Vatandaş Diplomat El Kitabı T Ü R K İ Y E > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 2 #vatandaşdiplomat Takdim Ön Söz Vatandaş Diplomat Kimdir? Vatandaş Diplomatlara Tavsiyeler Türkiye Tarihi Türk Kültürü Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri Girişimci ve İnsani Diplomasi Uluslararası Terörizmle Mücadele 1915 Olayları Kıbrıs Meselesi Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki Hakları İnsan Hakları ve Demokrasi 15 Temmuz Darbe Girişimi Bunları Biliyor muydunuz? İrtibat Numaraları 4 6 8 10 14 18 30 34 38 42 50 54 58 62 66 74 İÇİNDEKİLER > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 4 T ürkiye olarak son 20 yıldır bir yandan milletimizin re- fahını, huzurunu ve güvenliğini tahkim ederken, diğer yandan da girişimci ve insani dış politika anlayışımız- la daha adil bir dünya inşa edilmesi için çaba sarf ediyo- ruz. Ülkemizin bu dikkat çeken hikayesini ve haklı tezlerini uluslararası kamuoyuna doğru, etkili ve özgün bir şekilde anlatmak için bütün kurumlarımızla yoğun bir gayret ortaya koyuyoruz. Dış politikadan terörle mücadeleye, ekonomiden enerjiye bütün alanlarda sergilediğimiz bu başarıyı, vatan- daşlarımızın da katkı sunduğu bir iletişim seferberliği ile taçlandırmayı arzu ediyoruz. İletişim teknolojilerinde yaşanan köklü değişimleri mütea- kip sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte tek tek bireyler, birer kamu diplomasisi aktörü haline gelmektedir. Bu bağlamda, biz de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımı- zı dünyanın dört bir yanına ulaşan beşerî köprülerimiz ve gönül elçilerimiz olarak görüyoruz. Eğitim amacıyla giden öğrencilerimizden uluslararası spor müsabakalarında ay yıldızlı formayı taşıyan sporcularımıza, akademik çalışmalar için yurt dışında bulunan bilim insanlarımızdan müteşebbis- lerimize; kısa ya da uzun süreli olarak yurt dışında mukim her bir vatandaşımızı Türk milletinin bir temsilcisi ve “vatan- daş diplomat” olarak addediyoruz. Takdim > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 5 Elinizdeki kitap, Türkiye’ye ilişkin temel bilgilerden dış po- litika tezlerimize kadar geniş bir yelpazede yurt dışında ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü bilgiyi ihtiva etmektedir. Dezenformasyonun ve manipülasyonun giderek yaygınlaştı- ğı günümüz dünyasında, vatandaşlarımızın ülkemizi “hakikat mücadelesi”nde yalnız bırakmayacağına inancımız tamdır. Bulunduğunuz ülkelerde Türkiye’yi layıkıyla temsil edece- ğinize yürekten inanıyor, “Vatandaş Diplomat El Kitabı”nın sizler için faydalı olmasını diliyorum. Bu kitabın hazırlanma- sında emeği geçenleri tebrik ediyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 6 G ünümüzün küreselleşen dünyasında bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen değişim ve dönü- şümler, her alanı olduğu gibi kamu diplomasisini de büyük ölçüde etkilemiştir. Devletler, tek yönlü ve devlet/ hükûmet odaklı “geleneksel kamu diplomasisi” anlayışın- dan sıyrılarak çift yönlü iletişimi esas alan; vatandaşların, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin kamu diplomasisi faaliyetlerinde etkin rol aldığı “yeni kamu diplomasisi” an- layışına geçmişlerdir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan ülkelerden biri olarak yabancı halklarla teması olan tüm vatandaşlarımızı “vatandaş diplomat” olarak değerlendiriyor ve vatandaşlarımızın kamu diplomasisi faaliyetlerimizde rol ve sorumluluk almalarına büyük önem atfediyoruz. Hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, ülkemizin itiba- rını korumak ve güçlendirmek amacıyla bir yandan dış poli- tika tezlerimizi uluslararası kamuoyuna anlatıyor bir yandan da ülkemizi hedef alan dezenformasyon kampanyaları ve algı operasyonlarıyla mücadele ediyoruz. Vatandaş diplo- matlarımız olarak sizler de bulunduğunuz ülkelerde ülkemi- zin doğru şekilde yansıtılmasına katkı sağlayabilir; ülkemize ilişkin asılsız ve temelsiz iddialar karşısında hakikatleri dile getirebilirsiniz. Bu çerçevede, yurt dışına giden vatandaşlarımızın yaban- cı halklarla temaslarında kendilerine yardımcı olabilmek Ön Söz > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 7 adına İletişim Başkanlığı öncülüğünde “Vatandaş Diplomat El Kitabı” hazırlanmıştır. Ülkemize ilişkin temel bilgileri ve önemli dış politika meselelerimizi özlü bir şekilde ele alan bu eser, hem yurt dışında ülkemize ilişkin gerçekçi bir algı oluşturulması hususunda hem de ülkemize yönelen gerçek dışı iddialar karşısında başvurabileceğiniz bir kaynak niteliği taşımaktadır. Mevlana’nın “aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu payla- şanlar anlaşır” düsturundan hareketle, yabancı halklarla kar- şılıklı anlayış ve hoşgörü temelinde bir iletişim tesis etme- niz; ülkemiz ile bulunduğunuz ülke arasında gönül bağları kurmanız önem arz etmektedir. “Vatandaş diplomat” olarak üstlendiğiniz bu önemli görevin bilinciyle, yurt dışında bu- lunduğunuz süre boyunca Türkiye markasının güçlendiril- mesine ve ülkemize ilişkin müspet algının tahkim edilme- sine önemli katkılarda bulunacağınıza dair inancım tamdır. Bu itibarla, “Vatandaş Diplomat El Kitabı”nın hazırlanması sürecinde emeği geçen mesai arkadaşlarıma ve ilgili ku- rumlarımızın çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyor, kitabın ülkemizi yurt dışında temsil edecek olan siz değerli vatan- daşlarımız için faydalı olmasını temenni ediyorum. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 8 Vatandaş Diplomat Kimdir? > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 9 • Günümüzde vatandaşlar, dış politika üretimi ve bu po- litikaların tanıtımı sürecinde aktif birer aktör haline gelmişlerdir. • Vatandaş diplomat, kendisine atfedilen resmî bir so- rumluluk veya görev olmadan insandan insana kamu diplomasisi faaliyeti yürüten kişidir. • Yabancı halklarla teması olan her bir öğrenci, sporcu, iş insanı, sanatçı, akademisyen ya da bilim insanı va- tandaş diplomattır. • Vatandaş diplomat, iletişim halinde olduğu yabancı halklara vatandaşı oldukları ülkenin tarihini, kültürü- nü, değerlerini ve politikalarını doğrudan aktarmakta- dır. • Vatandaş diplomat, kurduğu ilişkilerle ve söylemleriy- le, ülkesinin yumuşak gücünün oluşturulmasına, ülke markasının güçlendirilmesine ve kültürlerarası köprü- ler inşa edilmesine katkı sunmaktadır. • Vatandaş diplomasisi, toplumlar arasında ön yargıla- rın kırılmasını ve ülkeler arasında karşılıklı anlayışın güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu çerçevede, va- tandaş diplomatlar, ülkeler arasındaki ilişkilere ivme kazandıran birer kamu diplomasisi elçisi olarak öne çıkmaktadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 10 Vatandaş Diplomatlara Tavsiyeler > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 11 Vatandaşlarımızın ülkemize ilişkin algıları şekillendirmede aktif rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu çerçevede, va- tandaşlarımızın aşağıda sunulan tavsiyeleri dikkate almala- rının faydalı olacağı öngörülmektedir. • En az bir yabancı dili iyi derecede öğrenin. • Bulunduğunuz ülkeye uyum sağlamaya özen gösterin. • İlişkilerinizde karşılıklı anlayış ve hoşgörü temelinde hareket edin. • Bulunduğunuz ülkede siyaset, ekonomi, kültür, spor vb. alanlarda etkinliğinizi arttırın; sivil toplum kuruluşları bünyesinde aktif rol alın. • Ülkemizin tarihi ve kültürel değerlerine vâkıf olun ve ülkemizin temel dış politika tezlerini öğrenin. • Hoşgörüsüyle ve misafirperverliğiyle bilinen bir ülke- nin vatandaşları olarak farklı milletlerden arkadaşları- nızı evinizde, iş yerinizde ya da okulunuzda ağırlayın; kültürümüzü ve tarihimizi en iyi şekilde anlatmaya çaba sarf edin. • Ulusal ve uluslararası medyayı yakından takip edin ve bakış açınızı geliştirin. İnşa ettiğiniz entelektüel ve kültürel birikim sayesinde küresel gelişmeleri doğru bir şekilde analiz etmeniz mümkün olacaktır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 12 • Sosyal medyayı etkin kullanın; ülkemiz aleyhine yürü- tülen bir dezenformasyon kampanyası ya da ülkemizin itibarını zedelemeyi hedefleyen bir sosyal medya pay- laşımıyla karşılaştığınızda tarihsel gerçeklikleri ve te- mel dış politika tezlerimizi yansıtan içerikler paylaşın. • Sahip olduğunuz değerlerle bulunduğunuz toplumun kültürel çeşitliliğini ve zenginliğini artırdığınızı unut- mayın. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 13 #vatandaşdiplomat > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 14 Türkiye Tarihi > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 15 • Türkler MÖ 7. yüzyılda tarih sahnesine çıkmıştır. • MÖ 3. yüzyılda Hunlar, Mete Han liderliğinde o döne- me kadar görülen en geniş sınırlara sahip imparator- luğu kurmuştur. • Batı Avrupa’ya kadar uzanan akınlar gerçekleştiren Türkler, diğer toplumları batıya doğru göçe zorlayarak “Kavimler Göçü”ne neden olmuştur. • 552 yılında Türkler, Göktürk Devleti’ni kurmuştur. Bu devlet bünyesinde Türkler ilk kez “Türk” sözcüğünü resmî devlet adı olarak kabul etmiştir. • Göktürk Devleti’nin yıkılmasının ardından Türkler, 741 yılında Uygur Devleti’ni kurmuştur. • Bir Türk topluluğu olan Kırgızlar tarafından 840’ta yıkılan Uygur Devleti’nin ardından kurulan Karahanlı Devleti tarihteki ilk Müslüman Türk devleti olmuştur. Ardından gelen Gazneli ve Selçuklu Devletleri ile Orta Asya’nın batısındaki Türk varlığı devam etmiştir. • Orta Asya’daki Türk egemenliği 13. yüzyıldan itibaren Hindistan’a yayılmaya başlamıştır. Babür Şah tarafın- dan kurulan Babür Devleti’nin sınırları Bangladeş’e kadar uzanmıştır. • Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alparslan, 1071 yılında Bizans hükümdarı Diogenes’i Malazgirt’te mağlup et- miştir. Böylece Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır. • Büyük Selçuklu Devleti, Karahanlılar ve Gaznelileri de hâkimiyeti altına alarak Orta Asya ve Anadolu’daki Türk birliğini gerçekleştirmiştir. • 1097’de Anadolu’ya ilk Haçlı Seferi gerçekleştirilmiştir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 16 • 1147’de gerçekleşen II. Haçlı Seferi’ndeki mağlubi- yetlerinden sonra Batılı yazarlar, Anadolu’yu “Türkiye” olarak anmaya başlamışlardır. • Anadolu Selçuklu Devleti’nin uç beyi Osman Bey, 1299’da Osmanlı Devleti’ni kurmuştur. • İstanbul’un fethine kadar Balkanların büyük bir bölü- mü Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. • Fatih Sultan Mehmet, 1453’te İstanbul’u fethetmiş; bu fetih Orta Çağ’ı kapatıp Yeni Çağ’ı başlatmıştır. • Osmanlı Devleti, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kırım’dan Yemen’e ve Sudan’a; İran içlerine ve Hazar Denizi’ne; Viyana sınırlarına ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan bir devlet haline gelmiştir. • 1856 yılında çıkarılan Islahat Fermanı’yla Osmanlı Devleti’nde gayrimüslimlere eşit vatandaşlık hakkı tanınmıştır. • Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere, Fransa, Rusya ile savaşmıştır. Bu savaş, Osmanlı Dev- leti’nin yıkılmasına neden olmuştur. • 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuç- lanacak Millî Mücadele sürecinin başlangıcı olmuştur. • İtilaf devletleri, 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal et- miştir. • 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurul- muştur. • Türkiye’nin bağımsız ve egemen bir devlet olarak ta- nınmasını sağlayan Lozan Barış Antlaşması, 24 Tem- muz 1923’te imzalanmıştır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 17 • 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edilmiştir. • 20 Temmuz 1936’da Boğazlardan geçiş rejimini dü- zenleyen Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalanmış ve Boğazlar Türk egemenliğine geçmiştir. • Türkiye, 26 Haziran 1945’te kurulan Birleşmiş Millet- ler’in (BM) 50 kurucu üyesi arasında yer almıştır. • Türkiye, 17 Eylül 1950’de BM bayrağı altında Kore Sa- vaşı’na katılmıştır. • Türkiye, 1952’de NATO’ya üye olmuş; Soğuk Savaş bo- yunca örgütün doğu kanadını Sovyet tehdidine karşı savunmuştur. • Türkiye, 14 Nisan 1987’de Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. • Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği 1995’te kabul edilmiştir. • Türkiye, 3 Ekim 2005’te AB’ye katılım müzakerelerine başlamıştır. • Türkiye’de Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafın- dan seçilmesini öngören anayasa değişikliği, 21 Ekim 2007’de halkoyuna sunulmuş ve %69 oyla kabul edil- miştir.  • 24 Haziran 2018 seçimleriyle beraber Türkiye’de Cum- hurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi uygulanmaya başla- mıştır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 18 Türk Kültürü > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 19 Türkiye, Orta Asya’dan gelen köklü Türk gelenekleri, yerleşik olduğu Anadolu coğrafyasındaki değerler ve İslam medeni- yetinin de etkisiyle zengin bir kültür çeşitliliğine sahiptir. Geleneksel el sanatlarından mutfağa, edebiyattan resme ve müziğe birçok alanda üretilen eşsiz ürünler ve tüm medeni- yetlerden izler taşıyan kültürel miras niteliğindeki eserler Türk kültürünün en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Ülkemizin kültürel mirasının tüm dünyaya hak ettiği şekilde tanıtılması önem arz etmektedir. Geleneksel El Sanatları Gelenek ve göreneklerin en somut yansımalarından olan geleneksel el sanatları, ham maddenin işlenerek sanata dö- nüştürülmesidir. Yoğun emek ve yaratma gücü ister. Geleneksel Türk el sanatları arasında halıcılık, kilimcilik, ebru, kumaş dokumacılığı, hat ve yazmacılık, çinicilik, se- ramik-çömlek yapımcılığı, işlemecilik, oya yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, se- petçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, ahşap ve ağaç işçiliği, telkari, tezhip ve minyatür bulunmaktadır. Edebiyat Türk edebiyatı, destan, şiir, roman, öykü, tiyatro, masal, fabl, deneme, fıkra, makale, eleştiri, sohbet, anı ve biyografi gibi edebi eserler konusunda oldukça zengindir. Edebiyat tarih- çisi Osman Horata’nın deyimiyle “Türk Edebiyatı, Orta Asya içlerinden başlayarak Akdeniz uçlarına kadar uzanan yüzler- ce yıllık yolculuğu, büyüklü küçüklü kollarıyla geniş bir ala- nı kucaklayan bir ırmağa benzer”. Orhun Yazıtları, Kutadgu Bilig ve Dede Korkut gibi sayısız destanlarla beslenen bu ırmak, Dede Korkut’tan başlayarak Türk kültürünü, edebiyat > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 20 vasıtasıyla nesilden nesle aktarmıştır. Anadolu’ya yerleşim- le birlikte Yunus Emre gibi kişiliklerle bir “şiir mirası” oluş- muştur. Bu miras, Osmanlı döneminde Fuzuli, Taşlıcalı Yahya, Nedim, Baki, Şeyh Galib, Ziya Paşa; Cumhuriyet döneminde Yahya Kemal, Aşık Veysel, Orhan Veli, Attila İlhan, Fazıl Hüs- nü Dağlarca gibi şairlere devredilmiştir. Osmanlı dönemin- den Cumhuriyete geçerken Türk edebiyatına giren roman ve öykü gibi modern edebiyat türlerinde Reşat Nuri, Halide Edip, Ahmet Haşim, Halid Ziya, Refik Halid, Ömer Seyfettin gibi yazarlarımız şaheserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı yazarlarının çok sayıda eseri farklı dillere çevrilmiş ve bu sayede Türk edebiyatının yurt dışında tanınması sağlanmıştır. Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Sait Faik, Pe- yami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Mustafa Kutlu, Adalet Ağaoğlu, İskender Pala, Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Hakan Günday ve 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan Orhan Pamuk, yabancılar tarafından en çok okunan yazarla- rımız arasındadır. Yalvaç Ural, Gülten Dayıoğlu, Mevlana İdris Zengin, Zeynep Cemali, Aytül Akal, Sara Şahinkanat, Behiç Ak, Fatih Erdoğan, Feridun Oral gibi çocuk ve ilk gençlik edebi- yatı alanında eser veren yazarlarımız ilgiyle okunmaktadır. Resim İslamiyet öncesi Türklerde, en eski resim örneklerine Gök- türklere ait kurganlarda rastlanılmıştır. Osmanlı İmparator- luğu’nda ise resim sanatı, ilk olarak Fatih Sultan Mehmet’in ünlü nakkaşları toplayıp sarayın duvarına resim yaptırmasıy- la başlamıştır. Batılı anlamda modern resim sanatının ortaya çıkması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sanat dalları arasına dâhil edilmesi, Tanzimat dönemi öncesinde gerçekleşmiştir. 18. ve 19. yüzyıl boyunca da sanatsal üretimler gerçekleş- > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 21 miştir. Bu dönemde, Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa gibi öncü isimler resim sanatında öne çıkmıştır. Müzik Türklerde müziğin başlangıcı MÖ 1600’lü yıllara dayanmak- tadır. Türklerin ilk enstrümanı olarak değerlendirilen kopuz, tüm Türk sazlarının atası kabul edilmektedir. Telli olup mız- raplı türleri dombra, dutar, setar, çöğür iken yaylı olanları ise, kamança, kemençe, kemanedir. Vurmalı olanlar ise depki çalgılar adı ile bilinen derili, tahtalı, kemik gibi çeşitlerle bir- likte bugünkü bendir, davul, tef, kaşık, zil, çalpara gibi enstrü- manlardır ve nefesli olanlara ötkü adı verilmektedir. Türklerin Anadolu’ya göçü ve İslamiyet’e geçmesiyle Türk müzik kültürü derinden etkilenmiştir. Zaman içerisinde Türk Halk Müziği, Klasik Türk Müziği, Sanat Müziği, Tasavvuf Mü- ziği gibi formlar ortaya çıkmış ve Türk müziğinin çeşitlerini oluşturmuştur. Bunun yanında, Cumhuriyet sonrası Batı müziği alanında müzik bölümlerinin ve konservatuvarların kurulması, çağdaş müzik alanında, klasik ve çok sesli müzik çalışmalarının baş- lamasına vesile olmuştur. Türk Halk Müziği alanında Muzaffer Sarısözen, Sadi Yaver Ataman gibi derlemeciler, Klasik Türk Müziği alanında 17. yüzyılda Ali Ufki Bey, Cumhuriyet döneminde Hüseyin Saa- dettin Arel, Batı Müziği alanında Türk Beşleri olarak bilinen Cemal Reşit Rey, Hasan Ferid Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun ve Necil Kazım Akses, Türk müziğine büyük katkı sağlamışlardır. Ülkemiz yakın zamanda, Hikmet Şimşek, Gürer Aykal, Rengim Gökmen ve Betin Güneş gibi ödüllü orkestra şeflerinin yanı sıra dünyaca ünlü müzisyenleri de yetiştirmiştir. Fazıl Say > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 22 (piyanist), İdil Biret (piyanist) ve Suna Kan (keman virtüözü) uluslararası yarışmalarda ödül kazanan ünlü Türk müzisyen- lerden birkaçıdır. Popüler müziğin yanı sıra; Kerem Görsev, İlhan Erşahin ve Aydın Esen gibi caz müzikte uluslararası tanınırlığa sahip sanatçılarımız bulunmaktadır. Ayrıca ülke- miz, pek çok sanatçıyı (The Rolling Stones, Led Zeppelin, Eric Clapton, Aretha Franklin, Ray Charles vb.) müzik dünyasına kazandıran müzik yapımcısı Ahmet Ertegün ve döneminin önde gelen opera sanatçılarından biri olan Leyla Gencer gibi önemli değerleri de yetiştirmiştir. Sinema Fuat Uzkınay’ın Ayastefanos’taki Rus Anıtı’nın 14 Kasım 1914’te yıkılmasına ilişkin filmi, “çekilen ilk Türk filmi”, Fuat Uzkınay da “İlk Türk Sinemacısı” olarak nitelendirilmektedir. Türk sinemasında 1922 yılından 1949 yılına kadar sivil ya- pımevleri bazında yapılandırılan döneme “Özel Yapımevleri Dönemi” adı verilmektedir. Bu dönemde, tiyatral kökenli ça- lışmalarını sinemaya uyarlamasıyla tanınan Muhsin Ertuğ- rul, Türk sinemasının duayen isimlerindendir. 1950’li yıllar- dan itibaren artan yapımlar, Türk sinemasının net bir kimliğe büründüğü yıllardır. 1970’li yıllarda televizyona artan ilgi, kitleleri sinemadan uzaklaştırmış; sinema salonları kapanmaya başlamış, sine- ma sektörü daralma sürecine girmiştir. 1980’lerden itibaren “yıldız sistemi” çökmüş, başrol odaklı filmlerden yönetmen odaklı filmlere bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Türk sinema sektörü 90’lı yıllarda özel televizyonların art arda açılmasıy- la birlikte sinema sayıları azalmaya başlamıştır. 2000’li yıllarda ise izleyici profili değişmiş, sinemacıların anlatımlarında belirgin değişiklikler olmuştur. Yapılan mev- zuat düzenlemeleri neticesinde, film üretiminde ve seyirci > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 23 sayılarında önemli artış yaşanmıştır. 2002 yılında 23,5 mil- yon olan izleyici sayısı 2019 yılında 59 milyonu aşmıştır. Se- yirci sayısındaki artışın yanı sıra Türk filmleri Cannes, Berlin, Venedik ve Tokyo Film Festivali gibi dünyanın en önemli et- kinliklerinden ödüllerle dönmüştür. Son yıllarda artan seyirci ve film sayısı, üretimdeki çeşitlilik ve uluslararası arenada kazanılan ödüllerle Türk sineması bir marka olma yolunda emin adımlarla yürümektedir. Türk Dizileri Günümüzde televizyon sektörünün içerisindeki en önem- li yapımlar, ekrana gelen programların %40’ını oluşturan dizi-filmlerdir. Dizi-filmlerin yapım süreçleri ve bütçeleri sinema filmlerini yakalamış, ihracatı önemli boyutlara ulaş- mıştır. Türk dizileri, yurt dışında izlenme oranları göz önüne alın- dığında, kültürel diplomasi bağlamında ülkemiz için önemli bir yumuşak güç unsurudur. Türkiye’de her yıl onlarca dizi üretilmektedir ve dizilerimiz bugüne kadar 152 ülkeye ihraç edilmiştir. Başta Orta Doğu ve Balkan ülkeleri olmak üzere ABD’den Şili’ye, Çin’den Rusya’ya dünyanın dört bir yanına pazarlanan Türk dizilerinin yaklaşık 600 milyon izleyicisi ol- duğu öngörülmektedir. Türk dizi ihracatı önemli seviyelere ulaşmış olup ülkemiz bu alanda dünyada ilk beş ülke arasın- da yer almaktadır. Gümüş, Muhteşem Yüzyıl ve Binbir Gece, bugüne kadar en çok izlenen Türk dizileri olmuştur. Televizyon dünyasının en pres- tijli ödüllerden biri olan Uluslararası Emmy Ödülleri’nde Ha- luk Bilginer, 2019 yılında “Şahsiyet” adlı dizideki başrol oyun- culuğuyla “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanmıştır. 2017 yılında ise yine Uluslararası Emmy Ödülleri’nde “Kara Sevda” adlı dizi, “En İyi Uluslararası Dizi” ödülünün sahibi olmuştur. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 24 Kıvanç Tatlıtuğ, Burak Özçivit, Fahriye Evcen, Tuba Büyüküs- tün, Engin Akyürek ve Kerem Bürsin gibi sanatçılarımız ulus- lararası festival ve yarışmalarda ödüle layık görülmüşlerdir. Türk Mutfağı Türk mutfağı, Anadolu’nun verimli topraklarında yetişen binlerce doğal ürünün toplanıp işlenerek tabaklarla buluş- turulduğu sağlıklı, atıksız ve sürdürülebilir bir mutfaktır. Türk mutfağı gücünü, verimli topraklarda yetişmiş kaliteli tohum- lardan elde edilen yerel malzemelerden alır. Geçmişi asır- lara dayanan Türk Mutfağı sayısız medeniyetin günümüze süzülmüş lezzet mirasının en incelikli tatlarını taşır. 2021 yılı itibarıyla her yıl 21-27 Mayıs günleri arası gast- ronomi turizmi alanında ülkemizin sahip olduğu değerlerin yurt dışı tanıtımının daha etkin olması, ulusal ve uluslarara- sı arenada ses getirebilmesi amacıyla “Türk Mutfağı Haftası” ilan edilmiştir. Türk Mutfağı Haftası her yıl belirlenen bir tema ile yurt dışı müşavirlikler ve temsilcilikler aracılığıyla tüm dünyada dikkat çekecek düzeydeki tanıtım etkinlikleriy- le kutlanacaktır. Türk mutfak kültüründe özel ve önemli bir yeri olan, yabancı- ların da giderek daha çok ilgi gösterdiği “Türk Kahvaltısı”nın dünyada bir marka haline getirilebilmesi amacıyla haziran ayının ilk pazar gününde ülkemizde ve dış temsilcilikleri- mizde “Dünya Kahvaltı Günü” faaliyetleri düzenlenmektedir. Bu çerçevede, 2021 yılından başlayarak tüm dünyada Türk kahvaltısı etkinlikleri gerçekleştirilmekte olup Dünya Kah- valtı Günü’nün gelenekselleştirilmesi gayesiyle çalışmalar devam etmektedir. Türk Kahve Kültürü ve Geleneğinin 5 Aralık 2013 tarihinde UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dâhil edilmesi vesilesiyle, 5 Aralık tüm dünyada > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 25 “Dünya Türk Kahvesi Günü” olarak kutlanmaktadır. Söz konu- su günde, tüm dünyada Türk Kahve Kültürü ve Geleneği hak- kında bilgilendirici ve tanıtıcı etkinlikler düzenlenmektedir. Dünya Miras Listesinde Türkiye 1972 yılında imzalanan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’ye ülkemiz 1983 yılında taraf olmuştur. Sözleşme kapsamında, uluslararası önem taşıyan ve bu nedenle takdire ve korunmaya değer doğal oluşum- lara, anıtlara ve sitlere BM Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından “Dünya Mirası” statüsü tanınmaktadır. Ülkemizde bu statünün tanındığı 19 alan bulunmaktadır: • Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) 1985 • İstanbul’un Tarihi Alanları (İstanbul) 1985 • Göreme Millî Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) 1985 • Hattuşa: Hitit Başkenti (Çorum) 1986 • Nemrut Dağı (Adıyaman) 1987 • Hieropolis-Pamukkale (Denizli) 1988 • Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla) 1988 • Safranbolu Şehri (Karabük) 1994 • Troya Arkeolojik Alanı (Çanakkale) 1998 • Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) 2011 • Çatalhöyük Neolitik Alanı (Konya) 2012 • Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Do- ğuşu (Bursa) 2014 • Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) 2014 • Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (Diyarbakır) 2015 > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 26 • Efes (İzmir) 2015 • Ani Arkeolojik Alanı (Kars) 2016 • Aphrodisias (Aydın) 2017 • Göbekli Tepe (Şanlıurfa) 2018 • Arslantepe Höyüğü (Malatya) 2021 Somut Olmayan Kültürel Miras Somut Olmayan Kültürel Miras, UNESCO tarafından; “top- lulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar” şeklinde tanımlan- maktadır. UNESCO’nun 29 Eylül - 17 Ekim 2003 tarihleri arasında Pa- ris’te toplanan 32. Genel Konferansı’nda, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kabul edilmiştir. Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi çalışmaları kapsamında; uluslararası listelere dosya hazırlık çalışmaları ile somut olmayan kültürel miras envanter çalış- maları yürütülmektedir. Türkiye, 27 Mart 2006 tarihinde bu sözleşmeye resmen taraf olmuştur. 2006 yılından bu yana, listeye 21 somut olmayan kültürel miras ögemiz kaydedilmiştir: • Meddahlık (2008) • Mevlevi Sema Töreni (2008) • Âşıklık Geleneği (2009) • Nevruz ( Çok uluslu) (2009) • Karagöz (2009) > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 27 • Geleneksel Sohbet Toplantıları (2010) • Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali (2010) • Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah (2010) • Tören Keşkeği Geleneği (2011) • Mesir Macunu Festivali (2012) • Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneği (2013) • Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı (2014) • Geleneksel Çini Ustalığı (2016) • İnce Ekmek Yapma ve Paylaşma Kültürü: Lavaş, Katır- ma, Jupka, Yufka (Çok uluslu) (2016) • Bahar Kutlaması: Hıdrellez (Çok uluslu) (2017) • Islık Dili (UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Ol- mayan Kültürel Miras Listesi) (2017) • Dede Korkut Mirası: Destan Kültürü, Halk Masalları ve Müzik (Çok uluslu) (2018) • Geleneksel Türk Okçuluğu (2019) • Geleneksel Zekâ ve Strateji Oyunu: Mangala / Göçür- me Togyzqumalaq, Toguz Korgool (Çok uluslu) (2020) • Minyatür Sanatı (Çok uluslu) (2020) • Hüsn-i Hat: Türkiye’de İslam Sanatında Geleneksel Gü- zel Yazı (2021) • Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği (UNESCO Acil Koruma Ge- rektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi) (2022) • Çay Kültürü, Kimlik, Misafirperverlik ve Sosyal Etkile- şim Sembolu (Azerbaycan ile) (2022) • İpek Böcekçiliği ve Dokuma için İpeğin Geleneksel Üretimi (Çok uluslu) (2022) > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 28 • Nasreddin Hoca Fıkralarını Anlatma Geleneği (Çok uluslu) (2022) Yaratıcı Şehirler Ağı 2004 yılında UNESCO Yürütme Kurulunun 170. Toplantısı’n- da alınan karar doğrultusunda dünyanın farklı ülkelerinden 116 şehrin katılımıyla “Yaratıcı Şehirler Ağı” kurulmuştur. Ağ, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinin sosyal, ekonomik ve kültürel kalkınmalarına katkı sağlamayı he- deflemektedir. Söz konusu ağa üye olan şehirler, yerel ya- ratıcılık, tanıtım ve görünürlüklerini artırmayı hedeflemekte UNESCO’nun kültürel çeşitliliğin desteklenmesi doğrultu- sundaki görüşlerini paylaşmaktadırlar. Programa katılım yedi farklı tema üzerinden olmaktadır. Bunlar; zanaat ve halk sanatları, tasarım, sinema, gastronomi, edebiyat, müzik ve görsel sanatlardır. Ülkemizden gastrono- mi, zanaat ve halk sanatları, tasarım ve müzik alanında yedi şehrimiz Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer almaktadır. a. Gastronomi Gaziantep (2015) Hatay (2017) Afyonkarahisar (2019) b. Zanaat ve Halk Sanatları Kütahya (2017) Bursa (2021) c. Tasarım İstanbul (2017) d. Müzik Kırşehir (2019) > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 29 #vatandaşdiplomat > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 30 Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 31 • Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politika alanında ortaya koyduğu barışçı ve demok- ratik vizyon, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözleriyle çiz- diği hedef ve bu yönde izlediği kararlı politikalar, Türk dış politikasının temelini teşkil etmektedir. • Türkiye, birbirini tamamlayan çok sayıda siyasi, ekono- mik, insani ve kültürel iş birliği araçlarından istifade etmekte ve küresel ölçekte düşünen ancak dünyanın her köşesinde yerel düzeyde de etkinlik gösteren bir diplomasi uygulamaktadır. • Türkiye, dış politika gündemindeki tüm konulara so- rumluluk sahibi bir ülke olarak insan odaklı, vicdani ve ilkeli bir anlayışla yaklaşmaktadır. • Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nde 2009-2010 döne- minde görev yaparak küresel barış, istikrar ve güven- liğe yapıcı katkılarda bulunmuştur. • Öte yandan, BM 75. Genel Kurulu Başkanlığı (2020- 2021), BM Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) 40. Genel Konferansı Başkanlığı (2019-2021), Kim- yasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ-OPCW) Genel Direktörlüğü (2010-2018), NATO Genel Sekreter Yardımcılığı (2010-2013), AGİT Ukrayna Özel Gözlem Misyonu Başkanlığı (2019-2022) gibi kritik görevler de son dönemde ülkemizden temsilciler tarafından ba- şarıyla üstlenilmiş ve uluslararası toplumun takdirini toplamıştır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 32 • Türkiye, dış politikasında ulusal çıkarlarını güvence altına almaya devam ederken aynı zamanda sürdürü- lebilir barış ile kapsayıcı ve insan odaklı sürdürülebilir küresel ekonomik ve sosyal kalkınmaya uygun koşul- ların oluşmasını hedeflemektedir. • Bu çerçevede, ekonomik ve ticari diplomasi dış poli- tikamızın temel odaklarından biri haline gelmiştir. Ülkemizin ekonomik menfaatleri, gerek üyesi olduğu- muz OECD, Dünya Ticaret Örgütü, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi bölgesel ve uluslararası platform- larda, gerekse diğer ülkelerle ikili ilişkilerimizde sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Uluslararası iş birlikleri- nin çeşitlenerek daha karmaşık bir hale geldiği, belir- sizliklerin arttığı, ekonomik ve siyasi güç dengelerinin hızlı bir biçimde değiştiği bir dönemde, proaktif ve va- tandaşlarımızı önceleyen bir yaklaşımla, dünyanın her bir köşesinde vatandaşlarımızın, iş insanlarımızın ve bir bütün olarak ülkemizin ekonomik ve ticari çıkarları savunulmaya devam edilmektedir. • Türkiye, bölgesi ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve re- fah ortamının tesisi için uluslararası sorunların barışçı çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuk konu- sunda öncü rol oynamaktadır. Bu bağlamda Türkiye; BM, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nda arabuluculuk ile ilgili dost- lar/temas gruplarının aynı zamanda eş başkanı olan tek ülkedir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 33 • Türkiye, bölgesel ve küresel sorunlara sessiz kalmama bilinciyle, çatışmaların önlenmesine, çözümüne ve in- sani felaketleri sonlandırmaya katkıda bulunmak ama- cıyla girişimlerde bulunmaktadır. • Türkiye, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrar ortamı sağlanması amacıyla çok sayıda adım atmıştır. (Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan’ın katılımıy- la başlatılan iki ayrı Üçlü İşbirliği Süreci, Pakistan ile birlikte Afganistan’da barış ve güvenliğin tesisi için “Asya’nın Kalbi-İstanbul Süreci” ve Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki temasları kolaylaştırmaya yö- nelik adımlar) • 257 diplomatik ve konsüler misyonuyla Türkiye, dünya çapında en büyük 5. temsil ağına sahip ülke konumun- dadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 34 Girişimci ve İnsani Diplomasi > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 35 Birleşmiş Milletler (BM) Reformu • Türkiye, BM’nin tüm dünya insanlarının umudu olma niteliğini sürdürmesi gerektiği inancıyla, BM sistemi- nin daha iyi işlemesine yönelik atılan tüm adımları desteklemektedir. • Türkiye, “Dünya 5’ten Büyüktür” ilkesi çerçevesinde BM’nin daha demokratik, temsil düzeyi yüksek, hesap verebilir, şeffaf ve etkin bir hale getirilmesini savunmak- ta; bu çerçevede, BM Genel Kurulunun etkinliğinin artı- rılmasını ve BM Güvenlik Konseyinde yalnızca 5 ülkeye tanınan veto imtiyazının kaldırılmasını talep etmektedir. İnsani Yardımlar • Dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın dünyanın her yerine in- sani yardım ulaştıran Türkiye, 2022 yılı Küresel İnsani Yardım Raporu’na göre, gerçekleştirdiği 5,6 milyar ABD doları tutarındaki insani yardımla 2021 yılında dünya- nın en büyük ikinci donör ülkesi olmuştur. • Türkiye, her yıl gayrisafi millî gelirinin yaklaşık %1’ini insani yardım için ayırarak, gayrisafi millî hasılasına oranla “dünyanın en cömert ülkesi” olmaya devam et- mektedir. • 2020 yılında açıklanan Birleşmiş Milletler İnsan Hak- ları Konseyi Raporu’na göre Türkiye, topraklarında 3,6 milyon kayıtlı Suriyeli misafiri ve farklı uyruklardan 320.000 sığınmacıyı misafir etmektedir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 36 Kalkınma Yardımları • Türkiye, insani yardımların yanı sıra ihtiyaç sahibi ül- kelerin kalkınma süreçlerine destek olmak amacıyla çeşitli yardımlarda bulunmaktadır. • Türkiye tarafından hiçbir karşılık beklenmeden yapı- lan bu yardımlar, Afrika’dan Balkanlar’a; Güney Ame- rika’dan Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyayı kapsa- maktadır. • Türkiye, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan turizme pek çok alanda binlerce proje ve faaliyete destek vererek dünya barışına katkı sunmaktadır. • Türkiye, 2021 yılında, 119 ülkeye yaklaşık 7,7 milyar dolar kalkınma yardımı yapmıştır. • Türkiye, OECD ülkeleri arasında gayrisafi millî hasılası- na oranla en fazla kalkınma yardımı yapan ikinci ülkedir. Tıbbi Yardımlar • Köklü bir diplomasi geleneğine ve insani reflekslere sa- hip olan Türkiye, dünyanın karşı karşıya kaldığı Covid-19 pandemisine karşı tüm imkânlarını seferber etmiştir. • Türkiye, “Dost kara günde belli olur” anlayışıyla ülkeler arasında ayrım yapmaksızın 2022 yılının ilk çeyreği itibarıyla 19 ülkeye 6,3 milyon doz aşı yardımında bu- lunmuştur. Ayrıca, 2 yılda 161 ülkeye ve 12 uluslararası örgüte yaptığı tıbbi yardımlarla bu alanda dünyanın öncü ülkelerinden biri haline gelmiştir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 37 • Pandemi sürecinde 19 ülkeye 6,3 milyon doz, 11 Afrika ülkesine ise içinde yerli aşımız TURCOVAC’ın da oldu- ğu toplam 4 milyon 870 bin doz aşı hibe edilmiştir. • Pandemi süresince Türkiye, Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı tahliye operasyonunu gerçekleştirmiş; 142 ülkeden 100.000’den fazla vatandaşımızın ülkemize getirilmesini sağlamıştır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 38 Uluslararası Terörizmle Mücadele > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 39 • Türkiye, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden etnik bö- lücü terör örgütü PKK/KCK’ya, aşırı solcu terör örgütü DHKP-C’ye, El Kaide ve DEAŞ gibi dini istismar eden terör örgütlerinden “17 Kasım” ve ASALA gibi terör ör- gütlerine kadar terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir. • Türkiye, Yabancı Terörist Savaşçılar (YTS) kaynaklı teh- ditlere karşı alınan önlemlerle birlikte küresel çalış- malara aktif katkı sağlamaktadır. • Türkiye, YTS tehdidiyle mücadele kapsamında 21 Ara- lık 2017 tarihinde kabul edilen YTS’lere ilişkin Birleş- miş Milletler Güvenlik Konseyinin 2396 sayılı karar tasarısına eş sunucu olmuştur. • Türkiye, ABD’yle birlikte Terörle Mücadele Küresel Foru- mu (TMKF) girişiminde bulunmuş ve söz konusu organa Eylül 2011-Nisan 2016 arasında eş başkanlık etmiştir. • Türkiye, Eylül 2017’ye kadar, TMKF içerisinde AB ile birlikte Afrika Boynuzu Çalışma Grubunun eş başkan- lığını yürütmüştür. • Türkiye, “DEAŞ’a Karşı Küresel Koalisyon” içerisinde ak- tif bir üyedir ve koalisyonda yer alan YTS Çalışma Gru- buna eş başkanlık etmektedir. Ayrıca, DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki etki alanlarına darbe vuran terörle mücadele amaçlı askeri harekâtları yürütmüştür. • Türkiye, yüzlerce vatandaşını DEAŞ saldırıları sonucu kaybetmiştir. Alınan etkin terörle mücadele tedbirleri sayesinde DEAŞ’ın ülkemizde büyük çaplı eylem ger- çekleştirmesi önlenmiştir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 40 • Türkiye’nin Suriye’de DEAŞ’a karşı giriştiği terörle mü- cadele harekâtları aynı zamanda PKK terör örgütüne karşı büyük bir darbe teşkil etmektedir. • İran, Suriye ve Irak’ta PKK/KCK terör örgütünün uzan- tısı konumunda olan örgütler mevcuttur. Bu örgütler, İran’da KODAR/PJAK, Irak’ta Tevgera Azadi, Suriye’de ise PYD/YPG olarak adlandırılmaktadır. Avrupa’da ise KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürt Toplum Merkezi) ismi ile faaliyetler yürütmektedir. • 15 Temmuz 2016 gecesi maruz kalınan ve Türk hal- kının demokrasisine kahramanca sahip çıkması sure- tiyle bertaraf edilen hain darbe girişimi, terörizmin daha önce tecrübe edilmemiş yeni bir yüzünü ortaya çıkarmıştır. • 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından, hain kal- kışmanın faili olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle mücadele Türkiye’nin önceliklerinden birini oluştur- maktadır. • Türkiye, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bağlantılı okul- ların, vakıf ve derneklerin kapatılması/devredilmesi, örgütle iltisaklı şahısların yurt dışında hareket alanı bulmalarının ve adaletten kaçmalarının engellenmesi için çaba sarf etmektedir. • Çeşitli ülkeler ve uluslararası örgütler, FETÖ/PDY’yi terör örgütü olarak ilan etmişlerdir. Bu çerçevede; 19 Ekim 2016 tarihinde düzenlenen İİT Dışişleri Bakan- ları 43. Toplantısında FETÖ silahlı terör örgütü olarak > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 41 ilan edilmiş; benzer bir karar 1 Aralık 2016 tarihinde Asya Parlamenterler Asamblesi tarafından alınmış; 27 Ocak 2017 tarihinde ise İİT Parlamenterler Birliğinin 12. Konferansında teyit edilmiştir. KKTC, 21 Temmuz 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü “yasa dışı cemiyet” olarak ilan etmiştir. İlaveten, Pakistan Yüksek Mahkemesi, 28 Ara- lık 2018 tarihinde aldığı kararla, FETÖ’yü terör örgü- tü olarak tanımlamıştır. 2021 yılı Ekim ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın Togo, Burkina Faso ve Liberya Devlet Başkanlarıyla yaptıkları Zirve sonrası yayınla- nan dörtlü bildiride FETÖ/PDY’nin ismi terör örgütü olarak yer almıştır. • Türkiye, OECD’nin küresel kara para aklama ve teröriz- min finansmanıyla mücadele organı olan Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) üyesidir. Türkiye, FATF tavsiye- lerine tümüyle riayet etmek için terörizmin finansma- nıyla mücadele konusunda mevzuatını ve uygulamala- rını sürekli gözden geçirmektedir. • Ülkemiz, terörle mücadelede uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında, BM ve bölgesel kuruluşların kapasite geliştirme çabaları- na katkıda bulunmanın yanı sıra talep eden ülkelerle de ikili düzeyde kapasite geliştirme programları ger- çekleştirmektedir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 42 1915 Olayları > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 43 • Türkler ve Ermeniler 800 yılı aşkın süre Anadolu’da barış içinde yaşamışlardır. Osmanlı döneminde Ermeni toplumu, devlete bağlılığı nedeniyle “millet-i sadıka” olarak nitelendirilmiştir. Osmanlı idaresinde Ermeni- ler bakan, paşa (general), büyükelçi, vali, ticari temsilci gibi birçok önemli göreve getirilmişlerdir. • Ancak 19. yüzyılda Balkanlarda ortaya çıkan ayrılıkçı- lık akımları, 1880’lerden itibaren Ermeni nüfusu içinde de bazı kesimleri etkilemiş, çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlanmıştır. Komitacıların ortak hedefi Osmanlı topraklarında Ermenilerin yaşadığı bölgeleri içeren, siyasi ve etnik olarak homojen bir Ermeni Dev- leti kurulması olmuştur. Bu komitelerin kışkırtması ve dış destekle ilk büyük Ermeni isyanı 1896’da Van’da çıkmıştır. • Ayrılıkçı Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı’nın başlama- sını ve Osmanlı Devleti’nin İtilaf Devletleriyle savaşa girmesini fırsat bilerek isyan etmiş, işgalci Rus Ordusu ve diğer yabancı düşman kuvvetlerle iş birliği yapmış, Türklere ve Müslümanlara yönelik katliamlar gerçek- leştirmiş, Osmanlı Ordusuna saldırıp ikmal yollarını kesmişlerdir. • Ermeni çetelerinin 15 Nisan 1915 tarihinde ikinci Van isyanını çıkarması ve Rus saldırılarıyla karşı karşıya kalan Osmanlı Devleti’ni içeriden vurmaya başlama- sı üzerine, Hükûmet Ermeni Patriğini, mebuslarını ve > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 44 Ermeni toplumunun önde gelenlerini uyararak bu saldırılara devam edilmesi halinde gerekli önlemleri alacağını bildirmiştir. • Ancak bu uyarıdan sonuç alınamayınca, Osmanlı Hükû- meti 24 Nisan 1915’te Ermeni Komitelerini kapatmış, bazı komitacıları devlet aleyhine faaliyette bulun- maktan tutuklamıştır. Her sene sözde soykırımı anma etkinliklerinin tarihi olan 24 Nisan esasında isyan ve silahlı saldırılardan sorumlu Ermeni komitacıların tu- tuklandığı tarihtir. • Osmanlı Hükûmeti bu büyük tehdit karşısında, 27 Mayıs 1915 tarihinde aynı durumdaki herhangi bir ülkenin tereddüt etmeden alacağı meşru bir savunma tedbirine başvurmuş, savaş bölgesinde ya da yakının- daki stratejik bölgelerde ikamet eden Ermeni nüfusun, işgalci Rus ordusuna yakın hatlardan uzaklaştırılarak, İmparatorluğun güney vilayetlerine sevk edilmelerini öngören bir yasa kabul etmiştir (Sevk ve İskan Kanu- nu). Tehcir, ülke toprakları içinde bir yer değiştirme (re- location) olup ülke dışına sevk etme (deportation) söz konusu değildir. • Osmanlı Hükûmeti yerleri değiştirilen Ermenilerin korunması ve iaşelerinin sağlanması için yoğun gay- ret göstermiş, buna karşılık savaş, iç çatışmalar, salgın hastalıklar ve açlık gibi günün ağır koşullarında insani kayıplar yaşanmasına mani olamamıştır. Ancak, yalnız- ca Ermenilerin değil, İmparatorluğu oluşturan bütün halkların Birinci Dünya Savaşı’na giden dönemde or- > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 45 taya çıkan millîyetçilik akımları ve bizzat savaşın yol açtığı yıkımdan etkilendiği unutulmamalıdır. Aynı dö- nemde 5 milyondan fazla Müslüman katledilmiş, Bal- kanlar ve Kafkaslar’daki yurtlarından sürülmüşlerdir. • 1915 Olaylarından neredeyse yarım asır sonra, geçmi- şin acılarından türetilen yeni bir tarih yazımı hareketi başlamıştır. Yaşanılanları sadece Ermenilerin gözün- den anlatmaya ve dünya kamuoyunda popülerleştir- meye yönelik bu kampanya, radikalizmi körüklemiş, terör ve şiddet eylemlerine neden olmuştur. ASALA (Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Örgütü), JCAG (Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları) ve ARA (Ermeni Devrimci Ordusu) gibi Ermeni terör örgütle- rince gerçekleştirilen saldırılarda, 58’i Türk vatandaşı olmak üzere (31’i diplomat ve aile mensubu) 77 kişi gaddarca katledilmiştir. • Ermeni radikaller, 1915 Olaylarını, tarihsel arka planını ve olguları bir yana bırakarak, hukuki boyutu ise tama- men göz ardı ederek, “soykırım” olarak tanımlamakta- dır. Oysa, 1915 Olaylarının ne şekilde tanımlanacağına dair siyasi veya akademik bir oydaşmadan bahsedile- mez. Mesele, meşru bir tartışma konusudur. • Türkiye, tartışmalı tarihsel konuların ne şekilde ta- nımlanacağı hususunun siyasetin değil tarih bilimi ve uluslararası hukukun yetki alanında olduğu görü- şündedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları tüm İmparatorluk halkı için trajik bir dönem olmuştur. Türkler, Ermeniler ve diğer topluluklar büyük acılar > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 46 yaşamışlardır. Türkiye, Ermenilerin yaşadığı acıları göz ardı etmemekte ancak 1915’te yaşanan acı olayların bir tarafın diğer tarafa uyguladığı bir “soykırım” olarak çarpıtılmasına karşı çıkmaktadır. • Bu dönemin tüm yönleriyle anlaşılması, hayatını kay- beden çok sayıdaki insanın hatırasına gereken say- gının gösterilmesi, tarihin seçici olmayan ve nesnel biçimde hatırlanması ve anlatılması insani ve vicdani bir görevdir. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 2005 yılında “Ortak Tarih Komisyonu” kurulması çağrısında bulunmuştur. Halen masada bu- lunan bu teklife Ermeni tarafı karşılık vermemiştir. • Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci devam etmektedir. Tarihi ve hukuki açıdan mesnetsiz soykırım iddialarının siyasi saiklerle ileri sürülmesi, normalleşme yönündeki çabaları zayıflatmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. • Türkler ve Ermeniler, ortak geçmişlerindeki zorlu dö- nemleri unutmaksızın tarihi dostluklarını yeniden inşa etmek için çalışmalıdırlar. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 47 1915 Olayları Neden Soykırım Değildir? • Soykırım uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış vahim bir suçtur, herhangi bir vahşet olayını kabaca nitelendirmekte kullanılabilecek, jenerik bir kelime değildir. • Bu suçun uluslararası hukukta ilk kez tanımlandığı 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Ceza- landırılmasına Dair Sözleşme’ye göre, soykırım suçu- nun işlenip işlenmediği ancak yetkili mahkeme kara- rıyla tespit edilebilir. • Sadece Holokost, Ruanda, Srebrenitsa ve Kamboçya soykırımları yetkili mahkemelerin kararlarıyla tespit edilmiştir. • 1915 Olayları hakkında ise böyle bir yetkili mahkeme kararı mevcut değildir. Oysa, bir hadisenin soykırım olup olmadığına ancak yetkili mahkemeler karar ve- rebilmektedir. Bazı ülkelerin parlamentolarında aldığı çeşitli kararların veya siyasilerce yapılan açıklamaların herhangi bir hukuki değeri ve geçerliliği yoktur. • Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin konuya ilişkin kararları da (Perinçek ve Mercan) Holokost’tan farklı olarak 1915 Olaylarının meşru bir tartışma ko- nusu olduğunu teyit etmektedir. Bu çerçevede, bazı Avrupa ülkelerinde soykırım iddialarını savunan grup- ların baskılarıyla hazırlanan inkarcılık tasarıları söz ko- nusu AİHM içtihadı çerçevesinde iptal edilmiştir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 48 • Sözleşmeye göre soykırım; belirli bir grubun ulusal, et- nik, ırksal veya dinî kimlikleri nedeniyle, kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen birtakım fiillerden oluşmaktadır. • Soykırım suçunun diğer suçlardan ayrılmasını sağla- yan en belirleyici özellik, failde bulunması gereken “yok etme özel kastı”dır (dolus specialis). 1915 Olayları bağlamında ise Osmanlı Devleti’nin “imha etme” kas- tıyla tehcir kararı aldığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. • Aksine, Osmanlı Devleti’nin sevke tabi tutulan Erme- nilerin güvenliğinin sağlanması için gerekli önlem- leri aldığı ve bu talimatlara uymayan kişileri Divan-ı Harp’e sevk ederek idam dâhil çeşitli hapis cezalarına çarptırdığı arşiv belgeleriyle sabittir. • Ayrıca, tehcir sırasında ve sonrasındaki 1917 yılında Osmanlı bürokrasisinde 522 Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşının çalışıyor olması, esasen 1915 tarihinde uygulamaya konulan Sevk ve İskân Kanunu’nun her- hangi bir etnik/dinî/ırksal veya ulusal grubu hedef alan ideolojik saiklerle değil devletin güvenlik ihtiyaç- ları çerçevesinde alınmış meşru bir önlem olduğunu ortaya koymaktadır. • Osmanlı Ermenilerinin tamamının sevke tabi tutulma- ması, tehcirin önlem amaçlı bir uygulama olduğunu gösteren önemli bir faktördür. Öncelikle yer değiştir- me uygulaması, Osmanlı Devleti’nin sadece isyan çıka- > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 49 rılan Doğu Vilayetlerinde gerçekleştirilmiş, Batı Vila- yetlerindeki Ermeni nüfus ile İstanbul Patrikliği bunun dışında bırakılmıştır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 50 Kıbrıs Meselesi > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 51 • Kıbrıs Sorunu, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türklerini, 1959’da imzalanan Londra ve Zürih Antlaşmalarını ta- kiben 1960’ta kurulan ortaklık devletinden dışlamak suretiyle, Ada’da birlikte yaşama ve Ada’yı birlikte yö- netme mutabakatını terk ederek yönetimi tek taraflı olarak ele geçirmeye çalışması ile baş göstermiştir. Kıbrıs Rum tarafının ENOSİS (Yunanistan ile birleşme) ideolojisinin bir parçası olarak, 1963 yılında gerçekle- şen Kanlı Noel katliamı da dâhil olmak üzere, özellikle EOKA terör örgütü, adada yüzlerce yıldır yaşayan Kıbrıs Türklerine karşı pek çok terör eylemi ve katliam düzen- lemiştir. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye ise Kıbrıs Türkleri- nin eşit ortak olarak haklarını kullanamamasına neden olan bu yasa dışı ve gayrimeşru durumu hiçbir zaman kabul etmemiştir. • Yaklaşık 11 yıl süren terör ve şiddetin ardından 15 Temmuz 1974 tarihinde Yunan Cuntasının desteğiyle EOKA lideri Nikos Sampson, adayı Yunanistan’a bağ- lamak amacıyla Makarios’a karşı bir darbe gerçekleşti- rerek iktidarı kısa süreyle ele geçirmiştir. Buna karşılık Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması çerçevesinde, önce İngiltere’ye ortak müdahale teklifinde bulunmuştur. İngiltere’nin olumsuz cevap vermesi üzerine Ada’da- ki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak Türkiye, 20 Temmuz 1974 günü Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatmış- tır. Barış Harekâtı ile Türkiye, yalnızca ENOSİS’i önle- yerek Türk halkının varlığını güvence altına almamış, > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 52 aynı zamanda Türklerin yanında Rumlara karşı da saldırgan tutum izleyen EOKA’nın faaliyetlerine son vererek tüm Ada için huzur ortamı sağlamıştır. Barış Hârekatı Yunanistan’daki cunta rejiminin yıkılarak ül- keye demokrasinin getirilmesine de vesile olmuştur. • 1977-79 Doruk Anlaşmalarıyla gündeme gelen iki böl- geli, iki toplumlu federal çözüm modeline yönelik mü- zakerelerin sonuç vermemesi üzerine, Kıbrıs Türk ta- rafı, kendi kaderini tayin hakkına dayanarak 15 Kasım 1983 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) ilan etmiştir. • Adadaki ihtilafın çözümü için yapılan en kapsamlı girişimlerden biri federal bir devlet kurulmasını ön- gören, temelleri 1999 yılında atılan Annan Planı’dır. Müzakereler neticesinde nihai hale getirilen çözüm planı 24 Nisan 2004 tarihinde KKTC’de ve Güney Kıb- rıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) eş zamanlı referandum- larla iki halkın onayına sunulmuştur. Kıbrıslı Rumların %75.83’ü plan için “Hayır” oyu verirken, Kıbrıs Türkleri planın kendileri için getireceği pek çok zorluğa rağ- men %64.91 çoğunlukla plana “Evet” demiştir. Kıbrıs Rum tarafının planı reddetmesi karşısında BM ve AB dâhil tüm uluslararası camianın desteklediği bu kap- samlı çözüm planı geçersiz hale gelmiştir. • Annan Planı sonrasındaki süreçte de, millî davamız Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının Ada’nın aslî unsuru ve ortak sahibi olmasından kaynaklanan hak ve çıkarlarını koruyan, güvenlik endişelerini karşıla- > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 53 yan bir çözüme kavuşturulması yönündeki çalışmalar kararlılıkla sürdürülmüştür. Ancak, 2007-2017 yılları arasında aralıklarla devam eden Kıbrıs Konferansı, Temmuz 2017’de Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutu- mu ve siyasi gücü paylaşmamakta ısrar etmesi üzerine sonuçsuz bir şekilde sona ermiştir. • Son olarak, 2021 Nisan yılında KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM himayesinde düzenlenen Kıbrıs Türk ve Rum liderlerle birlikte, garantör ülkeler Türkiye, Yuna- nistan ve İngiltere’nin de katıldığı gayriresmî toplantı- da öncelikle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesine; ardın- dan Ada’daki iki devletin aralarında tesis edecekleri iş birliği ilişkisine dair müzakerelerin başlamasına yöne- lik yazılı bir öneri sunmuştur. • Türkiye Cumhuriyeti, Ada’da bugün iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğinden hareketle KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın sunduğu öneriye tam destek vermekte, öncelikle Kıbrıs Türk halkının 1963’te gasp edilmiş, doğuştan var olan müktesep egemen eşit- liği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, ardından Ada’daki iki “eşit devlet” arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir iş birliği tesisi için sonuç odaklı müzakerelere başlanması yönündeki yapıcı tutumunu korumaktadır. • Türkiye Cumhuriyeti, geçmişte olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türk halkına uygulanan insanlık dışı izolasyon ve kısıtlamalara son verilmesine yönelik çabalarını ke- sintisiz olarak sürdürmektedir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 54 Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki Hakları > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 55 • Türkiye, Doğu Akdeniz’deki deniz alanlarında ulusla- rarası hukuktan kaynaklanan meşru hak ve çıkarlara sahiptir. • Uluslararası hukuka göre adaların, deniz yetki alanı yaratma hakkı (entitlement) ile deniz yetki alanları- nın sınırlandırılması (delimitation) aynı şey değildir. Uluslararası Adalet Divanı, üçüncü ülkeler arasında yaşanan benzer uyuşmazlıklarda, hakkaniyete uygun sınırlandırmayı bozucu nitelikteki adaların ancak sınır- lı yetki alanı yaratabileceği veya kara suları ötesinde kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik bölgeye sahip olamayacağı yönünde kararlar vermiştir. • Yunanistan’ın Türkiye kıyılarına 2 kilometre mesafede, Yunan ana karasına 580 kilometre uzaklıkta bulunan, yaklaşık 10 km2 büyüklüğündeki Meis Adası için 40 bin km2 deniz yetki alanı talebi, uluslararası hukuka aykırı olmasının yanında hakkaniyete de aykırıdır. • 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1947 Paris Barış Antlaş- ması ve konuya dair diğer uluslararası belgelerle Doğu Ege Adaları gayri askeri statüye alınmıştır. Ancak Yu- nanistan, 1950’li yıllardan itibaren bu adaların gayri askeri statüsüne aykırı hareket etmekte; resmî açıkla- malar ile bu durumu kabul etmektedir. • Bir ülkenin hava sahası karasularıyla örtüşmelidir ve karasularının ötesine geçen hava sahası uygulaması uluslararası hukuka aykırıdır. Yunanistan’ın karasu- ları 6 deniz mili genişliğinde olmasına rağmen hava sahası genişliği 10 mildir. Dolayısıyla, Yunanistan’ın > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 56 karasularını 4 deniz mili aşan hukuksuz hava sahası uygulaması ve buna dayanarak Türkiye’ye yönelttiği hava sahası ihlali suçlamaları hukuki bir temele da- yanmamaktadır. • Ege ve Akdeniz gibi kendine has coğrafi özellikleri olan denizlerde, karasularının genişliğinin artırılması ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ilgili diğer kıyı devletlerinin haklarını ihlal etmemelidir. Deniz alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yer- lerdeki yakın ya da karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla ve hakkaniyet il- kesi çerçevesinde belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır. • Doğu Akdeniz’de kendi haklarımızı ve Kıbrıs Türkleri- nin haklarını korumak için sergilediğimiz kararlı du- ruşa karşı AB’nin ve bazı üçüncü ülkelerin takındığı önyargılı tutum, bölgenin istikrar ve huzuruna katkı sağlamamaktadır. • Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’deki uyuşmazlıkların çözümünde hakkaniyet, diyalog ve iş birliğini esas almakta, uluslararası hukuk temelinden ayrılmamak- tadır. • Türkiye, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının adil ve barışçıl şekilde sınırlandırılmasını temin etmek için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) hariç tüm taraflarla diyaloğa hazırdır. GKRY ile görüşülmesi ise ancak Kıb- rıs Sorunu çözüldükten sonra mümkündür. • Türkiye’nin Akdeniz’deki sismik araştırma ve sondaj fa- aliyetleri, uluslararası hukuka uygun olarak, Türkiye’nin meşru hak ve menfaatleri çerçevesinde icra edilmek- tedir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 57 • Türkiye, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde (BMDHS) itiraz ettiği hükümlere çekince koymasını sağlayacak bir mekanizma bulunmadığı için sözleşmeye taraf ol- mamıştır. • Yunanistan adalarla ilgili iddialarını BMDHS’nin ada- ların deniz yetki alanlarına ilişkin 121. maddesine dayandırmaktadır. Söz konusu madde hükümleri, Tür- kiye’yi bağlamamaktadır. Türkiye, BMDHS’de kabul et- mediği maddelere daimî itirazcı devlet konumundadır. • Türkiye Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşadığı uyuşmazlık- ların çözümünde uluslararası hukuk, hakkaniyet, diya- log ve iş birliğini esas almaktadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 58 İnsan Hakları ve Demokrasi > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 59 • İnsan haklarına geniş bir açıdan yaklaşan, “İnsanı Ya- şat ki Devlet Yaşasın!” düsturunu şiar edinmiş ve insan onuruna saygıyı dış politika önceliklerinden kılan Tür- kiye, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün güçlen- dirilmesi ile temel hak ve özgürlüklere saygının tam olarak sağlanması konularında birçok reformu hayata geçirmiştir. • Türkiye, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni onay- lamış, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile BM temel insan hakları sözleşmelerinin hemen hepsine taraf olmuştur. Bunlar arasında medenî, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin; çocuk, kadın, engelli ve göçmen işçilerin haklarına ilişkin ve ırk ayrımcılı- ğı, işkence ve kötü muameleye karşı sözleşmeler yer almaktadır. • Anayasanın 90. maddesine göre; “Usulüne göre yürür- lüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin mil- letlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlık- larda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” • Türkiye, 1985’te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne (CEDAW) taraf olmuştur. • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı başta olmak üzere, AGİT belgeleri ve AB müktesebatıyla uyum sağ- lamak amacıyla düşünce ve ifade özgürlüğü, dernek kurma ve toplanma hürriyeti, din özgürlüğü, yargının > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 60 işleyişi, sivil-asker ilişkileri, ekonomik, sosyal ve kültü- rel haklar gibi alanlarda mevzuatımızda gerekli deği- şiklikler yapılmıştır. • Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkânının getirilmesi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kamu Denetçiliği (ombudsmanlık) gibi kurumların kurulması da bu kapsamda yapılan değişikliklerdendir. • 2002 yılının başında yeni Medeni Kanun’un ve Eylül 2004’te ise yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabul edilmesi yasal reformların önemli aşamalarını oluşturmaktadır. • Türkiye, Kasım 2003’te ölüm cezasının kaldırılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 6 Numa- ralı Protokol’ü onaylamıştır. Ölüm cezasını her koşulda kaldıran 13 Numaralı Protokolün onay işlemleri de Şu- bat 2006’da tamamlanmış ve anılan Protokol ülkemiz açısından yürürlüğe girmiştir. • Mayıs 2008’de yürürlüğe giren “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la düşünce ve ifade özgürlüğü alanında ilerleme kaydedilmiştir. • 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen Anayasa değişikliği paketinde yer alan düzenle- meler sayesinde birçok alanda temel hak ve özgürlük- ler genişletilmiş ve anayasal sistemimiz uluslararası yükümlülüklerimize uygun hale getirilmiştir. • Türkiye, insan hakları olgusunu demokratik bir meşru- iyet temelinde gerçekleştirmek amacıyla 2019 yılında Avrupa Konseyi ve AB standart ve normlarını da dikka- > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 61 te alarak “Yeni Yargı Reformu Stratejisi”ni hazırlamıştır. Stratejide öngörülen değişiklikler, yargı paketleriyle yasalaştırılmıştır. Bu paketler sayesinde ifade özgürlü- ğü güçlendirilmiş; hak arama yolları genişletilmiş; so- ruşturma evresinde tutuklama süresi sınırlandırılmış ve seri muhakeme, basit yargılama, e-duruşma gibi yeni, sade ve hızlandırıcı usuller ihdas edilmiştir. • 2021 yılında “Özgür Birey, Güçlü Toplum; Daha Demok- ratik Bir Türkiye” vizyonuyla İnsan Hakları Eylem Planı hazırlanmıştır. Avrupa Konseyi ve AB temsilcilerinin görüşleri de alınarak hazırlanan Eylem Planı’nın çıkış noktası, insanın maddi ve manevi varlığı ile onur ve saygınlığını devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla tüm işlem ve eylemlerinde koruma yükümlülüğüdür. • Batılı ülkelerde seçimlere katılım oranları oldukça düşük seviyelerde kalırken Türkiye, %80’i aşan geniş katılım oranıyla demokratik olgunluğunu sandığa yan- sıtmaktadır. • Yargının yürütme karşısında tam bağımsız olduğu bir hukuk sistemine sahip olan Türkiye, yargı bağımsızlığı olan örnek ülkeler arasında yer almaktadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 62 15 Temmuz Darbe Girişimi > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 63 • Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde ordusuna ve diğer stratejik kurumlarına sızmış olan FETÖ/PDY silahlı te- rör örgütü tarafından, demokratik meşru hükûmete ve anayasal düzene karşı başlatılan hain bir darbe girişi- mine maruz kalmıştır. • Doğrudan Türk halkının seçtiği Cumhurbaşkanını ve hükûmeti değiştirmeyi, demokrasi ve hukukun üstün- lüğünü yok etmeyi hedefleyen darbe girişimi, başta “yaşam hakkı” olmak üzere Türk vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini ihlal etmiştir. • FETÖ/PDY, elebaşı Fethullah Gülen’in direktifleri ile bir araya gelen fanatik insanların oluşturduğu silahlı bir terör örgütüdür. • FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eğitimden medyaya, ekonomik faaliyetlerden devlet içine sızmaya uzanan geniş bir çerçevede uluslararası faaliyetleri vardır. • FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, Türkiye Cum- huriyeti’nin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmek ve ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra bir zümre eliyle ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmektir. Örgütün nihai hedefi ise sadece Türki- ye’yi yönetmek değil, dünyayı yöneten küresel bir güç olmaktır. • FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, uluslararası arenada sözde “ılımlı İslam” modelinin temsilciliğini yaptığını savunsa da örgüt, ciddi insan hakları ihlallerine dâhil > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 64 olmuş ve şiddet kullanmaktan çekinmemiştir. Örgütün faaliyet gösterdiği ülkelerde örgüt aleyhine birçok so- ruşturma açılmıştır. • Darbe girişimi esnasında Türkiye Büyük Millet Mecli- si başta olmak üzere, ülkemizin demokratik kurum ve kuruluşlarına saldırılar gerçekleştirilmiştir. Cumhur- başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla on binlerce silahsız, sivil göstericinin direnişi ve güvenlik güçlerinin mücadelesi sonucunda darbe girişimi kısa sürede püskürtülmüştür. • Türk Milletinin, demokrasinin önüne çıkan bu engel karşısında sergilediği duruş ve yaptığı fedakârlık tüm dünyaya örnek olmuştur. • Türk siyasal tarihine geçen bu direnişte 252 vatandaşı- mız şehit, 2735 vatandaşımız gazi olmuştur. • Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak için “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Günü” ilan edilmiştir. • Türkiye, yaşanan bu zorlu süreci hukuk devleti, demok- rasi, insan hakları ve adalet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalarak yürütmüştür. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 65 #vatandaşdiplomat > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 66 Bunları Biliyor muydunuz? > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 67 • İstanbul, iki kıtada toprağı olan tek metropoldür ve nü- fusu 131 ülkenin nüfusundan daha fazladır. • İstanbul, dünyada 2 farklı imparatorluğa başkentlik yapmış tek şehirdir. (Doğu Roma İmparatorluğu ve Os- manlı İmparatorluğu) • Dünya Turizm Örgütünün Mart 2022’de açıkladığı ve- rilere göre, Türkiye, 2021 yılında ağırladığı 29,9 milyon turistle dünyada 4. sırada yer almıştır. • İnsanlık tarihinin en önemli miraslarından biri olan ve 12 bin yıllık geçmişiyle “Tarihin Sıfır Noktası” olarak ni- telendirilen Göbeklitepe ve insanlığın ilk yerleşimle- rinden biri olan Çatalhöyük, Türkiye’de bulunmaktadır. • Hititler, Anadolu’da kurulan ilk imparatorluktur. Tari- hin bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Barış Ant- laşması, Hititler ile Mısırlılar arasında imzalanmıştır. Kadeş Barış Antlaşması’nın orijinali İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. • Türkiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nde 19 adet ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde 84 adet varlığı bulunmaktadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 68 • Türkiye, 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyarak bu alanda Avrupa’nın önde gelen ülkelerin- den biri olmuştur. • Türkiye’nin ilk kadın pilotu olan Sabiha Gökçen, aynı zamanda dünyanın ilk kadın savaş pilotudur. • Dünyanın 7 harikasından ikisi Türkiye’dedir. (Artemis Tapınağı/Efes ve Halikarnas Mozolesi/Bodrum) • Turkuaz kelimesi, Türkiye’nin Akdeniz sahillerinin ren- ginden esinlenilerek türetilmiştir. • Günümüzde Noel Baba adıyla bilinen Hristiyan din bü- yüğü Saint Nicholas, Antalya’nın Patara antik kentinde dünyaya gelmiş, Demre ilçesinde antik Myra kentinde Piskoposluk yapmıştır. • Her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen Meryem Ana’nın ölmeden önce yaşadığı son yer olarak bilinen Meryem Ana Evi, İzmir’in ilçesi Selçuk’ta bulunmaktadır. • Büyük sanatçı ve bilim adamı Leonardo da Vinci, 1502’de dönemin Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in talebi üzerine İstanbul’da Haliç’in iki yakasını birbirine bağ- layacak bir proje tasarlamıştır. • Roma İmparatorluğu’nun baskısından kaçan ilk Hris- tiyanlar Anadolu’ya gelmiş ve Kapadokya bölgesine sığınmışlardır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 69 • Hristiyanlık inancında önemli olarak görülen Yedi Ki- lise (Efes, İzmir, Bergama, Salihli, Alaşehir, Denizli ve Akhisar) Türkiye sınırları içinde yer almaktadır. • Coğrafi konum açısından orta kuşakta yer alan ve yer şekilleri açısından çeşitlilik gösteren Türkiye’de 4 mev- sim yaşanmakta ve bu nedenle aynı anda hem kış hem de yaz turizminden faydalanılabilmektedir. • Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili yaklaşık 8000 km sahil şeridi olan bir yarımada üzerinde bulunur, aynı zamanda 130’dan fazla zirve ile oldukça dağlık bir coğrafyadır. • Dünyada uluslararası taşımacılıkta kullanılan en önemli su yollarından iki tanesi Türkiye’de bulunmak- tadır. (İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı) • Anavatanı Anadolu olan lale, Osmanlı padişahları tara- fından Avrupalı diplomatlara hediye edilmiştir. • Türkiye, önemli tarihi şahsiyetlerin doğum yeridir: Sm- yrnalı (İzmir) Homeros (Dünyanın en çok bilinen epik şairi; İlyada ve Odysseia’nin yazarı) – Bodrumlu Hero- dot (İlk Tarihçi, Tarihin Babası) - Tarsuslu Aziz Paul (Hris- tiyanlığı Avrupa’ya yayan Aziz) – Amoriumlu (Emirdağ) Aisopos (Ezop-Masalcı) – Pataralı Aziz Nicholas (Noel Baba) – Miletli Thales (Matematikçi) – Efesli Herakle- itos (Filozof) – Amasyalı Strabon (Coğrafyanın Babası) > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 70 • İstanbul’da bulunan 1461 yılında yapılan tarihi Kapa- lıçarşı, dünyanın en büyük ve en eski kapalı alışveriş merkezidir. • Türkiye, İzmir Bergama’daki Asklepion, MS 2. yüzyıl tarihli dünyanın ilk tam hizmetli sağlık kliniklerinden biri olarak anılmıştır. • Antik dünyada bilginin hızlıca yayılmasına neden olan, parşömen kağıdı, İzmir’in Bergama ilçesinde bulunan Pergamon antik kentinde icat edilmiştir. • Truva atı, Aşil, Paris ve Helen’in efsanevi Truva şehri, Türkiye’nin Ege kıyısında Çanakkale ilinde yer almak- tadır. • Dünya tarihindeki ilk sikkeler elektrumdan yapılmış ve MÖ 640 yılında Türkiye’nin Ege Bölgesi’ndeki Sardes’te Lidya Kralı Alyattes tarafından kullanılmıştır. • Lokum, 500 yıl öncesine dayanan dünya tarihinin en eski tatlılarından biridir. Osmanlı İmparatorluğu saray mutfaklarında icat edilmiştir. • Hezârfen Ahmet Çelebi, 17. yüzyılda İstanbul Boğazı’ndan uçmak için yapay kanatlar kullanarak önemli bir mesafe- ye uçan ilk insandı ve böylece Wright Brothers’tan 270 yıl önce dünyanın ilk kıtalararası uçuşunu yaptı. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 71 • 2. yüzyılın en iyi korunmuş Roma tiyatrosu Aspendos, Antalya ilindedir. • Dünyanın ilk ticaret merkezlerinden biri, Kayseri Kül- tepe’de Kaneş antik bölgesinde bulunan Karum’dur. • 1915 Çanakkale Köprüsü, “dünyanın en uzun orta açık- lıklı köprüsü” unvanına sahiptir. • 2020’de Türkiye tarihinde ilk kez Karadeniz’de bulu- nan Tuna-1, Amasra-1 kuyularında toplamda 540 mil- yar metreküp doğalgaz keşfedilmiştir. • Ülkemiz fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihraca- tında dünyada lider konumda bulunmaktadır. • “Dünyada en fazla ülkeye uçan havayolu” unvanına sa- hip olan Türk Hava Yolları, 128 ülkede 280 uluslararası noktaya ulaşmaktadır; hâlihazırda dünyanın en geniş 4. uçuş ağına sahiptir. • Türkiye, ABD’den sonra en fazla dizi ihraç eden ülke konumundadır. Bugüne kadar 150’den fazla televizyon dizisi Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika’da toplam 152 ülkede izleyiciyle bu- luşmuştur. • Türkiye, pandemi sebebiyle 161 ülke ve 12 uluslarara- sı kuruluşun salgınla mücadelesine tıbbi ekipman ve ayni yardımlarla destek vermiştir. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 72 • NATO harekât ve misyonlarına en çok katkı sağlayan ilk beş ülke arasında yer alan Türkiye, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi Avru- pa kurumlarının kurucu üyesidir. • Türkiye, 2015 yılından bu yana yaklaşık 4 milyon kişiye koruma sağlamıştır. Türkiye, “dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke” konumundadır. > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 73 #vatandaşdiplomat > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 74 İrtibat Numaraları Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı Kızılırmak Mah. Mevlana Bulvarı No:144 Çankaya / ANKARA Tel : +90 312 590 20 00 www.iletisim.gov.tr Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Dr. Sadık Ahmet Cad. No:8 Balgat / ANKARA Tel: +90 312 292 10 00 www.mfa.gov.tr ABD ve Kanada’dan : +1 888 566 7656 Almanya’dan : +49 30 56 83 73 099 Avusturya’dan : +43 800 00 70 90 İngiltere’den : +44 203 608 8090 Hollanda’dan : +31 10 766 0007 Fransa’dan : +33 180 146 335 Diğer Ülkelerden : +90 312 292 29 29 > > > > > V A T A N D A Ş D İ P L O M A T E L K İ T A B I > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 75 #vatandaşdiplomat #vatandaşdiplomat Citizen Diplomat Handbook T Ü R K İ Y E > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 78 #citizendiplomat TABLE OF CONTENTS Foreword Preface Who is a Citizen Diplomat? Recommendations to Citizen Diplomats History of Türkiye Turkish Culture Basic Principles of Turkish Foreign Policy Enterprising and Humanitarian Foreign Policy Combating International Terrorism The Events of 1915 Cyprus Issue Türkiye’s Rights in the Eastern Mediterranean and Aegean Seas Human Rights and Democracy July 15 Coup Attempt Did You Know? Contact Details 80 82 84 86 90 94 106 110 114 118 126 130 134 138 142 150 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 80 I n the past two decades, we, as Türkiye, have endeavoured to build a fairer world through its enterprising and hu- manitarian foreign policy while simultaneously strength- ening the welfare, peace, and security of our nation. We exert great effort across all of our institutions in order to convey to the international community the remarkable story of our country and its justified arguments in an accurate, effective and original manner. We would like to crown this success, which we have demonstrated in all spheres, from foreign policy to the fight against terrorism, from the economy to the energy sector, with a communication campaign in which our citizens also contribute. With the integration of social media into our daily life fol- lowing the radical changes in communication technologies, individuals become public diplomacy actors one by one. In this regard, we consider our citizens residing abroad as our human bridges and voluntary envoys reaching all over the world. From our students who go for education to our athletes who wear the crescent and star uniforms in inter- national sports competitions, from our scientists who are abroad for academic studies to our entrepreneurs, we con- sider each and every citizen residing abroad for a short or Foreword 81 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > long period as a representative of the Turkish nation and a “citizen diplomat”. The book in your hands provides a wide range of informa- tion, from basic information about Türkiye to our foreign policy arguments that you may need abroad. In today’s world, where disinformation and manipulation are becom- ing increasingly prevalent, we are confident that our citizens will not abandon our country in the “fight for the truth.” I sincerely believe that you will represent Türkiye success- fully in the countries you reside, and I hope that the Citizen Diplomat Handbook will be useful for you. I congratulate all of those who contributed to the preparation of this book. PRESIDENT OF THE REPUBLIC OF TÜRKIYE RECEP TAYYİP ERDOĞAN > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 82 I n today’s globalising world, changes and transformations in information and communication technologies have had a significant impact on public diplomacy as well as every other field. States have shifted from a one-way and state/government- oriented “traditional public diplomacy” understanding to a “new public diplomacy” approach based on two-way communication involving citizens, non-governmental organisations, and univer- sities in public diplomacy activities. As one of the countries at the forefront of this transformation, we regard all of our citizens who interact with international peoples as “citizen diplomats,” and we place a high value on the role and responsibility of our citizens in our public diplomacy activities. To protect and strengthen our country’s reputation in this era called post-truth, we not only advocate our foreign policy argu- ments before the international public, but we also fight against disinformation campaigns and perception management opera- tions targeting our country. As our citizen diplomats, you can contribute to ensuring that our country is accurately represented in the countries you reside in; you can utter the truth in the face of unfounded and baseless claims about our country. In this line, the Directorate of Communications prepared the “Citizen Diplomat Handbook” to assist our citizens who travel abroad in their interactions with international people. This work, which concisely addresses basic information about our country Preface 83 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > and important foreign policy issues, is a source to which you can refer both in terms of creating a realistic perception of our country abroad and in the face of unrealistic allegations levelled against our country. It is critical that you establish sound communication with in- ternational peoples on the basis of mutual understanding and tolerance, based on Mawlana Rumi’s motto that “not the ones speaking the same language but the ones sharing the same feeling understand each other”, and bonds of love between our country and the country you reside. With the awareness of this important duty you have assumed as a “citizen diplomat”, I am confident that you will make significant contributions to the strengthening of the Türkiye brand and the strengthening of positive perceptions of our country during your stay abroad. In this regard, I would like to express my gratitude to my col- leagues and staff of our relevant institutions who contributed to the preparation of the “Citizen Diplomat Handbook” and hope that the book will be beneficial for you, our esteemed citizens, who will represent our country abroad. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 84 Who is a Citizen Diplomat? 85 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > • Today, citizens have become active actors in the de- velopment, introduction, and promotion of foreign policies. • A citizen diplomat is a person who carries out per- son-to-person diplomatic activities without specifical- ly being tasked with an official duty or responsibility. • Every single student, athlete, businessperson, artist, academician, or scientist who is in contact with for- eign people is considered a citizen diplomat. • Citizen diplomats convey the history, culture, values, and policies of their countries in a direct way to for- eign people they are in communication with. • Citizen diplomats contribute to the establishment of soft power for their countries, strengthening of the country brand, and construction of intercultural bridg- es with their discourses and the relationships they establish. • Citizen diplomacy aims to eliminate any prejudgments between societies and enhance mutual understanding between countries. In this context, citizen diplomats stand out as public diplomacy ambassadors who ac- celerate relationships between countries. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 86 Recommendations to Citizen Diplomats 87 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > Our citizens play an active role and are responsible for shaping perceptions of our country. In this context, it is con- sidered beneficial for our citizens to take into account the following recommendations: • Have a good command of at least one foreign lan- guage. • Pay attention to becoming integrated into the country you live in. • Strive for mutual understanding and tolerance in your interactions. • Increase your involvement in the spheres of politics, economy, culture, sports, etc. and play active roles in the non-governmental organisations of the country you live in. • Be informed about our historical and cultural values and become familiar with our country’s main foreign policy arguments. • As a citizen of a nation renowned for its tolerance and hospitality, welcome your foreign friends to your house, office, or school and do your best to introduce them to our culture and history. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 88 • Follow national and international media outlets close- ly and broaden your perspective. Your intellectual and cultural background will allow you to analyse global developments accurately. • Actively use social media, and if you encounter a disin- formation campaign launched against our nation or a social media post intended to damage the reputation of our country, share content that accurately repre- sents both historical facts and Türkiye’s main foreign policy arguments. • Always remember that you are promoting the cultur- al diversity and richness of the community you live in with your own values. 89 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > #citizendiplomat > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 90 History of Türkiye 91 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > • Turks first appeared on the stage of history in the 7th century BC. • In the 3rd century BC, Huns founded the largest ever empire in history until that date, under the leadership of Mete Khan. • Carrying out raids extending well to the western Eu- rope, Turks forced other communities to migrate to the west, causing the “Migration of Tribes”. • In 552, Turks founded the Gokturk State, under which they adopted the word “Turk” as the official name of the state for the first time in history. • After the collapse of the Gokturk State, Turks founded the Uygur State in 741. • After the collapse of the Uygur State in 840 by Kyr- gyz, another Turkish community, Karahanli State was founded and later became the first Muslim Turkish state in history. Following Turkish states Ghaznavids and Seljuks continued Turkish influence in western Central Asia. • Turkish dominance in Central Asia started to extend to India starting from the 13th century. Borders of the Babur State, which was founded by Babur Shah, reached to Bangladesh. • Great Seljuk State’s Sultan Alparslan defeated Byzan- tine emperor Diogones in Malazgirt area located in eastern Anatolia in 1071, which opened the gates of Anatolia to Turks. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 92 • Great Seljuk State formed the Turkish union in Central Asia and Anatolia by dominating over the Karahanli State and Ghaznavids. • The first Crusade to Anatolia took place in 1097. • After the defeats during the 2nd Crusade launched in 1147, Western writers started to call the Anatolian land as “Türkiye”. • Osman Bey, a margrave of the Anatolian Seljuk State, founded the Ottoman Empire in 1299. • Until the conquest of Istanbul, a large part of the Bal- kans came under the rule of Ottomans. • Mehmet the Conqueror conquered Istanbul in 1453, which closed the Middle Age and started the New Age. • Under the rule of Suleyman the Magnificent, borders of the Ottoman Empire extended from Crimea to Yem- en and Sudan, inner lands of Iran and the Caspian Sea, Vienna in Europe, and as far as North Africa. • With the Edict of Reform issued in 1856, Muslims and non-Muslims were given an equal status in the Otto- man Empire. • The Ottoman Empire fought against Britain, France, and Russia during the First World War. The war caused the Ottoman Empire to collapse. • Landing of Ghazi Mustafa Kemal on Samsun on 19 May 1919 marked the launch of the War of Independ- ence that would result in the foundation of the Re- public of Türkiye. • The entente states occupied İstanbul on 16 March 1920. • Turkish Grand National Assembly was established on 23 April 1920. • On 24 July 1923, Lausanne Peace Treaty was signed to 93 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > ensure the recognition of Türkiye as an independent sovereign state. • The Republic was proclaimed on 29 October 1923. • The Montreux Convention was signed on 20 July 1936 to regulate passes through the Straits, which put the rule on the Straits to Türkiye. • Türkiye was among the 50 founding members of the United Nations (UN) on 26 June 1945. • Türkiye took part in the Korean War under the flag of the UN on 17 September 1950. • Türkiye became a member of NATO in 1952 and de- fended the eastern wing of the organization against the Soviet threat during the Cold War. • Türkiye applied for full membership to the European Union (EU) on 14 April 1987. • Customs Union was established between Türkiye and the EU in 1995. • Türkiye started the EU accession negotiations on 3 October 2005. • On 21 October 2007, a referendum was held on the constitutional amendment stipulating the election of the Turkish President directly by the public and accept- ed by 69% of the votes. • With the elections held on 24 June 2018, the Presiden- tial Government System was implemented in Türkiye. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 94 Turkish Culture 95 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > Türkiye has a wide diversity of cultures thanks to the con- tributions of the deep-rooted Turkish customs from Central Asia, established values of the Anatolian land, and the Islam- ic civilization. Productions in numerous fields from tradition- al handicrafts to cuisine, literature, painting, and music and cultural heritage assets bearing the traces of all civilizations form the most important elements of Turkish culture. It is very important to ensure that the cultural heritage of our country is properly introduced to the world. Traditional Handicrafts Traditional handicrafts, as one of the most concrete reflec- tions of customs and traditions, is the transformation of lo- cal raw materials into arts. This requires intensive effort and creative power. Traditional Turkish handicrafts include carpets, rugs, paper marbling, weaving, calligraphy, tile making, ceramics and pottery, embroidery, needlepointing, leatherworks, musical instrument production, stonemasonry, copperworking, bas- ketry, mineral processing, felting, woodworking and carpen- try, filigree, ornamentation, and miniature. Literature Turkish literature is extremely rich and has a wide range of literary genres, including epics, written poems, novels, stories, dramas, fairy tales, fables, essays, anecdotes, arti- cles, literary criticism, discussions, memoirs, and biogra- phies. “Turkish literature is like a river that embraces a vast area with its large and little branches and a century-long voyage from the heart of Central Asia to the end of the Mediterranean”, according to the literary historian Osman > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 96 Horata. This river has passed Turkish culture from genera- tion to generation through literature, beginning with the Book of Dede Korkut and being nourished by innumerable epics like the Kutadgu Bilig, the Orkhon Inscriptions, and the Book of Dede Korkut. With the settlement in Anatolia, a “poetry legacy” was formed with prominent figures such as Yunus Emre. This legacy was passed down to poets like Fuzuli, Taşlıcalı Yahya, Nedim, Baki, Şeyh Galib, and Ziya Pasha of the Ottoman period and; Yahya Kemal, Aşık Vey- sel, Orhan Veli, Attila lhan, and Fazıl Hüsnü Dağlarca of the Republican period. From the Ottoman period until the Republic, our writers like Reşat Nuri, Halide Edip, Ahmet Haşim, Halid Ziya, Refik Halid, and Ömer Seyfettin created masterpieces in contemporary literary forms like novels and short stories. Numerous works of Republican period Turkish literature writ- ers were translated into different languages, enabling Turk- ish literature to gain international recognition. Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Sait Faik, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Mustafa Kutlu, Adalet Ağaoğlu, İskender Pala, Ahmet Ümit, Ayşe Ku- lin, Hakan Günday and Orhan Pamuk, who was awarded with the Nobel Prize for Literature in 2006 are among the most widely read authors of our literature in other countries. Our authors, such as Yalvaç Ural, Gülten Dayıoğlu, Mevlana İdris Zengin, Zeynep Cemali, Aytül Akal, Sara Şahinkanat, Behiç Ak, Fatih Erdoğan, Feridun Oral, who wrote works in the field of children’s and young adult literature, are read with interest. Painting In pre-Islamic Turks, the oldest examples of paintings were found in Gokturk kurgans. In the Ottoman Empire, the art of painting started first when Mehmet the Conqueror called fa- 97 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > mous miniaturists together in order to produce paintings on the walls of his palace. Rise of the modern art of painting in western terms among the branches of arts in Ottoman Em- pire took place before the Tanzimat reform era. Artistic pro- duction continued during the 18th and 19th centuries. In this period, pioneering names like Osman Hamdi Bey and Şeker Ahmet Pasha stood out in painting. Music The Turkish musical tradition stretches back to 1600 BC, and the kopuz, which is regarded as the first instrument of Turks, is the progenitor of the family of Turkish plucked string in- struments. Its forms with string and plectrum include dom- bra, dutar, setar, and çöğür (choghur), and its bowed string forms are composed of kamancha, kemençe, and kemane. The percussion instruments, known as depki instruments, are made of leather, wood, and bone and include today’s bendir, davul, tef, spoon, zil (cymbals), çalpara (castinets), and brass instruments are called ötkü instruments. The migration of Turks to Anatolia and their conversion to Is- lam have a profound effect on Turkish music culture. Turkish Folk Music, Classical Turkish Music, and Sufi Music have de- veloped as subgenres of Turkish Music with recent research. Additionally, the establishment of music departments and conservatories in the field of Western music in the post-Re- public period facilitated the introduction of classical and polyphonic music studies in the field of modern music. Muzaffer Sarısözen and Sadi Yaver Ataman, who were in- volved in Turkish Folk Music compilation, Ali Ufki Bey in the 17th century in the field of Classical Turkish Music, Hüseyin Saadettin Arel in the Republican period, Cemal Reşit Rey, > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 98 Hasan Ferid Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun and Necil Kazım Akses, known as the Turkish Fives in the field of Western Music, have made great contributions to Turkish music. Our country has recently produced world-renowned musi- cians and conductors, such as Hikmet Şimşek, Gürer Aykal, Renkm Gökmen and Betin Güneş. Fazıl Say (pianist), İdil Biret (pianist) and Suna Kan (violin virtuoso) are some of the famous Turkish musicians who won awards in interna- tional competitions. Besides popular music; we have inter- nationally recognised jazz musicians such as Kerem Görsev, İlhan Erşahin and Aydın Esen. Furthermore, our country has produced notable figures such as music producer Ahmet Er- tegün, who introduced numerous artists (The Rolling Stones, Led Zeppelin, Eric Clapton, Aretha Franklin, Ray Charles, etc.) to the world of music, and Leyla Gencer, one of the most acclaimed operatic sopranos of her time. Cinema The film about the demolition of the Ayastefanos (San Ste- fano) monument on November 14, 1914, directed by Fuat Uzkınay, is considered the “first Turkish film” and Uzkınay the “first Turkish cinematographer.” The period from 1922 to 1949 that was structured on the basis of private production companies in the Turkish film industry is known as the “Private Production Companies Era.” Muhsin Erturğul is a doyen of Turkish cinema, renowned for adapting his theatrical works to the cinema during this pe- riod. The productions that had increased since the 1950s in- dicate a time when Turkish cinema assumed a clear identity. In the 1970s, the growing popularity of television drove the general public away from the cinema; movie theatres began 99 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > to close, and the cinema industry shrank. Beginning in the 1980s, the “star system” collapsed, and films were classified according to the director rather than the leading actor. With the consecutive introduction of private television channels in the 1990s, the number of cinemas in the Turkish film sec- tor began to decline. In 2000s, both the audience profile and the filmmakers’ nar- ratives shifted significantly. As a result of the enacted legis- lation, there has been a huge growth in both film production and audience size. The number of viewers, which was 23.5 million in 2002, exceeded 59 million in 2019. In addition to the increase in the number of the audience, Turkish films have returned from the world’s most prestigious events in- cluding Cannes, Berlin, Venice, and Tokyo Film Festival, with a number of awards. With an increasing number of viewers and films, diversity in production, and awards won in the international arena in recent years, Turkish cinema is firmly moving towards be- coming a brand. Turkish Series Presently, the most significant productions in the television industry are television series, which account for 40% of all television programs. The production processes and costs of television series have caught up to those of feature films, and their exports have reached significant levels. Considering their ratings abroad, Turkish TV series are an es- sential component of our country’s soft power in the context of cultural diplomacy. Every year, Türkiye produces dozens of TV series, and to date, Turkish TV series have been exported to 152 countries. It is estimated that there are approximately 600 million viewers for Turkish TV series, which are promot- > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 100 ed all over the world, from the United States to Chile, from China to Russia, and notably in the Middle East and Bal- kan countries. Turkish TV series exports have significantly increased, placing our country among the top five globally in this sector. Gümüş (Silver), Muhteşem Yüzyıl (Magnificent Century), and Binbir Gece (One Thousand and One Nights) are the most popular Turkish TV series to date. Haluk Bilginer won “Best Actor” at the 2019 International Emmy Awards, one of the most prestigious television awards, for his leading role in the television series “Şahsiyet (Persona).” The TV series “Kara Sevda (Endless Love)” won “Best Telenovela” at the Interna- tional Emmy Awards in 2017. In international festivals and contests, our artists such as Kıvanç Tatlıtuğ, Burak Özçivit, Fahriye Evcen, Tuğba Büyüküstün, Engin Akyürek and Kerem Bürsin were deemed worthy of awards. Turkish Cuisine Turkish cuisine is a healthy, wasteless and sustainable prac- tice of harvesting, processing, combining, and serving thou- sands of products growing on the fertile lands of Anatolia. Turkish cuisine draws its strength from local ingredients provided by quality seeds produced on fertile lands. Dating back to centuries, Turkish cuisine offers the most refined fla- vors that has extended to the present day as the heritage of taste from numerous civilizations. Since 2021, the week between 21 and 27 May is celebrated as the “Week of Turkish Cuisine” every year in order to in- troduce our country’s potential in gastronomy tourism more actively with national and international effects. Every year, the “Week of Turkish Cuisine” is celebrated around the world with attractive promotional events through representations > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 101 in foreign countries, with a certain theme defined for that year. In order to transform “Turkish breakfast” into a global brand, which is a special and important element of the Turkish cui- sine attracting more attention from foreign people day by day, “World Breakfast Day” events are organized in our coun- try and representatives in foreign countries on the first Sun- day of every June. In this context, Turkish breakfast events have been held around the world since 2021 and efforts continue to traditionalize the World Breakfast Day. Since the Turkish Coffee Culture and Tradition was includ- ed in UNESCO’s Intangible Cultural Heritage List on 5 De- cember 2013, this day is celebrated as the “World Turkish Coffee Day” around the world. On 5 December every year, Turkish Coffee Culture and Tradition introduction activities are performed. Türkiye on the World Heritage List In 1983, Türkiye became a party to the Convention Con- cerning the Protection of the World Cultural and Natural Heritage of 1972. Under the Convention, natural formations, monuments and sites that deserve appreciation and protec- tion based on their international importance are given the status of “World Heritage” by the United Nations Education- al, Scientific and Cultural Organization (UNESCO). In Türkiye, there are 19 sites that have been given this status: • Great Mosque and Hospital of Divriği (Sivas) 1985 • İstanbul Historical Sites (İstanbul) 1985 • Göreme National Park and Cappadocia (Nevşehir) 1985 • Hattusa: The Hittite Capital (Çorum) 1986 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 102 • Nemrut Mountain (Adıyaman) 1987 • Hierapolis (Denizli) 1988 • Xanthos-Letoon (Antalya-Muğla) 1988 • City of Safranbolu (Karabük) 1994 • Archaeological Site of Troy (Çanakkale) 1998 • Edirne Selimiye Mosque and Social Complex (Edirne) 2011 • Neolithic Site of Çatalhöyük (Konya) 2012 • Bursa and Cumalıkızık: The Birth of the Ottoman Empire (Bursa) 2014 • Pergamon and its Multi-Layered Cultural Landscape (İzmir) 2014 • Diyarbakır Fortress and Hevsel Gardens Cultural Land- scape (Diyarbakır) 2015 • Ephesus (İzmir) 2015 • Archaeological Site of Ani (Kars) 2016 • Aphrodisias (Aydın) 2017 • Göbekli Tepe (Şanlıurfa) 2018 • Arslantepe Mound (Malatya) 2021 Intangible Cultural Heritage Intangible cultural heritage is defined as “the practices, ex- pressions, narratives, knowledge, and skills and related tools, instruments and cultural spaces that communities, groups and sometimes individuals recognize as part of their cultur- al heritage” by UNESCO. During the UNESCO General Conference held in Paris be- tween 29 September and 17 October 2003, the Convention > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 103 for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage was adopted. File preparation for the generation of international lists and inventory taking for intangible cultural heritage are being carried out under the Convention for the Safe- guarding of the Intangible Cultural Heritage. Türkiye became a party to the Convention on 27 March 2006, and 21 intangible cultural heritage located in Türkiye have been added in the list since 2006: • Arts of the Meddah, Public Storytellers (2008) • Mevlevi Sema Ceremony (2008) • Minstrelsy Tradition (2009) • Nevruz (Multinational) (2009) • Karagöz (2009) • Traditional Sohbet Meetings (2010) • Kırkpınar Oil Wrestling Festival (2010) • Semah, Alevi-Bektaşi Ritual (2010) • Ceremonial Keşkek Tradition (2011) • Mesir Paste Festival (2012) • Turkish Coffee Culture and Tradition (2013) • Ebru: Turkish Art of Paper Marbling (2014) • Traditional Craftsmanship of Çini-Making (2016) • Flatbread Making and Sharing Culture: Lavash, Katyr- ma, Jupka, Yufka (Multinational) (2016) • Spring Celebration: Hıdrellez (Multinational) (2017) • Whistled Language (UNESCO Intangible Cultural Her- itage in Need of Urgent Safeguarding) (2017) > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 104 • Heritage of Dede Qorqud / Korkyt Ata / Dede Qorqud, epic culture, folk tales and music (Multinational) (2018) • Traditional Turkish Archery (2019) • Traditional Intelligence and Strategy Game: Mangala / Göçürme, Togyzqumalaq, Toguz Korgool (Multination- al) (2020) • The Art of Miniature (Multinational) (2020) • Hüsn-i Hat, Traditional Calligraphy in Islamic Art in Türkiye (2021) • Traditional Ahlat Stonework (UNESCO Intangible Cul- tural Heritage in Need of Urgent Safeguarding)(2022) • Culture of Çay (tea), A Symbol of Identity, Hospitality and Social Interaction (with Azerbaijan) (2022) • Sericulture and Traditional Production of Silk for Weaving (Multinational) (2022) • The Telling Tradition of Nasreddin Hodja / Molla Nesreddin / Molla Ependi / Apendi / Afendi Kozhana- syr / Nasriddin Afandi Anecdotes (Multinational) (2022) Creative Cities Network Based on the resolution adopted during the 170th Meeting of UNESCO Executive Board in 2004, the “Creative Cities Network” was established with the participation of 116 cit- ies from different countries. The network aims to contribute to the social, economic and cultural development of cities in developed and developing countries. Cities that are a part of this network seek to enhance their local creativity, publicity, > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 105 and visibility and they share UNESCO’s approach to improve cultural diversity. Participation in the program takes place on seven different themes listed as crafts and folk art, design, film, gastronomy, literature, music, and media arts. As of today, seven Turkish cities are included in the Creative Cities Network under the themes of gastronomy, crafts and folk art, design, and music. a. Gastronomy Gaziantep (2015) Hatay (2017) Afyonkarahisar (2019) b. Crafts and Folk Art Kütahya (2017) Bursa (2021) c. Design İstanbul (2017) d. Music Kırşehir (2019) > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 106 Basic Principles of Turkish Foreign Policy > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 107 • Turkish foreign policy is based on the peaceful and democratic vision developed by Mustafa Kemal Atatürk, founder of the Republic of Türkiye, the target he formulated as “Peace at Home, Peace in the World”, and the determined policies he followed in this direc- tion. • Türkiye benefits from various complementary political, economic, humanitarian, and cultural cooperation in- struments and implements a diplomacy that is envis- aged at the global level but performed actively at the local level on every corner of the world. • Türkiye handles any topic in its foreign policy agenda with a human oriented approach based on moral val- ues and principles, as a responsible country. • Türkiye made constructive contributions to global peace, stability, and security by taking part in the UN Security Council in the 2009-2010 period. • In addition, many critical tasks including the Presidency of the 75th General Assembly of the UN (2020-2021), Presidency of the 40th General Conference of the UN Educational, Scientific and Cultural Organization (UNESCO) (2019-2021), Directorate General of the Organization for the Prohibition of Chemical Weapons (OPCW) (2010-2018), Deputy Secretary General of NATO (2010-2013), and Presidency of the Ukraine Special Observation Mission (2019-2022) have been successfully fulfilled by representatives from Türkiye > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 108 in the recent period, with great appreciation from the international community. • While continuing to secure its national interest, Türki- ye also targets the formation of favorable internation- al conditions for sustainable peace and sustainable global economic and social development on inclusive and human oriented grounds in its foreign policy. • In this context, economic and commercial diplomacy have become a focus of Turkish foreign policy. Eco- nomic interests of the country are pursued closely both on the regional and international platforms to which Türkiye is a member, including the OECD, World Trade Organization, and Black Sea Economic Coop- eration Organization and in our relations with other countries. In a period during which international coop- eration has become more diversified and complicated, uncertainties have increased, and economic and polit- ical balances have rapidly changed, Türkiye continues to defend the economic and commercial interests of its citizens, businesspeople, and the country on every corner of the world, with a proactive approach prior- itizing Turkish citizens. • Türkiye has been taking a leading part in mediation, a peaceful method for solving international problems, for the establishment of permanent peace, stabili- ty, and wealth in and beyond its region. In this con- text, Türkiye is the only country that is the co-head of friends/contact groups related to mediation in the > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 109 UN, OSCE, and Organization of Islamic Cooperation at the same time. • With the awareness of not staying silent on regional and global problems, Türkiye takes initiatives to con- tribute to the prevention and resolution of conflicts and ending humanitarian disasters. • Türkiye has taken many steps to establish peace and stability in a wide geography. (Two separate Tripartite Cooperation Processes initiated with the participation of Bosnia-Herzegovina, Serbia, and Croatia, the “Istan- bul, Heart of Asia Process” initiated with Pakistan for the establishment of peace and security in Afghani- stan, and steps taken to facilitate communication be- tween Ukraine and the Russian Federation). • Türkiye has the 5th widest network of representation in the world with 257 diplomatic and consulate missions. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 110 Enterprising and Humanitarian Foreign Policy > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 111 The United Nations (UN) Reform • Türkiye supports all the steps taken to ensure better functioning of the UN system, believing that the UN should continue to be a source of hope for all people around the world. • Türkiye asserts that the UN should be made more democratic, representative, accountable, transparent, and effective in line with the principle formulated as “The World is Bigger than Five”, demanding the effec- tiveness of the UN General Assembly to be enhanced and the veto privilege granted to five states in the UN Security Council to be abolished. Humanitarian Aid • Türkiye, carrying out humanitarian aid to the whole world regardless of language, religion or race, was the world’s second biggest donor country in 2021 with hu- manitarian aid amounting to USD 5,6 billion according to the Global Humanitarian Assistance Report of 2022. • Türkiye continues to be “the most generous country in the world” in proportion to its gross national product, allocating approximately 1% of its gross national in- come for humanitarian aid every year. • According to the United Nations Human Rights Coun- cil Report published in 2020, Türkiye hosts 3.6 million registered Syrian guests and 320,000 asylum seekers from different nationalities. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 112 Development Aid • In addition to humanitarian aid, Türkiye provides var- ious aids to support the development of countries in need. • These aids, provided by Türkiye without the expecta- tion for any return, cover a very wide geography from Africa to the Balkans, South America, and Asia. • Türkiye contributes to world peace by supporting thousands of projects and activities in many fields from education to health, transportation, and tourism. • Türkiye provided approximately 7,7 billion US dollars of development aid to 119 different countries in 2021. • Türkiye is the second biggest OECD country in making development aids in proportion to its gross national product. Medical Aid • Having a deep-rooted tradition of diplomacy and hu- manitarian reflexes, Türkiye has mobilized all its re- sources against the Covid-19 pandemic that the world has faced with. • Türkiye provided 6,3 million doses of vaccines to 19 countries as of the first quarter of 2022, without mak- ing any distinction between countries, believing that > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 113 “a friend in need is a friend indeed”. In addition, it has become one of the leading countries with the medical aid provided to 161 countries and 12 international or- ganizations in this period of 2 years. • During the pandemic, Türkiye has donated 6.3 million doses of vaccines to 19 different countries. Additional- ly, 4 million 870 thousand doses of vaccines, including the locally developed vaccine TURKOVAC, have been donated to 11 African countries. • During the pandemic, Türkiye carried out the most comprehensive evacuation operation in the history of the Republic and ensured that more than 100,000 citizens from 142 countries are brought to our country. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 114 Combating International Terrorism > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 115 • Türkiye has been effectively countering terrorism in all its forms and manifestations for decades, ranging from FETO/PSS armed terrorist organisation to the ethnic separatist terrorist organisation PKK/KCK and the leftist DHKP-C to religiously motivated terrorist organisations such as Al-Qaeda and DAESH, as well as the “17 November” and “ASALA” terrorist organisations. • Türkiye contributes actively to international efforts to combat threats posed by Foreign Terrorist Fighters (FTF). • In an effort to combat the FTF threat, Türkiye was a co-presenter of the United Nations Security Council’s draft resolution 2396 on FTFs adopted on December 21, 2017. • Türkiye also initiated, together with the US, the Global Counter Terrorism Forum (GCTF) and co-chaired this body between September 2011- April 2016. • Until September 2017, Türkiye also co-chaired the Horn of Africa Working Group within the GCTF toget- her with the EU. • Türkiye is an active member of the Anti-DAESH Coali- tion and is co-leading the FTF working group within this Coalition. Türkiye has also carried out military operations that significantly reduced DAESH’s influen- ce in Iraq and Syria. • As a result of DAESH attacks, Türkiye has lost hundreds > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 116 of citizens. Thanks to the effective counter-terrorism measures taken, DAESH has been prevented from carr- ying out extensive operations in our country. • Türkiye’s counter-terrorism operations against DAESH in Syria also constitute a significant strike against the PKK terrorist organisation. • There are organisations that can be evaluated as an extension of the PKK/KCK in Iran, Syria and Iraq. These organisations are called KODAR/PJAK in Iran, Tawgari Azadi in Iraq, and PYD/YPG in Syria. In Europe, it con- ducts operations under the name KCDK-E (European Kurdistan Democratic Societies Congress). • The treacherous coup attempt, which took place on the evening of July 15, 2016 and thwarted by the he- roic defence of democracy by the Turkish people, has unveiled a new dimension of terrorism that has never been seen before. • After the coup attempt on July 15, Türkiye made com- bating FETO/PSS armed terrorist organisation, the perpetrator of the treacherous attempt, a top priority. • Türkiye is exerting efforts to close/take over FETO/PSS armed terrorist organisation affiliated schools, foun- dations, and associations, as well as to prevent mem- bers of the organisation from relocating overseas and evading justice. • Various countries and international organisations have designated FETO/PSS as a terrorist organisation. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 117 In this regard, FETO/PSS armed terrorist organisation was designated as a terrorist organisation at the 43rd Session of the Council of Foreign Ministers of the OIC held on October 19, 2016; a similar decision was ta- ken by the Asian Parliamentary Assembly on Decem- ber 1, 2016; it was confirmed on the 12th Session of the Conference of the Parliamentary Union of the OIC Member States on January 27, 2017. With the Council of Ministers Decision dated July 21, 2016, the TRNC declared the FETO/PSS armed terrorist organisation to be an “illegal society.” In addition, the Supreme Court of Pakistan designated FETO/PSS as a terrorist organisation on December 28, 2018. In October 2021, FETO/PSS was listed as a terrorist organisation in the quadrilateral declaration published following a sum- mit between our President and the Presidents of Togo, Burkina Faso, and Liberia. • Türkiye is a member of the Financial Action Task Force (FATF), the OECD’s global anti-money laundering and terrorist financing watchdog. Türkiye is constantly re- viewing its regulations and applications on the issues of financing of terror in order to completely follow the FATF recommendations. • In addition to contributing to the capacity-building efforts of the UN and regional organisations as part of efforts to strengthen international cooperation in the fight against terrorism, our country also carries out bilateral capacity-building programmes with reques- ting countries. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 118 The Events of 1915 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 119 • Turks and Armenians lived peacefully in Anatolia for more than 800 years. During the Ottoman period, the Armenian community was described as a “loyal nation” due to its loyalty to the state. In the Ottoman adminis- tration, Armenians were appointed to many important positions such as minister, pasha (general), ambassa- dor, governor, and commercial representative. • However, the separatist movements that emerged in the Balkans in the 19th century affected some seg- ments of the Armenian population starting from the 1880s, and various Armenian committees began to be established. The common goal of the secret commit- tees was the establishment of a politically and eth- nically homogeneous Armenian state in the regions inhabited by Armenians in the Ottoman lands. With the provocation of these committees and foreign sup- port, the first major Armenian revolt broke out in Van in 1896. • Separatist Armenians, taking advantage of the start of the First World War and the Ottoman Empire’s entry into war against the Entente Powers, revolted and co- operated with the invading Russian Army and other foreign enemy forces to carry out massacres against Turks and Muslims and attacking the Ottoman Army and cutting off their supply lines. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 120 • After the Armenian gangs launched the second Van revolt on 15 April 1915 and started to attack the Ot- toman Empire from inside in line with the Russian at- tacks, the Ottoman government warned the Armenian Patriarch, its deputies and the leaders of the Armenian community and declared that it would take the neces- sary measures if the attacks continued. • However, when this warning failed, the Ottoman gov- ernment closed the Armenian Committees on 24 April 1915 and arrested some committee members for ac- tivities against the state. Every year on the 24th of April, the date of the so-called genocide commemora- tion, is actually the date when the Armenian commit- tee members responsible for the rebellion and armed attacks were arrested. • In the face of this great threat, the Ottoman govern- ment, on 27 May 1915, resorted to a legitimate defense measure that any country in the same situation would take without hesitation, and ordered the Armenian population residing in the war zone or nearby strate- gic areas to be removed from the lines close to the invading Russian army and transferred to the southern provinces of the Empire, and adopted a law (the Law of Relocation and Settlement). Relocation took place within the territory of the country without deportation. • Although the Ottoman government made great efforts to protect the relocated Armenians and to provide them with food, they could not prevent human losses > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 121 in the harsh conditions of the day such as war, internal conflicts, epidemics, and hunger. However, it should not be forgotten that not only the Armenians, but all the communities that made up the Empire were af- fected by the nationalist movements that emerged in the period leading up to the First World War and the destruction caused by the war itself. In the same peri- od, more than 5 million Muslims were massacred and exiled from their homes in the Balkans and Caucasus. • Almost half a century after the events of 1915, a new narrative of history emerged, being derived from the pains of the past. This campaign, which aims to tell what happened only through the eyes of Armenians and to popularize it in the world, fueled radicalism and led to acts of terror and violence. In the attacks carried out by Armenian terrorist organizations such as ASALA (Armenian Secret Organization for the Lib- eration of Armenia), JCAG (Armenian Genocide Justice Commandos), and ARA (Armenian Revolutionary Army), 77 persons were brutally murdered, 58 of whom were Turkish citizens (31 of them were diplomats and their family members). • Armenian radicals define the events of 1915 as “gen- ocide”, leaving aside the historical background and facts, completely ignoring the legal dimension. How- ever, there is no political or academic consensus on how to define the events of 1915 . The issue is a legit- imate topic of discussion. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 122 • Türkiye is of the opinion that how to define controver- sial historical issues is within the jurisdiction of histor- ical science and international law, not politics. The last years of the Ottoman Empire were a tragic time for all the people of the Empire. Turks, Armenians, and other communities all experienced great suffering. Türkiye does not ignore the suffering of the Armenians but op- poses the distortion of the painful events of 1915 as “genocide” performed by one side on the other. • It is a humanitarian and moral duty to understand this period in all its dimensions, to show due respect to the memory of the many people who lost their lives, and to remember and tell history in a non-selective and objective way. In this context, President Recep Tayyip Erdoğan called for the establishment of a “Joint His- torical Commission” in 2005. The Armenian side did not respond to this offer, which is still on the table. • The normalization process between Türkiye and Ar- menia continues. The politically motivated claims of genocide, which are historically and legally baseless, serve no other purpose than to weaken the efforts to- wards normalization. • Turks and Armenians should work together to rebuild their historical friendship without forgetting the diffi- cult times in their common past. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 123 Why The Events of 1915 Cannot Be Called as Genocide? • Genocide is a major crime clearly defined in interna- tional law, and it is not a generic word that can be used to roughly describe any atrocity. • According to the 1948 Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide, which de- fined this crime for the first time in international law, whether the crime of genocide was committed can only be determined by a court decision. • Only the Holocaust and Rwanda, Srebrenica and Cam- bodia genocides have been determined by the deci- sions of the competent courts. • There is no such competent court decision regarding the events of 1915. However, only authorized courts can decide whether an incident was genocide or not. Various decisions taken in the parliaments of some countries or statements made by politicians do not have any legal value and validity. • As a matter of fact, the relevant decisions of the Eu- ropean Court of Human Rights (Perinçek and Mercan) confirm that the events of 1915, unlike the Holocaust, are a legitimate topic of discussion. In this context, the denial plans developed in some European countries under the pressure of groups advocating the genocide allegations were annulled within the framework of the aforementioned ECHR case-law. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 124 • According to the Convention, genocide consists of a number of acts committed with the aim of destroying a certain group partially or completely based on their national, ethnic, racial or religious identities. • The most important feature that distinguishes the crime of genocide from other crimes is the “special intent to destroy” (dolus specialis) that the perpetrator must have. In the context of the events of 1915, there is no evidence that the Ottoman Empire decided to relocate Armenians with the intention of “destroying”. • On the contrary, it is proven by the archive documents that the Ottoman Empire took the necessary measures to ensure the safety of the Armenians who were relo- cated and sent those who did not comply with these instructions to the Court of War and sentenced them to various sentences including death. • In addition, the fact that 522 Ottoman citizens of Ar- menian origin were working in the Ottoman bureau- cracy during and after the relocation as of 1917 re- veals that the Law on Relocation and Settlement was put into effect in 1915 within the framework of the state’s security needs and not through ideological mo- tives targeting any ethnic, religious, racial, or national group, as a legitimate measure. • The fact that not all Ottoman Armenians were relocat- ed is an important factor showing that the relocation was a precautionary practice. First of all, relocation > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 125 was carried out only in the Eastern Provinces of the Ottoman Empire, where the rebellion took place, and the Armenian population in the Western Provinces and the Istanbul Patriarchate were not included. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 126 Cyprus Issue > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 127 • The Cyprus Issue erupted with the Greek Cypriots’ attempt to unilaterally seize the administration by abandoning the agreement of living together and co-managing the Island, by excluding the Turkish Cyp- riots from the partnership state established in 1960 following the London and Zurich Agreements signed in 1959. As part of the Greek Cypriot side’s ENOSIS (unification with Greece) ideology, especially the EOKA terrorist organization carried out many terrorist acts and massacres against the Turkish Cypriots who have been living on the island for hundreds of years, includ- ing the Bloody Christmas massacre in 1963. The Turk- ish Cypriot side and Türkiye, on the other hand, have never accepted this illegal and illegitimate situation that prevents the Turkish Cypriots from exercising their rights as equal partners. • After nearly 11 years of terror and violence, on 15 July 1974, EOKA leader Nikos Sampson carried out a coup d’etat against Makarios and seized power for a short time in order to connect the island to Greece. On the other hand, Türkiye first offered the UK a joint intervention within the framework of the 1960 Treaty of Guarantee. Upon the negative response of the UK, Türkiye launched the Cyprus Peace Operation on 20 July 1974 for the security of the Turks on the island. With the Peace Operation, Türkiye not only secured the existence of the Turkish people by preventing ENOSIS, but also ended the activities of EOKA, which had an aggressive attitude against the Greeks as well as the Turks, and established a peaceful environment for the > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 128 entire Island. The Peace Operation was instrumental in bringing democracy to Greece by causing the over- thrown of the junta regime. • After the negotiations on the bi-zonal, bi-commu- nal federal solution model did not yield any results, which was put in the agenda with the 1977-79 Sum- mit Agreements, the Turkish Cypriot side declared the establishment of the Turkish Republic of Northern Cy- prus (TRNC) on 15 November 1983 based on the right to self-determination. • One of the most comprehensive attempts to resolve the conflict on the island was the Annan Plan, the foundations of which were laid in 1999, envisaging the establishment of a federal state. The solution plan, which was shaped as a result of the negotiations, was submitted to the approval of the two people of two sides with simultaneous referendums in the TRNC and the Greek Cypriot Administration (GCA) on 24 April 2004. While 75.83% of Greek Cypriots voted “no” for the plan, Turkish Cypriots said “yes” with a majority of 64.91%, despite the many difficulties that the plan would bring for them. In the face of the Greek Cypriot side’s rejection of the plan, this comprehensive solu- tion plan supported by the entire international com- munity including the UN and the EU became void. • In the process after the Annan Plan, the efforts to re- solve the Cyprus Issue, our national cause, in a way that protects the rights and interests of the Turkish Cypriot people arising from the fact that they are the main element and co-owner of the Island continued with determination, based on the need to meet the > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 129 security concerns. However, the Cyprus Conference, which continued intermittently between 2007 and 2017, ended inconclusively in July 2017 after the Greek Cypriot side’s uncompromising attitude and insistence on not sharing political power. • Finally, in April 2021, Ersin Tatar, the President of the TRNC, together with the Turkish and Greek Cypriot leaders, attended the informal meeting held under the auspices of the UN with the participation of the guarantor countries Türkiye, Greece and the United Kingdom and he submitted a written proposal for the start of negotiations for the recognition of the equal sovereignty of Turkish Cypriots as an international sta- tus and the cooperation between the two states on the island. • Based on the fact that there are two separate nations and states on the island today, the Republic of Tür- kiye gives full support to the proposal presented by the President of the TRNC. Türkiye maintains its con- structive stance towards starting results-oriented ne- gotiations for a comprehensive and sustainable coop- eration between the two “equal” States on the Island, based on the recognition of Turkish Cypriot people’s birthright equality and equal international status, which was usurped in 1963. • The Republic of Türkiye uninterruptedly continues its efforts to end the inhumane isolation and restrictions imposed on the Turkish Cypriot people today. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 130 Türkiye’s Rights in The Eastern Mediterranean and Aegean Seas > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 131 • Türkiye has legitimate rights and interests granted by the international law in the maritime areas in the Eastern Mediterranean. • According to the international law, the right of the is- lands to create a maritime jurisdiction (entitlement) is not the same as the limitation of maritime juris- diction (delimitation). The International Court of Jus- tice, in similar disputes between third countries, has decided that islands damaging equitable delimitation can only create limited jurisdiction or cannot have a continental shelf or exclusive economic zone beyond the territorial waters. • Greece’s request for a maritime jurisdiction area of 40 thousand square kilometers for the island of Meis, which is approximately 10 square kilometers and is located 2 kilometers from the Turkish coast and 580 kilometers from the Greek mainland, is not only against international law, but also against equity. • With the 1923 Lausanne Peace Treaty, the 1947 Paris Peace Treaty and other international documents on the subject, the East Aegean Islands were taken into non-military status. However, Greece has been acting against the non-military status of these islands since the 1950s and has accepted this with its official state- ments. • A country’s airspace must overlap with its territorial waters, and the practice of airspace extending beyond its territorial waters is against the international law. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 132 Although the territorial waters of Greece are 6 nau- tical miles wide, the width of its airspace is 10 miles. Therefore, Greece’s illegal airspace application ex- ceeding 4 nautical miles over its territorial waters and the accusations of airspace violation against Türkiye based on this do not have a legal basis. • In seas with unique geographical features, such as the Aegean and the Mediterranean, increasing the width of the territorial sea and limiting the maritime juris- diction areas should not violate the rights of other coastal states. It is a fundamental rule of the interna- tional law that the boundaries of sea areas, which are located between close or opposite positions where maritime areas intersect or converge, must be deter- mined by agreement and within the framework of the principle of equity. • The prejudiced attitude of the EU and some third countries against our determined stance to protect our rights and the rights of the Turkish Cypriots in the Eastern Mediterranean does not contribute to stability and peace in the region. • Türkiye is taking fairness, dialogue, and cooperation as the basis in the resolution of disputes in the Aegean and Eastern Mediterranean, and it never leaves the principles of the international law. • Türkiye is ready for dialogue with all parties except the Greek Cypriot Administration (GCA) to ensure the fair and peaceful limitation of maritime jurisdiction areas in the Eastern Mediterranean. Negotiation with the Greek Cypriot Administration is only possible after the Cyprus Issue is resolved. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 133 • Türkiye’s seismic exploration and drilling activities in the Mediterranean are carried out within the frame- work of Türkiye’s legitimate rights and interests, in ac- cordance with the international law. • Türkiye did not become a party to the UN Convention on the Law of the Sea Convention (UNCLOS) as there is no mechanism to allow it to make reservations to the provisions it objects to. • Greece bases its claims on the islands on Article 121 of UNCLOS on the maritime jurisdiction of the islands. The provisions of the said article do not bind Türkiye, and Türkiye is in the position of a permanent objector state to the articles that it does not accept in UNCLOS. • Türkiye takes the international law, equity, dialogue, and cooperation as the basis in the resolution of dis- putes in the Aegean and Eastern Mediterranean. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 134 Human Rights and Democracy > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 135 • Taking human rights in a broad perspective, Türkiye adopts the motto “Keep People Alive so that the State Lives!” as a principle and makes respect for human dignity one of its foreign policy priorities. Türkiye has implemented many reforms on strengthening democ- racy and the rule of law and ensuring full respect for fundamental rights and freedoms. • Türkiye has ratified the UN Universal Declaration of Human Rights and has become a party to the Euro- pean Convention on Human Rights and almost all of the UN fundamental human rights conventions. These include conventions related to civil, political, econom- ic, social, and cultural rights, rights of children, wom- en, disabled, and migrant workers and conventions against racial discrimination, torture and ill-treatment. • According to Article 90 of the Turkish Constitution, “In the case of a conflict between international agree- ments, duly put into effect, concerning fundamental rights and freedoms and the laws due to differences in provisions on the same matter, the provisions of inter- national agreements shall prevail.” • Türkiye became a party to the Convention on the Elim- ination of All Forms of Discrimination Against Women (CEDAW) in 1985. • In order to comply with the OSCE documents and EU acquis, especially the case-law of the European Court of Human Rights, necessary modifications changes > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 136 have been made in national laws and regulations in areas including freedom of thought and expression, freedom of association and assembly, freedom of re- ligion, functioning of the judiciary, civil-military rela- tions, and economic, social and cultural rights. • The possibility of individual application to the Consti- tutional Court, the establishment of institutions such as the Human Rights and Equality Institution of Türki- ye and the Ombudsman are among the changes made in this context. • The adoption of the new Civil Code at the beginning of 2002 and the new Turkish Penal Code adopted in September 2004 constitute important stages of legal reforms. • Türkiye ratified Protocol no 6 to the European Conven- tion on Human Rights on the abolition of the death penalty in November 2003. The ratification procedures of Protocol no 13, which abolished the death penalty under all circumstances, were completed in February 2006 and the aforementioned Protocol entered into force for our country. • Progress has been ensured in the field of freedom of thought and expression with the “Law Amending the Turkish Penal Code”, which entered into force in May 2008. • Fundamental rights and freedoms in many areas have been expanded and the Turkish constitutional system has been brought in line with international obliga- > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 137 tions with the arrangements included in the constitu- tional amendment package adopted with the referen- dum on 12 September 2010. • In order to exercise human rights on the basis of dem- ocratic legitimacy, Türkiye has prepared the “New Judi- cial Reform Strategy” in 2019, taking into account the standards and norms of the Council of Europe and the EU. The changes envisaged in the strategy were enact- ed through judicial packages. Thanks to these pack- ages, freedom of expression was strengthened, legal remedies were expanded, the duration of detention was limited during the investigation phase, and new, simple, and accelerated procedures such as rapid trial, simple trial, and e-trial were introduced. • In 2021, a Human Rights Action Plan was developed based on the vision formulated as “Free Individual, Strong Society; a More Democratic Türkiye”. The start- ing point of the Action Plan, which was prepared by taking the opinions of the Council of Europe and EU representatives, is the obligation to protect the mate- rial and spiritual existence, honor, and dignity of the human being in all transactions and actions of all state institutions and organizations. • While electoral turnout is very low in the Western countries, Türkiye reflects its democratic maturity to the ballot box with a high turnout rate exceeding 80%. • Türkiye, with its legal system keeping the judiciary ful- ly independent from the executive organ, is among the exemplary countries in terms of judicial independence. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 138 July 15 Coup Attempt > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 139 • On 15 July 2016, Türkiye was exposed to a treacher- ous coup attempt against the democratic legitimate government and constitutional order by the FETO/PSS armed terrorist organization, which had infiltrated into the Turkish army and other strategic institutions. • The coup attempt, which aimed to overthrow the Pres- ident and government directly elected by the Turkish people, and to destroy democracy and the rule of law, violated the fundamental rights and freedoms of Tur- kish citizens, especially the “right to life”. • FETO/PSS is an armed terrorist organization formed by fanatical people who came together with the direc- tives of its ringleader Fethullah Gülen. • FETO/PSS armed terrorist organisation has a wide range of international activities ranging from educa- tion to media, economic activities, and infiltration into the state. • The goal of the FETO/PSS armed terrorist organisation is to seize control of all of the Republic of Türkiye’s constitutional institutions and, once this has been ac- complished, to manage the country’s economic, social, and political power through a single group. The ul- timate goal of the organisation is not merely to rule Türkiye, but to become a global power that rules the entire world. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 140 • Although FETO/PSS armed terrorist organisation claims that it represents the so-called “moderate Is- lam” model in the international arena, the organiza- tion was involved in serious human rights violations and did not hesitate to use violence. Many investiga- tions have been opened against the organization in the countries where it is active. • During the coup attempt, attacks were carried out against the democratic institutions and organizations of our country, especially the Grand National Assem- bly of Türkiye. At the call of President Recep Tayyip Erdoğan, the coup attempt was repelled in a short time thanks to the resistance of tens of thousands of unarmed, civilian demonstrators and the struggle of the security forces. • The stance and sacrifice of the Turkish Nation in the face of this attack on democracy has set an example for the whole world. • In this resistance, which made its mark in Turkish po- litical history, 252 Turkish citizens became martyrs, and 2735 citizens became veterans. • 15 July was declared as the “Victory of Democracy and Martyrs’ Day” to commemorate our citizens who lost their lives during the coup attempt. • Türkiye has passed through this difficult process by strictly adhering to the principles of rule of law, de- mocracy, human rights, and justice. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 141 #citizendiplomat > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 142 Did You Know? > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 143 • Istanbul is the only metropolitan city located on two continents and it has a population higher than 131 countries. • İstanbul is the only city which was the capital of two different empires at different times in history (East Ro- man Empire and Ottoman Empire). • According to the data published by World Tourism Organization in March 2022, Türkiye was the fourth biggest tourism destination of the world with 29.9 million visits in 2021. • Göbeklitepe, which is considered one of the most im- portant cultural heritage elements of the human his- tory and defined as the “Zero Point of History” with its roots going back to 12 thousand years ago, and Çatal- höyük, one of the first settlements of human being, are both located in Türkiye. • The first empire on Anatolian lands was established by Hittites, while Kadesh Treaty, which is known as the first written treaty in history, was signed between Hit- tites and Egyptians. The original text of Kadesh Treaty is kept in İstanbul Museum of Archeology. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 144 • Türkiye has 19 sites in UNESCO’s World Heritage List and 84 sites in UNESCO’s World Heritage Tentative List. • Türkiye was one of the leading European countries by enfranchisement of women in 1934. • Türkiye’s first female pilot Sabiha Gökçen was also the first female fighter pilot of the world. • Two of the seven wonders of the world are located in Türkiye (the Temple of Artemis, located in Ephesus, and Halicarnassus Mausoleum, located in Halicarnas- sus). • The word “Turquois” was derived with the inspiration given by the color of Mediterranean waters in Türkiye. • Saint Nicholas, an important Christianity figure who is known as Santa today, was born in the Patara ancient city in Antalya province of Türkiye and served as the prelate in the Myra ancient city in Demre district of Antalya. • The House of the Virgin Mary, which is known as the last place Virgin Mary lived before her death and vis- ited by millions of tourists coming from all over the > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 145 world every year, is located in Selçuk district of İzmir province in Türkiye. • In 1502, the great artist and scientist Leonardo da Vinci designed a project that would connect the two sides of the Golden Horn in İstanbul upon the order of Ottoman Sultan Bayezid II. • The first Christians fleeing from the suppression by the Roman Empire came to Anatolia and took shelter in Cappadocia. • Seven Churches of Asia (Ephesus, Smyrna, Pergamum, Thyatira, Sardis, Philadelphia, and Laodicea), an impor- tant element of the Christian belief, are located on the lands of Türkiye. • Being located in the middle geographical zone and presenting an important level of diversity of geo- graphical formation, Türkiye experiences all 4 seasons, thanks to which visitors can benefit from both winter and summer tourism at the same time. • Being surrounded by the sea on three sides, Türkiye, as a peninsula, has total coastline of nearly 8,000 km, and it is also a quite mountainous geography with more than 130 summits. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 146 • Two of the most important global waterways used in international transportation are located in Türkiye (the Bosphorus and the Dardanelles). • Tulip, whose native soil is Anatolia, was first presented as a gift to European diplomats by Ottoman Sultans. • Türkiye is the country where numerous important historical figures were born: Homer of Smyrna (İzmir) (best known epic poet of the world and writer of the Iliad and Odyssey); Herodotus of Halicarnassus (the first historian, known as the father of history); Saint Paul of Tarsus (the Saint who evangelized Europe); Aesop of Amorium (Emirdağ) (fabler); Saint Nicholas of Patara (Santa); Thales of Miletus (mathematician); Heraclitus of Ephesus (philosopher); Strabo of Amasia (father of geography). • The Grand Bazaar of Istanbul, built in 1461, is the larg- est and oldest enclosed shopping center of the world. • Asklepion, built in the 2nd century BC in Bergama, Smyrna (İzmir), is known as one of the first full-fledged healthcare clinics of the world. • Parchment paper, which enabled the fast dissemina- tion of information in the ancient world, was invented > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 147 in the ancient city of Pergamon located in Bergama district of modern Smyrna (İzmir). • The Trojan Horse and Troy, the legendary city of Achilles, Paris, and Helen, are located in Çanakkale, an Aegean province of modern Türkiye. • The first coins in history were made of electrum and used by Lydian King Alyattes in 640 BC in Sardes, a site located in the Aegean region of Türkiye. • Turkish delight is one of the most ancient desserts of the world with its history dating back to 500 years ago. It was first developed in the kitchens of the Ottoman palaces. • Hezarfen Ahmet Çelebi was the first human to fly a significant distance by using artificial wings to pass above the Bosporus in the 17th century, which made him the first intercontinental flyer 270 years earlier than Wright Brothers. • Aspendos, the best-preserved Roman theatre from the 2nd century, is located in Antalya province of Türkiye. • Karum, one of the first trade centers of the world, is located in the ancient city of Kaneş in Kültepe area of Kayseri province. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 148 • 1915 Dardanelles Bridge is the “longest middle span bridge of the world”. • In 2020, 540 billion cubic meters of natural gas was discovered in Tuna-1, Amasra-1 wells in Black Sea, for the first time in Türkiye’s history. • Türkiye is the world leader in the production and ex- port of hazelnuts, cherries, fig, and apricot. • Turkish Airlines, known as the “airline with the high- est number of international flight destinations”, flies to 280 international points in 128 countries and the company has the 4th largest flight network currently. • Türkiye is second only to the USA in terms of TV series exports. Until today, more than 150 Turkish TV series met with the audience in 152 countries in Europe, Middle East, Central Asia, Africa, and North and South America. • During the pandemic, Türkiye has supported 161 countries and 12 international organizations in their efforts against the pandemic with medical equipment and aid in kind. • Türkiye, one of the five countries that contribute most to the NATO operations and missions, is a founding > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 149 member of various European institutions including the Council of Europe and Organization for Security and Cooperation in Europe (OSCE). • Türkiye, as “the country hosting the highest number of refugees”, has provided protection to nearly 4 million people since 2015. > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 150 Contact Details Directorate of Communications of the Republic of Türkiye Kızılırmak Mah. Mevlana Bulvarı No:144 Çankaya / ANKARA Phone: +90 312 590 20 00 www.iletisim.gov.tr Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Türkiye Dr. Sadık Ahmet Cad. No:8 Balgat / ANKARA Phone: +90 312 292 10 00 www.mfa.gov.tr From the USA and Canada : +1 888 566 7656 From Germany : +49 30 56 83 73 099 From Australia : +43 800 00 70 90 From the UK : +44 203 608 8090 From the Netherlands : +31 10 766 0007 From France : +33 180 146 335 From other countries : +90 312 292 29 29 > > > > > C I T I Z E N D I P L O M A T H A N D B O O K > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > > 151 #citizendiplomat T Ü R K İ Y E