlaka bu konudaki eği- timleri daha ayrıntılı olarak yaptırılmalıdır. Bir diğer husus, 2000 yılında, 1999 depreminden hemen sonra İstan- bul Master Planı hazırlandı. Tabii bu master planı bir yol göstericiydi. Bu, daha sonraki yıllarda maalesef rafa kaldırıldı. Şimdi deprem riski olan bölgelerle İstanbul için bu deprem master planı yenilenmeli ve diğer illere de yaygınlaştırılmalı. Bildiğim kadarıyla Antalya’da da şu 58 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER anda deprem master planı hazırlanıyor. Benim kanaatimce deprem riski yüksek olan bölgelerde bu faaliyet bir noktadan başlayarak bü- tün illere yaygınlaştırılmalıdır. Bunlar için de ayrıca her bölgeye özgü olarak bu planlar yenilenmelidir ya da hiç olmayanlar da yeniden ya- pılmalıdır. Yapı denetimlerle ilgili sorunlarımız çok. Yapı denetimlerde maale- sef ücret skalası çok düşük. Toplam maliyetinizin yüzde bir buçu- ğuna denk düşen bir ücretleri var. Bu ücretler artırılmalıdır. Az önce hocamızın da söylediği gibi, yapı denetimlerinde jeolog ve jeofizikçi çalıştırma zorunluluğu da getirilmelidir. Ayrıca bunların yaptıkları çalışmalar da yine ilgili yerel yönetimlerce daha sıkı denetlenmelidir. Çünkü gördüğümüz kadarıyla hasar % 5 dahi olsa, yeni binalarda, çok yüksek bir orandır. Böyle yönetmeliğe uygun olarak ya da 2018 yönet- meliğine uygun yapıldığı söylenen, yapı denetim kontrolünde şantiye şefi kontrolünden yapılıp da böyle bir hasarın oluşması kabul edilebi- lir değildir. Dolayısıyla yapı denetimlerinin ücretleri artırılmalı ya da ilave olarak bunlar daha sıkı şekilde de denetlenmeli. Yine bir diğer husus da kamuda çalışan memur ve mühendis arkadaş- ların özlük hakları. Bunlar yeniden düzenlenmeli. Hepsinin memur olarak çalışmasında büyük fayda var. Ayrıca bunların proje kontro- lörlükleri de zaman zaman seminerlerle, kurslarla ya da sürekli eği- timlerle tekrar devam ettirilmelidir. Çünkü projeci arkadaşların da bir miktar yetersizlikleri oluyor, özellikle 2018 deprem yönetmeliğinden sonra; kontrollerinde de sıkıntılar doğabiliyor ki, bazı bölgelerde ken- di yaptığımız incelemelerde projelerde ciddi tasarım hataları olduğu- nu gözlemliyoruz. Bunlarla ilgili de yeni bir çalışma yapılmalıdır. Dolayısıyla biz ancak bunları yerine getirebilirsek, bölge içerisindeki deprem hasarlarını aza indirmede ortak topyekûn bir çalışma çıkar- tıp sonuca ulaşabiliriz, diye düşünüyorum. Ben çok fazla uzatmadan da diğer hocalarımıza sözü bırakmak isti- yorum. Teşekkür ediyorum. 59 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Sinan Genim Mimar Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Katılımcılar, Ben tespit yerine, tedavi yollarını tartışmamız gerektiğine inanıyo- rum. Türkiye’nin diğer bölgelerinde il, kasaba, yerleşim merkezle- rinde, fay hatlarında olsun, sıvılaşma riski taşıyan zeminlerde olsun, vadi taban alanda olsun, imar planları yürürlüktedir. Bence öncelikle, birinci derece yapılması gereken iş, bunları hemen askıya alıp burada bir an önce yüksek katlı binalara izin vermeyecek düzenlemeler yap- maktır. Çünkü Türkiye’nin inşaatı devam etmekte. İkincisi, Sayın Cumhurbaşkanımız da bir dönem dile getirmişti: Ana- dolu yakasında bir milyonluk bir şehir ve Rumeli yakasında da yeni şehirler yapmak mecburiyetindeyiz. Eski şehirlerimizin üzerinde ve merkez bölgelerinde yoğunlaşmanın getirdiği sıkıntıları yalnız depremle değil trafikle, sosyal alanların olmamasıyla da büyük ölçekte yaşıyoruz. Bu kentsel dönüşüm söz- cüğü, baştan itibaren insanlarda reaksiyon doğurdu. Dönüştürmek tabiri Türkçede insanları biraz rahatsız ediyor. Bunu galiba kentlerin yenilenmesi, yeni şehirlerimiz, yeni şehirler diye ifade etmek gereki- yor. Kesin olarak bunun parsel bazında yapı yenilemesinden çıkartıl- ması, en az ada bazında, otoparkların, sosyal alanların , ortalarında yeşil alanların olacağı, bazı yapı adalarını boşaltarak bölge için park 60 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER alanları, sosyal donatı alanları yapacak bir düzenlemeye geçilmesi lazım. Türkiye bu şansı her 50 veya 60 yılda bir yakalama şansına sahip oluyor. Bu şansımızı ziyan etmemeliyiz. Depremin yaşandığı bölgelerde çok fazla korunması gerekli kültür varlığı tahrip oldu ve hızla bunun yapımına gidiliyor. Ama Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarının üyelerinin bilgi seviyeleri ve yeterlilikleri bu probleme çözüm getirecek nitelikte değil. Bunlar çö- züm üreten kurumlardır; evet veya hayır kurumları değil, bunun da dikkate alınmasını rica ederim. Efendim, uygulama ara elemanımız yok. Eskiden yapı usta okulların- dan mezun olan kalfalar en az 10 yıllık mühendis kadar bilgi biriki- mine sahipti. Çoğu mühendisler bilgilerini onların yanında edinmiş- tir. Bugün gördüğümüz moloz yığınlarının büyük bir bölümü, beton döküldükten sonra sulamamaktan kaynaklanmıştır. Bunun çok basit bir nedeni var, yoksa böyle moloz yığını olmazdı. Evet, beton plaklar üst üste yığılır, kolonlar kırılır, ama böyle tozu dumana katan moloz yığınları olmaz. Bir amelenin günde iki kere, 10 gün süreyle, sabah akşam betonu sulamayı ihmal etmesi, büyük faciaya neden oldu. Sayın Murat Kurum köy evlerini gösteriyor. Köy evlerini, Anadolu’da geçmişte çok dolaştığım ve çok seyahat ettiğim için görmüşümdür. Devlet afet evleri yapmıştır. Ama onlar afet evleri değildir. Onların kendileri afet evlerdir. Hiçbir köylünün o evde hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Şimdi burada çok lüks evler yapılıyor. Ama onların onarımı, tamiri, zaman içindeki gelişmesi bu evler için zor. Burada daha basit evlerle, o insanların bu evlerinin de onarımını yapacak, devamını sağlayacak imkânın verilmesi gerekiyor. Çok önemli bir konu da, beni rahatsız eden, çok da üzüldüğüm, Boğa- ziçi ön görünüm bölgesindeki insanlar “Tabutlarımızda yaşıyoruz!” diye geliyorlar. Kırk yıldır bu bölgede inşaat yasağı var. Vadi tabanın- da zemininin ne olduğunu bilen, evini yıkıp yeniden yapmak isteyen veya güçlendirmek isteyen insanlar. Bunların içerisinde mahkemeye gidenler var. Mahkeme de “Hayır, talebiniz kanuna aykırıdır!” diye reddetmiştir. Lütfen bu konunun da dikkate alınmasını rica ediyo- rum. Teşekkür ederim. 61 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Şükrü Ersoy Yıldız Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Saygıdeğer Bakanlar, Değerli Katılımcılar, Gerçekten bu toplantı çok önemli. Çünkü bütün sorunların masaya yatırıldığı bir toplantı. Ben öncelikle son depremlerden başlamak istiyorum. Şahsen ben yıkımlar açısından gerek yapıların yıkılması gerek de can kaybı fazlalığı açısından, bunu Hatay-Maraş Depremle- ri olarak adlandırmayı daha uygun buluyorum. Çünkü gerçekten çok önemli bir sayıda hem yapı hem can kayıpları gerçekleşti. İkinci olarak, Türkiye bir deprem bölgesi, fakat bunu ifade ederken hep “%92’si deprem bölgesi” gibi ifade edilip şöyle bir yanlışlığa dü- şülüyor: Sanki tüm Türkiye’nin diğer yerleşim alanları % 8’in içinde kalmış gibi kendilerini psikolojik olarak depremden soyutluyorlar. O yüzden Türkiye’nin %100’ü deprem bölgesi demek çok doğru. Çünkü bir yerleşim yerinin yıkılması için altından bir fay geçmesi gerekmi- yor. Bunu en son İzmir’de gördük. Zeminin jeolojik durumunun fay- dan daha önemli olduğu örnekler var. O açıdan Türkiye’de depremden etkilenmeyecek herhangi bir yerleşim yeri yok. Eğer zaten yönetme- liklere uyumamışsanız bu da önemli bir problem. Özellikle yapıların yönetmeliklere uyduğu hep söylenir. Kâğıt üzerinde de öyledir. Bir evi alırken de bakarsanız her şey çok doğruymuş gibi, ama bölgede bu 62 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER evlerin bir kısmı yıkıldı. Demek ki, yönetmeliklere uyuyormuş gibi görünülmesi denetim faktörünün de ne kadar önemli olduğunu or- taya çıkarabilir. Şimdi bu büyük afetten ders alarak İstanbul çevresinde meydana ge- lebilecek bir deprem konusunda belki bir iki cümle söylemek gereke- bilir. Doğuda Erzincan’da 1939 depreminden sonra başlayan gerilim, yediye yakın depremle batıya doğru taşınmıştır. 1967 Adapazarı dep- remine kadar peş peşe 1942, 1943, 1944, 1951 ve 1967’de Adapazarı’na gelmiş ve ardından bir 32 yıl bekleyerek, 27 yıl sonra 1999 depremleri meydana gelmiş. Şimdi deprem İstanbul’un kapısında, daha doğrusu Marmara’nın kapısında. Bir de biliyoruz ki Marmara’nın batısında, 1912 yılında bir Şarköy Mü- refte depremi var: O da 7.4 büyüklüğünde. Bize jeoloji bilgileri şunu öğretmiştir; iki deprem bölgesinin arasında bir boşluk varsa, bu boş- luk mutlaka dolar. Bu er geç olacak bir şeydir. Yani elbette gün vere- miyoruz ama şunu söylemek isterim; Türkiye’deki özellikle jeoloji ve jeofizik dalında uzman hocalarımız dünya çapındadır. Bu sözde de- ğil, uluslararası yayınlarda da kanıtlanmış bir şeydir. Türkiye’mizin deprem zonlarının tehlikelerini çok iyi biliyoruz. Elbette bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç var. Çünkü bildikçe sorular artıyor. On- ları daha iyi öğrenmek adına, yeni fayları da bulmak adına çalışma yapmak gerekiyor. İstanbul’da bir bütün çalışma yapmadan önce bel- ki en acil yapılacak işler arasında- bu son depremlerden edindiğimiz bilgiler gösteriyor ki- birincisi İstanbul’da tüm iş yerlerinin, kendile- rinin izni olmaksızın bir an önce denetlenmesidir. Çünkü üstündeki konutlarda yaşayan masum vatandaşların, aşağıda yapılan işlemler- den haberi olmamış olabilir. Ben özellikle Hatay’da görmüştüm, cad- de üzerindeki iş yerlerinin yıkılmasıyla binalar yıkılmıştı, arka sırada bir şey yoktu. Bu önemli bir ders olarak karşımıza çıkmakta. İkincisi İstanbul’un zeminden etkilenebilecek yerlerdeki yapı stoku- nun çok acil ele alınması gerekebilir. Çünkü hedefi küçültmek gereki- yor. Yani bütünü itibarıyla değil de belki yıkılması muhtemel yerlere ağırlık vermek önemli olabilir. Sonuncu olarak da İstanbul’da yüksek binalar depremlere karşı he- nüz bir sınav vermedi. Özellikle yirminin üzerindeki katları söyleme- ye çalışıyorum. Yine kâğıt üzerinde bunlar mükemmel, yönetmelik- 63 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER lere uymuş gözüküyor; ama burada oturan vatandaşlar çok kaygılı. Emin olmak istiyorlar. Belki burada yapabileceğimiz bir katkı olabi- lir. Çünkü o siteyi, o binayı yapanla vatandaşlar arasında şu anda bir uyumsuzluk var. Bu uyumsuzluğun giderilmesi adına belki bir ha- kemlik yapılabilir. Marmara’da anılması gereken diğer bir konu depremin yanında tsu- nami tehlikesi. Tsunami açısından da hem kritik tesislerin hem de kıyıdaki mekânsal alanların yeniden planlanmaya ve gözden geçi- rilmeye ihtiyacı var. Çünkü bu tsunami konusu 1999’dan sonra biraz gevşetildi. Şöyle ki, işte “İç denizlerde tsunami olmaz; sadece açık de- nizlerde olur!” gibi bir yaklaşımla, bu konu biraz ikinci plana itildi. Ama öyle değil. Görüldüğü gibi en son İzmir’de 1,85 metrelik tsunami oldu. Ekim ayında olması çok önemliydi; Ağustos’ta olsaydı can ka- yıpları da olacaktı. Ama ben aynı bölgeden bir örnek daha vereyim: 1956’da Amorgos adasındaki tsunaminin 5 metre olduğunu söyleyebi- lirim. Bazı kaynaklara göre de 15 metre. O yüzden uzun bir kıyıya sa- hip olduğumuz için, kıyıların tsunami açısından da mekânsal olarak planlanmasının yerinde olabileceğini söylüyorum. Son olarak da eğitim konusu çok önemli. Biz aslında çalışkan bir milletiz, ama bu kez sorular jeolojiden geldi ve çaktık. O yüzden ben biraz önce Okan Hoca’mın söylediğine katılıyorum. Liselerde jeolo- ji dersi… Özellikle küçük çocuklar çok etkileniyor ve içselleştiriyor. Onlara bu eğitimi vererek mesela bir Çocuk Akademisi kurabiliriz. AFAD’ın bünyesinde sadece çocuklar üzerine eğitim planları yapan bir Çocuk Akademisi olabilir. Efendim, şimdilik vaktimi kullanmak adına, bu kadar. Çok teşekkür ediyorum. 64 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 65 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Handan İnci Elçi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Hocamı dinlerken iki nokta çok önemliydi: Bunlardan biri eğitim, biri de sürdürülebilirlikti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 1882’de İkinci Abdülhamid’in iradesiyle kurulduğunda, irade metnin- de şöyle bir cümle vardır. Abdülhamid bizim okulumuzun kuruluş iradesini, “eserlerin restorasyonunun yapılması için uygun bulur”. Yani âsâr-ı atîka iyi restore edilmediği için, tamir edilmediği için, bu- nun doğru dürüst yapılmasını ve güçlü olmasını, yıkılmamasını isti- yoruz. O yüzden okulumuz kuruluyor. Şimdi bizim üniversitemizin çok güçlü bir Mimarlık Fakültesi var. Bu- rada yeni yapıları yapıyoruz. Bir yandan da yine Türkiye’de sadece üniversitemizde bulunan Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Yük- sekokulu var. İki okulumuz da derhal 6 Şubat’tan sonra projeler geliş- tirmeye ve “Bu alanda ne yapabiliriz?” diye çalışmaya başladı. Bölgeyi çok iyi çalışmış, etüt etmiş, adım adım bilen ve bütün hari- talarını çıkaran hocalarımız var. Bu konuda doktora tezleri yaptılar. Onlar bölgeye gidip, inceleme yapıp döndü. Özellikle biz son Osmanlı Meclisi’nin de ev sahibi olarak, oradaki Meclis binasının yeniden aya- ğa kaldırılması konusunda çok istekliyiz ve bu konuda çalışmak isti- yoruz. Burada Mustafa Şentop Başkan’ıma da bu konuyu arz etmek 66 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER isterim, biz meclis binasının durumundan çok üzgünüz ve o konuda çalışacak hocalarımızın projeleri hazır, eğer bu imkân verilirse, özel- likle o binayı ayağa kaldırmak için çalışabiliriz. Öte yandan o bölgede kültür varlıklarının korunması da bizim için çok önemli ve bu konuda projeler var; çalışabiliriz. Bizim mühendis- lik altyapımız olmadığı için daha ziyade binanın inşası, yapımı ve ko- runması üzerine üniversite olarak katkı sunabiliyoruz. Yine hocamın son cümlesi benim çok hoşuma gitti. Bir Çocuk Aka- demisi kurmak. Evet, bunu çocukluktan itibaren verebilmek gerekir. Burada da yine ilgili bölümlerimize biz bu konuda rol alarak, gerekli metinleri oluşturarak, görselleştirerek destek verebiliriz. Kurum olarak yapabileceklerimiz için her şekilde biz hazırız, efen- dim. Teşekkür ediyorum, davetiniz için. 67 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Ece Baban Fenerbahçe Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Hocalarım, Öncelikle davetiniz ve böyle bir bilimsel çalışmanın içerisinde bulun- duğum için mutluluğumu ve teşekkürümü dile getirmek isterim. Aldığım birtakım notlar var. Fenerbahçe Üniversitesi İletişim Fakül- tesindeyim. Bu notlar çerçevesinde, iletişim alanı kapsamında özel- likle birtakım değerlendirmeleri ve afet döneminde özellikle kaçınıl- maz ama mücadele edilebilir bu süreci doğru yönetmek, en azından doğru yönetilmesine katkıda bulunmak için; doğru zemine doğru bina inşa etmek ne kadar önemliyse, doğru dili kullanıp toplumu bil- gilendirmenin, farkındalık oluşturmanın ve bu farkındalığı devam et- tirmenin de o kadar önemli olduğunu ifade edebilirim. Bu noktada da bir iletişim profesörü olarak Sayın Fahrettin Altun Hocamıza ayrıca teşekkür etmek isterim. Çünkü hem afet iletişimi açısından literatüre sağladığı katkılar, hem de hepimizin şahit olduğu dezenformasyonla mücadele konusunda verilen kararlar, mücadeleler ve risk toplumu- nun bu anlamda oluşmasını engelleyebilecek önlemler çok çok kıy- metliydi. Toplumda farkındalığın oluştuğu bu süreçte, aslında farkındalığı devam ettirebilmek ve bilinçli nesiller yetiştirebilmek için 7’den 70’e 68 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER herkesin anlayacağı şekilde, çok kıymetli hocalarımın ifade ettiği çık- tıları, sosyal bilimci, iletişimci hocalarımız koordine etmeli, hikâyeleş- tirmelidir. İlkokulda, lisede, üniversitede bu bilincin devam etmesini sağlayabilecek birtakım haberler, çıktılar ortaya konulabilmelidir. Bu noktada da bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızın farkına va- rılması çok çok önemli. Bu sebeple öncelikle; yaşadığımız coğrafya- yı bilmek açısından ilköğretimden itibaren önce coğrafya dersinin, daha sonrasında lisede jeoloji dersinin, üniversitelerde afetlerle ilgili olan bölümlerin özellikle açılmasının ve devam ettirilmesinin, çoğal- tılmasının, teşvik edilmesinin çok önemli olduğunu ifade edebilirim. 69 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Daha önceki kıymetli bilim insanlarının ifadeleriyle eğitimin önemi yine burada karşımıza çıkıyor. Eğitim hem bilinçlendirmek hem de bu konuyu gündemde tutabilmek açısından çok önemli. Folklorik çıktıları değerlendirmek çok çok önemli. Afetle ilgili kültürel bir kod oluşturmak çok önemli. Çünkü afetten kaçamayız ve sadece deprem değil, Türkiye’ye baktığımız zaman çığ düşmesi yaşayabiliyoruz, heyelanlar, seller… Aynı zamanda hepimizin hep birlikte mücade- le ettiği, belki de dünyada Türkiye’nin de çok önemli adımlar attığı Paris İklim Anlaşması dâhil olmak üzere, küresel ısınma ile ilgili bir mücadele var ve onların da çıktıları olacaktır. Dolayısıyla benim bir önerim de üniversitelerde özellikle afetle mücadele ile ilgili araştır- ma merkezlerinin oluşturulması ve bu araştırma merkezlerinin iklim değişikliği, deprem, heyelan, çığ düşmesi ve sel konusunda alt birim- lerinin yer alması. Öğrencilerin ve akademisyenlerin birlikte çalışabileceği bu mücadele merkezinden alınan çıktıların stratejik iletişim merkezleri ile payla- şılarak hem öğrencilerle hem basınla hem de toplumla paylaşılacak, anlaşılabilir okunabilir raporlar haline getirilmesinin de yine çok çok önemli olduğunu ifade etmek isterim. Arama kurtarma eğitimleri: Bireysel olarak arama kurtarma eğitim- lerine katılıyoruz. Ben şu anda AFAD’dan online eğitim alıyorum. Ama bireysel farkındalık çok çok önemli. Çünkü önce kendi evimizde nasıl hayatta kalabileceğimizi bilmemiz, daha sonrasında da etrafı- mıza yardım edebilmemiz gerekiyor. Ancak bu eğitimleri okullarda da öğrencilere her yaşa uygun şekilde anlatabilmenin önemine vurgu yapmak isterim. Aynı zamanda risk toplumu çok önemlidir. Çünkü insanlar önce barınma, hayatta kalma ihtiyacına, daha sonrasında güvende olma ve son olarak da aidiyet duygusuna ihtiyaç duyarlar. Bir risk toplumu oluşursa eğer, bu risk toplumunda aidiyet duygumuz maalesef zayıflar ve bu zayıflık çözülmelere, farklı provokasyonlara açık hâle gelir. Dolayısıyla risk toplumu ile mücadelenin de burada bir kalkan oluşturmak açısından çok önemli olduğunun altını çizmek isterim. Söz verdiğiniz için tekrar çok teşekkür ederim. Saygılarımla. 70 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Sibel Salman Koç Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Bakanlar, Değerli Katılımcılar, Bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben endüstri mühendisiyim. Sistem bakış açısıyla çeşitli sistemlere -ve bunların içinde afet de yer alıyor- bakmaya, analiz etmeye, veri- den, matematikten, matematiksel modellemeden, simülasyonlardan yararlanarak bir takım karar verme problemlerine destek olmaya çalışıyoruz. Afet yönetimi, lojistik planlama, insani yardım ve sağlık operasyonlarının planlanması konularında çalışıyorum. Yedi tane önerim olacak, ama çok hızlı sunmaya çalışacağım. Birincisi afet yönetiminde koordinasyonun sağlanması ile ilgili. En üstten en alta kadar tüm paydaşların iş birliği içinde afetlerden önce, çeşitli afet senaryoları altında tatbikatlar yapmalıdırlar ki bunlarla simülasyon elde edilebiliyor. Bunun için teknolojik altyapı var ve ka- rar verme süreçlerinin denenerek test edilmesi gerekmekte. Burada “yerel”, hatta mahalle seviyesindeki roller bile çok önemli. Sistemin, bütün çarkların bir anda harekete geçip en değerli vakti kaybetme- mek için. İkinci olarak, önceliklendirmenin altını çizmek istiyorum. Örneğin ilk saatlerde arama kurtarma ekiplerinin yönlendirilmesi için, trafiğin 71 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yönetilmesi, yardım kamyonlarının sevk edilmesi, havanın, geminin diğer ulaşım metotlarının hemen kullanılarak harekete geçilmesi. Bunun içinde teknoloji mevcut. Yaptığımız çalışmalar da var. Yine si- mülasyon, optimizasyon, coğrafi sistemi gibi çalışmalarla, kuantum bilgisayarlar kullanarak bu zorlu problemlerin planlanmasında pro- jelerimiz var. Koç Üniversitesinde ve yurt dışında çeşitli üniversitelerdeki değer- li arkadaşlarımızla Ekonomist arkadaşlarımızla ani yardımların bu depremde etkin ve adil dağıtımı için bir mekanizma geliştirdik. Bu çok kolay uygulanabilir, hemen teknolojiye, bir yazılıma dönüşebile- cek durumda. Bu konuda AFAD’ın desteğini rica ediyorum. Sağlık, acil yardım müdahalesi açısından, enkaz altından çıkan canlı ya da cansız kişilerin kaybına yol açmamak için, yani kayıpların ön- lenmesi açısından teknolojiden rahatlıkla faydalanabiliriz. Bu aslın- da bizim öğrencilerimizin önerdiği bir proje. Nasıl ki hastanelerde hastaların bileklerine barkod, RFD teknolojisi kullanılarak bir bilek- lik takılıyor. Aynı şey, enkazdan çıkan her kişi için yapılıp, bir bilgi sisteminde “Ne zaman enkazdan çıktı? Nereden nereye yönlendirildi? Triaj durumu…” gibi bilgiler, daha sonra kullanılmak üzere kayıt altı- na alınabilir. Ayrıca sağlık ekip ve ekipmanlarının zamanında koordineli ulaştırı- labilmesi için insansız hava aracı gibi çeşitli yöntemlerden faydala- nabilir. Kentsel dönüşümde önceliklendirme içeren bir karar destek sistemi rahatlıkla oluşturulabilir. Konteynerler için– bu biraz detay olabilir ama–çeşitli tasarımlar da önemli. Konteynerlerin demonte edilebilir olması. Çünkü binlerce olacak o bölgede. Örneğin İstanbul depremi için daha sonra pratik bir şekilde, çok yer tutmayacak şekilde depolanması da bir önerimiz. Son olarak söylemek istediğim, bu toplantı çok değerli. 20 senedir biz böyle bir fırsat bekliyorduk. Maalesef bu afet vesile oldu. Kurumlarla bilim insanlarının çok disiplinli ekipler ile beraber çalışması ile ancak bu sorunları aşabiliriz, hazırlıklı olabiliriz. Bunun için de desteğiniz için çok teşekkür ederim. 72 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 73 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Murat Bardakçı Araştırmacı Gazeteci Yazar Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Hazırun, Öncelikle Türkiye’ye geçmiş olsun diyeceğim. Çünkü Balkan Harbi’n- den ve Millî Mücadele’den sonraki en büyük afeti yaşadık. Cumhu- riyet tarihimiz boyunca böyle bir afet başımıza gelmemişti. Malum İstiklal Harbi’nde 10 bin kadar şehit verdik. Şu anda kayıp sayımız 45 beş bini geçti. Çok güzel projeler hazırlanmış. Söyleniyor, ortaya atılıyor. Kentsel dönüşüm, fay haritaları vs. bu gibi hazırlıklar. Çok güzel çalışmalar. Fakat bunların bazıları çok uzun seneler gerektirir. Allah göstermesin ya yarın deprem olursa biz ne yapacağız? Hele Marmara Bölgesi’nde. Hakikaten uzun vakit alacak hazırlıklar, çalış- malar var. Hatta–tekrar Allah göstermesin–şu anda bir deprem oldu- ğu takdirde biz ne yapacağız? Efendim, millet olarak maalesef kötü bir âdetimiz vardır. Yaşadığımız dertleri, afetleri, fenalıkları unutu- ruz. Hemen unuturuz. Ve umursamayız. Dolayısıyla bazı hatıraları canlı tutmak gerekir. Bu canlı tutmak, her akşam televizyonda fay konusundaki açıklamalar, yönetmelik değişiklikleri, işte deprem ge- liyor, gelecek, geldiği vakit felaket olacak gibi sözler ki, bunların hepsi gerçektir. Deprem 6 mı olacak, 7 mi olacak, 7.2 mi olacak, 7.4 mü olacak tartış- maları, fikirleri. Veyahut son günlerde rastladığımız, bina enkazı ve 74 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yıkılma anı görüntüleri. Bir gün gelir, bunu gazeteci olarak söylüyo- rum, biz alışırız bunlara; kanıksanır bunlar. Görüntünün, fotoğrafın en etkileyicisi, içerisinde insan olan fotoğraf- tır. Hiçbir fotoğraf, manzara resmi, herhangi bir görüntünün hiçbiri, insan resmi kadar içerisinde insanın olduğu bir fotoğraf kadar etkili değildir. Şimdi bu son afette çekilmiş fakat yayımlanmamış, hepimiz biliyo- ruz, bazı fotoğraflar var. Bu fotoğraflar maalesef acıdır; bir kısmı ha- kikaten korkunçtur. Ama depremin ve beklediğimiz tehlikenin nasıl büyük olduğunu göstermesi bakımından bunlardan daha canlı, daha heyecan verici, işe yarayıcı başka bir görüntü biz bulamayız. Yıkılan bir binanın görüntüsü, demin arz ettiğim gibi unutulur. Fa- kat o fotoğraflardan herhangi biri, birkaçı ve sansürsüz olarak bant çekilmeden, kesilmeden, kadrajlanmadan yayımlandığı takdirde, bu farkındalığı çok daha fazla artırıcı bir unsur olur. Ki bu konuda görev de bence Sayın İletişim Başkanı’na düşmektedir. Değil mi, Fahrettin Beyefendi, elinizde çok vardır, bu resimlerden? Bunların bence kullanılması gerekir. Çünkü, hep söylendi; aylardır, senelerdir konuşulan ve bu toplantıda da dile getirilen yönetmelik değişiklikleri, binaların yeniden yapılması vs. fay haritalarının çıka- rılması, MTA’nın haritalarının yenilenmesi, çok güzel çalışmalar; tabii ki olması gerekir. Ama benim korkum ki, ben 1967 depremini yaşamış bir çocuktum. Fakat hâlâ gözümün önündedir ve sesi kulaklarımda- dır Yaşamış bir kişi olarak, “Ya şimdi olursa?” diye düşünüyorum. Ya- rın olursa, diye düşünüyorum. Onun için bu uzun vadeli projeler yerine, biraz daha çabuklaştırıcı ça- lışmalar yapılması ve demin arz ettiğim gibi, nasıl bir afetin, derdin bizi beklediğini unutturmamamız için bazı görüntüleri kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Çok teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. 75 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Orhan Tatar Afad-Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Sayın Cumhurbaşkanım öncelikle teşekkür ediyorum. Jeoloji mü- hendisiyim, jeoloji profesörüyüm. Aynı zamanda yaklaşık dört aydan beri AFAD’da Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Bu deprem saat 04.17’de oldu biliyorsunuz. 04.19’da AYB’ye, yani koordinasyon merkezinde ilk ulaşan kişi benim. Arkasından Sayın Başkanımız, Sayın Bakanımız, sizler yaklaşık 10-15 dakika içerisinde orada oldunuz. Bütün dramları yaşayan kişi olarak şunu söyleyebilirim, gerçekten bütün ekipler cansiparane bir şekilde çalışıyor. Yani orada, yaklaşık ilk üç-dört günde uyku uyumayan bir kişi ola- rak, sonrasında son bir hafta on günden beri birkaç saat uykuyla bu sürecin içinde olan bir kişi olarak şunu söyleyebilirim, gerçekten hiç- bir devlet bu kadar hızlı bir süre içerisinde on beşinci, on altıncı, on yedinci günden itibaren iyileştirme sürecine geçmemiştir, geçemez. Bunun tek nedeni var. Birlik ve dayanışma. Biz tabii yıllardan beri konuşuyoruz. Yani bir jeoloji hocası olarak ne- ler yapılması gerekir, neler yapmamız gerekir, bunları çok konuştuk. Ama şu andan itibaren yapmamız gereken tek şey, ülkenin bütün va- tanseverleri, bütün insanları bir masa etrafında toplanıp hiçbir daki- ka dahi geçirmeden hızlı bir şekilde aksiyon almamızdır. 76 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bu toplantı gerçekten çok değerli. Bu toplantının öncesinde de Sayın Bakanımızın başkanlığında yaklaşık 10 gün önce yine sizlerin tali- matlarıyla Gaziantep’te önce bir araya geldik. Sonra tekrar AFAD’da yine yaklaşık 20-25 kişilik grupla bir araya geldik. O grup şimdi büyü- dü, yaklaşık 70-80 kişiye çıktı. Ve orada birbirinden farklı 11 ayrı grup oluştu. Şu anda onların hepsi sahada aksiyon alıyorlar. Sayın Baka- nım bunu biliyor. Her biri sahada fiilen çalışıyor; yer seçimi süreçle- rinde ve farklı farklı konularda görev yapıyorlar. Bu anlamda hemen hepsine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Tabii bu anlamda da bütün herkesin, bu grupların içine dâhil olması- nı istiyorum. Bu çok önemli. Çünkü sahanın içinde olmak çok farklı bir şey. Sahayı gördüğünüz anda, hiçbir dakika bile zamanınızın geç- memesi gerektiğini hissediyorsunuz, anlıyorsunuz. Tekrar çok teşekkür ediyorum. AFAD ülkemizin son derece önemli kurumlarından biri. Orada sessiz sedasız çalışan çok değerli insanlar var. Deprem Dairesi 7/24 görevini yapıyor. Bütün birimler görevini yapıyor. Özellikle 1.143 farklı deprem kayıt istasyonuyla 7/24 orada arkadaşlarımız deprem kaydı yapıyorlar. Şu ana kadar baktığınızda neredeyse 13 bine yakın artçı sarsıntı var. Yani iki buçuk-üç dakikada bir artçı sarsıntı meydana geliyor. Görül- memiş bir olay. İzmir ve Düzce depremleri büyüklüğünde 45’e yakın artçı sarsıntı ya- şadık. Bunlar çok olağandışı olaylar. Yaptıklarımızı çok daha sonraki dönemlerde anlatırız mutlaka. Bir- çok şey yapılıyor ama özellikle şunu vurgulamak istiyorum. Afet Ko- ordinasyon Merkezine bütün herkesin, hocalarımızın da gelip orayı görmesi gerekir. Bunu da muhakkak yapmamızda yarar var. 7/24 ora- da sizlerin de gözlemlediğiniz gibi insanlar cansiparane bir şekilde, tek bir dakikasını dahi boşa geçirmeden, orada bir insanımıza dokun- mak adına, büyük fedakârlıklar yapıyorlar. Yani güçlüyüz, başaracağız, hep birlikte başarıyoruz. Tekrar saygılar sunuyorum efendim. Sağ olun. 77 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Yunus Sezer AFAD Başkanı Sayın Cumhurbaşkanım, Öncelikle saygılarımı arz ediyorum, bütün hazıruna. Gerçekten çok büyük bir afetle karşı karşıya kaldık. Riyasetinizde bütün bakanlarımızla beraber, Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında yer alan bütün kamu kurumları ve sivil toplum ku- ruluşları ile beraber yoğun bir çalışma devam ediyor. Çok şükür akut dönem biraz geride bıraktık ve şu anda tamamen iyileştirmeye odak- lanmış durumdayız. Çadır kentlerin kurulumu, konteyner kentlerin yerlerinin hazırlan- ması ve bunların kurulumu ile ilgili olarak sahada bakanlarımızın ko- ordinasyonunda yoğun bir çalışma devam ediyor. Bir taraftan da ka- lıcı konutların yer seçimleri için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla beraber bizim ekiplerimiz de şu anda köy köy saha çalışmalarını yapıyorlar. Bu manada, inşallah çok hızlı bir şekilde ya- raların sarılması için çalışmalar devam edecek. Tabii hocalarımız tarafından çok değerli fikirler belirtildi. Bu noktada hocalarımızla beraber çalışma grupları olarak çalışmalar ortaya ko- yuyoruz. Proje bazlı çalışmalar yapıyoruz. AFAD’ın yapısı sizlerin ta- limatıyla değiştirildi ve araştırma merkezimiz kuruldu. Yaklaşık 4 ay oldu. Bu araştırma merkezinde birçok hocamız, bilim insanımız farklı 78 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER alanlarda çalışmalar ortaya koyuyorlar. İnşallah daha verimli ve daha iyi, deprem ve diğer afet türleri ile ilgili çalışmalar ortaya konulabilir. Ülke olarak yönümüzü 2015’ten beri kriz yönetiminden, risk azaltma- ya doğru çevirmiş durumdaydık. Çok hızlı bir şekilde 2025’te bitecek olan Risk Azaltma Planları, 2021’in sonunda tüm illerimizde tamam- landı. Yine sizlerin onayıyla Türkiye Afet Risk Azaltma Planı temmuz ayında yürürlüğe girdi. Bütün illerimizde riskli alanlar, sorumlu ku- ruluşlar belirlendi ve bu yönde çalışmalar yapılması için de yine siz- ler talimatlandırdınız. Kamu kurumlarımız ve kuruluşlarımız bütün alanlarda çalışmalar yapıyor. Bu, bizim ülkemiz açısından dünyada da örneği çok az olan bir program ve hızlı bir şekilde devam ediyor. Bir taraftan da iyileştirme planı dediğimiz TASİP (Türkiye Afet Son- rası İyileştirme Planı) var. Bu da çok önemli bir plan. İnşallah bu sene içerisinde o da devreye alınacak. Türkiye Afet Müdahale Planı, Tür- kiye Risk Azaltma Planı ve Türkiye İyileştirme Planı’nın üçünün de aynı anda yürürlükte olduğu bir dönem çok kısa süre içerisinde ger- çekleştirilmiş durumda. İnşallah buradan aldığımız notlarla beraber gelecekte de özellikle risk azaltma noktasında, çalışmaların daha somut adımlarla beraber devam etmesini teminen çalışmalarımıza devam edeceğiz. Saygılarımı sunuyorum. 79 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 80 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Naci Görür İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Misafirler, Bu depremler bilimsel açıdan öngörülebilen depremlerdi. Özellikle ülkemizde levha sınırlarında yani Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Ana- dolu Fay zonunda oluşan depremler gerçekten bilimsel olarak öngö- rülebilir. Çünkü fayların karakteri nitelikleri ve çalışma mekanizma- ları ona müsaade ediyor. Şimdi öyle olunca da bizim ülkemizde deprem kuşakları gayet iyi bi- liniyor, bunu yer bilimciler çok iyi biliyorlar. Özellikleri, karakteristik- leri, ne zaman depremi yineleyecekleri ve hasarın boyutunun ne ola- bileceği, depremin büyüklüğü ne olabileceği az çok, kabul edilebilir jeolojik sınırlar içerisinde biliniyor. Şimdi ben burada Türkiye’nin kabul etmesi gereken bir stratejiden bahsetmek istiyorum. O da şu: Mademki bizdeki deprem kuşakları bütün özellikleri ile biliniyor ve belli ölçüde de öngörü yapabilmeye imkân veriyor, o halde bizim şunu kabul etmemiz lazım. Artık böyle fay tartışmalarına, deprem tartışmalarına, ne zaman olacak, nerede olacak, nasıl olacak gibi soruları sormamıza gerek yok. Bunlarla ilgili ayrıntılı çalışmalar bilimsel platformlarda yapılabilir. Ama devlet ola- rak yapılması gereken benim kanaatimce, şunu kabul etmek: Türki- ye’mizdeki deprem kuşakları 13 milyon seneden beri deprem üretiyor. 81 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Yani bu mekanizma bizim ülkemizde 13 milyon sene önce oluşmuş ve daha milyonlarca sene devam edecek. Biz depremleri durdurama- yacağımıza göre, deprem kuşaklarını ve özelliklerini de bildiğimize göre, o zaman Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinin, devletinin yap- ması gereken şey, deprem dirençli kentler oluşturmaktır. Yani depre- mi durduramıyorsanız, depremden minimum hasar alacak şekilde hazırlıklı olmak lazım. Bu mümkün müdür? Mümkündür. Bu konuda bilgimiz, gücümüz, olanağımız mevcut. Şimdi yapılacak tek şey sanıyorum siyasi iradenin, yani bütün hükû- metler açısından söylüyorum bunu, böyle günlük bir mevzu olarak söylemiyorum, bu işi kabul edip bir bakanlık çerçevesinde deprem kuşaklarından başlayarak, belirli plan program dâhilinde yıllık, 5 yıllık gibi ciddi bütçelerle ve iyi donanmış bakan ordusuyla bu işe başlarsak, benim kanaatime göre 20 sene içinde biz bütün Türkiye’yi deprem dirençli hâle getirebiliriz. Kentleri oluşturan bileşenlerin; (yö- netim sistemi, yönetici, halk, altyapı, yapı stoku, çevre ve sonra eko- nomi…) nasıl deprem dirençli hâle getirilebilecekleri belli. Amerika’yı yeniden keşfetmeyeceğiz. Dünyada bunun örnekleri var. Dolayısıyla böyle bir çalışma ile biz bu ülkenin gündeminden deprem korkusunu ebediyen kaldırabiliriz, kaldırmamız da zorunlu. Aksi halde bu coğ- rafyada biz bu işi yapmazsak, kendi neslimizi güvenli bir şekilde ge- leceğe taşıyamayız, sıkıntımız olur. Teşekkür ederim. Hürmetlerimi arz ederim. 82 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Fatma Seniha Nükhet Hotar Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Çok Değerli Hazırun, Hepinizi saygıyla selamlıyorum, Üniversitemizin yaklaşık 50 tane öğretim üyesinin katkısı ile biz bir model önerisi geliştirdik, hızlıca ondan bahsetmek istiyorum. Afet öncesi ve afet sonrası diye ikiye ayırdık. Afet öncesi için teknik önerilerimiz var. Örneğin deprem önem katsayısının uyarlanması. Bir buçuk, kamu binaları için mecburi. Ancak bunun diğer binalar için de geçerli olmasının sağlanması. Bunun için de maliyet artışına karşılık firmalara belki ilk üç yıl belirli bir oranda teşvik sağlanması. Yeni kent planlarının oluşturulması. Tarihî kent merkezlerini koru- yarak, yeni yerleşim bölgelerinin, tarım, orman ve sulak alanlardan uzak, nispeten sağlam zeminler üzerinde teşkil edilmeli. Bu yönde bizim üniversitemizin cihazları ve çok değerli hocalarımız var. Örneğin sismometremiz, yine zemin etüdü belirlemek için ekip- manımız, erken uyarı sistemimiz, makro bölgeleme için ekipmanları- mız bulunmakta. Yine kent kimliğinin yeniden oluşturulması bakımından, afet son- rası yeniden yerleştirme ve kent planlama çalışmalarına katkı koya- cak, yıkılmış kentlerdeki kent kimliğini yeniden oluşmasını analiz ve 83 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER sentez çalışmalarında yer alacak mikro bölgelendirme ile belirlenen alanlarda konut ve yerleşimlerin planlanması. Buna ilişkin de üniver- sitemizdeki hocalarımızın listesi var. Modüler konutların tasarlanması. Mimarlık fakültemizin planladığı bir örneği koydum. Yedi tanesi bir tırla taşınabiliyor, demonte şekilde. Kültür varlıklarındaki hasar tespiti, restorasyon ve güçlendirme. Bu anlamda özellikle imece usulü ile yapılan camiler gibi binalarımızın Diyanet İşleri Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Ba- kanlığımızın koordinasyonunda belirli bir sağlamlıkta yapılmasını sağlanması. Kamu binalarında deprem izolatörünün kullanılması. Bunun getire- ceği maliyet artışı için de yine bir anlamda firmalara belli teşvikleri- nin getirilebilmesi. Üniversitemiz bu noktada bir laboratuvara sahip. Prefabrik konut üretebilecek yeni tesislerin inşası. Su depolarının konumlandırılması. Afetlerden sonra kullanılmak üzere şehre nazır tepelerde, uygun alanlarda büyük su depolarının teşkil edilmesi. Yine yağmur ve kar sularının arıtılarak doldurulacak depoların belli aralıklarla şehir şebekesine basılmasıyla suyun kalitesinin korunması. Afetlerde su dağıtım hatlarının zarar görebileceği göz önünde bulun- durularak yüzeysel ve şehir hattı için boruların, afet özel tedarik de- polarında toparlanması. Termal kamera üretiminin tespit edilmesi. Hayat kurtarmada teşvik edilmesi, bunun hayat kurtarmada çok önemli olduğunu biliyoruz. Bünyemizdeki departta da bunu geliştiriyoruz. İnşaat alanındaki tüm çalışanların niteliğinin artırılması. Sadece mü- hendis, mimar ve yüklenici değil, burada alttaki ekibin de yine belli sertifikasyona tabi tutulması. Enerji ve hijyen problemlerinin çözümlenmesi. Özellikle jeneratör ih- tiyacı çıktığı için, deprem anında mümkün olmayabilir. Böyle durum- larda illerde yeraltı veya yer üstü afet özel tedarik depoları inşa edil- meli ve buralarda güneş enerjisi panelleri, dolu enerji pilleri ve derin su kuyuları için pompa tertibatı düzeni getirilmelidir. 84 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Ulaşım planlarının koordinasyonu. Bunun için de koordineli bir şekil- de herkesin görevini daha önceden bilebileceği bir planlamanın yer alması. Deniz içi fayların incelenmesi. Deprem erken uyarı sisteminin, bahsettiğimiz deprem riski yüksek bölgelerde konuşlandırılması. İdari ve hukuki yönden özellikle sağlık hukuku, medeni hukuk, çevre hukuku gibi konularda bir ekibin gönüllü, ücretsiz görev yapabiliyor olması. Deprem anında işlenen suçların muhakemesi ile ilgili yasal dayanağın oluşturulması. Bu suçların özellikle anayasa ve devlete karşı işlenen suçlardan sayılması. Toplanma alanlarının daha önceden belirlenerek ilgililere belirtilmesi. Toplanma alanlarına yakın konteynerlerde temel ihtiyaçlara yönelik malzemelerin bulundurularak güncellenmesi. Çok cüzi bir rakam da olsa bir afet tonunun oluşturulması. Yüzer platformlar ile denizlerin kullanılmasının hazır hâle getirilmesi. İl deprem havuzunun oluşturulması. Bunlar afet öncesine ilişkin önerilerimiz. Bir de sonrasına ilişkin birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Arama kurtarma görevlendirme sistemi için kişilerin önceden belir- lenmesi, eğitilmesi, belli bölgelerdeki bina planları ve kişi bilgilerinin verilmesi. Yine bir öneride bulunmak istiyorum. Biliyorsunuz bebeklerin belli bir yaşa kadar kimliklerinde fotoğrafı olmuyor. Doğduğu andan itiba- ren fotoğraflandırılıp iki yılda bir güncellenmesini mecbur hâle geti- rilmesi. Çocukların özellikle bu gibi durumlarda tespiti için kolaylık sağlayacaktır. Alternatif havaalanları oluşturulup boş tutulması. Yedek mezarlık alanlarının oluşturulması. Mezarlıkların da ne kadar önemli olduğunu gördük. 85 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Din hizmetleri ve manevi danışmanlık verilmesi. İlahiyat Fakültemi- zin öncülüğünde de 7/24, 444’lü hattan başlatmıştık bunu. Protez desteği verilmesi. Bunun için de ortez protez laboratuvarlarına teşviklerin yapılması. Sağlık görevlisi desteği. Ücretsiz hukuki danışmanlık. Glütensiz mutfak oluşturulması. Özellikle afet sonrası çeşitli hasta- lıkları olanların beslenme ve tedavilerinin ayrıca yönlendirilmesi. İletişimin devamlılığının sağlanıp, çevre su ve atık yönetim stratejile- rinin belirlenmesi. Teşekkür ediyorum. 86 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Hazırun, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi hocalarımızı dinliyoruz. Herkes kendi uzmanlığından, bir de afet yönetiminden bahsediyor. Ama afet yönetimi kendi başına bir bilim dalıdır. Burada Cumhurbaşkanımızın giriş konuşmasındaki iki kelime beni çok mutlu etti. “Bütüncül yaklaşım” ve “çoklu tehlike yaklaşımı.” Türkiye’de bizim afet yönetiminde, önce bir dil ve fikir birliği oluştur- mamız lazım. Mesela biz doğal afet demiyoruz, doğa kaynaklı afet, teknolojik kaynaklı afet, beşerî afet. Yani şu anda depremi konuşuyo- ruz ama diğerlerini unutursak, bir gün o da bizi vurur. Burada büyük bir sıkıntı, Fuat Başkanım dedi ki “Afetlere dirençli kentler ve Türkiye oluşturacağız.” Bunun için de kentlerimizdeki ka- bul edilemez olan riski tolere edilebilir seviye indirmemiz lazım. Afet yönetimi budur. Afet yönetimini Türkiye’de bizim insanlarımız tele- vizyonlarda gördükleri şekilde afetten sonraki arama kurtarma çalış- maları sanıyor. Hocam “gittim, afeti yönettim” diyor. O maalesef acil durum ve müdahale çalışması. Afet yönetimi değildir. Afet yönetimi öncesinden o çalışmaları minimize eder. Şimdi bu kadar burada uzman var. Bunların her birini bizim afet yö- netim sisteminin çerçevesi dâhilinde bir başlık altında toplamamız 87 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER lazım. Herkes kendi uzmanlığında buraya katkıda bulunması gereki- yor. Yoksa ortaya çok tuhaf bir şey çıkar. Risk azaltmada, yani afetlere dirençli kent için risk azaltmada birin- ci şey, afet yönetiminde, tehlike analizi. Ama bütün tehlikeler. Beşerî, doğal, teknolojik. Yani bugün İstanbul’da Boğaz’da bir LPG tankeri ile bir petrol tankeri çarpışsa, 1 milyona yakın insan etkileniyor. Bunlar teknolojik afetler. Şu anda doğa ve GAMER’le İçişleri Bakanlığında be- şerî afetlere yönelik bir yapı var ancak teknolojik afetler kümemiz yok. Tehlike analizi. Bir kere bütün tehlikeler için yapılması lazım. Sadece deprem değil, ondan sonra risk analizine geçmemiz gerekiyor. Bura- da üstyapı, altyapı herkesin olması gerekiyor. Ama bu arkadaşların burada uzmanlıklarını konuşturmaları lazım. Yani biz şimdi üstya- pıyı konuşurken, bir de afet yönetim çerçevesini çizersek karışıyor. Ondan sonra risk azaltmaya gelmemiz lazım. İstanbul’da özellikle, yıllardır hasar tespiti, çürük bina tespiti yapı- yoruz. Şimdi risk azaltmamız lazım. Burada önce önleme yapılması gerekiyor. Bazı afetler önlenebilir. Ondan sonra sakınım, maruziyeti düşürmemiz lazım. Ondan sonra risk ve zarar azaltma geliyor ortaya. Sonra risk transferi yani sigorta işleri. Risk azaltmanın önemli unsurlarından biri de risk iletişimi. Risk ile- tişimi yoksa toplum tabanlı afet yönetimi olmuyor. Toplumu katamı- yoruz. Bugün toplumun direnç göstermesinin bir nedeni de yeterince riski algılamış ve anlamış olmasıdır. Aynı zamanda bizim iyileştirme planlarını da şimdiden yapmamız lazım. Biz İstanbul’da deprem olacağını biliyoruz. Şimdiden İstan- bul’un deprem sonrası yeniden nasıl inşa edileceğini planlamamız la- zım. Japonlar böyle yapıyor. Tokyo’nun yeniden inşasını planlıyorlar. Trafiği, yeşil alanı, birçok problemi fırsat olarak çözmeye çalışıyorlar. Eğitim deniliyor. Her şeye bir ders koymaya çalışmayalım. Trafik dersi, iklim dersi. Böyle bir şey yok. O zaman matematik, fizik, ders kalmıyor. Afet konuları müzik, beden eğitimi her derste işlenebiliyor. Japonya’da, Amerika’da böyle. Biz bunu böyle gördük. Mesela fay ya- sası lazım. Ama sadece fay yok ki. Olaya bütün, eşit baktığımız zaman taşkın yasası, heyelan yasası, çığ yasası olmaz. Tehlike yasası yapma- mız gerekiyor. 88 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Eğer AFAD bakanlık olacaksa, Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı olması lazım. Riskle krizi birleştirmemiz gerekiyor. Bunlar ikisi ayrı ayrı olduğu zaman, AFAD Arama Kurtarma Bakanlığı kalır. Bu yapı- ları birleştirmemiz lazım. Türkiye’de İtfaiye Genel Müdürlüğü lazım. Bugün arama kurtarma birlikleri Türk işi bir icattır. Onları kaldırıp yerel itfaiyeyi güçlendir- memiz lazım. Dünyanın her tarafında bu işi itfaiye yapar. Söyleyecek çok şey var. Türkiye’nin toplum afet müdahale ekiplerine ihtiyacı var. Biz sivil savunma kılavuz sistemini kaldırdık. Bir savaş olsa, cephe arkasında sivil savunma sistemi kalmadı. Onun yerine toplum afet müdahale ekipleri kurup hem afette hem de savaşta cep- he arkasındaki arama kurtarma, yaralı işlerini halletmemiz gerekiyor. Bu olaya afet yönetimi çerçevesinde bir bütün bakabilip, içini doldu- rabilirsek çok güzel bir şey olacaktır. Arz ederim. 89 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 90 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Tuncay Taymaz İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Hazırun, Bana söz hakkı verdiğiniz için ve davetiniz için teşekkür ederim. Jeofizik mühendisliği, deprem sismolojisi, sismo teknolojik ve jeoi- dinamik konularında uzmanlık alanlarımdaki gözlemlerimi iletmek üzere birkaç dakikanızı alacağım. Sabrınız için teşekkür ederim. Bazı eksiklikler olmasına rağmen Maden Tetkik ve Arama Enstitü- sü Aktif Fay Araştırma Grubu ve TÜBİTAK-MAM Başkanlığında ve AFAD’da yapılan kıymetli çalışmaları takdir ediyoruz. Kendi hesaplarıma göre, 120 saniye içerisinde ilk 90 saniyede, 7.9 bü- yüklüğünde bir deprem oluşturan Nurdağı Pazarcık Depremi ve son- rasındaki kıyım kırım önlenebilirdi. Tehlikeyi öngörebiliyoruz, riski hesaplayabiliyoruz. Erken uyarı sistemlerinin çok güzel örnekleri San Andreas fayında, Parkfield’da ve Japonya’da var. İlk 30 saniyede Nur- dağı Pazarcık kırıldıktan sonra kalan 90 saniyede, bölgedeki 12 şehir uyarılabilirdi. MTA’nın eksikleri var. Evet üst yapı, yerleşim, afet yönetimi, o konuda kimi hocalarımız kıymetli görüşlerini ilettiler. Ama üç boyutlu topog- rafik yöntemlerle her türlü havza, sıvılaşmaya uygun arazilerimiz be- lirtilip ona göre yapılaşmaya açılması lazım. Her fay, sadece Kuzey Anadolu Fayı değil, Doğu Anadolu Fayı değil, bü- yük yerleşim birimleri ve endüstriyel yapılara yakın olan bölgeler ya- kından izlenebilirler. Gerek AFAD’ın gerek Harita Genel Müdürlüğü- müzün kıymetli istasyonları bazen faylara yakın değiller, uzaklardalar, 91 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ulaşılmıyor. Faya çok yakın yerlerdeki ilk 20-30 km’deki, 10 kilomet- redeki istasyonlar çok kıymetli. Bu konularda sansür uygulanmaması lazım. Kuvvetli yer hareketlerinin ortalamasına göre Türkiye deprem sismik bölgelendirme haritası yapmamalıyız, dinamik olarak yapıl- ması gerekiyor. O haritanın güncellenmesi gerekir. Aynı şekilde MTA Araştırma Grubu aktif, diri fay haritalarını zaman içerisinde güncel- liyorlar. Eksikleri çok fazla ama bütün bu bilgi, donanıma, üniversi- telerimize, araştırma kurumlarımıza sahip hocalarımız vardır, yapıl- malıdır. Ancak sismolojik, sismoteknik ve jeodinamik açıdan fayın geometrisi çok iyi bilinmeden tehlikeyi ve riski hesaplayamayız. Kısa dönemde ve uzun dönemde yapılacak pek çok örnek var. Hele ki için- de bulunduğumuz bilişim teknolojilerinin olduğu dünyada yüksek başarımlı bilgisayarlar kullanılarak gerçek zamanda dinamik risk ve afet kırım önleme erken uyarı sistemleri yapılabilir. Sadece Mar- mara Denizi için değil bölgede ülkemizi tehdit eden Marmara’dan daha önemli kırık faylarımız da var. Bütünleşik afet yönetim sistemi doğrudur, yapılmalıdır. Sivil savunma ekiplerinin güçlenmesi lazım. AFAD ve TÜBİTAK-MAM özellikle kendi ekipleriyle geliştirilerek her deprem sonrasında kısa süreli geçici istasyonlar kurarak artçı şokları mutlaka izlemelidir. Maalesef ilk iki üç haftada kaçırdığımız kıymetli deprem verileri var. Ama kısıtlı bir şekilde TÜBİTAK-MAM’daki bir grup deprem öncesinde istasyonları kurdu, bunları yakaladılar. Ben bilimsel olarak şahsen “İkinci büyük 7.7’lik depremimiz Ekinö- zü’nde neden 9 saat sonra oldu? Üç, dört, altı değil, 24 saat değil, iki hafta sonra değil, Düzce’deki gibi üç hafta sonra değil?” bu sorunun cevabını merak ediyorum. Bu konularda akademik çalışmalar yapıyo- rum. Bilgi birikimimi paylaşmam için vereceğiniz fırsatları değerlen- dirmek üzere tüm emeği geçen AFAD ve TÜBİTAK başta olmak üzere kıymetli çalışanlara, sismoloji ve jeoloji konusundaki, jeomorfoloji konusundaki uzman hocalarımıza teşekkür ederim. Eksiklerimizi giderebiliriz. Ama üstyapı ve afet yönetiminde sivil savunma uzman- lıklarının özellikle devreye alınması lazım. Afet sadece, hocamızın dediği gibi, deprem değil; kuraklık ve diğer çok afetler var. Onlar da yine yanlış yerleşim yerlerinde, jeolojide, morfolojide, sismolojide bildiğimiz yerlerdeki taşkınlar vesaire, tsunami. Detaylara girmek is- temiyorum. Yetişmiş kıymetli hocalarımız var. Üniversitelerimizde, kurumlarımızda değerlendirebilirseniz, mutlu oluruz. Kıymet verdiğiniz için teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanım. 92 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Burcu Özsoy İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Kıymetli Hazırun, Ülkemizin başı sağ olsun. Allah ülkemizin yâr ve yardımcısı olsun. Asrın afeti ve felaketiyle karşı karşıyayız. İstanbul Teknik Üniversite- sinde öğretim üyesi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinde İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısıyım. Gaziantep- liyim. Harita Mühendisi lisanstan, doktoradan çevre mühendisliği, deniz bilimlerinden doçentliğim var. Disiplinler arası çalışmalarım mevcut. Deprem olmadan iki hafta önce Gaziantep ili için sismik tehlike haritası hazırlama çalışmamız kapsamında 7.7’lik depremi simüle edecek şekilde, yapay zekâyı da kullanarak oluşturduğumuz haritayı sunmuştuk. 7.7 kurgumuz sismik ekipmanlardan topladığımız veriler ışığında ve deprem fay hatları girdileriyle tespit edilmiş ve sunulmuştu. Harita böylesi bir depremde Nurdağı ve Islahiye’nin haritadan silineceğini işaret ediyordu. Deprem, bilimin ortaya koyduğu veriler ışığında ak- siyon almadan önce davrandı. AFAD ile de sürekli iletişimdeyiz ve Gaziantep sayesinde sahadaki ekipmanlarımız, ikinci haftayı takiben 93 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Hatay depremini işaret etmekteydi. Yine Malatya depremini de işaret etmekteydi. Bilimsel veri toplamanın kıymetini bir kere daha anlamış olduk. Dep- rem olduktan sonra da yine uzaktan algılama coğrafi bilgi sistemi bi- rimlerimizle, oluşan katı atık ve hafriyat atıklarının bölgesel yüksek- lik modeli, arazi ölçüsü, yüzey su kaynakları, yağış, yeraltı derinlik, jeolojik toprak, doğal koruma alanları girdileriyle atıklar için harita üzerinde alanlar tespiti üzerinde çalıştık. Ayrıca planlama, çevre ve yine yeni yerleşime uygun yer seçimi başlığında koordinasyona des- tek sağlamaktayız. Disiplinler arası olarak geometrik mühendisliği, inşaat mühendisliği, çevre bölge planlama, çevre mühendisleri olarak üniversitelerin de katılımını sağlıyoruz. AFAD sistemin her daim içinde. Çevre, Şehirci- lik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ilgili genel müdürlükleri ile de ileti- şimi kuvvetli tutmaktayız. Sayın Cumhurbaşkanım, Başkanlığınızdaki Ulusal Risk Kalkanı giri- şiminiz için müteşekkiriz. İki durumla karşı karşıyayız. Birincisi, olan deprem için, alınacak ivedi aksiyonlar–kaybedecek vaktimiz bulunmamakta. İkincisi, deprem potansiyeli olabilecek alanlar, şehirler için hazırlık- lar yapmak. Tabii ki, başta İstanbul. Deniz alanının Müdahale Acil Eylem Planı’na muhakkak eklenmesi önem arz etmekte olup, karasal alandaki kuvvetli sismik istasyonları- mıza fay hattının aktif geçtiği Marmara Denizi’nde sismik ölçümlerin kuvvetlendirilmesi de önemlidir. Bir de ayrıca bugünün, hassasiyete odaklı deprem olmakla birlikte çok daha geniş bir şekilde afet odaklı olması ki, deprem, sel, yangın, kuraklık, heyelan gibi kavramların ve parametrelerin kesinlikle unu- tulmaması gerekmekte, önem arz etmektedir. Ayrıca çok disiplinli, yer bilimleri, mühendislik, sağlık, sosyal ve be- şerî bilimler gibi çok fonksiyonlu temel uygulamalı, teknolojik, sos- yal, beşerî farkındalık araştırma boyutlarının olması yine çok kıymet arz ediyor. 94 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bilgi paylaşımı, açık bilim ihtiyacı aşikâr. Örneğin bu dönemde yine TÜBİTAK olarak 122 proje, ivedi olarak 24 saat içerisinde desteklendi ve 550 araştırmacı sahaya indi. Tek istediğimiz açık bilim yaklaşımı ile bunların tümünün mutlaka yayımlanması ve yine bu süreci AFAD ile aktif iletişimle yapmaktayız. Yine kurumsal yapıya dönmesi amacıyla, bu bir örnek olarak Covid platformu olabilir, bir araştırma platformuna dönüştürülmesi kıymet arz etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanım biz paydaşlarla, AFAD, MTA, üniversiteler ve bakanlıklarımızla beraber TÜBİTAK olarak hazırız. Recep Tayyip Erdoğan Teşekkür, sağ olun. Tabii şimdi İslâhiye, Nurdağı yani gerçekten bambaşka oluyor. Ora- larda, maalesef çok büyük kaybımız oldu gerek İslâhiye’de, gerek Nur- dağı’nda. Ama şu an itibarıyla orada başlayan çalışmalarla, sağ olsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, oradaki arkadaşlar; hızla bir değişim, dönüşüm orada mevcut. İnşallah bir Gaziantepli olarak gittiğinizde, orayı tanıyamayacaksınız. 95 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Feridun Emecen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Bakanlar, Kıymetli Davetliler, Efendim, ben Osmanlı tarihçisiyim ve şehir tarihi üzerinde çalışma- larım var. Osmanlı şehir tarihleri itibarıyla yakın zamana kadar ciddi bir birikimimiz var. Bu birikimin özellikle şu anda inşası düşünülen şehirlerin tarihî çevre açısından, inşası düşünülen yerlerin, mahal- lerin konumlandırılması itibarıyla önemli bir zemin sağlayacağını şahsen düşünüyorum. Bununla alakalı olarak bir bilgi birikimini ve bunları toplayacak bir müessesenin oluşması çok mühim. Yakın za- manda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın şehirlerle alakalı ansiklopedik mahiyette bu kabil bir çalışması oldu. İnşallah bu yayımlanırsa, bu açık önemli ölçüde kapanmış olur. İkinci olarak özellikle bahsetmem gereken şey, biraz akademik ol- makla beraber, önemli gördüğüm bir husus. Yakın zamanda, galiba geçen hafta Türkiye Bilimler Akademisi tarafından yine deprem ko- nulu, Sayın Meclis Başkanımızın da başında bulunduğu, takip ettiği bir toplantı yapıldı. Orada da değişik meseleler konuşulmuştu. Onun raporlandırılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Ümit ediyo- rum ki o rapor da burada değerlendirilebilir ileri vadede. 96 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Orada dikkatimi çeken ve aynı zamanda da televizyonlarda, yine aynı şekilde haritalandırma meselesinde tarihî depremlerle alakalı bilgiler verilirken, ne yazık ki bunların sanki tam bir gerçekmiş gibi yazıldı- ğını görüyoruz. Mesela ben küçük bir şeye baktım 1513 depremi ki, bu bizim bölgeyi de alakadar eden bir depremdi. Onunla alakalı çok ke- sin rakamlar; işte burası şöyle oldu, böyle oldu deniyor, tarihi bilgiye dayalı olarak. Hâlbuki oradaki sadece Malatya’dan Tarsus’a kadar, o da nihayetinde bir yabancı kaynağın vermiş olduğu dolaylı bir bilgi- dir. Bizim Osmanlı kaynaklarının hiçbirinde böyle bir bilgi geçmiyor. Yani kısaca demek istediğim şey, bu tarihî depremlerin tabii önemini biliyoruz; jeolog arkadaşlarımız üzerinde durarak bunu çalışıyorlar. Bunların iyi tespit edilmesi gerekir. 1999 yılından bu yana ciddi bir kaynak birikimi oldu. Çok dağınık çalışıyoruz, ne yazık ki. Bir hafı- za oluşturamadık. Bu hafızayı oluşturmamız lazım. Bunun zamanı geçiyor. Bize yardımcı olabilecek, destek olabilecek bir durum bu. O bakımdan ben, kaynakların ve arşiv belgelerinin sistematik olarak taranabileceği ve bize bilgi birikimi sağlayabileceği bir çalışmanın da bu çerçevede başlatılmasının faydalı olacağını telakki ediyorum. Tekrar saygılar sunuyorum efendim. 97 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Zeynep Yosun Akverdi AKUT Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımız, Kıymetli Konuklarımız, Ülke olarak dünya genelinde örnek gösterilen arama kurtarma ekip- lerine sahibiz. Ancak daha önceki konuklarımızın da bahsettiği gibi yapı stoklarımızın depreme dayanıklı hâle gelmemesi durumunda, bizim kriz yönetiminden risk yönetimi olgusuna tam olarak geçme- memiz durumunda, bizim gönüllü sayımızın 1 milyonun üzerinde olması ya da dünyadaki bütün arama kurtarma ekiplerinin acilen ülkemize gelmiş olması durumunda bile can kaybını durdurmamız mümkün değil. Dolayısıyla zaten tüm konuklarımız bu konunun altı- nı çizdi. Ben de bir kez daha çizmek istiyorum. Bizim kendi geri bildirim toplantılarımızda konuştuğumuz birkaç konu üzerinden kısaca bahsedeceğim. Arama kaynaklarımızın, yani enkaz üzerindeki arama kaynaklarımızdan bahsediyorum, geliştiril- mesi gerekiyor. Biz bu konuda kendi dersimizi çalışıyoruz. Ancak bu konuda burada diğer üniversitelerin ve yetkili kişilerin olmasını da fırsat bilerek teknolojik arama cihazları ile ilgili bir çalışma yürütüle- bilir. Belki bu konuda bir soru işareti koymak isterim. Buradaki saha testlerine biz AKUT olarak da destek vermek isteriz. Biz güvenilir cihazları, bu kaynaklarımızı, doğal olarak yurt dışından temin ediyoruz. Ama bunu ülkemizde de daha uygun maliyetlerle üretebileceğimizi düşünüyoruz. 98 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sektörizasyon konusu ile ilgili bir geri bildirimde, bir konumuz vardı. Bu konuda genel olarak da afet sonrası bilgiye en hızlı şekilde ulaşıp arama kaynaklarını bölgede dağıtmakla ilgili AFAD’ın yönetiminde bir iş, görev var. Bu konuda da yine teknolojiyi, yeni teknolojiyi, geli- şen teknolojiyi kullanmakla ilgili bir önerimiz var. Biz arama kurtarma çalışmalarımızı hem üyesi olduğumuz uluslara- rası arama kurtarma danışma grubu olan Birleşmiş Milletler’e, hem de AFAD’a bir raporla bir ay gibi bir süre içinde yapmakla yükümlüyüz. Bu raporlarımızın kamuya açık bir şekilde paylaşılması konusunda bir fikrimiz var. Bu, halkımızın da biz nerelerde iyileştirme yaptık, bunu takip etmesi ile ilgili bir fikir edinmesini sağlayabilir. Bunu tüm kurumlarımıza öneririm. “Yat, tutun, korun”un ötesinden, kamuyu bilinçlendirme ile ilgili bel- ki bize çok soru geldiği için bu konudan bahsedebilirim. Bireylerin afet sonrası yatıp tutunup korunduktan sonra ne yapacaklarını, yani bir deprem sonrası için acil durum planının oluşturulması ile ilgili bir bilinçlendirme yapılabilir. Yine bu tür yüzeye yakın geniş çaplı afetlerde, yüzeye yakın kurtarma genel olarak kurtarılan canlı insan sayısının büyük oranını kapsar. Bunu bütün istatistikler söyler. Burada da hocalarımız bahsetti. Hat- ta bu rakam % 97 olarak tarif edilir. Bunun anlamı, bizim gibi arama kurtarma yapan kurumların % 3’ü kurtarabildiği demek. Dolayısıyla zaten kurulduğumuz günden beri bu konuda toplumu bilinçlendir- mek üzere çalışıyoruz ama mahalle afet takımlarıyla ilgili daha geniş çaplı bir yapılanma ve sürdürülebilir bir yapılanma gerekiyor. Buna da dikkat çekmek isterim. Teşekkürler. 99 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 100 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Lütfi Akça Türkiye Su Enstitüsü Başkanı Sayın Cumhurbaşkanım, Ben Şükrü Karatepe Hocamızın bir mesajını, mazeretini arz etmek için oradan başlayacağım. Davet edilmişti ama, kendisi deprem böl- gesinde olduğu için, iletişim ve ulaşımdaki aksamadan dolayı gele- medi. Mazeretini arz etmemi istedi. Sayın Cumhurbaşkanım, Ben Yerel Yönetim Politikaları Kurulunda su konusunda çalışıyorum. O konudaki görüşlerimi arz etmek istiyorum. Malum-u âliniz, su yatırımlarımız son yılda özellikle zât-ı devletle- rinizin önderliğinde büyük bir sıçrama yaptı. 2002 yılında 276 olan baraj sayımız bugün 992’ye ulaşmış durumda. Sulanabilir arazimizin de %80’ini şu anda sulayabilir durumdayız. Dolayısıyla su kullanımı arttı. Özellikle yerel bazı bölgelerde, dar bölgelerde su arzı ile su talebi arasında yetersizlikler başladı. Diğer taraftan küresel iklim değişikli- ğinin ortaya çıkardığı kuraklık ve sel riskleri de suyun gerek miktarını kısıtlayıcı hâle getirdi gerekse sudan kaynaklanan riskleri artırdı. Do- layısıyla günümüzde su yönetimi, su yatırımlarından daha önemli ve acil hâle geldi. Su yönetimindeki zorlukları, kuraklık ve bu sebepten ortaya çıkan su yetersizliği, sel ve taşkın yönetimi ve su kirliliğinden dolayı gerekli kalitede suya ulaşımdaki zorluklar olmak üzere, üç ana mesele olarak 101 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER tarif edebiliyoruz. Deprem, salgın, hastalık, göç dalgaları, savaşlar, büyük endüstriyel kazalar gibi ortaya çıkabilecek afetlerde de su gü- venliği konuları bu üç ana başlık altında tanımlanabiliyor. Su risklerinin Ulusal Risk Kalkanı Modeli içinde yönetimini de çok önemli ve çok faydalı görüyoruz. Zira su riskleri konusunda da yö- netim, etkin yönetim, riskin yönetimi için temel çözüm olarak risk- lere karşı dirençliliği gerektiriyor. Bu dirençliliğin sağlanması için de su politikalarımızda sürdürülebilir su yönetiminden başlayarak, su yönetimini sosyal, ekonomik ve çevre boyutları ile birlikte, sürdürü- lebilir su politikası çerçevesinde ve bütün bileşenleri ve taraflarıyla birlikte bütünleşik yönetim modeliyle yönetmemiz gerekiyor. Bu maksatla ülkemiz su yönetimi yapısının günün ihtiyaçları ve şartları çerçevesinde güçlendirilmesi, gerekiyorsa yenilenmesi ve hazırlana- cak reformlar çerçevesinde bu sorunların çözülmesinin sağlanmasını öngörüyoruz. Diğer taraftan su yönetiminin hem katılımcı hâle getirilmesi hem de yerelde havza ölçeğinde katılımın güçlendirilmesi, su yönetiminde önemli bir güçlenme ve dirençlilik sağlayacaktır. Biz bakanlıklar ola- rak, Orman ve Su İşleri Bakanlığından itibaren taşkın ve kuraklık yö- netim planları hazırladık, bunların uygulanmasına çalışılıyor. Ancak bu planların yerel katılımlar ile güçlendirilmesi, uygulamanın etkin- leştirilmesi gibi ihtiyaçlarımız da var. Bu çalışmalarımızı reform programları çerçevesinde daha etkin yürü- tebileceğimizi düşünüyoruz. Bunlardan biri, su kaynakları geliştirme programı olarak özellikle suyun arz ve talep dengesinin bozulabildi- ği yerlerde yeni planlar, yeni yatırım ve işletme planlarının geliştiril- mesi, tarımsal su yönetiminde verimliliğin sağlanması ve bir reform programı çerçevesinde konunun ele alınması, su verimliliğinin sana- yi, evsel kullanım ve tarımsal sulamada iyileştirilmesi. Bu maksatla Muhterem Hanımefendi’nin himayelerinde Tarım ve Orman Bakan- lığımız “Suda Sıfır İsraf” çalışmasını ocak ayı sonunda başlattı. İnşal- lah buradan da çok verimli neticeler ümit ediyoruz ki, bütün bunlar su güvenliğimizi artırıcı çalışmalardır. Diğer taraftan Sel ve Taşkın Yönetimi Reformu’nu da yeni bir anlayış- la taşkın yönetimini iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı yağış rejim- lerindeki değişikliğe daha uyumlu hâle getirerek, arazi bütününde ve 102 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER daha bütünleşik bir anlayışla yönetmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Geleneksel olarak suyun taşacağı yerlerde teşkil edilen taşkın önleme yapıları ki, bunları suyu taştığı yerde tutmak politikası olarak adlan- dırabiliriz, bunun yerine suyu düştüğü yerde tutarak, mümkün mer- tebe araziye depolamak, arazide emdirmek ve taşkını geciktirmek gerekiyor. Diğer bir reform alanı da yeraltı suyu yönetimi reformu ki, bu taşkın yönetimi ile birleştirildiği zaman sel sularıyla birlikte yeraltı sularının da beslenmesi ve yeraltı suyu kaynaklarımızın daha etkin hâle getiril- mesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanım, Yeraltı sularımıza suyumuzun bankası olarak bakmamız gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bunlar devasa depolar işlevi görür. Kuraklık dö- nemlerinde buralardan alınabilecek borç diye tanımlayabileceğimiz aşırı miktardaki yeraltı suları, bizim kuraklıkları daha kolay atlatma- mız açısından da önem taşıyor. Ve yeni politikalarla yeni altyapılarla sel suları ile de yeraltı sularını mümkün olan yerlerde, gerekli yerlerde beslememiz gerekiyor. Diğer taraftan su kirliliğinin önlenmesi programında özellikle Yeşil Mutabakat Eylem Planı çerçevesinde endüstriyel kaynaklı kirlilikler- den itibaren başlayarak ki, bunu da bir risk olarak, afet olarak görme- miz gerektiğini, iki yıl önce Marmara Denizi’nde yaşadığımız müsi- laj problemiyle gördük. Bunun da bir program çerçevesinde, reform programı çerçevesinde iyileştirileceğinin faydalı olacağını düşünüyo- ruz. Arz ederim. 103 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 104 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Bahadır Sadık Bakır Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarım alanı olarak genellikle tanımlanıyor. Bu derin alüvyonlar üze- rinde yer alan binalarda ağır hasarlar ortaya çıktı, biliyorsunuz. Şimdi bu deprem bölgesinde bulunanlarımız var aramızda, mutlaka. Fotoğ- raflardan, medyada videolardan görüyoruz, spesifik bir alanda onlar- ca bina yerle bir olmuş. Ama bakın bunların arasında bu depremleri, az hasarla veya hasarsız atlatmış binalar da var. Demek ki binalar gerektiği şekilde yapıldığı zaman ayakta kalabiliyor ve kusur zeminlerin değil binaların. Bu da başlıca üç faktörden kay- naklanıyor: Tasarım, işçilik ve malzeme. Eğer bu konularda eksikler varsa, bu binalar da özellikle derin alüvyon tabakaları üzerinde ise, bu kusurlar çok belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor ve binalar çöküyor, maalesef. Biraz önce bir katılımcı bahsetti; bu çöken binaların %97’si, 1999 depreminden önce yapılmış olanlardır. Demek ki biz, bir noktada bu binaları gerektiği gibi yapmayı öğrenmişiz. Bakın bir deprem şart- namesinin ana hedefi, amacı, deprem büyüklüğü ne olursa olsun, binanın çökmemesidir. Çünkü binanın çökmesi demek, insanların ölmesi, can kaybı demek. 1999’dan sonra yapılmış binalar bu koşulu, çok büyük ölçüde karşılıyor. Dolayısıyla bizim yapmamız gereken bu deprem yönetmeliğinin gerektiği şekilde uygulanmasının sağlanma- sıdır. Yapı denetim mekanizmamız var, biliyorsunuz. Burada mutlaka aksayan taraflar var, ama bu çok önemli bir faktör. Bunun belki bazı 105 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yönlerinin revize edilmesi gerekecek. Ama bunu bizim titizlikte uy- gulamamız lazım. Yine yetkin mühendislikten bahseden araştırmacılar, katılımcılar oldu. Bu da çok önemli bir husustur. Gerçekten yani bir mühendisin belirli seviyelerde proje yapabilmesi için belirli bir tecrübe kazanması icap eder. Burada mühendis olanlarımız bunu herhâlde takdir ede- ceklerdir, bu konunun tekrardan ele alınmasını talep ediyorum. Şüp- hesiz çok faydalı olacaktır. Şimdi çadır kentlerde, konteyner kentlerde mahsur durumda, yok- luk içerisinde yüz binlerce insan var. Yani ne sağlarsak sağlayalım, o normal bir yaşam değil, sağlıklı bir yaşam değil. Bu insanların acilen konuta ihtiyacı var. Burada öncelikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve TOKİ’ye çok büyük görevler düşüyor. Bakın TOKİ binalarının per- formansı gerçekten muhteşem. Bu binalar hangi zemin koşullarında olursa olsun, yani burada sağlam zemin deniyor, işte alüvyon zemin. Nerede olursa olsun bildiğim kadarıyla bu depremi bunlar en fazla hafif hasarla atlattılar. Şimdi burada çok büyük bir inşaat seferberliği başlayacak. Umarım tez zamanda bu binalar planlanan süreler içeri- sinde tamamlanabilir. Değerli katılımcılar, bir de zemin sıvılaşması ile ilgili bir açıklama yap- mak istiyorum. Ben 1999 depreminde henüz akademik kariyerimin başındaydım. Adapazarı merkezde orada sıvılaşma olduğu, binaların yıkıldığı gibi şeyler söylendi biliyorsunuz. Bu maalesef çok yanlış bir fikirdir veya bir düşüncedir. Biz yaptığımız çalışmalar sonucunda sı- vılaşan binaların, sıvılaşmanın, zemin sıvılaşmasının yüzlerce binayı Adapazarı’nda yıkılmaktan kurtardığını, dolayısıyla binlerce insanın da canını kurtardığını tespit etmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki gün- lerde bununla ilgili daha detaylı açıklamalar yapmak istiyorum. Ama burada maalesef çok yanlış bilinen bir husus var. Çok teşekkür ederim. 106 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Hasan Mandal TÜBİTAK Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Değerli Hazırun, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle bu toplantının hayırlı olmasını diliyorum. İlk önce Sayın Cumhurbaşkanımız toplantının başlığını Türkiye Ulusal Risk Kalka- nı olarak ifade ettiler. Dolayısıyla bunun bir bütünsel bir bakış, -yani evet yaşamış olduğunuz bir afet var- ama bundan ders alarak ve bu- günü değil, geleceği planlama noktasında her kurumun, her bireyin kendi öz değerlendirmesini de yapacağı bir bakış olması. Dolayısıyla buradaki bütünsel bir bakış. Evet, bugün daha fazla, tabii ki doğal ola- rak, depremi konuşuyoruz ve konuşmaya da devam edeceğiz. Ama iki aya yakın zamandır, ülkemizde yağmur, kar çok çok sınırlı. Dolayısıy- la yaz ayları için baktığımız zaman iki yıl evvel görmüş olduğumuz yangın, sel felaketi, kuraklık, heyelan gibi başlıklar da yani afetler de bizim gündemimizde olacak başlıklar. O yüzden en azından kendi kurumum açısından değerlendirdiği- mizde risk kalkanı diye ifade ettiğimizi, bütünsel olarak anlamamız gerektiğini düşünüyoruz. Yine bununla beraber bu sürecin çözüm noktası olarak, tüm bilim insanlarımız farklı disiplinlerden. Ama kar- şılaşmış olduğumuz başlık, deprem ve diğer afetler noktası birlikte değerlendirildiğinde karmaşık olan bir sistem, yani hemen cevabı ha- zır noktasında değil, değişkenliği ve dinamikliği olan bir yapı. Bura- daki birçok disiplinin esasında bilim insanlarımızın yetkinliği ve de- rinliği var ama bu birlikte çalışabilme noktasında hepimizin gelişim alanı var. Dolayısıyla bunun belki bugün için en çok alınacak olan, 107 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yani gelecek odaklı tasarımlarımızda daha fazla bu disiplinlerin bir- likte çalışma zorunluluğu. Bu da bilginin paylaşımı. Akademisyenler olarak, bilim insanları olarak bunu en kıymetli dergilerde yayımlama heyecanı ve sorumluluğu da var. Ama bunun aynı zamanda ülkemi- zin afet odaklı, risk kalkanı odaklı, azaltma odaklı bileşeni noktasın- da da paylaşımının çok hızlı bir şekilde yapılabilmesi lazım. Bu yapı- labiliyor mu? Esasında bunu Covid döneminde Sağlık Bakanlığımızla birlikte yürütülen süreçlerde yaşadık. Yine bu afet döneminde, biraz önce de hocalarımızla birlikte ne yapı- labilir konusu ifade edildi. Özellikle Elâzığ depremi sonrasında, İzmir depremi sonrasındaki yaşanan deneyimlerle TÜBİTAK olarak hızlı bir şekilde, 24 saat içerisinde başvuru alınıp, değerlendirilip sonuç- landırıldı. Bu kapsamda şu an 122 araştırma projesi, daha doğrusu saha araştırması ve durum tespiti ve geleceğe yönelik öneri sunmak üzere 550 kadar araştırmacı, 61 tane farklı kurumdan sahada. Orada beklentimiz, 2 haftada bu çalışmaların tamamlanması, yani uzun dönemli araştırmalar değil. İki hafta içinde de araştırma tamamlan- dıktan sonra bunun raporlandırılması ve mutlaka kamuoyuyla pay- laşılması. Tabii ki bu süreci AFAD’la birlikte yürütüyoruz. Geleceğe de referans olmak amacıyla ortak bir altyapı üzerinden geliştiriyoruz. Dolayısıyla biz bunun önemli bir kazanım olacağını düşünüyoruz. Burada çalışılan başlıklar, biraz önce atıfta bulunmuş olduğum bir- çok disiplini kapsayan boyutlara sahip. Bunlar, yer bilimleri, bina, zemin, statik, malzeme, heyelan, kara yolları, demir yolları, limanlar, işletmeler, tarih boyutlarıdır. Ama bu sürece gelecek odaklı bakıldığı zaman belki en önemli paydaş noktası, bugün çok kez söylendi, top- lum bileşeni. Yani bu konudaki toplumun sadece farkındalığı değil aynı zamanda da sorumluluğu. O anlamda toplum bu süreçten nasıl etkilendi ve gelecek odaklı olarak nasıl bir çözüm sürecinin içerisinde olacak? Bununla ilgili en azından kurumuma verilen görev noktasın- da, bir araştırma platformunun oluşturulabilmesiyle ve bu araştırma platformunun da tüm eksenleri ile birlikte çalıştırıldığında çözüm üretilebilir. Bunu en azından Covid döneminde deneyimledik. Gele- cek odaklı olarak da üzerimize bu sorumluluğu en azından kurum olarak ve şahsım olarak aldığımızı ifade etmek istiyorum. Tekrar, bugünkü toplantının çıktılarının benim açımdan, kurumu- muz açısından ve ülkemiz açısından hayırlı olmasını diliyorum. 108 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Öğr. Üyesi Cüneyt Tüzün Yaşar Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Değerli Hazırun, Burada ben Deprem İzolasyon Derneğini temsilen bulunuyorum. Deprem izolasyonu dünyada 40 yıldır, ülkemizde ise 10 yıldır uygula- nan ve son depremde de herkesin gördüğü gibi, deprem ve dayanıklı yapı tasarımında uygun bir çözüm olarak karşımıza çıkan bir tekno- loji. Söz konusu teknolojinin özellikle depremden sonra kullanılması gereken hastane, enerji birimleri, afet yönetim birimleri gibi birimler- de kullanılmasının yaygınlaştırılması için derneğimiz uzun süredir Mustafa Erdik’in başkanlığında girişimlerde bulunuyor. Sizin de bil- diğiniz gibi 2013’ten beri de hastanelerimiz depreme dayanıklı olarak, deprem yalıtımı ile yani izolatörlerle tasarlanmış durumda. Deprem bölgesine yaptığımız ziyarette, söz konusu sistemlerin gayet iyi çalıştığını yerinde tespit etmiş bulunuyoruz. Gelecekte bu tarz ya- pıların, özellikle hastane, okul, afet yönetim birimleri, enerji birimle- ri, haberleşme birimlerinin depremden sonra da kullanılabilmesi için söz konusu teknolojinin özendirilmesi, mevzuatın ona göre düzen- lenmesi konusunda desteğinizi rica ediyoruz. Diğer yandan yerli üre- timin artması ve maliyetlerin azaltılması ile söz konusu teknolojide kullanımın yaygınlaşmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. 109 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sizin de bildiğiniz gibi bugün yaşadığımız kayıpların en büyük ne- deni depreme dayanıklı olmayan yapı stokumuz. Söz konusu stokun hasar görebilirliğinin azaltılması için de bu sistemlerin kullanılma- sının önemli olduğunu düşünüyoruz. Hatta sadece deprem yalıtımı değil, bina tasarımında kullanılan sönümleyici ve diğer cihazların da kullanımının artırılması için mevzuatın düzeltilmesi gerektiğini dü- şünüyoruz. Gerek hocalarımın gerek diğer konuşmacıların söylediği önemli bir husus var. Bence de özellikle yetkin mühendislik konusunun bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli adımların atılmasını rica ediyo- ruz. Son olarak da mühendislik eğitiminin kalitesinin, özellikle mühen- dislik camiasındaki kontrol mekanizmasının, yerinde olsun, uygula- mada olsun, tasarımda olsun, artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Teşekkür ediyorum. 110 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 111 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı İstanbul Ticaret Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Değerli Bakanlar, Değerli Katılımcılar, Bana söz gelinceye kadar değerli bilim insanlarının önemli açıklama- larını dinledim. Ama burada şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin Cum- hurbaşkanı ve değerli bakanlarımız, buradan bir somut sonuç çıkarıl- ması açısından ben şu şekilde bir sunum yapacağım: Birinci başlık, deprem bölgesinde yapılacak işler. İkincisi, acil kent- sel dönüşüm. Üç, deprem anında trafiğin yönetimi. Mesela ben inşaat mühendisi, ulaşım trafik uzmanıyım. Yaklaşık 40 yılın üzerinde bir tecrübem var. Deprem bölgesinde de bulundum. İçişleri Bakanım çık- madan ona bir atıfta bulunacağım. Deprem anında trafiğin yönetimi diye, güçlü bir öngörü ile 2019 yılında 81 ile genelge gönderdi. Dedi ki, “Sayın Valiler, Deprem anında, ben sadece trafiği söylüyorum. Diğer konularda nasıl bir yönetim olacak? Üniversitelerle, STK’larla, bürok- ratlarla bir çalışma yapın”. Bu çalışma İstanbul’da başladı, diğer illerde de mutlaka başlamıştır. Pandemi olunca biraz gevşeme oldu. Şimdi bunun tüm Türkiye’de 81 ilde tamamlanmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Diğer bir atıfım TÜBİTAK Başkanımıza. Yaptıkları çağrı ile bu proje- nin tekrar arazide veri saha çalışmasında canlanmasına vesile oldu. 112 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Biz buradan çok önemli veriler topladık. Ben bu yaşımda, bu kadar süre çalışmışım. Zannediyordum, deprem anında yollar sadece tra- fikten kapanıyor. Meğer o binalar yıkıldığı zaman enkazın yolları ka- pattığını gördük. Ana damarların kapandığını gördük. Burada beş da- kikada anlatmak mümkün değil ama bu projede de o ana damarların nasıl açık olacağı, onların önceden bakımının nasıl yapılacağı, burada daha baştan haberleşmenin kesileceğini düşünerek drone’larla, heli- kopterlerle yolların gözlenmesi, buna göre alternatiflerin nasıl olaca- ğının belirlenmesi yani bir İETT şoförünün, bir belediye çalışanının, bir üniversite hocasının deprem anında nerede olacağı planlanmıştır. Bu arada gittiğim deprem bölgesinde heyelan oluşmuş, yollar kapan- mış yani yer kabuğu kaymış, tabii ki bunlar çok normal deformasyon- lar. Ama bu arada hem Ulaştırma Bakanlığımız hem de Karayolları Genel Müdürlüğümüz canla başla çalışarak o yolları ve havalimanını çok kısa sürede açtılar. Buradan bu hakkı teslim etmenin son derece önemli olduğunu görüyorum. Yine deprem bölgesinde inşaat mühendisi olarak dolaşıyoruz, TO- Kİ’nin evlerine gidiyoruz, bir çizik yok. TOKİ kendi yapmıyor ki, TOKİ Başkanı burada; müteahhide yaptırıyor. Demek ki iyi bir mühendislik hizmeti olursa, iyi bir proje olursa bu binalar yıkılmıyor. Değerli Cumhurbaşkanı Yardımcım, bir şey daha var: Çevre, Şehirci- lik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Bakanım iki şeyi açıkladı. Benim tartışma konularım, fikirlerim tamamen değişti. Deprem bölgesinden bir istatistik verdi. Yıkılan binaların % 98’i 2000’den önce. Biz şimdi depremin olduğu andan beri hâlâ aynı şeyleri tartışıyoruz. Demek ki 2000’den sonra yapılan binaların %2’si yıkılmış. İşte bunun nedenleri belli. Bence bakanımızın verdiği o veri çok kıymetli. Bir de olası İstan- bul depremi için hepimiz ürperiyoruz. Bir buçuk milyon konut için rezerv alan gösterdi. Helal olsun size diyorum, orada. Şimdi burada değerli bir mimarın bu rezerv alanın pratiği konusunda bir ifadesi oldu. Peki, burada bir buçuk milyon ayırdım, mikro bel- gelemeyi yaptım, diyor. Burada faya olan uzaklığı belli, sapasağlam zemin. Öbür tarafta buraya taşınacak yerler yerinde de olabilir. Olur- sa olsun. Bir de oralarda hiç trafiğe baktınız mı? Çalışmıyor. Burada şunu gördük; imar planlarında yolların genişliği ne kadar yetersiz. Ben buradan da hareketle diyorum ki yeni şehirlerin kurulmasında 113 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bakanım, bu yol konumları, platform genişlikleri, bağlantıları çok önemli. İdeal bir şehir yapalım. Bunların bütün bu kurallara uygun olarak yapıldığını biliyorum. Bunu da tahmin ederek, ekibinizi tanıyorum. Geçmiş dönem yaptı- ğınız projelerin bugün o yeni şehirlerde ne kadar işe yarayacağını da gören, bilen biri olarak. Bir bina yıkılıyor, yolu kapatıyor. Kaldırımdan geçen insana düşüyor. Hâlbuki o mesafenin ne kadar önemli olduğu- nu gördük. Dün tesadüfen üniversitede gelen şehir plancısı yüksek lisans öğren- cimize bu rakamlara dikkat edeceksiniz dedim. Belediyesini vermiyo- rum ya hâlâ baskı var. Ne olur sayın hükûmetim bu baskıları ortadan kaldıracak önlemleri alın. İkincisi de belediyeler. Üniversitem adına iki gün önce bir belediyenin toplantısına katıldım. Orada bir rakam aldım, yılda 14 bin konut. Bu rakam, sizin bir buçuk milyona göre yüzyıl eder. İyi tamam ben bu- nun tartışmalarına da girmek istemem. O zaman 14’ü yaptın mı, üçü yaptın mı bir yasal düzenlemesi olacak. Belediyeler bütçelerini revize edecekler, önceliklerini çıkaracaklar, ellerini taşın altına koyacaklar. Yani sadece ben olası deprem için, şunu yapıyorum bunu yapıyorum değil. Bütçem var kardeşim. Biz 85 milyon olarak bu vergilerle ödüyo- ruz. Bunlara burada bir yaptırım getirmemiz lazım. Bir de Sayın Bakanım sizden istirhamım. Burada YÖK Başkanını da görüyorum. Ben 1971’de Teknik Üniversiteye girdiğimde, inşaat mü- hendisliği ilk 10’daydı. Şimdi puanları düşüyor. Puan düşüyor, talep azalıyor. Bazı bölümleri kapatıyorlar. Diyorum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, YÖK, üniversiteler bunu ayaklandıracak ve bundan sonra profesyonel mühendisliğe belki yüksek lisansla ge- çecek bir eğitim konusunda çalışılamaz mı? Burada bütün o % 98 olan, %2 olan hepsinde inşaat mühendisi hatası yok mu? Tabii inşaat mühendisliği derken, hem inşaat mühendisi olan var, jeoloji, başka bilimler var. İhtiyaç olan diğer bölümleri de koyalım. Bir de Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcıma… Çok önemli. Şu anda 12. Kalkınma Planı çalışmaları yapılıyor. Ben de onun bir özel ihtisas ko- misyonuna bir de çalışma grubuna katıldım. Tahmin ediyorum dep- remden önce bitti. Oradaki konulara bir bakıyorum, afet yönetimi var, 114 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ana başlık. İnşaat mühendisliği, müşavirlik, müteahhitlik başlığı var. Bunların bir daha revize edilip bu son depremlere göre gözden geçiril- mesinin de muazzam katkı sağlayacağını düşünüyorum. Son cümlem de Sayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanım. Konuların hepsini, her şeyi, bilimden de hiç belli etmeden istifade ederek kendi tecrübelerinizle yapıyorsunuz. Bir önerim de enkazın dönüştürülmesi konusunda. Benim bir Amerika bir Avrupa’da iki Dönüşüm Enstitüsü Başkanı Türk Profesörle temasım oldum. İlginç öneriler getirdiler. Şimdi önemli olan o başlıkları burada değerli hükûmetimize not et- tirmek. Bunun da çok çok önemli olduğunu söylüyorum. Benim ta baştan seslendirdiğim güvenli bina sertifikasını, siyasi parti liderle- ri, başka arkadaşlar konuşuyorlar. Güvenli bina sertifikasının da zo- runluluğunun yasal düzenlemesi için biz belli bir altlık oluşturduk. İsminden bahsetmediğim Sanayi Bakanı gibi, Savunma Bakanı gibi diğer bakanlarımıza, hükûmetimize verdikleri emek için teşekkür ederim. Yüzyılın felaketinde, kim yönetimi eleştirirse eleştirsin, yö- netim gereğini yapmıştır. Esas yönetim, kentsel dönüşümün, olası depremler olmadan önce yapılmasıdır. Bunu da yapacağınızdan emi- nim. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. 115 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Erol Özvar YÖK Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Değerli Hazırun, Hepinizi öncelikle saygıyla selamlarım. Ben müsaadenizle bir gözlemle başlamak isterim. Depremin günün- den itibaren AFAD Koordinasyon Merkezinde sizlerin de riyasetinde, çok ciddi bir ekip çalışıyordu, sizler de gayet iyi biliyorsunuz. Benim bir gözlemim var, o da şu: Depremden sonra, depremden etkilenen illerde ve onların dışında bulunan bölgelerde üniversitelerin, aslın- da beklenmedik bir fonksiyonu da ortaya çıkmış oldu. Yani her ilde bir üniversitenin olması, bu afet dolayısıyla aslında bize yeni şeyler öğretti. Dolayısıyla üniversitelerimizin bu süreçte fevkalade önemli işlevler gördüğünü fark ediyorum. Bilim insanlarımız bütün üniver- sitelerde, ilgili programlar dâhilinde bu afetin muhtelif veçhelerden değerlendirmesini yapıyorlar. Bakanlıklarımızda da yakından ilgili olarak çalışıyorlar. İnşaat mü- hendislerimiz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yapmış olduğumuz görüşme ve üniversitelere göndermiş olduğumuz yazılar neticesinde inşaat mühendisliği bulunan bütün üniversitele- rimizden gönüllü olarak bölgede çalışmak isteyen hocalarımızın lis- tesini biz ilgili bakanlıklarla da paylaştık. 116 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bu konuda hocalarımız sahada, diğer bilim insanlarımızla beraber faaliyetlerine devam ediyorlar. Dolayısıyla üniversitelerimiz bu afetin dışında kalmamış, tam aksine öğrencisiyle, idari personeliyle, bilim insanlarıyla, bu afetin bir an önce ortadan kaldırılması, yaraların sa- rılması hususunda faaliyet göstermiştir, göstermeye de devam ediyor. O açıdan ben sizlerin huzurunda bütün üniversite hocalarımıza, idari personelimize ve öğrencilerimize teşekkür etmek istiyorum. Binlerce öğrencimizin de bu afet dolayısıyla deprem bölgelerinde fa- aliyet gösterdiğini, çalışmalara katıldığını bilhassa lisanslı dağcılık gibi, afet kulüpleri gibi, Kızılay gibi pek çok sivil toplum örgütü ile birlikte katkı sağladığını ben de müşahede etmiş bulunuyorum. Şimdi bu Risk Kalkanı konusunda çok kısaca bir iki başlık ifade ede- bilirim. Yükseköğretim Kurulu olarak ve üniversiteler olarak üzerimi- ze düşen muhasebeyi şu anda yapıyoruz. Bunu ifade etmek isterim. Deprem araştırmaları konusunda yakın zamanlarda kurduğumuz enstitülerin yanı sıra bu konuda araştırma merkezleri kurulması için üniversitelerden gelecek her türlü talebi, proje desteği olmak kaydıyla destekleyeceğimizi bilmenizi istirham ederim. Bunun yanı sıra yine afet merkezli muhtelif programların açılması, bu konuda nitelikli bi- lim insanlarının yetiştirilmesi amacıyla Yükseköğretim Kurulu olarak gerekli burs desteği sağlamak suretiyle üniversitelerimizden gelecek talepleri de dikkate alarak sahaya ilişkin, konuya ilişkin, programlara ilişkin, afetin muhtelif yönlerine ilişkin genç bilim insanlarının yetiş- tirilmesini teşvik mekanizmaları inşa edeceğimizi de bu vesileyle siz- lerle paylaşmak isterim. Yani nitelikli genç bilim insanlarının yetiş- tirilmesi noktasında burs ve kadro sağlamanın yanı sıra diğer teşvik mekanizmalarını da devreye sokacağımızı bilmenizi isterim. Yine afetle ilgili olmak üzere üniversitelerin ortaya çıkarmış olduğu birikimi daha önce de ifade edildi, herkes tarafından erişilebilir dijital kaynakları, açık bilim sistemini, yakın zamanda devreye alacağımızı ve bunu bütün kamuoyuyla da paylaşacağımızı ifade etmek isterim. Teşekkür ederim. 117 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dilek Bekiroğlu İnşaat Mühendisleri Odası Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Öncelikle bu nazik davet ve bu toplantı için teşekkür ederim. Biraz tekrar gibi olacak ama ne kadar altını çizsek az. Ben de yetkin- likle başlamak istiyorum. Çünkü meslek insanlarının kuralsızlığı, meslek alanının da kuralsızlığını beraberinde getiriyor. Teknik şart- namelerimizde bir sorun yok. Gerek akademik gerek sektör düzeyin- de bilgi birikimimiz çok fazla, kullanılan malzeme ve teknolojide de dünya çapında söz sahibiyiz. Depremde de acı bir şekilde gördük ki, yeterli inşaat mühendislik hizmetini alan yapılar gerek yeni yapılar olsun, gerek güçlendirilmiş yapılar olsun görevlerini yaptılar ve ayak- ta kaldılar. Dolayısıyla yapı üretim süreci elbette bütüncül bir yakla- şımla yeniden gözden geçirilmeli. Fakat daha da önemlisi, artık me- zun olur olmaz sınırsız yetki ile donatılmış mühendislik anlayışından vazgeçilip mutlaka yetkin mühendislik yasası hayata geçirilmelidir. Özel iki başlıkta yapı denetim ve meslek alanı konusunu açmak isti- yorum. Proje tasarımı çok özel bir konudur. Ancak bu tasarımın de- netimi ve kontrolü daha fazla tecrübe ister. Tecrübenin yanında da sağlam bir teori gerektirir. Ayrıca da çok kademeli bir konudur, proje denetimi. Doğal olarak yapı denetimi ve proje denetimi mutlaka ayrıl- malıdır. Aynı şekilde mevcut bina değerlendirilmesi ve güçlendirmesi 118 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER de özel bir konudur. Sadece hesap konusu değil, binayı da anlamak gerektirir. İnsanlar depremden dolayı korku içinde ve haklı olarak endişe içindeler. Bu süreçte doğal olarak yapılarına ve mühendislik faaliyetlerine güven de azaldı. Maalesef inşaat mühendislerinin yet- kinliğini tartışırken, farklı meslek disiplinlerinden de bina depreme dayanıklılık raporlarının hazırlandığı, bu konuda ilana çıkıldığı he- pimizin malumu. Hatta yapı denetim hizmeti almış son zamanlarda yapılan yapılarda dahi böyle bir bina değerlendirme talebi var. Bu ko- nularda da standart bir bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerekti- ğini düşünüyorum. Teşekkürler. 119 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. İskender Pala Yazar Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Bir gece bir deprem olur, şehrin insanlarını alır götürür. Bir gece bir deprem olur şehrin varlığını alır götürür. Bir gece bir deprem olur şehre ait tarihi, kültürü, sanatı alır götürür. “Bunlardan hangisini kurtarabiliriz, hangisini geleceğe yansıtabili- riz?” sorusu çerçevesinde tarih bize göstermiştir ki, bir milletten bir- kaç aile kalsa, bir şehirden geriye bir ocak kalsa, o şehir kendini tekrar şehir haline getirebilir. Ama o şehrin kültürünü, o şehrin sanatını, o şehrin içerisinde bulunan tarihî değerlerini ve medeniyetini kaybetti- ğinizde geriye kalan insanlar tekrar aynı şehir olmazlar, kalabalıklar hâlinde yaşarlar. Biz toplantının başından bu yana hiç durmadan şehrin taşından top- rağından, nasıl kurtarılacağından, suyundan, ocağından bahsettik. Şehrin manasından hiç bahsetmedik. Bir şehrin anlamı nedir? Bir şehre maddi olarak gelen kayıpların ötesinde, şehrin manasını kurta- racak kayıplar nelerdir? Bunların üzerinde hiç durmadık. Önümüzde depreme maruz kalan şehirlerimizi yenileyecek ve yeni- den kuracak bir süreç var. Bunu sizler yapacaksınız. Her biriniz o şe- hirleri yeniden kurarken “Acaba o şehir anlamıyla, manasıyla kültürü 120 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ile değerleriyle medeniyeti ile hâlâ aynı şehir olacak mı?” sorusunu hep aklımızda tutmalıyız. Biz kültür sanat deyince, işin daha ziyade eğlence kısmını anlıyoruz. Oysa kültür ve sanat bir şehrin kimliğidir ve bizim yaşadığımız şehirler bize kimlikler verir. Üsküdar’da doğan bir çocukla Nişantaşı’nda büyüyen bir çocuk, İzmirli birisiyle Karslı birisinin yaşadıkları mekândır onlara kimliklerini veren, o kimlikler içerisinde onları anlamlandıran. Dolayısıyla yeni kurulacak şehirleri- mize her biri için, kültür sanat açısından neler lazımdır, bir ihtiyaçlar listesi çıkarmamız mümkündür. Böyle bir liste hazırlayıp Sayın Cum- hurbaşkanımıza takdim de ettik. Lakin bunun ötesinde bu şehirleri kuracak her bir zihnin, her bir yö- netim kurulunun, her bir kurulun içerisinde kültür sanatı da bu şeh- rin içerisinde barındırmak zorundayız, hissini taşıyarak işlem yap- mak ve ona göre planlar, projeler geliştirmek zorundayız. Şehirler hafızamızdır. Hafızamızı kaybetmiş yeni şehirler kurarak, insanları yığınlar hâlinde bir yerde toplamış olabilirsiniz. Ama şehrin hafızasını o şehirli insana sindirmezsek, onun kimliği ile şehrin kendi varlığını sürdürmezsek, burada hata etmiş olabiliriz ve geriye kalan- lar bizim milletimiz olmaz. Millet olarak var olmak istiyorsak, depre- me maruz kalan şehirlerimizin insanlarının, o dokulardaki kültür ve kimliklerin oradaki tarihî eserlerin ve bizatihi farklı medeniyetlere ait eserlerin, yeniden ihya yahut restorasyon, bu aşamanın ötesinde yeni kuracağımız şehirlerde de mutlaka kendilerini göstermek isteyecek şekilde önlemler almalıyız. Ve son olarak kültür şehrin hissedarıdır. Bunu lütfen hiç aklınızdan çıkarmayın. Kültür ve sanat o şehirde hak sahibidir. O hakkı korudu- ğumuz zaman şehrin manasına da dokunmuş oluruz. Ulusal risk dediğimiz şey, aslında biraz da budur. Bundan vazgeçer- sek ulusal risk kendiliğinden kapımızdadır. Teşekkür ediyorum. 121 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Öğr. Üyesi Vildan Koçbeker Selçuk Üniversitesi Öncelikle bize böyle bir fırsat sunduğunuz için çok teşekkür ediyo- rum. Tarımsal afetlerle ilgili katkı sağlamaya çalışacağım. Temel afet bilinci bizim için oldukça önemli. Çünkü afet yönetimi aşa- ması, her bir sektörün kendi içerisinde afet yönetiminin dört evresini değerlendirmesi, öncesinde hazırlık yapması, sonrasında da bu yap- tığı hazırlığı afet döneminde aktif olarak uygulayabilme kapasitesine dayanır. Dolayısıyla afet yönetiminde müdahale aşamasında yaşanan sıkıntıların tek bir kuruma, tek bir kuruluşa aktarılması burada te- mel afet bilinci ile ilgili yaklaşımda çok büyük sıkıntı olduğunu gös- termekte. Bu nedenle de temel afet bilinci eğitimleri, öncelikle kreş öğrencileri olmak üzere toplumun tüm kesiminde değerlendirilmesi, uygulanması gereken önemli bir husus. Burada tabii eğitimler sadece uygulamaya yönelik ya da belli kalıplar üzerinde olmamakta, afet yönetiminde tatbikatlar, disiplinler arası çalışmalar gibi çok yönlü faaliyetler içermektedir. Ben bu kapsamlı konunun sadece tarım alanına entegre olmuş şekliyle ilgili katkı sun- maya çalışacağım. Kapsamlı ve iyi düşünülmüş bir acil durum planı, topluma ait tüm unsurları ve paydaşları içermektedir. Beraberinde çiftçilerin, tarım işletmelerinin ve tarım sektörünün tüm paydaşlarının plana dâhil edilmesi ile öncelikle tehlikelerin, tehditlerin ve zayıf noktaların ta- nımlanmasını gerektirmektedir. Afete karşı kırsal alanların güvenliği, 122 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER çiftçilerin bilinçlenmesine, gerekli tedbirlerin alınmasına, mevcut ta- rım işletmelerinin yönetim açıklarının ve risklerin tespit edilmesine bağlıdır. Çiftçilerin işletmelerinde mevcut riskleri önceden tespit et- mesi, afet olmadan meydana gelebilecek zararları önleyecek ve azal- tacak önlemleri alabilmelerini sağlar. Çiftçiler, öncelikle kendi işlet- melerinde mevcut riskleri önleyerek direnç kazandıktan sonra, diğer işletmelerle iş birliği yapabilecek ve daha büyük afetlere hazırlanabi- lecek kapasiteye ulaşacaklardır. Bunun için çiftçilerin birlikte hareket etmelerini sağlayacak altyapı- nın oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Burada tabii ulusal afet planına her sektörün, her kuruluşun kendi yaptığı hazırlıklarla entegre olma- sına ihtiyaç var. Dolayısıyla da bu entegrasyonu sağlamak için mev- cut desteklerin de sağlanması gerekiyor. Ama tabii bu sadece destekle değil, çiftçilerin gerektiğinde bilim insanlarının, gerektiğinde AFAD gibi her sektöre eğitim verebilecek kapasitesi olan kurumların, Tarım ve Orman Bakanlığı gibi bakanlıklarımızın eğitimlerinden yararlan- ması gerekir. İşte bunun için kilit nokta temel afet bilincidir. Bu noktada tabii Ulusal Risk Kalkanı çerçevesinde yapılabilecekler konusundan da biraz bahsetmek istiyorum. Çiftlik ve çiftlik binaları incelenerek mevcut tehlikelerin tespit edilmesiyle, hangi zarar azalt- ma prosedürünün takip edilmesi gerektiği ortaya çıkacaktır. İnşaat kotalarının aşılması durumunda da ahırlar ve binalar yeniden inşa edilebilir ya da onarılabilir. Binaların daha yüksek zemine yapılması ya da taşınması gerçekleştirilebilir. Cam pencereler ve kapılar değişti- rilebilir ya da çok daha güçlü malzeme ile desteklenebilir. Drenaj kanalları çimlendirilmiş şekilde tutulabilir. Tabii tarım sek- törü ciddi kimyasallar kullanan bir sektör olması nedeniyle de çift- çilerin sanitasyon ve bu kimyasal maddelerin yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi, bunların su kaynaklarından karışımın olup olma- dığının sıklıkla incelenmesi, salgın hastalıkların kontrol altına alın- ması çok çok önemli. Bizler afet ile karşılaştığımızda ilk sorun, yıkıma ilk müdahale aşa- masında yaşanan sorunlar; fakat en önemli sorun da zincirleme afet- lerin gerçekleşmesi. Bu noktada da bizim sahadaki müdahalemiz, iyi- leştirme aşamasının önemli bir kısmına kadar devam etmek zorunda. 123 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Çiftliklerde tabii pek çok risk var. Bunlar kurşun bazlı boyalar, maki- ne yağı, motor yağı, kurşun kaplı tanklar, bataryalar, çatı çivileri, as- falt, şıngıl, boya astarı bileşikleri, muşamba, tesisatçılıkta kullanılan kurşun içeren çöp alanları barındırmakta, sel baskını gibi bu deprem enkaz çalışmaları sırasında yaşanabilecek diğer olumsuzluklar çok ciddi riskler oluşturabilmekte. Bunların takip edilmesi, analizlerinin yapılması ve çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Kıymet verdiğiniz ve dinlediğiniz için teşekkür ederim. 124 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Serkan Yavuz TRENDYOL Operasyon Müdürü Sayın Cumhurbaşkanım, Saygıdeğer Bakanlarım, Ben Trendyol’un Operasyon Müdürüyüm. Aile Bakanlığımız, Sanayi Bakanlığımız ve Ulaştırma Bakanlığımızın koordinasyonunda üç haf- tadır ekibimle beraber, yine Aile Bakanlığı bünyesindeki ASYA (Afet Acil Sosyal Yardım) depolarına aynî yardımların geldiği ve bunların depremzedelere ulaştırıldığı süreçlerin koordinasyonunda Aile Ba- kanlığı yetkilileriyle birlikte çalışıyoruz. Üç haftadır sahada gördüğümüz gözlemlerde, en büyük sıkıntılardan biri afet bölgesindeki depolara yardımların karışık şekilde gelmesi ve bunların, ihtiyaç malzemelerinin afetzedelere doğru şekilde aktarıl- masındaki yaşanan problemlerdi. Biz Adana, Kayseri ve Gaziantep’te bu problemleri çözmek amacıyla gelen ürünleri ayrıştırıp istifleyip, ilgili depolardaki, ilgili ihtiyaç mal- zemelerine talepleri alıp, ona uygun şekildeki kamyonla sevkiyatları- nı gerçekleştirdik. Tabii bu süreçte yaşadığımız bazı zorluklar oldu. İşte çalışanlar, insan kaynağı, doğru zamanda bulabilmek, araçları doğru zamanda bula- bilme. Şimdi geldiğimiz noktada, şu anda her şey oturmuş diyebili- rim. Yani hâlihazırda ihtiyaçlar doğru ve zamanında gidiyor. Benzer bir şekilde İstanbul’da yaşanabilecek çok büyük bir, hani Al- lah göstermesin, olay olma durumunda “buna nasıl hazır oluruz”la 125 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ilgili, “bu süreci hızlı bir şekilde nasıl gerçekleştiririz”le ilgili çalışma- ları yapabileceğimizi düşünüyorum. Çünkü yine yaşadığımız prob- lemlerden biri, bu aktarma merkezlerini kurarken, bulabildiğimiz en uygun depolarda bunu yapmak durumunda kaldık. Ama bununla ilgili hazırlıklarımızı, İstanbul’un yakın çevresinde depoları önceden dizayn edip buna uygun şekilde gerekli malzemeleri temin edebilir- sek, olası bir afet durumunda çok daha hızlı bir şekilde depremzede- lere, ihtiyaç malzemelerini ulaştırabiliriz. Yaşadığımız problemlerden biri de insan kaynağı oldu. İnsan kaynağı genelde gönüllü çalışanlar oldu. Bizim şirketimizin de yaklaşık 1.500 kuryesi sahada, bölgede gerekli desteği verdi ama genelde gönüllülük esastı. Diğer şirketler de benzer şekilde destek verdiler. Burada, Allah göstermesin, nasıl bir savaş hâlini, bir seferberlik durumunu konuşu- yorsak, benzer şekilde böyle durumlarda işinin uzmanı kişilerin se- ferber olup, depo yönetiminde uzman kişiler o belirlenen depolarda sorumluluklar alabilirler. İşte kamyon, tır taşımacılığı yapan firmalar bu konuda seferber olabilir. Taşıyıcı kuryeler seferber olabilir ve bun- ları belli bölgelere baştan atayabiliriz. Böyle bir durumun oluşması durumunda da orada bu kişiler görevlerinin başına çok hızlı bir şe- kilde geçerler. Burada gördüğümüz şeylerden biri, buna hazırlıklı olabilmek. Bir di- ğer konu da depolara ürünleri getiriyorsunuz ama bunu depremze- delere zamanında ulaştırabilmek. Bunun için de Aile ve Sosyal Poli- tikalar Bakanlığımız Çadır Market Projesi’ni başlattı. Ama bu da belli bir süre sonra gerçekleşebildi. Belki de hani biz bu çadır marketleri uygun olabilecekleri, yapısından emin olduğumuz ve küçük kamyo- netleri indirebileceğimizi bildiğimiz teslimat noktalarını şimdiden belirleyip, Allah göstermesin, böyle bir durum olması hâlinde ilgili sorumluları da önceden atadığımız bir durumda, çok daha hızlı bir şekilde biz bu yardımları doğru noktalara iletebiliriz. Oradaki, doğru noktadaki sorumlu kişilerin de depremzedelere çok daha hızlı bir şe- kilde verebileceğini düşünüyoruz. Bu süreçte de her türlü destek an- lamında, şirket olarak da oluşturulacak her türlü çalışmada da bilfiil yer almak isteriz. Teşekkür ederiz. Saygılarımla. 126 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Öğr. Üyesi Seda Yurtcanlı Duymaz İstanbul Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Meclis Başkanım, Saygıdeğer Bakanlarım, Hocalarım, Herkese merhabalar. Bu genç yaşta aranızda olduğum için çok heyecanlıyım. Biraz kekeler- sem gençliğime ve heyecanıma verin lütfen. Ben İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Doktor Öğre- tim Üyesi Seda Yurtcanlı Duymaz. Bir çevre hukukçusu olarak aslın- da deprem konusuyla ilişkim 2021 yılında TÜBİTAK’ın deprem özel çağrısını açmasıyla başladı. Olası İstanbul Depreminin Zorunlu Göç Senaryosu ve Yönetimi başlıklı bir TÜBİTAK projesi yürütüyorum. Yaşadığımız iki büyük felaket, özellikle ikincisi beklenmedik bir fela- ket olarak pek çok hocamız tarafından da ifade edildi. Hayatta kalan milyonlar için çetin kış koşullarında ciddi bir hayatta kalma mücade- lesi başladı. Acaba bu insanlar, yaşamlarını geçici veya kalıcı olarak, acaba nerede devam ettirecekleri sorusuyla da karşı karşıya kaldılar. 127 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Afetlerin göç senaryosu dediğiniz zaman, bu kavram ve bunu yöne- tilmesinin bir boyutu aslında akut hareketliliği ifade etmekte. Bizim Afet Müdahale Planlarımızda tahliye çalışma grubu kapsamındaki konuya girmekte, barınma çalışma grubunun konusuna girmekte. Tabii gönül isterdi ki, şu an elimdeki verilerle daha bu göç senaryosu- na ilişkin somut parametreler sunayım. Ama çalışma planımızda, ilk senemizi kurumsal kapasiteye ayırmıştım. Lakin önümüzdeki hafta TÜBİTAK’a eğer hakkıyla güzel bir başvuru yapabilirsem, 1002 proje- si ile mart ayı içerisinde alana gidip, bu akut hareketliliğin nüfus ha- reketliliğinin parametrelerini ve bu sürecin yönetimi aşamasındaki güçlü ve zayıf yönleri ortaya koymak isterim. Ekip olarak bunu tespit ettikten sonra her zaman devletimizin de tabii ki bilgisine sunmak- tan onur duyarız. Bu göç senaryosu dediğimiz olgu, sadece akut hareketliliği değil, aynı zamanda sürece yayılan bir göç hareketliliğini de ifade etmektedir. Şimdi biz Maraş-Hatay bölgesi kapsamında bunu tartışıyoruz. Ama özellikle olası İstanbul depremi bağlamında bu konuyu çok ciddi tartışmamız ve üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Çünkü mega kent İstanbul’un stratejik önemi hem ülkemiz açısından hem de bölge açısından ortaya koyduğu toplumsal, demografik, ekonomik siyasi, yapısal önemi göz önünde bulundurulduğunda, belki üst ölçekli bir öneri olarak, Kalkınma Planı çalışmalarının olası İstanbul depremini belki esas alarak revize edilmesi, bence kritik önemdedir. İstanbul’u- muz çok tabii ki kıymetlidir. Lakin mevcut yapı stokundaki riskler ne- deniyle, hâlihazırda söz konusu milyonlarca yapının yıkılmasının ön- görüldüğünü, ben alandaki görüşmelerden elde etmiş vaziyetteyim. Dolayısıyla benim öncelikli ifadem bu olacaktır. Geçtiğimiz bütün bir yıl İstanbul’daki tüm kurumsal yapılarla görüş- me fırsatım oldu. İki ilçe belediyemiz hariç tüm merkezî ve yerel, pro- jemle ilgili kurumlarla konuşma fırsatım oldu. En azından hızlı bir şekilde şunları ifade etmem gerekir: Yerelin güçlendirilmesine, yerel yönetimlerin özellikle bu süreçte çok daha motive, profesyonel, de- neyimli personele ve bağımsız bir bütçeye ihtiyaç duyduklarını dile getirdiler. Benden, özellikle yazacağım yönetim ilkeleri rehberinde, yerel yönetim mevzuatının bu doğrultuda geliştirilmesi ve güncel- lenmesi konusunun yer alması, 37 ilçe belediyesinin talebidir. Burada bunu iletmek de boynumun borcudur. 128 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER İkinci husus, İstanbul gibi büyük bir kentte yaşanacak bir deprem- de dışarıdan müdahale beklemek çok zamanımızı alacaktır. İstanbul, Türkiye’ye yeter ama bir Türkiye İstanbul’un yönetimini üstlenemez. Bu gerçekliği hiçbir zaman unutmamamız lazım. Dolayısıyla bence mahalle örgütlenmesine acilen yer verilmeli; Sayın Cumhurbaşkanı- mız muhtarlarla yaptığı görüşmelere belki afet konusunu da ekleye- rek, muhtarların önderliğinde bir mahalle örgütlenmesi gerçekleş- tirilebilir. AFAD’dan İstanbul’da 1,5 milyon afet gönüllüsü olduğunu öğrendim. Bu İstanbul’un öz kaynağıdır. Mahalle örgütlenmesinde bu afet gönüllülerine de aktif şekilde belki yer verilerek, öz kaynağımızı kullanarak, bu sürece en azından daha verimli hazırlanalım isterim. Ve bunu iletmek isterim. Saygılarımla arz ederim. Tekrar davetiniz için de çok teşekkür ederim. 129 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Kemal Önder Çetin Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlar, Kıymetli Meslektaşlarım, Ben hepinizi dinlerken açıkçası aklıma Mesnevi’de geçen karanlık odadaki filin hikâyesi geldi. Herkes filin bir tarafını anlatıyor; hortu- munu tutan hortumunu, kuyruğunu tutan kuyruğunu, bacağını tutan bacağını, kulağını tutan kulağını. Sayın Cumhurbaşkanım, Sizin, filin tamamını görmeniz gerekiyor. Allah sizlere kolaylık versin. Öncelikle, hastasını muayene etmeden tedavi eden, reçete veren bir doktorumuz olabilir mi? Bence olmamalı. O yüzden hepimizin ivedi- likle sahaya çıkıp, sahadaki durumu detaylı bir şekilde çalışıp ondan sonra fikirlerimizin paylaşılması doğru olacaktır. Ben depremin ikinci günü, gece yarısı sahaya ulaşmaya çalıştım. Ge- nel değerlendirmelerimi anlatırken iki kısımda yürümek istiyorum. Bir genelleri sunup, bir de uzmanlık alanımla ilgili bir iki görüşümü paylaşmak istiyorum. 130 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Genel değerlendirme, ulaşım hatlarımız çok başarılıydı. O bölgede üç tane viyadüğümüz var. O viyadükler problem yaşasaydı, bizim bölge- ye ulaşma şansımız neredeyse sıfırdı. O viyadükler güzel bir hizmet verdiler. Yollarımız ufak tefek sıkıntılara rağmen başarıyla hizmet verdi. Demir yollarımız fayların kesmesine rağmen iyi bir performans gösterdiler. Barajları tek tek dolaştım. Hatta en kuzeyden en güneye kadar ben iki kere gittim geldim. Barajlarımızda bayağı sıkıntılar ol- masına rağmen su bırakmadılar. Bu, büyük bir başarıydı. Şimdi bu kısımları paylaşmamız gerekiyor. Neden bunu söylüyorum? Çocuğu- na hep olumsuzlukları söyleyen bir anne babanın çocuğunu sağlıklı yetiştirmesi mümkün olabilir mi? Veya tam tersi, sürekli güzel şeyleri bahseden bir anne babanın çocuğunu sağlıklı yetiştirmesi mümkün olabilir mi? Aynı şey öğretim üyeleri için de geçerlidir. Dolayısıyla bunlar benim gördüğüm, olumlu taraflardı. Olumsuz tarafları söyle- mem gerekirse, konut performansında çok başarısızız. Sayın Cumhurbaşkanım, biz inşaat sektöründe dünyada ilk üçteyiz. Bu masanın etrafında olan öğretim üyelerinin bazıları, isimlerini ben vermek istemem, sizler eminim biliyorsunuzdur veya bilmiyorsanız bulunabilir, dünya ölçeğindeki şartnameleri yazan öğretim üyeleri. Genellikle onlar sessiz kalıyorlar, çok konuşan ekibin içinde olmuyor- lar. Onun da tüyosunu verebilirim. Biz nükleer santraller şartnamesi yazıyoruz; barajlar şartnamesi, konut tipi yapılar şartnamesi; dolayı- sıyla çok güçlü bir akademik altyapımız var, mühendis altyapımız var. Şimdi neden bunu söylüyorum? En zor projeleri yapan yine biziz, en başarısız projeleri yapan da yine aynı ekibimiz, hiç tartışmasız. Dola- yısıyla burada bence ekipten ziyade, örgütlenme, denetim ve niyetle ilgili bir değişime gitmemiz gerekiyor. Bu problem sadece Cumhurbaşkanımızın sırtına verilecek veya Çev- re, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız ki, bize 4 buçuk saat brifing verdi. Bugün Cumhurbaşkanımız dört saatini ayırıyor. Bu vesileyle ben iki bakanımla daha tanıştım. Dolayısıyla 3-5 kişinin, AFAD’ın üzerine verilecek, TÜBİTAK’ın üzerine verilecek, öğretim üyelerinin üzerine verilecek bir sorumluluk değil. Bireyler olarak biz- lerin de kendimize gelip sorumluluklarımızı almamız gerekiyor. Her- kes şapkasını önüne koyup, nerede hata yaptık, nerede neyi düzelte- biliriz, bunları söylemesi gerekiyor. Dolayısıyla bireyler olarak biz de inisiyatif almalıyız. Ne demek bu? İçinde oturduğum konuta bakım uygulamalıyım. 131 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sayın Cumhurbaşkanım, bu herhâlde devletin işi değil. Kolonu kesen benim. Dersini iyi anlatmayan hoca yine benim. Çıkan öğrencisini beğenmeyip yetkin mühendislik yapalım diyen de benim. Bunların hepsini değerlendirirken biraz bütünleşip bakmak lazım diye düşü- nüyorum. Uzun uzun söyleyebilirim ama yorgunsunuz, bütün herkes yorgun; belki de bunun yeri burası değil. Ama böyle durumlarda dı- şarıdan içeriye bakmak daha sağlıklı olabiliyor. Terzi kendi söküğünü dikemez misali, yurt dışı bizden sonra neler yaptı. Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Deprem Enstitüsü’nün deklarasyonu. Bina en- vanterimize bakacağız, okul ve hastanelerimizi elden geçireceğiz, yö- netmeliklerimize bir daha bakacağız dedi. Biz okullarda, hastaneler- de harika bir performans gösterdik, bunu söyleyeyim. Amerika bunu kendine ders olarak sundu. Bundan sonraki yapacaklarımızın içinde ben iyi konutlar tasarlamanın ve yapmanın maliyetinin ekstra %10- 15 olduğunu düşünüyorum. Öyle büyük maliyetler değil. Biz bu yüzü harcıyoruz, 5-10 daha harcarsak, çok daha başarılı işler yapabileceğiz. Teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. 132 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Öğr. Üyesi Fatih Sütcü İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Kıymetli Hocalarım, Kıymetli konuşmacılar, konuşmalarında Japonya’ya çok referans verdiler. Bu çok normal. Çünkü depreme hazırlık, afetle mücadele konusunda referans ülke Japonya’dır. Bunun sebeplerinden biri, Ja- ponya’da çok sık deprem olmasıdır. Bu bakımdan kıyaslanması biraz yanlış, çünkü ülkemizde o kadar sık deprem olmuyor. Fakat oradan örnek almamız gereken şeyler olduğu kesin. Bu konuda en yetkin kişinin Moriwaki Bey olduğundan eminim. Fakat burada aramızda tevazu gösterdikleri için Japonya’da doktora yaptığını söylemeyen hocalarımız da var. Ben söyleyeceğim, 2003 yılında ben Japonya’da Tohoku Üniversitesinde doktora yaptım. Tohoku’yu özellikle söylü- yorum. 2011 yılında meydana gelen 9.1’lik büyük deprem ve tsunami felaketinin yaşandığı merkez şehirdir. Sonrasında Tokyo Teknik Üni- versitesinde bir süre akademisyen olarak çalıştım. Bunu söylememin sebebi kendimi anlatmak değil. Japonya’daki üst yapıların inşasına dair yönetmeliklerle ülkemizdeki yönetmelikleri kıyaslayabilecek tecrübeye sahip olduğumu bilginize sunmak için söylüyorum. Bu yönetmelikleri doğrudan kıyasladığımız zaman ülke- mizdeki Türkiye bina deprem yönetmeliğinin Japonya’daki üst bina 133 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER deprem yönetmeliklerinden bir eksikliği olmadığından eminim. Sizi de bu konuda temin edebilirim. Belki yer hareketleri konusunda ek- siklikler vardır. Fakat üst yapıların hesabına dair yönetmeliğimizde Japonya yönetmeliğinden bir eksiğimiz olmadığı gibi, deprem kuv- vetlerimizin de birçok durumda Japonya’da hesaba esas teşkil eden deprem kuvvetlerinden neredeyse bir buçuk kat yüksek olduğunu söylemem lazım. Dolayısıyla teknik bir eksiklikten değil, belki de sos- yal ya da uygulamaya yönelik bir eksiklikten bahsediyoruz ve tekrar hatırlatmak istiyorum, depremlerin daha sık olması, hazırlığın daha iyi olması noktasında herhâlde yeterli bilgi veriyordur. Japonya’yla iş birliği yapmayalım demiyorum. Mutlaka yapmamız gereken iş birlikleri vardır. Fakat teknik eksiklik olmadığını, en azın- dan üst yapının hesabına dair bir teknik eksiklik olmadığını belirt- mek istiyorum. Japonya’dan alınabilecek bazı önerileri ve onların tecrübelerine dair bazı bilgileri kısaca sizinle paylaşmak istiyorum. Birincisi arşiv, belgelendirme ve veri toplama: Yakın dönemde mey- dana gelen Elâzığ ve İzmir depremleri sonrasında buradaki birçok ekip tarafından sahada gerçekleştirilen incelemeler sonucunda ge- rek yer hareketi gerek zemin hareketleri gerek üst yapıların davranışı burada yaşanan hasarlar ve sosyal problemler konusunda kapsamlı raporlar hazırlandı. Bunlar sayısal ve görsel olarak arşivlendi. Bunlar gelecekteki çalışmalara ışık tutacaktır. Dikkat ederseniz Kocaeli depremiyle alakalı bu kadar kapsamlı bil- gimiz yok. Bölük pörçük bazı güzel raporlar var. Fakat derli toplu bir bilgi elimizde maalesef yok. Yaşanan bu deprem sonrasında hem coğrafi ölçekte hem parsel ölçeğinde, meydana gelen yer hareketleri hem büyük, hem de yakın ölçekten bahsediyorum, ulaşım yapıların- dan kamu yapılarına, konutlardan altyapı sistemlerine, tüm yapısal hasarların kategorize edilmesi, görsel ve sayısal olarak belgelenmesi ve arşivlenmesi gerekiyor. Şu anda bazı hasar tespit çalışmaları yapılıyor ama benim bahset- tiğim başka bir şey. Bundan sonra yapılacak mühendislik hesabı ve uygulamaya yönelik iyileştirmelerde, yaşanmış afetlerden elde et- tiğimiz sağlıklı bilgi ve belgelere çok ihtiyacımız var. Ben İstanbul Teknik Üniversitesini, burada benimle beraber temsil eden hocaları- mızla birlikte, diğer üniversite kurum ve kuruluşlarla bu inceleme ve 134 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER raporların hazırlanması konusunda hazır olduğumuzu bilgilerinize sunuyorum. Bu konuda devletimizin talep ve görevlendirmesini bek- liyoruz. İkinci konu, Japonya’da geliştirilmiş ve çok kullanılan bir sönümleyi- ci teknolojisi vardır. Sönümleyiciler bizim araçlarımızdaki şok emici amortisörlere benzerler. Deprem enerjisini yutarlar ve binaları dep- remden korurlar. İzolatörlerden farklı bir teknolojidir. Fakat şu anda ülkemizde özellikle sanayi yapılarında, endüstri tesislerinde, yatırım- cılar yatırımlarını, işlerini ve çalışanlarını korumak için bu teknolojiyi çok hızlı bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. İsmini söyleyemeye- ceğim birçok yatırımcı fabrikalarını sönümleyicilerle güçlendirmiştir. Bu teknolojiler kamu yapılarında ve belki konutlarda da kullanılmaya başlanabilir. Henüz yönetmeliğimizde bununla ilgili gerekli madde- ler ya da bölümler yok. Fakat hazırlıkları hızla devam ediyor Bir başka madde de şu: Prefabrik yapılar sahada değil, fabrikada, ka- lite kontrollü bir ortamda üretildiği için, kalitesi yerine dökme betona göre biraz daha kontrollü olabilir. Sahada yapılacak deprem konut- larının imalatında prefabrik inşaat yöntemlerinin kullanılmasını şid- detle öneriyorum. Bir madde de şu: Güçlendirme konusu çok önemli. Mevcut konutla- rın ya da mevcut yapıların güçlendirilmesinde bir önceliklendirme yapılacaksa, bu arama ve kurtarma yollarının, acil ulaşım yollarının üzerindeki binalardan başlamalıdır. Japonya da bunu böyle yapmış- tır. Eğer arama kurtarma ya da acil ulaşım yollarının üzerindeki bi- nalar önce güçlendirilirse, bundan sonraki afetlerde hem kurtarma çalışmalarına gitmek hem de tahliyenin sağlanması için yeterli vakti kazanmış oluruz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. 135 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 136 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu Bahçeşehir Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlar, Değerli Katılımcılar, Ben ceza hukukçusuyum. O yüzden ceza hukukuna ilişkin neler ya- pılabilir, diye söz edeceğim. Ama buna geçmeden önce, afet konusun- da mevzuatımıza baktığımızda eski kanunların, eski düzenlemelerin varlığını, bir de mevzuatın biraz dağınık olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan mevzuat tekrar gözden geçirilmeli. Halihazırda Kahra- manmaraş depreminden sonra, hani bir takım hırsızlık olaylarının depremden hemen sonra olduğu söylendi. Faillerinin hızlı bir şekilde yargılanmasına ilişkin aslında mevzuatımızda değişiklik yapılması- na gerek yok. Hâlihazırdaki ceza muhakemesi kanunumuz bu hızlı yargılamaların yapılabilmesine elverişli. Şimdi ceza hukuku bakımından depreme baktığımızda: Bir: Ceza hukukunun depreme müdahalesi, deprem olup bittikten can kaybı yaşandıktan sonra, o can kayıplarından sorumlu olanların, kusurlu olanların, cezalandırılması şeklinde olabilir ki, bunu tabii ki hiçbirimiz tercih etmeyiz. Can kayıplarımız olmuştur. İşte en son dep- remde gördüğümüz gibi bazı binalarda, binayı yapan müteahhitlerin kendileri de hayatlarını kaybetti. Dolayısıyla sorumlu bulamayız. 137 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Ama ceza hukukunun ikinci boyutu; daha binalar yıkılmadan önce müdahale edebilmesi imkânı vardır. O da nedir? Tehlikeli, insanların hayatı bakımından tehlikeli bina inşa etmek. Bizim ceza kanunumuz- da “Genel Tehlike Suçları” diye suçlar var. Böyle bir düzenleme var. Ama bizim ceza kanunumuz bina yıkılmasından ya da inşaat kuralla- rına aykırı davranılarak genel tehlike yaratılmasından değil de genel olarak tehlike yaratılmasından söz ederek böyle bir suç tipi düzenle- miş. Ama burada benim önerim; bina yapımındaki kurallara aykırı- lık yapılarak tehlike yaratılması halinde, o tehlikeyi yaratan kişinin cezalandırılması. Yani binanın yıkılmasına gerek yok. Binanın plan- lanmasından, yapımından tüm bu aşamalarda sorumlu olan kişiler bina yapıldığında, insan hayatı bakımından tehlikeli ise yıkılmasına gerek olmaksızın, o tehlikeyi yaratanların cezalandırılması gereği. Dediğim gibi bizim kanunumuzda buna özel bir düzenleme yok. Ama İsviçre ve Alman ceza kanunlarına baktığımda bu belirttiğim şekilde düzenlemeler var. Burada mevzuata aykırı, insanların hayatı bakı- mından tehlikeli bina yapan, planlayan kişiyi cezalandıracağız, ama öte yandan zamanın birinde mevzuata aykırı yapıyı kanunlarla mev- zuata uygun olduğunu kabul edersek, bu da kendi içinde bir çelişki olacaktır. O nedenle son olarak, Anayasa’nın 57. maddesinde konut hakkı düzenlenmiş. 57. maddede devletin insanların konut ihtiyacını giderecek tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiş. Belki Ana- yasa 57. maddeye birkaç husus, cümle eklenerek insanların mevzuata uygun binalarda, konutlarda yaşama hakkı vardır deyip, imar affı ka- nunlarının biraz önüne geçilmesi sağlanabilir. Teşekkür ederim. 138 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Gülfettin Çelik İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Bir yönüyle İstanbul Medeniyet Üniversitesi üst idarecisi olan ve di- ğer yönüyle de iktisat tarihi uzmanlık alanı olan birisi olarak iki husu- sa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, binlerce yıldır var olan bazı uygulamaların göz ardı edil- memesi gerektiğini düşünüyorum. Bu eski medeniyetlerden beri var olan çok küçük iki tedbir aslında. Roma’da da vardı bu, Eski Yunan’da da vardı. Mesela 1300’lü yıllarda Avrupa’da veba salgını var. 1350’leri aşan zamana kadar etkin olmuş. 75 milyon insanı öldürmüş bir veba salgını var. Kırım’dan başlamış, İstanbul’dan devam etmiş, İtalya’ya varmış, oradan kuzeye gitmiş İngiltere İskoçya’ya kadar yayılmış, Afrika’yı içine almış, Ortadoğu’ya da kadar da etkili olmuş bir veba salgını. Avrupa’da 75 milyon insanı öldüren bu salgın, Osmanlı hinterlandın- da toplasanız belki 20-30 bin kişinin ölümüne neden oldu. O kadar vefat var sadece. Bazı uzmanlarımız bunu işte sağlıklı bir hijyenik yapı oluşumuna, insanın gündelik hayatının hijyene dayalı oluşuna bağlıyorlar ama, arka planda bence bu veba salgınının doğduğu gibi, kıtlıklarda, sellerde, eşkıyalık hareketlerinde, hatta terörist hareket- lerde, savaşlarda bile etkisini gösteren küçük iki tedbir vardı. Nedir onlar? 139 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Biri insan öbeğine olan sadakat. Yani aile dediğiniz o küçük ölçeği bozmama mevzuu. Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladılar, bölgede inşa edilecek olan binalarda 3+1 modeli uygulanacağını beyan ettiler, ifade ettiler. Bu bizim açımızdan son derece önemli diye düşünüyo- rum. Yani nesillerin anne, baba ve çocuklarla yaşamış olduğu muhitte tutulması coğrafi dağılımda çok ciddi etki oluşturacaktır, diye düşü- nüyorum. İkincisi de insan öbeği ölçeğinin yanında, yaşam ölçeğinde sadakat. Osmanlı örneği modelinde minimum karyeler (köyler) ölçeğinde idi bu. Çift hane sistemi dediğimiz model uygulanıyordu. Hanesini, ken- di kendine besleyebilen bir aile, yine kendi kendini besleyebilen bir karye ölçeğinde model vardı. Onun etrafında kasabalar ve şehirler vardı. Ama hiçbirisi aşırı şekilde büyümeye fırsat verilmeyecek tarzda modellenmişti. Yani karye kendi kendine yetebilir durumdaydı. Yani biz uzun vadede şehirlerimizi ve köylerimizi özellikle, kendi kendine yeter, çocukları ile anne babasıyla yetebilen bir tarzda düşünebilirsek eğer, depremler de olsa, seller de olsa, savaşlar da olsa ki, malumunuz Osmanlı sistemi 19. yüzyıla kadar herhâlde ayakta kalabilmiştir. Sa- nayi devrimine rağmen ayakta kalabilmiştir. Arka planda tımar sis- temi adını verdiğimiz, o çift hane modelinin köydeki uygulamasıdır. Ekonomik anlamda, sosyal anlamda ve fiziki anlamda aileyi ayakta tutan o model çok önemliydi. Bu çerçevede modern hayatta bir önerim var. Biz Medeniyet Üniversi- tesi olarak bu önerinin arkasında durabiliriz, diye düşünüyorum. Ne- dir o? Gerek aileyi gerekse o yaşam ölçeğini karye, semt ya da mahalle ne derseniz, modern hayata dönüştürmede uyarlamada, modern ha- yatın göz ardı etmiş olduğu ya da bir şekilde ıskaladığı ya da yerini ge- tiremediği diyelim, sosyal ilişki modeline, kurumlar arasındaki işbir- liği gerek sivil gerek kamu otoritesinin işbirliği noktasında bir sosyal iş birlikleri modeline ihtiyaç var, diye düşünüyorum. Adına Son Şafak ismini verdiğimiz bir modelle biz Medeniyet Üniversitesi olarak, bu yeni coğrafyada ihdas edilebilecek olan mekânlarda, orta vadede ve uzun vadede her yönüyle rol alabileceğimizi beyan etmek istiyorum. Saygılarımla efendim. 140 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Nilay Ergenç Afet Yönetim Uzmanı Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Sayın Hocalarım, Ben disiplinler arası çalıştım. Şehir plancısıyım aslında. Jeofizik mü- hendisliğinde de doktoramı yaptım. Uzun yıllar da Büyükşehir Bele- diyesinde Afet Koordinasyon Merkezinde çalıştım. Dolayısıyla ben önerilerimi saha tecrübesi olarak getirmek istiyorum. İlk önce, Türkiye’de bir ulusal afet arşivi vardı, daha önce, TUA diye. Bu TUA arşivi bir süre sonra farklı bir formata dönüştürüldü ve aslın- da afet bilimciler için geçmiş yıllarda yaşanan afetlerin tehlike ana- lizinde kullanılması için çok iyi bir veri tabanıydı. O veri tabanının ben tekrar hayata geçirilmesini teklif ediyorum. Çünkü bizim şehir- lerimizde ilk önce tehlikelerin varlığını tespit edip, o tehlikelere göre risk analizlerini yapıyor olmamız gerekiyor. Aslında bundan Mikdat Hocam da konuşmasında bahsetmişti. Dolayısıyla hazırlık çalışmaları kapsamında da anaokullarından baş- layan bir eğitim verilmesi gerekiyor. Bizim Büyükşehir Belediyesinde yaptığımız bir çalışma vardı: “Minik Adımlarla Güvenli Yaşam”. Bu tarz bir çalışmanın AFAD tarafından, sivil toplum kuruluşları aracı- lığıyla yaygınlaştırılarak daha fazla çocuğa, daha hızlı bir şekilde eği- tim verilmesi gerektiğini öneriyorum. 141 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bir de afet eğitim merkezleri sadece şu anda İstanbul’da ve Bursa’da var. Bu kapsamda bu merkezlerin sayısının artırılması gerektiğini dü- şünüyorum. Şehir planlama eğitimine yer bilimine yönelik eğitimle- rin de eklenmesi gerekiyor. Hiçbir şehir plancısı özellikle mikro böl- geleme verisini yorumlayamıyor; sadece yerleşme uygunluk haritası olarak yorumlayabiliyor. Buna yönelik de düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bireylere ulaşabilmemiz için mahallelerde muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla–çünkü afete hazırlık bireyle başlıyor– belki sokak bazında insanları örgütleyerek onlara yönelik eğitimlerin ve- rilmesi. Kurumlarda yine acil durum planlarını hazırlayan iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile ortaklaşa AFAD’ın yeni belirlediği eğitim formatında bu eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekiyor. Ne yazık ki en kırılgan nüfusumuz olan ve afetlerde en fazla zarar gören bireyler olan engelliler ve yaşlılara yönelik farklı eğitimler de düzenlenmesi gerekiyor. Afet eğitimlerinde askeriyenin öneminden de bahsetmek istiyorum. Askerlere zorunlu olarak ilk yardım ve arama kurtarma eğitimi ve- rilirse, askerlikte bu eğitim başlatılırsa bir müdahale sırasında daha fazla kişiye destek verilebileceğini düşünüyorum. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. 142 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Doç. Dr. Mehtap Aras Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Biraz önce hocam “Hepimiz filin farklı yerlerinden bahsediyoruz” dedi. Evet, afet yönetimi zaten disiplinlerin bir araya geldiği bir alan olduğu için maalesef hem koordine etmek hem yönetebilmek, farklı disiplinin çalıştığı bir alanı yönetebilmek inanılmaz zor. Burada, ben AFAD’dan bahsetmek istiyorum. Üniversitemde Afet ve Acil Durum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü’yüm aynı zamanda. Burada “merkezler kurulsun” ve “merkezler birlikte çalışsın” denildi. Sanırım şöyle de bir eksikliğimiz var, afet yönetiminde çalışan akademisyen- ler olarak, AFAD’ın yaptığı eğitimlerden ya da yaptığı bu platform- lardan çok fazla haberimiz yok ya da olmayabilir. Ben AYMEP’ten de (Üniversiteler Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezleri Plat- formu) bahsetmek istiyorum. İçişleri Bakanlığımızın 2021 yılı aralık ayında, afet yönetimi ile ilgi- li merkezleri toplayarak yaptığı bir platform var. Orada afetle ve afet yönetimi ile alakalı tüm merkezler bir platform altında toplanıyor ve çalışmalarını devam ettiriyor. Bu iki senedir böyle süregeliyor. Ben sosyal bilimciyim. Genelde bu alanda çalışan hocalarımız jeoloji, jeofizik mühendisliği alanında ve deprem özelinde çalışan hocaları- mız. Tabii ki Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği afetlerde deprem en ön planda olduğu için burada bir araya gelmemizin nedenlerinden biri de çok yıkıcı bir deprem afetine maruz kalmamız. O nedenle ben, Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuşmasında ilk etapta söylediği 143 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER gibi, afet yönetimini daha bütüncül bir perspektiften ele alırsak, sa- dece deprem özelinde düşünmezsek daha faydalı olacağını düşünü- yorum. AFAD Başkanlığı bu alanda zaten İRAP (İl Risk Azaltma Planları), TAMP (Türkiye Afet Müdahale Planı) ve TARAP (Türkiye Afet Risk Azaltma Planı) gibi belgeler hazırladı. Burada çalışan bütün akademisyenlerin, -şimdi hepimiz bir merkez adı altında çalışmıyoruz- üniversitesinde bir afet yönetimi ile ilgi- li merkez yok. Yanlış bilmiyorsam, Orhan Hocam da beni doğrular belki, AFAD Başkanlığında AFAD Akademi kuruluyor ve merkezi ol- mayan, yani bir merkeze bağlı olmayan akademisyenlerin de bu plat- formda çalışması sağlanacak. Bir hocamız söyledi; sadece AFAD Baş- kanlığına atmayalım bunu, bütün kurumlar bir arada çalışsın, dendi. Bu çalışmaların koordine edilmesi için, organize edilmesi için ama bir çatı kurum olması gerekiyor. Bu çatı kurumu da AFAD Başkanlığı ola- rak düşünüyorum. AFAD Başkanlığının altında hepimizin, yani farklı alanda çalışan, farklı disiplinde çalışan hocalarımızın, afetin hukuk boyutunu, sosyoloji boyutunu, iletişim ve ekonomi boyutunu da ça- lışan akademisyenlerin bir araya gelmesiyle daha fazla etki ve daha fazla fayda sağlayacağımızı düşünüyorum. Burada afet hukuku çalı- şan hocalarımız var, afet sosyolojisi çalışan var, afet iletişimi çalışan var, afet ekonomisi çalışan var. Bu anlamda burada bir araya gelmek -yani orada afet yönetim merkez platformuydu, merkez müdürlerinin olduğu bir platformdu-, çok daha geniş kapsamlı olmamız beni ina- nılmaz mutlu etti. Burada YÖK Başkanımızın da olması hasebiyle kendisinden birkaç ricam olacak. Aynı zamanda, üniversitemde Acil Yardım ve Afet Yö- netimi Bölümü Başkanıyım. Bölüm öğrencilerimizle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Afet yönetimiyle ilgili hangi öğrenciler var, ye- tiştiriliyor. Bizim öğrencilerimiz direkt bu alanla ilgili yetiştiriliyorlar. KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer tehlike) eğitimleri alıyorlar. Sel, yangın, deprem, itfaiyecilikle alakalı bütün bilgilere, do- nanıma sahipler. İlk yardımla ilgili, travma-resüsitasyonla ilgili ders- ler alıyorlar. Sürekli AFAD, İl AFAD koordinasyonunda çalışıyorlar. İtfaiyeye gidiyorlar, doğada arama kurtarma eğitimi alıyorlar. Yani şimdi tek tek bahsetmeyeyim; öyle girdim ama çok detaylı eğitimler alıyorlar, siz biliyorsunuz. 144 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sayın Başkanım, bu öğrencilerimizin atanması konusunda bir tale- bimiz olacak. İkinci gün bütün öğrencilerimi topladım ve üniversi- temizin desteği ile Nurdağı’na gittik. Çocuklarımız herhangi bir gö- nüllüden çok daha fazla fayda sağladılar. Çünkü 10 dakikada çadır kurabiliyorlardı. Çünkü defalarca AFAD’la birlikte çadır kurdular. Dolayısıyla AFAD çadır kurmak istediği zaman bizim öğrencilerimizi Nurdağı’na çağırdı. AFAD çadırlarını zaten biliyorlardı. Katar çadırla- rı da vardı, onları bilmiyorlardı. Onu da öğrenmeleri 2 dakika sürdü. Dolayısıyla Acil Yardım Afet Yönetimi Bölümü öğrencilerinin hem atanmaları konusunda hem de uygulamalı derslerle ve de okul öncesi eğitimle ilgili bir talebim olacak. Bunları çok detaylandırmak istemi- yorum. Son olarak YÖK Başkanı’ndan bir talebim daha olacak. Bunu AFAD AYMEP toplantılarında da sürekli söylüyoruz. Afet alanında çalışan akademisyen hocalarımız “doçentlik”lerini almak isterlerken sıkın- tı yaşıyorlar. Çünkü anahtar kelimelerde sizin de malumunuz, “afet yönetimi” yok. Dolayısıyla hocalarımız burayı çalışmaktan imtina ediyorlar. Yani daha doğrusu “yaptığım makaleler, yaptığım çalışma- lar fayda sağlamayacak, bana puanlanamayacak” diye farklı alanlara kayıyorlar ve bilgi üretme konusunda sıkıntı yaşanıyor. Bunu da talep etmiş olayım. Çok teşekkür ederim. Arz ederim. 145 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 146 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Nuri Aydın İstanbul Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Öncelikle çok teşekkür ediyorum, bu toplantı için. Ben dört konudan bahsetmek istiyorum. Birincisi mühendislik eğitimi ile ilgili. Üniversitemizde Mühendislik Fakültesinde Jeoloji, Jeofizik ve Maden dediğimiz üç yerbilim bölü- mü var ve yer bilimleri, yani bu üç bölümün kontenjanı yıllardır dol- muyor. Ben dikkatinizi çekmek için bu yılki kontenjan doluluklarımızı ver- mek istiyorum. Türkiye’de Jeoloji, Jeofizik ve Maden bölümlerinin doluluk oranı %30. Bu üç bölümün dolmama sebebi bu alanlarda yeterli istihdamın olmaması. Sayın Cumhurbaşkanım. Buna, birinci madde olarak, dikkatinizi çekmek istiyorum. İkinci bahsetmek istediğim konu, sağlık alanında, hakikaten alanda çok önemli çalışmalar yapıldı. Sahra hastanesi konusunda hazırlık- lı olmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. 1999 depreminde, ben Kanada ordusunun Adapazarı’na kurduğu bir sahra hastanesinde, o dönem tercüman olarak bir hafta çalışmıştım. Aynı sahra hastanesi- nin benzerini, yüz yataklı bir sahra hastanesini, iki gün önce Hatay’da Amerika Birleşik Devletleri ordusunun kurduğu hastaneyi gezdim. Ülkemizin böyle sahra hastanelerini, stokta belki 4-5 tane tutup hem 147 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yurt içinde hem yurt dışında -bu aynı zamanda ülkenin de bir pres- tiji-, başka bir ülkeye destek olma açısından, kullanılmasının çok iyi olacağını, buna biraz odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Has- tane ile ilgili diğer bir konu, hastane gemi noktasında ayrı bir çalışma yapılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. Recep Tayyip Erdoğan Faydalı oldu. Şu anda hastane gemimiz var. Prof. Dr. Nuri Aydın Evet, Sayın Cumhurbaşkanım. Belki kapasite artırılma noktasında. Recep Tayyip Erdoğan Değil mi, Hulusi Paşa? Hulusi Akar (Millî Savunma Bakanı) Kapasitesi de çok, ihtiyacımızdan çok fazla Sayın Cumhurbaşkanım. İki hastane gemimiz var. TCG Sancaktar ve TCG Bayraktar isimli ge- milerimiz İskenderun Limanında ameliyatlar dâhil şu an hizmet ve- riyor. Prof. Dr. Nuri Aydın Sayın Cumhurbaşkanım, arz etmek istediğim üçüncü konu, daha çok hep mühendislik ve olayın tasarlanması noktasındaki eksiklerimiz- den bahsediyoruz. Ancak sahada inşaat içerisinde çalışan inşaat işçi- lerinin mesleki eğitimiyle, en basiti bir demir bağlama tekniği eğitimi noktasında meslek yüksekokulları olabilir, teknik eğitim olabilir, ser- tifikasyon noktasında biraz daha inşaat alanında çalışmamızın fay- dalı olacağını düşünüyorum. Dördüncü ve son bahsetmek istediğim nokta, sahada ilk ve en çok ih- tiyaç olan konu tuvalet ve duş ihtiyacı. Bu noktada büyük şehirlerde normalde şehir içerisinde kullanılan normal tuvaletlerin, bir kısmı- nın afet durumunda taşınabilecek şekilde konteyner tarzı tuvaletler şeklinde konumlandırılması ve bir afet durumunda hızlı nakli plan- lanabilir. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. 148 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Necdet Budak Ege Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Bakanlarım, Değerli Hazırun, Ben çok özet olarak, çok faydalı bir toplantı olduğunu söylemek isti- yorum. Toplantıya sizin başkanlık yapmanızla âdeta bir “think thank” gibi birçok farklı alanlardan farklı fikirler ortaya çıktı. Âcizane önerim tabii ki bizim bu toplantının devamında Ulusal Risk Kalkanı Modeli Toplantısı adı altında, ulusal doğal riskler, başta dep- rem olmak üzere, zaten bakanlıklarımızda-“Kalkınma Planları”- hu- kukî anlamda yürüyen birçok çalışma var. Eksikler varsa bunların çalışılması açısından, orta ve kısa ve uzun vadede devletimizin bir Ulusal Risk Kalkınma Modeli Politikasının oluşması açısından dev- rim niteliğinde bir toplantı olduğunu düşünüyorum. Uzun süredir toplantıya başkanlık yapıyorsunuz. Burada çok farklı bir think thank anlamında birçok fikri not aldınız. Bunun devamın- da âcizane önerim, farklı, spesifik konulara girmek yerine, buradaki fikirleri bakanlıklarımızla ya da Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulla- rından bir yönlendirme ile bir eylem planına dönüştürüp, deprem, sel, küresel ısınma, yangın, vs. bütün bunlara hazırlıklı olmak adına farklı başlıklar altında politika oluşturup size sunmamızın çok daha doğru olacağıdır. Bu anlamda Türkiye’de 200 bin bilim insanı var. Çok ciddi bir kadro var. Bilim çağındayız. Bunu bilimle ve çalışmayla aşabileceğimizi düşünüyorum. Bu fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ediyorum. 149 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz İstanbul Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Katılımcılar, Ben İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hasta- lıkları ve Klinik Mikrobiyoloji hocasıyım. Uzmanlık derneğimiz Kli- mik’in (Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği) başkanıyım. Kendim ve derneğimiz adına öncelikle nazik davetiniz için çok teşek- kür ediyorum. Aynı zamanda bir sağlık çalışanı olarak da gerek dep- rem bölgesinde yaptığımız ziyaretler sırasında gördüklerimiz, gerek bilimsel literatürü tarayarak bulduklarımız ve kendi tecrübelerimizi de katarak oluşturduğumuz görüşleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle hepimizin aslında üstünde uzlaştığı bir konu var. Hastane- lerin depremde sağlam kalması bir zorunluluk. Ne yazık ki deprem bölgesinde çok sayıda çöken, hasar gören, ciddi hasar gören hasta- nelerimiz oldu. Gördüğüm kadarıyla, İstanbul hastanelerinden, en azından buradan başlanarak sağlamlaştırmaya çalışılıyor ama bizim gözlemlediğimiz bir diğer can alıcı konu da hastanelerin şehir dışında olmasının deprem sırasında çok ciddi sıkıntılara yol açtığıydı. Bu anlamda şehir içinde olan hastanelerin yerinde sağlamlaştırılma- sı gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul için özellikle çok sıkıntı olabi- lir. Mesela şu anda Cerrahpaşa’nın taşınıyor olması, oradaki İstanbul Hastanesinin taşınması ve Çapa ile ilgili konular var. Biz, uzmanlık derneği olarak buraların çok kritik bölgeler olduğunu düşünüyoruz. Bunu vurgulamak istedim. Yine bir diğer konu birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiği aile sağlığı merkezlerinin de depremde zarar görmüş olmasıydı. Bildiğim 150 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER kadarıyla onlar binalarını kendileri buluyorlar. Belki bunların ora- da açılabilmesi için de yasal gereklilikleri değiştirilebilir ve mutlaka depreme dayanıklı dirençli binalarda bu hizmetlerin verilmesi lazım. Çünkü birinci basamak aynı zamanda “primer aşılama” dediğimiz ço- cukluk çağı aşılamalarını da yaptığı için bunlara çok ihtiyaç oluyor. Mesela şu anki deprem bölgesi özellikle çok fazla göç de aldığı için orada, Sayın Bakanımız çok daha iyi bilir kızamık, suçiçeği hastalık- larında sıkıntılar yaşayabileceğimizi öngörüyoruz. Bir diğer konu kritik aşılar. Mesela depremde tetanos aşımızın olması çok sevindiriciydi. İmmünoglobülinümüz de vardı, ama ondan bir ay önce deprem olsaydı gerçekten çok sıkıntı yaşayabilirdik. Bu nedenle afetleri de düşünerek kritik dediğimiz aşı grubunun bir eşik seviyesi- nin oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bana kalırsa tabii ki en güzeli aslında pandemi ile birlikte yerli aşı çalışmalarının başlamış olması. Bu tarz aşıların yerli olarak da üreti- lebilir olması çok kritik diye düşünüyoruz. Güvenilir içme suyu, salgın hastalıkların kontrolü açısından çok önemli. Biz bölgeye birinci haftada gitmiştik, güvenilir içme suyunun orada sağlanmış olması çok sevindiriciydi ancak idamesi gerekiyor. Ama demin bir başka hocamın da belirttiği gibi kullanma suyu ve tu- valet konusunda ciddi sıkıntılar vardı. Aslında bunun illa mobil tuvalet olarak değil, orada bulunan bölgede de pratik çözümleri var. Bunlar oluşturulabilir. Çukur kazarak vesai- re bile yapılmasının aslında birçok sorunu giderebileceği söyleniyor. Bundan sonrası için bu konuda daha detaylı çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Yine risk oluşturan hastalıklarla ilgili, salgın hastalıklarla ilgili, aslın- da bizim Halk Sağlığı Genel Müdürlüğümüzün çok güzel bir geçmişi var, geleneği var ve kurulmuş olan çok güzel bir sürveyans sistemimiz var. Bu sürveyans sistemi sayesinde şu anda bulaşıcı hastalıkların sür- veyansı da tüm altyapının yıkılmış olmasına rağmen Hatay’da devam edebiliyor. Bizim önerimiz burada sürveyans yapılırken kullanılan tanı testlerinin daha pratik olması gerektiği yönünde. Çünkü şu anda moleküler temelli dediğimiz, oldukça pahalı yöntemlerle, dolayısıyla pahalı olduğu için de daha az test yapılarak sürveyans yapılıyor. 151 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER DSÖ’nün (Dünya Sağlık Örgütü) de önerdiği, güvendiği daha hız- lı testlerle, mesela kolera şu anda çok kritik, kolera için hızlı testler alınmasını öneriyoruz. Bölgede dikkatimizi çeken bir diğer konu da oradaki yöneticilerin merkezdeki yöneticilere, yani aslında bakan- lıklara diyeyim, sorunları iletmek yönünde çekinik davranmalarıydı. Çok sorun vardı fakat sorun yok diye yansıtıyorlardı. Belki bu yöneticilere, mesela işte dekanlara, rektörlere sorunları bil- dirmek konusunda motive edilebilir, diye düşünüyoruz ya da belki orada yaşayan insanlara, sağlık çalışanları anlamında söyleyebilirim, direkt ulaşmaları için bir sistem kurulabilir. Çünkü ciddi sıkıntılar varken, “sorun yok” dendiğini gördük. Pandemide yapılan bilimsel çalışmalar bize bir kez daha gösterdi ki aslında afetler, işi derinlemesine bilen, konu ile ilgili tüm paydaşlar- dan bilim insanlarının yer aldığı ekipler tarafından ve şeffaf yönetilir- se en iyi sonuçlar öyle alınıyor. Yani bunlar bilimsel olarak kanıtlandı. Bir şey daha kanıtlandı; bu çalışmalarda, iş birliği ve ekip çalışmala- rında kadınlar çok daha iyiler, bu gerçekten gösterildi. O nedenle afet önleme ve yönetimi çalışmalarında, kadınların burada temsil edildi- ğinden daha fazla oranda temsil edilmesinin, ülkemiz için, hepimiz için çok faydalı olacağını, tüm samimiyetimle paylaşmak istiyorum. Bir kez daha teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum. 152 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mahmut Ak İstanbul Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Katılımcılar, Ben de bu toplantıya katılmaktan dolayı büyük bir gurur duyuyo- rum ve hem katkı sunmak hem de istifade etmek anlamında kendimi şanslı hissediyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Malum olduğu üzere zorluklar tabii ki aşılması gereken anlardır, ama bu zorlukların bir de öğretici tarafı da vardır. Hem kendimizi sınama- mız hem de geliştirmemiz açısından kendi içerisinde imkânlar barın- dırmaktadır. Zaten bizim kültürümüz de inancımız da kolaylıkların zorluk içerisinde olduğu yönündedir. Bu itibarla bu öğrenme sürecini en faydalı şekilde geçirmek anlamında daha dikkatli olmamız gerek- tiğini hepimiz biliyoruz. Ben bu vesile ile tabii ki, özellikle kendi alan- larında teknik bilgiye sahip hocalarımızın kendi alanlarını çok iyi ifa- de ettiklerini biliyorum. Eksikler şüphesiz ki konuşulduğu gibi var. Ama burada biraz da başarılar üzerine durmak istiyorum. Malum olduğu üzere zorlukları aşmak ciddi bir yönetim ve organizas- yon işidir. Bu anlamda devletimizin tüm kurumları ile başta şahsını- zın liderliğinde, burada geniş bir alan olmasına rağmen, ihtiyaçların da çok çeşitli alanlarda ortaya çıkmış olmasına rağmen iyi bir organi- zasyon kabiliyeti sergilendiğini belirtmek istiyorum. 153 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Tabii ki bakanlıklarımızın ve ilgili kurumların sunduğu hizmetlerin hepsini saymak için daha geniş zamana ihtiyaç vardır. Sunumda da gösterildiği gibi yıllara sâri hazırlıkların bize çok önemli faydalar sunduğunu gördük. Yani iyi zeminlerde, güzel projelerin uygulandı- ğı binaların, TOKİ örneğinde olduğu gibi bizim yüz akımız olduğu- nu, ümidimiz olduğunu gördük. Kültür eserlerimize, bu kadar çok iş arasında öncelik verilmemiş olması bizim için çok önemliydi. Tarihî eserlerimizin, kültür eserlerimizin, müzelerimizin ve müzelerdeki eşsiz örneklerin, deprem koşullarına rağmen koruma altına alınmış olması da aslında insanlığa sunduğumuz en önemli hizmetlerden bi- ridir. Zaman içerisinde bu deprem tüm dünyaya anlatılırken, bu yö- nünün de vurgulanması, bizim millet olarak, devlet olarak dünyadaki medeniyetin beşiği olduğumuzun ve bunun da farkında olduğumu- zun gösterilmesi için önemlidir. Ben bu itibarla şahsınıza ve bakanlı- ğımıza teşekkür ediyorum. Sağlık alanında, malum olduğu üzere küresel salgın döneminde de dünyaya parmak ısırtacak şekilde bir öncülük yapmıştık. Bu deprem koşullarında da sağlık çalışanlarının, hem de bu kadar geniş bir coğ- rafya olmasına rağmen, büyük bir fedakârlıkla bu hizmeti son bireye kadar ulaştırmakta bir heyecan içerisinde olduğunu görmek, bizim için de gurur vericiydi. Üniversiteler olarak rolümüze gelmeden önce, Sağlık Bakanlığımı- zın geniş teşkilatı ile bu sağlık hizmetini sunarken, üniversitelerin de özellikle tabii, tüm branşlarda olduğu gibi ama özellikle sağlık alanın- da bilfiil bölgede olduğunu biliyoruz. Bizim üniversitemiz de hoca- larıyla, UMKE’siyle, kurtarma ekipleriyle, hemşire grubuyla ve diğer alanlarda ve değişik bölgelerde hizmet sundu. Tüm üniversitelerin bu konuyu, o şehirlerin meselesi olarak görmeyip, kendi meselesi olarak görerek, katkılarını sunmuş olması, bizim için önemliydi. Üniversiteler bakımından sizin işaretiniz ve YÖK’ün bize çizdiği plan çerçevesinde bizlere emanet edilmiş olan beşerî sermayemiz gençli- ğimizi eğitmek tabii ki görevimizdi. Bunun için de elimizden gelen bir bilgi eksikliği olmaması adına da her türlü teşkilatlanmayı yapmış olduk. Daha da önemlisi tabii ki, deprem, bölgesi dışındakileri de psi- kolojik olarak etkilemekte. Bizim elimizde demin Necdet Hocamızın da bahsettiği gibi yaklaşık 200 bin kişilik bir eğitim kadrosu var. Bu kadronun kendi mesleğine 154 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER aidiyeti ve kendisinden beklenen araştırma kabiliyetini yüksek dü- zeyde tutması, motive edilmesi de önemli konulardan biri. Bu şartlar- da biz bunun da yakın takipçisiyiz ve araştırma kabiliyetimizi, öncü çalışma yürütme isteğimizi burada sergiliyoruz. Diğer taraftan deprem öncesi yeni bir muhtemel deprem dolayısıyla da bilgilendirme konusu çok önemli. Bizim için açık öğretim ve uzak- tan eğitim ciddi bir imkân. Bu seviyede, acil yardım ve afet yönetimi anlamında programlar var. Bunlarla bilinçlendirme yapılması çok önemli. Sadece 2022 yılında bizim üniversitemizde 150 bin öğrenciye bu kurs verildi ve 22 bin 400 öğrenci sertifika almaya hak kazandı. Binalarımızın iyileştirilmesi hiç şüphesiz ki çok önemli. Bizim üni- versitelerimizdeki binalar, eski üniversiteler, sağlık binaları ve diğer binalar da tarihî eserler, biz bunları takip ediyoruz. Sağlık binaları bakımından tabii ki ihtiyacımız; burada ben sizlerden istirham edi- yorum, şu anda bizim kampüslerimizdeki binaların yenileştirilmesi tabii ki görevimiz. Ama başlanmış, bitmek üzere olan binalarımız var. Şimdiye kadarki minnet duyduğumuz desteklerinizi daha sıkılaştıra- rak bitime az kalmış olan binaların ödeneklerinin artırılarak bu dar zamanda eski binalardan çıkma imkânı elimizde. Bu vesileyle zaten ilgili bakanlarımızla da biz görüşüyoruz, değerli Cumhurbaşkanım. Onların yardımlarından da eminiz ve bu konudaki taleplerimizi de kendilerine iletiyoruz, ileteceğiz. Bu vesileyle saygılarımı sunuyorum. Sağlıklı huzurlu bir gün diliyorum. 155 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Cevdet Erdöl Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle ülkemize başsağlığı diliyorum. Bu toplantıda alınacak ka- rarların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tekrardan kaçınarak, bir iki konuyu arz etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, malumunuz, üniversitemiz 669 sayılı Ka- nun Hükmünde Kararname ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin eğitim fonksiyonlarını üstlenmişti. Burada toplumsal olaylarda ya- ralanmalara müdahale eden değerli, kıymetli bir ekip vardı. Biz bu ekiple Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda 2018’den beri il il kritik yerlerdeki hekimleri hizmet içi eğitimle, onları bu tip afetlere hazır hâle getirmeye çalışıyor idik. Tabii bu salgında buna biraz ara vermek durumunda kaldık. Bu tip eğitimleri AFAD’ın da koordinatörlüğünde Sağlık Bakanlığı- mızla birlikte ilgili hastanelerdeki hekimleri deprem fay hatlarına yakın olan hastanelerden başlamak üzere devam ettirebileceğimizi, buna da ihtiyaç olduğunu arz etmek isterim. Bir diğer konu, hastanelerde ve üniversitelerimizde doktor, hemşire, Acil Tıp Teknisyeninden oluşan küçük müdahale birimleri kurarak, 156 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER gönüllülerden oluşmasını arzu ettiğimiz acil müdahale timleri oluş- turarak, bunların olaya en kısa sürede, hava yoluyla ulaşmalarını ve müdahale etmelerini sağlayabiliriz. Bunlar için de belli yerlerde özellikle Ankara, İstanbul, Kayseri gibi Hava Kuvvetlerinin de bu konuda desteğini almak suretiyle, buralar- da belli malzemeleri de stoklayarak bu tip olaylara müdahalelerini çok kolaylıkla planlamak mümkün. Afet bölgelerindeki hastanelerin kısa sürede dolacağını varsayarak, bu hastaların başka bir ildeki, başka bir yerdeki hastanelere nakle- dilmesini planlama içerisinde olmamız hasebiyle, düşüncemiz şudur ki; su, elektrik ve kapalı alanları itibariyle deprem bölgesi sayılan fay hatlarına yakın kırktan fazla havaalanımız var. Bu havaalanlarının terminalleri en kısa zaman içerisinde çok kısa süre içerisinde hasta- ların yatabileceği seyyar yataklarla doldurulabilecek hâle getirilebilir. Suyu, elektriği, haberleşmesi olan, iklimlendirmesi olan bu alanların âdeta birer hastane gibi kullanılabileceklerini, hasta tahliyesi bakı- mından, havaalanlarından da bu şekilde başka yerlere hastaların nakledilmesi bakımından, bu havaalanları terminallerinin ve belki otoparklarının sisteme dâhil edilmesinin faydalı olacağını, elbette ki deniz yoluyla da nakillerin, şimdi olduğu gibi yapılmasında büyük fayda olacağını arz etmek istiyorum. Biz Millî Savunma Bakanlığımızın kurmuş olduğu seyyar hastanelere üniversite olarak destek vermekteyiz. Sağlık Bakanlığımızın üniver- sitemizden yapmış olduğu tüm hekim taleplerini de bu meyanda, bu alanda tecrübeli hekimlerle takviye etmekteyiz. Deprem bölgesinden üniversitemize öğrenci olarak naklen gelmek is- teyen, özel öğrenci statüsünde gelmek isteyen öğrencilerin tamamını da kabul etmiş durumdayız. Yaklaşık 300 öğrenciyi nakil almış du- rumdayız. Sayın Cumhurbaşkanım, Arz ederim. 157 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Erhan Afyoncu Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Bakanlarım, Değerli Meslektaşlarım, Ben, tek bir şey yapıldığı zaman felaketlerin azalacağına inanıyorum. Şehirlerimizin plansız ve haddinden fazla büyümemesi. Yani bütün başımıza gelenler, heyelanda da selde de depremde de fazla hasar al- mamızın sebebi şehirlerimizin çok büyümesi. Yalnızca İstanbul değil Sayın Cumhurbaşkanım. Sivas’ın da Erzurum’un da daha fazla büyü- memesi, nüfusun yatay şekilde dağıtılması. Köylerde ve kasabalarda yaşam konforu artırılarak bu sağlanabilir. Beş binle on bin nüfuslu yeni kasabalar inşa edilerek veya belli kasabalar büyütülerek, biz bu nüfusu yaymazsak, İstanbul başta olmak üzere şehirlerimiz, daha fazla büyürse ne kadar iyi bina yaparsak yapalım felaketlerde alaca- ğımız hasar her zaman büyük olacaktır. İkinci dikkat çekeceğim husus, üniversitelerimizde, maalesef bu bi- zim kendi suçumuz, multi disipliner çalışmaların fazla olmaması. Jeologlarla tarihçilerin bir araya gelmesi lazım. Nitekim biz salgın- dan önce jeologlarla tarihçeleri bir araya getirip depremler üzerine ortak çalışmalar yaptıracaktık, salgın bunu engelledi. Fakat şu anda İstanbul Teknik Üniversitesi ile Milli Savunma Üniversitesi deprem tarihçileri ile sismologları bir araya getirerek mayıs ayında bir toplan- tı yapmayı planlıyor. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanım burada şöyle bir problem var: Çok iyi jeologlarımız var, şahsen tanıdığım, arkadaşım olan; fakat ellerindeki deprem tarihi verileri eski. Mesela son deprem- den basit bir örnek, biraz önce Feridun Hocam söyledi. “1513’te Ma- raş’ta büyük bir deprem oldu. Beş yüz yıl deprem olmadı, bu yüzden büyük bir enerji boşaldı.” diyor. Fakat 1513’te Maraş’ta deprem yok. 1514’te Tarsus-Adana hattında bir deprem var ve 1795’te Maraş’ı yıkan büyük bir deprem var. 158 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Mesela Antakya, son 2250 yılda, 15 defa toprağa gömülmüş. 15 defa Sayın Cumhurbaşkanım… Yani Türkiye’nin deprem açısından en riskli bölgesi burası. Biz bunları yaklaştıkça daha teferruatlı biliyoruz ama 1500’lü yıllardan önceye indikçe bunu bilemiyoruz. Yine bazı ön kabullerle yıllardan beri İstanbul depremleri yorumlanı- yor. İşte İstanbul’da 250 yılda bir deprem olduğu, bir ön kabul. Bana göre bu doğru mu, yanlış mı tartışılması lazım. Çünkü 869, 989, 1296, 1509, 1766 ve 1894’te İstanbul’u yıkan depremler var. Biz bu deprem- lerin özellikle Osmanlı dönemindeki 1766 ve 1894’ü teferruatlı biliyo- ruz. 1894’te ev ev nerelerin yıkıldığını biliyoruz. Fakat burada daha sonra jeolog arkadaşlarımıza da istişare yaparız, örneğin 1894 depre- minin niye İstanbul depremi sayılmadığını anlayamıyorum. 1766 depreminde 173 cami yıkıldı. 1894 depreminde 472 cami yıkıldı. 10 Temmuz 1894’teki depremde İstanbul’un altıda biri yıkıldı. 22 bin 500 bina ya tamamen yıkıldı ya ağır hasar aldı. Mesela Cerrahpaşa’da, en fazla yıkım Cerrahpaşa-Kocamustafapaşa arasında, 4926 bina yı- kıldı, 1644 bina orta hasar aldı. Yani biz bunları teferruat olarak bili- yoruz; özellikle jeolog hocalarımızdan 1894 depreminin yeni baştan yorumlanmasını rica ediyorum. Çünkü o yorumlanmadığı takdirde, bu 250 yıllık periyot sürüp gidecek. Yani 1894, 1766’dan daha yıkıcı bir deprem. Ben özellikle 1766’yı ilk çalışan kişi olarak, bunu yakından söylüyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Bir diğer önemli şey, kamu binalarının, kamu lojmanlarının İstan- bul başta olmak üzere yenilenmesi. Çünkü kamu binaları ve kamu lojmanları ayakta kaldığı sürece, devlet hasara uğrayan yerlere daha fazla yardım edecektir. İstanbul’da hastaneler sayenizde %80’e yakın yenilendi. İlkokul, ortaokul, liselerin önemli bir kısmı yenilendi ama üniversitelerin önemli bir kısmında sıkıntı var. Bunu rektör hocaları- mız zaten dile getirdiler. Bir diğer hadise Sayın Cumhurbaşkanım, her türlü kamu kurumu ve STK’ların görev tanımlarının depremden önce belirlenmesi lazım, deprem anında değil. Herhangi bir kamu kurumu veya STK, İstan- bul’da bir deprem olduğunda, Kahramanmaraş’ta deprem olduğunda, ne yapacağını önceden bilmesi lazım. Teşekkür ediyorum. Hayırlı günler diliyorum. 159 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Misafirler, Burada olabildiğim için öncelikle çok müteşekkirim. Ben sadece iki tane projemizden bahsetmek istiyorum. Biz mimarız, biraz böyle sade konuşuruz. O yüzden özür diliyorum. Birincisi az önce sözü edilen tuvalet ihtiyacı olayı ki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörümüz burada; şu anda haftada ta- şınır 1.000 kuru tuvalet imal edebilecek kapasitede ve bu proje baş- ladı. Beyoğlu Belediyemizin de desteği ve Rektörümüz Handan İnci Elçi’nin de koordinasyonuyla ve bunu Endüstri Tasarımı Bölümümüz gerçekleştirdi. Bu ileride de bir model olabilecek bir şey. Çünkü bizim tasarladığımız taşınır tuvalet, aileler, engelliler ve yaşlılar için değil mi Handan Hocam? Bu çok önemli bir konu. Çünkü onlar çukurlara veya kovalara uygun insanlar değil. Onlar mecbur böyle bir düzene- ği kullanmaya. Biz de bunu düşünerek endüstriden de bağış alarak piyasada 450 Lira’ ya satılan bu tuvaletleri 160 TL maliyetle vücuda şu anda getirmekteyiz ve hocalar ve öğrenciler hepimiz işçi olarak ça- lışmaktayız. Bu tür projeler küçük birer katkıysa da model oldukları için ileride de faydalı olabilecektir, diye düşünüyorum. 160 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Recep Tayyip Erdoğan Bunu Beyoğlu Belediyesi ile mi yapıyorsunuz, yoksa? Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen Beyoğlu Belediyesi. Tasarım bizden; Beyoğlu Belediyesi maddi destek de veriyor. Prof. Dr. Handan İnci Elçi Sayın Cumhurbaşkanım projeyi Endüstri Tasarım Bölümümüz çalış- tı, prototipi üretti. Sonra AFAD’la da görüştük, Belediyemizle de gö- rüştük. Belediyemiz hemen ilgi gösterdi ve 1.000 adet üretim yapıldı. Seri üretim için hazır bekliyor. Fatma Hocamız, özellikle de ekipte çalışıyordu. Recep Tayyip Erdoğan Yunus (Sezer, AFAD Başkanı) Bey, bu konuda biliyorsun, sıkıntı var. O zaman üniversiteyle irtibata geçin. Yunus Sezer Hemen irtibata geçiyoruz efendim. Recep Tayyip Erdoğan Peki. Prof. Dr. Fatma Zeynep Aygen Bizim ikinci projemiz de “blue shield” diye UNESCO çatısı altında afet durumunda tarihi yapıları kurtarma, sivil toplum örgütü var. Onun Türkiye’de ayağı Mavi Kalkan Komitesi ki o da devletin desteğini alan, içinde Kızılay’dan, AFAD’dan üyeler olan bir derneğimiz. Bunun için de sadece önemli bir konuya değinmek istiyorum. Bütün bu pro- jelerin ekonomik yönü. Nereden fon bulursunuz? Rektör Hocam da bilir burada kendi bir avantajımı kullanmaya çalışıyorum. Bizim üni- versiteyle beraber belki buna başka üniversiteler de katılacak. Yurt dışında bulundum uzun süre, değişik üniversiteler ve değişik kurumları tanıyorum. Yurt dışından, örneğin camilerin restorasyonu için, İskoçya camileri seferber oldu. Bize bir fon ayırmak istiyorlar. 161 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Tüm üniversitelerimize bu konuda da çalışabileceklerini hatırlatmak istiyorum. Özellikle Erasmus anlaşmaları olan üniversitelerimiz, yurt dışında, bilhassa Avrupa, Amerika ve Kanada gibi, bu fonlara destek olabilecek üniversitelerden yardım isterlerse ki benim İskoçya’da ta- nıdığım bir üniversite vardı. Ben de orada çalışmıştım. Şu anda ora- dan o yardımı alabilecek durumdayım. Sağ olsun, Rektör Hocamız, bütün bu projeleri destekliyorlar. Böylece hep birlikte, ekonomik yönünü de halledebiliriz, sanıyorum. Bu da çok önemli. Yani proje yapmak güzel de bunun parasını da bul- mak gerekiyor. Saygılarımla. 162 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 163 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Sefa Saygılı Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Katılımcılar, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben depremin psikolojik travmasından bahsetmek istiyorum. Bu da önemli, çünkü. Bilhassa deprem bölgesinde olan insanlarımızla bir anksiyete, ölüm korkusu, moral bozukluğu, endişe, yaşam sevincinin kaybolması, ümitsizlik, kararsızlık, güvensizlik, panik gibi şikâyetler görüyoruz. Devletimizin tabii STK’ların özellikle bölgeye koşması, oradaki insan- ların yarasını sarmaya çalışması, onların devletimize ve milletimize güvenini artırmıştır. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanım, sizin oraya gitmeniz, gördüğüm kadarıyla insanlarımıza çok büyük moral ver- miştir. Bu insanlara depremin psikolojik travmasını yenmek için terapiler, yaklaşımlar uygulanması lazım. Çok şükür, Sağlık Bakanlığımız ile birtakım kurum ve kuruluşlar bu konuda çalışma içerisindeler, dev- reye girmişler. Biz de Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi olarak, hemen bir Afet Psikolojik Yardım Merkezi kurduk ve doktor öğrenci- lerimizi yetiştirdik. Onlar orada hem yüz yüze hem de telefonla veya online hizmet ediyorlar ve deprem bölgesine gitmek için de hazırlık içerisindeler. Ayrıca konferanslarla, halka yönelik seminerlerle, yayınlarla deprem- zedelere yardımcı oluyoruz, olmaya da devam edeceğiz. Bu tip mer- kezlerin de yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Nietzsche’nin bir sözü ile bitireyim “Beni öldürmeyen şey, güçlendi- rir” diyor. Depremle çok şükür, milletimiz, ülkemiz ölmedi; daha da güçlü olarak çıkacağına ben inanıyorum. Teşekkür ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanım. 164 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Doğanay Tolunay İstanbul Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Öncelikle tüm Türkiye’ye geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Ben İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi’nden geliyo- rum. Biraz da ormancılık açısından bakacağım, doğa açısından baka- cağım. Çünkü Türkiye Ulusal Risk Kalkanı dedik, şu an ağırlıklı ola- rak depremi konuşuyoruz ama çok sayıda başka doğa kaynaklı afetler de bizi bekliyor. Hatta çok yakında bekliyor. Aynı zamanda da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, Türkiye İklim Değişikliği Uyum ve Eylem Planlarında da görev alıyorum. Dört tane pilot il ve geneli için etkilenebilir risk analizlerini ve uyum planlarını hazırlıyo- ruz, bitirmek üzereyiz. Dolayısıyla bütüncül bir afet yönetimi açısın- dan bizim iklim değişikliğini de dikkate almamız gerekiyor. Bu açıdan neler var? Örneğin deprem özelinde planlamaları yapar- ken, şehir bölge planlamasını yaparken, yeni yerleşim alanlarını plan- larken, mutlaka iklim değişikliğini işin içine katmamız lazım. Çünkü buradaki bir bina en az 50-60 yıl, belki çok daha uzun süre kalacak. Dolayısıyla bir 50 yıl sonra, 70 yıl sonra nasıl bir iklim olacak, az çok da biliyoruz. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün, Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün çalışmaları var. O bölge yaz aylarında bugüne göre en az 5-6 derece daha sıcak olacak. Kuraklıklar olacak, hatta şiddetli sağanak yağışlar olacak; bunları biliyoruz. İşte planlamada, örneğin soğutmasını ya da kendi kendine yeten su hasadını yapabilen, çatısında güneş enerjisi paneli olabilir mi, gibi konuları da bir fırsat olarak değerlendirebiliriz, bu yeni planlamalar sırasında. Yine çok hızlı olarak dikkatinizi çekmek istediğim şeylerden biri, enkaz kaldırması. Ben basında da çok sık dikkat çekmeye çalıştım. O bölgede sizin de söylediğiniz gibi, binaların %98’i, 1999 öncesinde 165 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yapılmış ve Türkiye’de 2010 yılında kadar binalarda asbest kullanımı serbestti. Binalarda asbest olma riski çok çok yüksek. Bunu maalesef yıkıldıktan sonra kontrol edemiyoruz. Enkazları kaldırırken iyi uy- gulamalar olduğunu da biliyorum. Toz kalkmasının önlenmesi için sulama yapılıyor ama enkaz kaldırılırken kötü uygulamaların olduğu yerler de var; sulama yapılmıyor, tozuyor, taşınıyor, kamyonla boşal- tılıyor. Yine iyi uygulamalar var, kötü uygulamalar var. Gidip göremedim ama görüntülerden Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta bu enkazların dere yatağına benzer alanlara döküldüğünü gördüm. Buna dikkat edilmesi lazım. Çünkü şiddetli sağanak yağışlarda, kayıp sellere ne- den olabilir. Bunlar acil yapılması gerekenler. Aynı zamanda hem kentsel dönüşüm yapılan yerlerde hem de diğer bölgelerde, asbest ile ilgili bir yönetim planı yapmamız lazım. Yani şimdiden asbestin orta- dan kaldırılması için girişimlerde bulunmamız gerekiyor. Yine kısa vadede, bu depremden öğrendiklerimizi eksiklerimizi, ba- şarılarımızı mutlaka kayıt altına almamız lazım. İyi hikâyeler olabilir, kötü hikâyeler olabilir, bunu kamuoyuyla paylaşmak da istemeyebi- lirsiniz, yanlış anlaşılabilir, kapalı kapılar ardında yapılabilir, yapabi- lirsiniz. Ama bunların mutlaka kayıt altına alınması ve sonra karşı- laşabileceğimiz afetlerde işin içine girilmesi gerekiyor. Bir de TAMP (Türkiye Afet Müdahale Planı), kentler özelindeki İRAP’ların (İl Risk Azaltma Planı) bu deprem afetinden sonra mutlaka güncellenmesi, gözden geçirilmesi gerekiyor. Örneğin ben deprem bölgesinde şunu gördüm; incelediğimizde dep- rem anında ilk gelecek iller, çevre iller. O illerde deprem olacağı göz önüne alınmadığı için ilk etapta gelemedi. Kardeş şehir, ikinci etapta gelecek şehirler de yanılmıyorsam Kayseri’ydi, Adana özelinde. Onla- rın da gelmesi çok mümkün olmadı. Demek ki, yakın çevrede de ben- zer afetler olabileceğini düşünmemişiz, düşünmeliydik, gibi. AFAD son derece önemli ama diğer afetleri de kattığımız zaman iklim değişikliğine bağlı olarak kuraklık, orman yangınları, seller örneğin… Burada Tarım ve Orman Bakanlığına da çok ciddi görevler düşüyor. Hemen önümüzdeki aylarda kuraklık riski var. Hatta şu anda da var. Depreme bağlı göçler nedeniyle inanılmaz bir nüfus hareketi oldu. Örneğin Mersin’e 500 bin kişinin gittiğinden söz ediliyor. Berdan 166 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Barajı’nda su seviyesinin %15’e düştü söyleniyor. Acaba ne kadar göç aldı? Su yetecek mi, yetmeyecek mi? Bunların da acilen planlanması lazım. Yakın zamanda mayıs ayı ile birlikte de orman yangını sezonu- na gireceğiz. İşte burada da orman yangınları öncesinde hazırlık, yine Tarım ve Orman Bakanlığına düşüyor. Son olarak şunu söyleyebilirim: İstanbul için yeni rezerv alanları belirlediniz, Sayın Cumhurbaşka- nım. Bunu bir daha gözden geçirmenizi rica ediyorum. Çünkü 2000 yılında İstanbul’un nüfusu 11 milyon, günümüzde 16 milyon oldu. 22 yılda, deprem sonrasında, 1999 depreminden sonra İstanbul’un nüfu- su 4 milyon 800 bin artmış. İstanbul’da su tüketimi 2000 yılında 600 milyon metreküp, şu anda 1,1 milyar metreküp. Dolayısıyla depremi geçtim, sadece su üzerinden İstanbul’un nüfusunu bir şekilde kont- rol altında tutabilmemiz gerekiyor. Çünkü sadece deprem değil, diğer afetler de var ve bütün bunları yaparken de ben ormancı olarak, doğal ekosistemleri mutlaka korumamız lazım diye düşünüyorum. Sizin en son çıkardığınız kararnamede yer seçimi için, “fay hattı gözetilerek” diye bir şartınız var. Doğal ekosistemler, sulak alanlar, ormanlar ve ta- rım alanları da korunarak bu yeni planlamaları yapmamız gerekiyor. Arz ederim. Davetiniz için de çok teşekkür ederim. 167 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 168 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Haluk Özener Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Gerçekten çok büyük bir afet- le karşı karşıyız. Neden? Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsüne adım atalı 35 yıl oluyor. 2015’ten beri Enstitü Müdürlüğü görevini yürütüyorum. Böyle bir afet görmedik. Eleştirileri olabilir, nedeni, niçini olabilir; eksiklikler olabilir ama böyle büyük bir afette gerçekten devletin kuruluşları veya tüm ülke olarak elbirliğiyle, herkesin elinden gelenin en iyisini yaptığına emi- nim ve eleştirilerin de hataların da şu anda bir kenara not edilerek, bunların daha sonra tartışılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü şu an hepimizin elini taşın altına sokma zamanı. Bu afetlerde Sayın Cumhurbaşkanım, en önemli konu koordinasyon, iletişim ve birlikte çalışabilirlik. Yoksa mükemmeliz; teknik altyapı- mız, kapasitemiz, ülkemiz, kaynaklarımız hiçbir problemimiz yok. Ben izin verirseniz birkaç konuşmacının değindiği konular hakkında da bilgi vermek istiyorum. Öncelikle İRAP’tan Türkiye Afet Müdahale Planı’ndan. Yani biz afete müdahaleden, risklerin azaltılmasına geçtik. Bu çok önemli bir geliş- me. Konuşmacıların dediği gibi 2021’de bunlar tamamlandı ve bunlar dinamik süreçler. Yani kesin, olmuş ve düzeltilemeyen süreçler değil. 169 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Sayın İçişleri Bakanımıza, AFAD Başkanımıza, Genel Müdürümüze çeşitli ortamlarda bu konulardaki görüşlerimizi bildirdiğimiz zaman, hemen gerekli düzeltmeler yapılıyor. Eminim ki hocalarımızın söyle- diği gibi bu edindiğimiz deneyimden sonra da bu düzeltmeler yapıla- caktır. Bu geliştirilebilir bir süreç. İletişim önemli; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın eşliğinde Gaziantep’e gittik. Yeni yerleşim bölgeleri ile ilgili, kalıcı ko- nutlarla ilgili biraz önce hocamızın söylediği gibi 4,5 saat bize brifing verdi. Belki oraya giden hocalarımızın önyargıları vardı. Önyargıları- nın ne kadar yersiz olduğu anlaşıldı ama bunun iletişiminin iyi yapıl- ması lazım. Toplumla da bunun çok iyi paylaşılması lazım. 12. Kalkınma Planı Afet Özel İhtisas Komisyonuna başkanlık yapmak- tayım. Burada konuşmacıların belirttiği gibi, birçok konudaki birçok çoklu afet konuşuldu. Sadece deprem değil, iklim değişikliği, kuraklık sel, çığ hepsi konuşuldu. 6 Şubat saat 17:00, komisyon raporumuza yapılacak ilavelerin son tarihiydi, son saatiydi. Maalesef 6 Şubat sa- bah 04.17’de deprem oldu. Tabii ki revize edilebilir. Eğer uygun gö- rülürse buradaki hocalarımızın, uzmanların katkıları da konulabilir. Depremden sonra birçok bakanımızla sahada olsun, Ankara’da olsun, görüştük. Herkes katkı koymaya çalıştı. Birkaç bilgi vereyim. Erken uyarı sistemi kurulmalı, deniyor. Erken uyarı sistemimiz var. 2002 yı- lında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan İstanbul özelinde var. İstan- bul Acil Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi, Boğaziçi Üniversitesi’nin bir birimi olan Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitü- müz’de hâlihazırda bulunmakta. Tabii ki bunlar desteklenip güçlendirilebilir, daha da geliştirilebilir. Dışişleri Bakanlığımızın himayesinde Tsunami Erken Uyarı Sistemi var. Devletimizi temsilen sadece Türkiye’de değil Ege, Akdeniz, Ka- radeniz bağlantılı denizlerde Tsunami Uyarı Merkeziyiz. Akredite bir merkeziz. Enstitümüz 10 yıldır bu işin içinde. Türkiye’de AFAD’a bu bilgileri geçiyoruz, AFAD da toplumla buluşturuyor. Dolayısıyla aslında bizim yapmamız gerekenler, neleri yaptık neler eksik kaldı? Bunu biz AFAD’da, Ankara’da Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki toplantıda bakanlarımız Mustafa Varank ve Vedat Bilgin’in olduğu bir ortamda konuştuk. 170 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Neler yaptık, eksiğimiz neler, neler yapabiliriz? Marmara çok iyi in- celendi. Bir de afette çok acil, acil, orta vade ve uzun vade planlar var. Bunların da hepsinin eş zamanlı olarak ilerlemesi lazım. Çünkü bu- gün orta vade gözüken planlar, bir afet anında kısa vade plan olabili- yor. Bir de AFAD çok önemli bir kurum, çok fazla yükü var. Ben bunu, 2015’te şimdiki Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızı ziyaretimde de ifade etmiştim. Daha sonra Başbakanlığa bağlıyken ilgili Başbakan Yardımcımıza, daha sonra İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu Be- yefendi’ye ifade etmiştim. AFAD çok çok büyük bir kurum. Çok çok yükü var. AFAD’ın çok iyi bir orkestra şefi olması lazım. En iyi piyano çalanı, en iyi violin çalanı, en iyi saz çalanı getirip, çok iyi bir orkestra şefi olarak yönetmesi lazım. Çünkü şöyle de bir ifade kullanmışım, Sayın İçişleri Bakanıma, affınıza sığınarak, “Bir kurumdan her şeyi yapmasını istemek ve yaptığı her şeyi mükemmel olarak yapmasını beklemek, öncelikle o kuruma yapılmış en büyük haksızlıktır”. 12. Kalkınma Planı Afet Yönetimi Özel İhtisas Komisyonumuzun ra- porlarında birçok konu var. Burada konuşulan birçok konu var. Mev- zuat, kanun, yönetmelik, kurumların yetki ve ilgi alanlarının iç içe geçmişliğinin, belki ilk başta sadeleştirilmesi lazım. Çok değişik fikir- ler var o komisyonda. Onları sizlere sunacağız. Ben sözlerime son veriyorum. İzninizle bir de üzerime verilmiş bir yük var. Kamu mühendislerinin maaşları konusunu, sizlere burada iletmem istendi. Kamuda çalışan mühendislerin, özellikle bu afetten sonra, iş yüklerinden sonra, ma- aşlarının gözden geçirilmesi konusu. Saygılarımla. Sabrınız için teşekkür ediyorum. 171 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Tamer Yılmaz Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Sizlere şükranlarımı arz ediyorum. Bir üniversite rektörü olarak, üniversitelerin odakta, merkezde ol- madığı, sorumluluk almadığı, görev almadığı herhangi bir sorunun çözümünün başarılı olacağına inanmıyorum. Bu nedenle Ulusal Risk Kalkanında üniversiteleri ve bilimi odağa koyduğunuz, merkeze koy- duğunuz için şükranlarımı, bir kez daha arz ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Üniversiteler bilgi üreten, evrensel anlamda bilgi transferi yapan kurumlardır. Dönüştürücü kurumlardır. Bu işlevi de lokalden ve ye- relden başlar aslında. Bulundukları konumlar üniversiteler için çok değerlidir. Dönüştürme görevini buradan üstlenirler. Yıldız Teknik Üniversitesinin Davutpaşa Kampüsü Esenler, Güngö- ren, Bağcılar, üçgeninde tam merkezde, tam göbektedir. Burada yak- laşık bir buçuk milyon nüfus vardır. Yıldız Teknik Üniversitesinin 40 bin öğrencisi, 160 bin mezunu, 3 bin akademik personeli, 600 şirketi, o teknopark şirketinde çalışan 15 bin nitelikli Ar-Ge personeli ile yak- laşık 200 bin nitelikli bir güçten bahsediyoruz. Bu nedenle biz yerel- de üniversitelerin karar verme sorumluluğunun içerisinde olmasını, mutlaka görev almasını ve sorumluluk almasını öneriyoruz. Bunun 172 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER için de sadece kentsel dönüşüm değil, zihinsel dönüşüm için göreve hazır olduğumuzu da belirtmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım, Yıldız Teknik Üniversitesi 112 yıldır ders veriyor. Tam 112 yıldır, inşa- at mühendisi ve mimar yetiştiriyoruz. Bir üniversite rektörü olarak, bir mühendis olarak bugün geldiğimiz noktada üniversitelerimizin mühendislik ve mimarlık eğitimini gözden geçirmesi gerektiği konu- sunda kanaat sahibiyim. Bu dönüşümü yaparken bazı üniversitele- rimizdeki mühendislik ve mimarlık eğitimlerine bakmamız gereki- yor. Ama burada şu kolaycılığa kaçmayalım. Yani taban puanlarına bakarak, düşük taban puanlı öğrenci almak yerine, üniversitelerin birtakım zihinsel değişimler içerisinde olması gerektiğini ben burada sizlere arz etmek istiyorum. Üniversiteler sadece bir meslek edindirme kurumları olmamalı. En azından bir kariyer sahibi yapmalı, ama mümkünse üniversitelerin öğrencilerine, mensuplarına, akademisyenlerine bir tutku vermesi, aşk vermesi gerektiğini düşünüyorum. Yani üniversitemizden mezun bir inşaat mühendisimize, mimarımıza bir konut inşaatında veya ev inşaatında çalışan, inşaat mühendisimize sorduğumuz zaman “Sen burada ne yapıyorsun?” diye, “Ben çok iyi bir inşaat mühendisiyim. Burada bir konut yapıyorum.” cevabı yerine, “Ben burada bir ailenin mutluluğunu inşa ediyorum.” veya bir okul inşaatında çalışan bir mü- hendisimizin “Ben burada ülkenin geleceğini inşa ediyorum.” deme- sini sağlamamız gerekiyor. Üniversiteler olarak, üniversite rektörleri olarak böyle bir sorumlulu- ğumuzun olduğunu, bu heyecan ve aşkın ve coşkunun da daha fazla üretilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu konuda da yetkinliğimi- zin, hazırlığımızın olduğunu sizlere arz ediyorum. Saygılarımla efendim. 173 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Doç. Dr. İsmail Tayfur Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Hazırun, Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Ekibinde, emri- nizde görev yapmaktayım. Aynı zamanda Sağlık Bilimleri Üniversi- tesi Acil Tıp Bilim Dalında akademik faaliyetlerimi sürdürmekteyim. Biz son iki yıldır Dünya Sağlık Örgütü tarafından desteklenen bir pro- je üzerinde çalışıyoruz. Bu projede elde ettiğimiz verilerin bazılarını burada açıklamamızın bu toplantıda bize ışık tutacağını umuyorum. Bahsettiğim proje kapsamında Birleşmiş Milletler Risk Azaltma Ofi- si tarafından 2017’de kentlerin afetlere dayanıklılığını ölçmek için geliştirilen puan kartının bir alt kırılımı olan halk sağlığı sisteminin dirençliliğini değerlendiren çalıştayı ülkemizde iki ilçede Trabzon Or- tahisar ve İstanbul Esenler’de uyguladık. Sayın Cumhurbaşkanım, çalıştaya bu toplantının bir örneklemi gibi değerlendirebileceğimiz AFAD il personeli, Sağlık Müdürlüğü yetkili- leri, UMKE, Halk Sağlığı personeli, eczacılar, belediye yöneticileri ve psikologlar katıldı. Bu proje şu anda dünyada dokuz ülkede uygula- nıyor. Birçok parametre açısından bu dokuz ülke arasında sonuçları en iyi olan ülke de biziz. Puanımızın düşük olduğu birkaç parametre 174 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER var. Müsaade ederseniz burada onları arz etmek istiyorum. Belki bize burada ufuk açacaktır. Bir kısmı zaten değerli katılımcılar tarafından burada da ifade edildi. Çalıştayda biz halk sağlığı sisteminin afetlere karşı dayanıklığını değerlendirdik. Bizim afetlerde en çok eksiğimizin olduğu şey, halk sağlığı tesislerinin altyapısının afetlere karşı dayanıklığının yetersiz olması, binalarımızın yetersiz olmasıydı. Bu en zayıf halka olduğu zaman, yani bizim afetlerde hizmet vermeyi planladığımız bina yıkıl- dığı zaman, bütün sistemimiz maalesef çöküyor. Zaten değerli katı- lımcılarımız bu binaların yenilenmesi konusunda değerli görüşlerini bildirdiler. Diğer bir konu, toplum içerisinde insanımızın afetlerle ilgili rolünü bilmemesi ile alakalı geri bildirimler geldi. Yani afet olması durumun- da herkes dönüp devletten bir şey bekliyor. Fakat ferdî olarak kendi- sinin ne yapması gerektiği, buradan nasıl başa çıkabileceği ile alakalı, afet öncesi eğitimler yapmamız gerektiğinin farkına vardık. Yine katılımcılarımızın bahsettiği gibi, afetlerde ruh sağlığı sorunları- nın yeterince ele alınamadığıyla alakalı geri bildirimlerde bulunuldu. Şu anda takdir edersiniz ki, yaklaşık 10 milyon kişinin bu afetten doğ- rudan etkilendiğini düşündüğümüzde, nüfusumuzun sekizde biri şu anda psikolojik olarak etkilenmiş durumda. Direkt etkilenmiş, bir de dolaylı etkilenmişleri düşündüğümüzde, çok ciddi bir sorun bu. Bir an önce bununla başa çıkmak konusunda irade göstermek gerekiyor. Yine bir diğer konu, bu çalıştayda bakıma muhtaç ve kronik hastalığı olanların afetlere hazırlanması konusunda yetersizlikler olduğu bil- dirilmişti. Bununla ilgili Sayın Sağlık Bakanımızın çok ciddi çalışma- ları olduğunu biliyoruz. Bu afet özelinde, kronik hastalığı olan kişile- rin ilaçlarının sağlanması, raporlarının düzenlenmesi, bakımlarının sağlanması ile ilgili çok ciddi çalışmalar oldu. Kendilerine buradan teşekkür ediyoruz. Buna ek olarak bize, bu çalıştayda olumlu yönlerimizden biri olarak, afetlerle ilgili halk sağlığı sistem paydaşları arasında veri iletiminin iyi düzeyde olduğu ile ilgili geri bildirimler gelmişti. Yine ani hasta akışı ile başa çıkabilecek bir acil sağlık hizmetimizin olduğu değerlendirildi ki, depremin ikinci gününden itibaren Hatay 175 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Eğitim Araştırma Hastanesinin yanındaki sahra hastanesinde sekiz gün boyunca görev yaptık. Yani oradaki hasta akışının çok ciddi şe- kilde yönetildiğini, hastaların hızlı bir şekilde periferdeki hastanelere gerek kara ambulanslarıyla gerekse helikopterlerle transferinin çok ciddi şekilde yapılabildiğini ve bu kaosa rağmen Hatay Eğitim Araş- tırma Hastanesinin bahçesindeki sahra hastanesinde, hasta yönetimi ile ilgili sorun olmadığını sevinerek gördük. Yine buna ek olarak üzerinde çalıştığımız TÜBİTAK projelerimiz var. Bir tane 1002C projemiz ki, Sayın TÜBİTAK Başkanımızın belirttiği şekilde, depremin olduğu gün bu TÜBİTAK proje çağrısına çıkıldı ve yaklaşık 600 bilim insanı sahada çalıştı. Biz de projelerimizi yaklaşık 10 gün içerisinde rapor halinde sunmayı hedefliyoruz. Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ederim 176 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Hasan Sözbilir Dokuz Eylül Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Katılımcılar, Ben şu ana kadar hiç dile getirilmeyen bir konuda konuşmak istemiş- tim. Şimdi bu depremlerde Türkiye’deki ya da dünyadaki hiçbir bilim insanı 6 tane fay parçasının 15 günde kırılacağını öngöremedi. Neden öngöremedi? Çünkü oradaki fayların yarısı henüz çalışılmadı. Jeolo- jide şöyle bir felsefe vardır: Geçmişte ne olduysa, gelecekte de ben- zer bir şey olur. Yani geçmiş geleceğin anahtarıdır, gibisinden. Öyle düşündüğümüzde, biz fayların gelecekte ne yapacağını anlamak için geçmişini araştırıyoruz. Bunun da bir tane yöntemi var. Fay üzerin- de, fayın yüzeydeki izi üzerinde hendek açmak. Hendek açarak fayın içine bakıyoruz ve geçmişte ürettiği depremleri gözlemleyebiliyoruz. Kaç yılda bir deprem ürettiğini, bundan sonra ne zaman kırılabilece- ğini. Bu bölgedeki çalışmada üç tanesini biliyorduk. Dolayısıyla geri kalan üçünü bilmediğimiz için, hiçbir bilim insanı, 15 gün içerisinde altı tane fay parçasının kırılacağını öngöremedi. 2012 yılında Ulusal Deprem İstatistiği Eylem Planı kapsamında aslında Türkiye’de baş- latılan bir proje vardı: Türkiye Paleosismoloji Projesi. Yani fayların geçmiş dönemlerde neler yaptığını ortaya çıkartma, eski depremleri bulma projesi. Bu proje kapsamında şu ana kadar fayların yaklaşık yarısı kesilip incelenmiş durumda. Bu AFAD ve MTA tarafından yapı- lan bir çalışma, üniversiteler de buna katkı veriyor. Şimdi önümüzde yaklaşık fayların yarısı bekliyor. Yani fayların yarısı ile ilgili bu bilgimiz eksik. Bunu tamamlamak için, şu anda Türkiye’de 15 üniversite, fayı kesip anlayan bilim insanı içeriyor. Dolayısıyla o üniversiteleri bu projenin içine katmak gerekiyor ki daha erken bir sürede faylarımızın tamamını anlayabilelim. Bu kapsamda Türkiye ölçeğinde baktığımızda, mesela İzmir’de, diyelim ki, belki de iki tane fay, üç tane fay birlikte çalışacak ama biz bunu bilmiyoruz. Neden? 177 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Çünkü çalışma daha tam olarak yapılmış değil ya da işte Manisa’da, Muğla’da benzer şekilde. Yani “Türkiye’de bundan sonra bu ölçekte bir deprem olabilecek mi?” sorusunun yanıtı paleosismolojik çalış- mada yatıyor. Onu ne kadar hızlı yapabilirsek, o kadar çok çok iyi olur. Bir diğer önemli konu, biraz önce Rektörümüz de çok güzel açıkladı. Bugün Türkiye’de depremle ilgili bütün disiplinleri aynı anda içeren üniversite sayısı çok fazla değil. Bunlardan bir tanesi 9 Eylül… Biz o yüzden üniversitemizde Deprem Araştırma Enstitüsü kurulması ge- rektiğini düşünüyoruz. Çünkü yetkin mühendislik konusu, lisansüs- tü eğitimle kazanılabilen bir şey. Yani çok kısa süreli kurslarla bu pek mümkün olamayacak, diye düşünüyoruz. Bu yüzden Deprem Araştır- ma Enstitüsünün kurulması çok çok önemli. Bir diğer önemli konu iletişim ve trafikle ilgili. Onu ben birebir ken- dim yaşadım. Depremin ilk gününde araziye gittik ve 20 gün boyunca, arazide 500 kilometre uzunluğundaki fayı dolaştım. AFAD yetkilile- riyle birlikte, bizim üniversitedeki ilgili hocalarımızla birlikte. Şimdi orada gördüğüm en büyük eksiklik şuydu; halkın bilinçli olmadığını gördüm. Deprem olduktan sonra hem gidiş hem geliş yolları tama- men kapalıydı; özellikle Konya’dan Kahramanmaraş tarafına, Adana tarafına giderken ve yolda hep sürekli sivil araç vardı. Sivil araçlar yolu tamamen tıkamıştı. Yani ne giriş var ne çıkış var. Biz de AFAD’ın aracıyla gittiğimiz için aracımızı yolun dışından ancak kullanabildik. Dolayısıyla depremden sonra halkın nasıl bir şekilde hareket etmesi gerekiyor bununla ilgili bilinçlendirilmesi çok çok önemli. Bu konuda çalışmalar yapılması lazım. İletişimle ilgili şöyle bir sıkıntı var. Ailem benim Antakya’da, ben An- takyalıyım. Deprem olduğu anda, kardeşimden bir mesaj geldi What- sApp üzerinden: “Abi şu anda sallanıyor her taraf. Kafamıza taşlar geliyor, ne yapabiliriz?” Dedim ki “Babamı al, çık, yangın merdive- ninden.” Aldı, çıktı, büyük olasılıkla ama ondan sonra iletişim kesildi. Yani bunu Türkiye’de sağlamak çok çok önemli. Özellikle depremden sonra iletişim çok çok önemli. Bunu sağlayabilirsek, insanların hangi durumda olduğunu anlayabileceğiz. Özellikle bu servis sağlayıcılar Türk Telekom, Turkcell ya da Vodafone gibi, onların sistemi çok iyi oturursa, depremin hemen sonrasında insanlara müdahale anlamın- daki çok ciddi bir gelişme sağlanabilir, diye düşünüyorum. Teşekkür ediyorum. 178 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Hayri Baraçlı Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Türkiye Belediyeler Birliği olarak, depremin ilk gününden itibaren sa- hada çalışmalarımızı yaptık. Araç bakımından AFAD’la iş birliği içe- risinde sonuna kadar her noktada faaliyetlerimizi sürdürdük. Tabii ki çok şey konuşuldu, söylendi. Ama bununla beraber önümüzdeki süreçte akıllı şehirler oluştururken, üretkenliği de hedef almamız, aynı zamanda şehirlerin planlaması ve risk planlarının yapılması ba- kımından da yerel yönetim anlayışı içerisinde çalışmalarımızı hızlı bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı ile de bu sürede çalışmalarımızı başlattık. Onlarla da iş birliği içerisindeyiz. Tabii ki Ulusal Risk Kal- kanı Planı esasında tahminler doğrultusunda yapılan simülasyonlar yardımıyla risklerin değerlendirilmesi ve önlemlerin alınmasına da- yalı bir anlayış içerisinde, belki de hem sistem yaklaşımı hem de bü- tünsel bir yaklaşımla zayıf noktaların analizini yapıp, tehlikeleri ve riskleri de ortadan kaldırabilecek bir yönetim anlayışını sergileme- miz gerekiyor. 179 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Önümüzdeki süreçte mevcut yapılarımız ve yapılacak binalarımız var. Bunlarla ilgili de tedbirleri aldığımızda sahadaki gözlemlerimiz- de farklı sonuçlar elde ediyoruz. Onun için belki de yapım teknolojisi ile ilgili de sürekli bir gelişme içerisine girmemiz, belki tsunami, yan- gın, orman yangınları ve deprem gibi konuları göz önünde bulundu- rurken yanardağlar gibi kavramı da göz ardı etmememiz gerekiyor. Yapılarımızla ilgili dört hususu arz etmek istiyorum. Bunlar içerisin- de araçlarımızı iki senede bir muayene ettiriyoruz. Binalarla ilgili de periyodik bakım ve takip sisteminin oluşturulması, aynı zamanda üçüncü taraf bağımsız denetim sistemiyle tüm yapıların denetlenme- si, sigortacılık sistemiyle tüm binaların bir bütünsel bakışla değerlen- dirilmesi ve müteselsil sorumluluk kavramı içerisinde sadece yapıcı değil, kullanıcı, kiralayan ve mal sahibi gibi kavramları da göz önünde bulundurarak üçüncü taraf denetimlerin sağlanması, bizleri daha gü- venli bir yapı anlayışı içerisine ulaştıracaktır. Yeni şehirlerde de ulaşımı, istihdamı, sosyalleşmeyi ve entegrasyonu göz önünde bulunduracak bir anlayışta faaliyetlerimizi sürdürmeyi düşünmemiz gerekir. Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. 180 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Erol Kesici Süleyman Demirel Üniversitesi (Emekli) Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Katılımcılar, Ben Isparta’dan katılıyorum. Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesinden Emekli Öğretim Üyesi ve aynı zamanda da Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanıyım. Gerçekten asrın depremini yaşadık, asrın acısını yaşadık ve bu asır- da çok sayıda can kaybımız var. Hepimizin başı sağ olsun diyorum. Emeği geçenlere, orada mücadele edenlere, fikirleri ile emekleriyle yardımcı olanlara çok teşekkür ederim. Ayrıca bir teşekkürüm de Sa- yın Cumhurbaşkanıma ve bakanlarımıza. Saatlerdir bizi dinlemeleri- ni ben çok değerli bulmaktayım. Şimdi benim konum su. Sudan önce bahsetmek istediğim bazı şeyler var. Üzüntü duyduğum noktalar var. Biraz önce konuştuk, herkesin düşüncelerine saygım var, saygı duyuyorum; yeni şeyler de öğrendik, ama bizim bunları bugün konuşmamamız gerekir. Çünkü deprem, bizim yeni yaşadığımız bir olay değil. Yirmi yıl önce de yaşadık, daha önce de yaşadık. Bunların daha iyi bir şekilde anla- tılması gerekirdi. Ne ile anlatabilirdik? Kusura bakmayın bilim insan- ları da bunu daha çok yaygın bir şekilde halka ulaşacak bir şekilde anlatabilirdi diye düşünüyorum. Konuşmadık. 181 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Onun dışında biz bunları yine dizilerle, yine konuşma programla- rında halkın anlayacağı bir şekilde anlatabilirdik. Ben 45 yıllık bir akademisyenim ve sahada en çok çalışanlardan bir tanesiyim. Diğer birçok arkadaşlarımız da çok değerli çalışmalar yapmakta. Biraz önce arkadaşlarımız şunu söyledi: Veri eksikliğinden bahsediliyor. Türki- ye Cumhuriyeti’nin içerisinde bu kadar üniversite varken veri eksikli- ğinden bahsetmek mutlak suretle sorgulanmalıdır. Aynı şeyi, orman yangınlarında Burdur’da yapmış olduğumuz bir konferansta da anlatıyoruz, Sonunda deniliyor ki, veri eksikliğimiz var. Yapmayın! Bu kadar çok üniversitemiz var. Ne yapmamız gereki- yor? Bunları ben de dâhil sorgulamamız gerekiyor. Susuzluğun sarsıntıları var. Suyun da sesini duymamız gerekiyor. Su konusunda da bazı yanlış bilgilerimiz var. Bunlardan bahsetmek is- tiyorum: Bir kere çok şiddetli bir kuraklık yaşamaktayız. 60 yıl içe- risinde 160 tane gölümüz kurudu, kurutuldu. Bunların içerisine bak- tığımız zaman hemen başka yerlere havale etme yollarını bulduk. Örneğin küresel ısınma dedik, hayır. Küresel ısınma değil. Susuzluk insanın felaketidir. Neden? Biraz önce de söyledim, ne kadar gölümü- zün kuruduğunu… Bir kere iklimi yarı kurak ve kurak olan bir ülke- de, sulu tarım yapmak tamamen yanlış bir şey. Bakın suyumuzun % 80’ine yakınını tarımda kullanmaktayız. Susuzluk konusu akla gel- diği zaman diğer önemli yanlışlarımızdan biri de ilk aklımıza gelen, evlerde suları iyi kullanalım. Yapmayın Allah aşkına; evlerde tüketi- len su %10- %12. Elbette kullanacağız, tutumlu olacağız. Ama biz ta- rımdaki %80’lik su kaybını %40’a indirebiliriz. Modern tarımla, bilim vasıtasıyla iklimimize göre şehirlerimizi ve tarımımızı düzenleyerek bunu yerine getirmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanım, Sizin de gayretleriniz olduğunu çok iyi biliyorum. Ben de 1990’lı yıl- larda katılmıştım. Bir su kanunumuz var. Hâlâ nedense çıkmadı. Bu su kanunu mutlak suretle çıkarılmalı. Su çok elden kurtulmalı. Ten- zih ederim, örnek vermek için söylüyorum, diyelim ki Sayın Turizm Bakanı ile İçişleri Bakanı ayrı düşmemeli, Sanayi Bakanı ayrı düşme- meli. Bunu alt kadrolarda da görüyoruz. Birinin dediği diğerini tut- malı. Tek elde toplanmalı. Su Bakanlığının mutlak suretle kurulması- nın gerektiğini düşünüyorum. 182 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bakın, suyun bağışı yok. Depremde giysinin bağışı var, yiyeceğin ba- ğışı var, ama suyun bağışı yok. Suyu kim bağışlayacak bize? Suyun tek bir fabrikası var, o da doğa. O zaman doğal kaynaklarımızı, göllerimi- zi nehirlerimizi çok iyi şekilde korumamız gerekiyor. Kirlilik çok önemli bir etken, yer altı sularımızın ne hâle geldiğini bi- liyoruz. Lütfen, birçok akademisyenin de söylediği gibi, biz kuraklı- ğı, yağmuru beklemekle çözemeyiz. Geçen sene çok iyi yağışlar oldu. Hatta bazı barajların, bazı göletlerin kapaklarını açmak durumunda kaldık. O zaman şunu söylüyorum: Bu felaketlerin, susuzluğun bir ahlâkı, bir vicdanı olması gerekir. Bu ahlâkla bu vicdan herkese aittir. Sadece hükûmete, sadece bilim insanlarına, sadece bazı kuruluşlara değil. Bu konuda vicdanlı olmamız gerekir. Gerçekten su konusunda çok üzüntülü bir durumdayız. İnanın içecek su bulamaz duruma gel- mekteyiz ve çok önemli tehlikelerden biri de su kirliliğidir. Bizim su- larımız dip suyu yapmış durumda. Bu dip sularının içilmesi mümkün değil. Arıtmamız gerekiyor; arıtarak tekrar kullanmamız gerekiyor. Son sözüm de şu; bizim çeşmelerden içeceğimiz su en güvenilir su olmalıdır. Şişelenmiş su yerine evlerimizde, çeşmelerimizde, güvenle içeceğimiz suların akmasını dilerim. Çok teşekkür ederim. Saygılarımla. 183 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 184 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Orhan Şen İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Ben İstanbul Teknik Üniversitesinde meteoroloji profesörüyüm. Dep- remle ne ilgimiz var? Depremin meteoroloji ile hiçbir ilgisi yok. Ama deprem olduktan sonra ilgisi vardı, gördük. Hipotermi var mı, yok mu tartışması oldu. Biz o arada enkaz altında kalan kişilerin hipotermiye yakalanma süresi biraz daha uzayacak, dedik. Yoksa bir gün sonunda veya iki gün sonra hipotermiden vefat edecek deniliyordu, onu söy- ledik ve enkaz kaldırma işlemlerinin daha uzun süre devam edebilir olduğunu söyledik. Çünkü hipotermi daha çok açıkta olanları etkileyecek bir konuydu. Yani soğuktan vücut sıcaklığının 28 dereceye düşmesi gibi. Onun dı- şında tabii kar yağışı, yağmur, oradaki sıcaklığın düşük olması, en- kaz kaldırma ve dışarıda kurtulan vatandaşlarımız açısından da çok önemliydi. Ama iki üç gün sonrasından itibaren meteorolojik veriler iyiye gitti. Hatta şu anda orada bir bahar havası var, hatta yaz sıcak- lıkları da gelmek üzere. Şimdi başka bir doğal afetten bahsedeceğim. Deprem tabii ki bir anda geldiği zaman, bu depremlerde olduğu gibi iki fayın arka arkaya he- men kırılması sonucunda çok büyük afet ortaya çıktı. Ama bizim başka afetlerimiz de var. Türkiye’de son 10 yıla baktığımız zaman meteorolojik doğal afetlerde binin üzerinde afet yaşamışız. Ve bunun 185 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER sonucunda yüzlerce kişiyi kaybetmişiz. O kadar ekonomik zararlara uğramışız. Yani örnek olarak Ayancık’taki durumu biliyoruz; Kasta- monu kıyısındaki durumları biliyoruz, Giresun’daki... Şimdi o açıdan biz meteorolojik doğal afetlerle; sel, dolu, fırtına ve kuraklık gibi çok önemli doğal afetlerle karşı karşıyayız. Her şeyi iklim değişikliğine bağlamamamız gerekir. Afet esasında siz aşırı yağışı veya sıcaklığı veya kuraklığı iyi yönetirseniz afete dönüşmeyecektir. Dolayısıyla bununla ilgili çalışmaları, afete dönüşmeden yapmamız lazım. Yani selden bahsediyoruz veya şehir sellerinden veya taşkınlardan bahse- diyoruz; eğer biz dere yataklarına ev yapmazsak afete dönüşmeyebi- lir. Mesela 500 yıllık taşkın verilerini çıkartıp, 500 yıllık taşkın veri- sinin ötesine evlere müsaade etsek. Biz Sayın Çevre Bakanımızla da Bozkurt’ta konuşmuştuk zaten. Çevre Bakanımız da söyledi, “Bakın Hocam, arkadaki 150 yıllık eve bir şey olmuyor.” Çünkü sel yatağın- dan uzağa yapmış. Diğerleri tabii maalesef o bölgede afet yaşadı. Şimdi selin yanında dolu afeti de var, biliyorsunuz. Bundan iki üç sene önce İstanbul’da bir dolu yağışı meydana geldi ve büyük zararlar oldu. Dolu önleme çalışmaları da yapılıyor seracılıkla uğraşan Tür- kiye’de bilimsel yolla yapılan dolu önleme çalışmaları, çok önemli. Afete dönüşmeden bunların da yapılması lazım. Artık fırtınayı söyle- meye gerek yok ama kuraklık son derece önemli. Biz bir kuraklık yaşıyoruz. Meteorolojik sistemlerin dünyadaki bazı büyük meteorolojik olaylardan dolayı Türkiye gelmesi ve gitmesi veya uğramaması normaldir. Biz bunları önceden tahmin ediyoruz zaten. Bu seneki kuraklığı biz daha önceden tahmin ettik. Hani ik- lim değişikliği ile ilgisi var mı, vardır. Ama iklim değişikliğini de buna katmanın da anlamı yok. Şimdi kuraklıkta yapmamız gerekenleri, su- lama suyu ile ilgili durumu arkadaşımız da söyledi, tekrar düşünme- miz lazım. Kuraklık geçiriyoruz. Şu anda meteorolojinin kayıtlarına baktım, ben buraya gelirken, olağanüstü kuraklık iyice büyümüş. Türkiye’de şu anda İstanbul dâhil, İç Anadolu Bölgesi’nin büyük bir kesimi, olağa- nüstü kuraklık yaşıyor. Bu kuraklık sinsi bir afettir esasında. Pek belli olmaz. Deprem bölgesi olmayan ülkelerde kuraklık birinci afet sıra- sındadır. Yarı kurak iklime doğru gidiyoruz. Artık nüfusumuz da arttı. Dolayısıyla kuraklığı ön plana almamız lazım. Önümüzde bir yaz ayı var. Bu yaz ayının da meteorolojik verilere baktığımız zaman, biraz 186 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER sıcak geçeceği belli oluyor. Öyle gözüküyor tahminler. Dolayısıyla hem şehirlerdeki içme sularında hem Anadolu’daki sulama sularında buharlaşma kayıplarını en aza indirecek şekilde projeler yapmamız lazım. Yani açık kanalla göletten tarlaya su vermeyelim artık; bunla- rı kapatalım. Çünkü sıcak havalarda veya Mayıs’tan itibaren ta Eylül sonuna kadar %20-%30 su kaybı meydana geliyor. Ve damlama sula- maya da artık girmiyorum. Yağmur suyu hasadını muhakkak yapmamız lazım. Şehirlerde de dı- şarılarda da yağmur suyu çok önemli. Az önce Sayın Eski Müsteşarım da söyledi, yer altı barajlarını yapıp, yer altı barajlarında suyu biriktir- memiz lazım. Hem buharlaşma kayıplarını önlüyoruz hem de yer altı sularını fazlalaştırıyoruz. Orman yangını diyoruz. Orman yangını da bir doğal afet hâline geli- yor. Orman yangınında iki tane parametre var: Sıcaklık ve nem. Tabii rüzgâr orman yangını çıktıktan sonra önlem açısından önemli. Ama sıcaklık ve nem son derece önemli. Kritik sıcaklığa indiği zaman, yani %20’nin altında nem olduğu zaman ve sıcaklığın da 40 dereceyi geçti- ği zaman orman yangına çıkma ihtimali çok yükseliyor. Acaba bunun için ne yapabiliriz? Bunun için ormanlarda nemi artırırsak bunu biraz daha geciktirebilir miyiz? İçme suyu problemi de İstanbul’da hâlâ sorun olarak var. Geçen sene bu zamanlarda biz %80 civarındaydık. Şimdi %35. Yüzde otuz beşe de bakmayalım, sadece Ömerli Barajında %37 doluluk var. Esasında diğer barajlara baktığımız zaman %17 civarında doluluk var. Tarımsal açıdan da bir şey daha söyleyeyim. Artık tarımsal açıdan da biz nerede, hangi ürünü yetiştireceğiz, artık bunu masaya yatırmamız lazım. Yani su olmayan bir yerde sulu tarım yapmanın da anlamı yok. Çok teşekkür ederim, Sayın Cumhurbaşkanım. 188 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mustafa Kurt Marmara Üniversitesi Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, Kıymetli Hazırun, Toplantının gelinen bu noktasında çok kıymetli düşünceler ve tavsi- yeler var idi. Gerçekten çok mutlu oldum. Ben eğitim açısından bir- kaç şey söylemek isterim. Afetin ilk gününden itibaren üniversiteler, yükseköğretim olarak, tabii ki ortaöğretimde de öyle ama hemen re- aksiyona geçti. Bu açıdan daha evvel yapılan eğitimlerin, afetle ilgi- li farkındalık eğitimlerinin önemini gördük. Öğrencilerin de yardım toplama faaliyetlerine katılmalarındaki istekleri ve birlikte olma is- tekleri, bizi çok mutlu etti. Yani bazı çevreler tarafından “Çök! Kapan! Tut!” diye böyle dezen- forme edilen o farkındalık eğitimlerinin bile çok faydalı olduğunu gördük. Bu vesileyle ben de kısaca hem ortaöğretim hem yükseköğ- retimdeki tüm programlardaki müfredatın bir daha elden geçirilerek, gerekirse zorunlu olarak da bu hususta, çoklu afetle alakalı derslerin programlara eklenmesi gerekliliğini düşünüyorum. Bunun haricinde üniversiteler de hem TÜBİTAK hem YÖK tarafın- dan araştırma yetkinliklerine göre sınıflandırılmıştı. Bu çoklu afete göre de üniversitelerin bu yetkinlikleri değerlendirilerek, gerekirse bölgesel afet çeşitlerine göre de sınıflandırılarak, belli sorumluluklar verilebilir. Erhan Hocam doğru söyledi. Yani bir afet olduğunda veya olmadan evvel de hangi üniversite nasıl bir faaliyette bulunacak, bu açıdan önemli bence. Böyle sınıflandırma yapılarak güçlendirme de yapılabilir. O üniversitelere TÜBİTAK aracılığıyla projeler verilerek güçlendirmeler de yapılabilir Akademik personel yetiştirilmesinin de elzem olduğunu düşünüyorum. Çok değerli düşünceleri hep birlikte dinledik. Toplantımızın hayırlı olmasını diliyorum. Saygılarımla arz ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanım. 189 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Talha Kös Kentsel Tasarımcı Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Vakit böylesine daralmışken, ben tespitlerden ziyade tedavilerle ilgili fikirlerimi size aktararak süratlice konuşmamı tamamlamak niyetin- deyim. Öncelikle bugün Türkiye’deki şehirlerin planlanmış şehirler olmadı- ğı itirafıyla başlayayım. Oluşmuş şehirler var elimizde. Bunun da en önemli sebeplerinden biri olarak 100 yıllık imar kanunumuzun bu- gün gerçekten, şehirlerimizde geleceğe ışık tutamadığını düşünüyo- rum. Dolayısıyla artık bizim imar kanunumuzla ilgili gerçekten dev- rim niteliğinde bir değişiklik olması gerektiğini düşünüyorum. Zira şehirlere iki boyutlu sığ bir perspektifle yaklaşan–kentsel tasarım, kendi disiplinim açısından söylüyorum, kentsel tasarımcıyım–üç boyutlu şekilde şehirlere yaklaşımımıza hiçbir şekilde olanak verme- yen bir imar kanununa sahibiz. Dolayısıyla bizim bugünkü yanlışlar müktesebatını, şehirlerimizdeki yaklaşık yüz yıllık bir yanlışlar man- zumesini, bugün bu badire vesilesi ile bir hayırlar müktesebatına dö- nüştürebileceğimizi düşünüyorum. Bu noktada bir diğer şey de bizim, imar kanunu ile birlikte her şehri- mizde ayrı bir imar yönetmeliğinin olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun haricinde özellikle bu depremle ilgili çözüme kısa bir şekilde, vurucu bir şekilde değinmemiz gerekirse, ben yeni şehirler konusun- da, Şehircilik Bakanlığımızın bu hafta yapmış olduğu açıklamanın tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Kaldı ki Şehircilik Bakanımız bu- gün konuşmadı. Muhakkak bununla ilgili detaylı, yani bir buçuk mil- yon konuttan bahsediliyor. Mesela İstanbul’da sadece konut projesi olmadığından, yeni bir şehir anlayışı ile çalışmaların yapıldığından ben muhakkak eminim. Yeni şehirleri bugün konuşabiliriz. Neden bugün konuşabiliriz? Çün- kü bundan 30 yıl önce bu şehirde insanlar maskelerle dolaşıyordu. 190 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Çöp dağlarından bahsediliyordu. O zaman dönüşüm, kentsel gelişim, estetik gibi kavramlar henüz yoktu bile. Bugün bunları konuşabilir hâle geldik. 2012’de Kentsel Dönüşüm Yasası çıktı. Bu gerçekten Cum- huriyet tarihinin en önemli yasalarından biri. Ama milyonlarca dönü- şüme muhtaç konutumuz var, Kentsel Dönüşüm Yasası, bu çerçevede hızımıza yetmiyor. Dolayısıyla ben yeni şehirleri çok önemsiyorum. Bu yeni şehirleri mesela İstanbul’da Anadolu yakasında yeni bir şe- hirden, Üçüncü Köprü olmasaydı bahsedemezdik. İstanbul-Anadolu transit geçişinde bir Kuzey Marmara gibi güçlü bir aksımız olmasa orada yeni bir şehirden bahsetmemiz mümkün olmazdı. Bugün bah- sedebiliyoruz. Bunun üzerinde biraz daha fazla tartışmamız gerekti- ğini düşünüyorum. Yeni şehir derken gerçekten uydu şehir olarak algılanmaması lazım. İstanbul’a bir ekleme olarak da algılanmaması lazım. Tamamen ken- di ekosistemine sahip yeni şehirleri, sadece İstanbul’da değil tüm Anadolu’da düşünürsek, iş gücünü Anadolu’ya yayma fırsatımız olur. Sermayeyi Anadolu’ya yayma fırsatımız olur. Mesela şimdi mevcut şehirlerimizi düşünün. Biz bugün hangi şehrimizde tamamen bisiklet ulaşımı sağlayabiliriz. Ama yeni bir şehir düşünürsek, multidisipliner bir anlayışla, buradaki tüm kurumlarımızla birlikte, yeni bir şehir nasıl ihdas edebiliriz, bunun kriterlerimizi konuştuğumuz yeni bir toplantı planlanması lazım. Bu sadece benim fikrim de değil, dünya zaten bunu böyle yapıyor. Ayrıca yeni kurulacak şehirler, bizim mev- cut şehirlerimizde de kentsel dönüşümün önünü açacaktır. Mevcut şehirlerimizin yükünü alacaktır. Dolayısıyla ben yeni şehirlerle ilgili, özellikle Şehircilik Bakanlığımı- zın bahsettiği bu bir buçuk milyon konutun dışında daha geniş bir açılım olduğunu tahmin ediyorum. Daha fazla tartışmamız gerektiği- ni düşünüyorum. Tırnak içinde söylüyorum; bu cenazeyi, yeni şehirlerimizin, Anado- lu’da ihdas edeceğimiz, imar edeceğimiz yeni şehirlerin, bir kentsel tasarımcı olarak ortadan kaldıracağını düşünüyorum. Böylelikle yeni şehirlerle Anadolu’da son 20-30 yılda yapılan otoyollar, dağları delen tüneller, havaalanları gibi yatırımların da daha fazla karşılık bulaca- ğını düşünüyorum. Teşekkür ederim efendim. Arz ederim. 191 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Ertuğrul Karsak Galatasaray Üniversitesi Rektörü Sayın Cumhurbaşkanım, Öncelikle davetiniz için şükranlarımı sunuyorum. Değerli katılımcılar düşüncelerini ve önerilerini dile getirdiler. Ben de tekrardan kaçınarak görüşlerimi birkaç cümleyle ifade etmek istiyo- rum. Öncelikle sadece depreme değil, tüm afetlere ilişkin ekosistemlerin korunmasına yönelik küçük yaştan itibaren eğitim ve bilinçlendirme- nin önemini vurgulamak istiyorum. İkinci olarak, risk yönetiminde dayanıklı ve kalıcı çözümler üretebil- mek için çoklu disiplinli çalışma ekiplerinin oluşturulmasının önemi- ni belirtmek istiyorum. Üniversitelerimizde çok sayıda değerli bilim insanları var. Biz bu bilim insanlarından, çoklu disiplinlerde çalışan bilim insanlarından çalışma ekipleri oluşturup, risk yönetimi ve afet yönetimine ilişkin olarak yararlanabileceğimizi düşünüyorum. Ben endüstri mühendisiyim. Gerek afet öncesi planlama sürecinde gerek afet sonrası planlama ve koordinasyon süreçlerinde, simülas- yon, optimizasyon ve veri analitiği gibi endüstri mühendisliği ve yö- neylem araştırması yaklaşımlarının, pek çok sorunun etkin ve sürdü- rülebilir çözümünde kullanılabileceğini düşünüyorum. Birkaç örnek 192 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER vermek gerekirse afet öncesi planlama sürecinde, yeni yerleşim yerle- rinin seçimi; bu yerleşim yerlerinde havalimanı, hastane, okul, itfaiye gibi kamu binaları için yer seçimlerinin belirlenmesi; akıllı şehirlerin oluşturulması, afet sonrası planlama ve koordinasyon süreçlerinde yine yardımların adil ve etkin dağıtımı, lojistik yönetimi gibi konu- larda buradaki pek çok sorunun etkin, sürdürülebilir çözümlerinin üretilmesinde, burada az önce ifade ettiğim endüstri mühendisliği ve yöneylem araştırması yaklaşımlarından yararlanabileceğini düşünü- yorum. Teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum. 193 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Uğur Çevik Karadeniz Teknik Üniversitesi Teşekkür ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanım. Ben söylenenlerden farklı olarak, bölgedeki köylere dikkat çekmek istiyorum. Çünkü bölgedeki yıkımların akabinde kurulan şehirlerin popülasyonunu seyreltmek için köylere ayrı bir önem verilmesi, köy- deki yapılanmanın şehirden daha hızlı tamamlanması, belki deprem sonrası yapılanmada önem arz edecektir. Ulusal Risk Kalkanı Planı’na gelince, tabii birçok alanda sizin de ifa- de ettiğiniz gibi, sadece deprem değil, kuraklık, çöl, salgın hastalıklar, birçok konuda yapılanma gerekiyor. Bu yapılanmada da ilgili kurum- ların tamamının kendi içinde bir plan oluşturup, çalışmalar yapıp, AFAD gibi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi çatı kuruluşlarla beraber bu planlarını sunması ve saydığınız bütün alan- lardaki risklerin değerlendirilerek çözüm üretilmesi gerekiyor. Örne- ğin göç konusu burada hiç konuşulmadı. Göç konusunda da tabii çok ciddi planların yapılması gerekiyor. Deprem sonrası bölgede demog- rafik yapının değişmesi ile ilgili birçok şey konuşuldu. Oradaki göçün tekrar tersine çevrilmesi sonucunda, dışarıdan bir göç olabileceği ve oradaki demografik yapının değişebileceği de bir risk. Dolayısıyla sadece saydığımız deprem gibi alanlarda değil, sizin de söylediğiniz gibi, göç dâhil bütün alanlarda ilgili kurumların bu planı hazırlaması ve hızlı bir şekilde hayata geçirip, çatı kuruluşlar vasıtasıyla sunması gerekiyor. Ben, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. 194 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Öğr. Üyesi Ruhi Can Alkın Necmettin Erbakan Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Kıymetli Devlet Erkanımız, Hocalarım, Teşekkür ediyorum, bizlere söz verdiğiniz için, bu saate kadar sabırla dinlediğiniz için. Bu dönemki zihnî ve bedeni yorgunluğumuzdan ötürü sürçülisan edersek affolunsun. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyoloji Bölümünde Öğre- tim Üyesi olarak görev yapıyorum. Çok kısa bir şekilde, daha da ha- zırunun vaktini almadan, ben toplumsal güven meselesinden bahse- derek, bu güveni tesis etmek adına, özellikle Ece Hocamın bahsetmiş olduğu risk toplumu, günümüzde yaşamış olduğumuz küresel risk toplumu ve aşınan, değişen toplumsal güven hususunda birkaç öne- ride bulunup sözlerimi tamamlayacağım. Öncelikle güven konusunda alınması gereken birçok tedbir var. Ben kamu bağlamlı, merkezî otorite bağlamlı, birbiriyle bağlantılı tedbir- leri dile getirmek istiyorum. Bunlardan biri, Afet Bakanlığının kurul- masıdır. Mikdat Hocam da, Naci Görür Hoca da Bakanlıktan, bunun işleyişinden kurumsal işleyişinden bahsettiler. Ancak bir işlevsel boyut olarak da bu bakanlık kurulduğu takdirde, toplumun şu şekil- 195 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER de bir tepki vereceğini öngörüyorum ki, bu sosyolojik çalışmalarla, saha çalışmalarıyla desteklenebilir. Evet, bu mesele gerçekten bakan- lık düzeyinde, devlet düzeyinde ciddiye alınıyor. Türk toplumunun devlet erkine, devlet olgusuna yüklemiş olduğu aşkın anlamına, bir- çoğumuz şahidiz. Bu noktada, devletin bu şekilde almış olduğu bir önlemle insanların kendisini biraz daha psikososyal olarak güvende hissettiğini düşünüyorum. Hele hele mevcut durumda böyle bir sefer- berliğe girişmişken, bütünleşik afet yönetimi bağlamında toplumun bütün kurumları burada gördüğümüz hazırundaki bütün uzmanlık alanlarının temsilcileri bu konuda niyetliyken, böyle bir şeyin yapıl- masının faydalı olacağını düşünüyorum. Yine bir sosyolojik bağlama olarak söylemek istiyorum, aile toplumsal kurumunun işlevini burada kullanabiliriz. Günümüzde her bir aile- nin, tabii ilgili ailelerdeki üye sayısı, engellilik ya da diğer dezavantaj- lık durumunu da göz önünde bulundurup bazı aileleri istisna tutarak, her bir ailede başta AFAD ve Kızılay olmak üzere bir afet gönüllüsü- nün zorunlu hâle getirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Zira şu an belki afetin bir balayı dönemindeyiz ya da yavaş yavaş iyileş- me aşamasına geçtiğimiz için o balayı dediğimiz dönem yavaş yavaş bitiyor. Bu noktada da bu heves, toplumumuzun, sivil toplumun, kamunun bu hevesi daha da kırılmadan, gündelik toplumsal hayata geçmeden, bunun avantajından faydalanarak her bir ailede bir afet gönüllüsü olması gerektiğini düşünüyorum. Bu gönüllülere özellikle arama kurtarma eğitimi verildiği takdirde, uygulamanın toplumsal güven açısından iki olumlu tarafının olacağını düşünüyorum. Birinci- si, insanlar göçük altında kalırlarsa bilecekler ki, sokağımda, mahal- lemde insanlar var. İlk ağızdan bana gelip yardımcı olabilecek, gerekli teçhizatla beni oradan çıkarabilecek. İkincisi de her bir hanede afet farkındalığı ve afet gündemi bu surette diri tutulmuş olacak. Böylece yine afet öncesi, afet farkındalığı olan toplum, afetlere dirençli top- lum dediğimiz, bu literatüre yansıyan bu kavramların somutlaştığını görebiliriz. Yine bununla ilgili olarak devlet bütçemizin, merkezi bütçemizin el verdiği ölçüde AFAD personel istihdamının tam da bugünlerde artı- rılması gerektiğini düşünüyorum. Şöyle bir bakalım, eğer büyük bir seferberlik ilan ettiysek, bu cephedeki sıcak bir taarruz olarak bunu görebiliriz. Bu taarruzda daha fazla “piyade olarak”, (Allah razı olsun 196 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER AFAD’ımızdan da diğer kurumlarımızdan da) bu cepheyi destekleyici unsur olarak, hem afet gönüllüsü her bir ailenin hem bakanlık hem de AFAD’ın personel sayısının artırımının kamuoyunda, sosyal med- yada, geleneksel medyada duyurulduğu takdirde, toplumda biraz he- yecan yaratacağını, aynı zamanda güven duygusunu biraz daha tesis edeceğini düşünüyorum. Üst bir kurul olamaz gerçi ama, bir üst aklın bütün bu mevzuat çeliş- kilerini, özellikle iletişimi ve etkileşimi zorlaştıracak mevzuat çelişki- lerini arındırarak, filtre ederek belki de iletişimi ve etkileşim sürecini hızlandıracaktır, diye düşünüyorum. Söz verdiğiniz için ve bizleri buraya davet ettiğiniz için, teşekkürleri- mi ve saygılarımı iletiyorum. Arz ederim. 197 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Bora Hızal Ankara Reklamcılar Derneği Başkanı Sayın Cumhurbaşkanım, Ben bir iletişimci olarak buradayım, ama Cumhurbaşkanlığı tarafın- da özellikle Türkiye Yüzyılı tarafında, Türkiye Yüzyılı Vizyonunda afet yönetimi ve afet yönetimi içerisinde iletişim, kurumsal iletişim, özellikle kamunun kendi içerisindeki iletişimin afet öncesi ve afet sonrasında tanımlanması gerektiğine dair bazı görüşlerimiz var. Şunu gördük ki aslında kimi bakanlıkların sahip olduğu mevzuat, ku- ruluş mevzuatı ile bir başka bakanlığın faaliyet alanı bazen kesişebi- liyor. Dolayısıyla burada dile getirildi ama çok hâkim olmadığım bir konu olmakla birlikte, bir Afet Bakanlığı nezdinde ya da daha üst bir -yani bakanlıktan üst bir kurul olamaz gerçi ama-, üst bir aklın bütün bu mevzuat çelişkilerini, özellikle iletişimi ve etkileşimi zorlaştıracak mevzuat çelişkilerini arındırarak, filtre ederek belki de iletişimi ve et- kileşim sürecini hızlandıracaktır, diye düşünüyorum. Söz verdiğiniz için ve bizleri buraya davet ettiğiniz için, teşekkürleri- mi ve saygılarımı iletiyorum. Arz ederim. 198 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Yaşar Tatar Marmara Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Katılımcılar, Birkaç şapkam var, onlarla, yani Mikdat Hoca’nın da söylediği gibi haddim sınırında konuları vurgulayacağım. Geç olduğu için çok hızlı geçmeye çalışacağım. Türkiye’de fiziksel olarak hazırlığı olan iki grup vardır, sürekli antren- man yapan; bir sporcular, bir de askerler. Benim hızlı bir öneri olarak getireceğim arama kurtarma ve doğa sporları bölümü diye bir bölüm kurulmalı ve bu bölüm spor fakültelerinin içerisinde kurulmalı. Sair zamanlarda su altı kurtarma, ormandan kurtarma, yangın, selden kurtarma gibi işlerde de çalışabilen, aynı zamanda doğa sporları dip- loması olduğu için de bu işi yapabilen yani eğitmenlik yapabilen bir grup yetişmiş olacak. Aynı zamanda bu grup yetişinceye kadar ne yapmalı? Spor fakültesi mezunlarına hemen bu yazdan başlayarak, diploma eki oluşturacak üçer aylık bir eğitim programı oluşturmalıyız. Çünkü bu grup fiziksel olarak sürekli antrenman yapan bir grup ve istihdamları konusunda da belki AFAD, itfaiye, belediyeler öncelik oluşturmalı. Sayın YÖK Başkanımız, eski rektörümüz, Marmara Üniversitesi rektörümüz de buradalar, Marmara Üniversitesi Spor Fakültesi de bu işte öncü olabi- lir, diye düşünüyorum. Çünkü bu sadece bir hobi değil. Arama kurtar- 199 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ma işi herhangi bir zamanda aldığınız bir haftalık kurslarla yapılacak bir iş değil bir meslek artık. Madencilerin başarılı olmasını sağlayan sürekli bunun antrenmanını yapmaları. İkinci esas konum protez meselesi. Çünkü şu anda bir facia yaşadık, ama daha büyük sosyal bir facia yaşamak üzereyiz. Sayın Cumhur- başkanım, 1996 yılında açtığınız Fiziksel Engelliler Vakfının Başkan Vekiliyim aynı zamanda. Vakıf’ta atölye hizmetini de Sayın Cum- hurbaşkanımız açmıştı. Türkiye’de, İstanbul’da bir ihtiyaç olduğunu o zaman söylemişti. 1999 Depremi oldu ve bu depremden sonra bir Avrupa Birliği fonu bularak Marmara Üniversitesi içerisinde böyle bir merkez açtık. 2015 yılına kadar da ayakta tuttuk. 2015 yılında idari sebeplerle kapatıldı. Ama ben o merkezi döner sermaye hizmeti ol- madan, İstanbul depremine hazırlık merkezi olarak ayakta tutmaya çalışıyordum. Şu anda, protez meselesinin devamında yine ihtiyaç ol- duğunu görüyoruz. Suriye Savaşı çıktı. Kendi merkezimiz kapatıldığı için bir sivil toplum örgütüne Suriye’de ve Türkiye’de 5 protez merke- zi kurduk, yönetiyorum aynı zamanda. Üniversitedeki görevlerimin dışında bu işi de yürütüyorum. Suriyeli amputelere ücretsiz protez sağlıyoruz. Bu felaket başımıza gelince ne yapabiliriz diye düşündük. Yönetim kurulları Hatay Rey- hanlı’daki merkezimizi Hatay merkeze Suriye Cerablus’taki merke- zimizi de Kahramanmaraş’a transfer etmek için gerekli kararı aldı. İstanbul’da zaten bir protez merkezi ücretsiz hizmet veriyor. Ulusla- rarası Doktorlar Derneği olarak depremzedelere bu hizmeti ücretsiz sağlamak üzere hareket ediyoruz. Fakat burada benim gördüğüm daha büyük bir sosyal yara geliyor, o da protez bağışı toplayan bir- takım gruplar var. Bu gruplara bakıyorsunuz herhangi bir protez merkezine sahip değiller, protez konusunda yatırım yapabilecek ya- pıda değiller. Ne yapıyorlar? Yurt dışından ya da yurt içinden kaynak transferi, diyor. Peki, bu kaynaklar nasıl kullanılacak? Bunu denetle- mek gerekiyor. Yasakçı ya da denetimci tarafta değilim. Mutlaka adil, kontrol edilebilir bir şekilde bunlar da kullanacaklardır, iyi niyetlidir. Ama yakından takip ediyorum, İzmir’deki bir hastada mesela 200 bin TL bir protez için para istenmiş, o protezin maliyeti 30 bin lira ve hastanedeki doktor arkadaşlar bu parayı ödemişler. Facia. Şimdi işin içerisine SGK girmeli. Yani biz 1999 Depremi’nde protezleri ya- pıyorduk ama aynı protezi başka bir yerden tekrar hasta alıyordu. Bu 200 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yüzden SGK özel kuruluşlarda yapılan protezleri de kayıt altına alma- lı. Kişiye ikincil protez hakkının verilebilmesi ancak mevcut protezin kullanılamaması durumunda olmalı. Aksi takdirde ciddi bir protez çöplüğüne, bu kelime için kusura bakmayın, dönüyoruz ve maalesef her hastanın üçer beşer protezi olmaya başlıyor. Bunu çözmek zorun- dayız, diye düşünüyorum. Biz kendi çapımızda, Suriyeli hastalara bu işi yaparken, Suriyeli di- ğer sivil toplum örgütlerine, “Lütfen şu hasta sizde var mı, protez aldı mı?” diye bilgi isteyerek yapmaya çalışıyorduk, ama olmadı. Dediğim gibi büyük bir facia. 1999 Depremi’nde 592 amputemiz vardı. Burada 1500’ün üzerinde ampute bekliyoruz. Sayın Sağlık Bakanımda sağlıklı bilgiler vardır. Ben tahmini bir şey olarak bunu söylüyorum. Mutlaka bunu çözmemiz gerekiyor ve kamu hastanelerinde protez merkezleri kurulması mecburiyeti var. Kamu bu işe el atmalı. Büyük bir maliyet değil. Bir protez hastasının yıllık gideri, bir diyabet hastasının yıllık giderinden daha düşük ve hayata katılımda bu insanları mağdur ya da bağımlı olmaktan kurtardığımız ya da kurtarabileceğimizi düşü- nüyorum. Çok hızlı, uzatmadan iki şey daha söylemek istiyorum. Birincisi, ya- pılacak binalar, sadece rampa yaparak engelli uyumlu binalar olmaz. Yeni binalarımızı tasarlayacak mimarlarımız ayrıntılı düşünmek zo- rundalar mutlaka bu binalarda işitme engelliler ve görme engelliler için de tasarlanmalı. Çünkü yaşlılar ya da yaşlanan bu nüfusun orada yaşayacağını düşünmemiz lazım. Engelli dostu bina istediğimiz za- man giriş katı veriyorlar. Bu doğru bir yöntem değil. Mutlaka diğer katlarda da erişilebilirliğin sağlanması lazım. Kahramanmaraş Üniversitesi ve Hatay’daki sahada çalışan akade- misyenleri olarak akademik olarak ne yapıyoruz? Ben aynı zamanda Marmara Üniversitesi Sporcu Sağlığı Araştırma Merkezini de yöne- tiyorum. Bu merkezde 1001 Projesi yapmaları ve hazırlanmış 1001 Projelerine dâhil etmek konusunda teşvik ettik. Hemen yeni projeler yazdık, TÜBİTAK da çok hızlı reaksiyon aldı. Bence tebrik edilmesi gereken bir şey. Eğer projelerimiz geçerse 1001 Projeleriyle bu arka- daşları hem depremden uzaklaştırmak hem de akademik çalışmala- rını sürdürmek üzere İstanbul’a, getirmeyi planlıyoruz. Teşekkür ediyorum. 201 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER 202 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Refik Korkusuz Dokuz Eylül Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım, 9 Eylül Üniversitesi, Hukuk Fakültesi. Türkiye, yaklaşık 50 yıllık terörle mücadelesini çok başarılı bir şekil- de verdi ve inşallah vermeye devam ediyor. Ancak bin yıllardır dep- rem mücadelesinde henüz o aşamada değiliz. Bu vesileyle mütevef- falara Allah’tan rahmet niyaz ediyorum, kalanlara da sıhhat, afiyet niyaz ediyorum. Hepimize geçmiş olsun. Bu olayın ben hukuki yönüne bakıyorum. Bu depremde hayatını yi- tirenler için açılacak davaların çoğunun zaman aşımından beraatla düşeceğini düşünüyorum. Aynı şekilde açılacak tazminat davaları da 10 yıllık zaman aşımı geçtiği için düşecek. Dolayısıyla burada yeni bir şeye adım atmamız lazım. Depremi bu 10 yıllık zaman aşımından, tazminat zaman aşımından, sözleşme zaman aşımından çıkarmak gerekiyor. 2006 yılında değiştirilen 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda zaman aşımı süreleri çok kısaydı. Hem cezalar düşüktü hem zaman aşımı süresi kısaydı. Dolayısıyla bunların %98’i, 1999 depreminden önce olduğu için büyük ihtimalle kurtaracaklar, endişesini taşıyo- rum. Bu davaların önemli bir kısmı düşecek, düşebilir. Hukuku biz, bir devlette var olan ve ihlali halinde devletin caydırı- cı bir müeyyide getirmiş olduğu kurallar bütün olarak tanımlıyoruz. Bundan sonra eğer biz mühendislik alanında, tıp alanında ve diğer 203 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER alanlarda, hatta şehircilik alanında, ne kadar adım atarsak atalım, hu- kuk sisteminde gerekli değişikliği yapmadığımız müddetçe, insanlar sisteme karşı bir güvensizlik içerisinde olabilirler. O bakımdan ceza kanunlarında gereken değişikliklerin yapılması lazım, borçlar kanu- nunda tazminatlarla ilgili hükümlerin değişmesi lazım. Aynı şekilde belediye mevzuatının da buna uyarlanması gerekiyor. Her ne kadar yeni Ceza Kanunu’nda, 184. maddede imar kirliliği suçu var ise de 1 yıllık ceza, 2 yıla kadar cezaların otomatikman “hükmen geri bırakıl- ması” olduğu için, kimse bununla ilgili ceza almayacak. Bu depremle ilgili düzenlemeler yapılırken, taksirle adam öldürmeden çıkarılıp, yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Aksi takdirde sisteme karşı, hukuk düzenine karşı insanların var olan endişesi devam edebilir, diye dü- şünüyorum. Bu arada yine sigorta mükellefiyetini getirmek lazım. Çünkü tazmi- nattan bir şey alamayacaklar. On yıldan sonra alamayacakları için, sigorta getirmek lazım. Şimdi DASK var ama DASK çok düşük. Yani DASK’la devlet baş edemez. Ben 300 bin liralık bir yerin DASK’ını sordum. Yıllık 220-230 lira verdi. Bunu devlet ödeyecek. Bu parayla ödenmez, bunlar. Dolayısıyla DASK’ın artması gerekir. Yine mesleki sigortaların da getirilmesi lazım. Bunu yapan mühen- dislerin de mühendislere karşı açılacak davalarda sigorta firmasının tıpkı kasko sigortası gibi de devreye girmesi gerekiyor. Yine başka si- gortalarla da desteklenmesi lazım. Aksi takdirde devletin bir nokta- dan sonra ödeyemeyeceği paralarla karşı karşıya kalması söz konusu olabilir. Bu arada mevcut devam eden davaların akıbeti konusunda da yeni bir bakış açısı olması gerekiyor. Bu anlamda şimdiye kadar emek sarf eden, bu depremde hayatını yitiren, bu depremde insanları kurtar- mak için hayatını seferber eden, çok değerli kuruluşlarımız; AFAD başta olmak üzere İçişleri Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Cumhurbaşkanlığı siste- mimizde çalışan, emek sarf eden herkese teşekkür etmek istiyorum. En iyi günler onlarla birlikte olsun. 204 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Mustafa Kumral İstanbul Teknik Üniversitesi Sayın Cumhurbaşkanım Kıymetli Hazırun, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Mustafa Kumral. Sayın Rektörümüz rahatsızlık geçirdikleri için katılamadılar efendim, hepinize saygılarını selamlarını ilettiler. Şimdi tabii sonuna doğru konuşmak zor. Çünkü burada konuşulan- ların birçoğunun üzerine ne koyacağınızı düşünüyorsunuz. Fakat be- nim bir gözlemim var. Yani herkesin konuşmasının içinde ortak nok- taları olmasına rağmen çok farklı cümleler de çıktı. Bu çok güzel. Yani bu toplantının ne kadar başarılı bir şekilde sürdüğünün göstergesi. Ben de bir yer bilimciyim. Bu arada jeoloji mühendisiyim. Biz bu dep- remi şöyle tanımladık işin gerçeği; bir masanın üzerinde bir cam var. Çekiçle vuruyorsunuz her tarafa kırılıyor. Demek ki öngörülemeyen bir sistem meydana gelmiş burada. Hocalarım da bunda hemfikir ola- caklardır. Çünkü gerçekten çok farklı yerlerde, çok farklı kırıkların ol- duğunu hepimiz gözlemledik. Bu da şunu gösteriyor ki artık fayların veya bu kırıkların nereden geçeceği değil, bunların üzerine nasıl bina yapacağımız konusunda bizim artık bu konuyu ele almamız gerekti- ğini düşünüyorum. 205 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Ben inşaat mühendisi değilim ama inşaat mühendisliğindeki arka- daşlarımızla sürekli istişare halindeyiz. Biz İstanbul Teknik Üniversi- tesi olarak depremin ilk gününden itibaren, bendeniz de dâhil bütün bölgede yaklaşık 100’ün üzerinde akademisyenle veri topladık. Bu ve- riyi de malumunuz bir ön rapor olarak hazırladık. Önümüzdeki hafta da inşallah nihai rapor yeni verilerle beraber çıkacak. Bir mühendislik üniversitesi olmamıza rağmen, içinde sosyolojinin ve psikolojinin de olduğu çok kapsamlı bir rapor ortaya koyduk. Ra- por mevcut durumu, bu duruma nasıl gelindiğini ve bundan sonra ne- ler yapılacağını da içeriyor ve içerecek. Bu bağlamda İTÜ şuna aday: Eğer bize bir merkez olarak, yani bir yer istenmesi gerekirse, İTÜ di- yor ki, biz bu merkezi İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde ku- rabiliriz ve bu merkezde İstanbul’la alakalı veya diğer yerlerle ilgili her türlü altyapıyı sağlayabiliriz. Çünkü İstanbul Teknik Üniversitesi -demin bir hocam söyledi, bu konuda bütün bilimleri içinde barın- dıran üniversite yok ama- şu anda bütün bunları içinde barındırıyor. Sabahleyin inşaat mühendisi arkadaşlarımla bir toplantı gerçekleş- tirdik. Kendilerinin bazı önerileri oldu. Müsaadenizle ben çok kısa bir şekilde vaktinizi almadan, onları sunmak istiyorum: Birincisi sismik riskin belirlenmesi için, incelenecek bina sayısının çok fazla olması nedeniyle TBD’ye 2018/15 tanımlanan mevcut bina deprem performans tespit yönteminin yerine, daha hızlı uygulanacak yöntemlerin piyasalaştırılması. Efendim şimdi olmayacak duaya âmin demek de var işin gerçeğinde. Şöyle baktığımız zaman, İstanbul’da binlerce binadan bahsediyoruz. Bunların hepsinin yenilenmesi çok zor. Bu bağlamda bu binaların ser- tifikalandırılması ve bunların halka güven açısından tek tek gezilerek incelenmesi son derece önem arz ediyor. Binaların şimdi hepsi yıkıla- cak, diye bir kaide de yok zaten. Bazı karekodlarla deprem hakkında bilgi verilebilir. Bunu biz, Eyüp Belediyesi ile pilot olarak uyguladık. Eyüp Belediyesinde bu çalışmayı İslambey’de gerçekleştirdik. Şu anda da yaklaşık 32 bin binada da tekrar yapacağız. Bu şekilde bina- ları sertifikalandırarak acil yıkılması gerekenler, orta durumdakiler ve deprem açısından güvenli olanları tek tek belirlenecek. Bunu çok kısa bir zaman içinde planlıyoruz. Çünkü bununla ilgili bilgisayar alt- yapısını tamamlamış vaziyetteyiz. Her çalışana gruplar halinde tab- letler vereceğiz ve bu tabletlerin içinde binalar tek tek işaretlenerek, 206 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER durumları hakkında bilgi almış olacağız. Buna göre de ikinci eylem planına, hemen ikinci aydan itibaren, bir ay içinde bunu tamamlayıp geçmiş olacağız. Bu şekilde son derece hızlı aksiyon almak niyetin- deyiz. İkincisi, riskli olduğu belirlenen yapı hukuku kanunu altlığını oluştu- rup, demin tabii hukukçu hocalarım da bunları söylediler, Meclis’ten geçmesi. Hâkimin bizzat bu konularda sorumlu olması. Malumunuz, yanlış hatırlamıyorsam Hatay’da böyle bir durum söz konusu oldu ve bir hâkim tutuklandı. Bunu da hepimiz biliyoruz. Çünkü orada yani ölüm meydana geldi ve bunu da öngöremediği için bu şekilde oldu. Başta İstanbul olmak üzere, şehirlerdeki imar planlarının gözden ge- çirilerek daha güvenli binaların yapılması ile ilgili teknik altyapıların hazırlanması, bina yenileme sırasındaki maddi avantaj sağlayacak daha çok bina yenilenmesinin önünün açılması. Burada kastedilen şu: Biliyorsunuz binalar yapılırken bir ruhsat söz konusu. Bu ruhsatı belediyelere verdiğinizde, o müteahhidin önden verdiği bir ruhsat da oluyor. Daha sonra işin içine inşaat mühendisi, zeminciler giriyorlar. Ama o arada siz buraya bina yapacağım ruhsatını almış oluyorsunuz. Denen o ki artık bundan sonra, biz bir projeyi verdiğimiz zaman, için- de bunların hepsi olsun. Yani bina nihai olarak projelendirsin ve bu projelendirmeden sonra ruhsat verilsin, şeklinde bir görüş var. Arz ederim efendim. Teşekkür ediyorum. 207 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Nevzat Sayın Mimar Herkesin bildiği bir sırrı söylemek istiyorum. Eğer kaçak yapıya göz yumulmasaydı ve eğer imar afları olmasaydı, bugün kaybettiğimiz insanların yüzde sekseni yaşıyor olurdu. Oysa merkezî otoritenin birimleri, yerel yönetimlerin birimleri, irili ufaklı müteahhitler, mü- hendisler, mimarlar, yatırımcılar, kullanıcılar, herkesin içinde olduğu büyük bir suç örgütü ile karşı karşıyayız. Ve dolayısıyla bugün olan şey bir kaza değil, faili meçhul olmayan seri bir cinayettir, çok açık. Bütün bu konuşmaların içerisinde hiç değinilmeyen şey bu. Eğer ka- çak yapı meselesinin üzerine gidilmeyecekse, yapılmış olanlar, yapı- lacak olanlar ve yer imar hakları çıkmaya devam edecekse, bence hiç, boşuna konuşuyoruz. 1950’den bugüne kadar 20 kez imar affı çıktı. Üç dört yıllık bir araya denk geliyor. Bu da seçimler dönemine denk geliyor. Bunun neyin hesabı olduğunu çıkarabilirsiniz. Merkezî otorite, yerel yönetimler, meslek odaları, akademya arasın- daki iletişimsizlik gerçekten can yakıcı bir şey. Kimsenin kimseden haberinin olmadığı, parçalanmış, atomize edilmiş bir ülkede yaşıyo- ruz. Onun için nereye baksanız çözümsüz gibi görünüyor. Bunlar çok radikal kararlar ve insafsız cezalar gerektiren şeyler. Ama ne yazık ki Türkiye’de iktidarlar kendi varlıklarını bu tür şeylerin üzerinden sür- dürdükleri için, kim olduklarının önemi olmaksızın, 1950’den bugüne kadar bu hep böyle sürdü. 20 kez imar affı olabilir mi bir ülkede? Ne olur, bir şey yapacaksanız eğer, kaçak yapılar ve imar aflarını alaşağı etmeniz lazım. O zaman evet bütün bunlar inandırıcılık taşıyacaktır. 208 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Dr. Recep Çakır Jeofizik Mühendisi/Sismolog Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Hazırun, Ben burada çok önemli bir açığı kapatacak çözüm önerisiyle geldim. Ben sismolog, yetkin jeolog ve jeofizikçiyim. Fakat bunlarla ilgili ko- nuşmayacağım. Çok önemli gördüğüm bu olayı anlatacağım. Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi, Deprem Araştırma ve Uygu- lama Merkezi Danışma Kurulu Üyesiyim. Sayın Rektörümüz Nükhet Hotar yönetiminde, Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in müdürlüğünde, son üç yıldır çalışmaktayız. Deprem Bilgi Destek Sistemi Merkezi kurumunun koordinasyonu için Sayın AFAD Başkanımız Yunus Sezer ve Genel Müdürümüz Or- han Tatar’ın davetiyle, depremin üçüncü günü Amerika Birleşik Dev- letleri’nden buraya geldim. Bu koordinasyon üzerine çalışmaktayım. Bu 23 gündür şunu da gördüm: AFAD Başkanımız başta olmak üze- re Genel Müdürümüz ilgili bakanlarımız olağanüstü çalışmaktalar. Bunun anlamı şu: Saniyeler ile verilen o kararlar, can kayıplarını ve ekonomik kayıpları azaltacaktır. Zamanla yarışıyoruz. Bu yarış ilk aşamada çok hızlı olmalıdır ki ekonomi ve can kaybı mümkün mer- tebe azaltılabilsin, uzun sürede katlanarak sorunlar yumağı olarak karşımıza çıkmasın. 209 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Deprem çok büyük. Alacağımız dersler var ve bu dersler de bir son- raki depreme hazırlığımız olacaktır. Bunun için deprem sonrasında kritik verilerin toplanması gerekmektedir. Özellikle yapılaşmaya hız- lı geçilmesinin söz konusu olduğu bu durumda, zemin ve yapıların, yapılarla ilgili uzman gözlemlerinin ilgili kurumlara derhal iletilmesi gerekmektedir. Günümüz dijital teknolojilerini kullanarak bunu yapmak mümkün- dür. Bu verilerin yapılaşmaya geçilmeden önce karar merciine sunul- ması için, deprem bilgi destek sistemi merkezimizi AFAD bünyesinde kurmuş bulunmaktayız. Buna da kısaca DEBİDES adını verdik. Bu acil yardım ve hayata dönüşte çok büyük bir desteği olacak bir sis- temdir. Bunun AFAD Başkanımız Sezer ve Genel Müdürümüz Tatar tarafından koordineli olarak arka planda çalışmasını sağlamaktayız. Kurumlar arası iletişimi de kolaylaştıracak deprem bilgi destek sis- temini kullanarak TÜBİTAK ve AFAD koordinasyonunda bu işlem yürümektedir. Dolayısıyla DEBİDES daha sonra risk azaltma çalış- maları aşamasında her türlü eksikliklerimizi tamamlayacak çalışma- ların yapılmasına taban veri sağlayacaktır. Bu tür teknik çalışmaların koordineli yapılmasında, paydaşların bir araya getirilmesinde çok katkı sağlayacaktır. Bir önceki depremin verileri ışığında paydaşlara ortam ve veri sağlayarak yapılması gerekenleri, çözümleri, önerileri bir an önce ortaya koymaya çalışacaktır. Böyle bir ortamın sürekliliği ve yaklaşık belki 4 bölgede kurularak yerel çözümlere de gidilebile- cektir. Dolayısıyla bu tür bir sistemin hemen deprem sonrasında kurulması iki aşamadadır, fiziksel olarak kurulmaktadır ve internet yoluyla ya da sanal ortamda da bilgi sağlaması mümkündür. Tüm uzmanların arazide çalışmalarında koordinasyon amaçlı ve arazideki gözlemlerin hızlı ve hatta anlık karar merciine aktarılmasını sağlamak amaçlıdır. İlk kez AFAD bünyesinde depremin ikinci günü faaliyete geçirilmiş- tir. Bir sonraki depreme kadar Maraş depremlerinden ne gibi dersler çıkaracağımızı ve bu konuda yardımcı olacak bir ortam, ortaya çıkan problemlerin çözümünde paydaşları bir araya getirip çalışmalarını sağlayacak sürekli görevleri de olacaktır. Böyle bir ortamın yönetimi için çok acil, afet yönetiminin tüm aşa- malarını özümsemiş iletişim uzmanlarına ihtiyacımız vardır. Halka 210 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER kurulacak iletişimle, afet uzmanlarının açıklamalarıyla bilgi vermek, bazı yanlış anlamaları ve kaotik karmaşaları önlemek ihtimali de bulunmaktadır. Dolayısıyla her kurum derhal buradan destek sis- teminin arkasında, belki de her kurumun derhal acil eylem planını oluşturup böyle bir destek sistemi ile koordineli olarak devletimizin en yüksek makamına kadar ulaşabilecek verileri, hızlı ve koordineli olarak iletmesi mümkündür. Sonuç olarak AFAD altında DEBİDES’in genişletilerek bir birim oluş- turulması ve kurumsal görevlerine hemen devam etmesini talep edi- yorum. Saygılarımla. 211 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Prof. Dr. Oğuz Cem Çelik İstanbul Teknik Üniversitesi Davet için teşekkür ederim Sayın Cumhurbaşkanım. Ben de tekrara girmeden ve geç olduğu için çok hızlıca toparlamak istiyorum. Ben 13 Mart 1992 Erzincan Depremi ile deprem çalışma- larına başladım. Benim doğup büyüdüğüm yer. Dolayısıyla ondan sonra meydana gelen tüm depremlerde yapısal hasarlar bakımından aslında çok da değişen bir şey olmadığını gördük. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Yapı ve Deprem Mü- hendisliği Birimini temsilen buradayım ve güvenli yapı tasarımı ko- nularında çalışıyorum. Yani depreme dayanıklı yapı tasarımı ile ilgili çalışıyorum. Uzak Doğu’da, özellikle Japonya Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yürüttüğüm projeler var. Özetle şunu söylemek iste- rim: Aslında bizim mevcut konut stoku çok yaşlandı. Yeni yapılan- ların dışında, özellikle 2000 öncesi konutlarda ciddi problemler var ve bu da devam ediyor. Kamu, elindeki güçle elbette kendi binalarını iyileştirdi. Ancak çok sorunlu bir yapı stokumuz var, konutların bir sonraki depremde hasar görmemesi için ya da göçmemesi için bunla- rın bir an önce iyileştirilmesi lazım. Yenilenecek olanların elbette ye- nilenmesi lazım. Ama bu kentsel dönüşüm başlığı altında olabilecek olanları yapmakla birlikte, buna ek olarak belki kentsel dönüşüm ve güçlendirme olarak bunu genişletip bir an önce de güçlendirmeyi çok hızlı bir şekilde yapmanın bir sonraki can kayıplarını hafifleteceğini, en azından aza indireceğini düşünüyorum. 212 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Ayrıca betonu elbette yıllardır kullanıyoruz. Bunda sorun yaşadığımız yerler var. Yine kullanmaya devam edelim, iyi kullanmak koşuluyla. Ancak bunun yanında hafif konstrüksiyonlara mutlaka ihtiyacımız var. Endüstrileşmiş yapım sistemlerine de artık bir yer vermemiz ge- rekiyor, olduğu yerler var. En büyük sorunlardan biri de özellikle güç- lendirme aşamalarında, binaların projelerine ulaşmak çok zor oluyor. Özellikle, Çevre Şehircilik Bakanımız da burada, bunları, e-devlet çok iyi çalışıyor, hepimiz kullanıyoruz, memnun kalıyoruz. Binaların projelerini buna benzer bir sisteme mutlaka kaydetmemiz lazım. Bu arama kurtarma çalışmalarında da epeyce yardımcı olacaktır, diye düşünüyorum. Bunun dışında, devlet, hastanelerini elbette en iyi tekniklerle donattı ama özel hastanelerin maalesef, önemli bir kısmının göçtüğünü gö- rüyoruz. Ben Kahramanmaraş’tan dün gece geldim. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin görevlendirmesi ile gidip incelemelerimizi yaptık ve döndük. Bunların da özellikle devlet hastanelerinde olduğu gibi belki daha ileri tekniklerle tasarlanması ya da güçlendirilmesi uygun ola- bilir. Elbette okullar, hastanelere ilave edilerek hasar görme biçimleri oldukça aza indirilebilir. Bir de benim en çok korktuğum şeylerden biri, güçlendirme çalışmalarında yanlış uygulamalar olursa bir sonra- ki depremde daha da sorunlar yaşayabiliriz, diye düşünüyorum. Vakit ayırdığınız için, çok teşekkür ediyorum. 213 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Süleyman Soylu İçişleri Bakanı Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, Meclis Başkanım, Çok Kıymetli Katılımcılar, Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler, Kıymetli Hazırun, Öncelikle cümlelerime şöyle başlamak isterim. Büyük acılar ve büyük zaferler milleti bir arada tutan unsurlardır. Biz büyük bir acı yaşadık. Yaklaşık 2020’nin ocak ayından itibaren pandemi dâhil, birçok afetle karşı karşıyayız. Bu afetlerin birçoğunun altından yine milletle birlik- te çıkabildik. Elazığ’dan Malatya’ya, Van Başkale’den Giresun Dere- li’ye, Güneysu’dan Arhavi’ye, Marmaris ve Manavgat yangınlarından İzmir depremine kadar birçok afetle karşılaştık. Ülke olarak kapasitemiz bunları çok çabuk bir zamanda onarmaya ve tamir etmeye yetti. Biraz önce hocalarımız da ifade ettiler. Esas itibarıyla orada sadece binaları onarmadık. Bu afetlerin her birine gittiğimizde ümitsiz insanlar vardı. Biraz önce söylendiği gibi orada tarihin mirasları vardı. Orada yaşayan insanların birikmişleri, ekono- mik birikimleri vardı ve hemen hemen hepsi, büyük bir ümitsizlikle yüzümüze bakıyorlardı. Türkiye bundan önce Van depremini yaşadı, 1999 depremini yaşa- dı. Daha önce burada bahsedilen diğer depremleri yaşadı. Sonunda söyleyeceğimi, ilk başta ifade etmeye çalışayım. 1999 Depremi’nde 214 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Türkiye’nin kişi başına gelir seviyesi 2.000-2.500 dolardı. 1999 Dep- remi’nden çok daha büyük bir depremle karşı karşıya kaldık. Bugün Türkiye’nin kişi başına gelir seviyesi 10 bin dolar. Bu masa bugün, birçok doğru bilgiyi, doğru veriyi ortaya koydu. Tür- kiye’nin 1999 Depremi’nde karşı karşıya kalmış olduğu süreci ve yö- nettiği tabloyu, aldığı kararları bugün çok daha üstünde bir birikimle, bir karar mekanizması ile yerine getirebilmek kabiliyeti söz konusu- dur. Yani Türkiye’nin 1999’da aldığımızın birkaç katı daha fazla hem karar alma kabiliyeti var hem de yolunu ve haritasını çizme kabiliyeti söz konusudur. Bu esnada Türkiye 1999’dan itibaren birçok adım attı. Yani en son 2019’daki yönetmelik de dâhil olmak üzere, özellikle farkındalık oluş- turmak için yapılan afet tatbikatları dâhil olmak üzere, 2022’de bir- çok alanda 97 bin afet tatbikatı yapıldı. Türkiye, 2021’i Afet Eğitim Yılı yaptı. İlkokul çocuklarından üniversite öğrencilerine kadar geniş bir yelpazede gerçekleşti. Afetle ilgili karşı karşıya kaldığımız süreçleri öncelikle afet öncesi, Afet anı ve afet sonrası değerlendirebilmek için Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonundan işçi sendikalarına kadar birçok kurum çalışmalar yaptı. Yani aslında karşı karşıya kaldı- ğımız her afetten bir ders çıkararak bir adım attık. Burada bakan ar- kadaşlarımız var. Bahsettiğim biraz önceki afetlerle karşı karşıya kal- dığımız her süreçten sonra, şuradaki saatlerden çok daha fazla saat bir araya geldik ve DSİ’den Karayolları’na kadar, Çevre Şehircilik’ten TOKİ’ye kadar, Aile ve Sosyal Hizmetler’den AFAD’a kadar bütün sü- reçleri tek tek değerlendirdik. Çünkü Türkiye’nin bir afet bölgesi olduğunu biliyorduk ve bir nesil olarak Türkiye’ye yapabileceğimiz bütün katkıları ortaya koymaya çalışıyorduk. Ama biraz önce burada da söylendi. 6 fay kırığı olan ve bunu deprem olarak tanımlamak ne kadar doğru bilmiyorum, depre- min bütün bölgesini arkadaşlarımızla beraber gezdik. Depremin ilk 8 günü bizatihi Kahramanmaraş merkezde, Pazarcık’ta, Elbistan’da ve diğer ilçelerde, ardından da yine Sayın Millî Savunma Bakanımızla ve Sağlık Bakanımızla birlikte Hatay’da, Antakya’da, diğer ilçelerde ve Malatya dâhil her yerde çalıştık. Bazen helikopterle giderken bile bir buçuk saat süren yolculuklar gerçekleştirdik. Yani bu süre depremin alanın ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Bazen bir saat, bir saat 10 dakikalık uçak yolculukları yaparak, gecenin bir saatinden sa- bahın bir saatine kadar, her tarafa ulaşmaya çalıştık. 215 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Yine son söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim. Dünyanın hiçbir ülkesi, 25’inci, 26’ıncı gününde, bu kadar büyük bir depremi veya büyük bir afeti, akut dönemini, ilk bir iki gününü bu kadar başarılı yönetemez. Tabloyu şöyle anlatayım: Ben Kahramanmaraş’taydım. Nurdağı yolu kapalıydı, daha doğrusu ortadan kırıktı. Kahramanmaraş Havalima- nı kapalıydı. Kayseri Kahramanmaraş yolu da bir vesileyle buzluydu ve Kahramanmaraş’a ulaşabilmek mümkün değildi. Doğalgaz yoktu, elektrik yoktu, su yoktu ve iletişim yoktu. Biz bunların hepsini bek- liyorduk. O gün itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Cumhurbaşkanı Yardımcımız, AFAD Koordinasyon merkezinde idi. Şunu da ifade edeyim, 04:17’de deprem oldu. 04:20 veya 04:21 Sayın Cumhurbaşkanımızı aradım. Biz ilk önce Osmaniye, Kahramanma- raş veya Gaziantep civarlarında olabileceğini değerlendirdik. Çözüm geldi ve Pazarcık Depremi olduğu bilgisi ulaştı. Tekrar Sayın Cumhurbaşkanımızı bir iki dakika sonra arayıp bilgi- lendirdik ve bütün arkadaşlarımızla, Başkan Yardımcımız, tüm ba- kanlarımızla birlikte AFAD merkezine hep beraber ulaştık. Depremin büyüklüğü ve çerçevesi içerisinde yine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde, Fuat Bey orada kaldı ve bizlerin her biri de başka illeri alarak ilk müdahalelerin doğru zamanında ve yerinde ya- pılmasını sağladı. Daha önce yapmış olduğumuz planlamalar, tekrar söylüyorum, Türkiye Afet Müdahale Planı, işlenen ve sürekli güncel- lenen bir plandı. Türkiye Afet Riskini Azaltma Planı’nın, normalde 2025’te bitmesi lazımdı. Burada birçok hocamızla çalıştık. Türkiye Afet Risk Azaltma Planı konusunda da ilk önce başladığımız il Kah- ramanmaraş’tı. Kahramanmaraş’ta ODTÜ’lü hocalarla başlamıştık. Türkiye’de bunu hemen bitirmemiz lazım dedik. Çünkü bütün ille- rin kendine ait böyle bir yol haritası ve risk azaltma haritası olma- sı lazım, dedik. 2022’nin Ocak ayı itibarıyla da Türkiye İl Afet Risk Azaltma Planı tamamlandı. Ama bu biten bir plan değildir. Bu canlı bir plandır, sürekli devam etmesi gereken bir plandır. Bununla beraber burada hocalarımız bahsettiler, biz geçen yıl AFAD’a 1.100 kişi aldık. Bunun 800’ünü, ilgili afet bölümlerinden mezun olan kişilerden aldık. Yani ofislerde çalışanlar hariç. 112 Acil’e geçen yıl 1.500 kişi aldık. Bunun 1.200-1.250’sini sadece acil bölümlerinden mezun olan çocuklardan, gençlerden aldık. Orhan Hoca burada; gelsin diye biz Orhan Hoca’nın yaklaşık üç yıldır peşin- deyiz. O zaman Deprem Risk Azaltma Genel Müdürlüğü veya ilgili 216 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER daire başkanlığıydı. Allah kendisinden de razı olsun. Eşi ağır hasta olmasına rağmen, ondan izin alarak, bu bir devlet görevi ve kamu gö- revi, bu göreve geldi. Yani devlet burada. Hem afet öncesi hem afet anı hem de afet sonrası elinden gelen bütün her şeyi ortaya koyarak hep birlikte çalıştık. Bütün bu süreçlerin içerisinde eksiklik olur mu, elbette ki olabilir. Çünkü bu depremi tekrar tarif edeyim. Bunu deprem olarak tanımla- mak, belki eksik tanımlama anlamına gelir. Bu büyük bir afettir. Yani süreçte gördüğümüz tüm yönleriyle büyük bir afettir. Ama Türki- ye’nin bunu toparlayabilme kabiliyeti ve kapasitesi vardır. Bu masa ve bu masanın arkasındaki süreçler bir seferberlik oluşturduğu andan itibaren biz bunu toparlayabilme kabiliyetine sahibiz. Her depremin, her afetin kendine ait şöyle bir süreci de vardır; bir yenilenme imkânı ve fırsatı ortaya koyar. Bu yenilenme imkânı ve fırsatıyla Türkiye, tam da bu kişi başına gelir seviyesinde, yani 10 bin dolarlık kişi başına ge- lir seviyesinde, geleceği çok daha iyi planlayarak yapacaktır. Herkese ihtiyacın olduğu bir dönemdir. Hiç kimsenin masasını veya sandal- yesini bir tarafa çekebileceği ve izleyebileceği bir dönem değildir. Bu bizim gelecek neslimize ve bu ülkeye karşı belki de en büyük sorum- luluklarımızdan biridir. Tarihî eserlerimizi yitirdik. Şehirlerimiz, acaba demografi değişecek mi, diye endişe içerisinde. Geleceğimize böyle bir mirası hep beraber bırakmamalıyız. Çalışmalıyız, mücadele etmeliyiz ve bu masanın etrafındaki ve arkasındaki bütün birikimi Türkiye’nin geleceğine de yansıtmalıyız. Onun için bu 25-26 gün Türkiye kendi gücünü göster- di. Uluslararası alandan elde edebileceği bütün kabiliyetleri ve biri- kimleri, aynı zamanda destekleri aldı ve bundan erinmedi. Saat beş buçukta uluslararası yardıma çıktık. Yani çıkalım mı, çıkmayalım mı, diye bir değerlendirme içerisinde olmadık. Uluslararası yardımın en kısa zamanda Türkiye’ye gelmesini bir vesileyle sağlayabildik ve bunu da gerçekleştirebildik. Yine şunu söyleyeyim. Arama kurtarma süreci de dâhil olmak üzere, son dönemlerde bu konuya da çok asıldık. Bu konuda da çok çalış- tık. Türkiye’de Jandarma Arama Kurtarma diye bir şey yoktu. Ama profesyonel bir Jandarma Arama Kurtarma oluştu. Türkiye’de Polis Arama Kurtarma Timi yoktu. Polis Arama Kurtarma Timleri oldu. Binlerce arama kurtarmacı yetiştirdik. Onlarca sivil toplum kuruluşu- 217 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER nu akredite ettik. Sadece arama kurtarmada değil, aynı zamanda bes- lenmede, aynı zamanda da depo yönetimi dâhil olmak üzere birçok çalışmayı Türkiye, 1999’daki süreçte, Van depremindeki tecrübesiyle, Simav depremindeki tecrübesiyle bugüne kadar getirdi. Bunlar olmasaydı ne olurdu? Nasıl bir süreçle karşı karşıya kalırdık? Şunu altını çizerek ifade etmek istiyorum. Tabii depremin hepimiz üzerinde bir hüznü var. Ama aynı zamanda bir sorumluluğu da var ve oradaki yaşayan insanların, o şehirlere tekrar dönüp, tekrar haya- ta canlı bir şekilde devam etmelerine yönelik bir sorumluluğumuz da var. Yıkılan tarihî eserlerimiz, yıkılan sanayi sitelerimiz, hayatını kaybeden insanlarımız, hatıralarımız, her birini tekrar canlandırmak durumundayız. Bu müktesebat bizim ülkemizde, bizim milletimizde ve bizim devletimizde var. İnanıyorum ki, son cümleler olarak, 1999’da Türkiye yolculuk yap- tı ve bir noktaya kadar getirdi. Bugün yeni bir seferberlikle Türkiye bambaşka bir yolculuğu, gelecek nesillere daha dirençli şehirler, afete karşı dirençli toplum oluşturabilecek bir anlayışı hep birlikte sergile- yecektir. Burada hepimizin sadece bize anlatılan değil, aslında tarihe düşülen bir not ve geleceğe bırakılan bir öğreti olarak söylenen sözlerin her biri sadece bizim hafızamızda değil, bu kurumsal hafızada da kala- caktır. Buna olan inancım da tamdır. Birbirimize itimat edelim, birbi- rimize güvenelim ve elbirliği ile bu işin içerisinden milletimize güçlü bir gelecek, gelecek nesillerimize güçlü bir gelecek oluşturabilme im- kânına hep birlikte sahip olalım. Bu toplantı bile, bu fikirler bile bizatihi bugüne kadar yaşananların ve bugünden sonra yaşanacakların aslında bir güzergâhını ortaya koy- muştur. Cenab-ı Allah yardımcımız olsun hem milletimizin yardım- cısı olsun, hem de yapacağımız işleri, zorları kolaylaştırsın. Ben bu vesileyle tekrar böyle bir organizasyon için, katılanlar için, fi- kir serdedenler için, düşüncelerini ifade edenler için, minnet ve şük- ranlarımı ifade ediyorum. Arz ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanım. 218 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Murat Kurum Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Cumhurbaşkanım, Hepsi Birbirinden Kıymetli Değerli Bilim İnsanlarımız, Hocalarımız, Ülkemizin yaşamış olduğu Kahramanmaraş merkezli deprem ve olası afetlere ilişkin Ulusal Risk Kalkanı Projesi çerçevesinde Sayın Cum- hurbaşkanımızın davetine icabet ettiniz ve burada yaklaşık 7 saattir görüşlerinizi, fikirlerinizi, önerilerinizi paylaştınız. İnşallah tüm hocalarımızın, buradaki bütün bilim insanlarımızın gö- rüşleri, fikirleri, önerileri doğrultusunda da ilgili tüm bakan arkadaş- larımızla, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmalarımızı, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlı bir şekilde yapma gayreti, azmi içindeyiz. Şehirlerimizi dirençli hâle getirene kadar, afette ilk andan itibaren nasıl çalıştıysak, afet bölgelerinde daha önce nasıl verdiğimiz sözleri tuttuysak, yine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aynı anlayışla çalışmalarımızı yapacağımızı ifade ediyor, bir kez daha aziz milletimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaşadığımız iki depremi, ardından yaşadığımız artçı depremlerle bir- likte Sayın Cumhurbaşkanımız AFAD Başkanlığımızdaki koordinas- yonla, ilgili bakan arkadaşlarımızla birlikte süreci anbean sahadan takip ettiler. 219 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Tabii Sayın Bakanımız az önce ifade ettiler. İlk andan itibaren devle- timiz bütün imkânlarıyla 11 ilimizde 26 bin enkazda, 26 bin binada arama kurtarma çalışmalarında bulunmuştur. Bu çerçevede 35 bin 250 arama kurtarma personeli AFAD’ımızın koordinasyonunda tüm illerimizde eş zamanlı, her saat, her dakika üstüne koya koya artıra- rak gitti. Arkadaşlarımız uyumadan, yemeden, içmeden vatandaşımı- zın yaralarını sarmak için mücadele verdi ve bu çerçevede valilerimiz, kaymakamlarımız, ilgili bakan arkadaşlarımız ve tüm ekiplerimizle birlikte 271 bin personelimiz sahadaydı. Bugüne kadar 624.000 va- tandaşımız tahliye edildi ve 18.000 iş makinesi de şu an fiilen alanda hizmet vermektedir. Arama kurtarma çalışmaları yürütülürken, bir taraftan da vatan- daşlarımızın geçici barınma ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla, yine AFAD’la birlikte tüm illerde kurmuş olduğumuz koordinasyon merkezleri ile birlikte bugüne kadar 360 bin çadır kurulmuş ve bu ça- dırlarda 1.440.000 vatandaşımızın barınması sağlanmıştır. Yine aynı anlayışla konteyner kentlerimizi kuruyoruz. AFAD’ımız, TOKİ’miz, Emlak Konut’umuz ve belediyeler ile buradaki bağışlarımızla sivil toplum örgütlerimizle birlikte gerek prefabrik, gerek çelik, gerek kon- teyner, gerek yığma malzemelerden Hatay’ımızda, Malatya’mızda, Kahramanmaraş’ımızda, Gaziantep’imizde kısaca tüm illerimizde, konteyner kentlerinin kurulumunu başlattık. Ne kadar ihtiyaç varsa koordinasyon içerisinde süreçlerimizi yürütüyoruz. Burada da vatan- daşımızı bir an önce daha güvenli alanlara çekebilmek amacıyla yapı- larımızın inşasını hızlı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Burada hocalarımızı dinledik, kıymetli görüşlerini aldık. Aslında bu harita (sunum yaparken ekrana yansıttığı harita) yıkımın fay hattı üzerindeki yoğunlaşmasını net bir şekilde gösteriyor. Burada mor ile işaretlediğimiz yerler, yoğun olarak yıkımın yaşandığı bölgeleri gös- teriyor. Hatay Antakya ile başlayıp buradan Kırıkhan, Hassa, İslâhiye, Nur- dağı, Türkoğlu, Dulkadiroğlu, Pazarcık Merkez, Gölbaşı, Adıyaman Merkez, Doğanşehir ve Battalgazi’deki yıkımın yoğunluğunu bu tablo net bir şekilde gösteriyor. Tabii burada hasar tespitlerini yaparken, bu hasar tespitleriyle birlikte yine bakın yıkımların yoğun yaşandı- ğı yerlerdeki fay hatlarını, fay hatlarına olan mesafeyi, buradaki ze- minin kalitesini tek tek inceliyoruz. Bu verileri kaydetmek suretiyle 220 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yeni yerleşim alanlarında yapacaklarımızı, işte bu mavi ile gösterdiği- miz sıvılaşma haritası, burasını yine MTA ile birlikte, Bakanlığımızla birlikte çalıştığımız buradaki fay hatlarının yerinde bire bir tespitini, dijitalleşmesini yine Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğümüz ve Enerji Bakanlığımız ile birlikte yürüttüğümüz şekliyle sahaya iş- liyoruz. Burada bir bir binaların yıkım nedenlerini de tespit ederek haritalara işliyoruz. Bu örnekte de görüleceği üzere, binaların yoğun olarak yıkıldığı yerlerin daha çok eski yerleşim alanlarının olduğunu da tespit ettik. Bugüne kadar 7 bini aşkın personelimizle birlikte 1 milyon 582 bin binada tespit yapıldı ve bu çerçevede 4 milyon 859 bin bağımsız bö- lüm incelendi. Bu bağımsız bölümlerden 214 bin 577 tanesinin acil yıkılacak, ağır hasarlı veya yıkık olduğunun tespitini yaptık ki, bu da 608 bin bağımsız bölüme tekabül ediyor. Bu bağımsız bölümlerin 481 binini de konut içerikli binalarımızı oluşturuyor. Yine baktığımızda tescilli yapılarımızın, tarihimizin de bu manada zarar gördüğünü, bazı tarihî eserlerimizin yıkıldığını görüyoruz ve bu çerçevede Hatay’daki Ulu Camimiz, Adıyaman’daki Ulu Camimiz, Aziz Nikola Rum Ortodoks Kilisesi, Darb-ı Sak Kalesi, Gaziantep Ka- lesi gibi birçok tarihî eserimizin de yıkıldığını görüyoruz. Bu tarihî eserlerle ilgili de Kültür Bakanlığımız sahada bilfiil çalışmalarını ya- pıyorlar ve ilgili tarihî eserlerimize ilişkin de restorasyon çalışmaları- nı zatıalinizin talimatları çerçevesinde yürütüyorlar. Yine buradaki yıkıma baktığımızda, hocalarımız da bu tabloyu önem- seyecektir, diye düşünüyorum. Yıkılan binaların %96,69’unun 1999 öncesi yapılan yapılar olduğunu görüyoruz. Yeni yönetmeliğe göre, yani 2002’de yapılan düzenlemeler, yapı denetim sistemindeki dü- zenlemeler, yeni deprem yönetmeliği ile birlikte yapmış olduğumuz düzenlemeler çerçevesinde, yıkılan binaların sadece %3,3’ünün 1999 sonrası yapılanlar olduğunu görüyoruz ki, yine bu binalarda 145 bin vatandaşımızın yaşadığını da tespit ettik. Tabii yine burada aslında ve 1998 öncesi yapılarla sonrası yapıların yıkım karşılaştırmasını görebiliyoruz. Kahramanmaraş merkeze bak- tığımızda aslında burada 2004’teki yerleşimle 2022’deki yerleşimde- ki uydu haritalarını kıyas ettiğimizde, 1999 öncesi yapıların yoğun bir şekilde yıkıldığını görüyoruz. 221 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Yine aynı durumu Hatay için inceleyecek olursak, 2006’daki Hatay’ı- mızın yerleşimine baktığımızda, 2023’teki yerleşimdeki yoğun yıkı- mın, yine eski yapıların olduğu alanda, sıvılaşmanın ve zemin kalite- sinin düşük olduğu alanda olduğunun tespitini yapmış olduk. Bir hocamız dedi ki, tedaviyi yapabilmeniz için, bir kere teşhis etme- niz gerekiyor. Bu teşhis için de arkadaşlarımız fiilen sahada çalışıyor- lar ve yeni yerleşim alanlarını tespit ediyorlar. Nasıl ki, zatıalinizin talimatları çerçevesinde 1.180.000 konutumuzu yaptık ve dimdik ayakta durduysa, aynı anlayışta yapmaya çalışıyoruz. Burada fay hat- tına olan mesafesinin, zemindeki sıvılaşmanın, sıvılaşma kaynaklı yıkımın olup olmadığının tespitlerini yapıyoruz. Bu çerçevede binala- rın en doğru yere yerleştirilmesiyle ilgili hocalarımızla, bilim insanla- rımızla beraber bu çalışmaları yürütüyoruz. Tasarımdaki ve işçilikteki hataların da yıkıma sebebiyet verdiğini sahadaki tespitlerde görüyoruz. Yeni deprem yönetmelikleri ile bir- likte yapılamaz ama öncesindeki kolon kiriş birleşimlerindeki sık- laştırmaların olmadığı, nervürlü demirlerin kullanılmadığı alanlarda yoğun yıkımın yaşandığının da tespitini yaptık. Bodrum katlardaki pencere açılması gibi yanlış kullanımların da yıkıma sebebiyet verdi- ğini görüyoruz. AFAD koordinasyonumuzda tüm illerimizde aynı anda enkaz kaldır- ma çalışmaları yürütülmektedir. İllerimizdeki koordinasyon grup- larımızla birlikte tüm çevresel tedbirler de alınmak suretiyle ve bu- radan çıkan malzemelerin de tamamı geri dönüşüme tabi tutulmak üzere tedbirler alıyoruz. Bu malzemeleri de geri dönüştürüp hem eko- nomimize katkı sağlayacak hem de buradaki çevresel kirliliğe sebebi- yet vermeyecek anlayışta yapıyoruz. Bu yıkım da aslında depremden öncesi ve sonrasındaki Nurdağı’n- daki, illerimizdeki yıkımı net bir şekilde görüyoruz. Gerçekten bu manada o fay hattı üzerindeki yerleşim yerlerini ciddi manada etki- ledi. Burada 2015 ve 2023 arasında, depremden sonraki yıkım uydu- larını kıyasladığımızda Hatay’ın bilhassa Antakya’da, Kırıkhan’da ne kadar yoğun bir yıkımın yaşadığını da bu tablo bize net bir şekilde göstermektedir. Burada neredeyse bu alanın tamamının yıkıldığının tespitini de görmüş oluyoruz. Aynısı Kahramanmaraş için de çalı- şıldı. Burada da 2014 ve 2023 yılları arasındaki uydu görüntülerini 222 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER kıyasladığımız zaman şehrin merkezinde eski yapılarımızın yoğun olarak olduğu yerlerde yoğun bir yıkımın yaşandığını da net bir şe- kilde görüyoruz. Tabii bundan sonraki çalışmalarımızı da bilimin ışığında, kültürün ışığında buradaki tarihî eserlerimizi merkeze alacak, bu tarihî eser- leri gün yüzüne çıkaracak, yeniden restorasyonunu yapacak ve bu merkezlerde en doğru yerde en doğru yerleşimi yapacak şekilde bilim insanlarımızla birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz. Yeni yapılacak yerlerdeki afet riskini gerek heyelan gerek sıvılaşma gerek faya olan mesafe bakımından tespit ediyoruz. Yıkılan alanların morfolojik, jeo- lojik, jeofizik mühendislerimizce, bilim insanlarımızla her türlü etü- dünü yapıyor ve burada arazi kullanımı noktasında mikro bölgeleme etüt çalışmalarımızı da yapıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte en doğru zemini bir kere tespit ediyoruz. Buradaki, Adıyaman’daki mikro böl- geleme çalışmamız. Yine Kahramanmaraş’ta, bütün deprem bölgele- rinde yaptığımız etüt çalışmalarımızın örnekleri. Tabii planlama ve tasarımı yaparken de vatandaşımızı bir an önce evlerine, sağlam, güvenli yuvalarına kavuşturma amacıyla heyecanla çalışıyoruz. Bu amaçla rezerv alandan konut yapım süreçlerini baş- lattık. Tabii ki rezerv alanları yaptıktan sonra da şehrin içinde şehrin dokusunu, kültürünü demografik yapısını, buradaki sosyal yapıyı ve ihtiyaçları içerecek tasarımlar yapıyoruz. Bu çerçevede çalışmaları- mızı, şehrin yerleşime uygun olan alanlarında yerleşim yapmak su- retiyle yürütüyoruz. Radye temel üzerine tünel kalıp veya perdeleme sisteminin yoğun bir şekilde statik hesaplarda dikkate alındığı şekli ile çalışmalarımızı yürüteceğiz. Buradaki insanlarımızın en iyi şartlarda yaşayabilmesi amacıyla tasarım yapıyoruz, yeşil alanlarıyla, okullarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle bu tasarımları yapıyor ve bu tasarımlar çerçevesinde de yerleşim alanlarını oluşturuyoruz. Yine fay hatlarına uzaklığı hem yatayda hem düşeyde deformasyon haritalarını çıkardık ve bu haritalar çerçevesinde de yerleşimleri be- lirliyoruz. Zatıalinizin açıkladığı ve milletimize müjdelediği çerçeve- de 405 bin afet konutunu, Cumhuriyet tarihinin en büyük afet konut yapım seferberliği kapsamında, talimatlarınız çerçevesinde baş- lattık. Bu kapsamda yine 83 bin köy evi için de illerimizde tespitler 223 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER çerçevesinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışmaları büyük bir hassasiyetle, sahadaki zemin etüt ekiplerimizce, hocalarımızla eş- güdüm içerisinde, onların görüşleri ile birlikte yapıyoruz. 21 Şubat’ta başladığımız sürecimize bugüne kadar 16 bin, ki bugünkü tarihle bir- likte bildiğim kadarıyla 21 bine ulaştı, 21 afet konutumuza da sözleş- melerimizi yapıp ilk kazmalarımızı vurmuş oluyoruz. Bunları yaparken de şehrin en kıymetli yerlerinde, şehrin büyüme aksı öngörüsü, 50 yılını hesaplayacak şekliyle tasarlıyoruz. Adıya- man Örenli’de çok uygun bir zeminde, yine Gaziantep Şehitkamil’de, İslâhiye’mizde, Nurdağı’mızda bu çalışmaları yürüttük. Hatay İsken- derun’da da yine ovalardan dağlara olan yerleşimde sağlam zeminleri bulduğumuz alanlarda yeni yerleşim alanlarını belirliyor, buralarda kentsel tasarımlarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda bu rezerv alanlar dışında da şehrin merkezindeki kentsel tasarımlarımızı da başlattık ve oraya gidiyoruz. Şehrin tüm ileri gelenleri ile oradaki sanayicisi ile belediye başkanıyla milletvekili ile tüm sivil toplum örgütleri ile toplantı yapıyor, onların görüşlerini, fikirlerini, önerilerini dikkate alıyoruz. Çalışma grubumuza onları da dâhil ettik. Kim bizim çalışma grubumuza dâhil oluyorsa, bütün valilerimize talimatımız, sizin tali- matınız bu yönde ve bu çerçevede çalışma grubuna katılmak isteyen kim varsa, valiliğimize bildirmesini ve bu çerçevede hep birlikte bu çalışmayı yürütmemiz gerektiğini arkadaşlara ifade ettik. Bu anla- yışla çalışmalarımızı yürütüyoruz ve yeni çalışmalarımız da yapaca- ğımız konutlarımızda da en iyisini en güzelini, en sağlamını, sosyal donatılarıyla birlikte yapma arzusu içerisindeyiz. Yatay mimari esaslı yürüteceğiz. Mahalle kültürünü komşuluk iliş- kisini yaşatacak şekilde zemin +3- 4 katı geçmeyecek anlayışla yapı- lacak. Bu çerçevede kat planlarını, tip dairelerimizin örneklerini de görselini paylaştığımız anlayışla yapacağız. Yine burada köylü, köyde yaşayan vatandaşlarımızı da brüt 130 metrekare, neti de 105 metre- kare olan, balkonuyla, terasıyla vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gide- recek anlayışla yapıyoruz. Bu tipleri de yöresel ihtiyaçlara ve oradaki mimariye uygun şekilde kaplamalarını yapacağız. Bir yerde cumbası- nı yapacağız, bir yerde taşını kaplayacağız ve bu anlayışla yürütüyor olacağız. Tip kat planlarımıza baktığınızda 3+1 daireler planlıyoruz ve 105 metrekare brüt, 85 metrekare neti olan, yine bölgenin ihtiyaçları 224 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER doğrusunda geniş balkonlu daireler planlandı ve bu çerçevede çalış- malar yürütülmektedir. İnşaat malzeme sektörü ile bir araya geldik. Zatıalinizin talimatları çerçevesinde, ilgili bakan arkadaşlarımızla Ticaret Bakanlığımızla, Sanayi Bakanlığımızla birlikte bütün malzemelere ilişkin tedarik zin- cirini bugünden itibaren kurduk. Bu çerçevede 13 milyon ton çimen- tonun, 4 milyon ton demirin, 28 milyon metrekare seramiğin ve yine 28 milyon metreküp betonun kullanımı amacıyla tedarik zincirini oluşturduk. Ülkemiz bir deprem ülkesi ve bu depremlerde bugüne kadar, Kahra- manmaraş depremini de içine koyduğumuzda, 120 bini aşkın canımı- zı yitirdik. Zatıaliniz, tüm dünyaya örnek olacak bir kentsel dönüşüm seferberliği başlattınız ve 2013 yılında “Bedeli ne olursa olsun, dönüş- türeceğiz!” talimatını bizlere verdiniz. Bu çerçevede bugüne kadar 3,3 milyon konutun dönüşümü yerinde yapılmıştır, gönüllü yapılmıştır, hızlı yapılmıştır ve vatandaşlarımızın rızası çerçevesinde yapılmıştır. 1994’te Belediye Başkanı olduğunuz dönemde Başakşehir’de ilk ör- neğini yaptığınız ve tüm Türkiye’ye yaydığınız sosyal konut anlayışı ile birlikte bugüne kadar 1 milyon 180 bin sosyal konut yapılmıştır. Bugün 81 ilimizde, 922 ilçemizde kentsel dönüşüm çalışmaları çerçe- vesinde sahada 250 bin konutun dönüşümü fiilen devam etmektedir. Bu yapılan çalışmalarla, etkin yapı denetim sistemi ile yapılan dep- rem yönetmeliğindeki değişiklerle birlikte 6,6 milyon ev ve iş yerinin denetimi tamamlanmış ve bu çerçevede sosyal donatıları ile birlikte TOKİ’mizle yaptığımız, özel sektörümüzle yaptığımız işlerle birlikte nüfusumuzun %65’ini güvenli hâle getirdik. Depremler oldu ve sizin talimatınızla yine biz o deprem bölgesindey- dik. Depremde hasar gören şehirlerimizin inşası için, oradan elimi- zi hiç çekmedik, hep oradaydık, gönlümüz de kalbimiz de oradaydı. Sivrice merkezli depremde, Elâzığ ve Malatya’da bu çerçevede 33.821 konutu yerinde bitirdik ve bu depremde de etkilenen Elazığ’da olası ölümlerin de önüne geçmiş olduk. Yine İzmir’de deprem oldu ve İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yerinde hem Bayraklı ’da hem de rezerve alanda yaptık ve vatandaşla- rımıza TOKİ’miz eliyle inşasını gerçekleştirdiğimiz alanların teslim- lerini gerçekleştirmiş olduk. 225 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Antalya ve Muğla’da yangınlar oldu. Biz, devletimiz yine oradaydı ve 861 köy evinin inşasının, 447’sinin anahtar teslimlerini yaptık. Mayıs ayı sonuna kadar da tamamını yapacağız. Bütün köylerin yandığı Ke- pezbeleni köyümüz vardı. Bu görselde gördüğümüz gibi köyün tama- mını yeniledik ve vatandaşlarımıza teslim ettik. Giresun’da sel oldu, yine buradaydık ve Dereli’de, Doğankent’te, Gi- resun’un tüm ilçelerinde. “Yeni Giresun” dediniz, “Yeni Dereli” de- diniz ve “Yeni Doğankent” dediniz, biz de bu çerçevede çalışmaları- mızı başlattık ve tüm Türkiye’ye örnek olacak toplamda 368 konutu, konutlarıyla, sosyal donatılarıyla, yeşil alanlarıyla, dükkânlarıyla, taşkın riskini hesap ederek, yaptığımız çalışmalarla birlikte güvenli alanlara taşınmasını sağlamış olduk. İşte Kastamonu-Sinop afeti ki, bu afet de Bozkurt’umuza yine büyük zararlar vermişti. Diğer ilçelerimize büyük zararlar vermişti. Aba- na’da da yıkımlar oldu. Burada da vatandaşlarımıza sözler verdiniz ve bu sözler çerçevesinde 1.016 yeni yuvayı, meydanlarıyla, dükkânlarıy- la vatandaşlarımıza kazandırıyoruz. İnşallah 2023 yılında bu afetteki evlerimizin de teslimini yapacağız. Bu çerçevede afet bölgelerinde 45 bin konutun yapımı tamamlandı. Kentsel dönüşüm kapsamında tarihî kent meydanlarının ihyasını gerçekleştiriyoruz ve tarihe vefa, geçmişe saygı anlayışı ile yapıyoruz. Kahramanmaraş merkezli depremde de anlayışımız bu olacak. Tari- himizi, ecdadımızın bize bıraktığı kültürü, emaneti koruyacak anla- yışla yine projelerimizi gerçekleştireceğiz. Bursa’da olduğu gibi, Bit- lis’te olduğu gibi, Edirne Selimiye Camii’nde olduğu gibi, Erzurum’da olduğu gibi yine aynı anlayışla Kahramanmaraş’ımızda, Hatay’ımız- da da yapacağız. Tabii bir taraftan da şehrin ekonomisini ayağa kaldırmamız gere- kiyor. Şu an AFAD koordinasyonunda geçici ticari ünitelerin yapım süreçlerini başlattık. TOKİ’yle, Emlak Konut’la, yine AFAD’ımızla bunları yapacağız. Ardından da şehrin sanayii için, yine Sanayi Ba- kanlığımızla birlikte buradaki sanayii ayağa kaldıracak çalışmaları da hep birlikte yapıyor olacağız. Köylerimizde tarımköy uygulamaları ile birlikte köye, kırsala dönü- şü teşvik edecek uygulamalarımıza devam edeceğiz. İskân Kanunu çerçevesinde Yusufeli’nde, yine bütün illerimizde yapılan çalışmala- rımızı Tarım ve Orman Bakanlığımızla, DSİ’mizle uyum içerisinde 226 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER yürütüyoruz. Bu çerçevede devam etmekte olan kentsel dönüşüm konutlarımız 250.000, sosyal konutlarımız 250.000 ve Pazarcık mer- kezli deprem sonrası yapılacak konut sayısının da 500.000 olduğu- nu düşündüğünüzde, yaklaşık 1 milyon yeni konutun yapımını ve 1 milyon da arsa amaçlı tahsislerimizi de hesap ettiğinizde, son bir yıl içerisinde ülkemize 2 milyon yeni, sağlam, güvenli konut kazan- dırmış olacağız. Bu hedefimizle birlikte tüm Türkiye’de dönüşüme girmemiş alan kalmasın istiyoruz. Bu çerçevede de İstanbul’umuzda zatıalinizin de detaylarını önümüzdeki günlerde paylaşacağı kentsel dönüşüm seferberliğine, yine aynı azim ve kararlılıkla devam ediyo- ruz. Bugüne kadar 695.000 konutun dönüşümünü sağladık ve 93.000 konutun dönüşümü fiilen sahada TOKİ’mizle, Kentsel Dönüşüm Ge- nel Müdürlüğümüzle, Emlak Konut Genel Müdürlüğümüzle birlikte devam ediyor. Olası Marmara depremine karşı 39 ilçemizin hemen hemen hepsin- de kentsel dönüşüm çalışmaları sürmektedir. Beykoz Tokatköy’de, Beyoğlu’nda yıllardır vatandaşlarımızın beklediği kentsel dönüşüm çalışmaları yürütülmektedir. Gaziosmanpaşa, Kâğıthane, Zeytin- burnu, Bağcılar, Güngören, Kartal ve Üsküdar’da örnek olacak, şehre, ilçeye değer katacak çalışmalarımız devam ediyor. Üsküdar’da, Ataşe- hir’de, Sultanbeyli’deki konutlarımızı da vatandaşlarımıza teslim et- tik. Esenler’de tüm dünyaya örnek olacak bir kentsel dönüşüm projesi yürütüyoruz. Akıllı şehirleriyle 60.000 konutluk ve burada yatay mi- mari esas konutlarıyla ilk 2.100 konutu Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile teslimlerini gerçekleştirdik. Etap etap buradaki konutla- rımızı da bölgedeki riskli ilçeler, konutlar neyse, o konutları taşımak üzere yürütüyoruz. Bağcılar’da, Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da, Sultangazi’de sağlıksız yapılarda oturan vatandaşlarımızı bu alanlara taşıma gayretiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi’nde Sayın Cumhurbaşkanım, “Bu- rayı tamamlayalım” dediniz, talimat verdiniz. Bu çerçevede 12.000 konutun kentsel dönüşümü başlatılmıştır. İnşallah bu yıl itibarıyla teslimlerini yapmak suretiyle, 2024 yılına kadar da evine girmeyen tek bir vatandaşımız kalmayana dek çalışıyoruz. Üsküdar’da, Çamlıca Camii’mizin eteklerinde Ferah Mahallesi’nde, Kirazlıtepe’de, Küplüce’de, Mehmet Akif Ersoy Mahallelerinde bele- diyemizle birlikte, 7.084 bağımsız bölümden oluşan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı başlattık. 521’ini tamamladık, vatandaşımıza teslim 227 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER ettik. 2.583 bağımsız bölümün yapım süreci sahada devam etmekte- dir. Bugün burada, zatıalinizin başkanlığında yapmış olduğumuz toplan- tıda da olası afet risklerine karşı, bilimin ışığında, bilim insanlarımı- zın görüşleri, fikirleri, önerileri doğrultusunda afete dirençli Türkiye anlayışı ile çalışmalarımızı yapacağımızı ifade ediyor, tekrar zatıalini- ze ve tüm katılımcılara şükranlarımı arz ediyorum. 228 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Değerli Bilim İnsanlarımız, Kıymetli Hocalarım, Değerli Misafirler, Bugünkü toplantımızı teşrifleriniz, bizlerle paylaştığınız tespit ve tek- lifleriniz için, her birinize ayrı ayrı şahsım, milletim adına şükranları- mı ifade ediyorum. Afetler konusundaki ülkemizin bilim potansiyelinin önemli bir bö- lümünü temsil eden heyetimizin pek çok konuda ortak paydalar etrafında toplandığını görmekten memnuniyet duyuyorum. Ülkesi ve milleti için dertlenen insanlar olarak tarihimizin en ağır can ka- yıplarından ve yıkımlarından biri olan 6 Şubat Depremlerini, inşal- lah afetler konusunda yeni bir miladın başlangıcı hâline getireceğiz. Sadece ortak akılla değil, onunla birlikte ortak vicdan, ortak ahlak, ortak vizyon birliği ile Türkiye’yi dünyanın afetlere karşı en hazırlıklı ve afetler sonrasında en hızlı ve etkili tepki verebilen ülkesi haline getirmekte kararlıyız. Depreme karşı bina stokumuzu yenilemek başta olmak üzere, geç- mişte mesafe kat etmekte epeyce zorlandığımız sıkıntılarımız, elbette oldu. Hatta depremden alnının akıyla çıkan TOKİ projelerimizle alay edenler olduğunu da biliyoruz. Kahramanmaraş depremleri hayatı- 229 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER mızdaki pek çok şey gibi bu algıları da yerle bir etti. İnşallah bundan sonra hem yönetim hem toplum, hem de bilim dünyası olarak daha süratli, daha pratik daha sonuç odaklı hareket etmemiz gerektiğimiz hususunda kimsenin şüphesinin kalmadığına inanıyorum. Türkiye, özellikle afet meselesini tek tek başlıklar yerine, bir bütün olarak görme, değerlendirme, tedbirini alma ve sonuçları ile müca- dele etme seviyesine ulaşmıştır. Esasen biz aynı anda pek çok riskle birlikte mücadele etmek mecburiyetinde olan bir ülkeyiz. Depremi yangından, seli heyelandan, terörü sığınmacı krizinden ayrı göreme- yiz. Hepsi ile birlikte mücadele etmemiz şarttır. Bugünkü toplantımı- zı afet yönetiminde yeni bir paradigma inşası yolunda bir ilk adım olarak görüyoruz. Deprem sahasındaki ve koordinasyon süreçlerin- deki pratiklerimizi, bilim insanlarımızın ve her alandaki uzmanları- mızın birikimleri ile harmanlayarak, bundan sonraki adımlarımızı atacağız. Bu toplantıda gördüğünüz gibi, yaklaşık 110 kişiyle gerek siyasetçi gerek bilim adamları, bir arada olduk. Ve bütün yapılan açıklamalar hepsi kayda alındı ve bu kayıtlar üzerinde çalışmamızı yapacağız. Bu çerçevede ilk yapacağımız işlerden biri de inşallah şu olacak, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde hâlihazırda 9 tane olan poli- tika kurullarına Afet Yönetimi Politikaları Kurulunu eklemek olacak. Böylece farklı alanlarda ve kurumlarda yürütülen tüm çalışmaların Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yakından takibini yapma ve gerekti- ğinde müdahil olma imkânı bulacağız. Keşke musibetleri yaşamadan bu çalışmaları arzu ettiğimiz etkinliğe kavuşturabilsek. Ancak tek başına kentsel dönüşüm çalışmalarında önümüze çıkartılan ve hiç- birinin akılcı dayanakları olmayan engeller bile, bu dersin öyle kolay çıkartılamadığını gösteriyor. Çok çile çektik. Maalesef zaman zaman önümüze çıkan vatandaşlarımıza, “Ne olur, bize yardımcı olun. Bakın kiranıza varıncaya kadar her şeyinizi vereceğiz. Ama bir an önce, şu sağlam olmayan, her an her türlü tehditle karşı karşıya olduğumuz şu binaları boşaltın ki, biz buralarda zemin etütlerine varıncaya kadar hepsini tek tek yapalım.” İşte az önce ekranda da gördüğünüz gibi “Bu güzel binaları inşa ederek sizleri buralara taşıyalım.” İnşallah artık yeni ve farklı bir döneme giriyoruz. İnşallah bu 11 vilayette başımıza gelen bu deprem felaketinden sonra, gerek bu 11 vilayet, gerekse ülke- mizin genelinde 81 ilde inşallah atacağımız planlama ve yeni proje- lendirme ile birlikte şehirler ve köy evleri, hepsi ele alınmak suretiyle bir adım atalım. 230 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Az önce tabii Bakanım zannediyorum orayı herhâlde unuttu, köyler- de bize, “Bize iş” diyor vatandaş. “Peki” diyorum, “Büyükbaş, küçük- baş ne istiyorsun?” “Ben” diyor “büyükbaş besliyorum, küçükbaş bes- liyorum.” O zaman tabii köy evlerinde, evin brütünün içerisinde aynı zamanda ne olacak, ahırı da olacak. Bu ahır onun için aynı zamanda ne oluyor, meslek, iş. Oradan ticari kaynağını da ne yapacak, şimdi benim Anadolu’daki köylüm, vatandaşım peynirini yapacak, sütünü yapacak, yağını yapacak her şeyini oradan üretecek. Yani gözü sağda solda olmayacak. Gayet güzel bu şekilde köy evleri de olacak. Bakın biz şimdi geleceğe yönelik vadetmiyoruz. Biz bunları yaptık. İşte Manavgat yandı, Manavgat’ta yaptık. Aynı şekilde Simav’da ve diğer birçok yerde yaptık. Şimdi oralarda benim vatandaşım mutlu. Burada da yine aynı şekilde köy evlerinin, ayrı bir planlama projelen- dirme ile şehir merkezlerinde ise zemin +3 şeklinde yapılmasını arzu ediyorum. Bunu zaten Bakanıma ve tüm arkadaşlarımıza da söylü- yorum. Bu şekilde ve hafif malzeme ile bunları yaparak, herhangi bir tehdit altında da kalmamamız gerekiyor. Bunu da tabii şu anda siz değerli hocalarımız ve yeni oluşturulan kurulla beraber geliştireceğiz. Sizlerden ve bugün buraya gelememiş olan tüm hocalarımızdan bize destek olmanızı, birikiminizi bizimle paylaşmanızı, çalışmalarda aktif şekilde yer almanızı bekliyorum. Bakan ve bürokrat arkadaş- larımın da sizlerle daha yakın çalışma konusunda istekli olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman bu tür toplantıları yapmak ve bununla birlikte de geleceğe mesajımızı, halkın da güvenine mazhar olma im- kânını yakalamış oluruz, diye düşünüyorum. Ve gelin hep beraber “Türkiye için hemen şimdi!” diyerek ülkemizi afetlere hazırlıklı, afetlere dirençli, afetleri en az kayıpla atlatan, afet- ler sonrasında da hızla toplanan bir yer hâline getirelim. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Her birinize iştirakiniz ve katkılarınız için tekrar şükranlarımı sunu- yorum, kalın sağlıcakla. 231 TÜRKIYE ULUSAL RISK KALKANI MODELI GÖRÜŞLER VE ÖNERILER Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Görüşler ve Öneriler