Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât Mevlid-i Şerif Süleyman Çelebi Wasilat al-Najat Mevlidi Sherif Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât Mevlid-i Şerif Süleyman Çelebi Wasilat al-Najat Mevlidi Sherif © 2022 CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI YAYINLARI İletişim | Contact |لالتصال Kızılırmak Mahallesi Mevlana Bulv. No:144 Çukurambar - Ankara/TÜRKİYE T +90 312 590 20 00 | webinfo@iletisim.gov.tr | www.iletisim.gov.tr Prestij Grafik Rek. ve Mat. San. ve Tic. Ltd. Şti. T +90 212 489 40 63, İstanbul Matbaa Sertifika No: 45590 Baskı | Print |الطباعة SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT MEVLID-I ŞERIF SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF سليامن جلبي ووسيلة النجاة PUBLICATIONS BY PRESIDENCY’S DIRECTORATE OF COMMUNICATIONS منشورات رئاسة إدارة اإلتصال برئاسة الجمهورية الرتكية ISBN: 978-625-7377-25-6 Yayıncı Sertifika No: 45482 2. Baskı, İstanbul, 2022 | 2nd Edition, Istanbul |طبعة اسطنبول الثانية Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât Mevlid-i Şerif İ Ç İ N D E K İ L E R C O N T E N T S Takdim 7 1. Tarihsel ve Sosyal Arka Plan 11 1.1. Türkler ve İslamiyet 11 1.2. Türklerin İslam Anlayışı 12 1.3. Türklerin İslam Medeniyetine Katkıları 13 1.4. Türklerde Peygamber Sevgisi 15 1.5. Peygamber Sevgisinin Kelimelere Dökülmüş Hâli: Naatlar 17 1.6. Türklerde Mevlid Kültürü 19 1.7. Diğer İslam Medeniyetlerinde Mevlid 22 2. Süleyman Çelebi ve Vesîletü’n Necât 25 2.1. Süleyman Çelebi 25 2.2. Peygamber Sevgisinin En Müstesna Örneği: Vesîletü’n Necât 27 2.3. Vesîletü’n Necât’tan Kurtuluş Vesilesi Beyitler 35 Introduction 47 1. Historical and Social Background 51 1.1. Turks and Islam 51 1.2. Turkish Perspective of Islam 52 1.3. Turks’ Contributions to Islamic Civilization 55 1.4. Turks’ Love of the Prophet 56 1.5. Love the Prophet in Words: Naats 57 1.6. Mawlid Culture in Turks 59 1.7. Mawlid in Other Islamic Civilizations 62 2. Süleyman Çelebi and Wasilat al-Najat 65 2.1. Süleyman Çelebi 65 2.2. The Most Exceptional Example of the Love of the Prophet: Wasilat al-Najat 67 2.3. Couplets from Wasilat al-Najat (The Means of Salvation) 75 Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât Mevlid-i Şerif Süleyman Çelebi Wasilat al-Najat Mevlidi Sherif TAKDİM | 7 T A K D İ M C enab-ı Hakk tarafından alemlere rahmet, insanlığa rehber ve müminlere örnek olarak gönderilen Hazreti Peygamberimize en yüksek derecede hürmet ve sevgi göstermek, öteden beri milletimizin müstesna vasıfla- rı arasında yer alır. Bu muhabbetle- dir ki Kutlu Nebi’nin adı anıldığında gönüllerimizde bir rikkat ve ihtiram oluşur. Rabbimize hamd ile başladı- ğımız her sözümüzü ve duamızı, Sevgililer Sevgilisi’ne salat ve se- lam ile sürdürürüz. Asırlardır gök kubbemizde yankılanan Ezan-ı Muhammedî de O’na olan sadakatimizin sembolüdür. Cenab-ı Allah’a kulluğumuzu ve ibadetlerimizi kendisinin rehberli- ğinde ve örnekliğinde yerine getirmeye gayret ettiğimiz Peygamber Efendimizin nübüvvet ışığı, şahsi hayatımızdan beşerî ilişkilerimi- ze, evlerimizden mabetlerimize kadar hayatımızın her safhasına yansır. Hazreti Peygamberimize duyduğumuz derin muhabbetle, O’ndan tevarüs edilen hakikatleri her daim yaşatmak öncelikli ha- yat düsturumuzdur. Aziz milletimizin mayasındaki Allah ve Peygamber aşkı kültürü- müzde, sanatımızda, edebiyatımızda belirgin bir şekilde kendini gösterir. Müellifi Süleyman Çelebi olan Vesiletü’n Necât da Haz- reti Peygamberimize olan muhabbetin ifade edildiği en mümtaz 8 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF eserler arasındadır. Daha çok Mevlid-i Şerif ismiyle bilinen ve ya- zıldığı dönemden itibaren Anadolu başta olmak üzere gönül coğ- rafyamızda mübarek gün ve gecelerde, doğum, ölüm, evlenme gibi merasimlerde ve daha birçok vesileyle okunan bu güzide eser mil- letimizin Peygamber sevgisinin en önemli nişanelerinden birisidir. Biz de vefatının 600. seneidevriyesinde bu kıymetli eserin müellifi- ni rahmetle yad etmek amacıyla 2022 yılını “Süleyman Çelebi Yılı” ilan ettik. Ayrıca Süleyman Çelebi’nin vefatının 600. yılının UNES- CO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alınmasını sağladık. Bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşlarımız tarafından yıl boyunca yurt genelinde ve yurt dışında düzenlenecek etkinlik- lerle Süleyman Çelebi’yi anma ve anlatma gayretinde olacağız. Bu amaçla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız tarafından Süleyman Çelebi ve onun mümtaz eseri Vesiletü’n Necât hakkında kapsamlı bir eser yayınlanmasını son derece kıymetli bulduğumu ifade ediyor, bu eserin hazırlanmasında emek harcayanlara tebrik ve şükranlarımı iletiyorum. Süleyman Çelebi’nin veciz ifadelerinde yansıma bulan Peygamber aşkının ve yüce dinimiz İslam’ın hakikatlerinin mümin gönülleri aydınlatmasını ve tüm insanlığın felahına vesile olmasını temenni ediyorum. TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYIP ERDOĞAN 10 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 11 Tarihsel ve Sosyal Arka Plan 1.1. Türkler ve İslamiyet Türklerin Müslüman toplumlar ile muhatap olması ve İslamiyet’le tanışması, dört halife dönemine kadar uzanmaktadır. Ceyhun ile Sey- hun nehirleri arasında kalan Mâverâünnehir’de Türkler ve Müslüman Araplar birçok kez karşı karşıya gelmiştir. 751 yılında gerçekleşen Talas Savaşı sonrasında ise Türkler İslamiyet’i gruplar hâlinde kabul etmiş, bu tarihten sonra İslamiyet Türkler arasında hızla yayılmaya başlamıştır. İslamiyet’i bir din olarak benimseyen ilk Türk boyu Kar- luklar olmuş, onları Yağma ve Çiğil boyları takip etmiştir. Türklerin inanış ve geleneklerinin İslamiyet’le önemli benzerlik içeri- sinde olması Türklerin İslam dinine intibak etme süreçlerini kolaylaş- tırmıştır. Türklerin henüz Orta Asya’da hüküm sürdüğü bu dönemde eski gelenek ve görenekler tamamen terk edilmemiş, yeni kabul edilen İslam dininin gerekleri, yaşadıkları coğrafyaya ve sahip oldukları kül- türe uygun şekilde dönüştürülmüş ve uygulanmıştır. 9. yüzyılın orta- larından ve özellikle 10. yüzyıldan itibaren Türk boyları arasında İsla- miyet’in kabulü hızlanmış, İdil Bulgar Hanlığı gibi halkı ve yöneticileri Türk olan ilk İslam-Türk devletleri tarih sahnesine çıkmaya başlamış- tır. Zaman içinde İslamiyet’i kabul eden bu Türk boyları Karahanlı- lar, Selçuklular, Gazneliler başta olmak üzere büyük devletler kurmuş, -gaza ve cihat anlayışı doğrultusunda- bulundukları coğrafyada İsla- miyet’in yayılmasına önemli katkılar sağlamışlardır. 01 12 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Gaza kavramı, geniş bir şekilde nefisle mücadeleyi ifade etse de sıklıkla gayrimüslimlere karşı muharebe anlamın- da kullanılmaktadır. Köklü bir savaşçı geleneğe sahip olan Türklerde İslamiyet ile birlikte gaza ve cihat anlayışı yerleş- miş, İslam beldelerini müdafaa etmek ve İslamiyet’i yaymak önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur. Özellikle Selçuklu ve Osmanlıların fetih siyasetinin temelinde bu gaza ve cihat anlayışı bulunmaktadır. 1.2. Türklerin İslam Anlayışı Anadolu’nun İslamlaşmasında büyük rol oynayan Türkler, yalnızca Orta Asya’da sürdürdükleri gelenek ve görenekleri buraya taşımamış, zaman içerisinde yerleştikleri yeni coğrafyalar üzerindeki bazı âdet- leri de benimsemiş ve ortaya bir sentez çıkarmıştır. Göçebe yaşam şartları ve beraberinde oluşturdukları kültür ile Türk- lerin kendilerine özgü bir İslam anlayışı geliştirdiklerini söylemek mümkündür. Anadolu’da eski Türk inanç ve geleneklerini İslami un- surlarla harmanlayarak doğa ve insan sevgisinin, güzel ahlakın ve hoşgörünün hâkim olduğu bir ortam oluşturmuşlardır. İlk Türk mu- tasavvıfı olarak kabul edilen Hoca Ahmed Yesevî sade bir Türkçe ile yazdığı ünlü eseri Dîvân-ı Hikmet’te Türklere tasavvuf esaslarını öğ- retmeyi ve Müslümanlık inancını sevdirmeyi gaye edinmiş, Allah ve Peygamber sevgisini sıklıkla vurgulamıştır. Anadolu’da Müslümanlığın gelişmesinde, sevgi ve hoşgörünün tim- sali Hacı Bektaş-ı Veli’yi de anmadan geçmemek gerekir. Toplumsal yaşamda kadına ve erkeğe aynı ölçüde değer veren Türk geleneklerini İslamiyet ile harmanlayarak “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilin- de” diyen Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu’daki İslam anlayışında insanı ve tüm doğayı sevmenin önemini “Aslanlar, ceylanlar dosttur kucağı- mızda” diyerek tüm çıplaklığı ile göstermiştir. “Hoşgörü, saygı ve sevgi bizim yamaçlarımızın gülüdür, çiçeğidir. Gü- zeli sevmek sizde bir türlü bizde bir türlü” diyen Yunus Emre, coğraf- TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 13 yamızda hoşgörü ikliminin hâkim olmasını sağlayan müstesna kişi- lerdendir. Sade bir Türkçe ile yazdığı şiirlerinde insan ve doğa sevgisi, güzel ahlak ve Allah aşkı gibi konuları işlemiş; gönül dünyamızı imar edip yolumuzu aydınlatarak âdeta bir deniz feneri vazifesi görmüştür. Yunus Emre, maddi dünyadan bir beklenti içinde olmadığını, bu ha- yatta yegâne gayesinin insan-ı kâmile ulaşmak olduğunu şu dizelerle ifade etmiştir: “Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni” Bunlarla beraber rahmet elçisi sevgili Peygamberimiz Hz. Muham- med Mustafa’nın (s.a.v.) ahlakını hayatın her alanında hâkim kılma- yı hedefleyen Ahilik ve öğretileri, özellikle Moğol istilaları sırasında Anadolu halkının örgütlenmesi ve bir arada kalmasında önemli rol oynamıştır. Öte yandan, birçok farklı etnik kökenden insanın yaşadığı Anadolu ve Osmanlı coğrafyasında İslam önemli bir birleştirici güç olmuştur. Allah ve Peygamber sevgisi; siyasi istikrarsızlık, kriz ve istila dönem- lerinde halkı bir arada tutan güçlerin başında gelmiştir. 1.3. Türklerin İslam Medeniyetine Katkıları Kadim bir medeniyete sahip olan Türkler, İslamiyet’i seçtikten sonra benimsedikleri yaşam tarzını büsbütün terk etmemiş, mevcut olanı 14 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 15 İslam dininin ilkeleri doğrultusunda yorumlamış ve zaman içerisinde son derece zengin bir Türk-İslam medeniyeti oluşturmuşlardır. Muhakkak ki Allah’ın kelamı yalnızca tenzili ayetlerden ibaret değil- dir. Kur’an-ı Kerim’de “Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece ‘ol’ der, o da oluverir.” şeklinde ifadesini bulan hakikatin bir tezahürü olan tek- vini ayetler de en az diğerleri kadar dikkate değerdir. Derin bir şekilde tefekkür edilirse müşahede edilecektir ki; sürekli kevn (oluş) üzere olan kâinat, Allah’ın esmasının tecellileri ile donanmıştır. Allah, ta- biatta var olan her şeyi bir düzen ve ölçü üzere yaratmıştır. Müslü- manlar bu bilinç doğrultusunda hayatlarına istikamet verdikleri ve eşya üzerine tefekkür ettikleri sürece maddi-manevi ihya olmuşlar ve ilerleme göstermişlerdir. İslam ile müşerref olduktan sonra onun en sahih hâlini esas alıp yu- karıda sözü edilen şuura erişen Türkler, hem Kur’an-ı Kerim’in ayetle- rine gereken özeni göstermiş, hem de eşyayı ihmal etmeyerek pozitif bilimlere olan hassasiyetlerini de ortaya koymuşlardır. Özellikle Kaş- gar, Semerkand, Buhara şehirleri ilim ve kültürün merkezi konumu- na gelmiştir. 7. yüzyıl ile 12. yüzyıl arasını kapsayan ve İslamiyet’in “Altın Çağı” olarak nitelendirilen dönemde Türkler tıp, astronomi, felsefe, edebiyat ve matematik başta olmak üzere beşeri ilimlerde in- sanlığa önemli katkılar sunmuş; ayrıca Müslümanlar için en muteber itikadi mezheplerden birisi olan Maturidiliğin fikri mimarı İmam Ma- turidi’yi de bağrından çıkarmıştır. Orta Asya’nın ve Anadolu’nun İslamlaşmasında tasavvufun rolünden de bahsetmek gerekir. Necmeddîn-i Kübrâ tarafından kurulan Küb- revîlik, Muhammed Bahâuddîn Şah-ı Nakşibendî’nin temelini oluş- turduğu Nakşibendilik bunların başında gelmektedir. Öte yandan özellikle Hoca Ahmed Yesevî’nin öğretileri Türkler arasında hızla ya- yılmış ve kabul görmüştür. Kaleme aldığı hikmetler Türklerde İslam ve Peygamber aşkının oluşmasında büyük bir rol oynamıştır. 1.4. Türklerde Peygamber Sevgisi Bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen, âlemlerin sultanı, iki cihan serveri Peygamber Efendimize (s.a.v) karşı duyulan aşk, sevgi, saygı 16 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF ve hürmet nesiller boyu yaşattığımız, anlam ve düşünce dünyamızı şekillendiren en önemli hususlardan biridir. Yazdığı dizeler ile duygularımızı kabartan Fuzuli, Peygamberimize olan muhabbetini şöyle dile getirir: “Cânımı cânan eğer isterse minnet cânıma Cân nedir kim ânı kurban etmeyem cânânıma!” Türk milletinin ayırt edici vasıflarından birisidir Hz. Peygamber’e du- yulan muhabbet. Ona duyulan aşk öyle bir sevgi ortamı oluşturmuş- tur ki, bunun en güzel ve açık örneği iman ve kahramanlık sembolü- müz olan Mehmetçik adında mevcuttur. Yeryüzünde peygamberinin ismini millî bir sembol hâline getiren tek millet Türklerdir. (Yeniterzi, 1992) Yiğitlik ve kahramanlık timsali olan askerlerimize Mehmetçik diye- rek Peygamberimizin mukaddes hatırasını yücelten milletimiz, aynı şekilde güzelliğin remzi olan gülü de ancak ona yakıştırmıştır. Mil- letimiz sevgili Peygamberin kokusunu gülde aramış ve dört yüz yıl boyunca Ravza kandillerinde gül yağı yakmıştır. TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 17 Yüzyıllarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu millet, Peygamber Efendimizden bize intikal eden, bugün Topkapı Sarayı’nda, Hırka-ı Saadet Dairesi’nde muhafaza edilen mukaddes emanetlere de ev sa- hipliği yapmanın sevincini yaşamaktadır. Milletimizin Peygamber sevgisi, dünden bugüne artarak devam ettiği gibi, bundan sonra da kıyamete kadar devam edecektir. Çünkü bu sevgi, necip milletimizin İslam’a olan bağlılığının bir ifadesidir. 1.5. Peygamber Sevgisinin Kelimelere Dökülmüş Hâli: Naatlar Bizim coğrafyamızda söz egemendir; duygu ve düşünceler en etkili şekilde sözle ifade edilir. Hakikat arayışımıza, hak bildiğimizi an- latma gayretimize, duygularımızı yaşama ve yaşatma çabamıza hep “sözümüz” eşlik eder. Söz, bizim nazarımızda mucizedir: insanı aciz bırakan şey.1 Bundan dolayıdır ki söz sultanı Peygamber Efendimize muhabbetimiz yine en güzel mısralarda aşikâr eder kendini. Bu mıs- raları ihtiva eden edebi eserlerin başında onun üstün şahsiyetini, mu- cizelerini, örnek hayatını ve ahlakını dile getiren naatlar; bilhassa do- ğumunu ve mucizelerini anlatan mevlidler; kutlu bir gecede Mescid-i 1 Yoksa “Onu kendisi uydurmuş! ” mu diyorlar? De ki: “Öyleyse, iddianızda tutarlı iseniz haydi onunkine ben- zer bir sûre ortaya koyun ve Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa hepsini de yardımınıza çağırın.” (Yunus 37) 18 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesini ve Mirac’a çıkışını konu edinen miraciyeler ile fiziksel özelliklerini anlatan hilyeler gelmekte- dir. Ortaya konan tüm bu gayretin yegâne sebebi ona olan sevgi ve muhabbettir. “Görse cemâlin gözüm Pâyine sürsem yüzüm Yok sana lâyık sözüm Salli ve sellim aleyh” diyen Bağdatlı Ruhi, işte bu sevgiyi dile getirmeye çalışmış, buna kar- şın gönlünde mahfuz olan muhabbeti ifade etmekten aciz olduğunu, kelamının kifayet etmediğini ikrar etmiştir. Klasik dönem edebiyatımızın ifade kudretinin, letafetinin ve irfanı- nın en zirve noktalarından birini teşkil eden “Su Kasidesi” de yine Âlemlerin Sultanı için yazılmış en müstesna eserlerdendir. Bu müm- taz eserin sahibi Fuzuli, Peygamber Efendimize olan muhabbetini şu mısralarla dile getirmeye çalışmıştır: “Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su” [Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.] TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 19 1.6. Türklerde Mevlid Kültürü Türklerde mevlid geleneğini soyu Oğuz Türklerine dayanan Ebû Saîd Muzafferüddin Gökbörü (1154-1232) başlatmıştır. Eşi Selâhaddin Ey- yûbî’nin kız kardeşi Rebîa Hâtun olan Gökbörü, Eyyubilerin önde ge- len generallerindendir. Eyyubilerin Suriye’yi almasında ve Haçlılara karşı verilen mücadelelerde önemli rol oynamıştır. Selâhaddin Eyyûbî komutasındaki Türk ordusunun 1171’de Kahire’ye girip Fâtimîlerin hâkimiyetine son vermesinin ardından Fâtimîlerin burada düzenledikleri mevlid merasimlerinin toplumsal birlik açı- sından önemini kavrayan Gökbörü’nün Hz. Peygamber’in doğum yıl dönümlerinde düzenlemeye başladığı mevlid merasimleri ona İslam dünyasında büyük bir ün kazandırmıştır. Selçuklu hükümdarı Nureddin Zengî’nin 1170 yılında Musul’a girme- si ve akabinde Câmiun-Nûrî’yi inşa ettirmesiyle birlikte bu camide mevlid törenleri tertip edilmeye başlanmış; mütemadiyen ifa edilen bu törenlerle birlikte mevlid kutlamaları İslam beldelerinde gelenek hâlini almıştır. 20 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Mevlid geleneği Osmanlı Devleti’nde de Türkler için önemini sürdür- müştür. Osmanlı Hükümdarı III. Murad döneminde mevlid kutlama- ları ilk defa resmî olarak ifa edilirken, bundan önceki dönemde gay- riresmî şekilde kutlamaların yapıldığı bilinmektedir. Sultan Ahmed Camii’ndeki kutlamalara padişah, sadrazam, şeyhülislam, vezirler, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, diğer mülkî ve askerî erkân iştirak etmeye ihtimam göstermiştir. Eyüp Sabri Paşa’nın kaydettiğine göre, Rebîülevvel’in 12’si Medine’de resmî tatil ilan edilir, kaleden toplar atılır ve o gün dükkânlar açılmaz- dı. İnsanlar güzel elbiseler giyerek dolaşır ve birbirini tebrik eder, bu gece Mescid-i Nebevî’de ihya edilirdi. Sabaha karşı Bâb-ı Nisâ önünde toplanılır, burada kurulan kürsü üzerinde güneşin doğmasıyla birlik- te beş hatipten ilki bir hadis okuyup padişah için dua eder, diğerleri sırasıyla mevlidin vilâdet, radâ ve hicret bahirlerini okur ve dua eder- lerdi. Daha sonra halk ikram edilen şerbeti içip dağılırdı (Paşa, 2018). 1910 yılında mevlid yani Peygamberimizin (s.a.v) doğum günü resmî bayram olarak kabul edilmiş, Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 21 mevlid alayları devam eden bir gelenek olmuştur. Osmanlı döne- minde bilinen ilk mevlid Süleyman Çelebi’nin 1409’da tamamladığı Vesîletü’n-Necât adlı eseridir. Vesîletü’n-Necât, en çok okunan mevlid özelliği taşımaktadır. Türk toplumunda kutsal gecelerde, bir kişinin ölümünde, adaklarda, kurumların açılışında, hac dönüşünde, doğumlarda, sünnetlerde, as- kerlik, evlenme, şükretme, hastalığa şifa bulma gibi çok çeşitli vesile- lerle mevlid okutulduğu gözlemlenmektedir (Efe, 2009). Türk halkının dini ve sosyokültürel hayatında önemli bir yere sahip olan mevlid törenleri, toplanma, sosyalleşme ve bilgi edinme gibi çe- şitli toplumsal işlevlerin yerine getirilmesine vesile olmaktadır. Türk halkının mevlid törenlerine verdiği bu önem, şüphesiz Hz. Peygam- ber’e duyduğu yoğun saygı ve sevgiden kaynaklanmaktadır. Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının or- taklaşa düzenlemesiyle Hz. Peygamber’in mevlidi “Kutlu Doğum Haf- tası” adıyla Türkiye’de, Türk dünyasında ve Balkanlar’da çok yönlü etkinliklerle kutlanmaktadır. 22 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF 1.7. Diğer İslam Medeniyetlerinde Mevlid Hz. Peygamber’in (s.a.v) sağlığında O’nun doğum yıl dönümü kutlan- madığı gibi Hulefâ-yi Râşidîn dönemiyle Emevî ve Abbâsî devirlerin- de de mevlidle ilgili bir uygulamaya rastlanmamaktadır. Esasen ilk iki halife zamanında fetih hareketleriyle uğraşılması, son iki halife döneminde iç karışıklıkların hüküm sürmesi ve Emevî ile Abbâsî yönetimlerinde de Resulullah soyuna destek anlamına gele- cek olması sebebiyle böyle bir kutlamaya şartlar uygun değildi. Mevlid geleneğinin Fatımîler döneminde Mısır’da ortaya çıktığı kay- dedilmektedir. Bu geleneğin Fatımîler döneminde ortaya çıkmasının muhtemel nedeni, Fatımîlerin kendilerinin Hz. Peygamber’in soyun- dan geldiklerine inanmalarıdır. Mevlid törenlerinin resmî niteliğinden sıyrılıp halkın geniş katılımı- na açılması Selahaddin Eyyubi döneminde Erbil Atabeyi olarak gö- rev yapan Gökbörü döneminde gerçekleşmiştir. İlk mevlid kitabı da yine Gökbörü döneminde mevlid törenlerinde okunması amacıyla Endülüslü İbn Dıhye el Kelbî tarafından “et-Tenvîr fî mevlîdi’s-sirâ- ci’l-münîr” ismiyle kaleme alınmıştır (Turabi, 2012). Gökbörü zamanındaki kutlamaların Fatımîler’den farklı olarak hazır- lıklarıyla birlikte uzun bir zaman dilimine yayıldığı, bir şenlik havası içinde halkın geniş katılımıyla gerçekleştiği bilinmektedir. Öte yandan, Sıbt İbnü’l-Cevzî’nin, bir kutlama sırasında 5.000 koyun, 10.000 tavuk, 100 at kesildiğini, 100.000 tabak yemek ve 30.000 tepsi helvanın dağıtıldığını kaydetmesi, törene katılanların sayısı hakkın- da bir fikir vermektedir. Memlük Devleti’nde ise mevlid törenleri Fatımîler ve Eyyubilerden tevarüs edildiği şekilde devam ederken, büyük tasavvuf önderlerinin doğum günlerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir (Çetinkaya, 2019). Ayrıca Endülüs saraylarında 11. yüzyıldan itibaren adına “mevlidiyye” denilen Hz. Peygamber’e övgüler içeren şiirler yazıldığı ve bu şiirlerin Hz. Peygamber’in doğum gününde ve diğer mübarek günlerde okun- TARIHSEL VE SOSYAL ARKA PLAN | 23 duğu kaydedilmektedir (Çetinkaya, 2019). İbn-i Haldûn, İbn-i Zümrek gibi isimlerin mevlidiyye yazdıkları bilinmektedir (Schimmel, 2008). Günümüzde, Suudi Arabistan dışındaki bütün Müslüman çoğunluk- taki ülkelerde hicri takvime göre Hz. Peygamber’in doğumu kutlan- makta, bu ülkelerin birçoğunda resmî tatil ilan edilmektedir. Müs- lümanların çoğunlukta olmadığı ve Hristiyan nüfusun çoğunlukta olduğu ülkelerde de Müslümanlar tarafından mevlid kutlamaları ger- çekleştirilmektedir. 24 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 25 Süleyman Çelebi ve Vesîletü’n Necât 2.1. Süleyman Çelebi 14. yüzyılın sonu ve 15. yüzyılın başları Osmanlı Devleti’nde ciddi sı- kıntıların zuhur ettiği, netameli dönemlerdir. Yıldırım Bayezid’in Ti- mur’un ordusuna karşı mağlup olduğu Ankara Savaşı’nın ardından esir düşmesiyle “Fetret Devri” başlamış ve Anadolu coğrafyası bir keş- mekeşin içine düşmüştür. Bu sorun neticesinde şehzadeler arasında 11 yıl süren bir taht kavgası başlamış, devletin içinde bulunduğu bu bunalımlar neticesinde ise Anadolu’da çeşitli mezhepsel hareketlilik- ler ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti bu tür iç sorunlarla karşılaşırken Ehl-i Sünnet anlayışının zayıfladığı düşüncesi halk nezdinde tedir- ginliğe ve endişeye sebep olmuştur. Süleyman Çelebi bu durumdan duyduğu rahatsızlık dolayısıyla tüm halkı derinden etkileyecek olan “Vesîletü’n-Necât” şiirini kaleme almıştır. İşte halk arasındaki ismiyle “Mevlid”in bu atmosferden bağımsız şekilde ortaya çıktığını söyle- mek mümkün değildir. Mevlid-i Şerif’in yazılmasının akabinde, tıpkı İstiklal Marşı’nın kale- me alındığı dönemdeki gibi bir ortam oluştuğu ve millete adeta bir ruh üflendiği vurgulanarak şunlar kaydedilmiştir: “Mevlid, milletin kötü günlerden kurtulup toparlanmasını ifade eden bir metindir. Sü- leyman Çelebi, dönemin sıkıntılarına merhem olmak ve milli birli- ği yeniden tesis etmek maksadıyla bu metni kaleme almıştır. Çelebi 02 26 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF eserinde, insanlığın Hz. Peygamber’in (s.a.v) gösterdiği yolda toplan- dığı takdirde, yeniden bir millet ve devlet olacağı mesajını vermiştir. Süleyman Çelebi, Mevlid-i Şerif’i yazdıktan sonra Osmanlı, Hz. Pey- gamber’in gösterdiği yolda ve Sultan Mehmed Çelebi’nin etrafında toparlanmış ve âdeta devletin ikinci kuruluşu gerçekleşmiştir.” (Ke- mikli, 2022). “Mevlid” ismiyle maruf olan “Vesîletü’n-Necât” şiirinin müellifi Süley- man Çelebi Bursa’da doğmuştur. Süleyman Çelebi’nin doğum tarihi tartışmalı bir konu olmakla birlikte, 1351 yılında doğduğu düşünül- mektedir. Buharalı Emir Sultan’ın müridi olduğu sanılan Çelebi iyi bir tahsil görmüştür. Süleyman Çelebi, Bayezid zamanında önce Di- van-ı Hümayun imamı, sonra da Bursa Ulu Cami’nin imamı olmuştur (Pekolcay, 1954). İmamlık görevinde bulunduğu sırada Mevlid eserini yazmıştır (Kurt, 2006). Süleyman Çelebi’nin ebedi istirahatgâhı Bur- sa’nın Osmangazi ilçesinde bulunmaktadır. Anadolu’da mayalanan Müslüman şuurunun en önemli hususiyetle- rinin başında muhakkak ki sevgi, hoşgörü, ilim ve irfan gelmektedir. Zikredilen bu evrensel hasletlerin en güzide örneği olan Efendimiz için kaleme alınan Vesîletü’n-Necât şiiri bu yönüyle daha bir önemli hale gelmekte ve insanlık için kurtuluş reçeteleri sunmaktadır. SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 27 2.2. Peygamber Sevgisinin En Müstesna Örneği: Vesîletü’n Necât Vesîletü’n Necât Asıl adı Vesîletü’n Necât yani “Kurtuluş Vesilesi2” olan ve Türk halkı- nın yoğun sevgisini ve beğenisini yüzyıllar boyunca muhafaza eden Mevlid, Türkçede kendi türünde yazılmış ilk eser olma niteliğindedir (Timurtaş, 1990). Mesnevî3 türünde yazılan eserin ismi ve yazıldığı ta- rihle ilgili bilgileri Süleyman Çelebi, Mevlid’te şu beyitlerle yazmıştır: “İşbu kân-ı şehd ki şîrindür dadı Bil Vesîlet-ün-Necât oldı adı Hem sekiz yüz onikide târihi Bursa’da oldı tamâm bu iy ahi” 2 Kurtuluş Vesilesi Peygamber Efendimizin bizatihi kendisi ve sünnetidir. 3 https://islamansiklopedisi.org.tr/mesnevi 28 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Mesnevî: Kökü “İkişer ikişer” anlamına gelen mesnâ keli- mesidir. Genellikle dinî, tasavvufî, destansı konular ile aşk hikâyelerinin anlatıldığı Mesnevî, her beyti kendi içinde ka- fiyeli olan nazım şeklidir. Beyitlerden anlaşılacağı üzere Hicri 812, Miladi 1409 yılında Bursa’da tamamlanan Vesîletü’n Necât, asırlardır halk tarafından okunmakta ve bestelenip seslendirilmektedir. Ona nazire olarak yazılan mevlid eserleri Vesîletü’n Necât’ın başarısını yakalayamamış ve halk naza- rında onun kadar kabul görmemiştir. Mevlid’in Anlamı Arapçada doğmak, doğum yeri ve zamanı anlamlarına gelen mevlid kelimesi Türkçede de doğma, doğum yeri manalarında kullanılmak- tadır. Ancak mevlid denilince akla ekseriyetle Hz. Muhammed Mus- tafa’nın (s.a.v.) doğumu ve buna dair yazılan eserler gelir. “Mevlid” ifadesi ile İslam geleneğinde sevgili Peygamberimizin doğum günü- nün kastedildiğini, sonraları ise Hz. Muhammed’in doğum günü ve- silesiyle gerçekleştirilen merasimlerin de mevlid olarak adlandırıldığı söylenmiştir (Okiç, 1975). Mesnevide Peygamber Efendimizin doğumunu anlatan “Viladet” bölümü, halk arasında en çok bilinen ve sevilen bölümlerin başında geldiği için Vesîletü’n Necât eseri, “Mevlid” adıyla bilinmektedir ve kendisinden sonra yazılan aynı türdeki eserlere de ad yönünden kay- naklık etmiştir. Mevlid’in Yazılma Hikâyesi Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât’ı yazmasındaki esas niyeti Hz. Muhammed’in (s.a.v) diğer peygamberlerden daha üstün olduğunu is- pat etmektir. Buna vesile olan ve pek çok kaynakta aktarılan hikâye şöyledir: Bursa’da bir vâiz Bakara Sûresi’nin 285. ayetini tefsir ederken peygamberler arasında hiçbir fark olmadığını ifade eder. Bunun üze- rine cemaat içerisinde bulunan bir kişi vâize itiraz eder. Ayetin yanlış SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 29 yorumlandığını, “Peygamberler arasında fark yoktur demekten mu- rat, resullük ve nebilik bakımındandır, mertebe ve fazilet bakımından değil.” sözleriyle ifade eden kişi, Bakara Sûresi’nin 253. ayetinde “O Peygamberlerin kimini kimine üstün ettik.” buyrulduğunu söyler (Ti- murtaş, 1990). Süleyman Çelebi yaşanan bu hadise üzerine, Hz. Mu- hammed’in (s.a.v.) yüce vasıflarını dile getiren Mevlid’i yazmıştır. Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât eserini yazmasındaki bir diğer gayenin, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıf sayılabileceği o dönemde (Fetret Devri) ehl-i sünnet inancını yıkma girişimlerine karşı onu mü- dafaa etmek olduğu ifade edilmiştir (Timurtaş, 1990). Mevlid’in Değeri ve Özellikleri Yazılmasının üzerinden 600’ü aşkın yıl geçmiş olmasına ve sonrasın- da benzer amaçlarla pek çok mevlid örneği ortaya konmasına rağmen değerinden hiçbir şey kaybetmeyen Vesîletü’n Necât, Türk halkının gönlünde kıymetli bir yer edinmiş; Kadir Gecesi, kandiller, düğün, nişan, bayram, evlilik, asker uğurlaması, doğum, cenaze gibi önemli günlerde ve merasimlerde okutulmuştur, okutulmaktadır. 30 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Süleyman Çelebi’nin eseri çeşitli kaynaklarda muhtevasına göre başlıklara ayrılmış ve değerlendirilmiştir. Timurtaş’a göre Vesîletü’n Necât eseri dokuz bölümden teşkil etmektedir. Bunlar; • Münacat • Yazar için dua ve kitaptan dolayı özür dileme • Âlemin yaratılma sebebi -Muhammed Ruhunun Yaratılması- Mu- hammed nurunun intikali • Velâdet • Peygamberin mucizeleri • Miraç • Peygamberin vasıfları • Peygamberin vefatı • Kitabın sonu Mevlid merasimlerinde eserin bazı bölümlerinin çıkartılarak okun- ması, kimi beyitlerin dışarıda bırakılması veya bölümlere beyitlerin eklenmesi durumları da görülmektedir. Mevcut Mevlid nüshalarında bahsi geçen bölümlerin hepsinin bulunmadığı, basma nüshalarda ise genellikle Peygamber’in vefatı bölümünün bulunmadığı ifade edil- mektedir (Timurtaş, 1990). Bazı Mevlid nüshalarında, eserin sonuna Ahvâl-i Fâtıma, Geyik Hikâ- yesi, Güvercin Hikâyesi gibi çeşitli hikâyeler, Kur’an’dan ayetler, ilahi ve dualar eklenmiştir. Bu nedenle birbirinden çok farklı hacimlerde Vesîletü’n Necât örnekleri ortaya çıkmıştır. Mevlid’in sahih kabul edilen yazmalarının ikisinde altı beyitlik bir “Merhaba” kısmı bulunmaktadır (Bkz. s.41). Süleyman Çelebi’den 61 yıl sonra bir mevlid yazan Ahmed’in, Vesîletü’n Necât’taki bu bölü- me yeni beyitler ekleyerek genişlettiği ve Mevlid’in yeni nüshalarına bu bölümün aynen alındığı değerlendirilmektedir. Mevlid’e sonradan eklenen, Velâdet bölümündeki “Merhabâ” faslının tamamı Süleyman Çelebi’ye ait olmamasına rağmen, bu kısım halk tarafından beğenil- miş ve benimsenmiştir (Timurtaş, 1990). Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât eserini yazmadan evvel kimi siyer kitapları mevcuttur. Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) hayatını, şema- SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 31 il ve magâzilerini konu edinen eserler, Arapça siyer kitapları ve Hz. Muhammed’e tahsis edilen methiyeler Vesîletü’n Necât’a kaynak- lık etmiştir (Okiç, 1975). İbn-ü Hişam, Ebu’l Hasan Bekrî ile Mustafa Darîr’in eserlerinin Süleyman Çelebi’nin üzerinde etkisi olmuştur. Ayrıca Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât’ı yazarken Aşık Paşa’nın Garibnâme’sinden de etkilendiği ifade edilmektedir (Timurtaş, 1990). Pekolcay da Aşık Paşa’nın Garîbnâme eserinin ve Darir’in Siyer’ül Ne- bevî eserinin, Süleyman Çelebi üzerinde etkisi olduğunu ifade etmiş- tir (Pekolcay, 1954). Siyer, Hz. Muhammed’in hayatını ve şahsiyetini konu edi- nen eserlerdir. Şemâil bir kişinin dış görünüşüdür. Şemâil-i şerîfe ise Hz. Muhammed’in ahlâkî ve fizikî özelliklerini konu edinen eserlerdir. Magâzî, din, vatan ve millet uğruna yapılan savaşlar ve gazâ hikâyeleri anlamlarına gelmektedir. Ne var ki Süleyman Çelebi kendinden önce yazılmış eserlerin tesiri al- tında kalmamış, müellifi olduğu Mevlid’in edebi ve dinî değeri selef ve haleflerini aşmış, Mevlid yüzyıllardır yaşamayı ve halkın gönlünde yer etmeyi sürdürmüştür. Bununla birlikte Vesîletü’n Necât’ın etkisi altında kalarak yazılan hiçbir mevlid örneği de onun şöhretini yaka- layamamış, onun kadar beğenilmemiştir. Süleyman Çelebi’nin eşsiz eseri, en çok örnek alınan şiirlerden birisi olmasına vesile olmuştur. Edebiyatımızdaki diğer mevlid örneklerinin hemen hepsinin Vesîle- tü’n Necât’a nazire niyetiyle yazıldığı ifade edilmektedir (Eroğlu, 2010). Edebi değerinin yüksek olması, bölümlerin birbiri arasındaki tutarlılık, abartıdan uzak anlatım ve söz sanatlarının kullanımı ile Süleyman Çelebi’nin Mevlid’inin başarısını yakalayan ve onun kadar beğenilen başkaca bir eser olmadığını söylemek hatalı olmayacaktır (Timurtaş, 32 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF 1990). Mevlid örnekleri içinde Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât’ı sehl-i mümteni4 örneği olarak ayrı bir önemi haizdir (Eroğlu, 2010). Sehl-i Mümteni: “Güç kolaylık”. Derin ve ince anlamlar ifa- de ettikleri halde sadelikleri sebebiyle kolayca söyleniver- miş hissini veren, fakat aslında söylenmesi, taklit edilmesi çok güç olan söz, şiir vb. anlamına gelmektedir. Günümüzde mevlid merasimlerinde en çok okutulan nüsha 1323 yı- lında basılmış olan, velâdet, miraç ve vefat-ı Nebî bölümlerini içeren 317 beyitlik metin ile velâdet ve miraç bölümlerini içeren Rıza Efen- di’nin derlediği nüshadır (Pekolcay, 1954). Mevlid’in Dili ve Üslûbu Vesîletü’n Necât Arapça düzyazı biçiminde yazılmış bir dua ile baş- lamaktadır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğumunu anlatan bölümün ikinci faslının son kısmı ve üçüncü faslı kaside türünde yazılan ve yine adı geçen bölümün sonuna 10 beyitlik bir methiye eklenmiş olan Mevlid, mesnevi türünün bir örneği iken aruz vezni ise remel bahri- nin hâkim vezni olan fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün’dür (Timurtaş, 1990). Vesîletü’n Necât’ın en önemli özelliklerinden birisi, halk tarafından da benimsenmesini sağlayan açık, samimi, anlaşılır dili; sade ve kül- fetsiz üslubudur. Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış olan eserde Arap- ça ve Farsça sözcük ve tamlamalara az yer verilmiştir. Mevlid’in Yabancı Dillere Çevrilmesi 1970 tarihli ön sözde Timurtaş, Vesîletü’n Necât’ın Arapça, Arnavut- ça, Boşnakça, Rumca, Çerkesçe ve İngilizce dillerine çevrildiğini, ayrı- ca eserin etkisinde kalınarak Kürtçe bir mevlid yazıldığını belirtmek- tedir (Timurtaş, 1990). Necla Pekolcay’ın tespitlerine göre, İstanbul kütüphaneleri katalogla- 4 http://lugatim.com/s/SEHİL SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 33 rında 71 nüsha Arapça, 5 nüsha Farsça, 3 nüsha Arnavutça, 1 nüsha Kürtçe ve 1 nüsha Rumca olmak üzere toplamda 81 adet Mevlid örneği vardır (Pekolcay, 1954). Vesîletü’n Necât’ın Arapça tercümesinin yalnızca Necla Pekolcay ve Faruk Kadri Timurtaş tarafından dile getirildiğini aktaran Okiç, mü- tercimin kim olduğu, tercüme yeri ve tarihi gibi gerekli bilgilere erişi- min olmadığını belirtmiştir (Okiç, 1975). Mevlid’in Çerkezceye tercümesini Düzceli Abdurrahman Efendi’nin yaptığı bilgisini veren Okiç, Rumca tercümeye dair şunları yazmıştır: Mevlid’in Rumca tercümesi Arap harfleriyle yazılmıştır. Yazı güzel ve okunaklıdır. Hattat ve mütercimin aynı şahıs olması mümkündür. Mütercim Mevlid’i tam olarak Rumcaya tercüme etmemiş, bir nevi seçme beyitlerin tercümesini yapmıştır. (Okiç, 1975). Vesîletü’n Necât’ın üç ayrı Kürtçe çevirisinin mütercimleri Ahmed Ramiz, Zaza lehçesi ile neşretmiş olan Ahmed el-Hâssî ve Hasan el- Ertûşî’dir. Tatarca, birbirinden farklılık arz eden Mevlid metinlerinin var olabi- leceğini söyleyen Okiç, kendisinde mevcut bulunan Tatarca Mevlid tercümesinin, Tokyo’da imam ve müderris olan Muhammed Abdul- hayy Kurbânalî’ ve Tokyo’da yerleşik olan Tatarlar cemaatinin gayret- leri ile 1931 yılında yayımlandığını yazmıştır (Okiç, 1975). Mevlid’in halk tarafından en çok sevildiği ve benimsendiği coğraf- yalardan biri de Balkanlar’dır. Balkan coğrafyasındaki Müslüman halk tarafından oldukça rağbet gören Mevlid eseri Arnavutça ve Boş- nakça dillerine pek çok defa çevrilmiş ve bu dillerde mevlidler yazıl- mıştır. İlk defa 18. yüzyılının ikinci yarısında Hasan Zuko Kamberî tarafından ve akabinde 19. yüzyılın ilk yarısında Korçalı İsmail Floçi tarafından meydana getirilen Arnavutça manzum mevlidler basılma- dığı için bu eserlerin orijinal olup olmadığı hususu meçhul olmakla birlikte, Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n Necât eserinin tercümele- ri olma ihtimali oldukça yüksektir. Okiç’e göre “Arnavutça Mevlid tercümelerinin tam olanlarından ve halk arasında en çok rağbet gö- renlerinden ikisi ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır.” (Okiç, 1975). Bu tercümelerden birinin sahibi Ülgünlü Ali Rıza Efendi 34 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF iken, diğer tercüme Vuçitırnlı Muhammed Tâhir ibn Halil Popova’ya aittir. Bahse konu tercümeler Arap harfleriyle yazılmıştır. Latin harf- leriyle yazılmış Arnavutça Mevlid’lere Hafız Abdullah Simlâku ve Ha- fız Ali Korça’nın çevirileri örnek gösterilebilir (Okiç, 1975). Boşnakların gündelik hayatında mevlid cemiyetleri çok önemli bir yere sahiptir. Bosna ve Hersek Müslüman halkları arasında mevlid merasimi çok eski bir gelenektir ve eski vakfiye ve vasiyetname kayıt- larında bu geleneğe dair izler bulmak mümkündür. Mevlid merasim- lerinde şerbet ve yemek ikramlarının yapıldığı, camilerin kandillerle aydınlatıldığı ve kaleden beş pare top atışı yapıldığı belirtilmektedir. Bosna-Hersek’in şehir, kasaba ve köylerinde, resmî kayıtları bulun- mayan veya henüz ortaya çıkarılmamış olan birçok Mevlid örneğinin olduğu düşünülmektedir. Boşnakça dilinde halk arasında en çok bilinen Vesîletü’n Necât tercü- mesi Nikşiçli Hafız Salih Gaşeviç’e aittir. Gaşeviç, Mevlid’in yalnızca Velâdet ve Miraç bölümlerini tercüme etmiştir. Dubrovnik İslam Ce- maati İmamı Mahmud Caferoviç tarafından 1941 senesinde yapılan tercüme, Okiç’in Mahmud Traljic’den aktardığına göre, birkaç beyit dışında Gaşeviç’in tercümesinin aynısıdır (Okiç, 1975). Boşnakça di- linde yazılan diğer Mevlid tercümelerinin sahipleri; Muharrem Rüşdi mahlasını kullanan Muharrem Dizdareviç, Saraybosnalı Ârif, Hâfız Said Zenunoviç’tir. İngiliz oryantalist Elias John Wilkinson Gibb tarafından “History of Ottoman Poetry, 1900” kitabında yer verilen Mevlid’in İngilizce çevi- risinin dışında, F. Lyman MacCallum tarafından tercüme edilen ör- neği, 1943 senesinde John Murray tarafından hazırlanan “Wisdom of East Series” kitabında basılmıştır (Okiç, 1975). Şerîf Mansabî tarafından Svahili diline tercüme edilen Vesîletü’n Ne- cât eserinin açıklamalı Almanca tercümesi G. Neuhaus tarafından 1935 senesinde Berlin’de neşredilmiştir. Mevlid’in bazı bahirleri Jo- seph von Hammer-Purgstall tarafından Almancaya çevrilirken, Irm- gard Engelke de doktora tezi çalışmasında Mevlid’in kimi beyitlerini Almancaya tercüme etmiştir (Okiç, 1975). SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 35 2.3. Vesîletü’n Necât’tan Kurtuluş Vesilesi Beyitler Süleyman Çelebi’nin gönlünden damıtarak kelimelere döktüğü ve Peygamberimize yönelik sevginin en veciz ifadelerini içinde barındı- ran Vesîletü’n-Necât adlı şiiri duygu yüklü mısraları haiz müstesna bir eser. “Sen olmasa idin alemleri yaratmazdım” hitabının yegâne muha- tabı Peygamber Efendimizin (s.a.v) aziz hatırasını yüceltmek maksa- dıyla kaleme alınan bu eser, asırlardır insanımız tarafından okunmak- ta ve bizlerin en derin hislerine tercüman olmaktadır. Mevlid-i Şerif’in Münacat bahsinde yer alan “Tevhid Bahri” ile “Peygamber’in Doğumu” kısmında yer alan “Veladet Bahri” ve “Merhaba Bahri” insanımızın aşina olduğu, en bilindik kısımlar- dır. Düşünce ve anlam dünyamızda yer etmiş olan bazı nadide mısralar şu şekildedir: Münacat5 a. Tevhid Bahri6 “Allah adın zikr idelüm evvelâ Vâcib oldur cümle işde her kula Allah adın her kim ol evvel ana Her işi âsân ide Allah ana Allah adı olsa her işin öni Hergiz ebter olmaya anun sonı Her nefesde Allah adın di müdâm Allah adıyla olur her iş temam”* Allah (c.c.) tüm evrenin maliki ve yegâne kudret sahibidir; evrendeki her şey üzerinde tasarruf etme salahiyeti yalnızca O’nundur. Bütün kâinatı belirli sebeplere istinat edecek şekilde yaratan, fiziki alemde belirli kaideler halk edip evrenin işleyişini de ona göre şekillendiren yine O’dur. Alemde her ne varsa Allah’ın vaaz ettiği bu kaideler çer- çevesinde cereyan eder. İşte bu bağlamda sebeplere uyarak neticeyi 5 Münacaat: Allah’ı övme ve O’ndan niyazda bulunma temasının işlendiği manzumelerdir. 6 Bahr: Bir araya getirilerek metinlerin terkip olunduğu büyük kısımların her birine verilen ad. * Bütün beyitler Faruk Kadri Timurtaş’ın Mevlid-i Şerif eserinden alıntılanmıştır. 36 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Allah’tan beklemek bir Müslüman için en esaslı düsturlardan biridir. Çünkü O, müsebbibü’l esbaptır: sebeplerin yegâne yaratıcısı. Süleyman Çelebi “Allah adın her kim ol evvel ana / Her işi âsân ide Allah ana” mısraları ile yukarıda ifade edilmeye çalışılan hakikate tercüman olmuş, Allah’ın kudretine istinat eden her işin kolaylıkla halledilebileceğine olan inancını dile getirmiştir. Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi ise kaleme aldığı aşağıdaki mısra- lar ile aynı hakikati farklı bir şekilde dile getirmiş ve irfan dünyamıza bir kandil daha yakmıştır: “Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder Halk eder esbâbını, bir lahzada ihsân eder.” “Besmele ile başlanmayan her iş sonuçsuz kalır” Hadis-i Şerif Yazana Dua “Ey azizler üşde başlaruz söze Bir vasiyyet kılaruz illâ size Ol vasiyyet kim direm her kim tuta Misk gibi kokusı canlarda tüte Hak Teâlâ rahmet eyleye ana Kim beni ol bir dua ile ana Her ki diler bu duada bulma Fatiha ihsan ide ben kuluna” Müstağni; elinde olanla yetinen, dünya malına tamah etmeyen ve gönlü tok olan (kimse) anlamlarına gelmektedir. (Kubbealtı Lugatı, 2022) İslam ile şereflenen, bilincini İslam şuuru ile inşa eden kişi dün- yalığa tenezzül etmez, acziyetinin bilinciyle yalnızca O’nun rızasını kazandıracak şeyler ister; müstağni bir hayat yaşar. Vesîletü’n-Ne- cât şiirinin müellifi Süleyman Çelebi de müstağni bir hayat yaşamış, SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 37 O’nun rızasına matuf olarak yalnızca bizlerden hayır dua beklemiştir. Bunu ise yukarıdaki mısralarla ifade etmiştir. Her Şeyden Önce Peygamber’in Nûrunun Yaratılması “Ger Muhammed olmaya idi ayan Olmayısardı zemin ü âsmân Hem vesile olduğıyçün ol Resul Âdemün Hak tevbesin kıldı kabûl Ger Muhammed gelmeyeydi âleme Tâc-i izzet irmez idi âdeme Nûh anunçün garkdan buldu necat Dahi doğmadın göründi mu’cizât Cümle anun dosluğına adına Bunca izzet kıldı Hakk ecdadına Ceddi olduğıyçün ânun hem Halil Nâr cennet kıldı ana ol Celil Hem dahi Mûsâ elindeki asâ Oldı anun hürmetine ejdehâ Ölmeyüp İsâ göğe bulduğı yol Ümmetinden olmak için idi ol Çok temenni kıldılar Hak’dan bular Kim Muhammed ümmetinden olalar” 38 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF Allah’ın her şeyden önce Peygamberimizin (s.a.v) nurunu yarattığı yönündeki hadis esas alınarak kaleme alınan yukarıdaki mısralar Mevlid-i Şerif’in yazılma sebebini de ihtiva etmektedir. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi Süleyman Çelebi’nin bu şiiri kaleme almasındaki temel saik Hz. Muhammed’in (s.a.v) diğer peygamberle- re olan efdaliyyetini ve Cenâb-ı Hakk nezdindeki müstesna konumu- nu tespit etmek ve tüm insanlığa göstermektir. Allah alemde her ne varsa O’nun hürmetine yaratmış ve O’nu alemlere rahmet olsun diye göndermiştir. 7 Akif’in tabiri ile; “Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet...” Peygamber Nûrunun İntikali Teselsülü “Hak Teâlâ çün yaratdı âdemi Kıldı âdemle müzeyyen âlemi” 7 Enbiyâ 21/107 SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 39 Bir kudsi hadis-i şerifte nakledildiği üzere, Allah “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım.” buyurmaktadır. Yukarı- daki mısralarda da ifade edildiği üzere insan kâinatın ziynetidir, sü- südür; hem kalben hem de zihnen Allah’ı hakkıyla takdir edebilecek donanıma malik olan yalnızca O’dur. Bundan dolayıdır ki Allah kâi- natı insan için; yaratılmışların göz bebeği olan insanları da kendisi için yaratmıştır. “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” diyen Şeyh Galip’in vasıl olduğu hakikat muhakkak ki budur. İnsan, yaratılmışların en efdali ve mütekâmili olarak O’nu hakkıyla tanıya- bilecek ve takdir edebilecek yegâne varlıktır. Zira O, eşref-i mahlukat- tır8 ve ahsen-i takvim9 sırrına mazhar olarak yaratılmıştır. “Ger dilersiz bulasız oddan necat Aşk ile şevk ile idün es-salât” Allah kullarına Kitabı ve hikmeti öğretmek10; böylece onları sırat-ı müstakime -doğru yola- iletmek ve onların hem dünya hem de ahiret- lerini imar etmek maksadıyla peygamberler göndermiştir. Peygamberler, insanlara doğru yolu ve hakikati apaçık gösteren, Kur’an ahlakı ile ahlaklanmış müstesna şahsiyetlerdir. Onları birer mürşid-i kâmil olarak kabul etmek; onların hikmet üzere kaim olan hayatlarını ve bu hayatlarına esas teşkil eden davranışları- nı örnek almak Müslümanlar için en önemli şiarlardan biridir. Sırat-ı müstakim üzere yaşayabilmenin, Efendimizin örnekliğinde bir hayat sürebilmenin yolu, sürekli olarak O’nu anmak ve O’na salavat getir- mektir. Zira Peygamberimize salavat getirmek bir mümini teyakkuzda tutacak, kalbindeki Peygamber sevgisini ihya edecek yegâne şeydir. 8 Eşref-i mahlukat: Yaratılmışların en şereflisi. 9 Ahsen-i takvim: Yaratılış yönünden en güzel olan. 10 Bakara 2/129 40 | SÜLEYMAN ÇELEBI / VESÎLETÜ’N NECÂT - MEVLID-I ŞERIF “Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana hakka’l-yakîn Mürşîdi olmayanların Bildikleri gümân imiş” Niyaz-ı Mısri Peygamberin Doğumu “Hem Muhammed gelmesi oldı yakın Çok alâmetler belürdi gelmedin” Allah’ın, rahman ve rahim sıfatlarının bir tecellisi olarak insanlığa gönderdiği Hz. Muhammed’in (s.a.v) doğduğu gece, gönül ehli tara- fından Kadir Gecesi’nden sonra en mübarek gece kabul edilmiştir. Peygamberimiz yeryüzüne teşrif buyurmadan önce birçok alametler belirmiş; Allah, bu müstesna kulunun yeryüzüne intikalini insanlı- ğa âdeta müjdelemiştir. O doğarken ve doğduktan sonra her şey ayrı bir mana, letafet ve hoşluk kazanmış (İslam ve İhsan, 2018), Kabe’de- ki putlar yüzüstü devrilmiş, şirk beldesi Medayin’de kisralar hak ile yeksan olmuş, Mecusilerin bin yıldan beri zulüm ile harladıkları ve ilah telakki ettikleri ateşleri sönmüş, yine müşriklerin kutsal kabul ettikleri Save Gölü kurumuş ve Semave Vadisi sular altında kalmıştır. “Muhammed anadan düştü Kafirlerin aklı şaştı Bin kilise yere battı Muhammed doğduğu gece” Şah İsmail Hatai SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 41 O’nun yeryüzüne teşrif etmesi akabinde gam ile keder ortadan kalkmış ve alemler nura gark olup yeniden ihya olmuştur. Efendimizi (s.a.v.) “alemlerin sultanı”, “irfan deryası” ve “Kur’an’ın sırrı” olarak tanımla- yan Süleyman Çelebi, O’na olan derin muhabbetini aşağıdaki mısralar ile bir kez daha dile getirmiştir. “Merhaba Bahri” başlıklı bu fasıl, 730 beyitten oluştuğu düşünülen Mevlid metninin en bilinen kısmıdır: “Yâradılmış cümle oldu şâdümân Gam gidûp âlem yenîden buldu cân Cümle zerrat-ı cihân idûb nidâ Çağrışûben dediler kim merhabâ Merhabâ ey âli sultân merhabâ Merhabâ ey kân-ı irfan merhabâ Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ Merhabâ ey nûru râhman merhabâ Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl Merhabâ ey âşinâ-yi Zülcelâl Merhabâ ey cân-ı bâki merhabâ Merhabâ uşşâkâ sâki merhabâ Merhabâ ey cân-ı cânan merhabâ Merhabâ ey derde dermân merhabâ Merhabâ ey cümlenin matlâbu sen Merhabâ ey Hâlikın mahbâbu sen Merhabâ ey Pâdişah-i dû cihân Senin için oldu kevn île mekân Merhabâ ey rahmeten lil-âlemîn Merhabâ sensin şefîa’l-müznibîn Ey gönüller derdinin dermânı sen Ey yarâdılmışların sultânı sen Sensin ol sultân-i cümle enbiyâ Nûr-i çeşm-i evliyâ vü asfiyâ Yâ habîballâh bize imdâd kîl Son nefes didârın ile şâd kîl” SÜLEYMAN ÇELEBI VE VESÎLETÜ’N NECÂT | 43 Kaynakça Çetinkaya, N. (2019). Tarihî Süreçte Mevlid. Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi. Efe, A. (2009). Türk Toplumunda Mevlid Merasimlerinin Yeri ve Fonksiyon- ları (Isparta ve Çevresi Örneği). Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, XXIX, 9-30. Eroğlu, S. (2010). Edebi Bir Tür Olarak Mevlitler -Şekil Özelliklerine Dair Bazı Değerlendirmeler-. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilim- ler Dergisi. İslam ve İhsan. (2018). Peygamber Efendimizin Mucizeleri. https://www.is- lamveihsan.com/peygamber-efendimizin-mucizeleri.html Kemikli, B. (2022, 01 12). Bursa Tahtakale Buluşmaları - Bilal Kemikli - Sü- leyman Çelebi ve Mevlid. Youtube: https://www.youtube.com/watch?v=HSfc- BCCo4Eg Kubbealtı Lugatı. (2022). http://lugatim.com/s/m%C3%BCsta%C4%9Fni Kurt, A. O. (2006). Süleyman Çelebi’nin Mevlid (Vesiletü’n Necat)’inde Mito- lojik Unsurlar. Ekev Akademi Dergisi, 181. Okiç, M. T. (1975). Çeşitli Dillerde Mevlidler ve Süleyman Çelebi Mevlidinin Tercemeleri. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Paşa, E. S. (2018). Mir’âtü’l-Haremeyn (Cilt II). Türkiye Yazma Eserler Kuru- mu Başkanlığı. Pekolcay, N. (1954). Süleyman Çelebi Mevlidi Metni ve Menşei Meselesi. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. Schimmel, A. (2008). Hazreti Muhammed. Profil. Timurtaş, F. K. (1990). Mevlid (Vesilet-Ün-Necat). İstanbul: Milli Eğitim Ba- kanlığı. Turabi, A. H. (2012). Cami Musikisi. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 159- 181. Yeniterzi, E. (1992). Türk Edebiyatında Na’t;1990 Yılı Kutlu Doğum Haftası Münasebetiyle Sunulan Tebliğ. T.D.V. Yayınları. Süleyman Çelebi Wasilat al-Najat Mevlidi Sherif INTRODUCTION | 47 INTRODUCTION S howing the highest degree of respect and love to our Beloved Prophet (saw), who was sent by the Almighty Al- lah (swt) as a mercy to the worlds, a guide to humanity and an example to believers, has long been among the exceptional characteristics of our nation. With this affection, our hearts are filled with compassion and respect when the name of the blessed prophet is uttered. We continue every word and prayer that we started with praise to the Almighty Allah (swt) with salat and greetings to our Beloved Prophet (saw). The adhan, which has been echoing in our firmament for centuries, is the indication of our loyalty to Him. The nubbuwwah light of our Beloved Prophet (saw), with which we strive to fulfil our servitude and worship to the Almighty Allah (swt) under his guidance and example, is reflected in every stage of our lives, from our personal life to our human relations, from our homes to our worship places. With the deep love we have for our Beloved Prophet (saw), it is our primary life principle to al- ways keep alive the truths inherited from Him. The love of the Almighty Allah (swt) and the Prophet (saw) that runs in the blood of our beloved nation manifests itself prominently 48 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF in our culture, art, and literature. Süleyman Çelebi’s Wasilat al-Na- jat is among the outstanding works in which the love for our Be- loved Prophet (saw) is expressed. Since it was written, this eximi- ous work, which is more widely known as Mevlidi Sherif and has been recited in lands dear to our heart, particularly in Anatolia, on sacred days and nights, in ceremonies such as birth, death, mar- riage and many other occasions, is one of the most important in- dications of our nation’s love for the Prophet (saw). On the 600th anniversary of his death, we designated 2022 as the “Süleyman Çelebi Year” to honour the author of this precious work with mercy. We also ensured that the 600th anniversary of Süley- man Çelebi’s death was included among the commemorations and anniversaries of UNESCO. Within this context, we will strive to commemorate and represent Süleyman Çelebi through events to be organised by our relevant institutions and organisations in our country and abroad this year. For this purpose, I would like to convey that I find it significant that the Presidency’s Directorate of Communications has produced a comprehensive book on Süleyman Çelebi and his outstanding work Wasilat al-Najat, and I would like to congratulate and thank everyone who contributed to the preparation of this work. I hope that the love for our Beloved Prophet (saw) and the truths of our exalted religion Islam, which are reflected in the concise ex- pressions of Süleyman Çelebi, will enlighten the hearts of believ- ers and pave the way for the salvation of all humanity. PRESIDENT OF THE REPUBLIC OF TÜRKİYE RECEP TAYYİP ERDOĞAN 50 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 51 Historical and Social Background 1.1. Turks and Islam The fact that Turks interacted with Muslim societies and met Islam dates back to the period of the Rashidun Caliphate. In the Mawaran- nahr (Transoxiana), which is located between the Oxus and Jaxartes rivers, Turks and Muslim Arabs encountered one another many times. After the Battle of Talas in 751, the Turks accepted Islam in groups; thereafter, Islam began to spread rapidly among the Turks. The first Turkic tribes to adopt Islam as a religion were the Karluks, and they were followed by the Yagma and Chigil tribes. The Turks’ beliefs and traditions shared significant similarities with Islam, which aided their adoption of the religion of Islam. During this period, when the Turks were still ruling in Central Asia, the old tradi- tions and customs were not completely abandoned, and the require- ments of the newly accepted Islamic religion were altered and applied in accordance with the geography they lived in and the culture they had. The embrace of Islam among Turkic tribes accelerated beginning in the middle of the 9th century and especially from the 10th century, and the first Islamic-Turkic states, such as the Volga Bulgaria, whose people and rulers were Turks, began to appear on the stage of histo- ry. These Turkic tribes, who joined Islam over time, established great states, especially the Karakhanids, Seljuks and Ghaznavids, and made important contributions to the spread of Islam in their region – in line with the notion of gaza (holy war) and jihad. 01 52 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF Although the concept of Gaza broadly refers to the struggle against the self, it is often used to refer to the fight against non-Muslims. For Turks, who have a deep-rooted warrior tradition, the notions of gaza and jihad were adopted along with Islam, and defending Islamic cities and spreading Is- lam became an important source of motivation. This notion of gaza and jihad underpins the conquest policies of the Sel- juk and Ottoman empires. 1.2. Turkish Perspective of Islam The Turks, who played a major role in the Islamization of Anatolia, did not only bring the traditions and customs they maintained in Central Asia but also acquired some customs from the new geographies they settled over the course of time, creating a synthesis. With their nomadic living conditions and the culture they creat- ed with those conditions, it can be said that the Turks developed a unique perspective of Islam. By blending the old Turkic beliefs and traditions with Islamic elements in Anatolia, they created an environ- ment where the love of nature and people, good morality and toler- ance prevail. Hodja Ahmad Yasawi, who is considered to be the first Turkic Sufi, intended to teach the principles of Sufism to Turks and to cause the Muslim faith to be loved in his famous work, the Book of Wisdom, which he wrote in plain Turkish, emphasising his love for the Almighty Allah (swt) and our Beloved Prophet (saw) frequently. Haji Bektash Veli, the symbol of love and tolerance, should be men- tioned in the development of Islam in Anatolia. Haji Bektash Veli, who blended Turkic traditions that value men and women equally in social life with Islam and said, “To us, there’s no difference between man and woman,” transparently showed the importance of loving human beings and all nature in Islam in Anatolia by saying “Lions and ga- zelles are friends in our arms”. HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 53 Yunus Emre, who says, “Tolerance, respect, and love are roses and flowers of our slopes. Observe the full panorama of beauty; you enjoy it differently; we enjoy it differently,” is one of the exceptional people who ensure that the climate of tolerance prevails in our geography. In his poems, written in plain Turkish, he covered topics such as love of human beings and nature, good morality, and love of the Almighty Allah Allah (swt) and served as a lighthouse by reconstructing our spiritual world and illuminating our path. Yunus Emre stated that he had no expectations from the material world and that his only goal in this life was to become the perfect human being with the lines below: “I find no great joy in being alive, If I cease to exist, I will not grieve, The only solace I have is your love, You’re the one I need; you’re the one I crave.” In addition to these, the Ahi Community and its teachings which aimed to make the morality of our beloved Prophet Muhammad Mustafa (saw), the Messenger of Mercy, prevail in all areas of life, played an important role in organising and uniting the Anatolian peo- ple, especially during the Mongol invasions. On the other hand, Islam was an important unifying force in Anatolia and the Ottoman territory, which hosted people from many different ethnic backgrounds. The love of the Almighty Allah (swt) and our Be- loved Prophet (saw) was the most important forces that kept the peo- ple united in times of political instability, crisis, and invasion. 54 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 55 1.3. Turks’ Contributions to Islamic Civilization The Turks, who had an ancient civilisation, did not completely aban- don the lifestyle they adopted after converting to Islam; they inter- preted the existing one in line with the principles of Islam and formed a highly rich Turkic-Islamic civilisation in the course of time. Certainly, the words of the Almighty Allah (swt) do not only consist of “tenzili” verses. The verses on the creation, which are a manifestation of the truth that has its expression in the Holy Qur’an as “When He de- crees a matter, He simply tells it, “Be!” And it is!” are at least as remark- able as the others. If it is contemplated deeply, it will be observed that the universe, which is constantly being formed, is equipped with the manifestations of the Almighty Allah’s (swt) names. The Almighty Allah (swt) has created everything that exists in nature in order and measure. As long as Muslims give direction to their lives in line with this consciousness and reflect it on things, they make progress and feel uplifted materially and morally. After being honoured with Islam, the Turks, who reached the afore- mentioned consciousness based on its most authentic form, both paid due attention to the verses of the Holy Qur’an and showed sensitivity to positive sciences by not neglecting things. The cities of Kashgar, Sa- markand and Bukhara, in particular, became the centres of science and culture. During the period between the 7th and 12th centuries, which is described as the “Golden Age” of Islam, the Turks made im- portant contributions to humanity in human sciences, especially in medicine, astronomy, philosophy, literature, and mathematics, and introduced Imam al-Maturidi, who was the intellectual architect of Maturidism, one of the most respected religious sects for Muslims. The role of Sufism in the Islamization of Central Asia and Anatolia should also be mentioned. Kubrawiya, founded by Najm al-Din Kubra, and Naqshbandi, whose basis was formed by Baha al-Din Naqshband, are the most important orders among these. On the other hand, espe- cially the teachings of Hodja Ahmad Yasawi spread rapidly among the Turks and were accepted. The book of wisdom he wrote played a great role in the formation of love of Islam and the Prophet (saw) among the Turks. 56 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF 1.4. Turks’ Love of the Prophet The love, affection, respect, and reverence felt for our Beloved Prophet (saw), the sultan of the worlds and the lord of two worlds, who was sent as a mercy to all humanity, is one of the most important aspects that we have kept alive for generations and shaped our world of mean- ing and thought. Fuzuli, who stirred our emotions with the verses he wrote, expresses his love for our Beloved Prophet (saw) as follows: “If my beloved wants my life, it is so much better What is life for if I do not sacrifice it for my loved one!” One of the distinguishing characteristics of the Turkish nation is the love for our Beloved Prophet (saw). The love for him has created such an atmosphere of love that the most beautiful and clear example of this is found in the name of Mehmetçik (Turkish Soldier), our symbol of faith and heroism. The Turks are the only nation on earth that has made the name of its prophet a national symbol. (Yeniterzi, 1992) Our nation, which glorifies the sacred memory of our Beloved Proph- et (saw) by referring to our soldiers who are examples of bravery and heroism as Mehmetçik, similarly ascribed the rose, which is the sym- bol of beauty, only to him. Our nation sought the scent of our Beloved Prophet (saw) in roses and used rose oil in candles of Ravza for four hundred years. HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 57 This nation, which has been the flagbearer of Islam for centuries, ex- periences the joy of hosting the sacred relics that were inherited to us from our Beloved Prophet (saw) and which are preserved today at the Hirka-i Saadet Chamber in Topkapı Palace. Just as our nation’s love for our Beloved Prophet (saw) has grown from the past to the present day, it will continue to grow from now until Judgement Day because this love is an expression of our noble nation’s devotion to Islam. 1.5. Love of the Prophet in Words: Naats (Eulogy) In our geography, words prevail; feelings and thoughts are expressed through words in the most effective way. Our search for truth, our at- tempt to tell what we believe is right, and our effort to experience our feelings and keep them alive are always accompanied by our “words”. Words are miraculous for us: they are what makes a man impotent.1 For this reason, our love for our Beloved Prophet (saw), the sultan of words, manifests itself once again in the most exquisite verses. Among the leading literary works including these verses are naats that express his superior personality, miracles, exemplary life and morality, espe- cially the mawlids describing his birth and miracles, the “miraciyes” that tell about his being taken from al-Masjid al-Haram to al-Masjid 1 “Or do they claim, “He made it up!”? Tell them O Prophet, “Produce one surah like it then, and seek help from whoever you can—other than Allah—if what you say is true!” 58 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF al-Aqsa on a blessed night and his ascent to Miraj (Ascension), and the hilyas that tell about his physical features. The only reason for all this effort is the love and affection for him. “Wish my eyes could see your face Put my face on your footprints I have no words worthy of you Peace and mercy be upon you.” The Ruhi of Baghdad, who authored the above verses, tried to express this love, but he admitted that he was incapable of expressing the love that was secluded in his heart and that his words were not enough. The “Water Eulogy”, which constitutes one of the highest points of the expressive power, wisdom, and knowledge of our classical litera- ture, is also one of the most exceptional works written for our Beloved Prophet (saw). Fuzuli, who is the author of this great work, tried to express his love for the Prophet (saw) with the following verses: “Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su” [Let Gardener not bother to water the rosary in vain Even if he waters thousands of rosaries, there can be no rose that can blossom like your face.] HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 59 1.6. Mawlid Culture in Turks Muzaffar ad-Din Gökböri (1154-1232), whose ancestors were the Ghuzz Turks, began the tradition of mawlid among the Turks. Gök- böri, whose wife was Saladin Ayyubid’s sister Rabia Khatun, was one of the leading generals of the Ayyubids. He played an important role in the Ayyubids’ conquest of Syria and the fights against the Crusaders. After the Turkic army under the command of Saladin Ayyubid en- tered Cairo in 1171 and put an end to the rule of the Fatimids, Gökböri, who recognised the importance of the mawlid ceremonies organised by the Fatimids in terms of social unity, started to organise mawlid ceremonies on the anniversary of the birth of our Beloved Prophet (saw), which earned him a high reputation in the Islamic world. When the Seljuk ruler Nūr ad-Dīn Mahmūd Zengī entered Mosul in 1170 and subsequently built the Great Mosque of al-Nuri, mawlid cer- emonies began in this mosque, and the mawlid celebrations became a tradition in Islamic towns, with these ceremonies taking place on a constant basis. 60 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF The Mawlid tradition remained significant for the Turks in the Otto- man Empire as well. While the mawlid ceremonies were officially per- formed for the first time during the reign of the Ottoman ruler Murad III, it is known that they were held informally prior to that. The sultan, grand vizier, sheikh al-Islam, viziers, Anatolian and Rumelian kadi-ul asker, and other civil and military officials placed importance on par- ticipating in the celebrations at Sultan Ahmed Mosque (Blue Mosque). According to Eyüp Sabri Pasha, the 12th day of the Rabi’ al-Awwal was declared an official holiday in Medina, with cannons fired from the castle and shops closed. People walked around wearing beautiful clothes and congratulated each other, and this night was observed in Al-Masjid an-Nabawi. In the early morning, they gathered in front of the Bab-al Nisa (The Door of Women), and when the sun rose, the first of the five preachers recited a hadith and said prayers for the sultan on the pulpit while the others recited viladat, rada and hijra bahirs of the mawlid respectively and said prayers. People later drank the sherbet offered and left. (Paşa, 2018). HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 61 In 1910, the mawlid, namely the birthday of our Beloved Prophet (saw), became an official holiday, and the mawlid processions remained a tradition until the collapse of the Ottoman Empire. The first known mawlid in the Ottoman period was Süleyman Çelebi›s Wasilat al-Na- jat, which he completed in 1409. Wasilat al-Najat is the most widely read mawlid. In Turkish society, it is observed that mawlid is recited on various occasions such as holy nights, the death of a person, religious offer- ings, the opening of institutions, return of hajj, births, circumcisions, military service, marriage, gratitude to Allah (saw), and recovery from illness. (Efe, 2009). Mawlid ceremonies, which play an important role in the religious and socio-cultural life of the Turkish people, help to fulfil a variety of so- cial functions such as gathering, socialising, and obtaining informa- tion. This importance that the Turkish people attach to the mawlid ceremonies undoubtedly stems from their deep respect and love for our Beloved Prophet (saw). 62 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF In recent years, our Beloved Prophet’s (saw) mawlid has been cele- brated with a variety of events in Türkiye, the Turkic world, and the Balkans under the theme “Holy Birth Week”, organised jointly by the Presidency of Religious Affairs and Türkiye Diyanet Foundation. 1.7. Mawlid in Other Islamic Civilizations During the lifetime of our Beloved Prophet (saw), the anniversary of his birth was not celebrated, nor was there any practice related to mawlid during the Rashidun Caliphate, as well as the Umayyad and Abbasid periods. In fact, the conditions for such a celebration were not favourable be- cause the first two caliphs were concerned with conquest movements, internal disturbance prevailed during the reigns of the last two ca- liphs, and it would mean support for the descendants of the Messen- ger of Allah (saw) in the Umayyad and Abbasid administrations. It is noted that the Mawlid tradition emerged in Egypt during the Fa- timid period. The probable reason why this tradition emerged during the Fatimid period is that the Fatimids themselves believed that they were descendants of our Beloved Prophet (saw). It was during the reign of Gökböri, who served as the Atabey of Erbil during the reign of Saladin Ayyubid, that the official status of Mawlid ceremonies was altered to widespread public participation. The first mawlid book, “et-Tenvîr fî mevlîdi’s-sirâci’l-münîr” was written by Ibn Dihya al-Kalby of Andalusia in order to be recited in the mawlid cere- monies during the Gökböri period. (Turabi, 2012). It is known that the celebrations in the time of Gökböri, unlike the Fa- timids, were spread over a long period of time, including their prepara- tions, and took place with public participation in a festive atmosphere. On the other hand, the fact that Sibt ibn al-Jawzi noted that 5,000 sheep, 10,000 chickens, and 100 horses were slaughtered during a cel- ebration, 100,000 plates of food and 30,000 trays of halvah were dis- tributed gives an idea of the number of participants in the ceremony. HISTORICAL AND SOCIAL BACKGROUND | 63 While the mawlid ceremonies continued in the Mamluk State as they had been inherited from the Fatimids and Ayyubids, they were expanded to include the birthdays of great Sufi leaders. (Çetinkaya, 2019). In addition, it is noted that poems containing praise to our Beloved Prophet (saw) called “mevlidiyye” were written in Andalusian palac- es from the 11th century and that these were recited on the Prophet’s (saw) birthday and other sacred days. (Çetinkaya, 2019). It is known that figures such as Ibn Khaldun and Ibn-i Zumrek wrote mevlidiyye (Shimmel, 2008). Today, the birth of our Beloved Prophet (saw) is celebrated according to the Islamic calendar in all Muslim-majority countries except Saudi Arabia, and it is declared a public holiday in many of these countries. Muslims also hold mawlid celebrations in Christian-majority coun- tries where Muslims are a minority. 64 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 65 Süleyman Çelebi and Wasilat al-Najat 2.1. Süleyman Çelebi The end of the 14th century and the beginning of the 15th century were ominous times when serious problems arose in the Ottoman Empire. With the capture of Bayezid I after the Battle of Ankara, in which he was defeated by Timur’s army, the “Interregnum Era” began, and Anatolia fell into chaos. As a result of this problem, an 11-year-long struggle for the throne began among the princes; and because of these crises within the state, various sectarian movements developed throughout Anatolia. While the Ottoman Empire was facing such in- ternal problems, the idea that the concept of Ahl al-Sunnah (Followers of Sunnah) was weakened caused uneasiness and concern among the people. Due to his dissatisfaction with the situation, Süleyman Çelebi wrote the poem “Wasilat al-Najat “, which would have a profound im- pact on the entire population. It is not possible to say that “Mawlid”, as it is popularly known, emerged independently of this atmosphere. After Mevlidi Sherif was written, it was emphasised that an atmos- phere similar to the time when the Turkish National Anthem was written was established and that it felt as if a spirit was blown into the nation, noting the following: “Mawlid is a text that expresses the nation’s recovery from difficult times. Süleyman Çelebi wrote this text in order to soothe the difficulties of the period and to restore 02 66 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF national unity. Çelebi’s work conveyed the message that if human- ity united around the path provided by our Beloved Prophet (saw), they would once again be a nation and a state. After Süleyman Çelebi penned Mevlidi Sherif, the Ottomans united around Sultan Mehmed I on the path provided by our Beloved Prophet (saw), and it was as though the state was established a second time.” (Kemikli,2022) Süleyman Çelebi, the author of the poem “Wasilat al-Najat”, which is known as “Mawlid”, was born in Bursa. Although the exact date of Süleyman Çelebi’s birth is unknown, it is believed that he was born in 1351. Çelebi, who is thought to be a follower of the Emir Sultan of Bukhara, received a good education. During the time of Bayezid, Sü- leyman Çelebi served as the imam of the Imperial Council before becoming the imam of the Grand Mosque of Bursa (Pekolcay, 1954). While serving as Imam, he wrote the work “Mawlid”: (Kurt, 2006). Sü- leyman Çelebi›s final resting place is in Osmangazi district of Bursa. Love, tolerance, knowledge, and wisdom are clearly key aspects of the Muslim consciousness blooming in Anatolia. Wasilat al-Najat poem written for our Beloved Prophet (saw), which is the most distinguished example of these universal traits, becomes more important in this re- spect and provides guidance for humanity’s salvation. SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 67 2.2. The Most Exceptional Example of the Love of the Prophet: Wasilat al-Najat Mawlid, whose real name is Wasilat al-Najat, or “The Means of Salva- tion”2, and which has been adored and admired by the Turkish people for centuries, is the first written work of its sort in Turkish (Timurtaş, 1990). Süleyman Çelebi wrote the information about the name of the work written in the Mesnevi3 genre and the date it was written with the following couplets in Mawlid: “This sweet mine which is full of wisdom Know that it is called Wasilat al-Najat It is completed in Bursa In Eight Hundred Twelve” 2 The means of Salvation is the Prophet Muhammad (saw) himself and his Sunnah. 3 https://islamansiklopedisi.org.tr/mesnevi 68 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF Mesnevi: It derives from the word mesna, meaning “two by two”. Mesnevi, which tells about religious, sufistic, epic top- ics and love stories, is a collection of verses with rhyming couplets. As can be understood from the couplets, Wasilat al-Najat, which was completed in Bursa in 812 according to the Islamic calendar and 1409 according to the Gregorian calendar, has been read, composed, and performed by the people for centuries. Other Mawlid works, which were written in response to it, did not achieve the same level of success as Wasilat al-Najat and were not as well received by the public. Meaning of Mawlid The word mawlid, which means to be born, place and time of birth in Arabic, is also used in Turkish to mean birth and place of birth. How- ever, when it comes to mawlid, we usually think of the birth of our Beloved Prophet Muhammad Mustafa (saw) and the works written about it. It is said that the expression “mawlid” refers to the birthday of our beloved Prophet (saw) in the Islamic tradition and that later the ceremonies performed on the occasion of the birthday of the Prophet Muhammad (saw) were also called mawlid. (Okiç, 1975). Since the “Viladet” part of Mesnevi, which tells about the birth of our Beloved Prophet (saw), is one of the most well-known and loved sec- tions among the public, Wasilat al-Najat is known as “Mawlid”, and it has also been the inspiration for works of the same genre to be named after it. Mawlid’s Writing Process Süleyman Çelebi’s main purpose in writing the Wasilat al-Najat was to prove that the Prophet Muhammad (saw) was superior to other prophets. The following is the story that led to this, as reported by several sources: A preacher in Bursa commented on the 285th verse of the Surah al-Baqarah and stated that there was no difference be- SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 69 tween the prophets. Thereupon, a person in the congregation objects to the preacher. This person states that the verse was misinterpreted by saying, “The saying “there is no difference between the prophets” refers to their similarity in terms of being a messenger and prophet, rather than rank and virtue,” and adds that in 253rd verse of the Su- rah al-Baqarah, it is said, “We have chosen some of those messengers above others.” (Timurtaş,1990). Following this incident, Süleyman Çelebi penned Mawlid, which represented the excellent qualities of the Prophet Muhammad (saw). It has been suggested that another purpose of Süleyman Çelebi›s writ- ing of Wasilat al-Najat was to defend Ahl al-Sunnah belief against the attempts to destroy it at that time (Interregnum Era) when the Otto- man Empire could be considered weak (Timurtaş,1990). Mawlid’s Value and Characteristics Although more than 600 years have passed since its writing, and many examples of mawlid have been composed for similar purpos- es since then, Wasilat al-Najat, has retained its valuable place in the hearts of the Turkish people. It has been and continues to be recit- ed on important days and ceremonies such as Lailat al-Qadr, Lailats, weddings, engagements, holidays, marriages, military farewells, births, and funerals. 70 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF Süleyman Çelebi’s work has been divided into chapters based on its content in various sources and evaluated. According to Timurtaş, Wasilat al-Najat consists of nine chapters. These are as follows: • Invocation • Prayer for the writer and apology for the book • The reason for the creation of the world – The creation of the soul of Muhammad- the transfer of the light of Muhammad • Birth • Miracles of the Prophet • Ascension • Attributes of the Prophet • Death of the Prophet • End of the Book In the Mawlid ceremonies, it is also seen that the work is recited by removing some chapters of it, leaving out some couplets or adding extra couplets to some chapters. It is stated that not all the chapters mentioned above are found in the current Mawlid copies, and there is usually no chapter about the death of our Beloved Prophet (saw) in the printed copies (Timurtaş,1990). In some Mawlid copies, various stories such as the Story of Fatima, Deer Story, Pigeon Story, verses from the Qur’an, hymns and prayers were added to the end of the work. For this reason, examples of Wasi- lat al-Najat can be found in very different lengths. Two of Mawlid’s manuscripts, which are considered authentic, have a six-couplet “Welcome” chapter. (See p.41) It is considered that Ahmed, who wrote a mawlid 61 years after Süleyman Çelebi, expanded this chapter in Wasilat al-Najat by adding new couplets and that this chap- ter was included exactly in the new copies of the Mawlid. Although the entire “Welcome” section in the Birth chapter, which was later added to the Mawlid, did not belong to Süleyman Çelebi, this part was appre- ciated and adopted by the public. (Timurtaş,1990). Before Süleyman Çelebi wrote Wasilat al-Najat, there were some si- yer (prophetic biography) books. The works on the life of our beloved SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 71 Prophet (saw), his appearance (shamail) and his holy wars (magazi), the Arabic siyer books and the eulogies dedicated to the Prophet Mu- hammad (saw) were the source of the Wasilat al-Najat (Okiç, 1975). The works of Ibn Hisham, Abu al-Hassan al-Bakri and Mustafa Darir had an impact on Süleyman Çelebi. It is also stated that Süleyman Çele- bi was influenced by Aşık Pasha’s Garibname while writing Wasilat al-Najat (Timurtaş, 1990). Pekolcay also stated that Aşık Pasha’s Gar- ibname and Darir’s Siyer’ul Nabawi had an impact on Süleyman Çele- bi. (Pekolcay, 1954). Siyers are the works on the life and personality of the Proph- et Muhammad (saw). Shamail is the appearance of a person. Shamail-i Sharifa are works that covered the moral and physical characteristics of the Prophet Muhammad (saw). Magazi means the wars and gaza stories made for the sake of religion, homeland and nation. However, Süleyman Çelebi did not remain under the influence of the works written before him, the literary and religious value of Mawlid, which he authored, outweighed its predecessors and successors, and Mawlid has existed and remained in the hearts of the people for cen- turies. However, none of the examples of mawlids written under the influence of Wasilat al-Najat was able to match its reputation and was not as well-liked. Süleyman Çelebi›s unique work has made it one of the most exemplary poems. It is stated that almost all of the other mawlid examples in our literature were written in response to Wasilat al-Najat. (Eroğlu, 2010). With its high literary value, consistency between the chapters, unex- aggerated narration and use of figures of speech, it would be fair to say that there is no other work that has achieved the same level of success and acclaim as Süleyman Çelebi›s Mawlid. (Timurtaş,1990). Among 72 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF the examples of Mawlid, Süleyman Çelebi›s Wasilat al-Najat stands out as a prime example of the sehl-i mümteni4. (Eroğlu, 2010). Sehl-i Mümteni: “Difficult ease”. Although they have deep and subtle meanings, these works refer to words, poems, etc., that appear to be simple to utter but are in fact very dif- ficult to say or imitate. Today, the most widely read copy in the mawlid ceremonies is the copy compiled by Rıza Efendi, which was published in 1323 and included the 317-couplet text containing the Veladet (Birth), Miraj (Ascension) and Death of the Prophet chapters. (Pekolcay, 1954). Language and Wording of the Mawlid Wasilat al-Najat begins with a prayer written in Arabic prose form. In the Mawlid, the last part of the second section of the chapter describes the birth of the Prophet Muhammad (saw) and the third chapter of it is written as a eulogy, which also includes an additional 10-couplet eulogy at the end of the said chapter. It is an example of the mesnevi genre, while the aruz prosody is fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün, the domi- nant prosody of the bahir of remel. (Timurtaş,1990). One of the most important features of Wasilat al-Najat is its clear, sin- cere, understandable language, as well as its simple and easy style, which enabled it to be embraced by the people. In this work written in Old Anatolian Turkish, Arabic and Persian words and phrases are rarely used. Translation of the Mawlid into Foreign Languages In the preamble dated 1970, Timurtaş states that Wasilat al-Najat was translated into Arabic, Albanian, Bosnian, Greek, Circassian and Eng- lish and that a mawlid was written in Kurdish under the influence of the work. (Timurtaş,1990). 4 http://lugatim.com/s/SEHİL SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 73 According to Necla Pekolcay’s findings, there are a total of 81 Mawlid copies in the catalogues of Istanbul libraries, of which 71 copies are in Arabic, 5 copies in Persian, 3 copies in Albanian, 1 copy in Kurdish and 1 copy in Romaic. (Pekolcay, 1954). Stating that the Arabic translation of Wasilat al-Najat was only men- tioned by Necla Pekolcay and Faruk Kadri Timurtaş, Okiç noted that essential information, such as the translator’s name and the date and location of the translation, was unavailable (Okiç, 1975). Okiç, who stated that the translation of Mawlid into Circassian was made by Abdurrahman Efendi of Düzce, wrote the following about the Romaic translation: The Romaic translation of Mawlid was written in Arabic letters. The writing is beautiful and legible. It is possible that the calligrapher and the translator are the same person. The translator did not translate the entirety of Mawlid into Romaic, but just selected couplets.” (Okiç, 1975). The translators of the three separate Kurdish translations of Wasilat al-Najat are Ahmad Ramiz, Ehmedê Xasî, who published them in the Zaza dialect, and Hasan el-Ertuşi. Okiç said that there could be different Mawlid texts in Tatarian and wrote that the Tatarian translation of Mawlid was published in 1931 with the efforts of Muhammad Abdulhayy Kurbanali, who was an imam and professor in Tokyo, and the Tatar community settled in To- kyo. (Okiç, 1975). One of the geographies where Mawlid is most loved and adopted by the people is the Balkans. The Mevlid, which is very popular among the Muslim people in the Balkan geography, has been translated into Albanian and Bosnian languages many times, and mawlids have been written in these languages. Since the Albanian verse mawlids, which were first created by Hasan Zuko Kamberi in the second half of the 18th century and then by İsmail Floçi of Korça in the first half of the 19th century, were not published, it is not clear whether these works were original or not, but it is quite possible that they are translations of Süleyman Çelebi›s Wasilat al-Najat. According to Okiç, “Only in the latter half of the 19th century did two of the complete and most of- 74 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF ten used versions of the Albanian Mawlid translations appear.” (Okiç, 1975). The translator of one of these translations was Ali Rıza Efendi of Ulcinj, while the other translation belonged to Muhammed Tahir ibn Halil Popova of Vushtrri. The translations in question are written in Arabic letters. The translations of Hafiz Abdullah Simlaku and Hafiz Ali Korça are among the instances of Albanian Mawlids written in Latin letters (Okiç, 1975). Mawlid ceremonies have a very important place in the daily life of Bosniaks. Among the Muslim peoples of Bosnia and Herzegovina, the mawlid ceremony is a very old tradition, and it is possible to find trac- es of this tradition in the records of old vakfiyes and testaments. It is stated that sherbet and food offerings were made during the Mawlid ceremonies, mosques were illuminated with oil lamps and cannons were shot five times from the castle. It is believed that there are many examples of Mawlid in the cities, towns, and villages of Bosnia and Herzegovina that either have not been formally recorded or whose re- cords have not been revealed yet. The most well-known translation of Wasilat al-Najat into the Bosnian language belongs to Hafiz Salih Gaşeviç of Nikšić. Gaşeviç translat- ed only the Veladet and Miraj sections of Mawlid. The translation made by Mahmud Caferoviç, the Imam of the Islamic Congregation of Dubrovnik, in 1941 is identical to Gaşeviç’s translation, except for a few couplets, according to Okiç quoted from Mahmud Traljic (Okiç, 1975). The translators of other Mawlid sections into Bosnian are Mu- harrem Dizdareviç, who uses the pseudonym Muharrem Rüşdi, Arif of Sarajevo, and Hafiz Said Zenunoviç. Except from the English translation of Mawlid by the British oriental- ist Elias John Wilkinson Gibb in his book “History of Ottoman Poetry, 1900”, the example translated by F. Lyman MacCallum was published in the book “Wisdom of East Series” prepared by John Murray in 1943 (Okiç, 1975). The annotated German translation of Wasilat al-Najat, translated into Swahili by Şerif Mansabi, was published by G. Neuhaus in Berlin in 1935. While some of Mawlid’s bahirs were translated into German by Joseph von Hammer-Purgstall, Irmgard Engelke translated some of Mawlid’s couplets into German in his doctoral thesis (Okiç, 1975). SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 75 2.3. Couplets from Wasilat al-Najat (The Means of Salvation) Süleyman Çelebi›s poem Wasilat al-Najat, which he distilled from his heart and put into words and contains the most concise expressions of love for our Beloved Prophet (saw), is an exceptional work with emo- tional verses. This work, which was written with the aim of glorifying the beloved memory of our Prophet (saw), the sole addressee of the hadith “Were it not for you; I would not have created the universe”, has been read by our people for centuries and articulated our deepest feelings. “Bahir of Tawhid” in Mevlidi Sherif’s Munacat (Invocation) section, “Bahir of Veladet” and “Bahir of Welcome” in “The Birth of the Prophet” are the most well-known parts that our people are familiar with. Some precious verses that have left a mark on our world of thought and meaning are as follows: Munacat (Invocation)5 a. Bahir of Tawhid6 “First, the name of Allah the Lord let us declare; Whosoe’er doth first the name of Allah recites, Allah will make for him his every business light, Let the name of Allah begin each business then, That the end thereof be sorry not and vain Let the name of Allah with every breath be said In the name of Allah be each work finished” * Allah (swt) is the possessor and has the sole power of the entire uni- verse, and He alone has the authority to decide on everything in the universe. It is He who created the whole universe in such a way as to rely on certain causes, who created certain rules in the physical world and who shaped the functioning of the universe accordingly. Whatever is in the world takes place within the framework of these principles 5 Munacat: These are verses in which the theme of praising Allah (swt) and praying from Him is covered. 6 Bahir: The name given to each of the large parts in which the texts are composed together. * All couplets are quoted from Faruk Kadri Timurtaş’s Mevlidi Sherif. 76 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF preached by the Almighty Allah (swt). In this context, it is one of the most fundamental principles for a Muslim to follow the causes and ex- pect the result from the Almighty Allah (swt). Since He is the only cre- ator of causes: Süleyman Çelebi articulated the truth tried to be expressed above with the lines “Whosoe’er doth first the name of Allah recite / Allah will make for him his every business light” and expressed his belief that every work that relies on the power of Allah (swt) can be easily solved. Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi, on the other hand, expressed the same truth in a different way with the following verses he wrote and lit another lamp in our world of wisdom: “If Allah (swt) show its might, He ease every task If He desire something to be, He created reasons and bestow it.” “Every important word or matter that does not begin with the remembrance of Allah is maimed” Hadith Prayer to Writer “O worthy friends, ere we begin our story, We charge toy with a legacy most solemn A charge which he who holds in due observance Musk-sweet shall be his soul among its fellows May Allah Most High remember with his mercy Each one of you who me in prayer remembers For me, your slave, make earnest supplication A Fatiha I beg, your rich donation.” Abstemious means one who is happy with what they have at hand, who does not yearn for worldly goods and who is contented. (Kubbealtı Lugatı, 2022) A person who is honoured with Islam and builds his mind with the consciousness of Islam disdains worldly goods; he/she only wants things that will get His consent with the awareness of his/her SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 77 helplessness and lives a great life. Süleyman Çelebi, the author of the poem Wasilat al-Najat, also lived an abstemious life and expected ben- ediction only from us in accordance with His consent. He expressed this with the above verses. Creation of the Prophet’s Light Before Everything “Had Muhammad’s entry to this world not been planned The Prophethood crown would not have reached Adam’s hand, And because the Prophet made his intercession The Lord granted Adam’s pardon without question, Due to him did Noah founder not, but touch the earth Thus, his miracles appeared even before birth, Without having died, did Jesus to Heaven rise To join the ummah of the Prophet in the skies, And Furthermore, the staff Moses held in his hand In his honour became a serpent to command As Abraham was to become his ancestors A garden replaced fire, thanks to the Creator All Prophets through kindness and the sake of his name Got intercession as they his forbears became They Appealed to the Lord for the sake of unity That they should all join Muhammad’s community.” 78 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF The above verses, which are written based on the hadith that Allah (swt) first created the light of our Beloved Prophet (saw), involve the reason for the writing of Mevlidi Sherif. As mentioned in the previous chapters, the main motive for Süleyman Çelebi to write this poem is to show the Prophet Muhammad’s (saw) superiority to other prophets and his exceptional position in the eyes of the Almighty Allah (swt) and to show it to all mankind. Allah (swt) created everything in the world for His reverence and sent Him to the worlds as mercy.7 With Akif’s expression: “What the World has, is all his giving; Community and person is owes him at all. All of humanity is debtor to him...” The Succession of the Prophetic Light “When man was first by Allah’s power created The ornament was he of all things living.” 7 Al-Anbya 21/107 SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 79 As it is reported in a holy hadith that, Allah (swt) says, “I was a hid- den treasure, and I wished to be known, so I created a creation (hu- mankind)”. As it is stated in the above verses, man is the jewellery and ornament of the universe, and he is the only one who is equipped to appreciate Allah (swt) properly both in heart and mind. For this rea- son, Allah (swt) created the universe for man and created man, who is the pupil of the creatures for Himself. “O man be respectful to yourself Since you are the pulpit of creatures.” Saying the verse above, Şeyh Galip certainly reached that truth. Man, as the superior and the most developed of all creatures, is the only be- ing who can properly know and appreciate Him. Since it is the most honourable creature8 (Esref-i Mahlukat) and was created as being honoured to be in the best form9 (Ahsen-i Takvim). “If from Hell’s flame you hope to find salvation, With love and zeal, repeat the Salutation.” Allah sent prophets to teach His servants the Book and wisdom10 and thus to convey them to the straightest path and to improve both the world and the Hereafter. Prophets are exceptional personalities who show people the right path and the truth clearly, and who have the moral values of the Qur’an. It is one of the most important principles for Muslims to accept them as guides and to take their lives that are full of wisdom and the be- haviours that are the basis of these lives as an example. To live in the direction of the straightest path and to live a life in the example of our Beloved Prophet (saw) is to constantly remember Him and say salavat to Him. Since saying salavat to our Beloved Prophet (saw) is the only thing that will keep a believer on alert and revive the love of the Proph- et (saw) in his heart. 8 Esref-i Mahlukat: Most honourable among the creatures 9 Ahsen-i Takvim: Being in the best form in terms of creation 10 Al-Baqarah 2/129 80 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF “A Guide you need I say To teach you the path of truth Those who do not have a guide Be lost in the sea of doubt” Niyazi al-Misri The Birth of the Prophet “But in that night when he to earth descended A host of herald signs bespoke his coming.” The night of the birth of the Prophet Muhammad (saw), whom Allah (saw) sent to humanity as a manifestation of the attributes of mercy and merciful, was accepted by the people of the believers as the most blessed night after the Lailat al-Qadr. Before our Beloved Prophet (saw) honoured the earth, many signs appeared, and Allah (swt) her- alded the arrival of this exceptional servant to the earth and humanity. While he was born and after he was born, everything gained a different meaning, grace and pleasantness (İslam and İhsan, 2018), the idols in the Kaaba were toppled face down, the rulers in Hegra, the town of Shirk, were devastated, the fires of the Zoroastrian that they had been harnessing with cruelty for a thousand years and which they consid- er as the god was extinguished, the Sawa Lake, which the polytheists considered sacred, dried up and the Samawah Valley was flooded. “Heathens were startled When Muhammad arrived this world Thousand churchess fell from grace At the night Muhammad was born” Shah Ismail Hatai SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 81 After He honoured the earth, grief and sorrow disappeared, and the worlds became full of light and revived. Süleyman Çelebi, who defined our Beloved Prophet (saw) as the “sultan of the worlds”, the “ocean of wisdom”, and the “secret of the Qur’an”, once again expressed his deep affection for Him with the following verses. This chapter titled “Bahir of Welcome” is the most well-known part of the Mawlid text, which is thought to consist of 730 couplets: “All things created joyfully acclaimed him Sorrow was done, new life the world was flooding The very atoms joined in mighty chorus Crying with sweetest voices: Welcome, welcome! Welcome, O matchless Sultan, thou art welcome, Welcome, O Source of Knowledge, thou art welcome Welcome, thou Secret of the Qur’an, welcome Welcome, Affliction’s Cure, thou art most welcome Welcome, thou Nightingale of Beauty’s Garden Welcome, to him who knows the Lord of Pardon Welcome, thou Moon and Sun of Allah’s salvation Welcome, who knowst from Truth no deviation Welcome, the rebel’s only place of hiding, Welcome, the poor man’s only sure confiding Welcome, Abiding Spirit, thou art welcome Welcome, the Lover’s Cup-bearer, O welcome Welcome, thou Eyesight of thy true adorer Welcome, thou Prince, loved by the World’s Restorer Welcome, the humble soul’s Illuminator Welcome, Affliction’s Cure, thou art most welcome Welcome, since thou both worlds art the Blesser Welcome to thee, the sinner’s Intercessor Welcome, Thou Monarch by two worlds awaited For whom both earth and heaven were created O thou, Beloved of Allah, grant thy assistance Smile on us in that hour when ends existence.” SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 83 References Çetinkaya, N. (2019). Tarihî Süreçte Mevlid (Mawlid in Historical Process). Yüksek Lisans Tezi (Master of Science Thesis). Marmara Üniversitesi (Mar- mara University). Efe, A. (2009). Türk Toplumunda Mevlid Merasimlerinin Yeri ve Fonksiyon- ları (Isparta ve Çevresi Örneği (Place and Functions of Mawlid Ceremonies in Turkish Society) (Example of Isparta and Environs). Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (Journal of Dokuz Eylul University Faculty of The- ology), XXIX, 9-30. Eroğlu, S. (2010). Edebi Bir Tür Olarak Mevlitler -Şekil Özelliklerine Dair Bazı Değerlendirmeler- (Mawlids as a Literary Genre-Some Evaluations Regard- ing Their Formal Features). Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi So- syal Bilimler Dergisi (Social Sciences Journal of Uludag University Faculty of Sciences and Literature). İslam ve İhsan. (2018). Peygamber Efendimizin Mucizeleri. (Miracles of Our Beloved Prophet) (https://www.islamveihsan.com/peygamber-efendimiz- in-mucizeleri.html Kemikli, B. (2022, 01 12). Bursa Tahtakale Buluşmaları - Bilal Kemikli - Süley- man Çelebi ve Mevlid. (Bursa Tahtakale Meetings- Bilal Kemikli- Süleyman Çebeli and Mawlid) Youtube: https://www.youtube.com/watch?v=HSfcBC- Co4Eg Kubbealtı Lugatı. (2022). http://lugatim.com/s/m%C3%BCsta%C4%9Fni Kurt, A. O. (2006). Süleyman Çelebi›nin Mevlid (Vesiletü’n Necat)’inde Mi- tolojik Unsurlar. (Mythological Elements in Süleyman Çelebi’s Mawlid (Wasi- lat-ul Najat) Ekev Akademi Dergisi (Journal of Ekev Academy), 181. Okiç, M. T. (1975). Çeşitli Dillerde Mevlidler ve Süleyman Çelebi Mevlidinin Tercemeleri.(Mawlids in Various Languages and Translation of Süleyman Çelebi’s Mawlid) Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (Journal of Atatürk University Faculty of Theology). Paşa, E. S. (2018). Mir’âtü’l-Haremeyn (Volume II). Türkiye Yazma Eserler Ku- rumu Başkanlığı. (Manuscript Institution of Turkiye) Pekolcay, N. (1954). Süleyman Çelebi Mevlidi Metni ve Menşei Meselesi. (Sü- leyman Çelebi’s Mawlid and Matter of Origin) Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. (Journal of Turkish Language and Literature) 84 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF Schimmel, A. (2008). Hazreti Muhammed (Prophet Muhammad). Profil. Timurtaş, F. K. (1990). Mevlid (Vesilet-Ün-Necat). (Mawlid (Wasilat al-Najat) İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı. (İstanbul: Ministry of National Education) Turabi, A. H. (2012). Cami Musikisi. (Mosque Music) Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları (Publications of Presidency of Religious Affairs), 159-181. Yeniterzi, E. (1992). Türk Edebiyatında Na’t;1990 Yılı Kutlu Doğum Haftası Münasebetiyle Sunulan Tebliğ. (Naat in Turkish Literature; Communique Presented on the occasion of 1990 Holy Birth Week) T.D.V Yayınları.(Publica- tions of Turkiye Diyanet Foundation) SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 85 86 | SÜLEYMAN ÇELEBİ WASILAT AL-NAJAT MEVLIDI SHERIF SÜLEYMAN ÇELEBİ AND WASILAT AL-NAJAT | 87 41 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة المراجع ، أطروحة ماجستير، جامعة Tarihî Süreçte Mevlid / جتين قايا، المسيرة التاريخية للمولد النبوي ). 2019( ،مرمرة أفه، آدم، مراسم المولد في المجتمع التركي – مكانتها ووظيفتها (نموذج إسبارطة ومحيطها) / ، مجلة كلية اإللهيات، Türk Toplumunda Mevlid Merasimlerinin Yeri ve Fonksiyonları .)2009( ،)9-30( ،29 أيلول، مجلد9 جامعة أر أوغلو، سليمان، الموالد في األدب التركي – بعض التقييمات المتعلقة بالخصائص الشكلية / ، مجلة Edebi Bir Tür Olarak Mevlitler -Şekil Özelliklerine Dair Bazı Değerlendirmeler .)2010( ،العلوم االجتماعية، كلية العلوم واآلداب، جامعة أولوداغ )، معجزات النبي (ص) / 2018( İslam ve İhsan / اإلسالم واإلحسان .Peygamber Efendimizin Mucizeleri https://www.islamveihsan.com/peygamber-efendimizin-mucizeleri.html ،)12/01/2022( ، بورصة – بالل كميكلي، سليمان جلبي والمولدTahtakale كميكلي، بالل، ملتقيات يوتيوب: https://www.youtube.com/watch?v=HSfcBCCo4Eg Kubbealtı Lugatı. (2022). http://lugatim.com/s/m%C3%BCsta%C4%9Fni قورت، علي عثمان، سليمان جلبي والمولد – العناصر الميثولوجية في ˝وسيلة النجاة˝، مجلة أكاديمية ).2006( ،181 ، صEkev ،أوكيج، محمد طيب، الموالد في اللغات المختلفة وترجمات ˝مولد˝ سليمان جلبي، مجلة كلية اإللهيات ).1975( ،جامعة أتاتورك ).2018( ،باشا، أيوب صبري، مرآة الحرمين (المجلد الثاني)، رئاسة مؤسسة المخطوطات في تركيا ).1954( ،بك أولجاي، نجالء، نص مولد سليمان جلبي ومسألة منشئه، مجلة اللغة واآلداب التركية ).2008( ،آنا ماري شيمّل، سيدنا محمد، بروفيل ).1990( ،تيمور طاش، فاروق قدري، مولد (وسيلة النجاة)، إسطنبول، وزارة التربية الوطنية ).2012( ،)159-181( ترابي، أحمد حقي، موسيقى الجامع، منشورات رئاسة الشؤون الدينية في تركيا، ص يني ترزي، أمينة، المديح النبوي [النعت] في األدب التركي: ورقة عمل مقدمة بمناسبة أسبوع المولد ).1992( ،، منشورات وقف الديانة التركي1990 النبوي الشريف لعام 39 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة تشرفت األرض بمولده (ص)، فتبدد الهم وزال الكدر، وازدانت األرض نوراً وبهاءً، وانبعثت فيها الحياة من جديد. وبذلك وصف سليمان جلبي سيدنا محمد (ص) بأنه ˝سلطان األرض˝، و˝بحر العرفان˝، و˝سر الفرقان˝، وعبر عن حبه العميق باألبيات الشعرية المذكورة أدناه من ˝بحر مرحبا˝، وهو أكثر الفصول شهرة في المولد الذي بيتاً. 730 يعتقد أنه مكون من “Yâradılmış cümle oldu şâdümân Gam gidûp âlem yenîden buldu cân Cümle zerrat-ı cihân idûb nidâ Çağrışûben dediler kim merhabâ Merhabâ ey âli sultân merhabâ Merhabâ ey kân-ı irfan merhabâ Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ Merhabâ ey nûru râhman merhabâ Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl Merhabâ ey âşinâ-yi Zülcelâl Merhabâ ey cân-ı bâki merhabâ Merhabâ uşşâkâ sâki merhabâ Merhabâ ey cân-ı cânan merhabâ Merhabâ ey derde dermân merhabâ Merhabâ ey cümlenin matlâbu sen Merhabâ ey Hâlikın mahbâbu sen Merhabâ ey Pâdişah-i dû cihân Senin için oldu kevn île mekân Merhabâ ey rahmeten lil-âlemîn Merhabâ sensin şefîa'l-müznibîn Ey gönüller derdinin dermânı sen Ey yarâdılmışların sultânı sen Sensin ol sultân-i cümle enbiyâ Nûr-i çeşm-i evliyâ vü asfiyâ Yâ habîballâh bize imdâd kîl Son nefes didârın ile şâd kîl” فرحت بوالدته الكائنات وزال الغم وعادت الروح للحياة ونادت كل ذرات الوجود وتنادت قائلة مرحباً مرحباً يا عالي السلطان مرحبا مرحبا يا منبع العرفان مرحبا مرحبا يا سر الفرقان مرحبا مرحبا يا نور الرحمن مرحبا مرحبا يا بلبل بستان الجمال مرحبا أيها الروح الباقي مرحبا مرحبا يا ساقي العشاق مرحبا مرحبا يا روح األرواح مرحبا مرحبا يا دواء األدواء مرحبا مرحبا يا مطلوب الجميع أنت مرحبا يا محبوب الخالق أنت مرحبا يا شاه العالم مرحبا من أجلك كان الكون والمكان مرحبا يا رحمة للعالمين مرحبا يا شافع المذنبين يا دواء النفوس المريضة يا سلطان المخلوقين يا نور عيون األولياء واألصفياء يا حبيب الله منك المدد يا حبيب الله نظرة منك تسعدني في نفسي األخير | سليمان جلبي ووسيلة النجاة38 أن يحيد اإلنسان عن الصراط المستقيم، ومواصلة الحياة مقتدياً برسول الله محمد (ص)، يمر من فهم رسول الله (ص) والصالة عليه دائماً، ألن الصالة على سيدنا محمد هو الشيء الوحيد الذي يجعل المؤمن يقظاً يحيي في قلبه حب النبي (ص) وحب اتباعه. املرشد مطلوب لتعلم الحق علم اليقني فعلم من ليس له مرشد شبهات وظنون نيازي مرصي والدة النبي (ص) “Hem Muhammed gelmesi oldı yakın Çok alâmetler belürdi gelmedin” )عندما اقتربت والدة محمد (ص بدت قبلها إرهاصات والدته. يعتبر أهل القلوب ليلة مولد سيدنا محمد (ص)، الذي أرسله الله تعالى رحمة للعالمين، من أكثر الليالي المباركة التي تلي ليلة القدر. وقد قدم الله سبحانه وتعالى إرهاصات وعالمات قبل أن تتشرف األرض بوالدته (ص) تشير إلى مولده، بمثابة مبشرات لإلنسانية بانتقال هذا العبد المصطفى المختار إلى األرض. فتغير كل شيء، عند مولده وبعد مولده، واكتسب معنى جديداً، وجماالً مختلفاً، وحسناً ). فهوت لوالدته األصنام في الكعبة، وتصدع إيوان 2018 ،آخر. (اإلسالم واإلحسان كسرى في بلد الشرك في المدائن، وانطفأت نيران المجوس التي يعبدونها والتي لم تنطفئ منذ آالف السنين، وغاضت مياه بحيرة ساوة التي كانت مقدسة في نظر المشركين، وغرق وادي السماوة بالمياه. ˝حارت عقول الكافرين مبولده وانهدمت ألف كنيسة يف ليلة مولده˝ شاه إسامعيل خطايئ 37 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة تسلسل انتقال نور النبي (ص) “Hak Teâlâ çün yaratdı âdemi Kıldı âdemle müzeyyen âlemi” الحق سبحانه وتعالى خلق آدم من أجله وجعل العالم مزيَّنا بآدم. يقول الله تعالى في حديث قدسي شريف: ˝كنت كنزاً مخفياً فأحببت أن أُعرَف فخلقت خَلقاً فَبِهِ عرفوني˝. فاإلنسان، كما هو مذكور في األبيات الشعرية أعاله، زينة الكائنات، وهو وحده المزود بملكة تقدير الله تعالى حق قدره، قلباً وعقالً. ولذلك خلق الله تعالى الكائنات من أجل اإلنسان، وخلق اإلنسان الذي هو أكرم المخلوقات من أجله سبحانه. وهذه الحقيقة التي عبر عنها الشيخ غالب بقوله: “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” انظر لنفسك، فأنت زبدة العالم وبؤبؤ عين األكوان، أنت آدم. اإلنسان هو الكائن الوحيد الذي لديه القدرة على معرفة الله تعالى وتقديره، باعتباره أفضل المخلوقات وأكرمها، ألنه أشرف المخلوقات، وخلقه الله تعالى في أحسن تقويم. “Ger dilersiz bulasız oddan necat Aşk ile şevk ile idün es-salât” إن أردت سبيل النجاة الفريد فقل بالعشق والشوق الصالة والسالم ، ويهديهم إلى الصراط 9لقد بعث الله تعالى رسله ليعلم عباده الكتاب والحكمة المستقيم، ويعمّر حياتهم الدنيا واآلخرة. والرسل شخصيات اصطفاهم الله تعالى، يتحلون بأخالق القرآن، ويهدون الناس إلى الحقيقة وإلى الصراط المستقيم، كالشمس في رابعة النهار. ومفهوم المرشد الكامل، وقبول األنبياء والرسل مرشدين بالغين درجة الكمال، واالقتداء بحياتهم القائمة على الحكمة، وأفعالهم التي تشكل تجسيد هذه الحياة؛ يعتبر واحداً من أهم الشعارات التي توجه حياة المسلمين. فالطريق إلى العيش دون .129 ، البقرة9 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة36 إن األبيات الشعرية التي ذكرت في األعلى، وكُتب اعتماداً على الحديث الشريف الذي بما معناه أن الله تعالى خلق نور النبي محمد (ص) قبل كل شيء، تحتوي أيضاً السبب الذي دفع سليمان جلبي ليكتب المولد الشريف. وكما هو مذكور في األقسام السابقة، فالسبب األساسي الذي جعل سليمان جلبي يكتب منظومته الشعرية هذه، هو دفاعه عن أن الله تعالى فضّ ل رسوله محمد (ص) على بقية الرسل، وأنه سبحانه خصّ ه بمنزلة رفيعة عنده، وإرادته إلظهار هذا لإلنسانية كلها. لقد خلق الله تعالى . على حد تعبير عاكف: 8كل ما في الكون من أجله (ص)، وأرسله رحمة للعالمين “Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyyet...” ،˝كل ما في الكون من جوده مدين له الفرد، مدين له المجتمعات، مدين لذلك المعصوم كل البشرية ...˝ .21/107 ، األنبياء8 35 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة خلق نور النبي (ص) قبل كل شيء: “Ger Muhammed olmaya idi ayan Olmayısardı zemin ü âsmân Hem vesile olduğıyçün ol Resul Âdemün Hak tevbesin kıldı kabûl Ger Muhammed gelmeyeydi âleme Tâc-i izzet irmez idi âdeme Nûh anunçün garkdan buldu necat Dahi doğmadın göründi mu’cizât Cümle anun dosluğına adına Bunca izzet kıldı Hakk ecdadına Ceddi olduğıyçün ânun hem Halil Nâr cennet kıldı ana ol Celil Hem dahi Mûsâ elindeki asâ Oldı anun hürmetine ejdehâ Ölmeyüp İsâ göğe bulduğı yol Ümmetinden olmak için idi ol Çok temenni kıldılar Hak’dan bular Kim Muhammed ümmetinden olalar” لو لم يكن محمد في العيان لم تكن األرض لم تكن السماء فهو الوسيلة هو الرسول من أجله كانت توبة آدم ولوال قدوم محمد إلى العالم لم يكن آلدم أن يبلغ تاج العزة، ومن أجله نجا نوح من الغرق، ونجا خليل الرحمن إبراهيم من النار، في معجزات كثيرة مهدت لقدومه (ص). ثم يتحدث عن شرف أجداده ونسبه، وعن تحول النار إلى جنة إلبراهيم ألنه جد النبي وخليل الله، وتحول عصا موسى إلى ثعبان كرامة للنبي، وارتفاع عيسى إلى السماء ليعود ويكون من أمته، وتمنى األنبياء أن يكونوا من أمته (ص). | سليمان جلبي ووسيلة النجاة34 مسبب األسباب؛ هي ترجمان الحقيقة الواردة أعاله، وتعبير عن اإليمان بأن كل شيء يمضي بسم الله تعالى سيكون ميسَّ راً ميسوراً. كما عبر عن هذه الحقيقة، كَتَنجي زاده محمد رشدي أفندي، الذي أشعل قنديالً آخر في عالم العرفان الخاص بنا، حين خط بقلمه األبيات الشعرية اآلتية: “Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder Halk eder esbâbını, bir lahzada ihsân eder.” ،ًكل أمر يتجلى فيه الحق يكون ميسرا فالحق سبحانه هو مسبب األسباب، يجعل األمر إن شاء ميسراً. ُكلُّ أمرٍ ذي بالٍ ال يبدأُ فيهِ ببِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ فهو أقطَع حديث رشيف الدعاء للناظم “Ey azizler üşde başlaruz söze Bir vasiyyet kılaruz illâ size Ol vasiyyet kim direm her kim tuta Misk gibi kokusı canlarda tüte Hak Teâlâ rahmet eyleye ana Kim beni ol bir dua ile ana Her ki diler bu duada bulma Fatiha ihsan ide ben kuluna” هكذا نبدأ القول أيها األعزاء، بوصية أوصيكم بها. أسأل الله لمن يعمل بها قدر درهم، أن يفوح عبيره كالمسك، وأن يعمه الله برحمته. وأسأله سبحانه لمن يدعو لي بدعاء أن يعطيه ما يطلب. ثم يطلب منهم الفاتحة على روحه. المستغني يأتي بمعنى (الشخص) الذي يكتفي بما لديه، وال يطمع بمتاع ). فالشخص الذي يتشرف باإلسالم ويؤسس وعيه 2022 ،Kubbealtı Lugatı( الدنيا بمدارك اإلسالم، ال يشتري الحياة الدنيا باآلخرة، وال يفعل إال ما يرضي الله تعالى، ويدرك أنه عاجز، ويعيش حياته مستغنياً. وسليمان جلبي صاحب وسيلة النجاة، عاش حياته مستغنياً، ولم ينتظر منا إال الدعاء، بما يرضي الله تعالى. وهذا ما عبر عنه في أبياته الشعرية المذكورة أعاله. 33 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة طويلة، وهو بمثابة ترجمان عن أحاسيسهم العميقة تجاه رسول الله (ص). ˝بحر التوحيد˝ الوارد في مبحث المناجاة من المولد الشريف، و˝بحر الوالدة˝ و˝بحر مرحبا˝ الواردين في قسم والدة النبي (ص)، هو أكثر األقسام التي يألفها ويعرفها شعبنا. وهذه بعض األبيات الفريدة التي تربعت في عالمنا الخاص بالفكر والفهم: 6المناجاة 7بحر التوحيد “Allah adın zikr idelüm evvelâ Vâcib oldur cümle işde her kula Allah adın her kim ol evvel ana Her işi âsân ide Allah ana Allah adı olsa her işin öni Hergiz ebter olmaya anun sonı Her nefesde Allah adın di müdâm Allah adıyla olur her iş temam” :في هذه األبيات يقول بدأت ببسم الله، فهو الواجب على كل عبد في كل عمل أن يبدأ به. وأسأل الله لكل عبد يبدأ ببسم الله، أن يجعل عمله ميسراً. وكل عمل يبدأ ببسم الله لن يكون مقطوعاً وال أبتراً. وليكن ذكر الله دائماً في كل نفس تتنفسه، فبذكره يبلغ كل عمل تمامه*. إن الله تعالى هو مالك الكون كله، وهو القدير العزيز، وإليه يعود األمر كله في هذا الكون. هو الذي خلق الكائنات، وجعلها قائمة على أسباب ومسببات، وجعل الكون يجري وفقاً لقواعد معينة وضعها في هذا العالم المادي، فكل ما في هذا الكون يجري في إطار هذه القواعد التي وضعها الله سبحانه. ولذلك، فإن األخذ باألسباب والتوكل على الله يعد واحداً من الدساتير األساسية للمسلم، ألن الله سبحانه هو مسبب األسباب. وهذه األبيات الشعرية التي يستهل بها سليمان جلبي بذكر اسم الله كما هو مطلوب في كل عمل حتى يرجى لهذا العمل التوفيق والتيسير، ألنه سبحانه هو . املناجاة: منظومات شعرية تتضمن الحمد والثناء لله تعاىل والترضع إليه والدعاء له6 البحر: االسم الذي يطلق عىل كل قسم من األقسام الكبرية املؤلفة من مجموعة النصوص التي تشكل7 .وحدة موضوعية * جميع األبيات هي من اقتباسات فاروق قدري تيمور طاش من املولد الرشيف. | سليمان جلبي ووسيلة النجاة32 بالمولد النبوي تقليد قديم جداً بين المسلمين في البوسنة والهرسك، ويمكن العثور على آثار هذا التقليد في السجالت الوقفية ووثائق الوصايا (وصيت نامه). ويذكر أنه أثناء االحتفال بالمولد، يتم تقديم الطعام والشربات، وتضاء المساجد بالقناديل، ويتم إطالق خمسة قذائف مدفعية من القلعة، ويُعتقد أن مدن وبلدات وقرى البوسنة والهرسك لديها نماذج عديدة عن المولد، ليست لها سجالت رسمية أو لم يتم اكتشافها بعد. تعود النسخة البوسنية من وسيلة النجاة األكثر معرفة بين البوسنيين إلى حافظ صالح غاشَ فيتش النيكشيتشلي. واقتصرت ترجمة غاشَ فيتش على قسمي الوالدة والمعراج. والترجمة التي قام بها إمام المسلمين في دوبروفنيك، محمود جعفروفيتش، هي نفسها ترجمة غاشَ فيتش، باستثناء بعض األبيات، كما نقل أوكيج ). أما أصحاب الترجمات األخرى للموالد المكتوبة 1975 ،عن محمود تراليج. (أوكيج باللغة البوسنية فهم محرم ديزداريفيتش الذي يستخدم االسم المستعار محرم رشدي، وعارف من سراييفو، وحافظ سعيد زينونوفيتش. باإلضافة إلى الترجمة اإلنجليزية للمولد الموجود في كتاب ˝ للمستشرق اإلنجليزي إلياس جون ويلكنسون 1900 ,History of Ottoman Poetry˝ جيب، فقد نُشرت نسخته المترجمة بقلم ف. ليمان ماك كالوم في كتاب بعنوان ).1975 ،. (أوكيج1943 ˝، من إعداد جون موراي عامWisdom of East Series˝ ،وتمت ترجمة وسيلة النجاة إلى اللغة السواحلية من قبل شريف منصابي ، من قبل جي نيوهاوس. 5391 ونشرت ترجمته األلمانية المشروحة في برلين عام وترجم جوزيف فون هامر بورغستال بعض أبيات المولد إلى األلمانية، وترجم إرمغارد إنجلكه بعض أبيات المولد إلى األلمانية في أطروحة الدكتوراه الخاصة به. ).1975 ،(أوكيج ) أبيات النجاة من وسيلة النجاة:3-2 لقد خط سليمان جلبي كتابه ˝وسيلة النجاة˝ بكلمات جاءت منسابة من صميم قلبه، فتشكلت أبيات شعرية تتضمن أوجز التعابير عن حب النبي (ص)، فجاء الكتاب نموذجاً متميزاً بأبياته المحملة بالمشاعر. فهذا األثر المتميز الذي كتبه سليمان جلبي لرفع ذكر سيدنا محمد (ص) ونشره في العالمين، باعتباره المخاطَب الفريد للقول المأثور: ˝لوالك لما خلقت األفالك˝؛ يُقرأ من قبل المسلمين منذ عصور 31 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة ).1954 ،واحدة كردية، ونسخة واحدة يونانية. (بك أولجاي وقد بين أوكيج ان الحديث عن ترجمة وسيلة النجاة الى اللغة العربية لم يرد اال عند نجالء بك أولجاي وفاروق قدير تيمور طاش؛ وانه لم يتم التوصل الى أي معلومات ).1975 ،متعلقة بهذه الترجمة من قبيل اسم المؤلف أو مكانها أو تاريخها... (أوكيج وذكر أوكيج أن عبد الرحمن أفندي دوزجه لي ترجم المولد إلى الشركسية. وتحدث عن مخطوط ترجمة المولد إلى اليونانية مكتوبةً باألحرف العربية، وأن الخط جيد ومقروء، ويحتمل أن يكون الخطاط والمترجم هو نفس الشخص، وأن المترجم ).1975 ،لم يترجم المولد كله إلى اليونانية، بل ترجم أبياتاً مختارة من المولد. (أوكيج المترجمون لثالث ترجمات كردية مختلفة ˝لوسيلة النجاة˝ هم أحمد رامز وأحمد الخاصي باللهجة الظاظية وحسن األرطوشي. وقال أوكيج: ربما كانت هناك نصوص مختلفة للمولد باللغة التتارية، وذكر أن ، بجهود محمد عبد 1391 نسخة المولد الموجودة بين يديه بالتتارية نُشرت سنة الحي قربان علي، وكان إماماً ومدرساً في طوكيو، وجهود الجالية التتارية المقيمة في ).1975 ،طوكيو. (أوكيج وفي البلقان التي تعتبر واحدة من أكثر البالد التي يحظى فيها المولد بحب الناس واقبالهم عليه؛ تمت ترجمة المولد الذي يحظى بشعبية كبيرة بين المسلمين في بالد البلقان، إلى اللغتين األلبانية والبوسنية عدة مرات، وتمت كتابة المولد بهذه اللغات. لكن المولد المنظوم باللغة األلبانية ألول مرة من قبل حسن زوكو قمبري في النصف الثاني من القرن الثامن عشر، والمولد المنظوم من قبل إسماعيل فلوتشي في النصف األول من القرن التاسع عشر، لم يجدا طريقهما للطباعة، فال يمكن الجزم في كونهما أثرين أصليين أم ترجمتين مختلفتين للمولد، ويبقى احتمال كونهما ترجمة لوسيلة النجاة لسليمان جلبي قائمة. ووفقاً ألوكيج: ˝لم تظهر الترجمتان الكاملتان األكثر قبوالً بين الجمهور، للمولد إلى األلبانية إال في النصف الثاني من ). الترجمة األولى هي لعلي رضا أفندي األلغوني، 1975 ،القرن التاسع عشر˝ (أوكيج والترجمة األخرى لمحمد طاهر بن خليل بوبوفا من فوتشيترن. وهاتان الترجمتان مكتوبتان بالحروف العربية. ويمكن إعطاء ترجمات حافظ عبد الله سيمالكو وحافظ ).1975 ،علي كورتشا مثالين عن الموالد األلبانية المكتوبة بالحروف الالتينية. (أوكيج يحتل المولد مكانة مهمة للغاية في الحياة اليومية عند البوسنيين. فاالحتفال | سليمان جلبي ووسيلة النجاة30 ، السهل املمتنع يف الكالم أو الشعر هو أسلوب التعبري السهل يف ظاهره والعميق الدقيق مبعانيه، مام يصعب تقليده. والنسخة األكثر قراءة اليوم في احتفاالت المولد النبوي [في العالم التركي] هي ، وتتضمن قسمي الوالدة 1323 النسخة التي جمعها رضا أفندي، والمطبوعة في عام بيتاً يتحدث عن والدة النبي ومعراجه ووفاته (ص). 317 والمعراج، ومتناً مكوناً من ).1954 ،(بك أولجاي لغة المولد وأسلوبه يبدأ كتاب وسيلة النجاة بدعاء مكتوب باللغة العربية على شكل نثر. والمولد المكتوب على شكل قصيدة في جزئه األخير من الفصل الثاني من القسم الخاص بوالدة النبي (ص)، وكذلك فصله الثالث، والذي أضيفت إلى نهاية القسم المذكور أبيات؛ هو نموذج من نوع المثنوي، ووزن العروض فيه هو: 01 مدحية مكونة من ).1990 ،فاعالتن فاعالتن فاعلن، أي من بحر الرمل. (تيمور طاش يتمتع كتاب ˝وسيلة النجاة˝ بمميزات كثيرة لعل أهمها يتجلى في أسلوبه البسيط السلس؛ ولغته الواضحة الصادقة المفهومة والتي كانت سببا في اقبال الناس عليه فقد كتب هذا األثر باللغة التركية األناضولية القديمة التي ينذر فيها استعمال الكلمات والعبارات العربية والفارسية. ترجمة المولد إلى اللغات األخرى ، تحدث تيمور طاش عن ترجمة وسيلة النجاة 1970 في مقدمته التي كتبها عام إلى اللغات العربية واأللبانية والبوسنية واليونانية والشركسية واإلنجليزية، وأنه ).1990 ،تمت كتابة مولد باللغة الكردية، تحت تأثير هذا الكتاب. (تيمور طاش نموذجاً من المولد في دليل 81 وتذهب نجالء بك أولجاي إلى وجود ما مجموعه نسخة عربية، وخمس نسخ فارسية، وثالث نسخ ألبانية، ونسخة 71 مكتبات إسطنبول؛ 29 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة ). ومن المعروف أن مؤلفات ابن هشام وأبو الحسن بكري ومصطفى الضرير كان 1975 لها تأثير كبير على سليمان جلبي. وقد تأثر سليمان جلبي بـ ˝غريب نامه˝ لعاشق ).1954 ،). وتأثر ˝بالسيرة النبوية˝ للضرير. (بك أولجاي1990 ،باشا. (تيمور طاش .السري: كتب تتناول حياة رسول الله (ص) وشخصيته شامئل اإلنسان: تعني طبائعه وأخالقه. والشامئل الرشيفة هي اآلثار التي تتناول أخالق رسول الله (ص) ومالمحه الجسدية. املغازي: كتب تتناول غزوات رسول الله التي خاضها يف سبيل الدين والوطن واألمة. لم يبق سليمان جلبي تحت تأثير األعمال المكتوبة قبله، بل تجاوز سلفه وخلفه في القيمة األدبية والدينية في كتابة ˝المولد˝. فبقي المولد حياً في صدور الناس على مر العصور. ومؤلفات ˝المولد˝ التي اقتدت بكتاب سليمان جلبي لم تكتسب شهرة ˝وسيلة النجاة˝، ولم تنل اإلعجاب الذي ناله هذا الكتاب. فبقي هذا الكتاب الذي خطته يد سليمان جلبي متفرداً في ميدانه، وبقيت أبياته من أكثر األشعار التي تؤخذ مثاالً. ويذكر هنا أن بقية نماذج المولد الموجودة في أدبنا كُتبت جميعاً على منوال ).2010 ،وسيلة النجاة. (أر أوغلو لقد أحرز كتاب ˝المولد˝ الذي كتبه ونظم أشعاره سليمان جلبي نجاحاً منقطع النظير، ولن يكون بعيداً عن الصواب أن نقول: ال يوجد عمل آخر أحرز النجاح الذي أحرزه كتاب سليمان جلبي في المولد النبوي، ولم يحظ باإلعجاب الذي حظي به، بقيمته األدبية العالية، وتماسكه وتناسق أبوابه، وقدرته في البيان، وبعده عن ). إلى جانب ذلك يكتسب ˝وسيلة النجاة˝ أهمية أخرى 1990 ،المبالغة. (تيمور طاش ).2010 ،. (أر أوغلو5يتميز بها عن سائر نماذج المولد األخرى ببيانه السهل الممتنع http://lugatim.com/s/SEHİL 5 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة28 :تبعاً لمحتواها. ينقسم ˝وسيلة النجاة˝ عند تيمور طاش، إلى تسعة أقسام هي • المناجاة. • الدعاء للكاتب، واالعتذار بسبب الكتاب. • سبب خلق العالم – خلق روح محمد (ص) – انتقال روح محمد (ص). • الوالدة. • معجزات النبي (ص). • المعراج. • أوصاف النبي (ص). • وفاة النبي (ص). • خاتمة الكتاب. جرت العادة في قراءة ˝وسيلة النجاة˝ في المولد النبوي، أن تقتصر على بعض أقسامه، واالستغناء عن بعض األبيات أو إضافة أبيات إلى األقسام. والنسخ الموجودة الحالية ال تتضمن بعض األقسام المذكورة، والقسم الذي يتناول عموماً وفاة النبي ).1990 ،(ص) غير موجود في النسخ المطبوعة. (تيمور طاش وقد تمت إضافة أدعية وأناشيد دينية وآيات قرآنية وقصص عديدة مثل أحوال فاطمة وقصة الغزال وقصة الحمام في نهاية الكتاب في بعض نسخ ˝المولد˝، وبذلك ظهرت نماذج من ˝وسيلة النجاة˝ بأحجام متفاوتة في الحجم. تضم مخطوطتان من مخطوطات المولد المعتبرة قسماً بعنوان ˝مرحبا˝ يتكون ). ويُذكر أن أحمد الذي كتب المولد بعد واحد وستين 41 من ستة أبيات (انظر الصفحة عاماً من سليمان جلبي أضاف أبيات جديدة إلى هذا القسم من وسيلة النجاة، وقد بقي هذا القسم كما هو في النسخ الجديدة من المولد. فقد أضيف فصل ˝مرحبا˝ في قسم الوالدة إلى المولد فيما بعد، ورغم أنها ال تعود إلى سليمان جلبي، فقد ).1990 ،لقيت قبوالً وإعجاباً شديدين من قبل الناس. (تيمور طاش استعان سليمان جلبي في كتابه ˝وسيلة النجاة˝، بالكتب التي تتناول حياة رسول الله وشمائله ومغازيه وسيرته والمدائح المنظومة بحقه (ص) باللغة العربية. (أوكيج، 27 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة لكنهم مختلفون في المرتبة والدرجة والفضيلة˝، واستشهد بقوله تعالى: ˝تِلْكَ الرُّسُ لُ ). عقب هذه الحادثة، 1990 ،)، (تيمور طاش253 ،فَضَّ لْنَا بَعْضَ هُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ˝(البقرة كتب سليمان جلبي ˝المولد˝ الذي يتحدث فيه عن فضائل النبي محمد (ص) وخصاله. هناك غاية أخرى من كتابة سليمان جلبي ألثره المعنون ˝وسيلة النجاة˝، وهو الدفاع عن عقيدة أهل السنة أمام المحاوالت الرامية لهدمها، في (عهد الفترة) الذي ). 1990 ،كانت فيه اإلمبراطورية العثمانية ضعيفة. (تيمور طاش قيمة المولد وخصائصه: على الرغم من مرور ستة قرون على كتابته، وظهور نماذج عديدة مختلفة عن ˝المولد˝ ألهداف مماثلة، بقي ˝وسيلة النجاة˝ متربعاً على عرش قلوب الشعب التركي، دون أن يفقد شيئاً من قيمته، وبقيت قراءته في الموالد التي تعقد وما تزال في مناسبات مهمة، مثل ليلة القدر والمناسبات الدينية وحفالت الزفاف والخطوبة، واألعياد، والنكاح، ووداع العساكر، وأعياد الميالد، والجنازات. اتبعت المصادر التي تتناول أثر سليمان جلبي، تقسيمات عدة وعناوين مختلفة | سليمان جلبي ووسيلة النجاة26 ، املثنوي: ملحمة شعرية صوفية تتناول مسائل دينية وقصص عشق رمزية نسبة إىل املثنى باعتبار أبياتها التي جاءت ˝مثنى مثنى˝، تنفرد بنظمها الخاص وقافيتها. 812 كما هو واضح من األبيات، تم االنتهاء من كتابة وسيلة النجاة في بورصة عام ميالدي)، ويتم قراءته وتلحينه من قبل الجمهور منذ عصور طويلة. أما 1409( هجري المولد الذي كُتب باعتباره نظيراً لوسيلة النجاة، فلم يحرز النجاح الذي أحرزه وسيلة النجاة، ولم ينل إعجاب الجمهور بالقدر الذي ناله وسيلة النجاة. معنى المولد يتم استعمال كلمة ˝المولد˝ في التركية باسمه المشتق من اللفظ العربي بمعنى الوالدة ومكان وتاريخ الوالد. ولكن عندما يرد ذكر كلمة ˝المولد˝، يتبادر إلى الذهن مولد حبيبنا المصطفى عليه الصالم والسالم، واآلثار التي كتبت حول مولده (ص). وقد قيل إن المقصد من استعمال كلمة ˝المولد˝ في تقليد اإلسالم هو اإلشارة إلى يوم والدة النبي (ص)، واستعمل فيما بعد لإلشارة إلى المراسم التي تقام بمناسبة ). 1975 ،مولد النبي. (أوكيج ويُعْرَف ˝وسيلة النجاة˝ بـ ˝المولد˝، ألنه يتكون من عدة أقسام. وقسم ˝الوالدة˝ الذي يتناول والدة النبي (ص) في مقدمته، من أكثر األقسام شهرةً وقراءةً وإعجاباً بين الناس. واقتباساً من هذه الشهرة، أصبح يطلق اسم المولد على الكتب واألشعار التي ألفت في هذا الموضوع فيما بعد. قصة كتابة المولد كانت النية األساسية من وسيلة النجاة هي أن ينشر سليمان جلبي فضل النبي محمد (ص) على غيره من األنبياء. والقصة التي كانت سبباً في كتابة وسيلة النجاة، كما تروى في عدد من المصادر، هي أن واعظاً في بورصة، أثناء تفسيره لقوله تعالى )، قال: إن الرسل كلهم سواسية وال فضل 285 ،˝لَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُ لِهِ˝ (البقرة ألحدهم على اآلخر. فقام شخص من الجماعة واعترض على كالم الواعظ، وقال إن تفسير اآلية خاطئ، وأن ˝المراد من عدم التفريق هو في اإليمان بنبوتهم ورسالتهم، 25 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة ) نموذج حب النبي األكثر تميزاً: وسيلة النجاة2-2 :وسيلة النجاة ، يحظى بإعجاب الشعب التركي واهتمامه 3˝المولد باسمه األصلي ˝وسيلة النجاة منذ عصور طويلة، ويعتبر أثراً هو األول من نوعه في اللغة التركية. (تيمور طاش، وتاريخ 4˝). والمعلومات المتعلقة باسم األثر المكتوب على طريقة ˝المثنوي1990 :كتابته، يذكرها سليمان جلبي في هذه األبيات “İşbu kân-ı şehd ki şîrindür dadı Bil Vesîlet-ün-Necât oldı adı Hem sekiz yüz onikide târihi Bursa’da oldı tamâm bu iy ahi” ،هذا منبع للشهدُ حلوٌ مذاقه سميته وسيلة النجاة، نظمته في عام ثمانمئة واثني عشر وأتممته في بورصة. . وسيلة النجاة هو سيدنا محمد مبا بعثه الله من الهدى، وسنته صىل الله عليه وسلم3 https://islamansiklopedisi.org.tr/mesnevi 4 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة24 واجتماعهم حول السلطان محمد جلبي، وهكذا بدا األمر كأنه التأسيس الثاني للدولة ). 2022 ،العثمانية˝. (كميكلي ولد سليمان جلبي، مؤلف كتاب ˝وسيلة النجاة˝ المعروف باسم ˝المولد˝، في . 1531 مدينة بورصة. ورغم الجدل الذي يحيط بتاريخ ميالده، فالراجح أنه ولد في عام وقد تلقى جلبي الذي يُعتقد أنه كان مريداً للبخاري أمير سلطان، تعليماً جيداً. وعمل إماماً في ديوان الهمايون، ثم إماماً في جامع أولو ببورصة، في عهد بيازيد (بك ). وبعد وفاته 2006 ،)، وكتب كتابه ˝المولد˝ وهو يعمل إماماً (قورت1954 ،أولجاي دفن في قبره في حي عثمان غازي ببورصة. إنه ما من شك أن الحب والتسامح والعلم والعرفان يأتي في طليعة أهم خصائص الوعي اإلسالمي الذي اختمر وعشعش في األناضول. وبالتالي يزداد أهمية كتاب ˝وسيلة النجاة˝ المكتوب من أجل نبينا محمد (ص)، بما يحمله من الخصال التي تمثل شخصيته (ص)، وبما يتضمنه من وصفات لخالص البشرية. 23 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة سليامن جلبي ووسيلة النجاة ) سليمان جلبي1-2 كانت نهاية القرن الرابع عشر ومطلع القرن الخامس عشر فترة مضطربة، شهدت مشاكل كبيرة في الدولة العثمانية. فسقوط بيازيد الملقب بيلدرم أسيراً في حرب أنقرة التي هُزم فيها أمام جيش تيمور، أفضى إلى ˝عهد الفترة˝وانتشار الفوضى في األناضول، ودب االقتتال على العرش بين الشاهزدات (األمراء)، واستمرت الحروب بينهم إحدى عشرة سنة. كما نشأ في ظل هذه االضطرابات حركات مذهبية مختلفة في األناضول، وساد االعتقاد بضعف أهل السنة، ودب القلق في صفوف الناس. في ظل هذه األحوال العاصفة شعر سليمان جلبي بالوضع الحرج، فكتب كتابه ˝وسيلة النجاة˝، وتلقاه الناس بالقبول، فكان له األثر الكبير في النفوس. وال يسعنا إال أن نقول: إن وسيلة النجاة، المعروف بين الناس باسم ˝المولد˝، لم ينشأ بمعزل عن هذه األجواء. لقد جاءت كتابة المولد الشريف، في مثل األجواء التي كتب فيها النشيد الوطني، وفعلت فعلها في بث الروح في األمة من جديد، ولذلك يمكن أن نقول: ˝إن كتاب المولد عبارة عن نص يعبر عن انتعاش األمة وخالصها من األيام الصعبة السيئة. لقد كتب سليمان جلبي هذا النص ليكون بلسماً لمشاكل تلك الفترة، وإلعادة تأسيس الوحدة الوطنية. ففي أثره هذا، يوجه جلبي رسالة مفادها أن اإلنسانية كلما اجتمعت على الطريق الذي رسمه النبي (ص)، أصبحت من جديد دولة وأمة. فكان كتابه المولد الشريف بمثابة وسيلة الجتماع العثمانيين على الطريق الذي رسمه النبي (ص)، 2 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة22 21 | الخلفية التاريخية واالجتماعية وفي يومنا، يتم االحتفال بالمولد النبوي في جميع البلدان المسلمة، باستثناء المملكة العربية السعودية، تبعاً للتقويم الهجري، ويتم إعالن يوم المولد النبوي عطلة رسمية في معظم هذه البلدان. وفي البلدان التي يشكل فيها المسلمون أقلية، يتم االحتفال بالمولد النبوي من قبل المسلمين. | سليمان جلبي ووسيلة النجاة20 :) المولد في الحضارات اإلسالمية األخرى7-1 لم يتم االحتفال بعيد مولد النبي (ص) في حياته، ولم يعثر على ممارسة ذات صلة بالمولد النبوي في عهد الخلفاء الراشدين، وال في العهدين األموي والعباسي. ولم تكن الظروف مواتية لالحتفال بمولد النبي (ص) في تلك العهود، ذلك ألن أول خليفتين كانا منشغلين بالفتوحات، واالضطرابات الداخلية تعم البالد في زمن الخليفتين اآلخرين، وكان يأتي بمعنى نصرة ساللة رسول الله، عند الخلفاء األمويين والعباسيين. في مصر، نشأ تقليد المولد أيام الفاطميين، والسبب المحتمل في نشوئه في عهد الفاطميين يعود إلى اعتقاد الفاطميين أنهم ينحدرون من ساللة النبي (ص). في زمن كوكبوري الذي كان يشغل منصب أتابك أربيل في عهد صالح الدين األيوبي، تجردت احتفاالت المولد النبوي من طابعها الرسمي، وأصبحت مفتوحة لمشاركة الشعب الواسعة. وأول كتاب في المولد ألفه ابن دحية الكلبي األندلسي، بعنوان ˝التنوير في مولد السراج المنير˝، لتتم قراءته في حفل المولد النبوي، أيام كوكبوري. (ترابي). من المعروف أن حفل المولد النبوي في زمن كوكبوري كان يختلف عن المولد في زمن الفاطميين، من حيث االستعدادات، وفي الفترات الزمنية الطويلة عندهم، والمشاركة الشعبية الواسعة، ضمن أجواء احتفالية. وقد ذكر ابن الجوزي السبط أنه في إحدى احتفاالت المولد النبوي تم ذبح خمسة آالف خروف وعشرة آالف دجاجة ومئة حصان، وتوزيع مئة ألف طبق من الطعام وثالثين ألف طبق من الحلوى، وفي هذا إشارة إلى عدد المشاركين في هذه االحتفاالت. وفي دولة المماليك، استمر الناس بتنظيم المولد النبوي على الشكل الذي توارثوه عن الفاطميين واأليوبيين، وتم التوسع فيه بحيث يغطي أيضاً أيام مولد كبار ).2019 ،قادة التصوف. (جتين قايا ويذكر أيضاً، نظمت األشعار في مدح رسول الله، والتي اشتهرت باسم ˝المولدية˝، وتالوتها في يوم مولد النبي (ص) والمناسبات المباركة األخرى في قصور األندلس، ). واشتهر بين كتاب المولدية أسماء 2019 ،اعتباراً من القرن الحادي عشر. (جتين قايا ).2008 ،مثل ابن خلدون وابن زمرك. (شيمّل 19 | الخلفية التاريخية واالجتماعية المولد تقليداً استمر حتى سقوط الدولة العثمانية. وأول مولد معروف في العصر . يتمتع 1409 العثماني هو كتاب ˝وسيلة النجاة˝ الذي أتمه سليمان جلبي في عام ˝وسيلة النجاة˝ باعتباره المولد األكثر قراءة. والجدير بالذكر أن الموالد لم تقتصر في المجتمع التركي على يوم المولد، بل تعقد الموالد في مناسبات مختلفة، مثل الوفاة، والنذر، وافتتاح المؤسسات، وعودة الحجيج، والوالدة، والختان، والتجنيد، والزواج، والشكر، واالستشفاء من األمراض (أفه، ).2009 يحتل المولد النبوي مكانة هامة في الحياة الدينية واالجتماعية والثقافية للشعب التركي، ويعتبر وسيلة في إنجاز وظائف مجتمعية مختلفة، مثل االجتماع والتنشئة االجتماعية ونشر المعلومات الدينية. وال يخفى أن هذه األهمية التي يوليها الشعب التركي لحفل المولد النبوي نابعة بال شك من حبه واحترامه الكبيرين للنبي (ص). في السنوات األخيرة، يتم االحتفال بعيد المولد النبوي، تحت مسمى ˝أسبوع المولد المبارك˝، ضمن أنشطة متعددة الوجوه، في تركيا والعالم التركي وبالد البلقان، يتم تنظيمها من قبل رئاسة الشؤون الدينية، بالتعاون مع وقف الديانة التركي. | سليمان جلبي ووسيلة النجاة18 .ًواستمر تقليد المولد يحافظ على أهميته عند األتراك في الدولة العثمانية أيضا فقد تم االحتفال ألول مرة بعيد المولد، بصورة رسمية، أيام السلطان العثماني مراد الثالث، وكانت االحتفاالت بالمولد تتم قبل ذلك بصورة غير رسمية في فترات سابقة. وكان السالطين والصدور العظام وشيوخ اإلسالم والوزراء وقضاة عسكر األناضول وروملي وأركان الدولة المدنيون والعسكريون، يحرصون على المشاركة في االحتفاالت التي كانت تقام في جامع السلطان أحمد. وكان اليوم الثاني عشر من شهر ربيع األول عطلةً رسميةً تبعاً لسجالت أيوب صبري باشا، يجري فيه إطالق قذيفة المدفعية من القلعة إعالناً بعيد المولد النبوي، وتغلق الدكاكين، ويرتدي الناس أحسن ثيابهم، ويتجولون، ويتبادلون التهاني بهذه المناسبة، ويقومون بإحياء هذه الليلة في المسجد النبوي. وعند الفجر، يتم االجتماع عند باب النساء، وتعقد خمسة كراسي، يتناوب عليها خمسة خطباء، يقوم الخطيب األول بتالوة حديث شريف ويدعو للسلطان، عند بزوغ الشمس، ويقرأ بقية الخطباء بحور المولد المتمثلة بالوالدة والرضاعة والهجرة بالتسلسل، ويدعون الله تعالى. ).2018 ،وبعد ذلك، يشرب الناس الشربات، ثم ينتشرون. (باشا ، تم قبول يوم المولد النبوي عيداً وعطلة رسمية، وكانت ألوية 1910 في عام 17 | الخلفية التاريخية واالجتماعية ) ثقافة المولد عند األتراك:6-1 ) الذي يعود بنسبه إلى1154-1232( لقد أسس أبو سعيد مظفر الدين كوكبوري األتراك األوغوز، لتقليد المولد النبوي عند األتراك. فمظفر الدين كوكبوري واحد من أبرز قادة جيوش األيوبيين، وزوجته رابعة خاتون هي شقيقة صالح الدين األيوبي، لعب دوراً هاماً في هيمنة األيوبيين على سوريا والحروب التي شنته الدولة األيوبية ضد الصليبيين. ، والقضاء 1171 بعد دخول الجيش التركي بقيادة صالح الدين األيوبي القاهرة عام على حكم الدولة الفاطمية، استلهم كوكبوري أهمية االحتفال بيوم المولد النبوي الذي كان يقام في القاهرة، وأثره في وحدة المجتمع، وعمل على تنظيم االحتفال بيوم المولد النبوي، بمناسبة الذكرى السنوية لمولده (ص)، واكتسب بذلك شهرة كبيرة في العالم اإلسالمي. ، وأمره ببناء 1170 بعد دخول الحاكم السلجوقي نور الدين الزنكي، الموصل عام جامع النوري، بدأ بتنظيم احتفال المولد النبوي في هذا الجامع، واستمر على ذلك في كل عام، وأصبح تقليداً في البلدان المسلمة. | سليمان جلبي ووسيلة النجاة16 لو رأت عيني جمالك لو مرغت وجهي بأعتابك فليس لي قول يليق بك صلى الله عليه وسلم “Görse cemâlin gözüm Pâyine sürsem yüzüm Yok sana lâyık sözüm Salli ve sellim aleyh” معترفاً بعجز لسانه عن بيان حبه المكنون في صدره تجاه رسول الله، فلعل نظرة منه إليه وتمريغ وجهه بأعتابه يغنيه عن عجز كلماته في التعبير عن حبه لرسول الله (ص). وفي منظومته في ˝قصيدة الماء˝ التي تشكل واحدة من روائع األعمال األدبية ظرافةً وبياناً وعرفاناً في العهد الكالسيكي، والتي تُعتبر من أكثر اآلثار االستثنائية المتميزة التي كتبت من أجل أشرف المخلوقات، سيدنا محمد عليه الصالة والسالم، يخاطب البستانيَّ ، ويقول له: ال تتعب نفسك بسقاية بستان الورد، فلو أشبعته ريّاً، وأنبت ألف وردة، لن تنبت وردة كوجه النبي محمد (ص): َفليغرقِ البستانَ بالماء روض الورود من شاء هيهات وردة مثل وجهك لو تفتحت كل الورود “Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su” 15 | الخلفية التاريخية واالجتماعية الشعب الذي حمل راية اإلسالم على مدار مئات السنين، وما تزال محفوظة في دائرة خرقة السعادة في قصر طوب قابي. وسيبقى حب النبي (ص) ينمو ويحيا دون نقصان إلى يوم الدين، ألن هذا الحب هو تعبير عن والء شعبنا النجيب لإلسالم وتعلقه به. ) حب النبي المنسكب في الكلمات: المدائح النبوية5-1 الكلمة في جغرافيتنا [التركية] لها وزن، والتعبير عن مشاعرنا وأفكارنا بالكلمة هو األكثر تأثيراً. وبحثنا عن الحقيقة، وسعينا في بيان ما نعرفه من الحق، وجهودنا لنعيش مشاعرنا ونحييها، يجري في ظل الكلمة. فالكلمة في نظرنا دليل إعجاز تأسر .2 ًالمرء وتتركه عاجزاً حيرانا ولذلك يفشي أحدنا حبه لسلطان الكلمة، نبينا محمد (ص) بالكلمة، يسكبها في أجمل قصيد. ومدائح ˝النعت˝ التي تتناول بالوصف والبيان شخصيته السامية (ص) ومعجزاته وحياته األسوة وأخالقه القدوة، ومنظومات ˝المولد˝ التي تتحدث عن مولده (ص) ومعجزاته على وجه الخصوص، والمعراجيات التي تتناول إسرائه (ص) من المسجد الحرام إلى المسجد األقصى، ثم عروجه إلى السماوات العلى في ليلة مباركة، والحلية الشريفة التي تصف مالمحه الجسدية؛ يأتي ذلك كله في مقدمة األعمال األدبية. والسبب الوحيد لكل هذا الجهد المبذول هو حبنا له (ص). هذا الحب الذي عبر عنه روحي البغدادي في مدح رسول الله (ص): .˝َ ˝أَمْ يَقُولُونَ افْتَ َاهُ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِهِ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِني2 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة14 “Cânımı cânan eğer isterse minnet cânıma Cân nedir kim ânı kurban etmeyem cânânıma!” روحي فداءٌ لمحبوبي إن أراد روحي فما الروح حتى أبخل بها عن محبوبي؟ إن العالمة الفارقة التي تميز األتراك عن غيرهم هو حبهم العظيم للنبي محمد (ص). فحبهم له (ص) خلق بيئة لحب عظيم يحمل على التفاني، حتى اشتهر فيهم لقباً يطلقه األتراك على الذين يخدمون العسكرية، في إشارة إلى اإليمان 1المحمدي ). وهذا الشعب الذي أحيا حب النبي (ص) وأطلق اسم 1992 ،والبطولة (يني ترزي ˝المحمدي˝ على عساكرنا باعتبارهم رمز البطولة والشجاعة، رأى بالمثل في الوردة رمز جمال ال يليق إال به (ص)، وتحرى عبقه في أريج الورود، واستخلص زيت الورود ليشعل به قناديل الروضة الشريفة على مدار أربعة قرون. وما تزال األمانات المقدسة من آثار النبي (ص) مثار بركة وسعادة عند هذا يتشكل االسم يف الرتكية بإسناد الحقة التصغري (جيك) إىل اسم محمد (ص) للداللة عىل كونه خادما له1 .(ص)، ويلقبون العساكر باسم (محمدجيك). املرتجم 13 | الخلفية التاريخية واالجتماعية إن كالم الله تعالى ال يقتصر على آيات التنزيل وحدها، بل يضم كذلك آيات التكوين التي تجسد قوله سبحانه: ˝إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَ يْئًا أَن يَقُولَ لَهُ كُن فَيَكُونُ˝، باعتبارها مظهراً من مظاهر الحقيقة الجديرة باالنتباه، بدرجة ال تقل عن اآليات األخرى. والنظرة العميقة في الكائنات المبنية على أمره سبحانه (كن)، تحمل دائماً تجليات أسماء الله الحسنى. لقد خلق الله تعالى كل شيء في الطبيعة على نظام وميزان، وكلما وجه المسلمون حياتهم وفكروا في األشياء، في نطاق هذا الوعي، تم إحياؤهم مادياً ومعنوياً، وحققوا تقدماً مادياً ومعنوياً. لقد أبدى ألتراك الذين بلغوا الوعي المذكور أعاله، وأخذوا اإلسالم بأصح أحواله أساساً، بعد أن شرفهم الله باإلسالم؛ االهتمام الالزم بآيات التنزيل والقرآن الكريم من جانب، ولم يهملوا النظر والتفكير في الكائنات وآيات التكوين من جانب آخر، وأبدوا االهتمام المطلوب بالعلوم الوضعية، حتى أصبحت مدن بخارى وسمرقند وكاشغر وما شابهها مراكز للعلم والثقافة. وفي الفترة الممتدة بين القرنين السابع والثاني عشر، التي توصف بأنها ˝العصر الذهبي˝ لإلسالم، قدم األتراك مساهمات مهمة لإلنسانية في العلوم اإلنسانية، السيما في الطب والفلك والفلسفة واألدب والرياضيات، ونجب منهم أبو منصور الماتريدي، مؤسس الفكر الماتريدي الذي يعد واحداً من أكثر مذاهب العقيدة اعتباراً عند المسلمين. وال بد هنا من ذكر التصوف ودوره في التحول اإلسالمي الكبير في آسيا الوسطى واألناضول. وفي مقدمة الطرق الصوفية هذه، تأتي الطريقة الكبرويّة التي تم تأسيسها من قبل الشيخ نجم الدين كبري، والطريقة النقشبندية المنسوبة لشيخها المؤسس محمد بهاء الدين النقشبدي. وكذلك، انتشرت تعاليم الشيخ أحمد يَسَ وي بسرعة بين األتراك، ولقيت عندهم قبوالً حسناً، ولعبت الحِ كَم التي كتبها دوراً كبيراً في إقبال األتراك على حب الله ورسوله. ) حب النبي (ص) عند األتراك:4-1 ،إن حبنا ألشرف الخلق، سيدنا محمد الذي أرسله الله تعالى رحمة للعالمين وعشقنا له، واحترامنا وتبجيلنا له (ص)، يأتي في مقدمة أهم األمور التي نحرص على إحيائها عبر األجيال، ويشكل عالمنا الخاص بالفهم والفكر. وها هو الشاعر فضولي يؤجج مشاعرنا بقصائده التي يعبر فيها عن حبه للنبي (ص)، كما في قوله: | سليمان جلبي ووسيلة النجاة12 11 | الخلفية التاريخية واالجتماعية بذلك منارة أضاءت طريقنا. وهكذا يبين في األبيات الشعرية المذكورة أدناه، أنه ال ينتظر من الدنيا ماالً أو متاعاً، ويختصر غايته الفريدة فيها ببلوغ اإلنسان الكامل: ال الغنى يفرحني وال الفقر يضجرني عشقي لك يُسليني فأنت وحدك أنت رغبتي ومقصودي “Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni” باإلضافة إلى ذلك، لعبت اآلخية وتعاليمها التي تهدف إلى هيمنة أخالق نبي الرحمة ونبينا محمد (ص) على جميع مجاالت الحياة؛ دوراً هاماً في تنظيم صفوف شعوب األناضول ووحدتها، في وجه الغزو المغولي على وجه التحديد. من جهةٍ أخرى، أصبح اإلسالم قوة موحِّدة هامةً، في األناضول والجغرافية العثمانية التي يعيش فيها أقوام من أعراق مختلفة. وكانت محبة الله تعالى ورسوله في طليعة القوى التي تحافظ على وحدة الشعوب، في فترات غياب االستقرار والغزوات واألزمات. ) األتراك ومساهماتهم في الحضارة اإلسالمية:3-1 كان األتراك أصحاب حضارة عريقة قبل اإلسالم، وبعد اعتناقهم اإلسالم لم يهجروا نمط حياتهم التي كانوا يتبنونها هجراً تاماً، بل عملوا على تعديله بتعاليم اإلسالم، وتكييفه بما يتماشى مع مبادئ الدين اإلسالمي، وبنوا بمرور األيام حضارة تركية إسالمية ثرية للغاية. | سليمان جلبي ووسيلة النجاة10 يستعمل مفهوم ˝الجهاد˝ يف الغالب مبعنى محاربة غري املسلمني، وإن كان يستعمل مبعنى أعم يف جهاد النفس. وقد توطد مفهوم ˝الغزوة˝ و˝الجهاد˝ لدى األتراك الذين ميلكون تقليد املحارب العريق، إثر اعتناقهم اإلسالم، وأصبح دافعاً كبرياً ومهامً لنرش اإلسالم والدفاع عن البلدان املسلمة. يحتل مفهوم ˝الغزوة˝ و˝الجهاد˝ موقعه يف أساس السياسة، عند السالجقة والعثامنيني عىل وجه الخصوص. ) األتراك المسلمون وفهمهم لإلسالم2-1 لم ينقل األتراك الذين لعبوا دوراً رئيسياً في أسلمة األناضول تقاليدهم وعاداتهم التي كانوا يمارسونها في آسيا الوسطى إلى األناضول وحسب، بل تبنوا أيضاً بعض العادات الموجودة في األماكن الجديدة التي استقروا فيها، وقدموا بنية لنمط جديد. يمكن القول إن األتراك طوروا فهماً فريداً لإلسالم، تبعاً لظروف حياتهم القائمة على الترحال وثقافتهم، فمزجوا العناصر اإلسالمية مع المعتقدات والتقاليد التركية القديمة في األناضول، وأسسوا أوساطاً تسودها محبة الطبيعة والناس واألخالق الحميدة والتسامح. وقد دأب الخوجة أو الشيخ أحمد يَسَ وي، الذي يُعتبر أول متصوف تركي، على تعليم األتراك مبادئ التصوف، وحبب إليهم عقيدة اإلسالم، وعمل على تكريس حب الله ورسوله في أثره الشهير الذي كتبه باللغة التركية تحت عنوان ˝ديوان الحكمة˝. وال يسعنا إال أن نذكر الحاج بكتاش ولي، عنوان المحبة والتسامح، ودوره في انتشار اإلسالم في األناضول. فهو الذي مزج اإلسالم بالتقاليد التركية التي تقدر الرجل والمرأة على قدم المساواة في الحياة المجتمعية، وهو الذي قال ˝في لغة الحب ال يُسأل عن الذكر واألنثى˝، وبين أهمية حب اإلنسان والطبيعة في الفهم اإلسالمي في األناضول، حين قال: ˝األسود والغزالن خلّ ن في أحضاننا˝. ويرى أن ˝أزهار سفوحنا وورودها هي التسامح والحب واالحترام˝. وكذلك يونس أمره الذي يقول: ˝حب الجميل عندكم شيء، وعندنا شيء آخر˝، هو واحد من الشخصيات االستثنائية الذين ساهموا في نشر التسامح في جغرافيتنا. وقد تناول في أشعاره التي كتبها بلغة تركية بسيطة، حب اإلنسان والطبيعة، واألخالق الحسنة، وحب الله تعالى، وما شابهها من المعاني التي عمَرت عالمنا المعنوي، فكان 9 | الخلفية التاريخية واالجتماعية الخلفية التاريخية واالجتامعية ) األتراك واإلسالم1-1 يمتد تاريخ لقاء األتراك بالمجتمعات اإلسالمية وتعرفهم على اإلسالم إلى عهد الخلفاء الراشدين. ففي بالد ما وراء النهر، بين نهري سيحون وجيحون، التقى األتراك مع العرب المسلمين مرات عديدة، وبدأ دخولهم في اإلسالم على شكل مجموعات . ولم يلبث أن بدأ اإلسالم ينتشر بسرعة 751 عقب معركة طالس التي وقعت في عام كبيرة بين األتراك. فكانت قبيلة قارلوق أولى القبائل التي اعتنقت اإلسالم، تلتها قبيلتي ياغْما وجِغِل. إن أوجه التشابه بني معتقدات األتراك وتقاليدهم مع اإلسالم، سهّلت عملية تكيف األتراك مع تعاليم اإلسالم. يف هذه الفرتة، كانت آسيا الوسطى تحت حكم األتراك، وكان األتراك يحافظون عىل تقاليدهم وأعرافهم القدمية، ومل يتخلوا عنها بشكل كامل، بل قاموا بتكييف تعاليم اإلسالم الذي دخلوا فيه حديثاً، وطبقوها مبا يتناسب مع ثقافتهم وجغرافيتهم التي كانوا يعيشون فيها. وتسارعت وترية اعتناق اإلسالم بني القبائل الرتكية، بدءاً من منتصف القرن التاسع والقرن العارش، وبدأ يظهر عىل مرسح التاريخ أوىل الدول الرتكية املسلمة، مثل دولة إديل بولغار من خانات القرم، التي كان تركية شعباً وحكومة. هذه القبائل الرتكية التي اعتنقت اإلسالم تباعاً، بنت دوالً عظيمة، كالقرَخانيني والسالجقة والغزنويني، وقدمت إسهامات كبرية يف انتشار اإلسالم يف تلك الجغرافيات، يف إطار مفهوم ˝الغزوة˝ و˝الجهاد˝. 1 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة8 | سليمان جلبي ووسيلة النجاة6 ˝عام سليمان جلبي˝، لنحيي ذكرى مؤلف هذا2202 ونحن بدورنا، أعلنا عام األثر القيم بالدعاء والرحمة، بمناسبة الذكرى السنوية لمرور ستمائة عام على وفاته، وقمنا أيضاً بالمساهمة في إدراج ذكرى مرور ستمائة عام على وفاته رحمه الله في احتفاالت الذكرى السنوية التي تنظمها اليونسكو. في هذا السياق، سنسعى إلحياء ذكرى سليمان جلبي والحديث عنه، من خالل األنشطة التي سيتم تنظيمها على مدار العام، من قبل مؤسساتنا ومنظماتنا المعنية داخل القطر وخارجه. وإني إذ أقدر نشر عمل شامل حول سليمان جلبي وأثره الفريد ˝وسيلة النجاة˝ لهذا الغرض، من قبل دائرة االتصال في رئاسة الجمهورية؛ أقدم التهاني والشكر لكل من بذل جهداً في إعداد هذا العمل. أرجو أن تضاء قلوب المؤمنين بحب النبي (ص) الذي يجد انعكاساً في التعابير الوجيزة التي يقدمها سليمان جلبي، وبحقائق ديننا اإلسالم الحنيف، وأن يكون حب النبي وحقائق اإلساالم وسيلة لفالح اإلنسانية. رئيس الجمهورية التركية رجب طيب أردوغان 5 | تقديم تقديم إن إبداء االحترام الشديد والمحبة الكبيرة لسيدنا محمد (ص)، الذي أرسله الله تعالى رحمة للعالمين وهادياً لإلنسانية وأسوة حسنة للمؤمنين، يحتل مكانه، منذ القدم، بين الصفات التي يتميز بها شعبنا. هذه المحبة عظيمة تخشع معها قلوبنا وتلين رقةً واحتراماً بمجرد ذكر اسم نبينا (ص). ونحن في كل كالم أو دعاء، نستهله بالحمد والثناء على الله تعالى، ونثني بالصالة والسالم على حبيبنا المصطفى. واألذان المحمدي التي يتردد صداه في قبة سمائنا منذ عصور هو رمز إخالصنا لنبينا عليه أفضل الصالة والسالم. فنور نبوة محمد الذي نحرص على أداء عباداتنا وعبوديتنا لله تعالى في ظل هديه وأسوته الحسنة، ينعكس على جميع مجاالت حياتنا، بدءاً من حياتنا الشخصية وصوالً إلى عالقاتنا البشرية، وبدءاً من بيوتنا وانتهاء بمعابدنا. وإحياء الحقائق التي ورثناها عنه (ص) مصحوباً بالمحبة العميقة التي نكنها له؛ هو بالمرتبة األولى دستور تقوم عليه حياتنا. إن حب الله وحب رسوله المجبول في طينة شعبنا العزيز، يبدو جلياً في ثقافتنا وفنوننا وأدبياتنا. و˝وسيلة النجاة˝ لمؤلفه سليمان جلبي يأتي في مقدمة أعظم األعمال التي تعبر عن حبنا للنبي محمد (ص). هذا األثر الفريد الذي يُعرف في الغالب باسم ˝المولد الشريف˝، ويُقرأ في األيام والليالي المباركة وفي حفالت الميالد والزفاف وفي مراسم العزاء، وغيرها من المناسبات العديدة، في جغرافيتنا الحبيبة، وفي مقدمتها األناضول، يُعدُّ من أحد أهم عالمات حب شعبنا للنبي محمد (ص). المحتويات 5 تقديم 9 الخلفية التاريخية واالجتماعية1 9 األتراك واإلسالم1-1 10 األتراك المسلمون وفهمهم لإلسالم2-1 11 األتراك ومساهماتهم في الحضارة اإلسالمية3-1 13 حب النبي (ص) عند األتراك4-1 15 حب النبي المنسكب في الكلمات: المدائح النبوية5-1 17 ثقافة المولد عند األتراك6-1 20 المولد في الحضارات اإلسالمية األخرى7-1 23 سليمان جلبي ووسيلة النجاة2 23 سليمان جلبي1-2 25 نموذج حب النبي األكثر تميزاً: وسيلة النجاة2-2 32 : أبيات النجاة من وسيلة النجاة3-2 41 المراجع سليمان جلبي ووسيلة النجاة ISBN: 978-625-7377-25-6 Süleyman Çelebi Wasilat al-Najat Mevlidi Sherif Süleyman Çelebi Vesîletü’n Necât Mevlid-i Şerif